Anasayfaİletişim
  
English

Ayrılıkçı Ermeni Siyasal Örgütlerine Karşı Osmanlı Devleti'nin İlk Önlemleri ve Eleştiriler

Özlem KARASANDIK*
ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 16-17, Kış 2004-İlkbahar 2005

 

Title: The Criticism and the First Precautions of the Ottoman Empire Against The Armenian Political Separatist Organizations.

 

Abstract: From he beginning of the 19th century, Nationalism, the ideological effects of the French Revolution began to spread among the ethnic groups in Ottoman society. Some of these groups provided external support and other supplies to rebels. Armenians tended nationalism reluctantly but  later on they were effected by the foreign encouragements and initiated rebellions against Ottoman Empire by illegal organizations, such as Dashnaks and Hunchaks. The interference of the European countries prevented  the Empire to resist the Armenian attempts.

 

Keywords: Armenian Question, Nastionalizm, Aermenian Organizations, Armenian Churh, Hunchak, Taschnak

 

GİRİŞ

Osmanlı yönetimi anlayışında cemaatlerin kategorileştirildiği “millet sistemi” içinde “millet-i sadıka” olarak tanımlanan Ermeniler Müslümanlar, Rumlar ve Yahudilerle birlikte dört ana unsurdan biriydi[1]. “İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı”nda Avrupa’nın ve Fransız İhtilali’nin fikirlerinin yayılması süreci içinde milliyetçilik Ermeni unsuruna da bulaşmıştı[2].

 

Bilindiği gibi, öncelikle 1805’de Sırp bağımsızlık hareketi büyük ölçüde Rusya’nın desteği ile ortaya çıkmış ve başarıya ulaşmış, bunu 1821’de Mora’da patlak veren Rum isyanı izlemiş ve bu hareket 1831’de Yunanistan’ın bağımsızlığı ile sonuçlanmıştı. 1856 Islahât Fermanı da azınlıklara iktisadi ve toplumsal alanda getirmiş olduğu yeni haklarla milliyetçi hareketler için uygun koşulları oluşturuyordu.[3] Ermeniler için örnekler artmaktaydı: 1848’de başlayan Bulgar İsyanı, bağımsız Bulgar devletinin kurulmasına giden süreci doğurmuş, 1858’de Bosna-Hersek’in bağımsızlık hareketi başlamış, 1897’de de Girit’ de yarı bağımsız bir muhtariyet kurulmuştu.[4]

 

Ermeniler özel konumlarından, sayıca az ve dağınık olmalarından dolayı bu sürece oldukça geç katılmışlardır. Ayrıca Osmanlı toplumu içinde Müslümanlarla kaynaşmış olmaları, üst yönetim kadroları içinde kendilerine rahatlıkla yer bulabilmeleri ve “Millet-i Sadıka” olarak değerlendirilmeleri nedeniyle milliyetçilik yapmaları için haklı bir neden görülmemektedir. Ne var ki artan ayrılıkçı hareketler ve “düvel-i muazzama”nın müdahelesi Ermeniler arasında da ayrılıkçı örgütlenmelerin ortaya çıkmasına neden olmuştur[5]. Diğer yandan Tanzimat ve Islahât Fermanı düzenlemeleri Ermeni milliyetçiliği için uygun ortamı oluşturmuştur.

 

Ermeni milliyetçiliğinin doğuşunda ve Ermeni siyasal örgütlerinin oluşumunda kiliseler önemli rol oynamıştır[6]. Kilise sorunlarının arkasında ise büyük güçler olarak tanımlanan Fransa, Rusya, İngiltere gibi devletlerin müdahaleleri yatmaktadır. Bu güçler kendi çıkarları doğrultusunda Osmanlı içindeki azınlıkları özellikle de Ermenileri kullanmışlardır. Bu devletlerin Ermeni toplumu üzerindeki yoğun misyoner faaliyetleri ve bunlar üzerindeki koruyucu tavırları sonucunda Ermeni kilisesi üçe bölünmüştür. 1830’dan sonra Fransızların misyonerlik çalışmaları sonucu Ermeniler arasında Katolik sayısı artmış[7], 1850’de de İngiltere’nin çalışmaları sonucunda Protestan Ermeni kilisesi kurulmuştur[8]. Bu yeni kiliselerin Osmanlı toprakları üzerindeki faaliyetlerini resmen onaylanması ve mezhepler arasındaki mücadele, Gregoryan Ermeni kilisesini rahatsız etmiştir. İstanbul Ermeni patrikliği azalan cemaatini yeniden toplayabilmek ve dini ve dünyevi liderliğini koruyabilmek için milliyetçiliğe sarılmıştır.[9] Kiliselerin bu tür girişimleri siyasi anlamda daha önce de değindiğimiz en büyük desteği dış güçlerden almıştır. Ayrıca Batılılar tarafından açılan misyoner okulları da Ermeni milliyetçiliğini aşılamıştır.[10]

 

Tüm toplumlarda din ile devlet varlıklarını koruyabilmek için birbirini araç olarak kullanmıştır. Ünlü İngiliz tarihçisi Toynbee’nin de vurguladığı gibi “cihanşümul kiliseler, bir medeniyetin yıkılışını takip eden karışıklık dönemlerinde vücut bularak, yıkılan medeniyetin gerileyişini ve çöküşünü geçici olarak durduruşunun müessesesi tezahürü olan evrensel bir devletin siyasi çerçevesi içinde gelişmeye yatkındılar” [11] Dolayısıyla Ermeni kilisesi de varlığını koruyabilmesi için bir kuvvete, bir devlete gereksinim duymuştur. Bu nedenle de bir Ermeni devleti fikrini doğuran Ermeni milleti değil Ermeni Kilisesi olmuştur.[12] Ermeni siyasal hareketleriyle ilgili ciddi çalışmaları olan Nalbandian’a göre “varolan nasyonalist çabada en büyük rol, bazı liderleri ve belli başlı manastırları vasıtasıyla, hem dini hem de entelektüel bir lider olarak çalışan, Ermeni kilisesi tarafından oynanmıştır. Siyasi bağımsızlığın yokluğunda, Katogikos, milletinin emellerini temsil etmiş ve diasporadakilerle anavatanda bulunanlar arasında bir bağ haline gelmiştir”[13]

 

Gerçekten de Patrikliğe bağlı unsurlar Ermeni milliyetçiliğine yönelmiş ve isyan hareketlerini çıkaranlar arasında yer almıştır.[14] 29 Mart 1863’de kabul edilen ve ek imtiyazlar tanıyarak Ermenilerin İmparatorlukta daha da güçlenmesini sağlayan “Ermeni Milleti Nizamnamesi” de Ermenilerin siyasallaşmasında etkili olmuştur. Çünkü bu nizamname Ermenilerin kendilerini yönetmesi konusunda yeni uygulamalar içermektedir. Bütün bunlar Patrikliğin milliyetçi propagandasını hızlandırıp güçlendirmiştir. Bu yeni uygulamalar Ermeni dini ve dünyevi liderleri arasındaki iletişimi arttırmıştır. Çünkü bu nizamname Patriğin yetkilerinin Ermeni cemaati ile bölüşülmesini sağlamıştır. Patrikhane de kendi otoritesinin yeniden kurulmasının bir yolu olarak bağımsız bir Ermenistan kurulmasını gündeme getirmiştir. Bu nedenle Ermeni ruhani liderleri halkın milliyetçi duygularının oluşması ve örgütlenmelerini sağlamak yönünde bizzat girişimlerde bulunmuşlar ve başarılı da olmuşlardır. Bu doğrultuda ilk girişim dini lider Mıgırdiç Hırimyan (1869- 1873)’dan gelmiştir. Milliyetçi tutumlar Hırımyan’dan sonra Patrik olan Nerses (1874–1884) ve Vehabedyan (1885–1888) döneminde de devam etmiştir. Aşıkyan’ın ılımlı politikası tepki almış, onun yerine gelen Mateos İzmirliyan (1894–1896) döneminde Ermeni örgütlenmeleri genişleyerek devam etmiştir.

 

Ermenilerin milliyetçilik hareketlerinden etkilenmelerinin başlangıç yılları olarak 1860’lar gösterilebilir.[15] Bu tarihlerden itibaren Ermeniler, ayrılıkçı örgütler kurarak gençleri bu örgütler etrafında toplamaya başlamışlardır. Kurulan bu örgütler görünürde sosyal amaçlar çerçevesine oturtulmuş görünse de hepsinin asıl amacı bağımsız bir Ermenistan oluşturmaktı.[16] Bu amaçla kurulmuş olan ilk cemiyet 1860’da Kilikya' yı yükseltmeyi vurgulayan “Hayırseverler Cemiyeti” dir[17]. Bunu 1870-1880 arasında Van’da “Araratlı”, Muş’ta “Okulsevenler” ve “Doğu”, Erzurum’da “Milliyetçi Kadınlar” isimli derneklerin kurulması izlemiştir. Araratlı, Okulsevenler ve Doğu Cemiyetleri daha sonra birleşerek “Ermenilerin Birleşik Cemiyetleri” ni oluşturmuşlardır.

 

1880’lerin konjonktürel gelişmeleri bu örgütlere yenilerinin eklenmesine yol açmıştır. 1880’de Erzurum’da “Silahlılar Cemiyeti” 1872 Van’da “İttihat ve Halas”[18] ve daha sonra 1878’de “Karahaç Cemiyeti”, yine Erzurum’da Anavatan’ın Koruyucuları kurulmuştur[19]. Bu dönemde kurulan örgütlerin isimleri dikkat çekicidir: “Milliyetperver Kadınlar Cemiyeti”, “Ermenistan”a Doğru Cemiyeti”, “Genç Ermenistan Cemiyeti”. Bu derneklerin kuruluş yerlerinin daha çok Doğu illerinde olması da Rusya’nın ve dolayısıyla Kafkasya Ermenilerinin etkinliğinin bir sonucudur.

 

Ermenilerin başlangıçta daha çok sosyal ve kültürel konularla ilgilenmek üzere kurdukları bu cemiyetler 1878’den sonra ortaya çıkan dış etkilerle ihtilalci amaçlara yönelmişlerdir. Bu süreci başlatan Ermeni eğitimcisi Mıgırdıç Portakalyan olmuştur. Portakalyan 1873’de ilk Ermeni ihtilal grubunu kurmuş ve “Asya” adlı bir gazete yayınlamıştır. Bu Ermeni ihtilalci örgütleri için bir örnek oluşturmuştur. Boyutunu değiştiren Ermeni örgütlenmeleri 1880 yılından sonra bağımsızlık hareketi için daha yoğun bir faaliyete girmişlerdir. Özellikle de İstanbul, Trabzon, Erzurum ve Van merkezli olarak örgütlenmişlerdir.[20] 1881’de Erzurum’ da kurulan “Şûrâ-yı Âli Cemiyeti” bir süre sonra adını değiştirerek “Müdafi Vatandaşlar Cemiyeti” adını almıştır.[21]

 

Müdafi Vatandaşlar Cemiyeti’nden sonra da Ermeni örgütlenmeleri düzenli ve örgütlü bir şekilde gelişmesini devam ettirmiştir. 1880 yıllarının ortalarında Portakalyan Van’da “Ermeni Yurttaşlar Birliği” adı altında gizli bir örgüt kurmuştur. Bu örgüt, 1885 sonbaharında Mıgırdıç Avadisyan tarafından kurulmuş olan Armenakan partisinin temelini oluşturmuştur.[22] Ermeni gençliğini örgütlemek ve kendini koruyabilmesi için silahlandırmak gerekmiştir. Bu nedenle de Ermeni gençliğinin eğitilmesi üzerinde durulmuştur. Bunu gerçekleştirmek için de Ermeni tarihinde Van’ın üç meşhur Mıgırdıçları olarak da anılan Khrimyan, Portakalyan ve Avadisyan (gerçek adıyla Terlemezyan) işe koyulmuşlardır. Onlar Vaspuragan Ermenilerinin örgütlenip ayaklanmasında etkili olmuşlardır. Mıdırgıç Khrimyan 1879’da Ermeni Patriği Nerses Varjabedyan tarafından Vaspuragan Ermenilerin ruhani lideri olarak Van’a atanmıştır.[23] Khrimyan’ın Varaka Manastırında yayınladığı “Vaspuragan” Kartalı adlı gazetesiyle özellikle Ermeni gençliği ve yöredeki halk üzerinde etkili olmuştur.[24] Ayrıca Van’da Ermeni Gençleri arasında milliyetçiliğin yayılması amacıyla bir okul açılmıştır. Ermeni örgütlerinin kurulmasında olduğu gibi bu okulun açılmasında da Rusya büyük destek vermiştir.[25]

 

Görünüşte sosyal amaçlı örgütlerden sonra ihtilalci siyasi parti niteliğinde kurulan ilk oluşum ise Armenakan Partisidir. 1848’de İstanbul’da doğup büyüyen Mıgırdıç Portakalyan, uzun yıllar Van’da kendi açtığı okulunda öğretmenlik yaparak ihtilalci bir gençlik yetiştirmiştir. 1885’de Van’da oturması yasaklanınca Fransa’ya gitmiş ve Armenia gazetesini çıkarmaya başlamıştır.[26] Portakalyan’ ın öğrencilerinden dokuz kişi 1885’de Armenia gazetesinden etkilenerek Armenakan Partisini kurdular.[27] Partinin kurucuları Mıgırdıç Terlemezyan (Avedisyan) ve kardeşi Krirokiris, Terlemizyan, Ruben Şatavaryan, Kevork Adyan, Krikor Acemyan, M. Barutciyan, Evond Kehancıyan, Grigor Beozikyan ve Karekin Manugyan (Bağeştsyan)’dır.[28] Armenia gazetesi bu parti ile anılsa da partinin resmi organı haline gelmemiştir.[29]

 

Ermeniler tarafından kurulan görünüşte sosyal amaçlı örgütler ve ihtilalci siyasi parti niteliğinde olan örgüt 1887 yılında Rusya’dan Avrupa’ya eğitim görmek için giden Avadis Nazarbegyan, eşi Mora ve Kafkasyalı 5 Ermeni genç tarafından kurulan Hınçak örgütünün çatısı altında toplanmıştır. Bu örgüt ilk olarak İsviçre’nin Cenevre kentinde kurulmuş, daha sonra merkezini Londra’ya taşımıştır. Görüldüğü gibi örgütün merkezi Avrupa dır ancak faaliyet alanı Anadolu’nun doğusu olmuştur. Kurucuların büyük çoğunluğu Rus uyruklu, siyasi programı ise Marksisttir.[30] Örgüt Osmanlı Devletindeki örgütlenmesine 1890’da başlamış merkez olarak kendisine İstanbul’u seçmiştir.[31] Örgüt, düşüncelerini yaymak için Hınçak gazetesini çıkarmıştır. Hınçak kurulduktan sonra Ermeni hareketleri daha örgütlü bir şekilde gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. 1890’da federasyon anlamına gelen Taşnaksütyun cemiyeti kurulmuş yayın organı olarak Truşak gazetesini çıkarmıştır. Bu nedenle de Osmanlı belgelerinde Taşnaksütyun komitesi Truşak adıyla da anılmaktadır[32]. Bu süreçten sonra yapılan faaliyetlerin temel amacı Avrupa’nın dikkatini kendi üzerlerine çekerek onların desteğini sağlamak olmuştur. Taşnaksütyun örgütü de sürekli karışıklık çıkarak bunun gerçekleşebileceğini savunmuş ancak bu şekilde Ermenilerin durumunun düzeltilebileceğine inanmıştır. Ayrıca Taşnaksütyun örgütü Hınçak dâhil Ermeni örgütlerini tamamen birleştirmek istemiştir.[33] Bu anlamda da çalışmalarına diğer Ermeni örgütleriyle bağlantı kurarak başlamışlardır. Osmanlı belgelerinden de anlaşıldığı gibi Taşnaklar bu amaçlarını gerçekleştirebilmek için Erzurum ve Trabzon illerinin sınırları içerisinden geçerek sahilden vapurlarla İstanbul’a gitmişler, Romanya ve Bulgaristan taraflarından trenlerle İtalya ve Fransa tarafına geçip Akdeniz’den dolaşarak diğer ülkelerdeki cemiyet üyeleriyle iletişim kurmuşlardır.[34] Taşnak programdan önce eylemi tercih etmiş bu nedenle de ancak kurulduktan 3 yıl sonra kendisine belirli bir program belirleyebilmiştir.[35] Özellikle Hınçak ve Taşnaksütyün örgütleri 1890’lardan sonra yoğun olarak faaliyetlere başlamışlardır. Osmanlı Devletinde Ermeni hareketlenmeleri artmış Ermeniler tarafından 1890’da “Kumkapı Olayı”, 1894’te “Sasun İsyanı”, 1895’te “Bab-ı Ali Yürüyüşü”, 1895’te “Zeytun İsyanı” gerçekleştirilmiştir.

 

Daha önce de değindiğimiz gibi bu örgütler Osmanlıdaki bütün bu isyanlarını gerçekleştirirken Avrupa’nın dikkatini çekerek desteğini sağlamayı amaçlamışlardır. Bunun için de Berlin Anlaşmasının 61. maddesinde Osmanlı Devletinin yapmayı vaat ettiği ıslahatları gerçekleştirmediğini ve gerçekleştirme yönünde de hiçbir girişimde bulunmadığını bahane etmişlerdir.[36] Osmanlı Devleti bu durum karşısında bu maddede söz verilen 6 vilayette ıslahatın gerçekleştirileceğini ancak Ermenilerin bunun dışında bir şey istemeye haklarının olmadığını belirtmiştir.[37]

 

19.yüzyılın başından itibaren Fransız ihtilalinin Osmanlı Devleti sınırları içinde yarattığı ulusçuluk ideolojisi doğrultusunda uluslar kolektif kimlik tanımlamaları yaparak ulus yaratma sürecine girmişlerdir. Daha önce de değinildiği gibi ulus yaratma süreci ilk olarak Avrupa’ya yakınlığından dolayı Balkanlarda olmuştur. Balkanlarda art arda ayaklanmalar başlamıştır, aynı dönemde Girit bunalımı da Osmanlı Devletinin uğraştığı sorunlar arasında yerini almıştır. Tüm bu sorunlara bir de Ermeni isyanlarının eklenmesi Osmanlı hükümetinin olaylara müdahalesini geciktirmiş ve gereken önlemlerin gereken titizlikle ve gereken zamanda yapılmasını engellemiştir. Osmanlı Devleti Ermenilerin Anadolu’da yoğunlaşan bu faaliyetleri karşısında genel olarak asayişin sağlanması için her türlü koruma önlemlerine başvurmuştur.[38] Merkezi otoritenin yeniden sağlanması için 1891’de Hamidiye Alayları kurulmuştur.[39] Hamidiye Alayları oluşturulurken Osmanlı Devleti merkezi otoritenin sağlanmasının yanı sıra Müslümanlarla Ermeniler arasında güç dengesini yeniden sağlamaya çalışmıştır.[40] Hamidiye alayları ilk olarak Erzurum-Van, Urfa-Mardin hattında kurulmuştur. Buraya öncelik verilmesindeki neden ise Ermeni olaylarının bu bölgede hız kazanmasıdır.[41]

 

Ermenilerin faaliyetlerini engellemek için Osmanlı Devleti Hamidiye alaylarının yanı sıra Ermeni okulları, gazeteleri ve Ermenilerin diğer benzeri faaliyetlerini kontrol altına almaya çalışmıştır.[42] Örneğin Osmanlı Başbakanlık Arşivinde rastladığımız 26 Ocak 1896 tarihli Dâhiliye nezaretinden Beyoğlu ve Üsküdar mütasarıflarıyla Dersaadetten Polis müdürlüğüne gönderilen bir yazıda Ermeni gazetelerinin tatil etme kararının alındığı görülmektedir.[43]

 

Osmanlı hükümeti tarafından Ermenilerin faaliyetlerinin haber alınmasından sonra olaylar ve şahıslar hakkında gerekli yerler uyarılmıştır. Şahıs veya şahısların fotoğrafları varolan bilgilerle birlikte ilgili yerlere gönderilmiştir.[44] Ermeni örgütlerinin çıkardıkları olaylara karışanlardan yakalananlar mahkemeye sevk edilerek cezalandırılmıştır.[45] Örneğin Kumkapı olayından dolayı suçlu bulunan Sivaslı Nazret’e ve Veled Karabet’e 15 yıl kalebentlik cezası verilmiştir.[46] Yine iki yıl hapis cezasına çarptırıldıktan sonra koşullu olarak tahliye edilen Hınçak Komitesi üyesi Artin Ermeni milliyetçiliğini öven fotoğraflar yaptırdığından dolayı izlemeye alınmıştır.[47]

 

Avrupa kamuoyunun desteğini yeterli bulmayan Ermeni komitacıları İstanbul’da bir karışıklık çıkarmayı planlamışlardır. Bu yolda 1895 yılında İstanbul’da iki bine yakın Ermeni ellerinde rovelver, kama ve bıçak gibi silahlarla ayaklanmış, hükümet bu ayaklanmayı yumuşak bir şekilde bastırmıştır. Ne var ki isyancıların mahalle aralarına dağılmalarından ve silah kullanmalarından dolayı ölü ve yaralı sayısı fazla olmuştur. Osmanlı hükümeti yaralananları zaptiye doktoruna tedavi ettirmiş, hastaneye yatırılması gerekenler yatırılmış ve kişisel ihtiyaçları karşılanmıştır. Ölenlerin de yakınlarınca kendi inançlarına göre defnedilmesi sağlanmıştır.[48]

 

Osmanlı Devleti bu önlemleri almasına rağmen Ermeni hareketlerine karşı oluşturulan “heyet-i mahsusa”ya memur olarak atanan Dersaadet Müdde-i Umumi Muavini Neşat tarafından hazırlandığı anlaşılan 1313/1896 tarihli layiha bu önlemlerin yetersizliğine değinmektedir[49]. Layihada Osmanlı Devletinin bu örgütlere karşı tutumunun yeterince sert olmadığını belirtilmekte ve bu konuda alınması gereken önlemleri sıralanmaktaydı: Neşat’a göre; Hasköy kilisesi aranmasına rağmen ikinci aramada yine hücre olarak kullanıldığının tespit edilmesi, aramanın gerektiği gibi yapılmadığını gösteriyordu. Yakalanan Ermeni örgüt üyelerinin konsolosluklarına teslim edilmeleri ve bunların, elçilikleri aracılığıyla ülkelerine gönderilmesi cezasız kalmalarına neden olmuş, böylesi bir tutum da diğer Ermeni örgütlerinin cesaretini artırmıştı.

 

Yine aynı layihaya göre yakalananlar hemen sorgulanmamıştı. Olaylar sırasında bir takım İranlıların Acem elbisesi giyen bin kadar Ermeniyi Valide Hanı’na saklamaları ve geceleri birer ikişer ecnebi vapuruna teslim ile firarlarını kolaylaştırmalarının bilinmesine rağmen bunların engellenememiş olması eksiklikti. Galata Kilisesi de zamanında aranmamıştı. Mahkemelerde ecnebilerin bulunması yakalananların polisce kötü muamelede bulunulduğuna ilişkin yakınmalara yol açıyordu. Ecnebi etkisi polisin çalışmasını güçleştiriyordu. Üstelik tutuklu Ermenilere taşradan gelen mektupların şifreli olması olasılığına karşı mektubu yazan ve mektup yazılan kişilerin açık olarak verilmesine dikkat edilmemişti.

 

İsyan hareketlerinin ele başısı olarak tespit edilenler yeterince araştırılmamıştı. Örneğin isyan hareketlerinin başında gelen örgüt idaresi ile haberleşen Mösyö Müller hakkında bilgiler eksikti. Yine isyancı elebaşlarından Avekim’in hanesine çarşaflı kadın giysileriyle girereken görülen kişiler hemen o kıyafetleriyle yakalanamamıştı. Padişaha mühür göndermeye cesaret eden bir Ermeni hakkındaki araştırmanın gerektiği hızda gerçekleştirilmemişti.

 

Yine aynı layihada çeşitli hanlarda gizlenen örgüt üyelerinin Avrupa’ya kaçmalarına yardım edenlerin tespit edilmesine rağmen tedbir alınmaması eleştiriliyordu: Baltacı Hanı Odabaşısı Mıdırgıç ve Çiftebaş Hanı’nda gizlenen Vanlı Vartan ve Kayserili Agop ve Mercan’da Reşide Hanı’nda Arapgiri Serkiz’in “erbab-ı fesad”dan oldukları ve Van Hanı’nda meyhane karşısında Fesci Ari’nin Ermenilerin Avrupa’ya kaçmalarını sağlamıştı. Hınçak komitesi üyelerinden bazılarının isimlerinin öğrenilmesine rağmen detaylı bir araştırma yapılmamasına dikkat çekilmekteydi.

 

Layihada İngiltere fabrikalarından birine zehirli lavanta imal ettirilerek bunların Osmanlı Devletinde çıkarılacak eylemlerde kullanılmasının düşünüldüğü gibi çok ilginç bir komploya da değinilmekteydi.

 

Neşat’ın bu ilginç raporunda Hınçak komitesi üyelerinin konuşmalarında yapacakları eylemler hakkında bilgi vermelerine rağmen bunların dikkate alınmaması da eleştirilmiştir. Neşat’a göre soruşturmacıların dikkate almadığı ifadeler şöyleydi: Kahveci Karabentin “hücreler bir şey yapmadı lavanta şişesiyle öldüreceğiz” demekteydi. Kalaycı Rupen “üçüncü olay balonla olacak ve korumada üç lağım yolu var”, Erşak “iki bin İslamı katl etsem” ve bir başka Ermeni de “son noktaya kadar uğraşacağız” diyordu. Margos “bugün patırdı olacak dikkatli hareket et” uyarısında bulunurken Papasyan’a göre “ben Rusyalıyım bir kaç kişi öldürmeden gitmem, biz tarlaya tohum attık elbet tutacak”tı. Elebaşılardan Şatil’e göre “Beyoğlu ve Galatanın fedaileri var”dı. Masrop da “haydi gidelim bu hafta yine ortalık karışacak” diyordu. Megruç isimli bir Ermeni de “siz babalarınızın yolunda can veriniz” derken Nişan isimli birisi “daha bir şey değil bundan sonma çocuklarımız icra edecek” demekteydi.

 

Layihada Osmanlı hükümetinin almış olduğu tedbirlerin eksiklikleri bu şekilde sıralandıktan sonra ne yapılabileceği konusunda öneriler verilmiştir. Önerileri kısaca on maddede toplanabilir.

1-       Ermeni örgütlerinde faal olarak yer alanların yakalandıktan sonra konsolosluklarına teslim edilmemesi,

2-       Ermeni örgütlerinin başkanları ve üyeleri hakkında sürekli olarak gizli araştırmalar yapılması,

3-       Şüpheli olan kişilere gelen mektup ve telgrafların araştırılması,

4-       Osmanlı kılığına girerek karışıklık çıkarma cesaretinde bulunanların yakalanmaları,

5-       Yanlış açıklamalar yapanların hapis edilmesi,

6-       Hanların tamamının gözetim altında bulundurulması,

7-       Karışıklık çıkaran Ermenilerin korunmasına yönelik yabancı elçiliklerin isteklerinin dikkate alınmaması,

8-       Ermeni mahallelerinin civarındaki sahillerde yeniden gümrük kulübeleri oluşturulması,

9-       Bir olay gerçekleştiğinde hemen olay yerine gidilerek soruşturma yapılması

10-     Yapılan bu soruşturmaların sıkı ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi.

 

Layihaya göre bu hususların dışında da Ermeniler tarafından yapılan ihbarlar çok ciddiye alınmamalıydı. Çünkü Ermeni cemiyetleri bu tür ihbarları Osmanlı hükümetini kandırmak amacıyla yapabiliyordu.[50]

 

Ne var ki layihada önerilen bu önlemlerin yeterince alınamadığı ayrılıkçı Ermenilerin eylemlerinin daha sonraki yıllarda da sürmesinden anlaşılmaktadır.

 

Görüldüğü gibi Osmanlı Devleti’nde yaşayan diğer gayrimüslimlerde olduğu gibi Ermeniler de Fransız ihtilalinin yaymış olduğu düşüncelerden etkilenmişler, diğer gayrimüslimler bağımsızlık yönünde mücadeleleri ve başarılı sonuç almaları Ermeniler üzerinde de etkili olmuştur. Tanzimat dönemiyle başlayan ve sonraki sürecin sağladığı uygun ortam Ermenilerin de siyasallaşması ve örgütlenmelerine fırsat vermiştir. İlk örgütlenmeler sosyal amaçlı bir görünüştedir; ancak daha sonra bu örgütler boyut değiştirerek siyasallaşmışlardır. Osmanlı İmparatorluğu’nda Doğu Sorunu’nun bir halkası olarak da ifade edilen Ermeni Sorunu’nun karşımıza çıkması ve bu sorunun milletlerarası boyuta taşınması 1878 Berlin Antlaşması’ndan sonra gerçekleşmiştir. Özellikle 1890’lar Ermeni örgütlenmesinin ve ayrılıkçı eylemlerinin yaygınlaştığı yıllar olmuştur. Ermeni örgütleri Ermeni hareketinin başarıya ulaşabilmesi için Avrupa’nın desteğini almanın gerekliliğine inanmışlar ve Osmanlı Devleti’nde izledikleri politikaları bu amaç doğrultusunda gerçekleştirmişlerdir.

 

Osmanlı Devleti ise ekonomik ve siyasal olarak Avrupa’ya bağımlılığı ve yönetsel yetersizliği nedeniyle bu Ermeni örgütleri ile yeterince başarılı bir mücadele ortaya koyamamıştır. Özellikle Avrupa kamuoyunun Ermeniler konusundaki duyarlılığını yansıtan elçiliklerin baskısı Osmanlı Devleti’nde bu dönemde bu konuda da oldukça çok hissedilmiştir. İsyancı elebaşlarının elçiliklerin baskısı sonucu hiçbir cezaya çarptırılmadan salıverilmesi veya yurtdışına kaçırılması Ayrılıkçı Ermenileri daha da cesaretlendirmiştir. Bir Osmanlı aydını ve memuru olan Neşat’ın duyarlılıkla tesbit ettiği bu zayıflığın giderilmesi ise ne yazık ki mümkün olamamıştır.

 

Ek:1a:Dersaadet Müdde-i Umumî Muavini Neşat’ın layihasının transkribi. BOA. Y.PRK.AZN, 16/8:

 

Mübarek ve mualla hâk-pâ-ı hümâyun hazreti hilafet penâhilerini her ne süretle olursa olsun tasdi’ ve taciz etmek abd-i memlüklerinin hedm değil ise de metbu-ı muazzam ve mufahhamilerinin şeref-i Der-saâdet tabiyyetini takdir edemeyen bazı nankör Ermeni fesedesinin ahiren ikâ’na teşebbüs ve cesaret ittikleri şûriş üzerine teşkiline emr ve ferman-ı hümâyun hazreti hilafet penâhileri şeref sudur buyrulan heyet-i mahsûsaya memur tayin buyrulduğundan dolayı mesele-i fesadiye hakkında muttali’ memlûk-ânemle müzeyyelen atebe-i fikr-i mertebe-i hazret-i hilafet penâhilerine arz etmek mütemmim zımmet-i memuriyet ve ubûdiyyet bir vazife haline girmiş olmasıyla işbu layiha-i memlûk-ânem tanzim ve tenezzülen manzûr-u vekaye-ı sünûn-u hazret-i hilafet penâhileri buyrulmak üzere min gayr-i had ref’ ve takdim kılınmıştır. Nazar-ı kimya eser-i hazreti hilafet penâhileri taalluk ettiği halde muhât-ı ilmi alamşumul mülûk-âneleri buyrulacağı üzere bunlar hep mutalaat kahrane ve mülûkane kabilinden olup emr ve ferman hazreti hilafet penâhileri her ne merkezde şeref-sünûh ve sudûr buyrulur ise isabet ve kerâmet anda olacağı şüpheden azadedir.

          Meşhûrât-ı memlûkanem ber-vech-i zir arz olunur.

 

Hasköy Kilisesi taharrî edildiği halde ikinci taharrîde yine hücre zuhûr etmesinin taharrîyatın lâyıkıyla icra edilemekde olduğuna delâlet etmesi bazı ihbârât-ı mühimmede bulunan muhbirlerin ifadelerini der-akab zabt olunmasının ihtimali feseden bir süretle haberlerindeki ihbarattan haberder olarak taharrîleri iknâa’ vakt bulmalarına meydan verilebilmesi esra-ı vak’ada asâkir-i şâhâneleri üzerine fesadlarından dolayı derdest olunan ecnebi fesadcıların kançelaryalarına teslim olunmasının ve sefaretleri vasıtasıyla memleketlerine gönderilmelerinin cezasız kalmalarını mûcib olduğu gibi su-i fikir ashabında bulunan sair ecnebi tebasından dahi tertibe cüret ve cesaretlerine sebep olabilmesi maznunları tahkikat-ı ibtidâdiyye-i icra edileceği bahanesiyle derhal heyet-i istintâkıyyeye teslim edilmemelerinin murur-ı zamanla bil’âhire müstantiklerce icra edilecek tahkikata noksan ir’âs edebilme hadise esnasında bir takım İranlıların Acem elbisesi giyerek bin kadar Ermeniyi Valide Hanına saklamalarının gecileri birer ikişer ecnebi vapurlarına teslim ile firarlarına teshil eylemelerinin men olunması haber alınamamış olunmamasına delalet etmesi bir fiilden müştereken maznun bulunan kisânın

birbirleriyle ihtilat etmemeleri kat’iyyen lâzım iken bu cihetle dikkat edilmesi Galata Kilisesinin vaktiyle taharri olunmaması müstantik tarafından isticvâp olunan maznunlardan ekseri kendilerine polis tarafından darp edildiklerini söyledikleri halde her ne kadar bunun sırf iftiradan ibaret olduğu bedîhî ise de mahkeme-i fevkalade de icra edilecek muhakemelerinde alanen büyük bir söz sarf edildiği halde hazır bulunacak ecnebilere kil-ü-kale bais olacağının ihtimaline binaen bu babda tahkikat icra edilmemesinin mugayır-ı kanun bulunması tevkifhanede bulunan Ermenilere taşradan gelen telgrafların şifreli olması muhtemel bulunduğundan keşide eden ve edilen hakkında nezaret-i hafiye icrası ve maksadın muvazzıhen mudı’ nefsine lâzım iken buna dikkat olmaması erbab-ı mefsedetin büyüklerinden nezaret ile muhaberesi olan Viyana’da mukim Mösyo Müllerin kim olduğunun tahkik edilmemesinin gayr-i caiz bulunmaması himâyette (?)sakin Avekim hanesinin kadın kıyafetinde çarşaflı eşhâsın girmekte olmasın görüldüğü halde heman ol kıyafetlerle derdest edilmelerinin pek yolsuz olması.

 

Nam-ı nami-i hazret-i hilafet penâhilerine mühür istihsaline cesaret eden bir Ermeni hakkındaki tahkikatın şiddetle icra edilmemesi Baltacı Hanı odabaşısı Mıgırdıç ve çiftebaş hanında muhtefi Vanlı Vartan ve Kayserili Agob ve Mercanda Reşide Hanında Arapgiri Serkizin erbab-ı fesaddan oldukları ve Van Hanı’nda meyhane karşısında Fesci Arin nam şahsın Ermenilerin Avrupa’ya firarlarını teshil etmekte bulunduğu halde bu cihetlerin henüz haber alınamaması Hınçakyan komitesi azasından bazılarının nam-ı müstearları anlaşıldığından bu babda fevkalade süretde tahkikat icrası lâzım alana ehemmiyet verilmemesi İngiltere fabrikalarından birine zehirli lavanta imal ettirerek memâlik-i şâhâneleri dahiline sarf edilebilmesinin muhtemel olması cihetiyle Kumkapı da kahveci Karabentin (Hücreler bir şey yapmadı lavanta şişesiyle öldüreceğiz) sözünün şayan-ı ehemmiyet olduğu halde layıkıyla tahkik olunmaması Kalacı Rupen tarafından sarf olunan (Üçüncü vukuatı balonla olacak ve sahabeyete üç lağım yolu var) ve manazda sakin Erşak? Tarafından söylenilen (ikibin İslam katl etsem) ve bir Ermeni tarafından tuğra edilen (son noktaya kadar uğraşacağız) ve hamal Margos tarafından söylenilen (Bugün patırdı olacak ihtiyatlı hareket et) ve Papasyan tarafından söylenilen (Ben Rusyalıyım birkaç kişiyi telef etmeden savuşmam biz tarlaya tohum attık elbet tutacak hücreleri Karamazyan? Kendi vapuruyla getirdi.) ve Şatil tarafından (Beyoğlu ve Galatanın fedaileri var) ve Masrop tarafından söylenilen (haydi gidelim bu hafta yine ortalık karışıcak) ve Mefruğ tarafından bazı Ermenilere söylenilen ( babalarınızın yoluna can veriniz) ve Nişan tarafından söylenilen (daha bir şey değil bundan sonra çocuklarımız icra edecekler) Akrebes Ermeni kızı tarafından söylenilen (Yaşasın Apik Efendi) ve bir Ermeni tarafından söylenilen (İngiltereden top geldi) sözlerinin ehemmiyeti nispetinde tahkik olunmamaları ahvâl-ı maruza ve emr-i ferman-ı hümâyunları şeref-sâdır edecek olur ise arz edilecek sair bazı esbab-ı mühimme mesele-i fesadiyenin sür’atle ve amali adalet iştimali hazreti hilafet penâhilerine muvafık bir süretde neticelenmesine mani olunmaktadır.

 

İstibarahat-ı memlûk-âneme nazaran Ermeni fesedesi Avrupa’nın tahkikat ve teşvikat-ı mütemâdiye ve minvaliyesiyle hareket etmekte olup bazı devletlerin ıslahât arzusu namıyla ortaya atılmaları ise (şimdilik Hıristiyan vali tayininden ve muhtariyet idare teşkilinden ve bil’âhire ise devlet-i ebed müddet-i Osmaniyelerinin gaileli bir zamanında valilik valiliğ in Avrupalı bir prense tevdi’ talep ve ısrar eylemekden ve bu suretle maazallahitaala memâlik-i mahrusa-ı hazreti hilafet penâhilerinin bir kıt’a resmiyesini elden çıkarmaktan ibaret bulunan) hayali hamilerine bir renk meşru vermelerinden ileri gelmekte imiş cenab-ı hak şevket ve mehabeti şâhânelerini efzun buyursun gerçi ahvâl-ı asayişşikenâne ve diyânet-kâraneye tekrar cesaret edebilecek olan hainlerin saye-i mahabbet-ârâ-yı hazret-i hilafet penâhilerinde emsali misullu ve der-akab kahr ve tenkil edecekleri katiyen bişekk ve şüphe ise de bu babda hatır-ı memlûkâneme tebadür eden mutalaat kasr-ı anem dahi ber-vech-i zir arz olunur.

 

Evvelen: Teba-i ecnebiyeden bulunan Ermenilerin memâlik-i mahrusa şâhânelerine men-i idhali.

 

Sâniyen: Dersaadette bulunan ve teba-ı ecnebiyeden olan Ermenilerden şüpheli eşhasın sefaretleri vasıtasıyla memâlik-i mahrusa-ı şâhânelerinden ihracı.

 

Sâlisen: Desaadette bulunan ve teba-ı devlet-i âliyyelerinden olan Ermeni eşhâsdan aile sahibi olmayan ve aile sahibi olupta buraca bekaları caiz görülmeyen eşhâsın memleketlerine tard ve tebidi.

 

Râbian: Teba-ı devlet-i âliyyelerinden bulunduğu halde memâlik-i ecnebiyeye giderek ecnebi tabiyetine girmek isteyen eşhâsın terk-i tabiyyet etmelerine meydan verilmemesi zira bil’âhire erbab-ı fesadın cümlesi ecnebi tabiatına girerek eli kalem tutan takımının enva-ı neşriyatta bulunarak Hıristiyan aleminin taassubunu tahrik etmeleri ve bir takımın dahi ecnebi tabiyyetinde bulunacakları cihetle mensup olacakları devletlerin himayesi altında icra-ı fesada içtisar edebilmeleri.

 

Hâmisen: Memâlik-i ecnebiyedeki komite merkezlerine hafi süretde erbab-ı dirayet ve kifayetten me’mur irsal edilerek bu süretle fesad ve teşebüsâtlarına mümkün olduğu mertebe ve vaktiyle vukuf kesb edilmeli.

 

Sâdisen: Devlet-i âliyyelerinin emniyet-i dahiliye ve hariciyesini ihlal eden cinayata cesaret eyleyen ecnebilelerin derdest edildikleri halde badema …… kançeralarına teslim edilmemesi .

 

Sâbian: Erbab-ı fesasdın ruesa ve sergerdeleri haklarında daima hafi ve şedid teşat icrası.

 

Sâmien: Şüpheli eşhâsın namlarına vurud edecek mektup ve telgrafların tetkik edilmesi.

 

Tâsian: Osmanlı kıyafetine girerek tahaddi mucep-i harekete içtisâr edenlerin ahz ve girift olunmaları

 

Âşiren: Erâcif neşriyata içtisar edenlerin habs ve tevkif edilmeleri.

 

İhdâ’ Âşiren: Bilumum hanların suret-i daimede de teftişat-ı şedide altında bulundurulması.

 

İsnâ âşiren: Bazı Ermeni fesedesinin himayesine dair sefaret-i ecnebiyeden vurud edecek takdirlere ehemmiyet verilmemesi.

 

Selâse âşiren: Ermeni mahallerine civar sevahilde müceddeten gümrük kulubeleri küşadı.

 

Erbab-ı âşiren: Müstantik ve müdde-i umumilerin ceraim-i fesadiye vukuğunda der-akap mahalline azimetle tahkikat ve tahriyat icra etmeleri.

 

Hamsete âşiren: Ceraim-i fesadiye hakkındaki tahkikatlarda iltizam-ı şiddet ve süret olunması.

 

Hatime

 

Her ne kadar şu aralık bazı hücre mağazaları keşf edilmiş ise de bunlar yine Ermeniler tarafından ihbar edildiği cihetle ehemmiyet olunmayup zira cemiyet-i fesadiyenin hükümet-i ifa’l edebilmek hülyasıyla bu yolda bazı şeylerin mahsusen feda edilebilmesinin muhtemel olması cihetiyle herhalde taharriyat-ı şedide icrasından geri durulmaması maruzat-ı memlûk-âneden muhad-ı ilmi aşem şumul mülük-âneleri buyrulacağı üzere şimdiye kadar icra edilen tahkikattan cemiyet-i fesadiye ruesa ve sergerdeleri haklarında bir güna malumat alınamadığından muvafak-u rey-i keremetkarim hazreti hilafetpenâhileri olduğu suretde neticesi her gün mübarek-i atibe-i hümâyûnlarına arz edilmek üzere abd-i memlüklerinin hususu surette lâzım gelenlerin istintâkına me’mur buyrulduğum halde inşaalahıtaala mahzuziyeti-i seniyye-i hazret-i hilafetpenâhilerini mucep olacak malumat-ı mühimme istihsal edilecekmesi(?) ve suret-i hususiyedeki istihbarat-ı mülûk-âneme göre Beyazıt Cami ittisâlına ki birinin(?) zevcesinin bazı hanelere giderek muhtelif Ermenilere Pazar gününe kadar taşraya çıkılmamasını tenbih etmesine derdest alınan Keyfuruk namında bir şahsın karakolda mevcudunu anlamak ve askerin dolaşıp dolaşmadığını tahkik etmek memuriyeti ile muvazzaf olduğunu ikrar ve itiraf eylemesine nazaran bir vukuâta daha içtisar eylemelerinin melhuz iduğu ahz ve istihkâm eylediğim muhât-ı ilm-i alim-ül-şumul hazreti hilafet penâhiri buyruldukda vekata-ı ahvâide emr-i ferman şevketlu kudretlu mahabetlu padişahımız efendimiz hazretlerimindir.


[1] Nuri Adıyeke, “Islahât Fermanı Öncesinde Osmanlı İmparatorluğunda Millet Sistemi ve Gayrimüslimlerin Yaşantılarına Dair”, Osmanlı’dan Günümüze Ermeni Sorunu, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 2000, s.183.

[2] İlber Ortaylı, İmparatorluğun En uzun Yüzyılı, Hil yy., İstanbul, 1983,s.84.

[3] Turgay Uzun, “Osmanlı Devletin’de Milliyetçi Hareketler İçerisinde Ermeniler”, Osmanlı’dan Günümüze Ermeni Sorunu, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 2000, s.85.

[4] Ch, Laroche, La Crete Ancience et Modern Paris 1898’den aktaran Ayşe Nükhet Adıyeke, Osmanlı İmparatorluğu ve Girit Bunalımı (1896-1908), Türk Tarih Kurumu, Ankara, 2000, s.94.

[5] Bu durum  hükümetçe de fark edilmiştir.), Yıldız Parakende Adliye ve Mezaif Nezareti (Y.PRK.AZN)16/12-2/1)

[6] Başbakanlık Osmanlı Arşivi (=BOA), Yıldız Parakende Zaptiye Nezareti Maruzatı (Y.PRK.ZB.), 13/14-4

[7] Osmanlı topraklarında Katoliklik propagandası çok eski tarihlere dayanır. İlk olarak papa III. Jül zamanında (1550-1555) Nahçivan yöresinde oturan bazı Ermeniler Katolikliği kabul etmiştir. Bkz. Nurşen Mazıcı, Belgelerle Uluslarası Rekabette Ermeni Sorunun Kökeni, 1878-1918, İstanbul, 1987.

[8] Murat Bediroğlu, Tanzimattan II. Meşrutiyet’e Ermeni Nizamnameleri, Ohan Matbaacılık, İstanbul, 2003, ss.23-27.

[9] Mim Kemal Öke, Ermeni Sorunu (1914-1923), Ankara, 1991, s.17.

[10] Cevdet Küçük, “Van’daki Ermeni İsyanları”, Y.T.V.U.S., Ankara, 1990.

[11] Arnlod J. Toynbee, A Study Of History, Oxford Unıversıty Pres 1963, VII, s.381.

[12] Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası,Türk Tarih Kurumları Yayınları, Ankara, 1985, s.30.

[13] Nalbandian, The Armenıan Revolutıonary Movement, Unıversıty Of Calıfornıa Press, Berkeley, 1963, a.g.e, s.30-31.

[14] Esat Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Belge Yayınları, İstanbul, 1976, s.422.

[15] Uras, a.g.e., s.421.

[16] Uras, a.g.e.

[17] Ahmet Halaçoğlu, “XIX. Yüzyılın Sonlarında Ermeni İsyanları 1895 Trabzon Örneği”, Dünden Bugüne Türk Ermeni İlişkileri, Edt. İdris Bal-Mustafa Çufalı, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, Haziran, 2003, s.266.

[18] Ergünöz Akçura, “Ermeni Sorunu ve Türkler’e Yaptıkları Katliamlarda Ermeni Komitelerinin Yeri”, Ermeni Sorunu, Yeni Türkiye Yayınları, (Mart- Nisan 2001), S.38,s.750.

[19] Arthur Beylerian, “Aux Origines de la guestion armenienne du traite de San Stefano au Congres de Berlin (1878),  “Reveu d’Histoire Diplomatique (Paris), 1-2, s.31-32’den aktaran Anaıde Ter Mınassıan, Ermeni Devrimci Hareketinde  Milliyetçilik ve Sosyalizm 1887-1912, Çev. Mete Yuncay,  İletişim Yayınları, Ankara, 1995,  s.17.

[20] Y. Atila Şehirli, “Osmanlı Devleti’nde İhtilalci Ermeni Cemiyetlerinin Faaliyetleri ve Osmanlı Devleti’nin Aldığı Tedbirler”, Dünden Bugüne Türk Ermeni İlişkileri, Edt. İdris Bal-Mustafa Çufalı, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, Haziran, 2003, s.256.; Fehmi Çetinöz, “Hınçak Komitesinin Kurulması”, Ülkücü Öğretmen, Fikir, Sanat ve Eğitim Dergisi, cilt.XIV, Kasım-Aralık, 1972, S: 168 , s.17.

[21] Altan Deliorman, Türklere Karşı Ermeni Komitecileri, Boğaziçi Matbaası, İstanbul, 1975, s.21.

[22] John Giragosyan, Burjuva Diplomasisi ve Ermenistan, s.245’den aktaran Çelebyan, Antranik Paşa, Çev.Mariam Arpi- Nairi Arek, Peri Yayınları, İstanbul, 2003, s.43.

[23] Hamparsum Yeramyan, Van Vaspuragan Anıtı, Birinci Cilt, s.122’den aktaran Çelebyan, a.g.e., s.43.

[24] Çelebyan, a.g.e., s. 43.

[25] Esat Uras, “Ermeni Cemiyetleri”, Otoman Archıves Yıldız Collectıon The Armenıan Questıon III, İstanbul 1989, s.19.

[26] Mehmet, Kanar, Ermeni Komitelerinin Emelleri ve İhtilal Hareketleri Meşrutiyetten Önce ve Sonra, Der Yayınları, İstanbul, 2001, s.16.

[27] Gürün, a.g.e., s.128.

[28] Nalbandıan, a.g.e., s.96.

[29] Aynı yer.

[30] Deliorman, a.g.e., s.22.

[31] Uras, a.g.e., s.439.

[32] BOA, Yıldız Mütenevvi Maruzat (Y.MTV), 237/47; BOA, Hariciye Siyasi (HR.SYS), 2772/ 23-3; BOA. Yıldız Parakende Umum Vilayetler Tahriratı (Y.PRK.UM), 36/4; Sadaret Mektubi Mühimme (A.MKT.MHM), 546/ 27-28.

[33] BOA, Y.PRK., UM, 36/4.

[34] BOA, Y.PRK., UM, 36/4.

[35] Uras, a.g.e., s.442.

[36] BOA.A.MKT.MHM. 536/24.

[37] BOA. HR. SYS. 2789/8., Hariciye Nezaretinden Süfera-yı Saltanat-ı Seniyye

[38]BOA. HR. SYS. 2789/8, Hariciye Nezaretinden Süfera-yı Saltnat-ı Seniyye

[39] Kodaman, a.g.e., s.33.

[40] Kodaman, a.g.e., ss.29-31.

[41] Kodaman, a.g.e., s.38.

[42] Kodoman, a.g.e., s.29.

[43] “Ermenice neşr olunan bilcümle gazeteler tebligat-ı resmiyeye derç etmemekte olduklarından gazetelerin ta’til ettirileceği..” hakkında; BOA. A. MKT. MHM., 629/2-9

[44]BOA. A. KT.MHM., 538/14, Atina Sefaret-i Seniyyesinden Hariciye Nezaretine.

[45] BOA.HR.SYS. 2789/8, Hariciye Nezaretinden Süferay-ı Saltanat-ı Seniyye.

[46] BOA.A.MKT.MHM, 613/1, Cezair-i Bahr-i Sefid Vilayetinden Vürûd Şifreli Telgrafname.

[47] BOA.A.MKT.MHM, 652/3, Halep Vilayetinden Adliye Nezaretine şifreli telgraf.

[48] BOA, Yıldız Parakende Zaptiye Nezareti Maruzatı (=Y.YPR.ZB) , 16/513.

[49] BOA.YPRK.AZN, 16/8 “Dersaadet Müdd-i Umumi Muavini Neşat” imzalı layiha. Ayrıca bkz. Ek:1

[50] “Her ne kadar şu aralık bazı hücre mağazaları keşf edilmiş ise de bunlar yine Ermeniler tarafından ihbar edildiği cihetle ehemmiyet olunmayub zura cemiyet-i fesâdiyenin hükümeti iğfâl edebilmek hülyasıyla bu yolda bazı şeylerin mahsusen feda edebilmesinin muhtemel olması cihetiyle..”, Aynı layiha.

 

 ----------------------
* Mersin Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Araştırma Görevlisi -
- ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 16-17, Kış 2004-İlkbahar 2005
            Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar