Anasayfaİletişim
  
English

Ermeni Lobisi: ABD' de Ermeni Diasporasının Oluşması ve Lobi Faaliyetleri

Dr. Şenol KANTARCI*
ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 1, Mart-Nisan-Mayıs 2001

 

Anadolu’daki Amerika

Ermeniler ve Amerika incelemesi yapılacağı zaman atılacak ilk adım, Türk-Amerikan ilişkileri tarihinin iyi bir şekilde irdelenmesi olacaktır. Zira bugün Ermenistan ve Ermeni diasporasının en önemli propaganda merkezi olan Amerika Birleşik Devletleri'ne kapı -Ermenilerin iskânı hadisesinde- Türkiye'den açılmıştır. Türk-Amerikan ilişkilerinin başlangıcı, bir yerde Ermeni-Amerikan ilişkilerine de başlangıç teşkil etmiştir.

Kuzey Amerika, 1770'lere kadar bir İngiliz kolonisidir, ancak 1775-1883 yıllarında İngiltere'ye karşı giriştiği mücadeleler sonucu bağımsızlığına kavuşmuştur. Bundan sonra Amerikan ticaret gemileri okyanuslara açılacaktır. Henüz Amerika'nın bağımsızlık savaşının sürdüğü yıllarda, 1780'lerde, Amerikan gazeteleri, İzmir incirinin ve diğer Anadolu ürünlerinin reklâmını yapıyorlardı.[1] Amerikan bandralı ilk gemi, Salem'de 1782'de denize indirilen Grand Türk olmuştur. Bu gemi, 1790'lı yıllarda çeşitli tarım ürünlerini New England limanlarına taşımıştır. Bazı kaynaklara göre, Amerikan ticaret gemileri, 1786 yılında İstanbul'u, 1797 yılında İzmir'i, 1800 yılında ise İskenderiye'yi ziyaret etmişlerdir.[2] 1797 yılında İzmir limanına yanaşan Amerikan bayraklı gemi, Bengal'den mal yükleyip İzmir'e getirmişti. Ancak Türkiye ile Amerika arasında henüz bir ticaret anlaşması veya resmi bir ilişki bulunmadığından, İngiliz Konsolosluğu'nun himayesi altında Türkiye'de İngiliz Levant Company gemilerine tanınan haklardan yararlanarak İngiliz gemileriymiş gibi kabul edildiler. 1797'deki bu gemiyi daha sonra birçok Amerikan ticaret gemisi takip etti ve İngiliz gemileri gibi ayrıcalıklardan yararlandYlar. 1802 yılında William Stewart adında bir Amerikalı, konsolos olarak İzmir'e gönderildi. Fakat yukarıda bahsettiğimiz gibi Türkiye ile Amerika arasında henüz bir anlaşma olmadığından konsolos, Türk yönetimince resmen tanınmadı. Bu ilk gayri resmi konsolos, İzmir'de incelemelerde bulundu ve Türkiye ile Amerika arasında ticaretin nasıl geliştirileceği konusunda raporlar yazdıktan sonra İzmir'den ayrıldı. Bu ilk Amerikan görevlisinin araştırmalarına göre, Türk-Amerikan ticaretini geliştirmek için elverişli bir ortam vardı. Türkiye, Hindistan'dan şeker, kahve, baharat, çeşitli boya gibi mallar alıyordu. Ancak bu mallar önce Avrupa'ya taşınıyor, oradan Türkiye'ye ithal ediliyordu. Yani ikinci, üçüncü elden Türkiye'ye giriyordu. Oysa Amerikan gemileri bu malları doğrudan Türk limanına getirirlerse büyük kâr sağlayacaklardı. Aynı zamanda
Amerika, öteden beri Türk piyasasını tutmuş olan Avrupa ülkelerini bir kenara iterek Türk pazarında yerini alacaktı. Buna karşılık Amerikan tüketimi için Türkiye'den çeşitli mallar alınabilecekti. Ortam elverişliydi. Stewart, "bizim girişken tüccarımız bu ticarete kuşkusuz gereken önemi verecektir" diyordu. Bundan sonra Amerikan gemileri İzmir-Amerikan limanları; özellikle Boston-İzmir limanı arasında mekik dokumağa başlamışlardı. Türkiye'de açılan ilk Amerikan şirketi 1811 yılında İzmir'e kurulan "Woodmas and Offley"dir. Bu şirket in ortağı David Offley, Aynı zamanda Amerika'nın Türkiye'deki gayri resmi İzmir Konsolosluğu görevini yüklendi. Offley, oğluyla birlikte yıllarca İzmir'de konsolosluk görevi yaptı. İzmir-Boston limanları arasındaki ticaretin artışına paralel olarak, Amerikan şirketlerinin İzmir'de sayısı da artmaya devam etti. 1824 yılında İzmir'deki Amerikan şirketlerinin sayısı dörde yükseldi.[3] Bu arada 1810 ile 1820 arasında yaklaşık 80 Amerikan gemisi İzmir limanına uğramış, afyon, kuru üzüm, incir, deri, yün gibi mallar karşılığında başta rom ve pamuklu mallar olmak üzere Amerikan ihraç ürünlerini boşaltmıştır.[4] Sadece 1830 yılında 30 Amerikan gemisi İzmir limanına giriş yapmıştır.[5]

Bu dönemler Türkiye'nin de sancılı olduğu dönemlerdi. Öyle ki, Mora ayaklanması ve Mora yarımadasının Osmanlı Devleti'nden koparılması, Yunanistan'ın bağımsız bir devlet olarak tarih sahnesine çıkması ve 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Osmanlı'nın yenilmesi dönemleri Türk-Amerikan ilişkilerinin 1830'larda resmi boyut kazanması dönemi olarak tarihe geçmiştir. 7 Mayıs 1830 yılında Türkiye ile Amerika arasında ilk ticaret anlaşması yapıldı.[6] 27 Ekim 1827 yılında Navarin'de Osmanlı donanmasının ortak Avrupa donanması tarafından yakılması Osmanlı Devleti'ni bir taraftan Avrupa dışından bir müttefik aramaya sevk ederken, bir taraftan da kaybettiği donanmasını ivedi bir şekilde dış yardımla inşa zarureti ile karşı karşıya bırakmıştı. Üşte tam bu esnada yaklaşık 45 yıldır Osmanlı ile bağlantı kurmaya çalışan Amerika'nın bu çabalarına cevap vererek, Amerika ile "Seyrisefain ve İcrayı Ticarete Dair" bir "Muahede-i Hümayun" imzalanmıştır.[7]

7 Mayıs 1830 Anlaşmasıyla "the most favored nation" (en çok kayrılan ülke) statüsü ile Amerika, Türkiye'de kapitülasyon haklarından en çok yararlanan ülkelerden daha az haklara sahip olmayacaklar demekti ki, 1830 Anlaşması bundan böyle en gelişmiş ölçüde Türkiye piyasasını Amerikan tüccarına açtı. 1830 Anlaşmasını 1862 yılında imzalanan bir başka "ticaret ve seyr-ü sefain" anlaşması, bunu da doğal olarak, iki ülke arasındaki ticaretin artışı ve çeşitlenişi izlemiştir.[8]

7 Mayıs 1830 Anlaşmasının üçüncü, maddesi bir anlamda Türkiye Ermenileri ile Amerikalıları bundan böyle yıllar sürecek bir yakınlaşma sürecinin içine sokacaktı. Üçüncü madde de şöyle diyordu: "Memâlik-i Mahrusede li-ecl-it-ticare ikamet etmek üzere olan Amerika tüccârı sa'ir düvel-i mütehabbe tüccârı umur-i ticaretlerinde istihdam edecekleri simsarlar her ne millet ve mezhebden olur ise müdahale ve hilâf-ı mûtad mu'amele olunmaya ve Amerika tüccar sefaini Memâlik-i Mahruse İskelelerine geldiklerinde ve hin-i azimetlerinde gümrük ve liman memurları tarafından düvel-i müşarün-ileyhim sefaininden ziyade yoklama olunmayalar."[9] Yani Amerikan tüccarı Türkiye'de simsarlar kullanabilecekti. Bu simsarlar her milletten olabilecekti. Bu simsarların Amerikan tüccarı tarafından çalıştırılmasına ve kullanılmasına Osmanlı makamlarınca karışılmayacaktı. Yani simsarlar, rahatça iş görebileceklerdi. Türkiye Ermeni’sinin işin içine karıştığı noktada bu iş olmuştur. Çünkü, Türkiye'de bu dönemlerde simsar denince akla Rumlar ve Ermeniler geliyordu. Bu dönemde Türkler, simsarlık ve ticaret gibi işlerle uğraşmıyorlardı. Türkler daha çok; asker, çiftçi, kamu görevlisiyken, Rumlar; denizci ve tüccardı. Ermeniler ise esnaf, zanaatkâr, banker, tüccar ve simsardı. Bu yüzden olsa gerek, Amerikalılar anlaşmayı yaparken simsar kullanacaklarını hükme bağlamakla yetinmişler ve simsarların "her milletten ve dinden" olabileceğini de hükme bağlamışlardır.[10]

Daha önce de belirttiğimiz gibi 7 Mayıs 1830 Türk-Amerikan ticaret anlaşmasını, bir taraftan Amerikan tüccarına Türkiye Pazarını açarken diğer taraftan da Türkiye Ermeni ‘sine de Amerika kapısını açıyordu. Daha önce ticaretle uğraşan Türkiye Ermeni’sinin yabancı tüccarlarla zaten ilişkisi vardı. Sürekli olarak, İngiliz, Fransız tüccarlarla iş yapmaktaydılar, bu durum ise Türkiye Ermenilerine artık Amerikan tüccarlarıyla ticaret yapma imkânını sağlıyor ve bundan böyle Türkiye Ermenilerine Atlantik ötesinin ufuklarını açıyordu.[11] "Türk-Amerikan ticaretinin özelliği de çok sayıda aracı simsar kullanmayı gerektiriyordu. Amerikan gemisinin İzmir limanına boşaltacağı kahve, şeker, baharat, boya gibi malları oradan alıp ta Harput'taki, Erzurum'daki, Van'daki Ermeni bakkalına kadar ulaştıracak uzun yolda bir dizi toptancı, perakendeci, aracı, komisyoncu, simsar çalıştırmak gerekiyordu. Anadolu içlerinde Amerikalı henüz yoktu, ama Ermeni boldu. Kıyılarında bu işleri Rum simsarlar yapabiliyorlardı. Anadolu içlerine uzanınca iş, Ermenilerin tekelinde kalıyordu. Amerikan mallarının çeşitli yurt köşelerinden toplanıp İzmir'de Amerikan gemisine yüklenmesine kadar da çok sayıda Ermeni simsarlar kullanmak gerekiyordu.[12] Rumlar genelde Batı Anadolu Bölgesi'ndeki malları toparlayıp Amerikan tüccarlarına ulaştırabiliyorlardı. Rumların Anadolu içlerine kadar yetişme imkânı Ermeniler kadar değildi. Ermeniler Anadolu içlerine kadar ulaşabilme imkânına sahiptiler. Bu durumda Türkiye Ermenilerine geniş bir iş alanı açtı. Amerika ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin genişlemesine paralel olarak, Amerika ile iş yapan Türkiye Ermenilerinin sayısı da giderek arttı. Amerikan kanadı altında Türkiye'de hatırı sayılır bir zengin Ermeni zümresi ortaya çıktı. Hatta bu Ermeniler, Amerikan tüccarına ortak olmağa Amerikan tüccarından fazla pay almaya başladılar. İşte bu dönemde İstanbul ve Anadolu Ermenileri, yavaş yavaş Amerikan vatandaşlığına geçtiler. XIX. yüzyıl ortalarına doğru İstanbul, İzmir gibi ticaret merkezlerinde 100-200 kişilik birer Amerikan kolonisi oluştu. Bu koloninin içinde birer ikişer Amerikan vatandaşlığına geçmiş Ermeniler de görülmeye başlandı.

ABCFM'nin Ermenileri Fethi

Önceleri, yani 1797'lerde, 1804'lerde, 1811'lerde Amerika, Osmanlı Devleti'ni ticari potansiyel olarak görürken, 1819'lardan itibaren Amerika'nın Türkiye'ye bakış açısında ticaretle girdikleri Osmanlı Türkiye’sindeki ortamın müsaitliğini kavrayıp misyoner faaliyetlerini yürütebilecekleri yeni bir dönemi başlatmışlardır. Yukarıda bahsettiğimiz gibi Amerikan tüccarının kanatları altında palazlanan Türkiye Ermenileri 1810'lu yıllardan itibaren ağır-ağır Amerika'ya göç etmeye başlamışlar hatta ABD'de bir süre kalıp Amerikan vatandaşlığına geçmişlerdir. Bu durumda, bir ayakları Türkiye'de bir ayakları ABD'de zengin bir Ermeni zümresini oluşturmaya başlamıştır.

Amerikan misyonerleri ve Amerikan Proteston kilisesinin faaliyetleri, Amerika'daki Türk düşmanı Ermeni Propagandası'nın da esas noktasını teşkil etmiştir. İlk Amerikan tüccarlarının Boston'dan gelmesi, özellikle Boston-İzmir limanlarını sürekli kullanmaları ve Türkiye'de simsar olarak Türkiye Ermenilerini bu işin içerisine sokmalarıyla gerek İzmir'de gerekse Boston'da büyük bir "Ermeni Burjuvazisi"ni ortaya çıkarmıştır. Amerika'nın dışa yönelik misyoner örgütü, "American Board of Commisioners for Foreign Mission" adlı misyoner örgütün. 1810 yılında Boston'da kurması[13] ve bu örgütün 1819 yılında Türkiye'yi programına alması, 1820'lerden itibaren de ilk misyonerlerini Anadolu'ya göndermesi, bunun yanında Amerikan Proteston Kilisesi'nin kendisine hedef kitle olarak Türkiye Ermenilerini seçmesi ve bu yönde Anadolu'da Ermeniler üzerinde faaliyet göstermesi, Türkiye'de ve Amerika'da siyasi Ermeni hareket inin de filizlenmesini gerçekleştirmiştir. Bir yerde iddia edilebilir ki, Türkiye'ye Ermeni sorununun tohumlarını "American Board of Commisioners for Foreign Missions" adlı misyoner kuruluşuyla ABD 1820'li yıllarda atmıştır.

Bugün halen daha "Armenian Review" dergisinin yayınlandığı, Ermeni propagandasının beyin takımı ve teorisyenlerinin bulunduğu yer olan Boston, 1800'lerden itibaren Amerika-Türkiye ticaretiyle zengin olmuş Türkiye Ermenilerinin ilk atalarının bulunduğu yerdir.

Ermeni yazarlarından Mark Malkasian; "ABCFM" temsilcilerinin 1820'lerde Osmanlı İmparatorluğu'na geldiğini, önceleri Müslüman olanları Hıristiyanlaştırma gayretleri sürdürdüğünü, bunun mümkün olmadığını görünce "nihayet misyonerler, Doğu Hıristiyanlarını: Rumlar, Masturiler, Süryaniler ve özellikle de Ermenileri amaçları için uygun kitle olarak gördüler. 1800'ler boyunca Osmanlı İmparatorluğu'ndaki sosyal bozukluğun şiddetli bir şekilde artması, Ermenileri Amerikalılara daha derinden yaklaştırdı... New England Protestanlarının katkısı da bunu iyice perçinleştirdi" demektedir.[14] Yine Malkasian "Ermenilerin durumu Yakın Doğudaki Amerikan misyonerleri tarafından ABD'ye takdim edildi"[15] diyerek, "ABCFM"'ın birinci derecedeki rolünü dile getirmektedir. "Amerikan Misyoner örgütü Boston merkezi sekreteri Judson Smith, 1893 yılında, "Hamdolsun, Çanakkale ve Akdeniz kıyılarından Rus sınırına ve Karadeniz’den Suriye'ye kadar, Türkiye'nin hemen-hemen Bütün kent ve köylerine erişebildik" diyordu. Gerçekten erişmişler, her Ermeni k.y.ne ulaşmışlar, hatta her Ermeni evinin içine kadar girmişlerdi. Bu kadar kapsamlı bir çalışmayı, o zamana kadar Türkiye'de hiçbir başka örgüt başaramamıştı. İngiliz, Fransız misyonerlerinin çalışmaları, belli noktalarda sınırlı kalmış, belli kasabaların veya misyoner istasyonlarının çevresini pek aşamamıştı. Amerikan Protestan Misyonerleri, Türkiye'deki çalışmalarının yaygınlığı ve derinliği bakımından birinci sırayı aldıklarını, öteki örgütleri çok geride bıraktıklarını övünerek yazarlar".[16]

Gerçekten de "ABCFM" "Türkiye'de o kadar muazzam çalışmıştı ki, 1893 yılına kadar Türkiye'de 624 okul, 436 ibadethane açmışlardır.[17] Bu tarihte Türkiye'de 1317 misyoner görev yapmaktaydı ve 1893 yılına kadar Türkiye'de 3 milyon İncil ve yaklaşık 4 milyon da değişik kitaplar dağıtılmıştı. "ABCFM..."nin 1893'e kadar harcadığı para 10 milyon doları aşmıştı.[18] Bunun yarıdan fazlası Amerikan vatandaşlarından toplanmıştı. Amerikan dış misyoner örgütünün sekreteri Judson Smith yukarıdaki rakamların bir bölümünü sıraladıktan sonra "Bütün bu asil hizmetlerimiz, Ermeni milletini bize karşı sonsuz sevgi ve şükran duygularına gark etti. Ve Ermenileri yüreklerini çelik bir çengelle misyonerlere bağladı. Artık Ermeni milleti, bu koruyucularının ve velinimetlerinin ellerinde bir balmumu parçası gibidir" diyerek Ermenilerin ABD'ye artık göbekten bağlı olduğunu aleni bir şekilde ifade etmiştir.[19] Ermeni tarihçilerinden Levon Maraşlıyan bu göbekten bağlı oluşluktaki ABD politikasını şöyle özetler. "Doğu Sorunu'nun çözümünde Washington politika oluşturucuların temel dürtüleri, açık kapı ilkesinin yaşama geçirilmesi ve Amerikalı kapitalistlerin eski Osmanlı topraklarındaki özel ekonomik ayrıcalıkların korunmasıydı..."[20]

ABD'ye Ermeni Göçleri ve Ermeni Diasporasının Oluşması

Ermeniler,1915 Tehciri sonucunda Dünyanın çeşitli ülkelerine dağıldıklarını ve böylelikle bir Ermeni diasporasının oluştuğunu iddia ederler. "Ancak tarihi kaynaklar incelendiğinde, bu iddianın, sözde "Ermeni Davası" (Hai Tahd)’nı desteklemek amacı ile ortaya atıldığı görülmektedir."[21] Erdal İlter, Ermeni diasporasının oluşmasında, Ermeni göçlerinin sebeplerini dört grupta toplar:

"1. Ermeniler’in paraya (ticarete) ve servete düşkünlükleri,

2. Ermeniler’deki maceraperestlik ruhu,

3. Hıristiyanlık’taki mezhep kavgaları, Ermeniler’in Ortodokslar tarafından hor görülmeleri ve dinî baskılar,

4. Ermeniler’in tarih boyunca metbûlarına karşı ihanet içinde bulunmaları."[22]

XII. yüzyılda yaşamış olan Urfalı Mateos, Vekayinâmesi‘nde: Ermeni milletinin Grek milletinin yüzünden çektiği ızdırapları kim birer-birer tasvir edebilecektir? der ve Bizans’ın Ermenileri Şark’tan çıkararak kendi memleketlerinde ikâmet etmeye mecbur ettiğini yazar.[23] W. Heyd’de ilk Haçlılar’ın Asya’ya gelmelerinden önce, Bizans’ın gittikçe artan tehdidi yüzünden Ermenilerin milliyetlerini yitirmemek için Fırat’ın yukarı kısmındakilerin göç ettiklerine işaret eder.[24] Yukarıda da belirttiğimiz gibi genel olarak Ermeni diasporasının oluşumunda 1915 yılını göstermek son derece yanlış ve kasıtlı olacaktır. Amerika da ki diaspora için de Aynı şeyler söylenebilir. Çünkü ABD de Ermeni diasporasının oluşum tarihi XIX. yüzyılla başlar.

Amerika'dan Türkiye'ye ilk gelenler tacirler ve misyonerlerdi. Türkiye'den Amerika'ya ilk olarak giden Ermeniler de bu tacir ve misyonerlerin kayırıp kolladıkları kimseler oldu. Türkiye'den Ermeni göçünü ilk olarak misyonerler başlattı. Bu misyonerler, Ermeni çocuklarına verdikleri eğitim-öğretimle Ermeni çocukları arasında Amerika özlemi yarattılar ve Yeni Dünya'yı gidip görme arzusunu kamçıladılar. Böylece misyonerlerin eğitiminden geçen her Ermeni çocuğu birer Amerikan hayranı olup çıkıyordu.[25]

Misyonerler 1840'lardan başlayarak Amerika'ya Ermeni öğrencileri göndermeye başladılar. Genellikle teolojik tahsili için gönderiliyorlardı. Bir süre sonra öteki Amerikan yüksek okullarına Yale, Princeton gibi Amerikan Üniversitelerine de Ermeni öğrencileri yerleştirmeye başladılar. 1890 yılında öğrenim için Amerika'ya gidip oraya yerleşen Ermeni gençlerinin sayısı 70 kadardı. Bunlar, Amerika'da 1800'ler boyunca göç eden Ermenilerin eğitimli kanadını oluşturan Diaspora'nın çekirdeğini oluşturdular. Sayıları az olmasına rağmen yüksek öğrenim görmüş, genç ve dinamik kişilerdi. Aynı zamanda koyu birer Türk düşmanı olarak yetiştirilmişlerdi. Misyonerlerin yetiştirdiği bu eğitimli Ermeni gençleri, Amerika'da Türk düşmanlığını yaymak bakımından sayılarına oranla büyük rol oynadılar. Bunlar Amerika'ya yerleşen ilk Ermeni grubuydu. Amerika'ya yerleşen ikinci Ermeni grubu, yeni yetişme küçük tüccar takımıydı. Bunlar da Amerikan tüccar ve misyonerlerinin vasıtasıyla gitmişlerdi. Ancak birinci gruba kıyasla daha az eğitimliydiler, kimileri birkaç yıl misyoner okullarında okumuşlar kimileri de misyonerlerin yanında uşak, postacı gibi ayak hizmetinde çalışmışlardı. En önemli özellikleri, inanılmaz bir Türk düşmanlığı içerisinde bulunmalarıdır. Hatta Türk düşmanlığını veya Ermeni propagandasını, ticari reklâm aracı olarak kullanmışlardı. Öyle ki bu düşmanlık babadan oğula, ondan toruna aktarılmış ve Ermeni işadamının ikinci bir karakteri olup çıkmıştır. Bu tarihlerde filizlenen düşmanlık, eksilmeden bugüne kadar devam etmiştir. Bu Ermeniler, ilişkileri olsun olmasın; Amerikan gazetelerine, Amerikan Senatosuna, Amerikan Cumhurbaşkanlığına mektuplar, telgraflar yollamışlar ve bunu bir yerde etnik bir karakter yapısı şekline sokmuşlardır.[26]

Öğrenciler, küçük tüccar derken 1890'lara doğru esnaf, zanaatkâr ve köylü Ermeni göçü başlamıştır. Bu göçler o kadar yoğunlaşmaya başlamıştır ki, gerek Amerika gerekse Osmanlı Devleti buna karşı çıkmaya başlamışlardır. Amerika sağlık bakımından sıkı kontrolden geçirmeden göçmen almak istemiyordu. Osmanlı ise, bazı yörelerde nüfusunun azalmasını istemiyordu. Bu kısıtlamalar gelince bu defa Amerika'ya kaçak Ermeni göçmeni götürülmek üzere Ermeni simsarları türedi. Gerek Amerika'nın gerekse Osmanlı'nın kısıtlamalarına rağmen 1890-1900 yılları arasında yaklaşık 12.000 kadar Ermeni'nin Amerika'ya göç ettiği görülmüştür. R. Mirak'a göre 1869-1890 arasında 1401, 1890-1895 yılları arasında 5.500 Ermeni Amerika'ya göç etmişti. Agos gazetesi bu göç olayından bahsederken: "...Ermeniler, Protestan misyonerlerinin övgüyle bahsettiği "Fırsatlar ülkesi"ne ilgi duymaya başladılar. Amerika'ya ilk göç eden Ermeniler eğitimlerini sürdürme ve geçimlerini sağlama konularında daha iyi fırsatlara sahip olma amacıyla yola çıktı. O dönemde pek çok Ermeni göçmeninin amacı yeteri kadar para kazanıp geri dönmek ve ailelerinin yaşamlarını düzeltmekti. Buralara giden Ermeniler bir daha geriye dönmediler. Amerika'daki Ermeni göçmenlerin sayısı ise giderek artmaya başladı"[27] diye yazmaktadır. Amerika'ya Ermeni göçleri 1901 yılından sonra da devam edecek, özellikle g.ç sınırlamalarının gevşetildiği dönem olan İkinci Meşrutiyet döneminde Ermenilerin topluca Amerika'ya göç ettikleri görülmüştür. 1908 yılında 3.300, 1910 yılında 5.500 ve 1913 yılında 9355 Ermeni Amerika'ya göç etmiştir. Öyle ki Birinci Dünya Savaşı öncesinde Amerika'daki Ermeni kolonisinin nüfusu 50.000'i aşmıştı.[28] Agos gazetesi "Birinci Dünya Savaşı döneminde yaşanan tehcirin ardından Ermeniler kendilerini kabul eden her ülkede yeni bir yaşam kurmanın mücadelesine giriştiler. 1915'ten sonraki yıllarda ABD'ye yaklaşık 25 bin Ermeni geldi.... 1916'ya gelindiğinde, çoğunluğu Manhattan'da olmak üzere New York'ta yaklaşık 16.000 Ermeni bulunuyordu."[29] diye yazmaktadır. 1924'te yaklaşık 100 bin Ermeni Türkiye ve Sovyetler Birliği'nden ABD'ye doğru yola çıkmıştır. Manuel Sarkisyanz "Transcaucasian Armenia" isimli eserinde;1939’larda "...Yaklaşık 100.000 Ermeni’nin İran’da, 175.000’inin Suriye ve Lübnan’da, 75.000’inin Fransa’da ve 200.000 Ermeni’nin de ABD de yaşadığını"[30] belirtmiştir. 1970'lerin ortalarında ABD'deki Ermeni cemaatinin sayısı 350-400 bin civarında olmuştur. Bunların % 45'i New England ve Orta Atlantik eyaletinde, % 15'i Michigan, İllinois, Ohio ve Wisconsin'de, % 25'i de California'da yaşamaktadır. Bugün ABD'de sadece Boston'da 50.000 Ermeni yaşamaktadır. Ermenilerin ABD'deki genel sayısı ise bugün yaklaşık 800.000 civarındadır.

İlk Lobi Faaliyetleri, Ermeni Tasarısının ABD Senatosu’na Taşınması

Amerikan politikasında 1970'lerden itibaren varlığını hissettirmeye başlayan Ermeni Lobisi'nin kökleri yaklaşık bir asır öncesine uzanmaktadır. Örneğin 1887'de Cenevre'de kurulan Hınçak Komitesi, faaliyet alanı olarak tamamen Türkiye üzerine yoğunlaşmıştır. Hedefi; Osmanlı Devleti'ndeki Ermenileri isyana teşvik ederek bağımsız bir sosyalist Ermenistan devleti kurmaktı.[31] 1908 yılında İstanbul'da kurulan Ramgavar Partisi'nde de Hınçak Partisi'ne eÛilimli faaliyetler yürütülmüştür.[32] Aynı amaçlarla kurulan Taşnak Komitesi ile birlikte 1890'lı yıllarda ABD'de kurulan Hınçak Komitesi, hızlı bir şekilde gizli hücreler oluşturarak bazen gizli bazen de açıktan propagandaya başlamıştır. Bu komiteler Amerika'daki Ermeni göçmenlerinden para toplamış, toplantılar, açık hava mitingleri düzenlemişlerdir. 1890'lı yıllarda Avrupa ve Türkiye Ermenileri arasında olduğu gibi Amerika göçmenleri arasında Hınçak ve Taşnak örgütlerinin etkin olarak çalışmalar yaptıkları görülmüştür. Bu örgütler kısa sürede teşkilatlanmalarını genişletmişlerdir. Amerika'da 1903'te 36, 1907'de 48 ve 1914'te 77 Taşnak Komitesi kurulmuştur. Hınçaklarda, 1500 kadar eğitilmiş "fedai" toplamışlardı. ABD'de ilk çekirdek Ermeni lobiciliği böylece başlamıştır diyebiliriz. Zira, 3 Aralık 1894'te Louisiana Senatör. Newton Blanchard, Ermeni meselesini, Türkiye'de Bitlis ayaklanmasından az sonra bir karar tasarısı ile Amerikan Senatosu'na taşımıştır. Bu tasarıyı 9 Aralık 1895 Ermeni tasarısı, onu da ABD senatosu Dışişleri Komisyonu'nun 22 Ocak 1896 kararı takip eder. ABD'de bu tasarılar bu tarihle son bulmamıştır. Bunları bugünkü lobicilik çalışmalarına temel teşkil edecek olan yöntemlerin uygulanmaya başlaması takip etmiştir. 1909 Adana olayları sonrasında, Amerika'da Ermeni Propagandası patlamıştır. 27 Nisan 1909 günü Boston'un üç protestan Ermeni kilisesi adına, M. Bagdararian ve S. S. Yenovkian adlı iki papaz, ABD Cumhurbaşkanı William Taft'a telgraf çekmişlerdir. Bu telgrafta "Türkiye'deki çaresiz Ermenilerin kılıçtan geçirilmelerine! Son verilmesi için, insanlık, Hıristiyanlık ve Amerikan Uygarlığı adına" çağrıda bulunuyorlardı. 30 Nisan 1909 günü Arthur E. Smith adındaki bir Amerikan çiftçisi, Başkan Taft'a bir mektup göndermiş, bunu Boston'dan 1 Mayıs'ta, B. M. Cocmrigian (Gümükçiyan) adlı bir Ermeni'nin Başkan Taft'a üç sayfalık mektubu izlemiştir. Mektup diplomasisi bunlarla kalmamış 5 Mayıs'ta yine Boston'dan Beyaz Saray'a Mred R.Borton isimli bir Amerikalının mektubu takip etmiştir. Aynı şekilde on iki milyon Hıristiyan’ı temsil ettiği söylenen Methodist Episcopal kilisesi piskoposları Batı Virginya'da bir toplantı yapmışlar ve uzunca bir karar alarak bunu 6 Mayıs günü ABD Başkanı'na göndermişlerdir. Mektupta "Asya'da yeni fanatik patlamayı ve binlerce Hıristiyan’ın utanmazca katledilmelerini! dehşetle ve pek derin bir üzüntüyle öğrendik" demişlerdir.[33] 7 Mayıs günü California eyaletinin Fresno kentinde bir protesto mitingi yapılmış ve bir karar alınmıştır. Karar metni Belediye Başkanı Chester Howell imzasıyla Beyaz Saray'a gönderiliyor. "Yirminci Yüzyıl Uygarlığının yüzkarası bu vahşet ve barbarlık!" Protesto edildikten sonra, ABD başkanına çağrıda bulunuluyor. 11 Mayıs'ta benzer bir karar Beyaz Saray'a iletiliyor. 1905 yılında İllinois'te kurulmuş olan "Ermenistan'ın Amerikan Dostları" (American Friends of Armenis) adlı dernek 10 Mayıs 1909 yılında düzenlediği mitingden aldığı kararı göndermiştir. 15 Mayıs'ta New York çevresinde yaşayan Ermeniler 8 Mayıs 1909'da düzenlemiş oldukları miting kararını, Miting Başkanı A. Agrazian imzasıyla Başkan William Taft 'a sunmuşlardır. New Jersey eyaletinde, Amerikan Kil iseler Topluluğu Ulusal Konseyi'ne (National Council of Congragational Churches) bağlı çeşitli dini kuruluşlar, 14 Mayıs günü toplanarak, Ermeni sorunuyla ilgili temennilerini ABD Başkanı'na iletmek üzere dört kişilik komite seçmişler ve Başkan Taft'a göndermişlerdir. 17 Mayıs'ta California eyaletinin Sacramento kenti Ermenilerinin mektubu, Virjinya eyaletinin Richmond Ermenileri Belediye Başkanı eliyle 50'ye yakın kişinin imzaladığı kararı ABD Başkanı'na iletmişlerdir. 18 Haziran 1909 günü, Amerikan Protestan Ermenileri Birliği (The Armenian Evangelical Alliance of America) adına, M.G.Papazian, H.G.Benneyan ve H.M.Dadorian imzalarıyla ABD Başkanına mektup bombardımanı devam etmiştir. Gerek Beyaz Saray'a, Kongre'ye gerekse Dışişleri Bakanlığı'na yağdırılan bu gibi mektuplar, telgraflar ve miting kararlarının ardı arkası kesilmemiştir ve yıl boyunca bu kampanyalar sürüp gitmiştir.[34] Bugün Ermenilerin "Ulusal Arşivler yaklaşık 30.000 sayfalık sözde Ermeni Soykırımı’nı kanıtlar belgelerle doludur" dedikleri belgeler hemen hemen bu tür mektup, telgraf ve miting kararları gibi şeylerden oluşmuştur. Amerikan misyonerlerinin Anadolu'daki faaliyetlerinin bir ürünüdür. Bütün bu faaliyetler o dönemde bir yandan basın aracılığıyla Amerikan kamuoyunu baştan başa ve derinden etkilerken, öte yandan ABD yönetimini de adeta bombardımana tutmuştur. Amaç, ABD yönetimini bu işe yönlendirmek ve Türkiye'ye müdahaleye itmektir. Bugünkü gelişmelerden farksız olarak, kimileri diplomatik baskı ister kimileri askeri baskıyı savunur. Hatta, ABD'nin Avrupa'yla el ele verip Anadolu topraklarını paylaşmasını ve Türkiye'yi haritadan silmesini isteyenler dahi görülmüştür.[35] ABD'deki Türk düşmanı bu ilk lobi faaliyetleri ABD senatosuna 9 Şubat 1916 kararı, 11 Mayıs 1920 kararı olarak sunulmuştur. Senatoya yönelik Ermeni propagandasının 55 yıllık suskunluk döneminden sonra 9 Nisan 1975'te tekrar Temsilciler Meclisi'ne getirilmiştir.[36] Bunu 12 Eylül 1984'te Temsilciler Meclisi'ne sundukları karar takip etmiştir.[37] Suskunluk dönemi diye nitelendirdiğimiz bu dönemde ABD'nin hemen her yerinde iyice pişen, olgunlaşan bir Ermeni kurumsallaşması olmuştur.

1897-1923 arasında ABD'de, Ermeni Hınçak ve Taşnak Komitelerinin kurmuş olduğu tam tarihli olarak tespit ettiğimiz 12 kuruluşun yanı sıra bunlara bağlı çeşitli bürolarla 100'ün üzerinde örgüt faaliyet göstermiştir.

1923-1965 arası Ermeni Propagandası pasif diye nitelendiremeyeceğimiz bir dönem geçirmiştir. Zira, bu tarihler arasında okullar ve kiliseler hariç ABD'nin çeşitli eyaletlerinde 34 kuruluş ve bunlara bağlı yüzlerce büro kurarak Türk düşmanlığına devam etmişlerdir.[38]

1923-1965 dönemini ABD Ermeni Lobisi'nin veya daha geniş bir anlamda ABD'de "Türk Düşmanlığı Propagandası"nın Amerikan halkına telkin edildiği yıllar olarak değerlendire biliriz.[39] Zira, 1930'lardan 1960'lara hatta günümüze kadar Yunanlılar ve Ermeniler belli başlı Amerikan üniversitelerinde vakıf ve kürsüler kurmuşlardır. Üniversiteler bünyesindeki Orta Doğu Enstitülerinin yöneticiliklerini ele geçirmişler, bunun sonucu olarak Türk tarihini, Amerikalı öğrencilere Yunan ve Ermeni asıllı kişiler tarafından öğretilmesi gibi son derece garip, garip olduğu kadar da üzücü bir durum ortaya çıkmıştır. Böylece bir taraftan Amerikan halkına bu tür yanlış propagandalarla kötü Türk imajı verilirken bir taraftan da anılan bu grupların etkisiyle birçok üniversite Türkiye hakkında zehir kusan yuvalar haline getirilmiş, bununla da bitmemiş Türk tarihini çarpıtan yüzlerce cilt kitap, kütüphane raflarına bu şekilde konmuştur. 1930'lardan 1950'lere ABD'deki Ermeni faaliyetleri bu tabloyu çizerken 1950'li yılların Türkiye'si Amerikan vitrininde bambaşka bir görüntüye bürünmüştür. Çok partili rejime geçiş, Türkiye'nin Bütün Orta Doğu Bölgesi'nde tam serbestlik içinde genel bir seçim gerçekleştirmiş olması, açık piyasa ekonomisi yolunda bazı adımlar atması, nihayet Türk askerinin Kore'de kahramanlık menkıbeleri yaratması, 1950'li yıllarda Amerika'da Türkiye'nin görüntüsünün çok berraklaşmasına yol açmıştır.[40]

1947'de açıklanan Truman doktrini çerçevesinde verilmeye başlanan Amerikan yardımından sonra Türkiye ve Amerika genelde sıkı ve samimi ilişkilere sahip olmuşlardır. Amerikan yöneticilerinin Türkiye'ye yönelmesi elbette ki sebepsiz değildir. Bu ilişkileri ittifaka götüren başlıca neden; ABD'nin Orta Doğudaki çıkarları ve SSCB'yi çevreleme politikası açısından Türkiye'nin taşıdığı stratejik önemdir.[41]

1923-1965 arası ABD'deki Ermeni faaliyetlerinin suskunluğundaki faktörlerden birisi de, Türkiye'nin NATO sürecine girişinde Amerika'nın müttefiki olarak Türkiye'yi bölgedeki önemine istinaden kendisine çekmek istemesi, Aynı şekilde Rusya'nın da Türkiye'yi Varşova Paktı'nda görmek istemesi senaryoları düşünülebilir. Rusya'ya karşı ABD'nin bu oyunu kazanması, Kore'deki Türk jesti bu süre içinde Ermeni suskunluğunu zorunlu kılmıştır. Hatta daha gerilere gidilirse, 1929'dan itibaren patlak veren Dünya ekonomik buhranı etkilerini, dalga dalga yeryüzünün her köşesine ulaştırmıştır. O kadar ki bu ekonomik sarsıntılar, Dünyanın siyasal atmosferini de etkilemiş ve siyasal buhranların ardı ardına patlak vermesine ve II . Dünya Savaşı'na kadar gidilmesine sebep olmuştur. II. Dünya Savaşı'ndan ABD'nin "Global Power" olarak çıkması, bunun tabi bir sonucu olarak da Türkiye'nin Amerika'nın global stratejisi içinde yer almaya başlaması ve 1952 NATO serüveni ile Türk-Amerikan doğal yakınlaşma süreci, 1964'lere Kıbrıs krizine kadar devam edecektir. İşte böylesi bir süreçte de, söyleyebiliriz ki, bu olaylar zinciri ABD'de Türkiye aleyhtarı Ermeni faaliyetlerine fırsat bırakmamıştır.

1965 yılı Ermeni propagandaları için görünürde yeni bir başlangıç yılı olmuştur. Aslında 1965'ten günümüze uzanan bu dönemi de iki bölümde görebiliriz. Birinci bölüm; sözde Ermeni Soykırımının 50. Yıldönümü kutlamalarının yapıldığı tarih 1965 yılı ki bunu 1985'e kadar uzatmak mümkün. İkinci bölümü de 1985 yılından bugüne uzanan dönemdir.

Aslında 1965-1985 arası dönemi de, Ermeni propagandası faaliyetleri olarak iki bölümde incelemek mümkündür. Zira 1965 yılını, 50. Yıl kutlamaları bahanesiyle Ermeni hareketlenmesinin yeniden ateşlendiği ve ABD başta olmak üzere Dünyanın çeşitli yerlerinde Türkiye karşıtı Ermeni propagandasının başlangıç yılı olarak görebiliriz. Bu çizgiyi 1973'e kadar taşıdığımızda 1965-1985 Ermeni hareketlerinin ikinci boyutuna gelmiş oluruz. Çünkü, 1973 yılı ABD'de Santra Barbara cinayetiyle yeni bir görünüm kazanır. 1973'ten 1985'e kadar süren terör boyutuyla, Ermeni hareketleri faaliyet alanlarında çeşitlilik göstermeye başlamıştır.

O halde 1965-1985 çizgisi, içerisinde yeniden filizlenmeyi başlatacak, bunu yaparken olayı şiddet boyutuyla sürdürmenin yanında özellikle 1970'lerden itibaren Ermeni Lobi hareketini de faaliyete sokacaktır. öyle ki Amerikan politikasında en güçlü lobi olan Yahudi Lobisi'ni takip eden Rum Lobisinden sonra en az Rum Lobisi kadar etkili bir şekilde kendisini göstermeye başlamıştır.

Soğuk savaş döneminin hızının kesildiği yıllar olarak nitelendirebileceğimiz 1970'li yılların başında, Başkan Nixon ile Kissinger, Amerika-Sovyetler Birliği yakınlaşması gerçekleştirdiler. Bir süre Doğu-Batı ilişkilerinde bir yumuşama izlendi. İşte tam bir ortamda, Türkiye'deki haşhaş ekimi konusu Amerikan Kongresi'nde ele alındı.[42] Nixon yönetimin Amerika'da çok geniş boyutlar kazanmış olan uyuşturucu salgınının, neredeyse tek suçlusu olarak Türkiye'yi görmesi ve ülkemizde afyon ekimine tamamen son verilmesi için baskı yapması, hatta Kongre'de konunun bu ortamda ele alınması Türkiye üzerine olumsuz etkiler bırakmıştır. Muhalefet in sözcüsü olan önemli bir senatör sonradan Demokratların Başkan adayı olan Senator Mondale-Senatoda, Türkiye'nin afyon ekimine son vermemesi halinde, bu ülkeye silah ambargosu uygulanması ve askeri yardımın kesilmesini öngörüyordu. Mondale'e göre, esasen yumuşama döneminde Türkiye, Amerika açısından stratejik önemini kaybetmişti. ABD'nin Orta Doğudaki çıkarlarının korunmasına gelince; İran ve Suudi Arabistan vasıtasıyla sağlayabiliyordu! Nixon yönetiminin Amerika'daki uyuşturucu salgınının suçunu Türkiye'ye yüklemesi ve kongrede Türkiye'yi itham edici tartışmaların hararetle sürmesi, Türkiye'nin Amerika'daki manzarasını öylesine bulandırmıştır ki, New York'taki bir gazete, Amerikan Hava kuvvetlerinin Türkiye'deki afyon tarlalarını bombalaması önerisinde bulunacak kadar ileri gitmiştir. Bütün bunların karşısında 1973 yılı sonunda, dönemin Başbakanı Ecevit, Nixon yönetiminin, afyon ekiminin Türkiye'de yasaklanması konusundaki baskılarına boyun eğmedi. 1974'teTürkiye, Enosis'i önlemek ve soydaşlarının hayatını emniyete almak için Kıbrıs'a müdahale ettiği zaman da bu baskılar devam etmekteydi. Bu arada geçici Irmak Hükümeti sırasında Amerikan Kongresi, Kıbrıs'a müdahalemiz dolayısıyla Türkiye'ye silah ambargosu uygulama kararı aldı. Ancak Demirel Hükümeti, buna mukabelede gecikmedi. Temmuz 1975'te Türkiye'deki ortak askeri tesislerin faaliyetini durdurdu. Bu gelişmeler Türk-Amerikan ilişkilerini kopma noktasına getirdi. İşte, Amerika'da Türkiye'ye düşman etnik lobilerin faaliyetlerini canlandırmaları ve etkinlik kazanmaları, 1970'li yılların başlarından itibaren oluşan bu ortamda gelişmiştir. Rum ve Ermeni lobilerinin tekrar ede geldiği bir müttefikine silah ambargosu koydurabilmeleri gerçekten özellikle Rum Lobisi için büyük bir başarı olmuştur.[43]

Bu gelişmeler Kıbrıs Rum yönetimine ve Yunan Hükümeti'ne büyük cesaret verdi. Türkiye ile olan her sorunu, Amerika yoluyla ona baskı yaptırmak suretiyle kendi lehlerine halledebilecekleri ümidine kapıldılar. Bunun için iki yönlü politika izlediler. Birincisi, Amerika'daki lobilerini güçlendirmek ve Kongre'yi etkileyebilmek için, hiçbir gayretten ve kaynak tahsisinden kaçınmadılar. İkincisi de, Türkiye'ye dost olmayan teröristler de dahil, Bütün gruplar ve devletlerle çok yakın işbirliğine giriştiler ve onları desteklediler. Bu çerçevede esasen Lübnan'daki olaylar dolayısıyla yeniden faaliyete geçmeye hazırlanan Ermeni radikallere ve Amerika'daki ortamı uygun bularak Türkiye aleyhine çalışmalarına etkinlik kazandıran Ermeni kuruluşlarına destek sağladılar.[44]

1973 Santa-Barbara cinayeti ile 1985'lere kadar süren Ermeni terörü ile paralel olarak siyasi arenada özellikle ABD politikasında palazlanan Ermeni lobisi etkin bir şekilde kendisini göstermeye başlamıştır.

1965'ten 2000'e kadar ABD'de Ermeni kuruluşlarında gözle görülür bir artış gerçekleşmiştir. Bu dönemde ABD'nin çeşitli eyaletlerinde yüzlerce örgüt kurulmuştur. Ayrıca her bir örgütün çeşitli şehirlerde, kasabalarda şubeleri açıldığı da hesaba katılırsa rakam oldukça büyüktür. Genel olarak 1887'den günümüze ABD'deki Ermeni kuruluşlarının sayısı kiliseler hariç 451046'nın üzerindedir. Buna 182 Ermeni kilisesini eklediğimizde sayı 1228'e ulaşır.[46] Bu kuruluşlara şubeleri de eklenirse rakam daha da büyük olacaktır.

Bu kuruluşların hemen hepsinin amacı; ABD ve Dünyanın diğer yerlerindeki Ermeni kimliğini, kültürel, tarihi vs. olarak korumanın yanında Türk düşmanlığı yapmaktır.

Amerika'daki Ermenilerin nüfusu hakkında değişik tahminler yapılmıştır. 1990'lı yıllardaki resmi kayıtlara göre 700.000 civarındadır. Bu gün 800.000 ile 1.000.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir.[47] Nüfusları ve Kongre'de temsilleri bakımından pek göz doldurucu bir sayıda olmasalar da, Türkiye'ye yönelik Amerikan politikasını çarpıtma imkanına sahip oldukları görüldüğünde, ABD politikasında dikkate değer bir Ermeni baskı grubu gücünün varlığı görülür. Bunda çeşitli faktörler etkendir. Her şeyden önce ABD'deki gerçekten dikkate değer organizasyonları, bunların koordine faaliyetleri, önemli rol oynar. Yine Ermenilerin Batılılara daha yakın olması yani gerek dinsel bakımdan gerekse kültürel bakımdan, ayrıca bir asırı aşan bir süre Amerikan toplumu içerisinde bu kültürle yetişmeleri, bu toplum ile daha çabuk ilişki kurmalarını ki bu da Ermenilerin Amerika'daki yaptırım güçlerini kuvvetlendirmiştir.

ABD’de Lobi Faaliyetleri Yürüten Ermeni Kuruluşları

Bugün ABD'de faaliyet gösteren Ermeni Lobisi'nin üyeleri yukarıda rakamlarını verdiğimiz, Ermeni örgütleridir. Bu örgütler, 1984 yılında Amerika Ermeni Asamblesi (Armenian Assemly of America: AAA) adıyla bir çatı altında toplanıp bir lobi kurumu olarak etkili bir çalışma yürütmeye başlamışlardır. Amerika Ermeni Asamblesi (AAA)'nın yanı sıra Ermeni Milli Komitesi (Armenian National Committee) adlı kuruluş, Armenian National Committee, Washington. D.C. (ANC), Armenian National Committee, Western Region (ANC-WR), Armenian National Committee, Eastern Region (ANC-ER) olarak faaliyet göstermektedir. Partizan lobi faaliyeti yürüten diğer kuruluşlar arasında; Ermeni Devrim Federasyonu (Armenian Revolutionary Federation (ARF)), Doğu Amerika Hınçak Sosyal Demokrat Partisi (Hunchakian Social Democratic Party of Eastern USA), Milli Ermeni Amerikan Cumhuriyet Meclisi (National Armenian American Republican Council (NAARC)) gösterilebilir.

Amerika Ermeni Asamblesi (AAA): Amerikalı Ermeni toplum içinde, seçmenlerle ilişkiler ve bir acil eylem ağı dahil, Amerika'daki Ermenileri, kültür mirasları ve tarihi kimlikleri konusunda bilinçlendirmek; önemli Ermeni kültürel materyalleri ve anıtları korumayı geliştirmek; Amerikan toplumunun Ermeni konusunun önemi hakkında konuşmasını sağlayacak araçlar hazırlamak; Ermeni halkının -onların sözde Ermeni Soykırımı ile ilgili bilgilerde dahil- tarihi, eğitimsel, dini ve kültürel hayatıyla ilgili bilgi yaymak ve veri toplama araştırmasını geliştirmek; Amerikalı Ermeni toplumuna bilgi toplamak ve yaymak; Amerikan demokrasi sürecinde Amerikalı Ermenilerin daha büyük katılımını sağlamak; Ermeni soyundan gelen, Amerika'da vatandaşlık haklarının ihlal ine maruz kalan insanlara yardım etmek; Ermenilerin karşılaştıkları zorlukları hafifletmek için insani ve eğitim alanlarında yardımla uğraşmak; Amerika'nın Ermenistan Cumhuriyeti'ne yardımını artırmak; Ermenistan'a kongre ziyaretlerini teşvik etmek; Ermenistan'da demokratik ve sosyal kurumların gelişimini amaçlayan projeler üretmek için bir forum olarak hizmet etmek ve ulusal bir çerçeve oluşturmaktır.

AAA'nın faaliyetleri altı geniş alana bölünür; Akademik İşler, Hükümet İşleri, Uluslar arası İşler, Halkla İlişkiler ve anti iftira, Mülteci İşleri ve öğrenci İşleri.

Özel Programları şunları kapsar

Washington İntörnlüğü: 1978'den beri AAA ülkenin başkentinde (Washington D.C.) Amerikalı Ermeni olup yüksek okul çağındaki öğrenciler için bir intörnlük programını mali olarak desteklemiştir. Her yaz yaklaşık 30 öğrenci 10 haftalık programa katılır.

Ermeni Ağaç Projesi: Ermeni halkının hayat standartlarını yükseltmek ve global çevreyi korumak için ağaç kullanılmasına teşvik etmektir. Bu konu, öncelikle kendi kendine yeterliliği artırma, çabuk etkilenebilirliği azaltma, ihtiyacı olanlara yardım etme ve yerli eko sistemi koruma ihtiyacı tarafından yönlendirilmektedir.

Hükümete Bağlı Olmayan Eğitim ve Araştırma Projesi: Amerikan Ermeni Hükümete Bağlı Olmayan Kuruluşlar (NGO) için eğitim ve atölye çalışmaları; NGO'lar için teknik yardım; NGO araştırma merkezi (Kütüphaneler dahil); NGO Konsorsiyomu; Batılı Ermenistanlı NGO'lar arasında ortaklığı geliştirmektedir.[48]

AAA'nın; Daily News Report from Armenia (Ermenistan Daily New Raporu) , Armenia this Week (Ermenistan'da bu Hafta) Assembly this Week (Asemble'de bu Hafta), Montly Digest of News From Armenia (Ermenistan'dan Aylık Haberler) gibi yayın organları ile Ermeni Lobi faaliyetlerini duyurmaktadırlar.

Ermeni Milli Komitesi (Armenian National Committe, Washington D.C., ANC): ANC Bütün Amerika'da bölgesel ilişkiler ağı ve Dünya çapında organizasyon ilişkileri ile ilgilenen bir grassroot siyasi kurumudur. En etkili ve en büyük Ermeni Amerikan politik kurumu olarak ANC kendini, Ermeni sosyal haklarının geliştirilmesi yanında Türkiye üzerine düşmanca faaliyetlere ve
bunun takibine adamıştır.

ANC'ın üç amacı vardır: Özgür, birleşik! ve bağımsız Ermenistan'ı desteklemek için kamu bil incini oluşturmak; Amerikalı Ermeni toplumu için sadece Ermeni siyasi hakları korumakla kalmayıp, ilgi alanlarında devlet politikası önermek ve yönlendirmektir. İkincisi; devlet politikası ile ilgili konularda kolektif Amerikalı Ermeni görüşünü temsil etmektir. Bu amaçla ANC destek için yasama çalışmalarını teşvik eder, sözde Ermeni Soykırımı, depremden etkilenen Ermenistan'ın yeniden yapılandırılması, Dağlık Karabağ halkının self determinasyonu ve vs... Amerikalı Ermeni toplumunu ilgilendiren konularda yasal düzenlemeleri teşvik eder ve destekler. Son olarak ANC, Ermeni Lobi faaliyetleri yürütmek üzere seçilen görevlileri Amerikalı Ermeniler konularında eğitmektedir. Ayrıca adayların desteklenip desteklenmemesi hususunda karar vermektedir. Bunun için ANC Amerikalı Ermeni oylarını yönlendirme yetisiyle Fedaral, Eyalet ve Yerel düzeylerde seçim sürecine katılır. ANC, Aday Anketi, Kongre Rapor Kartları[49] ve Federal Seçim Rehberleri hazırlar, bunların yanı sıra ABD genelinde basın açıklamaları, bültenler ve bölgesel gazeteler yayınlar, ANC'ın en önemli yayını, TransCaucaus: A Chronology (Transkafkasya: Bir Kronoloji)'dir.

Ermeni Milli Komitesi, Doğu Bölgesi (Armenian National Comittee, Eastern Region: ANC-ER): 1918'den beri faaliyet gösteren ANC-ER, Ermeni olmayan topluma Ermeni halkının sosyal, kültürel, eğitimsel, tarihi ve ulusal katkılarını, ihtiyaçlarını ve özlemlerini anlatmak ve yorumlamak için hem bir milli ses hem de bir toplum ilişkileri aracı olarak hizmet eder. Zaman zaman Ermeni veya Amerikalı Ermenilerin geniş ulusal ve uluslararası ilgi alanlarındaki görüşlerini temsil eder. Yayın Organı ANC Newsletter (ANC Bülteni)'dir.

Ermeni Milli Komitesi, Batı Bölgesi (Armenian National Committee, Western Region: ANC-WR): 1890 yılında kurulan ANC-WR bugün ABD'de kendini Amerikalı Ermeni toplumunun üyeleri için önemli olan konuların hızla ele alınmasına adayan bir grassroots halkla ilişkiler kurumudur. ANC-WR, yıllarca Batı Amerika'da Ermeni Amerikalılarla ilgili bir çok konu üzerinde bilgi vermek, eğitmek ve eylemde bulunmak üzere hizmet vermiştir.

ANC-WR merkezi 14'ü aşkın yerel dernekleriyle işbirliği halinde bir kültürel, eğitimsel, sportif, yardım ve gençlik kuruluşları ağıyla birlikte çalıştığı için geniş tabanlı bir toplum desteğine sahiptir. Ayrıca ANC-WR kendi günlük radyo programı ve Horizon TV[50] ağından yararlanma dahil bir dizi medyayla bağlantı halindedir.[51]

Amerika'daki Ermeniler için önemli olan konuları savunmak ve gündemde tutmak için ANC-WR, Amerikan Kongresi'nin sözde Ermeni Soykırımı ile; Ermenistan ve Dağlık Karabağ'la ilgili konularda Ermenistan lehine kararlar çıkarmak için öncü rol oynamaktadır. ANC-WR, yerel-bölgesel ve ulusal seviyede çalışan bürolarıyla ülke çapında Ermeni meselesini kamu görevlilerinin "arka bahçesine" taşıyarak bir ulusal grassroot ağını etkili bir şekilde işletebilmektedir. ANC-WR Aynı zamanda Ermeni meseleleriyle ilgili konuların propagandalarını etkin bir şekilde gerçekleştirmek için medya kuruluşlarıyla sıkı irtibat halinde çalışmaktadır. Her yaz ANC-WR genç Amerikalı Ermenileri Washington D.C.'ye seyahat etmesini sağlamak ve Ermeni meselesini nasıl takip edeceklerinin "In"lerini ve "Out"larını öğrenecekleri ANC bürolarında çalıştırmak için gezilere mali destek sağlar. ANC-WR Aynı zamanda bir Amerikalı senatörün ve kamu görevlisinin Ermeni meselesine sağladığı destek düzeyini doğru bir şekilde ölçen kongre rapor kartlarını da dağıtır. ANC-WR faaliyetlerini ANC Bulletin (ANC Bülteni) adlı yayın organıyla kamuoyuna duyurur.

Yukarıdaki etkin olarak lobi faaliyetleri yürüten bu Ermeni kuruluşlarının yanı sıra yine politik olarak lobi faaliyeti yürüten 1890 yılında kurulan Ermeni Devrim Federasyonu (Armenian Revolutionary Federation: ARF), 1887 yılında Cenevre'de kurulan, şu anda ABD'de faaliyet gösteren Doğu ABD Hınçak Sosyal Demokrat Parti (Hunchakian Social Democratic Party of Eastern U.S.A.) ve 1958 yılında ABD'de kurulan Milli Amerikan Cumhuriyet Meclisi (National Armenian American Republican Council) gibi Ermeni kuruluşları mevcuttur.

Ermeni Devrim Federasyonu (ARF) yani Taşnaksutyun Komitesi: Sosyalist sistemle donanan bağımsız bir Ermenistan kurulmasını amaçlar. Asıl gayesi Sevr'i hortlatmaktır, çünkü programında "Birleşik Ermenistan'ın sınırları Nahçıvan, Ahılkelek ve Karabağ yanında Sevr Anlaşmasıyla Ermenistan'a verilen! toprakları kapsamaktadır" demektedir.

Yine programında Taşnaksutyun (ARF), "Ermeni halkına karşı hâlâ cezalandırılmamış (Sözde) Soykırım suçu kınanmalı ve işgal edilen (!) toprakların iade edilmesi ve Ermeni halkının kayıplarının telafi edilmesi ile bu durum düzeltilmelidir" diyerek amacının tamamen Türkiye üzerine kurulu olduğunu açıkça beyan eder. Yayın organı; Hairenik ve Armenian Weekly'dir.

Hınçak Sosyal Demokrat Partisi (Hunchakian Social Democratic Party of Eastern U.S.A.): Faaliyet alanı tamamen Türkiye-Türk Düşmanlığı'dır. Bu örgüt, Ermeni Irkının korunması, Ermeni haklarının iddiası ve takibi ve Ermenistan'la ilişkilerin geliştirilmesi gibi çalışmaların yanısıra tamamen öteki organizasyonlar gibi çeşitli iftira kampanyalarıyla ABD'de ve Dünyada "Türk İmajı"nı zedelemek için gayret göstermektedir.

Milli Ermeni Amerikan Cumhuriyet Meclisi (National Armenian American Republican Council: NAARC): Genel olarak Ermeni meselesine ilgi duyan adayları seçmek için ülke genelinde Amerikan seçim süreci içinde Ermeni ve etnik oyları kontrole almak ve harekete geçirmek için faaliyet yürütür.

NAARC Aynı zamanda ülke çapında ve yurt dışında Ermeni çıkarlarıyla ilgili konularda Amerikan Kongresi ve yerel yetkililere lobi çalışmaları yürütmektedir.

Yukarıda özetlemeye çalıştığımız lobi faaliyeti sürdüren Ermeni kuruluşlarının hepsinin ortak amacı; Ermenilerin kimliklerini, kültürlerini, tarihlerini, edebiyatlarını vs.. korumanın yanı sıra hepsinin birleştikleri, hatta kuruluş sebebi olarak dahi gösterebileceğimiz nokta "Türk Düşmanlığı"dır. Bunun için sözde "Soykırım" kozundan başka bir stratejik özelliği sahip olmayan Ermenistan'ın Karabağ meselesinde Dünya kamuoyunu "ezilmiş millet" kimliği ile yanına çekmek ve Dünya milletlerine "Victizimation (kurban olmuşluk) kimliğiyle kendilerini tanıtmaktır.

ABD'deki Ermeni Lobisi "Victimization" kimliklerinin tanıtımında sadece lobi faaliyeti olarak her yıl milyonlarca dolar para harcamaktadırlar.[52] Örneğin sadece 1994 yılında AAA, örgütün tüm faaliyetleri için -bunun içinde kamuoyu oluşturma, akademik çalışmalara destek sağlamak, toplantı ve konferanslar düzenleme, medya ilişkileri gibi dolaylı lobicilik kapsamına girecek faaliyetler de dahil- 7 milyon dolar para harcamışlardır.[53] Bu paranın büyük bir bölümünü kongre lobiciliğinde kullanmışlardır.

Ermeni Lobisi’nin Kongre Çalışmaları

Ermeni Lobisi Kongre'de genel olarak üç tema üzerinde çalışmaktadır. Birincisi; Sözde Soykırımı Amerikan Senatosu'ndan çıkarmak.[54] İkincisi; ABD'nin Ermenistan'a insani yardım programları, teknik yardım ve kalkınma yardımını sağlamak[55] ve üçüncü olarak ta; Azerbaycan'a ve Türkiye'ye müeyyideler uygulanması.[56]

Ermeni Lobisi öncelikle sözde Soykırımı ABD senatosundan çıkararak adım adım diğer ülkelerin parlamentolarından da çıkmasını sağlamaya çalışmaktadır. Sözde Soykırım hususunda Ermeni Lobisi;

a) Türk Devleti'ne "1915'de 1,5 milyon Ermeni'nin soykırım sonucu öldürüldüğü" iddialarını kabul ettirmek.

b) Türk Devleti'ne özür diletmek ve tazminat ödetmek.

c) Doğu Anadolu'da "Ermeni toprakları!" veya "Batı Ermenistan!" diye iddia ettikleri bölümün kendilerine verilmesini sağlamak ve buralarda bağımsız bir Ermenistan devleti kurmak.

Bütün bu iddiaları kabul ettirmek için Ermeni Lobisi Dünyanın diğer yerlerinde, ABD'de ve özellikle de 1985 yılından beri ABD parlamentosunda hummalı bir çalışma içerisindedirler. Parlamentodaki Ermeni Lobisi stafları diye nitelendirebileceğimiz senatörlere her yıl Şubat, Mart ve özellikle 24 Nisan öncesi ve 24 Nisan günlerinde sözde soykırımı anma toplantıları adı altında konuşmalar yaptırmaktadırlar.

Ermeni Lobisi, Senato'da veya Temsilciler Meclisi'nde konuşturacakları senatörleri konuşmalarından yaklaşık bir hafta öncesinden motive etmeye başlarlar. Örneğin 24 Nisan 1990'da Senatoda Senatör LEVİN konuşmasının bir yerinde "Bay Başkan geçen Cumartesi ve Pazar Michigan'da Ermeni Soykırımının kutlamalarında bulunmakla şereflendirildim. Cumartesi akşamı "Greater Detroit[75], Anma Komitesi" tarafından organize edilen etkileyici bir toplantıya katıldım. Bu toplantılarda tarihin görgü tanıkları olan Ermeni Soykırımının hayatta kalanlarıyla olmanın tecrübesini paylaştım. Önceden de yaptığım gibi bu insanlarla tanıştım, onların yüz ifadelerini gördüm, onlarla konuştum ve korkunç gerçeği işittim" demektedir.[57] Yine benzer bir konuşmayı, 22 Nisan 1998'de Temsilciler Meclisi'nde Senatör Mc. GOVERN yapıyor. Senatör Mc. GOVERN 60 kişilik bir grupla tanıştığını, bunların tehcir dönemini yaşadıklarını ve bu kişilerden 14'ü ile tanıştığını ve konuştuğunu söyler.[58]

Ermeni Lobisi'nin ABD Parlamentosu Senatörleri üzerindeki çalışma taktiklerinden birisi de, Senatörleri sık sık Ermenistan'a kısa gezilere götürmeleridir. Burada incelemelerde bulunan bu senatörler gözlemlerini gerek Temsilciler Meclisi'nde gerekse Senato'da dile getirmektedirler. Ocak 1990 yılında Senatör PELL'i dönemin Sovyet Ermenistan'ına götürmüşler, incelemelerde bulunmasını sağlamışlar, Senatör PELL'de 24 Nisan 1990'da Senato'da; bölgeye gittiğini ve Ermeni mültecileriyle konuştuğunu ve onların (güya) ne kadar acılar içerisinde olduklarını, kendisinin yakından gördüğünü, anlatmıştır.[59]

Bu konuşmalarında senatörler bazen bir Ermeni vatandaşından kendilerine gelen sözde Soykırım ile ilgili bir mektubu çok önemli bir vesikaymış gibi, duygu sömürüsü ile Senato'ya sunmakta, bazen herhangi bir gazetedeki Ermeniler lehine bir haberi, yanlışlığı doğruluğu araştırılmadan sunmaktadırlar. Yine Senatörlerin bir çoğu seçim bölgelerindeki Ermenilerin kendilerini ziyaret ettiklerini ve bu kişilerin konuyla ilgili temennilerini kendilerine belirttiklerini Temsilciler Meclisi ya da Senato'daki konuşmalarında anlatırlar.[60]

ABD Temsilciler Meclisi'nde veya Senato'daki sözde "Armenian Genocide" görüşmeleri tamamıyla "Ermenistan'a Yardım" propagandalarının yapıldığı bir görüntü içermektedir. Kürsüye çıkan her senatör, o yıl sözde Soykırımın kaçıncı yılı ise, O'nu kutladıktan sonra, "Ermenistan'a her ne pahasına olursa olsun mutlaka maddi, manevi yardımda bulunmalıyız" diye temennilerini dile getirmektedirler. Bu temenniler dile getirilirken ABD çıkarlarıyla özdeşleştirilerek Ermenistan'a yardımın ABD çıkarlarına hizmet edeceği hemen hemen bütün konuşmalarda vurgulanır.

California Senatörlerinden LEVİNE, "Geçmişi hatırlamak önemli olduğu gibi, geleceğe doğru bakmak da hayatidir. Sovyetler Birliği'nin parçalanması ve bağımsız bir Ermenistan’ın yeniden doğması ABD ve Ermenistan arasında güçlü ilişkileri inşa etmenin yegane fırsatını sunar. Ayrıca bu durum Transkafkasya bölgesinde ABD için liderlik fırsatını sunar. Fakat Bush yönetimi bu fırsatı ele geçirmede başarısız oldu.

ABD'nin bölgede liderliğinin eksikliği en fazla Dağlık Karabağ bölgesinde hissedilmiştir...

Bush yönetiminin Transkafkasya bölgesine yönelik son politikasını yeniden değerlendirmesi gerekir. Ermenistan ve Dağlık Karabağ bulunduğu coğrafya yüzünden büyük bir politik risk ile yüz yüze kalacaktır, bu kolayca tahmin edilebilir. Denize çıkış yolları yoktur ve her tarafı durağan olmayan potansiyel düşmanlarla çevrilmiştir. Ermenistan’ın güçlü ve güvenli olmasını anlamada ABD'nin hayati çıkarı vardır" diyerek, ABD'nin Ermenistan politikasını özetlemeye çalışır.[61]

Son 10 yıllık süreçte bu gibi konuşmalar senatörler tarafından sözde "Armenian Genocide" toplantılarında ısrarla vurgulanmıştır. Gerçekte bu görüşmelerin ismi her ne kadar sözde "Armenian Genocide" toplantıları olsa da tamamen bu amacından çıkmıştır. Bu çalışmalarıyla Ermeni Lobisi zaman zaman istediği birçok kararı, özellikle Ermenistan'a yardım kararlarının çıkarılmasında etkili olmuştur. Örneğin 1995 yılında Senatör PORTER'ın çalışmaları sonucu insanlık yardımı olarak 85 milyon dolar Ermenistan'a yardım yapılmış, ayrıca buna ilave olarak da Aynı yıl 30 milyon dolar gelişim yardımı yapılmıştır.[62]

Ermeni Lobisi'nin Kongrede bu kadar etkili olması sadece iyi organize olmasından kaynaklanmamaktadır. Rum Lobisi'nin bu lobiyle birlikte hareket etmesi, senatodaki Rum asıllı Senatörlerin "Düşmanımın düşmanı benim dostumdur" ilkesiyle Türkiye düşmanlığında Ermeni Lobisi'ne dahi fırsat tanımaması, hatta Ermeni Lobisi'nin Türkiye aleyhindeki Bütün kararları desteklemesi, Ermeni Lobisi'nin Kongredeki gücünü artırmaktadır. Yunan Lobisi'nin desteğinin yanı sıra Uluslararası Af örgütü (Amnesty International: AI), Uluslararası İnsan Hakları örgütü (International Human Rights Organizations) - Yunan ve Ermeni Lobilerinden sonra önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin başını çok ağrıtacak gibi görünen Kürt Lobisi - Amerika Kürt Ulusal Kongresi (Kurdish National Congress) gibi örgütler ve bunlarla ilişki hal inde olan kongre üyeleri tarafından da desteklenmektedir.

Ermeni Lobisi'nin Bütün bu organize çalışmalarına rağmen Türkiye üzerinde fazla etkili olamamasında bu lobinin çalışma eksikliği değil, ABD'nin bölge üzerindeki çıkarları üstün gelmektedir. Zira, Amerikan yönetiminin, Türkiye gibi çok önemli bir stratejik müttefikini, bugüne değin Rusya'ya yakın politikaları ile dikkat çeken Ermenistan yüzünden kendisine küstürmek gibi bir lüksü yoktur. Türk-Amerikan ilişkileri, Kore Savaşı'ndan Çöl Fırtınası'na kadar uzanan bir çizgide ve Bütün Soğuk Savaş yılları boyunca karşılıklı çıkar esasına dayanmış son derece güçlü ilişkilerdir. Ayrıca Türkiye, ABD'nin NATO'daki güçlü bir müttefiki olarak stratejik açıdan çok önemli bir ülkedir. Türkiye'nin Avrasya enerji hatları açısından son derece önemli bir konumda bulunması, Amerika'nın uzak pazarlara girmesinde Türkiye'yi kendisine stratejik ortak olarak görmesi, bunların yanı sıra Balkanlar ve Doğu Akdeniz'in güvenlik ve istikrarı açısından hem Amerika'nın yakın ortağı hem de stratejik önemde olması, ABD'yi Türkiye ile ilgili alacağı kararlarda temkinli olmaya zorlamaktadır. Tıpkı 1830'lu yıllarda olduğu gibi Amerikan tüccarının bölge üzerindeki çıkarları da bugün hala tazeliğini korumaktadır. Zira Amerikan teknoloji, iletişim enerji ve savunma sanayi firmalarının büyük kâr beklentileri vardır.

Türk-Amerikan ilişkilerinde yukarıda özetlemeye çalıştığımız iyi niyet temennilerinden sonra şunun da çok iyi bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Bugün ABD'de 800.000 civarında Ermeni yaşamaktadır. Bu kitle her ne kadar 2,5 milyon nüfuslu Ermenistan Cumhuriyeti nüfusundan az olsa da bu nüfustan çok daha etkin bir durumdadır. ABD'nin hemen her eyaletinde hatta en ücra köşelerine kadar yerleşmiş, kurumsallaşmış, maddi yönden son derece iyi bir konumda bulunan, bilinçli, ne yaptığını çok iyi bilen bir kitle, ABD Ermeni Diasporası vardır. Ermeni meselesinde siyasi olarak etkin rol oynayan, bu konuda sıkı çalışmalar yürüten 182 kilisesiyle birlikte sayısı çeşitli kuruluşlarıyla 1228'i bulan (şubeleri hariç) Ermeni kuruluşları ABD'de Türkiye aleyhtarı faaliyet yürütmektedir. Özellikle Ermeni Çalışmaları ve Araştırma Merkezleri (Armenian Studies and Research Centers) koordine bir şekilde çalışmalar yapmaktadırlar. Bunlara ilave olarak ABD'nin çeşitli eyaletlerinde çıkan sayısı 21'i bulan günlük ve haftalık gazeteleri, 17 tane Ermeni Çalışmaları Peryodikleri, 188 adet bülten, newsletters ve Journal'leriyle, 25 radyo, 10 TV programlarıyla Türkiye aleyhine kamuoyu oluşturma gayreti içerisindedirler .

Her şeyden önce Bütün bu çalışmaların yürütüldüğü ülke ABD'nin sözde Ermeni Soykırımı iddiasını kabul etmeyeceğini düşünmek nispeten hayal veya iyi niyet düşüncesi olarak görülebilir. Zira, çalışmamızda görüldüğü üzere bir Fransa'dan, İngiltere'den ayrı olarak ABD'nin Ermeni meselesinde farklı bir konumu vardır. Bu hadisenin tohumlarını 1810'lu yıllarda planlı-programlı bir şekilde atan ABD, konuyu 1895'li yıllardan itibaren senatosuna taşımış olmakla kalmayıp, bu mesele için sadece 19. Yüzyılda milyonlarca dolar para harcamıştır. Hatta şu iddia edilebilir ki, bugünkü bilinçli, planlı-programlı Ermeni hareketinin okulu 1810 yılında Boston'da kurulan ABCFM olmuştur.

Bugün Fransa'nın sözde Soykırımı kabul etmesi, yarın diğer Avrupa ülkelerinin haçlı zihniyetiyle gündemlerine getirecekleri karar tasarısını ABD'nin henüz kabul etmemesinin altında, bölgedeki çıkarlarının yattığının, unutulmaması gereken bir gerçek olduğu kabul edilmelidir. Planlı bir şekilde parlamentosunda sürüncemede bırakması da, "bölgede güçlenmesi istenmeyen Türkiye'ye karşı yapılması düşünülen yaptırımlarda kullanılacak bir koz olarak" tutulması düşünülebilir.

Sonuç

Aslında konu çok geniş boyutlarıyla ortaya konulmalıdır. Bu çalışmada sadece genel hatlarıyla özetleyerek incelemeye çalıştığımız Ermeni Lobisi henüz amacına ulaşmamış olsada, kendilerine seçtikleri nihai hedefle organize bir şekilde Holoacust çalışmaları taktiğini örnek alarak çalışmaktadırlar. Sözde Soykırımı önce Bütün Dünyaya kabul ettirip, Türkiye'nin de bunu kabul etmesi işini gerçekleştirdikten sonra, bugün Almanya'nın İsrail'e ödediği "Holocaust Tazminatı" benzeri bir tazminatı Türkiye'den almaya çalışacaklardır.

1952 yılında İsrail, Almanya'nın Holocaust'u tanıması ve özür dilemesi üzerine Başbakan David Ben Gurion zamanında Almanya'dan tazminat almaya başlamıştır. İsrail'in ve Dünya Yahudiliğinin Soykırım tazminatları olarak talep ettiği noktalar şunlardır:

1-Köleleştirilmiş işgücü tazminatları: Daha çok şirketlerden

2-El konulmuş altın ve değerli eşya tazminatları: Daha çok bankalardan

3-El konulmuş sanat eşyaları ile alakalı tazminatlar ve geri teslim edilmeleri.

Almanya 1952'den bu yana devlet olarak yıllık ortalama 500 milyon dolar Soykırım Tazminatı'nı İsrail'de yaşayan Yahudilere ödüyor. 1999'da Almanya tazminatlara" gelecekte yeni taleplerde bulunulmaması garantisi" koydu.

Almanya toplam olarak şu ana kadar 500 milyar dolar "Soykırım Tazminatı" ödedi. 2030 yılına kadar toplam rakamın 70 milyar dolar olacağı hesaplanıyor. 2030 yılında son Holocaust gazisinin öleceği tahmin ediliyor. Almanya'nın verdiği rakam ise bu günün rakamları ile 85 milyar doları buluyor.

Bu cazibeli rakamlar karşısında büyülenen Ermeni Lobisi bu amaçlarını gerçekleştirdikten sonra sıra Taşnak ve Hınçak Komitelerinin programlarını oluşturan toprak talepleri aşamasına gelecektir.

Merkezi ABD'de olan Ermeni Lobisi sadece 1228 kuruluşuyla bu emelleri için, çalışmamız boyunca sıralamaya çalıştığımız faaliyetleri yürütürken acaba Türkiye bu konuda neler yapıyor? Neler Yapmalı??

ABD Ermeni Diasporası Kuruluşları Adet

Alumni Organizations 17
Armenian Studies and Research Centers 23
Athletic Organizations 21
Community Centers 13
Compatriotic Organizations. 32
Cultural Organizations 104
Dating Service Organizations 2
Educational Organizations 7
Foundations. 7
Funeral Homes and Cemeteries 7
Literary Organizations 2
Nursing Homes and Convalescent Hospitals. 9
Performing and Allied Arts Groups. 29
Philanthropic Organizations 16
Political and Public Affairs Organizations 24
Professional Organizations. 30
Refugee Resettlement Organizations. 4
Religious Organizations. 21
Social Service Organizations 14
Students' Organizations (College and University) 69
Youth Organizations 10
Armenian Churches 182
Newspapers (Daily and Weekly) 21
Armenian Studies Periodicals 17
All Day Schools 33
One Day/Saturday Schools 80
Sunday Schools. 63
Armenian Studies Graduate Programs 3
Armenian Studies Undergraduate Programs 4
Armenian Studies Undergraduate Programs (Single Courses) 39
Study Programs in Armenia 1
Seminaries and Theological Schools 2
Organizational and Research Libraries 18
Public Libraries 15
School Libraries 5
College and University Libraries 15
Church and Seminary Libraries 13
Special Collections 11
Private Collections 4
Bookstores and Booksellers 17
Church Bookstores 8
Book Publishers 13
Music and Video Tape Publishers 3
Radio Programs 25
TV Programs 10
Scholarships, Grants, Loans, Fellowships 57
Bulletins, Newsletters and Journals. 118

[1] Bilal N. Şimşir, "Ermeni Propagandasının Amerika Boyutu .zerine", Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu İle İlişkileri Sempozyumu (8-12 Ekim 1984, Erzurum), Ankara,1985, s. 80.
[2] Uygur Kocabaşoğlu, Kendi Belgeleriyle Anadolu'daki Amerika, İstanbul, 1989, s. 9.
[3] Şimşir, "Ermeni Propagandasının....", s. 80.
[4] Kocabaşoğlu,Kendi Belgeleriyle....., s. 9.
[5] Kocabaşoğlu , Kendi Belgeleriyle....., s.11.," 1843 yılında Çanakkale Boğazı'ndan geçen 6286 gemiden
yalnIzca iki tanesi Amerikan gemisi iken, Kırım Savaşını izleyen yıllarda İstanbul limanına her hafta bir Amerikan gemisi giriyordu" (Kocabaşoğlu, Kendi Belgeleriyle ...., s.11).
[6] 7 Mayıs 1830 Anlaşması'na Osmanlı Devleti "siyasi" karakter vermek istediğinde Amerika bunu kabul etmemiştir. Bunun tek sebebi, Amerika Kongresi'nin 2 Aralık 1823'ten itibaren benimsediği "Monroe Doktrini"dir. Bu doktrin çerçevesinde Amerika, Avrupa'nın siyasi oluşumlarının dışında kalmaya ve Avrupa'nın siyasi oluşumlarının dışında kalmaya ve Avrupa politikasına bulaşmamaya dikkat ederken, bununla tam bir halinde olarak, "the most favored nation" (en ziyade müsaadeye mazhar millet) ilkesini yalnızca Osmanlı Devletine değil; hemen her devlete kabul ettirmeye özellikle itina göstermiştir. Bu suretle, başka devletlerin herhangi bir devletten sağladığı ticari ayrıcalık ve avantajlardan Amerika'da otomatikman yararlanma imkânI elde etmiştir. ABD'nin 7 Aralık 1941'de İkinci Dünya Savaşı'na katılması ve bu savaş sonunda bir "Dünya Devleti" (Global Power) haline gelmesi ile Türk-Amerikan münasebetleri "Politik", yani "Kuvvet Dengesi" münasebetleri niteliğini kazanmaya başlamıştır. Başka bir deyişle Türkiye, Amerika'nın global stratejisi içinde yer almaya başlamıştır. Bu süreç Türkiye'nin 1952 yılında NATO'ya üye olmasıyla daha da hız kazanmıştır. Türk-Amerikan münasebetlerinin bu süreci paradoksal bir yapı ortaya çıkarmıştır. Amerika, Doğu-Batı mücadelesinde Türkiye'ye son derece ehemmiyetli bir stratejik faktörün ağırlığını ifade ederken Türkiye'de dış politikasında ABD'ye ağırlık vermiştir. 1950'lerIn ortalarında patlak verip 1950'lerin sonlarında bir çözüme ulaşan Kıbrıs meselesi bununla paralel olarak Yunan emperyalizminin dizginlenmeyen ihtiraslarının neticesi, 1963 sonundan itibaren ve bilhassa 1964 yılında tam bir krize dönüşmesi ve bunu takip eden gelişmeler, Türk-Amerikan ilişkilerinde de Amerika'nın gayet yanlış tutumları yüzünden bu ilişkileri sarsan krizlere sebep olmuştur. 1964 Haziran'ındaki "Johnson Mektubu" ve 1975 Şubatından itibaren Amerikan Kongresi'nin uyguladığı "Silah ambargosu", bu krizlerin en mühimleri olmuştur. Her iki kriz de, Türkiye ile Amerika arasındaki ittifak münasebetlerinde derin izler bırakmış ve Türkiye'yi Amerika ile münasebetlerinde daha ihtiyalI olmaya ve dış politikasında yeni faktörler ve alternatifler aramaya sevk etmiştir. (Fahir Armaoğlu, Belgelerle Türk-Amerikan Münasebetleri, Ankara, 1991, s.1-2.) Ancak 1991 Körfez Savaşı Amerikan çıkarlarının Türkiye üzerine yoğunlaştığı ve Türkiye ile" istese de istemese de "yakın bir diyalog d.nemine girdiği, ABD için "Vazgeçilmez müttefik Türkiye" ilişkilerinin başlangıç noktası olmuştur.
[7] Dokuz maddeden oluşan bu anlaşmanın bir de Amerika'nın Osmanlı Devleti için savaş gemileri inşasını öngören, gizli ve ek maddesi vardır. Bu maddenin Amerikan Senatosu tarafından kabul edilmeyeceği anlaşılınca ne Başkan'a ve ne de Senato'ya sunulan metinlerde bu gizli ve ayrı madde yer almamıştır. (Armaoğlu, Belgelerle Türk-Amerikan..., s.1).
[8] Kocabaşoğlu, Kendi Belgeleriyle...., s. 10.
[9] Armaoğlu, Belgelerle Türk- Amerikan...., s.5.
[10] Şimşir, "Ermeni Propagandasının....", s.81.
[11] Şimşir, "Ermeni Propagandasının...", s.81.
[12] Şimşir, "Ermeni Propagandasının...", s. 82.
[13] ABCFM, Calvinci geleneği temsil eden, XVI. yüzyıl sonları ile XVII. yüzyılda İngiltere ve Amerika'nın Doğusunda filizlenen Puritan akımını belli başlı üç temsilcisinden birisi olan Congregationalist'lerce 1810 yılında Boston'da kurulmuştur. (Bu konuda daha ayrIntIlI bilgi için bkz. Kocabaşoğlu, Kendi Belgeleriyle..) [14] Mark Malkasian, "The Disintegration of The Armenian Cause in The United States, 1918-1927", Int. J.
Middle East Stud. 16 (1984) Printed in the United States Of America, s.349. "1821- 1827 yılları arasında Fisk, Parsons, King, Bird, Goodell ve Simith'in Filistin ve Suriye' de yaptıkları gözlemler sonucu, Ermenilerin misyoner çalışmasının hedefi olabileceği kanısı kesinlik kazanmıştı. Ayrıca BOARD, Anadolu’da oluşturulacak ilk misyon istasyonlarını bu gezinin bulgularına dayanarak belirlemişti........ Eli Smith, araştırmasının sonuçlarını sıcağı sıcağına yayımladığı iki ciltlik kitabında, Müslümanların Protestanlaştırılmasının olanaksızlığına değindikten sonra şu görüşe yer veriyor:.. ancak Hıristiyanlar arasında çalışmak suretiyle, düşman topraklarının ta kalbine kolayca girme olanağına kavuşmuş oluyoruz."(Kocabaşoğlu, Kendi Belgeleriyle...., s. 38.)
[15] Malkasian, "The Disintegration of The Armenian..."; s. 349.
[16] Şimşir, "Ermeni Propagandasının....", s. 93., 19. yüzyılın sonlarından itibaren Amerikan Yurtdışı Misyonerler Komiserliği Masası'nın (ABCFM) yurtdışındaki misyonerlik çalışmaları artık bir nevi Ermeni davası haline gelmiştir.(Justin Mc Carthy,"I. Dünya Savaşı'nda İngiliz Propagandası ve Bryce Raporu" Osmanlı'dan Günümüze Ermeni Sorunu, Ankara 2000, s.15.)
[17] Bu konu için bkz. (M.Hidayet Vahapoğlu, Osmanlı'dan Günümüze Azınlık ve Yabancı Okullar, Ankara, 1997, s.109- 110- 111; Necmettin Tozlu, Kültür ve Eğitim Tarihimizde Yabancı Okullar, Ankara, 1991;Necdet Sevinç, Ajan Okulları, İstanbul, 1975; Erol Kırşehirlioğlu, Türkiye'de Misyoner Faaliyetleri, İstanbul, 1963; İlknur Polat, Yabancı Okulları (Basılmamış Doktora Tezi) Ankara, 1987; Nevzat üstün, Türkiye'de Amerika, İstanbul, 1969; Uygur Kocabaşoğlu, Kendi Belgeleriyle Anadolu'daki Amerika, İstanbul, 1989; Uygur Kocabaşoğlu, "Doğu Sorunu Çevresinde Amerikan Misyoner Faaliyetleri", Tarihi Gelişmeler İçinde Türkiye'nin Sorunları Sempozyumu (Dün-Bugün-Yarın), ( Ankara, 8-9 Mart 1990), Ankara, 1992. )
[18] Bu para o dönem için çok büyük bir meblağdır.
[19] Şimşir, "Ermeni Propagandasının...", s. 98-100.
[20] Levon Maraşlıyan, Ermeni Sorunu ve Türk-Amerikan İlişkileri, 1919-1923, İstanbul, 2000, s.12, "....oldukça önemli bir konuma sahip olan ülkemiz, Amerikalıların dikkatini çeker. Haliyle bu sıralarda Amerika, azınlıkların koruyuculuğunu da yüklenmek üzeredir. Artık "Şark Meselesi" bu ülkeyle birlikte yeni boyutlar kazanmış, Batı Dünyası hesabına önemli bir hamle daha yapılmıştır. Bu yüzden daha 1820'lerde imparatorluğa yerleşen Amerikan misyonerleri teşkilatlarını kurup çalışmalara başlarlar", (Tozlu, Kültür ve Eğitim ....., s. 39.)
[21] İlter, Ermeni Kilisesi ve Terör, Ankara, 1999, s. 72.
[22] İlter, Ermeni Kilisesi..., s. 72.
[23] İlter, Ermeni Kilisesi..., s. 73.
[24] İlter, Emeni Kilisesi..., s. 74.
[25] Şimşir, "Ermeni Propagandasının...", s. 103.
[26] Şimşir, "Ermeni Propagandasının...", s. 103, 104.
[27] Agos Gazetesi.(Naklen; Ersal Yavi, 1856-1923 Emperyalizim Kıskacında Türkler Ermeniler Kürtler, İzmir, 2001, s. 389.)
[28] Şimşir, "Ermeni Propagandasının...", s. 105.
[29] Agos Gazetesi. (Yavi, Türkler Ermeniler..., s. 390.)
[30] Manuel Sarkisyanz, A Modern History of Transcaucasian Armenia, Germany, 1975, s. 310.
[31] Erdal İlter, Ermeni Propagandasının Kaynakları, Ankara, 1994, s.13.
[32] Bu parti sosyal ve kültürel meselelere eğilerek Ermeniliğin bekasını sağlama amacı gütmektedir. Son d.nemde, Azeri-Ermeni çatışmalarında aktif olarak faaliyet göstermiştir. Başka bir ifade ile, Ermeni faaliyetlerinin "kapalı kutusu" olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. (İlter, Ermeni Propagandasının ....,
s.13. )
[33] Mektupla Senatoyu ve ABD Başkanını etkileme yöntemi günümüzde Ermeni Lobisi'nin yanı sıra hemen hemen bütün lobi gruplarının uyguladıkları bir yöntemdir.
[34] Şimşir, "Ermeni Propagandasının...", s.105-123.
[35] Şimşir, "Ermeni Propagandasının...", s. 123. "ABD yönetimi üzerinde yoğunlaştırılan bu kampanya büsbütün etkisiz kalmamıştır. Amerikan savaş gemileri Türk sularına, Mersin limanına yollanmıştır. Türkiye'ye karşı Amerika gövde gösterisinde bulunmuştur. İstanbul'da Amerikan diplomatik baskıları artmıştır... öte yandan, Atlantik ötesinde, Kuzey Amerika yarım kıtası baştanbaşa Türk düşmanlığı ile çalkalanmıştır. Protestan kilisesinin ve Amerikan gazetelerinin öncülük ettikleri bu tek yanlı düşmanlık kampanyasıyla bir Amerikan kuşağının beyinleri yıkanmıştır. Amerikan halkının kafasına barbar ve katil! Türk imajI bir kez daha yer etmiş ve kalın bir tortu bırakmıştır. Amerikan gazete koleksiyonları, Amerikan Kongre Kitaplığı rafları, Amerikan Ulusal Arşiv Dosyaları, bir kez daha Türk düşmanlığı belgeleriyle kabarmıştır"(Şimşir, "Ermeni Propagandasının..., s. 123-124. )
[36] 9 Nisan 1975'teki görüşmelerde 24 Nisan 1975 tarihini "İnsanın İnsana zulmetmesini anma günü" ilân eden karar çıkmıştır.
[37] www.Armenian-genocide.org/Affirmation/affirmintro.htm, s.1-5.
[38] ABD'nin herhangi bir eyaletinde kurulan bir Ermeni kuruluşunun, çeşitli şehirlerde ve kasabalarda onlarca şubesi açılmıştır: örneğin ANC, Washington D.C.nin ABD ve Canada'da 60'dan fazla şubesi vardır, ANCWR'nin sadece Los Angeles'de 14 şubesi vardır vs...)
[39] Bu yıllar arasında Dünyanın çeşitli yerlerinde Türkiye aleyhtarı Ermeni faaliyetleri devam etmiştir.
[40] Emekli Washington D.C. Büyükelçimiz Sayın Şükrü Elekdağ'la yaptığım mülakattan.
[41] Nasuh Uslu, Türk Amerikan İlişkileri, Ankara, 2000, s. 17. "İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki dönemde Amerikan yöneticileri, Türkiye'yi global Sovyet yayılmacılığını durdurma politikalarının önemli bir parçası olarak gördüler ve Sovyet saldırganlığının önünü kesmek için Türkiye'ye askeri ve ekonomik yardımda bulunmaya karar verdiler. Onlar, Amerikan desteğinin sağlanmaması durumunda SSCB'nin Türkiye'yi Yakın ve Orta Doğu'daki siyasi ve askeri yayılması için bir atlama tahtası haline getirebileceğinden korkuyorlardı." (Uslu, Türk Amerikan...., s.18.)
[42] Bu konu için bkz. Uslu, Türk Amerikan ...., s. 223-251.
[43] Elekdağ ile yaptığım mülakattan.
[44] Elekdağ ile yaptığım mülakattan.
[45] Bu kiliseler siyasi olarak da faaliyet göstermektedirler, yani ABD'deki Ermeni kiliselerinin herhangi bir Ermeni partizan kuruluşun çalışma tarzından farklı değildir.
[46] Bu kuruluşları isimleri ve sayıları ile birlikte gösteren tablo ekler bölümünde verilmiştir.
[47] Agos Gazetesi, 1,5 milyon olduğunu yazmaktadır. (Naklen;Yavi,Türkler Ermeniler...., s. 385.)
[48] ABD'de gerek NGO gerekse çeşitli Amerikan üniversitelerinde faaliyet gösteren Ermeni Çalışmaları ve Araştırma Merkezleri (Armeian Studies and Research Centers) vardır. Bu merkezlerin 9'u California da, 4'ü New York'ta, 3'ü Massachusetts'te, 2'si Quebec Canada'da, 2'si Michigan'da, Utah, Ontario Canada ve Connecticut'ta birer tane olmak üzere toplam 23 tane olup aktif olarak faaliyet göstermektedirler. Bu merkezlerin yaklaşık üçte biri çeşitli üniversitelerde faaliyet gösterirken geri kalanı NGO olarak çalışmalarını yürütmektedirler. Bu araştırma merkezlerin en önemli kuruluş ve icra amaçları; sözde Ermeni Soykırımı araştırmalarını akademik olarak yürütmektedir. Bunun için konferanslar, paneller gibi aktiviteleri hem organize hem de finansal olarak desteklemektedirler. Bunların yanı sıra hem Ermenistan'da hem de diasporadaki Ermeni kültür, tarih, dil, edebiyat gibi araştırmalar yürütmek ve Ermenilerin sosyo-politik ve ekonomik sorunlarını çözüme kavuşturmayı amaçlamaktadır. Ayrıca Dünyadaki Ermenilerin soy kayıtları, Ermenilerle ilgili akademik çalışmaları toplama ve milli bir Ermeni databankı oluşturma gibi faaliyetler yürütmektedirler.
[49] Kongre Rapor Kartı: ABD Parlamentosu'nda gerek Senatörlerin gerekse Kongre' deki görevlilerin Ermeni meselesine sağladığı destek düzeyini bir şekilde ölçen kartlardır.
[50] Ermeni Milli Komite Medya AĞI (Armenian National Committee Media Network)'a bağlı olan Horizon
Armenian TV, 1989 yılında kurulmuştur. Ermenice ve İngilizce olarak yayın yapmaktadır.
[51] Ermenilerin ABD'de 10 TV Programı ve 25 radyo Programı faaliyet göstermektedir.
[52] 1973-1985 arası harcamaları muhtemelen milyar dolarları aşmıştır.
[53] Tayyar Arı, Amerika'da Siyasal Yapı, Lobiler ve Dış Politika, İstanbul, 1997, s.274.
[54] Ermeni Lobisi'nin bu çalışması için bkz. U.S. Congressional Record (1985-2000).
[55] U.S. Congressional Record (1985-2000).
[56] U.S. Congressional Record (1992-2000), Bu üç maddeye ilave olarak; Amerika'da lobi faaliyeti yürüten ANC’nin üst düzey yetkililerinden olan Murad Topalyan'ın Türkiye'ye karşı terör suçlamalarıyla yargılanması- 1976 yılında Massachusetts eyaletinde kurduğu bir Ermeni terör kampına katılanlara makineli tüfek kullanmayı öğretmesi ve terör örgütü ASALA'ya katılmaya hevesli gönüllüleri Lübnan'a göndermesi, New York'taki Türk Evi'nin önünde 1980 yılında bir araçtaki patlama sonucu 3 kişinin yaralanması, 1996 yılında Ohio eyaletinde bir depoya yapılan baskında çok sayıda silah ve patlayıcı maddenin ele geçirilmesi gibi suçlar ki bu suçlardan 37 ay hapis 6 bin dolar para ve 300 saat toplum hizmeti cezasına çarptırılmıştır- ve ABD bağımsız mahkemeleri tarafından tutuklanması, Ermeni Lobisi'nin terör bağlantısını ortaya koyması bakımından düşündürücüdür. Zaman Gazetesi, 13 Mayıs 2000.
[57] U.S. Congressional Record, Senate, April 24. 1990, s. S 4921
[58] U.S. Congressional Record, House of Representatives, April 22. 1998, s. H2219.
[59] U.S. Congressional Record, April 24. 1990, s. S4850.
[60] Senatör COSTELLO "Benim Kongre bölgem olan Güneybatı Illinois'de yaşayan birçok Ermeni vatandaşı, şu andaki Ermenistan’ın durumu ve geçmiş olaylar hakkındaki üzüntülerini belirtmek için benimle irtibata geçtiler" demektedir. (U.S. Congressional Records, House of Representatives, April 22. 1993, s. E1015.)
[61] U.S. Congressional Record, House of Representatives, April 28. 1992, s. H2691.
[62] U.S. Congressional Records, House Of Representatives, April 24. 1996 (Senatör PALLONE'nin konuşması), s. H3776.

 

 ----------------------
* -
- ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 1, Mart-Nisan-Mayıs 2001
            Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar