AnasayfaÝletiţim
  
English

Amerika'daki Ermeni Propagandasý ve Bßyßkelçi Ahmet Rßstem Bey

Emekli Büyükelçi, Dr. Bilal N. ŢÝMŢÝR*
ERMENÝ ARAŢTIRMALARI, Sayý 2, Haziran-Temmuz-Ađustos 2001

 
Tarihten Birkaç Not

Amerika’da Ermeni propagandasĂ˝nĂ˝n geçmiĂži oldukça eskidir. Türk Tarih Kurumu tarafĂ˝ndan yayĂ˝nlanmýÞ olan dört ciltlik OsmanlĂ˝ Diplomatik Belgelerinde Ermeni Sorunu adlĂ˝ kitabĂ˝mĂ˝za da baĂžvurarak Tarihten birkaç not aktaralĂ˝m:

YĂ˝l 1820: Ýlk Amerikan Protestan Misyonerleri Pliny Fiks ve Levi Parsons Ýzmir’e ayak bastĂ˝lar. Levi Parsons, Ýzmir’e çĂ˝kar çĂ˝kmaz, “Bu günah ÝmparatorluĂ°unu tamamen yĂ˝kmak ahdim olsun” diye yazdĂ˝ ve ardĂ˝ndan gelen misyonerler onun için Ăžiirler, destanlar düzdüler. OsmanlĂ˝ Ermenileri arasĂ˝nda çalýÞmaya baĂžlayan Amerikan misyonerleri, bol paralĂ˝ ve donanĂ˝mlĂ˝ olarak Türkiye’ye geldiler ve bazĂ˝ Ermenileri çabucak kendilerine çektiler. Fanatik misyonerler, Müslüman Türklerle HĂ˝ristiyan Ermeniler arasĂ˝nda ayrĂ˝lĂ˝k tohumlarĂ˝ ektiler ve Amerika’da Türkler aleyhinde sistematik propagandanĂ˝n ilk adĂ˝mlarĂ˝nĂ˝ attĂ˝lar.[1]

YĂ˝l 1830: Amerika BirleĂžik Devletleri ile OsmanlĂ˝ Devleti ArasĂ˝nda Ticaret AnlaĂžmasĂ˝ imzalandĂ˝ ve ABD, en geniĂž anlamda kapitülasyon haklarĂ˝ kazandĂ˝. AnlaĂžmada OsmanlĂ˝ Ermenileri lehine dolaylĂ˝ hükümler yer aldĂ˝. Amerikan tüccarĂ˝, Anadolu’da Ermeni simsarlar kullanma hakkĂ˝ kazandĂ˝lar ve Amerikan hizmetine alĂ˝nan OsmanlĂ˝ vatandaÞý bu simsarlarĂ˝ da kapitülasyonlardan yararlandĂ˝rmaya ve onlara kanat germeye yöneldiler.

Yine yĂ˝l 1830: Amerikan Protestan Misyonerleri Ýstanbul’u merkez yaptĂ˝lar ve Anadolu’yu üç bölgeye ve birçok “istasyon”a ayĂ˝rarak Ermeni toplumu arasĂ˝ndaki çalýÞmalarĂ˝nĂ˝ yoĂ°unlaĂžtĂ˝rdĂ˝lar. Gregoryen Ermenilerin bir bölümü Protestan mezhebini kabul etti ve Amerika’nĂ˝n (ve Ýngiltere’nin) koruyuculuĂ°u altĂ˝na girdiler.

YĂ˝l 1848: Amerikan Misyonerleri, OsmanlĂ˝ Devletinde bir Protestan Cemaati yarattĂ˝lar. TamamĂ˝ Ermenilerden oluĂžan bu yeni cemaatĂ˝ OsmanlĂ˝ Hükümetine resmen tanĂ˝ttĂ˝lar.

YĂ˝l 1850: Amerikan Misyonerleri OsmanlĂ˝ Ermenileri arasĂ˝nda eĂ°itim çalýÞmalarĂ˝nĂ˝ hĂ˝zlandĂ˝rdĂ˝lar ve bundan sonraki 35 yĂ˝l içinde 80 High School, 8 yüksek kolej ve 16 kĂ˝z okulu açtĂ˝lar. Yüksek Kolejler ĂžuralardĂ˝:

Ýstanbul (Robert Kolej),

Ýstanbul (Üsküdar Amerikan KĂ˝z Koleji),

Harput (Fýrat Koleji),

Merzifon (Anadolu Koleji),

Antep (Merkezi Anadolu Koleji),

Kayseri (Talas Koleji),

Mersin (Tarsus Koleji),

Samakov (Rumeli Koleji)

ÖĂ°renci sayĂ˝sĂ˝ bir ara 27 bini aĂžan bu okullara ve kolejlere bütün 19. YüzyĂ˝l boyunca hemen hiç Türk-Müslüman öĂ°renci alĂ˝nmadĂ˝. Ancak 20. YüzyĂ˝l baĂžlarĂ˝nda tek tük Türkler de misyoner okullarĂ˝na alĂ˝nmaya baĂžlandĂ˝. Halide Edip AdĂ˝var ve Hüseyin Bey (Lozan KonferansĂ˝nda tercüman) gibi bazĂ˝ Türkler bu okullardan il mezun olanlardandĂ˝r.

YĂ˝l 1860: AmerikalĂ˝larla iĂž yapan bazĂ˝ Ermeni iĂžadamlarĂ˝ ABD vatandaĂžlýðýna geçmeye ve Amerika’ya göç etmeye baĂžladĂ˝lar. Atlantik ötesinde iĂž tutan bu Ermeniler, Anadolu’dan Amerika’ya halĂ˝, kilim götürürken Türk düĂžmanlýðýnĂ˝ da taÞýdĂ˝lar. DüĂžmanlĂ˝k propagandasĂ˝nĂ˝ ticari amaçlarla ustaca kullandĂ˝lar ve Türkiye’nin yerini bile bilmeyen saf AmerikalĂ˝lara Türk düĂžmanlýðý aÞýlamaĂ°a çalýÞtĂ˝lar ve bundan maddi çĂ˝karlar saĂ°ladĂ˝lar.

YĂ˝l 1865: Amerikan Misyonerleri, OsmanlĂ˝ ülkesinden seçtikleri yetenekli Ermeni gençlerini burslu olarak Amerikan Üniversitelerine göndermeye baĂžladĂ˝lar. Bu öĂ°rencilerin bir bölümünü Teoloji fakültelerinde yardĂ˝mcĂ˝ misyoner olarak, bir bölümünü de laik fakültelerde baĂžka amaçlarla yetiĂžtirdiler. Bu gençlerin bir bölümü Amerikan vatandaĂžlýðýna geçirildi ve Türk aleyhtarĂ˝ Emeni propagandasĂ˝nda kullanĂ˝ldĂ˝. Türkiye’de görevli bazĂ˝ Amerikan misyonerleri, daha sonraki tarihlerde Ermeni ihtilalcilerini desteklemiĂž, TaĂžnak ve HĂ˝nçak komitelerinin gizli kuryeliĂ°ini üstlenmiĂžlerdir. (OsmanlĂ˝ makamlarĂ˝, kapitülasyonlar yüzünden misyonerlerin mektuplarĂ˝nĂ˝ açamĂ˝yorlardĂ˝. Buna raĂ°men Merzifon Amerikan kolejinde görevli Kayayan ve Tumayan adlĂ˝ iki misyoner 1893’te suç üstü yakalanmýÞ, Ankara’da yargĂ˝lanĂ˝p idama mahkum edilmiĂžler, fakat Amerika ve Ýngiltere’nin baskĂ˝larĂ˝yla serbest bĂ˝rakĂ˝lĂ˝p Londra’ya gönderilmiĂžler, oradan Türkiye düĂžmalýðýnĂ˝ sürdümüĂžlerdir.).

YĂ˝l 1870: OsmanlĂ˝ ülkesinden Amerika’ya Ermeni göçleri artmaya baĂžladĂ˝.

YĂ˝l 1886: Ermeniler için Anadolu’da (Sivas’ta) ilk Amerikan KonsolosluĂ°u açĂ˝ldĂ˝ ve bunun baÞýna bir misyoner ailenin çocuĂ°u olarak Tokat’ta doĂ°muĂž ve çocukluĂ°u Ermeniler arasĂ˝nda geçmiĂž olan Mr. Jevet adlĂ˝ bir konsolos getirdiler. (Sivas BaĂžkonsolosluĂ°una baĂ°lĂ˝ olarak Ankara’da da bir Amerikan Konsolosluk Ajanlýðý açĂ˝ldĂ˝.)

YĂ˝l 1894: Ermeni sorunu ilk defa Amerikan Senatosunun gündemine getirildi. Sasun’da Ermeni ayaklanmasĂ˝ dolayĂ˝sĂ˝yla Louisiana Senatörü Newton Blanchard tarafĂ˝ndan Senatoya sunulan ve 3 AralĂ˝k 1895 günü kabul edilen tasarĂ˝sĂ˝yla Türkiye haksĂ˝z yere suçlandĂ˝ ve kĂ˝nandĂ˝. (107 yĂ˝l önce).

YĂ˝l 1895: Sivas’tan sonra Erzurum’da da Amerikan KonsolosluĂ°u açĂ˝ldĂ˝ ve Ermeniler arasĂ˝nda çalýÞmaya koyuldu. AynĂ˝ yĂ˝l Ermeni HĂ˝nçak ve TaĂžnak komiteleri Türkiye’de kanlĂ˝ eylemlerini arttĂ˝rdĂ˝lar.

Yine yĂ˝l 1895: ABD Hükümeti, güya Ermenileri ve misyonerleri korumak için, OsmanlĂ˝ kara sularĂ˝na bir savaĂž gemisi gönderdi. Mersin ve Ýskenderun limanlarĂ˝na demir atan geminin komutanĂ˝ Amiral Selfridge, Halep Valisine ve Mersin MutasarrĂ˝fĂ˝na aĂ°Ă˝r mektuplar gönderdi. (106 yĂ˝l önce).

YĂ˝l 1896: Ermeni iddialarĂ˝ ikinci defa Amerikan Senatosu ve Temsilciler Meclisi gündemine getirildi ve Ocak 1896’da her iki mecliste Türkiye aleyhine bir karar kabul edildi. AyrĂ˝ca New Hamshire Senatörü Sallinger, OsmanlĂ˝ Ermenileri lehine müdahale edilmesini öngören bir kanun tasarĂ˝sĂ˝nĂ˝ Senato’ya sundu.(105 yĂ˝l önce).

YĂ˝l 1896-1900: Anadolu'dan Amerika'ya Ermeni göçleri hĂ˝zlandĂ˝. Özellikle Misyoner faaliyetlerinin yoĂ°un olduĂ°u Harput, Merzifon gibi yörelerdeki Ermeni nüfusunun yarĂ˝dan fazlasĂ˝ Amerika'ya göç etti. Türkiye'den göç eden Ermeni göçmenlerden bazĂ˝larĂ˝, Amerikan pasaportu aldĂ˝ktan sonra geri dönüp Anadolu'da kanlĂ˝ eylemlere karýÞtĂ˝lar ve ABD makamlarĂ˝ "vatandaĂž" diye bunlarĂ˝ resmen himaye etmek istediler.

YĂ˝l 1900: Harput’ta (Elazýð yakĂ˝nĂ˝nda) Amerikan KonsolosluĂ°u açĂ˝ldĂ˝. Sivas, Erzurum ve Harput’taki Amerikan konsolosluklarĂ˝nĂ˝n her üçü de kirayla Ermeni evlerine yerleĂžmiĂž, Ermeni tercüman ve memurlar kullanmýÞ ve Washingoton’a Ermeni yanlĂ˝sĂ˝ çarpĂ˝k ve tek taraflĂ˝ raporlar sunmuĂžlardĂ˝r.

YĂ˝l 1909: ABD Hükümeti, Adana olaylarĂ˝ dolayĂ˝sĂ˝yla OsmanlĂ˝ sularĂ˝na iki savaĂž gemisi gönderdi. "Marblehead" ve "San Fransisco" adlarĂ˝ndaki bu savaĂž gemileri yerel makamlara ve Türk Hükümetine gözdaĂ°Ă˝ verdiler...

Yýl 1914:
Washington’dan Ýki Sürpriz.

Amerikan basĂ˝nĂ˝nda, 1880’lerden beri sistematik biçimde Ermeni propagandasĂ˝ yapĂ˝lĂ˝yordu. Müslüman Türklerin HĂ˝ristiyan Ermenilere baskĂ˝ yaptĂ˝klarĂ˝ ileri sürülüyor, Türk Hükümeti ve Türk insanĂ˝ haksĂ˝z yere suçlanĂ˝yordu. Bu karalama kampanyasĂ˝ zaman zaman çok Ăžiddetleniyordu. Washington ElçiliĂ°imiz bu saldĂ˝rĂ˝larla durmadan boĂ°uĂžuyordu.

1914 yĂ˝lĂ˝nda Ahmet Rüstem Bey Washington’a Büyükelçi atandĂ˝ ve BaĂžkan Woodrow Wilson’a güven mektubunu sunup 24 Haziranda resmen görevine baĂžladĂ˝. Büyükelçi payesiyle Washington’a atanan ilk OsmanlĂ˝ diplomatik temsilcisiydi. (Ondan önce Washington’da görev yapmýÞ olan temsilcilerimiz Orta Elçi payesinde idiler.)

Büyükelçi Ahmet Rüstem Bey’in Washington’da göreve baĂžlamasĂ˝ndan sadece dört gün sonra, 28 Haziran 1914 günü, Avusturya - Macaristan ÝmparatorluĂ°u veliahtĂ˝ ArĂžidük Francis Ferdinand Saraybosna’da bir suikastta öldürüldü. Bu suikast, bilindiĂ°i gibi, Birinci Dünya SavaÞý’nĂ˝ fitilledi. Suikasttan bir ay sonra, 28 Temmuzda, Avusturya-Macaristan SĂ˝rbistan’a savaĂž açtĂ˝ ve Rusya, SĂ˝rbistan’Ă˝n yardĂ˝m için seferberlik ilan etti. 1 AĂ°ustosta Almanya, 5 AĂ°ustosta da Avusturya-Macaristan Rusya’ya savaĂž ilan ettiler. Avusturya-Macaristan ile SĂ˝rbistan arasĂ˝nda baĂžlayan savaĂž bir Avrupa savaÞýna dönüĂžtü. 10 AĂ°ustosta Fransa, 12 AĂ°ustosta da Ýngiltere Avusturya-Macaristan’a savaĂž ilan ettiler...

1914 yazĂ˝nda büyük savaĂž yayĂ˝ldĂ˝kça yayĂ˝lĂ˝yordu ama Türkiye ve Amerika BirleĂžik Devletleri henüz bu savaÞýn dýÞýnda idiler. Bu iki devleti de savaĂža çekmek ve "Avrupa savaÞý"nĂ˝ "dünya savaÞý"n dönüĂžtürmek için çabalar harcanĂ˝yordu. Almanya, Türkiye'yi; Ingiltere ve Fransa da Amerika BirleĂžik Devletleri'ni kendi saflarĂ˝nda savaĂža çekmeĂ°e uĂ°raÞýyorlardĂ˝. Türkiye (yani OsmanlĂ˝ ImparatorluĂ°u), o yĂ˝lĂ˝n KasĂ˝m ayĂ˝nda büyük savaĂža sürüklenecekti, ABD ise ta 1917 yĂ˝lĂ˝na kadar savaĂž dýÞýnda kalacaktĂ˝.

Ýþte tam bu sĂ˝ralarda –yani Birinci Dünya SavaÞýnĂ˝n çĂ˝ktýðý fakat Türkiye’nin henüz savaĂž dýÞýnda bulunduĂ°u aylarda– Büyükelçi Ahmet Rüstem Bey, Washington’da ayaĂ°Ă˝nĂ˝n tozuyla iki sürprizle karÞýlaĂžtĂ˝:

Birinci sürpriz, savaĂž gemileriyle ilgiliydi: Yunanistan’a iki Amerikan zĂ˝rhlĂ˝sĂ˝ satĂ˝lĂ˝yor, öte yandan da Ýngiltere Türkiye’nin iki savaĂž gemisini gasp ediyordu. Türk Hükümeti, üstün durumdaki Yunan deniz kuvvetlerine karÞý donanmamĂ˝zĂ˝ güçlendirmek amacĂ˝yla, 1911 yĂ˝lĂ˝nda bir Ýngiliz tersanesine “ReĂžadiye” adlĂ˝ bir dretnot sipariĂž etmiĂž; ayrĂ˝ca, Brezilya için Ýngiltere’de yapĂ˝lmakta olan “Rio de Janeiro” adlĂ˝ dretnotu satĂ˝n almýÞ ve buna “Sultan Osman” adĂ˝nĂ˝ vermiĂžti. Bu savaĂž gemilerinin paralarĂ˝ Türk halkĂ˝ndan toplanmýÞ ve 200.000 lira tutarĂ˝ndaki son taksitleri de son kuruĂžuna kadar ödenmiĂžti. YapĂ˝mlarĂ˝ tamamlanan “ReĂžadiye” ve “Sultan Osman” zĂ˝rhlĂ˝larĂ˝ 1914 yĂ˝lĂ˝ Temmuz ve AĂ°ustos aylarĂ˝nda Türkiye’ye teslim edilecekti. ArtĂ˝k gün sayĂ˝lĂ˝yordu. Türk halkĂ˝, diĂžinden tĂ˝rnaĂ°Ă˝ndan artĂ˝rarak parasĂ˝nĂ˝ ödediĂ°i gemilerin nihayet teslim alĂ˝ndýðý günü beklerken, Ýngiltere, – en basit ticaret hukuku kurallarĂ˝nĂ˝ da ayaklarĂ˝n altĂ˝na alarak– parasĂ˝ ödenmiĂž olan bu gemilere el koyduĂ°unu ve Türkiye’ye teslim etmeyeceĂ°ini açĂ˝klamýÞtĂ˝ (6 AĂ°ustos 1914). Ýngiltere’nin bu kararĂ˝ Türkiye’de Ăžok yaratmýÞtĂ˝.

Ýkinci Ăžok Amerika’dan geldi. Büyükelçi Ahmet Rustem Bey, Washington’a vardýðý günlerde, Amerikan donanmasĂ˝nĂ˝n “Idaho” ve “Mississipi” adlarĂ˝ndaki iki zĂ˝rhlĂ˝sĂ˝nĂ˝n Yunanistan’a satĂ˝lmak üzere olduĂ°unu öĂ°rendi. YunanlĂ˝lar, Amerika’dan savaĂž gemisi satĂ˝n alma iĂžini çok gizli tutmuĂžlar, görüĂžmeleri, pazarlĂ˝klarĂ˝ gizlice yürütmüĂžler ve iĂži baĂ°lamýÞlardĂ˝. Büyükelçimiz bu satýÞý önlemek için hemen harekete geçti, üstüste giriĂžimlerde bulundu, BaĂžkan Wilson’a kadar çĂ˝ktĂ˝. Bu gemilerin satýÞýnĂ˝n Yunanistan’Ă˝ Türkiye’ye karÞý kýÞkĂ˝rtacaĂ°Ă˝nĂ˝, Yunan saldĂ˝rganlýðýnĂ˝ arttĂ˝racaĂ°Ă˝nĂ˝, barýÞa zarar vereceĂ°ini anlattĂ˝; gemilerin Yunanistan’a teslim edilmemesini istedi. Ama Büyükelçimizin giriĂžimleri sonuçsuz kaldĂ˝. BaĂžkan Wilson, Yunanistan’Ă˝n bu gemileri savaĂž amacĂ˝yla kullanmayacaĂ°Ă˝nĂ˝ iddia etti. Venizelos’tan bu konuda “güvence” almýÞtĂ˝! Sonunda Amerikan senatosu 18 olumsuz oya karÞý 124 oyla gemilerin Yunanistan’a satĂ˝lmasĂ˝nĂ˝ kabul etti. BaĂžkan Wilson da kararĂ˝ onayladĂ˝.

Türkiye, tam dünya savaÞýnĂ˝n patladýðý günlerde ortak bir Ýngiliz-Amerikan darbesi yemiĂž oldu. Amerika’nĂ˝n Yunanistan’a iki zĂ˝rhlĂ˝ satmasĂ˝, Ýngiltere’nin de iki Türk zĂ˝rhlĂ˝sĂ˝nĂ˝ gasp etmesi sonucu, Türk deniz kuvvetleri, Yunanistan karÞýsĂ˝nda hepten aciz kaldĂ˝ ve o savaĂžta Çanakkale boĂ°azĂ˝ndan dýÞarĂ˝ pek çĂ˝kamayacaktĂ˝.

Büyükelçi Ahmet Rüstem Bey, Atlantik ötesinde Türkiye aleyhinde yürütülen propagandalar sayesinde Yunanistan’Ă˝n baĂžarĂ˝lĂ˝ olduĂ°unu anlamýÞtĂ˝. Sadrazam Sait Halim PaĂža’ya gönderdiĂ°i bir raporda, YunanlĂ˝larĂ˝n yirmi seneden beri Türkler aleyhinde yaptĂ˝klarĂ˝ propagandalar ile Amerika’da Türk aleyhtarlýðý yaratĂ˝ldýðýnĂ˝ söyleyerek bu propagandalara propaganda ile cevap vermek gerektiĂ°ini, bunun için kendisinin de devamlĂ˝ olarak gazetelere makaleler yazdýðýnĂ˝ ve demeçler verdiĂ°ini ve bu türlü çalýÞmalara devam edeceĂ°ini bildirmiĂžti.[2]

Yine yýl 1914:
ABD’de Ermeni PropagandasĂ˝ Tekrar PatlĂ˝yor ve Türk Büyükelçinin SabrĂ˝ TaÞýyor.

Büyükelçi Ahmet Rüstem Bey’in Amerika’ya varýÞýndan az sonra karÞý karÞýya kaldýðý ikinci sürpriz, Amerikan basĂ˝nĂ˝nda yeniden patlak veren Ermeni propagandasĂ˝ oldu. Amerikan gazeteleri, adeta aĂ°Ă˝z birliĂ°i yaparak, Müslüman Türklerin HĂ˝ristiyan Ermenileri kĂ˝lĂ˝çtan geçirdiklerini iddia ediyor ve Amerikan BaĂžkanĂ˝nĂ˝n harekete geçmesini, Türk karasularĂ˝na Amerikan savaĂž gemileri göndermesini istiyorlardĂ˝. Amerikan basĂ˝nĂ˝, bu kadarla da yetinmiyor, Türk devletine ve milletine adeta küfür yaĂ°dĂ˝rĂ˝yordu. Türk halkĂ˝nĂ˝n dini, milliyeti, soyu sopu ile alay ediliyor ve Türkler aleyhinde akĂ˝l almaz hakaret sözleri sarfediliyordu.

Büyükelçi Rüstem Bey, bu saldĂ˝rĂ˝larĂ˝n arkasĂ˝nda Ýngiltere ile Fransa’nĂ˝n bulunduĂ°unu anlamýÞtĂ˝. Bu iki devlet birinci Dünya SavaÞýna girmiĂžlerdi ve Ăžimdi Amerika’yĂ˝ da yanlarĂ˝na çekmek istiyorlardĂ˝. Amerikan yönetimini ve kamuoyunu etkilemek için sözde “Ermeni katliamĂ˝” propagandasĂ˝nĂ˝ kullanĂ˝yorlardĂ˝. Bir bölüm Amerikan yazar çizerini de kazanmýÞlardĂ˝. Türklerin sĂ˝rtĂ˝ndan savaĂž propagandasĂ˝ yürütülüyordu. Oysa ortada fol yok yumurta yoktu. Türkiye henüz savaĂža girmemiĂžti ve 1914 yazĂ˝nda Türkiye’de bir tek Ermeninin burnu bile kanamamýÞtĂ˝. Böyle olduĂ°u halde Türkiye’de Ermenilerin kĂ˝lĂ˝çtan geçirildiĂ°i yazĂ˝lĂ˝p çizilebiliyordu.

Bu çirkin karalama kampanyasĂ˝ Büyükelçi Ahmet Rüstem Bey’i çileden çĂ˝kardĂ˝. Amerika, Yunanistan’a iki savaĂž gemisi satmakla kalmamýÞ, Ăžimdi de Türklere karÞý bir düĂžmanlĂ˝k kampanyasĂ˝ baĂžlatmýÞtĂ˝. DahasĂ˝, bu kampanyasĂ˝ frenlemek için AmerikalĂ˝larda hiçbir hareket yoktu. Büyükelçi, bu saldĂ˝rĂ˝larĂ˝ sineye çekemedi. BasĂ˝ndaki saldĂ˝rĂ˝lara yine basĂ˝n yoluyla cevap vermekten baĂžka çare göremedi ve 8 Eylül 1914 günü “Evening Star” gazetesine bir demeç verdi. “Ýngiltere ve Fransa’nĂ˝n Türkiye’de HĂ˝ristiyanlara katliam yapĂ˝ldýðý yalanĂ˝nĂ˝ Amerikan kamuoyunun önüne serdiklerini ve bu yalanĂ˝ bahane ederek Türk limanlarĂ˝na Amerikan savaĂž gemileri gönderilmesini isteklerini” söyledi. GeçmiĂžte ayaklanmalarĂ˝n bastĂ˝rĂ˝ldýðýnĂ˝, fakat Ermenilerin HĂ˝ristiyan olduklarĂ˝ için deĂ°il, isyan ettikleri için, Fransa, Ýngiltere ve Rusya’nĂ˝n desteĂ°iyle ve silahla OsmanlĂ˝ devletini zayĂ˝flatmak istedikleri için cezalandĂ˝rĂ˝ldýðýnĂ˝ belirtti.

Rüstem Bey, yalnĂ˝z açĂ˝klama yapmakla yetinmiyor, fakat aynĂ˝ zamanda basĂ˝n yoluyla karÞý saldĂ˝rĂ˝ya geçiyor ve soruyordu: Böyle silahlĂ˝ ayaklanma karÞýsĂ˝nda kalsalardĂ˝ Fransa, Ýngiltere ve Rusya acaba ne yaparlardĂ˝?  Masum bir Ă˝rka karÞý dünyanĂ˝n gözleri önünde yirmi planlĂ˝ katliam (pogrom) sergilemiĂž olan o Rusya acaba ne yapardĂ˝? Ya Fransa ve Ýngiltere? Ülkelerinin özgürlüĂ°ü için dövüĂžen Cezayirlileri maĂ°aralara tĂ˝kĂ˝p sonra onlarĂ˝ dumanla boĂ°muĂž olan Fransa, Sipahi isyanĂ˝nda yakaladýðý Hindlileri top namlularĂ˝nĂ˝n aĂ°zĂ˝na baĂ°layĂ˝p sonra o toplarĂ˝ ateĂžleyen Ýngiltere aynĂ˝ tahrikler karÞýsĂ˝nda kalsalardĂ˝ acaba ne yaparlardĂ˝?

Bu sorularĂ˝ sorduktan sonra AmerikalĂ˝lara dönen Büyükelçi Ahmet Rüstem Bey, onlara da adeta “Siz, Ăžöyle bir aynaya bakĂ˝nĂ˝z da kendi çirkin yüzünüzü görünüz” demek ister gibi davranĂ˝yor. Sözünü sakĂ˝nmĂ˝yor. Amerikan gazetelerinin bir çoĂ°unun Ýngiltere ve FransĂ˝zlarĂ˝n tarafĂ˝nĂ˝ tutarak Türklere saldĂ˝rmalarĂ˝ karÞýsĂ˝nda “Ăžunu söylemeĂ°e kendimi yetkili görüyorum ki” diye söze baĂžlĂ˝yor. AmerikalĂ˝larĂ˝n Filipinleri iĂžgal ederken yerli halka uyguladĂ˝klarĂ˝ “Water Cure” denen iĂžkenceleri ve her AllahĂ˝n günü Amerika’da iĂžlenen yüz karasĂ˝ “linç etme” suçlarĂ˝nĂ˝ hatĂ˝rlatĂ˝yor. “BunlarĂ˝n hatĂ˝rlanmasĂ˝ Türkiye’ye saldĂ˝rĂ˝rken AmerikalĂ˝larĂ˝ daha ihtiyatlĂ˝ yapmalĂ˝ydĂ˝” diyor. SĂ˝rça köĂžkte oturan bir kimse komĂžusunun camĂ˝na taĂž atarken düĂžünmelidir, demek istiyor. AmerikalĂ˝lara bir de soru yöneltiyor: “ Farz edelim ki, diyor, Amerika’daki zencilerin, Amerika BirleĂžik Devletlerinin istilâsĂ˝nĂ˝ kolaylaĂžtĂ˝rmak için Japonlarla gizlice anlaĂžmýÞ olduklarĂ˝ ortaya çĂ˝karĂ˝ldĂ˝. Acaba o zencilerin kaçĂ˝ hayatta bĂ˝rakĂ˝lĂ˝rdĂ˝?” diye soruyor.

Son olarak Ahmet Rüstem Bey, Atlantik ötesindeki Ermeni propagandasĂ˝nĂ˝n ABD'yi Itilaf Devletleri safĂ˝nda savaĂža sokmak amacĂ˝ güttüĂ°ünü belirtiyor ve Amerikan Hükümetinin bu oyuna gelmeyeceĂ°i inancĂ˝nĂ˝ dile getiriyor. Þöyle diyor:

 “Büyük Britanya ve Fransa, Türkiye’ye karÞý yeni bir tahrik kampanyasĂ˝na giriĂžmiĂžlerdir. Bu kampanyayla oralarda uĂ°ursuz bir Ăžeyler olmasĂ˝nĂ˝, kötü tahminlerinin doĂ°ru çĂ˝kmasĂ˝nĂ˝, ABD’nin de DoĂ°u’ya savaĂž gemileri göndermesini ve böylece Avrupa savaÞýna karýÞmasĂ˝nĂ˝ sinsice bekliyorlar. Ama ABD yönetiminin bu adi tuzaĂ°a düĂžmeyecek kadar temkinli olduĂ°una inanĂ˝yorum. Türkiye’de bir tek vatandaÞýnĂ˝n burnu bile kanamamýÞ olan Amerika BirleĂžik Devletleri, Türk sularĂ˝na neden savaĂž gemisi gönderecek? HĂ˝ristiyanlarĂ˝n da yaĂžadýðý Ýzmir’i, Beyrut’u mu bombalayacak? Yoksa daha ne yapabilecek ki?  Amerikan halkĂ˝ savaĂž istiyor mu bakalĂ˝m?...”[3]

BaĂžkan Wilson’un Tepkisi

Büyükelçi A. Rustem Bey, “aĂ°Ă˝r ol da molla desinler” zihniyeti ile hareket etmemiĂž, Amerikan basĂ˝nĂ˝ndaki çirkin saldĂ˝rĂ˝larĂ˝ sineye çekmemiĂžti. Pasif savunmaya da çekilmemiĂž, AmerikalĂ˝lara kendi silahlarĂ˝yla cevap vermiĂžti. ÇuvaldĂ˝zĂ˝ durmadan Türklere batĂ˝ran Amerika’yĂ˝ birazcĂ˝k iĂ°neleyivermiĂžti. Amerikan zencilerine yapĂ˝lan vahĂžete, Filipinlerdeki iĂžkencelere birer cümleyle deĂ°inivermiĂžti.

Amerika’da yürütülen Türkler aleyhindeki çirkin iftira kampanyasĂ˝ karÞýsĂ˝nda kĂ˝lĂ˝nĂ˝ bile kĂ˝pĂ˝rdatmamýÞ olan BaĂžkan Wilson, bu defa Büyükelçi Rüstem Bey’in demecini görünce adeta küplere binmiĂž! Vay sen misin koskoca Amerika’yĂ˝ iĂ°neleyen!? Washington’da görevli bir yabancĂ˝ Büyükelçi nasĂ˝l olur da uluorta Amerika’yĂ˝ eleĂžtirebilirmiĂž, nasĂ˝l olur da basĂ˝na böyle demeç verebilirmiĂž! Bu, düpedüz Amerika’nĂ˝n içiĂžlerine karýÞma demekmiĂž. Bir yabancĂ˝ diplomat nasĂ˝l olur da Amerikan yönetiminin iĂžlerine burnunu sokabilirmiĂž! Hele Büyükelçinin, Amerika’da zencilere yapĂ˝lanlarĂ˝ ve Filipinler’deki iĂžkenceleri diline dolamasĂ˝ sineye çekilebilir gibi deĂ°ilmiĂž. Sadece bu demeci Büyükelçinin “istenmeyen adam” ilan edilmesine kafiymiĂž...

BaĂžkan Wilson, ilk öfkeyle bunlarĂ˝ düĂžünmüĂž. Büyükelçi Rustem Bey’in derhal “istenmeyen kiĂži” ilan etmeyi, hatta OsmanlĂ˝ devletiyle iliĂžkileri kesmeyi aklĂ˝ndan geçirmiĂž. DýÞiĂžleri BakanĂ˝ Bryan ve yardĂ˝mcĂ˝sĂ˝ Robert Lancing araya girip BaĂžkanĂ˝ yatýÞtĂ˝rmýÞlar. Avrupa’da büyük savaÞýn baĂžladýðý o günlerde Türkiye ile bozuĂžmak Amerikan çĂ˝karlarĂ˝na da zarar verebilirdi. Onun için önce bir soruĂžturma yapĂ˝lmasĂ˝na karar verilmiĂžtir. BaĂžkan Wilson, 10 Eylül 1914 günü DýÞiĂžleri BakanĂ˝na ĂžunlarĂ˝ yazmýÞtĂ˝r:

 “SayĂ˝n DýÞiĂžleri BakanĂ˝,

Dün gönderdiĂ°iniz önemli Ăžeyleri aldĂ˝m. Karar vermeden önce düĂžünmem için kendime biraz zaman tanĂ˝dĂ˝m. YalnĂ˝z bir tanesi bence apaçĂ˝ktĂ˝r: Türk Büyükelçisi sĂ˝nĂ˝rĂ˝ aĂžmýÞtĂ˝r. Raporda ileri sürdükleri onun önüne serilirse ve raporun doĂ°ru olup olmadýðý kendisine sorulursa iyi olur. EĂ°er doĂ°ru deĂ°ilse onun söylediklerini lütfen bana bildiriniz. Onun söylediklerinin ne olduĂ°unu kesin olarak kendisinden öĂ°rendikten sonra kendisini makbul bir kimse olarak uzun süre aĂ°Ă˝rlayĂ˝p aĂ°Ă˝rlamayacaĂ°Ă˝mĂ˝zĂ˝ düĂžünürüz.”[4]

BaĂžkanĂ˝n bu talimatĂ˝ üzerine, Amerikan DýÞiĂžleri BakanĂ˝ Bryn, 11 Eylül günü Rustem Bey ile bir görüĂžme yaptĂ˝. “Evning Star” gazetesinde çĂ˝kmýÞ olan demecin kesitini kendisine sundu. Bu sözlerin kendisine ait olup olmadýðýnĂ˝ sordu. Büyükelçi, bu sözlerin kendisine ait olduĂ°unu kabul etti. Gazeteye neden böyle bir demeç vermek gereĂ°i duyduĂ°unu yazĂ˝lĂ˝ olarak bildireceĂ°ini söyledi.

Ahmet Rüstem Bey’in CevabĂ˝

Ahmet Rüstem Bey, o gün oturup uzunca bir muhtĂ˝ra kaleme aldĂ˝ ve ertesi gün bunu Amerika DýÞiĂžleri BakanĂ˝na gönderdi. 12 Eylül 1914 tarihini taÞýyan bu mektupta ĂžunlarĂ˝ söyledi:

 “Sir,

“Dün sabah sizinle yaptýðým görüĂžmeyle ilgili olarak aĂžaĂ°Ă˝daki hususlarĂ˝ belirtmeme müsaadenizi rica ederim.

Dün bana verdiĂ°iniz ve bugün bu yazĂ˝yla birlikte size iade ettiĂ°im Star gazetesi kesitinde bana atfedilen sözler benim kullandýðým dilin doĂ°ru bir ifadesidir.

ABD’de görülen bazĂ˝ tatsĂ˝z geliĂžmeleri basĂ˝nda gözler önüne sermek Ăžeklinde tuttuĂ°um yolun alýÞýlmamĂž bir yol olduĂ°unun tamamiyle farkĂ˝ndayĂ˝m. Fakat Türkiye’nin ve ABD’nin çĂ˝karlarĂ˝nĂ˝ düĂžünerek tepki göstermek istediĂ°im durum da pek alýÞýlmýÞ bir durum deĂ°ildi.

Türkiye, yĂ˝llardan beri Amerikan basĂ˝nĂ˝nĂ˝n sistematik saldĂ˝rĂ˝larĂ˝na hedef olmaktadĂ˝r. Bu saldĂ˝rĂ˝lar, sĂ˝k sĂ˝k en aĂ°Ă˝r dille Türkiye’nin bütün duygularĂ˝nĂ˝ incitmektedir. Türkiye’nin dinine, milliyetine, adetlerine, geçmiĂžine ve bugününe küfredilmiĂžtir. Türkiye, bütün kötülüklerin bataklýðý imiĂž gibi gösterilmiĂžtir. GeçmiĂžte Türkiye’de görülen ve benim gibi bütün diĂ°er OsmanlĂ˝ aydĂ˝nlarĂ˝nĂ˝ da üzen bazĂ˝ aÞýrĂ˝lĂ˝klar, diĂ°er milletlerin yaĂžamĂ˝nda da benzerleri görüldüĂ°ü halde, Türkiye’ye karÞý bitmez tükenmez Ăžiddetli bir saldĂ˝rĂ˝ temasĂ˝ olarak kullanĂ˝lagelmektedir.

BasĂ˝nĂ˝n bu tutumu Amerikan kamuoyunu Türkler aleyhinde zehirlemekte o kadar ileri gitmiĂžtir ki Türk soyunun her üyesi Amerika’da ancak “iĂ°renç” (unspeakable) sĂ˝fatĂ˝yla zikredilir olmuĂžtur. Türkiye, Balkan SavaÞýnda yenik düĂžüp kanayan yaralarĂ˝nĂ˝ sarmaĂ°a uĂ°raÞýrken ve tatlĂ˝ bir söze muhtaç iken bile her Amerikan gazetesinin en acĂ˝masĂ˝z alaylarĂ˝na ve küfürlerine maruz kalmýÞtĂ˝r...

DiĂ°er taraftan, Türk-Yunan iliĂžkilerinin pek gergin olduĂ°u Ăžu sĂ˝rada “Idaho” ve “Mississipi” zĂ˝rhlĂ˝larĂ˝nĂ˝n Yunanistan’a satĂ˝lmasĂ˝nĂ˝n Türkiye’de yarattýðý olumsuz havaya, Ăžimdi bir de ABD’nin Türk sularĂ˝nda savaĂž gemileriyle gösteri yapacaĂ°Ă˝ söylentileri eklenince, Türk halkĂ˝nda ABD’ye karÞý Ăžiddetli bir tepki yaratabilir. AsĂ˝l üzücü olan, Amerikan basĂ˝nĂ˝nĂ˝n, Türkiye’de HĂ˝ristiyanlara karÞý toplu katliam hazĂ˝rlandýðý yolundaki asĂ˝lsĂ˝z iddiasĂ˝nda Ă˝srar etmesidir...

Türkiye ile iliĂžkiler bakĂ˝mĂ˝ndan Amerikan basĂ˝nĂ˝nĂ˝ daha sorumlu bir tuttum izlemeye sevketmek için büyük bir çaba harcamak elzemdi. Amerikan yönetiminin basĂ˝n karÞýsĂ˝nda çaresiz olduĂ°u malumdur. DolayĂ˝sĂ˝yla bu konuda harekete geçme iĂži Türk Büyükelçisine kalmýÞtĂ˝r.

Harekete geçerken Amerika BirleĂžik Devletleri’ne saldĂ˝rmýÞ veya onlarĂ˝ eleĂžtirmiĂž olduĂ°um pek söylenemez. Benim Amerikan saldĂ˝rĂ˝sĂ˝na karÞý ülkemi savunduĂ°um apaçĂ˝ktĂ˝r. Savunmam, ABD’nin de kĂ˝nanacak bir takĂ˝m kusurlarĂ˝ olduĂ°unu göstermek biçiminde olmuĂžsa, bu, kusurlarĂ˝nĂ˝ kapatacak fevkalade meziyetleri olan Türk halkĂ˝na karÞý Amerikan basĂ˝nĂ˝nĂ˝ daha insaflĂ˝ davranamaya ikna etmenin tek yol olduĂ°una inandýðýmdandĂ˝r.

Diplomatik kurallarĂ˝ aĂžmýÞ olabilirim. Fakat, karÞý karÞýya kaldýðýmĂ˝z durumun, alýÞýlmýÞtan sapmayĂ˝ yalnĂ˝z hoĂž görmekle kalmayĂ˝p aynĂ˝ zamanda haklĂ˝ göstereceĂ°ine kuvvetle inanĂ˝rĂ˝m. Ýnsanlýðýn çĂ˝karĂ˝ Ăžekle feda edilemez.

Ben, Türkiye’ye, Amerika BirleĂžik Devletleri’ne ve nihayet insanlýða karÞý manevi görevimi yerine getirmiĂž olduĂ°uma kaniim.”[5]

Ekim 1914:
Türk Büyükelçisi A. Rüstem Bey, Ptotesto MakamĂ˝nda ABD’yi Terk Ediyor.

Büyükelçi Ahmet Rüstem Bey’in yukardaki cevabĂ˝ BaĂžkan Wilson’u ve Amerika DýÞiĂžleri BakanlýðýnĂ˝ tatmin etmedi; Tersine, onlarĂ˝ daha da kĂ˝zdĂ˝rdĂ˝. Amerikan yönetimi, Büyükelçinin AmerikalĂ˝larĂ˝ açĂ˝kça eleĂžtirmesini kabul edemiyor; buna karÞýlĂ˝k Amerikan gazetelerinin Türkiye’ye karÞý sistematik saldĂ˝rĂ˝larĂ˝nĂ˝ ise pek önemsemiyormuĂž gibi davranĂ˝yordu.

AmerikalĂ˝lar, kendi aralarĂ˝nda birkaç gün yazýÞtĂ˝ktan sonra, Büyükelçiden özür dilemesini istediler. Ahmet Rüstem Bey, Wilson’dan özür dilerse Washington’da kalabilecek ve iki ülke arasĂ˝ndaki dostça, iliĂžkiler yine eskisi gibi devam edecekti. Ameria DýÞiĂžleri Bakan Vekili Robert Lansing, bu kararĂ˝ 19 Eylül günlü bir mektupla Büyükelçimize resmen bildirdi. Þöyle dedi:

 “...Mektubunuzda, o demeçleri verdiĂ°inizi ve gazetede çĂ˝kan yazĂ˝nĂ˝n doĂ°ru olduĂ°unu kabul ediyorsunuz. Bu ülke basĂ˝nĂ˝nĂ˝n Türkiye’ye karÞý düĂžmanlýðýnĂ˝, diplomatlarĂ˝n görevli olduklarĂ˝ ülkelerde uymalarĂ˝ gereken davranýÞ kurallarĂ˝nĂ˝ çiĂ°nemenizi haklĂ˝ göstereceĂ°ini söylüyor ve ayrĂ˝ca bu ülkenin Türkiye’ye karÞý politikasĂ˝nĂ˝ eleĂžtirmeyi fĂ˝rsat biliyorsunuz.

BaĂžkan beni, notanĂ˝zdaki üslubun kabul edilemeyeceĂ°ini, davranýÞýnĂ˝zĂ˝ izah ediĂžinizin de tatminkâr olmadýðýnĂ˝ size bildirmekle görevlendirdi. BirleĂžik Devletler basĂ˝nĂ˝nĂ˝n bir bölümünün yayĂ˝nlarĂ˝ndan dolayĂ˝ kendinizi öfkeye kaptĂ˝rarak resmi protokolü ciddi olarak çiĂ°nemiĂž bulunuyor ve bunu kabul ederek kendinizi savunmaya çalýÞýyorsunuz...

Ekselans, bu baĂžkentteki hizmetlerinizin ülkeniz için yararlĂ˝ olacaĂ°Ă˝na hala inanĂ˝yorsanĂ˝z ve basĂ˝nda çĂ˝kan demecinizden dolayĂ˝ piĂžmanlĂ˝k duyduĂ°unuzu bildirmek istiyorsanĂ˝z, BaĂžkan, daha fazla yorum yapmadan yayĂ˝nlanmýÞ olan demecinizi ve notanĂ˝zĂ˝ görmemezlikten gelmeye ve bu tatsĂ˝z olaydan önce EkselanslarĂ˝ ile BirleĂžik Devletler arasĂ˝nda var olan samimi ve dostça iliĂžkileri yenilemeye hazĂ˝rdĂ˝r.”[6]

Ahmet Rüstem Bey, bu notayĂ˝ alĂ˝nca Mr. Lansing’e dönüp sorabilirdi: Türkiye’deki Amerikan Elçileri ve KonsoloslarĂ˝nĂ˝n Türkler aleyhinde Washington’a gönderdikleri ve her yĂ˝l Amerikan diplomatik ve konsolosluk belge ciltlerinde yayĂ˝nlan yazĂ˝lardan dolayĂ˝ Ăžimdiye kadar Türkiye’den özür mü dilenmiĂžti? YĂ˝llardĂ˝r Türkiye’de oturan ve Türk konukseverliĂ°inden alabildiĂ°ine yararlan ve sonra her hafta Amerikan gazetelerine imzalĂ˝, imzasĂ˝z iftira dolu yazĂ˝lar gönderen Amerikan misyonerleri Türk halĂ˝ndan özür mü dilemiĂžlerdi? Hele hele Edwin M. Bliss gibi, Frederick Davis Greene gibi, James Barton gibi, Maria A. West gibi Amerikan misyoner kodamanlarĂ˝n Türk düĂžmalĂ˝klarĂ˝na ne buyrulur? Bu misyonerler Türkler aleyhinde ciltler dolusu kitaplar yazĂ˝p hemen bütün Protestan kiliseleri önünde bunlarĂ˝ sattĂ˝rĂ˝p cemaatlerini zehirlediklerinden dolayĂ˝ Türk milletinden özür mü dilemiĂžlerdi? Amerikan basĂ˝nĂ˝ndaki Türk düĂžmanlýðý kampanyalarĂ˝ndan dolayĂ˝ piĂžmanlĂ˝k duyan bir tek AmerikalĂ˝ var mĂ˝ydĂ˝?...AmerikalĂ˝lara söylenecek daha pek Ăžey vardĂ˝.

Ama Büyükelçi Ahmet Rüstem Bey, özür dilemedi ve daha fazla tartýÞmayĂ˝ da artĂ˝k gereksiz gördü., 20 Eylül 1914 günü Lansing’e Ăžu kĂ˝sa cevabĂ˝ göndermekle yetindi:

 “Sir,

BasĂ˝n temsilcilerine verdiĂ°im demeçle ilgili 12 Eylül günlü notama cevap olarak gönderdiĂ°iniz 19 Eylül tarihli notanĂ˝zĂ˝n alĂ˝ndýðýnĂ˝ bildirmekle onur kazanĂ˝rĂ˝m.

Cevap olarak, BaĂžkan Wilson’a, bu konuda kendisinin görüĂžünü maalesef kabul edemeyeceĂ°imi ve dolayĂ˝sĂ˝yla buradan ayrĂ˝lmak için Hükümetimden izin istemeyi gerekli gördüĂ°ümü bildirmenizi rica ederim. On beĂž gün içinde Ýstanbul’a hareket edeceĂ°im.”[7]

Ahmet Rustem Bey, 27 Eylül günü Sait Halim PaĂža’ya da Amerika’yĂ˝ terk edeceĂ°ini bildirdi ve nedenlerini de anlattĂ˝. YĂ˝llardan beri OsmanlĂ˝ Hükümetine hücum eden Amerikan basĂ˝nĂ˝nĂ˝n yeni bir malzeme bulduĂ°u ve bu yeni malzemenin de Ăžu olduĂ°unu söyledi: Ýngiliz ve FransĂ˝zlar, Amerika BirleĂžik Devlerini SavaĂža sokabilmek amacĂ˝yla, OsmanlĂ˝ Devletinin HĂ˝ristiyanlar için bir katliam hazĂ˝rladýðýnĂ˝ ileri sürerek Amerika’yĂ˝ savaĂža teĂžvik ediyorlardĂ˝. Rüstem Bey, bunun için basĂ˝na bir açĂ˝klamada bulunarak bu iki devlete karÞý Amerika’nĂ˝n dikkatini çekmeĂ°e mecbur olmuĂžtu. Amerikan zencilerine karÞý yapĂ˝lan linç etme olaylarĂ˝nĂ˝ zikretmesi ise, Amerikan gazetelerinin Türkiye’yi barbarlĂ˝kla suçlamalarĂ˝na son vermek içindi. Büyükelçi sadece hukuki savunma hakkĂ˝nĂ˝ kullandýðýnĂ˝ söylüyordu. Memlekete dönüĂž kararĂ˝nĂ˝n kesin olduĂ°unu da ayrĂ˝ca bildiriyordu.

Büyükelçi Ahmet Rüstem Bey, 9 Ekimde Sait Halim PaĂža’ya çektiĂ°i son bir telgrafta, aynĂ˝ gün Ýtalyan vapuru ile New York’tan hareket edeceĂ°ini, 18 Ekimde Napoli’de, 25 Ekimde de Ýstanbul’da olacaĂ°Ă˝nĂ˝ bildirdi. Dikkati çeken bir not daha ekledi. 25 Ekim 1914 tarihine kadar kendisinden bir haber alĂ˝namaz ise, akĂ˝beti hakkĂ˝nda araĂžtĂ˝rma yapĂ˝lmasĂ˝nĂ˝ rica etti.[8] Bu ricada bir suikast kaygĂ˝sĂ˝ seziliyor. Büyükelçi Ahmet Rüstem Bey saĂ° salim Ýstanbul’a dönmüĂžtür ama, Sait Halim PaĂža’nĂ˝n kendisi, yedi yĂ˝l sonra Roma’da Ermeni kurĂžunlarĂ˝yla Ăžehit düĂžmüĂžtür.

ÇalĂ˝nacak Minareye Önceden HazĂ˝rlanan KĂ˝lĂ˝f

Ahmet Rüstem Bey’in Washington BüyükelçiliĂ°i topu topu üç buçuk ay sürmüĂžtür. Onun 24 Haziran 1914’te baĂžlamýÞ olan bu görevi, 9 Ekimde Amerika’dan ayrĂ˝lýÞýyla son bulmuĂžtur. Kendisi daha önce ABD’de Elçilik Ýkinci kâtibi ve Maslahatgüzar olarak da görev yapmýÞtĂ˝. BüyükelçiliĂ°i ise onun Washington’da ve diplomasi mesleĂ°inde son görevi oldu. Amerika’dan döndükten sonra bir daha herhangi bir diplomatik görev almadĂ˝.

1914 yĂ˝lĂ˝nda, Amerikan basĂ˝nĂ˝nda görülen Ermeni propagandasĂ˝, bir OsmanlĂ˝ Büyükelçisinin diplomatik kariyerini söndürmüĂžtür. Bu olay, Ermeni “soykĂ˝rĂ˝m” iddialarĂ˝ bakĂ˝mĂ˝ndan çok düĂžündürücüdür. Tekrar hatĂ˝rlamak ve vurgulamak lâzĂ˝mdĂ˝r: YĂ˝l 1914. Mevsim yaz. Avrupa’da savaĂž var, ama Türkiye’de ve Amerika’da henüz savaĂž yok. DoĂ°u Anadolu’da Rus istilâsĂ˝, Çanakkale’de Ýngiliz-FransĂ˝z saldĂ˝rĂ˝sĂ˝ yok; Ermeniler henüz Van’da isyan çĂ˝karmĂ˝yor, istilâcĂ˝ Ruslarla silahlĂ˝ iĂžbirliĂ°i yapmĂ˝yor, Türk ordusunu arkadan vurmuyorlar. DolayĂ˝sĂ˝yla Anadolu’da bir Ermeni tehcirinden de eser yok. Tehcir olayĂ˝na daha tam bir yĂ˝l var. 1914 yazĂ˝nda Anadolu’da hiçbir Ermeni olayĂ˝ yok, hiçbir Ermeninin kĂ˝lĂ˝na bile dokunulmamýÞ.

Böyle olduĂ°u halde, 1914 yazĂ˝nda Atlantik ötesinde büyük bir yaygara kopuyor. Çýðýrtkan Amerikan basĂ˝nĂ˝ tozu dumana katĂ˝yor. NeymiĂž? Türkiye’de HĂ˝ristiyan Ermeniler kĂ˝lĂ˝çtan geçirilecekmiĂž, kĂ˝lĂ˝çtan geçiriliyormuĂž. NeymiĂž? Amerikan BaĂžkanĂ˝ Wilson, Ermeni din kardeĂžlerinin imdadĂ˝na yetiĂžmeliymiĂž, Türk sularĂ˝na Amerikan savaĂž gemileri göndermeliymiĂž. Amerikan CumhurbaĂžkanĂ˝ndan bir hareket görülmeyince basĂ˝n kampanyasĂ˝ daha da Ăžiddetleniyor. Amerikan gazeteleri, söylemediklerini bĂ˝rakmĂ˝yor, Türkleri yerin dibine batĂ˝rĂ˝yorlar...

Ne oluyor Allah aĂžkĂ˝na? Durup dururken nedir bu yaygara? Atlantik ötesinde nedendir bu fĂ˝rtĂ˝na? Washington’daki Türk Büyükelçisi teĂžhisi koymakta gecikmiyor.  Amerika’da tozu dumana katan bu fĂ˝rtĂ˝na Avrupa’dan körüklenmiĂžtir. AçĂ˝kça görülüyor ki, Amerika’daki Ermeni katliam propagandasĂ˝nĂ˝n arkasĂ˝nda bu defa Ýngiltere ve Fransa vardĂ˝r. Bu iki devlet, Almanya ve Avusturya-Macaristan ile savaĂžtadĂ˝rlar. Þimdi yanlarĂ˝na Amerika’yĂ˝ da çekmek istemektedirler. Ýþinde gücündeki günahsĂ˝z Anadolu Türk’ünün sĂ˝rtĂ˝ndan çirkin bir oyun oynanmaktadĂ˝r, acĂ˝masĂ˝z ve büyük bir oyundur bu. Büyük oyundur, çünkü koskoca Amerika BirleĂžik Devletlerini Ýtilâf Devletleri safĂ˝nda savaĂža çekmek ve bu büyük savaÞý mutlaka kazanmak hedefi güdülmektedir.

Ýngiltere ve Fransa, Amerika’yĂ˝ etkileyip kendilerine çekebilmek için acaba neden “katliam” kozunu da seçmiĂžlerdir diye sormaya gerek bile yoktur belki. Çünkü bu tür propaganda silahlarĂ˝ daha önce de kullanĂ˝lmýÞ ve etkili olmuĂžtu. Hele OsmanlĂ˝ devletini parçalamak için “katliam” propagandalarĂ˝ ta 1820’lerdeki Yunan ayaklanmasĂ˝ndan beri sĂ˝k sĂ˝kĂ˝ kullanĂ˝lmýÞ ve HĂ˝ristiyan kitleleri ve devletleri harekete geçirebilmiĂž idi. Katliam silahĂ˝ bu defa Amerika’da da etkili olacak, Amerikan kamuoyunu ayaĂ°a kaldĂ˝racak ve sonunda Amerika büyük savaĂža girmek durumunda kalacaktĂ˝r, diye hesaplanmýÞtĂ˝r herhalde.

1914 yĂ˝lĂ˝ yazĂ˝nda baĂžlatĂ˝lan Ermeni katliam propagandasĂ˝ ile ilerde çalĂ˝nacak minarenin kĂ˝lĂ˝fĂ˝ hazĂ˝rlanmýÞtĂ˝r. Ýngiltere ve Fransa’nĂ˝n Amerika’yĂ˝ savaĂža sokmak hedeflerine OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°unu parçalamak hedefleri de eklenince, Ermeni katliam propagandasĂ˝ daha da güçlenmiĂžtir. 2 KasĂ˝m 1914’te Rusya OsmanlĂ˝ devletine savaĂž ilan etti. Üç gün sonra müttefikleri de Rusya’yĂ˝ izlediler. 5 KasĂ˝m 1914 günü Ýngiltere ve Fransa da OsmanlĂ˝ devletine savaĂž açtĂ˝lar. Ve dolayĂ˝sĂ˝yla Ermeni katliam propagandalarĂ˝ aldĂ˝ yürüdü. ArtĂ˝k hedef sadece Amerika’yĂ˝ savaĂža sokmak deĂ°il, aynĂ˝ zamanda OsmanlĂ˝ devletini yok etmekti. Bu nihai hedefe gidilirken her Ăžey mubahtĂ˝, bu arada Ermeni katliam propagandasĂ˝ da vahĂžice kullanĂ˝ldĂ˝.

Ve yĂ˝l 1915: Türk Hükümeti, “tehcir” kararĂ˝ alĂ˝p, düĂžmanla iĂžbirliĂ°i yapmakta olan Anadolu Ermenilerini Suriye ve Irak’a doĂ°ru kaydĂ˝rmaĂ°a baĂžlayĂ˝nca, düĂžman devletlerin“katliam” propagandalarĂ˝ ayyuka çĂ˝ktĂ˝.  Bu arada ABD halaâ savaĂž dýÞýndaydĂ˝. Amerika’ya savaĂža çekebilmek için Türkiye’deki Ermenilerin topluca katledildikleri yolundaki düĂžman propagandasĂ˝ sürüp gitti. Bu propagandaya Ýstanbul’daki Amerikan Büyükelçisi Morgenthou da katĂ˝ldĂ˝, hatta o savaĂžta Müttefikimiz olan Almanlar arasĂ˝ndan da düĂžman korasĂ˝na katĂ˝lan oldu; Alman PapazĂ˝ Lepsius gibi.

SavaĂž dönemi propagandasĂ˝ Ăžiddetinden pek bir Ăžey kaybetmeden sürüp gitti ve barýÞ dönemine de taĂžtĂ˝. Ikinci Dünya SavaÞýndan sonra, AlmanlarĂ˝n Yahudilere yaptĂ˝klarĂ˝ "soykĂ˝rĂ˝m" olarak adlandĂ˝rĂ˝lĂ˝nca, sözde Ermeni katliamĂ˝ da "Ermeni soykĂ˝rĂ˝mĂ˝" diye vaftiz edildi. Katliam veya soykĂ˝rĂ˝m diye bir iddianĂ˝n aslĂ˝ esasĂ˝ olmadýðý Malta sürgünleri olayĂ˝nda açĂ˝kça ortaya çĂ˝ktýðý ve belgelendiĂ°i halde, iddianĂ˝n arkasĂ˝ kesilmedi. PropagandanĂ˝n esasĂ˝ tekrarmýÞ, propagandada baĂžarĂ˝ tekrarla olurmuĂž. Ermeni katliam veya soykĂ˝rĂ˝m propgandasĂ˝ da hep tekrarlanĂ˝r durur. Birisine kĂ˝rk defa deli derseniz o kimse deli olduĂ°una inanmaĂ°a baĂžlarmýÞ. KĂ˝rk kez deĂ°il, yüzyĂ˝ldĂ˝r tekrarlanan Ermeni katliam iddialarĂ˝ da AvrupalĂ˝ ve AmerikalĂ˝ insanlarĂ˝n kafalarĂ˝nda iyice yer etmiĂž görünmektedir. Bu iddianĂ˝n aslĂ˝ olmaĂ°Ă˝nĂ˝ söyleyenlerin sesleri ise boĂ°ulmakta, tozdan dumandan ferman okunmamaktadĂ˝r. Ama biz söylemekten ve yazĂ˝p çizmekten usanmayacaĂ°Ă˝z.

Tekrar Amerika’ya dönelim ve oradaki Ermeni propagandasĂ˝yla ilgili bir iki not daha ekleyelim.

Tarihten Birkaç Not Daha

1915-17:  Türkiye’deki Amerikan Büyükelçisi Morgenthau, Ermeni iddialarĂ˝nĂ˝ destekleyen aĂ°Ă˝r raporlar kaleme alĂ˝p Washington’a gönderdi. (Bunun için Türklerden hiç özür dilemedi.)

1918 - 23: "Near Esat Relief"adlĂ˝ Amerikan YardĂ˝m Örgütü Anadolu'da faaliyetlerini sürdürdü ve Ermenilere yardĂ˝m için çok büyük paralar harcadĂ˝.

1923 Amerika’da, “Lozan AntlaĂžmasĂ˝na HayĂ˝r” sloganĂ˝yla Türk aleyhtarĂ˝ büyük bir kampanya baĂžlatĂ˝ldĂ˝. BaÞýnĂ˝ Ermeni ve Rum lobilerinin çektiĂ°i bu kampanya etkili oldu. Bunun karÞýsĂ˝nda “Lozan’a Evet” sloganĂ˝yla baĂžlatĂ˝lan karÞý kampanya nispeten daha zayĂ˝f kaldĂ˝.

1927 Amerikan Senatosu, Türkiye ile ABD arasĂ˝nda 6 AĂ°ustos 1923 tarihinde imzalanmýÞ olan Dostluk ve Ticaret AntlaĂžmasĂ˝nĂ˝ reddetti (18.1.1927). AntlaĂžmanĂ˝n onaylanmasĂ˝ için üçte iki çoĂ°unluk gerekiyordu. Senatoda 50 oy lehte, 34 oy aleyhte çĂ˝kmýÞ ve üçte iki çoĂ°unluk tutturulamamýÞtĂ˝. AntlaĂžmanĂ˝n reddedilmesiyle Türkiye ile ABD arasĂ˝nda normal diplomatik iliĂžki kurulmasĂ˝ engellenmiĂž oldu. (Daha sonra iki ülke ayrĂ˝ bir Modus Vivendi ile on yĂ˝ldan beri kesik olan normal diplomatik iliĂžkileri 1927 yĂ˝lĂ˝nda Büyükelçilik düzeyinde yeniden kurdular)[9]

1945 Amerika’daki bazĂ˝ Ermeniler, BM San Fransisco KonferansĂ˝na katĂ˝lan Türk heyetine ve DýÞiĂžleri BakanĂ˝na suikast planladĂ˝lar.

1965 “Ermeni SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝n 50. YĂ˝lĂ˝” diye Amerika’da yeni bir Türk düĂžmanlýðý kampanyasĂ˝ baĂžlatĂ˝ldĂ˝.

1968 Ýlk Ermeni soykĂ˝rĂ˝m anĂ˝tĂ˝ Amerika’nĂ˝n Montebello Ăžehrinde dikildi ve burada Türk halkĂ˝ karalandĂ˝. Bu anĂ˝tĂ˝ Avrupa’da dikilen soykĂ˝rĂ˝m anĂ˝tlarĂ˝ izleyecekti.

1973 Türk diplomatlarĂ˝na karÞý ilk Ermeni suikastĂ˝ Amerika’nĂ˝n Santa Barbara Ăžehrinde düzenlendi. T.C. Los Angeles BaĂžkonsolosu Mehmet Baydar ile yarĂ˝mcĂ˝sĂ˝ Konsolos BahadĂ˝r Demir, 27 Ocak 1973 günü kurĂžunlanarak öldürüldüler. Bu suikast, Türk diplomatlarĂ˝na karÞý Ermeni suikastlarĂ˝ zincirinin baĂžlangĂ˝cĂ˝ oldu.

Ahmet Rüstem Bey (1862-1935)

Amerika’da Ermeni propagandasĂ˝nĂ˝ göĂ°üsleyebilmek için Washington BüyükelçiliĂ°i görevini ve diplomatik kariyerini feda edebilmiĂž olan meslektaÞýmĂ˝z Ahmet Rüstem Bey, de Bilinski adĂ˝nda PolonyalĂ˝ bir asker babanĂ˝n oĂ°ludur. BabasĂ˝, 1848’de patlak veren Avusturya’ya karÞý Macar ihtilâline katĂ˝lmýÞ, bu hareket baĂžarĂ˝sĂ˝zlĂ˝kla sonuçlanĂ˝nca 1854’de Türkiye’ye sýðýnmýÞ, Türk hizmetine girmiĂž, Müslüman olup Sadeddin Nihad PaĂža adĂ˝nĂ˝ almýÞ, asker ve diplomat olarak devletimize uzun yĂ˝llar hizmet etmiĂž; 1880-1885 yĂ˝llarĂ˝nda OsmanlĂ˝ Komiseri olarak Sofya’da görev yapmýÞ, Bulgaristan Türklerinin haklarĂ˝nĂ˝ ve vakĂ˝f mallarĂ˝nĂ˝ korumak için canla baĂžla çalýÞmýÞ olan bir kimseydi.

Ahmet Rustem Bey, 1862’de babasĂ˝nĂ˝n görevle bulunduĂ°u Midilli’de doĂ°muĂž ve 1935’te Avrupa’da ölmüĂž olan bir OsmanlĂ˝ diplomatĂ˝dĂ˝r. Kendisi MüslümandĂ˝r, ama adĂ˝ bazĂ˝ kaynaklarda Alfred de Bilinski olarak da geçer. 1882’de Sofya KomiserliĂ°inde, babasĂ˝nĂ˝n yanĂ˝nda, FransĂ˝zca kâtibi olarak diplomasi mesleĂ°ine baĂžladĂ˝, Hariciye kadrosunda çeĂžitli görevlerde bulundu, bu arada iki defa Washington’da maslahatgüzar olarak görev yaptĂ˝. Balkan SavaÞý öncesinde, 1911-1912 yĂ˝llarĂ˝nda, KaradaĂ°’Ă˝n baĂžkenti Çetine’de Büyükelçilik yaptĂ˝. Balkan SavaÞýna er olarak katĂ˝ldĂ˝. 1914’te Washington BüyükelçiliĂ°ine atandĂ˝. Bu görevinden olaylĂ˝ bir Ăžekilde ayrĂ˝ldĂ˝ktan sonra diplomasi mesleĂ°inden da ayrĂ˝ldĂ˝ ve yayĂ˝n yĂ˝luyla Türkiye’ye hizmetlerini sürdürdü. Birinci Dünya SavaÞý içinde ve Mütareke yĂ˝llarĂ˝nda çeĂžitli yabancĂ˝ gazetelere Türkiye’yi savunan makaleler yazdĂ˝ ve Ýsviçre’de FransĂ˝zca iki kitap yayĂ˝nladĂ˝. 1919’da Anadolu’da baĂžlayan Milli harekete ve Mustafa Kemal PaĂža’nĂ˝n yanĂ˝nda Sivas kongresine katĂ˝ldĂ˝. Son OsmanlĂ˝ Meclisine Ankara Milletvekili olarak seçildi, bu Meclis Ýngilizler tarafĂ˝ndan daĂ°Ă˝lĂ˝nca Ankara’ya geldi ve Birinci Büyük Millet Meclisine Ankara Mebusu olarak seçildi. 24 MayĂ˝s 1920 tarihli PadiĂžah iradesi ile Mustafa Kemal PaĂža gĂ˝yaben idama mahkum edilmiĂžti. O’nunla birlikte idama mahkum edilenler arasĂ˝nda Ahmet Rüstem Bey de vardĂ˝. 8 Eylül 1920’de MilletvekilliĂ°inden istifa ederek Avrupa’ya gitti. Mustafa Kemal PaĂža’nĂ˝n talimatĂ˝yla kendisine hizmetlerinden dolayĂ˝ 150 lira maaĂž baĂ°ladĂ˝. Rütem Bey, ölünceye kadar bu aylĂ˝kla geçindi ve 73 yaÞýnda hayata gözlerini kapadĂ˝.

Dürüst, çalýÞkan, sert ve alĂ˝ngan yaratĂ˝lýÞlĂ˝ bir kimse olan, Türkçeden baĂžka altĂ˝ yabancĂ˝ dil bilen Ahmet Rüstem Bey, Amerika’da, Avrupa’da ve MĂ˝sĂ˝r’da çĂ˝kan gazetlere birçok makale yazmýÞ ve iki kitap yayĂ˝nlamýÞtĂ˝r. La Guerre Mondiale et la Question Armenienne baĂžlĂ˝klĂ˝ ilk kitabĂ˝ 1918 yĂ˝lĂ˝nda Berne’de basĂ˝lmýÞtĂ˝. Bu deĂ°erli eser, 83 yĂ˝l sonra, Cihan Harbi ve Türk-Ermeni Meselesi adĂ˝yla ve Cengiz AydĂ˝n’Ă˝n çevirisiyle dilimize kazandĂ˝rĂ˝ldĂ˝.[10] Özenle çevirilmiĂž ve güzel bir baskĂ˝yla piyasaya sürülmüĂž olan bu aydĂ˝nlatĂ˝cĂ˝ kitabĂ˝ meraklĂ˝ okuyuculara salĂ˝k vermek isteriz. Ahmet Rüstem Bey’in Lozan BarýÞ KonferansĂ˝ öncesinde, 1922’de, Cenevre’de yayĂ˝nlamýÞ olduĂ°u FransĂ˝zca ikinci kitabĂ˝ La Crise Proche-Orientale et la Question des Détroits de Constantinople (YakĂ˝n DoĂ°u Krizi ve Ýstanbul BoĂ°azlarĂ˝ Sorunu) adĂ˝nĂ˝ taÞýyor ve henüz dilimize çevrilmemiĂžtir.

Ermeni sorunuyla ilgili ilk kitabĂ˝nĂ˝n önsözünde Ahmet Rüstem Bey diyor ki:

 “Ermeni meselesinde, dünya kamuoyuna karÞý Türkiye’yi savunmayĂ˝ amaçlayan bu kitabĂ˝ yazarken, her Ăžeyden önce, doĂ°duĂ°um, pek çok iyiliĂ°ini ve nimetlerini gördüĂ°üm bu ülkeye baĂ°lĂ˝lĂ˝k duygularĂ˝mĂ˝ devam ettirmeyi düĂžündüm. Bu duygularĂ˝mĂ˝, samimiliĂ°inden asla Ăžüphe edilmeyecek davranýÞlarla birçok defa ortaya kodum. Bu cümleden olarak, bu ülkenin ve Türk halkĂ˝nĂ˝n Ăžerefini korumak için iki kere düelloda bile dövüĂžtüm ve Türk-Yunan savaÞýna gönüllü olarak katĂ˝ldĂ˝m.

 “Diplomasi mesleĂ°inde baĂžarĂ˝lĂ˝ olduktan ve OsmanlĂ˝ hükümetinin ve Türk vatandaĂžlarĂ˝nĂ˝n haklarĂ˝nĂ˝n hakkĂ˝mdaki âlicenap (yüce gönüllü) duygularĂ˝ndan emin olarak bu kitabĂ˝ kendi adĂ˝mla yayĂ˝nlamaya karar verdim. Bununla, bu eseri yazarken beni harekete geçiren itici gücün, sadece ülkeme olan sevgim ve saygĂ˝m olduĂ°unu söylemek istiyorum.”

Ermeni suikast çetelerinin Avrupa’da kol gezdikleri ve ÝttihatçĂ˝ liderleri birer birer Ăžehit ettikleri o yĂ˝llarda böyle bir bitap yazmak ve buna imza koymak cesaret iĂžiydi.

Yürekli Ahmet Rüstem Bey’i saygĂ˝yla anĂ˝yoruz.


[1] Protestan Misyonerlerin Türkiye’deki faaliyetleri hakkĂ˝nda yabancĂ˝ dilde bol yayĂ˝n yapĂ˝lmýÞtĂ˝r. Derli toplu bir araĂžtĂ˝ma olarak Ăžu eseri zikredelim: Joseph L. Grabill, Protestant Diplomacy and the Near East. Missionary Influence on American Policy, 1810-1927, University of Minnesota Press, Minneapolis: 1971. Türkçe olarak bkz.Uygur KocabaĂžoĂ°lu, Anadolu’daki Amerika. Kendi Belgeleriyle 19. YüzyĂ˝lda OsmanlĂ˝ ÝmparatoluĂ°u’ndaki Amerikan Misyoner OkullarĂ˝, Ýmge Kitabevi, Ankara: 2000; Do. Dr. Ýhsan Süreyya SĂ˝rma, Sömürü AjanĂ˝ Ýngiliz Misyonerleri, Beyan YayĂ˝nlarĂ˝, Ýstanbul: 1984; Bilâl N. ÞimĂžir, “Ermeni PropagandasĂ˝’nĂ˝n Amerika Boyutu üzerine”, Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu ile ÝliĂžkileri Sempozyumu, Erzurum 8-12 Ekim 1984, Ankara: 1985, s.79-124; Bilâl N. ÞimĂžir, Aperçu Historique sur La Question Arménienne, Türk Tarih Kurumu, Ankara: 1992, s. 23 vd.
[2] Dr. Mine Erol, Birinci Dünya SavaÞý Arifesinde Amerika’nĂ˝n Türkiye’ye KarÞý Tutumu, Bilgi BasĂ˝mevi, Ankara: 1976, s.35
[3] Mine Erol, OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u’nun Amerika Büyükelçisi A. Rüstem Bey, Bilgi BasĂ˝mevi, Ankara: 1973, s. 21-23, 53-55,
[4] Ibid.: s. 26
[5] Bu mektubun Ýngilizce aslĂ˝ için bkz. Ibid.: s.56-59
[6] Ýngilizce tam metni için bkz. Ibid.: s. 64-65.
[7] Ibid.: s. 66
[8] Ibid., s. 40-41
[9] Rum ve Ermeni lobilerinin propaganda kampanysaĂ˝yla ABD’de beĂž yĂ˝l kadar sürmüĂž olan Lozan kavgasĂ˝nĂ˝n ayrĂ˝ntĂ˝larĂ˝ için bkz.: Bilâl N. ÞimĂžir, “Türk-Amerikan ÝliĂžkilerinin Yeniden KurulmasĂ˝ ve Ahmet Muhtar Bey’in VaĂžington BüyükelçiliĂ°i”, Belleten, Cilt XLI, SayĂ˝ 162, Nisan 1977, s.277-356’den ayrĂ˝ basĂ˝m, Türk Tarih Kurumu BasĂ˝mevi, Ankara: 1977.
[10] Ahmed Rüstem Bey (Türkçesi Cengiz AydĂ˝n), Cihan Harbi ve Türk-Ermeni Meselesi, Bilge Kültür Sanat, Ýstanbul: 2001.

 ----------------------
* Tarihçi -
- ERMENÝ ARAŢTIRMALARI, Sayý 2, Haziran-Temmuz-Ađustos 2001
            Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar