AnasayfaÝletiţim
  
English

Ermenilere Soykýrým Yapýldýðý Savýnýn Hukuksal ve Ahlaki Açýlardan incelenmesi

Emekli Büyükelçi Pulat TACAR*
ERMENÝ ARAŢTIRMALARI, Sayý 2, Haziran-Temmuz-Ađustos 2001

 
I. Sorunun Hukuki Yönü

SoykĂ˝rĂ˝m suçu hukuki bir terimdir; çerçevesi 9 AralĂ˝k1948 tarihli SoykĂ˝rĂ˝m Suçunu Önleme ve CezalandĂ˝rma SözleĂžmesi[1] tarafĂ˝ndan çizilmiĂžtir. SözleĂžmenin -özeti dipnotta sunulan- ilgili maddelerinin incelenmesi, tüzel kiĂžilerin deĂ°il, gerçek ĂžahĂ˝slarĂ˝n soykĂ˝rĂ˝m ile suçlanabileceĂ°ini göstermektedir; soykĂ˝rĂ˝m suçunun iĂžlendiĂ°ini saptayacak yetkili yargĂ˝ organĂ˝ ise esas itibariyle soykĂ˝rĂ˝m yapĂ˝ldýðý iddia edilen ülkenin mahkemeleridir. AyrĂ˝ca, sözleĂžmenin taraflarĂ˝, aralarĂ˝nda anlaÞýrlarsa dava bir uluslararasĂ˝ ceza mahkemesinde de görülebilir. SözleĂžmenin 9. maddesi devletin soykĂ˝rĂ˝m alanĂ˝ndaki sorumluluĂ°undan bahis etmektedir; ancak burada sözü edilen, taraflar arasĂ˝nda sözleĂžmenin yorumu, uygulanmasĂ˝ ve hayata geçirilmesi konusunda uyuĂžmazlĂ˝k olmasĂ˝ durumudur; bu alanlardan birinde ihtilaf varsa akit taraflardan biri konuyu UluslararasĂ˝ Adalet DivanĂ˝’na götürebilir. Divan’a baĂžvurmak için taraflarĂ˝n aralarĂ˝nda anlaĂžmalarĂ˝ gerekmemektedir; bir taraf da istemesi halinde Divan’a baĂžvurabilir.

Bu hukuksal çerçeveye karÞýn kimi ülke parlamentolarĂ˝, bazĂ˝ eyalet meclisleri ve Avrupa Parlamentosu yetkili bulunmadĂ˝klarĂ˝, yargĂ˝ organĂ˝ olmadĂ˝klarĂ˝ halde OsmanlĂ˝ Devleti topraklarĂ˝nda yaĂžayan ve OsmanlĂ˝ vatandaÞý olan Ermeniler’e karÞý 1915 yĂ˝lĂ˝nda soykĂ˝rĂ˝m suçu iĂžlendiĂ°ini belirten kararlar almýÞlardĂ˝r.[2] Konu BirleĂžmiĂž Milletler Ýnsan HaklarĂ˝ Komisyonunun Alt Komitesi’nde de görüĂžülmüĂž, ancak Komisyon kendisine Ermeni soykĂ˝rĂ˝mĂ˝ konusunda sunulan Whittaker raporunu kabul etmemiĂž, sadece not etmekle yetinmiĂžtir; diplomasi dilinde bunun anlamĂ˝ ret demektir. Bu duruma raĂ°men, Ermeni propagandacĂ˝larĂ˝ – diĂ°er bazĂ˝ konularda olduĂ°u gibi - bu konuda da gerçekleri çarpĂ˝tmayĂ˝ tercih etmiĂžlerdir. Bu kiĂžiler çeĂžitli vesileler ile BirleĂžmiĂž Milletler Ýnsan HaklarĂ˝ Komisyonu’nun soykĂ˝rĂ˝mĂ˝n varlýðýnĂ˝ kabul ettiĂ°ini iddia etmiĂžlerdir, ki bu biraz önce de belirtildiĂ°i üzere doĂ°ru deĂ°ildir.

SoykĂ˝rĂ˝m konusunda bir de kitabĂ˝ bulunan[3] Ermeni asĂ˝llĂ˝ FransĂ˝z yazar Yves Ternon sözleĂžmenin devletlerin sorumluluĂ°unu gerektirmemesini eleĂžtirmektedir. SözleĂžme imzaya açĂ˝ldýðý dönemde de, pek çok devletler hukuku uzmanĂ˝ bunun ölü doĂ°duĂ°unu ve uygulanma olanaĂ°Ă˝nĂ˝n bulunmadýðýnĂ˝ belirtmiĂžlerdi. ÖrneĂ°in Ýngiltere Adalet BakanĂ˝ bu sözleĂžmeyi pratik alanda uygulanamazlýðý nedeniyle ‘BirleĂžmiĂž Milletler’in prestiji için gerçek bir tehlike’ olarak nitelemiĂžti.[4]
 
SoykĂ˝rĂ˝m Suçunun Zaman AÞýmĂ˝na UĂ°ramamasĂ˝

SoykĂ˝rĂ˝m SözleĂžmesi, soykĂ˝rĂ˝m suçunun zaman aÞýmĂ˝na uĂ°rayĂ˝p uĂ°ramayacaĂ°Ă˝ konusunda bir kural içermemekle birlikte, BirleĂžmiĂž Milletler Genel Kurulu 26 KasĂ˝m 1968 tarihinde aldýðý 2391 (XXIII) sayĂ˝lĂ˝ kararĂ˝nĂ˝n I.b. maddesinde soykĂ˝rĂ˝m suçunun zaman aÞýmĂ˝na uĂ°ramayacaĂ°Ă˝nĂ˝ belirtmiĂžtir.

Parlamentolarýn Aldýðý Kararlarýn Siyasi Niteliði

ÇeĂžitli ülkeler parlamentolarĂ˝nĂ˝n aldĂ˝klarĂ˝ soykĂ˝rĂ˝m kararlarlarĂ˝nĂ˝n temelde siyasi kararlar olduĂ°u söylenebilir. Radikal Ermeni gruplarĂ˝ ve bu kiĂžilerin paralelinde düĂžünen diĂ°er kiĂžiler bu siyasal kararlardan hukuki sonuçlar çĂ˝karmak istemektedirler. Bu siyasal kararlarĂ˝n ardĂ˝nda, o ülke vatandaÞý olan Ermeniler’e hoĂž görünmek, onlara hak vererek kendince acĂ˝larĂ˝nĂ˝ bir ölçüde dindirmek, Türkiye’ye baskĂ˝ yapmak ve Türkiye’yi Avrupa BirliĂ°i’nden uzak tutmak gibi bir çok nedenin bulunduĂ°u söylenebilir. Ancak bu noktada belirtilmesi gereken husus pek çok ülkede oluĂžmuĂž bulunan samimi inancĂ˝n (ya da ön yargĂ˝larĂ˝n) Birinci Dünya SavaÞý’nda OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u vatandaÞý olan Ermeniler’e büyük bir kĂ˝rĂ˝m uygulandýðý yolunda olduĂ°udur. DiĂ°er bir deyiĂžle BatĂ˝ kamuoyu aĂ°Ă˝rlĂ˝klĂ˝ olarak Ermeni görüĂžlerine hak vermektedir. HaçlĂ˝lar döneminden baĂžlayarak yüzyĂ˝llar boyu kötü Türk imajĂ˝ ile beslenmiĂž olan, özellikle Birinci Dünya SavaÞý’nda yapĂ˝lan Türk karÞýtĂ˝ propagandalardan etkilenen toplu belleĂ°in, bu konuda da fazla incelemeye, ayrĂ˝ntĂ˝larĂ˝nĂ˝ araĂžtĂ˝rmaya gerek görmeden, Ermeniler ve yandaĂžlarĂ˝ tarafĂ˝ndan kendisine anlatĂ˝lanlara inanmasĂ˝ doĂ°al, bu kanĂ˝yĂ˝ deĂ°iĂžtirmek de çok güçtür.
 

Yetki Sorunu

YukarĂ˝da da belirtildiĂ°i gibi, parlamentolar, eyalet veya belediye meclisleri ya da dernekler herhangi bir ülkede soykĂ˝rĂ˝m suçu iĂžlendiĂ°i konusunda karar almaya yetkili deĂ°ildirler. Ulusal parlamentolarĂ˝n, eyalet meclislerinin ya da Avrupa Parlamentosu gibi organlarĂ˝n yetkileri olmadan soykĂ˝rĂ˝m suçunun iĂžlendiĂ°i konusunda yargĂ˝ kararĂ˝ oluĂžturmalarĂ˝ hukuka saygĂ˝lĂ˝ kiĂžiler tarafĂ˝ndan kabul edilebilecek bir davranýÞ deĂ°ildir.[5]

Savunmasýz, Yargýsýz Ýnfaz

DünyanĂ˝n her ülkesinde herhangi bir suçlama ile karÞýlaĂžan gerçek ya da tüzel kiĂžinin kendini savunma hakkĂ˝ vardĂ˝r. Kimi ülke ya da eyalet parlamentosu, soykĂ˝rĂ˝mĂ˝n kiĂžisel bir suç olduĂ°u yolundaki SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝ SözleĂžmesi kuralĂ˝na aykĂ˝rĂ˝ olarak, herhangi bir sanĂ˝k belirlemeden, 1915 yĂ˝lĂ˝nda OsmanlĂ˝ Ermenileri’ne soykĂ˝rĂ˝m suçu iĂžlendiĂ°i yolunda karar alma yoluna gitmiĂžlerdir. SoykĂ˝rĂ˝m savlarĂ˝nĂ˝n doĂ°ru olmadýðý söylendiĂ°i zaman da alĂ˝nan kararĂ˝n siyasi olduĂ°u ve hukuki bir sonucunun bulunmadýðý yanĂ˝tĂ˝nĂ˝ veriyorlar.

ParlamentolarĂ˝n SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝n Varlýðý Konusunda Hüküm Verme Konusunda Yetkisizliklerinin Tescili AmacĂ˝yla UluslararasĂ˝ YargĂ˝ Yolu Alternatifi

Ulusal veya uluslararasĂ˝ yetkili yargĂ˝ organĂ˝ tarafĂ˝ndan varlýðý karara baĂ°lanmamýÞ bir soykĂ˝rĂ˝m suçu olmadan, siyasal organlarĂ˝n aldĂ˝klarĂ˝ kararlarĂ˝n, çĂ˝kardĂ˝klarĂ˝ yasalarĂ˝n hukuki dayanaktan yoksun sayĂ˝lmasĂ˝nĂ˝ saĂ°lamak gerekir. Bu amaçla SoykĂ˝rĂ˝m SözleĂžmesi’nin hatalĂ˝ yorumlandýðý gerekçesiyle ve parlamentolarĂ˝n bu konuda yetkisiz olduklarĂ˝nĂ˝n saptanmasĂ˝ için UluslararasĂ˝ Lahey Adalet DivanĂ˝’na baĂžvurma seçeneĂ°i ciddi bir biçimde ele alĂ˝nmalĂ˝dĂ˝r.

Bu görüĂžümüze karÞýn Türkiye’de – eski, yeni üst düzey yöneticiler dahil - kimi kesimler ve kamuoyunun bir bölümü, Avrupa Ýnsan HaklarĂ˝ Mahkemesi’nin son zamanlarda aldýðý bazĂ˝ kararlar nedeni ile uluslararasĂ˝ adalete olan güvenini kaybetmiĂžtir. Bu nedenle aynĂ˝ çevreler Türkiye’nin soykĂ˝rĂ˝mĂ˝n varlýðý ya da yokluĂ°u konusunu bir uluslararasĂ˝ yargĂ˝ organĂ˝na, yani Lahey Adalet DivanĂ˝’na sunmasĂ˝nĂ˝n riskli olduĂ°u görüĂžünü ileri sürüyorlar. Oysa, hukuki durum sanĂ˝landan biraz farklĂ˝dĂ˝r. Mesele soykĂ˝rĂ˝m suçunun varlýðý ya da yokluĂ°unun tesbitinin Lahey Adalet DivanĂ˝’ndan istenmesi deĂ°ildir. UluslararasĂ˝ Lahey Adalet DivanĂ˝ taraflar aralarĂ˝nda uzlaĂžarak esas hakkĂ˝nda karar vermek konusunda kendisine baĂžvurmadýðý takdirde,  bazĂ˝ gerçek kiĂžilerin - zira UluslararasĂ˝ SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝ SözleĂžmesine göre soykĂ˝rĂ˝m suçu ancak gerçek kiĂži ya da kiĂžiler tarafĂ˝ndan iĂžlenebilir -  soykĂ˝rĂ˝m suçu iĂžleyip iĂžlemediĂ°ini inceleyemez. Buna mukabil, UluslararasĂ˝ Adalet DivanĂ˝, SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝ SözleĂžmesi’nin uygulanmasĂ˝nĂ˝n yetki açĂ˝sĂ˝ndan ihlali savĂ˝nĂ˝ ele alma yetkisine haizdir. Aradaki fark dikkatlerden kaçmamalĂ˝dĂ˝r.

Þimdi karÞýlaĂžtýðýmĂ˝z durum SoykĂ˝rĂ˝m SözleĂžmesi’nin iki açĂ˝dan ihlal edildiĂ°ini göstermektedir:

a) YargĂ˝ organĂ˝ olmayan, SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝ SözleĂžmesi’ne göre bu konuda karar alma yetkisi bulunmayan bir parlamento, soykĂ˝rĂ˝m yapĂ˝ldýðý yolunda bir kanunu kabul ederek anĂ˝lan sözleĂžmeye aykĂ˝rĂ˝ hareket etmiĂžtir; Fransa örneĂ°inde Fransa devletinin baÞý olan CumhurbaĂžkanĂ˝ bu yasayĂ˝ onaylayarak,  hükümetini sorumlu kĂ˝lmýÞtĂ˝r;

b) SoykĂ˝rĂ˝m suçu ancak gerçek kiĂži(ler) tarafĂ˝ndan iĂžlenebildiĂ°i halde, bu konuda herhangi bir kiĂži hakkĂ˝nda dava açĂ˝lmamýÞ, kiĂžinin savunmasĂ˝ alĂ˝narak usulüne uygun biçimde yargĂ˝lanmamýÞtĂ˝r.

SoykĂ˝rĂ˝m SavlarĂ˝ ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de Sorumlu KĂ˝lĂ˝nmak Ýstenmesi

Ermeni propagandacĂ˝larĂ˝ ile bunlarĂ˝n destekçileri, OsmanlĂ˝ Devleti’nin kimi yöneticilerinin, OsmanlĂ˝ vatandaÞý olan Ermeniler’i, sadece Ermeni olmalarĂ˝ndan dolayĂ˝ topyekün yok etmek yolunda karar veya iradeleri bulunduĂ°unu; OsmanlĂ˝ Devleti’nin de bu nedenle sorumlu olduĂ°unu iddia etmektedirler. Ermeni diasporasĂ˝ OsmanlĂ˝ Devleti’nin varisi olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bu sorumluluĂ°u paylaĂžmasĂ˝nĂ˝, hayatlarĂ˝nĂ˝ ve mallarĂ˝nĂ˝ kaybedenlere tazminat ödemesini istemekte, bunu toprak talepleri izlemektedir. Oysa, Birinci Dünya SavaÞý’ndan galip çĂ˝kan müttefikler, Ermeni katliamĂ˝ ile suçlayarak Malta’ya sürdükleri OsmanlĂ˝ üst düzey yöneticilerini kanĂ˝t bulamadĂ˝klarĂ˝ için serbest bĂ˝rakmýÞlardĂ˝r.[6] Öte yandan, OsmanlĂ˝ topraklarĂ˝nĂ˝n pek çok yerinde, Ýstanbul, Ýzmir gibi kentlerde Ermeni asĂ˝llĂ˝ OsmanlĂ˝ vatandaĂžlarĂ˝na tehcir uygulanmamýÞ, tehcir sadece belli bölgelere dönük olarak uygulanmýÞtĂ˝r. OsmanlĂ˝ yöneticilerinin bir Ă˝rkĂ˝ ya da etnik grubu toptan yok etme arzusu bulunsaydĂ˝ istisna tanĂ˝nmazdĂ˝ herhalde. Buna karÞýlĂ˝k, OsmanlĂ˝ döneminde bazĂ˝ kiĂžiler mahkemeye çĂ˝karĂ˝larak, baĂžka suçlamalar ile birlikte, tehcir sĂ˝rasĂ˝nda OsmanlĂ˝ vatandaÞý Ermeniler’e zulüm yapĂ˝ldýðý savĂ˝ ile mahkum edilmiĂžlerdir. Konunun bu yönü çalýÞmanĂ˝n diĂ°er bölümlerinde detaylandĂ˝rĂ˝lacaktĂ˝r.

SoykĂ˝rĂ˝m ÝddiasĂ˝nda Bulunan Ermeniler’in AmaçlarĂ˝

BelirtildiĂ°i gibi, Ermenistan Cumhuriyeti yöneticileri (ve taraftarlarĂ˝) Türkiye’nin tek taraflĂ˝ olarak Ermeniler’e soykĂ˝rĂ˝m yapĂ˝ldýðýnĂ˝ kabul etmesini ve özür dilemesini istiyorlar. Halen yürütülen kampanya ve uygulanan strateji, OsmanlĂ˝ Devleti’ni siyasi bakĂ˝mdan mahkum ettirmek ve alĂ˝nan bu siyasal karardan toprak talebi ve tazminat talebi gibi hukuki sonuçlar çĂ˝karmaĂ°a yöneliktir.[7] Bu çerçevede Ermeni propagandacĂ˝larĂ˝nĂ˝n aĂ°Ă˝rlĂ˝k verdikleri husus soykĂ˝rĂ˝mĂ˝n tanĂ˝nmasĂ˝dĂ˝r. Bu nedenle ABD BaĂžkanĂ˝ George Bush’un 24 Nisan 2001 günü Ermeni sorunu ile ilgili olarak yayĂ˝mladýðý mesajda OsmanlĂ˝ Devleti’nin o dönemde Ermeniler’e kĂ˝rĂ˝m (massacre) yaptýðýnĂ˝ –çok aĂ°Ă˝r sözlerle- kabul etmekle birlikte, bir hukuki terim olan soykĂ˝rĂ˝m (genocide) sözcüĂ°ünü kullanmamýÞ bulunmasĂ˝ Ermeni diasporasĂ˝nĂ˝ son derecede rahatsĂ˝z etmiĂžtir. Halen Ermeni örgütleri ABD BaĂžkanĂ˝’nĂ˝ her gittiĂ°i yerde bu nedenle protesto etmektedirler.

Öte yandan, 1915 tehcirinin hukuken soykĂ˝rĂ˝m eylemi sayĂ˝lamayacaĂ°Ă˝nĂ˝ anlayanlarĂ˝n bir bölümü (ÖrneĂ°in Taner Akçam)[8] ‘soykĂ˝rĂ˝m’ sözcüĂ°ünü yeĂ°lememekte, ‘kĂ˝rĂ˝m’ sözcüĂ°üne bir anlamda gerilemektedir. Ancak ‘kĂ˝rĂ˝m’ sözcüĂ°ü de hem soykĂ˝rĂ˝mĂ˝n varlýðý tezinin zayĂ˝flamasĂ˝ nedeniyle militan Ermeniler’i çok rahatsĂ˝z etmekte,  hem de Türkiye’yi suçlayĂ˝cĂ˝ bir yönü bulunduĂ°undan Türkiye’de de fazla taraftar bulmamaktadĂ˝r. Konuya Türkiye’de eĂ°ilenlerin büyük çoĂ°unluĂ°u, 1915 olaylarĂ˝nĂ˝ tanĂ˝mlamak için karÞýlĂ˝klĂ˝ kĂ˝rĂ˝m ya da karÞýlĂ˝klĂ˝ katletme anlamĂ˝na gelebilecek ‘mukatele’ sözcüĂ°ünü yeĂ°liyorlar. Halide Edip AdĂ˝var ise, 1915 olaylarĂ˝nĂ˝ ‘Ermeni göçürmeleri ve toptan öldürmeler’ olarak adlandĂ˝rmýÞtĂ˝r. [9]

Ermenistan Cumhuriyeti’nin Türkiye ile Ermenistan ArasĂ˝ndaki SĂ˝nĂ˝rĂ˝ Belirleyen AnlaĂžmalarĂ˝ Ýptal EttiĂ°ini AçĂ˝klamasĂ˝

Sorunun devletler hukuku ve dýÞ politika bakĂ˝mĂ˝ndan bir baĂžka önemli yanĂ˝ bulunuyor. Ermeni yöneticileri ‘artĂ˝k Türkiye’den toprak talebimiz yok’ demekle birlikte, Ermenistan’Ă˝n, Türkiye topraklarĂ˝nĂ˝n bir bölümünü anayasasĂ˝nĂ˝n temelini oluĂžturan bildirgede BatĂ˝ Ermenistan olarak adlandĂ˝rdýðýnĂ˝ gözden kaçĂ˝rmamak gerekir. Öte yandan Ermenistan Türkiye ile kendi ülkesi arasĂ˝ndaki sĂ˝nĂ˝rĂ˝ saptayan anlaĂžmalarĂ˝ tek taraflĂ˝ olarak fesh ettiĂ°ini açĂ˝klamýÞtĂ˝r. UluslararasĂ˝ hukuka ve BirleĂžmiĂž Milletler ilke ve kararlarĂ˝na aykĂ˝rĂ˝ olan bu davranýÞý yayĂ˝lmacĂ˝lĂ˝ktan ve uzun vadeli toprak talebinden baĂžka bir Ăžekilde yorumlamak mümkün deĂ°ildir; kaldĂ˝ ki söz konusu olan ülke Azerbaycan topraklarĂ˝nĂ˝n bir bölümünü halen iĂžgal altĂ˝nda tutmakta ve irrendentist politikalarĂ˝na BatĂ˝ Ermenistan diye adlandĂ˝rdýðý Türkiye topraklarĂ˝nĂ˝ da eklemektedir. Bu konu BirleĂžmiĂž Milletler, Avrupa Güvenlik ÝþbirliĂ°i Örgütü ve Avrupa Konseyi çerçevesinde yapĂ˝lacak ciddi giriĂžimlerle uluslararasĂ˝ alana taÞýnmalĂ˝ ve saldĂ˝rganlýðý mahkum ettirecek önlemlere öncelik verilmelidir. Ermenistan, Türkiye ile arasĂ˝ndaki sĂ˝nĂ˝rĂ˝n deĂ°iĂžmezliĂ°ini tanĂ˝madan bu ülke ile iliĂžkiye girilmemelidir.

Kimi ParlamentolarĂ˝n ve Avrupa Parlamentosu’nun Aldýðý SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝n VarlýðýnĂ˝ TanĂ˝ma KararlarĂ˝ ve BunlarĂ˝n Hukuki SonuçlarĂ˝

a) Fransa Parlamentosunun ÇĂ˝kardýðý Yasa

Fransa Parlamentosu Ocak 2001 tarihinde soykĂ˝rĂ˝m ile ilgili bir yasayĂ˝ milletvekillerinin yaklaÞýk onda birinin katĂ˝lĂ˝mĂ˝ ile onaylamýÞtĂ˝r. Fransa Parlamentosu bu kararĂ˝ ile 1915’teki Ermeni tehciri sĂ˝rasĂ˝nda hayatlarĂ˝nĂ˝ yitiren Ermeniler’e soykĂ˝rĂ˝m yapĂ˝ldýðýnĂ˝, soykĂ˝rĂ˝m suçunu iĂžleyen gerçek kiĂžileri açĂ˝klamadan kabul etmiĂžtir. BaĂžka parlamentolarĂ˝n kararlarĂ˝ gibi bu karar da siyasi niteliklidir. Ancak burada hemen ilave etmek gerekir ki, Fransa’nĂ˝n Ermeniler’i ve onlarĂ˝n savlarĂ˝nĂ˝ destekleme hususundaki tutumu yeni deĂ°ildir. Bundan önceki Fransa CumhurbaĂžkanĂ˝ Mitterand da Vienne kentinde yaptýðý bir konuĂžmada da ‘Ermeni soykĂ˝rĂ˝mĂ˝’ savĂ˝nĂ˝ onaylamýÞtĂ˝r. BilindiĂ°i gibi FransĂ˝z Parlamentosu bu alandaki ilk kararĂ˝nĂ˝ 29 MayĂ˝s 1998 tarihinde almýÞ, söz konusu karar 2001 yĂ˝lĂ˝nda adeta 51 milletvekilinin katĂ˝ldýðý bir oturumda yinelenmiĂžtir. [10] Fransa Parlamentosu’nun kabul ettiĂ°i yasaya temel olan raporu Fransa – Ermenistan Dostluk Grubu BaĂžkanĂ˝ François Rochebloine yazmýÞtĂ˝r. Bu ĂžahĂ˝s 3 AralĂ˝k 1993 tarihinde de tarihçi Bernard Lewis’i kĂ˝nayan bir bildiri yayĂ˝mlamýÞtĂ˝. AnĂ˝lan siyasetçi, hem karÞý tarafĂ˝n avukatĂ˝, hem savcĂ˝, hem de yargĂ˝ç rolünü oynamaktadĂ˝r. Üstelik yazdýðý rapor maddi hatalarla doludur. Fransa Parlamentosu’nun kabul ettiĂ°i soykĂ˝rĂ˝mĂ˝n tanĂ˝nmasĂ˝ yasasĂ˝ Fransa’nĂ˝n tarihin her döneminde çok yakĂ˝n iliĂžki içinde bulunduĂ°u [11] Ermeniler’i tatmin etmek ve yerel seçimlerde bunlarĂ˝n oylarĂ˝nĂ˝ kaybetmemek amacĂ˝nĂ˝ da gütmektedir. AyrĂ˝ca, bu yasa Türkiye’yi Avrupa içinde görmek istemeyenlerin Türkiye’yi Avrupa entegrasyonundan uzaklaĂžtĂ˝rmak için kullandĂ˝klarĂ˝ bir silah ve kýÞkĂ˝rtma iĂžlevini de üstenmektedir.

Fransa Parlamentosu’nun aldýðý karardan sonra, kimi FransĂ˝z yöneticileri ve diplomatlarĂ˝ kararĂ˝n Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef almadýðýnĂ˝ ve yaptĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝n da bulunmadýðýnĂ˝ belirten demeçler vermiĂžlerdir. BunlarĂ˝n vurgulamak istedikleri husus, Ermeni soykĂ˝rĂ˝mĂ˝ kanununun Yahudiler’e yapĂ˝lan soykĂ˝rĂ˝mĂ˝n reddini suç sayan kanundan farklĂ˝ olduĂ°u ve bunun bir hukuki sonucunun bulunmayacaĂ°Ă˝dĂ˝r. Bu kanaatimizce geçerli bir düĂžünce deĂ°ildir. BilindiĂ°i gibi, FransĂ˝z Parlamentosu bu yasayĂ˝ çĂ˝karmadan yĂ˝llar önce ünlü AmerikalĂ˝ tarihçi Bernard Lewis Le Monde gazetesinde 16 KasĂ˝m 1993 tarihinde Peroncel-Hugoz ile yaptýðý bir söyleĂžide, Ă˝lĂ˝mlĂ˝ sözlerle Türkler’in o dönemin tarihini baĂžka türlü okuduklarĂ˝nĂ˝ ve yorumladĂ˝klarĂ˝nĂ˝ belirtmiĂžti, ancak FransĂ˝z mahkemesi Bernard Lewis’i söz konusu yasaya benzer bir düzenleme olmamasĂ˝na karÞýn mahkum etmiĂžti. Bu da FransĂ˝z adalet sisteminin çĂ˝karlarĂ˝na göre düĂžünceyi ifade özgürlüĂ°ünü nasĂ˝l dar anlamda yorumlayabildiĂ°inin ve bu hakkĂ˝ çiĂ°neyebildiĂ°inin açĂ˝k bir kanĂ˝tĂ˝dĂ˝r.[12] Þüphesiz bu örneĂ°i verirken ‘aynĂ˝ hataya biz de düĂželim’ denmek istenmemiĂž, sadece Fransa’nĂ˝n içine düĂžtüĂ°ü çifte standardĂ˝n altĂ˝ çizilmiĂžtir. Þimdi, FransĂ˝z Mahkemesi Ermeniler’e soykĂ˝rĂ˝m yapĂ˝lmadýðý konusunda görüĂž ifade eden bir kiĂžiyi, 2001 yĂ˝lĂ˝ Ocak ayĂ˝nda kabul edilen yasadan sonra, evleviyetle mahkum edebilecektir. Bu nedenle yasanĂ˝n dolaylĂ˝ etkisi küçümsenemeyecek bir boyuttadĂ˝r.

b) Avrupa Parlamentosu’nun Aldýðý Kararda (1987) Bilinçli Olarak YapĂ˝lan Usulsüzlük

Ermeni iddialarĂ˝ konusunda parlamentolar tarafĂ˝ndan alĂ˝nan kararlarda hak ve hukuk gibi temel kavramlarĂ˝n çiĂ°nendiĂ°ini belirtmiĂžtik. Bu konuda bir baĂžka örneĂ°i de Avrupa Parlamentosu’nun 18 Haziran 1987 tarihinde Ermeniler’e soykĂ˝rĂ˝m yapĂ˝ldýðý konusunda aldýðý karardĂ˝r. Bu kararĂ˝n alĂ˝nmasĂ˝nda da FransĂ˝z milletvekilleri aktif bir Ăžekilde rol almýÞlardĂ˝r. 1983 yĂ˝lĂ˝nda atanan G. Israel adlĂ˝ FransĂ˝z parlamenterin raportörlükten çekilmesinden sonra, kendisine bazĂ˝ çĂ˝karlar saĂ°lanarak yönlendirildiĂ°i anlaÞýlan Flaman milliyetçisi Vandemeulebroucke raportör olarak tayin edilmiĂž, Ermeni diasporasĂ˝ tarafĂ˝ndan kaleme alĂ˝nmýÞ olan bir rapor bu ĂžahsĂ˝n eline tutuĂžturulmuĂžtu. AdĂ˝ geçen ĂžahĂ˝s tarafĂ˝mĂ˝zdan Türkiye’ye gelerek tarihçilerimiz ve Türkiye’deki Ermeniler ile görüĂžmesi amacĂ˝yla ülkemize davet edilmiĂž, bu satĂ˝rlarĂ˝n yazarĂ˝yla yaptýðý ilk görüĂžmede davete sĂ˝cak bakmýÞ, daha sonra ise bilinmeyen bir sebeple (muhtemelen Ermeni diasporasĂ˝nĂ˝n yönlendirmeleri neticesinde) Türkiye’ye gelmeyi reddetmiĂžtir. BelçikalĂ˝ bu ĂžahĂ˝s daha sonra yapmýÞ olduĂ°umuz tüm görüĂžmelere yanĂ˝nda bir Ermeni ‘komiser’ yardĂ˝mcĂ˝sĂ˝ ile gelmiĂžtir. Ancak, hazĂ˝rladýðý Türkiye karÞýtĂ˝ rapor Avrupa Parlamentosu’nun Siyasi Komisyonu’nun Lahey’de 1987 yĂ˝lĂ˝ baÞýnda yaptýðý bir toplantĂ˝da reddedilmiĂžtir. Bu konuda hiç bir kuĂžku yoktur; zira oturumunun bandĂ˝nĂ˝, bunu teybe alan bir görevli tarafĂ˝ma aynĂ˝ gün vermiĂžtir. ToplantĂ˝da Komisyon BaĂžkanĂ˝ Ýtalyan Formigoni raporu oylatmýÞ, 16 aleyhte, 14 lehte sonuç çĂ˝kĂ˝nca, oylamayĂ˝ yinelemiĂž, rapor gene aynĂ˝ sonuçla reddolunmuĂžtur. Avrupa Parlamentosu iç tüzüĂ°üne göre bu raporun bir daha gündeme gelmemesi gerekirken, türlü sahtekarlĂ˝klar yapĂ˝larak rapor Genel Kurul gündemine hiç bir Ăžey olmamýÞ gibi indirilmiĂžtir. Avrupa Parlamentosu, FransĂ˝z ve Yunan milletvekillerinin gayretleri ve üye sayĂ˝sĂ˝nĂ˝n yaklaÞýk yüzde onbeĂžinin bilfiil katĂ˝lĂ˝mĂ˝ ile Ermeni soykĂ˝rĂ˝mĂ˝ iddialarĂ˝nĂ˝ kabul eden ve Türkiye’nin AB üyeliĂ°ini soykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝n tanĂ˝nmasĂ˝ koĂžuluna dolaylĂ˝ yollardan baĂ°layan kararĂ˝ almýÞtĂ˝r. Raporun parlamentoda görüĂžülmesi sĂ˝rasĂ˝nda bina, binlerce Ermeni tarafĂ˝ndan muhasara altĂ˝na alĂ˝nmýÞ, FransĂ˝z parlamenterler dýÞarĂ˝da kurulan bir kürsüye her 15 dakikada bir gelerek içerdeki geliĂžmeleri anlatmýÞlardĂ˝r. Bu ĂžahĂ˝slar bu konuĂžmalarĂ˝yla halkĂ˝ kýÞkĂ˝rtmakla kalmamýÞlar, gerçekleri çarpĂ˝tarak kendilerince siyasal bir yatĂ˝rĂ˝m da yapmýÞlardĂ˝r. Avrupa Parlamentosu’nda lehimizde konuĂžma yapacak parlamenterlerin bir bölümü silahla tehdit edilmiĂžlerdir, bu tehditlerden ben de nasibimi aldĂ˝m. AvrupalĂ˝ parlamenterlerden sadece bir tanesi, Alman Wedekind parlamento koridorunda Ermeni teroristler tarafĂ˝ndan silahla tehdid edildiĂ°ini kürsüden beyan etme cesaretini göstermiĂž, diĂ°erleri ise susmuĂžlar veya salondan çĂ˝kmýÞlardĂ˝r. Bu konuya önem vermeyerek, sorunu bir FransĂ˝z meselesi olarak gördüklerini söyleyenler ise o gün Genel Kurul’a gelmeyerek alanĂ˝ Türkiye aleyhtarlarĂ˝na bĂ˝rakmýÞlardĂ˝r. Bir kĂ˝sĂ˝m parlamenter ise, adlarĂ˝ Avrupa’da neĂžredilen bir Türk gazetesinde lehimize rey verecek parlamenterler listesinde yayĂ˝mlandýðý için oturuma katĂ˝lmamýÞlardĂ˝r. Zira bir siyasetçimiz, DýÞiĂžleri Bakanlýðý’na bildirdiĂ°imiz, lehimize oy vermesi beklenenlerin adlarĂ˝nĂ˝ oradan saĂ°layarak basĂ˝na sĂ˝zdĂ˝rmýÞtĂ˝. GörüldüĂ°ü gibi, harakiri sadece Japonlar’a mahsus bir eylem deĂ°il!

Avrupa Parlamentosu 15 KasĂ˝m 2000 tarihinde, Türkiye’nin tam üyelik yolundaki durumunu inceleyen bir raporu görüĂžürken, raportörün itirazĂ˝na raĂ°men bu konuda aldýðý karara, ‘Avrupa Parlamentosu, Türk Hükümeti’ni ve TBMM’ni ülkesindeki Ermeni azĂ˝nlýða olan desteĂ°ini, modern Türk devleti kurulmadan önce bu azĂ˝nlýðýn Türkiye’de maruz kaldýðý soykĂ˝rĂ˝mĂ˝ kabul etmek suretiyle arttĂ˝rĂ˝r’ ifadelerini içeren bir önergeyi ekleyerek kabul etmiĂžtir. FransĂ˝z Parlamentosu’na sunulan raporu kaleme alan François Rochebloine, Avrupa Parlamentosu’nun aldýðý bu kararĂ˝n Türkiye’nin AB’ne tam üyeliĂ°ini Ermeni soykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝ kabul koĂžuluna baĂ°ladýðýnĂ˝ iddia etmektedir.[13]

Üç yĂ˝l boyunca (1984 – 1987) Avrupa TopluluĂ°u (AT) nezdinde büyükelçi olarak izlediĂ°im Avrupa Parlamentosu’nda Ermeni raporu konusunda yaptýðým yüzlerce görüĂžme, konunun içeriĂ°iyle ilgili gerekçelerimizin, rapordaki bilgilerin gerçek dýÞý olup olmadýðýnĂ˝n parlamenterleri, bir kaç tanesi dýÞýnda ilgilendirmediĂ°ini, politikacĂ˝larĂ˝n ‘tarihi gerçekleri’ ya da karÞý tarafĂ˝n görüĂžlerini dinlemek, öĂ°renmek ve bilmek istemediklerini göstermiĂžtir. YapĂ˝lanĂ˝n büyük bir haksĂ˝zlĂ˝k olduĂ°unu söylediĂ°imizde ise adeta ‘durumun biz de farkĂ˝ndayĂ˝z’ anlamĂ˝na gelecek bir tebessümle cevap verilmiĂžtir. Bu durum, siyasette hukuk ya da haklĂ˝lĂ˝k kavramlarĂ˝nĂ˝n geçerli bulunmadýðý ve Ermeni savlarĂ˝ sorununa baĂžka açĂ˝lardan, deĂ°iĂžik yöntemlerle yaklaĂžmak gerektiĂ°i yolundaki kanaati güçlendirmiĂžtir. Bu nedenle sorunun hukuki veçhesine aĂ°Ă˝rlĂ˝k verilmesinde ve SoykĂ˝rĂ˝m SözleĂžmesi’ne aykĂ˝rĂ˝ davranýÞlarĂ˝n usul ve yetki yönünden tespiti alternatifinin ön plana çĂ˝karĂ˝lmasĂ˝nda yarar görmekteyim. Ýçerik meselesinin ise bu aĂžamada esas itibariyle ahlaki bir sorun olduĂ°u söylenebilir.

Nazi AlmanyasĂ˝’nda Katledilen Museviler Ýle Ermeniler ArasĂ˝nda Paralellik Kurma GiriĂžimi

Bir kĂ˝sĂ˝m Ermeniler ve onlarĂ˝ destekleyenler, Nazi AlmanyasĂ˝ tarafĂ˝ndan Yahudiler’e uygulanan soykĂ˝rĂ˝m ile Ermeniler’in tehcir sĂ˝rasĂ˝ndaki kayĂ˝plarĂ˝ arasĂ˝nda hukuki açĂ˝dan paralellik kurmak ve bazĂ˝ parlamentolarĂ˝n Yahudi soykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝n inkarĂ˝nĂ˝ bir suç sayan yasalarĂ˝ kabul ettiklerini hatĂ˝rlatarak Yahudi soykĂ˝rĂ˝mĂ˝ ile Ermeni tehcirini iliĂžkilendirmek istemektedirler. Oysa, çeĂžitli ülke parlamentolarĂ˝nĂ˝n kabul ettiĂ°i, Yahudiler’e uygulanan soykĂ˝rĂ˝mĂ˝n inkarĂ˝nĂ˝ cezalandĂ˝ran yasalar, yetkili bir yargĂ˝ organĂ˝ (Nürnberg Mahkemesi) tarafĂ˝ndan karara baĂ°lanmýÞ olan soykĂ˝rĂ˝m suçuna dayandĂ˝rĂ˝lmýÞtĂ˝r. ‘ÝnkarĂ˝n mahkum edilmesi yasalarĂ˝’ mahkeme kararĂ˝ olmadan soykĂ˝rĂ˝mĂ˝ suçunun varlýðýnĂ˝ kendi baĂžlarĂ˝na saptamaya yönelik deĂ°ildir.

Öte yandan, Hitler AlmanyasĂ˝’nĂ˝n Yahudilere uyguladýðý soykĂ˝rĂ˝mĂ˝ ile Ermenilerin durumu arasĂ˝nda paralellik kurulamaz. Hitler Almanya’sĂ˝nda veya baĂžka Avrupa ülkelerinde yaĂžayan Yahudiler ülkelerine karÞý ayaklanmadĂ˝lar, savaĂžmadĂ˝lar ve savaĂžan taraf statüsünü talep etmediler. Buna karÞýlĂ˝k OsmanlĂ˝ Ermenileri’nin bir bölümü devletlerine isyan ettiler, savaĂžtĂ˝lar ve kayĂ˝plar verdiler. Sevres muahedesi görüĂžmelerine katĂ˝lan Ermeni heyeti baĂžkanĂ˝ Bogos Nubar PaĂža, Ermenilere savaĂžan taraf statüsünün verilmesini bizzat talep etti.

OsmanlĂ˝ Hükümet Üyelerinin ve BazĂ˝ Yöneticilerin SorumluluĂ°u

Gazeteci Mehmet Ali KýÞlalĂ˝, 10 MayĂ˝s 2001 ‘de Radikal’de yazdýðý bir yazĂ˝da DoĂ°u Perinçek’in kendisine Ermeni iddialarĂ˝ konusunda gönderdiĂ°i belgelere deĂ°iniyor ve adĂ˝ geçenin bazĂ˝ OsmanlĂ˝ idarecilerinin Ermeni tehciri sĂ˝rasĂ˝nda yapĂ˝lan kötü muameleler nedeniyle yargĂ˝lanmalarĂ˝ ve mahkum edilmiĂž bulunmalarĂ˝ konusunun pek deĂžilmemesi gerektiĂ°ini söylediĂ°ini belirtiyor.  Þu sĂ˝ralarda bu konuya deĂ°inilmemesini isteyen baĂžkalarĂ˝ da var. Ne var ki,  OsmanlĂ˝ yargĂ˝sĂ˝ tehcir sĂ˝rasĂ˝nda Ermenilerin maruz kaldĂ˝klarĂ˝ kötü muameleler konusunda kimi yöneticilerin ve memurlarĂ˝n sorumluluĂ°unu kabul edip,  1397 kiĂži cezalandĂ˝rmýÞ, bunlarĂ˝n yaklaÞýk 600’ü idam edilmiĂžtir. Bu cezalandĂ˝rmalar ve idamlar kamu vicdanĂ˝ tarafĂ˝ndan haksĂ˝z bulunmuĂž, halk sokaklara dökülerek gösteri yapmýÞtĂ˝. Bugün de IttĂ˝hat ve Terakki davasĂ˝nĂ˝n politik bir dava olduĂ°unu Türkiye’de ileri sürenlerimiz çoĂ°unluktadĂ˝r. Bununla birlikte formel hukuk açĂ˝sĂ˝ndan bu davalar olmamýÞ, mahkumiyet kararlarĂ˝nĂ˝ verilmemiĂž addedilemez. Ermeni tarafĂ˝ bu konuya sĂ˝k sĂ˝k deĂ°iniyor ve OsmanlĂ˝ döneminin resmi gazetesi olan Takvim-i Vekayi’ye atĂ˝fta bulunuyor.  OsmanlĂ˝ görevlilerinin bir bölümünün kimi ölümlerden veya kötü muameleden sorumlu bulunmadĂ˝klarĂ˝, bu kararlarĂ˝n iĂžgal kuvvetlerinin süngüsü altĂ˝nda alĂ˝ndýðý ileri sürülebilir belki; ancak hukuki açĂ˝dan bu mahkumiyetler yok sayĂ˝lamaz.

Malta’ya Sürülenlerin SuçluluĂ°unun KanĂ˝tlanamamasĂ˝

Öte yandan, özellikle Ermenilere karÞý yapĂ˝lan kĂ˝rĂ˝m iddialarĂ˝ nedeniyle,  savaĂž suçlarĂ˝nĂ˝n cezalandĂ˝rĂ˝lmasĂ˝ için çok sayĂ˝da OsmanlĂ˝ yöneticisi iĂžgal kuvvetleri tarafĂ˝ndan yakalanĂ˝p Malta’ya sürülmüĂž, bu kimseler aleyhine ne iĂžgal altĂ˝ndaki OsmanlĂ˝ baĂžkentinde ne Ýngiltere’de ne de Amerika’da kanĂ˝t bulunamamýÞ,   bu kiĂžiler serbest bĂ˝rakĂ˝lmýÞtĂ˝. Bu konudaki zafiyetlerini bilen kimi Ermeni yazarlarĂ˝, Malta’ya sürülenler hakkĂ˝nda suçlayĂ˝cĂ˝ delil gösterilmemesini Amerika’nĂ˝n ticari çĂ˝karlarĂ˝na, Ýngilizlerin de tutsak deĂ°iĂžimi isteĂ°ine baĂ°lĂ˝yorlar [14] KanĂ˝tlanmýÞ bir sorumluluklarĂ˝ bulunsaydĂ˝ bu insanlar mahkum edilmeden salĂ˝verilirler miydi?  Mümkün deĂ°il. ÖrneĂ°in, Ermeni tehcirinin soykĂ˝rĂ˝mĂ˝ olmadýðý yolundaki Ýngiliz tutumu deĂ°iĂžmemiĂžtir: 13 Temmuz 2000 tarihinde Lordlar KamarasĂ˝nda bir soruyu yanĂ˝tlayan Ýngiliz Bakan Lord Asthal, ‘OsmanlĂ˝ yönetiminin Ermeniler’i yok etmek amacĂ˝yla bir karar aldýðýnĂ˝ gösteren kesin bir kanĂ˝t yokken, Ýngiliz Hükümetleri 1915 – 16 olaylarĂ˝nĂ˝ soykĂ˝rĂ˝m olarak tanĂ˝mamaktadĂ˝r’ demiĂžtir.[15]

GörüldüĂ°ü gibi ortada çeliĂžkili tutumlar bulunmaktadĂ˝r ve soykĂ˝rĂ˝mĂ˝ savĂ˝ konusunda görüĂž birliĂ°i yoktur.

 

Ermeni Tehciri OlaylarĂ˝n Türkiye TarafĂ˝ndan DeĂ°erlendirilmesi

Bilinen bir gerçektir ki, bazĂ˝ Ermeni gruplar, OsmanlĂ˝ Devleti’nden baĂ°Ă˝msĂ˝zlĂ˝klarĂ˝nĂ˝ alan YunanlĂ˝lar, SĂ˝rplar, KaradaĂ°lĂ˝lar, Bulgarlar ve Romenler gibi silaha sarĂ˝lmýÞ ve OsmanlĂ˝ Devleti’ne karÞý açĂ˝kça savaĂžmýÞlardĂ˝r. DiĂ°erlerinden farkĂ˝, Ermeniler’in OsmanlĂ˝ Devleti’nin hiç bir bölgesinde çoĂ°unlukta bulunmamasĂ˝dĂ˝r. Bu durumda Ermeni çeteciler ayaklandĂ˝klarĂ˝ yerlerde, Rus ordusunun da destek ve cesaretlendirmesi ile Müslüman halklara karÞý etnik kĂ˝yĂ˝ma baĂžvurmuĂžlardĂ˝r. Öte yandan, Türkiye’nin güneyini iĂžgal eden FransĂ˝zlar, bir bölümü OsmanlĂ˝ vatandaÞý olan Ermeniler’den FransĂ˝z lejyonlarĂ˝ kurmuĂžlar, bunlara FransĂ˝z askeri üniformasĂ˝ giydirerek silahlandĂ˝rmýÞlar ve savaĂža sokmuĂžlardĂ˝r.

Birinci Dünya SavaÞý’nda Müslüman ya da Ermeni tüm OsmanlĂ˝ vatandaĂžlarĂ˝nĂ˝n kayĂ˝plar verdiĂ°i trajik olaylar, bazĂ˝ ihtilalci Ermeni örgütlerinin liderlerinin baĂžlattĂ˝klarĂ˝ ayaklanma ve bunun sonucunda vukua gelmiĂž karÞýlĂ˝klĂ˝ öldürme olaylarĂ˝dĂ˝r; OsmanlĂ˝ca’da buna ‘mukatele’ denir. Ýsyana baĂ°lĂ˝ çatýÞmalar yanĂ˝nda,  tehcir sĂ˝rasĂ˝nda haydutlarĂ˝n saldĂ˝rĂ˝larĂ˝ sonucunda ya da halkĂ˝n kin, intikam veya baĂžka nedenlerle hayatlarĂ˝nĂ˝ kaybettikleri gerçeĂ°i de belirtilmelidir. AyrĂ˝ca, salgĂ˝n hastalĂ˝k nedeniyle Ermeni olsun olmasĂ˝n bir çok OsmanlĂ˝ vatandaÞýnĂ˝n da bu dönemde hayatlarĂ˝nĂ˝ kaybettikleri bilinen bir gerçektir. DiĂ°er bir deyiĂžle kayĂ˝plar iki taraflĂ˝dĂ˝r; sadece OsmanlĂ˝ Ermenileri’nin kayĂ˝plarĂ˝na hayĂ˝flanmak ve onlarĂ˝n komĂžularĂ˝ ve yurttaĂžlarĂ˝ olan Müslümanlar’Ă˝n kayĂ˝plarĂ˝nĂ˝ yok saymak, küçümsemek ya da tarihin o sayfasĂ˝nĂ˝ okumamayĂ˝ yeĂ°lemek kabul edilebilecek bir davranýÞ sayĂ˝lmamalĂ˝dĂ˝r. Nihayet, abartĂ˝lmýÞ sayĂ˝lar, yalanlar, tahrif edilmiĂž ya da yoktan var edilmiĂž sahte belgelere dayanĂ˝larak suçlama yapĂ˝lmasĂ˝ da ahlaken savunulacak bir durum deĂ°ildir. KanĂ˝mca Ermeni sorunu konusundaki uzlaĂžmazlýðýn kilit noktasĂ˝ buradadĂ˝r. Bu düĂžünceler de bizi sorunun ahlaki yönüne getiriyor.

II. Sorunun Ahlaki Yönü

SoykĂ˝rĂ˝m SözcüĂ°ünün Ahlaki (Etik)  Çerçevede ya da Günlük Hayatta KullanĂ˝mĂ˝

‘SoykĂ˝rĂ˝m’ terimi hukuki olmakla birlikte, günümüzde politikacĂ˝lar, gazeteciler ve kimi düĂžünürlerce ‘katliam, toplu öldürme, etnik temizlik, isyan bastĂ˝rmada toplu cezalandĂ˝rma veya insanlĂ˝k suçu’ anlamlarĂ˝nda da kullanmaktadĂ˝rlar. Özetle kavram hukuki kullanĂ˝mĂ˝nĂ˝n çok ötesine taÞýnmakta, bir kavram kargaĂžasĂ˝ yaĂžanmaktadĂ˝r. Öte yandan, ‘kültürel soykĂ˝rĂ˝m’ gibi yeni soykĂ˝rĂ˝m çeĂžitleri de üretilmektedir. SoykĂ˝rĂ˝m sözcüĂ°ünün, bu eylemleri tanĂ˝mlamak için kullanĂ˝lmaĂ°a devam edileceĂ°i tahmin edilebilir. Filhakika, çok sayĂ˝da politikacĂ˝, gazeteci, yazar, düĂžünür ve sanatçĂ˝ konuĂžmalarĂ˝nda veya yazĂ˝larĂ˝nda hukuki bir terim olan ‘soykĂ˝rĂ˝m suçu’nun bu yanĂ˝nĂ˝ bir kenara bĂ˝rakarak (herkes hukukçu deĂ°il) terimin felsefi, ahlaki veya halk arasĂ˝nda çokça kullanĂ˝lan toplu öldürme yanĂ˝nĂ˝ öne çĂ˝karmakta veya bilinçli olarak kavram kargaĂžasĂ˝ yaratmaktadĂ˝rlar.

1915 dönemi olaylarĂ˝ konusunda, ‘soykĂ˝rĂ˝m’ sözcüĂ°ü, kĂ˝rĂ˝m, insanlĂ˝k trajedisi, trajik olay veya katliamla eĂž anlamlĂ˝ olarak kullanĂ˝lmaktadĂ˝r. GörüĂžlerimizi desteklediklerini düĂžündüĂ°ümüz kiĂžiler dahil, konuya eĂ°ilenlerin büyük çoĂ°unluĂ°u, 1915’te bir insanlĂ˝k trajedisi yaĂžandýðýna, OsmanlĂ˝ vatandaĂžlarĂ˝ arasĂ˝nda daha çok Ermeniler’in büyük zarar gördüklerine, acĂ˝lar çektiklerine inanmaktadĂ˝rlar. Bu tutumun nedenlerini akĂ˝lcĂ˝ bir biçimde irdelemekte büyük bir yarar vardĂ˝r.[16] YapĂ˝lacak analiz sonunda karÞýmĂ˝za her biri geçerli sayĂ˝labilecek çeĂžitli nedenler çĂ˝kacaktĂ˝r. Bunlarla ilgili olarak tek düze düĂžünce ve tepki oluĂžturmak yerine,  her duruma uygun farklĂ˝ stratejiler oluĂžturmanĂ˝n yararĂ˝ ortadadĂ˝r. AyrĂ˝ca, farklĂ˝ veya nüanslĂ˝ düĂžünceye sahip bulunanlarĂ˝n görüĂžlerindeki çeĂžitliliĂ°e karÞý tahammülsüz davranmamak gerekir. Bu konudaki olumsuz ve kimi kez Ăžiddet öĂ°esi içeren tepkiler de zamanla törpülenmelidir; herĂžeyden önce tepkiler duygusal deĂ°il akĂ˝lcĂ˝ olmalĂ˝dĂ˝r. Ancak bunun bir toplumsal eĂ°itim ve kültür sorunu olduĂ°u, köklerinin çok derinlere indiĂ°i de kabul edilmelidir.  

Hukuktan farklĂ˝ olarak, ahlak kurallarĂ˝ toplumdan topluma farklĂ˝lĂ˝klar göstermektedir. Bu alanda Ăžüphesiz çĂ˝karlar da önemli bir rol oynar. ÖrneĂ°in,  bir toplum için çok önemli olan ahde vefa ilkesi bir baĂžka toplum içinde aynĂ˝ aĂ°Ă˝rlýðý taÞýmayabilir. Dost bilinen kiĂžinin ihaneti karÞýsĂ˝nda gösterilen tepki çoĂ°u kez çok Ăžiddetli olabilir bazĂ˝ toplumlarda. Buna karÞýn diĂ°er bazĂ˝ toplumlar vefasĂ˝zlýðý daha yumuĂžak bir tepki ile karÞýlayabilir. Bu nedenle, ahlaki kurallara uygunluk ya da uygunsuzluk konusunda sorunu hakeme havale etmek neredeyse imkansĂ˝zdĂ˝r.

Sorunu Tarihe ya da Tarihçilere Havale Ederek Çözüm Mümkün mü?

Tarih YazĂ˝mĂ˝nĂ˝n SübjektifliĂ°i

Türkiye’de en üst düzey kimi yöneticiler ve parlamento üyelerinin bir bölümü sorunun tarihe[17] ya da tarihçilere havalesini önermektedirler. Her Ăžeyden önce ‘tarihe havale etmek’ terimi çok soyuttur. TBMM’ne sunulan tasarĂ˝larĂ˝ inceleyen DýÞiĂžleri ve ÝçiĂžleri KomisyonlarĂ˝ hazĂ˝rladĂ˝klarĂ˝ rapora ekli kanun teklifinde ‘Türkiye, tarihin tespit ve kabul etmediĂ°i Ermeni soykĂ˝rĂ˝mĂ˝ iddialarĂ˝nĂ˝ reddeder’ ifadesini kullanmýÞlardĂ˝r. Burada hangi tarihten söz edildiĂ°i kayĂ˝tlĂ˝ olmamakla birlikte tarih, üzerinde herkesin uzlaĂžtýðý bir bütün, yüce bir gerçek olarak ele alĂ˝nmýÞtĂ˝r. DoĂ°al olarak, burada sözü edilen tarih, Ermeni veya onlarĂ˝n tezini destekleyen tarihçilerin yazdĂ˝klarĂ˝ deĂ°il, Türk tarihçilerin ve gerekçeli olarak Ermeni soykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝ reddeden yabancĂ˝ tarihçilerin yazdýðý tarihtir. Oysa, tarih yazĂ˝mĂ˝ sübjektiftir. Hele tarihteki olaylarĂ˝, nedenleri ile birlikte ele alĂ˝p incelediĂ°imizde, varacaĂ°Ă˝mĂ˝z sonuçlar bakýÞ açĂ˝mĂ˝za baĂ°lĂ˝ olarak, ayrĂ˝ca incelemenin yapĂ˝ldýðý zamana ve inceleme döneminde geçerli olan hukuk veya ahlak kurallarĂ˝na göre de farklĂ˝ olacaktĂ˝r.

Ermeni olaylarĂ˝ konusunda, her iki tarafĂ˝n tarihçileri ile tarafsĂ˝z denebilecek bilim adamlarĂ˝ bu konuda yĂ˝llardĂ˝r çalýÞýyorlar; kanĂ˝mca söylenebilecek olanlar söylenmiĂž, yazĂ˝lmýÞtĂ˝r. YazĂ˝lanlar arasĂ˝nda büyük farklar ve çeliĂžkiler vardĂ˝r. Taraflar kendi gerekçe ve belgelerini öne çĂ˝karmakta, diĂ°erlerinin belgelerinin sahte, tanĂ˝klarĂ˝nĂ˝n yalancĂ˝ olduĂ°unu söylemektedirler. Zorla göç ettirme sĂ˝rasĂ˝nda hayatlarĂ˝nĂ˝ kaybedenlerin sayĂ˝sĂ˝ konusunda da çok farklĂ˝ veriler öne sürülmüĂžtür. ÖrneĂ°in, gazeteler, Çankaya Rotary Kulübü’nde bir konuĂžma yapan Türk Tarih Kurumu BaĂžkanĂ˝ Prof Dr. Yusuf HalaçoĂ°lu’nun, tehcir sĂ˝rasĂ˝nda 438.758 Ermeni’nin yer deĂ°iĂžtirdiĂ°ini, bunlardan 382.148’nin istenilen nakil noktalarĂ˝na ulaĂžtĂ˝rĂ˝ldĂ˝klarĂ˝nĂ˝, geriye kalan 56.610 Ermeni’den 10.000’nin eĂžkiya tarafĂ˝ndan katledildiĂ°ini, 30.000 kiĂžinin dizanteri, tifo gibi hastalĂ˝klardan öldüĂ°ünü, geriye kalan 16.000 Ermeni’nin de yurt dýÞýna çĂ˝ktýðýnĂ˝ belirttiĂ°ini yazdĂ˝lar. Buna göre, Ermeni kayĂ˝plarĂ˝ Büyükelçi Kamuran Gürün’ün Ermeni DosyasĂ˝ adlĂ˝ kitabĂ˝nda ileri sürdüĂ°ü gibi yaklaÞýk 300.000 veya baĂžka kaynaklarĂ˝n tahmin ettiĂ°i gibi 600.000 veya 800.000, hele Ermeniler’in ileri sürdükleri 1.500.000 deĂ°ildir; sadece 40.000 kadar Ermeni zorla göç ettirmede (tehcir) hayatlarĂ˝nĂ˝ kaybetmiĂžtir; bu kayĂ˝plarĂ˝ da tehcir edilenlerin vardĂ˝klarĂ˝ nakil noktalarĂ˝nda aramak gerekecektir. Bu iç karartĂ˝cĂ˝ ölü sayĂ˝sĂ˝ tahminlerinin bizi bir sonuca ulaĂžtĂ˝racaĂ°Ă˝nĂ˝ sanmĂ˝yorum. Ermeni militanĂ˝, kimliĂ°inin ve olasĂ˝ taleplerinin çimentosu haline dönüĂžtürdüĂ°ü 1.5 milyon öldürülme tezinden vazgeçmeyecektir; bizdeki belgeler ise onlarĂ˝ doĂ°rulamayacaktĂ˝r. Bu nedenle, ‘tarihin tespit ve kabul etmediĂ°i’ ifadesinin, bu mesajĂ˝n verilmek istendiĂ°i yabancĂ˝ politikacĂ˝lar açĂ˝sĂ˝ndan ikna edici olmayacaĂ°Ă˝ söylenebilir.

Kimi tarihçiler, politikacĂ˝lar, eĂ°itimciler, yazarlar ve düĂžünürler tarihin bazĂ˝ sayfalarĂ˝nĂ˝ okumamakta, adeta yok saymaktadĂ˝rlar. Bu durumda, ‘sorunu Ăžimdi yeniden inceleyecek olan tarihçiler, bugüne kadar ortaya çĂ˝karĂ˝lan vesikalardan farklĂ˝ olarak ne bulacaklar?’ sorusu sorulabilir.  Bundan sonra ortaya çĂ˝karĂ˝lacak olan ‘belgeler’  karÞý taraf için inandĂ˝rĂ˝cĂ˝ sayĂ˝lmayacaktĂ˝r; objektif denebilecek tarihçilerin ulaĂžacaklarĂ˝ sonuçlarĂ˝n, soykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝ kendi kimliklerinin ayrĂ˝lmaz bir parçasĂ˝ haline getiren dogma sahiplerini ikna etmesi beklenmemelidir. UnutmayalĂ˝m ki dogma sahipleri ‘kendi gerçekleri’nin sorgulanmasĂ˝na neden olacak araĂžtĂ˝rma veya incelemeler yapĂ˝lmasĂ˝nĂ˝ istemezler; bir dini inanýÞ gibi besledikleri ‘nihai gerçeĂ°i’ ellerinde tuttuklarĂ˝ kanĂ˝sĂ˝ndadĂ˝rlar; sorunun ele alĂ˝nacaĂ°Ă˝ toplantĂ˝lara katĂ˝larak görüĂžlerini dile getirmeyi bile kabul etmezler[18] ; baĂžkalarĂ˝ndan tek bekledikleri kendilerinin ‘nihai ve mutlak gerçeĂ°inin’ tasdik ve kabul edilmesidir. KarÞý görüĂž veya kanĂ˝tlar tartýÞýlmadan reddedilecektir. FransĂ˝z Parlamentosu’nun kararĂ˝ münasebetiyle Türkiye’de Show TV kanalĂ˝nda yapĂ˝lan bir oturuma katĂ˝lan Ermeni asĂ˝llĂ˝ FransĂ˝z politikacĂ˝ Patrik Deveciyan, tehcire tabi tutulanlara saldĂ˝ranlarĂ˝n cezalandĂ˝rĂ˝lmasĂ˝nĂ˝ talep eden emirnameleri  ‘kamuflaj’ olarak nitelemedi mi? Ermeni CumhurbaĂžkanĂ˝, Paris’i 2001 Þubat ayĂ˝nda ziyaretinde ‘bu iĂžin tarihçilere havalesine gereksinme kalmadýðýnĂ˝ belirtmedi mi?

Öte yandan, taraflarĂ˝n kendi tezlerinin doĂ°ruluĂ°unu isbat etmek için, önemli saydĂ˝klarĂ˝ belgeleri veya gerekçeleri ellerinde tuttuklarĂ˝nĂ˝ ve bunlardan bir kĂ˝smĂ˝nĂ˝ kendi hedeflerine göre ön plana çĂ˝kardĂ˝klarĂ˝nĂ˝ da bilmek, doĂ°al karÞýlamak ve buna karÞý hazĂ˝rlĂ˝klĂ˝ olmak gereklidir. ÖrneĂ°in, Takvim-i Vekayi’de (Resmi Gazete) yayĂ˝mlanan Ýttihat Terakki DavasĂ˝ dava zabĂ˝t ve kararlarĂ˝ kanĂ˝t olarak gösterilmekte, Ermeniler’e mezalim ya da kĂ˝rĂ˝m yapĂ˝ldýðýnĂ˝n söz konusu OsmanlĂ˝ mahkemesince kabul edildiĂ°i vurgulanmaktadĂ˝r. YukarĂ˝da belirtildiĂ°i gibi, anĂ˝lan davalarda 1397 kiĂži mahkum edilmiĂž, bunlardan 600’dan fazlasĂ˝ idam olunmuĂžtur. OsmanlĂ˝ Devleti’nin TeĂžkilat-Ă˝ Mahsusa elemanlarĂ˝nĂ˝n katliam konusundaki sorumluluklarĂ˝ dile getirilmiĂžtir.[19] Fransa’da yayĂ˝mlanan l’Intranquille dergisi, 1994 – 1995 dönemi ikinci sayĂ˝sĂ˝nĂ˝ ÝttĂ˝hat Terakki DavasĂ˝’na ve TeĂžkilat-Ă˝ Mahsusa’nĂ˝n eylemlerine mezkur davalarda yapĂ˝lan açĂ˝k atĂ˝flara ayĂ˝rmýÞtĂ˝r. Bu nedenlerle, anĂ˝lan kiĂžileri ve onlara inananlarĂ˝ -hatta nisbeten tarafsĂ˝z olanlarĂ˝- olaylarda Ýttihat ve Terakki Hükümeti’nin sorumluluĂ°u bulunmadýðýna inandĂ˝rmanĂ˝n, OsmanlĂ˝ Hükümeti’nin kullandýðý bazĂ˝ TeĂžkilat-Ă˝ Mahsusa elemanlarĂ˝nĂ˝n suç oluĂžturabilecek kimi eylemlerini yok saydĂ˝rmanĂ˝n imkansĂ˝z olduĂ°u hesaplanmalĂ˝ ve ikna stratejileri buna göre biçimlendirmelidir.[20] Zira o dönemdeki yargĂ˝nĂ˝n tarafsĂ˝z sayĂ˝lamayacaĂ°Ă˝, davanĂ˝n siyasi olduĂ°u, mahkumiyet kararlarĂ˝nĂ˝n halkĂ˝n büyük tepkisi ile karÞýlaĂžtýðý yolundaki gerekçeler, OsmanlĂ˝ mahkemesinin verdiĂ°i de jure mahkumiyet kararlarĂ˝nĂ˝ ortadan kaldĂ˝rmamaktadĂ˝r. AdĂ˝na hukuki anlamda soykĂ˝rĂ˝m denilsin ya da denilmesin,  bugün yapĂ˝lmakta olan hukuki ve ahlaki deĂ°erlendirmenin temelinde Ăžekli olarak Ýttihat Terakki DavasĂ˝ mahkumiyetlerinin bulunduĂ°u yadsĂ˝namaz.

ArĂživler AçĂ˝lsĂ˝n Söylemi

Halen Türkiye’de sürdürülmekte olan ‘arĂživlerimiz kapalĂ˝’ ‘arĂživlerimiz açĂ˝lsĂ˝n’  söyleminin sorunun çözümünde yarar saĂ°layacaĂ°Ă˝ pek inandĂ˝rĂ˝cĂ˝ gelmiyor. Esasen, ArĂživler Genel MüdürlüĂ°ü yetkililerinin beyanlarĂ˝na göre ‘arĂživlerimiz açĂ˝ktĂ˝r’, ‘belgelerin bir bölümü mikrofiĂžler halinde ilgili ülkelerin kütüphanelerine de gönderilmiĂžtir’, ‘baĂžka Ermeni belgesi de kalmamýÞtĂ˝r’. Buna mukabil, tanĂ˝nmýÞ tarihçilerimizden birinin ATV televizyon kanalĂ˝ndaki bir açĂ˝k oturumda belirttikleri doĂ°ruysa, belgeler ‘ArĂživ yetkililerince hükümetin talimatĂ˝nĂ˝n gereĂ°i olarak bir ön seçime tabi tutulmuĂž, bazĂ˝ belgeler, bir kenara kaldĂ˝rĂ˝lmýÞ, diĂ°erleri yayĂ˝mlanmýÞtĂ˝r.’ ArĂživ yetkilileri ise bunun doĂ°ru olmadýðýnĂ˝, gerekçeleriyle ifade ediyorlar.[21] Ancak bilginin yayĂ˝mlanmasĂ˝ndan önce bir ön seçim yapĂ˝lmýÞ bulunduĂ°u savĂ˝nĂ˝n ATV televizyonunda yapĂ˝lan bir açĂ˝k oturumda tanĂ˝nmýÞ bir Türk tarihçisi tarafĂ˝ndan ileri sürülmüĂž bulunmasĂ˝nĂ˝n bu konudaki tereddütleri güçlendirdiĂ°i yadsĂ˝namaz. Benzer bir deĂ°erlendirme, ABD Kongre Kütüphanesi’nin, Türkiye’den gönderilen mikrofiĂžleri ‘gerçeĂ°i tam olarak yansĂ˝tmayan belge ve bilgi gerekçesi ile’ daĂ°Ă˝tĂ˝ma sokmamasĂ˝nĂ˝n nedenini oluĂžturabilir.

Son olarak ABD’de yaĂžayan 125 önde gelen Türk’ün 19 MayĂ˝s 2001’de yayĂ˝mlamak istedikleri bildiri, ‘Ermeni soykĂ˝rĂ˝mĂ˝ konusunda bilinen gerçeklere ters düĂžtüĂ°ü’ gerekçesiyle New York Times gazetesi tarafĂ˝ndan reddedilmiĂžtir. Bu da aynĂ˝ çerçeveye giren ve çok ciddiye alĂ˝nmasĂ˝ gereken bir örnektir. 

SoykĂ˝rĂ˝m KararĂ˝nĂ˝n Toplumu EĂ°itici YanĂ˝ BulunduĂ°u DüĂžüncesi

Soruna toplumsal eĂ°itim ve deĂ°iĂžim yönünden bakanlar ise, çeĂžitli parlamentolarĂ˝n aldĂ˝klarĂ˝ kararlarĂ˝n, geçmiĂžleri veya atalarĂ˝ suçlanan ülke halkĂ˝nĂ˝ da bir süre sonra etkileyeceĂ°ini, resmi tarihin sorgulanmasĂ˝na yol açabileceĂ°ini düĂžünüyorlar. BazĂ˝ gerçekleri yeniden gözden geçirerek, geçmiĂžte hatalĂ˝ tutumlar ve geçmiĂže iliĂžkin yanlýÞ bilgiler var ise tutum deĂ°iĂžtirmek uygar bir davranýÞtĂ˝r; bu da sonuçta bir etik meselesidir. Ancak, tarihte karÞýlĂ˝klĂ˝ olarak katliamlar yapĂ˝ldýðý belli iken, bunun tek taraflĂ˝ kĂ˝rĂ˝ma dönüĂžtürülerek soykĂ˝rĂ˝m yapĂ˝ldýðý savĂ˝nĂ˝n dýÞardan yapĂ˝lacak baskĂ˝ ile atalarĂ˝ suçlanan bir halka kabul ettirilmesinin mümkün olmadýðý da bilinmelidir. Hele baskĂ˝ amacĂ˝nĂ˝ güden kararlarĂ˝n alĂ˝nmasĂ˝nda uygulanan yöntem son derecede haksĂ˝z ve dengesiz olunca, karar ‘sorgulamayĂ˝ teĂžvik amacĂ˝na’ hiç ulaĂžamaz; suçlanan halk kendisini iftiraya uĂ°ramýÞ sayar.

Her Ülke Tarihinde Bulunan ‘Kara Lekeler’

Her ülkenin tarihinde kara lekeler ve karanlĂ˝k sayfalar vardĂ˝r. Bunlardan bir bölümü hukuki bir terim olan soykĂ˝rĂ˝ma uyabilir, bir bölümü ise uymaz. ÖrneĂ°in Ýkinci Dünya SavaÞý sonunda batĂ˝ cephesinde AmerikalĂ˝ ve FransĂ˝zlar’a esir düĂžen 7.611.794 Alman savaĂž esiri önce savaĂž esiri (PW), sonra Silahtan ArĂ˝ndĂ˝rĂ˝lmýÞ DüĂžman Kuvveti (DEF) statüsüne geçirilmiĂž ve bunlardan yaklaÞýk 2 ila 2,5 milyonu korkunç Ăžartlar altĂ˝nda aç ve susuz bĂ˝rakĂ˝larak, KĂ˝zĂ˝l Haç’Ă˝n ve kamplar civarĂ˝ndaki sivil halkĂ˝n önerdiĂ°i yardĂ˝mlar da reddedilerek adeta ölmeleri ‘saĂ°lanmýÞtĂ˝r’.[22] Bu olaylara hukuken soykĂ˝rĂ˝m denemez; ahlaken bir kĂ˝rĂ˝mdan, ölüme terk etmekten, savaĂž hukukuna aykĂ˝rĂ˝ suçtan söz edilebilir belki. AynĂ˝ biçimde, benim kanaatimce Fransa’nĂ˝n Cezayir’deki öldürme eylemleri ‘soykĂ˝rĂ˝m’ deĂ°il, ayaklanmaya karÞý katliam yapĂ˝lmasĂ˝ çerçevesine girer.[23] Balkanlardan sürülen, öldürülen, yok edilen Müslüman topluluklarĂ˝nĂ˝n uĂ°radĂ˝klarĂ˝ felaket ise insanlýða karÞý suç tanĂ˝mĂ˝na daha yakĂ˝ndĂ˝r. Öte yandan, ülke tarihindeki tüm olaylarĂ˝ ‘ülkenin geçmiĂžine söz söyletmemek, leke sürdürmemek’ düĂžüncesi ile savunmanĂ˝n, bugünkü kuĂžaklarĂ˝n ödevi olmadýðýnĂ˝ düĂžünüyorum. Tarihimizde övündüĂ°ümüz pek çok sayfa yanĂ˝nda, günümüz normlarĂ˝na ve çaĂ°daĂž etik anlayýÞýna uygun olmayan geliĂžmeler bulunduĂ°u da bir gerçektir.

Sonuç

Tarihin her döneminde, dünyanĂ˝n her yerinde yaĂžanan trajik olaylar geniĂž toplum kesimlerini etkilemiĂžtir. 1915 tehciri sĂ˝rasĂ˝nda yaĂžanan felaketler ve bunu izleyen yĂ˝llardaki karÞýlĂ˝klĂ˝ öldürmeler onaylanacak, gurur duyulacak eylemler deĂ°ildir. AĂ°Ă˝r savaĂž ya da ayaklanma koĂžullarĂ˝ altĂ˝nda yaĂžanan olaylar devletin ve bireylerin kontrolu kaybetmeleri sonucunu vermiĂž ve geliĂžmeler trajediye dönüĂžmüĂžtür. Bu olaylarda zarar görenlerin, hayatlarĂ˝nĂ˝ kaybedenlerin soylarĂ˝nĂ˝n belleklerinin silinmesi veya bellekteki verilerin, sevinç ve üzüntülerin yok sayĂ˝lmasĂ˝ beklenemez. Bu duygularĂ˝n da anlayýÞla karÞýlanmasĂ˝ ve yaralarĂ˝n sarĂ˝lmasĂ˝ için sosyal psikoloji uzmanlarĂ˝na da danýÞýlarak saptanacak adĂ˝mlarĂ˝n atĂ˝lmasĂ˝nda büyük yararlar vardĂ˝r. Ancak, acĂ˝yĂ˝ sadece bir tarafĂ˝n çektiĂ°i düĂžüncesi ve bunun o çatýÞmalarĂ˝n kýÞkĂ˝rtĂ˝cĂ˝larĂ˝ tarafĂ˝ndan bugün de desteklenmesi kabul edilebilecek bir tutum deĂ°ildir. BelleĂ°e saygĂ˝ duyulmasĂ˝ baĂ°lamĂ˝nda, sadece tehcire baĂ°lĂ˝ trajik olaylarda hayatlarĂ˝nĂ˝ kaybeden Ermeniler’in çocuk veya torunlarĂ˝nĂ˝n deĂ°il, IĂ°dĂ˝r’da, MaraĂž’da, Van’da ve ülkenin baĂžka yerlerinde öldürülen Müslüman Türkler’in çocuk ve torunlarĂ˝nĂ˝n acĂ˝ hatĂ˝ralarĂ˝nĂ˝n da belleklere kayĂ˝tlĂ˝ bulunduĂ°u gerçeĂ°i unutulmamalĂ˝dĂ˝r.[24] O trajik olaylar bir daha tekrarlanmamalĂ˝, yaĂžanmamalĂ˝dĂ˝r.

Ermeni sorunu konusunda gerek 1984–1987 döneminde Avrupa Parlamentosu’nda, gerek daha sonra konuya ilgi duyan parlamenterler, yazarlar ve gazetecilerle yaptýðým görüĂžmeler,  muhataplarĂ˝mĂ˝n bizim soruna çok Ăžekilci biçimde ve sadece hukuki açĂ˝dan yaklaĂžtýðýmĂ˝z deĂ°erlendirmesini yaptĂ˝klarĂ˝nĂ˝ gösterdi. Bu da soykĂ˝rĂ˝m kavramĂ˝nĂ˝n hukuki aĂ°Ă˝rlýðýndan ve sözcüĂ°ün muhataplarĂ˝mĂ˝zca hatalĂ˝ kullanĂ˝mĂ˝ndan kaynaklanmaktadĂ˝r. Benimle diyaloga girenler arasĂ˝nda soruna dogmatik biçimde deĂ°il de makul bir Ăžekilde yaklaĂžanlar, olaylarĂ˝n hukuken soykĂ˝rĂ˝m olmadýðýnĂ˝ kabul edebileceklerini, ancak ortada kanlĂ˝ bir trajedinin bulunduĂ°u gerçeĂ°inin de inkar edilmemesi gerektiĂ°ini vurgulamýÞlardĂ˝r. MuhataplarĂ˝m yönünden, olaylar için kullanĂ˝lan terim ister soykĂ˝rĂ˝m, ister katliam, ister toplu öldürme olsun çok fark etmiyordu; onlar açĂ˝sĂ˝ndan önemli olan 1915 tehciri döneminde OsmanlĂ˝ Ermenileri’nin bir trajedi yaĂžadĂ˝klarĂ˝ydĂ˝. Bu felaketin inkar edilmemesini, küçük görülmemesini bekliyorlardĂ˝. MuhataplarĂ˝ma öldürmelerin karÞýlĂ˝klĂ˝ olduĂ°unu, Ermeni çetelerinin ayaklanma amacĂ˝yla savaĂžtĂ˝klarĂ˝nĂ˝, savaĂž sĂ˝rasĂ˝nda Van’Ă˝n iĂžgal edildiĂ°ini, bu arada OsmanlĂ˝ Ermenileri’nden oluĂžan birliklerin, baĂžlarĂ˝nda OsmanlĂ˝ mebuslarĂ˝ olduĂ°u halde ayaklandĂ˝klarĂ˝nĂ˝ kanĂ˝tlarĂ˝yla anlattĂ˝k; ancak zihinlerine yerleĂžmiĂž bulunan yargĂ˝lar -buna önyargĂ˝ diyenler de var- öne çĂ˝kĂ˝yordu; onlara göre öldürmeler karÞýlĂ˝klĂ˝ olabilirdi, ama ölen Ermeniler’in sayĂ˝sĂ˝ çok daha fazlaydĂ˝. AcĂ˝nĂ˝n dindirilmesi için bir jest yapĂ˝lmasĂ˝ bekleniyordu; bizden beklenen trajik olaylarĂ˝n varlýðýnĂ˝ inkar eden veya bu konudaki suçu ya da sorumluluĂ°u karÞý tarafa yükleyen bir tutum içinde bulunmamamĂ˝zdĂ˝. KarÞý tarafĂ˝n sorumluluktan kendisine düĂžen payĂ˝ hiç bir Ăžekilde kabul etme eĂ°iliminde bulunmamasĂ˝ nedeniyle, ayrĂ˝ca uluslararasĂ˝ iliĂžkilerin provokasyonlarla zehirlediĂ°i Ăžu ortamda bu konuda bir ilerleme kaydedilmesini beklememekteyim. Yine de içine girilmiĂž bulunan çĂ˝kmazdan çĂ˝kĂ˝lmasĂ˝, kilidin açĂ˝lmasĂ˝, Ă˝lĂ˝mlĂ˝, uzlaÞýcĂ˝, diyaloga açĂ˝k, esnek bir davranýÞ modelinin benimsenmesinden geçiyor. BaĂžlangĂ˝çta herkes kendi ölülerine aĂ°layacak, belki diĂ°erlerinin kayĂ˝plarĂ˝na aynĂ˝ önemi vermeyecektir. Türkiye’yi ve Türkler’i kendilerine düĂžman sayan ve var olmak için bir düĂžmana gereksinme duyanlarĂ˝n da kĂ˝sa sürede tutum deĂ°iĂžtirmeleri beklenmemelidir; zamanla bunlarĂ˝n sayĂ˝sĂ˝nda azalma olacaĂ°Ă˝ tahmin edilebilir.

Ancak, uyuĂžmazlýðýn çözümü, gerginliĂ°in azaltĂ˝lmasĂ˝ için boĂž durulmamalĂ˝dĂ˝r. Türkler ve Ermeniler arasĂ˝nda OsmanlĂ˝ dönemine dayanan kültür benzerliklerinin öne çĂ˝karĂ˝lmasĂ˝, turistik veya nostaljik ziyaretler ve Türk-Ermeni Ýþ AdamlarĂ˝ Konseyi’nin düzenlediĂ°i dans gösterilerine benzer kültürel iĂžbirliĂ°i faaliyetleri gerginliĂ°in azaltĂ˝lmasĂ˝na yardĂ˝mcĂ˝ olabilir. Çok yakĂ˝n zamana kadar, özellikle mimari, müzik ve yazĂ˝n alanĂ˝nda Ermeni vatandaĂžlarĂ˝mĂ˝zĂ˝n kültürümüze katkĂ˝larĂ˝ olmuĂžtur; mutfak kültürümüzde ortak yanlar vardĂ˝r. Bu kültür birlikteliĂ°i örnekleri öne çĂ˝karĂ˝lĂ˝rsa yaralar daha kolay sarĂ˝lĂ˝r.[25] Bu nedenle, Ăžimdi, ülke içinde ya da bölgede birlikte barýÞ içinde yaĂžama koĂžullarĂ˝nĂ˝n saĂ°lanmasĂ˝ amacĂ˝na yönelik akĂ˝lcĂ˝ önlemlere öncelik verilmeli, bunun tek taraflĂ˝ suçlamalar ile saĂ°lanamayacaĂ°Ă˝ bilinmelidir. Her olanaktan yararlanĂ˝larak Türkiye’nin 1915 ve sonrasĂ˝ olaylarĂ˝nĂ˝ nasĂ˝l deĂ°erlendirdiĂ°i, sorunun etik yanlarĂ˝ yurt dýÞýnda ve Türkiye’de yabancĂ˝larĂ˝n katĂ˝lĂ˝mĂ˝ ile yapĂ˝lacak kollok, panel veya sempozyumlarda anlatĂ˝lmalĂ˝, benzer olaylarĂ˝n bir daha yaĂžanmamasĂ˝ gerektiĂ°i konusundaki inanç ve kararlĂ˝lĂ˝k vurgulanmalĂ˝dĂ˝r. Bu söylem biçimi kimilerinin sandýðý gibi ‘geri adĂ˝m’ veya ‘suçluluĂ°un kabulü’ olarak deĂ°erlendirilmemelidir. Düzenlenecek toplantĂ˝lara sadece Türkiye’yi destekleyen yabancĂ˝lar deĂ°il, tarafsĂ˝z olanlar ve deĂ°erlendirmelerimizi paylaĂžmayanlar da davet edilmelidir. Bu görüĂž alýÞ-veriĂži duygusallĂ˝ktan uzak bir biçimde, soĂ°ukkanlĂ˝lĂ˝kla ve akĂ˝lcĂ˝ yaklaÞýmlar ön plana çĂ˝karĂ˝larak yapĂ˝lmalĂ˝dĂ˝r. Türkiye dýÞýnda veya ülkemizde farklĂ˝ veya nüanslĂ˝ görüĂž sahibi olanlarĂ˝n söyledikleri ve yazdĂ˝klarĂ˝ konusunda düĂžünce özgürlüĂ°üne yakýÞýr bir biçimde hoĂžgörülü davranĂ˝lmalĂ˝, uygar ve saĂ°lĂ˝klĂ˝ bir tartýÞma ortamĂ˝ yaratĂ˝lmalĂ˝dĂ˝r.

Son olarak, Türk vatandaÞý Ermeniler’in bu geliĂžmelerden daha fazla rahatsĂ˝z olmamalarĂ˝na özen gösterilmesi ve önlem alĂ˝nmasĂ˝ gerekmektedir. Uzak olmayan bir dönemde kimilerinin Ermeni sözcüĂ°ünü kötüleme anlamĂ˝nda kullanmalarĂ˝, Ermeni vatandaĂžlarĂ˝mĂ˝z yanĂ˝nda, benim gibi düĂžünenleri de rahatsĂ˝z etmiĂžtir. Bu makalede Ermenistan Cumhuriyeti’nin ve dogmatik görüĂžlü diaspora Ermenileri’nin görüĂžlerine yönelttiĂ°im kimi eleĂžtiriler ya da olumsuz sayĂ˝labilecek deĂ°erlendirmeler Ermeni kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaĂžlarĂ˝na müteveccih deĂ°ildir. Aksine Türkiye Ermeni toplumu hepimizi üzen geliĂžmeler karÞýsĂ˝nda takĂ˝ndýðý aĂ°Ă˝r baĂžlĂ˝ ve vatandaÞý olduklarĂ˝ Türkiye Cumhuriyeti’nin onurunu ve çĂ˝karlarĂ˝nĂ˝ ön planda tutan bir tutum izlemiĂžtir. Bunun övgüye layĂ˝k olduĂ°unu düĂžünüyorum.


[1] SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝ SözleĂžmesinin ana hatlarĂ˝:
-SözleĂžmenin GiriĂž bölümü jenosit suçunun tarihin tüm dönemlerinde iĂžlendiĂ°ini vurgulamaktadĂ˝r;
-SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝ suçu savaĂž veya barýÞ döneminde de iĂžlenebilir;
Md.2 - Jenosit, bir ulusal, etnik, ýrksal veya disi grubu, tamamen ve kýsmen, grup olarak ortadan kaldýrmak amaciyle iÞlenmiÞ aÞaðýdaki eylemlerden biridir:
A)Bir grubun üyelerini öldürmek,
B)Grubun üyelerine cismani veya akli zarar vermek,
C)Bir grubun üyelerini, bunlarĂ˝n fiziki olarak tamamen veya kĂ˝smen yok edilmesi sonucunu vereceĂ°i önceden bilinen yaĂžam koĂžullarĂ˝ altĂ˝na koymak,
D)Grup içinde doĂ°umlarĂ˝ bilinçli olarak önlemeĂ°e yönelik önlemler dayatmak,
E)Bir grubun çocuklarĂ˝nĂ˝ baĂžka gruplar içine zorla götürmek.
Md.3 – AĂžaĂ°Ă˝daki eylemler cezalandĂ˝rĂ˝lĂ˝r:
-Soykýrýmý;
-SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝ uygulamak için fesat karýÞtĂ˝rmak  (conspiracy)
-SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝ uygulamaya doĂ°rudan ve açĂ˝k biçimde teĂžvik etmek;
-Soykýrýmý giriÞimi
-SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝ konusunda suç ortaklýðý.
Md.4 - SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝ ile cezalandĂ˝rĂ˝lanlar kamu görevlileri, özel ĂžahĂ˝slar ya da anayasalarĂ˝ gereĂ°ince sorumlu olan yöneticilerdir. (Yani soykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝ hükmi ĂžahĂ˝slar deĂ°il hakiki ĂžahĂ˝slar yapabilmekte ve bunlara ceza verilmektedir.)
Md.6 - Yetkili mahkeme soykĂ˝rĂ˝mĂ˝mĂ˝m iĂžlendiĂ°i ülkenin mahkemesidir; ayrĂ˝ca Taraflar yargĂ˝ yetkisini kabul ettikleri takdirde uluslararasĂ˝ ceza mahkemesi de yetkili olabilir.
Md.9 - Devletin soykĂ˝rĂ˝mĂ˝ndaki sorumluluĂ°u konusu da dahil olmak üzere SözleĂžmenin yorumu, uygulanmasĂ˝ ve hayata geçirilmesi konusunda Akit Taraflar arasĂ˝nda ihtilaf olursa, ihtilafĂ˝n TaraflarĂ˝ndan biri konuyu UluslararasĂ˝ Adalet DivanĂ˝na götürebilir (Not: Çeviri yazar tarafĂ˝ndan yapĂ˝lmýÞtĂ˝r).
[2] ABD Senatosu’nun 11.5.1920 kararĂ˝; ABD Temsilciler Meclisi’nin 8.4.1975 tarihli, 24 Nisan’Ă˝ ÝnsanĂ˝n Ýnsana Zulmetmesini Anma Günü ilan eden kararĂ˝; ABD Temsilciler Meclisi’nin 10.9.1984 tarihli aynĂ˝ mahiyetteki kararĂ˝; ÇeĂžitli ABD eyaletlerinde bu konuda alĂ˝nmýÞ kararlar.
Arjantin Parlamentosu’nun 1985’te hükümetini BirleĂžmiĂž Milletler kuruluĂžlarĂ˝nda Ermeni savlarĂ˝nĂ˝ desteklemeye davet eden kararĂ˝; Arjantin Senatosu’nun 1993’te aldýðý soykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝ insanlĂ˝k suçu ilan eden kararĂ˝; Arjantin Kongresi’nin 21.9.1995 tarihli, 24 Nisan’Ă˝ ÝnsanĂ˝n Ýnsana KarÞý AyrĂ˝mcĂ˝lýðý Ýle Mücadele ve KĂ˝nanmasĂ˝ Günü ilan ettiĂ°ine dair  yasa –  CumhurbaĂžkanĂ˝ Demirel’in  giriĂžimi sonucunda bu tarih 10 AralĂ˝k olarak deĂ°iĂžtirildi ve Ermeniler’e yapĂ˝lan referans  metinden çĂ˝karĂ˝ldĂ˝; Arjantin Senatosunun 22.4.1998 tarihinde kabul ettiĂ°i deklarasyon;
Uruguay Parlamentosunun 20.4.1965’te kabul ettiĂ°i ve 24 Nisan’Ă˝ Ermeni Ăžehitlerini anma günü olarak kabul eden kararĂ˝;
Rusya Dumanýn 14.4.1995 tarihinde kabul ettiði bildiri;
Kanada Parlamentosunun 23 Nisan 1996 tarihli kararĂ˝;
Yunanistan Parlamentosunun 25.4.1996 tarihli 24 Nisan’Ă˝ Ermeni soykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝ anma günü olarak kabul eden kanunu;
Lübnan Parlamentosunun 3.4.1997 tarihli kararĂ˝ ve 11.5.2000 tarihli tavsiye kararĂ˝
Belçika Senatosunun 26.3.1998’te kabul ettiĂ°i 1915 yĂ˝lĂ˝nda Türkiye’deki Ermenile’e yapĂ˝lan soykĂ˝rĂ˝mĂ˝ baĂžlĂ˝klĂ˝ karar;
Fransa Parlamentosunda 1989 yĂ˝lĂ˝nda alĂ˝nan karar, Senato kararĂ˝ ve nihayet Parlamentonun 2001 de aldýðý “Fransa Ermeni soykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝ tanĂ˝r” kararĂ˝. Daha önce de CumhurbaĂžkanĂ˝ Mitterand’Ă˝n Vienne kentinde Ermeni soykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝ tanĂ˝dýðý yolundaki beyanĂ˝;
Ýtalya Parlamentosu tarafýndan 17.11.2000 tarihinde kabul edilen karar;
KĂ˝brĂ˝s Rum Yönetimin Parlamentosunda 29.4.1982 tarihinde alĂ˝nan karar;
Vatikan Papa Paul II, Ermeni Katolikosu Karenin II ile 14–15 KasĂ˝m 2000 tarihindeki buluĂžmasĂ˝ndan sonra yayĂ˝mlanan bildiride, Ermeni soykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝n, daha sonraki iki dünya savaÞýnda yaĂžanan ve pek çok inananĂ˝n hayatlarĂ˝nĂ˝ kaybetmesi ile sonuçlanan felaketlerin baĂžlangĂ˝cĂ˝ olduĂ°u bildirilmiĂžtir.
Avrupa Parlamentosunun 18.4.1987 tarihinde aldýðý Ermeni Sorununa Siyasal Çözüm baĂžlĂ˝klĂ˝ karar; 2000 yĂ˝lĂ˝nda Türkiye için hazĂ˝rlanan raporla ilgili karara sonradan eklenen Ermeni soykĂ˝rĂ˝mĂ˝ referansĂ˝;
Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesinin 51 parlamenterin imzasĂ˝yla 24.4.1998’de yayĂ˝mladýðý 1915 Ermeni SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝n AnĂ˝lmasĂ˝ açĂ˝klamasĂ˝;
[3] Yves Ternon, L’Etat criminel, (Paris Seuil, 1995).
[4] Taner Timur, KüreselleĂžme ve Demokrasi Krizi, (Ankara: Ýmge Kitabevi, AĂ°ustos 1996),  ‘Türkler ve Ermeniler, 1915 ve SonrasĂ˝’ adlĂ˝ bölümde 140 sayĂ˝lĂ˝ dipnot.
[5] 26 Nisan 2001 tarihinde Vatikan Radyosu’nda yapĂ˝lan ve telefonla katĂ˝ldýðým bir oturumda, parlamentolarĂ˝n soykĂ˝rĂ˝m yapĂ˝ldýðý ya da yapĂ˝lmadýðý konusunda karar alamayacaklarĂ˝nĂ˝ belirtmem üzerine, oturuma katĂ˝lan bir Ýtalyan gazeteci, kendi ülkesinde ve baĂžka ‘uygar ülkelerde’  parlamentolarĂ˝n istedikleri her türlü kararĂ˝ alma yetkilerinin bulunduĂ°unu ve bunun kĂ˝sĂ˝tlanamayacaĂ°Ă˝nĂ˝, demokrasi dersi verircesine vurgulamýÞtĂ˝r. UluslararasĂ˝ sözleĂžmelere aykĂ˝rĂ˝ davranmanĂ˝n bir devletler hukuku ihlali olduĂ°unu, siyasal kurumlarĂ˝n yetkili yargĂ˝ organĂ˝nĂ˝n yerine geçmesi halinde,  uluslararasĂ˝ hukuk alanĂ˝nda kaos doĂ°acaĂ°Ă˝nĂ˝ belirttim; ancak fanatik muhatabĂ˝mĂ˝ ikna edebildiĂ°imi sanmĂ˝yorum.
[6] Bu konuda geniĂž bilgi için bkz.: Bilal ÞimĂžir, Malta Sürgünleri, (Ýstanbul: Milliyet YayĂ˝nlarĂ˝, 1976).
[7] Ermeni yöneticilerinin toprak talepleri yeni deĂ°ildir. 16 AralĂ˝k 1989 tarihinde yayĂ˝mlanan Armenian Mirror-Spectator gazetesine demeç veren Ermeni DýÞiĂžleri BakanĂ˝ MĂ˝gĂ˝rdĂ˝çyan, Türkiye’nin doĂ°usunun Ermenistan’a ait olduĂ°unu, 1921 yĂ˝lĂ˝nda çizilen Türk Sovyet sĂ˝nĂ˝rĂ˝nĂ˝n Ermenistan’Ă˝n oluru alĂ˝nmadan saptandýðýnĂ˝, Ermeni topraklarĂ˝nĂ˝n Türkler’e verildiĂ°ini, Ăžimdi istedikleri topraklara ülkelerinin simgesi olan AĂ°rĂ˝ DaĂ°Ă˝nĂ˝n dahil olduĂ°unu belirtmiĂžtir.   Öte yandan 5 Mart 2000 tarihinde Armenpress AjansĂ˝’na bir demeç veren Ermenistan Cumhuriyeti DýÞiĂžleri BakanĂ˝ Vartan Oskanyan Türkiye’nin tarihi düĂžmanlarĂ˝ olduĂ°unu söylemiĂžtir.
[8] Taner Akçam, Ýnsan HaklarĂ˝ ve Ermeni Sorunu, (Ankara: Ýmge YayĂ˝nevi, 1999); Ermeni Tabusu AralanĂ˝rken Diyalogdan BaĂžka Bir Çözüm Var mĂ˝?, (Ankara:  Su YayĂ˝nlarĂ˝, 2000).
[9] Halide Edip AdĂ˝var,  Türk’ün AteĂžle ÝmtahanĂ˝, (Ýstanbul: 1979), s. 14. Timur, a.g.e., 157 sayĂ˝lĂ˝ dipnotunda bu referansa yollama yaptĂ˝ktan sonra, Ahmet Emin Yalman’Ă˝n tehcirin yok edici koĂžullarĂ˝nĂ˝ anlattýðýnĂ˝, TeĂžkilat-Ă˝ Mahsusa adĂ˝nĂ˝ taÞýyan çetelerin doĂ°rudan doĂ°ruya imha hedefinin arkasĂ˝ndan koĂžtuklarĂ˝nĂ˝  YakĂ˝n Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim adlĂ˝ kitabĂ˝nĂ˝n 1. cildinin 331. sayfasĂ˝nda bunlarĂ˝ yazdýðýnĂ˝ belirtmektedir.
[10] FransĂ˝z Meclisi’nin yasayĂ˝ sadece 51 milletvekilinin katĂ˝lĂ˝mĂ˝yla kabul etmiĂž bulunmasĂ˝ Fransa Parlamentosu’nun iç tüzük kurallarĂ˝na göre geçerlidir. Kendimizi aldatmayalĂ˝m, Fransa Parlamentosu’ndaki tüm siyasal partiler bu konuda ittifak halindedirler.
[11] Fransa’da mezarlĂ˝klar Ermeniler’in Fransa için öldüklerini belirten anĂ˝tmezarlarla doludur. HatĂ˝rlanacaĂ°Ă˝ üzere Fransa, 1920’de Türkiye’nin üstüne sürüp Çukurova’da ve MaraĂž’ta savaĂžtĂ˝rdýðý Ermeniler’i yüzüstü bĂ˝rakĂ˝p kaçmýÞ, Ankara Hükümeti ile anlaĂžmýÞtĂ˝r. Þu an Ermeniler’e gösterilen yakĂ˝nlĂ˝k o dönemin ‘günahlarĂ˝’ nedeniyle bir tür vicdanĂ˝ rahatlatma çabasĂ˝ olarak da deĂ°erlendirilebilir. Fransa’nĂ˝n Ermeni sorunundaki rolü hakkĂ˝nda ayrĂ˝ca bkz.: Süleyman HatipoĂ°lu, ‘FransĂ˝z Ýþgali SĂ˝rasĂ˝nda Çukurova’da Ermeni Mezalimi, 1918-1922’, Türk Yurdu, Cilt: 8, SayĂ˝: 9, Ekim 1987, ss. 24-28; Yavuz Ünsal, ‘FransĂ˝z DýÞiĂžleri Bakanlýðý Belgelerinde Ermeni KĂ˝rĂ˝mlarĂ˝ Sorunu’, DTCF Dergisi, Ankara, 1982, ss. 647 - 682; Erdal Yavi, 1856-1923 Emperyalizm KĂ˝skacĂ˝nda Türkler, Ermeniler, Kürtler, (Ýzmir: YazĂ˝cĂ˝ YayĂ˝nevi, 2001);
[12] Jean Pierre Peroncel Hugoz  (PH)-Türkler neden Ermeni soykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝ kabul etmeyi hala reddediyorlar?
Bernard Lewis (BL) –Tarih alanĂ˝nda Ermeni versiyonunu kabulden mi söz ediyorsunuz? Türkiye’de bir yandan Ruslar’Ă˝n ilerlemesi, öte yandan baĂ°Ă˝msĂ˝zlĂ˝klarĂ˝nĂ˝ elde etmek isteyen bu amaçla Kafkasya’dan gelen Ruslar ile açĂ˝kça iĂžbirliĂ°i yapan OsmanlĂ˝ karÞýtĂ˝ olan bir halk grubunun varlýðý sebebiyle Türkler’in bir Ermeni sorunu vardĂ˝. Öte yandan, Ermeni çeteleri vardĂ˝  - Ermeniler direniĂžlerinin ĂžanlĂ˝ baĂžarĂ˝larĂ˝yla övünürler-; ve muhakkak ki Türkler’in savaĂž içinde asayiĂži koruyabilme konusunda sorunlarĂ˝ bulunuyordu. Türkler için yabancĂ˝ bir gücün istilasĂ˝ tehlikesi altĂ˝nda olan güvensiz bir bölgede önleyici ve cezalandĂ˝rĂ˝cĂ˝ önlemler alĂ˝nmasĂ˝ söz konusuydu. Ermeniler ise ülkelerini kurtarmak istiyorlardĂ˝. Ama her iki taraf ta tenkilin coĂ°rafi bakĂ˝mdan sĂ˝nĂ˝rlĂ˝ olduĂ°unu kabul ediyorlar. ÖrneĂ°in, OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°unun diĂ°er bölgelerinde oturan Ermeniler bu tenkilden etkilenmediler. Korkunç Ăžeyler olduĂ°undan, çok sayĂ˝da Ermeninin – ama Türkün de – öldüĂ°ünden  kimse kuĂžku duymuyor .Ancak  ölenlerin hangi koĂžullarda öldükleri ve sayĂ˝larĂ˝  hiç br zaman  bilinemeyecek…Suriye’ye doĂ°ru tehcir sĂ˝rasĂ˝nda binlerce Ermeni soĂ°uktan ve açĂ˝klĂ˝ktan öldü. Ama soykĂ˝rĂ˝mĂ˝ savĂ˝ ileri sürülüyorsa,  Ermeni ulusunu sistematik biçimde ortadan kaldĂ˝rma kararĂ˝nĂ˝n ve bilinçli bir politikanĂ˝n varlýðýndan söz ediliyor demektir. Bu konu çok Ăžüphelidir. Türk belgeleri, tehcir iradesi olduĂ°unu gösteriyor, yok etme iradesini deĂ°il.
P.H. Türkler bu söylediklerinizi kabul ediyorlar mĂ˝?
B.L. Hangi Türk’ten söz ettiĂ°inize baĂ°lĂ˝. Resmi makamlar hiç bir Ăžey tanĂ˝mĂ˝yorlar. BazĂ˝ Türk tarihçileri ise daha göreceli yanĂ˝tlar vereceklerdir size.
[13]ransa Ulusal Meclis Belgesi No. 2855; François Rochebloine’Ă˝n 1915 Ermeni SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝n TanĂ˝nmasĂ˝ baĂžlĂ˝klĂ˝ 10 Ocak 2001 tarihli raporu
[14]evon MaraĂžlĂ˝yan, Ermeni Sorunu ve Türk-Amerikan ÝliĂžkileri 1919-1923, (Ýstanbul: Belge YayĂ˝nlarĂ˝, 2000).
[15]ündüz Aktan’Ă˝n Radikal’de yazdýðý BazĂ˝ Belgeler baĂžlĂ˝klĂ˝ makalesinden alĂ˝ntĂ˝. Malta sürgünleri hakkĂ˝nda suçlayýýcĂ˝ delil bulunamamasĂ˝ konusuna Taha Akyol da 25 Eylül 2000 tarihinde Milliyet’te yayĂ˝mlanan ‘Malta Sürgünleri’ baĂžlĂ˝klĂ˝ makalesinde deĂ°indi.
[16] Ýnsanlar, kimi Ermeniler’den ve onlar gibi düĂžünenlerden gelen -derlenmiĂž bilgi, söylenti, propaganda kümesini-  almaĂ°a ve onaylamaĂ°a hazĂ˝r olduklarĂ˝ için; veya inandĂ˝rĂ˝cĂ˝ bulduklarĂ˝ için; veya gelen bu bilgiler tarihten süzülerek kendilerinde ulaĂžmýÞ bulunan Türk imgesine uyduĂ°u için; hatta günümüzdeki geliĂžmeler oluĂžmuĂž bulunan bu imgeyi doĂ°ruladýðý için; Ýttihat ve Terakki davalarĂ˝nda o zaman alĂ˝nan kararlar bugünkü etik deĂ°erlendirmenin dayanaĂ°Ă˝nĂ˝ oluĂžturduĂ°u için; veya
b) kendilerine tarafĂ˝mĂ˝zdan inandĂ˝rĂ˝cĂ˝ karÞý bilgi ulaĂžtĂ˝rĂ˝lamadýðý için; veya
c) sunduĂ°umuz ilgiler çaĂ°daĂž iletiĂžim tekniklerine uygun biçimde hazĂ˝rlanamadýðý ve iletilmediĂ°i için. (En zayĂ˝f noktamĂ˝z buradadĂ˝r; yüzlerce sayfa kitap yazĂ˝p muhataba postalamak yetmez; okunmasĂ˝nĂ˝ saĂ°lamak, özetlemek,  çaĂ°daĂž iletiĂžim teknikleri kullanmak, sosyal psikoloji bilmek lazĂ˝m);veya
d) tarihten veya kültürel birikimlerinden gelen öndeĂ°erlendirmeler veya önyargĂ˝larla  “doldurulmuĂž” bulunduklarĂ˝ ve kanĂ˝ deĂ°iĂžimine direnç gösterdikleri için; veya
e) iletiĂžimde ikna sürecinin nasĂ˝l iĂžlediĂ°ini bilmediĂ°imiz ve herkesin gönderdiĂ°imiz bilgilerle yetinmesi ve bunlara inanmasĂ˝ gerektiĂ°ini sandýðýmĂ˝z için; veya
f) karÞý görüĂžler ve tezler inandĂ˝rĂ˝cĂ˝ belge ve kanĂ˝tlarla sunulduĂ°u için.
[17] TBMM, Dönem 21,Yasama YĂ˝lĂ˝ 3; S sayĂ˝sĂ˝: 665 Ermeni sorunu ile ilgili olarak sunulan yasa teklifleri ile ÝçiĂžleri ve DýÞiĂžleri KomisyonlarĂ˝ raporlarĂ˝. 2/669, 2/671,2/673
[18] TBMM’de 14 Nisan 2001 ‘de düzenlenen sempozyuma davetli olan Ermeni Cumhuriyeti vatandaÞý tarihçiler toplantĂ˝ya katĂ˝lmadĂ˝lar. Oysa, onlara görüĂžlerini Türkiye Cumhuriyetinin en yüce çatĂ˝sĂ˝ altĂ˝nda dile getirme olanaĂ°Ă˝nĂ˝n saĂ°lanmýÞ bulunmasĂ˝ çok önemli bir jest, aĂ°Ă˝rlýðý bulunan bir dostluk mesajĂ˝ydĂ˝. Ama onlar karÞý görüĂžlerin ileri sürüleceĂ°i bir mekanda bulunmayĂ˝ bile kabul edmeyecek derecede baĂ°naz ve güdümlüler.
[19] Halil Berktay, ‘Ermeniler’i Özel Örgüt Öldürdü’, Radikal, 9 Ekim 2000: ‘TeĂžkilat-I Mahsusa’nĂ˝n adamĂ˝ Bahaittin Þakir, bir kĂ˝smĂ˝ ipten kurtulmuĂž mahkumlardan olauĂžan özel ölüm timleri organize etti.’
[20] Taner Timur KüreselleĂžme ve Demokrasi Krizi (Ankara: Ýmge Kitabevi, AĂ°ustos 1996) adlĂ˝ kitabĂ˝nda ‘Türkler ve Ermeniler: 1915 ve SonrasĂ˝’ adlĂ˝ bölümde Ýttihat ve Terakki Hükümeti’nin Ermeniler ile kucaklaĂžarak iktidara geldiklerini, sonradan TürkçülüĂ°e kamýÞ olsalar bile, hiçbir zaman Ermeniler’e karÞý Ă˝rkçĂ˝ bir doktrin geliĂžtirmediklerini; Ermeni tehciri kararĂ˝nĂ˝n çöküĂž paronayasĂ˝nĂ˝n bir sonucu olduĂ°unu Talat PaĂža’nĂ˝n anĂ˝larĂ˝nda 1915 olaylarĂ˝nĂ˝ – vicdansĂ˝z ve seviyesiz insanlarĂ˝n elinde bir facia Ăžeklini aldýðýnĂ˝ yazdýðýnĂ˝ (s. 238), aynĂ˝ kitabĂ˝n bir diĂ°er kĂ˝smĂ˝nda ise ‘tehcirin vahim bir kĂ˝rĂ˝m olduĂ°unu’ belirtmektedir (s. 241).
[21] Bu konunun sorumluluĂ°unu da eski Türkçe okuyabilen ve emekli olduktan sonra Hazine-i Evrak’ta bir süre çalýÞtĂ˝rĂ˝lan emekli DýÞiĂžleri mensuplarĂ˝na yüklemek isteyenler var.” Bu iĂžler profesyonel arĂživcilerden alĂ˝nĂ˝p ta amatörlere havale edilirse, iĂžte böyle olur” diyorlar.
[22] James BACQUE Other Losses, 1989 Stoddart Publishing Co. Limited, Toronto Canada.  Bu kitabĂ˝nm FransĂ˝zca’ya çevirisi 1990 ‘da Fransa’da Sand YayĂ˝nevi tarafĂ˝ndan, Mort Pour Raisons Divers baĂžlýðý altĂ˝nda yayĂ˝mlandĂ˝; kĂ˝sa zamanda gizli eller tarafĂ˝ndan piyasadan toplandĂ˝; zira bu kitapta Fransa’nĂ˝n da Amerika gibi büyük sorumluluĂ°u bulunduĂ°u kanĂ˝tlanĂ˝yordu.
[23] TBMM’ne sunulan yasa tasarĂ˝larĂ˝ arasĂ˝nda ‘TBMM Fransa’nĂ˝n 1954–1962 yĂ˝llarĂ˝ arasĂ˝nda Cezayir’de gerçekleĂžtirdiĂ°i soykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝ Ruanda’daki soykĂ˝rĂ˝mĂ˝na katkĂ˝sĂ˝nĂ˝ tanĂ˝r ve kĂ˝nar’; Türkiye Fransa’nĂ˝n Cezayir’de yaptýðý soykĂ˝rĂ˝m katliamĂ˝nĂ˝ açĂ˝kça kabul eder” gibi ifadeleri vardĂ˝. SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝ suçunun iĂžlenip iĂžlenmediĂ°ini yargĂ˝ organĂ˝ saptayabilir, parlamentolar deĂ°il. AyrĂ˝ca soykĂ˝rĂ˝mĂ˝ suçunu devlet deĂ°il, birey iĂžler. TBMM KomisyonlarĂ˝nĂ˝n bu önerileri benimsememiĂž bulunmasĂ˝ çok isabetli olmuĂžtur.
[24] Akçam kitabĂ˝nda ĂžunlarĂ˝ söylüyor: ‘Avrupa’da sadece azĂ˝nlĂ˝klara yönelik katliam haberlerinin oldukça abartĂ˝lĂ˝ ve tek yanlĂ˝ aktarĂ˝lmasĂ˝, buna karÞý Türk veya Müslüman halka yönelik katliamlarĂ˝n pek söz konusu edilememesi, Türk ulusal kimliĂ°i üzerinde derin izler bĂ˝rakmýÞtĂ˝r’. Taner Akçam, Türk Ulusal KimliĂ°i ve Ermeni Sorunu, (Ankara: ÝletiĂžim YayĂ˝nevi, Ekim 1992), s. 81.
[25] Timur kitabĂ˝nda ĂžunlarĂ˝ söylüyor: ‘Ermenistan BaĂžkanĂ˝ Ter Petrosyan’Ă˝n danýÞmanĂ˝ tarihçi G. J. Libardian, kendisine Türk Ermeni iliĂžkilerini soran bir Alman dergisine (Der Spiegel, 23 Mart 1992) verdiĂ°i yanĂ˝tta – eskiden kültürlerimiz birbirine yakĂ˝ndĂ˝. Birinci Dünya SavaÞý’ndaki soykĂ˝rĂ˝ma raĂ°men bu yakĂ˝nlaĂžma yeniden saĂ°lanabilir – demiĂžtir. Timur, KüreselleĂžme, s. 242.

 ----------------------
* UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Baţkan Vekili -
- ERMENÝ ARAŢTIRMALARI, Sayý 2, Haziran-Temmuz-Ađustos 2001
            Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar