AnasayfaÝletiţim
  
English

Býrakýn Tarihçiler Karar Versin

Prof. Dr. Justin MCCARTHY*
ERMENÝ ARAŢTIRMALARI, Sayý 2, Haziran-Temmuz-Ađustos 2001

 
Günümüzde süre giden Ermeni meselesi tartýÞmalarĂ˝ boyunca tarih yazmaya çalýÞan politikacĂ˝larĂ˝ hedef alan bir yaklaÞým ortaya çĂ˝kmýÞtĂ˝r. “BĂ˝rakĂ˝nĂ˝z tarihçiler karar versin”. Bu ifadeyle ne demek istediĂ°imizi çok azĂ˝mĂ˝z ortaya koyabilmiĂžtir. Þimdi bunu yapmanĂ˝n tam zamanĂ˝dĂ˝r.

Milliyetçi eĂ°ilimleri korumak amacĂ˝yla yazĂ˝lmýÞ yanlĂ˝ tarih ile olmasĂ˝ gereken tarih arasĂ˝nda çok büyük bir fark vardĂ˝r. Tarih geçmiĂž hakkĂ˝ndaki doĂ°ruyu bulmayĂ˝ hedefler. Tarihçiler doĂ°runun aldatĂ˝cĂ˝ olduĂ°unun farkĂ˝ndadĂ˝rlar. KararlarĂ˝nĂ˝ etkileyen önyargĂ˝larĂ˝nĂ˝n olduĂ°unu bilirler. Bütün gerçeklere hiçbir zaman ulaÞýlamayacaklarĂ˝nĂ˝ da bilirler. Fakat tüm bunlara raĂ°men her zaman doĂ°ruyu bulmaya çalýÞýrlar, o doĂ°ru her ne ise.

Tarihi kullanan milliyetçiler ise çok farklĂ˝ emellere sahiptirler. GeçmiĂžteki olaylarĂ˝ milli mücadelelerinde birer silah gibi kullanĂ˝rlar. OnlarĂ˝n bir amaçlarĂ˝ vardĂ˝r- davalarĂ˝nĂ˝ kazanmak- ve bu uĂ°urda her Ăžeyi kullanĂ˝rlar. Bir tarihçi bütün ilgili gerçekleri bir araya getirmeye ve bir bütünlük içinde olaylara bakmaya çalýÞýrken, öte yandan bir milliyetçi tarihten amacĂ˝na yönelik olan parçalarĂ˝ seçer ve diĂ°erlerini dikkate almaz.

DiĂ°er insanlar gibi tarihçiler de politik amaç ve ideolojilere sahiptirler, fakat gerçek bir tarihçi gerçekler onun inancĂ˝nĂ˝ doĂ°rulamadýðýnda hatalarĂ˝nĂ˝ da kabul eder. Ancak davasĂ˝ uĂ°runa her Ăžeyi göze almýÞ bir milliyetçi bunu asla yapmaz. Gerçekler öngördüĂ°ü teorilere uymazsa, milliyetçi onlarĂ˝ dikkate almaz ve davasĂ˝nĂ˝ tamamlamak için baĂžka yollar arar. Gerçek tarihçiler hatalar yapabilirler. DavasĂ˝ uĂ°runa her Ăžeyi göze alan milliyetçi ise bilinçli hatalar yapar ve entelektüel suç iĂžlerler.

Ermeni Sorunu uzun süreden beri milliyetçi çalýÞmalara konu olmaktadĂ˝r. Bu ise tarihsel araĂžtĂ˝rmanĂ˝n prensiplerini hiçe sayan tutarsĂ˝z bir tarihin oluĂžmasĂ˝na neden olmaktadĂ˝r. Fakat Türkler ve Ermeniler kullanĂ˝lmasĂ˝ gereken araçlarla tarihe yaklaĂžtĂ˝klarĂ˝nda, mantĂ˝klĂ˝ ve tutarlĂ˝ sonuçlar elde edeceklerdir. “BĂ˝rakĂ˝n tarihçiler karar versin”; bütün gerçeklere bakan, bütün görüĂžleri deĂ°erlendiren, tarihsel prensiplere baĂžvuran ve mantĂ˝klĂ˝ sonuçlara varan diĂ°er tüm tarihsel araĂžtĂ˝rmalar gibi, yapĂ˝lmasĂ˝ gereken tarihsel bir araĂžtĂ˝rmaya çaĂ°rĂ˝dĂ˝r.

Tarihçiler özellikle Ăžu temel sorularĂ˝ sorarlar: “Bir Ermenistan var mĂ˝ydĂ˝? Ermenilerin OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u içinde kendi devletlerini haklĂ˝ olarak talep edecekleri kadar Ermenilerin çoĂ°unluĂ°u oluĂžturduĂ°u bir bölge var mĂ˝dĂ˝r?”

BunlarĂ˝n cevaplarĂ˝nĂ˝ bulabilmek için, tarihçiler özellikle istatistik arĂživleri olmak üzere, devlet nüfus istatistiklerine bakarlar, çünkü devletler çok nadiren kendi kendilerine yalan söylerler. Devletler kendi vatandaĂžlarĂ˝nĂ˝n sayĂ˝sĂ˝nĂ˝ bilmek, onlarĂ˝ anlamak, izlemek, askere almak ve daha önemlisi vergilendirmek için bilmek isterler.

Bu konuda OsmanlĂ˝larĂ˝n diĂ°er devletlerden farkĂ˝ yoktur. DiĂ°er devletler gibi hatalar yaparlar, özellikle de kadĂ˝nlarĂ˝n ve çocuklarĂ˝n sayĂ˝mĂ˝nda bu hatalar söz konusudur. Ancak bu eksik sayĂ˝mlar istatistiksel metotlar kullanĂ˝larak düzeltilebilir. Sonuçta OsmanlĂ˝da yaĂžayan Ermenilerin sayĂ˝sĂ˝ hakkĂ˝nda en gerçekçi tabloyu elde etmiĂž oluruz. Birinci Dünya SavaÞý baĂžlarĂ˝nda Ermeniler “OsmanlĂ˝ Ermenistan” (Ottoman Armenia) diye tabir ettikleri bölgede toplam nüfusun yalnĂ˝zca %17’sini teĂžkil etmekteydiler. AslĂ˝nda dünyadaki tüm Ermeniler DoĂ°u Anadolu’ya gelseler yine de orada çoĂ°unluk oluĂžturamazlardĂ˝.

OsmanlĂ˝’nĂ˝n doĂ°usunda yaĂžayan Ermenilerin görece az sayĂ˝da bulunmalarĂ˝ndan Ăžu iki çĂ˝karĂ˝ma ulaÞýlabilir: Birincisi, Anadolu’daki Ermenilerin OsmanlĂ˝ Devleti’ne karÞý tek baĂžlarĂ˝na büyük bir tehlike oluĂžturmalarĂ˝ olanaksĂ˝zdĂ˝. BazĂ˝ Ermeni isyancĂ˝larĂ˝ devlet düzenini bozmuĂž olabilir, ancak bunlarĂ˝n çok azĂ˝ OsmanlĂ˝ otoritesini tehdit edecek düzeydeydi. Ermeni isyanlarĂ˝, yalnĂ˝zca Ruslar tarafĂ˝ndan saĂ°lanabilecek olan dýÞ desteĂ°e ihtiyaç duymuĂžlardĂ˝r. Ýkincisi, Ermeni milliyetçileri öncelikle o bölgede yaĂžayan MüslümanlarĂ˝ tamamen tahliye ettikleri takdirde yalnĂ˝zca kendilerine ait olan devleti yaratabileceklerdi.

Müslüman-Ermeni arasĂ˝ndaki düĂžmanlýðýn tarihi geliĂžimini anlamak için tarihsel prensipler kullanĂ˝labilir. Bu ilkeler uygulandýðýnda Ermenilerin tarihinin de baĂžka tarihlerden farklĂ˝ olmadýðý görülür. O tarihin bir kĂ˝smĂ˝, çevre koĂžullarĂ˝ nedeniyle tekdir, ancak diĂ°er tarihlerle baĂžka yer ve zamanlarda geçen olaylarla benzerlikler taÞýr. Bu prensipler:

1. ÇoĂ°u etnik çatýÞmalar uzun süreler içerisinde oluĂžurlar. Almanlar ve PolonyalĂ˝lar, Finliler ve Ruslar, Hint yarĂ˝madasĂ˝ndaki Hindular ve Müslümanlar, ÝrlandalĂ˝lar ve Ýngilizler, AvrupalĂ˝lar ve Kuzey Amerika’daki yerli Amerikanlar- bütün bu çatýÞmalarĂ˝n yayĂ˝lmasĂ˝ kuĂžaklar boyu ve sĂ˝k sĂ˝k da yüzyĂ˝llarca sürdü.

2. Modern zamanlara gelinceye kadar etnik gruplarĂ˝n ve insanlarĂ˝n toplu, çoĂ°u karÞýlĂ˝klĂ˝, ölümlerinin en az iki tarafĂ˝n savaĂžmasĂ˝nĂ˝n bir sonucuydu.

3. Milliyetçi devrimcilerle devletler arasĂ˝nda çatýÞma çĂ˝ktýðýnda taraflarĂ˝n ilk karÞý karÞýya gelmesini devrimciler baĂžlatmýÞlardĂ˝r. YerleĂžik devletlerin çĂ˝karĂ˝nĂ˝ iç barýÞ oluĂžturur. Ýyimser olarak baktýðýmĂ˝zda, devletlerin yurttaĂžlarĂ˝na saĂ°ladĂ˝klarĂ˝ yararlar sonucunda iç huzur beklerler. Daha az iyimser olursak, barýÞýn vergi toplamayĂ˝ ve iç deĂ°il de dýÞ düĂžmanlarla savaĂžmak için orduyu kullanmayĂ˝ kolaylaĂžtĂ˝rdýðý görülür. Dünya tarihi bunun örnekleriyle doludur. OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u içindeki Yunanistan, SĂ˝rbistan ve Bulgaristan isyanlarĂ˝ bu prensibin doĂ°ruluĂ°unu gösterir Ăžekildedir.

Bu prensipler doĂ°rultusunda, Türklerin ve Ermenilerin tarihi, baĂžkalarĂ˝nĂ˝n tarihinden farklĂ˝ deĂ°ildir. Tarihi prensipler uygulanmýÞtĂ˝r.

Türkler ve Ermeniler arasĂ˝ndaki anlaĂžmazlĂ˝k uzun bir süre içerisinde geliĂžmiĂžtir. Ermeni-Müslüman anlaĂžmazlýðýnĂ˝n ortaya çĂ˝kmasĂ˝nda ilk suçlanmasĂ˝ gereken RuslarĂ˝n emperyalist yayĂ˝lmasĂ˝dĂ˝r. Korkunç Ivan zamanĂ˝nda, 16. yüzyĂ˝lda Ruslar fethettikleri topraklardan MüslümanlarĂ˝ sürme politikasĂ˝ izliyorlardĂ˝. Sonraki üç yüz yĂ˝l boyunca, Müslümanlar, çoĂ°u Türk olmak üzere, bugün Ukrayna, KĂ˝rĂ˝m ve Kafkasya olarak bilinen yerlerde ya öldürüldüler ya da buralardan sürüldüler. 1770’lerden 1850’lere kadar Rus saldĂ˝rĂ˝larĂ˝ ve Rus kanunlarĂ˝ 400,000’den fazla KĂ˝rĂ˝m Tatar’Ă˝nĂ˝ topraklarĂ˝nĂ˝ terk etmeye zorladĂ˝lar. Kafkasya bölgesinde 1.2 milyon Çerkez ve Abhaza Ruslar tarafĂ˝ndan ya sürüldü ya da öldürüldü. Bunlardan üçte biri yaĂžamĂ˝nĂ˝ kaybetti- çoĂ°unlukla göz ardĂ˝ edilen Müslüman katliamlarĂ˝ndan biridir. Tatarlar, Çerkezler ve Abazalar OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u’na geldiler. OnlarĂ˝n varlýðý OsmanlĂ˝ MüslümanlarĂ˝na Rus istilasĂ˝nĂ˝n neler yapabileceĂ°ini öĂ°retti.

1790’larda Kafkasya bölgesindeki Ermeni azĂ˝nlýðýn üyeleri Müslüman yönetime karÞý isyana baĂžladĂ˝ ve Rus istilacĂ˝larla ittifak kurdular. SilahlĂ˝ Ermeni birlikleri Ruslara katĂ˝ldĂ˝lar. Ermeni casuslar Ruslar için istihbarat çalýÞmalarda bulundular. Bu savaĂžlarda Müslümanlar katledildi ve sürüldüler. Ermeniler buna karÞýlĂ˝k daha önce, KarabaĂ° gibi, MüslümanlarĂ˝n yaĂžadĂ˝klarĂ˝ yerlere göç etmeye baĂžladĂ˝lar. Bu Güney Kafkasya ve sonra DoĂ°u Anadolu’da yaĂžayan insanlarĂ˝n, iki farklĂ˝ kampa bölünmelerine yol açacak olaylarĂ˝n baĂžlangĂ˝cĂ˝dĂ˝r-bir tarafta Rus ÝmparatorluĂ°u ve Ermeniler, diĂ°er tarafta Müslüman halk ve OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u. ÇoĂ°u Ermeni’nin ve Müslüman’Ă˝n kuĂžkusuz bu anlaĂžmazlĂ˝klarla ilgisi yoktu, ama olaylar onlarĂ˝ bir taraf tutmaya zorladĂ˝.

1827-1829 Ruslar ve ÝranlĂ˝lar ile Ruslar ve OsmanlĂ˝lar arasĂ˝ndaki savaĂžlar doĂ°uda 1920’lere kadar sürecek olan nüfus deĂ°iĂžimlerine neden oldu. Ruslar bugün Ermenistan Cumhuriyeti olarak tanĂ˝nan Ermeni Hanlýðý’nĂ˝ fethettiklerinde nüfusunun çoĂ°unluĂ°unu Müslümanlar oluĂžturuyordu. BunlarĂ˝n yaklaÞýk üçte ikisi, 60,000 Müslüman, Ruslar tarafĂ˝ndan Erivan’Ă˝n dýÞýna sürüldüler. Ruslar iĂžgallerini Ermenilerden de destek bulduklarĂ˝ Anadolu’da sürdürdüler. SavaÞýn sonunda Ruslar DoĂ°u Anadolu’yu terk ederken onlara 50-90,000 kadar Ermeni de katĂ˝ldĂ˝. Erivan ve diĂ°er bölgelerden sürülen MüslümanlarĂ˝n yerlerine yerleĂžtiler, onlara Ýran’dan gelen 40,000 Ermeni de katĂ˝ldĂ˝.

Büyük nüfus deĂ°iĂžimleri baĂžlamýÞ ve sonucunda Anadolu MüslümanlarĂ˝ ve Ermenileri arasĂ˝ndaki güven kaybolmuĂžtu. Ruslar 19. yüzyĂ˝lda, KĂ˝rĂ˝m SavaÞý ve 1877-78 Rus-Türk SavaÞý sĂ˝rasĂ˝nda Anadolu’yu iki kere daha fethedeceklerdi. Her iki savaĂžta da önemli sayĂ˝da Ermeniler Ruslara katĂ˝lĂ˝p casusluk ve iĂžgal kuvvetleri polisliĂ°i yapmýÞlardĂ˝r. ÖrneĂ°in Erzurum’da, Ýngiliz konsolosluk görevlilerinin raporuna göre Ruslar tarafĂ˝ndan atanan Ermeni polis Ăžefi ve onun komutasĂ˝ndaki Ermeni kuvveti “Muhammet’e inananlara taciz etmiĂžler, kötü davranmýÞlar ve hakaret etmiĂžlerdi”, ve 6,000 Müslüman aileyi Ăžehri terk etmeye zorlamýÞlardĂ˝. Ruslar geri çekilirken MüslümanlarĂ˝n intikamĂ˝ndan korkan 25,000 Ermeni de onlara katĂ˝ldĂ˝. Ancak en büyük göç 1882 yĂ˝lĂ˝nda çoĂ°unluĂ°u Türk olan 70,000 Müslüman’Ă˝n ve 40,000 LazĂ˝n RuslarĂ˝n iĂžgal ettikleri topraklardan sürülmesidir.

1900’lerde yaklaÞýk 1,400,000 Türk ve Kafkas Müslüman, Ruslar tarafĂ˝ndan yerlerinden edilmiĂžtir. BunlarĂ˝n üçte biri ölmüĂž, öldürülmüĂž ya da açlĂ˝k ve hastalĂ˝klarĂ˝n kurbanĂ˝ olmuĂžtur. 125,000 ile 150,000 arasĂ˝nda Ermeni, OsmanlĂ˝ Anadolu’sundan (Ottoman Anatolia) Erivan’a ve RuslarĂ˝n elinde bulunan Güney Kafkasya’nĂ˝n diĂ°er bölümlerine göç etmiĂžlerdir.

Bu Rus emperyalizminin ödettiĂ°i bedeldi. YalnĂ˝zca bir buçuk milyon insan sürülmek ve öldürülmekle kalĂ˝nmamýÞ, aynĂ˝ zamanda etnik barýÞ da yok edilmiĂžtir. Müslümanlara, yedi yüz yĂ˝ldĂ˝r beraber yaĂžadĂ˝klarĂ˝ 19. yüzyĂ˝ldaki Ermeni komĂžularĂ˝nĂ˝n, Rus ilerlemesiyle, bir kez daha düĂžman olabileceklerini öĂ°retmiĂžlerdi. Ruslar, tarih öĂ°retileri anlaĂžmazlĂ˝klar ve toplu katliamlar içinde muhtemel olan, iki taraf yaratmýÞlardĂ˝.

Ermeni isyancĂ˝larĂ˝n eylemleri OsmanlĂ˝nĂ˝n doĂ°usundaki Müslümanlar ve Ermeniler arasĂ˝ndaki ayrĂ˝lýðý ve karÞýlĂ˝klĂ˝ korkuyu arttĂ˝rdĂ˝.

Belli baĂžlĂ˝ Ermeni devrim örgütleri 1880’lerde ve 1890’larda Rus ÝmparatorluĂ°u’nda kurulmuĂžtu. Bu örgütler ideolojik olarak sosyalist ve milliyetçilerdi. Seçtikleri silah ise terördü. ÝsyancĂ˝lar açĂ˝kça planlarĂ˝nĂ˝n Bulgaristan’Ă˝n OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u’na karÞý koyduĂ°u planla aynĂ˝ olduĂ°unu ortaya koymuĂžlardĂ˝. ÝsyancĂ˝lar Bulgaristan’da öncelikle Müslüman köylüleri katletmiĂžlerdi. OsmanlĂ˝ Devleti bu sĂ˝rada Bosna’da SĂ˝rplarla savaĂž halindeydi ve yerel Türk halktan kendilerini bu isyancĂ˝lara karÞý savunmalarĂ˝nĂ˝ istemiĂžti, bunu gerçekleĂžtirdiler de, ama birçok can kaybettiler. Avrupa gazeteleri ölen Müslümanlardan deĂ°il de Bulgarlardan bahsetti. AvrupalĂ˝lar bütün bu ölümlerin isyanlardan kaynaklandýðýna inanmĂ˝yor, Türklerin kötü niyetine baĂ°lĂ˝yorlardĂ˝. Ruslar görünüĂžte HĂ˝ristiyanlarĂ˝ kurtarmak amacĂ˝ ile iĂžgal etmiĂžlerdi. Sonuç Bulgaristan’da yaĂžayan Müslüman halkĂ˝n %17’sini oluĂžturan 260,000 Türkün öldürülmesi ve %34’ünün de sürülmesi olmuĂžtur. Ermeni isyancĂ˝larĂ˝n da izlemek istedikleri plan buydu.

Ermeni isyanlarĂ˝ hem Rus hem de OsmanlĂ˝ topraklarĂ˝nda yaĂžayan Ermenilerin gerilla çeteleri kurmalarĂ˝yla baĂžladĂ˝. Silahlar kaçak olarak elde edildi. Bu gerillalar OsmanlĂ˝ devlet memurlarĂ˝nĂ˝ öldürdüler, Müslüman köylere saldĂ˝rdĂ˝lar, ve on dokuzuncu yüzyĂ˝lĂ˝n en etkili terör silahĂ˝ olan bombayĂ˝ kullandĂ˝lardĂ˝. 1894’te isyancĂ˝lar artĂ˝k açĂ˝k bir devrim için hazĂ˝rdĂ˝lar. Ýsyanlar Sasun, Zeytun, Van ve diĂ°er bölgelerde 1894 ve 1895’te baĂžladĂ˝. Bulgaristan’da olduĂ°u gibi masum sivilleri öldürmekle iĂže baĂžladĂ˝lar. Zeytun isyanĂ˝nĂ˝n lideri emrindeki kuvvetlerinin 20,000 Müslüman’Ă˝ öldürdüĂ°ünü açĂ˝kladĂ˝. Bulgaristan’da olduĂ°u gibi Müslümanlar karÞýlĂ˝k verdiler. ÖrneĂ°in Van’da 400 Müslüman ve 1,700 Ermeni Öldü. Ýsyanlar birbirini izledi.1909’da Adana’da, devlet kontrolü kaybedince, Ermeni isyanĂ˝ çok kötü bir hal aldĂ˝ ve isyancĂ˝lar ve masumlar olmak üzere çoĂ°unluĂ°u Ermeni 17,000 ile 20,000 arasĂ˝ insan öldürüldü. Ýsyanlar devam ederken, 1894 ve 1897’de Ermeniler en büyük intikam saldĂ˝rĂ˝larĂ˝nĂ˝n onlardan gelebileceĂ°ini düĂžünerek kasĂ˝tlĂ˝ olarak Kürt aĂžiretlerine saldĂ˝rdĂ˝lar. Bunun sonucu olarak Kürtler ve Ermeniler arasĂ˝nda meydan savaĂžlarĂ˝ baĂžladĂ˝.

Ama iĂžler Ermeni isyancĂ˝lar için kötü gitti. Ermeniler BulgarlarĂ˝n planĂ˝nĂ˝ izlediler, MüslümanlarĂ˝ öldürdüler ve intikam saldĂ˝rĂ˝larĂ˝na maruz kaldĂ˝lar. Kendi insanlarĂ˝ daha fazla acĂ˝ çekti. Güvendikleri Ruslar ve AvrupalĂ˝lar da bu olaylara karýÞmadĂ˝lar. Avrupa’nĂ˝n politikalarĂ˝ ve iç sorunlar RuslarĂ˝ engelledi.

Ermeni isyancĂ˝larĂ˝n yaratmak istedikleri neydi? SĂ˝rplar ve Bulgarlar OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u’na karÞý isyan ettiklerinde talep ettikleri, SĂ˝rplarĂ˝n ya da BulgarlarĂ˝n çoĂ°unlukta olduĂ°u topraktĂ˝. Kendi topraklarĂ˝ndan Türkleri ve diĂ°er MüslümanlarĂ˝ kovmuĂžlardĂ˝, ama bu Müslümanlar zaten bir çoĂ°unluk deĂ°illerdi. Bu Ermeniler için geçerli deĂ°ildi. Þiddetle göz diktikleri topraklarda çoĂ°unluĂ°u Müslümanlar oluĂžturuyordu. Bir Ermenistan kurmanĂ˝n yolu bu MüslümanlarĂ˝ kovmaktĂ˝.

Birinci Dünya SavaÞý’nĂ˝ iyi anlayabilmek için bu tarihi çok iyi bilmek gerekir. Uzun bir tarihsel süreç içerisinde iki anlaĂžamayan taraf oluĂžtu.

Rus emperyalistler ve Ermeni devrimciler OsmanlĂ˝larĂ˝n istemediĂ°i bir kavga baĂžlattĂ˝lar. OsmanlĂ˝lar RuslarĂ˝n ve Ermenilerin planlarĂ˝na karÞý gelerek kendi vatandaĂžlarĂ˝nĂ˝ savunmak zorundaydĂ˝. Tarih OsmanlĂ˝lara, Ermeniler eĂ°er zafer kazanĂ˝rsa bunun toprak kaybetmenin yanĂ˝ sĂ˝ra toplu sürülmenin ve öldürülmenin de Müslüman çoĂ°unluĂ°un kaderi olacaĂ°Ă˝nĂ˝ öĂ°retmiĂžti. Bu da Ermeni isyanĂ˝nĂ˝n kesinlikle temel amacĂ˝ydĂ˝.

Büyük SavaÞýn beraberinde getireceklerini 1905 Rus Devrimi’nde görebiliriz. Ruslar Azerbaycan’daki etnik anlaĂžmazlĂ˝klarĂ˝ körüklemiĂžler ve iki toplum arasĂ˝ savaÞý tahrik etmiĂžlerdir. Azeri Türkleri ve Ermenileri boyunduruĂ°u altĂ˝nda yaĂžadĂ˝klarĂ˝ imparatorluĂ°a karÞý savaĂžacaklarĂ˝na birbirleriyle savaĂžmýÞlardĂ˝r. Hem Türkler hem de Ermeniler birbirlerini düĂžman kabul etmenin acĂ˝ derslerini öĂ°rendiler, ve çoĂ°u da ne kan ne de savaĂž istiyorlardĂ˝. Ama taraflar çoktan yaratĂ˝lmýÞtĂ˝.

1914 sonlarĂ˝nda OsmanlĂ˝ doĂ°usundaki toplumlar arasĂ˝ anlaĂžmazlĂ˝k Ermeni isyanĂ˝ ile baĂžlamýÞtĂ˝r.  YaklaÞýk 8,000’i KaĂ°Ă˝zman’dan, 6,000’i IĂ°dĂ˝r’dan ve diĂ°er yerlerden olan Anadolu Ermenileri Rusya’nĂ˝n elinde bulunan Güney Kafkasya’ya eĂ°itime gitmiĂžlerdi. Daha sonra yerel isyancĂ˝lara katĂ˝lmak üzere geri döndüler ve isyan bütün doĂ°uyu sardĂ˝. OsmanlĂ˝ Devleti sadece Sivas vilayetinde 30,000 isyancĂ˝ olduĂ°unu tahmin ediyordu, muhtemelen abartĂ˝lmýÞ olmakla beraber isyanĂ˝n geniĂžliĂ°i açĂ˝sĂ˝ndan önemli bir ölçüdür. Askeri hedefler saldĂ˝rĂ˝lmasĂ˝ gereken ilk yerlerdi: telgraf telleri kesilmiĂžti. Stratejik daĂ° yollarĂ˝ tutulmuĂžtu. ÝsyancĂ˝lar özellikle doĂ°uda asker toplamakla görevli OsmanlĂ˝ devlet memurlarĂ˝nĂ˝ hedef almýÞlardĂ˝. Uzak kesimlerdeki Müslüman köylere ilk saldĂ˝rĂ˝lar ve Müslümanlara yönelik katliamlar baĂžladĂ˝. ÝsyancĂ˝lar Zeytun, MuĂž, Þebin Karahisar, ve Urfa’yĂ˝ almaya çalýÞtĂ˝lar. SĂ˝nĂ˝rlarda bulunmasĂ˝ gereken OsmanlĂ˝ silahlĂ˝ kuvvetleri, bunun yerine içeride isyanlarĂ˝ bastĂ˝rmak zorunda bĂ˝rakĂ˝lĂ˝yordu.

En Ăžiddetli isyan hareketi Van Ăžehrinde görülmüĂžtü. 1915 Mart’Ă˝nda kenti zayĂ˝f bir OsmanlĂ˝ garnizonunun elinden aldĂ˝lar ve kaçamayan bütün MüslümanlarĂ˝ öldürdüler. Civar bölgeden toplanan 3,000 Kürt toplanĂ˝p Van’Ă˝n dýÞýnda yer alan Zeve’ye getirildi ve burada katledildi. Buna cevaben Kürt aĂžiretler, önlerine çĂ˝kan Ermeni köylülerden intikamlarĂ˝nĂ˝ aldĂ˝lar.

Tarihsel prensipler yine iĂž baÞýndaydĂ˝lar. ÝsyancĂ˝lar eyleme geçmiĂžler ve sonunda ortaya, savaĂžan iki taraf çĂ˝kmýÞtĂ˝. Ermenilerin Van ve çevresinde yaptĂ˝klarĂ˝ndan sonra Müslümanlar Ermenileri kendilerini öldürebilecek düĂžman olarak görmeye baĂžlamýÞlardĂ˝. Ermenilerin tek korktuĂ°u Ăžey MüslümanlarĂ˝n intikam almalarĂ˝ydĂ˝. Bu insanlarĂ˝n çoĂ°unda savaĂžma isteĂ°i yoktu, ama buna zorlanmýÞlardĂ˝. Bu çatýÞma acĂ˝masĂ˝z olacaktĂ˝.

Sonraki beĂž yĂ˝l içerisinde OsmanlĂ˝nĂ˝n doĂ°usunda tam bir savaĂž yaĂžanĂ˝yordu. Ruslar saldĂ˝rĂ˝ya geçmiĂž ve doĂ°uyu ele geçirmiĂž, bir milyondan fazla Müslüman ölmektense mülteci olmayĂ˝ tercih etmiĂžti. Kaçarlarken yolda Ermeni çetelerin saldĂ˝rĂ˝larĂ˝na maruz kaldĂ˝lar. Ruslar geri çekilirken bu defa kaçma sĂ˝rasĂ˝ Ermenilere gelmiĂžti. Ruslar saldĂ˝rdĂ˝lar ve geri çekildiler, sonra tekrar saldĂ˝rdĂ˝lar, sonra bir kez daha geri çekildiler. Her ilerleyiĂžlerinde yüz binlerce insanĂ˝n kaçmasĂ˝na neden oldular.

DoĂ°u Anadolu’da iki savaĂž yaĂžandĂ˝, biri Rus ve OsmanlĂ˝ ordularĂ˝ arasĂ˝nda ve diĂ°eri yerel Müslüman ve Ermeniler arasĂ˝nda. Ordular arasĂ˝ndaki savaĂžta siviller ve düĂžman askerleri bazen insancĂ˝l bazen de kötü muamele gördüler. Ama Müslümanlar ve Ermeniler arasĂ˝ndaki savaĂžta hiç merhamet yoktu. Ailelerini savunmak için erkekler bütün gaddarlĂ˝klarĂ˝yla savaĂžtĂ˝lar.

Bugün genel kanĂ˝ olarak göç olayĂ˝nĂ˝n sadece bir tarafĂ˝nĂ˝ görülüyor, diĂ°er bir deyiĂžle sadece Anadolu’daki zorunlu göç, Ermenilerin tehciri görülüyor. AslĂ˝nda zorunlu göç olaylarĂ˝ sadece Ermeni tehciri demek deĂ°ildir. Ermeniler için en kötü zorunlu göç, geri çekilen ordularĂ˝yla birlikte yaĂžadĂ˝klarĂ˝dĂ˝r. Onlar da, aynĂ˝ OsmanlĂ˝ ordularĂ˝yla birlikte geri çekilen Müslüman halk gibi acĂ˝ çekmiĂžlerdir. AçlĂ˝k ve hastalĂ˝klar, her iki taraftan da, düĂžman mermilerine hedef olan insanlardan daha fazla insan öldürmüĂžtür. Tarihsel prensipler içerisinde bu öngörülmüĂžtür: açlĂ˝k ve hastalĂ˝k her zaman en kötü katillerdir. Yine bir tarihsel prensibe göre mülteciler her zaman en fazla acĂ˝ çekenlerdir.

Bir çok zorunlu göçten biri de Ermenilerin Anadolu’dan OsmanlĂ˝ Hükümeti tarafĂ˝ndan planlĂ˝ bir Ăžekilde göç ettirilmesidir. Tarihin ve savaĂžta geçen olaylarĂ˝n ýÞýðýnda, OsmanlĂ˝larĂ˝n Ermenilerden korkmalarĂ˝ için bariz nedenleri olduĂ°u gerçekti, ve zorunlu göç tarihsel olarak Balkanlarda ve Orta DoĂ°uda sorunlarĂ˝n çözümü için uygulanan yöntemlerden biriydi. Þu da doĂ°rudur ki, askerleri Ruslarla ve Ermenilerle savaĂžan OsmanlĂ˝ Hükümeti, Ermeni göçmenleri iyi koruyamamýÞtĂ˝r. Ne yazĂ˝k ki, 200,000’den fazla göçmen Ermeni Büyük Suriye’ye ulaĂžmýÞ ve yaĂžamýÞlardĂ˝r. (BazĂ˝larĂ˝na göre toplam göç edenlerin üçte ikisi kurtulmuĂžlardĂ˝.)

Zorunlu Ermeni göçünde soykĂ˝rĂ˝m yapĂ˝ldýðýnĂ˝ iddia edenler, göçten sonra hâlâ yaĂžayanlarĂ˝ görmemezlikten geliyorlar. ÇoĂ°unlukla OsmanlĂ˝ kontrolü altĂ˝ndaki Ermeniler, Ýstanbul, Ýzmir, Edirne ve devlet gücünün daha çok hissedildiĂ°i diĂ°er bölgelerdeki Ermeni vatandaĂžlarĂ˝ ne tehcir edildi ne de saldĂ˝rĂ˝ya uĂ°radĂ˝lar. Herhalde buralardaki Ermeniler bir tehdit oluĂžturmuyorlardĂ˝.

Bu gerçeklerin ýÞýðýnda mantĂ˝ksal olarak soykĂ˝rĂ˝m iddialarĂ˝ direnemez. EĂ°er soykĂ˝rĂ˝m olduĂ°u hala düĂžünülüyorsa, o zaman 1915 ve 1916’da öldürülen Türklerden ve Kürtlerden de bu yüz kĂ˝zartĂ˝cĂ˝ suçta kurban olarak bahsedilmeleri gerekiyor. 1918’de Ermenilerin geri çekilmesi sĂ˝rasĂ˝nda yollarĂ˝nĂ˝n üstünde bulunan köylerde ve Erzincan, Bayburt, Tercan ve Erzurum’da öldürdükleri masum insanlarĂ˝ da hesaba katmak gerekiyor. Ermenilerin Silisya’da yaptĂ˝klarĂ˝ saldĂ˝rĂ˝lar ve katliamlarĂ˝n, müttefikleri FransĂ˝zlar ve Ýngilizler tarafĂ˝ndan da üzüntüyle karÞýlandýðý açĂ˝kça tartýÞýlmalĂ˝dĂ˝r. SavaĂž sĂ˝rasĂ˝nda Ermenistan Cumhuriyeti’nde Erivan’da Türklerin üçte ikisinin sürülüp ve öldürüldüĂ°ü de hatĂ˝rlanmalĂ˝dĂ˝r.

Bu, Türkler ve Ermeniler arasĂ˝ndaki anlaĂžmazlýðýn tarihidir. Tarih tam olarak anlaÞýldýðý zaman Türkleri suçlayanlarĂ˝n iddialarĂ˝ iyi bir Ăžekilde anlaÞýlabilir.

Ermeni milliyetçilerinin iddialarĂ˝ incelenirken ilk olarak Ermenilerin katĂ˝ksĂ˝z yalanlarĂ˝ incelenmelidir.

Ermeni Sorunu hakkĂ˝nda üretilen uydurmalarĂ˝n en meĂžhuru, OsmanlĂ˝ Ýç Ýþleri BakanĂ˝’nĂ˝n ve diĂ°er devlet görevlilerinin Ermenileri katletmeleri talimatlarĂ˝nĂ˝ içerdiĂ°ine inanĂ˝lan “Talat PaĂža TelgraflarĂ˝”dĂ˝r. Ne var ki bütün bunlarĂ˝n birer uydurmaca olduĂ°u Þinasi Orel ve Süreyya Yuca tarafĂ˝ndan kanĂ˝tlanmýÞtĂ˝r. Ancak, bu telgraflarĂ˝n neden bu kadar ciddiye alĂ˝ndýðýnĂ˝ insanlar kendi kendilerine sormaktadĂ˝r. Bütün bir halk, kurĂžun kalemle bir telgraf kaĂ°Ă˝dĂ˝ üzerine yazĂ˝lmýÞ bir nota dayanĂ˝larak soykĂ˝rĂ˝mla suçlanamaz.

Talat PaĂža’nĂ˝n aĂ°zĂ˝ndan söylenenler sadece bu örnekle kalmĂ˝yordu. Birinci Dünya SavaÞý sĂ˝rasĂ˝nda, Ýngiliz Propaganda Ofisi ve AmerikalĂ˝ misyonerler OsmanlĂ˝ devlet görevlilerinin aĂ°zĂ˝ndan söylenmiĂž gibi, bir takĂ˝m küfürlü ve iĂ°renç Ăžeyler yapmalarĂ˝nĂ˝ emreden bir takĂ˝m yayĂ˝nlar yaptĂ˝lar.

OsmanlĂ˝larĂ˝n suçu kabullendiklerini iddia eden uydurmalardan biri de Amerikan Büyükelçisi Morgenthau tarafĂ˝ndan yapĂ˝landĂ˝r. Morgenthau okuyucularĂ˝ndan ona inanmalarĂ˝nĂ˝, Talat PaĂža’nĂ˝n kendisine laf arasĂ˝nda Ermenileri yok etme planlarĂ˝nĂ˝ anlattýðýnĂ˝ söylemiĂžtir. Bu sözde boĂžboĂ°azlýðý konuya biraz saĂ°duyu ve diplomatik uygulamalar bilgisiyle baktýðýmĂ˝zda deĂ°erlendirebiliriz. OsmanlĂ˝ Dahiliye Vekili’nin bu sözleri söyleyebileceĂ°ine kim inanĂ˝r? Amerika’nĂ˝n, Ermenileri eskiden beri desteklediĂ°ini ve bunun deĂ°iĂžmeyeceĂ°ini elbette biliyordu. EĂ°er içini boĂžaltmak, itiraf etmek isteseydi herhalde son açĂ˝lacaĂ°Ă˝ kimse Amerikan Büyükelçisi olurdu. Evet, bütün bunlarĂ˝ kime anlatĂ˝yor? Amerikan Büyükelçisi’ne! Talat PaĂža deneyimli bir politikacĂ˝ydĂ˝. O da Ăžüphesiz bütün politikacĂ˝lar gibi kurallarĂ˝ çiĂ°nemiĂž ve hatalar yapmýÞ olabilir. Ama hiç kimse Talat PaĂža’nĂ˝n geri zekalĂ˝ olduĂ°unu iddia etmemiĂžtir. Belki de Büyükelçi Morgenthau A.B.D. DýÞiĂžleri Bakanlýðý’nĂ˝n bu öyküye inanmayacaĂ°Ă˝nĂ˝ bildiĂ°inden, bu olayĂ˝ kendi üstlerine hiç bildirmedi, sadece daha sonra yazdýðý popüler bir kitapta kaleme aldĂ˝.

AmerikalĂ˝larĂ˝n sözlerinden alĂ˝ntĂ˝lar seçmecedir. Ermeni davasĂ˝nĂ˝ gözü kapalĂ˝ savunanlar, bir AmerikalĂ˝ Büyükelçi Morgenthau’nun sözlerini seçip almýÞlar ama baĂžka bir AmerikalĂ˝ Büyükelçi Bristol’ün sözlerini göz ardĂ˝ etmiĂžlerdir. Neden? Çünkü, Bristol dengeli bir rapor hazĂ˝rlamýÞ ve olaylarda Hem Ermenileri hem de MüslümanlarĂ˝ cinayetler nedeniyle suçlamýÞtĂ˝r.

En çok görülen uydurmaca, ünlü “Hitler’den alĂ˝ntĂ˝lar”dĂ˝r. Hitler yaptýðý Yahudi soykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝ (Holocaust) savunmak için “Günümüzde Ermenilerin yok edildiĂ°ini kaç kiĂži hatĂ˝rlĂ˝yor?” dediĂ°i söylenir. Bu alĂ˝ntĂ˝ artĂ˝k her yĂ˝l okul kitaplarĂ˝nda, Amerikan Kongresi ve FransĂ˝z Parlamentosu’ndaki demeçlerde ve Türklere saldĂ˝ran tüm yazĂ˝lĂ˝ metinlerde yer almaktadĂ˝r. Profesör Heath Lowry’nin bu alĂ˝ntĂ˝nĂ˝n doĂ°ruluĂ°u üzerine ciddi kuĂžkularĂ˝ vardĂ˝r. Hitler’in bu sözleri söylemediĂ°i çok muhtemeldir. Ama bundan daha da önemli bir sorun var: Adolf Hitler gibi biri Ermeni tarihi konusunda güvenilir kaynak olarak nasĂ˝l kabul edilebilir? Hitler’in daha önceki hangi beyanlarĂ˝ çok güvenilir bulunmuĂž da bu açĂ˝klamasĂ˝na güven duyulabilsin? Politika arenasĂ˝nda “Hitler” kelimesi sihirli bir biçimde felaket simgesi olarak  anĂ˝lmaktadĂ˝r. Ermeni sorununda, ondan alĂ˝ntĂ˝ yaparak siyasi bir polemik yaratmak ve Türkleri de Hitler’in neden olduĂ°u felaketin öncüsü olarak göstermek istemektedirler. Günümüz dünyasĂ˝nda hiçbir Ăžey düĂžmanlarĂ˝nĂ˝zĂ˝ Hitler’le birlikte anmak kadar karalayamaz. BunlarĂ˝n hepsi saçmalĂ˝ktĂ˝r, ama konu hakkĂ˝nda hiçbir Ăžey bilmeyen insanlarĂ˝ kandĂ˝rabilecek kadar iyi hazĂ˝rlanmýÞ saçmalĂ˝ktĂ˝r. AynĂ˝ zamanda bu bilinçli olarak tarihin çarpĂ˝tĂ˝lmasĂ˝dĂ˝r.

Nüfus ile ilgili bilgiler de çok kullanĂ˝lan birer uydurmacadĂ˝r. Ermeni milliyetçilerinin bu konuda kendilerine özgü bir zorluklarĂ˝ vardĂ˝- OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u’ndan ayĂ˝rmayĂ˝ planladĂ˝klarĂ˝ topraklarda azĂ˝nlýðý oluĂžturuyorlardĂ˝. Bu sorunun çözümü ise uydurma istatistikler oluĂžturmaktĂ˝. Ermenileri DoĂ°u Anadolu’nun en büyük etnik grubu olarak gösteren uydurma rakamlar ortaya çĂ˝ktĂ˝. Bu nüfus sayĂ˝larĂ˝yla ilgili istatistikler, ismini Marcel Leart olarak deĂ°iĂžtiren bir Ermeni tarafĂ˝ndan, Ermeni Patriki’nin çalýÞmasĂ˝ymýÞ gibi gösterilerek Paris’te basĂ˝ldĂ˝. DoĂ°al olarak Ermenilerin sayĂ˝sĂ˝ abartĂ˝ldĂ˝ ve Türklerinki de olduĂ°undan az gösterildi. Çok ilginçtir ki bunlar yine ciddiye alĂ˝ndĂ˝. Ama bu veriler Birinci Dünya SavaÞý’ndan sonra DoĂ°u Anadolu’yu Ermenilere hibe etmek amacĂ˝ ile kullanĂ˝lmaya baĂžlandĂ˝, ve günümüzde de düzenli olarak kullanĂ˝lmaktadĂ˝r.

Ermeni davasĂ˝nĂ˝ sonuna kadar savunanlar, sanki AmerikalĂ˝ misyonerler hiç yalan söylemezmiĂž gibi misyonerlerin de yalan söylediĂ°ini gösteren sayĂ˝sĂ˝z kanĂ˝tĂ˝ atlĂ˝yorlar ve Ermenileri olduĂ°undan daha az masum gösteren Ăžeylerden bahsetmekten kaçĂ˝nĂ˝p onlardan alĂ˝ntĂ˝ yapĂ˝yorlar. ÖrneĂ°in, Van’daki misyonerler Ermenilerin öldüĂ°ünü rapor ettiler, ama aynĂ˝ Ermenilerin daha önce yakaladĂ˝klarĂ˝ bütün MüslümanlarĂ˝ öldürdüĂ°ünü rapor etmediler.

Ermeni davasĂ˝ savunucularĂ˝nĂ˝n tarihi olaylarĂ˝ saptĂ˝rmasĂ˝nĂ˝ söylediklerinde deĂ°il, ama söylemediklerinde aramalĂ˝yĂ˝z. Güvendikleri çoĂ°u delilin yalan olduĂ°unu çünkü bütün bunlarĂ˝n Birinci Dünya SavaÞý sĂ˝rasĂ˝nda Ýngiliz Propaganda Ofisi tarafĂ˝ndan üretildiĂ°ini itiraf etmezler. Bir Ermeni örgütü tarafĂ˝ndan tekrar basĂ˝lan “Bryce Raporu” (OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u’nun Ermenilere karÞý tutumu) adlĂ˝ belgenin uzun giriĂž kĂ˝smĂ˝nda raporun sözde doĂ°ruluĂ°una övgüler yaĂ°dĂ˝rĂ˝lmýÞtĂ˝r. Bu yeni basĂ˝mĂ˝n hiçbir yerinde raporun Britanya Propaganda Ofisi tarafĂ˝ndan masraflarĂ˝ karÞýlanarak, savaĂž sĂ˝rasĂ˝nda düĂžmanlarĂ˝ olan OsmanlĂ˝lara karÞý hazĂ˝rlandýðý belirtilmemiĂžtir. Yine bu yeni basĂ˝m, sözde Alman zulmünü anlatan ve tarihçiler tarafĂ˝ndan uzun bir süredir yalanlar yýðýnĂ˝ olarak adlandĂ˝rĂ˝lan diĂ°er bir “Bryce Raporu”ndan bahsetmemiĂžtir. AyrĂ˝ca rapordaki kaynaklar yok sayĂ˝lmýÞ ve TaĂžnak Partisi’nin doĂ°ruyu söylememe geleneĂ°inden hiç bahsedilmemiĂžtir.

Temel tarihsel olaylar çĂ˝kartĂ˝lmýÞ ve kendi teorilerine ters düĂžen olaylara hiç bakĂ˝lmamýÞtĂ˝r bile. DavasĂ˝ uĂ°runa her Ăžeyi göze almýÞ milliyetçiler Ýngiliz propagandasĂ˝ndan, misyonerlerin raporlarĂ˝ndan, Ermeni devrimcilerinin beyanlarĂ˝ndan ve bunun gibi Ăžeylerden söz etmiĂžlerdir. OsmanlĂ˝lar tarafĂ˝ndan yazĂ˝lan hiçbir belgeye güven duyulmayacaĂ°Ă˝nĂ˝ iddia etmek için son yĂ˝llarda yüzlercesi basĂ˝lan OsmanlĂ˝ belgelerine çok nadir deĂ°inmiĂžlerdir (Ermeni çeteciler tarafĂ˝ndan yazĂ˝lan yazĂ˝lara daha çok güven duymuĂžlardĂ˝r). Bu belgeler OsmanlĂ˝larĂ˝n soykĂ˝rĂ˝m planlamadĂ˝klarĂ˝nĂ˝ ve Ermenilerin rahatĂ˝ için resmi olarak istekli olduklarĂ˝nĂ˝ göstermektedir. Bu belgelerin Ermeni kaynaklarĂ˝nĂ˝ yalanlamasĂ˝, incelenmelerini gerektiren önemli bir nedendir. Güvenilir tarih ancak iki tarafĂ˝n da tartýÞma ve iddialarĂ˝nĂ˝n incelenmesi sonunda yazĂ˝lĂ˝r.

Bütün bunlardan daha kötü olan Ăžey ise Ermeni davasĂ˝ savunucularĂ˝nĂ˝n Müslüman ölümlerinden bahsetmemeleridir. EĂ°er her iç savaĂžta yalnĂ˝zca bir tarafĂ˝n ölüleri sayĂ˝lsaydĂ˝,  tüm iç savaĂžlar soykĂ˝rĂ˝m izlenimi verirdi. EĂ°er Van vilayetinde Ruslar ve Ermeniler tarafĂ˝ndan öldürülen MüslümanlarĂ˝n sayĂ˝sĂ˝nĂ˝n toplam Van’daki Müslüman nüfusunun üçte ikisi olduĂ°u söylenseydi, Ermenilerin yazdĂ˝klarĂ˝ daha doĂ°ru olacak ve Ăžimdikinden çok farklĂ˝ bir hikaye anlatacaklardĂ˝. DoĂ°ruyu bulmak için çabalayan tarih bütün olaylarĂ˝-gerçekleri deĂ°erlendirmelidir ve milyonlarca MüslümanĂ˝n ölümleri kesinlikle bahsedilmesi gereken bir gerçektir.   

Bu mesele ile ilgili yĂ˝llardĂ˝r çalýÞan bizler birçok iddia ile karÞýlaÞýp bunlarĂ˝n bir süre sonra kaybolduĂ°unu gördük. Talat PaĂža telgraflarĂ˝na ve misyoner raporlarĂ˝na dayanan eski iddialarĂ˝n yetersiz olduĂ°u anlaÞýlĂ˝nca, yenileri ortaya çĂ˝ktĂ˝.

Bir süre Türklerin eylemlerini açĂ˝klamak için TurancĂ˝lĂ˝k hareketini neden gösterdiler. Türklerin Ermenilerden kurtulmak istediĂ°ini, çünkü Ermeni nüfusunun Orta Asya’ya giden yollarĂ˝n önünü kestiĂ°i söylendi. Bu iddianĂ˝n temelleri coĂ°rafya ve nüfus yoĂ°unluĂ°u üzerine kurulmuĂžtu. Anadolu Ermeni nüfusu bu yollar üzerinde yoĂ°unlaĂžmamýÞlardĂ˝. Ancak Ermenistan Cumhuriyeti’nin Erivan kentinde yaĂžayan bir kĂ˝sĂ˝m Ermeniler bu yollar üzerinde bulunuyorlardĂ˝. Yine de, savaĂž sonrasĂ˝ OsmanlĂ˝lar Erivan’Ă˝ iĂžgal edebilecek iken bunu yapmamýÞ ve derhal Bakü’ye gidip oradaki Azeri Türklerini Ermeni saldĂ˝rĂ˝larĂ˝ndan korumak istemiĂžlerdir, ne olursa olsun OsmanlĂ˝larĂ˝n Özbekistan’a kadar ilerlemeyi amaçlayacak kadar deli olduklarĂ˝nĂ˝ düĂžünmek çok zordur.

SavaĂž sonrasĂ˝ kurulan sĂ˝kĂ˝yönetim mahkemelerinde Ýttihat ve Terakki Cemiyeti hükümeti üyelerinin Ermenilere karÞý suç iĂžlemekle suçlanmalarĂ˝ üzerinde çok durulmuĂžtur. Oysa Ermenilerin suçlamalarĂ˝nda bu mahkemelerin, müttefiklere yaranmak amacĂ˝ ile, görevine seçilerek gelmemiĂž, vatan haini Damat Ferit PaĂža tarafĂ˝ndan kurulduĂ°undan bahsedilmemiĂžtir. Mahkemelerin cezalandĂ˝rdýðý çeĂžitli suçlarĂ˝n hiçbiri olasĂ˝ deĂ°ildi, Ermenilerin öldürülmesi de bunlardan biriydi. Mahkemeler Ferit’in düĂžmanlarĂ˝nĂ˝ karalayacak her konuyu doĂ°ru olsun, yanlýÞ olsun kullandĂ˝lar. Suçlananlar mahkemelerde kendilerini temsil edemediler. Bu gibi “mahkemelerin” verdiĂ°i kararlara güvenilebilir mi? Ýstanbul’u iĂžgal eden Ýngilizler, ne elleri altĂ˝ndaki OsmanlĂ˝ arĂživlerinde, ne de yaptĂ˝klarĂ˝ soruĂžturmalar sonucunda, OsmanlĂ˝ hükümetince verilen bir toplu ölüm emri bulamadĂ˝klarĂ˝nĂ˝ itiraf etmek zorunda kalmýÞlardĂ˝r.

Ermeni davasĂ˝ savunucularĂ˝nĂ˝n yeni bir buluĂžu da, Ýttihat ve Terakki Cemiyeti’nin emri altĂ˝nda çalýÞan TeĂžkilat-Ă˝ Mahsusa adlĂ˝ gizli örgüttür. Bize söylendiĂ°ine göre Ermeni katliamĂ˝nĂ˝ bu TeĂžkilat düzenlemiĂžti. Buna kanĂ˝t olarak ileri sürülenler hiçbir mantĂ˝kla baĂ°daĂžmĂ˝yordu: ileri sürülen iddiaya göre gizli bir örgütün varlýðý ancak kötülük yapmak için olabilirdi, bu kötü eylemlerin arasĂ˝nda Ermeni katliamĂ˝ da vardĂ˝. Bu iddiaya ek “kanĂ˝t” olarak TeĂžkilat görevlilerinin Ermenilerin öldükleri bölgelerde bulunmuĂž olmalarĂ˝ydĂ˝. TeĂžkilat üyelerinin Anadolu’nun her tarafĂ˝na yayĂ˝lmalarĂ˝ bu kanĂ˝ta destek oluĂžturamazdĂ˝. Bu kuĂžkulu mantýða göre, TeĂžkilat üyeleri Müslüman ölümlerinden de sorumlu olmalĂ˝ydĂ˝lar, çünkü onlar MüslümanlarĂ˝n öldürüldükleri yerlerde de bulunuyorlardĂ˝. Bu mantĂ˝k hiçbir TeĂžkilat üyesinin Ermeni öldürmediĂ°i ya da katliama katĂ˝lmadýðýnĂ˝ iddia edebilir mi? HayĂ˝r, edemez. SavaĂž zamanĂ˝nda böyle büyük bir örgütün bu gibi eylemlere katĂ˝lmadýðýnĂ˝ söylemek güçtür, kuĂžkusuz onlar da bu eylemlere katĂ˝lmýÞlardĂ˝r. Ancak bunlar TeĂžkilat’a soykĂ˝rĂ˝m yapĂ˝lmasĂ˝ için emir verildiĂ°i iddialarĂ˝nĂ˝ kanĂ˝tlamaz.

Bir Alman bilim adamĂ˝, OsmanlĂ˝larĂ˝n Balkan SavaĂžlarĂ˝’ndan kaçan Türk mültecilerine yer açmak için Ermenileri sĂ˝nĂ˝r dýÞý ettiklerine ve öldürdüklerine karar vermiĂžti. OsmanlĂ˝ tarihini bilmeyenler için bu makul bir açĂ˝klama gibi gözükebilir. OsmanlĂ˝ tarihini bilenler ise Balkanlardan gelen mültecilerin Birinci Dünya SavaÞý’ndan ve Ermeni meselesinden önce geldiĂ°ini, ve hemen hepsinin doĂ°uya deĂ°il de BatĂ˝ Anadolu ve OsmanlĂ˝’nĂ˝n Avrupa yakasĂ˝na yerleĂžtiklerini bilir.

Bu gibi iddialar, kullanĂ˝lan metotlarĂ˝n sonucudur. DavasĂ˝ uĂ°runa her Ăžeyi göze alan milliyetçiler önce Türkleri suçlar, daha sonra bu iddialarĂ˝ doĂ°rulayacak kanĂ˝tlar ararlar. Onlar kapalĂ˝ bir odada güçlü bir düĂžman ile savaÞýr gibidir. DüĂžman yaklaĂžtĂ˝kça, adam kitap, lamba, küllük, iskemle, eline ne geçirebilirse tuttuĂ°u gibi umutsuzca düĂžmanĂ˝nĂ˝n ilerleyiĂžini durdurmak için fĂ˝rlatĂ˝r. Ama düĂžman ilerlemeye devam eder. Sonunda adam fĂ˝rlatacaĂ°Ă˝ Ăžeyleri tüketir ve yenildiĂ°ini kabul eder. DavasĂ˝ uĂ°runa her Ăžeyi göze alan milliyetçilerin düĂžmanĂ˝ GERÇEKtir (truth). Onlar sahte telgraflar, gerçek dýÞý istatistikler, düzmece mahkemeler ve ne bulabilirlerse fĂ˝rlattĂ˝lar, ama GERÇEK her zaman ilerledi.

Ermeni Sorununu araĂžtĂ˝ran bilim adamlarĂ˝nĂ˝n sayĂ˝sĂ˝nĂ˝ azaltmak için uyguladĂ˝klarĂ˝ taktiklerden bazĂ˝larĂ˝ baĂžarĂ˝lĂ˝ olmuĂžtur. Uydurmacalar ve saptĂ˝rmalar iĂže yaramayĂ˝nca açĂ˝k tehditlere baĂžvurulmuĂžtur. Tarihçiler ikna edilemeyince yapĂ˝lacak en iyi iĂž onlarĂ˝ susturmak olmuĂžtur. Bir profesörün evi bombalanmýÞtĂ˝r. DiĂ°erleri ise benzer Ăžiddet tehditleriyle korkutulmak istenmiĂžtir.

Tarihçileri susturmak için kampanyalar düzenlenmiĂžtir. Türk Büyükelçisi’ne OsmanlĂ˝ Ermenileri hakkĂ˝ndaki sorularĂ˝ yanĂ˝tlamasĂ˝nĂ˝ tavsiye ettiĂ°i için bir profesöre basĂ˝n yoluyla acĂ˝masĂ˝zca saldĂ˝rĂ˝lmýÞtĂ˝r. Ancak, Ermenistan CumhurbaĂžkanĂ˝’na baĂž danýÞman olan Ermeni asĂ˝llĂ˝ AmerikalĂ˝ bilim adamĂ˝nĂ˝n tarafsĂ˝zlýðý sorgulanmamýÞ ya da oĂ°lu Ermenistan DýÞ Ýþleri BakanĂ˝ olan Ermeni asĂ˝llĂ˝ AmerikalĂ˝ profesörün dürüstlüĂ°ünden kuĂžkulanĂ˝lmamýÞtĂ˝r. Kimse bu bilim adamlarĂ˝nĂ˝n tarafsĂ˝zlýðýnĂ˝ sorgulamadĂ˝ ya da onlara saldĂ˝rmadĂ˝, öyle de olmasĂ˝ gerekirdi. YalnĂ˝z bir soru var, “GERÇEK nedir?”. HesaplarĂ˝n kimin tarafĂ˝ndan ödendiĂ°i, yazarĂ˝n milliyeti, büyükelçilere yazĂ˝p yazmamasĂ˝, mensup olduĂ°u dini, kime oy verdiĂ°i, toplumdaki yeri, özel yaĂžamĂ˝ ne olursa olsun, tarih konusundaki görüĂžleri incelenmeli ve eĂ°er doĂ°ru ise kabul edilmelidir. Tek önemli soru GERÇEKtir.

Bu saldĂ˝rĂ˝lar amaçladĂ˝klarĂ˝ etkiyi yarattĂ˝lar. Çok az tarihçi bu tarih üzerine yazmak istiyor. SaygĂ˝deĂ°er OsmanlĂ˝ Tarihçisi Bernard Lewis Ermeni SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝ inkar ettiĂ°i için Fransa’da mahkemeye çĂ˝karĂ˝lmýÞtĂ˝. Uzun ve baĂžarĂ˝lĂ˝ bir kariyerden sonra Profesör Lewis kendisini suçlayanlarla baĂža çĂ˝kabildi. AyrĂ˝ca kendisini savunan avukatlarĂ˝ tutabilecek konuma geldi. KĂ˝demsiz, genç bir bilim adamĂ˝ bunu yapabilir miydi? Üniversite rektörüne baĂ°Ă˝mlĂ˝, maaĂž kaygĂ˝sĂ˝ olan biri böyle tehlikeli bir konunun üzerine gidebilir miydi? Herhangi biri, Profesör Lewis’in saĂ°ladýðý parasal destek olmaksĂ˝zĂ˝n onun konuĂžma ve bu konuyu savunma özgürlüĂ°ünü savunan avukatlar tutabilir miydi?

Ben kendim, üniversitemden kovulmam için çalýÞan ve bir Ermeni gazetesi tarafĂ˝ndan körüklenen bir kampanyanĂ˝n hedefi oldum. Üniversitemin baĂžkanĂ˝na Ermeni SoykĂ˝rĂ˝mĂ˝nĂ˝ kabul etmediĂ°im için, Amerika BirleĂžik Devletleri’nin dört bir tarafĂ˝ndan, üniversitemden atĂ˝lmamĂ˝ talep eden mektuplar ve telefonlar geliyordu. Amerika’da kĂ˝demli profesörlerin öĂ°rettiklerinden ve yazdĂ˝klarĂ˝ndan dolayĂ˝ kovulamayacaklarĂ˝nĂ˝ garanti altĂ˝na alan bir memuriyet süresi sistemi var ve üniversite baĂžkanĂ˝ da bu doĂ°rultuda haklarĂ˝mĂ˝ savundu. Fakat genç bir profesör baĂžkalarĂ˝nĂ˝n karÞýlaĂžtýðý böylesine bir tecrübe ile yüzleĂžeceĂ°inden haberdar ise anlaÞýlĂ˝r bir Ăžekilde Ermeniler üzerine yazmaktan çekinebilir.

Bana göre bunlarĂ˝n en kötüsü ise en nefret ettiĂ°im Ăžey olan politize olmuĂž milliyetçi bir bilim adamĂ˝ olmakla suçlanmak olmuĂžtur. Neden bunlarĂ˝ söylediĂ°ime dair doĂ°ru olmayan sebepler uyduruldu- Annemin Türk olduĂ°u, karĂ˝mĂ˝n Türk olduĂ°u, Türk Devleti tarafĂ˝ndan büyük paralar aldýðým gibi. BunlarĂ˝n hiç birisi doĂ°ru deĂ°ildir, ancak doĂ°ru olsalardĂ˝ bile yazĂ˝larĂ˝mĂ˝ bir parça etkilemeyeceklerdi. Bir bilim adamĂ˝nĂ˝n çalýÞmasĂ˝na meydan okumanĂ˝n yolu onun yazdĂ˝klarĂ˝nĂ˝ okumak ve bilimsel bir çalýÞmayla karÞýlĂ˝k vermektir, o bilim adamĂ˝nĂ˝n kiĂžiliĂ°ine saldĂ˝rmak deĂ°ildir.

DavalarĂ˝nĂ˝ savunan bu milliyetçilerin en yoĂ°un çabalarĂ˝na raĂ°men bazĂ˝larĂ˝ hala karÞýt olarak tarihin çarpĂ˝tĂ˝ldýðýndan söz ettiĂ°inde ise son cevap politiktir: PolitikacĂ˝lar tarihi yeniden yazmaya gönüllüdürler. Parlamentolar kendi halklarĂ˝nĂ˝ bir soykĂ˝rĂ˝m olduĂ°una inandĂ˝rmaya gönüllüdürler. Amerika ‘da Ermeni milliyetçileri, kölelik sisteminden dolayĂ˝ özür dilenmesini düĂžünmeyi bile reddeden Amerikan Parlamentosu’nda, Türklerden yapmadĂ˝klarĂ˝ bir Ăžeyden ötürü özür dilemelerini talep etmek için lobi çalýÞmalarĂ˝ yapmýÞlardĂ˝r. Fransa’da, Ermeni milliyetçileri, Fransa’nĂ˝n Cezayir’de yaptýðý ve olduĂ°unu çok iyi bildikleri vahĂžetten söz etmeyecek olan FransĂ˝z Parlamentosu’nda, hakkĂ˝nda hiç bir Ăžey bilmedikleri bir konuya dayanarak, Türkiye’de vahĂžet olduĂ°unu beyan ettirmek için lobi faaliyetlerinde bulunmuĂžlardĂ˝r. Daha sonra da bir çok milletten insanlara, bu soykĂ˝rĂ˝mĂ˝n olmuĂž olmasĂ˝ gerektiĂ°i anlatĂ˝ldĂ˝, çünkü temsilcileri bu soykĂ˝rĂ˝mĂ˝ tanĂ˝mýÞlardĂ˝.

Türkler soykĂ˝rĂ˝mla suçlanmaktadĂ˝r, ama bu çirkin kelime ne anlama gelmektedir? En çok alĂ˝ntĂ˝ yapĂ˝lan tanĂ˝mĂ˝ BirleĂžmiĂž Milletler’deki ifadedir: “Bir milleti, etnik grubu, Ă˝rkĂ˝, ya da dini cemaati kĂ˝smen ya da topluca imha etmek amacĂ˝yla yapĂ˝lan” eylemler. SoykĂ˝rĂ˝m kelimesini bulan Raphael Lemkin, gruplarĂ˝n kültürel, sosyal, ekonomik ve politik olarak imhasĂ˝nĂ˝ da soykĂ˝rĂ˝m olarak nitelemiĂžtir. Leo Kuper ise etnik olmayan diĂ°er alt gruplara- örneĂ°in ekonomik sĂ˝nĂ˝flara, kolektif gruplara, ve çeĂžitli sosyal kategorilere- yapĂ˝lan saldĂ˝rĂ˝larĂ˝ da soykĂ˝rĂ˝m olarak nitelemiĂžtir. Bu standartlara göre Türkler soykĂ˝rĂ˝m suçu iĂžlemiĂžlerdir. Ama bunun yanĂ˝nda Ermeniler, Ruslar, YunanlĂ˝lar, AmerikalĂ˝lar, Ýngilizler ve Ăžimdiye kadar yaĂžamýÞ olan bütün insanlar da bu suçu iĂžlemiĂžlerdir. Birinci Dünya SavaÞý’nda Anadolu’da bu tanĂ˝ma giren birçok soykĂ˝rĂ˝m suçu iĂžlenmiĂžtir. Bir çok grup diĂ°er gruplara saldĂ˝rmýÞ ve soykĂ˝rĂ˝m kelimesi anlamsĂ˝z hale gelmiĂžtir.

Peki, o zaman neden bu kadar ses getiren bir terim Türklere karÞý kullanĂ˝lĂ˝yor? KullanĂ˝lĂ˝yor,  çünkü bu kelimeyi duyanlar onun kuramsal tanĂ˝mĂ˝nĂ˝ düĂžünmüyorlar. Kelimeyi duyanlarĂ˝n aklĂ˝na Hitler ve onun Yahudilere yaptĂ˝klarĂ˝ geliyor. SoykĂ˝rĂ˝m kelimesinin arkasĂ˝nda gizlenen baĂžka bir amaç vardĂ˝r. Amaç Türkleri bu büyük felaketle birlikte düĂžündürerek onlar hakkĂ˝nda olumsuz bir izlenim yaratmaktĂ˝r. Amaç politiktir.

Ciddi bir tarihçi Ăžu basit soruyu sormalĂ˝dĂ˝r, “OsmanlĂ˝ Hükümeti Ermenileri yok etmek için bir plan uyguladĂ˝ mĂ˝?”.

Bu soruyu yanĂ˝tlarken, davasĂ˝ uĂ°runa her Ăžeyi göze almýÞ olan Ermeni milliyetçilerini taklit etmemek önemlidir. Onlar, Ermeniler hiçbir yanlýÞ yapmamýÞlardĂ˝r, dediklerinde buna cevaben, Türkler de hiçbir yanlýÞ yapmamýÞlardĂ˝r, denmemelidir. Buna verilecek yanĂ˝t yansĂ˝z tarih olmalĂ˝dĂ˝r. Ýnkar edilemeyen ve edilmemesi gereken taraf ise birçok Anadolu MüslümanĂ˝nĂ˝n Ermenilere karÞý suç iĂžlemesidir. Bu suçlarĂ˝ iĂžleyenlerin bazĂ˝larĂ˝ OsmanlĂ˝ Devleti görevlileriydi. Bu eylemleri intikam almak için, nefretleri yüzünden ya da politik nedenlerle yaptĂ˝lar. Topyekün bir savaĂžta insanlar iĂ°renç eylemlerde bulunabilirler. Bu ne kadar acĂ˝ verici olsa da tarihsel bir prensiptir. OsmanlĂ˝ Hükümeti bunun farkĂ˝na varmýÞ ve 1,000 kadar MüslümanĂ˝ savaĂž suçu iĂžlemekten yargĂ˝lamýÞ- bu suçlar arasĂ˝nda Ermenilere karÞý suç iĂžleyenler de vardĂ˝r- ve suçlu bulunanlardan bazĂ˝larĂ˝ asĂ˝lmýÞtĂ˝r.

Tarihsel prensipleri uyguladýðýmĂ˝zda, gerçekleĂžen olaylarĂ˝n aslĂ˝nda uzun bir emperyalizm hikayesi, milliyetçi bir isyan, ve etnik bir anlaĂžmazlĂ˝k olduĂ°unu görürüz. Sonuç ise her iki taraf için de korkunç oranlara varan ölümler olmuĂžtur. Ortada ise iki taraflĂ˝, açĂ˝klanabilir ve anlaÞýlabilir bir tarihi anlaĂžmazlĂ˝k vardĂ˝r. Bu bir soykĂ˝rĂ˝m deĂ°ildir.          

Tarih boyunca, her iki tarafta öldürdü ve öldürüldü. Bu bir soykĂ˝rĂ˝m deĂ°ildi.

ArĂživdeki kanĂ˝tlarĂ˝n gösterdiĂ°i gibi, OsmanlĂ˝ Devleti, Ermenilerin hayatta kalmalarĂ˝yla ilgileniyordu. AyrĂ˝ca bazĂ˝ verilerin iĂžaret ettiĂ°i üzere yetersiz planlama, devletin zayĂ˝flýðý, bazĂ˝ yerlerde suç ve ihmalkarlĂ˝k vardĂ˝. BazĂ˝ devlet görevlileri birkaç kiĂžiyi öldürmüĂžlerdi, fakat onlarĂ˝ cezalandĂ˝rmak için de özel bir çaba harcanmýÞtĂ˝. Bu bir soykĂ˝rĂ˝m deĂ°ildi.

Kaderleri tamamen OsmanlĂ˝larĂ˝n merhametine kalan, tehcir ettirilen Ermenilerin büyük çoĂ°unluĂ°u hayatta kalmýÞtĂ˝. Bu bir soykĂ˝rĂ˝m deĂ°ildi.

ÇoĂ°unlukla OsmanlĂ˝ kontrolü altĂ˝ndaki Ermeniler, Ýstanbul, Ýzmir, Edirne ve devlet gücünün daha çok hissedildiĂ°i diĂ°er bölgelerdeki Ermeni vatandaĂžlarĂ˝ ne tehcir edildi ne de saldĂ˝rĂ˝ya uĂ°radĂ˝lar. Bu bir soykĂ˝rĂ˝m deĂ°ildi.

Neden Türkler iĂžlemedikleri son derece iĂ°renç olan bir suçtan dolayĂ˝ itham ediliyorlar? Bunun cevabĂ˝ duygusal ve siyasidir. Birçok Ermeni Türklerin suçlu olduĂ°una kalpten inanĂ˝yorlar. Ermeniler yalnĂ˝zca kendi atalarĂ˝nĂ˝n ölümlerinden haberdarlar, Türklerin kayĂ˝plarĂ˝nĂ˝ bilmiyorlar. Onlara karmaÞýk bir tarihin yalnĂ˝zca bir parçasĂ˝ anlatĂ˝lmýÞ ve onlar bunu sorgulanamaz bir gerçek olarak kabul ediyorlar. Bu anlaÞýlabilir bir öfke. GerçeĂ°i hiçbir zaman duymamýÞ olan AvrupalĂ˝ ve AmerikalĂ˝larĂ˝n- ne yazĂ˝k ki büyük çoĂ°unluĂ°u böyle- bu konudaki inançlarĂ˝ da anlaÞýlĂ˝r. Milliyetçi politikalarĂ˝ için soykĂ˝rĂ˝m iddialarĂ˝nĂ˝ kullananlarĂ˝n eylemleri ise affedilemez.

Rasyonel bir tahlilci, Ermeni milliyetçilerinin nihai amaçlarĂ˝nĂ˝n önce tazminat almak daha sonra da DoĂ°u Anadolu’nun kendilerine ait olduĂ°u iddiasĂ˝nda bulunmak olduĂ°unu inkar edebilir mi?

Sonuç olarak, ne yapĂ˝lmalĂ˝? Bugün bütün burada söylediklerimden de tahmin edilebileceĂ°i gibi, doĂ°ru olmayan soykĂ˝rĂ˝m iddialarĂ˝na verilebilecek tek cevabĂ˝n tarihin gerçekleri üstüne çalýÞmak ve duyurmak olduĂ°una inanĂ˝yorum. Yenilerde FransĂ˝z Parlamentosundan geçen önerge gibi politik eylemler doĂ°al olarak ve uygun bir Ăžekilde Türklerden baĂžka politik eylemlerle karÞýlĂ˝k bulmaktadĂ˝r, fakat bu politik eylemler hiçbir zaman dünyayĂ˝ Türklerin soykĂ˝rĂ˝m yapmadýðýna inandĂ˝ramayacaktĂ˝r. DünyayĂ˝ ikna edebilmek için gereken Ăžey bilimsel düĂžüncenin büyük ölçüde artmasĂ˝dĂ˝r. ArĂživler hem Türkler hem de yabancĂ˝lar için açĂ˝k ve kolay ulaÞýlabilir olmalĂ˝dĂ˝r. Üniversite mezunlarĂ˝ “Ermeni Sorunu” üzerine çalýÞmaya yönlendirilmelidir. Amerika’da ve hatta, ne yazĂ˝k ki, Türkiye’de bile, duyduĂ°um kadarĂ˝yla, öĂ°renci danýÞmanlarĂ˝ bu konunun “çok politik” olduĂ°unu öne sürerek, çalýÞmaktan kaçĂ˝nĂ˝lmasĂ˝nĂ˝ tavsiye etmemelidir.

Daha önce de önerdiĂ°im gibi, Türkiye Cumhuriyeti Ermenistan Cumhuriyeti’ne iki ülkenin yetkin akademisyenlerinden seçilmiĂž üyelerden oluĂžan ortak bir komisyon oluĂžturma önerisinde bulunmalĂ˝dĂ˝r. Bütün arĂživler bu komisyona açĂ˝k olmalĂ˝dĂ˝r- yalnĂ˝zca OsmanlĂ˝ arĂživleri deĂ°il aynĂ˝ zamanda Ermenistan ve Ermeni Ýhtilalci Federasyonu’nun arĂživleri de. (Bu çaĂ°rĂ˝ her zaman Türk arĂživlerinin tamamen açĂ˝lmasĂ˝ yönünde yapĂ˝lagelmiĂžtir. Ermenilerden de aynĂ˝ Ăžeyi yapmalarĂ˝nĂ˝ talep etmenin zamanĂ˝ gelmiĂžtir.) Bana bunu Ermenilerin kabul etmeyecekleri söylendi, ama bir Ăžey denenmeden nasĂ˝l bilinebilir ki? Her halükarda, adil ve dürüstçe düĂžünülmüĂž olan bu soruya verilecek ret ( kendi içinde), Türklere karÞý yürüttükleri iddialarĂ˝n bilimsel deĂ°il politik olduĂ°unun kanĂ˝tĂ˝ olacaktĂ˝r.

Böyle bir komisyon olsun ya da olmasĂ˝n Ermeni meselesi üzerine çalýÞmalar devam etmelidir. Bu yalnĂ˝zca, her zaman gerçek tarihi keĂžfetmenin gerekliliĂ°inden deĂ°il, haysiyet bunu gerektirdiĂ°i için de doĂ°rudur. Onur bugünlerde pek sĂ˝klĂ˝kla duyulmayan bir sözcüktür, fakat onur kavramĂ˝ ne var ki Ăžiddetle ihtiyaç duyulan bir Ăžeydir. Türklerin Ermeni meselesi ile baĂž edebilmek için bir politik strateji uygulamalarĂ˝ gerektiĂ°i gibi duyumlar aldĂ˝m. Bu strateji doĂ°rultusunda Türk Devleti, bugünkü politik kazanĂ˝mlar için geçmiĂž hakkĂ˝nda yalan söyleyecekti. Hükümet OsmanlĂ˝larĂ˝n soykĂ˝rĂ˝m yaptĂ˝klarĂ˝nĂ˝, ancak farklĂ˝ bir devlet olmasĂ˝ndan ötürü çaĂ°daĂž Türkiye’nin bundan sorumlu tutulamayacaĂ°Ă˝nĂ˝ söyleyecekti. Bana söylenen bunun sayesinde dünya Türkler hakkĂ˝nda daha iyi düĂžünecekti.

Ben bunun sonuçta kimseyi tatmin edeceĂ°ine inanmĂ˝yorum ÝnanĂ˝yorum ki bu tarz bir beyan ardĂ˝ndan tazminat ve toprak talepleri gelecektir. Fakat bu ucuz politik yalanlarĂ˝n reddedilmesi için sebep olamaz.  Bunlar tamamen yanlýÞ olduklarĂ˝ için reddedilmelidir.

ÝnanĂ˝yorum ki Türk kadĂ˝nlarĂ˝ ve erkekleri hala onurludurlar. Hangi kazanĂ˝m için olursa olsun, kendi atalarĂ˝ hakkĂ˝nda söylenen yalanlarĂ˝ kabul etmenin onurlu bir davranýÞ olmadýðýnĂ˝ bilirler. Ben, ayrĂ˝ca inanĂ˝yorum ki, bir gün, belki yakĂ˝nda, belki daha ileriki gelecekte, gerçek tüm dünya tarafĂ˝ndan tanĂ˝nacaktĂ˝r. Tarihin doĂ°ru çalýÞýlmasĂ˝nĂ˝n ve Türklerin onurunun bunu gerçekleĂžtireceĂ°ine inanĂ˝yorum.

 ----------------------
* Louisville Üniversitesi Öđretim Üyesi -
- ERMENÝ ARAŢTIRMALARI, Sayý 2, Haziran-Temmuz-Ađustos 2001
            Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar