AnasayfaÝletiţim
  
English

Ermeni Kitle Ýletiþim Araçlarýnda Yaratýlan Ermeni Ýmaj*

Prof.Dr. Birsen KARACA*
ERMENÝ ARAŢTIRMALARI, Sayý 14-15, Yaz - Sonbahar 2004

 
Title: The Armenian Image Created in the Armenian Mass Media
 
Abstract: The common and main aim of those, who produce pieces trying to keep the Armenian problem on the agenda whether of (allegedly) artistic value or not, is to convince the others to think and act in line with them about the Armenian culture and history. They attempt to present such texts suitable to their intentions frequently and by different means to their customers. The communication media used for this aim is quite colorful and diversified: Sculpture, monument, radio, television, newspaper, journal, graphics, maps, movies, photographs, textbooks, encyclopedias, even music and recently Ýnternet. The fact that these activities are central to the psychological operations against Turkey adds a strategic dimension to the issue, which should be discussed seriously. The Armenian image in the context of the ‘Armenian Problem’, which is focused in this study, has some details, which do not seem striking at first sight. In these details, it is observed that the writers presenting the ‘Armenian Problem’ from the Armenian point of view try to perceive their audience as codable; in a way, not as thinking and questioning personalities, but rather as people who store and transfer information without questioning.
 
Keywords: Armenian, Image,  Media, Communication, Culture

Ýmaj, Türkçe’deki karÞýlýðýyla imge, en basit tanĂ˝mlamasĂ˝yla, nesne, kiĂži ve görünümün zihinde ortaya çĂ˝kan tasarĂ˝mĂ˝dĂ˝r. Ýmgenin zihinde belirmesi ise, anĂ˝msama ve çaĂ°rýÞýmlar yoluyla olur.
 
AnĂ˝msama ve çaĂ°rýÞýmlar, bireylerin ve toplumlarĂ˝n geçmiĂže ait deneyimleri, psikolojik yapĂ˝larĂ˝, kültürel bazlarĂ˝, yaĂžadĂ˝klarĂ˝ coĂ°rafya ve iklim koĂžullarĂ˝, zaman, mekân gibi etmenlere baĂ°lĂ˝ olarak deĂ°iĂžkenlik gösteren edimlerdir. DolayĂ˝sĂ˝yla, bireylerde ve toplumlarda aynĂ˝ sözcüĂ°ün, aynĂ˝ sembolün ve aynĂ˝ imgenin uyandĂ˝rdýðý çaĂ°rýÞýmlar, istisnai durumlar dýÞýnda farklĂ˝dĂ˝r. Metin yazarlarĂ˝,[1] amaçlarĂ˝na uygun imgeler oluĂžtururken bireylerin ve toplumlarĂ˝n belleĂ°inin bu özelliĂ°ini dikkate alĂ˝rlar. Reklâm metinleri, bu yaklaÞým için son derece isabetli bir örnektir.
    
Yazar, kimi zaman geleneksel düĂžünceleri yĂ˝karak, yarattýðý imgeler yardĂ˝mĂ˝yla eski sembollere yeni anlamlar katmak ya da sembolün anlamĂ˝nĂ˝ tamamen deĂ°iĂžtirmek çabasĂ˝ içerisinde olabilir. ZararlĂ˝ bir kemirgen olan fare için, çizgi filimler aracĂ˝lýðýyla oluĂžturulan yeni imgeyi örnek alalĂ˝m. Sonuçta metin yazarlarĂ˝ öylesine baĂžarĂ˝lĂ˝ oldular ki, evlerimizde fare beslemeye baĂžladĂ˝k.

Bugün burada çalýÞmalarĂ˝na ‘Ermeni Sorunu’nu konu alan Ermeni yazarlarĂ˝ bu kategoride, yani eski sembollere yeni anlamlar yükleme çabasĂ˝nda olan yazarlar sĂ˝nĂ˝fĂ˝na alĂ˝narak deĂ°erlendireceĂ°iz. Bu yazarlarĂ˝n kaleme aldýðý metinlerin örnek olarak seçilmesinin nedeni ise, özellikle Ermeni görüĂžünü destekleyen yazarlarĂ˝n anlatĂ˝m tutumlarĂ˝yla 600 yĂ˝llĂ˝k ortak geçmiĂži unutturarak Ermeni toplumunu, Türk kültüründen uzaklaĂžtĂ˝rmak çabasĂ˝ içerisinde olduklarĂ˝nĂ˝ hissettirmeleridir. Ýmgenin zihinde belirmesi için zorunlu olan anĂ˝msama ve çaĂ°rýÞýmlar söz konusu olduĂ°un zaman iletiĂžim araçlarĂ˝ kaçĂ˝nĂ˝lmaz olarak devreye girer.
    
UzmanlarĂ˝n iletiĂžimle ilgili yaptĂ˝klarĂ˝ tanĂ˝mlar, birbirini tamamlar niteliktedir. Emre Becer, grafik ve iletiĂžim iliĂžkisini çözümlerken son derece basit bir dille: ‘ÝletiĂžim, gönderici ve alĂ˝cĂ˝ olarak adlandĂ˝rĂ˝lan iki insan ya da insan grubu/kitlesi arasĂ˝nda gerçekleĂžen bir duygu, düĂžünce, davranýÞ ve bilgi alýÞveriĂži olarak tanĂ˝mlanabilir,’[2] diye yaklaÞýyor konuya. John Fiske ise, iletiĂžim, yüz yüze konuĂžma, televizyon, yayĂ˝nlar, edebiyat eleĂžtirisi, yüz ifademiz, saç biçimimizdir Ăžeklinde çok geniĂž bir tablo çiziyor.[3] Durum böyle olunca, bir heykel, bir tablo, bir harita, bir anĂ˝t, bir roman ya da takip ettiĂ°imiz günlük gazete, baÞýndan ayrĂ˝lamadýðýmĂ˝z veya hoĂžlanmadýðýmĂ˝z televizyon dizileri, reklâm kareleri veya kullandýðýmĂ˝z parfüm gibi bireysel ve toplumsal yaĂžantĂ˝mĂ˝za yönelmiĂž olan her metni iletiĂžim aracĂ˝ olarak deĂ°erlendirmeliyiz.
 
FarklĂ˝ yöntemlerle ve amaçlarla belirli bir adrese ulaĂžan metin yazarĂ˝nĂ˝n kullandýðý dil de, Türkçe karÞýlýðý üslûp bilgisi olan stilistiĂ°in araĂžtĂ˝rma alanĂ˝na girer. Dil öĂ°esi, kitle iletiĂžim araçlarĂ˝na yönelik bir çalýÞmada, asla ikinci plana atĂ˝lmamasĂ˝ gereken bir araĂžtĂ˝rma konusudur. Çünkü metin yazarĂ˝nĂ˝n kullanmýÞ olduĂ°u üslûp, yazarĂ˝n adres olarak seçtiĂ°i bireye veya kitleye yönelim amacĂ˝nĂ˝n belirlenmesinde son derece önemlidir. Bu amaç, alĂ˝cĂ˝da konuya karÞý sempati veya antipati uyandĂ˝rmak, alĂ˝cĂ˝ya korku  duygusu vermek veya onu cesaretlendirmek Ăžeklinde olabilir.
 
Bu açĂ˝dan ‘Ermeni Sorunu’nu gündemde tutmaya çalýÞan sanat dýÞý veya sanatsal olduĂ°u iddiasĂ˝ndaki Ermeni yazarlara ait metinler, karakteristik özellikler sergiliyor. Bu metinleri kaleme alanlarĂ˝n ortak ve temel amacĂ˝nĂ˝n, Ermeni kültürü ve tarihi konusunda baĂžkalarĂ˝nĂ˝ da kendileri gibi düĂžünmeye ve hareket etmeye ikna etmek olduĂ°unu gözlemliyoruz. Bu doĂ°rultuda, amaçlarĂ˝na uygun metinleri olabildiĂ°ince sĂ˝k aralĂ˝klarla ve deĂ°iĂžik yollardan alĂ˝cĂ˝ya sunmak çabasĂ˝ içerisindeler. Bu amaç için kullanĂ˝lan iletiĂžim araçlarĂ˝ da oldukça renkli bir görüntü sunmaktadĂ˝r: Yontu, anĂ˝t, radyo, televizyon, gazete, dergi, grafik, haritalar, filimler, fotoĂ°raflar, deĂ°iĂžik konulardaki ders kitaplarĂ˝, ansiklopediler, hatta müzik ve son yĂ˝llarda da Internet gibi. Ancak, bunlar arasĂ˝nda kullanĂ˝lan en etkili yöntemin, bire bir kurulan diyaloglar olduĂ°unu belirtmek gerekir.
 
Bu noktaya kadar, her Ăžeyin son derece olaĂ°an bir seyir içerisinde olduĂ°unu kaydediyoruz. Ancak, bu eylemlerin Türkiye’ye karÞý yürütülen psikolojik savaÞýn belkemiĂ°ini oluĂžturmasĂ˝, konuyu uzmanlĂ˝k alanĂ˝m olan edebiyat biliminin dýÞýna taÞýyor ve konu, stratejik alanda da tartýÞýlmasĂ˝ gereken boyutlar kazanĂ˝yor.

DoĂ°aldĂ˝r olarak, çalýÞmasĂ˝na ‘Ermeni Sorunu’nu konu alan yazarĂ˝n hazĂ˝rladýðý metinle ulaĂžmaya çalýÞtýðý hedef kitle ve hedef kitleye, yukarĂ˝da bahsettiĂ°imiz yönelim amacĂ˝, yazar anlatĂ˝m tutumunu belirlerken de etkin olmaktadĂ˝r. Bunun sonucunda ortaya çĂ˝kan tablonun genel çizgilerini Ăžöyle belirleyebiliriz: Bu tür metinlerde Ermeni figürler, olumlu veya olumsuz tüm eylemlerinde yazarĂ˝n mutlak olurunu alĂ˝yor. Oysa aynĂ˝ yazar Türk karakterleri ve Türk’e ait her Ăžeyi kusurlu göstermek için, özel bir tutum sergiliyor ve eĂ°er uĂ°raÞýsĂ˝nĂ˝n sonunda bir kusur yaratabilmiĂžse, devamĂ˝nda abartma sanatĂ˝nĂ˝ kullanmaya baĂžlĂ˝yor.

Bu metinlerin benim için ilginç olan en belirgin ortak özelliĂ°i, yazarlarĂ˝nĂ˝n Türk insanĂ˝yla ve Türk kültürüyle birebir iliĂžkilerinin sonucunu deĂ°il, kendisine ait zihinsel tasarĂ˝mlarĂ˝nĂ˝ aktarmasĂ˝. Ýþin daha ilginç olan yanĂ˝ ise, ürün ortaya çĂ˝ktĂ˝ktan sonra hem metin yazarĂ˝nĂ˝n hem de hedeflediĂ°i alĂ˝cĂ˝ kitlenin, kurmacayĂ˝ gerçekmiĂž gibi algĂ˝layarak yorumlamasĂ˝ ve yorumlatmaya çalýÞmasĂ˝dĂ˝r.

Bu metinler tarih perspektifinden incelendiĂ°in zaman daha önce Persler’le, BizanslĂ˝lar’la ve Araplar’la yapĂ˝ldýðý gibi, Ermeni halkĂ˝nĂ˝n Türk insanĂ˝ ile kültürel baĂ°larĂ˝nĂ˝ kopartmak için çaba harcandýðý fark edilecektir. Bu yapĂ˝lĂ˝rken de, ön planda OsmanlĂ˝ yönetimi mutlak kötünün; Ermeni halkĂ˝ ise, bireysel haklarĂ˝ kölelik düzeyine indirgenmiĂž zavallĂ˝lýðýn sembolü olarak gösterilmektedir. Adres olarak, Ermeni halkĂ˝nĂ˝n seçildiĂ°i bu gibi durumlarda metin yazarlarĂ˝nĂ˝n ortak tutumunu Ăžöyle formüle edebiliriz: GeçmiĂž için, OsmanlĂ˝ vatandaÞý Ermeni’nin, OsmanlĂ˝ imparatorluĂ°unun savaĂž halinde olduĂ°u devletlerle iĂžbirliĂ°i yapmasĂ˝nĂ˝ haklĂ˝ göstermek için gerekçe yaratmak ve Ermeni halkĂ˝ üzerindeki suçluluk duygusunu tamamen yok etmek. Bugün için ise, Ermeni halkĂ˝nĂ˝n belleĂ°inde ortak bir düĂžman imgesi oluĂžturarak Ermeniler’in birbirine yakĂ˝nlaĂžmasĂ˝nĂ˝ saĂ°lamak. Böylece, tüm dünya ülkelerini yoĂ°un bir Ăžekilde etkileyen kültürel aÞýnmadan Ermeni halkĂ˝nĂ˝ korumak.
     
Bu çabanĂ˝n sonucunda ortaya çĂ˝kacak olan konserve toplum ise (ki bu toplumu Ăžimdiki haliyle bile konserve olarak nitelendirebiliriz) farklĂ˝ disiplinlerin araĂžtĂ˝rma alanĂ˝na giren baĂ°Ă˝msĂ˝z çalýÞmalarĂ˝n konusudur.
    
YaratĂ˝lmak istenen düĂžman imgesi olarak neden Türk halkĂ˝nĂ˝n seçildiĂ°i sorusunu cevaplandĂ˝rabilmek için de öncelikle ‘Ermeni Sorunu’ baĂžlýðýyla yĂ˝llardĂ˝r yürütülen bu çok amaçlĂ˝ ve çok baĂžlĂ˝ çalýÞmalar zincirine verilen maddi ve manevi desteklerin kaynaklarĂ˝nĂ˝n incelenmesi gerekiyor.

Þimdi örneklemelerimize geçelim ve V. Barhudaryan’Ă˝n redaktörlüĂ°ünde ilk okul yedinci sĂ˝nĂ˝f öĂ°rencileri için hazĂ˝rlanan ‘Ermeni Tarihi’ adlĂ˝ kitabĂ˝n 59. sayfasĂ˝nda Ermeni çocuklarĂ˝na verilen bilgiyi deĂ°erlendirelim:

‘Ermenilerin de içlerinde olduĂ°u Türk boyunduruĂ°u altĂ˝ndaki HĂ˝ristiyanlar, Reaya—haklarĂ˝ olmayan tebaalar— olarak kabul edilirlerdi. Onlar her türlü temel haklardan, yaĂžamlarĂ˝nĂ˝n ve mal varlĂ˝klarĂ˝nĂ˝n güvenliĂ°inden yoksundular. Ülkede hüküm süren anarĂžizm koĂžullarĂ˝nda Ermeni köylüsü, yĂ˝llarca zor koĂžullarda çalýÞarak elde ettiĂ°i herĂžeyi kaybedebilirdi bir gün.’ [4]

OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u’nun varlýðýnĂ˝ sürdürdüĂ°ü tarihi süreç içerisinde Müslim ve gayrimüslim reayanĂ˝n haklarĂ˝ ve yükümlülükleri konusunda Türk tarihçiler tarafĂ˝ndan yapĂ˝lan araĂžtĂ˝rmalarĂ˝n sonucunda elde edilen bilgilere Milli EĂ°itim Bakanlýðý ders kitaplarĂ˝nda ve ansiklopedilerde genel çizgileriyle ulaĂžabiliriz. Burada konuyla ilgili özellikle bir kitaptan, Prof. Dr. Yavuz Ercan’Ă˝n ‘OsmanlĂ˝ Yönetiminde Gayrimüslimler’[5] adlĂ˝ kitabĂ˝ndan bahsedelim. Bu kitapta, OsmanlĂ˝ devletinin, kuruluĂžundan Tanzimat’a kadar uzanan süreç içerisinde bünyesinde barĂ˝ndĂ˝rdýðý gayrimüslimlerin sosyal, ekonomik ve hukuki durumlarĂ˝ inceleniyor. Prof. Dr. Ercan’Ă˝n çalýÞmasĂ˝nda verilen bilgilerin OsmanlĂ˝ Devlet Kurumu’nun yalnĂ˝zca Ermenilere karÞý deĂ°il, diĂ°er gayrimüslim toplumlara karÞý da Barhudaryan’Ă˝n ve ekibinin iddiasĂ˝nĂ˝ yalanlar nitelikte olduĂ°unu görüyoruz. KaldĂ˝ ki, baĂžlangĂ˝çta yalnĂ˝zca gayrimüslim deĂ°il, Müslüman çiftçiler de reaya idiler.

Burada altĂ˝ çizilmesi gereken diĂ°er, kasĂ˝tlĂ˝ olarak yanlýÞ ve eksik verilen bilgiye gelince. Bu, Barhudaryan’Ă˝n ve ekibinin, Ermeni öĂ°rencilere, Ermeni halkĂ˝nĂ˝n mal ve can varlýðý için tehdit olarak gösterdikleri, OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u topraklarĂ˝ içerisinde o yĂ˝llarda gerçekleĂžtirilen terörist eylemlerin Ermeni teröristler tarafĂ˝ndan yapĂ˝ldýðýnĂ˝ gizlemeleridir. Konuya ilgi duyanlar, Hüseyin NazĂ˝m PaĂža’nĂ˝n hazĂ˝rladýðý ‘Ermeni OlaylarĂ˝ Tarihi’[6] adlĂ˝ iki ciltlik çalýÞmada, Ermeniler’in Anadolu topraklarĂ˝ndaki terörist eylemleriyle ilgili detaylĂ˝ bilgi ve belgeleri bulacaklardĂ˝r.

Dikkat çekilmesi gereken üçüncü nokta, Barhudaryan ve ekibinin anlatĂ˝m tutumuyla ilgilidir. Bu sorun, Ermeni tarihçilerin, bilim ve sanat adamlarĂ˝nĂ˝n taÞýdĂ˝klarĂ˝ etik deĂ°erleri kendi platformlarĂ˝nda gündeme getirerek tartýÞma olgunluĂ°una hala ulaĂžamadĂ˝klarĂ˝na iĂžaret ediyor.
 
Ermeni kaynaklarĂ˝nĂ˝n, Ermeni toplumunun belleĂ°inden silmeye çalýÞtĂ˝klarĂ˝ bir baĂžka bilgi de, OsmanlĂ˝ Devleti’nin özellikle Ermeniler’i ‘milleti sadĂ˝ka’ olarak nitelendirdiĂ°i ve Ermeni vatandaĂžlarĂ˝na verdiĂ°i saygĂ˝n konumla ilgilidir. Bunun için, OsmanlĂ˝ sarayĂ˝nda görevli Ermenilerin listesini çĂ˝kartmak bile yeterli olacaktĂ˝r.

Bu son durumla ilgili Ermeni yazĂ˝n dünyasĂ˝nda yaratĂ˝lan paradokstan söz etmek yerinde olacaktĂ˝r. Konuyla ilgili metinlerde OsmanlĂ˝ sarayĂ˝nda görevli Ermenilerin gösterdikleri baĂžarĂ˝lar deĂ°erlendirilirken OsmanlĂ˝ devletinin bu ĂžahĂ˝slara saĂ°ladýðý maddi ve manevi destek olabildiĂ°ince geri plana atĂ˝lmakta, hatta göz ardĂ˝ edilmekte veya bu destekte kötü niyet aranmaktadĂ˝r. Çok dikkat çeken bir örnek verelim. Fatih Sultan Mehmet’in Ermeni PatrikliĂ°i’nin Ýstanbul’a taÞýnmasĂ˝ ve güçlenmesi için yaptýðý çalýÞmalar ‘Ermeni Sovyet’i Ansiklopedisi’nde Ăžöyle yorumlanĂ˝yor:

‘OsmanlĂ˝, egemenliĂ°indeki topraklarda yaĂžayan sadĂ˝k Ermeniler’i korumak ve onlarĂ˝ Pers kökenli siyasi düĂžünceleri olan Eçmiadzin’in etkisinden koparmak için 1461 yĂ˝lĂ˝nda Sultan Muhammed II. Fatih’in emriyle kurulmuĂžtur.’[7]
 
Burada ilginç olan, aradan geçen yüzlerce yĂ˝llĂ˝k süreçten sonra bile, Ýstanbul Ermeni Kilisesi hala Eçmiadzin’e baĂ°lĂ˝yken yazarĂ˝n Ermeni okura Ýstanbul Ermeni PatrikliĂ°inin kuruluĂž amacĂ˝nĂ˝n Ermeni halkĂ˝nĂ˝ Eçmiadzin Kilisesinden kopartmak olduĂ°u deĂ°erlendirmesini yapabilmesidir.

Bunlara paralel olarak, Ermenileri konu alan metinlerde hep geri planda kalan ve bugüne kadar yapĂ˝lan deĂ°erlendirmelerde göz ardĂ˝ edilen bir baĂžka imge var. Sözü ettiĂ°imiz, dünya halklarĂ˝nĂ˝n belleĂ°inde yaratĂ˝lmaya çalýÞýlan Ermeni imgesidir. Bu imge, çoĂ°u zaman alĂ˝cĂ˝nĂ˝n zihninde aykĂ˝rĂ˝lĂ˝klar ve çeliĂžkilerle dolu grotesk bir tablo oluĂžturmaktadĂ˝r.

Konuya güncel bir örnekle girmek istiyorum. ÖrneĂ°imiz Ermeniler’in ‘kadim’ tarihi ile ilgili olacak. KĂ˝sa bir süre öncesine kadar, Ermeni tarihçiler, Urartu devletinin kurucularĂ˝ Haldiler’i tarih sayfalarĂ˝ndan silerek, onlarĂ˝n yerine kendi isimlerini yazdĂ˝rmaya çalýÞýyorlardĂ˝. Bu bilginin toplumsal belleĂ°e kaydedilmesi konusunda öylesine Ă˝srarlĂ˝ydĂ˝lar ki, dünya kamuoyu hiç tereddüt etmeden(!) Ermenileri Urartu devletinin kurucularĂ˝ olarak kabul ediyordu.
 
Bugün bu tarih bir süre için, yani tarihin o sayfasĂ˝ da bilim tarafĂ˝ndan aydĂ˝nlatĂ˝lĂ˝ncaya kadar, bir baĂžka bilinmeyen zaman dilimine alĂ˝nmýÞ görünüyor: KĂ˝sa süre önce, Ermenistan Bilimler Akademisi Üyesi Nikolay Harutyunyan, ‘Ermenilerin Urartululardan geldiĂ°ini söyleyenler yanĂ˝lĂ˝yor... Onlar Urartululardan önce buradaydĂ˝. Sonradan gelenler Urartulular,’ tezini ortaya attĂ˝.[8]
   
Ýmge, görsel ve zihinsel olarak iki gruba ayrĂ˝lĂ˝r. Görsel imgeler, fotoĂ°raf, resim, heykel vb. aracĂ˝lýðýyla oluĂžturulur. Zihinsel imgeler ise dil öĂ°eleri aracĂ˝lýðýyla yaratĂ˝lĂ˝r. Edebiyat bilimi alanĂ˝nda deĂ°erli çalýÞmalarĂ˝yla tanĂ˝dýðýmĂ˝z Prof. Dr. Gürsel Aytaç, Bernhard Sowinski’nin konuyla ilgili görüĂžlerini aktarĂ˝rken doĂ°rudan ve dolaylĂ˝ imgesellik terimlerinden bahseder. Sowinski’ye göre: ‘Bir yazarĂ˝n... tasavvurdan aktarmalĂ˝ ifadeler kullanmadan, gözle görülür olanĂ˝ dil aracĂ˝lýðýyla somutlaĂžtĂ˝rdýðý yerde, doĂ°rudan imgesellik vardĂ˝r.’[9]
 
AynĂ˝ çalýÞmada, dolaylĂ˝ imgeler terimiyle kastedilen, kiĂžileĂžtirmeler, benzetmeler, mecazlar gibi alýÞýlmýÞýn dýÞýnda anlatĂ˝m biçimleri kullanĂ˝larak yaratĂ˝lan imgelerdir. Konumuzla doĂ°rudan iliĂžkisi olan bu imgeler, bütünüyle veya kĂ˝smen verilen anlamĂ˝ çaĂ°rýÞtĂ˝rĂ˝r ya da simgeleĂžtirir.[10]

Bu bilgileri de deĂ°erlendirmelerimize katarak Ermeni kitle iletiĂžim araçlarĂ˝nda yaratĂ˝lan Ermeni imgelerine yeniden dönelim.
Benim de çalýÞmalarĂ˝mda farklĂ˝ amaçlarla defalarca alĂ˝ntĂ˝lar yaptýðým Ermeni kaynaklarĂ˝ndaki verilere göre, Ermeniler, 5.yy.da Mesrop MaĂžtots’un Ermeni alfabesini ‘yaratmasĂ˝yla’ yazĂ˝ diline geçmiĂžlerdir. Bu sayede, Mesrop MaĂžtots, yazĂ˝ya geçiĂžin baĂžlangĂ˝ç noktasĂ˝nĂ˝ temsil eden ilk öĂ°retmen imgesini canlandĂ˝ran bir sembole dönüĂžtürülmüĂžtür. Ancak, bu bilgide karanlĂ˝kta kalan ve tartýÞmaya açĂ˝k noktalar var.

Birincisi, Kafkas halklarĂ˝ndan olan Albanlar’Ă˝n 5.—9. yüzyĂ˝llarda kullandĂ˝klarĂ˝ ve Ermeni alfabesindeki sembollerin aynĂ˝sĂ˝ olan AĂ°van alfabesinin ortaya çĂ˝kýÞýnda Mesrop MaĂžtots’un adĂ˝ yer almamasĂ˝ ve AĂ°van yazĂ˝ dilinin Ermeniceyle herhangi bir baĂ°lantĂ˝sĂ˝ndan bahsedilmemesidir. Ancak, Ermeni arĂživlerinde Agvan alfabesiyle ilgili belgeler olduĂ°una dair bilgiler var.[11] Sorumuz, Mesrop MaĂžtots, Agvan alfabesinin varlýðýndan haberdar olamayabilir mi?
 
Ýkinci soru, Ermeni kaynaklarĂ˝ndaki bilginin doĂ°ru olduĂ°u varsayĂ˝mĂ˝ndan hareket edersek, Mesrop MaĂžtots sĂ˝radan bir din adamĂ˝ olarak, o günlerde Pers ve Bizans’Ă˝n egemenliĂ°inde doĂ°u ve batĂ˝ diye parçalanmýÞ olarak yaĂžayan Ermeni halkĂ˝nĂ˝n tamamĂ˝na ‘yarattýðý’ alfabeyi o günün koĂžullarĂ˝nda hangi maddi ve manevi güçle kabul ettirmiĂž olabilir?
 
Üçüncü sorumuz, yazĂ˝ diline geçer geçmez Ermenice’ye çevirisi yapĂ˝lan felsefe ve edebiyat metinleriyle ilgili. GeçmiĂžinde bugünkünden baĂžka hiç alfabesi olmayan ve o güne kadar yazĂ˝lĂ˝ olarak orijinal bir felsefe ve edebiyat yaratamamýÞ ve hala da orijinal felsefesi ve edebiyatĂ˝ var diyemediĂ°imiz bir dil, yazĂ˝ diline geçer geçmez felsefe ve edebiyata ait metinlerin çevirisine nasĂ˝l hazĂ˝r olabildi? Bir örnek: Rus düĂžünürler günümüz koĂžullarĂ˝nda yapĂ˝lan çeviriler için, dil özellikleri nedeniyle Alman felsefesinin Rusça’ya tam olarak aktarĂ˝lamadýðý yorumlarĂ˝nĂ˝ yapmaktadĂ˝rlar. Rus edebiyatĂ˝ndaki felsefenin derinliĂ°i ve Rus edebiyatĂ˝nĂ˝n dünya edebiyatlarĂ˝ arasĂ˝ndaki seçkin yeri, bir de Rusça’nĂ˝n daĂ°arcýðýnda üç yüz binden fazla sözcük olduĂ°u gerçeĂ°i deĂ°erlendirilirse, soru daha net anlaÞýlabilir. Bu veriler ýÞýðýnda, çevirilerin yapĂ˝ldýðý kaynak dil olan klasik Yunanca’nĂ˝n, yazĂ˝ diline yeni geçen Ermenice ile kĂ˝yaslanabilirlik olasĂ˝lýðý ne kadardĂ˝r?
    
Bu sorunun tartýÞýldýðý bir platformda YunanlĂ˝ filologlarĂ˝n fikirlerini de dinlemek ilginç olurdu, düĂžüncesindeyim.

Þimdi konunun diĂ°er boyutuna, Türk okurun ve Türk halkĂ˝nĂ˝n yok sayĂ˝larak Ermeni ve dünya toplumlarĂ˝ için yatĂ˝lmak istenen imgelere deĂ°inelim.
 
ÖrneĂ°imiz, ülke ve devlet imgesi olacak. Bunun için, I. Dünya SavaÞý sĂ˝rasĂ˝nda OsmanlĂ˝ vatandaÞý bazĂ˝ Ermeni gruplara verilen rolü hatĂ˝rlayalĂ˝m. Rus, FransĂ˝z, Ýngiliz cephelerinde OsmanlĂ˝ Devleti’ne karÞý savaĂžan OsmanlĂ˝ vatandaÞý Ermenilerin sayĂ˝sĂ˝nĂ˝ öĂ°renmek için, Ermenistan Cumhuriyeti Kültür ve Bilim BakanlýðýnĂ˝n desteĂ°iyle yayĂ˝nlanan tarih kitaplarĂ˝na bakmak yeterli. G. A. Avetisyan’Ă˝n redaktörlüĂ°ünde 9—10. sĂ˝nĂ˝flar için Ermeni öĂ°rencilere yönelik olarak hazĂ˝rlanan bu tür bir ders kitabĂ˝nda 50 binden fazla Ermeni’nin Fransa, Ýngiltere ve ABD ordusuna hizmet verdiĂ°i bilgisi yer almaktadĂ˝r. Daha önemlisi kitabĂ˝n yazarlarĂ˝ OsmanlĂ˝ vatandaÞý tüm Ermeniler’i zan altĂ˝nda bĂ˝rakabilecek nitelikte bir bilgi aktarmýÞlar: ‘Ülkeyi Türk yönetiminden kurtarma düĂžüncesi tüm Ermenileri heyecanlandĂ˝rĂ˝yordu, bunun için de yalnĂ˝zca Rusya’da deĂ°il, yurtdýÞýnda da (MĂ˝sĂ˝r’da, Fransa’da, KĂ˝brĂ˝s’ta. ABD’de)  Gönüllü Birliklere katĂ˝lmak isteyen Ermeni sayĂ˝sĂ˝ pek çoktu.’[12]
 
Bu alĂ˝ntĂ˝da bizim için altĂ˝ çizilmesi gereken son derece önemli iki nokta var: 1) Sözü edilen ülke, OsmanlĂ˝ ülkesidir ve OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u’nu kimin kurduĂ°u, yalnĂ˝zca Türk tarihinin deĂ°il, dünya tarihinin de en net sayfalarĂ˝ndan birisidir. 2) Gönüllü birliklerin kurucularĂ˝nĂ˝n büyük bir bölümü, OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u devletinin vatandaÞýdĂ˝r.
 
Tarih kitaplarĂ˝nĂ˝n sayfalarĂ˝nĂ˝ karýÞtĂ˝rdýðýmĂ˝z zaman konuyla ilgili Ăžu bilgilere ulaÞýyoruz: Ermeni Gönüllü Birlikleri’ni, OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u’na karÞý silah kullanan Ermeni çeteler oluĂžturmaktadĂ˝r. Rusya, Akdeniz’e kadar inme hayalini gerçekleĂžtirmek amacĂ˝yla, Ermeni Gönüllü Birlikleri’ni baĂžlangĂ˝çta maddi ve manevi olarak desteklemiĂžtir. Ancak, kendisi için zararlĂ˝ olmaya baĂžladýðýnĂ˝ fark edince gönüllü birlik üyelerinin Rusya’nĂ˝n sĂ˝nĂ˝rlarĂ˝ içerisindeki faaliyetlerini önlemek amacĂ˝yla söz konusu çeteleri 1915 yĂ˝lĂ˝nda daĂ°Ă˝tmýÞtĂ˝r. Buna karÞýn, Ermenice metinlere göre, Ermeni Gönüllüleri’nin OsmanlĂ˝ sĂ˝nĂ˝rlarĂ˝ içerisindeki eylemleri, 1918 yĂ˝lĂ˝na kadar devam etmiĂžtir.
 
Bu imge yaratĂ˝lĂ˝rken Ermeniler’in OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u’nu oluĂžturan sayĂ˝sĂ˝z etnik gruptan yalnĂ˝zca birisi olduĂ°u ve sözü edilen grubun vatandaĂžlýðýnĂ˝ taÞýdýðý OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u’yla savaĂž halindeki devletlere yardĂ˝m etmekte olduĂ°u bilgisi Ermeni gençlerden kasĂ˝tlĂ˝ olarak saklanmaktadĂ˝r.

BunlarĂ˝n dýÞýnda, ‘Ermeni Sorunu’na taraf olmayan üçüncü ĂžahĂ˝slarĂ˝ konuyla ilgili düĂžünce üretmeye ve eylem yapmaya zorlamak için yapĂ˝lan çalýÞmalar da dikkate deĂ°er veriler sunmaktadĂ˝r. Bu çalýÞmalarĂ˝ organize eden grup/gruplar, baĂžarĂ˝ya giden yolu, üçüncü ĂžahĂ˝s konumundaki devletlerin yardĂ˝mĂ˝nda görerek faaliyet yürütmektedir. Söz konusu yardĂ˝mĂ˝ saĂ°layabilmek için de Ermeni halkĂ˝nĂ˝ HĂ˝ristiyan dünya için kendisini feda etmiĂž kurban imgesiyle tanĂ˝tmakta ve çok sĂ˝k aralĂ˝klarla bu düĂžünceyi tekrar eden metinleri çeĂžitli yollarla Ermeni halkĂ˝na ve dünya kamuoyuna sunulmaktalar. Öyle ki, konuyla çok alakasĂ˝z bir metinde bile bu imge ile karÞýlaĂžabiliyoruz. ÖrneĂ°in: ‘Kendi Kendine Ermenice’ adlĂ˝ ders kitabĂ˝nĂ˝n önsözünde ‘Ermenice’nin Önemi ve Ermenice ÖĂ°renmenin AmacĂ˝’[13] baĂžlĂ˝klĂ˝ makalede Ermenice’nin tarihi anlatĂ˝lĂ˝rken satĂ˝r arasĂ˝nda bu imgeyi oluĂžturan anlatĂ˝m öĂ°eleri de kullanĂ˝lmýÞtĂ˝r. Bunun yanĂ˝nda, Franz Werfel’in ‘Musa DaĂ°’da 40 Gün’ adlĂ˝ romanĂ˝ gibi, doĂ°rudan HĂ˝ristiyanlĂ˝k için kurban edilmiĂž halk imgesini yaratmak amacĂ˝yla yazĂ˝lmýÞ kitaplar da var.
 
Bu hedefe paralel olarak hazĂ˝rlanan metinlerde, ayrĂ˝ca BatĂ˝ kamuoyunu psikolojik baskĂ˝ altĂ˝nda tutmak çabasĂ˝ da hissedilmektedir. Bu tür metinlerde Ermeni ‘aldatĂ˝lmýÞ halk’ imgesiyle sunuluyor. Bu yolla BatĂ˝lĂ˝ devletler suçlanĂ˝yor. SuçlamayĂ˝ destekleyen temel düĂžünceyi de Ăžöyle formüle edebiliriz: BatĂ˝lĂ˝ devletler, tĂ˝pkĂ˝ bir zamanlar Roma ÝmparatorluĂ°u’nun yaptýðý gibi, I. Dünya SavaÞý sĂ˝rasĂ˝nda OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u’nun parçalanma sürecini hĂ˝zlandĂ˝rmak için kendisine büyük yararlĂ˝lĂ˝klar gösteren Ermeni halkĂ˝na vaat ettiĂ°i ödülü vermemiĂžtir. Bunun için Fridtjof Nansen’in ‘AldatĂ˝lmýÞ Halk’[14] adlĂ˝ Almanca eserini örnek olarak alabiliriz.
 
Bu noktada konunun bir baĂžka boyutuyla daha araĂžtĂ˝rĂ˝lmasĂ˝nĂ˝ ve tartýÞýlmasĂ˝nĂ˝ gerektiren bazĂ˝ verilerden söz etmek istiyorum. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih–CoĂ°rafya Fakültesi bünyesinde Cumhuriyet’in 80. KuruluĂž YĂ˝ldönümü Etkinlikleri sĂ˝rasĂ˝nda 22—23 Ekim 2003 tarihlerinde ‘DoĂ°u ve BatĂ˝ Dilleri ve EdebiyatlarĂ˝ AraĂžtĂ˝rmalarĂ˝ Sempozyumu’nda sunulan bildirilerden ikisinde çalýÞmalarĂ˝ma destek veren önemli veriler vardĂ˝. Birincisinde 1828—29 yĂ˝llarĂ˝ arasĂ˝ndaki Türk—Rus savaÞý sĂ˝rasĂ˝nda Rus Ăžair PuĂžkin’in Erzurum’a yaptýðý yolculuktan bahsediliyordu.[15] Burada çalýÞmam için önemli olan veri, PuĂžkin’in rehberinin Ermeni olduĂ°u idi. Ýkinci bildiride ise, Japon yazar Ýenaga Toyokichi’nin 19. yüzyĂ˝lĂ˝n son—20. yüzyĂ˝lĂ˝n ilk yĂ˝lĂ˝na rastlayan on aylĂ˝k bir zaman diliminde Anadolu’ya yaptýðý seyahatten sonra kaleme aldýðý kitap konu ediliyordu.[16] Dikkat çeken bilgi, Japon yazarĂ˝n rehberinin Ermeni olmasĂ˝ydĂ˝. Bu eserlerde yaratĂ˝lan olumsuz Türk imgesi ise, her iki yazarĂ˝n kaleminin ortak özelliĂ°iydi. Bu iki veriyi destekleyen üçüncü veriyi, ‘Kitle ÝletiĂžim AraçlarĂ˝ ve ‘Ermeni Sorunu’nu Konu Alan Metinlerde YaratĂ˝lan Paradokslar’[17] adlĂ˝ çalýÞmam için Rusça’dan çevirisini yaptýðým ‘Ermeniler’in Hayali ve Cephedeki KonuĂžmalar’ baĂžlĂ˝klĂ˝ röportajdan elde ediyoruz. Bu röportajda 1916 yĂ˝lĂ˝nda Anadolu topraklarĂ˝nĂ˝ gezerken Rus gazeteci F. Sibirski’ye bir Ermeni rehberlik ediyor. KĂ˝saca, verilerden yola çĂ˝karak, Ermeni rehberler, yabancĂ˝ seyyahlar/ yazarlar ve bu seyyahlarĂ˝n eserlerinde yarattĂ˝klarĂ˝ Türk imgesinin araĂžtĂ˝rĂ˝lmaya deĂ°er nicelik ve nitelikte bir konu olduĂ°u deĂ°erlendirmesini yapabiliriz.

Dinin üçüncü ĂžahĂ˝slar üzerinde baskĂ˝ aracĂ˝ olarak kullanĂ˝lmasĂ˝. Bu amaçla Ermeni HĂ˝ristiyan kamuoyuna HĂ˝ristiyanlýðý devlet dini olarak kabul eden ilk halk imgesiyle sunulmaktadĂ˝r. Bu imge yaratĂ˝lĂ˝rken arka plana itilen bilgi, Ermenilerin o dönemde baĂ°Ă˝msĂ˝z olmadĂ˝klarĂ˝, böyle bir Ăžeyi yapabilmeleri için Roma Ýmparatoru I. Konstantin’in HĂ˝ristiyanlýðý din olarak resmen kabul etmesi gerektiĂ°i, ki bu konuya iki yĂ˝l kadar önce ‘Ermeni Kültüründe Üç Tabudan Birisi: Ermeni Dili’[18]  baĂžlĂ˝klĂ˝ çalýÞmamda deĂ°inmiĂž ve veriler sunmuĂžtum.
 
Bu imgeye yönelteceĂ°imiz, Ermeniler’in HĂ˝ristiyanlýðý niçin ve hangi koĂžullarda kabul ettikleri? sorusunu Ermeni edebiyat bilimci V. S. Nalbandyan’Ă˝n çalýÞmasĂ˝ndan alĂ˝ntĂ˝ yaparak cevaplandĂ˝ralĂ˝m:

‘Ermeni feodalleri, daha önce de söylediĂ°imiz gibi, 301 yĂ˝lĂ˝nda HĂ˝ristiyanlýðý devlet dini yaparken HĂ˝ristiyanlýða büyük umut baĂ°lamýÞlardĂ˝. Kral Büyük Tiridat, HĂ˝ristiyanlýðý kendi siyasi iktidarĂ˝nĂ˝ güçlendirmek için kullanmaya gayret ediyordu, aynĂ˝ zamanda da Roma ÝmparatorluĂ°u’yla aynĂ˝ dini paylaĂžmanĂ˝n Pers tiranlýðýna karÞý savaĂžta kendisine güçlü bir müttefik kazandĂ˝racaĂ°Ă˝nĂ˝ hesaba katĂ˝yordu. Fakat, 4.—5. yüzyĂ˝llardaki olaylar bu umudu boĂža çĂ˝kardĂ˝.’[19]
 
Bu metin aracĂ˝lýðýyla Ermenilerin HĂ˝ristiyanlýðý devlet olabilmek için araç olarak kullandĂ˝klarĂ˝nĂ˝ öĂ°reniyoruz. Bu HĂ˝ristiyanlĂ˝k uĂ°runa kurban olmayĂ˝ seçmiĂž halk imgesiyle çeliĂžir nitelikte bir bilgidir.

Bir sonuca varmadan önce Ermeni halkĂ˝nĂ˝ hedef alan imgelere bir kez daha dönmek istiyorum. Çünkü bu konuyla ilgili bazĂ˝ verilere Ermeni halkĂ˝nĂ˝n tepkisiz kalmasĂ˝ ilginç bir görüntü sunmaktadĂ˝r.

Ýsyan motifleriyle sunulan asi halk imgesi. Ermeni tarih kitaplarĂ˝nda en sĂ˝k verilen bilgi, 5. yy.dan itibaren yaĂžanmýÞ Ermeni isyanlarĂ˝ üzerinedir. Öyle ki, isyan baĂžlĂ˝klarĂ˝ derlendiĂ°inde, Ermeni ÝsyanlarĂ˝ Tarihi adĂ˝ altĂ˝nda bir kitap oluĂžturulabilir. Konuyla ilgili verilerden çĂ˝kan sonuç, Ermeni halkĂ˝nĂ˝n Anadolu topraklarĂ˝nda egemenliĂ°i altĂ˝nda yaĂžadýðý devletlerin tamamĂ˝nĂ˝n yĂ˝kĂ˝lmasĂ˝nda birincil derecede rol oynadýðý Ăžeklindedir. Buna paralel olarak, sonucuna bakmaksĂ˝zĂ˝n isyan eyleminin gerçekleĂžmiĂž olmasĂ˝nĂ˝n baĂžarĂ˝ kabul edilmesi bu metinlerin en karakteristik özelliĂ°idir. 387 yĂ˝lĂ˝ndaki antlaĂžmayla sonuçlanan Pers—Roma savaÞýnda uyruĂ°unda olduklarĂ˝ Pers ÝmparatorluĂ°una karÞý Roma’yĂ˝ destekleyen Ermeni isyancĂ˝ gruplarĂ˝n Roma’dan aldĂ˝klarĂ˝ ödülü hatĂ˝rlayalĂ˝m. Bu ödül, Roma’nĂ˝n, tehlikeli bulduĂ°u için, sĂ˝nĂ˝rlarĂ˝ içerisindeki Ermeniler’in siyasi varlýðýnĂ˝ yok etmesi Ăžeklinde olmuĂžtu. Asi Ermeni imgesini ön plana çĂ˝kartan yazarlar, baĂžarĂ˝sĂ˝na destek verdikleri Roma tarafĂ˝ndan Ermeniler’in siyasi varlýðýna son verilmesinin anlamĂ˝nĂ˝ bugün bile çözebilmiĂž deĂ°iller(?!).
 
Ermeni terör örgütlerinin kullandýðý ve tüm Ermeni halkĂ˝na kazandĂ˝rĂ˝lmaya çalýÞýlan kindar ve hĂ˝nç dolu amansĂ˝z düĂžman imgesi. Bu konuda verilebilecek en uç örnek, Ermeni terör örgütü ASALA’nĂ˝n Internet üzerinden yaptýðý yayĂ˝nlardĂ˝r. Armenians.com adresinde bu yönde çalýÞan sitelere kolayca ulaÞýlabilir. Bu sitelerde yalnĂ˝zca yazĂ˝lĂ˝ deĂ°il, görsel metinler de kullanĂ˝lmaktadĂ˝r.[20] ÇalýÞmamĂ˝zĂ˝n hedefinde olan Terör örgütlerinin yayĂ˝nlarĂ˝ deĂ°il. Çünkü, bu gruplar BatĂ˝’nĂ˝n kararlarĂ˝na gereksinim duymadan kendilerini bir terör örgütü olarak nitelendirmekte ve bu özellikleriyle sempati toplamaya çalýÞmaktalar. AsĂ˝l dikkat çekici olan ve araĂžtĂ˝rmaya gereksinim duyan konu, Ermeni aydĂ˝nlarĂ˝nĂ˝n ve insan haklarĂ˝ konusundaki titizlikleriyle göze batan batĂ˝lĂ˝ aydĂ˝nlarĂ˝n bu faaliyetleri görmezden gelmeleridir.
 
Bir örnek de edebiyat dünyasĂ˝ndan vermek istiyorum. ÖrneĂ°imiz William Saroyan’Ă˝n eserlerinde ön plana çĂ˝karttýðý deli imgesi olacak. Bunun için yazarĂ˝n yayĂ˝nlanan güncesinden uzunca bir alĂ˝ntĂ˝ yapalĂ˝m:

‘BaĂžkalarĂ˝nĂ˝ gözlemlediĂ°im zaman, yani baĂžka ailelerin çocuklarĂ˝nĂ˝, kendi çocuklarĂ˝mĂ˝ ve Armenak Saroyan’la Takuhi Saroyan’Ă˝n dört çocuĂ°undan biri olan kendimi düĂžünürüm. BaĂžkalarĂ˝nĂ˝n çocuklarĂ˝nĂ˝n ne kadar aklĂ˝ baÞýnda, terbiyeli, becerikli, saygĂ˝lĂ˝, ne yapacaklarĂ˝nĂ˝ kestirebilir olduĂ°unu, buna karÞýn benim halkĂ˝mĂ˝n çocuklarĂ˝nĂ˝n, insanĂ˝ hayretten hayrete düĂžürdüĂ°ünü görür ĂžaĂžar kalĂ˝rĂ˝m. Öteki çocuklar kim olduklarĂ˝nĂ˝, bu dünyadaki yerleri ve ne yapĂ˝p ettikleri konusunda fevkalade rahattĂ˝r. Oysa biz Ermeniler için bu ta en baÞýndan beri müthiĂž bir mücadeledir.

Sonunda hepimizin deli olduĂ°u hükmüne vardĂ˝m, ama tĂ˝marhaneye kapatĂ˝lacak türden deĂ°il. Bizler öfkemizi, toplum ya da tĂ˝p yetkilileri üzerimize varmadan bastĂ˝rmayĂ˝ biliyoruz. Ýçimizde kaçĂ˝k olmayanlar parmakla gösterilecek kadar azdĂ˝r. Bunu aĂžaĂ°Ă˝ yukarĂ˝ ‘hep böyle’ olduĂ°u anlamĂ˝nda söylüyorum; yani eskisine göre daha beter olduĂ°umuz sanĂ˝lmasĂ˝n. Her Ăžeye kusur buluruz. KokuĂžmuĂž bir dünyada yaĂžadýðýmĂ˝zĂ˝ bilir, ama bu gerçeĂ°i kabul ettikten sonra bile, dertlenmekten kendimizi alamayĂ˝z; hatta arada sĂ˝rada köpürdüĂ°ümüz de olur. Ailenin çeĂžitli kollarĂ˝nĂ˝ gözümün önüne getirdiĂ°imde, uysal, sĂ˝radan, ciddi, uyumlu, hevesli, saygĂ˝lĂ˝, talepkâr olmayan, becerikli, ne istediĂ°ini bilen, uzun lafĂ˝n kĂ˝sasĂ˝, öteki nazik insanlarda rastlanan özelliklere sahip bir tek aile bile bulamĂ˝yorum.’’[21]
 
Bu alĂ˝ntĂ˝da Saroyan’Ă˝n kalemi, Ermeni edebiyat dünyasĂ˝nda sĂ˝k ve yazarlarĂ˝n sempatisiyle iĂžlenen uyumsuz insan imgesini de oldukça ustaca çiziyor. Ermeni edebiyatĂ˝nda uyumsuz insan imgesinin de tĂ˝pkĂ˝ deli imgesi gibi, Ermenilere özgü ve onlarĂ˝ baĂžka halklardan farklĂ˝ kĂ˝lan üstün bir nitelikmiĂž gibi sunulmasĂ˝ geleneĂ°i vardĂ˝r.
 
Sonuç olarak, Ermeni kitle iletiĂžim araçlarĂ˝nda yaratĂ˝lan Ermeni imgeleriyle ilgili, altĂ˝nĂ˝n önemle çizilmesi gereken iki nokta var. Birincisi, genel olarak deĂ°erlendirdiĂ°imizde, yaratĂ˝lan imgelerden dolayĂ˝ öncelikle Ermeni okurdan tepki almamasĂ˝nĂ˝, bu metinlerin en büyük baĂžarĂ˝sĂ˝ olarak kabul edebiliriz. Bu tepkisizlik ‘Görme Biçimleri’ adlĂ˝ kitabĂ˝nda John Berger’in ileri sürdüĂ°ü ‘düĂžündüklerimiz ve inandĂ˝klarĂ˝mĂ˝z gördüklerimizi etkiler’[22] savĂ˝nĂ˝ destekler nitelik taÞýyor. Ünlü sanat eleĂžtirmeni düĂžüncelerini ‘ÝnsanlarĂ˝n Cehennem’in gerçekten var olduĂ°una inandĂ˝klarĂ˝ OrtaçaĂ°’da ateĂžin bugünkünden çok deĂ°iĂžik bir anlamĂ˝ vardĂ˝ kuĂžkusuz,’[23] diye açĂ˝klar. Þimdi bir tersinleme yapalĂ˝m ve yukarĂ˝da örnek olarak verdiĂ°imiz Ermeni Gönüllü Birlikleri niteliĂ°indeki gruplarĂ˝n, Diaspora’da ve 1991 yĂ˝lĂ˝ndan beri siyasi bir varlĂ˝k olan Emenistan’da vatandaĂžlĂ˝k kimliĂ°ini taÞýyarak yaĂžarken önce 1800—1900’lü yĂ˝llarda OsmanlĂ˝ ÝmparatorluĂ°u topraklarĂ˝nda yapĂ˝lan hareketlerin aynĂ˝sĂ˝nĂ˝ bu devletlere karÞý da tekrarlamýÞ olduklarĂ˝nĂ˝, sonra da bu devletlerin verecekleri reaksiyonun ne olabileceĂ°ini düĂžünelim.
   
AltĂ˝ çizilmesi gereken ikinci noktaya gelince. Michel Foucault (MiĂžel Fuko), ‘Kelimeler ve Þeyler’[24] adlĂ˝ kitabĂ˝nda metinler içerisinde kaybolmuĂž görüntüsü sunan önemli ayrĂ˝ntĂ˝lara dikkat çeker. FransĂ˝z kültür ve bilim tarihçisi ve filozof kimlikleriyle tanĂ˝dýðýmĂ˝z Foucault, kitabĂ˝nda Velazquez (Velaskes)’in ‘Nedimeler’ adlĂ˝ tablosuyla ilgili uzman olmayan izleyicilerin gözünden kaçan detaylara açĂ˝klamalar getirir. Ortaya çĂ˝kan sonuçta tablonun yalnĂ˝zca ön planda belirgin olarak çizilmiĂž imgelerden oluĂžmadýðý anlaÞýlĂ˝r.

‘Ermeni sorunu’ konulu tablonda incelediĂ°imiz Ermeni imgesi de,  yukarĂ˝da sözünü ettiĂ°imiz ilk bakýÞta dikkat çekmeyen detaylardandĂ˝r. Bu detay aynĂ˝ zamanda, ‘Ermeni sorununu’ dünya kamuoyuna Ermeni bakýÞ açĂ˝sĂ˝ndan sunan yazarlarĂ˝n Ermeni halkĂ˝na karÞý tutumunun da göstermektedir. Bu tutumuyla metin yazarlarĂ˝nĂ˝n, alĂ˝cĂ˝yĂ˝ düĂžünce üretirken deĂ°il, kendisine sunulan bilgileri sorgulamadan depolayan ve bu bilgileri sunulduĂ°u biçimde bir baĂžkasĂ˝na aktarmak için kolayca kodlanabilen araçlar olarak görmek istediĂ°ini gözlemliyoruz.

Ermeni kitle iletiĂžim aracĂ˝lýðýyla yaratĂ˝lan ve ‘Ermeni Sorunu’nu gündemde tutmak için kullanĂ˝lmasĂ˝ nedeniyle bu çalýÞmada ön plana çĂ˝kartĂ˝lan imgelerin oluĂžturduĂ°u listeyi geniĂžletmek mümkündür, elbette. Bu imgeler, ayrĂ˝ca Ermeni halkĂ˝nĂ˝n bireysel ve toplumsal özelliklerini konu alacak çalýÞmalar için de veriler sunmaktadĂ˝r.

Son yĂ˝llarda batĂ˝daki üniversitelerin bünyesinde kültür analizleri ve toplum belleĂ°i üzerine yapĂ˝lan çalýÞmalarĂ˝n yoĂ°unluĂ°u gözden kaçmĂ˝yor. Bunu geliĂžmiĂž teknolojiyi, sosyal bilimler alanĂ˝nda geliĂžmiĂž ellere teslim etmenin zorunluluĂ°u için verilen sinyaller olarak algĂ˝lamak gerekir. Sonuç olarak: Türk bilim dünyasĂ˝ için, ‘Ermeni Sorunu’yla elde ettiĂ°imiz deneyimin dünya kamuoyu önünde yapĂ˝lan bu tür tartýÞmalara yön veren düĂžünsel katkĂ˝larda bulunmak Ăžeklinde bir kazanĂ˝mĂ˝ olmalĂ˝dĂ˝r.

 


[*] 20 Þubat 2004 tarihli konferans metni.
[1] Bu çalýÞmada ‘metin yazarlarĂ˝’ ifadesiyle kast edilen yazĂ˝lĂ˝, sözlü ve görsel metinlerin yaratĂ˝cĂ˝larĂ˝dĂ˝r.
[2] Emre Becer, Ýletiþim ve Grafik Tasarýmý, (Ankara: Dost, 2002), s. 11.
[3] John Fiske, ÝletiĂžim ÇalýÞmalarĂ˝na GiriĂž, çev: Süleyman Ýrvan, (Ankara: Ark, 1996), s. 15.
[4] Hayots patmutyun, Hanrakrtakan dprotsi 7-rd dasarani dasagirk, Hmbagrutyam. Prof. V.Barhudaryani, ‘Luys’, (Yerevan, 1999), ec. 59.
[5] Yavuz Ercan, OsmanlĂ˝ Yönetiminde Gayrimüslimler, (Ankara: Turhan Kitapevi, 2001).
[6] Bkz. Hüseyin NazĂ˝m PaĂža, Ermeni OlaylarĂ˝ Tarihi, (Ankara: BaĂžbakanlĂ˝k Devlet ArĂživleri Genel MüdürlüĂ°ü OsmanlĂ˝ ArĂživi Daire BaĂžkanlýðý, 1994).
[7] Patriarkutyun hayots turkio. Kohstandnupolisi hayots patriarkutyun, haykakan sovetakan hanragitaran, hator 9, (Yerevan, 1983).
[8] Agos, 5 Aralýk 2003.
[9] Gürsel Aytaç, Genel Edebiyat Bilimi, (, Ýstanbul: Papirüs, 1999), s. 56.
[10] a.g.e. s. 56.
[11] Yazýkozhahie, BoÞlaya russkaya entsiklopediya, (Moskova, 1998).
[12] Agayan, Ts.P., i drugie, Ýstoriya armyanskogo naroda (1900-1983), ‘Luys’, (Yerevan, 1985), s. 32.
[13] Parnasyan, N.A. i Manukyan, J.K, samouçitel Armyanskogo yazĂ˝ka, Luys, (Yerevan, 1990), s. 11.
[14] Fridtjof Nansen, Betrogenes Volk, F.A.Brockhaus, (Leipzig, 1928). Bu kaynakla ilgili yardĂ˝mĂ˝ için DTCF öĂ°retim üyesi Doç. Dr. Osman Toklu’ya teĂžekkür ederim.
[15] Prof. Dr. Altan Aykut, ‘PuĂžkin’in ‘Erzurum’a Yolculuk’ AdlĂ˝ YapĂ˝tĂ˝’, DoĂ°u—BatĂ˝ Dilleri ve EdebiyatlarĂ˝ AraĂžtĂ˝rmalarĂ˝ Sempozyumu, bildiri metni, Ankara Üniversitesi DTCF, 22—23 Ekim 2003, Ankara.
[16] Dr. Hüseyin Can Erkin, ‘ÇaĂ°daĂžlaĂžma Dönemi Japon EdebiyatĂ˝nda Türk Ýmgesi’, DoĂ°u—BatĂ˝ Dilleri ve EdebiyatlarĂ˝ AraĂžtĂ˝rmalarĂ˝ Sempozyumu, bildiri metni, Ankara Üniversitesi DTCF, 22—23 Ekim 2003, Ankara..
[17] Birsen Karaca, ‘Kitle ÝletiĂžim AraçlarĂ˝ ve ‘Ermeni Sorunu’nu Konu Alan Metinlerde YaratĂ˝lan Paradokslar’, Bkz. Ýdris Bal ve Mustafa ÇufalĂ˝, Dünden Bugüne Türk Ermeni ÝliĂžkileri, (Ankara: Nobel, 2003), ss. 425—432.
[18] Birsen Karaca, ‘Ermeni Kültüründe Üç Tabudan Birisi: Ermeni Dili’, Ermeni AraĂžtĂ˝rmalarĂ˝ I. Türkiye Kongresi Bildirileri, III.Cilt, ASAM—Ermeni AraĂžtĂ˝rmalarĂ˝ Enstitüsü YayĂ˝nĂ˝, Ankara, 2003, ss. 137—142.
[19] V.S. Nalbandyan, i drugiye, Armyanskaya literatura, (Moskova, 1976), s. 9.
[20] ASALA’nĂ˝n Türk diplomatlara karÞý terörist faaliyetleri için bkz. Emekli büyükelçi Bilal ÞimĂžir’in iki ciltlik ‘Þehit DiplomatlarĂ˝mĂ˝z (1973—1994)’ adlĂ˝ kitabĂ˝, (Ankara: Bilgi YayĂ˝nevi, 2000).
[21] W. Saroyan, Paris-Fresno Güncesi 1967-68, (Ýstanbul: Aras, 2001), s. 57
[22] John Berger, Görme Biçimleri, (Ýstanbul: Metis, 1999), s. 8.
[23] A.g.e. s. 8.
[24] Marsel Foucault, Kelimeler ve Þeyler, (Ýstanbul: Ýmge, 2001).

 ----------------------
* Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Cođrafya Fakültesi Öđretim Üyesi -
- ERMENÝ ARAŢTIRMALARI, Sayý 14-15, Yaz - Sonbahar 2004
            Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar