Anasayfaİletişim
  
English



E-Bülten Üyeliği

Günlük bültenimize üye olmak için aşağıdaki alanları doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERGİ SAYILARI

Yozgat'ta Ermeni Ayaklanmaları: Birinci Yozgat Ayaklanması

Yrd. Doç. Dr. Taha Niyazi KARACA*
ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 12-13, Kış 2003 - İlkbahar 2004

 
Title: The Armenian Rebellions in Yozgat: 1st Yozgat Rebellion (January 6, 1893)

Abstract: The article deals with the 1st Armenian Rebellion in Yozgat which would also prepare the gorunds for a second rebellion. In this context, the beginning of the rebellion and how the events are shaped are explained in detail.
 
Keywords: Yozgat, Armenian, Rebellion, French Revolution, Nationalism

Giriş

19. Yüzyılda Ermeni sorununun ortaya çıkartılması ile Osmanlı Devleti’nin Ermeni nüfusu bulunan bütün yerleşim alanlarında birbiri arkasına ayaklanmalar ortaya çıkmıştır. Ermenilerin örgütlendikleri ve Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklandıkları bölgelerden biri de Yozgat olmuştur. Orta Anadolu’da küçük bir yerleşim alanı olan Yozgat’ta Ermeni ayaklanmalarının ortaya çıkması, gerçekte Ermeni ihtilal hareketlerinin ne denli etkili bir şekilde yayıldığını göstermektedir. Zira, Ermeniler Çapanoğullarının uyguladığı özendirici politikalarla şehre çekilmişler ve kısa sürede Ermeni nüfusu büyük artış göstermişti.[1] 1837 yılında şehre gelen Poujoulat şehirde 1000 Ermeni nüfusu bulunduğunu bildirmektedir.[2] 1914 resmi sayımlarında tespit edilen 13.970 kişilik nüfus dikkate alındığında 77 yıllık bir zaman diliminde Ermeni nüfusunun büyük gelişme gösterdiği gözlenmektedir.[3] Bu nüfus artışı hiç şüphesiz ki, bölgede yaşanan huzur ve refahın bir sonucudur. Nitekim, bir çok seyyah çok açık ifadelerle Ermenilerin yaşantıları ve zenginlikleri hakkında bilgiler vermişlerdir.[4] Öyle ki, bu huzur ve refahın bir sonucu olarak şehirde hemen hemen hiçbir suçun işlenmemiş olduğu da yine belgelerden ve seyyahların ifadelerinden anlaşılmaktadır.[5] Kısacası, Yozgat ile ilgili bütün veriler 1893 yılı öncesine kadar bölgedeki Ermeniler ile Türkler arasında büyük bir uyumun olduğunu göstermektedir.

Bu durumda akla gelen soru şudur. Ne olmuştu ki, Yozgat gibi bir bölgede Ermeniler ile Türkler boğaz boğaza gelmişler ve şehir eski görüntüsünden çok uzaklaşarak bir terör yuvası haline dönüşmüştü. Gerçekte, böyle bir soruya verilecek cevap yalnızca Yozgat şehri ve burada yaşan halk ile bağlantılı değildir. Özellikle 1878 yılından sonra Ermenilerin Osmanlı Devleti’nde bir sorun olarak ortaya çıkartılması “Doğu Sorunu” olarak adlandırılan ve Türklerin Hıristiyanların yaşadıkları yerlerden çıkartılmasını hedef alan siyasal gelişmelerin bir parçası olmuştur. Fakat yüzyıllarca Osmanlı Devleti’ne bağlı kalmayı tercih eden Ermenilerin Avrupalı devletlerin siyasal çıkarlarına uygun hale gerilmesi için yüzeli yıllık bir zamanın geçmesi gerekmiştir. Bu zaman diliminde bir çok etken “millet-i sadıka” olan Ermenilerin ihanetlerine uzanan yolu hazırlamıştır. Bu etkenleri şu şekilde sıralamak mümkündür:

1-Fransız İnkılâbı ile yayılan milliyetçilik akımları;

2-Milliyetçilik akımları sonucu Sırbistan, Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’nın bağımsızlıklarını kazanarak örnek oluşturması;

3-Doğu Rumeli’nin 1885 yılında Bulgaristan’a katılmasının Ermeniler üzerindeki etkisi;

4-Rusya’nın Osmanlı Devleti’ni dağıtma aracı olarak Ermenileri görmeleri ve Ermenileri Devlete karşı kışkırtmaları;

5-İngiltere’nin 1878 yılından sonra Osmanlı Devleti’ne yönelik koruyucu politikasını değiştirerek Rusların güneye inmelerini önlemek için bağımsız Ermenistan kurma projeleri;

6-Liberal Parti lideri Gladstone’un Ermenileri Türklerin hakimiyetinden kurtarma projesi ve propaganda faaliyetleri;

7-ABD’nin misyonerlik faaliyetleri ve ABD’nin ticari çıkarları için Ermenileri kullanma çabaları;

8-Fransa’nın Osmanlı Devleti’ndeki Katoliklerin hamisi olduğu gerekçesi ile hem misyonerlik faaliyetlerinde bulunması hem de Ermeni milliyetçilik akımlarını desteklemesi;

9-İngiltere’nin Asya, Çin ve Hint işlerinde zor şartlar içinde Ruslarla müttefiksiz ve tek başına uğraşmaktansa Yakın Doğu, Boğazlar ve Balkan işlerinde bir çok müttefike malik olarak uğraşmayı tercih etmesi ve bu suretle Rusları Uzakdoğu ve Hindistan yolundan uzak tutmaya çalışması sebebi ile Ermenileri kullanmak istemesi;

10-Rusya’nın, Ruslaştırma politikalarından bunalan ve ezilen Ermenilerin, Rusya ile uğraşacak kudrette olmamaları sebebiyle, ileride bütün Ermenilerin bağımsızlığını sağlayacak nüveyi Türkiye’de kurmayı istemeleri;

11-Ermeni aydınlarının eğitim ve yayın yolu ile milliyetçilik duygularını ve ihtilal fikirlerini yaymaları;

12-Ermeni kilisesinin Ermeni ihtilalini desteklemesi ve Ermenileri teröre yönlendirmesi.

Yozgat Ermeni ayaklanmalarının başlaması ve organize olması açısından en önemli gelişme Merzifon’da Amerikan Anadolu Koleji’nin kurulması olmuştur. Çünkü, her ne kadar Yozgat’ta açılan Amerikan Misyoner Yüksek Okulu Kayseri İstasyonunun bir uç istasyonu olsa da daha çok ilişkilerini Merzifon’daki Anadolu koleji ile yoğunlaştırmış, Yozgat Protestanlarının yönetim merkezi Merzifon olmuştur.[6] Bu açıdan Merzifon Anadolu Kolejinin kurulmasını sağlayan Amerikan misyonerlik faaliyetlerini kısaca özetlemek konunun bütünlüğü açısından önem arz etmektedir.

Merzifon Anadolu Kolejinin Kurulması

İmparatorluğun başkenti İstanbul’daki misyonerlik faaliyetlerini yürütmek için 1839 yılında önce İzmir’e sonra İstanbul’a gelen Cyrus Hamlin 1840 yılından itibaren eğitim faaliyetlerini düzenlemek için uğraştı.[7] 1843 yılına kadar çeşitli mahallelerde misyoner okulunu devam ettirdi ise de özellikle patrikhanenin baskıları sonucunda öğrenci ve yer bulma konusunda zorluklarla karşı karşıya kaldı. 1843 yılı Kasım ayında zengin Ermeni Tüccarlarından Yorgaki Efendi’nin Bebekte’ki evine taşınarak Bebek Semineri adı ile anılan İlahiyat okulunun tesis etti. Bu okul 1864 yılında Merzifon’a taşınıncaya kadar burada faaliyetlerine devam etti.[8] Hamlin Yorgaki’nin evinde iken Yozgat’tan gelen Ermeniler kendisi ile görüşerek, daha sonra Yozgat’taki Protestan cemaatinin temellerini atmışlardı.[9]

1845–1846 yıllarında Bebek Semineri içerisinde bir ilahiyat kısmı açıldı. 1856 yılından sonra da Bebek Semineri “Bebek İlahiyat Okulu” adı ile anılmaya başlandı. 1860 yılında alınan bir karar ile okulun baskılardan daha uzak, Ermenilere daha yakın bir bölgeye nakil edilmesine karar verildi. Bu karar 1864 yılında gerçekleşerek Merzifon Koleji’nin de temelleri atılmış oluyordu.[10]

1880 yılında bölgedeki yüksek öğrenim ihtiyacını karşılamak üzere Ermeni Protestan Kiliseler Birliği üyeleri tarafından misyon merkezine yapılan başvuru üzerine Merzifon’da Kolej’in nüvesini teşkil edecek bir lise açılmasına karar verildi. Nitekim, Charles Chapin Tracy başkanlığında George F. Herrick, John F. Smith, Edward Riggs’den oluşan ve hepsi İlahiyat Okulu öğretmenlerinden olan bir grup tarafından 1883 yılında Harbinger Yüksek Okulu açıldı. Bu lise İlahiyat Okulu ile aynı binada eğitim faaliyetlerine başladı. Nihayet, 8 Eylül 1886 tarihinde Merzifon Anadolu Koleji açıldı. Kolej’in ilk açılışında Sivas, Trabzon, Kastamonu, Ankara, Konya, İstanbul ve İzmir’den gelmiş 108 Ermeni, 28 Rum öğrenciye sahipti.[11]

Okul’un idaresi 1894 yılında Massachusetts’teki misyoner heyetine bırakılır. Onlar da on kişilik bir idare heyeti seçenek Kolej’in idaresini bu heyete bırakırlar. Bu on kişi idare heyetinin beşi yerli Hıristiyanlardan yani Pontus Evangelical Association ‘dan diğer beşi de Boston Misyoner Heyeti’nce tayin edilen misyonerlerdendir. Okul, Osmanlı hükümeti tarafından bir üniversite olarak kabul edilmedi ise de 1899 yılındaki karar ile bir Amerikan Okulu olduğu resmen kabul edildi.[12]

Okulun eğitim kadrosu tamamen Hıristiyanlardan oluşuyordu. Prof. Dağdalıyan müzik, V.H. Hagopyan Türkçe, J.J. Manisacıyan tabii bilimler, A.G: Sivaslıyan matematik, D. Theocharides Rumca, J.P. Xenides tarih ve psikoloji derslerini veriyorlardı.[13] Bu eğitim kadrosuna dahil olan iki kişi bölgedeki Ermeni ayaklanmaları açısından çok önemli olan isimlerdi. Bunlardan ilki yine Merzifon İlahiyat Okulu’ndan mezun olmuş Kayayan  diğeri ise Mezifonlu bir aileden olan ve İsviçre’de çalışmalarını sürdürdükten sonra Merzifon’a gelen Prof. Thoumayan idi.[14]

Okulun başlangıçta 2.000[15] daha sonra ise 10.000 kitaptan oluşan bir kütüphanesi bulunuyordu[16]. Okutulan dersler ise; Geometri, trigonormetri, astronomi, botanik, muhasebe, kimya, fizik, zooloji, mantık, ekonomi, tarih felsefesi, ahlak felsefesi, devletler hukuku, Fransızca, Ermenice, Rumca ve Türkçe idi. Ermeniceye büyük ağırlık veriliyordu. Ve Ermenice okutan hocalara Türkçe okutan hocalara verilen aylığın üç katı ödeniyordu.[17]  

Okul’da öğrenciler liberal fikirlerle yetiştiriliyor ve özellikle bu fikirlerin ortaya çıkması için kulüpler kuruluyordu. Bu kulüplerin tertip ettiği faaliyetler ve eğlenceler bölge halkını etkiliyordu.[18] Bu arada okul öğrencileri arasında Ermeni milliyetçiliği fikirlerinin de gelişmekte olduğu görülmekte idi. Avrupa’da kurulan ihtilal örgütlerini taklit ederek okulda bu tarz kulüpler de kurmaya başlamışlardı. Nitekim okul müdürü Dr. Tracy bir gün liderliğini Merzifon Anadolu Koleji’nden bir gencin yaptığı ve ihtilalcilerin giydiği başlıklardan giymiş, iyi silahlar ve bol mermi kuşanmış bir grup Ermeni ile karşılaşmıştı. Bu Ermeniler Dr. Tracy’ ye Avrupalıların verdikleri sözü tutmadıklarını ve yardımlarına gelmediklerini, Türklerin baskısından kurtulmak için hayatlarını adadıklarını, gerekirse kan dökeceklerini söylemişlerdi.[19]  Benzer açıklamalar misyoner Cyrus Hamlin’den de gelmektedir. Türkiye’de uzun yıllar kalan Hamlin seyahatlerinin birinde bir komitacı ile tanışır. Konuşmada bu zat Rusya’nın Doğu Anadolu’yu işgal etmesinin yolunu açmak istediklerini söyler. Ayrıca ihtilal cemiyetinin her yerde şubeleri olduğunu, bütün Müslümanları kılıçtan geçireceklerini, köyleri yakacaklarını belirtir. Bunun üzerine Osmanlı Hükümeti’nin harekete geçeceğini ve işte o anda Avrupa’daki arkadaşlarının propaganda kampanyaları başlatıp Türkiye’ye müdahale kapısını zorlayacaklarını umduğunu anlatır. Komitacıya bakılırsa, bu şekilde Batı Avrupa ısrar ettiği reformlarla Osmanlı eyaletlerini yavaş yavaş İstanbul’un idaresinden koparacaktır.[20]

Merzifon’daki bu faaliyetler Osmanlı Devleti tarafından da takip edilmekte idi. Sadaret’ten Maarif Vekaleti’ne gönderilen 29.12.1892 tarihli bir yazıda Merzifon ve Ayıntap misyoner okullarında yapılan ve Ermenileri milliyetçiliğe sevk eden eğitimden bahsedilerek, güvenilir iki müfettiş tayini ile bu okulların teftiş edilmesi konusunda emir veriliyordu.[21]

Amerikalı araştırmacılardan E.M. Earle’ün ifadesi ile “Amerikalı misyonerler tamamıyla dinin tesirinde kalarak Ermenileri Müslümanlara karşı hazırlamışlar, dinamit yapmasını öğretmişler ve her fırsatta Ermenileri Müslümanlara karşı kullanmışlardı.”[22] Nitekim, bütün bu faaliyetlerin bir neticesi olarak Tracy’ye kan dökeceklerini söyleyen ve aynı fikirler etrafında birleşen bu öğrenciler okul öğretmenlerinden Kayayan ve Tomaya’nın liderliklerinde Küçük Ermenistan İhtilal Komitesi adıyla bir gizli teşkilat kurdular.[23] Merzifon’da kurulan bu komite hiç şüphesiz ki, Hınçak ve Taşnak cemiyetlerinin uzantısı idi ve faaliyetleri yalnızca Merzifon Anadolu Koleji ile sınırlı kalmamıştı.

Küçük Ermenistan İhtilal Komitesi ve Birinci Yozgat Ayaklanması (6 Ocak 1893)

Berlin Anlaşması sonrasında Ermeni kilisesi ve sözde Ermeni münevverleri bağımsızlıklarını temin edecek yolun şiddet ve kan akıtmaktan geçtiğini görmüşlerdi. Görünürde Ermenilerin bağımsızlık yolundaki en büyük yardımcısı İngiltere idi. Gerçekten de Berlin Anlaşması’ndan sonra İngiltere’nin Osmanlı Devleti’ne yönelik politika değişikliği Türk-Ermeni ilişkilerinde dönüm noktası olmuştu. Fakat özellikle İngiltere’deki bir iktidar değişikliği Osmanlı Devleti’ndeki Ermenileri harekete geçirmişti. İktidara gelen ve Ermeniler için önemli olan bu şahıs Liberal Parti başkanı ve amansız Türk düşmanı William Ewart Gladstone’du. Gladstone’un, 1868–1874 dönemindeki ilk başbakanlığı döneminde uğraş alanı Bulgaristan ve Bulgaristan’ın bağımsızlığı olmuştu. 1880–1885 ve 1886 yıllarındaki ikinci ve üçüncü başbakanlığı dönemlerinde temel politikası Ermeni sorununun çözülmesine yönelik idi. Bu açıdan Ermenilerin Gladstone’a büyük güvenleri vardı. Nitekim Nalbandian Gladstone’un iktidara gelmesi ve Ermeniler üzerindeki etkisini şu şekilde ifade ediyor:

“Ermeniler, 1880 yılında İngiltere’deki Liberallerin ve yankısı bu güne kadar devam eden Ermenilere hizmet etmek medeniyete hizmet etmektir sözünün sahibi Gladstone’un zaferi ile özellikle cesaretlenmişlerdi.”[24]

Gladstone’un Ermenilerin bu güvenlerine layık olmak için başbakanlık koltuğuna oturduğunda yaptığı ilk iş, Berlin Anlaşması’nı imzalayan devletleri ikna ederek Ermeni ıslahatının yapılması için Osmanlı Devleti’ne ültimatom vermek oldu.[25]

Gladstone’un bu cesaretlendirici tavırları ile Ermeni bağımsızlık hareketleri 1880 yılından sonra hız kazanmaya başlayarak kısa sürede tedhiş örgütleri oluşturmaya başladılar. 1885 yılında kurulan Armenak’tan[26] sonra, 1887 yılında İsviçre’de kurulan Hınçak ve 1890 yılında kurulan Taşnaksutyun partileri ihtilal ve silahlı mücadele yolunu tercih ederek Osmanlı Devleti’ne açıkça savaş ilan etmişlerdi. Bu iki ihtilal komitesinden Hınçak Türkiye ve İran’daki Ermenilerin bağımsızlığı için çalışan ilk sosyalist parti idi. Komite, Rusya’dan Avrupa’ya giden Marxist yedi Rus Ermenisi öğrenci tarafından kuruldu.[27]

Hınçak partisinin hedefine ulaşmak için benimsediği yol ihtilal idi. Türk Ermenilerinin yeni bir sosyal organizasyona kavuşturulması için Türk hükümetine karşı; Propaganda, Ajitasyon (Heyecan ve korku uyandırma), Terör, Organizasyon, Köylü ve İşçilerin Faaliyetleri metotlarının kullanılması benimsendi.[28]

Propaganda; halkın ihtilali benimsemesi için temel sebeplerin anlatılması ve ihtilal zamanına hazır olmaları hedeflerini yerine getirmeli idi.

Ajitason ve Terör; Halkın ruhunu yüceltmeli idi. Hükümete karşı gösteriler, vergi ödemeyi reddetme, reform istekleri, aristokrasiden nefret etme  parti ajitasyonunun bir parçası idi. Terör, halkı korumak ve onların Hınçak programına güvenlerini temin etmek için kullanılmalı idi. Hükümete yöneltilecek terör faaliyetleri hükümetin prestijini düşürecek ve hükümeti tamamen bozulmaya uğratacaktı. Terör taktiğinin yalnızca odağında olan hükümet değildi. Hınçak, bilgi veren ve casusluk yapanların hepsini yok etmek istediği kadar aynı zamanda Türk ve Ermeni çok tehlikeli kişileri de ortadan kaldırmak istiyordu. Parti bu terör faaliyetlerini gerçekleştirmek için özel birlikler oluşturacaktı.

Bu esaslar üzerine ihtilal fikirlerini gerçekleştirmek için harekete geçen Komite İstanbul’u Türkiye’deki organizasyon ve faaliyetlerinin merkezi olarak seçti. Yedi ay içerisinde 700 üye kaydı yaptılar. Üyelerinin çoğu eğitimli sınıftan gelmekte idi. Cenova’da yetişmiş bir çok Hınçak lideri buradan Ermenileri organize etmek için İstanbul’a ve sayısız Türk köy ve kasabasına gönderildi. Hınçak liderlerinin özellikle gittikleri şehirler Bafra, Merzifon, Amasya, Tokat, Yozgat, Akin, Arabkir ve Trabzon’du.[29]

Osmanlı hükümeti bütün gizliliğine rağmen Hınçak komitesinin faaliyetlerinden haberdar idi. Merzifon’da bulunan bir ihtilal komitesi üyesi olan the Hunchak Aderbed (Sarkis Mubaihadjian) tarafından belirtildiğine göre Tomayan daha 1891 yılından itibaren hükümet tarafından dikkatle takip ediliyordu.[30] Hınçak komitesinin Merzifon merkez olmak üzere örgütlenme girişimlerinde bulunması açısından Tomayan’ın Merzifon’da bulunması bir tesadüf olmamalıdır. Çünkü, Tomayan Merzifon’a gelmeden önce İsviçre’de, yani Hınçak İhtilal Partisi’nin tesis edildiği ülkede bulunmuştu. Bu süre içerisinde Ermeni ihtilal fikirlerinden haberdar olmaması ve etkilenmemesi mümkün değildir. Nitekim Osmanlı Arşivlerinde bulunan ve Merzifon merkez olmak üzere gelişen olaylarla ilgili sorgu dosyasındaki belgelerden Tomayan vasıtası ile Hınçak Komitesi’nin Merzifon’da Küçük Ermenistan İhtilal Komitesi adı ile bir şube açtığı öğrenilmektedir. Elbetteki bir tesadüf değildir ki bu komitenin başkanı Merzifon Koleji öğretmenlerinden biri olan ve İsviçre’den gelen Karabet Tomayan ve sekreteri ise yine aynı okulun öğretmenlerinden Ohannes Kayayan’dır.[31]  

Bu arada; Hınçak Partisi, bir taraftan kasaba ve köylerde organizasyonlara ve isyanlara devam ederken 1891 yılında Oriental Federation olarak adlandırılan ve Makedon, Arnavut, Girit ve Yunan ihtilalcileri tarafından oluşturulan birliğe üye oldu. Hiç şüphesiz ki, bu hamlenin amacı Osmanlı Devleti’ne yönelik bütün ihtilalleri eş zamanlı bir uygulamaya dönüştürmekti.[32] Nitekim bu ümitle Hınçak İhtilal Partisi özellikle 1892 ve 1893 yıllarında ihtilallerini geniş bir alana yaymak için faaliyete geçme kararı verdi. Bu karar üzerine Merzifon’da bulunan Küçük Ermenistan İhtilal Komitesi vasıtası ile Yozgat, Amasya, Çorum, Tokat, Ankara, Sivas ve Diyarbakır’a 5 Ocak 1893 tarihinde gönderilerek bütün bu vilayetlerde eş zamanlı olarak 6 Ocak 1893 tarihinde camilere, evlerin duvarlarına ve resmi binalara asılan beyannamelerle halk isyana davet edildi.[33]

Gerçekte hükümet böyle bir hadisenin tertip edileceğini biliyor ve tetikte bekliyordu. Çünkü daha 1880 yılında Yozgat bölgesinde Papaz Karabet adındaki bir şahsın Ermeniler arasında dolaşarak vaazlar vermesinden ve şüpheli faaliyetlerinden dolayı takip edilmesine karar verilmiş ve şahsın her hareketi kontrol altında tutulmuştur.[34] Bu faaliyetler üzerine Ermeni kilisesinin isyana hazırlık nevinden faaliyetleri tespit eden raporlar Sivas Valisi tarafından Babıali’ye gönderilmişti.[35] Yine muhtemelen Hınçak Partisinin organizasyonu ve etkisi ile Ankara Vilayeti dahilinde bulunan savcı Markar ile Bidayet Mahkemesi savcı yardımcısının ihtilal fikirleri telkin ederek Ermenilere silahlı eğitim yaptırdıkları 8 Kasım 1887 tarihinde tespit edilmişti.[36] Nitekim aynı yıl Merzifon’da tesis edilen İhtilal Komitesi’nin faaliyetleri ve başkanı olan Tomayan özellikle takip altında tutuluyordu.[37] İsyanın patlak vermesinden önce bir de Şehamet adında bir Rus anarşisti ele geçirilmiş ve Sibirya’ya sürülmesi şartı ile Rusya’ya iade edilmişti.[38]

Ermenilerin isyan hazırlıklarında olduğunu çeşitli vesilelerle anlayan hükümet hassas vilayetlerde herhangi bir kargaşa olmaması için emirler veriyor ve durum raporları istiyordu. 28 Nisan 1892 tarihinde hazırlanmış bir raporda Yozgat Mutasarrıfı Abdülvahhab Bey, Ermenilerin bayram gününde herhangi olumsuz bir harekette bulunmadıkları ve hareketlerinin itinalı bir şekilde takip edildiğini bildiriyordu.[39]

Osmanlı Hükümeti’nin Ermeni hareketlerinden çekindiği ve her imkanı kullanarak sükun ve asayişin temin edilmesine çalıştığı anlaşılmaktadır. Özellikle de Ramazan Bayramı gibi önemli bir günde Müslümanların kışkırtılabileceğini hesaba katmaktadır. Fakat 1892 yılı geldiğinde Osmanlı Devleti için yine talihsiz denilecek bir gelişme cereyan etmişti. Ermenilerin kendilerini kurtaracak diye bekledikleri Gladstone tekrar başbakanlık koltuğuna oturmuştu.[40] Nitekim bu gelişme Ermeni ihtilal komitelerini harekete geçirerek yıllardır bekledikleri sonucu elde etmeye sevk etmiştir.

Yozgat ihtilalinin nüveleri daha önce de belirtildiği gibi Merzifon’daki çalışmalarla atılmıştı. Karabet Tomayan ile Ohannes Kayayan ve Rahip Mardiros üçlüsü çevrede şehir ve kasabalarda verdikleri nutuklarda ihtilal komitesine üye kazandırmaya çalışmışlardı. Bu çalışmaların sonucu olarak Yozgat’ta da ihtilale iştirak edecek Ermeni örgütlenmeleri sağlandı. Kalıpçı Moşo’nun itiraflarına göre Yozgat’ta hücre yapılanması şeklinde oluşturulmuş üç ihtilal heyeti ve bunların üzerinde bir heyet meydana getirilmişti.

Moşo’nun itirafına göre birinci heyet; Papasyan Agopcan, Küheryan Misak, Atamayan Haziton, Sehakyan Kerüpü, Atfiyeciyan Dikran, Papasyan Hamparsum ve katibi Sehak ve Keçeciyan Misak ve Abkaryan Ohannes ve İnce Agobyan Agob ve Berberyan Rupen Efendilerden oluşuyordu. Papasyan Ebrem Efendi’nin katılımı ise şüpheli idi.

İkinci heyet; Berberyan Nazar, Estebezyan Pervenk, Kazaz Matyos, Kazaz Menil, Dönekyan Misak, Dönekyan Harik, Baklayan Nazar, Arabyan Artaki’den müteşekkildi.

Üçüncü heyet ise; Gökyan Aleks, Kabril, Muhakyan Kirkor,Bakkal Kökeroğlu Kazaros, Kebabcıyan Sinekerim’den ibaretti. Uğurluyan Hamparsum’un iştiraki ise şüpheli idi.

Kalıpçı Moşo kendisinin de üçüncü heyette olduğunu ve kendisi gibi bu heyetlerde bulunan üç-beşyüz kişi daha bulunduğunu söylüyordu. Bu üç heyetin üzerinde bir heyet daha bulunduğunu ve bu komiteye dahil olan efrad darağacına gelseler bile esrarı ifşa etmeyecekleri yolunda verdikleri imzalı senetler Misak tarafından saklanıyordu. Ayrıca komiteye belirli miktar ücret toplanıyordu.[41]

Kalıpçı Moşo’nun kendisine yönelttiği suçlamaları Yozgat Ermeni Mektebi öğretmenlerinden Kebapçıyan Sinekerim reddetse de diğer bir şahıs Yozgat’taki Ermeni örgütlenmesinin detaylarını tevile meydan vermeyecek surette anlatıyordu. Bu şahıs ihtilal cemiyeti üyelerinden fotografçı Misak idi. Misak’ın anlattıkları hem Yozgat’taki ihtilal komitesi hem de Merzifon’un çevre illerdeki etkinliğini göstermesi açısından önemlidir. Çünkü kendisi Merzifon’a giderek oluşturulan bir Ermeni Meclisi’ne “Baron” olarak katılmıştı.

6 Ocak 1893 ayaklanması öncesi Yozgat İhtilal Cemiyeti üyelerinden Kebabcıyan Sinekerim, Abkaryan Ohannes, Kalıpçı Moşo ve Kökeroğlu Kazaros Merzifon’a giderek Mete takma adını kullanan Tomayan Karabet’in başkanlığında yapılan bir toplantıya katılmışlardı. Bu toplantıya Amasya, Tokat ve Sivas bölgelerinden takma isimlerle ihtilalciler de iştirak etmişlerdi. Toplantıda; Tomayan Karabet,  Avrupalıların “Ermeniler beylik istiyorlar ise bu halde olamaz. Onlar büyücek bir gaile çıkarmalıdırlar. Bazıları kesilmeli, asılmalı, İslamlarla tutuşmalı ki biz de o vakit içine girip bunların maksatlarını hasıl etmeğe çalışalım. Yoksa meydanda bir şey yok iken bir şey olamaz” dediklerini komitacılara anlatarak, amaçlarının bu müdahaleyi gerçekleştirmek olduğunu söylemişti. Komitacıların bulundukları bölgede nasıl davranmaları gerektiğine dair talimatlarda bulunduktan sonra, İhtilal Cemiyetinin yazılı emirlerini sonradan kendilerine gönderileceğini ve emirlere göre hareket etmeleri gerektiğini söyleyerek, temsilcileri memleketlerine göndermişti.

Merzifon’daki bu toplantıdan üç-dört ay sonra Küçük Ermenistan Hınçakyan İhtilal Cemiyeti adına Londra’da basılmış Ermenice nizamnamesi ile komitacıların bölgelerinde yapacaklarını anlatan talimatnameler Yozgat’a ulaşmıştı. Yozgat İhtilal Cemiyeti üyeleri korktukları için bu talimatnameyi dağıtmayı bir süre için ertelemek istemişlerse de, Tomayan’ın gönderdiği bir mektupla, komite üyelerini ölümle tehdit etmesi üzerine talimatnameleri dağıtmaya mecbur kalmışlardı.

Tomayan Karabet, Yozgat’taki haberleşmelerini Kebabcıyan Sinekerim ve Moşo ile yapmakta, bunlara Yozgat Ermenilerine dağıtılmak üzere Hınçakyan adında bir gazete de göndermekteydi. Tomayan, 6 Ocak 1893 hadisesinin hazırlandığı bir dönemde yine Yozgat’tan bir temsilci istemişti. Yozgat Ermenileri Meclis-i Cismanisi ihtilal konusunda bir toplantı yaparak Merzifona Misak’ın gitmesi kararını almıştı. Bu karar, Arslanyan Ebrem tarafından Misak’a Yozgat Ermeni kilisesinin bir odasında tebliğ edilmişti.

Merzifon’a giderek 6 Ocak 1893 tarihinde duvarlara yapıştırılan ve halkı hükümete karşı ayaklanmaya davet eden yaftaları Tomayan Karabet’ten alan Misak, bunları dönüşünde Ebrem Ağa’ya teslim etmişti. Ve beş-on gün sonra da yaftalar, duvarlara yapıştırılmıştı.[42]

Bu iki kişinin ifadeleri Merzifon merkez olmak üzere ihtilal komitesinin nasıl çalıştığını göstermektedir. Misak’ın, Yozgat Ermeni Millet Meclis-i Cismanisi’nin kendisinin Merzifon’a gitmek konusunda karar verdiği şeklindeki ifadeleri Yozgat’taki örgütlenmenin boyutlarını da göstermektedir. Merzifon’dan Hınçak gazetesinin gönderilmesi bu örgütlenmede etkili olmalıdır. Diğer taraftan örgütlerin hücre yapılanması ile organize oldukları Misak’ın ifadeleri ile de teyit edilmiştir. Eğer bir heyet ortaya çıkarılır ise diğer heyetler görevlerini devam ettireceklerdi ki, ikinci Yozgat isyanı hadisesi bu heyetlerin yok edilememesinin bir sonucu idi.

Misak’ın ifadesinde yer alan bir husus Merzifon’da bir toplantı yapıldığı konusunda idi. Gerçekten de Merzifon İhtilal Cemiyeti lideri Karabet Tomayan başkanlığında 25, 26 ve 27 Eylül (1892) günlerinde Yozgat, Sivas, Tokat, Amasya, Kayseri, Çorum, Sungurlu, Gemerek ve Hacıköy delegelerinden (Ermenilere göre mebuslarından) oluşturulan bir Meclis Ermeni bağısızlığını temin etmek için bir takım kararlar almıştı. Nitekim bu kararlar özetle şu şekilde idi:[43]

1-     Ekimden itibaren aidatlar (vergiler) ödenecek.

2-     1893’den itibaren Hürriyet isminde bir gazete çıkarılacak.

3-     1 Kasım’dan itibaren her şube silah almak üzere merkeze para gönderecek.[44]

4-     Her şube idare merkezinde komite parasıyla alınmış bir at bulunduracak.

5-     Nizamnamenin birinci faslının altıncı maddesinde her aza kendi kesesinden silahlanmalıdır. Bu veçhile bir altıpatlar ve bir süngü tedarik etmelidir.

İhtilal hazırlıklarında bulunan sözde Meclis ve İhtilal Cemiyeti’nin faaliyetlerine destek sağlamak amacı ile Tomayan görünüşte bir hastane yapılması amacı ile  Lucie adındaki İsviçreli karısını para toplamak için İngiltere ve Fransa’ya göndermişti. Bu kadın yaptığı çalışmalar sonucunda 3.000 İngiliz lirası yardım toplamıştı.[45]

Merzifon İhtilal Cemiyeti belirtilen toplantıdan sonra karışıklık çıkarmak amacı ile beyannameler asmak kararını vermişti. Bunun için Merzifon’da basılan yaftalar 1 Ocak’ta bir çok şehir ve kasabaya gönderildi.[46] İlk isyan teşebbüsü Kayseri, Develi, Yozgat, Çorum, Merzifon, Aziziye, Tenüs ve Gemerek kasabaları ile diğer bazı kasaba ve köylerde 25 Kanun-ı evvel 1308/6 Ocak 1893 Cuma gecesi aynı anda gerçekleşmişti.[47]  6 Ocak Cuma gecesi bütün camilerin kapısına Türkçe olarak asılan ilanlarda Ermenilere karşı cihat ilan edileceği, mallarının yağmalanacağı ve hepsinin kılıçtan geçirileceği bildiriliyordu. Yapıştırılan yaftaların altına Vatansever İslamlar Komitesi adı yazılmış bu şekilde Ermenilerle Türklerin birbirlerine karşı infiale kapılmaları sağlanmaya çalışılmıştı.[48]

Sadaret tarafından hazırlanan bir raporda, yaftaların mahiyetinin Atina’da tab olunan Hınçak gazetesinin 1892 Temmuz’unda neşr ettiği beyannameler mündericatının aynı olduğu ve bu yaftaların Merzifon’da bulunan “Sklostil” adlı matbaa vasıtası ile çoğaltıldığı ve Tomayan ve Kayayan eli ile de şehirlere dağıtıldığı bildiriliyordu. Olay üzerine yapılan Derevenk manastırında yapılan aramada da Ermenilerin olayı abartacakları bilindiğinden Kayseri Ermeni muteberanından Bedros Mizakyan ve Bedros Kalpakcıyan güvenlik kuvvetlerinin yanında bulunmuşlardı.[49]

Merzifon İhtilal Cemiyeti bu şekilde faaliyetlerini devam ettirirken Kayseri’ye Hınçak Komitesi üyelerinden İstanbullu Andon Reştoni adındaki şahıs gelmişti. Bu şahıs bir süre Kayseri’de ve Everek’de faaliyetlerde bulunarak daha sonra Deverenk’de Rahip Danyel ile yıkıcı faaliyetlerine devam etti. Bu şekilde İhtilal Komitesi’nin Merzifon ve Deverenk’de bulunan çeteleri planlı bir şekilde suçlarını işlemeye başladılar.

Çete üyelerinden Aşçı Parsih oğlu Gülbenk ilk olarak Osmancık postasının yolunu keserek posta sürücüsü ve zaptiyelere saldırdılar.

Gürün’lü Zaropyan Toros, Gülbenk, Kasbar ve Serope adlarındaki çeteciler, Yozgat’a giden postanın koruyucusu İbrahim ile posta sürücüsünü öldürdüler. Atları, paraları, silahları alındı. Çorum-Merzifon arasındaki Derbend karakolu basılarak Derbend zaptiyeleri öldürüldü.

Panos ve Misak adındaki çeteciler, Panos tuzlasının postasını soydular. Düyun-ı Umumiye kolcusu İzzet’in atını çalarak Derevenk’e götürdüler. At Papaz Danyel tarafından öldürüldü.

Aşçı Parsih oğlu Gülben ve Gürünlü Toros Maden postası sürücüsü İsmail ve zaptiye Necip öldürüldü.

Gülbenk, Panos, Mihircan adlarındaki üç komitacı İstanbul’dan dönüşlerinde Ankara’dan tuttukları bir arabanın sürücüsü olan Kaltakçıoğlu Köse Hasan’ı Yozgat yolunda boğdular ve bir çukura gömdüler. Atlarını, saatini, parasını aldılar ve atlarını Tokat’ta sattılar.[50]

 Bütün işlenen bu suçlar üzerine yapılan tahkikat sonucu bir çok kişi tutuklanarak sorguya çekildi. Bu arada hükümet infialin önünü almak için bir taraftan karışıklık içinde bulunan bölgelere nasihat verecek heyet gönderirken[51] diğer taraftan da Hıristiyan ve Müslümanları ikaz ederek, karışıklık çıkaracak herkesin cezalandırılacağını duyurdu:[52]

Diğer taraftan da İstanbul İngiliz Büyükelçiliği’ne bir memorandum gönderen hükümet olayın mahiyetini anlatarak ayaklanma karşısındaki tutumunun haklı olduğunu anlatmaya çalışmıştır.[53] Yaftaların Amerikan mektebinde basılması sebebi ile de takip edilecek prosedürler Amerika sefirliğine bildirilmişti.[54]

Sir Clare Ford’un Kont Rosebery’ye verdiği bilgiye göre, bu hadiselerde toplam 1.800 kişi tutuklanmıştı. Bunlardan, 142 kişi ileri gelenlerden, 338 kişi köylülerden olmak üzere toplam 480’i Yozgatlı idi.[55] Yapılan sorgulardan sonra Sivas ve Ankara bölgesindeki ihtilal girişimlerinin sorumlusu olarak 58 kişi suçlu bulunarak tutuklandı. Bunların ifadeleri 28-29 Nisan 1309/10-11 Mayıs 1893 tarihlerinde alınarak mazbataları 30 Nisan 1309/12 Mayıs 1893 tarihinde Ankara İstinaf Mahkemesi’ne tevdi edildi. Mahkemeye çıkacak sanıklardan Tomayan Karabet ve Kayayan Ohannes’in savunmaları; Avakyan Kebork, Sinanoğlu Arşak, Şahinyan Karabet ve Rahip Danyel Mamas efendiler tarafından yapıldı. Diğer sanıklar da kendileri için avukatlar tayin ettiler. Avukat tutmaya gücü kafi gelmeyenlere ise mahkeme nezdinde görevli bulunan Ermeni avukatlar savunmaları üstlendiler. Tutukluların mahkemesi 8 Mayıs 1309/20 Mayıs 1893 Cumartesi günü yapılmaya başlandı. Mahkemesi yapılan 58 kişi şu şahıslardı.[56]    

 

******

Develi Kasabalı Kazarosoğlu Kirkor, Kel Artinoğlu Karabet, Bıçakçıoğlu Civan, Yozgatlı Muhakyan Kirkor, Efe Mihran ve Köşkeroğlu Kazaros adlarındaki şahıslar olayla ilgili tutuklanmış iseler de mahkeme tevkifhanesine nakilleri yapılmamıştır. Bilakiseli Papasyan Kerüpi hasta olması sebebi ile mahkeme heyeti bu şahsın iyileşene kadar yargılanmasının ertelenmesine karar verdi.

Yukarıdaki listede görüldüğü gibi mahkemece tutuklanan ve davası görülen kişilerin adedi 58’dir. Bunlardan 8 kişi Yozgatlıdır. Tutukluların mahkemece ifadeleri alınmış ve şahıslar Hınçak komitesi adına faaliyette bulunduklarına dair suçlarını itiraf etmişlerdir. Listedeki şahısların meslekleri ve yaşları göz önüne alınır ise Ermeni İhtilal hareketinin bu tarihte başarısızlığı uğramaya mahkûm olduğu da kolaylıkla anlaşılır. Her ne kadar daha sonra ortaya çıkarılan bu infial geniş kitlelere yayılmaya başlasa da ihtilal hareketlerinin önemli unsurlarından aydınlar ve zenginlerin Osmanlı yönetimine karşı ilk hamlede bu gibi fiiller içersinde aktif olarak bulunmadıkları görülmektedir.

Daha önce Yozgatlı Moşo ve Misak’ın ifadelerinde anlattıkları gibi mahkeme esnasında diğer sanıklar da suçlarını itiraf etmişlerdir. Buna rağmen Nalbandian, Türk hükümetinin herhangi bir delil bulamadığını fakat Merzifon’daki ihtilal faaliyetlerini daha sonra the Hunchak Aderb (Sarkis Mubaihadjian)’ın anlattığını yazar.[57]  Bu satırlar bir İhtilal Komitesi üyesinin Türklere karşı organize ettikleri faaliyetleri ifşa eden satırlar olarak kabul edilmelidir. Fakat, Nalbandian’ın söylediği gibi tutuklamalar sonrasında hükümetin herhangi bir delil bulmaması ifadeleri doğru değildir. Çünkü,  yukarıda metni verilen İhtilal Komitesi üyelerinin itirafları dışında Hınçakların yıkıcı faaliyetlerini ortaya koyan somut 1018 varakadan oluşan deliller de mahkeme heyetine sunulmuştur. Bu deliller tutanaklarda şu şekilde sıralanmıştır.[58]

1-     İhtilal Cemiyeti’nin kasa defterleriyle tercümeleri

2-     Mahkumlardan Vartaban Mihran ve Kazaros ve Agop ve Artin’in İhtlal Cemiyeti efradına verilmek için para toplanması konusunda birbirleri ile yaptıkları haberleşmeye ait Ermenice mektuplar.

3-     İhtilal Cemiyeti ile ilgili olarak Ermeni köylerinde ele geçen eşya ve evrakların zabıt varakaları.

4-     Müttehimlerden Keçeciyan Misak’da derdest olunan Ermenice bir mektup.

5-     Müttehimlerden Sinekerim adına yazılmış mektuplar ile tercümeleri.

6-     Maktul Mustafa’nın keşf ve muayenesini havi zabt varakası ve zaptiye jurnali ile doktor raporu.

7-     Mahkumlardan Vaiz Mardiros’un evinde bulunan İhtilal Cemiyeti Nizamnamesi ve tercümesi.

8-     Kayseri Mutasarrıfı ve Tahrirat Müdürü tarafından mühürlenmiş Ermenice muzır evrak ile evrakların tercümeleri.

9-     Sinekerim’in Avadis Dolatyan’a yazdığı Ermenice mektup ile tercümesi.

10- Ermenileri ayaklanmaya sevk etmek amacıyla Rahip Danyal ile Gülbenk arasındaki yazışmalar ile tercümeleri.

11- Merzifon İhtilal Cemiyeti tarafından gönderilen kanun-ı esasi sureti.

12- Tenos kazasının Dendel köyünde Varcebet Kasbar’ın evinde bulunan ve Yozgat’ta basılan ve (Canlar Kazanan) başlığı ile muharrer bulunan varaka ve tercümesi.

13- Efkereli Nazaret’in yanında bulunan Ermeni tarihine ait olan bazı Ermenice muzır evrak ile tercümeleri.

14- Kayseri’de Alacacıyan Karabet ve Rupen ve Parsih ve Agop ve Kerüp ve Papasyan tarafından imzalanmış fesat fikirleri ihtiva eden beyanname.

15- İhtilal Cemiyeti hakkında Artin Boyacıyan tarafından Hamparsum Amaroni Efendi’ye yazılan Ermenice mektubu.

16- Talas İhtilal Cemiyeti’ndeki isimlerin bulunduğu defter.

17- Tomayan Karabet’in karısı tarafından İhtilal Cemiyeti için para toplanması ve diğer bazı konular hakkında merkuma yazılan mektup.

18- Bir çok hezeyanı havi matbu yaftalar.

19- Mahkumlardan Tomayan Karabet ve Civanyan Mardiros ile diğer şahısların birlikte çektirdikleri fotoğraf.

20- Birisi Ermenice ibareli ve üzerin Armalı olarak Kayseri İhtilal Cemiyeti’ne mahsus büyük mühürler.

21- Matbu arma.

22- Bazı fesat rumuzları ihtiva eden Simon Rezonyan imzalı mektup.

23- İhtilal fikirleri ile dolu ve Batokyan Karabet’te bulunan muzır evraklar ile tercümeleri.

24- İhtilal Cemiyeti’nin isyana davet için icra memuru olduğunu bildirir mühürlü şehadetname ile merkumun yanında bulunan matbu muzır risale ile tercümeleri.

25- Nizamnameler ile tercümeleri ve parolalı mektup.

26- Muş ve Sasun’da ihtilale daveti ihtiva eden Hınçakyan gazetesinin kısmen tercümesi.

27- Hamparsum Amaroni adına yazılmış muzır evraklarla tercümeleri.

28- İhtilal Cemiyeti efradının yeminleri ve taahhütleri hakkında bir deftere merbut varaka sureti.

29- Protestan mektebi öğretmeni Kegork’a Kayseri’den gelen mektup tecümesi

30- Derevenk Papasyan’ın kendi el yazısı ile Gülbenk Hamalyan’ın tercüme-i hali ve seyahatini anlatan varaka ve tercümesi.

31- İhtilal Cemiyeti’nin icraatlarını havi matbu İhtilal Cemiyeti talimatnamesi ve tercümesi.

32- İhtilal Cemiyeti hakkında verilen bilgileri ihtiva eden ve Keçeciyan Misak tarafından verilen ihbarname.

33- Kayseri Fırka-ı Askeriyesinden tanzim olunup müttehimlerden Panos’un suçunu kabul ettiğine dair zabt varakası.

34- Dandil’den “Misak Kırk Numaralı” tarafından Ermeni Cumhuriyeti hakkında Kayseri’ye yazılan Ermenice mektup.

Yukarıdaki delillerden başka, Yozgat’taki Ermeni köylerinde yapılan tahkikatlarda birkaç köyde Ermeni evlerinde çokça silah bulunmuştu.[59] Ayrıca Gürünlüoğlu Agop adındaki  antika halı tüccarı bir yıl önce ölüm tehdidi ile ihtilal komitesine üye olduğunu söyleyerek, komitenin para toplama, silah temin etme konusunda yaptığı çalışmalar ve komite üyeleri hakkında bilgiler vermişti.[60] Delillerin ve mahkeme esnasındaki sanık itiraflarının açıkça gösterdiği üzere Merzifon’daki Küçük Ermenistan İhtilal Cemiyeti, Osmanlı Devleti’nin bütünlüğüne yönelik ciddi bir eylem içerisine girmiştir. Yozgatlı Keçeciyan Misak’ın ihbarnamesinde ve sorgusunda ifade ettiği gibi Yozgat Ermenileri ve özellikle Ermeni Meclis-i Cismanisi ihtilal fikirlerini harekete geçirmek için örgütlenmiş ve bu örgütler üç heyet şeklinde teşkil edilmişti.

Hükümetin ihtilal teşebbüslerine karşı başlattığı sorgulama ve tutuklamalar Ermeniler tarafından Hınçak Partisi programında belirtildiği gibi kendilerine karşı başlatılan haksız bir uygulama ve mallarının yağması için iftira atıldığı şeklinde propaganda unsuru olarak kullanılmakta gecikmedi.[61] Nitekim, 14 Şubat 1308/26 Şubat 1893 tarihliyle Yozgat’tan Papas Vartan ve saire imzasıyla İstanbul’daki Ermeni Patrikliğine gönderilen telgrafta  yapılan her türlü suçlamanın iftira olduğu ve kırkbeş günden beri “peder, evlad, birader, akraba, papas ve ahalimizden yüze yakın tutuklunun bulunduğu ve köylerde suçsuz kimselerin sürü sürü tutuklandığı” ifadeleri ile iftiraların amacının Ermenilerin mallarının yağma edilmesine yönelik olduğu iddia ediliyordu.[62]

Tutuklamalardan sonra Merzifon’daki mektebe bitişik halde bulunan ve henüz inşa halinde bulunan bir binanın Ermenilerce yakılarak Müslümanların üzerine atılması batılılı devletlerin olaya müdahale etmelerini kolaylaştıracak bir vesile oldu.[63] Yakılan bu bina gerek İngiliz ve gerekse Amerikalılar tarafından kız okulu binası yakıldı diye büyük bir abartma ile duyuruldu. Aslında bina mektep binasına bitişik ve Melkon Efendi adındaki bir Ermeni ait olan bir yapıdır.[64] Abartılı anlatımlar başarılı olmuştu. İngiltere’nin Trabzon Konsolosu İstanbul’daki İngiliz sefirine gönderdiği bir yazıda; Merzifon’daki misyonerlere ait olan kız okulu binasının 2 Şubat’ta yakıldığını, bunun bir kaza olmadığını, hatta jandarma kumandanı tarafından yakıldığını söylüyordu.[65]

Olayların Ermeniler tarafından kendilerine eziyet edildiği şeklinde aksettirilmesi üzerine Avam Kamarası’ndan Londra Büyükelçisi’ne durumun izah edilmesi konusunda baskılar geliyordu.[66] Ayrıca İngiltere’de kurulan İngiliz-Ermeni Derneği, Avam Kamarası üyelerinden Francis Stevenson’a Ermenilerin Kayseri ve Yozgat’ta yaşadıklarını anlatan “The Case of Armenian” başlığı ile elli sayfalık bir kitap hazırlatmıştı. Stevenson kitabında Yozgat ve Kayseri’de meydana gelen olayların tek sorumlusunun Osmanlı Devleti olduğunu çünkü Berlin Anlaşması’nın 61. maddesindeki hükümlerin yerine getirilmediğini söyleyerek, Ermenilerin başlangıçtan beri Hıristiyan dünyaya hizmet ettiğinden mutlaka İngiltere’nin yardım etmesi gerektiğinin şart olduğunu ileri sürüyordu.[67]

Ermenilerin bu bakış açıları bölgede bulunan yabancı devlet görevlilerini de etkilemiş ve gerek misyonerler ve gerekse konsoloslar olaya Ermenilerin ortaya koyduğu açıdan bakmaya mütemayil olmuşlardır. Bu şahıslardan biri olan Sivas’ın Amerikan Protestan Mektebi misyonerlerinden olan Perry yanına aldığı bir takım zevat ile Sivas Valisi Halil Paşa’nın yanına çıkarak tutukluların ifadelerinin doğruluk derecesini sormuş, bu durum karşısında Vali tutuklular üzerinde baskı kurmadıklarını ve ifadeler üzerinde oynama yapmadıklarını ispatlayabilmek için Vaiz Mardiros, Agop Pehlak ve Herrick’in eski öğrencilerinden biri ile mülakat yapmalarına izin vermiştir. Yapılan mülakatta iki kişi daha önce verdikleri beyanatın aynısını tekrarlamışlardır. Yaklaşık bir buçuk saat devam eden mülakatta Tomayan ve Kayan’ın 1891 yazında Gemerek’i ziyaret ettikleri ve her şahsın silahlanarak ayaklanmaya hazır olması, Tomayan’ın organize ettiği ve sahte imzanın yer aldığı yaftaların Merzifon’dan gönderildiği, posta soygunlarından Tomayan’ın sorumlu olduğu ve Tomayan ile Kayayan’ın Gemerek’i ziyaretlerinden sonra Londra’dan gelen bir kişinin burada gizli örgüt kuruduğu ortaya çıkıyordu.[68]

İhtilalcilerin ifadeleri karşısında Ermenilerin fesat faaliyette bulunduklarına ikna olan Perry, Vali’ye Merzifon Mektep Müdürü’nün Tomayan tarafından iğfal edilmiş olduğunu kendisine Mardiros ile Agop’un ifadelerini yazacağını ve Sivas’a geldiğinde de ihtar edeceğini ifade etmiştir.[69]  

Fakat böyle bir tavrın ya göstermelik olmasından ya da çok etkisiz kalmış olmasından olsa gerek Perry’nin dikkatli olmasını istediği Merzifon Anadolu Koleji Müdürü Dr.Herrick Londra’ya giderek Tomayan ve Kayayan adlarındaki iki Ermeninin kurtarılması ve kendilerine para yardımı yapılması için düzenlenen kampanyalara katıldı.[70] Kilise vaazları vererek Türklere yönelik hakaretler içeren konuşmalar yapmaya başladı.[71] Yaptığı bir konuşmada şu ifadeleri kullanıyordu: “aşağılandılar, saldırıya uğradılar, hapis edildiler, evleri ve okulları yakıldı, malları yağmalandı.”[72]

Fakat belirtmek gerekir ki, Sivas’da bulunan Perry’nin dışında diğer misyonerlerin yer yer ifade ettikleri Anadolu’daki gelişen hareketin oluşmasında kendi katkılarının olduğu yönündedir. Dolayısıyla Perry’nin mektubunu ve açıklamalarını samimi kabul etmek mümkün değildir. Kaldı ki, İngiltere’deki lobi faaliyetlerine katılan Dr. Herrick, Rüstem Paşa’nın kendisi ile görüşmesinden sonra Merzifon’daki olayların müsebbiblerinin Ermeniler olduğuna kanaat getirdiğini ve Tomayan ile irtiabatını kestiğini açıklamıştı.[73] Fakat buna rağmen yine de Türk aleyhtarı propagandalara katılmıştı. Bu gibi tavırlardan anlaşılan o ki, Amerikalı misyonerler bir taraftan Ermenilere yönelik faaliyetlerini devam ettirirken diğer taraftan da Osmanlı hükümetini uyutmaya ve Anadolu’daki çalışmalarına zarar verecek bir ortamın gelişmemesine gayret etmektedirler.

Delillerin bütün açıklığına rağmen Amerikalılar gibi İngilizler de siyasetleri gereği  olaya Ermeniler açısından bakmayı tercih ediyorlardı. Mayıs ayında Ergani İngiliz Konsolosu Yozgat’a gelerek iki gün Mutasarrıf’ın misafiri olmuş ve Yozgat’ta iken Ermeni olayları ile ilgili olarak yalnızca Hamparsum Ağa’nın evine giderek biraderleri ile görüşmüştü. Bu görüşmede Konsolos olayların faillerinin Ermeniler olduğuna kanaat getirdiğini ve bu durumu İngiliz sefirine ileteceğini ifade etmişti.[74] Bundan başka Sivas’a giden Konsolos Graves Yozgat’ta kalarak Mutasarrıf Şevki Bey’in misafiri olmuş ve bölgedeki olayların gelişimini incelemişti. 21 Mayıs 1893 tarihinde Sivas’tan Clare Ford’a gönderdiği raporda şöyle diyordu: “Bütün deliller fesat hareketlerinin yeni yıldan önce ve sonraki on-onbeş gün içersinde gerçekleştiğini göstermektedir. Büyük miktarlardaki fesat yaftaları bir çok kasabaya gönderilmiş, birkaç bölgede ortaya çıkan silahlı adamlar posta muhafızlarına ve ıssız bölgelerdeki polis karakollarına saldırmıştır.”[75] Fakat buna rağmen İngiliz sefiri mahkemenin ne derecede adaletli yapıldığını bizzat müşahede etmek ve hükümet üzerinde baskı kurmak amacıyla kendisinin de “sair memurin gibi” mahkemeye dahil edilmesini talep etmişti.[76]

Mahkemenin son celsesi 31 Mayıs 1309/12 Haziran 1893 Pazartesi gününde yapıldı  ve birkaç kişi dışında sanıklar suçlarını ikrar ile kabul ettiler.[77] Mahkeme, ceza kanunun 54. maddesinin “Osmanlı topraklarını bir parçalamak için silahlı faaliyet gösterenlerin idamla cezalandırılacakları” hükmüne dayanarak;

Andon Reştoni, Cebidelikyan Agop, Alacıcıyan Karabet, Dökmeciyan Parsih, Rahib Danyel, Tomayan Karabet, Kayayan Ohannes, Kertmanoğlu Karo, Agop Pehlü, Keçeciyan Misak, Civanyan Mardiros, Arzumanoğlu Ohannes, Yakuboğlu Panos, Aşçı Parsihoğlu Gülbenk, Keriz Torosoğlu Mihircan, Bedrosoğlu Misak, Gürünlü Toros’u idama;

Talaslı Debagyan Agop, Gemerekli vaiz Mardıros, Merzifonlu Papasyan Mıgırdıç, Karagöz oğlu Artin, Everekli Vartokoğlu Kabril, Gürünlü Karabet’i onbeşer yıl kalebendliğe;

Çolakyan Agop, Boyacıyan Esteban, Senekerim, Onanoğlu Mamas, Delonyan Agop, Vartanyan Mihran, Kalıpçı Moşo, Semuhoğlu Artin’i onar sene kalebendliğe;

Everekli Serpik, arabacı Ohannes, Kara Külah oğlu diğer Ohannes, Kara Parsih oğlu Danil, Dava Vekili Arsin, Oğlakcıyan Haçator, mektep hocası Şuraş, Uzunoğlu Kalost, Adriyan Kazaros, Midil oğlu Serkiz’i yedişer sene müddetlerle kalebendliğe;

Cevahirciyan Rupenk’in ise iki sen müddetle zaptiye nezareti altında bulundurulmasına karar vermiştir.[78]

Mahkeme kararı Amerika ve İngiltere’de büyük tepkilerin ortaya çıkmasına yol açtı.[79] Tomayan ve Kayayan’ın idam cezalarına çaptırılmaları ise  özellikle İngilizlerin Osmanlı Devleti üzerinde kurduğu büyük bir baskıya dönüştü.[80] Öyle ki, eğer bu şahıslar serbest bırakılmazlar ise Mısır’ın Osmanlı Devleti’nden kopartılarak, bağımsız bir devlet olarak tanınacağı tehdidi savruluyordu[81] ve Sultan Abdülhamit bizzat devreye girerek bu iki şahsı bir daha Osmanlı topraklarına ayak basmamaları şartı ile 20 Zilhicce 1310/5 Temmuz 1893 tarihinde bağışladı[82] ve diğer tutuklulardan idam cezası dışında olanların cezalarını ise hafifletti.[83] Temyiz mahkemesinin 10 Temmuz 1893 tarihli kararı Sultan Abdülhamit’in bu iki kişiyi affını ve diğerlerinin ceza tahfiflerini onaylayarak, Osmanlı topraklarına ayak basmamak üzere uzaklaştırılmalarına karar verildi.[84]

Fakat bu iyi niyetli davranışlara rağmen baskılar öyle bir noktaya gelmişti ki, İngiltere hapis tutulan iki kişiye işkence yapıldığını iddia ediyor ve bu ikisinin tutuklu bulunmasını büyük bir propagandaya dönüştürmeye çalışıyordu. Bu sebeple her iki kişinin Osmanlı topraklarından ayrıldıktan sonra böyle bir propagandanın içerisinde bulunacağını bilen Hükümet, şahitlerin huzurunda her iki şahıstan da kendilerine tutuklu bulundukları süreçte kanun dışı muamelede bulunulup bulunulmadığını sorarak kendini daha sonraki iftiralara karşı güvence altına almaya çalışmıştır.[85] Nitekim beklenildiği gibi bu şahıslar İngiltere’ye giderek Osmanlı Devleti aleyhine propaganda faaliyetleri yürütmüşlerdir.

Bunun da ötesinde her yönü ile organize bir ihtilal hareketi olan Merzifon, Yozgat, Kayseri hadiseleri bu gün dahi Ermeni propagandasının araçlarından biri haline getirilmiştir. Ermeni yazarlar 1893 olaylarını Ermenilere karşı yapılmış bir katliam olarak nakletmekte oldukça cesur davranırlar. Örneğin Nalbandian bütün tarihi hakikatlere karşı gelme cüretini kendisinde bularak olayları şöyle nakleder:

“1893 yılında Türk hükümeti özellikle Merzifon ve Yozgat bölgesinde isyancıları olduğu kadar önde gelen bir çok Ermeni entellektülleri, tüccarları ve din adamlarını tutuklayarak idam etti.”[86]

1893 yılı Ocak ayında meydana gelen bu hadiseler daha sonra benzer olayların yaşanacağını ve bunların daha büyük şiddette olacağını da haber veriyordu. Tarihsiz olarak sunulan fakat ihtiva ettiği kayıtlardan 1893 ayaklanmaları sonrasında yazıldığı anlaşılan bir jurnal raporunda Ermeni olaylarının Berlin Kongresi sonrasında özellikle Rusya ve İngiltere’nin yardım ve destekleriyle gelişmekte olduğunu ve bu olayların büyük bir sorun haline geleceğinden, alınması gerekli önlemler maddeler halinde zikrediliyordu.[87] Kaldı ki, bütün bu çabalara rağmen Ermeni tedhiş faaliyetleri kesilmeden devam ediyordu. Ankara konsolosu Cumberbatch’tan İstanbul sefiri Clare Ford’a gönderdiği bir telde Akdağmadeni’nde tutuklanan Ermenilerden bahsediliyordu. Bunlar bir Katolik Ermeni ile Rum’u Ermeni çetelerini ihbar ettikleri gerekçesi ile öldürmüşlerdi. Onbeş kişilik bir Ermeni çetesi de Gürcü kıfayetlerine bürünerek bu iki katili kurtarmışlardı.[88] Daha sonra bu Ermenilerin hepsi yakalanarak gözlem altına alınmışlar ve ilk sorgulamalarında suçlarını itiraf etmişlerdi.[89]

Sürüp giden bu olaylar büyük bir gerginliğin tekrar başlatılacağının da habercisi idi. Nitekim, Birinci Yozgat Ayaklanması’ndan çok geçmeden 1893 yılı Aralık ayında İkinci Yozgat Hadisesi ile ilgili gelişmeler yaşanmaya başlandı. 



[1] Osmanlı Devletinde yapılan kimi sayımlarda Bozok Sancağı dahilinde çok az miktarda olsa da Ermeni nüfusu yaşadığı görülmektedir. İlk Ermeni iskanları Ankara Savaşından sonra bölgeye hakim olan Dulkadirli Şahruh Bey zamanında gerçekleştirilmişti. 1557 tarihli tahrire göre bölgede 492 adet vergi mükellefi Ermeni bulunduğu görülmektedir. Fakat, her ne kadar Bozok Sancağı var ise de, henüz sancağın pa-yı tahtı olan Yozgat şehri kurulmamış olduğundan bu nüfus çevre köylerde dağılmış durumda idi. Ermenilerin bölgeye ilk iskanları hakkında bkz. Faruk Sümer, “Bozok Tarihine Dair Araştırmalar”, Cumhuriyet’in 50. Yıldönümü Anma Kitabı, (Ankara,1974), ss.318, 339.

[2] M. Baptistin Poujoulat, Voyage Des l’Asie Mineure En Mesopotamie, A Palmyre En Syrie En Paletsine Et En Egypte, (Paris, 1840), s.293; 1831 yılında yapılan nüfus sayımlarında Yozgat nüfusu içerisinde Ermeniler zikredilmemiştir. Dolayısı ile ilk dönemlerde Ermeni nüfusu hakkında bilgi veren kaynaklar tahrir defterleri ile şehre gelen seyyahlardır. Şehir nüfusu hakkında ilk bilgi 1830 tarihinde bölgeye gelen Charles Texier tarafından verilmekle birlikte, bu rakamlar çok genelleme yapılarak zikredilmiştir. Texier’e göre şehirde yaşayan 15.000 kişinin üçte biri Hıristiyandır. Dolayısı ile ilk somut rakamların Poujolot tarafından verildiği görülmektedir. Charles Texier’in Yozgat hakkında verdiği bilgiler için bkz. Charles Texier, Küçük Asya, Cilt III, Mütercimi: Ali Suad, (İstanbul: Matbaa-ı Amire, 1340), ss.45-46

[3] Kemal H. Karpat, Ottoman Population 1830-1914, Demographic and Social Characteristics, (Wisconcin/London: The University of Wisconsin Press, 1985), ss.172-173.

[4] Charles Texier Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasında büyük bir uyumun olduğunu ve hüsnü münasebetle yaşadıklarını belirtir. Texier, Küçük Asya, s.46; George Perrot ise Ermenilerin şehirdeki zenginliklerinden bahsederek poliçecilik işleri ile uğraşan Haci Ohannes’in yalnızca Yozgat’ın değil bütün İç Anadolu’nun en zengin adamı olduğunu söyler. George Perrot, Souvernies D’un Voyage En Asia Mineure, (Paris, 1867), s.385; Perrot’dan sonra şehre gelen Mordtmann da aynı düşünceleri paylaşır. A.D.Mordtmann, Anatolien, Skizzen und Reisebriefe Aus Kleinasien (1850-1859), (Hannover: 1925), s.120.

[5] 1876 yılında şehre gelen Fred Burnaby ile 1880 yılında gelen Bafralı Yanko’nun her ikisi de Yozgat’ta suç oranının çok düşük olduğu konusunda hem fikirdirler. Burnaby, son beş yılda bir kişinin idam edildiğini bildiriyor. Bkz. Fred Burnaby, At Sırtında Anadolu, Çeviren: Fatma Taşkent, (İstanbul: İletişim Yayınları, 1999), s.135; Yanko ise, Yozgat’ın en güvenli yerlerden biri olduğunu belirtir. Bkz. Bafralı Yanko, Yozgat Seyahatnamesi, (İstanbul: Matbaa-ı Ebuzziya, 1336), ss.30-31; Başbakanlık Osmanlı belgelerinde bulunan ve Yozgat asayişi ile ilgili bir vesika da, her iki seyyahın gözlemlerini doğrular niteliklerdedir. 1876 yılı içerisinde çevre köylerde işlenen suçların adedi ellidir ve bunların büyük çoğunluğu tehdit ve yol kesmedir. Bkz. BOA. Y.PRK.UM. D:4, G.21

[6] Yozgat’ta bulunan misyoner okulu ve misyonerlik teşkilatının örgütlenmesi için bkz. Uygur Kocabaşoğlu, Anadolu’daki Amerika: Kendi Belgeleri İle 19. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğundaki Amerika Misyoner Okulları, (İstanbul: İmge Yayınları, 2000), s.82; Frank  Stone, Academies For Anatolia, (Connecticut-London: 1984), s.94; Necmettin Tozlu, Kültür ve Eğitim Tarihimizde Yabancı Okullar, (Ankara: Akçağ Yayını, 1991), s.321.

[7] Hamlinin İstanbul faaliyetleri ve Ermenilerle ilişkileri için bkz. Cyrus Hamlin, My Life and Times, (Boston: The Pilgrim Press, 1893), ss.205-243.

[8] Hamlin, My Life, s.244; ayrıca bkz. Stone, Academies, ss.49-64.

[9] Hamlin, My Life, s.245.

[10] Stone, Academies, s.185. Ayrıca bkz. Tozlu, Yabancı Okullar, s.89.

[11] Bilal Şimşir, “Ermeni Propagandasının Amerika Boyutu Üzerine”, Tarih Boyunca Türklerin Ermenilerle İlişkileri Sempozyumu (8-12 Ekim 1984 Erzurum), (Ankara, 1985), s.97.

[12] Stone, Academies, 187; Uygur Kocabaşoğlu, “Osmanlı İmparatorluğunda XIX. Yüzyılda Amerikan Yüksek Okulları”, Bahri Savcıya Armağan, (Ankara: Mülkiyeliler Birliği Vakfı Yayınları, 1988), s.316.

[13] Stone, Academies, s.134.

[14] Gülbadi Alan, Osmanlı Devleti’nde Misyoner Okullarının Ermenilere Bakışı (1820-1914), Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, (Kayseri, 1997), s.132.

[15] Şimşir, “Amerika Boyutu Üzerine”, s.97

[16] Stone, Academies, s.192.

[17] Şimşir, “Amerika Boyutu Üzerine”, s.97.

[18] Stone, Academies, s.192.

[19] Alan, Ermenilere Bakış, s.137.

[20] Mim Kemal Öke, “Ermeni Patırtıları: Sorumluluk Bunun Neresinde Yatıyor?”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, Ocak 1987, ss.6-7.

[21] Turgut Işıksal, “Ermeni Faaliyetlerinin Bir Bölümü 1893 Merzifon Olayı Belgeleri”, BTTD, Cilt:XIX, Nos. 82-83-84 (Temmuz-Ağustos-Eylül), s.25.

[22] Ahmet Uçar, Amerikan Misyonerlerinin Türkiye’deki Faaliyetleri, 1818-1930, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, (Konya, 1988), s.369; Protestan misyonerleri Anadolu’da yaptıkları gibi Balkanlarda da milliyetçilik hareketlerini kışkırtmışlar ve özellikle Bulgar milliyetçiliğinin oluşmasında etkili olmuşlardır. Protestan misyonerlerinin milliyetçilik hareketlerinin oluşumundaki etkileri benzer şekillerde gelişmiştir. Protestanların Bulgar milliyetçiliğinin gelişimindeki etkileri ve benzerlikler için bkz. Ömer Turan, Avrasya’da Misyonerlik, (Ankara: ASAM Yayını, 2002), ss.101-118.

[23] Ali Tuzcu, “Merzifon’da Ermeni Ayaklanmaları”, Belleten, Aralık 1993, LVII /220, (Ankara, 1994), ss.795-826.

[24] Louise Nalbandian, The Armenian Revolution Movement, (Berkeley, 1963), s.84.

[25] Cevdet Küçük, Osmanlı Diplomasisinde Ermeni Sorununun Ortaya Çıkışı, 1878-1897, (İstanbul, 1984), ss.75-76.

[26] İhtilal komitesi olan Armenak, Van’da öğretmenlik yapan Portakalyan’ın yetiştirdiği öğrenciler tarafından kurulmuştu. Bu komite ihtilal yolu ile Ermenistan’a bağımsızlık kazandırmayı hedefleyen ilk siyasi teşekkül olmuştu. Komite’nin programı ve çalışmaları hakkında detaylı bilgi için bkz. Nalbandian, Armenian Revolution, ss.90-103; Azmi Süslü - Fahrettin Kırzıoğlu, Refet Yinanç, Yusuf Halaçoğlu; Türk Tari' belirli bir bölgeyi kendi dilleri ile vasıflandırmalahinde Ermeniler, (Ankara: Kafkas Üniversitesi Rektörlüğü Yayını, 1995), ss.145-146.

[27] Hınçakların sosyalizm ile olan bağları için bkz. Ter Anaida Minassian, Ermeni Devrimci Hareketinde Milliyetçilik ve Sosyalizm, 1887-1912, Çeviren: Mete Tunçay, (İstanbul: İletişim Yayınları, 1992), ss.22-25.

[28] Nalbandian, Armenian Revolution, ss.109-110.

[29] Hınçak Partisi’nin kuruluşu programı ve çalışmaları ile ilgili geniş bilgi için bkz. Nalbandian, Armenian Revolution, ss.104-131.  Ayrıca bkz. Uras, Tarihte Ermeniler, ss.432-442; Gürün, Ermeni Dosyası, ss.130-132; Nurşen Mazıcı, Belgelerle Uluslararası Rekabette Ermeni Sorununun Kökeni, 1878-1918, (İstanbul: Der Yayınevi, 1987), ss.31-32.

[30] Nalbandian, Armenian Revolution, s.120.

[31] Merzifon’da açılan şube hakkındaki tahkikler ve şubenin faaliyetleri ile ilgili bilgiler ihtiva eden tutanaklar için bkz. BOA. Y.PRK.BŞK. D:3, G:60.

[32] Nalbadian, Armenian Revolution, s.119.

[33] Nalbadian, Armenian Revolution, s.120.

[34] Başvekil Sait Paşa ile Sivas Valisi Hakkı Paşa’nın konu ile ilgili yazışma metinleri için bkz. Osmanlı Belgelerinde Ermeniler, IV, (17 Temmuz 1879-30 Mart 1881), (İstanbul: Başbakanlık Osmanlı Arşivi Müdürlüğü Yayını, 1987), s.426, Belge No: 96, 97.

[35] Sivas Valisi Hakkı Paşa 1881 ve 1882 yıllarına ait şifreli raporlarında Patrikhane’nin piskoposlara ihtilale hazırlanmak için genelgeler gönderdiğini bildirmiştir. Bkz. Mehmet Hocaoğlu, Arşiv Belgeleriyle Tarihte Ermeni Mezalimi ve Ermeniler, (İstanbul: And Dağıtım, 1976), ss.182-185.

[36] Osmanlı Belgelerinde Ermeniler-6, (10 Ocak 1885-18 Aralık 1888), (İstanbul, 1988), s.150, Belge No: 49.

[37] Nalbandian, Armenian Revolution, s.120.

[38] Osmanlı Belgelerinde Ermeniler, Cilt:21,s.517-519, Belge No:204.

[39] BOA, Y.PRK.UM. D:  24 G:58. (30 Ramazan 1309/28 Nisan 1892)

[40] Küçük, Osmanlı Diplomasisi, s.109.

[41] Kalıpçı Moşo’nun itiraflarını havi tutanak için bkz. BOA, Y.PRK.BŞK. D:3, G:60. s.20-22.

[42] BOA, Y.PRK.BŞK. D:3, G:60. s.20-22.

[43] Osmanlı Belgelerinde Ermeniler, Cilt:11, s.412, Belge No:128. (7 Şubat 1893)

[44] İhtilal Komitesi silah alımı için her bölgeden para talep ediyordu. Bu paralardan 20.000 lira Londra üzerinden ABD’ye gönderilmişti. ABD’den Ermeni komiteleri adına alınan silahlar: 50.000 Martini, 75.000 tabanca, 2 milyon tüfek ve tabanca mermisi ve 750 liralık dinamit idi. Bkz. Osmanlı Belgelerinde Ermeniler, Cilt:19, s.103-109, Belge No:20

[45] Osmanlı Belgelerinde Ermeniler, Cilt:12, s.97–107, Belge No:27

[46] Bilal Şimşir, British Documents on Ottoman Armenians, Volume:III, (1891-1895), (Ankara, 1989), s.150.

[47] Mahkeme-i Temyiz Ceza Dairesinden Sadır olan ilam suretinde geçen isimler için bkz. BOA, Y.A.RES. D:65, G:23 (16 Zilhicce 1310/1 Temmuz 1893)

[48] Amerikan heyeti tarafından yapılan inceleme sonucunda yaftaların misyonerlerin rızası olmadan okulda basıldığı teyit edildi. Bkz. Vedii Kent Ayyıldız, The Vision of a Protestant Anatolia: The American Board and Turkish-American Relations, 1810–1920, Boğaziçi Üniversitesi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 1991, s.39; İngiltere’nin Trabzon Konsolosu yanlış bilgilendirilmekten olsa gerek olayların 18-19 Ocak gecesi gerçekleştiğini ve yaftaların İstanbul’da basıldığını İstanbul’daki İngiliz sefiri Sir Clare Ford’a bildiriyordu. Bkz. Şimşir, British Documents,III, ss.148-149; Daha sonraki yazısında ise, diğer bir kaynaktan öğrendiğine göre olayların 5-6 Ocak gecesi gerçekleştiğini ve 2.000 Hıristiyanın tutuklu bulunduğunun söylendiğini bildirmektedir. Bkz. Şimşir, British Documents,III, ss.150-151.

[49] Y.PRK.UM. D:26, G:27 (Tarihsiz)

[50] Bütün işlenen suçların anlatıldığı mahkeme kayıtları için bkz. BOA, Y.PRK.BŞK. D:3, G:60 ; Ayrıca bkz. BOA, Y.PRK.UM. D:27, G:87 (25 Zilhicce 1310/10 Temmuz 1893);  Esat Uras, “Ermeni Cemiyetleri”, Osmanlı Arşivi Yıldız Tasnifi-Ermeni Meselesi, I-III, Editör: Zekai Ökte, (İstanbul: Historical Research Publishing Unit Under the Supervision and General Coordination of the İstanbul Research Center, 1989), s.26

[51] Ankara’dan Kayseri’ye ve oradan da Yozgat’a gelen heyet Yaveran-ı Şehriyariden Sait ve Arif Paşalar idi. Bu iki Paşa gittikleri bölgede halk ile konuşarak olayları yatıştırmaya çalıştılar. Bkz.BOA, Y.PRK.UM. D:26, G:27 (15-18 Şubat 1308/27 Şubat-2 Mart 1893 tarihli yazışmalar)

[52] BOA, Y.PRK.UM. D.26, G:67 (6 Şubat 1308/18 Şubat 1893)

[53] Osmanlı Belgelerinde Ermeniler,Cilt:12, ss.97-107, Belge No:27; Memorandum metni için ayrıca bkz. Şimşir, British Documents,III, ss.166-176.

[54] Turgut Işıksal, “Ermeni Faaliyetiyle İlgili Araştırmalarda Osmanlı Belgelerinin Önemi ve 1893 Merzifon Olayı”, BTTD, Cilt:XIX, Nos. 79-80-81 (Nisan-Mayıs-Haziran), s.50.

[55] Tutukluların toplam listesi şöyle idi: Yozgat ileri gelenleri:142; Yozgat Köylüsü:338; Kayseri:280; Merzifon:50; Tokat50; Sivas:300; Amasya:70; Divriğ:80; Arapkir:150; Harput:70; Diyarbekir:70; Halep ve Maraş:20; Hacıköy:30; Çorum:30; diğer bölgelerden:120. Bkz. Şimşir, British Documents,III, s.182.

[56] BOA, Y.PRK.BŞK. D:3, G:60 (18 Haziran 1309), ss.3-4.

[57] Nalbandian, Armenian Revolution, s.120.

[58] BOA, Y.PRK.BŞK. D:3, G:60. (18 Haziran 1309/30 Haziran 1893)

[59] Osmanlı Belgelerinde Ermeniler, Cilt:11, s.313, Belge No:105.

[60] Osmanlı Belgelerinde Ermeniler, Cilt:11, s.293, Belge No:97.

[61] Özellikle İngiliz basınında Türklerin üç kiliseyi yaktığı, Ermenilerin soyulduğu ve 500 kişinin tutuklandığı ve bir çoğunun idam edildiği şeklinde propagandalar yapılıyordu. Bkz. Osmanlı Belgelerinde Ermeniler, Cilt:12, s.43, Belge No:8 (18 Mart 1893); Bu propagandaların çeşitli görgü tanıkları vasıtası ile yalanlanması da mümkün oluyordu. Olayların cereyan ettiği dönemde Türkiye’de bulunan Dr. Morris Henry adındaki bir şahıs yapılan olumsuz propagandalara karşı bir turist imzası ile New York Herald gazetesinde yayınladığı bir yazısında Türkiye’de Hıristiyanlara baskı olmadığını, Türklerin yabancılara kibar davrandıklarını, anarşistlere karşı önlem almalarının normal olduğunu yazıyordu. Bu yazı hakkındaki bilgi ise Washington Büyükelçisi Mavroyani Bey tarafından Hariciye Nezaretine bildirilmiştir. Bkz. Osmanlı Belgelerinde Ermeniler, Cilt:18, ss.110-160, Belge No:33.

[62] BOA, Y.PRK.UM. D:26, G:27.

[63] Işıksal, “1893 Merzifon Olayı”, s.50.

[64] BOA. Y.PRK.UM, D:26, G:27

[65] Şimşir, British Documents,III,s.152.

[66] Osmanlı Belgelerinde Ermeniler, Cilt:12, s.55, Belge No:10 (18 Mart 1893)

[67] Osmanlı Belgelerinde Ermeniler, Cilt:12, s.532, Belge No:199.(29 Haziran 1893); Bu şahıs daha sonraki yıllarda Osmanlı ülkesinin taksimi düşüncesini ortaya atmıştır. Daily News’de çıkan yazısı ile ilgili yorumlar için bkz. Osmanlı Belgelerinde Ermeniler, Cilt:38, ss.62-66, Belge No:28.

[68] Herrick, Perry tarafından kendisini bildirilen bu sonucu hazırladığı bir belgede ifade ediyor, fakat bunlara inanmadığını ifade ediyordu. Bkz. Şimşir, British Documents,III, ss.162-163.

[69] Perry’nin yazmaya söz verdiği mektup metni şöyle idi: “Benim fikrime göre vali hakkaniyeti iltizam eder itilafı sever bir adamdır. Doğrulukla hareket edenler hakkında meyyal ve müsaid görünüyor. Fakat desise ve hileyi sevmiyor. Amerikalılar hakkındaki muamelesi pek muhakkanedir reyindeyim. Eğer vali ile birkaç defa mükaleme edip de yedinde bulunan edilleyi birlikte müzakere ve muayene etseniz valinin reyine tabiyet edeceğinize eminim. İşte edille-i mezkure bunlardır. Birincisi; birbuçuk sene evvel Tomayan ve Kayayan’ın Gemerek ve Burhan karyelerine gittiği vakit vukua gelen teşvikat ihtilalkaraneleri. İkincisi; Londra komitesinden gelen bir memur-ı mahsus tarafından Gemerek komitesinin teşkili. Üçüncüsü; ihafeamiz bir mektupla hezeyannamelerin Merzifon’dan Gemerek’e irsali. Dördüncüsü; Gürünlü Toros’un efal-i mefsedetkaranesi eğer artık teşebbüsat-ı vaka-ı ihtilalcüyane ile bu eşhas meyanında münasebat-ı ceddiye mevcut olduğuna kani oldunuz ise mektubunuzda vücudu muhtemel olan en küçük fikr-i ihtilal eserini tathir ve binaenaleyh emniyetin iadesiyle elyevm giriftar olduğumuz müşkilattan bizi tahlis eylemeniz muktezidir zannederim”. BOA, Y.PRK.UM. D:26, G.27.

[70] Şimşir, “Amerika Boyutu Üzerine”, s.97-98; Stone, Academies, s.191; Herrick’in Kolej olayları ile ilgili olarak 28 Mart 1898’de yazdığı bir belgede Tomayan’ın Merzifon’daki bulunan Harolim Tomayan adındaki diğer bir şahıs ile karıştırıldığını bildirmektedir ki, bu ifadeleri ve bu şahısların suçsuzluğuna dair düşüncelerini belirtmesi bu konuda samimi olmadığını göstermektedir. Bkz. Şimşir, British Documents,III, s.163.

[71] Osmanlı Belgelerinde Ermeniler, Cilt:18, ss.416-421, Belge No:79.

[72] Ayyıldız, The Vision of A Protestant, s.40.

[73] Londra Büyükelçisi Rüstem Paşa Hariciye Nazırı Sait Paşa’ya gönderdiği telde İngiltere’deki kampanyaların Protestan misyonerler vasıtası ile organize edildiğini, Tomayan ve Kayayan’ın masumiyetine inanan Dr. Herrick’e 18 Ekim tarihli raporumu gösterince alakasını kestiğini söylüyordu. Bkz. Osmanlı Belgelerinde Ermeniler, Cilt:18, ss.91-100, Belge No:26.

[74] Osmanlı Belgelerinde Ermeniler, Cilt:12, s.297, Belge No:113.

[75] Şimşir, British Documents,III, s.218.

[76] BOA, Y.PRK.UM. D:27, G:35 (5 Mayıs 1309/17 Mayıs 1893)

[77] Mahkemenin gidişatı hakkında Ankara Valisi Abidin Paşa’dan Hükümet’e gönderilen yazılar için bkz. BOA, Y.PRK.UM. D.27, G:35.

[78] BOA, Y.A.RES. D:65, G:23.(18 Zilhicce 1310/20 Haziran 1309)

[79] Amerika’da kasabalarda soykırıma karşı protestolar düzenleniyor, Kongre’de Türk zalimliklerinin lanetlenmesi isteniyordu. Bkz. Ayyıldız, The Vision of a Protestant..., s.40.

[80] İngiltere’deki yayınlarda Kayseri, Yozgat bölgesindeki Hıristiyanların eziyet çektikleri anlatılıyor, bu yayınlar karşısında Londra’da bulunan büyükelçi Rüstem Paşa olayların gerçek yüzünü anlatmakta büyük sıkıntı çekiyordu. Hariciye Nazırı Sait Paşa ile Lonra Büyükelçisi Rüstem Paşa’nın taraflı yayınlar hakkındaki yazışmaları için bkz. Osmanlı Belgelerinde Ermeniler, Cilt:12, s.59, Belge No:14.

[81] Bilal Şimşir, “Tarihte Ermeni Terörü ve Sivas Vilayeti” Uluslar arası Terörizm ve Gençlik Sempozyumu Bildirileri 24-26 Nisan 1985, Sivas 1986, s.95.

[82]BOA.Y.A.RES. D:65, G:23.

[83]BOA, Y.PRK.BŞK. D:3, G:60.(23 Zilhicce 310/25 Haziran 1309). İdam cezasına çarptırlan Aşçıparsihoğlu Gülbenk, Gürünlü Toros, Arzumanoğlu Ohannes, Torosoğlu Mihrcan ve Yagoboğlu Panos’un idam cezaları onaylanmıştır. Bu konudaki Meclis-i Vükela’nın onay yazısı için bkz. BOA, Y.A.RES.D:66 G:2 (5 Muharrem 1311/7 Temmuz 1309)

[84] BOA, Y.PRK.UM. D:27, G:87 (25 Zilhicce 1310/10 Temmuz 1893)

[85] BOA, Y.PRK.BŞK. D:3, G:60 (26 Haziran 1310/10 Temmuz 1893)

[86] Nalbandian, Armenian Rovulation, s.120; Türkiye Ermenileri üzerine çalışan Ermeni yazarlardan Mesrob Krikorian ise bu dönemdeki olayları şu şekilde tarif etmektedir:“Berlin Anlaşması’nda Babıali’nin söz verdiği gibi Ermenilerle meskun yerlerde reform onbeş yıl süre ile yapmaması üzerine hayal kırıklığına uğrayan Ermeniler protesto ve gösterilere başladılar. Fakat bu akıllıca değildi. Babıali sözünü yerine getirmek yerine Anadolu’da büyük bir soykırım uygulamaya başladı”. Bkz. Mesrob Krikorian, Armenians in the service of the Ottoman Empire 1860-1908, (London, 1987), ss.8-9; Pasdermajian ise, Hınçak Partisi’nin faaliyetleri dolayısı ile bir çok Ermeninin tutuklandığını ve öldürüldüğünü, bu olayların Anglo-Saxon dünyada büyük yankı yaptığını söylüyor. Bkz. H. Pasdermadjian, Histoie De L’Armenie,: Depuis Les Origenes Jusqu’au  Traite De Lausanne, Paris, Librairie Oriantale H. Samuelian, 1949, s.383.

[87] BOA, Y.PRK.AZJ. D:26, G:94

[88] Şimşir, British Documents, III, s. 287.

[89] Şimşir, British Documents, III, s. 288.

 

 ----------------------
* Erciyes Üniversitesi, Yozgat Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Başkanı -
- ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 12-13, Kış 2003 - İlkbahar 2004
    İçeriğe Yorum Yaz    Yazdır    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Henüz Yorum bulunmamaktadır.


 
 
ERAREN - Ermeni Araştırmaları Enstitüsü

Bu site en iyi 1024 x 768 çözünürlükte görüntülenir.