Anasayfaİletişim
  
English



E-Bülten Üyeliği

Günlük bültenimize üye olmak için aşağıdaki alanları doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERGİ SAYILARI

Konferans: "Ermeni Sorunu Gerçeği" Konferansı Bilgi Üniversitesi, Bağımsız Toplumsal Hareket Derneği, 15 Nisan 2006

Yıldız DEVECİ BOZKUŞ*
ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 20-21, Kış 2005 - İlkbahar 2006

 

Bağımsız Toplumsal Hareket (BTH) Derneği ve Bilgi Üniversitesi BTH Öğrenci Kulübü'nün düzenlediği "Ermeni Sorunu" Gerçeği Konferansı, 15 Nisan 2006 tarihinde Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusünde gerçekleştirilmiştir.  Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı E. Büyükelçi Gündüz Aktan, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ve Dumlupınar Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar’ın katılımıyla gerçekleşen konferansın oturum başkanlığını BTH Derneği Başkanı Efe Özbil yapmıştır.

Efe Özbil yaptığı açılış konuşmasında böyle bir konferansı düzenleme amaçlarının "Eylül ayında yine Bilgi Üniversitesi'nde düzenlenen “İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri Konferansı”nda söylenmeyenleri söylemek, yani tarihi gerçekleri bu çatı altında dile getirmek" olduğunu ifade etmiştir.

Sözde Ermeni Soykırımının daha çok hukuki boyutu üzerinde duran E. Büyükelçi Gündüz Aktan,  bu konuda “soykırıma” parlamentoların değil mahkemelerin karar verebileceğini vurgulamıştır. Aktan “Soykırım” kelimesinin hukuki bir terim olduğuna değinerek 1948 tarihli Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nin 2. maddesinde  “bir milli, etnik, ırki ve dini grubu, tümüyle veya kısmen, yok etmek amacıyla bu grubun mensuplarını öldürmek, maddi ve manevi olarak yaralamak, grubun fizik olarak yok olmasını sağlayacak yaşam şartlarını dayatmak, grubun doğumla çoğalmasını önlemek ve grubun çocuklarını bir başka gruba nakletmek fiillerinin” soykırım olarak nitelendirildiğini açıklamıştır.  

Aktan ayrıca Ermenilerin Lahey Adalet Divanı'na gitmekten çekindiklerini de ifade etmiştir. Lahey'e Türk tarafının da başvurabileceğini, ama ''yapmadım'' diyen tarafın başvurmasının zor olduğunu belirterek, Lahey'e şikâyetçi taraf olan Ermenilerin başvurması üzerinde durmuştur. ''Ermeniler, geçmişi bize hatırlatmakla hata ettiler'' diyen Aktan, bu kadar boş bir konunun bu kadar büyük hale getirilmesinin de inanılmaz olduğunu kaydetmiştir. Aktan aynı zamanda, resmi tezi savunmakla suçlandıklarını da belirterek, savunulanların resmi tez değil, ulusal tez olduğunu belirtmiştir.

Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ise, Türkiye’nin arşivlerini açtığını ve tarihçilerden oluşan ortak bir komisyon kurmayı teklif ettiğini fakat Ermenilerin buna yanaşmadığına değinmiştir. Ermenilerle Türklerin Selçuklular'dan bu yana Anadolu'da yıllarca beraber yaşadıklarını belirten Halaçoğlu, Ermenilerin Osmanlı Devleti içinde ''Teba-i Sadıka'' olarak nitelendirildiğini ve devlet yönetiminde önemli görevler aldığını anlatarak iki toplumun tarihte iyi ilişkiler içinde olduğunu vurgulamıştır.

Halaçoğlu, 1915 tehcirinin Birinci Dünya Savaşı şartlarında gerçekleştiğini, Ermenilerin, Türklerin kin ve nefret duygularıyla yerlerinden edilmediğini kaydederek, Ermeni isyanlarına değinmiştir. Tehcir sırasında ölümler meydana geldiğine de dikkati çeken Halaçoğlu, dönemin Osmanlı yönetiminin tehcir sırasında Ermenilere zarar verenleri cezalandırdığını da ifade etmiştir. Ayrıca tehcir yıllarında bir çok Ermeninin salgın hastalıklar, açlık ve Kürt aşiretlerinin saldırılarına maruz kalarak öldüğüne de değinen Halaçoğlu, tehcirin tüm Ermenilere değil sadece isyanlara katılan Ermenilere uygulandığını açıklamıştır. Yine savaşın sona Ermesiyle birlikte bir çok Ermeninin evine geri döndüğüne dair ellerinde belgelerin olduğunu da belirten Halaçoğlu Osmanlı’nın tehcirden önce Ermeniler için gerekli tedbirleri aldığını vurgulamıştır.

Osmanlı'nın o dönemde fiilen kendilerine savaş açmış bir toplumla karşı karşıya bulunduğunu, Rus ve Fransız ordularında yer alan Ermeniler bulunduğunu kaydeden Halaçoğlu, tehcir kararı alındığında Osmanlı'da yaklaşık 1,5 milyon Ermeni bulunduğunu ifade ederek eğer Ermenilerin hepsi tehcire tabii tutulsaydı bugün Türkiye’de hiç Ermeni olmaması gerektiğini belirtmiştir.

Halaçoğlu da iddia edildiği gibi ''resmi tezi'' savunmadıklarını, Türkiye'nin bir ''resmi tezi'' de bulunmadığını belirterek, ''Biz karşı tarafa, 'Gelin birlikte araştıralım, tartışalım' diyoruz. Biz davet ediyoruz, onlar gelmiyor. Buna Ermenistan'da dahil'' demiştir.

Hallaçoğlu ayrıca 1915 olayları sırasında Ermeni çetelerinin 535 bin Türkü öldürdüğü ve bu konuda toplu mezarlar bulunduğunu ifade ederek bu konunun hiç gündeme getirilmediğini vurgulamıştır.
 
Prof. Dr. Aygün Attar da Ermenilerin 1915’te işgal devletleriyle işbirliği içinde olduğunu vurgulamıştır. Diyaspora Ermenilerinin “Büyük Ermenistan” hayaline kapılarak, birçok parlamentodan sözde Ermeni soykırımı tasarılarını geçirdiğine değinen Attar, Türkiye’nin bu kararlara karşı tepkisini dile getirmesinin zamanı geldiğini ifade etmiştir. Ermeni sorununun artık tarihten çok siyasete hizmet ettiğini vurgulayan Attar, tarihin parlamentolarla alınan kararlarla değil tarihi belgelerle yazılması gerektiğinin altını çizmiştir. 

Prof. Dr. Aygün Attar konuşmasının son bölümünde de Ermenistan’ın, Azerbaycan'a ait Dağlık Karabağ Bölgesini işgalini ve buradaki zulmü gözler önüne seren bir film göstererek, Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’da yaptıklarının tam bir katliam olduğunu ve bu konunun başta Türkiye olmak üzere tüm dünyada pek gündeme getirilmediğini vurgulamıştır.

 ----------------------
* ERAREN Uzmanı - ydeveci@iksaren.org
- ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 20-21, Kış 2005 - İlkbahar 2006
    İçeriğe Yorum Yaz    Yazdır    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Henüz Yorum bulunmamaktadır.


 
 
ERAREN - Ermeni Araştırmaları Enstitüsü

Bu site en iyi 1024 x 768 çözünürlükte görüntülenir.