Anasayfaİletişim
  
English

Kitap Tahlili: Ermenistan: Terörist

M. Serdar PALABIYIK*
ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 20-21, Kış 2005 - İlkbahar 2006

 

Samuel Weems, Ermenistan: Terörist “Hıristiyan” Ülkenin Sırları, (Armenia: Secrets of A “Christian” Terrorist State), Azeri Türkçesi’nden çeviren Hüseyin Adıgüzel (İstanbul: İleri Yayınları, March 2006), ISBN 975-6288-82-5, 392 sayfa.

Bu kitap, Amerikalı emekli bir yargıç olan Samuel Weems tarafından kaleme alınmıştır. Kitabı konusunu temel olarak Ermenistan devletinin çeşitli dönemlerdeki dış politikaları, Ermeni soykırımı iddiaları, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki ilişkiler, Karabağ meselesi ve Ermeni diasporasının lobi faaliyetleri oluşturmaktadır. Özellikle Amerikan ve İngiliz arşivlerine atıfta bulunan bu çalışmasında Weems, Ermeni iddialarının yanlışlıklarını ve tutarsızlıklarını gözler önüne sermektedir. Kitapta ayrıca Amerika Birleşik Devletleri (ABD) vatandaşlarını uyaran bir söylem vardır. Zira Amerikan halkının ödediği vergilerin bir kısmından oluşturulan fonlar, yazara göre, Ermenistan’ın saldırgan politikalarının sürdürülmesi için kullanılmaktadır.

Kitabın uzun önsöz bölümünde Samuel Weems özellikle 11 Eylül olaylarından sonra İslam dünyasında Amerika’ya karşı bir tepki oluştuğunu dile getirmekte ve bu nefretin nedenlerini açıklamaya çalışmaktadır. Weems’e göre, Amerika’nın terörizm konusundaki ikiyüzlü yaklaşımı, yani bazı terörist faaliyetleri cezalandırırken, bazı durumlarda kendilerine yöneltilen saldırılara karşı koymaya çalışanları cezalandırmasının bu nefretin nedenlerinden biri olabileceğini ileri sürmektedir. Bu çerçevede, 1992 yılında Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırmasının ardından Amerikan Kongresi’nin Azerbaycan’a gönderilen yardımları durdurmasını bu ikiyüzlü siyasete örnek olarak göstermektedir. Önsöz kısmının sonlarına doğru Weems, Amerika’daki Ermeni lobisinin faaliyetlerini inceleyerek, 1915’te yaşanan olayların soykırım olarak nitelendirmeyen görüşlerin nasıl bastırılmaya çalışıldığını göstermektedir. Özellikle kendisinde gönderilen bazı tehdit dolu mektuplardan alıntılar yaparak bu baskının boyutlarını gözler önüne sermektedir. Ancak yine bazı sağduyulu Ermenilerin bu tartışmaları ne kadar anlamsız bulduklarını da dile getirmektedir.

Önsöz bölümünü nispeten daha kısa yazılmış olan bir giriş bölümü takip etmektedir. Bu bölümde Weems Ermeni sorununun tarihi boyutunu, on dokuzuncu yüzyılda Büyük Güçlerin Osmanlı İmparatorluğunun içişlerine müdahale etmelerine de atıfta bulunarak, açıklamaya çalışmaktadır. Bununla beraber, Ermeni tehcirinin Osmanlı imparatorluğunun bekası için son derece gerekli bir önlem olduğu vurgulanmaktadır. Dahası tehcir konunun yalnızca bir boyutunu oluşturmaktadır. Ermenilerin yirminci yüzyılın ilk yıllarındaki kayıplarını kabul eden dünya kamuoyu genellikle aynı dönemdeki Müslüman kayıplarını göz ardı etmektedir. Weems’in verdiği bilgilere göre 1827 ila 1878 yılları arasında yaklaşık bir buçuk milyon Müslüman Ruslar tarafından Kafkasya’dan göçe zorlanmıştır. Bu nedenle Weems yalnızca Ermeni kayıplarına yoğunlaşan ve Müslüman kayıplarını görmezden gelen uluslararası akademik yaklaşımı da eleştirmektedir.

Kitabın “Kutsal Terör” başlığını taşıyan birinci bölümünde Weems Ermenistan ile Ermeni kilisesi arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya çalışmaktadır. Bu noktada özellikle on dokuzuncu yüzyıldaki Ermeni ayaklanmalarında Ermeni kilisesinin rolü üzerinde durmaktadır. Yazar, özellikle İngiliz ve Amerikan arşivlerinden yararlanarak İstanbul’daki Ermeni patrikliğinin ve yabancı temsilciliklerin bu olaylardaki etkisi incelemektedir. Ermeni kilisesinin Osmanlı İmparatorluğunda yaşayan Ermenileri provoke etmek için sarf ettiği çabaları dile getirmekle beraber, kilisenin Avrupa’daki propaganda faaliyetleri üzerinde de durmaktadır.

Kitabın ikinci bölümünde, Anadolu’daki isyanların organize edilmesinde büyük rolü olan devrimci Ermeni örgütleri, özellikle de Hınçak ve Taşnak örgütlerinin on dokuzuncu yüzyılın son çeyreğindeki faaliyetleri incelenmektedir. Kronolojik bir sıralama çerçevesinde Weems bu terörist faaliyetleri ve bu faaliyetlerin sonucunda meydana gelen Müslüman ölümlerini analiz etmektedir. Bu bağlamda tehcirin hiç de haksız bir önlem olmadığını savunmaktadır. Ancak Weems tehcir sürecinde meydana gelen trajediyi de göz ardı etmemektedir. Gerek açlık, hijyen eksikliği ve sert iklim gibi doğa koşulları, gerekse tehcir konvoylarına yöneltilen saldırılar neticesinde birçok Ermeni hayatını kaybetmiştir. Ancak bu bir grubun yalnızca o gruba mensup oldukları için kasten öldürülmesi anlamına gelmemektedir. Weems’e göre Ermenilerin güvenliğinin sağlanmasında sorumluluklarını yerine getiremeyen bazı Osmanlı yetkililerinin cezalandırılması da soykırım tezini çürüten bir başka etmendir.

Üçüncü bölümde Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından kurulan Ermenistan Cumhuriyetinin politikaları incelenmektedir. Weems’e göre bu devletin yöneticileri zorba bir siyasi seçkin grubuna mensupturlar ve Ermenistan devletinin komşularına karşı saldırgan bir politika izlenmesini savunmaktadırlar. Dolayısıyla kitabın bu bölümünde Ermenistan’ın o dönemde Gürcistan, Azerbaycan ve Türkiye ile çatışmaları ve yenilgileri incelenmektedir. Weems’e göre dış politikadaki bu başarısızlıklar Ermenistan içindeki karmaşayı ve ekonomik krizi de tetiklemiştir. Bu da bir kısırdöngü yaratmıştır. Ermenistan’ın saldırgan dış politikası iç durumu daha da problemli hale getirmekte, bu da dış politikada daha da saldırgan bir siyaset izlenmesine neden olmaktaydı. Bu noktada yazar Ermenistan’ın bugünkü durumunu analiz ederken bu tarihsel gerçeklerden de haberdar olmamızı tavsiye etmektedir.

Ermeni kaynaklarının tehcir sırasında ölen Ermenilerin sayısı hakkındaki abartılı görüşleri ve 1918 yılında Ermenistan’ın Gürcistan’a saldırmasıyla başlayıp Ermenistan’ın yenilgisiyle sonuçlanan Ermeni-Gürcü Savaşı’nı özetleyen iki kısa bölümün ardında, kitabın altıncı bölümünde Osmanlı İmparatorluğundaki Ermenilerin durumunu yansıtan Amiral Bristol Raporunu incelenmektedir. 1919–1927 yılları arasında Türkiye’de ABD Yüksek Komiseri olarak görev yapan Amiral Bristol, Ermenilerin Müttefiklerden Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti kurma yolundaki taleplerini eleştiren bir rapor hazırlamıştı. Ayrıca Osmanlı Hükümeti’nin kasten binlerce Ermeni’yi katlettiği yolundaki bilgilerin de sahte olduğunu vurgulamıştı. Weems Bristol raporunun o dönemde nasıl görmezden gelindiğini de bu bölümde ayrıntılı bir biçimde anlatmaktadır.

Kitabın yedinci bölümü özellikle Türk diplomatlarına ve 1915 yılında yaşanan olayların soykırım olmadığını savunan akademisyenlere karşı yöneltilen Ermeni terörist faaliyetlerini incelemektedir. Bu bölümde Weems bu terörist faaliyetlere karşı Ermeni kilisesinin ve Ermenistan’ın neden sessiz kaldığını sorgulamaktadır.

Sekizinci bölümde yazar Birinci Dünya Savaşı’nın ardından kurulan ilk Ermenistan Cumhuriyeti’nin vatandaşlarının devleti yönetenlerin saldırgan politikaları ve dönemin kronik sorunu olan ekonomik krizden nasıl etkilendiklerini incelemektedir. 1910 ve 1920’lerde ABD ve Rusya’dan alınan yardımlar Ermeni idarecilerce kendi saldırgan politikalarını finanse etmek için kullanılmış, bundan da en fazla Ermeni halkı zarar görmüştür.

Dokuz, on ve on birinci bölümlerde on dokuzuncu yüzyıldaki Ermeni isyanları incelenmeye devam edilmektedir. On ikinci ve on üçüncü bölümler ise 1920’lerde Amerika’daki Ermeni lobi faaliyetleri üzerinde durmaktadır. Bu bağlamda Weems, ABD’de kurulan Merkezi Ermeni Komitesi’ni ve bu Komite’nin Amerikan siyasal sistemindeki yerini analiz ederek Ermeni lobisinin Amerikan kamuoyunu sahte ifadeler ve belgeler üreterek nasıl yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti aleyhine çevirmeye çalıştığını göstermeye çalışmaktadır. Weems ayrıca Ermeni iddialarını incelemek üzere Anadolu’ya gönderilen Emory Niles ve Arthur Sutherland gibi subayların raporlarını da inceleyerek Müslüman nüfusun aynı olaylardan nasıl etkilendiklerini de ortaya koymaya çalışmaktadır.

On dördüncü ve on beşinci bölümlerde ise Weems Müttefiklerin Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeniler hakkındaki algılarını incelemektedir. Yazara göre ne İngilizler ne de Fransızlar Ermenilere güvenmektedir. Dahası, yazar İngilizlerin tutumunu daha da detaylı inceleyerek gerçekte İngilizlerin bir soykırım olmadığına inandıklarını ileri sürmektedir.

On altıncı ve on yedinci bölümler temel olarak 1920’lerde Ermeniler ve Azeriler arasındaki çatışmaların ve bunların Ermenistan ve Ermeni-Amerikan ilişkileri üzerindeki etkilerinin incelenmesine ayrılmıştır. Özellikle Azeriler tarafından yenilgiye uğratıldıktan sonra Ermenistan’ın ekonomik durumu daha da bozulmuş, bunun üzerine devlet yöneticileri Amerika’dan daha fazla kredi talep etmek zorunda kalmıştır. Ancak Amerikan hükümeti bu kez yardım talebini Ermenistan’ın saldırgan politikaları nedeniyle geri çevirmiştir. Yazar bu konuyu özellikle o dönemde Senato’da yapılan konuşmaların ışığında değerlendirerek dönemin Ermeni-Amerikan ilişkilerini irdelemektedir.

On dokuzuncu ve yirminci bölümler iki dünya savaşı arasında ve İkinci Dünya Savaşı sırasında Ermenistan devletinin dış politikasını incelemeyi amaçlamaktadır. Yazar bu bölümde Ermenistan’ın Sovyetler Birliği’ne katılımını ve Avrupa’daki Ermeni komitelerinin Nazilerle işbirliğini incelemektedir. Bu çerçevede bazı Ermeni gazetelerinde çıkan yazılara atfen Ermenilerin Nazilerin Yahudi aleyhtarı siyasetlerini nasıl desteklediklerini ortaya koymaktadır.

Kitabın sonuç bölümü olarak değerlendirilebilecek son bölümünde yazar günümüz Ermenistan’ını incelemektedir. Yazar Ermenistan’ı yeni binyılda da bir terörist devlet olmakla suçlamaktadır. Özellikle Azerbaycan topraklarının Ermenistan tarafından işgali bu değerlendirmenin kilit noktasını oluşturmaktadır. Weems ayrıca Ermenistan’da ifade özgürlüğü olmayışını da şiddetle eleştirmekte ve Ermeni kilisesini bu eksikliğin nedenlerinden biri olarak görmektedir. Kitabın son sayfalarında ise  yazar Türk Ermeni Uzlaşma Komitesi’nden bahsetmekte ve bu komitenin başarısızlığının nedenini Ermeni tarafının uzlaşmaz tutumuna bağlamaktadır.

Sonuç olarak, kitap okuyucusuna Ermeni soykırım iddiaları ve ABD’deki Ermeni lobi faaliyetleri hakkında önemli bilgi ve belgeler sağlamaktadır. Ancak, Weems’in de şahsen kabul ettiği gibi, bu kitabın akademik bir kitap olarak değerlendirilmesi oldukça zordur. Kitabı takip etmek kronolojik sıralamanın zaman zaman kırılması nedeniyle çok güçtür. Dahası kitapta pek çok tekrar vardır; bu da kitabı son derece hacimli hale getirmektedir. Kitap yaklaşık 400 sayfadır ancak içinde anlatılanlar 200 sayfada da anlatılabilir. Tüm bu teknik sorunlara rağmen kitabın özellikle Amerikan kamuoyu nezdinde daha önce fazla tartışılmamış bir konuyu ele aldığı için önemli ve ilgi çekici bir kitap olduğu söylenebilir. Bununla beraber özellikle ABD’deki Ermeni lobisinin faaliyetleri konusunda verdiği bilgiler bu konudaki kısıtlı literatüre son derece değerli bir katkı olarak değerlendirilebilir.

 ----------------------
* ODTÜ Uluslararası İlişkiler, Araştırma Görevlisi - spalabiyik@gmail.com
- ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 20-21, Kış 2005 - İlkbahar 2006
            Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar