Anasayfaİletişim
  
English



E-Bülten Üyeliği

Günlük bültenimize üye olmak için aşağıdaki alanları doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERGİ SAYILARI

Ermenistan'ın Demografik Yapısı ve Ermenistan'da Azınlıklar

Yıldız DEVECİ BOZKUŞ*
ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 23-24, 2006

 

Öz: Bu makalede Ermenistan’ın tarihteki demografik yapısından hareketle, geçmişten günümüze Ermenistan coğrafyasında hangi toplulukların yaşadığı, günümüzde Ermenistan’daki etnik azınlıkların genel durumu ve söz konusu azınlıkların eğitim, kültürel, sosyal ve siyasal alanlarda karşılaştıkları sorunlar incelenecektir. Ayrıca ülkedeki azınlıkların hangi dönemlerde bu coğrafyaya geldikleri, bölgeye geliş nedenleri ve bugünkü durumları üzerinde durulacaktır.

 

Anahtar Kelimeler: Ermenistan’da Azınlıklar, Yezidi Kürtler, Ermeniler, Türkler,  Azeri Türkleri, Ruslar

 

Abstract: This article aims to examine the communities of the Armenian region throughout the history with respect to the historical demographic structure of . Ethnic minorities in the will be generally discussed and the educational, cultural, social and political problems they face will be examined. Additionally historical settlement of minorities in the region, their reasons for coming and their current situation will be analyzed.

 

Key Words: Ethnic Minorities in , The Kurdish Yezidis, Armenian, The Turks, The Azerbaijanis, The Russians

 

Giriş

 

Makalenin birinci bölümünde Ermenistan’ın demografik yapısı genel olarak ele alınarak, geçmişte burada hangi toplulukların yaşadığı, Rusların bölgeyi işgalinin ardından buradaki nüfus değişimleri ve Ermenilerin burada yaşayan diğer toplulukları bölgeden sürmeye yönelik faaliyetleri ele alınacaktır. Daha sonra bugünkü Ermenistan coğrafyasına geçmişte hangi toplulukların geldiği ve söz konusu toplulukların bölgeye geliş nedenleri üzerinde durulacaktır. Ayrıca geçmişten günümüze azınlıkların Ermenistan’da ne tür ayrımcılıklara maruz kaldıkları, eğitim, kültürel ve sosyal alanlardaki temel hak ve özgürlükler konusunda karşılaştıkları kısıtlamalar üzerinde de durulacaktır.

 

Sonuç bölümünde ise resmi kaynaklarda ve bazı Ermeni yazarların eserlerinde ülkedeki azınlıkların konumu ve yaşam standartları hakkında edinilen bilgilere dayanılarak Ermenistan yönetiminin azınlık politikaları değerlendirilmeye çalışılacaktır.

 

I.Ermenistan’ın Demografik Yapısı

 

Günümüzde Ermenistan’da on iki etnik azınlık topluluğu yaşamaktadır. Bunlardan beşi diğer etnik gruplara oranla daha yoğundur. Nüfusun neredeyse %97’sinin Ermenilerden oluştuğu ülkede azınlıklar nüfusun %3’lük bir bölümünü temsil etmektedirler. Söz konusu azınlık grupları içerisinde Yezidiler, Ruslar, Asuriler, Yunanlılar, Yahudiler, Beyaz Ruslar, Polonyalılar,  Molokanlar (Malakanlar), Almanlar ve Ukraynalılar bulunmaktadır. Görüldüğü gibi bu etnik gruplar içerisinde Türkler yer almamaktadır. Ancak Ermenistan Cumhuriyeti kurulmadan önce Erivan eyaletinin tarihteki yerine baktığımızda geçmişte burada Türklerin yaşadığı ve hatta nüfusun yarısından çoğunun Türk olduğu görülmektedir.

 

Ermenistan’daki azınlıklara değinmeden önce Erivan (Revan) eyaletinin tarihteki demografik yapısına değinmekte yarar vardır. Erivan Ruslar tarafından işgal edilmeden önce burada 143.000 kişi yaşamakta ve toplam nüfusun %82,4’ini Müslüman ahali oluşturmaktaydı.[1] Ancak Bournoutian Türk-Rus savaşı öncesi Erivan vilayetindeki Müslüman ve Ermeni nüfusunu ikiye ayırmış ve Müslüman gruplar içerisinde Türkler, İranlılar, Tatarlar ve Kürtleri bu gruba dahil etmiştir. Yazar Müslüman nüfusun toplamda 117.849’a tekabül ettiğini, bu dönemdeki Ermeni nüfusunun ise 25.151 olduğunu belirtmektedir.[2] 1829-1831 yılı istatistiklerine göre ise işgal sonrası Ermenilerin bölgeye göç etmesiyle birlikte buradaki Ermeni nüfusunda önemli bir artış gözlenmiştir.[3] Bournoutian bölgede 1832 yılındaki Ermeni nüfusunun 82.377 olduğunu, Müslüman nüfusunun ise 82.073 olduğunu belirtmektedir. 1850’li ve 1870’li yıllarda da yine Osmanlı topraklarından bölgeye Ermeni göçünün yaşanmasıyla buradaki Ermeni nüfusu Müslüman nüfusa oranla çoğunluk konumuna gelmiştir.

 

1905 yılı içindeki Ermeni komitecilerinin, bütün Güney Kafkasya’da olduğu gibi, burada da yaptıkları katliam ve baskılar yüzünden, Türk ahalinin azalması sonucu, 1914 yılına kadar şehrin nüfusunun artmadığı gözlenmiştir.[4]

 

1917 Bolşevik devrimi sonrasında, 1918 yılında güney Kafkasya’nın Ruslardan ayrılması sonucu, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’dan oluşan cumhuriyetler kurulmuş, Erivan’da Ermenistan dâhilinde kalmıştır. 1920 yılında Türk birliklerinin Kars ve Gümrü’yü aldıktan sonra imzalanan antlaşmalara göre[5], Erivan Türklerinin, mübadele yolu ile Türkiye’ye gitmelerine izin verilmiştir.[6] Böylece 1920’li yıllardan itibaren Ermenistan’daki Türk nüfusunun büyük bir kısmı baskı ve zorlamalar nedeniyle Türkiye’ye gelmeye başlamıştır. 

 

19. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı ve İran topraklarından Kafkasya’ya Ermeni göçü devam etmiş ve Erivan eyaletindeki Ermeni nüfusu artarken buradaki Türk nüfusu ise hızla azalmaya başlamıştır.

 

Sonuç olarak 19. yüzyıldan itibaren Erivan eyaletine gelmeye başlayan Ermenilerin, 1918 yılında Ermenistan Cumhuriyetini kurduktan sonra buradaki nüfusun Ermenileştirilmesi için ilk olarak bölgede yaşayan yerli halkı topraklarından zorla göç ettirdiği anlaşılmaktadır. Günümüzde bir çok uluslar arası hukuk kuruluşu ve insan hakları normlarının ihlal edilerek Ermenistan’ın Ermenileştirilmesi politikasının başta Azeri Türkleri olmak üzere ülkedeki diğer etnik gruplara yönelik olarak halen devam etmekte olduğu da görülmektedir.

 

Azeri Türkleri

 

Mevcut Ermenistan ülkesinin, Rus işgali öncesinde mutlak çoğunluğu oluşturan Türk ve Müslüman nüfusun arındırılması esas olarak dört aşamada gerçekleşmiştir. Bunlar: 1905-1907; 1918-1920; 1948-1953; 1988-1990 dönemleridir. 1801'de Gürcü Krallığı’nın Rusya tarafından ilhak edilmesiyle birlikte Kafkasya'daki Azerbaycan Türk hanlıklarının Çarlık Rusya tarafından işgali başlamış sırasıyla Gence, Karabağ, Şeki, Bakü, Kuba hanlıkları Rusya'nın egemenliği altına girmiştir. Osmanlı-Rus Savaşı sonunda imzalanan Bükreş Anlaşması ile  Ruslar Kafkasya'da güçlenmeye başlamış ve Ruslarla Kaçarlar arasında imzalanan Gülistan ve Türkmençay Antlaşmaları ile Ruslar Revan (Erivan) ve Nahçıvan hanlıklarını ele geçirmiştir. Osmanlı-Rus savaşı sonucunda imzalanan Edirne antlaşmasıyla birlikte Osmanlının da Türkmençay antlaşmasını kabul etmesi Rusların Güney Kafkasya’ya hakim olmasını sağlayan son savaş olmuştur.[7] Ruslar başta Gülistan ve Türkmençay olmak üzere bu iki antlaşma sonucu elde ettiği bölgelerde kısa sürede bir ‘Ermeni vilayeti” oluşturmuştur. George A. Bournoutian söz konusu dönemde Ermeni Vilayeti’nde işgal öncesi 117 bin Müslüman (yüzde 82,4), 25 bin Ermeni (yüzde 17,6) olmak üzere toplam 143 bin kişinin yaşadığını ileri sürmektedir. [8]

 

Rusya’nın İran ve Anadolu’da yaşayan Ermenileri Kafkasya’da bir araya getirmesi sonucu bölgenin etnik nüfusu kısa sürede değişmiş ve 1832’ye gelindiğinde Ermeni Vilayeti’nin nüfusunun 164 bine ulaştığı ve bunun da yarısının Ermeniler’den ibaret olduğu görülmektedir.   G. Bournoutian, Rus işgali sonucunda bölgeden göç ettirilen Müslüman nüfusunu da göz önünde bulundurarak, yalnız 35 bin Müslüman bölgeden göç ettikten ve 56 bin Ermeni bölgeye getirildikten sonra Ermenilerin Ermeni Vilayetinde bir çoğunluk oluşturabildiklerini belirtmektedir.[9]

 

Rusya’nın Güney Kafkasya’ya hakim olmasıyla başlayan süreçte burada yaşayan Müslüman nüfusun çeşitli baskılarla Osmanlı ve İran’a göç etmek zorunda bırakıldığı buna karşılık Osmanlı ve İran’da yaşayan Ermenilerin ise Kafkasya’ya göç ettirildiği anlaşılmaktadır. Söz konusu dönemde gerçekleştirilen Gülistan, Türkmençay ve Edirne Antlaşmaları’nda da Ermenilerin ilhak edilen yeni topraklara göç ettirilmesi hususuna değinildiği görülmektedir.

 

Edirne Antlaşması'nın 13. maddesine göre Ruslar tarafından Türkiye'nin işgal edilen arazilerinde yaşayan Ermenilere 18 ay zarfında, taşıyabilecekleri emlakları ile Rusya vatandaşlığına geçme hakkı, Rusya'nın isteği üzerine verilmiştir. Edirne Antlaşması gereğince, Rusların Kars, Ardahan, Beyazıd, Erzurum ve diğer bölgelerden geri çekilmesi, Türklere ihanet eden Ermenileri son derece sıkıntılı bir duruma sokmuştu. Ermeniler yaptıkları ihanetlerden dolayı Osmanlı Devleti tarafından cezalandırılacaklarını düşünüyorlardı. Rus-Kafkas Ordusu Komutanı General Paskyeviç Ermenileri bu durumdan kurtarmak için, onları yeni işgal edilmiş bölgelere göç ettirmeyi ve böylece Osmanlı Devleti ile sınır olan bölgelerde Hıristiyanların sayı üstünlüğünü sağlamaya karar vermiş ve  18 aylık sürenin sonunda toplam 14.044 hane Ermeninin Kafkasya’nın çeşitli bölgelerine Ruslar tarafından göç ettirildiği kaydedilmiştir.[10] Mevcut Ermenistan bölgesine bir diğer Ermeni göçü de 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında yaşanmıştır. 1890’lı yıllarda meydana gelen Ermeni isyanları esnasında 400 bin Ermeninin Kafkasya’nın çeşitli bölgelerine yerleştiği[11] ve resmî olarak Rus yetkililer tarafından göç ettirilen Ermenilerin yanı sıra binlerle Ermeni ailesinin kendi başına Güney Kafkasya’ya yerleştiğini de bildirmektedir. 

 

1905 yılında ise Rus devrimiyle birlikte Taşnaksütyun partisi üyeleri terörizm faaliyetlerinde bulunmaya başlamış ve Kafkasya’da yaşayan Müslümanlara yönelik çeşitli saldırılarda bulunmaya başlamışlardır. Ermenistan ordusunda subay olarak görev yapmış olan Ohannes Apresyan bu durumu şöyle özetlemiştir: “1905 Türk-Ermeni savaşında biz Ermeniler çok daha iyi dövüştük. Bizimkilerin çoğu Rus ordusunda askerlik yapmış ve talim görmüş insanlardı. Keza bizler zengindik ve daha iyi silahlanmıştık. Türkler Rusya’da askere alınmazlar ve askeri eğitim görmezlerdi. Fakir insanlardı ve bıçaklarından başka bir silahları da pek yoktu”.[12] Söz konusu saldırılar sırasında kaç kişinin öldüğü bilinmemekle beraber 3100 ile 10.000 kişinin öldüğü tahmin edilmektedir. 

 

Rus işgali öncesinde,  1827’de nüfusunun yüzde 82’sini Türk ve Müslümanların oluşturduğu bugünkü Ermenistan ülkesi, uygulanan etnik temizlik politikası sonucunda tamamen Türk ve Müslüman nüfustan arındırılmıştır. Bu süre içinde üst üste 520-550 bin arasında Türk ve Müslüman ya öldürülmüş ya da göç etmek zorunda bırakılmıştır.[13]

 Yıllar Öldürülen ve Göç Etmek Zorunda Bırakılan
Türk ve Müslüman Nüfus
 1828  35 bin
 1905-1906  Bilinmiyor
 1918-1920  220-249 bin
 1948-1953  53 bin
 1988-1989  208-217 bin
 Toplam  516-554 bin

Sonuç olarak Rusya’nın Osmanlı ve İran topraklarında yaşayan Ermenileri Kafkasya coğrafyasında bir araya getirmesinin asıl nedeninin bir Ermeni coğrafyası yaratmaktan çok o dönemde Osmanlı ve İran’a karşı bölgede güvenlik koridoru oluşturmak olduğunu söylemek mümkündür.  Rusların bugünkü Ermenistan bölgesini işgal etmeden önce burada Ermeni nüfusundan çok Türklerin yaşadığı, Rusların bölgeyi işgaliyle birlikte Rus politikalarına uygun olarak buraya Ermeni nüfusun yerleştirildiği görülmektedir. Bu nüfus bugünkü Ermenistan dediğimiz coğrafyada yaşayan Müslümanların bir kısmını öldürerek bir kısmını da çeşitli baskılarla bu topraklardan sürmüştür. Bu tür politikalar sonucu günümüzde Ermenistan’da neredeyse hiç Türk nüfusu kalmamış olup, Ermenistan nüfusu bilinçli bir şekilde homojenleştirilmiştir.  

 

Yezidiler

 

Kafkasya’da yaşayan Yezidi topluluğunun kökenleri Kafkasya’nın Çarlar tarafından fethedildiği tarihe kadar gitmektedir. Ermenistan’daki Yezidi nüfusunun 18. yüzyıldan itibaren kaydedildiği görülmekle birlikte bu dönemde bölgedeki Yezidilerle ilgili önemli bilgileri 1830’larda o dönemde Erivan’daki bir okulun müdürü olan Ermeni Edebiyatının öncülerinden Haçatur Abovyan tarafından  yapılan araştırmalar oluşturmaktadır. Abovyan, Yezidi ve Ermeni toplulukların arasında bulunan tarihsel dostluklarının yanı sıra her iki topluluğun ortak pek çok geleneğinden hareketle Yezidi dininin onuncu yüzyılda Ermeni Kilisesi içinde meydana gelen bir sapkınlıktan türemiş olduğuna inanmıştır.[14]

 

1860’lara gelindiğinde ise Çar’ın serfliği ortadan kaldıran ve Kafkaslar’da aşiret reislerinin daha önce elinde bulundurdukları yetkiyi kısıtlayan bir dizi kararnamenin yürürlüğe girmesiyle birlikte bürokratik yönetimin yararları ve zararlarının Yezidilere kadar ulaştığı görülmektedir. 1874’te Yezidiler hakkında, bir Ermeni hukukçu olan Solomon Adamovitch Yegiazarov tarafından gerçekleştirilen etnografik-adli bir araştırmaya göre, bu dönemde Erivan eyaletinde yaklaşık 8 bin Yezidi’nin yaşadığı hesaplanmıştır.

 

1897 yılında yapılan imparatorluğa ait bir nüfus sayımında ise, Çarın uyruğu olan toplam 14.726 Yezidinin bölgede yaşadığı tespit edilmiştir. Rusya ile Mart 1918 yılında imzalanan Brest-Litovsk antlaşmasının ardından da bir kısım Yezidinin Ermenistan’a göç etmeye başladığını belirten Guest, bu dönemde Osmanlının Alexandropol’ü ele geçirdiği sırada aralarında 700 Yezidi süvarinin de olduğu 4 bin kişiden oluşan bir Ermeni kuvvetinin Sardarabad’da güney kolu kontrol altında tuttuğundan bahsetmektedir. Bu dönemde Yezidilerin Ermenilere büyük oranda yardımda bulunduklarına değinen yazar, 1918-1920 yılları arasında kurulan ilk Ermeni Cumhuriyeti’nin parlamentosunda[15] Yezidilerin bir milletvekili ile temsil edildiğini ve bu milletvekilinin Sürmeli’den Timurlu Yusuf Beg olduğunu belirtmektedir.[16]

 

1920’li yıllarda ise ilk kez Ermenistan’da Yezidi çocukları için bir ilkokul açıldığı ve ders kitaplarının basıldığı da bilinmektedir.[17] Sovyetler Birliği döneminde 1926 yılında yapılan bir nüfus sayımına göre Sovyetler’de toplam 14.523 Yezidi Kürt nüfusu olduğu kaydedilmiştir.[18]

 

Sovyetler Birliğinin giderek zayıflaması ve yıkılmasıyla birlikte Ermenistan’daki Yezidi toplumunun aşiret yapısı da git gide şeyh, pir ve müritlerden oluşan ve birbirine sıkıca kenetlenmiş bir yapı doğrultusunda evrimleşmiştir. 1989 yılına kadar yapılan tüm nüfus sayımlarında kendilerini Kürt kategorisine koymaya devam eden Yezidiler, Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını işgaliyle birlikte bir çok Müslüman Kürt grubuyla birlikte Ermenistan’ı terk etmek zorunda kalmışlardır.

 

2001 yılında yapılan sayıma göre Ermenistan’daki Yezidi nüfusunun 55 bin olduğu  bu nüfusun yaklaşık olarak 5 bininin Erivan’da yaşadığı, geriye kalan nüfusun ise daha çok Aragats, Armavir, Aştarak, Talin, Artaşat, Abovyan, Eçmiyazin ve Masis bölgeleriyle Erivan  çevresindeki bazı köylerde yaşadıkları kaydedilmiştir.[19] Ayrıca Sert ve Redvan arasında kalan ve bu bölgeye yakın köylerde de yine Yezidi nüfusuna rastlamak mümkündür.[20]  1990'da Ermenistan parlamentosu Yezidilerin devlet anayasasında farklı bir ulus olarak tanımlanması kararı almıştır. Bu tarihten itibaren Yezidilerin Kürt olmadığı tezi hükümet tarafından ısrarlı bir şekilde işlenerek sık sık gündeme getirilmiştir.[21] Ermenistan’da Müslüman Kürtlerle Yezidi Kürtlerin bu şekilde ayrıştırılmasının zaten çok küçük bir nüfusa sahip olan azınlıkların hükümet yoluyla kendi aralarında bölünmelerinin sağlandığı görülmektedir.[22]

 

Sonuç olarak Kafkasya’daki bu küçük Yezidi topluluğunun geçmişte başta Ruslar olmak üzere Osmanlılarında yanında yer almış oldukları ancak değişen dengeler doğrultusunda kendilerinin de taraf değiştirmek zorunda kaldıkları dönemlerin olduğu görülmektedir. Ayrıca  savaş sırasında Ermeni ordularında da görev alan Yezidilerin geçmişte bugünkü konumlarına oranla daha aktif oldukları da anlaşılmaktadır. Bir çok Kafkas ülkesinde yaşayan Yezidilerin Ermenistan’a göç ediyor olmasına rağmen[23] ülkedeki Yezidi nüfusunun giderek azalma eğilimi göstermesi Ermenistan yönetiminin azınlık politikalarıyla doğrudan bağlantılıdır. Özellikle Ermenistan’a oranla ekonomik yönden daha iyi durumda olan Gürcistan’da yaşayan Yezidilerin Ermenistan’a gelme eğilimi içinde olması ise kendi içinde çelişki arz etmektedir.[24] Buna rağmen son yıllarda zor yaşam koşulları ve Ermenistan Hükümetinin baskıları nedeniyle birçok Yezidinin başka ülkelere özellikle de Rusya’ya göç ettiği de bilinmektedir. SSCB’nin dağılmasıyla birlikte ortaya çıkan ekonomik problemler ve Ermenistan’daki diğer toplumları dışlamaya yönelik milliyetçi hareketlerin kuvvetlenmesi nedeniyle Avrupa’ya göçün arttığı da görülmektedir.  Özellikle Yezidilerin rahatsızlıklarını dile getirebilecekleri herhangi bir resmi kurum ya da kuruluşun olmaması ve günümüzde Ermenistan parlamentosunda herhangi bir Yezidi temsilcisinin bulunmaması Yezidilerin yaşam koşullarını zorlaştıran bir başka etkendir. Nitekim günümüzde Ermenistan’da sadece Ermenistan Cumhuriyeti Bakanlar Konseyinin Dini İlişkiler Komitesinin altında Yezidi Dini Temsilciliği sıfatıyla Yezidilerin temsil edildiği bir resmi kurum bulunmaktadır. 

 

Gerek Ermenistan hükümetinin azınlık politikaları nedeniyle ve gerekse de Yezidilerin kendi içlerine kapanık bir topluluk olmaları nedeniyle, çok az bir grup Yezidi devlet dairelerinde önemli görevlerde yer almışlardır. Özellikle son dönemlerde Ermenistan’daki Sivil Toplum Örgütlerinin de katkısıyla Yezidilerin daha da toplumla iç içe yaşamaları ve siyasi yapı içerisinde yer almalarının sağlandığı görülmektedir.  Ermenistan’da Yezidilerle ilgili bilimsel araştırmalar Erivan Devlet Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren İran Çalışmaları Bölümünde ve Kafkasya İran Çalışmaları Merkezinde yürütülmektedir. Bu merkezlerde daha çok Yezidilik, Yezidi Dini, Yezidi Tarihi ve Kültürü konuları incelenmektedir.  

 

Asuriler

 

Ermenistan’daki ikinci etnik grup olan Asuriler ise çoğunlukla Ortodoksluk dinine mensupturlar. Ermenistan’daki Asuri nüfusunun varlığı 1826-1828’li yıllarda yapılan Rus-İran savaşları dönemine kadar gitmektedir. Asuriler Rus-İran savaşları sırasında Rus otoritelerinin izniyle kısa sürede İran’daki Urumiye bölgesinden Ermenistan’a göç etmeye başlamışlardır.

 

Ermenistan’daki Asuri nüfusu 1980 yılında yapılan bir sayıma göre 9.000 olarak kaydedilmiştir. Ekonomik nedenlerle başlayan göçün ardından Ermenistan’da Asuri nüfusu azalmış yaklaşık olarak 8.000 kişi kalmıştır. Bu nüfusun ise 500’ünün Erivan’da yaşadığı bilinmektedir.[25]

 

Ermenistan’daki Asurilerin genel olarak tarım, bahçe işleri ve şarapçılık mesleklerinde çalıştıkları görülmekle beraber, büyük bir grup Asurinin ise daha çok entelektüel tabakayı oluşturduğu ve devletin çeşitli birimlerinde görev aldıkları saptanmıştır. Ermenistan’da devlet işlerinde de görev alan Asurilerin bu yönünün diğer azınlıklardan farklı olarak topluma entegre olduklarını göstermesi bakımından dikkat çekici olduğunu söylemek mümkündür.

 

Asurilerin yakın dönemde karşılaştıkları temel sorun ülkedeki diğer etnik azınlıklar gibi başta işsizlik ve eğitim problemidir. Ayrıca sağlık, sosyal ve kültürel alanlardaki kısıtlamalarla da karşı karşıya kalan Asurilerin siyasi alanda da resmi bir temsilcileri bulunmamaktadır.

 

Asuri çocukları Ermenistan’daki resmi okullarda seçmeli ders olarak Asur dilini öğrenebilmektedir ancak bu derslerin belirli saatlerle sınırlandırılmış olması söz konusu dilin öğrenilmesini oldukça zorlaştırmaktadır. Buna karşın neredeyse ülkedeki tüm Asuri topluluğunun Ermenice ve Rusçayı akıcı bir şekilde kullanabildiğini söylemek mümkündür. Asuriler ülkede resmi tek sosyal ve kültürel faaliyet olarak ancak Ermenistan Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanı’nın izniyle, Erivan Devlet Üniversitesi’nin Doğu Bilimleri Bölümü adı altında bir araya getirdikleri toplantılarda gerçekleştirebilmektedirler.  

 

Ermenistan’da diğer etnik azınlıklardan farklı olarak Asuriler ile Ermeniler arasında evliliklerin gerçekleştiği ve her iki toplumda da bu tür evliliklere karşı herhangi bir negatif tutumun olmadığı da görülmektedir. Bu tür evliliklerin oluşumunda, Diasporadaki Ermeni-Asuri yakınlaşmasının önemli bir etkisinin olduğu düşünülmektedir. Bir diğer neden ise, Ermenilerin diğer etnik gruplara oranla Asurileri daima kendilerine daha yakın görüyor olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu yakınlığın önemli nedenleri arasında ise tarihte  ortaya çıkan çoğu Ermeni ayaklanmalarında Asurilerin Ermenilerin yanında yer almış olmaları gelmektedir.[26]

 

Yunanlılar

 

Transkafkasya’daki Yunanlıların geçmişi M. Ö. 1. ve 2. yüzyıllarda başlayan ve 13. yüzyıla kadar devam eden göç dalgasına dayanmaktadır. Ancak Ermenistan’daki Yunanlı nüfusunun çekirdeğini ise Ermenistan’a 18. yüzyılda gelen maden işçileri oluşturmuştur. Bu dönemde aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkelerden Ermenistan’a gelen Yunanlı maden işçilerinin ilk göçlerinin ekonomik nedenlerle olduğu anlaşılmaktadır.

 

Ermenistan’daki Yunanlılar Eski Yunan dilinin uzantısı olan dilinin bir dialektiğini kullanmaktadırlar. Ermenistan’daki tüm Yunanlılar, hem Ermenice hem de Rusça dillerini akıcı bir şekilde kullanmaktadır. Bugün Ermenistan’daki Yunanlı nüfusu yaklaşık olarak 6000 civarındadır ve çoğunlukla Erivan, Alaverdi, Lori,  Noyemberian ve Gümrü’de yaşamaktadırlar.

 

Yunanlıların Ermenistan’da çalıştıkları temel alanlar arasında tarım, bahçecilik ve el sanatları gelmektedir.  Şehirdeki Yunanlı nüfus ise çoğunlukla bakır endüstrisinde faaliyet göstermektedir. Ayrıca diğer azınlıklardan farklı olarak yönetimde de yer alan Yunanlıların, daha çok adı altında çeşitli sivil toplum örgütleri kurdukları ve yönetim tarafından desteklendikleri görülmektedir.

 

Ermenistan’daki Yunan azınlığının da Asuriler gibi yönetimle iyi ilişikler içinde olduğu görülmektedir. Bunun nedeni ise Asurilere oranla daha büyük bir Türk düşmanlığı taşıyan Yunanlıların Ermeni yönetimi tarafından daha çok desteklenmesinden kaynaklanmaktadır. Nitekim aynı desteğin karşılıklı olarak Yunanistan’daki Ermeni azınlığına gösterildiği de bilinmektedir.

 

Gürcüler

 

Gürcüler tarihi geçmişleri nedeniyle Ermenilerle daima yakın bir ilişki içerisinde olmuşlardır.  Ermenilerle Gürcülerin ortak tarihlerindeki karmaşıklıktan farklı olarak, Güney Kafkasya’daki bu iki yerli millet kültürel ve bölgesel özellikler bakımından benzerlik gösterirler. Günümüzde Ermenistan’da Gürcülerin sadece Erivan ve civarında yaşadıkları ve nüfuslarının 100 civarında olduğu tahmin edilmektedir.

 

Ayrıca genellikle ülkedeki bu küçük Gürcü grubunun entelektüellerden oluştuğu yönetim tarafından pek de desteklenmedikleri bilinmektedir. Ülkede Gürcü azınlıklarla Ermeniler arasında evliliklerinin de olduğu ve bu grubun herhangi bir göç dalgası yaşamadığı ve buradaki nüfusun daha çok ticaretle geçindiği tahmin edilmektedir.

 

Yahudiler

 

Transkafkasya’ya Yahudilerin geliş tarihleri M.Ö. 3. ve 4. yüzyıllara dayanmaktadır. Özellikle Rus-İran savaşlarının ardından 19. yüzyıldan itibaren Rusya’nın da Ermenilere destek vermesiyle birlikte İran’ın Urumiye ve Salmast bölgelerinden Ermenistan’a Yahudi göçü olmuştur. İran’dan göç eden Yahudiler daha çok Kürt Yahudilerinin alt etnik gruplarını oluşturmakta ve Asurca dilini kullanmaktaydılar. 

 

1897 yılında yapılan bir nüfus sayımına göre Erivan’daki Kürt Yahudi nüfusu 924 olarak hesaplanmıştır.[27] Söz konusu dönemde Yahudilerin kendilerine ait bir sinagoglarının varlığından da bahsedilmektedir. Günümüzde Ermenistan’daki Yahudi nüfusu köken itibariyle net olmamakla birlikte, 1989 yılında yapılan bir nüfus sayımında 676 olarak kaydedilmiştir.

 

Sayısal olarak önemli bir nüfusa sahip olmayan Yahudilerin yaklaşık olarak 100’e yakınının Ermenistan’da bilimsel alanlarda çalıştığı saptanmıştır. Daha çok başkent Erivan ve çevresinde yaşayan Yahudilerle Ermeniler arasında evliliklerinde gerçekleştiği görülmektedir.

 

Kürtler

 

Kafkasya’da Kürtler 10. yüzyıldan itibaren görülmeye başlanmış ve bu dönemde Kürtlerin Kafkasya’ya verimli toprakları keşfetmek amacıyla göç ettikleri kaydedilmiştir.[28] Günümüzde Ermenistan’da daha çok Azerbaycan’la sınır olan bölgelerde Kürtler yaşamakta ve Karabağ savaşıyla birlikte ülkedeki Azeri Türk nüfusu gibi Kürtlerin de nüfusu hızla azalma göstermektedir. Her ne kadar Ermeni kaynakları söz konusu azalmayı, Kürtlerle Azeriler arasında yapılan evlilikler ve kültürel benzerlikler nedeniyle yapılan göçlere bağlasa da, aslında bu azalmanın Karabağ savaşıyla doğrudan bağlantılı olduğu bilinmektedir.

 

Günümüzde Ermenistan’da özellikle Kürt entelektüellerinin daha çok şehirlerde yaşadığı diğer Kürt nüfusunun ise köylerde yaşamlarını sürdürdüğü bilinmektedir. Köylerde yaşayan Kürt nüfus Ermenistan’daki diğer bir çok etnik grup gibi tarım ve hayvancılıkla uğraşmakta, şehirdeki entelektüeller ise daha çok mühendis, avukat, doktor ve çeşitli bilim alanlarında görev almaktadırlar.

 

Sovyet döneminden itibaren yayınlamaya başladıkları “Ria Taza” -“Yeni Yol” isimli bir gazetelerinin yanı sıra, Kürtçe yayın yapan bir radyoları da bulunan Ermenistan’daki Kürtlerin temel sorunları arasında eğitim ilk sırada yer almaktadır.  Diğer etnik grupların eğitimi için herhangi bir girişimde bulunmayan Ermenistan yönetiminin son dönemde UNICEF’in de desteğiyle ülkedeki Kürt azınlık için okul kitaplarının hazırlanması için  bazı çalışmalar başlattığı görülmektedir.

 

Ermenistan Birleşik Yazarlar Birliği departmanında da Kürt Yazarlar birliği adı altında bir birimin oluşumunu destekleyen Ermenistan yönetiminin, son dönemlerde Kürt dilinin problemlerinin çözümüyle yakından ilgilendiği, Erivan Devlet Üniversitesinde Kürt dili, tarihi, edebiyatı vb. konular üzerine bir çok araştırmaların yapılmasını desteklediği bilinmektedir.

 

Ermenistan’daki bazı otoritelerin buradaki Kürt azınlığın Türkiye’yi desteklediği iddiasıyla zaman zaman Kürt azınlığa kötü muamelelerde bulunduğu ve burada zaten zor koşullar altında yaşamaya çalışan Kürt nüfusunun hayatlarının daha da zorlaştırıldığı bilinmektedir.[29] Öyleki ekonomik durumu iyi olan bir çok Kürt azınlığın söz konusu baskılar nedeniyle Ermenistan’ı terk ettiği, kalan nüfusun ise ekonomik nedenlerle herhangi bir yere gidemedikleri ve köylerde yaşadıkları görülmektedir.

 

Ermenistan’da diğer bir çok azınlık topluluğu gibi kendilerine ait okulları olmayan Kürt azınlığın Ermeniceyi zorunlu ders olarak aldığı ve sadece bazı okullarda seçmeli ders olarak Kürtçenin Kırmanci lehçesini öğrenebildiği anlaşılmaktadır.[30]

 

Ermenistan’ın Karabağ’ı işgaliyle başlayan süreçte 1990’lı yıllarda bazı Ermeni milliyetçileri ülkedeki Yezidi Kürt ve Müslüman Kürt nüfusunun birbirinden farklı olduğu iddiasını ortaya atmış ve bu yolla iki topluluk arasında problem yaşanmasına neden olmuştur.[31] Bilinçli olarak yapılan bu ayrıştırmaya diğer etnik gruplarda da rastlamak mümkündür. Söz konusu iddiayla birlikte Ermenistan’da yaşayan Müslüman Kürtlerle Yezidi Kürtler arasında çekişmeler yaşanmış ve bu sorun daha ileri boyutlara götürülmüştür. Öyleki artık “Ermenistan’da yaşayan tüm Müslüman Kürtlerin 1915-1918 yılları arasında Türklerle işbirliği yaptığı ve Ermenilere soykırım uyguladığı” konuları gündeme getirilmiş ve bu nedenle Yezidi Kürtlerin Müslüman Kürtlerden ayrıştırılması gereği üzerinde durulmaya başlanmıştır.

 

Bu iddialarla birlikte toplumda giderek Müslüman Kürtlere yönelik nefret artmış ve Yezidi Kürtlerin Müslüman Kürtlerden net bir şekilde ayrıştırılması sağlanmış ve burada yaşayan Müslüman Kürtler sürgün edilmeye başlanmıştır. Ülkede Müslüman Kürt nüfusunun yok edilmesinin ardından şimdi de hedef tahtasında Yezidi Kürtler görülmektedir.

 

Almanlar

 

Transkafkasya’daki Almanların geçmişi 1817-1819 yıllarına dayanmaktadır. Bu dönemde Wurthenberg tarafından esinlenilen dünyanın sonunun Ağrı Dağının eteklerinin olduğunu düşünen bir grup Alman bu dönemde ilk kez bu topraklara adım atmıştır. Daha sonra çeşitli milletlerden toplulukların bölgeye geldiği sıralarda söz konusu uluslarla birlikte Almanlar da buraya gelmişlerdir.

 

Günümüzde Ermenistan’da sadece Almanların yaşadığı bir bölge olmamakla beraber, bir çok Almanın Erivan’da,  diğer kısmının ise Vanadzor, Gümrü, Armavir, Abovyan, Garni gibi şehirlerde yaşadıkları saptanmıştır.

 

Yine Almanlarında şehirlerde yaşayan kısmı diğer etnik gruplar gibi entelektüel sınıfta yer almakta, köyde yaşayan grup ise çiftçilikle uğraşmaktadır. Ermenistan’daki bir çok Alman daha çok Rusça konuşmaktadır. Devlet okullarında yabancı dil olarak Almanca ders alma hakkına sahip olan Alman azınlığın, dilleriyle ilgili problemlerinin daha çok ekonomik nedenlere bağlı olduğu görülmektedir.

 

Polonyalılar

 

Ermenistan’daki Polonyalıların tarihi geçmişi 19. yüzyıla dayanmaktadır. Bu dönemde Rus ordularında görev almak için Transkafkasya’ya gelen Polonyalıların, bir kısmının buralarda aile kurmasıyla birlikte burada yaşamaya başlamışlardır.[32] Birinci Dünya Savaşı yıllarında savaş nedeniyle de bir çok Polonyalının bölgeye geldiği bilinmektedir. Ayrıca eski sosyalist sistem içerisinde de bazı Polonyalılar Erivan’a gelmek zorunda bırakılmış ve burada Ermenilerle yapılan evlilikler sonucu buraya yerleşmişlerdir. Son dönemlerde ise, Ermenistan’dan Polonya’ya giden Ermenilerin evlilik yoluyla Polonyalıları Ermenistan’a getirdikleri yönünde iddialarda bulunmaktadır.

 

Sovyet döneminde Ermenistan’a daha çok çalışma amaçlı gelen Polonyalıların, günümüzde Ermenistan her halkın ana dilini, kültürünü, sanatını koruyup geliştirmesi gerekliliği üzerinde durmaktadır. Bu amaçla başkent Erivan’da bu tür sosyal faaliyetlerini yürütmek için bir ofis açmışlardır.

 

Polonyalıların Ermenistan’daki temel sorunları dağınık halde yaşıyor olmalarıdır. Ermenistan’daki Kürtler gibi tek bir bölgede yoğunlaşmamış olmaları, bir araya gelmelerini zorlaştırarak örgütlenmelerini engellemektedir.

 

Ermenistan’daki Polonyalı nüfusu önemsiz olmakla beraber net bir rakamdan bahsetmek mümkün değildir. Daha çok şehirlerde yaşayan Polonyalılar, Erivan, Gümrü, Spitak, Vanadzor ve Eçmiadzin gibi şehirlerde yaşamaktadırlar.

 

Buradaki Polonyalılar genellikle Rusça konuşmakla beraber birçoğu akıcı bir Ermenice de konuşabilmektedir. Ermenistan’da Polonyalıların herhangi bir hakkı yoktur ve son birkaç yüzyılda Polonyalıların kültürlerine ilginin arttığı söylenmektedir. 

 

Ülkedeki Polonyalıların çoğu entelektüel sınıfını oluşturmakta ve eğitim, hukuk, müzik ve mühendislik alanlarında görev almaktadırlar. Ermenilerle evlilikler yapan Polonyalıların göç oranları ise oldukça düşüktür. Ermenistan’daki diğer etnik gruplar içerisinde özellikle Kürtlerle iyi ilişkiler içinde olan Polonyalılar, burada yaşayan diğer gruplarla ilişkilerin geliştirilmesine önem vermekte ve bu yolla tüm azınlıkların sorunlarının ortak yolla çözülebileceği inancını taşımaktadırlar.

 

Erivan’da kurdukları bir ofiste Polon dili kursları ve Polon kültürüne yönelik çeşitli etkinlikler yapan Polonyalıların bir de “Poki Mişemi” adıyla çıkarmış oldukları üç aylık bir dergileri bulunmaktadır.

 

Ruslar

 

Ermenistan’da yoğun olarak bulunan bir diğer etnik grup da Ruslar’dır. Ermenistan’daki toplum yapısına diğer etnik gruplara oranla daha uyumlu olan Ruslar, Ermenistan’a 19. yüzyıldan itibaren gelmişlerdir. Söz konusu dönemde Rus nüfusunun buraya gelmesinin temel nedenleri arasında, buradaki nüfusun Ruslaştırılması politikaları ilk sırada  yer almaktadır. Özellikle Soğuk Savaş döneminde artan Rus nüfusu, 1970 yılında yapılan bir sayıma göre 70.000’e ulaşmıştır.

 

Sovyetler Birliğinin dağılma süreciyle birlikte Ermenistan’daki Rus azınlığın da, başta ekonomik nedenler olmak üzere buradan, Rusya’ya göç etmeye başladığı ve nüfusun 51.000’e düştüğü saptanmıştır. Günümüzde söz konusu göçlerin halen devam ettiği bilinmekle beraber, ülkede yaklaşık olarak 8.000 kişilik bir Rus azınlığının varlığından söz etmek mümkündür.

 

Ermenistan’daki Rus azınlığının statülerinin diğer etnik gruplara oranla daha iyi olduğu görülmektedir. Bilindiği gibi günümüzde halen Ermenistan’da Rus Dili ve Rusça eğitim oldukça yaygın bir şekilde faaliyet göstermektedir. Ayrıca basın alanında da çoğunlukla eski resmi dil olan Rusçanın, radyo ve televizyon programlarında da halen yoğun bir şekilde kullanıldığı bilinmektedir. Ayrıca son dönemlerde,- Ermenistan’da kurulan ve Rusça eğitim veren Slav Üniversitesi’nin ve Rus Dili ve Edebiyatı bölümlerinin kurulduğu Erivan Devlet Üniversitesi ile Briusov Dil Üniversitesi’nin de bu konularda oldukça yoğun bir çaba içinde oldukları da saptanmıştır.

 

Sonuç olarak, Ermenistan’daki Rus azınlığın diğer etnik gruplara oranla herhangi bir sorunla karşılaşmadıklarını söylemek mümkündür. Kendi dillerinde eğitim hakkına sahip olan Rus azınlığı kendi dillerini ve kendi kültürlerini koruma ve devam ettirme konularında da yönetimle önemli bir sorun yaşamamaktadırlar.

 

Ukraynalılar

 

Bir diğer etnik grup olan Ukraynalılar için Ermeniler “Malorossy” Küçük Ruslar anlamına gelen bir kelime kullanmaktadırlar. Ermenistan’a ilk Ukraynalı göçleri Sovyetler Birliği döneminde Ukraynalı entelektüellerin (bilim adamları, doktorlar, mühendisler, eğitimciler, vb.) sürülmesi ile gerçekleşmiştir. Bugün Erivan, Gümrü ve Vanadzor gibi kentlerde yaklaşık 8300 kişilik bir Ukraynalı azınlığından bahsetmek mümkündür. Bu azınlığın yaklaşık yarısı bir önceki nesil gibi mühendis, doktor, iktisatçı ve hukukçu olarak çalışmaktadırlar.

 

Ermenistan’da yaşayan Ukraynalılar diğer etnik azınlıklara oranla son derece milliyetçi bir tutum sergilemektedirler. Bu yolla Ermenistan’da aktif bir Ukrayna diasporası oluşturmayı amaçlayan grup bu nedenle, Ukrayna dilinin öğretilmesini amaçlayan kursların açılması için büyük çaba sarf etmiştir. Ayrıca Ermenice ve Ukraynaca olarak çift dilli hazırlanan “Dnipro” adlı bir gazetede çıkarmaktadırlar.

 

Molokanlar (Malakanlar)

 

Rus kökenli bir azınlık grubu olan Molokanlar diğer etnik gruplardan farklı bir konuma ve sosyal yapıya sahiptirler. 17. yüzyıldan itibaren Rus-Ortodoks Kilisesi’nden ayrılan[33] ve Kırım, Orta Asya, Sibirya ve Transkafkasya gibi çevre bölgelerine sürülen Molokanlar, günümüzde Ermenistan’ın Erivan ve Sevan Kentlerinde yaşamaktadırlar. Yaklaşık olarak 5000 kişilik bir nüfusa sahip olan bu grup, daha çok köylerde ve dışarıya kapalı bir yaşam tarzı sürdürmektedir.

 

Ermenistan’ın bağımsızlığını ilan ettiği yıllarda 12.000 nüfusa sahip olan Molokanlar’ın günümüzdeki nüfusunun UNICEF tarafından yapılan bir sayımda 5.000 olduğu saptanmıştır.[34] Her ne kadar Ermenistan yönetimi söz konusu nüfusun azalma nedenini göçe bağlasa da, aslında bunu doğrudan yönetimin azınlık politikaları ile bağlantılandırmak mümkündür.

 

Kendi kültürel özelliklerini günümüzde halen devam ettirmekte olan Molokanlar, daha çok tarım ve el sanatları gibi işlerde çalışmaktaydılar. Ancak Sovyetler Birliği döneminde toprakları da ellerinden alınan Molokanlar, şehirlere göç etmek zorunda kalmışlardır. Son derece ilginç geleneklere sahip olan Molokanların Ermenistan’da karşılaştıkları en büyük sorun ülkedeki sosyal yapıya entegre olamamalarıdır. Zorunlu eğitim dışında çocuklarının Ermeni okullarında eğitim görmesine karşı olan Molokanlar toplumdan izole bir yaşam sürdürmektedirler. Ayrıca ülkede herhangi önemli bir görevde yer almayan bu grubun resmi düzeyde bir temsilcileri de bulunmamaktadır. Günümüzde Ermenistan’da, Molokanlar Ermenice yerine sadece Rusça ile iletişimlerini sağlamaktadırlar. 

 

Diğer Etnik Gruplar

 

Yukarıda değinilen etnik gruplar dışında Ermenistan’daki yaşayan diğer azınlık gruplarının bağlı oldukları herhangi bir organizasyon bulunmamaktadır. Aynı zamanda herhangi bir resmi temsilcileri de olmayan söz konusu azınlıkların karşılaştıkları en büyük sorun kendilerine diğer büyük azınlık grupları içerisinde yer aramak zorunda kalmalarıdır. 

 

Bu gruplardan biri olan Beyaz Rusların Ermenistan’daki nüfusları 160 olarak kaydedilmiş ve bu grubun ülkedeki Rus azınlık ile bütünleştiği görülmektedir. Etnik köken olarak Ruslara yakın olmaları nedeniyle, çok iyi derecede Rusça konuşabilen Beyaz Rusların yanı sıra daha bir çok grubun bu şekilde kendi kimliklerinin yerine diğer etnik gruplar içerisinde eridiğini söylemek mümkündür.

 

Ermenistan’da diğer etnik gruplar içerisinde sayabileceğimiz azınlıklar arasında Litvanyalılar, Orta Asyalılar, Tatarlar, İranlılar, Hintliler, Afganlar ve Arapları saymak mümkündür.

 

Sonuç

 

Görüldüğü gibi günümüzde, Ermenistan’da bir çok etnik azınlığın yaşadığını ve söz konusu azınlıkların ülkenin sosyal yapısına zenginlik kattığını söylemek mümkündür. Ancak burada yaşayan azınlıkların gerek siyasi ve ekonomik, gerekse sosyal alandaki yaşamları incelendiğinde yönetimin bu grupların gelişimi için herhangi bir çaba sarf etmediği görülmektedir. Ülkedeki Rus azınlığın dışında neredeyse diğer tüm etnik azınlığın eğitim, sağlık, kültürel ve daha bir çok konuda sorunlarla karşılaştığı saptanmıştır.

 

Ağustos 2001’de, Uluslararası Azınlıkların Korunması ve Avrupa Konvansiyonu’nun uygulanmasına ilişkin bir konferans için Ermenistan’da toplanan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİK),  içlerinde anayasanın Avrupa Konvansiyonu ve azınlıkların devlet işlerine katılmalarına ilişkin uluslararası diğer normlara göre değiştirilmesini öngören bir teklifde bulunarak bir dizi öneriler yayınlamışlardır. Konferansın etkilerinin minimal düzeyde kalmış olmasıyla beraber, Ermenistan Cumhuriyeti 2002 yılında Birleşmiş Milletler Irksal Ayrımcılığın Önlenmesi Komisyonu’na verdiği raporda kendisini tek ırkın yaşadığı bir ülke olarak göstererek ülkedeki %3’lük azınlığın varlığını ve katkılarını da görmezden gelmiştir. Ermenilerin ülkelerini homojen olarak görmeleri bir dilekten çok bir kehanete benzemektedir. Ulusal azınlıkların temsilcilerinin korkusu ise bu kehanetin kendi kendine gerçekleşmesidir.[35]

 

Avrupa Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğü Önleme Komisyonunun (The European Commission against Racism and Intolerance (ECRI) ), 13 Şubat 2007 tarihli raporuna göre[36]  Ermenistan’da en fazla Irkçılıkla karşı karşıya kalan etnik grubun Yezidiler olduğu açıklanmıştır. Yine aynı raporda Ermenistan yönetimine yönelik bazı eleştirilere de yer verilmiş ve buna göre mevcut yönetimin hukuki bakımdan tüm etnik grupların Ermeni vatandaşları ile eşit haklara sahip olmaları için bazı düzenlemelerin yapılması gereği vurgulanmıştır.

 

Yine ECRI raporunda değinilen bir diğer husus da, ülkedeki azınlıklara politik alanlarda bazı hakların verilmesi ve parlamentoda onların sorunlarının da dile getirilebilmesi için azınlık temsilcilerinin oluşturulması olmuştur. 

 

Ermenistan yönetimine bir diğer eleştiri de, 2006 yılında UNICEF tarafından gelmiştir. UNICEF temsilcisi Sheldon Yett, Ermenistan’daki azınlıkların özellikle de Kürt ve Yezidi çocuklarının eğitimi için Ermenistan Milli Eğitim Bakanlığı ile yaptığı görüşmede, yönetimin azınlıkların kendi dillerinde eğitim almaları için çaba göstermesi gereğinin altını çizmiştir.[37]

 

Siyasi alanda da söz hakkı tanınmayan azınlıkların 2005 yılında Demokrasi, İnsan Hakları ve İşçi Ofisi tarafından yayımlanan raporuna göre, Ermenistan yönetiminin ne kabinesinde ne de Parlamentosunda herhangi bir temsilcilerinin bulunmaması eleştirilmiş ve bu konuda yönetimin aktif bir rol alması gereği vurgulanmıştır.[38]

 

Ermenistan coğrafyasında yaşamış Azeri Türkleri gibi toplumların bugün Ermenistan’da yaşamadığı ve ülkenin hızla mevcut diğer etnik grupları da asimile etme çabası nedeniyle,  ülkenin azınlık nüfusunun hızla küçülmekte olduğu görülmektedir. Ancak Ermenistan yönetiminin ne uluslar arası kuruluşların uyarılarını dikkate aldığı ne de kendi ülkesinin kültürel zenginliği olan azınlıkların nüfusunun hızla azalmasını önemsediği anlaşılmaktadır.

 

Eğitim alanında karşılaşılan temel sorun, söz konusu toplulukların kendi dillerinde eğitim alamamaları ve kendi dillerinde yayın yapamamaları ilk sırada yer almaktadır. Kültürel alanda da sürekli alt etnik gruplara ayrıştırılan azınlıkların bu yolla kendi aralarında bölünmelerinin sağlandığı görülmektedir. Ayrıca dikkat çekici bir diğer husus da, Ermenistan yönetiminin iyi ilişkiler içinde olduğu Rusya vb. kökenli azınlıkların diğerlerine oranla daha iyi yaşam koşullarına sahip olduklarıdır.  Ermenistan yönetiminin azınlık politikalarının ise genel olarak, ülkedeki azınlıkları toplumdan izole etmeye yönelik olduğunu söylemek mümkündür. Ermenistan nüfusunun homojen bir yapıya sahip olmaması da bunun bir diğer kanıtıdır. Bu nedenle Ermenistan’daki azınlıkların çoğunun eğitim, kültür ve ekonomik problemlerle karşı karşıya olduğu görülmektedir. 

 

Özellikle Türkiye ile olan ilişkiler söz konusu olduğunda, Türkiye’nin azınlıklara yönelik uygulamalarına eleştirilerde bulunan Ermenistan hükümetinin, kendi politikalarında azınlıkları yok sayması ve azınlıkların kendi dillerinde eğitim hakkının sınırlı olması oldukça düşündürücüdür. Ayrıca geçtiğimiz günlerde, dört Yezidinin kendilerini yakmaları ile sonuçlanan olaydan da anlaşıldığı gibi, mevcut Ermenistan hükümetinin tüm azınlıklara yönelik tutumunun ayrımcı bir temele dayandığı görülmektedir. Nitekim Ermenistan’da faaliyet gösteren Ermeni Ariler Birliği tarafından sık sık ülkede yaşayan Yezidiler aleyhine açıklamaların yapılması ve bu azınlıkların ülkeyi terk etmesi gerektiğini belirtmeleri de bunun bir başka kanıtıdır.

 

Sonuç olarak, Ermenistan yönetiminin rakip olabilecek güçlü etnik grupların sürülmesini ve yok edilmesini sağladığını, ülkede yalnız folklorik düzeyde azınlık gruplarının kalmasına rağmen burada kalanları da kabullenmeyerek hayatı onlar için çekilmez kıldığını ve onları göç etmeye zorladığını söylemek mümkündür.


 



[1] George A. Bournoutian, “The Ethnic Composition and the Socio-Economic Condition of Eastern Armenia in the First Half of the Nineteenth Century”, Ronald Grigor Suny, Der.,  Transcaucasia, Nationalism, and Social Change, Essays in the History of Armenia, Azerbaijan, and Georgia, The University of Michigan Press, 1996, s. 77.

[2] George A. Bournoutian, “The Ethnic Composition…”, s. 77.

[3] Hatem Cabbarlı, “Geçmişten Günümüze Ermenistan’da Azerbaycan Türkleri”, Ermeni Araştırmaları, Sayı 4, Aralık 2001, Ocak-Şubat 2002, s.129.

[4]Sebahattin Şimşir, “1905 Revan Olayları Işığında Ermenilerin Türklere Karşı Katliamları”, Ermeni Araştırmaları 2. Türkiye Kongresi Bildirileri, Ankara: ASAM Ermeni Araştırmaları Enstitüsü Yayınları, 2007, s. 224.

[5] 2 Aralık 1920 tarihinde imzalanan Türkiye-Ermenistan Barış Antlaşması’nın (Gümrü Antlaşması) 11. Maddesi gereğince  “Ermenistan Cumhuriyetinin toprakları üzerinde yaşayan Müslüman halkın haklarını korumak ve onların dinsel ve kültürel özellikleri içinde gelişmelerini sağlamak için, toplumsal biçimde örgütlenmelerini, müftülerin doğrudan doğruya Müslüman toplumunca seçilmesini ve yerel müftülerin seçecekleri Baş müftünün memurluk görevinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Şer’iye Vekaletince onaylanmasını kabul ederek yükümlenir” ibaresi yer almaktadır.  İsmail Soysal, Tarihçleri ve Açıklamaları İle Birlikte Türkiye’nin Siyasal Andlaşmaları I.Cilt , Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2000, s.21.

[6] Sebahattin Şimşir, “1905 Revan Olayları…”, s. 224.

[7] Kamil Ağacan, “Bir Etnik Temizlik Örneği’, Uluslararası Suçlar ve Tarih, Sayı: 2, Mart 2007, s.189-224.

[8] George A. Bournoutian, “The Ethnic Composition and the Socio-Economic Condition of Eastern Armenia in the First Half of the Nineteenth Century”, Ronald Grigor Suny, Der.,  Transcaucasia, Nationalism, and Social Change, Essays in the History of Armenia, Azerbaijan, and Georgia, The University of Michigan Press, 1996, ss.69-86.

[9] George A. Bournoutian, “The Ethnic Composition ...”, s.79.

[10] Yavuz Aslan, “Rus İstilasından Sovyet Ermenistanı’na Erivan (Revan) Vilayeti’nin Demografik Yapısı (1827-1922)”, Yeni Türkiye (Ermeni Sorunu-II), Yıl 7, Sayı 38, Mart-Nisan 2001, ss.1017-1028, s.1019.

[11] Yavuz Aslan, “Rus İstilasından Sovyet…”, s.1023.

[12] Leonard Ramsden Hartill, Bir Ermeninin Anılarında Azerbaycan Olayları, (1918-1922), Çev. Sipahi Çataltepe, İstanbul: Kastaş Yayınları, 1990, s. 22’den Kamil Ağacan “Bir Etnik Temizlik Örneği’, Uluslar arası Suçlar ve Tarih, Sayı: 2, 2007, s.189-224.

[13] Kamil Ağacan, “Bir Etnik Temizlik…”, s.189-224.

[14] John S. Guest, Yezdilerin Tarihi, Çev. İbrahim Bingöl, İstanbul: Avesta Yayınları, 2001, s.326.

[15] Garnik Asatryan ve Victoria Arakelova, “The Ethnic Minorities of Armenia”, http://www.osce.org/documents/oy/2002/01/148_en.pdf , s. 11.

[16] John S. Guest, Yezdilerin Tarihi…, s. 331.

[17] Garnik Asatryan and Victoria Arakelova, “The Ethnic Minorities …”, s.10.

[18] John S. Guest, Yezdilerin Tarihi…, s. 333.

[19] Faik Bulut, Ortadoğu’nun Solan Renkleri, İstanbul: Berfin Yayınları, 2006, s. 273.

[20] J. W. Crowfoot, “Asia Minor: Religion”, The Journal of the Royal Anthropological Institute of Great Britain and ,, Cilt. 1, 1901, s. 145.

[21] Garnik Asatryan ve Victoria Arakelova tarafından hazırlanan “The Ethnic Minorities of Armenia” adlı raporda da Ermenistan’daki Yezidiler ile Müslüman Kürtler farklı birer etnik grup olarak ele alınmıştır.

[22] Nicolas Landru, “The Yezidi Kurds from Tblisi”, 20 Aralık 2006, http://www.caucaz.com/home_eng/breve_contenu.php?id=286 , s. 1.

[23] Nicolas Landru, “The Yezidi Kurds…”, s. 2.

[24] Nicolas Landru, “The Yezidi Kurds…”, s.2.

[25] Garnik Asatryan and Victoria Arakelova, “The Ethnic Minorities of Armenia”,  http://www.osce.org/documents/oy/2002/01/148_en.pdf , s. 5.

[26] Garnik Asatryan ve Victoria Arakelova, “The Ethnic Minorities…”, s. 6.

[27] Garnik Asatryan and Victoria Arakelova, “The Ethnic Minorities of Armenia”, http://www.osce.org/documents/oy/2002/01/148_en.pdf , s. 9.

[28] Lokman I. Meho,  “The Kurds and Kurdistan: A General Background”, Kurdish Culture and Society http://www.slis.indiana.edu/faculty/meho/meho-bibliography-2001.pdf

[29] The Situation of the Yezidis in , http://www.findarticles.com/p/articles/mi_m0SBM/is_44/ai_n13810090

[30] Garnik Asatryan and Victoria Arakelova, “The Ethnic Minorities of Armenia”, http://www.osce.org/documents/oy/2002/01/148_en.pdf , s. 13.

[31] The Office of Research and Analysis of the Armenian Assembly of America, “Kurds in ”, Kurdish Life, İlk  Bahar 1995, http://www.xs4all.nl/~tank/kurdish/htdocs/lib/armen.html

[32] Garnik Asatryan and Victoria Arakelova, “The Ethnic Minorities of Armenia”,  http://www.osce.org/documents/oy/2002/01/148_en.pdf , s. 15.

[33] Onnik Krikorian, “Educating Minority Children”, http://www.unicef.org/armenia/reallives_2345.html, s. 2.

[34] Onnik Krikorian, “Educating Minority Children…”, s. 2.

[35] Ian S. McIntosh, “A Conditional Coexistence: Yezidi in ”, Cultural Survival Quarterly, Issue 27.1, March, 2003, s.1.

[36] The European Commission against Racism and Intolerance Report (ECRI),  “Draft Law on National Minorities” , http://www.coe.int/t/e/human_rights/ecri/1-ecri/2-country-by-country_approach/armenia/armenia_cbc_3.asp#P119_11004

[37] UNICEF, Goverment of Armenia Promote Education for Minority Children,  http://www.fravahr.org/spip.php?breve44

[38] Country Reports on Human Rights Practices Released by the Bureau of Democracy, Human Rights and Labor,  http://www.state.gov/g/drl/rls/hrrpt/2004/41668.htm

 

 ----------------------
* ERAREN Uzmanı - ydeveci@iksaren.org
- ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 23-24, 2006
    İçeriğe Yorum Yaz    Yazdır    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Henüz Yorum bulunmamaktadır.


 
 
ERAREN - Ermeni Araştırmaları Enstitüsü

Bu site en iyi 1024 x 768 çözünürlükte görüntülenir.