Anasayfaİletişim
  
English



E-Bülten Üyeliği

Günlük bültenimize üye olmak için aşağıdaki alanları doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERGİ SAYILARI

Ermeni Edebiyat?nda Sürgün ve Göç Temas?: Ça?da? Bat? Ermeni Edebiyat? Örne?i

Yıldız DEVECİ BOZKUŞ*
ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 26, 2007

 .&À €le="text-align: jusğÿøÿMErmeni Edebiyat?nda Sürgün ve Göç Temas?: Ça?da? Bat? Ermeni Edebiyat? Örne?i7Óbr/> Öz: Kültürel ba?lamda tarih ve edebiyat aras?nda çok yak?n bir ili?ki vard?r. Toplumlar?n tarih içinde geçirmi? oldu?u deneyimler kendilerini ifade etme biçimi olan edebiyatlar?na da yans?m??t?r. Örne?in 18. yüzy?l Alman romantizmi bölünmü? bir Alman siyasi co?rafyas?n?n bir araya gelmesinde ya?anan sanc?n?n sonucu olarak ortaya ç?km??t?r. Bunun gibi 20. yüzy?ldan itibaren Türk-Ermeni ili?kilerinin tarihsel geli?iminde sürgün ve göç temas?n?n da Ermeni yazarlar üzerinde etkili oldu?u görülmektedir. Bu etki adeta onlar? bir arada tutan bir ba? olmu?tur. Yüzy?llar boyunca bir arada ya?ayan bu iki toplumun ili?kilerinde ya?anan k?r?lma Ermeni edebiyat?nda sürgün ve göç temas? olarak yans?mas?n? bulmu?tur. Böylelikle Ermeni edebiyat?nda sürgün ve göç konusu hemen hemen tüm Ermeni yazarlar taraf?ndan kaleme al?nan eserlerde kendini göstermi?tir.

Anahtar Kelimeler: Ermeni Edebiyat?, 1915 Olaylar?, Öteki, ?mge

 
Abstract: There is a close relationship between history and literature in a cultural context. Societies’ experiences throughout history are reflected in their literature. For example, 18th century German romanticism emerged out of the discontent of gathering the fragmented German political geography. Likewise, it is visible that relocation and migration themes in the historical development of Turkish-Armenian relations since 20th century has been influential on Armenian authors. This influence can be perceived as a tie keeping them together. The break experienced in the relations of these communities which had lived together for centuries has been reflected in Armenian literature as the themes of relocation and migration. Therefore, these themes have taken place in almost all pieces written by Armenian authors.

Key Words: Armenian literature, 1915 Events, Other, Image.


 


Giri?

Edebiyat dünyas?nda edebi eserler sadece kurgudan ibaret de?ildir. Asl?nda ço?u zaman kurgulananlar yazar?n gerçek hayat? nas?l alg?lad???n? da yans?t?r. Bu ba?lamda eserlerin sat?r aralar? okundu?unda ve yazar daha iyi tan?nd???nda kurgulananlar?n ç?kar?lmas? kolayla??r ve böylece eser kendi dönemini daha aç?k yans?tan ve tarih için gerekli olan geçmi?i gözler önüne seren bir kayna?a dönü?ür. Bu makalede de bu amaçla Ermeni edebiyat?nda s?kl?kla konu edilen “sürgün ve göç” temalar? üzerinde durulacakt?r. Kirkor Ceyhan’?n “Seferberlik Türküleriyle Büyüdüm” adl? öykü kitab?, Vahan Totovents’in “Yitik Evin Varisleri” adl? eseri ve Fethiye Çetin’in “Anneannem” adl? eserindeki “sürgün ve göç” temalar? birbirleriyle kar??la?t?r?larak incelenecektir. Bu sayede Ermeni edebiyat?ndaki “sürgün ve göç” temalar?n?n hangi yönlerinin, yazarlar?n özgül özelliklerinden (dönemi ya?am??l?k, duymu?luk, ya?anan olaylar?n geçtigi topraklara a?inal?k..vb) ne derece etkilendi?i ve dolay?s?yla tarihsel olaylar?n hangi ko?ullarda nas?l hat?rland??? gözler önüne serilmeye çal???lacakt?r. Bütün bunlar yap?l?rken ayn? topraklarda ya?am?? olan iki toplumdan birinin di?erini nas?l resmetti?i, onunla ilgili nas?l imgeler yaratt???, bu imgeler yarat?l?rken din, kültür, politika tarih gibi olgular?n ne ?ekillerde kullan?ld???na da de?inilecektir.



Türk-Ermeni ?li?kilerinin Edebiyata Yans?mas?

Bilindi?i gibi Ermeni edebiyat? “Do?u Ermeni edebiyat?” ve “Bat? Ermeni edebiyat?” olmak üzere ikiye ayr?lmaktad?r. Böyle bir ayr?m?n yap?lmas?nda siyasi ve co?rafi faktörlerin önemli bir etkisi bulunmaktad?r. Bugün Ça?da? Bat? Ermeni Edebiyat?n?n temsilcileri aras?nda Ara Güler, M?g?rdiç Margosyan, Kevork Pamukciyan, Yervant Gobelyan, Kirkor Ceyhan, Aram Andonyan, William Saroyan, Antan Özer, Ruben Maçoyan, Toros Toranyan, Sergey Vartanyan, Hagop M?ntzuri, Vahan Totovents ve Hamesda? önemli bir yer tutmaktad?r. Ça?da? Bat? Ermeni edebiyat?n?n temsilcilerinin büyük bir k?sm?n? ?stanbul’da ya?ayan di?er k?sm?n? ise dünyadaki di?er Ermeni yazar ve ?airleri olu?turmaktad?r.


Türk-Ermeni ili?kilerinin olu?mas?nda ve ?ekillenmesinde yaz?n eserlerinin önemli bir etkisi vard?r. Örne?in ?iir, epizot, roman, an?, mektup, günlük, hikaye, efsane vb. yaz?n türlerinde yarat?lan imgeler ku?aktan ku?a?a aktar?l?r ve günümüze kadar gelirler. Bu yaz?n türlerinin ku?aklar üzerinde olumlu oldu?u kadar; olumsuz etkilerinin oldu?unu söylemek mümkündür. Olumsuz etki olarak, söz konusu eserler arac?l???yla iki toplumun birbirine kar?? hissetmi? oldu?u negatif duygular?n okuyuculara aktar?lmas? gösterilebilir. Ancak yinede y?llar önce yaz?lm?? bir eser arac?l??? ile Türk-Ermeni toplumlar?n?n farkl? dini ve etnik yap?ya sahip olmalar?na ra?men nas?l bir arada ya?ad???n?, her iki toplumun birbirinden nas?l etkilendi?ini ve benzeri geli?meleri ö?renmek de mümkündür. Bu nedenle yaz?n eserlerinin toplumlararas? ileti?imde önemli bir görevi oldu?unu söylemek mümkündür.

Yukar?da isimlerini sayd???m?z Ça?da? Bat? Ermeni Edebiyat?n?n önde gelen yazarlar?n?n büyük bir k?sm? eserlerinde “sürgün, göç ve 1915” temalar?n? i?lemi?lerdir. Bunun yan? s?ra Do?u Ermeni Edebiyat?nda da birçok yazar söz konusu temalar? konu edinen eserler kaleme alm??lard?r. Ancak bu çal??man?n kapsam? Ça?da? Bat? Ermeni Edebiyat?’ndan belli ba?l? üç yazar?n eserleri ile s?n?rl? oldu?undan, di?er yazarlarla ilgili olarak birkaç genel de?erlendirmeden öteye gidilmeyecektir.

?stanbul’da yada Anadolu’da ya?am?? bir çok Ermeni yazar?n eserlerinde sürgün, göç ve 1915 temalar?n?n kaleme al?nd???ndan bahsedilmi?ken bu konuya birkaç örnek vermekte yarar vard?r. Söz konusu yazarlardan biri de M?g?rd?ç Margosyan’d?r. Margosyan “Söyle Margos Nerelisen?” adl? eserinde de benzer ?ekilde I. Dünya Sava??n?n, 1915 olaylar?n?n, sürgün ve göçün kendisi ve ailesi üzerindeki etkilerine de?indi?i görülmektedir.

“…yine “Kafle”de, hastal?ktan ve Frans?z toplar?n?n ?arapnel parçalar?ndan Urfa yollar?nda nasibini al?p ana kuca??ndayken göçüp giden di?er amcalar?m N??an ve Haçadur; ve di?erleri, ve di?erleri, ve di?erleri, ve tümü birinci Cihan Harbi’nin o kapkaranl?k günlerinde, sefalet, yokluk ve hastal?k içinde do?duklar? topraklardan çok uzaklarda, belki ?am’da, Halep’te Der Zor’da, Anadolu’nun bitmez tükenmez çileli yollar?nda, Urfa, Antep, Adana ovalar?nda ‘bir semti meçhule’ do?ru da??l?p, yok olup gitmi?lerdi.”[1]


Bu örnek sadece ?stanbul’da ya?ayan Ermeni yazarlar?n de?il Anadolu’daki Ermeni yazarlar?nda bu konuyu eserlerine konu edindiklerini göstermesi bak?m?ndan önem arz etmektedir. Eserlerinde söz konusu temalar? ele alan bir di?er yazar da William Saroyan’d?r. Ça?da? Ermeni Edebiyat?nda önemli bir yere sahip olan Saroyan, Bitlis'ten Amerika'ya göç etmi? Ermeni bir ailenin, orada do?an ilk ferdidir. William Saroyan’?n en önemli eseri olarak de?erlendirilebilecek olan “Ödlekler Cesurdur” adl? kitab?nda anlat?lanlar kendilerini ya?ad?klar? yere ait hissetmeyen insanlar?n sorunlar?n? ele almaktad?r. Kendi toplumunu deli olarak di?er toplumlardan ay?ran yazar?n delilikten öte, biraz da ait oldu?u toplumu bu yönüyle di?er toplumlardan farkl? ya da üstün gösterme çabas? içinde oldu?unu görüyoruz;


“Ba?kalar?n? gözlemledi?im zaman, yani ba?ka ailelerin çocuklar?n?, kendi çocuklar?m? ve Armenak Saroyan'la Takuhi Saroyan'?n dört çocu?undan biri olan kendimi dü?ünürüm. Ba?kalar?n?n çocuklar?n?n ne kadar akl? ba??nda, terbiyeli, becerikli, sayg?l? ve ne yapacaklar?n?n kestirilebilir oldu?unu, buna kar??n benim halk?m?n çocuklar?n?n, insanlar? hayretten hayrete dü?ürdü?ünü görür, ?a?ar kal?r?m. Öteki çocuklar kim olduklar?, bu dünyadaki yerleri ve yap?p ettikleri konusunda fevkalade rahatt?r. Oysa biz Ermeniler için bu ta en ba??ndan beri müthi? bir mücadeledir. Sonunda, belki de hepimizin deli oldu?u hükmüne vard?m, ama t?rmarhaneye kapat?lacak türden de?il. Bizler öfkemizi, toplum ya da t?p yetkilileri üzerimize varmadan bast?rmay? biliyoruz. ?çimizde kaç?k olmayanlar parmakla gösterilecek kadar azd?r. Bunu a?a?? yukar? ‘hep böyle’ oldu?umuz anlam?nda söylüyorum; yani eskisine göre daha beter oldu?umuz san?lmas?n.”


Sürgün ve göç temas?n?n ele al?nd??? bir di?er eserde Türklere kar?? önyarg?l? bir tutum sergileyen ve di?er eserlere oranla biraz daha sert bir dille kaleme al?nm?? olan “Hilâlin Gölgesinde Bir Ermeni K?z?n Yazg?s?” adl? eserdir. Kitab?n yazar? David Kherdian 1931 Wisconsin’da dünyaya gelmi?tir. Yazar eserinde, annesi Veron Dumhejian’?n ba??ndan geçen olaylar? kaleme alm??t?r. Roman?n kahraman? olan Veron, 1907 y?l?nda Afyon’da dünyaya gelmi?tir. Veron, Sevk ve ?skân Karar?’n?n ç?kmas? üzerine ailesiyle birlikte Suriye’ye göç etmi?tir. Burada annesini kaybeden Veron, daha sonra Birecik’te bir Türk ailesinin yan?nda kalm??t?r. Bu esnada babas?n? da kaybetmi? ve tan?d?klar? vas?tas?yla tekrar Afyon’a getirilmi?tir. Art?k Afyon’da yapamayaca??n? anlayan Veron, ?zmir’e yerle?mi?, ancak buras?n?n da Yunan i?galine u?ramas? ve arkas?ndan da tekrar Türklerin eline geçmesi üzerine, önce Midilli adas?na, oradan da Atina’ya gitmi?tir. Buradayken, Amerika’da bulunan bir Ermeni ile evlenmi? ve Amerika’ya göç etmi?tir. Evlili?inden bir o?lu ve bir k?z? dünyaya gelmi?tir. ??te bu evlilikten dünyaya gelen o?lu David, annesinin kendisine anlatt??? ve sevkiyat y?llar?nda Afyon’dan Halep’e kadar giden ailenin kar??la?t??? zorluklar?, biraz da Osmanl? Devleti ve Türklere nefret duygular? içinde kaleme alm??t?r.[2]


Ermeni edebiyat?nda sürgün ve göç temas?n?n olu?turulmas?nda tarihi etkenlerin oldu?u kadar psikolojik etkenlerinde önemli bir yerinin oldu?u bilinmektedir. Ermeni toplumunun y?llar boyunca Osmanl? ?mparatorlu?unun bünyesinde az?nl?k olarak ya?am?? olmalar? nedeniyle günümüzde baz? bilim adamlar? taraf?ndan ileri sürülen tezlere göre, bu durum Ermenilerin Türkleri yani ço?unlu?u psikolojik bir bask? grubu ya da potansiyel dü?man olarak görmelerine neden olmu?tur. Oysa ileri sürüldü?ü gibi bunun tek nedeni sadece Osmanl? imparatorlu?u bünyesinde az?nl?k olarak ya?am?? olmalar? de?ildir. Çünkü Ermeniler tarih boyunca bulunduklar? co?rafi bölge itibariyle Osmanl?’n?n yan? s?ra Bizans, Roma, Pers, Arap, Selçuklular gibi di?er büyük imparatorluklar?n?n s?n?r bölgelerinde ya?am?? olmalar? nedeniyle ço?u zaman bu büyük devletlerin çeki?melerinin aras?nda kalm??lard?r. Bu durumda Ermenilerin sadece Türklere kar?? de?il di?er toplumlara kar?? da negatif bir tutum sergilemeleri gerekirdi.


Bu nedenle Ermeni edebiyat?nda yarat?lan söz konusu negatif tutumun ba?ka nedenlerinin bulundu?unu söyleyebiliriz. ?lk olarak özellikle diasporadaki Ermeni yazarlar?n eserlerindeki nefrete varan söz konusu tutumunun as?l nedeninin da??n?k halde bulunan Ermeni toplumunu tek bir amaç do?rultusunda tek çat? alt?nda toplayabilme iste?i oldu?unu söylemek mümkündür. Bunun için de Erol Göka’n?n ifade etti?i gibi, ortak bir dü?man yarat?lmas? gerekmektedir. Erol Göka diasporan?n bu tutumunu ?öyle ifade etmektedir;


“Diaspora Ermenileri için, ya?ad?klar? zengin Bat? ülkesinin kimli?ine sar?lmak d???nda, bir ulusal kimlik ?ans? yoktur, ama grup (cemaat) kimlikleri aç?s?ndan Türk dü?manl??? ve intikam duygular? kurucu bir i?leve sahip olabilir. Grup kimli?ine sahip olman?n ve ma?duriyet psikolojisinin (hele hele H?ristiyan ma?dur olman?n) avantajlar?n? Türk dü?manl??? sayesinde ya?ayabilirler. Bir diaspora Ermenisini etnik grup (cemaat) kimli?i geli?tirebilmek için ebeveyninden devrald??? ve di?er Ermeni evleriyle kendi evlerinde ortak tek miras, Türk dü?manl???d?r. Üstelik hayatlar?nda hiç Türkiye’yi ve hatta bir Türkü görmemi? olan ikinci nesil ve sonraki Ermeni nesilleri için her ?ey hayali oldu?undan, Türk dü?manl???n?n boyutlar?n? hayali biçimde artt?rarak böyle bir kimlik in?as? kolayca gerçekle?tirilecektir.”


Dolay?s?yla Ermeni yazarlar?n eserlerini incelerken tüm bu olas?l?klar?n göz önünde bulundurulmas?nda yarar vard?r.


Kirkor Ceyhan, Vahan Totovents ve Fethiye Çetin


Krikor Ceyhan’?n “Seferberlik Türküleriyle Büyüdüm” adl? öykü kitab?n?n ilk bask?s? Aral?k 1996 y?l?nda, ikinci bask?s? ise Ekim 1998 y?l?nda ?stanbul’da Aras yay?nc?l?k taraf?ndan yap?lm??t?r. 123 sayfadan olu?an eserin ilk sayfas?nda yazar?n kitap hakk?ndaki k?sa bir notu ve yazar?n hayat?yla ilgili bir sayfal?k bir bilgi yer almaktad?r. Bu bilginin ard?ndan ise Kirkor Ceyhan’?n Manuel Ç?tlak taraf?ndan çekilen kendi resmi yer almaktad?r. Yazar eserlerinde daha çok çocuklu?unda ba??ndan geçen olaylar? konu edinmi?tir ve bunlar? üç ayr? eser olarak yay?nlam??t?r. Bunlardan biri olan ve Aras yay?nevi taraf?ndan bas?lan “At?n? Nallad? Felek Dü?tü Pe?imize” ile Belge yay?nlar? taraf?ndan bas?lan “Kap?y? Kimler Çal?yor?” adl? eserdir.


“Seferberlik Türküleriyle Büyüdüm” adl? öykü kitab?, yazar?n Türkçe bas?lan ilk eseridir. Yazar bu eserinde, Cumhuriyetin ilk y?llar?nda 1930’lar?n ba??nda Zara’da olup bitenleri ve kendi ba??ndan geçen olaylar? yerel a??zla anlatmaktad?r. Zara’ya özgü a??zla kaleme al?nan ve Türkçe olarak yay?nlanan ikinci eseri “At?n? Nallad? Felek Dü?tü Pe?imize” adl? öyküde ise yazar, Zara’da ya?ayan Müslüman ve gayrimüslimlerin hayat?ndan çe?itli kesitler sunmaktad?r. Bu eserde de yine büyük ölçüde babas?n?n yazara anlatt??? olaylar?n konu edildi?i görülmektedir. Ceyhan’?n Türkçe yay?nlanan son eseri ise “Kap?y? Kimler Çal?yor”dur. Burada ise genel olarak sevk?yat y?llar?nda, özelde ise anne ve babas? ile sevk?yata tabi olan Ermenilerin ba??ndan geçen olaylar konu edilmektedir.


Bu çal??mada inceleyece?imiz bir di?er eser de Vahan Totovents’e ait “Yitik Evin Varisleri” adl? romand?r. Ça?da? Bat? Ermeni Edebiyat?’n?n önemli yazarlar?ndan olan Totovents, 1889 y?l?nda Mezre'de (Elaz??) dünyaya gelmi?tir. Mezre’de Getronagan okulunda okuyan Totovents’in ilk ?iiri “Ardosri Galyagner” (Gözya?? taneleri)’dir. 1907 y?l?nda ?zmir'de “Arevalyan Mamul” (Do?u Matbuat?) gazetesinde yay?mlanan ?iirinin ard?ndan yazar?n ilk kitab? olan “Averag” (Y?k?nt?) ve “S?rink” (Kaval) ?stanbul'da bas?lm??t?r. 1909'da Paris'e daha sonra ise New York'a giden yazar, 1912'de Wisconsin Üniversitesi'nde edebiyat, tarih ve felsefe e?itimi almaya ba?lam??t?r. Bu arada ?ngilizce ve Frans?zca ö?renen Totovents, 1915 y?l?nda Kafkasya'ya giderek Tiflis'de "Hayasdan" (Ermenistan) gazetesinde yöneticilik yapm??t?r.[3]


Totovents 1922'de Sovyet Ermenistan'?na yerle?mi?, 1923-26 y?llar? aras?nda ise Erivan Üniversitesi'nde ?ngiliz dili ve dünya edebiyat? dersleri vermi?tir. Roman, öykü, ?iir, deneme, oyun türlerinde de birçok eseri bulunan yazar?n özellikle Nor Püzantiyon (Yeni Bizans) adl? oyunu büyük yank? uyand?rm?? ve Sovyetler Birli?i büyük ödülünü kazanm??t?r.


Edebiyat?n ?iir, roman, öykü oyun gibi hemen hemen her alan?nda önemli eserleri bulunan Totovents’in dikkat çekici eserlerinden bir kaç?n? ?öyle s?ralamak mümkündür:


“?iir kategorisinde; Arevelk (Do?u), S?rink (Kaval), Averag (Y?k?nt?), Roman kategorisinde; Hayasdani don Ki?ot? (Ermenistan’?n Don Ki?ot’u), New York, Gümrü-New York, H?rgizvadz T??ter (Yanm?? Ka??tlar), Doktor Burbonyan”


Totovents, an?-roman türündeki bu eserinde kendi özya?am?ndan hareketle kendi ailesinin köy hayat?n?, kom?uluk ili?kilerini en ince detay?na kadar okuyuculara sunmaktad?r.


?nceleyece?imiz son eser olan Fethiye Çetin’in kaleme alm?? oldu?u “Anneannem” adl? an? ise Metis yay?nevi taraf?ndan yay?nlanm??t?r. 113 sayfadan olu?an kitap 2004 y?l?nda kaleme al?nm?? gerçek bir ya?amöyküsünden hareketle din de?i?tirmi? bir Ermeni k?z?n hayat?n? konu edinmektedir.


Yazar Fethiye Çetin, ?stanbul Barosu ?nsan Haklar? Yürütme Kurulu üyeli?i ve Az?nl?k Haklar? Çal??ma Grubu sözcülü?ü yapm??, çe?itli gazete ve dergilerde yaz?lar? ç?km??, son olarak da Ermeni Tehciri'ni ya?am?? anneannesinin hayat?n? an?lar ?eklinde ve 'Anneannem' ismi alt?nda kitapla?t?rm?? ?stanbul Barosu'na kay?tl? bir avukatt?r. Elaz??'?n Maden ilçesinde do?mu?, ilk ve orta ö?renimini Mahmudiye, Maden ve Elaz??'da tamamlad?ktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olmu?tur. Halen ?stanbul'da ya?amaktad?r.[4]


Sürgün ve Göç Temas?


?ncelenen her üç eserde de büyük oranda “sürgün ve göç” temas?na de?inildi?i görülmektedir. ?nceleyece?imiz ilk eser olan “Seferberlik Türküleriyle Büyüdüm” adl? kitapta zaman zaman üstü kapal? da olsa seferberli?e çe?itli göndermelerde bulunulmu? ve bir bak?ma içinde bulunulan durumun tek sorumlusu olarak seferberlik gösterilmi?tir. Bu imalar daha çok kitapta anne karakteri arac?l???yla okuyucuya aktar?lmaktad?r. Yazar?n kendisinin do?rudan tehcire tan?k olmamas? bunun bir nedeni olarak gösterilebilir. Yazar?n böylelikle eserde daha çok sürgün ve göç temalar?n? aile bireylerinin anlat?m?yla yani sözlü tarih arac?l???yla ö?rendi?i ve bu bilgileri okuyucuya aktard??? görülmektedir. Örne?in öyküde anne Hafik’in zaman zaman çe?itli türkü ve ninniler arac?l???yla seferberlik y?llar?na göndermelerde bulundu?u ve sürgün ve göç nedeniyle tüm mal varl?klar?n? kaybettiklerine ?öyle yer verilmektedir:


“ ‘Bu nas?l i?tir, bu nas?l gazapt?r? Gide de gelmeyesin seferberlik, kahr ile gazap olas?n e mi’, diye a?lar dururdu anam. Biz karde?ler, etraf?na ü?ü?ür, yüzümüzü asar, zaman zaman da beraber a?lard?k. Anam bir zaman sonra aç?l?r, ferahlar, daha h?zl? çal???r, art arda indirirdi nak??lar?n? üstüne kirkitini. A?lay?p günlük gözya??n? dökünce, s?ra türküye gelirdi. Hangi türküyü okursa okusun, sonunda sözü seferberlik ve göç hikâyelerine getirir, e?ek üstünde gazel okuyan kör haf?zlar gibi bizi derde kedere bu erken ça??m?zda bo?ar, kendisi de durmaz yeniden ba?lard? a?lamaya.”[5]

Ceyhan’?n öyküsünde yer verdi?i bir di?er temada göç nedeniyle bir çok Ermeni çocuklar?n?n yetim kald??? ve bir k?sm?n?n da Müslüman aileler taraf?ndan evlatl?k olarak al?nd???, baz?lar?n?n ise kendisine pek de denk olmayan insanlarla evlenmek zorunda kald??? ve zorla dinlerinin de?i?tirildi?i yönündeki imalar olmu?tur:


“Ka?if Bey’in kaynanas?, o boylu poslu güzel kad?n Ermeni k?z?d?r. Seferberlik tarlatas?nda i?te o Ru?anlar?n Haf?z Hakk? Hoca kapt? ve de Müslüman ederek nikâh?na geçirdi. ?yi bir ailenin k?z?yd?. Onlara Hotozotyanlar denir, Ba??böyükler diye ça?r?l?rlard?. ?imdi Salman Çavu?un Han? diyorsunuz ya, i?te çar??n?n içindeki o koca han bunun babas?gilindi. K?z?n as?l ad? Vartanu?’tu. Çok güzel oldu?u için de Ermenice A?vor Vartanu? diye söz edilirdi ondan. Hangi vartanu??A?vor Vartanu?, yani güzel Vartanu?. Ru?anlar?n ?eytan hoca Müslüman yap?nca, güzel Vartanu?’un ad?n? Hesna Han?m’a çevirdi. ??itti?imize göre Hesna da güzel demekmi? zaten.”[6]


Benzer bir temaya Çetin’in eserinde de rastlanmaktad?r. Çetin eserde genel olarak sürgün y?llar?nda “çocuklar?n yan? s?ra kad?nlar?nda bir çok insanl?k d??? muameleyle kar?? kar??ya kald???n?, erkeklerin vah?ice öldürüldü?ü, kad?nlar?n ise güzel olanlar?n?n saçlar?ndan sürüklenerek götürüldü?ü, çocuklar?n ise bir ço?unun Müslümanlar taraf?ndan evlatl?k olarak al?nd?klar?”ndan bahsetmektedir. Ancak eserde bu tür iddialara yer verilirken, dönemin sava? ko?ullar?, yada söz konusu dönemdeki Ermeni komitelerinin faaliyetlerine yada Rus ordular?yla i?birli?i içinde hareket eden Ermenilere yer verilmedi?i görülmektedir. Ayr?ca günümüzde, söz konusu dönemin yöneticilerinin tehcir karar?n? alma nedeni, kimlerin tehcire tabi tutuldu?u ve tehcir s?ras?nda uygulanmak üzere ç?kar?lan kanunlar ile dönemin sava? ko?ullar? herkes taraf?ndan bilinirken yazar?n tüm bunlar? göz önünde bulundurmadan adeta yo?un bir propaganda eseri olarak de?erlendirebilece?imiz bu eserini kaleme alma nedenleri ister istemez okuyucunun kafas?nda soru i?aretleri uyand?rmaktad?r.


Ceyhan’?n öyküde sürgün ve göçle ilgili olarak okuyucuya verdi?i bir di?er mesajda sürgünün Ermeni ailelerinin da??lmas?na neden oldu?u ve göçün ayn? zamanda ekonomik olarak da kendilerini olumsuz etkiledi?idir:


“Ma?allah, sana anlatt???m hekiyatlar? iyi dinlemi?sin! Seferberlik y?llar?, o ne zor y?llard?! O?lum, bu can pazar? diyelim ki anlayas?n. Tehcir denen göç ba?lam??. Ana nerede, k?z nerede, baba nerede, o?ul nerede, avrad? kim kapm??, at? kim sürmü? götürmü? belli mi? … O tozun duman?n aras?nda bütün düzen bozulur, her ?ey altüst olur. Bir gözünden bir gözüne bakmaya k?yamad???n mal?n, can?n, akraban, o?lun u?a??n her biri bir tarafta telef olur. Ölmeyenler de hep birbirinin varl???ndan habersiz yanar yanar tüterler. Gün dolar vakit geçer, ya bir yak?n?n?n, ya bir canci?er yak?n akraban?n sesi ya Ba?dat’tan, ya Beyrut’tan, ya Kahire’den, ya Selanik’ten ya da Marsilya’dan gelir. Sen burada, o orada tükenir durursunuz…”[7]


“Anneannem” adl? eserde de tehcir nedeniyle da??lan aile temas? ile aile fertlerinin ba??na gelen olaylar konu edilmektedir. Çetin’in anneannesi Seher’in anlat?m?ndan hareketle kaleme alm?? oldu?u eser, yazar?n anneannesinin gerçek ad?n?n Heranu? oldu?unu ö?renmesiyle ya?am?? oldu?u ?oku konu edinmektedir. Yazar, tehcir y?llar?nda Hüseyin onba?? taraf?ndan evlatl?k al?nan Heranu?’un annesinin gerçek ad?n?n ?sguhi, babas?n?n ad?n?n ise Hovannes oldu?unu ö?renmi? ve anneannesinin ailesini bulmaya çal??maktad?r. Sürgün y?llar?nda anneannesinin henüz ilkokula giden küçük bir çocuk oldu?unu ve olan biteni pek de anlayamad???n? ?u sözlerle ifade etmektedir:


“Heranu?, o y?l üçüncü s?n?f? da ba?ar?yla bitirmi?ti. Çok çabuk ö?renen ve sorumluluk sahibi bir çocuk oldu?undan ev i?lerinde annesine yard?m etmekle kalm?yor karde?leri ile ilgileniyor, onlarla oyunlar oynuyor, okulda ö?rendiklerini onlara da ö?retmeye çal???yordu.”[8]


Ceyhan, sürgünün ailesi üzerindeki ekonomik boyutunu ise babas?n?n göç nedeniyle dolayl? olarak mesle?ini kaybetmesi ve zaman içinde ailenin ekonomik problemlerinin giderek artmas? ?eklinde de?erlendirmi?tir. Ancak tüm bu olumsuzluklara ra?men babas?n?n sürgün ve göç konusuna pek fazla de?inmedi?ini anlat?rken buna kar??n göçün ard?ndan ailede ya?anan ekonomik problemlerin annesi taraf?ndan kendilerine s?k s?k anlat?ld???na yer vermektedir:


“Babam seferberlikten önce muallimmi?. Zara’da Ermeni okulunda ders verirmi?. Mütareke y?llar?nda k?sa bir dönem, hala aç?km?? Zara’da Ermeni okulu ve de kilisesi. Ve lakin sonradan okula da, kiliseye de kapanma yolu gözükmü?. “Ne yapars?n,” derdi babam, “kanuna kar?? boynumuz k?ldan ince.”[9]


Yazar ailesinin sürgün edilme gerekçelerini de yine annesinin sözlü olarak anlat?mlar?ndan hareketle okuyucuya anlatmakta, ailesinin tehcir kaça?? Ermenileri saklamalar? nedeniyle Der Zor’a sürgüne gönderildiklerini, ailesinin bir çok ferdinin ise söz konusu yolculuk s?ras?nda hayat?n? kaybetti?ini y?llar sonra Zara’ya geri dönen ailenin ikinci kez tehcir kaçaklar?n? saklad?klar? için sürgüne tabi tutulduklar?n? da yine annesinin anlatt?klar?ndan ö?rendi?ini belirtmektedir.


“Behey Allah’?n zalimi, biz iyi kötü sürgün felaketinden kurtulmu? bir yana çekilmi?iz. Sen daha ne diye iki kaça?? eve sokar da yeniden bir dam dolusu insan? dipsiz kuyulara atars?n; y?llar y?l? da?da bay?rda, ovada, çölde, çek de yavrum kuyru?un hama de?mesin hesab? debelendirirsin..?”[10]


Çetin ise sürgüne ve göçe tabi olanlar?n i?ledikleri herhangi bir suç yada Osmanl? ?mparatorlu?una kar?? herhangi bir isyan faaliyetlerine kat?lm?? olup olmad?klar?na bak?lmaks?z?n herkesin sürgün edildi?ine ve bu yolculu?un zorluklar?na uzun uzun yer vermektedir:


“Bundan sonra yapacaklar?n? dü?ünmeye f?rsatlar? olmad?. Çünkü jandarma tekrar köye geldi ve köyde kalan bütün nüfusun, yatalak kad?nlar dahil olmak üzere sürgüne gönderilece?ini söyledi ve hemen toplanmalar?n? emretti. ??te bundan sonra o uzun, ac?l? ölüm yürüyü?ü ba?lad?.”[11]


?ncelenen bir di?er yazar olan Totovents’in ya?am?? oldu?u dönem göz önünde bulunduruldu?unda, Totovents’in di?er yazarlardan farkl? olarak eserinde sürgün ve göç temas?na daha fazla yer vermesi gerekti?i anla??lmaktad?r. Ancak yazar sadece bir bölümde bu temaya yer vermi? ve teyzesinin k?z? Rebeka’dan bahsederken onun güzelli?ini vurgulayarak, daha sonra ise göç nedeniyle bir daha kendisinden haber al?namad???n? belirterek bu konuya vurgu yapm?? olabilece?i tahmin edilmektedir.


"Teyzemin k?z? Rebeka, iri yap?l?, sa?l?kl?, çal??kan, ak?ll?, ?air ruhlu bir k?zd?. S?rf kocaman mavi gözleri bile y?k?lan gökyüzünü tastaman onarmaya yeterdi. O gök, henüz ?afa??n? süren Rebeka'n?n boy atm?? beyaz zambaklar?n?n üzerine y?k?l?verdi. Rebeka'y? Arap çöllerine götürdüler... Onun güne?ten aln?na ve yanaklar?na benler kaz?d?lar. Bütün bunlar? duyunca yüre?im da?land?. Rebeka, senin korkunç al?n yaz?n önünde e?iliyorum. Karde?inin gözya?lar?n? kabul et..."


1915 olaylar? s?ras?nda hayatta oldu?u, sürgün ve göç dönemine tan?kl?k etmi? oldu?undan dolay? Totovents’in bir yazar olarak di?er Ermeni yazarlardan daha fazla eserinde bu temaya yer vermi? olmas? gerekmekteydi. Ancak yazar?n roman? boyunca bu konuya at?fta bulundu?u herhangi bir bölümün olmad??? görülmektedir.


Söz konusu eser için yap?lan önemli ele?tirilerden biri Aras yay?nevine aittir. Yay?nevi, yazar?n eseri boyunca 1915 olaylar?ndan bahsetmemi? olma nedenini eserin konusunun o dönemi kapsamad??? gerekçesiyle bu konuya de?inilmedi?ini iddia etmektedir. Ayr?ca yay?nevinin iddia etti?i “1894-1896 katliamlar?na” de?ilnilmemi? olmas?n? ise söz konusu dönemde henüz yazar?n çocuk olmas?na ?öyle ba?lanmaktad?r:


“Aras Yay?nevi'nin di?er an?-öykü kitaplar?na k?yasla Totovents'in kitab?n?n bir özelli?i de anlat?lanlar?n 1890'l? y?llardan ba?lay?p 1908'e kadarki dönemi içermesi. Yap?t?n ele ald??? dönemin özelli?i, 1915 facias?n?n henüz ya?anmad??? ve Ermeniler'in Anadolu'da büyük bir nüfus oran?yla "yerli halk" olarak ya?amlar?n? sürdürdükleri dönem olmas?ndan kaynaklanmaktad?r. Bu durum, sonraki y?llarda ortadan kalkt??? için kitab?n, 20. yüzy?l ba?? Elaz?? Ermecileri’ni anlatma gibi bir tarihsel özelli?i bulunuyor ve bu özelli?i, edebî özelli?inin önüne geçebiliyor. Aktar?lanlardan, kitab?n ki?ilerinin 1915 "az?nl?k olma psikolojisi" içinde olmad?klar? anla??lmaktad?r. Her ne kadar sözü geçen dönemde 1894-96 katliamlar? ya?ansa da yazar, 5-6 ya??nda bir çocuk olmas? nedeniyle bu katliamlar? an?lar?na kaydetmemi?.”


Ancak bu durumda ?öyle bir ikilemle kar?? kar??ya kal?nmaktad?r. Buna göre a?a??da inceleyece?imiz Fethiye Çetin’in “Anneannem” adl? eserinde de öykünün kahraman? olan Heranu? 1915 olaylar? s?ras?nda henüz küçük bir çocuktur. Buna ra?men yazar?n anlat?m?yla neredeyse olaylar? gün be gün hat?rlayabilecek bir yetene?e sahip olan Heranu?’un bu durumu kendi içinde çeli?ki arz etmektedir.


Ceyhan’?n eserinde de?indi?i bir di?er konuda sürgünün aile bireylerinin psikolojilerini olumsuz yönde etkilemesi ve bu nedenle aile bireyleri aras?nda baz? gerginliklerin meydana gelmesidir. Yazar, annesinin evde tehcir yasakl?lar?n? saklamas? nedeniyle babas?na güvenmedi?ini ve bu yüzden evde sürekli bir gerginlik ortam? oldu?undan bahsetmektedir.


Totovents’in kitab? ise farkl? olarak çocukluk an?lar?ndan hareketle kaleme al?nm?? bir eser oldu?undan, daha çok 1890’l? y?llardan ba?lay?p 1908’e kadar devam eden bir dönem an? roman türünde kaleme al?nm??t?r. Aile bireylerinin birbiri ile olan ili?kileri, köy hayat?, günlük ya?am, gelenek ve görenekler ve daha bir çok s?radan konunun son derece ak?c? bir üslupla kaleme al?nd??? bu eserde Totovents, bir çocu?un gözüyle babas?n?n ölümünü ise ?öyle kaleme alm??t?r:


“Y?lba?? gecesi, biz çocuklar Noel Baba’n?n yeni y?l hediyelerini beklerken ölüm kap?m?z? çald?, babam?n elini tuttu. Dostça tokala?t?lar. Evden kol kola ç?kt?lar, bembeyaz karlar?n üzerinde yürüyüp gözden kayboldular. Gittiler, bir daha da geri dönmediler..."


Hikayede Heranu?’un sürgün y?llar?nda henüz çocuk oldu?u için Çermik jandarma karakol komutan? Hüseyin Onba?? taraf?ndan evlatl?k olarak al?nd??? ve kendisine iyi bak?ld???na da de?inilmektedir. Sürgünle birlikte aile bireylerinin büyük bir ço?unlu?undan haber al?namad???n? belirten yazar?n eser boyunca sergiledi?i tutumunun yukar?da eserlerini inceledi?imiz Krikor Ceyhan ve Vahan Totovents’e oranla biraz daha negatif oldu?unu görmekteyiz.


Sürgün y?llar?nda henüz küçük bir çocuk oldu?undan dolay? çevresindeki geli?melere bir anlam veremeyen Heranu?’un, babaannesi taraf?ndan sakinle?tirildi?i anlat?l?rken sat?r aralar?nda babaannenin “Kayg?lanmay?n, her ?ey düzelir, gidenler geri gelir, siz o zaman çocuktunuz, ço?unuz bilmezsiniz, yirmi y?l önce de köylerimiz böyle bas?ld?, bo?alt?ld?. Hepimiz sürgün edildik.”[12] ifadesi ile daha öncede bu tür uygulamalara maruz kal?nd??? yönünde bir intiba uyand?r?lmaya çal???ld??? anla??lmaktad?r.


?ncelemekte oldu?umuz di?er iki esere oranla sürgün ve göç temas?n?n bu eserde daha yo?un ve daha negatif bir bak?? aç?s?yla ele al?nd??? da dikkatlerden kaçmamaktad?r. Ayr?ca yine bu eserde farkl? olarak sürgüne ?ahit olan yada do?rudan göç etmek zorunda kalan çocuklar?nda oldu?u iddialar?na yer verildi?i görülmektedir.


“Kaynanas?n?n sözünü etti?i sürgün olay?n? dokuz ya??nda ya?am?? olan Heranu?’un annesi ?sguhi de, çocukluk deneyimlerine dayanarak yakla?an tehlikeni öncekilerden farkl? oldu?unu öngörmü? olmal? ki, k?z karde?lerini toplad? ve onlardan saçlar?n? kesmelerini, yüzlerini çirkinle?tirmelerini, dikkati çekmeyecek kötü elbiseler giymelerini istedi.”[13]


Yazar?n eserinde üzerinde durdu?u bir di?er tema da sürgün ve göç y?llar?nda “Türklerin masum Ermeni köylülerinin evlerinin bas?lmas?na ve ya?malanmas?na neden oldu?u” yönündeki ifadeleridir. Buna göre sürgün y?llar?nda yazar “jandarmalar köyleri basmakta erkekleri ve kad?nlar? toplayarak evlerini ya?malamakta ve daha sonra erkekleri öldürerek sadece kad?nlar? serbest b?rakt???n?” iddia etmektedir:


“Sesler kesildikten bir süre sonra iki kanatl? büyük kap? aç?ld? ve avludaki kalabal???, iki s?ra olu?turmu? jandarmalar aras?ndan geçirip Palu d???na ç?kard?lar. Burada, köylerine dönemleri için izin ç?kt???n?, bu nedenle herkesin kendi köyüne dönmesi gerekti?ini söylediler. Köye döndüklerinde, evlerinin ya?maland???n? gördüler. Evleri, hiç vakit kaybetmeyen civardaki Müslüman köylülerce ya?malanm??, yatak-yorganlar? dahi götürülmü?tü.”[14]


Sürgün y?llar?nda bir çok çocu?un ço?u zaman ailelerinin r?zas? ile Müslüman kom?ulara b?rak?ld???, yada aile bireyleri sürgüne tabi tutulan çocuklar?n bir k?sm?n?n yetimhanelere yerle?tirildi?i bilinen bir gerçektir. Ancak yazar bu eserde çocuklar?nda kad?nlarla birlikte sürgüne tabi tutuldu?unu ve bu zorlu yolculu?a dayanamayan çocuklar?n jandarmalar taraf?ndan al?konuldu?una, çocuklar?ndan ayr?lmak istemeyen annelere çe?itli i?kenceler yap?ld???na anneannesi Heranu?’un tan?kl?k etti?ini iddia etmektedir:


“Bu tart??ma sürerken ans?z?n üstlerine atlayan adamlar, Heranu?’u ve Horen’i ?sguhi’nin elinden kapt?lar. ?sguhi bütün gücünü toplayarak öne at?ld? ancak jandarma Hernau?’u at?na alm??t? bile. Son bir hamle ile ata ula?t?, bir eliyle jandarman?n ayaklar?n?, di?er eliyle de Heranu?’u yakalad? ve çeki?tirme ba?lad?. Bu kad?ndan kolay kolay kurtulamayaca??n? anlayan jandarma, kamç?s?n? ç?kard? ve ?sguhi’yi k?rbaçlamaya ba?lad?. K?rbac?n de?di?i yerlerdeki dayan?lmaz ac?ya ra?man ?sguhi, Heranu?’u s?ms?k? kavrad??? elini gev?etmiyor, bütün gücüyle k?z?n? çeki?tiriyor, bir yandan da k?z?n? b?rakmas? için jandarmaya kah ileniyor kah yalvar?yordu.”[15]


Çetin’in eserinde de di?er yazarlar gibi sürgün ve göçle birlikte da??lan aile bireylerinin yollar?n?n bir daha bir araya gelmedi?i temas?na da s?k s?k de?inilmi?tir. Yazar eserinde neredeyse 90 y?l önce cereyan etmi? olaylar? ya?l? anneannesinin nas?l olurda bu kadar detayl? bir ?ekilde hat?rlayabiliyor yönündeki sorular? bertaraf edebilmek için olsa gerek bu konuya kendince ?öyle bir aç?kl?k da getirmektedir:


“Anneannemin haf?zas? çok güçlüydü. Elli y?l önceki olay? anlat?rken, olay?n geçti?i güne ait en ince ayr?nt?lar? hat?rlar her seferinde bizi ?a??rt?rd?. Çok zekiydi.”[16]


Anneanne karakteri Heranu?’un, torunu Çetin’e hayat?n?n son dönemlerinde çocukluk y?llar?ndaki sürgün ve göç y?llar?n? anlatmas?yla ba?layan hikâye bir çok dramatize olaylar? da konu etmektedir. Yazar, Heranu?’un çocukluk an?lar?n? neden kimseyle payla?mad???n? ve sadece yazara anlatt???n? ise korumac? bir içgüdüyle aç?klam??t?r.


Bilindi?i gibi sözlü tarih, bireysel tarihle toplumsal tarihin çak??ma noktas?nda yer almaktad?r. Çetin’de haz?rlam?? oldu?u bu eserde sözlü tarih yönteminden yararlanm??t?r. Ancak Çetin’in eserindeki sözlü tarih verilerinin tarihsel bilgilerimizin d???nda baz? bilgiler içerdi?i görülmektedir. Tam da bu noktada tarihsel bilgi ile haf?za aras?ndaki ili?kiye de?inmekte yarar vard?r. Tarihsel bilgiler daha genel olarak anlat?l?rken sözlü tarih yoluyla anlat?lan bilgilerde haf?zadan da yararlan?ld???ndan dolay? ya da ki?inin do?rudan kendi geçmi?iyle ilgili bir konu söz konusu oldu?unda bunu daha ayr?nt?l? ele almak söz konusu olabilmektedir.



Sonuç


Görüldü?ü gibi yaz?n eserleri toplumlar?n dilini, dinini, e?itimini, sosyal ya?amlar?n? ve kültürlerini yans?tt??? için önemli bir ileti?im kayna??d?r. Ayr?ca yaz?nsal eserleri kültürlerin d??ar?ya aç?ld??? bir pencere olarak da dü?ünecek olursak köprü vazifesi gördükleri kendili?inden ortaya ç?kacakt?r. Bu nedenle yaz?nsal eserler bir yandan içinden do?duklar? kültürleri ba?ka ülkelere tan?t?rken bir yandan da ba?ka ülkelerin kültürlerini ele?tirebilmektedir. ??te tüm bu etkile?imler imge yoluyla gerçekle?tirilmektedir. Yani imgenin olu?umunda siyasal, ekonomik, kültürel, dini ve tarihi konular?n önemli bir etkisinin oldu?u görülmektedir.


Bu çal??ma s?ras?nda elde edilen verilerden hareketle toplumlar?n birbirini alg?lamas?nda imgenin güçlü bir i?levi oldu?unu söylemek mümkündür. Özellikle edebiyat eserlerinde yarat?lan imgelerin, toplumlar aras? diyalogun iyile?tirilmesi ya da toplumlar aras? diyalogun kopar?lmas?nda önemli bir rol oynad??? ortaya ç?km??t?r. Son derece geni? bir topluma hitap eden ve toplum belle?inin olu?mas?nda önemli bir katk?s? olan edebiyat?n az?nl?k ve ço?unluk aras?ndaki ili?kinin ?ekillendirilmesindeki rolünü de görmekteyiz. Böylelikle eserlerini inceledi?imiz Kirkor Ceyhan, Fethiye Çetin ve Vahan Totovents’in eserlerindeki sürgün ve göç temalar?ndan hareketle söz konusu yazarlar?n eserlerinde Türkleri ötekile?tirdi?i anla??lmaktad?r. Ayr?ca bu çal??mada çe?itli dönemlerde farkl? yazarlar?n sürgün ve göç alg?lamalar?n?n dönemin siyasi, ekonomik ve sosyal yap?s?na göre de?i?kenlik arz etti?i sonucu da ortaya ç?km??t?r. ?ncelenen yazarlar?n eserlerinde genel olarak topluma, toplumdaki siyasi, ekonomik, dini ve sosyal ili?kilerdeki dengesizliklere kar?? bir tür tepki oldu?u da hissedilmektedir. Yazarlar?n sürgün ve göç temas?n? i?lerken üzerinde durduklar? bir di?er hususun da az?nl?k nüfusunun içgüdüsel olarak daima kendisini ya?ad??? toplumdan soyutlama ihtiyac?d?r.


?ncelenen üç eserde de genel olarak sürgün ve göç temas?na farkl? s?kl?kta yer verildi?i görülmü? ancak bu teman?n okuyucu üzerindeki etkilerinin birbirinden tamamen farkl? oldu?u görülmü?tür. Örne?in Ceyhan’?n eserindeki göçün nedeni, aile büyüklerinin Ermeni kaçaklar? saklamalar? olarak gösterilirken, Çetin’in eserindeki sürgünün nedeni ise tamamen etnik kökenleri nedeniyle sürgün edilen ailelere ba?lanm??t?r. Öte yandan Totovents ise söz konusu sürgüne herhangi bir gerekçe göstermemi?; hatta bu temay? ele almam??t?r.


Sürgün ve göç temas? incelenirken anlat?lan olaylardaki söylemlerin günümüze yakla??ld?kça daha negatif ve anlat?lan hikâyelerdeki olaylar?n da daha trajik bir hal ald??? sonucuna var?lmaktad?r. Bu söylemlerin belkide psikolojik boyutuyla incelenmesi gerekmektedir. Özellikle 1970 yada 1950’lerde kaleme al?nm?? eserlerde sürgün ve göç temas? böylesine ayr?nt?l? trajik ölümleri konu edinmezken 2004 bas?ml? bir kitapta 1915 olaylar? s?ras?nda ya?and??? iddia edilen olaylar?n daha önceki y?llara oranla çok daha travmatik hale getirilmesi konunun psikolojik boyutunu bir kez daha gündeme getirmektedir. Örne?in eserde geçen “…kad?n erkek hepsini toplay?p Palu’ya götürdüklerini, erkekleri kesip nehre att?klar?n?, nehrin günlerce kan akt???n? ve sonra sürgün yolunu…” ?eklindeki ifadelerden de anla??laca?? üzere olay?n kahraman? Heranu?’un bizzat ?ahit olmad??? olaylar?n da sanki ya?anm?? gibi anlat?lmas? yada yazar?n Heranu?’un anlatt?klar?ndan bu tür sonuçlara varmas? sorunun psikolojik boyutuna i?aret etmektedir. Yine ayn? eserde sürgün ve göç s?ras?nda bir annenin yolculu?a dayanamayarak iki çocu?uyla birlikte kendini de suda bo?arak öldürdü?ü, hamile kad?nlara türlü i?kencelerin yap?ld???, hasta ve yürüyemeyenlerin öldürülerek cesetlerinin yol kenarlar?na b?rak?ld??? gibi son derece deh?et verici hikâyelere de rastlanmaktad?r.


Ayr?ca Çetin’in eserinde yazar taraf?ndan ba?ta dönemin yönetimi olmak üzere bir çok kuruma kar?? çe?itli ele?tirilere yer verilerek, söz konusu dönemdeki sürgün ve göçün birer sorumlusu yada suçlusu aran?rken Ceyhan’?n eserinde bunun tam tersi bir durum söz konusudur. Öte yandan söz konusu döneme tan?kl?k etmi? olan bir yazar olmas?na ra?men Totovents’in Ceyhan ve Çetin’den farkl? bir tutum sergilemesi, yazar?n o dönemde ya??n?n küçük olmas?na ba?lanm??t?r. Ancak ayn? konu Çetin’in eserinde de söz konusu olmas?na ra?men yani yazar?n anneannesi Heranu?’un da sürgün ve göç y?llar?nda küçücük bir çocuk olmas?na kar??n tüm detaylar? hat?rlad??? görülmektedir.


?ncelenen üç eserde de yazarlar?n sürgün ve göç temas?na ortak olarak yer verdi?i ancak bu teman?n ele al?n?? biçiminin her üç eserde de farkl? ?ekillerde ve boyutlarda oldu?u anla??lmaktad?r. ?ncelenen ilk eserdeki sürgün ve göç temas? di?er eserlere oranla daha çok üstü kapal? bir biçimde verilmi?tir. Bu eserin yazar? olan Ceyhan’?n Çetin gibi do?rudan tehcire tan?kl?k etmedi?i daha çok sürgün ve göç y?llar?n? aile büyükleri arac?l???yla ö?rendi?ini görmekteyiz. Ancak Totovents’in ise bu iki yazardan farkl? olarak do?rudan sürgün ve göç y?llar?na ?ahitlik etmi? olan bir yazar olarak bu konuya eserinde çok az de?inmi? olmas? kendi içinde çeli?ki yaratan bir durum arz etmektedir. Nitekim Çetin’in de di?er iki yazar gibi 1915 olaylar?n?, tehcir, göç yada sürgün temalar?n? aile büyüklerinin an?lar?ndan hareketle kaleme ald??? görülmektedir. ?nceledi?imiz eserlerde ortak noktalardan biride söz konusu sürgün ve göç y?llar?na tan?k olan ki?ilerin o y?llarla ilgili olarak “O günler gitsin, bir daha geri gelmesin…” ?eklindeki ifadeleri olmu?tur.


Sonuç olarak Ermeni yazarlar?n eserlerinde anlat?lan sürgün ve göç temalar?n?n olu?umunda I. Dünya Sava??’n?n ve Tehcirin yan? s?ra do?al olarak siyasi, sosyal ve ekonomik nedenlerin de önemli bir katk?s?n?n oldu?unu söylemek mümkündür. Her toplumun edebiyat?nda belli ba?l? baz? konular?n etkisini uzun y?llar sürdürdü?ü, bu devaml?l???n Ermeni edebiyat?nda ise genel olarak ‘sürgün’ ve ‘göç’ temalar? olarak kar??m?za ç?kt??? görülmektedir. Bugün sadece Türkiye’de de?il yurtd???nda da Ermeni edebiyat?yla ilgili yaz?lan eserlerde bu temalar?n konu edildi?i görülmektedir. Özellikle yurtd???nda ya?ayan Ermenilerin edebi eserlerinde bu temalar?n yan? s?ra Türk nefretinin de ileri boyutlarda i?lendi?i ve söz konusu eserlerde Türklerin adeta “ötekile?tirildi?i” görülmektedir. Türklerin edebiyat yoluyla böylesine “ötekile?tirilmesi”, toplumlar aras? ileti?im görevi üstlenen edebiyat?n do?as?na da uymamaktad?r. Edebiyat?n geçmi?in bilgisini bize aktarma özelli?i de dikkate al?nd???nda, bu konuyla ilgili çal??malar?n geni?letilerek sürdürülmesi gerekti?ini bir kez daha görmekteyiz.







[1] M?g?rdiç Margosyan, Söyle Margos Nerelisen?, ?stanbul: Aras Yay?nlar?, 2000, s. 104.

[2] Ahmet Kankal, Ermeni Öykülerinden Türkçe Yay?nlananlar Üzerine, Milli E?itim Dergisi, Say?:157, (K?? 2003), s.213-225.

[3] Vahan Totovents, Yitik Evin Varisleri, ?stanbul: Aras Yay?nlar?, 2002, s.7.

[4] http://tr.wikipedia.org/wiki/Fethiye_%C3%87etin

[5] Kirkor Ceyhan, Seferberlik Türküleriyle Büyüdüm, ?stanbul: Aras Yay?nc?l?k, 1998,s.23.

[6] Kirkor Ceyhan, Seferberlik Türkileriyle…, s.56.

[7] Kirkor Ceyhan, Seferberlik Türküleriyle…, s.57.

[8] Fethiye Çetin, Anneannem, ?stanbul: Metis Edebiyat Yay?nlar?, 2004, s.43.

[9] Kirkor Ceyhan, Seferberlik Türküleriyle…, s.58.

[10] Kirkor Ceyhan, Seferberlik Türküleriyle…, s.69.

[11] Fethiye Çetin, Anneannem…, s.46.

[12] Fethiye Çetin, Anneannem…, s.43-45.

[13] Fethiye Çetin, Anneannem…, s.44.

[14] Fethiye Çetin, Anneannem…, s.45.46.

[15] Fethiye Çetin, Anneannem…, s.47.

[16] Fethiye Çetin, Anneannem…, s.5.0
 ----------------------
* ERAREN Uzmanı - ydeveci@iksaren.org
- ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 26, 2007
    İçeriğe Yorum Yaz    Yazdır    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Henüz Yorum bulunmamaktadır.


 
 
ERAREN - Ermeni Araştırmaları Enstitüsü

Bu site en iyi 1024 x 768 çözünürlükte görüntülenir.