Anasayfaİletişim
  
English

Fransız Arşiv Belgeleri Işığında Doğu Lejyonu’nun Kuruluşu ve Faaliyetleri (Kasım 1918 – 1921)

M. Serdar PALABIYIK*
ERMENİ ARAŞTIRMALARI, 30, 2008

 

Öz: Bu makale Doğu Lejyonu’nun kuruluşu ve faaliyetleri ile ilgili olarak kaleme alınan bir dizi makalenin altıncısı ve sonuncusudur. Makalenin temel amacı 1918 yılının Kasım ayında Doğu Lejyonu’nun Kilikya bölgesini işgal etmeye başlamasından 1921 yılının sonlarında Lejyonun dağıtılmasına kadar geçen süre içerisinde Lejyonun yapısında meydana gelen değişiklikler, Lejyon hakkındaki tartışmalar ve Lejyonun Kilikya bölgesindeki faaliyetlerini ortaya koymaktır. Bu dönemde öncelikle Doğu Lejyonu’nun Kilikya bölgesini nasıl işgal ettiği ve özellikle Ermeni lejyonerlerin bölgede Müslüman halka yönelik saldırıları işlendikten sonra, Ermeni ve Suriyeli Lejyonu olarak ikiye bölünen Doğu Lejyonu’na yönelik Avrupa’daki Ermeni ve Suriyeli yetkililerin eleştirileri, Ermeni lejyonerlerin disiplinsizlik ve itaatsizlikleri ile Fransız subayların bu duruma tepkileri incelenecektir. Son olarak, Doğu Lejyonu’nun dağıtılmasına yönelik atılan adımlara kısaca yer verilecektir. Kısacası bu makale Fransız arşiv belgelerinden yararlanarak adı geçen dönemde Doğu Lejyonu ile ilgili gelişmeleri analiz etmektedir. 

Anahtar Kelimeler: Doğu Lejyonu, Ermeniler, Suriyeliler, Kilikya, Mondros Mütarekesi, Ankara Antlaşması 

Abstract: This article is the sixth and the last one of a series of articles regarding the establishment and activities of the Eastern Legion. The basic aim of the article is to examine the changes in the structure of the Legion, the debates about its composition and activities in the Cilician region between November 1918, when the Legion occupied the Cilician region, and the end of 1921, when the legion was finally disbanded. In this period, first of all French-Armenian occupation of the Cilician region and subsequent Armenian atrocities towards Muslims are briefly examined. Then, the criticisms raised by Armenian and Syrian committee leaders towards the Eastern Legion, which was divided into Armenian and Syrian Legions are touched upon. The indiscipline and disobedience of the Armenian legionnaires and the subsequent reactions of the French soldiers to this situation are covered as well. Finally, the steps taken for the disbanding of the Legion is dealt with. In sum, this article analyzes developments regarding the Eastern Legion in the aforementioned period through French archival documents. 

Key Words: Eastern Legion, Armenians, Syrians, Cilicia, the Armistice of Mudros, the Treaty of Ankara 

GİRİŞ 

Doğu Lejyonu’nun kuruluşuna ve faaliyetlerine ilişkin Ermeni Araştırmaları Dergisinin 23-24 numaralı sayısından itibaren kaleme alınan bir dizi makalenin altıncısı ve sonuncusu olan bu makalenin temel amacı 1918 yılının Kasım ayında Doğu Lejyonu’nun Kilikya bölgesini işgal etmeye başlamasından 1921 yılının sonlarında Lejyonun dağıtılmasına kadar geçen süre içerisinde Lejyonun yapısında meydana gelen değişiklikler, Lejyon hakkındaki tartışmalar ve Lejyonun Kilikya bölgesindeki faaliyetlerini ortaya koymak, kısacası Lejyonun aktif bir biçimde kullanıldığı üç yıllık dönemi kısaca ele almaktır. Lejyonun kuruluşundan Kilikya’ya gönderilmesi arasında geçen iki yıllık dönem beş makalede incelenirken bu üç yıllık dönemin tek bir makalenin konusu olması ilk başta şaşırtıcı gelse de bunun iki önemli nedeni vardır. Bu nedenlerden birincisi bu makalelerin temel kaynağını teşkil eden Fransa Dışişleri Bakanlığı arşivinin bu üç yıllık dönemle ilgili daha önceki dönemlere nazaran çok daha az sayıda belge içermesidir. Bu nedenle bu makalede bu belgeler dışında üç temel kaynak daha kullanılmıştır. Bunlardan birincisi Osmanlı arşiv belgeleridir. Özellikle Fransız arşiv belgelerinin Ermeni Lejyonu’nun Müslüman halka yönelik mezalim konusunda büyük ölçüde sessiz kalması, bu mezalimi bütün boyutlarıyla gözler önüne seren Osmanlı arşiv belgelerinin kullanılmasını zorunlu kılmıştır. Bu belgeler Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız İlişkileri adlı üç ciltlik belgeler külliyatının 1918-1919 yıllarını içeren ikinci cildinde bir araya getirilmiştir.[1] İkinci kaynak Robert F. Zeidner tarafından kaleme alınan The Tricolor over the Taurus adlı eserdir.[2] Bu eser Fransız arşiv belgeleri arasındaki boşlukları doldurmak için son derece önemlidir; zira eser yalnızca Dışişleri Bakanlığı’nın yazışmalarından değil, diğer Fransız arşivlerinden ve dönemi yansıtan hatıratlardan da yararlanmıştır. Üçüncü kaynak ise Ulvi Keser’in Kıbrıs Anadolu Ekseninde Ermeni-Doğu Lejyonu adlı eseridir. Bu eser Doğu Lejyonu konusunda yazılmış çok az sayıdaki Türkçe eserler arasında en kapsamlı olanıdır ve Fransız Dışişleri Bakanlığı arşivlerine nadiren atıfta bulunsa da özellikle Lejyona karşı Türk kuvvetlerinin mücadelesinin detaylarını vermesi açısından önemlidir.[3]

 

Uzun bir dönemin tek bir makaleye sığdırılmasının ikinci nedeni ise özellikle Türkçe literatürde çok büyük yer tutan Fransız işgaline karşı Kuvva-yi Milliye hareketinin ve daha sonra Güney Cephesi’nde Türk kuvvetlerinin gösterdiği mücadelenin birkaç cümlede toparlanması zaruretidir. Bu bir zarurettir; zira bu konunun detaylı bir biçimde ele alınması konu ile ilgili literatürün genişliği nedeniyle birkaç makalenin konusunu teşkil edecektir. Ayrıca bu literatürün mevcudiyeti konunun bir kez daha aynı kaynaklarla ele alınmasına gerek olmadığını düşündürmektedir. Son olarak, bu makale temelde Fransız belgelerinden hareketle yazıldığı için farklı kaynaklara yapılacak olan çok sayıda atıf makalenin konu bütünlüğünü bozabilir. Tüm bu nedenlerden dolayı, bu makalede yine büyük ölçüde Fransız arşiv belgeleri kullanılmış, bu belgelerin sayıca azlığı, uzun bir dönemin tek bir makalede ele alınması sonucunu doğurmuştur.

 

Bu açıklamanın ardından makalede incelenen temel konular şöyle özetlenebilir. Makalenin birinci bölümünde Doğu Lejyonu’nun Kilikya bölgesindeki ilk işgalleri ve bölgede Müslüman halka yönelik giriştikleri eylemler incelenecektir. Bu bölümde özellikle Osmanlı arşiv belgelerinden yararlanılacaktır. İkinci bölümde ise bazı siyasi ve pratik nedenlerle Ermeni Lejyonu ve Suriyeli Lejyonu olarak fiilen ikiye ayrılan Doğu Lejyonu’nun bu ayrımı sürecinde yaşanan tartışmalar incelenecektir. Üçüncü bölüm Ermeni Lejyonu’na ilişkin bazı Ermeni komite liderlerinin Fransız yetkililere yaptıkları şikayetler ve Fransız yetkililerin bu şikayetlere yönelik cevaplarını analiz ederken, sonraki bölüm Ermeni Lejyonu’nun Kilikya bölgesindeki sonunda büyük bir isyana varacak olan itaatsizlikleri ve disiplinsizliklerini inceleyecek ve Fransız yetkililerin bu duruma duyduğu tepkiyi vurgulayacaktır. Beşinci bölüm Fransız işgali sırasında Kilikya bölgesine yapılan Ermeni göçlerini incelerken altıncı bölüm bu dönemde Lejyonlarla ilgili yaşanan hukuki sorunları ve Suriyeli komite liderlerinin Suriyeli Lejyonu’nun yaşadığı sorunlar ile ilgili Fransız yetkililere yönelttikleri eleştirilere değinmektedir. Makalenin yedinci ve son bölümünde ise Doğu Lejyonu’nun dağıtılmasına varacak olan süreç incelenecektir. Makale, bir dizinin son makalesi olması nedeniyle Doğu Lejyonu ile ilgili genel bir değerlendirme ile sona erecektir.

 

Bu serinin diğer tüm makalelerinde olduğu gibi bu makale de büyük çoğunlukla otantik arşiv belgelerine dayandırılmıştır; bu gerek dönemin genel havasını yansıtması, gerekse Fransızların Ermenileri ve Suriyeleri nasıl algıladıklarını ortaya koyması açısından son derece önemlidir. Bu belgeler mümkün olduğunca tarafsız bir biçimde akademik bir üslup çerçevesinde incelenmiş ve sonuçları büyük ölçüde yorumsuz bir biçimde makalede yer almıştır. Ermeni sorunu üzerine gerek Batı’da gerekse Türkiye’de yazılan birçok eserde maalesef bilimsellik ve tarafsızlık geri plana atılmakta, bu da konunun tüm boyutlarıyla analiz edilmesini imkânsız hale getirmektedir. Bu önemli problemden mümkün olduğunca uzaklaşabilmek için arşiv belgeleri ilk elden kaynaklar olması sebebiyle araştırmacıya temel malzemeyi sağlamaktadır. Kısacası bu makalede de yalnızca bu temel malzemeden yararlanılmış ve Doğu Lejyonu’nu ile ilgili makalede incelenen dönemde yaşanan gelişmeler dönemin genel çerçevesi içerisine oturtularak sosyal bilim ölçütlerinin elverdiği ölçüde objektif bir biçimde analiz edilmeye çalışılmıştır.

 

Doğu Lejyonu’nun Adana Vilayeti’ne Nakli ve Bölgede Giriştikleri Eylemler
 

Doğu Lejyonu’nun aktif bir biçimde Anadolu topraklarını işgal ve kontrol için kullanılması kuruluşundan yaklaşık iki yıl sonra, yani Kasım 1918’de başlar. Bundan önce Lejyon’un bazı öncü birlikleri Suriye ve Filistin bölgelerinde kullanılmış, ancak bazı lejyonerlerin burada Müslüman halka yönelik saldırıları nedeniyle Anadolu’ya yönlendirilmeleri söz konusu olmuştur. Anadolu topraklarının işgalinin hukuki zeminini ise 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi hazırlamıştır. Makalenin bu bölümünde Mütareke’nin hemen ardından Doğu Lejyonu’nun Kilikya bölgesindeki işgallerinin başlaması ve Ocak 1919’a kadar bu bölgede lejyonerlerin giriştikleri bazı eylemler kısaca ele alınacatır.

 

Çukurova bölgesine ilk işgal kuvvetleri Mütareke’nin imzalanmasından yaklaşık on gün sonra, 9 Kasım 1918’de çıkmaya başlamışlardır. Bölgeye işgal kuvvetleri ile beraber gelen İtilaf Devletleri temsilcisi David Beauregard ile İskenderun Mevki Kumandanı Kaymakam Ali Bey ile imzalanan protokolle İskenderun bölgesinin Osmanlı ordusu tarafından tahliyesi karara bağlanır. 12 Kasım’da ise İskenderun resmen Fransızlar tarafından işgal edilir. 21 Kasım’da Doğu Lejyonu’nun Ermenilerden müteşekkil taburları bölgeye gönderilir. Bu durum Adana Valiliği’nden Osmanlı Devleti Dahiliye Nezareti’ne gönderilen bir telgrafta da belirtilmektedir. Buna göre İskenderun’da konuşlanan az sayıdaki İtilaf kuvvetleri geri çekilerek yerlerine Ermeni askerlerin yerleştirildiği bildirilmektedir.[4] Osmanlı arşiv belgelerinde, işgal bölgeye yayılmadan önce bazı öncü Ermeni müfrezelerinin bölgedeki yerel yöneticileri işgalden haberdar etmek üzere ziyaret ettikleri anlaşılmaktadır. Örneğin 11 Aralık tarihinde Dahiliye Nezareti’nden Hariciye Nezareti’ne gönderilen bir yazıda, Adana Valisi Nazım Paşa’nın gönderdiği bir telgrafa atıfta bulunulmaktadır.[5] Bu telgrafta 8 Aralık’ta iki Ermeni rahip ile bir Ermeni subayını taşıyan bir otomobilin İskenderun’dan Dörtyol kasabasına gelerek bu bölgenin birkaç güne kadar işgal edileceğini bildirdiği ifade edilmiş, Ermenilerin kasaba halkını işgal kuvvetlerine karşı bir taşkınlık yapılmaması konusunda uyardığı belirtilmiştir.[6]

 

Dahiliye ve Hariciye Nezaretleri arasında bu yazışmalar yapılırken üç subay kumandasında 400 kişilik bir Doğu Lejyonu birliği Dörtyol’a gelerek bölgeyi işgal etmiştir. Harbiye Nezareti’nden Sadaret Makamı’na gönderilen 14 Aralık tarihli bir telgrafta bu Ermeni lejyonerlerin büyük bir çoğunluğunun zaten Çukurova bölgesinden kaçarak Doğu Lejyonu’nun nüvesini teşkil eden Ermenilerden müteşekkil olduğu belirtilmiştir. Diğer bir deyişle, Fransız yetkililer bölgeyi çok daha iyi tanıdıkları için, hatta bölgede yakınları halen yaşamakta olduğu için Kilikya Ermenilerinden müteşekkil taburları işgal gücü olarak göndermeyi tercih etmiştir. Ancak bu durum Ermeni lejyonerlerin bölgenin Müslüman halkına yönelik saldırılarını tetiklemiştir. Ermeni tehcirinden Müslüman halkı sorumlu tutarak intikam alma düşüncesiyle yapılan saldırılar son derece vahim sonuçlar doğurmuştur. Aslında bu saldırılar 30 Kasım’da Lejyon’un öncü birlikleri İskenderun’a geldikten hemen sonra başlar. İskenderun’un Fransız Valisi, Yakındoğu Fransız Birlikleri Komutanı General Jules C. Hamelin’e lejyonerlerin Müslümanlara karşı terör faaliyetlerine giriştiği ve Ermeni kadınlarını haremlerden kurtarma bahanesiyle Müslüman halka saldırdığını bildirir.[7] Bu olaylar yaşandığında Ermeni Lejyonu’nun asıl kuvvetlerinin bölgeye gelmesine daha iki hafta vardır. Bu kuvvetler bölgeye gelir gelmez Fransız subaylarının emirlerinin aksine bölgeye dağılarak gasp, yağma ve katliama girişirler. Bu saldırılar Osmanlı arşiv belgelerinde detaylarıyla belirtilmektedir. Örneğin 14 Aralık’ta Ermeni askerleri Dörtyol’da on iki evi basarak eşya ve para gaspetmişler ve bir kadını boğazından yaralamışlardır.[8]

 

Doğu Lejyonu kurumsallaşma aşamasında dört Ermeni ve iki Suriyeli taburundan müteşekkil olarak kurulmuştur. Suriyeli taburları Suriye bölgesinde konuşlandırılırken dört Ermeni taburu Kilikya bölgesine gönderilmiştir. İskenderun bölgesi Ermeni Lejyonu’nun Birinci ve Dördüncü Taburları tarafından işgal edilirken, 17 Aralık’ta Mersin Lejyonun İkinci ve Üçüncü Taburları tarafından işgal edilmiştir.[9] Adana Valisi Nazım Paşa’nın Dahiliye Vekaleti’ne gönderdiği telgrafta bin beşyüz kişilik bir birliğin Mersin’e geldiği bunlardan çoğunluğunu Ermenilerin oluşturduğu beş yüz kadar silahlı asker ve yirmi kadar subayın karaya çıktığını ifade etmektedir.[10] Ancak General Hamelin Ermenilerin bölgede taşkınlıklar yapacağından neredeyse emindir ve bu nedenle Dokuzuncu Cezayir Piyade taburunu da bölgeye gönderir.[11] Mersin’in işgal edildiği 17 Aralık günü Ermeni Lejyonu’nun Komutanı Albay Louis Romieu da Adana’ya gelerek karargahını kurar ve General Hamelin tarafından Kilikya’daki müttefik kuvvetlerin başına geçirilir.[12]

 

İşgaller Adana’da büyük tepki uyandırmakla beraber, Osmanlı ordularının işgalden iki hafta çekilmiş olması ve bölgedeki Osmanlı kuvvetlerinin de Mondros Mütarekesi gereği terhis veya tahliye edilmesi ciddi bir karamsarlık yaratmıştır. Adana Valisi Nazım Paşa’nın 20 Aralık 1918 tarihli telgrafı ise  içinde bulunduğu çaresizliği göstermesi açısından son derece önemlidir. Nazım Paşa bu satırları yazdığı sırada çoğunluğu Ermeni lejyonerlerden müteşekkil üç yüz elli kişilik bir müfreze Adana’yı işgal etmektedir[13]:

 

“Halep’ten gelen bir İngiliz albayının ifadesindden Antep ve Maraş’ın da işgal olunacağı anlaşılmaktadır. Bu suretle Adana vilayeti, İskenderun, Antakya, Belen, Antep ve Maraş tamamen işgal olunmaktadır. Buralarda idaresizlik ve anarşi çıkarılarak sonunda Ermenistan’ın ilan edileceği şüphesizdir. Bu durumun derhal sona erdirilmesi lazımdır. Gidişat ve takip edilen hareket tarzına kesinlikle iyi niyet eseri yoktur. İşin gerçeği, lüzumsuz fikir alışverişleri için vakit geçirilmesi telafisi mümkün olmayacak derecede üzüntü verici durumlar ve oldu-bittiler meydana getirecektir. Osmanlı Hükümeti Küçük Asya’nın bir kısmına sıkışıp kalacaktır”.[14]

 

Fransız işgal kuvvetlerinin çoğunluğunun Ermenilerden müteşekkil olması Osmanlı Hükümeti’ni de rahatsız etmiştir. Hariciye Nazırı Reşid Paşa İstanbul’daki Fransız Yüksek Komiseri Amiral Amet’e bir mektup göndererek Adana’yı işgal eden Ermeni askerlerin esasen Osmanlı vatandaşı olmalarının istenmeyen olaylara yol açabileceğini belirtmiş, düzenin ve huzurun sağlanması açısından Osmanlı birliklerinin tahliye edildiği bölgelerde Ermeni birliklerinin konuşlandırılmamasını talep etmiştir.[15] Reşid Paşa ayrıca Amiral Amet ve İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Richard Webb’e Ermeni askerlerin Adana, Payas ve Dörtyol bölgelerinde sivil halka karşı gerçekleştirdikleri eylemleri detaylı bir biçimde aktarmış ve Ermeni askerlerin bölgeden acilen çekilmesini talep etmiştir.[16] Zaten General Hamelin de saldırılardan oldukça şikayetçidir ve Aralık ayı boyunca Adana ve İskenderun’daki birlikleri teftiş ederek onları saldırılardan vazgeçmeye ve ordu disiplinine uymaya çağırmıştır.[17] Ayrıca General bölgenin eşrafından gelen şikayetleri ve Ermeni Lejyonu’nun bölgeden gönderilmesi isteklerini de değerlendirmeye başlamış ve lejyonerleri Maraş gibi uzak bölgelere göndermeyi bile düşünmüştür.[18]

 

Müslüman halka yönelik saldırılar 1919 yılının Ocak ayı boyunca da devam etmiştir. 1 Ocak’ta Dörtyol’a bağlı Karakese köyünü basan Ermeni askerler Fransız subaylarından habersiz bir biçimde evlere girmiş, gasp ve talan hareketlerine girişmiş ve bazı köylüleri öldürmüştür. Bölgedeki Fransız İşgal Kuvvetleri Komutanı Rupin derhal kışlaya giderek daha fazla askerin olaylara katılmasının önüne geçmiştir.[19] Ancak Ermeni lejyonerler her fırsatta birliklerinden firar ederek ve cephaneliklerden silah ve mühimmat alarak köy baskınlara gitmeye devam etmişlerdir.

 

Çoğunluğu Ermenilerden müteşekkil Fransız işgal birliklerinin Kilikya bölgesinde konuşlanması çevre bölgelerde yaşayan Ermenileri de harekete geçirmiştir. Bu konuda 21 Ocak’ta Maraş Jandarma Tabur Kumandanlığı’ndan Dahiliye Nezareti’ne gönderilen bir telgraf oldukça dikkat çekicidir. Buna göre Halep’te yaşayan dört yüz civarında Ermeni Doğu Lejyonu’na gönüllü olarak katılmak üzere İskenderun’a doğru harekete geçmiş ve Afrin mıntıkasında iki Osmanlı askerini yakalayarak katletmişlerdir. Bunun yanı sıra Kefre ve Baytar Karakolları’na saldırmışlar, bu karakollardaki askerler kendilerini savunarak geri çekilmeyi başarmışlardır.[20]

 

Bu arada Ocak sonuna doğru bölgedeki Fransız işgal kuvvetlerinin komuta kademesi de bölgeye gelmeye başlamıştır. 18 Aralık’ta Adana’ya gelen General Hamelin’i 30 Ocak’ta bölgeye Kilikya Genel Valisi olarak atanan Albay Edouard Brémond takip eder. Brémond 2 Şubat’ta Vali Yardımcısı ünvanıyla atanan Albay Normand ile göreve başlar.[21]

 

Doğu Lejyonu’nun İkiye Ayrılması
 

Doğu Lejyonu bir taraftan Çukurova bölgesini işgal ederken, Fransız Hükümeti Lejyon’un ikiye bölünmesi meselesini tartışmaktadır. Aslında Lejyonun kuruluşundan Kilikya’nın işgaline kadar geçen dönem içerisinde, özellikle de Kıbrıs Monarga’daki kamplarda Ermeni ve Suriyeli lejyonerler arasında ciddi sorunlar yaşanmış, bunun önüne e karma birlikler oluşturmak yerine ayrı Ermeni ve Suriyeli taburları oluşturarak geçilmeye çalışılmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere Doğu Lejyonu Osmanlı topraklarını işgal etmek üzere gönderildiği sırada fiilen ikiye ayrılmış durumdaydı. 1919 yılının Ocak ayına gelindiğinde Fransız Hükümeti bu ikiliği resmi hale getirmeyi amaçlamaktaydı. Bu bölümde Doğu Lejyonu’nun ikiye ayrılması süreciyle ilgili olarak Fransız siyasi ve askeri yetkililer arasında yapılan yazışmalar incelenecektir.

 

7 Ocak 1919’da Savaş Bakanlığı’ndan[22] Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen bir yazıda Ermeni Komitesi’nin (Comité Arménien) Dışişleri Bakanlığı’ndan Doğu Lejyonu’nun Ermeni Lejyonu (Légion Arménienne) ve Suriye Lejyonu (Légion Syrienne) olarak ikiye ayrılmasını talep ettiği vurgulanmaktadır. Dışişleri Bakanlığı bu talebi Savaş Bakanlığı’na iletmiş, ancak Bakanlık bu talebe sıcak bakmadığını belirtmiştir. Buna göre, Savaş Bakanlığı zaten fiilen Doğu Lejyonu’nun Ermeni ve Suriyeli birliklerinin ayrı olduğunu, halihazırda dört Ermeni taburunun Kilikya bölgesinde, bir Suriyeli taburunun ise Suriye’de konuşlandırıldığını ifade etmekte ve bu ayrımın resmileştirilmesinin pratikte bir faydasının olmayacağının (La séparation des éléments arméniens et syriens ne peut avoir que des avantages) altını çizmektedir.[23] Bu yazışma Lejyondaki Ermeniler ve Suriyeliler arasındaki fikir ayrılığının derecesini göstermekte olduğu kadar konuya sıcak yaklaşan Dışişleri Bakanlığı ile böyle bir ayrımı gereksiz bulan Savaş Bakanlığı arasındaki fikir ayrılığını göstermesi açısından oldukça ilginçtir. Yine de Savaş Bakanlığı konu ile ilgili olarak bölgedeki Fransız birliklerinin komuta kademesinin görüşünün sorulmasını kararlaştırmıştır.

 

Bu konuyla ilgili cevabi telgraf Ocak ayında Beyrut’a dönen General Hamelin’den Savaş Bakanlığı’nın Afrika Şubesi’ne 12 Ocak’ta gönderilmiştir. Savaş Bakanlığı’nın Dışişleri Bakanlığı’na belirttiği görüşün aksine bölgedeki komuta kademesi Ermeni ve Suriyeli Lejyonları’nın ayrılmasının olumlu sonuçlar doğuracağını savunmaktadır. Buna göre Ermeni Lejyonu halihazırda Kilikya bölgesinde bulunan 4124 Ermeni’den müteşekkil olacak, Suriye Lejyonu’na Ermeni Lejyonu ile aynı hukuki statü verilecek ve Beyrut civarında konuşlanmış olan 698 Suriyeli asker bu yeni Lejyonun nüvesini teşkil edecektir. Suriyeli Lejyonu’nun mevcudunu arttırmak için yeni gönüllü alımlarına hız kazandırılması da General Hamelin tarafından tavsiye edilen bir diğer husustur.[24]

 

Gerek Filistin ve Suriye’de bulunan Fransız Yüksek Komiseri Georges Picot’un gerekse General Hamelin’in Doğu Lejyonu’nun Ermeni Lejyonu ve Suriye Lejyonu olarak ikiye bölünmesi hususunda olumlu görüş beyan etmesi üzerine Savaş Bakanlığı bu konuda daha önce benimsediği tutumu değiştirmiştir. Buna göre 20 Ocak 1919 tarihinden itibaren Doğu Lejyonu resmen ikiye ayrılmıştır; ancak bu iki lejyon da Doğu Lejyonu’nun hukuki statüsüne tabi olacaktır.[25] Bu durum gönüllü toplama işlemlerinin yeni duruma uygun bir vaziyette yürütülebilmesi için şifreli bir telgrafla hem Georges Picot’a hem de Fransa’nın Kuzey ve Güney Amerika’daki temsilciliklerine bildirilmiştir.[26]

 

Doğu Lejyonu’nun Ermeni Lejyonu ve Suriyeli Lejyonu olarak ikiye bölünmesi Ermeni diasporasının önde gelen isimleri tarafından da büyük bir sevinçle karşılanmıştır. Bogos Nubar Paşa Ortaelçi Jean Gout’a gönderdiği mektubunda bu ayrımdan duyduğu memnuniyeti dile getirerek teşekkür ederken, Ermeni Gönüllüleri Merkez Komitesi (Comité Central des Volontaires Arméniens) Başkanı Sevadjian Başbakan ve Savaş Bakanı Clemenceau’ya yazdığı mektubunda şükranlarını dile getirerek Fransa’nın daima mazlum halkların yanında olduğunu ve Ermenilerin tam bağımsız bir devlet kurma çabalarını da sonuna kadar desteklediğini ifade etmiştir.[27]

 

Doğu Lejyonu ile İlgili Ermeni Kuruluşlarının Yaptığı Şikayetler
 

Ermeni kuruluşları ile Fransız Hükümeti arasındaki bu sıcak diyalog fazla uzun sürmemiştir. Zira Ermeni kuruluşları uzun süredir kendilerine yansıtılan bir konuyu Fransız Hükümeti’nin gündemine getirmeye başlamışlardır. Bu konu Ermeni Lejyonu’nun mensuplarının yaşamakta olduğu maddi ve manevi sorunlardır. Makalenin bu bölümünde bu sorunların Ermeni kuruluşları tarafından Fransız Hükümeti’ne nasıl yansıtıldığı ve Fransız Hükümeti’nin bu duruma nasıl cevap verdiği incelenecektir.

 

Doğu Lejyonu’nda görev yapmakta olan Ermeni lejyonerler şikayetlerini Ermeni Ulusal Delegasyonu (Délégation Nationale Arménienne) Başkanı Bogos Nubar Paşa aracılığıyla Dışişleri Bakanlığı’na bildirmektedirler. Buna göre Ermeni Ulusal Delegasyonu’na bağlı olarak çalışan Mısır Ermeni Ulusal Birliği (Union Nationale Arménienne d’Egypte) adlı kuruluşun üyelerinden müteşekkil bir heyet bu şikâyetleri içeren bir raporu Bogos Nubar Paşa’ya göndermiştir; o da bu raporu Dışişleri Bakanlığı ile paylaşmaktadır. Bogos Nubar Paşa ilk olarak İngiliz ve Fransız komutanlar tarafından yiğitlikleri övülen Ermeni gönüllülerin, bazı alt rütbeli subaylar tarafından aşağılık bir ırktan müteşekkil yardımcı birlikler olarak algılandıklarını ve aşağılayıcı bir muameleye tabi tutulduklarını (les volontaires arméniens sont considéres… comme des troupes auxiliaires de race inférieure et subissent de ce fait un traitement humiliant) belirtmektedir.[28] Hatta rapora göre bazı Fransız subaylar Ermeni gönülleri aşağılamak için şöyle söylemektedirler: “Türkler Ermenileri katletmekte haklıymışlar” (“Les Turcs avaient raison de massacrer les Arméniens”).[29]

 

Bogos Nubar Paşa’nın belirttiği üzere bu manevi aşağılanmanın yanı sıra Ermeniler maddi olarak da ciddi bir ayrımcılığa tabi tutulmaktadır. Bu ayrımcılık bazı karşılaştırmalarla Fransız yetkililerin gözleri önüne serilmektedir. Örneğin Cezayirli bir asker günlük dört buçuk frank yevmiye alırken, bir Ermeni asker günde sadece iki buçuk frank yevmiye almaktadır. Yine Beyrut’ta Hıristiyan ve Müslüman Araplara günde yarım kilo un ve pirinç verilirken Ermenilere beş kişi için sadece bir kilo ekmek ve iki bisküvi verilmektedir.[30]

 

25 Ocak’ta Bogos Nubar Paşa Dışişleri Bakanlığı’na bu kez Mısır Ermeni Ulusal Birliği Başkanı D. N. B. Katchedjian tarafından George Picot’a ve Doğu Lejyonu’nun komutanı olan Albay Romieu’ya gönderilen iki mektubun kopyalarını göndermektedir.[31] Buna göre George Picot’a yazılan ilk mektupta yukarıda belirtilen şikâyetlerin yanı sıra Kilikya’da görev yapan Ermeni gönüllerin iki yıldır aynı kıyafeti giydikleri ve bu kıyafetin Kilikya bölgesinin iklimi ile bağdaşmadığı konusunda yapılan bir şikâyet de eklenmiş ve tüm bu sorunlara çözüm bulunması istenmiştir. Albay Romieu’ya yazılan mektup daha da sert ifadeler içermektedir. Bu mektupta Kilikya bölgesine gönderilen Ermeni gönüllülerin yeterince beslenemedikleri, barınma sorunlarının ortadan kaldırılamadığı ve buna rağmen birçok hakarete maruz kaldıkları belirtilmiştir. Bunun yanı sıra bu sorunlar düzeltilmediği takdirde bunun çok derin sonuçları olacağı ve ister asker ister sivil olsun Ermenilerin bu duruma daha fazla katlanmayacakları açıkça ifade edilmiştir (…les conséquences les plus graves pourraient en résulter, car, encore une fois, l’arménien qu’il soit soldat ou civil, ne peut pas tolérer les insultes).[32]

 

Dışişleri Bakanlığı yukarıda belirtilen şikâyet mektuplarını topluca Savaş Bakanlığı’na göndermiştir. Bakanlık şikâyetleri inceledikten sonra Dışişleri Bakanlığı’na cevabi yazısını göndererek şikâyet mektuplarında belirtilen bir çok hususun yanlış olduğunu ifade etmiştir. Örneğin Ermeni gönüllülere ödenen günlük yevmiye mektuplarda iddia edildiği gibi iki buçuk frank değil, iki frank yetmiş beş senttir ve bu yevmiye Doğu Lejyonu’nun hukuki düzenlemeleri gereğince sabit tutulmuştur. Doğu Lejyonu’nun yardımcı bir birlik olması nedeniyle bu lejyonerlere Fransız ordusuna mensup askerlerden daha az yevmiye ödenmesi de son derece normaldir ve zaten bu husus 1916 yılında hazırlanan Doğu Lejyonu’nun tüzüğünde de açıkça belirtilmiştir. Lejyonerler Fransız ordusu mensuplarının yararlandığı bazı yan ödemelerden yararlanamadıkları için yevmiyeleri onlarla karşılaştırıldığında daha düşüktür.[33] 15 Şubat’ta General Hamelin tarafından gönderilen bir diğer raporda Bogos Nubar Paşa’nın gerçekleri nasıl saptırdığına yönelik başka örnekler de bulunmaktadır. Hamelin Müslüman ve Hıristiyan Araplara Bogos Nubar Paşa’nın iddia ettiği gibi günde yarımşar kilo un ve pirinç verilmediğini miktarın yalnızca günde 500 gram ekmek ve 100 gram pirinç veya sebze olduğunu buna karşın Ermenilere günde 700 gram ekmek ve 200 gram pirinç tahsis edildiğini belirtmektedir.[34] Sonuç olarak Savaş Bakanığı Ermeni kuruluşlar tarafından dile getirilen şikayetlere itibar etmemiş, bu şikayetlerin asılsız olduğunu dile getirerek mevcut durumun korunması konusunda fikir birliğine varmıştır.

 

Kilikya’daki Ermeni Lejyonu’nun İtaatsizliği ve Fransız Askeri Yetkililerin Şikayetleri
 

Bogos Nubar Paşa ve diğer Ermeni kanaat önderleri Ermeni Lejyonu’nun şikayetlerini dile getirdikleri sırada, Kilikya’da görev yapmakta olan Fransız askeri yetkilileri de Ermenilerin itaatsizliği ve Müslüman halka yönelik gerçekleştirdikleri saldırılar konusunda şikayetlerini Savaş Bakanlığı’na iletmektedirler. Ermenilerin işgal başladığından bu yana gösterdikleri disiplinsizlik ve itaatsizlikler 1919 yılının Şubat ayında İskenderun çevresinde büyük bir isyan patlak vermesine yol açar. 2 Şubat’ta Ermeni ve Cezayirli lejyonerler arasında başlayan çatışmalar hızla büyür. Şubat ortasına gelindiğinde İskenderun’un büyük bir bölümü yağmalanmış, Fransız askerleri ciddi saldırılara uğramış, bazıları ise öldürülmüştür. Bu durum Kilikya’daki Fransız otoritesinin zayıflığını göstermesi açısından son derece önemlidir.[35]

 

2 Şubat 1919’da General Hamelin tarafından Savaş Bakanlığı’na gönderilen şifreli bir telgraf Kilikya bölgesindeki Ermeni birliklerin itaatsizliğini ortaya koyması açısından son derece önemli bir belgedir. Buna göre ilk olarak Suriye bölgesine gönderilen Ermeni birliklerinin bu bölgede Müslümanlara yönelik saldırıları nedeniyle Kilikya bölgesine kaydırıldıkları, kendi vatanlarına yakın olmalarının onları daha memnun edeceğinin düşünüldüğü belirtilmektedir. Ancak Ermeni birlikleri bu bölgede disiplinsizliklerini daha da arttırarak Fransız koruması altında olmayı kötüye kullanmaya devam etmişler ve bölgedeki Osmanlı nüfusuna karşı saldırılarda bulunmuşlardır (...les légionnaires arméniens n’ont pu résister ... à exploiter force français pour se livrer è repésailles individuelles contre la population ottomane). Dahası Genera Hamelin bölgedeki İngiliz askeri yetkililerinden de her gün Ermeni askerlerin yağma ve katliamlara giriştiğine dair şikayetler aldığını belirtmektedir (... je reçois journellement des réclamations d’autorités britanniques et administratives contre excès des isolés de toute nature: vol, pillage, meurtre, etc).[36] General Hamelin 15 Şubat tarihli raporunda ayrıca Ermeni askerlerin bölgedeki Müslümanlara yönelik mezalimini durdurmak için birlikleri tek tek uyardığını, askerlerin bir kısmının uyarılarını dikkate aldığını ancak büyük bir grubun mezalimi sürdürdüğünü ifade etmiştir (... un grand nombre continuent leurs exactions...).[37] Bu yazışmalar Fransız askeri yetkililerin çaresizliğini göstermesi açısından son derece önemlidir.

 

Georges Picot tarafından 19 Şubat’ta Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen bir yazıda İskenderun’da bulunan Ermeni birliklerinin Müslüman mahallesine saldırdıkları, iki evin askerler tarafından yakıldığını, bir çok Müslümanın yaralandığını ve bir Müslümanın katledildiğini bildirmektedir (Le batallion d’Alexandrette s’est livré ... de graves désordres dans la quartier musulman. Deux maisons ont été brulées par les soldats, plusieurs musulmans blessés et un tué).[38] Picot 20 Şubat’ta olayların yatıştığını, Ermeni taburunun silahsızlandırıldığını, ancak bazı Ermeni askerlerin bölgenin kuzeyinde yeni olaylar çıkarabileceğini bildiren bir yazı daha göndermiştir.[39] 25 Şubat’ta General Hamelin tarafından Savaş Bakanlığı’na gönderilen şifreli bir telgrafta bölgede olaylara karışan Dördüncü Taburun tamamen dağıtılarak mevcudunun diğer taburlara dağıtıldığı ve 400 Ermeni askerin silahsızlandırıldığı bildirilmiş, bunun yanı sıra bu askerlerin savaş sonuna kadar Tunus’un güneyine gönderilmesi talep edilmiştir.[40]

 

Bu arada bölgedeki İngiliz işgal kuvvetlerinin komuta kademesi yaşanan isyandan ve sonuçlarından dolayı Fransız komuta kademesini sorumlu tutmakta ve Ermeni Lejyonu’na yönelik katı bir tutum izlenmesini istemektedirler. 20 Şubat 1919 tarihli bir belgede, Georges Picot bölgedeki İngiliz Kuvvetleri Komutanı General Edmund Allenby’nin Fransa’nın 1000 Ermeni lejyoneri daha Kilikya bölgesine gönderme isteğine karşı çıktığını ve bölgede komutanın kendisinde olduğunu, kendi rızası olmadan bölgedeki birliklerin sayısının değiştirilemeyeceğini belirttiğini ifade etmiştir.[41] Oysa aynı General Allenby Aralık 1918’de Doğu Lejyonu’nun mevcudunun Kilikya bölgesinin tamamen kontrol altına alınmasına yetmeyebileceğini düşünmektedir ve bu nedenle General Hamelin’e Yakındoğu’da bulunan Ermeni mültecilerden gönüllü toplamasına izin vermiştir. Zira o dönemde bu mültecileri İngiliz işgal bölgelerinde olası bir düzensizlik kaynağı olarak algılamakta ve bunların Fransız ordusunun komutası altına alınmasının yerinde olacağını düşünmektedir.[42] Yine de Ermenilerin son itaatsizliklerinden sonra General Allenby önce Ermeni Lejyonu’nun tamamen bölgeden çıkarılmasını istemiş ancak Hamelin’in kendisini ikna etmesiyle yeni bir çözüm geliştirmiştir. Buna göre güçlendirilmiş Hintli askerlerden müteşekkil İngiliz On Dokuzuncu Piyade Tugayı bölgenin askeri denetimini ele almış ve Tugay Komutanı General Walter S. Leslie bölgedeki müttefik kuvvetlerin komutanlığı görevine getirilmiştir. İngiliz birliklerin göreve başlaması bölgede Ekim ayında bu birliklerin bölgeyi terketmesine kadar sürecek olan göreceli bir sükun dönemini başlatmıştır.[43]

 

Ermeni Lejyonu’nun isyana karışan birliklerinin cezalandırılması Ermeni diasporasının önde gelen liderlerinin tepkisini çekmiştir. 28 Şubat’ta Bogos Nubar Paşa tarafından Jean Gout’a gönderilen bir mektupta Bogos Nubar Paşa İskenderun’da olan olaylar nedeniyle Ermeni askerlerin cezalandırılması konusunu gündeme getirerek Ermenilerin bu hareketlerinin son derece haklı ve önemli nedenleri olduğunu belirtmektedir. Paşa sözlerini şöyle sürdürmektedir:

 

“Acaba Ermeni taburu bir provokasyonun kurbanı mıdır? Acaba Ermeni askerler haremlerde alıkonan genç Ermeni kızların ve yetimlerin üzerindeki Türk ellerini mi koparmaktadır? Bu, ne yazık ki halen Kilikya’da görev yapan ve Ermeni birliklerinin ... ülkedeki varlığını açıkça istemeyen Türk idaresinin entrikalarının bir sonucu mudur?”  (La batallion arménien a-t-il été victime d’une provocation? Les soldats arméniens ont-ils tenté d’arracher aux mains des Turcs des orphelins ou des jeunes filles arméniennes détenue dans les harems? Est-ce une conséquence des machinations de l’administration turgue, qui hélas continue à fonctionner en Cilicie et ne voit, certes, pas ... la présence des troupes arméniennes dans le pays)[44]

 

Doğu Lejyonu’nu kuran ve Kilikya bölgesine getiren Fransız askeri yetkililerinin bile kınadığı saldırıların Bogos Nubar Paşa tarafından meşrulaştırılmaya çalışılması son derece dikkat çekicidir. Nitekim Bogos Nubar Paşa bu satırları kaleme aldığı yazısında Jean Gout’tan bu konuda bir soruşturma başlatılmasını ve “gerçek”lerin ortaya çıkarılmasını talep etmektedir. Ancak zaten o sırada Fransız yetkililer konuyla ilgili soruşturma başlatmış ve bu soruşturma neticesinde bazı raporlar hazırlanmıştır. Port Said’de görev yapan Fransız Amirali Cassard tarafından hazırlanan ve Donanma Bakanlığı’na gönderilen 1 Mart tarihli bir raporda Ermeni birliklerinin kışkırtılmadığı ancak Türklere karşı büyük bir intikam hissi ile dolu oldukları belirtilmektedir (Soldats arméniens non provoqués mais se sentant les plus forts ont voulu à venger des Turcs).[45] Benzer ifadeleri içeren bir diğer rapor da General Hamelin tarafından Savaş Bakanlığı’na gönderilmiştir.[46] Bu raporlar üzerine Savaş Bakanlığı’ndan Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen bir yazıda Georges Picot tarafından daha önce daha fazla sayıda Ermeni gönüllü toplanmasının talep edildiği ancak bu şartlar altında daha fazla gönüllü toplanmasının doğru olmadığı ve bu konunun Lejyon içindeki kötü elemanlar (les mouvais éléments) temizlenene kadar gündeme getirilmemesi gerektiği belirtilmektedir.[47] Kısacası Fransız Hükümeti tıpkı Ermeni Lejyonu ile ilgili şikayetleri gündeme getirdiğinde Bogos Nubar Paşa’ya itibar etmediği gibi Paşa’nın Kilikya’daki Fransız otoritesini temelinden sarsan bu isyanla ilgili görüşlerine de itibar etmemiştir.

 

6 Mart’ta Georges Picot Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği bir telgrafta Ermeni askerlerin çıkardıkları olaylar ve itaatsizliklerinden dolayı özür bile dilemedikleri ve Doğu Lejyonu’ndan ayrılmak istedikleri ifade edilmektedir. Picot her ne pahasına olursa olsun Ermeni Lejyonu’nun bir arada tutulmasının gerekli olduğunu ileri sürmektedir.[48]

 

Bu arada 5 Mart’ta General Hamelin’den Savaş Bakanlığı’na oldukça ilginç bir telgraf gelmiştir. Bu telgrafta General Hamelin öncelikle bir asker olarak siyasi konularda fikir beyan etme ehliyetine sahip olmamakla beraber, tecrübelerine istinaden görüşlerini ifade etmek istediğini ifade etmektedir. Bu girişin ardından General Hamelin Amerika’nın kurulacak olan bağımsız Ermenistan devletini manda idaresi almak istediğini öğrendiğini, bu durumun büyük masraflar yaparak bölgeye asker çıkartan Fransa’nın çıkarlarına aykırı olacağını, Fransa’nın prestijini ve güvenilirliğini sarsacağını ifade etmektedir. [49]

 

Aynı gün General Hamelin Savaş Bakanlığı’na bir diğer şifreli telgraf daha göndermiştir. Bu telgrafta Kilikya bölgesinde olay çıkaran 400 Ermeni’nin silahsızlandırılarak 1 Mart itibariyle bir İngiliz gemisi ile Port-Said’e gönderildiğini belirtmiştir. Aynı zamanda bölgedeki İngiliz Komutanlığı’nın tüm Ermeni birliklerinin geri çekilerek Fas’a gönderilmesi ve bunların yerine Fransız kolonyal piyade alayları konuşlandırılmasını tavsiye ettiği ve bölgeye iki yeni İngiliz taburu getirildiği ifade edilmiştir (Commandement anglais préconise retrait de totalité légions arméniennes [C]ilicie son renvoi Maroc et son remplacement par un Régiment d’infanterie coloniale français. Il se dispose à envoyer en [C]ilicie deux nouveaux B[attalion] anglais). General Hamelin bu tavsiyeye Ermeni Lejyonu’nun kuruluş tüzüğü gereği Kilikya dışında konuşlandırılılmasına izin verilemeyeceğini söyleyerek cevap verdiğini belirtmiştir.[50] Bütün bu yazışmalar İngilizlerin Doğu Lejyonu’na itimatsızlığını göstermesi açısından önemlidir.

 

Kilikya Bölgesi’ne Ermeni Göçleri
 

1919 yılının bahar aylarında, özellikle de İngiliz askeri otoritesi altında göreceli bir sükun ortamının sağlanmasının ardından bölgeye Ermeni göçleri hız kazanmıştır. Nitekim Kilikya Genel Valisi Albay Brémond 1919 sonuna kadar 120.000 civarında Ermeninin bölgeye yerleştirildiğini ve bunun yaklaşık olarak bölge nüfusunun üçte birine tekabül ettiğini belirtmektedir.[51] Khacher Matosian adlı Adana’ya göç eden bir Ermeni’nin günlüğüne istinaden Eylül 1919’da Amanos’un doğusuna yerleştirilen Ermenilerle beraber tüm Kilikya bölgesindeki Ermeni nüfusun 250.000 civarında olduğu belirtilmekte ve bunların çoğunun aslında Kilikya bölgesinden olmayan Ermeniler olduğu dile getirilmektedir.[52] İlginç bir detay olarak belirtilmelidir ki Kilikya’ya gelenler arasında Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesi’nde Osmanlı birliklerine karşı çete faaliyetleri düzenleyen Andranik Ozanyan Paşa da bulunmaktadır.[53] Doğu Anadolu’da Müslüman halka yönelik mezalimi ile ün kazanan bir Ermeni’nin bölgeye gelmesinin bölgedeki hassas durumu daha da olumsuz etkileyeceği açıktır.

 

Ermenilerin bölgedeki Türklerin gizlice silahlandırıldıkları iddiası üzerine 28 Nisan 1919’da General Allenby ve General Brémond Adana şehrinin silahsızlandırılması konusunda mutabakata varırlar. Adana halkına bir gün içerisinde evlerine gelecek olan ve bir İngiliz müfreze ve bir Ermeni tercümandan müteşekkil olan heyete silahlarını teslim etmeleri emredilir. Bu silahsızlandırma süreci sırasında pek çok olay yaşanır ve birçok Müslüman saldırıya uğrar.[54] Bu süreci yaz ve sonbahar aylarında yaşanan yoğun Ermeni saldırıları izler. Kısacası her ne kdar İngiliz kuvvetleri bölgede belli bir seviyede düzen oturtmaya çalışsalar da Ermeni lejyonerler disiplinsizliklerini ve itaatsizlerini sürdürerek Müslüman halka yönelik mezalime devam etmişlerdir. Bu mezalimler bütün detaylarıya Osmanlı arşiv belgelerinde mevcuttur.[55]

 

Doğu Lejyonu’nun Yapısal Sorunları ve Suriyeli Lejyonu ile İlgili Şikayetler
 

Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi Doğu Lejyonu’nun hukuki statüsü ve askeri mevcudu ile ilgili ciddi bir tartışmayı beraberinde getirmiştir. 7 Nisan’da Savaş Bakanlığı’ndan Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen bir yazı Doğu Lejyonu’nun Nisan 1919’daki durumunu ve sorunlarını göstermesi bakımından son derece önemli bir belgedir. Bu belgeye göre 1916 yılında kurulan ve gönüllülerinin büyük bir çoğunluğu savaş sonuna kadar istihdam edilecek olan Doğu Lejyonu iki kısma bölünmüştür. Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeni Lejyonu’nda aktif olarak savaşan Ermeni gönüllü sayısı 3600’e kadar yükselmiştir; ancak bunların 2600’ü savaş sonunda sözleşmeleri sona erecek olan askerlerdir. Suriyeli Lejyonu’nda ise aktif olarak savaşan Suriyeli gönüllü sayısı 650’ye kadar yükselmiştir ve bunların 350’sinin savaş sonunda sözleşmeleri sona erecektir. Diğer bir deyişle, savaşın sona ermesinin hemen ardından Ermeni askerlerin sayısı 1000 civarına, Suriyeli askerlerin sayısı da 300 civarına düşecektir. Bu durumun önlenmesi için Doğu Lejyonu’nun tüzüğünde bir değişikliğe gidilerek savaş sonunda dileyen askerlerin sözleşmelerinin bir veya iki yıla kadar uzatılması öngörülmüştür.

 

Bütün bu bilgileri sıraladıktan sonra Savaş Bakanlığı savaşın sona ermesi ile Doğu Lejyonu’nun bir dağılma tehlikesi içinde bulunduğunu, bu dağılmanın önlenmesi ve mevcut dört Ermeni ile iki Suriyeli taburunun mevcudunun muhafaza edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Bunun için en azından 3000 Ermeni ve 1500 Suriyeli’nin daha Lejyon’a dahil edilmesi gerekmektedir. Ancak bunun önünde son derece önemli bir engel vardır: İngiltere ve Kilikya bölgesindeki İngiliz Kuvvetlerinin Komutanı General Allenby. Savaş Bakanlığı’na göre General Allenby eski Osmanlı topraklarından gönüllü toplanmasına karşıdır. Örneğin Fransa Lübnan’daki Dürzi ve Ensariler’den gönüllü toplanması hususunu gündeme getirdiğinde General Allenby buna müsaade etmemiştir. Savaş Bakanlığı İngiltere’nin bu konudaki muhalefetini bertaraf edebilmek için Dışişleri Bakanlığı’ndan İngiltere Hükümeti nezdinde girişimde bulunmasını istemektedir. Aynı şekilde özellikle ABD nezdinde de girişimde bulunularak Kuzey Amerika’dan da gönüllü toplanması işlemlerine hız verilmesi talebinde bulunmaktadır.[56] Ancak gerek Yakındoğu’daki Müslüman olmayan toplumlardan gerekse Amerika kıtasından gönüllü toplanması süreci savaşın sona ermesinin ardından tamamen durma noktasına gelmiştir. Bu da Fransız yetkililerin yeni gönüllüler istihdam etmesini neredeyse imkansız hale getirmiş ve mevcut birliklerin kullanılması dışında bir seçeneğin olası olmadığını gözler önüne sermiştir. Nitekim 22 Ağustos’ta Savaş Bakanlığı’ndan Paris Askeri Valisi’ne ve Marsilya ve Bordeaux’daki kuvvet komutanlıklarına gönderilen bir yazıda yeni bir emre kadar Fransa’dan ve Amerika’dan gönüllü alımlarının durdurulduğu ve Paris, Marsilya veya Bordeaux’ya gelecek olan gönüllülerin artık Doğu Lejyonu’na kabul edilmeyecekleri ifade edilmektedir ([J]e décide de suspendre, jusqu’à nouvel ordre, tout recrutement syrien et arménien soit en France, soit en Amérique. En conséquence, vous voudrez bien inviter les Commandants de recrutement de Paris (Bureau Central), de Marseille et de Bordeaux a ne plus recevoir d’engagement por les Légions Syrienne et Arménienne).[57]

 

Bu arada yukarıda belirtilen Ermeni Lejyonu ile ilgili Ermeni komitelerinin önde gelen isimlerinin yaptığı şikayetlerin bir benzeri 1919 yılının Mayıs ayında Suriyeli Lejyonu için Suriyeli komitelerin önde gelen isimleri tarafından yapılmıştır. 16 Mayıs 1919’da Suriye Merkez Komitesi (Comité Central Syrien) Başkanı Şükrü Ganem bizzat Fransa Dışişleri Bakanı Stephen Pichon’a yazdığı bir yazıda ilginç bir sorunu dile getirmektedir. Buna göre Suriye’de Doğu Lejyonu ile ilişkisi kesilen Suriyelilere bu bölgede iş verilmediği için bu eski lejyonerler Fransa’ya iş aramak üzere gelmişlerdir. Ganem bu durumdan şikâyet ederek Dışişleri Bakanı’ndan bölgedeki Fransız Yüksek Komiseri Georges Picot’un bu eski askerler için bir talimatname yayınlayarak niteliklerine göre iş bulunması konusunda yardımcı olunmasını istemektedir.[58] Dışişleri Bakanlığı da bu hususu ivedilikle George Picot’a bildirmiş ve eski lejyonerlere iş bulunması hususunda Yüksek Komiserliğin yardımcı olmasını istemiştir.[59]

 

27 Haziran’da Georges Picot’nun cevabi mektubu gelmiştir. Picot Suriyeli Lejyonu’nda görev yapan askerlerin maddi durumunun diğer Fransız ordusu mensupları ile karşılaştırıldığında oldukça kötü olduğuna işaret etmektedir. Örneğin bir Fransız askerine günde dört frank altmış altı sent ödenirken, bu rakam Suriyeli bir asker için günde iki frank yirmi beş senttir. Bu fark subaylar açısından çok daha büyüktür. Buna göre bir Fransız subayı günde on iki frank altmış sent yevmiye alırken, Suriyeli bir subaya günde sadece üç frank elli sent ödenmektedir. Bu eşitsizlik Suriyeli askerler arasında da ciddi hoşnutsuzluklar yaratmaktadır.[60] Bu derin uçurumu ortadan kaldırmak için Savaş Bakanlığı harekete geçmiş ve Ermeni ve Suriyeli lejyonerlerin maddi durumlarında küçük bir iyileştirme yapabilmek için maaş artışına gitmiştir. Buna göre askerler için günlük yevmiyelerinde elli beş sent, subaylar için ise bir frank yetmiş sentlik bir zam sağlanmıştır.[61] Ermeni Lejyonu’nun şikayetlerine olumlu cevap vermeyen Fransız yetkililerin Suriyeli Lejyonu’nun şikayetlerine olumlu cevap vermesi de oldukça dikkat çekicidir.

 

27 Eylül tarihinde Savaş Bakanlığı’ndan Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen bir yazıda Ermeni ve Suriyeli Lejyonlarının yaşadığı hukuki sorunlara işaret edilmekte ve bazı çözüm önerileri geliştirilmektedir. Buna göre Ermeni ve Suriyeli gönüllülerin kontratları Doğu Lejyonu’nun tüzüğü gereği savaş boyunca Türkiye’ye karşı savaşmak üzere hazırlanmıştır (“pour la durée de la guerre en vue de combattre la Turquie”).[62] Ancak yukarıda da belirtildiği üzere savaş sona erdiği halde Doğu Lejyonu varlığını sürdürmeye devam etmiş ve lejyonerlerin kontratları bir veya iki yıl için uzatılmıştır. Savaş Bakanlığı bu yazısında her iki lejyonun da hukuki devamlılığının sağlanabilmesi için bazı hukuki araçların, örneğin bir kararnamenin hazırlanmasını ve Türkiye Müttefiklerle barış antlaşması imzalayana kadar çatışma halinin sürdüğü gerekçesiyle lejyonerlerin kontratlarının devamlılığının sağlanmasını öngörmektedir. Buna rağmen yazıda geçen bir cümle son derece dikkat çekicidir: “Ermeni Lejyonu’na gelince, her ne kadar bu lejyonun gerçek bir askeri değeri olsa da gizli tutulan siyasi nedenlerden dolayı dağıtılması arzu edilebilir” (En ce qui concerne la légion arménienne, bien qu’elle ait une réelle valeur militaire, des raisons politiques restées secrètes peuvent rendre sa disparition désirable).[63] Bu gizli siyasi nedenlerin ne olduğu açıkça belirtilmemekle beraber kastedilenin Ermeni lejyonerlerin disiplinsizliğinin bölgede Fransız otoritesine yönelik ciddi bir Türk tepkisinin başlamasına yol açtığı, bunun da Fransız işgalinin sürdürülmesini zora soktuğu gerçeği olduğu söylenebilir. Nitekim bu tarihten sonra Fransız yetkililerin Ermeni Lejyonu’na yönelik tavırları giderek daha da olumsuz bir hal almıştır.

 

Antep, Maraş ve Urfa’nın Fransızlar Tarafından İşgali, Türk-Fransız Çatışmasının Sonu ve Doğu Lejyonu’nu Dağıtılması
 

15 Eylül 1919’da Fransa ile İngiltere arasında imzalanan Suriye İtilafnamesi ile daha önce İngilizlerin işgal etmiş oldukları Maraş, Urfa ve Antep bölgeleri Ekim 1919 sonundan itibaren Fransızlara devredilir. Bu bölgeler de İngiliz birlikleri çekilir çekilmez çoğunluğunu Ermenilerin oluşturduğu Fransız birlikleri tarafından işgal edilir. 27 Ekim’de Antep, 29 Ekim’de Maraş ve 31 Ekim’de Urfa Fransız kontrolüne geçmiştir.[64] Ancak bölge halkı hızla örgütlenerek işgale karşı koymuş, özellikle TBMM Hükümeti ile koordineli çalışan Kuvva-i Milliye güçleri Fransız işgaline tepkisiz kalmamıştır. Özellikle Maraş’ta yaşanan çatışmalar neticesinde Ermeni lejyonerler de dahil olmak üzere Fransız askeri gücü bölgeyi 11 Şubat 1920’de terk etmek zorunda kalmıştır. Bunu 11 Nisan 1920’de Urfa’nın Fransız işgalinden kurtuluşu izler. 1 Nisan 1920’de başlayan ve 11 ay süren Antep savunması ise özellikle cephane ve gıda yetersizliği nedeniyle 9 Şubat 1921’de Fransızların şehri işgal etmesi ile son bulmuştur. Antep ancak Ankara Antlaşması’nın imzalanmasından sonra 25 Aralık 1921’de Fransızlar tarafından tahliye edilecektir.

 

Bu arada Fransa’da 20 Ocak 1920’de yapılan hükümet değişikliği neticesinde hem Başbakan hem de Savaş Bakanı olan Georges Clemenceau yerini Alexandre Millerand’a bırakır. Millerand daha önce Stephen Pichon’un uhdesinde olan Dışişleri Bakanlığı görevini de üstlenir. Clemenceau’dan boşalan Savaş Bakanlığı’na ise André Lefèvre getirilir.

 

20 Mayıs 1920’de Savaş Bakanlığı’ndan Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen bir yazı Ermeni Lejyonu ile ilgili olarak Ocak ayında kurulan yeni hükümetin görüşlerini yansıtması açısından ilginçtir. Bu yazı 1 Mayıs’ta Savaş Bakanlığı’na gönderdiği bir mektupta Yakındoğu Ordusu Genel Komutanı (Commandant en Chef l’Armée du Levant) General Gouraud’un lejyonerlerin gösterdiği olumsuz davranışlar nedeniyle Ermeni Lejyonu’nun en kısa zamanda dağıtılmasının gerekliliğinden bahsettiğinin ifade edilmesi ile başlamaktadır.[65] Savaş Bakanlığı da benzer görüştedir:

 

“Bu olumsuz davranışlar Yakındoğu’da konuşlanmamızdan bu yana müteaddit kereler gözlenmiştir. Özellikle Kilikya’da Ermeni yardımcı kuvvetlerinin varlığı emirlerimizin uygulanışını hassas hale getirmekten başka bir işe yaramamıştır. Son olaylarının gelişiminin getirdiği zorluklar, büyük ölçüde, bu yardımcı kuvvetlerin, çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu nüfusun bulunduğu bölgede görevlendirilmesinden kaynaklandığı söylenebilir ki[bu Ermeni lejyonerler Türk nüfus üzerinde] intikam duygularını yatıştırmaktan başka bir şey arzu etmemişlerdir. (Le constatation de ce mauvais esprit a maintes fois été faite depuis Notre installation dans le Levant. En Cilicie notamment, la présence des auxiliaires arméniens n’a fait que rendre de plus en plus délicat l’exercise de notre commandement, et l’on peut dire que les difficultés éprouvées au cours d'évènements récents, proviennent pour une grand part de l'emploi de ces auxiliaires au milieu d'une population en majorité turque sur làquelle ils n’aspirent qu’à assouvir leur vengeance)”.[66]

 

Bu ifadelerin ardından Bakanlık, Ermeni Lejyonu’nun artık bir işe yaramadığını, dolayısıyla bu Lejyonun varlığına gerek duyulmadığını belirttikten sonra bu konuda hazırlanabilecek bir Savunma Bakanlığı kararnamesi ile Lejyonun dağıtılabileceğini belirtmektedir. Zaten savaşın sona ermesi ve barış antlaşmasının (Sevr Antlaşması) Osmanlı Hükümeti tarafından imzalanacak olması Lejyonun hukuki varlığını sona erdirmeye yeterli zemini hazırlayacaktır. Ancak Bakanlık eğer bir dağıtılma gerçekleştirilecekse bunun yalnızca Ermeni Lejyonu için yapılmasını, Suriyeli Lejyonu’nun ise Fransız mandası altında kalacak bölgelerde kullanılabileceği için dağıtılmaması gerektiğini savunmaktadır.[67]

 

20 Ekim 1921 tarihinde TBMM Hükümeti ile Fransa arasında imzalanan Ankara Antlaşması Doğu Lejyonu’nun sonunu getiren antlaşma olmuştur. Antlaşmanın birinci maddesi uyarınca taraflar arasındaki savaş halinin sona erdiği belirtilmiş, müteakip maddelerle de karşılıklı olarak savaş esirlerinin serbest bırakılması, Fransız birliklerinin antlaşmanın sekizinci maddesinde belirlenen sınırın güneyine ve Türk birliklerinin de sınırın kuzeyine çekilmesi, boşaltılan arazilerde karşılıklı olarak genel af ilan edilmesi gibi hususlar karara bağlanmıştır.[68] Sonuç itibariyle bu antlaşma ile Fransız işgalinin sona erdiği ve çoğunluğunu Ermeni lejyonerlerin oluşturduğu Fransız birliklerin geri çekilmesi teyit edilmiştir. Son Fransız birliği de 5 Ocak 1922’de Mersin’den ayrılmış ve böylece bölge tamamen Türk hakimiyetine girmiştir.

 

Ankara Antlaşması’nın hemen ardından Kıbrıs Monarga’daki Ermeni kampları da derhal kapatılır. Zaten bir süredir adanın İngiliz Valisi Clauson adadaki Ermenilerin Rum ve Müslüman köylerine saldırmasından şikayetçidir. Ankara Antlaşması’nın fırsat bilen Vali İngiltere Hükümeti’nin Fransız Hükümeti ile anlaşması üzerine kampların kapatılmasını sağlar ve kamplardaki tüm mühimmat ve malzeme İngiliz Esir Kampı Komutanı Yarbay Motherwell tarafından teslim alınır. Kamplarda bulunan yazışmalara el konur ve kamplarda bulunan Ermenilerin Fransız gemileri ile adayı terk etmeleri sağlanır. Bu kampta ölen Fransızların mezarları 1940’lı yıllarda Kıbrıs’taki Fransız diplomatik temsilciliğinin girişimiyle bulundukları yerlerden alınarak Larnaka’daki Fransız mezarlığına, Ermenilerin mezarları da aynı şekilde Larnaka’daki Ermeni mezarlığına nakledilir.[69]

 

SONUÇ

 

Bu makalenin Doğu Lejyonu’nun kuruluşu ve faaliyetleri ile ilgili bir dizi makalenin sonuncusu olması nedeniyle sonuç bölümünde Doğu Lejyonu ile ilgili genel bir değerlendirme yapmak yerinde olacaktır.

 

Doğu Lejyonu projesi Birinci Dünya Savaşı’nın ortalarında Fransız ordusunun yaşadığı asker sıkıntısına çözüm bulmak amacıyla başlatılmıştır. Özellikle savaşın ilk iki yılının sonunda Fransız ordusunun seçkin birliklerinin Fransa-Almanya sınırında yapılan savaşlarda ciddi kayıplara uğraması sonucunda Fransız Hükümeti Ortadoğu’daki savaş siyaseti için Fransız birliklerini kullanmak yerine, bölgede yaşayan ve ortak noktası Osmanlı hakimiyetine karşı çıkmak olan unsurları kullanmayı tercih etmiştir. Bu nedenle önceleri Cebel Musa Ermenilerinden müteşekkil olması planlanan Doğu Lejyonu’na Ermenilerin yanı sıra Müslüman ve Hıristiyan Suriyeliler ve Lübnanlılar da dahil edilmiştir. Bu birlikler ilk olarak Mısır’da Port Said’de toplanmış, daha sonra buradan Kıbrıs’ta kurulan Monarga’daki kampa taşınmışlardır.

 

Fransa yalnızca Ortadoğu’daki Ermeni ve Suriyelileri değil, on dokuzuncu yüzyıl boyunca ve yirminci yüzyılın başında Amerika kıtasına göç ederek burada ciddi sayılarda topluluklar tesis etmiş olan Ermeni ve Suriyelileri de değerlendirmeyi amaçlamıştır. Bu nedenle Amerika’ya gönderilmek üzere Ermeni ve Suriyeli delegasyonları oluşturmuş, bunların bütün masraflarını karşılayarak Amerika’da propaganda faaliyetlerine girişmesine vesile olmuştur.

 

Doğu Lejyonu için Güney Amerika’dan gönüllü toplanması çalışmaları Ermeni ve Suriyeli delegasyonların yoğun çalışmalarına rağmen Fransa’nın istediği düzeyde gerçekleşmemiştir. Bunun en önemli nedenleri Doğu Lejyonu’nun hukuki yapısının yeterince oturtulamaması, Lejyona dahil olan askerlerin emeklilik ve tazminat haklarının diğer Fransız askerlerine göre daha alt seviyede olmasının yarattığı sorunlar ve en önemlisi Latin Amerika’da bulunan Ermeni ve Suriyeli topluluklarının aralarındaki çatışmalardır. Bu çatışmalar yalnızca Latin Amerika’daki topluluklar arasında değil aynı zamanda Lejyonu oluşturan Ermeni ve Suriyeli askerler arasında da mevcuttur.

 

1916 yılında tesis edilen Doğu Lejyonu 1918 yılı sonlarında Mondros Mütarekesi hükümlerince Kilikya bölgesini işgal etmek üzere Fransız ordusu ile beraber bölgeye getirilmiştir. Ancak özellikle Ermeni Lejyonu’na mensup lejyonerler disiplinsizlikleri ve itaatsizlikleri ile Fransız ve İngiliz subayların tepkisini çekmiştir. Bu lejyonerler sık sık birliklerinden firar ederek çevre köylerdeki Müslüman halka yönelik saldırılar gerçekleştirmişler, gasp, talan ve katliam gibi faaliyetlere girişmişlerdir. Bütün bu saldırılar Osmanlı arşiv belgelerinde olduğu kadar Fransız arşiv belgelerinde de ifade edilmiştir. Lejyonerlerin itaatsizliği zaman zaman Fransız ordusuna karşı isyan etmeye kadar varmış, bu isyancılar cezalandırılarak Port Said’e geri gönderilmiştir.

 

1918 sonlarında Adana ve civarında başlayan Fransız işgali 1919 yılının Eylül ayında İngiltere ve Fransa arasında imzalanan Suriye İtilafnamesi neticesinde İngiliz birliklerinin Antep, Urfa ve Maraş’tan çekilmeleri ile bu bölgelere kadar yayılmıştır. Ancak Adana’nın işgali sırasında henüz ulusal bilinç yeterince uyanmadığından organize olamayan Türk tepkisi bu işgaller sırasında oldukça yoğundur. Nitekim Adana’nın işgalinden Antep, Urfa ve Maraş’ın işgaline kadar geçen süre zarfında Mustafa Kemal Samsun’a geçerek ulusal direnişi örgütlemeye başlamış, 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’ni toplayarak direniş hareketini koordineli bir hale getirmeye başlamıştır. Ulusal bilincin uyanışı Fransız işgaline karşı şiddetli bir tepkiye neden olmuş, Kuvva-yi Milliye bu bölgelerdeki direnişi ile Fransız ordusunu bir çok kereler püskürtmeyi başarmıştır.

 

20 Ekim 1921 tarihinde Fransa ile TBMM Hükümeti arasında imzalanan Ankara Antlaşması Doğu Lejyonu’nun varlık nedenini ortadan kaldırdığı için Lejyonun varlığına son verilmiş, Monarga’daki kamplar kapatılarak lejyonerler Fransa’ya geri gönderilmiştir. Böylelikle Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında Ortadoğu’nun en büyük paralı asker gruplarından biri olan Doğu Lejyonu tarihin karanlık sayfalarındaki yerini almıştır.

--------------------------------------------------------------------------------

[1] Yusuf Sarınay (der.), Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız İlişkileri, Cilt II: 1918-1919, Ankara: Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 2002, 3 Cilt.

[2] Robert Zeidner, The Tricolor over the Taurus, Ankara: Turkish Historical Society Publications, 2005.

[3] Ulvi Keser, Kıbrıs Anadolu Ekseninde Ermeni-Doğu Lejyonu, Ankara: Kıbrıs Türk Kültür Derneği Yayınları, 2007, ss. 226-227

[4] Adana Valiliği’nden Dahiliye Nezareti’ne, 27 Kasım 1918, BOA.HR.SYS.2555-2/18, Yusuf Sarınay (der.), Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız İlişkileri, Cilt II: 1918-1919, Ankara: Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 2002, s. 3.

[5] Dahiliye Nezareti’nden Hariciye Nezareti’ne, 11 Aralık 1918, BOA. HR. SYS. 2555-2/33-36, Yusuf Sarınay (der.), Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız İlişkileri, Cilt II: 1918-1919, Ankara: Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 2002, s. 4

[6] Adana Valisi Nazım Paşa’dan Dahiliye Nezareti’ne, 10 Aralık 1918, BOA. HR. SYS. 2555-2/33-36, Yusuf Sarınay (der.), Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız İlişkileri, Cilt II: 1918-1919, Ankara: Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 2002, s. 5.

[7] Robert Zeidner, The Tricolor over the Taurus..., s. 78

[8] Harbiye Nezareti’nden Sadaret Makamı’na, 14 Aralık 1918, BOA.BOE.340957, Yusuf Sarınay (der.), Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız İlişkileri, Cilt II: 1918-1919, Ankara: Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 2002, ss. 6-7.

[9] Robert Zeidner, The Tricolor over the Taurus..., s. 74.

[10] Adana Valisi Nazım Paşa’dan Dahiliye Nezareti’ne, 17 Aralık 1918, BOA. HR. SYS. 2555-2/56, Yusuf Sarınay (der.), Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız İlişkileri, Cilt II: 1918-1919, Ankara: Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 2002, s. 11.

[11] Robert Zeidner, The Tricolor over the Taurus..., s. 74.

[12] Robert Zeidner, The Tricolor over the Taurus..., s. 74.

[13] Adana Valiliği’nden Dahiliye Nezareti’ne, 20 Aralık 1918, BOA.HR.SYS.2555-2/69-70, Yusuf Sarınay (der.), Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız İlişkileri, Cilt II: 1918-1919, Ankara: Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 2002, s. 16.

[14] Adana Valisi Nazım Paşa’dan Dahiliye Nezareti’ne, 17 Aralık 1918, BOA. HR. SYS. 2555-3/5, Yusuf Sarınay (der.), Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız İlişkileri, Cilt II: 1918-1919, Ankara: Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 2002, s. 13. Telgrafın aslı adı geçen kitapta mevcut olmakla beraber, transkripsiyonu sırasında sadeleştirilerek sunulmuştur.

[15] Hariciye Nazırı Reşid Paşa’dan Fransız Yüksek Komiseri Amiral Amet’e, 28 Aralık 1918, BOA.HR.SYS 2555-2/66, Yusuf Sarınay (der.), Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız İlişkileri, Cilt II: 1918-1919, Ankara: Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 2002, s. 17.

[16] Hariciye Nazırı Reşid Paşa’dan Fransız Yüksek Komiseri Amiral Amet ve İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Webb’e, 28 Aralık 1918, BOA.HR.SYS 2555-2/71, Yusuf Sarınay (der.), Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız İlişkileri, Cilt II: 1918-1919, Ankara: Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 2002, ss. 18-19.

[17] Robert Zeidner, The Tricolor over the Taurus..., s. 79.

[18] Robert Zeidner, The Tricolor over the Taurus..., s. 79.

[19] Dörtyol Kaymakamı Midhat Bey’den Dahiliye Nezareti’ne, 4 Ocak 1919, BOA.HR.SYS 2555-3/107, Yusuf Sarınay (der.), Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız İlişkileri, Cilt II: 1918-1919, Ankara: Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 2002, ss. 36-39.

[20] Maraş Jandarma Tabur Kumandanlığı’ndan Dahiliye Nezareti’ne, 21 Ocak 1919, BOA.HR.SYS.2602-1/22, Yusuf Sarınay (der.), Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız İlişkileri, Cilt II: 1918-1919, Ankara: Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 2002, s. 24.

[21] Ulvi Keser, Kıbrıs Anadolu Ekseninde Ermeni-Doğu Lejyonu..., ss. 226-227. “Genel Vali” ve “Vali Yardımcısı” unvanları Osmanlı belgelerinde “Vilayet İdare Memuru” ve “Sancak İdare Memuru” olarak belirtilmiştir. Bu atamalarla ilgili olarak bkz. Dahiliye Nazır Vekili Ahmet İzzet’ten, Hariciye Nezareti’ne, 3 Şubat 1919, BOA. HR. SYS. 2555-3/63, Yusuf Sarınay (der.), Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız İlişkileri, Cilt II: 1918-1919, Ankara: Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 2002, s. 28.

[22] Fransa’da 1917 yılının Kasım ayından 1920 yılının Ocak ayına kadar Başbakan (Le President du Conseil) olarak görev yapan Georges Clemenceau aynı zamanda Savaş Bakanlığı görevini de üstlenmiştir. Bu nedenle bu dönemde yapılan yazışmalarda “Başbakan ve Savaş Bakanı” ibaresi bulunmaktadır. Makale boyunca tekrarlardan kaçınmak ve olası kavram karışıklıklarını engellemek için kurum olarak “Savaş Bakanlığı” ifadesine yer verilecektir. Zira yazışmalar hitaplar göz önüne alındığında başbakandan bakana, bakandan başbakana veya bakandan bakana hitaben yapılıyor gibi görünse de aslında bakanlar adına bakanlık mensupları tarafından imzalanmaktadır. Bu nedenle bu makalede yazışmalardan bahsedilirken özel durumlar dışında kişi adları yerine kurum adları kullanılacaktır.

[23] Başbakanlık ve Savaş Bakanlığı’ndan Dışişleri Bakanlığı’na, 7 Ocak 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 2

[24] Yakındoğu Fransız Birlikleri Komutanı General Hamelin’den Savaş Bakanlığı’nın Afrika Şubesi’ne, 12 Ocak 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 11.

[25] Başbakanlık ve Savaş Bakanlığı’ndan Dışişleri Bakanlığı’na, 20 Ocak 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 16.

[26] Dışişleri Bakanlığı’ndan George Picot ile Fransa’nın Washington, New York, Rio de Janeiro, Montevideo, Buenos-Aires, Caracas, Quito, Havana, Port au Prince, Bogota, St. Domingue, St. Paul, Santiago du Chili, Mexico, Lapaz ve Lima’daki Diplomatik Temsilcileri’ne, 22 Ocak 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 19.

[27] Ermeni Ulusal Delegasyonu Başkanı Bogos Nubar Paşa’dan Dışişleri Bakanlığı’nda görevli Ortaelçi Jean Gout’a, 22 Ocak 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 28; Ermeni Gönüllüleri Merkez Komitesi Başkanı Sevadjian’dan Başbakan ve Savaş Bakanı Georges Clemenceau’ya, 24 Ocak 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 29.

[28] Ermeni Ulusal Delegasyonu Başkanı Bogos Nubar Paşa’dan Dışişleri Bakanlığı’nda görevli Ortaelçi Jean Gout’a, 13 Ocak 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 5.

[29] Ermeni Ulusal Delegasyonu Başkanı Bogos Nubar Paşa’dan Dışişleri Bakanlığı’nda görevli Ortaelçi Jean Gout’a, 13 Ocak 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 5.

[30] Ermeni Ulusal Delegasyonu Başkanı Bogos Nubar Paşa’dan Dışişleri Bakanlığı’nda görevli Ortaelçi Jean Gout’a, 13 Ocak 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 5.

[31] Bu mektupların kopyaları için bkz. Ermeni Ulusal Delegasyonu Başkanı Bogos Nubar Paşa’dan Dışişleri Bakanlığı’nda görevli Ortaelçi Jean Gout’a, 25 Ocak 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), ss. 21-26.

[32] Mısır Ermeni Ulusal Birliği Başkanı D. N. B. Katchedjian’dan Doğu Lejyonu’nun Kumandanı Albay Romieu’ya, 30 Aralık 1918, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 24.

[33] Başbakanlık ve Savaş Bakanlığı’ndan Dışişleri Bakanlığı’na, 23 Ocak 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 27

[34] Yakındoğu Fransız Birlikleri Komutanı General Hamelin’den Savaş Bakanlığı’nın Afrika Şubesi’ne, 15 Şubat 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 84

[35] Robert Zeidner, The Tricolor over the Taurus..., s. 80.

[36] Yakındoğu Fransız Birlikleri Komutanı General Hamelin’den Savaş Bakanlığı’nın Afrika Şubesi’ne, 2 Şubat 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 35.

[37] Yakındoğu Fransız Birlikleri Komutanı General Hamelin’den Savaş Bakanlığı’nın Afrika Şubesi’ne, 15 Şubat 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 85.

[38] Filistin ve Suriye’de bulunan Fransız Yüksek Komiseri George Picot’tan Dışişleri Bakanlığı’na, 19 Şubat 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 40.

[39] Filistin ve Suriye’de bulunan Fransız Yüksek Komiseri George Picot’tan Dışişleri Bakanlığı’na, 20 Şubat 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 41.

[40] Yakındoğu Fransız Birlikleri Komutanı General Hamelin’den Savaş Bakanlığı’nın Afrika Şubesi’ne, 25 Şubat 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 52.

[41] Filistin ve Suriye’de bulunan Fransız Yüksek Komiseri George Picot’tan Dışişleri Bakanlığı’na, 20 Ocak 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 42.

[42] Robert Zeidner, The Tricolor over the Taurus..., s. 68.

[43] Robert Zeidner, The Tricolor over the Taurus..., s. 80.

[44] Ermeni Ulusal Delegasyonu Başkanı Bogos Nubar Paşa’dan Dışişleri Bakanlığı’nda görevli Ortaelçi Jean Gout’a, 28 Şubat 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 59

[45] Port Said’de görevli Amiral Cassard’dan Donanma Bakanlığı’na, 1 Mart 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 60.

[46] Yakındoğu Fransız Birlikleri Komutanı General Hamelin’den Savaş Bakanlığı’nın Afrika Şubesi’ne, 28 Şubat 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 62.

[47] Başbakanlık ve Savaş Bakanlığı’ndan Dışişleri Bakanlığı’na, 5 Mart 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 68.

[48] Filistin ve Suriye’de bulunan Fransız Yüksek Komiseri George Picot’tan Dışişleri Bakanlığı’na, 6 Mart 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 67.

[49] Yakındoğu Fransız Birlikleri Komutanı General Hamelin’den Savaş Bakanlığı’nın Afrika Şubesi’ne, 5 Mart 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 73.

[50] Yakındoğu Fransız Birlikleri Komutanı General Hamelin’den Savaş Bakanlığı’nın Afrika Şubesi’ne, 5 Mart 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 74.

[51] Robert Zeidner, The Tricolor over the Taurus..., ss. 95-96.

[52] Robert Zeidner, The Tricolor over the Taurus..., s. 96.

[53] Robert Zeidner, The Tricolor over the Taurus..., s. 96.

[54] Robert Zeidner, The Tricolor over the Taurus..., s. 107. General Bremond tarafından yayımlanan silahsızlandırma beyannamesinin tam metni için bkz. Süleyman Hatipoğlu, Fransa’nın Çukurova’yı İşgali ve Pozantı Kongresi, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1989, ss. 109-111.

[55] Konuyla ilgili belgeler topluca şu eserde bulunabilir: Yusuf Sarınay (der.), Osmanlı Belgelerinde Ermeni Fransız İlişkileri, Cilt II: 1918-1919, Ankara: Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 2002.

[56] Başbakanlık ve Savaş Bakanlığı’ndan Dışişleri Bakanlığı’na, 5 Nisan 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 99.

[57] Savaş Bakanlığı’ndan Paris Askeri Valisi’ne ve Marsilya ve Bordeaux’daki Kuvvet Komutanlıklarına, 22 Ağustos 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 145.

[58] Suriye Merkez Komitesi Başkanı Şükrü Ganem’den Fransa Dışişleri Bakanı Stephen Pichon’a, 16 Mayıs 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 123.

[59] Dışişleri Bakanlığı’ndan Filistin ve Suriye’de bulunan Fransız Yüksek Komiseri George Picot’a, 20 Mayıs 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 124.

[60] Filistin ve Suriye’de bulunan Fransız Yüksek Komiseri George Picot’tan Dışişleri Bakanlığı’na, 27 Haziran 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 131.

[61] Başbakanlık ve Savaş Bakanlığı’ndan Dışişleri Bakanlığı’na, 1 Temmuz 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 135.

[62] Savaş Bakanlığı’ndan Dışişleri Bakanlığı’na 27 Eylül 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 149.

[63] Savaş Bakanlığı’ndan Dışişleri Bakanlığı’na, 27 Eylül 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 149.

[64] Ulvi Keser, Kıbrıs Anadolu Ekseninde Ermeni Doğu Lejyonu..., s. 345 vd.

[65] Bu mektup için bkz. Yakındoğu Ordusu Genel Komutanı General Gouraud’dan Savaş Bakanlığı Ortadoğu Şubesi’ne, 1 Mayıs 1919, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 180.

[66] Savaş Bakanlığı’ndan Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı’na, 20 Mayıs 1920, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 179.

[67] Savaş Bakanlığı’ndan Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı’na, 20 Mayıs 1920, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri, Siyasi ve Ticari İşler Direktörlüğü, Seri E, Karton 304, Dosya 7, Turquie: Légion d’Orient (1 Janvier 1919 – 4 Fevrier 1921), s. 179.

[68] Selahattin Tansel, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, 4 Cilt, Ankara: Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı Yayınları, 1974, Cilt 4, s. 52.

[69] Ulvi Keser, Kıbrıs Anadolu Ekseninde Ermeni Doğu Lejyonu..., ss. 522-531.

 ----------------------
* ODTÜ Uluslararası İlişkiler, Araştırma Görevlisi - spalabiyik@gmail.com
- ERMENİ ARAŞTIRMALARI, 30, 2008
            Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar