AnasayfaÝletiţim
  
English

Kitap Tahlili: Türkiye ve Maverâ-yý Kafkasya Ýliþkileri Ýçerisinde Trabzon ve Batum Konferanslarý ve Antlaþmalarý (1917-1918)

Dr. Ţenol KANTARCI*
ERMENÝ ARAŢTIRMALARI, Sayý 10, Yaz 2003

 

Enis ÞAHÝN, Ankara, 2002, XXX + 818 sayfa, Ýçindekiler, Bibliyografya, KĂ˝saltmalar, GiriĂž, Bölümler ve Dipnotlar, Sonuç, Genel Dizin, Ekler, Belgeler, FotoĂ°raflar, Harita, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu YayĂ˝nlarĂ˝, XVI. Dizi, SayĂ˝: 89, Birinci BaskĂ˝,  ISBN:  975 – 16 – 1543 – 7.

Kafkasya tarih boyunca birçok millet ve devlet tarafĂ˝ndan elde edilmeye çalýÞýlmýÞ çok stratejik bir bölge olmasĂ˝nĂ˝n yanĂ˝ sĂ˝ra, dünyadaki en önemli geçiĂž noktalarĂ˝ndan birisi olma özelliĂ°ini taÞýmaktadĂ˝r. Kafkasya tarihinin 1917 Rus ihtilâllerine kadar devam eden yaklaÞýk olarak son 400 yĂ˝lĂ˝, çoĂ°u zaman Türk ve Rus mücadelelerine sahne olmuĂžtur. Türk ve Rus taraflarĂ˝nĂ˝n en önemli temas noktasĂ˝ olan bu bölge, tamamen farklĂ˝ amaçlar uĂ°runa elde bulundurulmak istenmiĂžtir. Ruslar Kafkasya’yĂ˝, fütûhatçĂ˝ emellerine ulaĂžmada bir araç ve geçiĂž noktasĂ˝ olarak kullanmak isterlerken, Türkler bölgeyi elde bulundurmak suretiyle, hem Kafkasya’da Rusya’ya karÞý güçlü bir otorite ve savunma sistemi kurmak, hem de Rusya’nĂ˝n yayĂ˝lmacĂ˝ politikalarĂ˝na engel olmak politikasĂ˝nĂ˝ gütmüĂžlerdi. Yüzünü BatĂ˝ya dönmüĂž olan Türkiye, arkasĂ˝nĂ˝ saĂ°lama almak için, Kafkasya’da güçlü bir otorite kurarak bölgeden kaynaklanabilecek herhangi bir tehdit unsurunun ortaya çĂ˝kmamasĂ˝ için çaba sarf etmiĂžtir. Özellikle Enver PaĂža liderliĂ°inde hayata geçirilmek istenen TurancĂ˝ politikalar açĂ˝sĂ˝ndan da Kafkasya’nĂ˝n yine büyük bir ehemmiyete sahip olduĂ°u biliniyordu.

Kafkasya’nĂ˝n Türkiye açĂ˝sĂ˝ndan taÞýdýðý ehemmiyet sadece Rusya ile de sĂ˝nĂ˝rlĂ˝ olmadýðý halde, Rusya’daki geliĂžmeler ve bu ülkenin takip etmiĂž olduĂ°u dýÞ politikalar, Türkiye’nin Kafkasya ile olan iliĂžkilerini doĂ°rudan etkilemiĂžtir. Zira Balkanlardan ziyade Kafkasya, taraflar arasĂ˝nda tarih boyunca en önemli temas noktasĂ˝ olmuĂžtur. Bu nedenledir ki, Türk – Rus iliĂžkilerinin aĂ°Ă˝rlĂ˝k noktasĂ˝nĂ˝ Kafkasya oluĂžturmuĂžtur. Üstelik 1990’lĂ˝ yĂ˝llardan itibaren Rusya’da meydana gelen köklü deĂ°iĂžiklikler ve Sovyet Rusya’nĂ˝n parçalanmasĂ˝ gibi bölge açĂ˝sĂ˝ndan önemli geliĂžmeler de göstermiĂžtir ki, Kafkasya geçmiĂžte olduĂ°u gibi bugün ve gelecekte de Türkiye için önemli bir konumda bulunmaktadĂ˝r. Söz konusu önemi yüzünden, Türkiye’de Kafkasya ile ilgili çalýÞmalar ayrĂ˝ bir yer taÞýmaktadĂ˝r. Buna, bölgenin Ermeni Meselesi ile ilgisi de ilave edildiĂ°inde, Kafkasya çalýÞmalarĂ˝nĂ˝n Türk ilim alemi için taÞýdýðý ehemmiyet çok daha önemli bir boyuta yükselmektedir.

‘Türkiye ve Maverâ-yĂ˝ Kafkasya ÝliĂžkileri Ýçerisinde Trabzon ve Batum KonferanslarĂ˝ ve AntlaĂžmalarĂ˝ (1917 – 1918)’ adlĂ˝ çalýÞma, Kafkasya coĂ°rafyasĂ˝ndaki politik yapĂ˝lanmadan ilgi çekici bir tarihi kesit sunmasĂ˝ bakĂ˝mĂ˝ndan dikkate deĂ°er bir çalýÞma olarak ortaya çĂ˝kmaktadĂ˝r. ÇalýÞma, Sakarya Üniversitesi, Fen – Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi AnabilimdalĂ˝ öĂ°retim üyelerinden Yard. Doç. Dr. Enis Þahin tarafĂ˝ndan hazĂ˝rlanmýÞtĂ˝r. Eser ilk olarak Nisan 1996’da Atatürk Üniversitesi’nde doktora tezi olarak kabul edilmiĂž ve müteakiben Eylül 2002’de Türk Tarih Kurumu tarafĂ˝ndan yayĂ˝mlanmýÞtĂ˝r. Yazar halen Sakarya Üniversitesi’nde öĂ°retim üyeliĂ°ine devam etmektedir ve Türk Millî Mücadelesi, Kafkasya Tarihi ve Ermeni Meselesi ile ilgili çalýÞmalarĂ˝yla tanĂ˝nmaktadĂ˝r.

BatĂ˝ dillerindeki ifadesiyle Trans-Kafkasya olan Maverâ-yĂ˝ Kafkasya deyimi, bilindiĂ°i gibi Kafkas daĂ°larĂ˝nĂ˝n güneyini nitelemekte, genel olarak bugün Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan devletlerinin kapladýðý alan için kullanĂ˝lmaktadĂ˝r. ÇalýÞmanĂ˝n ana konusu, 1917 Rus Ýhtilâllerinden sonra Türkiye ile Maverâ-yĂ˝ Kafkasya arasĂ˝ndaki iliĂžkilerin ayrĂ˝ntĂ˝lĂ˝ bir incelenmesinden ibarettir. Eser, giriĂž kĂ˝smĂ˝na ilave olarak üç ana bölümden oluĂžmaktadĂ˝r. GiriĂž kĂ˝smĂ˝nda Maverâ-yĂ˝ Kafkasya hakkĂ˝nda coĂ°rafî ve genel bilgiler verildikten sonra, bölgenin baĂžlangĂ˝cĂ˝ndan 1917 Þubat Ýhtilâli’ne kadar geçirdiĂ°i tarihî evreler ana hatlarĂ˝yla kronolojik bir tarzda ifade edilmiĂžtir. Bu kĂ˝smĂ˝, mevcut haliyle, bölgenin tarihî coĂ°rafyasĂ˝ olarak nitelendirmek yerinde olacaktĂ˝r.
ÇalýÞmanĂ˝n üç ana bölümünden birincisini teĂžkil eden ilk bölüm ‘Ýhtilâller Döneminde Maverâ-yĂ˝ Kafkasya ve Türkiye’ adĂ˝nĂ˝ taÞýmaktadĂ˝r. Bölümde ana hatlarĂ˝yla Þubat Ýhtilâli ile baĂžlayan geliĂžmeler, Ekim Ýhtilâli ile birlikte Türkiye – Maverâ-yĂ˝ Kafkasya iliĂžkilerinin baĂžlamasĂ˝na kadar ayrĂ˝ntĂ˝larĂ˝yla ele alĂ˝nmaktadĂ˝r. Özellikle Þubat ve Ekim Ýhtilâlleri adeta gün gün ele alĂ˝nmýÞ ve bu önemli hadiselerin Maverâ-yĂ˝ Kafkasya için ehemmiyeti titizlikle incelenmiĂžtir. Bu yapĂ˝lĂ˝rken de Þubat Ýhtilâlinden sonra kurulan ve kĂ˝saca Ozakom denilen Özel Maverâ-yĂ˝ Kafkasya Komitesi ile Ekim Ýhtilâlinden sonra kurulan ve kĂ˝saca Zakavkom denilen Maverâ-yĂ˝ Kafkasya KomiserliĂ°i ve Maverâ-yĂ˝ Kafkasya Seymi ilk kez bu denli geniĂž bir Ăžekilde iĂžlenmiĂžtir. Ozakom, Çarlýðý deviren Geçici Rus hükümetinin Maverâ-yĂ˝ Kafkasya’ya gönderdiĂ°i idarî bir organdĂ˝. Zakavkom, Ekim (BolĂževik) Ýhtilâlinin tanĂ˝mayan Maverâ-yĂ˝ Kafkasya’nĂ˝n üç aslî milleti olan Azerî, Gürcü ve Ermenilerin oluĂžturduĂ°u bir teĂžkilattĂ˝ ve BolĂževiklere olan muhalefet yüzünden teĂžkil edilmiĂžti. Seym ise, adĂ˝ geçen bu milletlerin mümessillerinden oluĂžan bir meclisti ve Rusya Müessisler Meclisi’nin BolĂževikler tarafĂ˝ndan zorla daĂ°Ă˝tĂ˝lmasĂ˝ndan sonra, bölgenin kaderine el koymak amacĂ˝yla teĂžkil edilen bir yasama ve yürütme özelliĂ°ine sahipti. Bu haliyle Seym ve Zakavkom, Maverâ-yĂ˝ Kafkasya’nĂ˝n Rusya’dan ayrĂ˝lmasĂ˝ndaki ilk adĂ˝mĂ˝ teĂžkil etmesi açĂ˝sĂ˝ndan son derece önemlidir.

Bu ilk bölümde Geçici Hükümet ve BolĂževikler dönemindeki Türk – Rus ve özellikle Türk – Ermeni iliĂžkileriyle birlikte, Rus hükümetlerinin Türkiye’ye karÞý takip etmiĂž olduĂ°u Ermeni politikalarĂ˝ da ayrĂ˝ntĂ˝lĂ˝ bir Ăžekilde ele alĂ˝nmýÞtĂ˝r. Hususiyle Türkiye ile Rusya arasĂ˝ndaki iliĂžkilerin önemli bir dönüm noktasĂ˝ olan 1918’in baÞýndaki 13 Nolu Dekret ve RuslarĂ˝n Türk DoĂ°u Anadolusu konusunda takip ettikleri politikalar titizlikle irdelenmiĂž ve dönemin Rus politikalarĂ˝nĂ˝n tutarsĂ˝zlýðý ve Ermenileri nasĂ˝l kýÞkĂ˝rttĂ˝klarĂ˝ belgeleriyle birlikte aydĂ˝nlatĂ˝lmýÞtĂ˝r. Eserin geri kalan kĂ˝smĂ˝nda da Ermeniler ile ilgili geliĂžmeler oldukça ayrĂ˝ntĂ˝lĂ˝ bir Ăžekilde ele alĂ˝nmýÞ ve bu hassas konu, yerli ve yabancĂ˝ arĂživ, gazete ve araĂžtĂ˝rma eserleriyle birlikte ortaya konulmaya çalýÞýlmýÞtĂ˝r.

Yine birinci bölümde, Rus ihtilâlleri döneminde Kuzey Kafkasya’da meydana gelen geliĂžmeler de yer yer ele alĂ˝nmýÞtĂ˝r. Bu bölümün son kĂ˝smĂ˝nda ise, Brest – Litovsk  ve Erzincan Mütarekeleri üzerinde durulmuĂž ve aynĂ˝ dönemde DoĂ°u cephesinde baĂžlayan Türklere yönelik Ermeni mezaliminin engellenmesi için, Türk tarafĂ˝nĂ˝n giriĂžimiyle, Rus ve Maverâ-yĂ˝ Kafkasya taraflarĂ˝ nezdindeki yazýÞmalar ayrĂ˝ntĂ˝lĂ˝ olarak incelenmiĂžtir. Özellikle bu kĂ˝sĂ˝mda, RuslarĂ˝n ihtilaller dolayĂ˝sĂ˝yla Türk DoĂ°u Anadolu’sunu terk etmek zorunda kalmalarĂ˝ndan sonra, Ermenileri kendi menfaatleri doĂ°rultusunda nasĂ˝l kullandĂ˝klarĂ˝ ve onlarĂ˝ bölgenin Türk ahalisi aleyhine nasĂ˝l kýÞkĂ˝rttĂ˝klarĂ˝ belgeleriyle birlikte açýða çĂ˝karĂ˝lmýÞtĂ˝r.

Ýkinci bölüm ‘Trabzon KonferansĂ˝’ adĂ˝nĂ˝ taÞýmaktadĂ˝r. Yazar, bu bölümü, o dönem OsmanlĂ˝ Devleti’nin Kafkasya politikalarĂ˝nĂ˝ izah ederek baĂžlatmýÞtĂ˝r. Bu politikayla baĂ°lantĂ˝lĂ˝ olarak, Türkiye’nin Kafkasya’daki geliĂžmelerle ilgilenmesi ve özellikle Maverâ-yĂ˝ Kafkasya KomiserliĂ°i’ne yakĂ˝nlaĂžma gayretleri  ayrĂ˝ntĂ˝lĂ˝ bir Ăžekilde ele alĂ˝nmýÞtĂ˝r. Bu yakĂ˝nlaĂžma aĂžamasĂ˝nda Ermeni meselesi de yoĂ°un bir Ăžekilde gündeme girmiĂžtir. Zira, RuslarĂ˝n ihtilâller yüzünden Kafkas cephesini terk etmesiyle birlikte, Ermenilerin Ruslar tarafĂ˝ndan kullanĂ˝lmasĂ˝ söz konusu olmuĂžtur. Nitekim Ermenilerin de öteden beri ‘Büyük Ermenistan’ hayali ile davrandĂ˝klarĂ˝ ve RuslarĂ˝n böyle bir giriĂžimine hazĂ˝r olmalarĂ˝ nedeniyle, Kafkas cephesinde özellikle Türkiye açĂ˝sĂ˝ndan önemli problemler ortaya çĂ˝kmaya baĂžlamýÞtĂ˝r. Dünya SavaÞý’nĂ˝n baĂžlamasĂ˝yla birlikte yer yer görülen, ancak 1918 yĂ˝lĂ˝nĂ˝n girmesiyle birlikte yoĂ°unluk arz eden Ermenilerin bölgedeki Türk vatandaĂžlarĂ˝na karÞý giriĂžtikleri katliam ve mezalimler, bu tarihten itibaren Türkiye’nin tüm dikkatlerini Kafkas cephesine yöneltmesine neden olmuĂžtur. Bu dönem Türk dýÞ politikasĂ˝nĂ˝ yönlendiren kiĂžiler olarak Sadrazam Talat PaĂža ve özellikle BaĂžkumandan Vekili ve Harbiye NazĂ˝rĂ˝ Enver PaĂža dikkatleri çekmektedir. Eserden anlaÞýldýðýna göre, Enver PaĂža Kafkas cephesi ve Ermeni meselesi konusundaki direktif ve talimatlarĂ˝nĂ˝, bu cephedeki tüm Türk kuvvetlerinin komutasĂ˝nĂ˝ da elinde bulunduran III. Türk Ordusu KumandanĂ˝ Ferik Vehib Mehmed PaĂža vasĂ˝tasĂ˝yla uygulama alanĂ˝na koymuĂžtur.

Ýkinci bölümün devamĂ˝nda, Türkiye ile Maverâ-yĂ˝ Kafkasya arasĂ˝ndaki iliĂžkilerin baĂžlamasĂ˝yla birlikte, taraflar arasĂ˝nda Trabzon’da bir ay süreyle gerçekleĂžtirilen konferans görüĂžmeleri ele alĂ˝nmýÞtĂ˝r. 14 Mart – 14 Nisan 1918 tarihlerinde tam bir ay devam eden Trabzon KonferansĂ˝’nda taraflar arasĂ˝nda 6 genel ve birçok da özel oturum yapĂ˝lmýÞtĂ˝r. Trabzon KonferansĂ˝’nda Türk tarafĂ˝nĂ˝ Hüseyin Rauf (Orbay) Bey, Azerî, Gürcü ve Ermeni delegelerinden oluĂžan Maverâ-yĂ˝ Kafkasya tarafĂ˝nĂ˝ da Gürcü asĂ˝llĂ˝ Akakiy Ývanoviç Çhenkeli temsil etmiĂžtir. TaraflarĂ˝n Trabzon’a geliĂžiyle birlikte, orada baĂžlayan resmî ve gayr-Ă˝ resmî görüĂžmeler, resmî görüĂžmeler sĂ˝rasĂ˝nda taraflar arasĂ˝nda alĂ˝p-verilen notalar çok ayrĂ˝ntĂ˝lĂ˝ bir Ăžekilde iĂžlenmiĂž ve izah edilmiĂžtir. Hususiyle Trabzon görüĂžmelerinin resmî ve gayr-Ă˝ resmî oturumlarĂ˝ günü gününe, hatta bazen saati saatine tespit edilerek, ilim alemine kazandĂ˝rĂ˝lmýÞtĂ˝r. GörüĂžmeler sĂ˝rasĂ˝nda taraflar arasĂ˝ndaki en önemli problemler, 3 Mart 1918 tarihli Brest-Litovsk BarýÞý’nĂ˝n Maverâ-yĂ˝ Kafkasya tarafĂ˝nca kabul edilmemesi ve Türk tarafĂ˝na bu antlaĂžmayla verilen haklarĂ˝n iade edilmemesinden kaynaklanmaktaydĂ˝. Türk tarafĂ˝ Rusya ile imza ettiĂ°i bu antlaĂžmayĂ˝ yürürlüĂ°e koyarak Kafkasya’daki durumunu kuvvetlendirmeye çalýÞýyor, henüz baĂ°Ă˝msĂ˝zlýðýnĂ˝ dahi ilân etmemiĂž olan Kafkas tarafĂ˝ ise, BolĂževiklere muhalefet ve bölgede yalnĂ˝z kalmanĂ˝n da verdiĂ°i endiĂželerle mezkûr antlaĂžmayĂ˝ kabul etmeye yaklaĂžmĂ˝yor, Türk heyetine karÞý gayr-i mantĂ˝kî bir surette direnmeye çalýÞýyordu. Bu yetmezmiĂž gibi, Türk DoĂ°u Anadolu’sunun hukukî varlýðýnĂ˝ zaman zaman tartýÞmaya açmaktan da geri durmuyordu. Türk tarafĂ˝ ise, bu durum karÞýsĂ˝nda, Kafkas cephesindeki askerî harekâtĂ˝nĂ˝ zaman zaman sürdürerek, Maverâ-yĂ˝ Kafkasya’ya Brest-Litovsk BarýÞý’nĂ˝ kabul ettirmeye gayret göstermiĂžtir. Ýþte tüm bu girift meseleler, eserde büyük bir itina ile ele alĂ˝nmýÞ, detaylar en ince ayrĂ˝ntĂ˝sĂ˝na kadar ortaya konulmuĂžtur. Bunlar yapĂ˝lĂ˝rken de arĂživ ve yayĂ˝mlanmýÞ vesikalar yanĂ˝nda, dönemin gerçek ruhunu ifade etmekte çok iyi bir tarihî materyal olan gazete ve dergilerden de büyük oranda istifade edilmiĂž, hatĂ˝rat  ve araĂžtĂ˝rma eserleri de görülmüĂžtür.

Ýkinci bölümün son kĂ˝smĂ˝nda ise, Trabzon KonferansĂ˝’na ara verilen dönemde Trabzon ve Tiflis’te meydana gelen geliĂžmelerle birlikte, konferansĂ˝n son oturumu ele alĂ˝nmýÞtĂ˝r. Bu kĂ˝sĂ˝mda özellikle talimat almak için Tiflis’e giden Maverâ-yĂ˝ Kafkas heyetinin Seym’deki faaliyetleri, Seym’in tutanaklarĂ˝ kullanĂ˝larak ayrĂ˝ntĂ˝larĂ˝yla ortaya konulmuĂžtur. Yine bu dönem, Trabzon’da bulunan Türk heyetinin, konuk heyette bulunan Azerî, Gürcü ve Ermeni delegeleriyle önemli gizli ve açĂ˝k görüĂžmeler yaptýðý bir evredir ki, bu görüĂžmelerden sonra Türk tarafĂ˝, Kafkasya hakkĂ˝nda gerçekten çok önemli bilgilere ulaĂžabilmiĂžtir. KonferansĂ˝n son oturumu da taraflar arasĂ˝ndaki problemleri çözmeye yetmemiĂž, karÞýlĂ˝klĂ˝ ve özellikle konuk heyetin anlamsĂ˝z ve mantĂ˝kî olmayan Ă˝srarlarĂ˝, konferansĂ˝n bir aylĂ˝k bir çalýÞmadan sonra sonuçsuz bir Ăžekilde sona ermesine neden olmuĂžtur. Oysa Maverâ-yĂ˝ Kafkasya için durum, son derece ümitsiz görünüyordu. Hem ihtilâlin ortaya çĂ˝kardýðý olumsuzluklar, bölgenin büyük bir asayiĂžsizlik içerisinde bulunmasĂ˝, otorite boĂžluĂ°una neden olan dahilî karýÞýklĂ˝klar, hem de askerî ve ekonomik sorunlar nedeniyle, Maverâ-yĂ˝ Kafkasya’nĂ˝n dahilî ve haricî durumu büyük problemlerle karÞý karÞýyaydĂ˝. Öyle ki, Üç Sancak’tan birisi olan Batum Ăžehri dahi, konferansĂ˝n sona erdiĂ°i gün, Türkiye tarafĂ˝ndan ele geçirilmiĂžti. Bu ve benzeri durumlar, Tiflis’teki federatif yapĂ˝yĂ˝ hiç de iyi günlerin beklemediĂ°ini gösteriyordu.

Dr. Þahin’e ait çalýÞmanĂ˝n üçüncü ve son bölümü ‘Batum KonferansĂ˝’ adĂ˝nĂ˝ taÞýmaktadĂ˝r. Yazar, konferans müzakerelerine geçmeden önce, Türk ileri harekâtĂ˝nĂ˝n 1914 ve 1878 sĂ˝nĂ˝rlarĂ˝na kadar devam eden safhasĂ˝ hakkĂ˝nda, Genelkurmay Harp Tarihi ArĂživi’ne dayanarak, bu harekâtĂ˝ ana hatlarĂ˝yla birlikte ortaya koymuĂžtur. Müteakiben de konferans öncesi geliĂžmeleri aktarmýÞtĂ˝r. Bu geliĂžmeler arasĂ˝nda, Trabzon KonferansĂ˝’nĂ˝n sona ermesiyle birlikte Tiflis’teki ilk geliĂžmeler, Türkiye aleyhine gerçekleĂžen faaliyetler ve Maverâ-yĂ˝ Kafkasya’nĂ˝n baĂ°Ă˝msĂ˝zlýðý konularĂ˝ sayĂ˝labilir. Özellikle bu son konu gerçekten büyük önem arz etmektedir. Zira Türkiye’nin Kafkasya politikalarĂ˝ arasĂ˝nda, Türkiye ile Rusya arasĂ˝na tampon bir devletin girmesi öncelikli olarak istenmiĂžtir. Ýþte 22 Nisan 1918 tarihinde Türkiye’nin isteĂ°i ve dayatmasĂ˝ ile de Maverâ-yĂ˝ Kafkasya Rusya’dan ayrĂ˝ldýðýnĂ˝ bildirerek, baĂ°Ă˝msĂ˝zlĂ˝k ilanĂ˝nda bulunmuĂžtur. Bu geliĂžme aynĂ˝ zamanda, Türkiye’nin bölgeye karÞý takip etmiĂž olduĂ°u politikalarĂ˝n bir zaferi olarak da deĂ°erlendirilebilir. Zaten yeni kurulan bu hükümet, OsmanlĂ˝ hükümeti tarafĂ˝ndan hemen tanĂ˝nmýÞtĂ˝r. Bu devlet Azerî, Gürcü ve Ermenilerin katĂ˝lĂ˝mĂ˝yla oluĂžuyordu.

Bu konferansa Almanlar ve Ruslar da, bölgeye karÞý takip etmiĂž olduklarĂ˝ politikalar sebebiyle katĂ˝lmak istemiĂžlerdir. Almanlar konferansa iĂžtirak edeceklerse de, konumlarĂ˝ itibariyle söz söyleme veya müzakerelere müdahale haklarĂ˝ olmayacaktĂ˝r. RuslarĂ˝n konferansa katĂ˝lma talepleri ise, Türkiye ve bilhassa Maverâ-yĂ˝ Kafkasya Cumhuriyeti tarafĂ˝ndan reddedilecektir. Maverâ-yĂ˝ Kafkasya’nĂ˝n Batum müzakerelerinden beklentileri, ilerleyen Türk askerî harekâtĂ˝nĂ˝ durdurmak ve bölgede istikrarlĂ˝ bir devlet olma yönünde çalýÞmak, Türkiye ile aralarĂ˝ndaki toprak problemlerini halletmektir. Türkiye ise böyle bir konferansĂ˝ tertip ederek, Rusya’nĂ˝n da yokluĂ°unda Kafkasya’da mümkün olduĂ°unca avantajlĂ˝ duruma gelmek, Kafkasya ile olan sĂ˝nĂ˝r problemlerini halletmek ve bölgede istikrarĂ˝ saĂ°lamak istemiĂžtir.

Batum KonferansĂ˝’na Türkiye ve Maverâ-yĂ˝ Kafkasya Cumhuriyeti’nin yanĂ˝sĂ˝ra, Kafkasya’nĂ˝n kuzeyinde yeni baĂ°Ă˝msĂ˝zlĂ˝k ilanĂ˝nda bulunmuĂž olan Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti de katĂ˝lmýÞtĂ˝r. Bu durum, Türkiye’nin Kafkasya politikalarĂ˝yla alakalĂ˝dĂ˝r. Batum müzakereleri 11 MayĂ˝s 1918’de baĂžlamýÞ ve birtakĂ˝m kesintilerle birlikte 8 Haziran’a kadar devam etmiĂžtir. Konferansta Türk heyetine Adliye NazĂ˝rĂ˝ Halil (MenteĂže) Bey baĂžkanlĂ˝k etmiĂžtir. Maverâ-yĂ˝ Kafkas heyeti ise Trabzon’daki müzakerelerde baĂžkanlĂ˝k yapan Gürcü Çhenkeli riyasetindeydi. KonferansĂ˝n tek genel oturumu 11 MayĂ˝s 1918 tarihinde yapĂ˝lmýÞtĂ˝r. Bu oturumda Halil Bey, OsmanlĂ˝ devletinin Kafkasya’daki durumunu kuvvetlendirebilmek amacĂ˝yla yeni taleplerde bulunmuĂžtur. Bu, Maverâ-yĂ˝ Kafkasya’nĂ˝n Türkiye’ye yeni tavizlerde bulunmasĂ˝nĂ˝ gerektiren bir teklifti. Bu nedenle ilk oturumdan baĂžka, müzakerelerde genel oturum bir daha yapĂ˝lmamýÞ, taraflar isteklerini, karÞýlĂ˝klĂ˝ olarak verdikleri notalarla birbirlerine bildirmiĂžlerdir. Ancak bunlarda da bir geliĂžme saĂ°lanmamýÞtĂ˝r. Öyle ki, Almanya’nĂ˝n arabuluculuk teklifleri de taraflarĂ˝n anlaĂžmasĂ˝nĂ˝ saĂ°layamayacak ve Alman heyeti çok geçmeden Batum’dan ayrĂ˝lacaktĂ˝r.

26 MayĂ˝s 1918 tarihinde Tiflis’te çok önemli geliĂžmeler oldu. 23 Þubat 1918’de kurulan Maverâ-yĂ˝ Kafkasya Meclisi olan Seym kendi kendisini feshetti. AynĂ˝ gün AlmanlarĂ˝n desteĂ°ini alan Gürcüler de baĂ°Ă˝msĂ˝zlĂ˝klarĂ˝nĂ˝ ilân ettiler. Bundan iki gün sonra 28 MayĂ˝s’ta Azerbaycan Cumhuriyeti adĂ˝yla baĂ°Ă˝msĂ˝z bir devlet daha kuruldu. Ve son olarak Azerbaycan’Ă˝n baĂ°Ă˝msĂ˝zlýðýndan sonra yapacak fazla bir Ăžey kalmadýðýnĂ˝ gören Ermeniler, 30 MayĂ˝s’ta baĂ°Ă˝msĂ˝zlĂ˝k ilânĂ˝nda bulundular. Böylece Maverâ-yĂ˝ Kafkasya Cumhuriyeti baĂ°Ă˝msĂ˝z olarak sadece 35 gün yaĂžayabildikten sonra sona ermiĂž oldu. Bu tarihten sonra Batum görüĂžmeleri ayrĂ˝ ayrĂ˝ heyetler halinde yapĂ˝ldĂ˝. OsmanlĂ˝ heyetiyle Azerî, Þimâlî Kafkas, Gürcü ve Ermeni heyetleri arasĂ˝ndaki görüĂžmeler 8 Haziran’a kadar devam etti. 4 ve 8 Haziran 1918 tarihlerinde Türkiye ile bu Kafkas devletleri arasĂ˝nda toplam 20 adet antlaĂžma imzalandĂ˝. OsmanlĂ˝ devleti bu antlaĂžmalar sayesinde, Kafkasya’nĂ˝n tamamĂ˝nda kendi nüfuz ve otoritesini saĂ°lam temeller üzerine oturtmuĂž oldu. Yine bu antlaĂžmalar ile Rusya ve kendi müttefiki Almanya’ya karÞý, bölgede çok avantajlĂ˝ bir duruma geçmiĂž oldu. BilindiĂ°i gibi, Türkiye 1918 yazĂ˝nda Batum AntlaĂžmalarĂ˝na dayanarak Azerbaycan ve Þimâlî Kafkasya devletlerinin yardĂ˝m talebi nedeniyle Kafkasya’ya yönelik bir askerî harekât düzenleyecek, bölgeyi ve özellikle Bakû ve DaĂ°Ă˝stan’Ă˝ Rus ve Ermeni iĂžgalinden temizleyecek, ancak tüm bu baĂžarĂ˝lar, 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi ile son bulacaktĂ˝r.

Batum’da Ermeni Meselesi ili ilgili olarak da önemli geliĂžmeler oldu. Halil Bey baĂžkanlýðýndaki Türk heyeti, Ermenistan devletinin bölgede istikrarĂ˝ tehlikeye düĂžürecek ve civar devletler üzerinde bir tehdit oluĂžturacak Ăžekilde ortaya çĂ˝kmamasĂ˝ için önemli çabalar sarfetti. Böylece hem Batum KonferansĂ˝’ndaki müzakerelerle ve hem de sonucunda Ermenilerle imzalanan toplam 6 adet antlaĂžmayla, OsmanlĂ˝ devleti Ermenistan Cumhuriyeti üzerinde de önemli bir otorite kurmuĂž oldu. Öyle ki, Ermenistan devleti, Türkiye ve Azerbaycan arasĂ˝nda bir ada ülkesi olarak kaldýðý gibi, yüzölçümü de önemli miktarda azalarak, yaklaÞýk olarak 10 000 km2 inmiĂžtir. Ermenistan’dan bir talep olmasĂ˝ halinde Türkiye’nin gerekirse ona silahlĂ˝ yardĂ˝mda bulunacaĂ°Ă˝ da antlaĂžma hükümleri arasĂ˝nda bulunuyordu. Hatta Ermenistan, silahlĂ˝ kuvvetlerini derhal terhis etmeye baĂžlayacaktĂ˝. OsmanlĂ˝ devleti böylece, sadece Kafkasya’nĂ˝n tamamĂ˝ üzerinde deĂ°il, bir ‘mesele’ haline gelmiĂž olan Ermeniler ve Ermenistan üzerinde de ciddî bir kontrol ve otorite saĂ°lamýÞ oluyordu.

Dr. Enis Þahin tarafĂ˝ndan hazĂ˝rlanan bu deĂ°erli çalýÞma birçok yönlerden dikkat çekmektedir. Öncelikle bu eser, Kafkasya’nĂ˝n Türkiye için önemini okuyucuya iyi hissettirmektedir. Türkiye için Kafkasya tarih boyunca gerçekten çok önemli olmuĂžtur. Bu durum bugün de devam etmektedir, tĂ˝pkĂ˝ gelecekte edeceĂ°i gibi. Kafkasya’nĂ˝n bu ehemmiyetinden dolayĂ˝, yanĂ˝ baÞýmĂ˝zdaki bu kĂ˝ta hakkĂ˝nda ülkemizdeki çalýÞma sayĂ˝sĂ˝nĂ˝n belli bir olgunluĂ°a ulaĂžmasĂ˝ beklenirken, maalesef çalýÞma sayĂ˝sĂ˝nĂ˝n azlýðý dikkat çekici ve ĂžaĂžkĂ˝nlĂ˝k verici bir boyuttadĂ˝r. Ýþte bu eser, bu konuda önemli bir boĂžluĂ°u dolduracak niteliktedir. Konu seçimi son derece yerindedir. Özellikle Rus Ýhtilâllerinden sonraki Kafkasya ve özellikle Maverâ-yĂ˝ Kafkasya Tarihi, bölgenin dahilî durumu, Rusya’nĂ˝n bölgeye bakýÞ açĂ˝sĂ˝, AlmanlarĂ˝n yaklaÞýmlarĂ˝ ve Türkiye’nin gerek Rusya ve gerek bölgeye karÞý takip etmiĂž olduĂ°u politikalar büyük bir ustalĂ˝kla izah edilmiĂžtir. Bunun yanĂ˝nda eserin hemen hemen baÞýndan sonuna kadar, farklĂ˝ bakýÞ açĂ˝larĂ˝yla Ermeni meselesi de ele alĂ˝nmýÞtĂ˝r. Eser bütün bu özellikleriyle önemli bir boĂžluĂ°u dolduracak ve 1917–18 dönemi için konuyla ilgili olarak ülkemizdeki en önemli müracaat eserlerinden birisi olacaktĂ˝r. Ve yine bu eserin, Kafkas araĂžtĂ˝rmalarĂ˝na ve Ermeni meselesine ýÞýk tutacaĂ°Ă˝ ve yeni bir boyut getireceĂ°i de ortadadĂ˝r.

Eserin dikkat çekici bir baĂžka özelliĂ°i, bilimselliĂ°idir. Öncelikle bu çalýÞma hazĂ˝rlanĂ˝rken büyük bir literatür taramasĂ˝nĂ˝n yapĂ˝ldýðý, ilgili eserlerin özenle tespit edildiĂ°i anlaÞýlmaktadĂ˝r. Bu durumu eserin bibliyografyasĂ˝ndan ve dipnotlarĂ˝ndan anlayabilmek mümkündür. Yerli, yabancĂ˝ birçok arĂživ ve yayĂ˝nlanmýÞ arĂživ malzemesi, resmî yayĂ˝nlar ve tutanaklar, yayĂ˝nlanmýÞ kaynaklar, dönemin süreli yayĂ˝nlarĂ˝nĂ˝ oluĂžturan gazete ve dergiler, sözlükler, ansiklopediler ve konuyla ilgili çok geniĂž bir yelpaze oluĂžturan kitap ve makalelerden istifade edilmiĂžtir. Türkçe’nin yanĂ˝ sĂ˝ra, Rusça, Ermenice, Gürcüce, Ýngilizce, FransĂ˝zca ve Almanca birçok kaynaĂ°Ă˝n varlýðý da eserin bilimsel deĂ°erini üst sĂ˝ralara yükseltmektedir.
KaynaklarĂ˝n ele alĂ˝nýÞ ve iĂžleniĂži de bilimsel metotlara göre yapĂ˝lmýÞtĂ˝r. KonularĂ˝n anlatĂ˝mĂ˝nda zengin kaynaklar beceriyle kullanĂ˝lmýÞ, ihtilaflĂ˝ konular dipnotlarda tartýÞýlarak, az bilinen yan konulara da ýÞýk tutulmuĂžtur. Eserde geniĂž tutulan dipnotlarĂ˝n önemli bir kĂ˝smĂ˝ bilgi ve tartýÞma dipnotlarĂ˝ olarak düzenlenmiĂžtir. Eserde geçen her bilgi mutlaka bir kaynaĂ°a dayandĂ˝rĂ˝larak eserin orijinalliĂ°i ve bilimselliĂ°ine önemli katkĂ˝larda bulunulmuĂžtur.

Yazar, geniĂž kaynak kullanĂ˝mĂ˝nda deĂ°iĂžik lisanlarda yazĂ˝lan belge ve bilgileri bir bütün halinde ve akĂ˝cĂ˝ bir üslupla ortaya koymuĂžtur. Özellikle Türkiye ve Maverâ-yĂ˝ Kafkasya heyetleri arasĂ˝nda Trabzon ve Batum’da yapĂ˝lan müzakereler sĂ˝rasĂ˝nda alĂ˝p-verilen notalar ve yapĂ˝lan resmî ve gayr-Ă˝ resmî görüĂžmeler çok iyi tespit edilmiĂž ve tüm açĂ˝klýðýyla esere dahil edilmiĂžtir. Ülkemizde çok fazla bilinmeyen ve kullanĂ˝lmayan Seym tutanaklarĂ˝ da bilimsel bir tarzda metne dahil edilmiĂžtir ki, bu tutanaklar Türkiye’de böyle geniĂž bir oranda ilk defa kullanĂ˝lmýÞtĂ˝r.  Eser, yaklaÞýk bir buçuk yĂ˝llĂ˝k bir dönemi ele almýÞ ve dönemle ilgili detaylĂ˝ bilgiye yer vermiĂžtir.  Öyle ki, adĂ˝ geçen bu faaliyetler ele alĂ˝nĂ˝rken, bazen gün gün, bazen de saat saat hadiselerin akýÞý tüm ayrĂ˝ntĂ˝larĂ˝yla ele alĂ˝nmýÞ ve izah edilmiĂžtir. Bu haliyle eserde o dönem Türkiye – Maverâ-yĂ˝ Kafkasya iliĂžkilerine ait bilgileri en ayrĂ˝ntĂ˝lĂ˝ bir Ăžekilde bulabilmek mümkündür.

Eserin sonuç kĂ˝smĂ˝ da kitabĂ˝n özetlenmesi bakĂ˝mĂ˝ndan baĂžarĂ˝lĂ˝dĂ˝r. AltĂ˝ sayfalĂ˝k sonuç kĂ˝smĂ˝, toplamda 848 sayfa olan bu tafsilatlĂ˝ eseri bir anda okuyamayacaklar için güzelce kaleme alĂ˝nmýÞ bilgiler ve deĂ°erlendirmeler ihtiva etmektedir. AyrĂ˝ca, kitabĂ˝n iyi bir dizininin yapĂ˝lmýÞ olmasĂ˝, okuyucuya büyük kolaylĂ˝klar saĂ°lamaktadĂ˝r.  Kitapta geçen bütün önemli ĂžahĂ˝s adĂ˝, yer adĂ˝ veya kavramlar dizinde yer almýÞtĂ˝r. KitabĂ˝n en sonundaki belge ve fotoĂ°raflarĂ˝ da burada zikretmek gerekiyor. Konuyla ilgili olan en önemli materyaller, bu kĂ˝sma ilave edilmiĂžtir. Burada çok geniĂž  bir belge ve fotoĂ°raf koleksiyonu bulunmaktadĂ˝r ve bunlarĂ˝n önemli bir kĂ˝smĂ˝ ilk defa yayĂ˝mlanmaktadĂ˝r. Eserin en son sayfasĂ˝ndaki harita, 1914’den 1918’e kadar Türkiye’nin Kafkasya bölgesinde meydana gelen sĂ˝nĂ˝r deĂ°iĂžikliklerini göstermesi açĂ˝sĂ˝ndan önemlidir.

Sonuç olarak, incelenen eserin Türkiye’de az bilinen Türkiye – Maverâ-yĂ˝ Kafkasya iliĂžkilerini ve özellikle Trabzon ve Batum KonferanslarĂ˝nĂ˝ ele almýÞ ve okuyucuya doyurucu bir bilgi saĂ°lamamýÞtĂ˝r. OsmanlĂ˝ hükümetlerinin ve özellikle Enver PaĂža’nĂ˝n Kafkasya politikalarĂ˝nĂ˝n bütün tafsilatĂ˝yla ele alĂ˝nmasĂ˝ dönem araĂžtĂ˝rmalarĂ˝ için oldukça kĂ˝ymetlidir. Eserin bir diĂ°er orijinal tarafĂ˝ ise, Batum AntlaĂžmalarĂ˝. Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan ve Þimâlî Kafkasya devletleriyle imzalanan ve toplamda 20 adet olan bu antlaĂžmalarĂ˝n metinlerinin arĂživlerden çĂ˝kartĂ˝larak, deĂ°erlendirilmesidir. Eserde bu metinler deĂ°erlendirilmekle yetinilmemiĂž, bu belgeler ekler kĂ˝smĂ˝na da konularak araĂžtĂ˝rmacĂ˝larĂ˝n incelemesine ve istifadesine sunulmuĂžtur.  Kaynak yeterliliĂ°i ve orijinalliĂ°i, bilimsel kapasite ve konunun iĂžlenmesindeki baĂžarĂ˝lar sebebiyle, bu eser önemli bir çalýÞma olarak literatürdeki yerini alacaktĂ˝r. 


 ----------------------
* -
- ERMENÝ ARAŢTIRMALARI, Sayý 10, Yaz 2003
            Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar