Anasayfaİletişim
  
English



E-Bülten Üyeliği

Günlük bültenimize üye olmak için aşağıdaki alanları doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


Günlük Bülten - 18 2009                                                                     Bülten Arşivi

BU İŞLERDE BİR TUHAFLIK VAR (FERAİ TINÇ)

18 2009, Kaynak : Hürriyet

Ermenistan açılımı sona mı erdi?

Kürt sorunun çözümü için doğmuş olan fırsat öldü mü?

Son zamanlarda öyle gelişmeler oldu ki, aklım karıştı.

Başbakan Erdoğan’ın Azerbaycan ziyaretinden sonra yaptığı açıklamalara bakın.

Ermenistan açılımının Karabağ sorununa bağlı olduğunu tekrarlamakla kalmadı, Türkiye’de çalışma izni olmadan yaşayan Ermenilerin geri gönderilebileceklerini de söyleyerek sert mesajlar verdi.

Ermenistan’dan gelen açıklamalar da sertleşti.

Ne oldu da, açılımdan konuşurken birden restleşmeye başladık?

24 Nisan’ı geçiştirdik, ABD Başkanı Obama Kongre’de soykırım sözcüğünü telaffuz etmedi, bizim de istediğimiz zaten bu muydu?

Ermeni açılımının bütün afra tafrası buraya kadar mıydı?

Kafkasya’nın istikrarı ve Türkiye’nin bölge ile ilişkileri açısından bu kadar önemli bir konuda, dış politika vizyonu bu kadar kısa vadeli ve günü kurtarma eksenli olabilir mi?

Erdoğan’ın açıklamalarından sonra, Türkiye’nin Ermenistan ile sorunların çözümüne ilişkin "yol haritası"nı görüşmekten vaz geçtiğine dair de hiçbir işaret gelmedi.

Demek süreç devam ediyor.

Devam ediyor ama sıkıntılı bir biçimde. Çünkü bu sert mesajlar, keskin açıklamalar gizli görüşmeleri sürdüren diplomatları etkilemese bile, kamuoylarını olumsuz etkiliyor, siyaseti sürecin dışına itiyor.

***

KÜRT sorunuyla ilgili gelişmelere bakıyorum, çözüm için büyük bir "fırsat" havası göremiyorum.

DTP milletvekilleriyle ilgili soruşturmanın gelişme yönü, gerilimli günler yaşanacağını gösteriyor.

Bir yandan "fırsat" döneminden söz edilirken, diğer yandan çözüm için uygun bir atmosfer yaratacak açıklama ve adımlar atmak yerine, tam tersi ortamı geren yeni gelişmeler bir biri ardından gündeme düşüyor.

Bunda bir tuhaflık yok mu sizce?

***

TEPEDEN inme formüllerle, çözümü zor ve iç politikaya iyice alet edilmiş sorunların kolayca aşılması mümkün değil. Bunun için çok yönlü bir çaba ve siyasi taahhüt gerekiyor. Hükümetin bu sorunların çözümüne kendini adamış bir hali var mı?

Ermeni meselesinin çözümü Azerbaycan ile omuz omuza ilerleyen bir süreç olmalıydı. Öyle olduğu ileri sürüldü ama ne Azerbaycan, ne Türkiye, ne de Ermenistan kamuoyları dikkate alındı.

Ermenistan ile yol haritası konusunda iki yıla yakın zamandan beri çalışmalar sürmesine rağmen Başbakan Azerbaycan’ı kaç kez ziyaret etti? Cumhurbaşkanı Gül, Ermenistan’a maç izlemeye gittiğinde Bakü’de ne yapıldı?

Tabii Türkiye kamuoyuna verilecek mesajlar da önemli. Başbakan "Biz Ermenileri gerekirse geri göndeririz" diye milliyetçi damara hava basarsa halk "Ermenistan açılımı"nı anlayabilir mi?

Aynı şey Kürt meselesi için de geçerli.

Kürt sorununu çözmek için fırsat dönemi ilan ederken, yerel seçimlerde bölge halkının desteğini arkasına alan DTP’ye yönelik baskıları ağırlaştırarak, onun gerilim politikalarını tırmandırmasını kolaylaştırmak da tutarlı değil.

Bu işlerde bir tuhaflık var. En tuhafı da, çözümden, komşularla sıfır sorundan söz eden bir siyasi iktidarın, bunları yapabilmek için değişim gerektiğini dikkate almaması. Değişime önce dilden, üsluptan başlanacağını fark etmemesi.

Çatışma üslubuyla barış ve yumuşama süreçleri hazırlanabilir mi? Mümkün mü?

    Habere Yorum Yaz    Yazdır    Tavsiye Et

   «  Geri

 
 
ERAREN - Ermeni Araştırmaları Enstitüsü

Bu site en iyi 1024 x 768 çözünürlükte görüntülenir.