Anasayfaİletişim
  
English
Makaleler

B?R DA? KÖYÜNDEN BAKINCA

Ani TAŞÇIYAN
21 2008 - Star

="justify">Ke?ke insan zaman zaman bulutlar?n içinde bir da? köyüne çekilse... Yolu ta?l? bir patikadan ibaret, suyu p?nardan gelen, oca??n? yakmak için çal? ç?rp? toplamak gereken bir da? köyünde ya?asa.

á;terek, ekme?ini tand?rda pi?irerek, sebzesini bostanda yeti?tirerek, sütünü elleriyle sa?arak zahmet çekse! Paray? bast?r?nca sahip olunabilen kent nimetlerinden yoksun kalabilse... Evden ç?karken kap?s?n? kilitlemeye gerek duymasa ve kom?ular?ndan olu?an küçücük bir toplumla dayan??ma içinde ya?asa.

Ya?amak için asl?nda ne denli az ?eye gerek duydu?umuzu bir vadinin kayay? delip ç?kan a?açlar? aras?ndan ça?layan sulara bakarken anlayabiliriz: Temiz hava, temiz su, temiz toprak, ba??m?z?n üstünde bir dam, üzerimizde bir çul, ocakta ate?...

Kentin o göz kama?t?ran ???lt?s? ve ba? döndüren kalabal??? içinde yok olman?n, kent kültürünün ruh doyuran entelektüel etkinliklerinden, zihni diri tutan siyasall???ndan enerji alman?n hazz? bamba?ka elbette. Ama kent art?k asfalt, beton, duman, çelik, cam, sac deryas?! Otomati?e ba?lanm??, markalarla damgalanm??, do?ayla temas?n? kaybetmi? ve hayat?n esas?n? bir yana b?rak?p ayr?nt?lara sapm?? bir dü?ün dünyas?yla malul. Kent cep telefonu kula??na yap??m??, her daim acelesi olan, her daim me?gul ve stresli, otomobilinin modeli yükseldikçe frene daha az basan, ??k ofislerde çal???p tiril tiril giysileriyle restoran ve kafelerde oturanlarla; bitmeyen bir kavgan?n içinde her gün yeniden sokaklara dökülen fabrika i?çileri, seyyar sat?c?lar, ka??t toplayanlar, ?oförlerle dolu. Her ?eyin daha iyisini, daha ço?unu, daha büyü?ünü istiyor kentliler. Gökdelenler ve otoyollar, devasa siteler ve al??veri? merkezleri yetmiyor kente. Kent büyüdükçe dar geliyor kentlilere.

Bir da? köyünden bak?nca New Mexico, ?stanbul, Tokyo, Moskova ne büyüleyici ve ne korkunç görünüyor! Sanki masallardan kaçm??, yedikçe yiyen, homurdan?p duran, bir duda?? yerde bir duda?? gökte birer dev bu kentler. Köyleri, kasabalar? yutan dipsiz birer kuyu. Nehirleri, gölleri kurutan, enerjiyi emen birer kara delik.

?ki y?l aradan sonra gelip gökdelenler dikilmi?, o kadar yak?nd?klar? Sovyetlerin hem de Stalin dönemindeki kaba mimarisine öykünen binalarla zoraki bir downtown yarat?lm??, sokaklar? lüks otomobillerle ve dilencilerle dolup ta?an bir Erivan bulmak yazd?rd? bana bu sat?rlar?.

Erivan’dan çok de?il yar?m saat mesafede meyve bahçeleriyle dolu dere k?y?s? köyler var. Yava? yava? yeni zenginlerin yazl?k mekan? olacaklar. Ta? i?çili?inin güzel örnekleriyle bezeli eski evler y?k?l?yor. Kendine özgü bir karakteri olan kent art?k küresel kimliksizle?meye boyun e?iyor. Varolu?la ili?kilendirilen A?r?’n?n gölgesinde da?l? olmay? unutuyor.

Haute couture markalar? bulvarlar? ele geçirmi?. Doktor unvanl? bir üniversite ö?retim üyesinin 21 bin tram kazand??? ülkede o paray? yeni aç?lan kafelerden birinde dört ki?i hafif bir ö?le yeme?ine ödüyor.

Emek, kentin de?erlerinden biri de?il art?k. Kentte rant en makbul de?er. Kent insan? eziyor binalar?yla. Eme?ini de ki?ili?ini de unufak ediyor. O koca da?lar kucak aç?yor insana, bir münzevi huzuru veriyor, bir dervi? bilgeli?i vaat ediyor kalmak ve dü?ünmek isterse. ama kent insan? canl? yutup koca karn?nda yava? yava? ö?ütüyor. Dünyan?n her yerindeki da? köylerinde iki büklüm ya?l?lar hayata tutunuyor onlar? terk edip kentlere yerle?en torunlar? terapistlere ta??n?rken. Eskiden hekimler kentli hastalara da? havas? al?n iyi gelir demez miydi?

    Makaleye Yorum Yaz        Tavsiye Et

«  Geri
Yorumlar


«  »