Anasayfaİletişim
  
English



E-Bülten Üyeliği

Günlük bültenimize üye olmak için aşağıdaki alanları doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


Makaleler

2001 KANUNUNUN DA İPTALİ GEREKİR

Ömer Engin LÜTEM, Emekli Büyükelçi
04 2008 - ERAREN
Diğer Makaleler

Fransa’da nispeten küçük (400 - 450 bin kişi) ancak siyaset ve medyada gayet aktif bir Ermeni topluluğu vardır. Bu topluluk, dünyanın diğer yerlerindeki Ermeniler gibi,  soykırım iddialarının tanınmasını başlıca amacı olarak görür ve olabildiği kadar da Türkiye ve son yıllarda da Azerbaycan aleyhinde çaba gösterir.

Bu grubun etkisi altında Fransız Meclisi epey bir duraksamadan sonra 2001 yılında şu cümleden oluşan bir kanunu kabul etmiştir: “Fransa 1915 Ermeni soykırımını açıkça tanır”.

Dönemin T.B.M.M. ve Ecevit Hükümeti bu kanuna büyük tepki göstermiş, bildiriler birbirini izlemiş, medya ve resmi olmayan birçok kuruluş da Fransa’yı şiddetle eleştirmiş hatta okullarda Fransızca öğretiminin kaldırılması bile önerilmiş; iki ülke ticareti de bu durumdan etkilenmiş ve özellikle Fransa’dan askeri alımlar durmuştu. Kanunun çıkmasını önleyemeyen Fransız Hükümeti durumu düzeltebilmek amacıyla  Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğinin gerçekleşmesi için yardım etmeye başlamıştı. Ne var ki Avrupa Anayasasının referanduma sunulması sürecinde Fransız kamuoyunun çoğunluğunun Türkiye’nin Avrupa Birliğine üyeliğe karşı olduğunun anlaşılması üzerine Başkan Chirac tutumunu değiştirerek Avrupa Birliğine üye olacak ülkelerin referandumla onaylanması esasını getirmiş ve böylece ilerisi için Türkiye’nin yolunu tıkamıştı. Bu durum iki ülke ilişkilerinin yeniden bozulmasına yol açmıştı.

2001 yılı kanunun çıkmasından az zaman sonra Fransa’daki Ermeni çevreleri bu kanunun yetersiz olduğunu, Yahudi soykırımını inkâr edenler için olduğu gibi Ermeni soykırım iddialarını inkâr edenlerin de cezalandırılması gerektiğini ileriye sürmeye başlamışlardır. Taraftarları tarafından hazırlanan ve Ermeni “soykırımını” inkâr edenlere hem hapis hem de para cezası verilmesini öngören bir kanun tasarısı, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olunmasının yarattığı olumsuz havadan da yararlanılarak, 2006 yılında  Fransız Meclisi tarafından kabul edilmiş ve tasdik için Senato’ya gönderilmişti. Ancak Meclis’te bu tasarıya karşı çıkan Hükümet, tasarının  Senato gündemine alınmasını geciktirmişti. Yeni seçilen Başkan Sarkozy ise Ermeni soykırım iddialarının tanıması gerektiğini ve Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduğunu açıkça söylemesine rağmen söz konusu tasarı karşısında sessiz kalmayı yeğlemişti.

Bu arada tarihi olaylar hakkında değer yargısında bulunan başka Fransız kanunları olduğunu da belirtelim. Bunların başında Yahudi soykırımını inkâr edenlerin cezalandırılması hakkındaki kanun gelmektedir. Ayrıca esir ticaretini kınayan ve sömürgeciliğin iyi yönleri olduğunu belirten kanunlar da vardır. Diğer yandan Sovyetler döneminde Ukrayna’daki kıtlığı, İngiliz idaresindeki İrlanda’da  “patates kıtlığını” ve İkinci Dünya Savaşından sonra Doğu ve Orta Avrupa ülkelerinden kovulan Almanların durumunu ele alan ve bu olayları kınayan bazı kanun tasarıları da onaylanmayı beklemektedir.  “Bellek Kanunları” adını taşıyan bu kanun veya tasarıların  artması,  bunların düşünce özgürlüğünü zedelediğini ve  bilimsel araştırmaları güçleştirdiğini belirterek birçok tanınmış  Fransız tarihçinin tepkisini çekmiştir. Bu tarihçiler  “Tarih İçin Özgürlük” adını taşıyan bir dernek kurarak söz konusu  kanun ve tasarıların iptali için çalışmaya başlamışlardır. Sonunda   Fransız Millet Meclisinin Başkanı  Bernard Accoyer tarafından kurulan bir  grup bu kanun ve tasarıları incelemiş ve vardığı sonuçları on gün kadar önce açıklamıştır.  Buna göre, tarihi olayları nitelendiren ve bunlar hakkında hüküm veren kanunlar kabul etmenin ve özellikle de bu konuda cezalar koymanın Parlamentonun görevi olmadığı belirtilmiş; ancak  bu konularda daha önce kabul edilmiş olan kanunların yeniden ele alınmayacağı da ifade olunmuştur.

Bu raporu Ermeni soykırım iddiaları açısından incelediğimizde 2001 yılı kanununun kalacağı ve ancak ceza  öngören 2006 yılı  tasarısının kanunlaşmayacağı sonucuna varılmaktadır.
Nitekim, iki gün önce Fransız Millet Meclisinde, daha önceden verilmiş bir soru önergesine cevaben Devlet Bakanı Alain Marleix tarihsel olayların yazım ve yorumunun parlamentonun değil tarihçilerin işi olduğunu belirerek ve 2006 yılı tasarısının yasalaşmasına gerek olmadığını söylemiştir.

Böylece Türkiye ile Fransa arasında iki önemli sorundan biri ortadan kalkmıştır.  Diğer sorun, hiçbir bilimsel esasa dayanmadan 1915 olaylarını soykırım olarak niteleyen 2001 yılı kanunudur. Bu kanun Fransa’da son zamanlarda belirmiş olan ve yukarıda açıklamaya çalıştığımız, tarihi olaylar hakkında parlamentonun kanun çıkarmaması kararına  tamamen aykırı olmanın yanında Birleşmiş Milletlerin Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına ilişkin 1948 tarihli sözleşmesine de aykırıdır. Zira bu Sözleşmeye göre bir olayın soykırım olup olmadığına bu konu için özel olarak kurulmuş milli mahkemelerin veya uluslararası ceza mahkemesinin karar vermesi gerekmektedir, parlamentoların değil. O itibarla Türkiye’nin, uluslar arası hukuka riayeti esas alarak ve ayrıca  Türkiye-Fransa ilişkilerinin tamamen normal hale gelmesini de sağlamak üzere  2001 yılı kanunun da iptali istemeye devam etmesi  gerekmektedir.

    Makaleye Yorum Yaz    Yazdır    Tavsiye Et

«  Geri
Yorumlar

Henüz Yorum bulunmamaktadır.

« Diğer Makaleler »



 
 
ERAREN - Ermeni Araştırmaları Enstitüsü

Bu site en iyi 1024 x 768 çözünürlükte görüntülenir.