Anasayfaİletişim
  
English



E-Bülten Üyeliği

Günlük bültenimize üye olmak için aşağıdaki alanları doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


Makaleler

TÜRKİYE-ERMENİSTAN: VARILAN NOKTA

Ömer Engin LÜTEM, Emekli Büyükelçi
21 2009 - AVİM - www.avim.org.tr
Diğer Makaleler

Cumhurbaşkanı Gül’ün geçen yıl milli maç münasebetiyle Erivan’a yaptığı kısa ziyaretten sonra iki ülke ilişkilerinin normalleştirilmesini ve aralarında işbirliğinin başlatılmasını öngören müzakereler hız kazandı ve taraflar bu konuları ele alan iki protokolü 10 Ekim’de Zürih’te imzaladılar.  Dört gün sonra Ermenistan Başkanı Serj Sarkisyan’ın Bursa’da milli maça gelmesi de Türk-Ermeni ilişkilerinin çok gereksinim duyduğu bir dostluk ve iyi niyet gösterisi oldu.

Bu protokollerle iki ülkenin birbirlerinden olan başlıca talepleri kabul edildi.  Türkiye için, 1992’den bu yana üzerinde ısrarla durduğu mevcut sınırların tanınması gerçekleşti ve soykırım iddiaları konusunda da Türkiye’nin 2005 yılında yaptığı “tarihçiler ortak komisyonu” önerisi, esası itibariyle, kabul gördü.  Ermenistan ise yıllardan beri çok istediği Türk sınırlarının açılması ve Türkiye ile diplomatik ilişki kurulmasını sağladı.

Böylelikle protokoller Türkiye-Ermenistan arasındaki ilişki ve işbirliğinin yasal çerçevesini çizdi; ancak bu belgelerin ne zaman yürürlüğe girecekleri ve nasıl uygulanacakları hakkında bazı sorunlar vardır.

Ermenistan açısından bakıldığında hükümeti oluşturan partilerin parlamento onayı için yeterli çoğunluğu vardır. Ancak bu ülkede muhalefet parlamento dışında daha aktiftir. Son olarak, Başkan Sarkisyan’ın seçiminin hileli olduğunu ileri süren muhalefet partilerinin düzenledikleri gösterilerde on kişinin öldüğü hatırlardadır.  On yıl geriye gidersek silahlı bir muhalif grubun parlamentoyu basarak  Parlamento Başkanı, Başbakanı ve altı milletvekilini öldürdüklerini görürüz. Protokollere karşı hareket daha şimdiden başlamış olup birkaç gün evvel Taşnak Partisi Erivan’da on binin üzerinde kişinin katıldığı bir gösteriyi düzenlemeyi başarmıştır. Muhalefetin bel kemiğini oluşturan eski Devlet Başkanı Ter Petrosyan’ın başkanlığını yaptığı Ermenistan Milli Kongresi de katıldığı takdirde çok daha büyük gösteriler ve hatta taşkınlıklar olabilir bu da Ermenistan Meclisini etkileyebilir. 

Ermenistan için çok daha büyük sorun Diasporadır.  Birinci protokolde Türkiye-Ermenistan arasındaki sınırın tanınması ikinci protokolde “tarihi boyut” un incelenmesi için bir alt komisyon kurulması, Diasporanın neredeyse kutsal gibi gördüğü bazı inançlarına tamamen ters olup Diaspora kuruluşları kendi kimliklerini tehdit altında hissetmektedir.  Başkan Sarkisyan Diaspora Ermenilerinin yoğun olarak yaşadıkları bazı ülkelere giderek açıklamalarda bulunmak suretiyle bu tepkileri hafifletmeye çalışmıştır. Bazı Ermeni kuruluşları isteksiz bir şekilde Başkan Sarkisyan’ı desteklemişlerse de Taşnaklar ve yandaşları, karşıtlıklarını Devlet Başkanına saygısızlığa varan bir düzeyde sürdürmüşlerdir; ancak Başkan Sarkisyan tutumunu değiştirmemiştir. Ne var ki Ermenistan’ın, Taşnakları ve diğer muhalifleri bir ölçüde tatmin etmek için,  protokollerin uygulanmasına Türkiye’nin kabul edemeyeceği bazı yorumlar getirilmesi ve taleplerde bulunulması olasıdır. Bu konuya aşağıda ayrıca değineceğiz.

Türkiye’de de protokollere karşı bazı itirazlar vardır ve aynen Taşnaklar gibi, ancak onlardan tamamen farklı bir görüş açısından sınırların tanınması ve “tarihi boyut”a ilişkin maddeler eleştirilmektedir.  Diğer yandan Hükümet, muhalefet ve kamuoyu söz konusu protokollerin Azerbaycan’ın çıkarlarını zedelememesi noktasında birleşmektedirler. Hükümet bu konuda, Azerbaycan Milli Meclisi dâhil, birçok kez taahhütte bulunmuş olduğundan ve esasen Meclis’te de çoğunluğa sahip olduğundan, tartışmalar sürse de,  protokollerin onaylanacağı görülmektedir.

 

Gerek Türkiye’de gerek Ermenistan ve Diaspora’da protokollere karşı çıkanların tutumunu zayıflatan bir olgu ilgili tüm ülkelerin (hatta mesela İspanya gibi doğrudan ilgisi olmayan bazı ülkelerin) ve BM, AB ve NATO gibi kuruluşların protokollerin imzalanmasından gayet hoşnut ve bunu açıklamalarıdır. Diğer bir deyimle protokoller dünyada genel kabul görmüş durumdadır.

Türkiye için önemli bir sorun TBMM’nin protokolleri ne zaman onaylayacağıdır. Genel kanı, Karabağ Sorununun her yönüyle çözümlenmesi uzun yıllar alabileceğinden, Ermenistan ve Azerbaycan’ın bu sorunun çözümüne ilişkin ilkeler üzerinde resmen anlaşmaya varmaları halinde Meclisin protokolleri onaylayabileceğidir. Ancak Minsk Grubunun çabalarıyla müzakerelerde epey mesafe almış olmakla beraber, tarafların ne zaman anlaşabilecekleri belli değildir ve bekli de bu anlaşma çok uzun zaman alabilecektir.  Bu durumda protokoller T.B.M.M’de aylarca ve belki de yıllarca bekleyecek midir?

Onay süresi uzadığı takdirde, Ermenistan ve Diasporanın da tahrikiyle, bu konuda AB’den ve özellikle ABD’den önce itiraz, sonra baskılar gelecektir. Diaspora daha şimdiden, soykırım iddialarının ABD tarafından tanınmasını öngören H.Res.252 sayılı karar tasarısını canlandırma girişimlerinde bulunmaya başlamıştır.  Türkiye’nin onayının çok gecikmesi halen 134 ortak sunucusu olan bu tasarıyı destekleyenlerin sayısını artıracak buna paralel olarak da ABD Hükümetinin tasarıyı önleme olasılığı azalacaktır. Ayrıca 24 Nisan mesajında soykırım sözcüğünün kullanması için Başkan Obama’ya baskılar da yapılacaktır. Kısaca Türkiye için geçmiş yıllara bir geri dönüş yaşanabilecektir.  O itibarla protokollerin onaylanması konusunda Türkiye fazla bir zamana sahip değildir ve bu konunun önümüzdeki Nisan ayından önce sonuçlandırılmasında yarar bulunmaktadır.

Protokollerin onaylanması ve yürürlüğe girmesinden sonra uygulanmaları sırasında da bazı sorunlarla karşılaşılması muhakkak gibidir. Ermeni ilgililer bunların işaretini daha şimdiden vermeye başlamışlardır. Başkan Sarkisyan 11 Ekim’de yaptığı “Ermenilere Sesleniş” konuşmasında Türkiye ile ilişkilerin soykırım gerçeğini sorgulayamayacağını, soykırımın insanlık tarafından tanınması ve kınanması gerektiğini, ikinci protokoldeki alt komisyonun bir tarihçiler komisyonu olmadığını ileri sürmüştür. Bu sözler protokoldeki “tarihi boyut” alt komisyonunu adeta işlevsiz hale getirmektedir.

Ermenistan Devlet Başkanı aynı konuşmasında “Türkiye ile Ermenistan arasında mevcut sınır sorununun uluslararası hukukun ilgili kurallarına göre çözümleneceğini” söylemiş ve protokollerin bundan daha ileri gitmediğini belirtmiştir. Birinci protokolde Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın tanındığı teyit edildiğine göre hangi sınır sorununun çözümünden bahsedilmektedir?

Buna karşın Başbakan Tigran Sarkisyan Ermenistan’ın Sovyet döneminden miras kalan sınırları fiilen ve hukuken tanıdığını beyan etmiş, diğer yandan Ermenilerin 1915 öncesi Türkiye’deki malları konusunun ele alınacağından bahsetmiştir. Dışişleri Bakan Yardımcısı Şavarş Koçaryan ise bu konuda “soykırım kurbanlarının mirasçılarına” verilecek tazminat konusunun gündeme getirileceği belirtmiştir.

Görüldüğü gibi Ermeni yetkililer protokollerde çözümlenmiş bazı sorunları yeniden açmayı ve hatta tazminat gibi, protokollerde yer almayan yeni sorunları ortaya atmayı amaçlamaktadırlar.

Sonuç olarak söz konusu protokollerin imzalanması iki ülke ilişkilerinin normalleşmesi alanında önemli bir aşama olmakla beraber, protokollerin onaylanması halinde dahi sorunların süreceği ve bu durumun taraflar arasında çok arzu edilen barış ve işbirliği havasının doğması ve sürmesini etkileyeceği görülmektedir.

    Makaleye Yorum Yaz    Yazdır    Tavsiye Et

«  Geri
Yorumlar

Henüz Yorum bulunmamaktadır.

« Diğer Makaleler »



 
 
ERAREN - Ermeni Araştırmaları Enstitüsü

Bu site en iyi 1024 x 768 çözünürlükte görüntülenir.