Anasayfaİletişim
  
English



E-Bülten Üyeliği

Günlük bültenimize üye olmak için aşağıdaki alanları doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


Makaleler

TÜRK-ERMENİ İLİŞKİLERİ AÇISINDAN BELİRSİZ HALKA: RUSYA FEDERASYONU’NUN ROLÜ

Aslan Yavuz ŞİR
31 2009 - Avrasya İncelemeleri Merkezi
Diğer Makaleler

10 Ekim 2009 tarihinde Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişkilerin kurulması ve geliştirilmesine dair iki protokolün imzalanması sürecinde Rusya’nın oynadığı rol ilgi çekicidir. Gerçekten de bölgesel çıkarları göz önüne alındığında, Ağustos 2008’de Gürcistan’a yönelik müdahalesi ile Rusya Federasyonu, Güney Kafkasya’da etkinliğini yitirme konusundaki hassasiyetini ve tavrını tüm dünyaya açık bir şekilde göstermişti. Bu çerçevede en çok sorulan sorular arasında Rusya Federasyonu’nun Güney Kafkasya politikasını, Gürcistan’da 2004 yılında yaşanan iktidar değişimi ve Kosova’nın tanınması gibi bölge açısından önem taşıyan iki gelişme sonrasında gözden geçirip geçirmediği tartışma konusudur. Rusya’nın bölgeye yönelik politikası her daim etkinliğini sürdürmek olmuştur; değişen yalnızca Rusya’nın kontrolü dışında yaşanan gelişmelere karşın gözden geçirilen farklı stratejik seçeneklerdir.

Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleştirilmesi sürecine Rusya’nın olumlu yaklaştığı göze çarpmaktadır. Kamuoyunda Rusya’nın yaklaşımının açıklanmasına dair birçok farklı görüş dile getirilmiştir. Bu görüşler arasında Rusya Federasyonu ile Türkiye arasında son yıllarda önemli artış gösteren karşılıklı ekonomik ilişkiler ve Ağustos 2008 sonrasında yaşanan Karadeniz güvenliği konusunda ortaya konan ortak yaklaşım ağırlık kazanmıştır. Nitekim Türkiye ile Rusya arasında giderek artan ticaret hacmi iki ülke arasında siyasi diyalogun da gelişmesini sağlamıştır. Ancak bu yakınlaşmanın, Ağustos 2008’de NATO gemilerinin Karadeniz’de Rus gemileri ile sıcak temasa varabilecek karşılaşmaları sonrasında Türkiye’nin yaptığı girişimlerle zirveye çıktığı söylenebilir. Bu noktada, Türkiye’nin Kafkas İstikrar ve İşbirliği Platformu önerisi başta Rusya olmak üzere bölge devletlerince de desteklenmiştir. Bölge devletleri arasında çözümlenemeyen sorunların varlığı sebebiyle somut işbirliğine dönüşme ihtimali düşük olan bu girişim, Rusya Federasyonu ile Türkiye’nin bölge güvenliğine ortak yaklaşımın vurgulaması açısından Türk-Rus işbirliğini güçlendirici etkiye sahip olmuştur

Ancak Rusya Federasyonu’nun Türk-Ermeni yakınlaşmasına olumlu yaklaşımının temelinde yukarıda bahsi geçen iki hususun dışında başka faktörler de bulunmaktadır. 9 Aralık 2009 tarihinde Akşam gazetesinde yayınlanan röportajında Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçisi Vladimir İvanovski, Rusya’nın Türk-Ermeni ilişkilerinde normalleşme sürecinin ülkesini endişelendirmediğini, aksine Türkiye, Ermenistan ve Rusya arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etmiştir. Ayrıca İvanovski Azerbaycan-Rusya ilişkilerinin de ileri seviyede olduğunu vurgulamış ve Azerilerden “bizim kardeşlerimiz” olarak söz etmiştir. İvanokvski’nin bu açıklaması Rusya Federasyonu’nun Karabağ sorunu ve Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleştirilmesi sürecine, Türk-Rus-Ermeni ekonomik ilişkileri açısından yaklaştığını ortaya koymaktadır. Ayrıca Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleştirilmesinin Karabağ sorununun çözümünü de hızlandıracağını ifade ederken Azerbaycan ile Rusya arasındaki ilişkilere atıfta bulunuyor olması manidardır.

Gerçekten de Rusya Federasyonu’nun Karabağ sorununun çözümünde verdiği destek, görünürde güçlü olsa da aslında sınırlı kalmıştır. Rusya, Türk-Ermeni yakınlaşmasını destekliyor görünmektedir, ancak Türkiye’nin Karabağ’da çözümü bu sürece dolaylı olarak dâhil etmesini yadırgamaktadır. Nitekim Rusya Federasyonu, son dönemde imzalanan anlaşmalar1 göz önüne alındığında, çözümü destekler bir duruş sergileyerek, Türkiye ile ilişkilerini sıkı tutarken, Azerbaycan ile Türkiye arasında yaşanan gerginlikten faydalanarak Azerbaycan’ın enerji kaynaklarına erişim imkânı bulmaktadır. Ayrıca Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleştirilmesi süreci, Karabağ sorununda yaşanacak gelişmelere bağlanmış olması itibariyle, Rusya’nın etkinliğini azaltmaktan çok arttırmaktadır. Çünkü Rusya, halen Abhazya ve Güney Osetya’da olduğu gibi Karabağ’da da çözümsüzlükten en çok faydalanan ülke konumundadır.

Gözden kaçan en önemli nokta, Karabağ sorununun, Güney Osetya ve Abhazya sorunundan farklı olarak Rusya Federasyonu’nun dahi önüne geçemeyeceği bir bölgesel çatışmaya dönüşme ihtimalinin yüksek olmasıdır. 2008 yılı Ağustos ayında Rusya ile Gürcistan arasında yaşanan çatışma, Rus silahlı kuvvetlerinin üstünlüğü ve çatışmaya dış müdahale olmayışından dolayı kısa sürmüştür. Karabağ üzerinden, 2008 yılındaki çatışmaya benzer muhtemel bir Azeri-Ermeni çatışmasının patlak vermesi durumunda, petrol gelirleri ve yükselen ekonomisi ile silahlı kuvvetlerini önemli derecede güçlendirmiş olan Azerbaycan ordusu karşısında Ermeni silahlı kuvvetlerinin direnmesi, Rus desteği olmadan mümkün görünmemektedir. Ancak Rusya’nın olası müdahalesi, Azerbaycan ve Türkiye ile işbirliğini tehlikeye atacak, Ağustos müdahalesi ve ardından Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarının tanınması nedeniyle uluslar arası alanda büyük tepki gören Rusya’nın itibarını ciddi biçimde zedeleyebilecektir. Bu senaryo ise Rusya’nın yukarıda bahsi edilen çıkarlarının zarar görmesi ve bölgede etkinliğinin zayıflaması ile sonuçlanacaktır. Görülmektedir ki Rusya Federasyonu’nun günümüzde Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleştirilmesi ve Karabağ’da çözümü destekliyor görünmesinin sebebi, bölgedeki etkinliğin, bu defa başka stratejiler ile sürmesinin sağlanmasıdır.

    Makaleye Yorum Yaz    Yazdır    Tavsiye Et

«  Geri
Yorumlar

Henüz Yorum bulunmamaktadır.

« Diğer Makaleler »



 
 
ERAREN - Ermeni Araştırmaları Enstitüsü

Bu site en iyi 1024 x 768 çözünürlükte görüntülenir.