Anasayfaİletişim
  
English



E-Bülten Üyeliği

Günlük bültenimize üye olmak için aşağıdaki alanları doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


Tükenmİş Kİtaplar

?kinci Bölüm Ermeni Sorununun Hukuksal Boyutlar?:Ulusal ve Uluslararas?

Yrd. Doç. Dr. Sedat LAÇİNER*
Ermeni Sorunu El Kitabı
 

 le="text-align: juğÿH?kinci Bölüm Ermeni Sorununun Hukuksal Boyutlar?:Ulusal ve Uluslararas?64¤KÖLÜM





ERMEN? SORUNUNUN HUKUKSAL BOYUTLARI:ULUSAL VE ULUSLARARASI

Yrd. Doç. Dr. ?brahim KAYA*





I. ÖNB?LG?LER

Hukuk bir kurallar bütünüdür. Var olmas? gereken durumu gösterir. Var olan durum, var olmas? gerekene ne kadar yak?nsa o kadar hukuksald?r. ?kisi aras?ndaki fark ne kadar fazla ise o kadar büyük oranda hukuka ayk?r?l?k var demektir.

Ermeni sorunu konusu da bir çok konu, belki de tüm konular, gibi hukukun ilgi alan?na girmektedir. Ancak Ermeni sorununun hukuksal boyutlar? Ermeni Ara?t?rmalar? sahas?n?n ihmal edilmi? alanlar?ndan bir tanesi olarak gözlemlenmektedir. Bu çal??mada Ermeni sorunu ile ilintili olabilecek ulusal ve uluslararas? hukuk konular?na de?inilecektir. Çal??man?n özelli?inden dolay? ciltlerce esere konu olabilecek hususlar ancak birkaç sayfal?k s?n?rlar içerisinde sunulmak zorunda kal?nm??, bu durum birçok yerde yüzeysellikle nitelendirilebilecek anlat?mlara neden olmu?tur. Belki de, okuyucunun hukuk bilgisinin s?n?rl? oldu?u varsay?m?ndan hareketle, konular?n son derece basite indirgenmi? olarak anlat?lmas? çal??man?n amaçlar? yönünden en yararl? yöntemdir. Hukukun tart??mal? alanlar?na olabildi?ince az girilmi?, üzerinde tüm hukukçular?n ittifak etti?i konular ön plana ç?kar?lm??t?r.

Ba?larken hukuksal yakla??m?n temel özelliklerine de?inmekte yarar vard?r. Hukuk kabaca ülkenin içinde uygulanan hukuk (ulusal hukuk) ve ülkeler aras? uygulanan hukuk (uluslararas? hukuk) olmak üzere s?n?fland?r?labilir. Hukukun kaynaklar?, kurallar?n neler oldu?unun bulundu?u yerlerdir. ?çhukukun kaynaklar? ülkenin anayasas?, yasalar?, tüzük ve yönetmelikleri gibi hukuksal metinlerdir. Bunlar?n nas?l yap?laca?? anayasa ile saptanm??t?r. Mahkemeler günlük hayattaki uygulamalar?n var olan hukuk kurallar?na uygun olup olmad???na karar verildi?i yerlerdir. Mahkeme kararlar? hukukun ne oldu?unu söyler. ?ç hukukta oldu?u gibi uluslararas? hukukta da kaynaklar konusu önem ta??r. Uluslararas? antla?malar, uluslararas?, hukukun en önemli kayna??d?r. Antla?malar asl?nda devletler aras?nda yap?lm?? sözle?melerdir. Devletler sözle?me ile kar??l?kl? olarak haklar?n? ve yükümlülüklerini belirtirler. ?ç hukuk kurallar?n?n olu?mas?nda prosedür ne kadar önemliyse, antla?malar için de bu böyledir. Antla?malar?n nas?l ba?lay?c? olaca?? devletlerin anayasas?nda belirtilmi?tir. Genelde antla?malar?n geçerlik kazanmas?nda önce imza a?amas? sonra meclislerin onaylama a?amas? öngörülür. ?mza olmadan meclise antla?ma onay için gelemez. ?mzalanan antla?malar?n onaylan?p onaylanmamas? ise tamam?yla meclisin takdirindedir. Meclisce onaylanmayan antla?ma kesinle?mi?, dolay?s? ile ba?lay?c?, olmaz. Bu tür antla?malar yükümlülük do?urmaz.

Bu çal??mada iç hukukun ve uluslararas? hukukun kaynaklar? ?????nda Ermeni sorunu ile ilintili olabilecek konular üzerinde durulacakt?r. Burada amaçlanan okuyucunun sorunun de?i?ik yönleri üzerinde hukuksal bak?? ile de?erlendirmeler yapabilmesine olanak tan?nmas?na çal??makt?r.





II. OSMANLI DEVLET?’NDE ERMEN?LER?N HUKUK? STATÜSÜ

Osmanl? Devleti’nin en büyük özelliklerinden birisi çok uluslu ve çok dinli bir devlet olmas?d?r. Dolay?s?yla Osmanl? tebaas?n?n bir k?sm?n? gayrimüslimler te?kil etmi?tir. ?slam ülkesi vatanda?? gayrimüslimler teknik olarak and, güvenlik, söz verme anlamlar?na gelen zimmet sözcü?ünden türeyen “zimmi” kavram? ile ifade edilmi?lerdir. ?slam topraklar?nda sürekli olarak ya?ama hakk?n? elde eden gayrimüslimlere zimmi denir. Zimmi statüsüne girmek ba?ta ancak ehl—i kitaplar için söz konusu iken zamanla kavram geni?lemi?, örne?in, Mecusiler de bu kapsama girmi?tir.

Bir ülke ?slam hukukuyla yönetilen bir devletin hakimiyetine geçti?i zaman burada ya?ayan gayrimüslimler ?slam devletiyle bir anla?ma yaparak, bu anla?madaki esaslar dahilinde eski yurtlar?nda ya?amaya devam edebilirler. Bu anla?ma süre s?n?rlamas? olmadan sürekli olarak geçerlilik ta??r. Bununla gayrimüslimlere ülkede ya?ama izni verilir, can ve mallar? devletin güvencesi alt?na al?n?r. Din de?i?tirmeye zorlanamayacaklar? gibi ya?ad?klar? yerde daha önceden mevcut ibadethanelerine dokunulmaz. Bu korumaya kar??l?k gayrimüslimler de cizye ve haraç vergisi vermekle yükümlüdür.

Zimmi kavram?n?n ilk kayna??n?n Medine Anayasas? oldu?u söylenmektedir. Bu çerçevede Osmanl? ?mparatorlu?u’ nda da gayrimüslim Osmanl? vatanda?lar?n?n hukuki statüsünün belirlemesinde dinsel hukukun önemli bir katk?s? olmu?tur. Ancak Osmanl? kendi özel ?artlar?ndan kaynaklanan düzenlemeleri de sisteme ba?ar?l? bir ?ekilde eklemlemi?tir. Osmanl?’n?n zimmilerle ilgili getirdi?i en önemli yenilik “millet sistemi” olmu?tur. Millet sistemine benzer bir sistemin Roma hukukunda da var oldu?u bilinmektedir.

Osmanl? Devleti’nde ki?iler din ve mezhep esas?na göre milletlere bölünmü?lerdir. Ki?iler, etnik kökenlerine bak?lmaks?z?n Türk, Ermeni, Rum, Bulgar, Arap olarak de?il, Müslüman, H?ristiyan, Yahudi olarak s?n?fland?r?lm??lard?r. Osmanl? Devleti ‘nde bu guruplar?n her birine millet denmi?tir. Osmanl? Devleti zimmileri bir milletin üyesi olarak muhatap alm??t?r. Zimmilerin kendi iç ili?kileri onlar?n mensup olduklar? din kurallar?nca düzenlenmi?tir. Di?er bir deyi?le gayrimüslimler iç ili?kilerinde özerkli?e sahip olmu?tur. Osmanl? Devleti’nde toplumun dini çizgilere göre topluluklara bölünmesi her birey ya da toplulu?un dini bir ba?la bir millete ait olmas? sonucunu do?urmu?tur.

Millet sisteminin ortaya ç?kmas? Fatih devrinde ?stanbul’un fethinden sonra gerçekle?mi?tir. 1453 y?l?nda Sultan II. Mehmet, Rum, Yahudi ve Ermeni milletlerine, yani ?mparatorlu?un dini anlamda tan?mlanm?? topluluklar?na özerklik tan?m??t?r. ?lk ortaya ç?kan milletin, Ortodoks Rum milleti oldu?u konusunda ara?t?rmac?lar hem fikirdirler. Ortodoks Rum milleti içine yaln?zca Rumlar de?il, S?rp, Bulgar, Romen hatta Arap Ortodokslar sokulmu?lard?r. Yahudi ve Ermenilerin ne zaman millet statüsüne sokulduklar? konusunda ise tart??malar vard?r. Fatih’in tayin etmi? oldu?u Ermeni patri?i Joachim’in bütün Ermeni cemaati ve kiliseleri üzerinde otorite kurdu?u tart??mal?d?r. Ermeni milletinin 1461’de kuruldu?unu söyleyen yazarlar oldu?u gibi ancak 17. yüzy?ldan itibaren Ermeni patri?inin Anadolu ve Rumeli’deki Ermeni cemaati üzerinde hakimiyet kurdu?unu iddia edenler de vard?r. Osmanl? Dev?eti’nde ayr? bir millet statüsü tan?nmayan guruplar?n önemli bir k?sm? da Ermeni milleti içinde kabul edilmi?ler ve Ermeni patrikli?inin bunlar üzerinde yetkili oldu?u kabul edilmi?tir. 1830’da ise Katolik Ermeni Cemaati millet olarak tan?nm??t?r.

Her milletin ba??nda, o toplulu?un seçti?i ve Osmanl? Devleti’nin bir beratla onaylad??? bir millet ba?? bulunmu?tur. Bu beratlarda millet ba??n?n dini ve hukuki yetkileri belirtilmi?tir. Millet ba?? çok önemli bir suç i?lemedikçe görevden al?nmam??t?r. Millet ba??n?n toplulu?un mallar?n? idare etme, ayin ve di?er dini i?leri yürütme, milletini olu?turan ki?ilerden belli miktar vergi toplama yetkileri vard?r. Millet ba?? ayr?ca cemaat mensuplar?n?n özel hukuka ili?kin evlenme, bo?anma, miras gibi meselelerini çözme yetkisiyle de donat?lm??t?r. ?slam hukuku din ve vicdan hürriyetinin do?al bir uzant?s? olarak gayrimüslimlere yarg? özerkli?i tan?m?? ve evlenme, bo?anma, miras gibi konularda kendi hukuklar?n? uygulama hakk? vermi?tir. Millet ba?? bu alanda kad?lar gibi din kurallar?na uygun olarak yarg?lama yapm??t?r.

Dini liderler cemaatleriyle ilgili bütün i?lerden dolay? hükümete kar?? sorumlu say?lm??lar, devletle cemaatleri aras?nda arac? ve temsilci görevini yürütmü?lerdir. Bununla beraber dini liderlerin ya da daha a?a?? düzeydeki ruhanilerin kötü idareleri ve suistimalleri ile ilgili olarak millet mensuplar? do?rudan devlete ba?vurabilmi?lerdir. Her millet e?itim, din, devlet, toplumsal güvenlik gibi görevleri yerine getirmek için kendi kurumlar?n? yarat?p idare etmi?, bu çerçevede dini liderler hastane, vak?f ve e?itim kurumlar?n?n yönetiminde de geni? yetkilere sahip olmu?lard?r.

1789’dan sonra yay?lan milliyetçilik ak?mlar? ile çok uluslu devletler tarihinde yeni bir döneme girilmi?tir. Millet sistemi de art?k ulus-devlete geçi? sürecinde yeterli olamamaktayd?. Bir yandan imparatorluklar? olu?turan milletler ba??ms?zl?klar?n? elde etmek için ayr??ma sürecine girerken di?er yandan çok etnik ve dinsel yap?l? toplumlarda yeni bir ulusal üst kimlik (ulus) tan?mlamas? yap?larak kayna?ma sa?lan?lmaya çal???lm??t?r. Üst kimlik olu?turamayan devletler zaman içerisinde parçalanma ile yüz yüze gelmi?lerdir.

II. Mahmut çe?itli dinlere mensup milletlerin dini nedenleri bahane ederek milliyetçilik duygular? ile ayaklanmalar?n? ve ba??ms?zl?klar?n? istemelerini önlemek amac?yla “Ben teban?n Müslüman?n? camide, H?ristiyan?n? kilisede, Musevisini de havrada fark ederim. Aralar?nda ba?ka güna fark yoktur. Cümlesi hakk?ndaki muhabbet ve adaletim kavidir ve hepsi hakiki evlad?md?r” diyerek uyruklar?n tümünün e?it oldu?unu vurgulam??t?r. Ancak hukuksal anlamda e?itlik Tanzimat ve Islahat fermanlar?yla geldi. 1839 tarihli Tanzimat Ferman? ile Müslüman olan ve olmayanlar?n can, mal, ?rz ve konut dokunulmazl?klar?n?n sa?lanaca?? belirtildi. Böylece Osmanl? uyruklar?n?n din fark? gözetilmeksizin ki?i haklar?, ceza ve vergi hukuku alanlar?nda ayn? hak ve güvencelerden yararlanacakalar? pozitif hukuk kural? olarak saptand?. Tanzimatla birlikte Sancak ve Eyalet merkezlerinde Müslüman ve gayri müslim üyelerden olu?an meclisler kuruldu.

Tanzimat Ferman?’?ndan farkl? olarak 1856 Islahat Ferman? tüm Osmanl? uyruklar?n?n de?il sadece zimmilerin hukuki statülerinde, dini ve sosyal ya?amlar?nda de?i?iklik yapan düzenlemeleri içeriyordu. Bir mezhebe ba?l? olan zimmilerin say?lar?na bak?lmaks?z?n, inançlar?n?n gere?i olan ibadetlerini eda edebilmeleri için gereken tedbirler al?nacakt?. Kimse ibadetlerini yerine getirirken engellenmeyecek, kimse de ibadetlerini yerine getirmeye zorlanamayacakt?. Patrik ömür boyu görevde kalacakt?. Art?k Patriklik makam?na yaln?z dini yetkiler b?rak?lacak, dünyevi yetkiler elinden al?nacakt?. Böylece millet sisteminde önemli bir de?i?iklik yap?larak millet ba?? gerçekten o milletin önderi olma konumundan ç?km??, dünyevi yetkilerini kaybetmi?ti. Cemaat i?leri din adamlar? ve laik üyelerden olu?an karma meclisler taraf?ndan yürütülecekti. Devlete verilecek vergiler bir kanunla tespit edilecek, Müslüman ve Müslüman olmayanlar aras?nda vergi e?itli?i sa?lanacakt?. Zimmilerin devlet memuriyetine ve askeri okullar da dahil olmak üzere, okullara girebilecekleri ve cemaatlerin kendi okullar?n? açabilecekleri öngörülmekteydi. Ayr?ca zimmilerin yerel meclislerde temsili de düzenlenmi?ti. Bu haklara ek olarak e?itlik prensibinin bir sonucu olarak askerlik yükümlülü?ü zimmiler için de getirilmi?ti. Askere al?nmalar?n?n yerine bedel ödemeleri de öngörülmekteydi.

Tanzimat Ferman?’n?n konumuz aç?s?ndan en önemli noktalar? e?itlik prensibinin vurgulanmas? ve millet sisteminin üzerine kuruldu?u dinselli?in terk edilerek, veya zay?flat?larak, millet ba?lar?n?n sadece din alan?nda etkili olmas? dünyevi i?lerde güçlerini yitirmeleridir. Bu durum vergi toplama yetkisi de olan ruhban s?n?f?n?n tepkileriyle kar??la?m?? adeta milletler içerisinde laik anti-laik çat??mas? ya?anm??t?r. E?itlik prensibinin bir sonucu olarak getirilen askerlik yükümlülü?ü de gayrimüslim teba taraf?ndan ho? kar??lanmam??t?r. Daha önce al?nan ba? ve toprak vergilerine ek olarak vergide e?itlik sa?lanm?? ticari kazançlar?n da vergilendiri lmesi prensibi getirilmi?tir. Hristiyanlar için Yahudilerle e?it kabul edilmek de ayr? bir direnç noktas?n? olu?turmu?tur.

1862-65 y?llar? aras?nda ç?kar?lan nizamnamelerle milletler yeniden düzenlendi. Her milletin kendi komisyonunun haz?rlad??? nizamnameler Bab?ali taraf?ndan onaylanarak yürürlü?e girdi. Ermeni Gregoryen Milleti Nizamnamesi l863’te üzerinde anla??larak yay?nland?. Bununla 140 ki?ilik bir genel meclis kurulaca?? öngörülmekteydi. Genel meclis ?stanbul ve Kudüs Patrikierini ve 20 ki?ilik laik meclis ile 14 ki?ilik ruhani meclisi seçecekti. Patrik genel meclise kar?? sorumluydu ve hükümet ile milleti aras?ndaki ileti?imi sa?layacakt?. Dini meclis dini e?itim, din görevlilerinin atanmas? gibi dinsel i?lerden sorumlu iken, laik meclis e?itim, millet mallar?, bütçe ve adalet gibi dünyevi i?lerden sorumluydu. Dikkat edilecek husus burada dinsel olmayanlar?n daha a??rl?kta bulunmas?d?r.


Sonuçta Ermenilerin hiçbir zaman dinsel hürriyetleri ba?ta olmak üzere hak ve hürriyetlerinden mahrum tutulmad?klar?, Osmanl? millet sisteminin zaman?n?n en ileri hak ve özgürlükler sistemi oldu?u söylenebilir. Bu sistemin de?i?ikli?e u?ramas?yla da tüm Osmanl? vatanda?lar?na e?itlik tan?nm??t?r. Nitekim, 1876-1915 aras? dönemde Ermenilerden 29 ki?i pa?a, 22 ki?i d??i?leri, maliye, ticaret ve posta bakanl?klar? da dahil olmak üzere bakan, 33 ki?i milletvekili, 7 ki?i büyükelçi, 11 ki?i ba?konsolos, 11 ki?i profesör ve 41 ki?i de di?er önemli görevlerde bürokrat olarak Osmanl? devlet hayat?nda yer alm??t?r.





III. 1915 TEHC?R? VE SOYKIRIM ?DD?ALARI

Uluslararas? ba?lamda soyk?r?m? tan?mlayan ve onun bir suç, dolay?s? ile i?leyenleri suçlu, kabul eden hukuksal görü? dayana??n? 1948 y?l?nda yap?lan Birle?mi? Milletler Soyk?r?m Sözle?mesi’nden almaktad?r.

Tahmin olunaca?? üzere bu sözle?me Nazi Almanyas?’n?n Yahudilere kar?? yürüttü?ü soyk?r?m politikas? üzerine yap?lm?? olup bundan sonra dünyan?n bu tür eylemlerle kar??la?mas?n? önlemeye yöneliktir. 1948 Birle?mi? Milletler Soyk?r?m Sözle?mesinin ilgili maddesi soyk?r?m? ?öyle tan?mlamaktad?r:

Madde 2. Bu Sözle?meye göre, soyk?r?m, bir milli, etnik, ?rki veya dini
grubu, grup niteli?iyle, k?smen veya tümüyle, yok etmek kast?yla, a?a??daki fiillerin i?lenmesidir:

a)Grubun mensuplar?n? katletmek;

b)Grubun mensuplar?na ciddi bedensel ve psikolojik zarar vermek;

c)Grubun maddi varl???n?n k?smen veya tamamen yok olmas?na yol açacak hayat ?artlar?na kasten tabi tutmak;

d)Grup içinde do?umlar? önlemek amac?yla önlemler dayatmak;

e)Grubun çocuklar?n? bir ba?ka gruba zorla nakletmek.

Bu tan?m Uluslararas? Ceza Mahkemesi’ni kuran 1998 Roma Sözle?mesi’yle de oldu?u gibi kabul edilmi?tir. Bu da göstermektedir ki bu tan?m aradan geçen bunca seneye ra?men hala geçerlili?ini korumakta ve uluslararas? camiaca benimsenmektedir.

Ceza hukuku aç?s?ndan bakt???m?zda soyk?r?m suçunun maddi (objektif-actus reus) ve zihni (subjectif-mens rea) unsur olmak üzere iki bile?eni oldu?unu görürüz. Bunlardan bir tanesi olmadan, yada di?er deyimiyle bir tanesi eksikse, suçun unsurlar?n?n olu?mad??? için suçun varl???ndan bahsetmek mümkün olmaz. Sözle?me “bir milli, etnik, ?rki veya dini grubu, grub niteli?iyle, k?smen veya tümüyle, yok etmek kast?yla” demekle zihni unsura aç?kça i?aret etmekte ve sonras?nda bu amaçla i?lenen suç flillerini maddi unsur olarak saymaktad?r. Bu iki unsur ve bunlar?n kapsam? 1915 Ermeni olaylar?n?n kar??la?t?r?lmas? ba?lam?nda özetle burada ele al?nacakt?r. Bu unsurlar?n hukuksal olarak teorik aç?dan tart???lmas? bu çal??man?n kapsam? d???ndad?r.

Yukar?da an?lan maddede geçen fiillerden (a) ve (c) bentlerini olu?turan filler yani grubun mensuplar?n? katletmek ve grubun maddi varl???n?n k?smen veya tamamen yok olmas?na yol açacak hayat ?artlar?na kasten tabi tutmak konumuz aç?s?ndan ele al?nmas? gereken f?lilerdir.

Ermeni olaylar?yla ilgili olarak sistematik bir öldürme giri?imi oldu?u iddialar? ?üpheyle kar??lanmaktad?r. Tehcir s?ras?nda ortaya ç?kan öldürmelerin asayi? bo?lu?undan yararlanan bir tak?m çetelerin i?i oldu?u bilinmektedir. Ayr?ca bir tak?m devlet görevlilerinin de bu tür fiillere kar??t??? bilinmektedir. Nazilerin aksine Osmanl? yönetimi vuku bulan öldürme ve benzer suç fiillerine kar?? etkin önlemler alm?? daha sava? s?ras?nda çok say?da insan? yarg?layarak suçlu bulmu?tur. Soyk?r?m yapan bir yönetimin bu ?ekilde davranarak suçlular? cezaland?rmas? beklenen bir durum olamaz. (e) bendiyle ilgili olarak ise “tehcir” karar?n?n Ermeni varl???n? kasden yok etmek amac?yla al?nd??? iddia edilmektedir. Tehcir uygulamalar? sonucu çok say?da masum insan?n hayat?n? yitirmi? olmas?, bu iddian?n gerçek oldu?u anlam?na gelmez. Nitekim ortaya ç?kan ölümlerde kast unsuru görülmemektedir. Kast zihni unsurla ilgili oldu?u için ayr?nt?l? olarak a?a??da ele al?nacakt?r. Burada “tehcir” uygulamas?n?n bizatihi bir suçu olu?turup olu?turmad???na konuya aç?kl?k getirmesi için de?inilecektir.

Sözle?menin yap?lmas? a?amas?nda Soyk?r?m Sözle?mesi listesine ülke d???na zorla göç ettirmenin (deportation-sürgün) de soyk?r?m say?lmas? ?eklinde teklifler geldi. Ancak e?er yap?lan eylem grubu yok etmeye yönelik kasdi bir eylemse zaten sözle?menin 2. maddesinin (e) bendinde soyk?r?m olarak ihtiva edildi?i gerekçesiyle bu tür teklifler kabul görmedi. Dolay?s? ile burada önemli olan yap?lan eylemin grubu yok etmeyi amaçlayan kasdi bir eylem olmas?. Yoksa toplu sürgün bizatihi soyk?r?m te?kil etmiyor. Ayr?ca Ermeni “tehciri” sürgün olarak adland?r?lamaz. Sürgün ülke d???na göç anlam?na geliyor. ?ngilizcesi olan deportation sürgünün yan?s?ra s?n?rd??? etme olarak da çevriliyor. Bu çeviri ülke d???l??? daha belirgin k?l?yor. Ermeni tehciri bir grubun ülkenin bir yerinden al?n?p ba?ka bir yerine yerle?tirilmesi (resettlement) yahut grubun yerinin de?i?tirilmesi (relocation) olarak tan?mlanabilir. Bu anlamda zorunlu göç, ister ülke içine ister ülke d???na yap?ls?n, grubu yok etmeye yönelmedikçe soyk?r?m olarak tan?mlanamaz. I. Dünya Sava?? ard?ndan nüfus mubadeleleri yap?ld??? gibi, II. Dünya Sava??’ndan sonra dahi 15 milyon gibi büyük say?daki bir Alman nüfus, 1945 Postdam Protokolü uyar?nca, Bat? Polonya’dan Almanya’ya nakledilmi?tir. Uluslararas? hukukta bu tür büyük nüfus hareketlerini yasaklayan hiçbir hüküm olmad??? gibi ülke içindeki yerle?meler de iç hukukun konusuna girmektedir. Bu tür nüfus hareketlerinin soyk?r?m konusuyla ilgisi yoktur. Bu ba?lamda Ermeni “tehciri” hukuka ayk?r? bir i?lem olarak nitelendirilememektedir.

Madde 2’ ye göre soyk?r?m bir milli, ?rki, etnik veya dini grubu, grup niteli?iyle, toptan veya k?smen yok etmeye yönelik olarak an?lan eylemlerin gerçekle?tirilmesidir. Burada dikkat edilmesi gereken sadece ve sadece insanlar?n an?lan gruplara üye olmalar?ndan dolay? yok edilmeleridir. Ayr?ca dikkat edilmesi gereken ba?ka bir nokta da grubun tamam?n?n ortadan kald?r?lmas? veya sadece çok az?n?n kurtulmas?n?n olay?n soyk?r?m kabul edilmesi için gerekmedi?idir. Bu aç?dan bakt???m?zda di?er unsurlar, yani amaç ve kasd oldu?u takdirde, görece az say?da ölümlerin bile bu kapsamda ele al?nabilece?idir. Nitekim Eski Yugoslavya Sava? Suçlar? Mahkemesi Srebrenica’da katledilen 7000 ki?inin ölümünden sorumlulu?u olanlar? soyk?r?m suçlusu kabul etmi?tir. Bu mahkemenin karar?n?n halihaz?rda temyiz a?amas?nda oldu?u da hat?rlanmal?d?r. Bu aç?dan bak?ld???nda baz?lar?n?n iddia etti?i gibi öldürülen Ermeni say?s? 10.000 olsun veya 1.500.000 olsun hiçbir fark yoktur. Madde 2’ ye göre grubun k?smen de olsa öldürülmesi eylemin soyk?r?m olarak kabul edilebilmesi için yeterlidir.[127] Öldürülenlerin say?s?n?n görece az olmas? soyk?r?m suçu i?lenmedi?ini göstermedi?i gibi say?n?n fazla olmas? da soyk?r?m i?lendi?ine dair hukuksal bir karine te?kil etmez. Dolay?s? ile hukuki aç?dan bakt???m?zda öldürülenlerin say?s?n?n ?i?irilmesi ve ya dü?ük gösterilmesi önemli olmay?p bunlar sadece kamuoyunu etkilemeye yönelik çabalard?r.

En önemli nokta dedi?imiz gibi öldürülenlerin sadece ve sadece an?lan gruplara aidiyetleri nedeniyle öldürülmü? oldu?u gere?idir. Bunun d???nda bir öldürme nedeni soyk?r?m suçu olu?turmaz. Osmanl? millet sistemi içerisinde Ermeni cemaati tan?nm??, dinsel özgürlükleri kabul edilmi?tir. Tanzimat ve lslahat fermanlar?yla Osmanl? yurtta?lar? aras?ndaki e?itlik bir kez daha teyid edilmi?, her yurtta??n mal ve can güvenli?i vurgulanm??t?r. Ermeniler hiçbir meslekten yasaklanmad?klar? gibi neredeyse kuyumculuk gibi baz? önemli meslekler yetenekleri ve dayan??malar? sayesinde Ermenilerin tekeline geçmi?tir. Ermeniler geli?en anayasac?l?k ak?m?na paralel olarak Parlamentoya temsilciler göndermi?ler, yerel yönetimlerde ba?kanl?klar kazanm??lar, devlet bürokrasisinde çok önemli görevler alm??lar hatta çok önemli dönemlerde dahi, örne?in Balkan Sava?lar? s?ras?nda, çok önemli bakanl?klarda, örne?in d?? i?leri, bulunmu?lard?r. Bu aç?dan bakt???m?zda H?ristiyanlara, veya daha iyi bir tabirle Yahudileri de içine alacak ?ekilde tüm gayrimüslimlere yönelik hiçbir ayr?mc?l?ktan bahsetmek olanakl? olmam??t?r. Zaman içerisinde ba??ms?zl?k isteyen baz? Ermeni gruplar ortaya ç?km??sa da bunlar Ermenilerin genelince benimsenmemi?tir. Osmanl? idaresinin bozulmas?na paralel olarak adaletten ayr?lmalar ba?lam?? bir tak?m haks?z uygulamalara tüm ülke yurtta?lar?, Müslümanlar ve Türkler dahil, muhatap olmu?lard?r. D??ar?dan gelen tesirlerin etkisiyle ve onlar?n korumas? alt?nda bir tak?m Ermeni silahl? örgütleri ortaya ç?karak ülkenin bir bölümünde ba??ms?z bir devlet kurmaya yönelik olarak faaliyette bulunmu?lar ve bu bölgelerde devlet otorite bo?lu?undan yararlanarak etnik temizlik olarak nitelendirilebilecek eylemler gerçekle?tirmi?lerdir. Yine bu bölgelerde bulunan Müslüman unsurlar?n da Ermenilere yönelik olarak savunma yada sald?r? amaçl? olsun faaliyetlerde bulundu?u belirtilmektedir. Sava? dönemi ?artlar? alt?nda bu bölgede devlet otoritesi iyice zay?ft?r. Ermeni gruplar kendilerini himaye edeceklerine inand?klar? Rus kuvvetleriyle i?birli?i yapm??lar, Ruslarla sava?an Osmanl? ordusuna kar?? faaliyetlerde bulunmu?lard?r. Buna bir önlem alarak 1915 y?l?ndaki yeniden yerle?tirme karar? al?narak Rus s?n?r illerindeki Ermeniler zorunlu göçe tabi tutulmu?lard?r. Dolay?s? ile Ermenilerin sadece Ermeni olmalar? böyle bir karar?n al?nmas?nda etkili olamam??, ülke güvenli?i ve yurt savunmas? böyle bir önlemi zorunlu k?lm??t?r.

Birçok suçta oldu?u gibi soyk?r?m?n i?lenmesinde de ilk önce zihni bir unsur olan kast?n bulunmas? gerekir. Soyk?r?m, Sözle?menin 2. maddesinde belirtilen be? eylemden birini “kasden” yapmak olarak tan?mlanm??t?r. Buna göre kast unsuru olmaks?z?n eylem gerçekle?mi? olsa, sonuçlar? olu?sa bile soyk?r?mdan bahsedilemez.

Burada geçen kast “özel kast” olup baz? suçlar için yeterli olan “genel kastten” farkl?d?r. Genel kastte eylemin i?lenmesine bak?l?r. Yani eylemin sonucu kastin oldu?unu gösterir. Özel kastte ise sonuca bakarak kasdin oldu?unu ç?karamay?z. Kast unsuru aç?k bir ?ekilde ortada olmal?d?r. Soyk?r?m eylemini gerçekle?tirenler bilerek ve isteyerek grup mensuplar?n? sadece ve sadece o gruptan olduklar? için yok etme niyetinde olmal?d?rlar. Soyk?r?m? iddia edenler kast unsuru oldu?unu ispatlamakla yükümlüdürler.

Bu amaçla Ermeni soyk?r?m?n? savunanlar da Talat Pa?a’ya atfen bir tak?m belgeler yay?nlam??lar ve bunlarda aç?kça soyk?r?m?n emredildi?ini iddia etmi?lerdir. Ancak Andonian Belgeleri olarak geçen bu belgelerin düzmece oldu?u çok geçmeden anla??lm?? böylece Osmanl? hükümetinin planl? ve sistematik bir soyk?r?m? yürüttü?üne ili?kin iddialar dayanaks?z kalm??t?r. Tersine Osmanl? yetkililerinin Ermenilere yönelik suç i?lenmemesini emrettikleri ve bu ba?lamda suçlular? cezaland?r?ld?klar?na yukar?da de?inildi.

Sonuçta, 1915 Ermeni tehcirinin uluslararas? hukuk taraf?ndan benimsenmi? tan?ma uygun olarak bir soyk?r?m olmad??? ortadad?r. 1948 Sözle?mesi’nde geçen unsurlar?n hiçbiri 1915 olaylar?nda bulunmamaktad?r. “Ermeni Soyk?r?m?”?ndan bahsetmek hukuka uygun bir davran?? olarak kabul edilemez.





IV. ULUSLARARASI ADALET: MALTA SÜRGÜNLER?

Bat?’da Ermeni göçü o kadar dramatize edilmi?ti ki daha göç karar?n?n al?nd??? ilk günlerde Mütteffikler Osmanl? devletine uyar?larda bulundular. Müttefikler 24 May?s 1915 tarihinde “Osmanl? yetkililerinin (olaylara) göz yummas?n? ve genellikle yard?m etmesini” iddia ederek ortak bir deklarasyon yay?nlad?lar. Deklarasyonda “Türkiye’nin insanl??a ve uygarl??a kar?? i?ledi?i bu yeni cinayetler kar??s?nda...Müttefik hükümetler...Osmanl? hükümetinin bütün üyelerini ve onlar?n katliamlara kar??an ajanlar?n? ki?isel olarak sorumlu tutacaklar?n?” ilan ettiler. Deklarasyon her türlü uluslararas? diplomatik nezaket ve sayg? kurallar?n? a?an bir ?ekilde kaleme al?nm??t?. Türk milletine kar?? yüzy?llar?n ön yarg?s?n? da gözler önüne sermektedir. Ayr?ca Müttefik kuvvetler ba?tan pe?inen yarg?lamay? yapm??lar; Türkleri suçlu ilan etmi?lerdi. Geriye bir tek suçlular?n cezaland?r?lmas? kalmaktayd?. Sava??n Türkler aleyhine sonuçlanmas?yla bu f?rsat da do?mu?tu.

30 Ekim 1918’de Osmanl? Devleti mütarekeyi imzalad?. Art?k ulusun tersanelerine girilmi?, ordusu da??t?lm??, silahlar?na el konulmu?tu. ?ngiltere D?? ??leri Bakan? Türkiye’yi “mahkum olmay? bekleyen bir suçlu” olarak betimledi. Art?k Müttefiker iddia edilen katliamlar? yapt?klar? inan?lanlar? rahatça yarg?layabilirlerdi. Tüm Osmanl? bilgi ve belgeleri ellerinde idi. Hiç kimsenin ne kaçacak yeri ne de kendisini savunacak silah? vard?. Nitekim ?ngiliz Yüksek Komiser Yard?mc?s? Webb, Paris’teki Bar?? Konferans?’na gönderdi?i 3 Nisan 1919 tarihli bir telgrafta ?öyle diyordu:

Ermeni vah?etinden suçlu olan bütün ki?ileri cezaland?rmak Türklerin toptan cezaland?r?lmas?n? gerektirir. Bu nedenle cezan?n, ulusal olarak, son Türk ?mparatorlu?u ‘nun parçalanmas? biçiminde ve ki?isel olarak, bendeki listede yer alan yüksek görevlilerin ak?betleri örnek olu?turacak ?ekilde yarg?lanmalar? biçiminde, verilmesini öneriyorum.


Bu telgrafa göre i?lendi?i iddia olunan suçlar o kadar büyüktü ki verilecek cezalar örnek olu?tursun diye son derece a??r olmal?yd?. Ayr?ca iddia edilen olaylara kar??an bireylerin de cezaland?r?lmas? yeterli de?ildi. Tüm Türk milleti, ceza hukukunun temel ilkesi olan cezalar?n bireyselli?i ilkesi çi?nenerek, cezaland?r?lmal? ülkeleri bölünüp parçalanmal?yd?. Kovu?turma ve tutuklamalar çoktan ba?lam??t?. Ocak 1919’dan itibaren i?gal alt?ndaki Osmanl? yönetimi Müttefiklerin yönlendirmesi ve bask?s? üzerine çok say?da Türk’ü tutuklad?. Tutuklananlar? eski ba?bakan ve bakanlar, üst düzey bürokratlar. üst düzey silahl? kuvvetler mensuplar?, ?eyhülislam, milletvekilleri, siyasal parti yöneticileri, üniversite profesörleri, bas?n yay?n organlar? çal??anlar? olu?turmaktayd?. Zanl?har önce Merkez Komutanl???’na götürüldüler sonra da askeri bir hapishaneye kapat?ld?lar. 28 May?s 1919’da altm?? yedi tutuklu ?ngilizler taraf?ndan askeri hapishaneden al?narak, ço?u eski hükümet üyelerinden olu?an on iki tanesi Mondros adas?na, geri kalanlar Malta’ya götürüldü. Bu on iki ki?i de daha sonra Malta’ya nakledildi. Akdeniz’de bir ?ngiliz adas? olan Malta’daki tutsaklar?n say?s? 1920 y?l?nda yüz k?rka kadar yükseldi. Tutuklular sava? hukukuna uymamak ve özellikle de ?ngiliz sava? esirlerine kötü davranmak ve Ermeni olaylar?nda rol almakla suçlan?yorlard?. Ancak ?stanbul’daki ?ngiliz Yüksek Komiseri Amiral de Robeck Ermeni olaylar? nedeniyle suçlanan tutuklular?n gerçek bilgi ve bulgular üzerine de?il yukar?da an?lan Webb’in elinde bulunan listede oldu?u gibi bir k?s?m dayanaks?z iddialar üzerine tutukland?klar?n? bilmekteydi. Amiral de Robeck, Curzon’a gönderdi?i raporunda tutuklular?n tehlikeli görülen ki?iler aras?ndan seçildi?ini, eldeki bilgilere güvenmenin mümkün olmad???n?, onlar? mahkeme önünde itham edecek hukuki delillerin olmad???n?, ancak siyasi ?artlar?n onlar?n Türkiye’ye gönderilmesini de uygun k?lmad???n? aç?kça belirtmekteydi. Nitekim ?ngilizler yeterli delil olmadan Türk yetkililere ceza vermelerinin ?ngiliz adaleti aç?s?ndan tarihsel bir utanç olaca??n?n fark?ndayd?lar. Tutuklular, Churchill’in önerdi?i gibi “uygun olan en k?sa zamanda” sal?nmal?yd?. Konu ?ngiliz Bakanlar Kurulu’nda da konu?uldu ve Kraliyet Hukukçular?ndan görü? al?nmas? karar? ortaya ç?kt?. Görü?lerine ba?vurulan Kraliyet hukukçular? verdikleri görü?te ?ngiliz askerlerine kötü davranmakla ilgili birkaç dosya üzerinde çal??t?klar?n?, iddia olunan Ermeni olaylar?yla ilgili olarak herhangi hukuksal bir delilin olmad???n? bildirdiler. Bunun üzerine ?ngiliz Kabinesi Adalet Bakan?n? tutuklulardan hakk?nda dava aç?labileceklerin saptanmas? amac?yla incelenmesini ve di?erlerinin en k?sa zamanda sal?verilmesini istedi. Adalet Bakan? da D?? ??leri Bakan?ndan ?stanbul’daki Yüksek Komiserlik arac?l???yla Hr?stiyanlara kar?? suç i?ledi?i gerekçesiyle hakk?nda dava aç?labilecek Türk tutuklular?n bildirilmesini istedi. ?stanbul’daki yeni Yüksek Komiser Rumbold da cevabi yaz?s?nda ellerindeki tek bilgi kayna??n?n Ermeni Kilisesinin sundu?u bilgiler oldu?unu belirtti. Tutsaklar sadece tek yanl? ithamlar üzerine tutuklanm??lar onlar? gerçek bir mahkemede suçlamaya yetecek kan?tlar bulunamam??t?. Deliller di?er müttefiklerin elinde olmal?yd?. Nitekim sava?a girmeden önce ve sonras?nda ABD gazeteleri Ermenilerin k?r?ld?klar? yönünde, bir k?sm? da Türkiye’de görevli ABD’li yetkililerce aktar?lan, vah?et haberleriyle çalkalanmaktayd?. ?stanbulda’ki ?ngiliz Yüksek Komiserli?i’nde görevli politik-hukuk dan??man? olan Sir Harry Lamb’?n belirtti?i gibi elde Türkleri dava etmeye yetecek kan?t yoktu ancak Amerikal?lar da y???nla delil olmal?yd?. Lord Curzon Washington’daki ?ngiliz Büyükelçisi’ni elde delil olmad??? için Amerikal?lar?n elindeki delillere ula?makla görevlendirdi. ?ngiliz büyükelçili?inde konuyu ara?t?rmakla görevlendirilen ki?i ABD makamlar?na ba?vurdu. Bilgi ve belgeleri inceledi ve üzülerek hukuksal olarak kan?t say?labilecek hiçbir ?eyin bulunamad???n? bildirdi. Art?k Türklerin bo?u bo?una tutsak edildi?i, dolay?s? ile Ermeni olaylar?yla ilgili bilgilerin gerçe?i yans?tmad???, kabul edilmi? oldu. Bunun üzerine ngilizler tutsaklar?n san?k s?fat?yla de?il de ?ngiliz esirlere kar?? de?i?im amac?yla tutulduklar?n? belirttiler. Türk tutsaklar 25 Ekim 1921 kalkan gemilere bindirilerek serbest b?rak?ld?.





V. ANTLA?MALARDA ERMEN? SORUNU (GÜMRÜ-MOSKOVA-KARS,SEVR-LOZAN)

10 A?ustos 1920’de Sevr Bar?? Antla?mas? imzaland?. Ermeni sorunu ile ilgili önemli düzenlemeler içermektedir. Osmanl? Devleti Ermenistan’? özgür ve ba??ms?z bir devlet olarak tan?m??t?r (md. 88).

Madde 89: Öteki... Taraflar gibi, Türkiye ile Ermenistan'da, Erzurum, Trabzon, Van, ve Bitlis illerinde, Türkiye ile Ermenistan aras?ndaki s?n?r?n saptanmas? i?ini ABD Ba?kan?n?n hakemli?ine sunmay? ve bu konudaki karar?n? Oldu?u kadar, Ermenistan‘?n denize ç?k??? ile sözü geçen s?n?ra biti?ik bütün Osmanl? topraklar?n?n askersizle?tirilmesine ili?kin ileri sürebilece?i bütün hükümleri kabul etmeyi kararla?t?rm??lard?r.

Ba?kan Wilson da Giresun’dan do?uya do?ru bütün Karadeniz topraklar?n?n Ermenistan’a verilece?ine karar vermi?tir. Sevr ayr?ca zorunlu olarak yada kendi iste?iyle göç eden tüm Ermenilerin geri dönebilece?ini öngörmekteydi (md. 144). Bu antla?ma Yunanistan hariç hiçbir taraf devlet taraf?ndan onaylanmad?. Bu yüzden hukuksal geçerlili?i bulunmamaktad?r. Lozan Antla?mas? ise do?u s?n?r? ile ilgili düzenlemeler a?a??da ayr?nt?lar? aç?klanacak antla?malarla düzenlendi?i için bu konu hakk?nda bir hüküm ta??mamaktad?r.

1920 Haziran’?nda Ermeniler s?n?r bölgelerindeki Müslüman ahaliye
sald?r?ya geçmi?ti. Ankara 9 Temmuz’da Ermenistan’? bir nota ile protesto etti.
Eylül sonu ise Kaz?m Karabekir Pa?a kar?? sald?r?ya geçerek Sar?kam??’? ald?.
30 Ekim’de Kars ve 7 Kas?m’da Gümrü al?nd?. 2 Aral?k 1920’de Ermenistan ile
Gümrü (Aleksandropol) antla?mas? imzaland?.

Madde 10: Erivan Hükümeti, Türkiye Büyük Millet Meclisince kesinlikle reddedilmi? olan (Sevr) Andla?mas?n? hükümsüz say?p (...) bir k??k?rtma arac? olan Avrupa ve Amerika ‘daki Temsilci heyetlerini geri ça??may? (...) sava?ç? ki?ileri hükümet yönetiminden uzak tutmay? yükümlenir.

Görüldü?ü gibi bu madde ile Ermenistan, Sevr s?n?rlar?n?n geçersiz oldu?unu ilan etmi?tir. Türk-Ermeni s?n?r? bugünküne benzer ?ekilde çizilmi?tir. Ermeni sorunu aç?s?ndan önemli olan bir hüküm de göç edenlerin durumudur.

Madde 6: Ba??tl? Taraflar, Büyük Sava? s?ras?nda dü?man ordular?na kat?larak kendi devletine kar?? silah kullanm?? ya da i?gal alt?ndaki topraklar üzerinde toptan k?r?mlara kat?lm?? olanlar?n d???ndaki göçmenlerin eski s?n?r içindeki yurtlar?na dönmelerine izin verir.

Bu ?ekilde dönenlere her türlü az?nl?k hakk? tan?nacakt?r (md.6). Bir y?l içinde dönmeyenler tüm haklar?n? kaybedecektir (md. 7). Bu antla?ma ile Ermenilerin Osmanl? devletine kar?? sava?t???, i?gal alt?ndaki topraklarda toplu k?r?mlar yapt??? aç?kça kabul edilmi?tir. Ancak bu antla?ma onaylanmam??, böylece hukuken geçerli olamam??t?r.

22 Eylül 1921’de onaylanarak yürürlü?e giren Moskova Antla?mas? ise Sovyet Rusya ile imzalanm??t?. Antla?man?n birinci maddesi taraflardan birine zorla kabul ettirilen Sevr gibi antla?malar?n geçersiz oldu?unu ilan etmekteydi. ?kinci madde ile Batum Gürcistan’a b?rak?lm??t?. Nahcivan’a üçüncü madde ile Azerbaycan’?n koruyulculu?unda özerklik verilmi?tir. On be?inci madde ile de Sovyet Rusya antla?mada geçen s?n?rlar?n?n Kafkas cumhuriyetlerince kabulünü sa?lamay? yükümlenmi?tir. Bu maddenin bir yans?mas? olarak 13 Ekim 1921’de imzalanan Kars antla?mas? 11 Eylül 1922’de yürürlü?e girmi?tir. Kars Antla?mas? Türkiye ile Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan aras?nda imzalanm??t?r. Bu günkü s?n?rlar onaylanm??t?r.

Ermenistan Sovyetler Birli?i içinde federe devlet oldu?u sürece Türkiye-SSCB s?n?r?n? tart??ma hakk?na sahip olmam??t?r. SSCB’nin da??lmas?ndan ve Ermenistan’?n ba??ms?z olmas?ndan sonra da uluslararas? hukuka göre durum böyledir. S?n?r antla?malar? akdedildikleri anda sonuç do?ururlar, imzalayan ülkeler ba?ka ülkelerin egemenli?ine geçse de durum de?i?mez. Halefiyet kurallar? uyar?nca SSCB’den ba??ms?z olan Ermenistan s?n?rlar? aynen tan?mak zorundad?r.






VI. AZINLIK HAKLARI VE TÜRK?YE ERMEN?LER?

Az?nl?k terimi genel anlamda ço?unluktan farkl? olanlar? tan?mlamak amac?yla kullan?lmaktad?r. Bu fark din, dil veya ?rk olarak ortaya ç?kabilir. Hukuksal aç?dan ço?unluktan farkl? olanlara birtak?m haklar?n verilmesi ola?and?r. Az?nl?k haklar? negatif hak-pozitif hak ayr?m? ile yak?ndan ilgilidir. Toplumda ayr?m yap?lmaks?z?n herkese verilen haklara negatif hak denir. Bunlara örnek olarak mülkiyet hakk?, seyahat hakk? gibi haklar gösterilebilir. Pozitif haklar ise toplumda dezavantajl? oldu?u dü?ünülenlere, örne?in az?nl?klara, verilen, onlara di?erlerinden daha fazla olanak veren haklard?r. Örne?in kendi okulunu açabilme hakk? gibi. Az?nl?k haklar? konusunda dikkat edilecek önemli bir nokta da bu haklar?n bireysel haklar oldu?u, kollektif haklar olmad???d?r. Bu haklar gruplara de?il bireylere verilmi?tir. ?unu da ak?lda tutmakta yarar var: bireysel olarak kullan?lan bu haklar grup için de sonuçlar do?urmaktad?r. Örne?in bireyler anadillerini konu?abildikçe o az?nl?k dili varl???n? devam ettirebilmekte, az?nl??a mensup yeni ku?aklar o dili ö?renebilmekte az?nl?k bilinci ve varl??? da dolay?s? ile devam edebilmektedir.

Türkiye’de ya?ayan Ermenilerle ilgili az?nl?k haklar? Türkiye devletinin kurulu?u a?amas?nda Lozan Antla?mas?’nda düzenlenmi?tir. Antla?ma’n?n 37-45 maddeleri bu konularla ilgilidir.

Madde 37: Türkiye, 38.den 44. e dek Maddelerde belirtilen hükümlerin temel yasalar olarak tan?nmas?n? ve hiçbir yasa, hiçbir yönetmelik ve hiçbir resmi i?lemin bu hükümlerle çeli?kili ya da onlara ayk?r? olmamas?n? ve hiçbir yasan?n, hiçbir yönetmeli?in ve hiçbir resmi i?lemin sözkonusu hükümlere üstün say?lmamas?n? yükümlenir.

Bu madde ile Türkiye’nin kurucu antla?mas?n?n hükümlerinin hiçbir ?ekilde de?i?tirilemeyece?i öngörülmü?tür. Zaten iç hukuk-uluslararas? hukuk ili?kisi üzerine uluslararas? hukukun üstün oldu?u yönünde görü?ler vard?r. Türkiye anayasas?n?n da uluslararas? anla?malar?n iç hukuk normlar?ndan, hatta anayasan?n kendisinden üstün oldu?u, ?eklinde görü?ler de yayg?nd?r.

Madde 38: Türk Hükümeti, Türkiye‘de oturan herkesin, do?um, milliyet, dil, soy ya da din ayr?m? yapmaks?z?n, hayatlar?n? ve özgürlüklerini tam ve eksiksiz olarak sa?lamay? yükümlenir.

Türkiye‘de oturan herkes, her inanc?n, dinin ya da mezhebin, kamu düzeni ve ahlak kurallar?yla çat??mayan gereklerini, ister aç?kta isterse özel olarak, serbestçe yerine getirme hakk?na sahip olacakt?r.

Gayrimüslim az?nl?klar, bütün Türk uyruklar?na uygulanan ... ulusal savunma ... ya da kamu düzeninin korunmas? [önlemleri sakl? kalarak], dola??m ve göç etme özgürlüklerinden tam olarak yararlanacakt?r.

Madde 39/1-3: Müslüman olmayan az?nl?klara mensup Türk yurtta?lar? Müslümanlarla özde? medeni ve siyasal haklardan yararlanacaklard?r.

Türkiye ‘nin tüm halk?, din ay?rtedilmeksizin, yasa önünde e?ittir.

Din, inanç ya da mezhep fark? hiçbir Türk yurtta??n?n medeni ve siyasal haklardan yararlanmas?na ve özellikle genel hizmetlere kabulüne, memurlu?a ve yukar? derecelere ula?mas?na, ya da çe?itli meslekleri ve sanatlar? yapmas?na bir engel say?lmayacakt?r.

Bu maddeler yukar?da de?inilen negatif haklarla ilgilidir Ayr?ca Anayasa da hak ve özgürlüklerin ya herkese ya da Türkiye Cumhuriyeti vatanda?lar?na tan?nd???n? belirtmekle Türkiye Cumhuriyeti vatanda?? olan Ermenilerin haklar?n? da güvence alt?na almaktad?r. Ayr?ca Avrupa ?nsan Haklar? Sözle?mesi vatanda? olsun veya olmas?n taraf olan ülke üzerinde ya?ayan herkese uygulanacakt?r. Böylece Türkiye Ermenilerinin tüm temel haklar? güvence alt?na al?nm??t?r.

Türkiye’de az?nl?k haklar? ile ilgili tart??malar son zamanlarda özellikle ana dilde yay?n ve ö?renim üzerine odaklanm??t?r. Ulusal Az?nl?klar?n Korunmas?na ?li?kin Çerçeve Sözle?me az?nl?k dilinde (anadil) e?itim hakk?na ili?kin oldukça aç?k düzenlemeler yapm??t?r. Az?nl??a mensup ki?ilerin kendi dilini ö?renme hakk?na sahip oldu?u kabul edilmi?tir (md. 14/1). Az?nl?k mensubu ki?iler kendi özel e?itim ve ö?retim kurumlar?n? kurabilecektir (md. 13/1). Buna kar??n az?nl?k dilinin ö?retilmesi resmi dilin ö?renilmesi zorunlulu?unu da ortadan kald?rmaz (md. 14/3). Ayr?ca Sözle?rneye göre az?nl?klar kendi dillerinde görsel ve yaz?l? yay?n yapma hakk?na sahip olacaklard?r (md. 9). Sözle?me, bu özgürlüklerin “ülke bütünlü?ü”nün bozulmas?na yönelik olarak kullan?lamayaca??n? da aç?kça belirtmektedir (md. 21). Lozan Antla?mas? incelendi?inde Türkiye’nin bu Sözle?meye taraf olmamakla birlikte burada yer alan ve ancak 1998 y?l?nda yürürlü?e girmi? olan haklar? ve özgürlükleri daha 1923 y?l?nda gerçekle?tirdi?i görülür.


Madde 39/4-5: Herhangi bir Türk uyru?unun, gerek özel gerekse ticaret ili?kilerinde, din, bas?n ya da her çe?it yay?n konular?yla aç?k toplant?lar?nda, diledi?i bir dili kullanmas?na hiçbir k?s?tlama konulmayacakt?r.

Devletin resmi dili bulunmas?na ra?men, Türkçe ‘den ba?ka bir dil konu?an Türk uyruklar?na, mahkemelerde kendi dillerini sözlü olarak kullanabilmeleri bak?m?ndan uygun dü?en kolayl?klar sa?lanacakt?r.

Madde 40: [Gayrimüslimler]... özellikle giderlerini kendileri ödemek üzere, her türlü hay?r kurumlar?yla, dinsel ve sosyal kurumlar, her türlü okullar ve buna benzer ö?retim ve e?itim kurumlar? kurmak, yönetmek ve denetlemek ve buralarda kendi dillerini serbestçe kullanmak ve dinsel ayinlerini serbestçe yapmak konular?nda e?it haklara sahip olacaklard?r.

Madde 41: Kamusal e?itimn konusunda, Türk Hükümeti, gayrimüslim uyruklar?n önemli bir oranda oturmakta olduklar? il ve ilçelerde, bu Türk uyruklar?n?n çocuklar?na ilk okullarda ana dilleriyle ö?retimde bulunulmas?n? sa?lamak bak?m?ndan, uygun dü?en kolayl?klar? gösterecektir. Bu hüküm, Türk Hükümetinin, söz konusu okullarda Türk dilinin ö?renimini zorunlu k?lmas?na engel olmayacakt?r...

Madde 43: Gayrimüslim az?nl?klara mensup Türk uyruklar?, inançlar?na ya da dinsel ayinlerine ayk?r? herhangi bir davran??ta bulunmaya zorlanamayacaklar? gibi, hafta tatili günlerinde mahkemelerde haz?r bulunmamalar? ya da kanunun öngördü?ü herhangi bir i?lemi yerine getirmemeleri yüzünden haklar?n? yitirmeyeceklerdir.

Görüldü?ü gibi Lozan Antla?mas? ile Ermenilere her türlü az?nl?k hakk? tan?nm??t?r. Nitekim bugün Türkiye’de Ermeni kiliselerinin yan?nda, on dokuz adet Ermeni okulu ve Ermenice yay?n yapan üç adet gazete bulunmaktad?r.





VII. TERÖR VE ERMEN?LER

Politik amaçl? olarak olu?turulan ilk Ermeni kurulu?lar? s?ras?yla 1872 ve 1878’de Van’da kurulan Kurtulu? Birli?i ve Kara Haç te?kilatlar? olmu?tur.1881’de Erzurum’da Vatan’?n Koruyucular? derne?i kurulmu?tur. Yerel olmayan daha kapsaml? örgütlerin ilki ise l885’te Van’da kurulan Armenakan’d?r. Bu örgüt Van’dan Mu?, Bitlis, Trabzon, ?stanbul ve hatta Rusya ve ?ran’a kadar yay?lm??t?. H?nçaklar 1887’de Cenevre’de, Ta?naklar (Ermeni Devrimci Federasyonu) da 1890’da Tiflis’te kuruldu. Bu örgütlerin kurulduklar? yerler bunlar?n yabanc? güdümünde oldu?unu göstermesi bak?m?ndan ilginçtir. Kendilerini siyasi birer örgüt olarak niteleyen bu kurulu?lar bugün terör olarak adland?r?labilecek bir çok ayaklanma ve eylemin organizasyonunu yapm??t?r. 1920’lerde Türkiye d???nda ya?ayan eski Osmanl? idarecilerine yönelik eylemlerde bulunan Nemesis örgütü de Ta?naklar?n bir alt kurulu?udur. Nemesis’in ilk kurban?, 15 Mart 1921 de Berlin’de bir caddede yürürken vurularak öldürülen Osmanl? ?çi?leri Bakan? Talat Pa?a’d?r. 9 ay sonra (6 Aral?k 1921) Osmanl? D??i?leri Bakan? Sait Halim Pa?a, Roma’da bir Ermeni taraf?ndan katledildi. Eski Jön Türk yetkililerinden Bahattin ?akir Bey ve Cemal Azmi Bey, 17 Nisan 1922’de Berlin’de öldürüldü. Bundan birkaç ay sonra Cemal Pa?a, iki Ermeni taraf?ndan 21 Temmuz l922’de yaverleri Binba?? Nusret ve Te?men Süreyya Bey ile birlikte Tiflis’te öldürüldü.

Ermeni terörünün ?iddetlenmeye ba?lad??? y?llar 1970’li y?llar olmu?tur. 1973’te münferit bir olay olarak ba?layan Ermeni kökenli terör eylemleri l974’den sonra Türk d?? temsilciliklerine, hava yollar? bürolar?na, ve özellikle diplomatlara yönelmi?tir. Türkiye’ nin Los Angeles ba?konsolosu Mehmet Baydar ve yard?mc?s? Bahad?r Demir bir Ermeni taraf?ndan vurularak öldürdü. Bu cinayetlerden sonra Ermeni terör örgütleri ASALA ve JCAG terör eylemlerini ba?latt?. 1975 Lübnan iç sava?? ile de Ermeni ?iddet eylemleri giderek artt?. Öldürülen toplam Türk diplomat say?s? 34’dür. Bunlardan 4’ü Türk büyükelçileridir. 6 tanesi ba?konsolos ya da konsolostur. Geriye kalanlar Türk diplomatlar? veya elçilik yada konsolosluk mensuplar?d?r.

Terörizm kavram?n?n tan?mland??? ilk uluslararas? antla?man?n, hiçbir zaman yürürlü?e konamam?? olan 1937 tarihli “Terörizmin Önlenmesine ve Cezaland?r?lmas?na Dair Konvansiyon” (The Convention for the Prevention and Punishment of Terrorism) oldu?u söylenebilir. Sözle?me terörizmi ?u ?ekilde tan?mlamaktad?r:

a)devlet ba?kanlar?na, devlet ba?kanlar?n?n yetkilerini kullanan ?ah?slara ve onlar?n haleflerine ve seleflerine, b) yukar?daki ki?ilerin e?lerine, c) kamu görevleri ile görevli veya eylemin kendilerine yöneltildi?inde bir kamu görevine sahip ki?ilere, öldürme, veya ciddi bedensel yaralama veya özgürlü?ünü elinden alma maksad? ile yöneltilen her türlü eylem[128]

Burada s?n?rl? bir kurbanlar listesi verilmi?tir. Çal??mam?z aç?s?ndan en önemli nokta eylemin amac?n?n önemli olmad???d?r. ?ddia edildi?i gibi öç alma dahi olsa eylem terör eylemidir.

Terörizm tan?m? aç?s?ndan bir ba?ka önemli sözle?me ise “Terörizmin önlenmesi ?çin Avrupa Sözle?mesi”dir. Fakat bu Sözle?me ile aç?k bir terörizm tan?m? yap?lmam??t?r. Bunu yerine teröristlerin yarg?dan ve cezaland?rmadan kaçmalar?n?n engellenmesi maksad?yla hangi eylemlerin, taraf devletler aras?nda iade maksad? aç?s?ndan “siyasi eylemler” yada “siyasi eylemlerle ilgili eylemler” olarak tan?mlanamayaca?? say?lmaktad?r. Bu sözle?me ile uçak kaç?rma suçlar? ve diplomatik temsilciler dahil olmak üzere uluslararas? korunan ki?ilere kar?? sald?r? içeren eylemler siyasi eylem say?lmayacakt?r.

Birle?mi? Milletler Genel Kurulu’nun, 1994 y?l?nda yay?nlad??? 49/60 say?l? deklarasyonun ekinde de önemli bir tan?mlama yap?lmaktad?r. Deklarasyon ?öyle bir ifadeye yer vermektedir: “politik sebeplerle yap?lan ve toplumda, bir insan toplulu?unda veya belirli insanlarda bir korku ortam? yaratacak cezai eylemler, siyasi, felsef-ideolojik, etnik, ?rksal, dini veya herhangi bir gerekçe ile hakl? gösterilemez[129].

3173 say?l? Türkiye Cumhuriyeti Terörle Mücadele Yasas?n?n yapt??? tan?ma göre ise terörizm:

Bask?, ?iddet, ç?kar, korkutma, y?ld?rma, sindirme veya tehdit sistemlerinden biri ile Anayasa da belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, Türk Devletinin ve Cumnhuriyetinin varl???n? tehlikeye dü?ürmek, devlet otoritesini zaafa u?ratmak veya y?kmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin iç ve d?? güvenli?ini, kamu düzenini ve genel sa?l??? bozmak maksatlar?yla, bir örgüte mensup ki?i veya ki?iler taraf?ndan giri?ilecek her türlü eylemleridir.

Terörizmin özel bir çe?idi de uluslararas? terörizmdir. Terörizme uluslararas? özelli?ini kazand?ran ?ey, eylemin bir yönü ile bir ülkenin s?n?rlar?n? a?mas?, örne?in failin yada kurbanlar?n yahut da fiile bir ?ekilde i?tirak edenlerin vatanda?l??? nedeni ile yada fiilin i?lendi?i yer nedeni bir ülkenin s?n?rlar?n? a??yor olmas?d?r.

Sonuçta bu metinlerde say?lan unsurlar?n Ermeni terörü olarak adland?r?lan olaylar?n hepsinde görüldü?ünü söylemek mümkündür. Hukuksal aç?dan yap?lan eylemin hakl?l???na yada haks?zl???na bak?lmaz. Ayr?ca Ermeni terörünün uluslararas? niteli?ini de vurgulamak gerekir.





VIII.SONUÇ

Ermeni sorununa hukuksal bir bak?? hem ulusal hem de uluslararas? hukuk konular?n? içermektedir. Osmanl? yönetiminde ya?ayan Ermenilerin dönemin en ileri ölçüsünde haklara sahip olduklar? görülmektedir. Nitekim günümüz Türkiye’sinde de Ermenilere Lozan Antla?mas? ile saptanm?? az?nl?k haklar? tan?nm??t?r. Ermenice yay?nlar yap?labilmekte, Ermeni dili ö?renimi gerçekle?ebilmekte, en geni? anlam?yla din özgürlü?ü tan?nmaktad?r.

1915’in uluslararas? hukuk kurallar?na göre soyk?r?m adland?r?lmas? mümkün gözükmemektedir. Nitekim ?stanbul’un i?gali yabanc? devletlerce yap?lan ara?t?rma ve incelemelerde bu yönde bulunamam?? ve dönemin yöneticileri serbest b?rak?lm??t?r.

Türkiye-Ermenistan s?n?r? gerek SSCB gerekse Ermenistan’la yap?lan antla?malarda kesinlik kazanm??t?r. Bu s?n?r?n de?i?tirilmesi hukuken mümkün de?ildir.

Ermeni sorunuyla ilgili önemli bir nokta da Ermeni terörüdür. Ermeni terörü olarak bilinen olaylar?n hukuksal olarak uluslararas? terör kapsam?na girdi?i hususunda ku?ku bulunmamaktad?r.





IX. KAYNAKLAR





IX.1. ?nternet Siteleri

http://www.bolsohays.com (?stanbul Ermenileri)

http://www.asil.org/terrorind.htm (Amerikan Uluslararas? Hukuk Derne?i ‘nin terör sayfas?- Terörle ilgili pek çok uluslararas? site ve belgeye buradan ula?mak mümkün)

www.eraren.org (Ermeni Ara?t?rmalar? Enstitüsü)

www.ermenisorunu.gen.tr (Türkçe, Frans?zca, Almanca, ?ngilizce olarak tüm yönleriyle Ermeni Sorunu)





IX.2. Kitaplar, Makaleler ve Konferans Bildirileri

Acer, Yücel, ‘Ermeni Terörü ve Terör Kavram?’ Ermeni Ara?t?rmalar? Türkiye Kongresi, 20-2 1 Nisan 2002 Ankara, bildiri

Aktan, Gündüz, ‘The Armenian Problem and International Law’, içinde
Türkkaya Ataöv (der.), Armenians in the Late Ottoman Period, (Ankara:
Turkish Historical Society, 2001)

Aky?lmaz, Gül, ‘Osmanl? Devletinde Gayrimüslimlerin Hukuki Statüsü’ Ermeni Ara?t?rmalar? Türkiye Kongresi, 20-21 Nisan 2002 Ankara, bildiri

Artinian, Vartan, The Armenian Constitutional System in the Ottoman Empire, (?stanbul)

Ataöv, Türkkaya (der.), Armenians in the Late Ottoman Period, (Ankara:
Turkish Historical Society, 2001)

Bal, ?hsan, ‘Ermeni Terörü ve D?? Ba?lant?lar?’, Ermeni Ara?t?rmalar? Türkiye Kongresi, 20-21 Nisan 2002 Ankara, bildiri

Ba?eren, Sertaç, “Terörizm: Kavramsal bir De?er’, içinde, Ümit Özda? ve Osman Metin Öztürk (derl.), Terörizm ?ncelemeleri; Teori, Örgütler, Olaylar, (Ankara: ASAM, 2000)

Bozkurt, Nülnihal, Gayrimüslim Osmanl? Vatanda?lar?n?n Hukuki Durumu, (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1996)

Dadrian, Vahakn N. , ‘Genocide as a Problem of National and International
Law:The World War I Armenian Case and Its Contemporary Legal
Ramifications’, Yale Journal of International Law, Cilt.14, Say?. 2, Yaz 1989

Ercan, Yavuz, Osmanl? Yönetiminde Garimüslimler, (Ankara: Turhan, 2001)

Güler, Ali, Türkiye ‘de Gayri Müslimler, (Ankara: ATASE, 1996)

?lter, Erdal, Ermeni Kilisesi ve Terör, (Ankara: Ankara Üniversitesi, 1996)

Kaya, ?brahim, ‘Uluslararas? Hukukta Soyk?r?m’ Ermeni Ara?t?rmalar? Türkiye Kongresi, 20-21 Nisan 2002 Ankara, bildiri

Laçiner, Sedat, ‘Ermeni Terörü’ içinde Dünya’da ve Türkiye’de Terör, Ekonomik ve Sosyal Yans?malar?, (Ankara: Merkez Bankas?, 2002)

Maz?c?, Nur?en, ‘Türkiye Cumhuriyeti ‘nde Ermeniler’ Ermeni Ara?t?rmalar?
Türkiye Kongresi, 20-21 Nisan 2002 Ankara, bildiri

Oran, Bask?n (der.), Türk D?? Politikas?, (?stanbul: ?leti?im, 2001)

?afak, Ali, ‘Der-? Saadet Ermeni Patri?inin Suret-? ?ntihabina Dair Nizamname
Hükümleri Ve Hukuki Aç?dan Bir De?erlendirme’ Ermeni Ara?t?rmalar?
Türkiye Kongresi, 20-21 Nisan 2002 Ankara, bildiri

?ehirli, Atilla, Türkiye ‘de Bölücü Terör Hareketleri ve Devletin Ald??? Tedbirler, (?stanbul: Burak Yay?nlar?, 2000)

?im?ir, Bilal, The Deportees of Malta and the Armenian Question, (Ankara:
1984).

Süslü, Azmi ve di?erleri, Türk Tarihinde Ermeniler, (Kars: Kafkas Üniversitesi Rektörlü?ü Yay?nlar?, 1995)

Toriguian, Shavars, The Armenian Question and International Law, (Beirut:
Hamaskaine Press, 1973)

Y?lmaz, ?skender, Gümrü Antla?mas?, (Ankara: AKDTYK Atatürk Ara?t?rma Merkezi, 2001)




X.EK:ABD BA?KANI WILSON'UN ÖNGÖRDÜ?Ü ERMEN?STAN SINIRLARI




*Çanakkale Ondokuz Mart Üniversitesi Ö?retim Üyesi ve ASAM Ermeni Ara?t?rmalar? Enstitüsü.
[127]Kan?m?zca sadece bir ferdin öldürülmesi yada az say?da ferdin öldürülmesi belirtilen amaçla ve kasden olsa bile soyk?r?m tan?m?na girmemekte adi suç tan?m?na girmektedir. Ancak minimum bir say? verme Olas?l??? da bulunmamaktad?r. Ancak ?u ana kadar kar??m?za ç?kan örneklerde öldürmenin yayg?nl?k kazanm?? bir uygulama olmas? gerekti?i hususunun arand???n? görmekteyiz.
[128]Yücel Acer,'Ermeni Terörü ve Terörizm Kavram?',Ermeni Ara?t?rmalar? Türkiye Kongresi (20-21 Nisan 2002,Ankara)bildirisi.
[129]Acer,'Ermeni Terörü...'



 ----------------------
* Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslar arası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi -
- Ermeni Sorunu El Kitabı
    Yazdır    
   «  Geri

 
 
ERAREN - Ermeni Araştırmaları Enstitüsü

Bu site en iyi 1024 x 768 çözünürlükte görüntülenir.