AnasayfaÝletiţim
  
English

Ermeni, Bizans ve TĂźrk Hakimiyetinde Ani

Yrd. Doç. Dr. Erol KÜRKÇÜKOĐLU*
ERMENÝ ARAŢTIRMALARI, Sayý 4, Aralýk 2001 - Ocak-Ţubat 2002

 

AnĂ˝, OrtaçaĂ°da tarihi ipek ticaret yolu üzerinde yer alan siyasi, askeri ve iktisadi açĂ˝dan önemli bir konuma sahip, tarihi bir Ăžehirdir. Þehir surlarĂ˝, yüksek daĂ°lardan meydana geliyordu ve her daĂ°Ă˝n tepesinde bir kale bulunuyordu. AnĂ˝’nĂ˝n üç tarafĂ˝nĂ˝ ArpaçayĂ˝ çeviriyordu, diĂ°er tarafta ise nehirden alĂ˝nan su ile doldurulmuĂž bir hendek, Ăžehrin savunma stratejisinde büyük önem arz ediyordu.   AnĂ˝ bu hali ile Bizans’Ă˝n, doĂ°udaki en saĂ°lam bir sĂ˝nĂ˝r Ăžehri[1] ve askeri üssü idi.

AnĂ˝, tarihte birçok medeniyetlere ve milletlere ev sahipliĂ°i yapmýÞ bir Ăžehirdir. AnĂ˝’da yapĂ˝lan arkeolojik kazĂ˝lar,[2]çaĂ°daĂž tarihi kaynaklar [3] ve bugüne kadar varlýðýnĂ˝ sürdüren tarihi eserler[4], biz tarihçilerin, bu tarihi Ăžehirde Roma, Bizans, Ýran, Arap, Gürcü, Ermeni ve Türk medeniyetlerinin yaĂžandýðýna tanĂ˝k olmaktayĂ˝z. AnĂ˝,  Ermenilerin tarihi yanĂ˝ltarak gündeme getirdiĂ°i gibi ortaçaĂ° boyunca kesinlikle bir Ermeni Ăžehri ve baĂžkenti olmamýÞtĂ˝r. Elbette AnĂ˝’da Ermeniler de diĂ°er milletlerle beraber azĂ˝nlĂ˝k halk olarak yaĂžamýÞlardĂ˝r. 961–1045 yĂ˝llarĂ˝ arasĂ˝ndaki 84 yĂ˝llĂ˝k dönemde, Ermeni AnĂ˝ BagratĂ˝larĂ˝ bu Ăžehri baĂžkent yaparak hakimiyetlerini sürdürmüĂžlerdir. 16 AĂ°ustos 1064’de Selçuklu OrdularĂ˝ ile Ermeni ordularĂ˝ arasĂ˝nda herhangi bir savaĂž vuku bulmamýÞtĂ˝r. AnĂ˝’yĂ˝ Selçuklu ordusu, Bizans kuvvetlerini maĂ°lup ederek, Türk yurdu haline getirmiĂžtir. AnĂ˝’daki Ermeni KrallýðýnĂ˝n ve katolikosluĂ°u’nun varlýðýna 1045 yĂ˝lĂ˝nda Bizans Ýmparatoru Konstantin IX. Monomakhos son vermiĂžtir. SelçuklularĂ˝n ele geçirmeye baĂžladĂ˝klarĂ˝ Kafkasya ve Anadolu topraklarĂ˝nda, bir baĂžka devlete tabi durumda dahi, bir Ermeni PrensliĂ°i bulunmamaktadĂ˝r. Bölgede Selçuklu Devleti’nin karÞýsĂ˝ndaki askeri ve siyasi güç Bizans ÝmparatorluĂ°u’dur.

OrtaçaĂ°da Bizans ÝmparatorluĂ°u, Hristiyanlýðý temsil yetkisini kendisinde görmüĂž, hakimiyeti altĂ˝ndaki farklĂ˝ kültür ve Hristiyan anlayýÞýna sahip gruplara baskĂ˝ uygulamýÞtĂ˝. Monofizit inancĂ˝ benimseyen Ermeniler, Hristiyanlýðý en saf Ăžekliyle kendilerinin temsil ettiĂ°ini savunmuĂžlardĂ˝r. Ermeniler genel HristiyanlĂ˝k ve Ortodoksluk içinde kaybolma endiĂžesiyle, BizansĂ˝n isteklerine kabule yanaĂžmamýÞlar ve her vesileyle karÞý koymuĂžlardĂ˝r. Bu karÞý koyma, BizansĂ˝n Gregoryan Ermenilere karÞý en acĂ˝masĂ˝z tedbirleri almasĂ˝na neden olmuĂžtur. Hristiyanlýðý kabul etmeleri, Ermenileri ÝranlĂ˝lardan ayĂ˝rmýÞ ama, Latinlerin ve Greklerin hakimiyetine sokamamýÞtĂ˝r. Çünkü Ermeni PiskoposlarĂ˝, Grek ruhban sĂ˝nĂ˝fĂ˝na karÞý uyguladĂ˝klarĂ˝ kurnaz politikalarĂ˝ yüzünden kin duymuĂž ve Grek Ruhban sĂ˝nĂ˝fĂ˝ da Ermenileri sapĂ˝k olarak nitelendirmiĂžtir. Bu karÞýlĂ˝klĂ˝ düĂžmanlĂ˝k Ermeni Katogikosu Babgen’in 506 yĂ˝lĂ˝nda topladýðý piskoposlar kurulunda alĂ˝nan kararla artmýÞ ve bu tarihten baĂžlayarak, Ermeni Kilisesi kesin olarak Grek-Roma Kilisesi’nden ayrĂ˝lmýÞtĂ˝r.[5]

XI. yüzyĂ˝lĂ˝n baĂžlarĂ˝nda DoĂ°u Anadolu ve Kafkasya’da azĂ˝nlĂ˝k bir halk olarak yaĂžayan Ermenilere karÞý tarihteki en büyük zulmü yapan, o çaĂ°Ă˝n Bizans imparatorlarĂ˝; II. Basileos ve Konstantinos IX. Monomakhos olmuĂžtur.

Iustinianos’dan Monomakhos’a bütün Bizans ÝmparatorlarĂ˝, Kafkasya’da Ermenilerin milli kimliklerini ortadan kaldĂ˝rmak için çalýÞmýÞlardĂ˝r.[6]Bizans’Ă˝n kudretli imparatoru II.Basileios (976-1025) doĂ°u hudutlarĂ˝nĂ˝ emniyet altĂ˝na almak ve Ýslam ülkelerine doĂ°ru geniĂžletmek siyaseti gereĂ°ince doĂ°udaki küçük Ermeni prenslik ve krallĂ˝klarĂ˝nĂ˝ ortadan kaldĂ˝rarak, Ermeni halkĂ˝nĂ˝ Orta Anadolu ve Sivas’a zorunlu iskân etmiĂž, Bizans sĂ˝nĂ˝rlarĂ˝nĂ˝ Azerbaycan ve Kafkasya’ya kadar geniĂžletmiĂžti.

Bizans kaynaklarĂ˝nda Ermenilerin sürekli ihanetlerinden, iki yüzlü siyasetlerinden bahsedilmekte ve Bizans ÝmparatorluĂ°u doĂ°u sĂ˝nĂ˝rĂ˝nda, Selçuklu Türklerine karÞý verilecek mücadele ve savaĂžta, kesinlikle Ermenilere güvenmemektedirler. Bu yüzdende Basileios, imparatorluĂ°un doĂ°u sĂ˝nĂ˝rĂ˝nda, Bizans askeri bölgeleri oluĂžturmuĂžtur.

Ermeniler’de Bizans’Ă˝n kendilerine karÞý uyguladýðý emparyalist politikalarĂ˝na karÞý, amansĂ˝z bir mücadeleye giriĂžmiĂžlerdir. Çünkü Bizans imparatorlarĂ˝nĂ˝n Ermenilere karÞý giriĂžtikleri bu siyasette, Kafkasya’nĂ˝n bu azĂ˝nlĂ˝k halkĂ˝nĂ˝; OrtodokslaĂžtĂ˝rmak, milli kimliklerini yok etmek ve tarih sahnesinden silmek gibi bir emperyalist siyaset izliyorlardĂ˝.

Ermeni tarihçi Mateos, Bizans’Ă˝n izlediĂ°i siyaseti Ăžöyle ifade ediyordu; “Roma Dükü, Bizans Ýmparatoru büyük bir ordu ile beraber, Ermenistan’a yürüdü. HĂ˝ristiyanlarĂ˝n üzerine atĂ˝lĂ˝p onlarĂ˝ kĂ˝lĂ˝çtan geçirdi ve esaret altĂ˝na aldĂ˝. O zehirli bir yĂ˝lan gibi her yere ölüm getirdi ve böylelikle dinsiz milletlerin yerini aldĂ˝.”

Mateos, BizanslĂ˝lara karÞý büyük bir kin ve düĂžmanlĂ˝k duyuyordu. Eserinde de bu kini sĂ˝k sĂ˝k dile getiriyordu: “BizanslĂ˝lar muharebe ve kahramanlĂ˝k sahasĂ˝ndan nefret ederek, Ermeni mezhebinin tetkiki ile uĂ°raĂžtĂ˝lar ve Allah’Ă˝n Kilisesi’nin içinde kargaĂžalĂ˝k ve kavga çĂ˝kardĂ˝lar. Onlar, Türklere karÞý harp etmekten kaçĂ˝nĂ˝yorlar, fakat hakiki HĂ˝ristiyanlarĂ˝ inançlarĂ˝ndan döndürmek için büyük gayret sarfediyorlardĂ˝. BizanslĂ˝lar bu gayretleri ile bütün Ermeni prens ve kumandanlarĂ˝nĂ˝ doĂ°udan çĂ˝karĂ˝p, kendi memleketlerinde ikâmet etmeye mecbur ettiler. KaçmaĂ°Ă˝ kendileri için bir zafer sayan ve kahramanlĂ˝k addeden bu Grekler, kurtu görür görmez kaçmaĂ°a baĂžlayan kötü çobanlara benzediler.”[7]

Bu yüzden de 961 yĂ˝lĂ˝nda kurulan AnĂ˝ BagratĂ˝larĂ˝ KrallýðýnĂ˝ ortadan kaldĂ˝rmak düĂžüncesiyle BizanslĂ˝larla Ermeniler arasĂ˝nda yoĂ°un bir mücadele ve savaĂž dönemi baĂžlamýÞtĂ˝r.

AnĂ˝ Ermeni KralĂ˝ Yovannes-Smbat (1018-1041) Bizans’a karÞý yapĂ˝lan savaĂžta, Gürcü Giorgi’nin müttefiki idi. 1021 yĂ˝lĂ˝nda bütün Gürcistan topraklarĂ˝nĂ˝n Bizans hakimiyeti altĂ˝na girmesi üzerine, Ýmparator II. Basileios’la barýÞ yapmak düĂžüncesi ile 1022 yĂ˝lĂ˝ baĂžlarĂ˝nda Katholikos Petros’u, Trabzon’da bulunan Ýmparatorun yanĂ˝na gönderdi. Skylitzes’e göre Petros, AnĂ˝’nĂ˝n anahtarlarĂ˝nĂ˝ imparatora teslim etti. Ýmparator bunun karÞýlýðýnda Yovannes’i Magistros ve ömrü boyunca AnĂ˝ ve Ermenistan valisi yaptĂ˝. Fakat ondan ölümünden sonra, bütün ülke topraklarĂ˝nĂ˝n Bizans’a geçeceĂ°ine dair yazĂ˝lĂ˝ bir belge talep etti.[8]

1041 yĂ˝lĂ˝nda AnĂ˝ Ermeni KralĂ˝ Yovannes Smbat öldü.[9] Bizans Ýmparatoru Mikhail, 1042 yĂ˝lĂ˝nda AnĂ˝’nĂ˝n alĂ˝nmasĂ˝ için bölgeye aynĂ˝ yĂ˝lda iki sefer düzenledi. Fakat her iki seferde baĂžarĂ˝sĂ˝zlĂ˝kla sona erdi. Hatta ikinci sefer esnasĂ˝nda Ermeni KomutanĂ˝ Vahram Pahluavuni, AnĂ˝ önlerinde Bizans ordusunu aĂ°Ă˝r bir maĂ°lubiyete uĂ°rattĂ˝.[10]

1044 yĂ˝lĂ˝nda Ermeni AnĂ˝ KralĂ˝ Gagik, Bizans Ýmparatoru tarafĂ˝ndan Ýstanbul’a davet edildi. Bizans AnĂ˝’da Katapan (Kral Vekili) bĂ˝raktĂ˝. Katolikos ve KralĂ˝ arzularĂ˝ doĂ°rultusunda Ýstanbul’da mecburi ikâmete tabi tuttular ve geri dönmelerine mani oldular. Gagik AnĂ˝’ya dönme ümidini kaybedince, AnĂ˝’ya karÞýlĂ˝k GolonbagatĂ˝ ve Pizu’yu aldĂ˝. (GolonbagatĂ˝ ve Pizu Kapadokya’da bulunuyordu. Fakat yerleri kati olarak tesbit edilememiĂžtir.) Gagik Ýstanbul’da kendi milletine hakaret edenler arasĂ˝nda vatanĂ˝nĂ˝n hasretini çekerek yaĂžamaĂ°a mecbur oldu.[11] Fakat o bununla beraber dinsiz ve sapĂ˝k Grek Milleti tarafĂ˝ndan hilekârlĂ˝kla hapsedilmiĂž tahtĂ˝ için daima matem içinde bulunuyordu.[12]

1045 yĂ˝lĂ˝nĂ˝n baĂžlangĂ˝cĂ˝nda Ýmparator Monomakhos bütün Grek memleketinin askerlerini topladĂ˝ ve onlarĂ˝ AnĂ˝ Ăžehrini talep etmek üzere doĂ°uya sevk etti. Bizans ordusuna Baragamanos komuta ediyordu. AnĂ˝ önlerinde yapĂ˝lan ilk savaĂžta Baragamarios komutasĂ˝ndaki Bizans ordusu maĂ°lup edildi. Fakat AnĂ˝ halkĂ˝ KrallarĂ˝, Gagik’in hayatĂ˝ karÞýlýðýnda AnĂ˝’yĂ˝ Bizans komutanĂ˝na teslim etmek zorunda kaldĂ˝lar. Bagratuni Devleti bu suretle Bizans hakimiyetini kabul etti.[13]

1045 yĂ˝lĂ˝nda AnĂ˝ KrallýðýnĂ˝n Bizans ordularĂ˝ tarafĂ˝ndan iĂžgal edilmesi üzerine, AnĂ˝’nĂ˝n yerli Ermeni halkĂ˝, Bizans Ýmparatoru tarafĂ˝ndan Bulgaristan’a ve Anadolu’nun güneyine zorla göçe tabi tutulmuĂžtur. Bununla Bizans iki amaç güdüyordu: Ermenistan topraklarĂ˝ndaki Ermeni silahlĂ˝ gücünü zayĂ˝flatmayĂ˝, Balkanlar ve Suriye’deki imparatorluk sĂ˝nĂ˝rlarĂ˝nĂ˝ Ermeni desteĂ°iyle korumayĂ˝ hedefliyordu. Fakat ülkesinden uzaklaĂžtĂ˝rĂ˝lan Ermeni silahlĂ˝ gücünün zararĂ˝ hem Ermenistan’a hem de Bizans’a dokundu. Korumadan yoksun Ermenistan üzerinden Bizans ÝmparatorluĂ°u’nun iç bölgelerine Selçuklular için yol açĂ˝lmýÞtĂ˝. Bizans yönetimi zamanĂ˝nda AnĂ˝’daki Ermeni halkĂ˝na her türlü katliam ve zulüm yapĂ˝lmýÞ, aĂ°Ă˝r vergiler konulmuĂž, dini kurumlara saldĂ˝rĂ˝lmýÞ, Ermeni din adamlarĂ˝ yakalanarak hapsedilmiĂž, bir kĂ˝smĂ˝ da öldürülmüĂžtür.[14]

1045 Eylülünde AnĂ˝’da baĂžlayan Bizans Thema Ýdaresi, 16 AĂ°ustos 1064 Selçuklu Fethine deĂ°in 19 yĂ˝l sürmüĂžtür. OrtaçaĂ°da Bizans-Ermeni iliĂžkilerini baĂžka bir açĂ˝dan ele aldýðýmĂ˝zda; Ermeni HalkĂ˝na karÞý en büyük ihaneti Ermeni Kral ve Derebeyleri yapmýÞtĂ˝r. AnĂ˝ Derebeyi Gagik, kardeĂži Gurgen, Kars KralĂ˝ Abas, Van Derebeyi Sennekerim Ermeni topraklarĂ˝nĂ˝ Bizans’a Ăžahsi çĂ˝karlarĂ˝ ve ihtiraslarĂ˝nĂ˝n karÞýlýðýnda para ile satarak Ýç Anadolu’ya yerleĂžmiĂžlerdir.[15] 

16 AĂ°ustos 1064 AnĂ˝’nĂ˝n Selçuklular TarafĂ˝ndan Fethi ve  Türk Hakimiyeti

Bizans çaĂ°Ă˝nda “Anadolu’nun DoĂ°u Kilidi” sayĂ˝lan ve ana göçlerle, istilâlar yolu üzerinde bir kapĂ˝ olan Kafkasya’nĂ˝n fethi ile, bu bölge Türk hakimiyeti altĂ˝na alĂ˝nmakla kalmayacak, gelecekte Anadolu’ya yapĂ˝lacak akĂ˝nlara da yol açĂ˝lmýÞ olunacaktĂ˝r. Nihayet böylesine sistemli, planlĂ˝ ve programlĂ˝ olarak baĂžlatĂ˝lan, fakat aralĂ˝ksĂ˝z yĂ˝llarca devam eden akĂ˝nlarĂ˝n tek gayesi Kafkasya’yĂ˝ Bizans’tan koparmak ve onu Türk Yurdu haline getirerek asĂ˝l hedef olan Anadolu ve Bizans topraklarĂ˝nĂ˝n fethinde üs olarak kullanmaktĂ˝.

Sultan Alp Arslan Anadolu’yu, Türk Milletine ebediyen vatan yapmak düĂžüncesiyle 22 Þubat 1064’de Kafkasya seferine çĂ˝ktĂ˝. Sultan AnĂ˝’ya varĂ˝nca, Ăžehrin müstahkem ve ele geçirilmesinin zor olduĂ°unu gördü. AnĂ˝’yĂ˝ yerli askerlerden çok ücretli askerlerden kurulan BizanslĂ˝ bir garnizon korumakta idi. SurlarĂ˝ ve Ăžehrin etrafĂ˝nĂ˝ çeviren ArpaçayĂ˝ ile meĂžhur AnĂ˝ Ăžehrini kuĂžatan Selçuklu ordularĂ˝, Ăžiddetli hücumlar neticesinde 16 AĂ°ustos 1064’de Bizans’Ă˝n doĂ°udaki bu ünlü kalesini fethetti.[16] AnĂ˝’nĂ˝n fethi Ýslâm dünyasĂ˝nda büyük memnunluk yaratmýÞ, her tarafa fetihnameler gönderilmiĂž, bizzat Ýslâm Halifesi Alp Arslan’Ă˝n baĂžarĂ˝sĂ˝ndan dolayĂ˝ Sultana “Ebu’l – feth” ünvanĂ˝nĂ˝ vermiĂžtir. Bu büyük zafer, Bizans ÝmparatorluĂ°unu Alp Arslan ile anlaĂžma teĂžebbüsüne mecbur etmiĂžti.[17] 

Tebrizli Kesrevi, Þehr-i Yaran-Ă˝ Gomnan adlĂ˝ eserinde, AnĂ˝’yĂ˝ Alp Arslan’dan önce hiçbir kimse kĂ˝lĂ˝çla fethedememiĂžti. Onun bu zaferi, tarihin en büyük fetihlerinden biri diye dikkati çekmektedir.[18] 

16 AĂ°ustos 1064’de AnĂ˝’yĂ˝ fetheden Sultan Alp Arslan, Anadolu’nun fethinin baĂžlangĂ˝cĂ˝nĂ˝ ve Türkiye’nin temelini, Malazgirt Zaferi öncesi bu tarihi Ăžehirde atmýÞtĂ˝r. Türk insanĂ˝ tarihte vatan olarak bildiĂ°i her coĂ°rafyayĂ˝ yeni baĂžtan imar ve inĂža etmiĂž, kendi kültür ve sanat anlayýÞýyla, sanat eserleri ile donatmýÞtĂ˝r. Türk’ün ünlü siyasetname eseri olan Yusuf Has Hacib’in Kutadgu bilig’inde “Türk insanĂ˝ kĂ˝lĂ˝ç ve kalemi birlikte düĂžünen bir millettir. KĂ˝lĂ˝ç memleket zapteder, kalem ise memleket tanzim eder, düzenler” ifadesinin ýÞýðý altĂ˝nda Alp Arslan AnĂ˝’yĂ˝ fethettikten sonra bu tarihi Ăžehri, imar etmiĂž; cami, saray, kervansaray, hamam ve köprülerle bezemiĂž ve süslemiĂžtir. Sultan AnĂ˝’nĂ˝n fethi ile, Büyük Kilise’yi (Katedral) Fethiyye Camisi adĂ˝ altĂ˝nda ibadete açmýÞtĂ˝r.

Anadolu Selçuklu çaĂ°Ă˝nĂ˝n en eski yapĂ˝larĂ˝nĂ˝; Ýlk AnĂ˝ Emiri ÞeddadlĂ˝ Ebu-Þüca Menûçehr adĂ˝na yaptĂ˝rĂ˝lan Menûçehr Camii, (Halk Bozminare Camisi demektedir.) yine XI. YüzyĂ˝la ait Ebu’l-Muammeran Camii, Mastaba Selçuklu KervansarayĂ˝, 1092’de MelikĂžah ölmeden önce, Ăžehrin kuzeybatĂ˝sĂ˝nda çok görkemli bir görünüĂže sahip Sultan SarayĂ˝ ve Selçuklu HamamlarĂ˝ Türk sanat eserleri olarak AnĂ˝’da inĂža ettirilmiĂžtir. Ýlk AnĂ˝ Emiri ÞeddâdlĂ˝ Ebû Þüca Manuçahr (1064–1118) AnĂ˝’nĂ˝n fethi ile Ăžehrin savaĂž yüzünden yĂ˝kĂ˝lan DýÞ Kale kapĂ˝sĂ˝ yanĂ˝ndaki burçlarĂ˝ tamir ettirmiĂžtir. Emîr Manuçahr, Alp Arslan’Ă˝n kuĂžatmada kullandýðý büyük mancĂ˝lĂ˝kla atĂ˝lan taĂžlarĂ˝n yĂ˝ktýðý OrtakapĂ˝’nĂ˝n batĂ˝ yanĂ˝ndaki sur kesimini tamir ettirerek, üzerine kabartma bir süslü kûfî hatla dört satĂ˝rĂ˝n yazĂ˝lĂ˝ olduĂ°u 72x116 cm. ebadĂ˝ndaki sert siyah bitevi tüf taÞýndaki Ăžu kitâbeyi koydurtmuĂžtur.

1- Bismillâhirrahmânirrahim.

2- Emere bi-binâ’u hâze’l-burc El-Emîr El-Ecell.

3- El-Mansûr Þücâ’üd-Devlet Ebû.

4- Þüca Manûçahr bin Þâvûr.

Emir Manuçahr’Ă˝n bu deĂ°erli kitâbesi, Anadolu Selçuklu çaĂ°Ă˝nĂ˝n ilk kitâbesi olup, en geç 1066 tarihinde konulmuĂž olmalĂ˝dĂ˝r. Manuçahr, Ăžehirde artan Türk-Ýslâm nüfusuna Fethiye-Camiî (Katedral) yetmediĂ°i için, ArpaçayĂ˝’na bakan yamaçta kendi adĂ˝yla anĂ˝lan iki katlĂ˝, 12 bölmeli “Manuçahr-Mescidi” adlĂ˝ camiî yaptĂ˝rmýÞtĂ˝r. AnĂ˝’daki ilk Selçuklu camisinin MelikĂžah (1072–1092) çaĂ°Ă˝nda yapĂ˝ldýðý, üzerinde tek satĂ˝rlĂ˝ uzun kitâbedeki ifadelerden anlaÞýlmaktadĂ˝r. 

“Büyük Hamam” Ă˝n da Emir Manuçahr çaĂ°Ă˝nda yapĂ˝ldýðý anlaÞýlmaktadĂ˝r. Su ve Ă˝sĂ˝tma tesisleri, iç süslemeleri ve diĂ°er birtakĂ˝m mimari özellikleri bakĂ˝mĂ˝ndan Anadolu Türk hamamlarĂ˝nĂ˝n benzeri ve en eski hamamĂ˝ olduĂ°u tespit edilmiĂžtir.

Manuçahr çaĂ°Ă˝nda ve 1092’de MelikĂžah ölmeden önce, Ăžehrin kuzeybatĂ˝sĂ˝nda çok güzel görünüĂžlü yerde, Süregelli ve AnĂ˝ köylülerinin yĂ˝llardan beri “Sultan SarayĂ˝” dedikleri görkemli saray da, Selçuklu mimari tarzĂ˝ ile inĂža edilmiĂžtir.

Emir Manûçahr, AnĂ˝’yĂ˝ büyük emek ve gayretlerle imar etmiĂž, eskisinden daha huzurlu ve refahlĂ˝ duruma getirdiĂ°i, HĂ˝ristiyan ahaliye de kendisini sevdirdiĂ°i, imar eserlerinden ve bu döneme ait kaynaklardan anlaÞýlmaktadĂ˝r. Ýlk Selçuklu SultanĂ˝ adĂ˝ yazĂ˝lĂ˝ en eski parayĂ˝, AnĂ˝’da Emir Manuçehr zamanĂ˝ndan kalma olarak buluyoruz. AyrĂ˝ca bu bölgede yapĂ˝lan kazĂ˝larda Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Gürcü devirlerine ait paralar ve Selçuklu dönemine ait çanak, çömlek ve çiniler bulunmuĂžtur. [19]            

Bizans ÝmparatorluĂ°unun doĂ°uda en müstahkem Ăžehri ve kalesi olan AnĂ˝’nĂ˝n Alp Arslan tarafĂ˝ndan fethedilmesi, HĂ˝ristiyanlar arasĂ˝nda ne kadar üzüntü yaratmýÞsa, Ýslâm dünyasĂ˝nda da o kadar sevinç yaratmýÞtĂ˝r[20]. Tarihi, kültürü, medeniyeti, milli kimliĂ°i ile bin yĂ˝ldan beri Türk Yurdu olan AnĂ˝, bize Sultan Alp Arslan’Ă˝n emanetidir. Alp Arslan OrtaçaĂ°Ă˝n bu Bizans kalesini fethettikten sonra, AnĂ˝’ya Türk kimliĂ°i ve ruhunu kazandĂ˝rmýÞtĂ˝r. AnĂ˝’daki tarihi eserler, Türk Milletine ait tapu belgeleridir, Türk mühürleridir. Bin yĂ˝ldan beri topraĂ°Ă˝nĂ˝n altĂ˝ ile üstü ile Türk Milleti’nin kutlu bir bölgesi olan AnĂ˝, sonsuza kadar Türk VatanĂ˝ olma misyonunu gururla ve Ăžerefle sürdürecektir.



[1] Ahmed Bin Mahmud, Selçuk-name, I, Haz., ErdoĂ°an Merçil, Ýstanbul, 1977, s.65-68; Mehmet Altay Köymen, Alp Arslan ve ZamanĂ˝, Ýstanbul, 1972, s.32-35
[2] Ý. KĂ˝lĂ˝ç Kökten, “Orta DoĂ°u ve Kuzey Anadolu’da YapĂ˝lan Tarih Öncesi AraĂžtĂ˝rmalarĂ˝”, Belleten, VIII/32, Ankara,1944, s.669–670.
[3] Povestvovanie Vardapeta Aristakesa Lastivertsi, Eski Ermenice’den Rusca’ya çeviren, K.N. YüzbaĂžyana,  Pamyatniki Pismennosti Vostoka XV, Moskva,1968,s. 128–133; Urfa’lĂ˝ Mateos Vekayinamesi (952–1136) ve Papaz Grigor’un Zeyli (1136–1162) çev; Hrant D. Andreasyan, Ankara, 1987, s. 72–81.
[4] M. Brosset, Les RuĂ˝nes D’anĂ˝, St- Petersburg, 1860,s.65; M.Fahrettin KĂ˝rzoĂ°lu, AnĂ˝ Þehri Tarihi (1018–1236) Ankara,1982, s.59; M.Fahrettin KĂ˝rzĂ˝oĂ°lu, “SelçuklularĂ˝n AnĂ˝’yĂ˝ Fethi ve Buradaki Selçuklu Eserleri”, Selçuklu AraĂžtĂ˝rmalarĂ˝ Dergisi, II, Ankara, 1971, s.114; Ý.G. Çavçavadze, Armyan Skie UçenĂ˝e i VopyaĂžie Kamni, Baku, 1990, s.15–16.
[5] SeyidaĂ°a Onullahi, XIII-XVII. AsĂ˝rlarda Tebriz, Bakü, 1982, s.33-34; Ziya Bünyadov, VII-IX. AsĂ˝rlarda Azerbaycan, Bakü, 1989, s.90-92; H.F. Lunch, Armenia Travels and Studies, I, London, 1901, s.263-266; T.W Arnold, ÝntiĂžar-Ă˝ Ýslam Tarihi, Ankara,1982, s.210; Anna Komnena, Alexiad Malazgirt’in sonrasĂ˝, çev.;Bilge Umar, Ýstanbul, 1996, s.333-334; Günay Tümer-Abdurrahman Küçük, Dinler Tarih, Ankara, 1993, s.278.
[6] NĂ˝cholas Adontz, Armenia Ă˝n The PerĂ˝od of JustĂ˝nĂ˝an, LĂ˝sbon, 1970,s.155–163.
[7] UrfalĂ˝ Mateos, Vekayi-namesi (952–1136) ve Papaz Grigor’un Zeyli (1136–1162)  s.111–112
[8] Ernst HonĂ˝gmann, Bizans Devleti’nin DoĂ°u SĂ˝nĂ˝rĂ˝, terc: Fikret IÞýltan, Ýstanbul, 1970, s.166; B.Ý.Arakelyana-A.R.Ýoannisyana, Ýstoriya Armyanskogo, Naroda, Erevan, 1951, s.152
[9] SĂ˝rarpĂ˝e Der NersesĂ˝an, ByzantĂ˝ne and ArmenĂ˝an StudĂ˝es I, LĂ˝sboa, 1973, s.307–308; Mateos, Vekayi-namesi, s.68
[10] P.CharanĂ˝s, The ArmenĂ˝ans Ă˝n the ByzantĂ˝ne EmpĂ˝re, LĂ˝sboa, s.49–50; Arakelyana-Ýoannisyana, Ýstoriya Armyanskogo Naroda, s.152
[11] Müverrih VARDAN, Türk Fütühat Tarihi (889–1269) Türkçe Çev; Hrant D.Andreasyan, Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat FakültesiTarih Semineri Dergisi, I/2, Ýstanbul, 1937, s.174; M.Brosset, Les Ruines D’anĂ˝, St-Petersburg, 1860, s.65 
[12] AydĂ˝n Taneri, Türkler, BizanslĂ˝lar, Ermeniler, Ankara, 1984, s.283–284 
[13] V.MĂ˝norsky, StudĂ˝es in CaucasĂ˝an History, London, 1953, s.80; YA.A. Manandyan, Kratkiy Obzor Ýstorii Drevney Armenii Moskva, 1943, s.43; W.Barthold, “Ani Maddesi” ÝA, I, Ýstanbul, 1986, s.435, S.N. Glinka, Opisanie Pereseleniya Armyan Azerbaydjanskih V Predeli Rossii, Bakü, 1990, s.7-8; P.CharanĂ˝s, The ArmenĂ˝ans Ă˝n the ByzantĂ˝ne EmpĂ˝ra, LĂ˝sboa, 1963, s.49
[14] Manuel Sarkisyanz, A Modern Hýstory of Transcavcasýan Armenýa, Ketch, 1975, s.24-26; Arakelyana-Ýoannisyana, Ýstoriya Armyanskoyo Naroda, s.152-153
[15] W.E.D. Allen HĂ˝story of GeorgĂ˝an People, London, 1932,s.87; W.M.Ramsay, Anadolu’nun Tarihi CoĂ°rafyasĂ˝, çev; Mihri PektaĂž Ýstanbul, 1960, s.320; Mehlika Aktok KaĂžgarlĂ˝, “Anadolu’da Ermenilerin YerleĂžim NoktalarĂ˝ – Büyük Ermenistan – Bizans’Ă˝n Ermenilere VerdiĂ°i Unvan ve Payeler, Küropolates, Konsül, Prokonsül, Patris, Kont gibi Titrler – Armeno – Grek Bazilciler,” X. Türk Tarih Kongresi, Ankara, 22–26 Eylül 1986, III, Ankara 1991, s.1094; CharanĂ˝s, The ArmenĂ˝ans Ă˝n the ByzantĂ˝na EmpĂ˝re, s.49–50 
[16] Peter B. Golden, “The TurkĂ˝c People and CaucasĂ˝a,” Essays Ă˝n the HĂ˝story of ArmenĂ˝a, Azerbaijan and GeorgĂ˝a, The UnĂ˝versĂ˝ty of MĂ˝chĂ˝gan Press, 1996, s.55; MarĂ˝am LordkĂ˝panĂ˝dze, GeorgĂ˝a Ă˝n the XI-XII CenturĂ˝es, Editör; George B. Hewitt Tbilisi, 1987, s.73; DavĂ˝d Marshall Lang, ArmenĂ˝a Cradle of Civilization, London, 1968, s.90, Charles Burney-DavĂ˝d Marshall Lang, The Peoples of the Hills, London, 1971, s.210; A.M.Pogosyan, Karsskaya Oblast v Sostave Rossii, Erevan, 1983, s.27; Le.P. Lewond MovsesĂ˝an, “HĂ˝stoĂ˝re Des RoĂ˝s KurĂ˝kĂ˝an De LorĂ˝” Revue Des Etudes ArmenĂ˝ennes, VII/2 Paris, 1927, S.240-243; N.StepanĂ˝an - A. TchakmaktchĂ˝an, ArmenĂ˝e MedĂ˝evale, 1971, s.18-19;Povestvovanie Vardapeta Aristakesa Lastivertsi, s.128-133; Sadruddin Ebu’l – Hasan Ali Ýbn NasĂ˝r Ýbn el – Hüseyni, Ahbâr üd Devlet is-SelçukĂ˝yye, Terc: Necati Lügal, Ankara, 1943, s.27-28; Mükrimin Halil YĂ˝nanç, Türkiye Tarihi Selçuklu Devri, Ýstanbul, 1944, s.58-59; Georges I.BratĂ˝anu, Acta HĂ˝storĂ˝ca, IX; Monachýý, 1969, s.154-160 S.G.Agagjanov. GosudaĂ˝rstvo Seldjukidov : Srednayaya Aziya, XI-XII vv.Moskva, 1991,s.86; R.A. Guseynov, “Ýz” Hroniki “Mihaila Siriytsa” PĂ˝smennĂ˝e Pamyatniki Vostoka, Ýstorika Filologiçeskie Ýssledovaniya 1973, Moskova, 1979, s.28; M.Brosset, Histoire de la Georgia, Petersburg, 1851, s.328.  
[17] Ýbnû’l – Esir, El – Kâmil Fi’t – Tarih Tercümesi, X, Ýstanbul, 1987 s.51-52; Ýbrahim KafesoĂ°lu, Selçuklu Tarihi, Ýstanbul, 1992, s.29; KĂ˝rzĂ˝oĂ°lu, AnĂ˝ Þehri Tarihi, s.42; Gregory Abûl Farac, Abu’l – Farac Tarihi, I. Çev: Ömer RĂ˝za DoĂ°rul, Ankara, 1945, s.316
[18] YaĂžar Bedirhan, Selçuklular ve Kafkasya, Konya, 2000, s.168.
[19] KĂ˝rzĂ˝oĂ°lu, AnĂ˝ Þehri Tarihi, s.59; M.Brosset, Les RuĂ˝nes D’anĂ˝, s.65; KĂ˝rzĂ˝oĂ°lu, “SelçuklularĂ˝n AnĂ˝’yĂ˝ Fethi ve Buradaki Selçuklu Eserleri”, s.131–133; NikolayMarr,”Ani Arkeoloji Enstitüsünün KuruluĂžu HakkĂ˝nda”, çev: Hacali NecefoĂ°lu, Türk DünyasĂ˝ AraĂžtĂ˝rmalarĂ˝ Dergisi, sayĂ˝: 157, Ýstanbul Ocak 2000,  s.52
[20] Mehmet Altay Köymen, Alp Arslan ve ZamanĂ˝, Ýstanbul, 1972, s.35; Mükrimin Halil Yinanç, “Sultan Alp Arslan ZamanĂ˝nda Bizans’a YapĂ˝lan Gazalar ve Anadolu FütuhatĂ˝”, Malazgirt Zaferi ve Alp Arslan, Ýstanbul 1971, s.28-30

 ----------------------
* Atatürk Üniversitesi Türk Ermeni Ýliţkilerini Araţtýrma Merkezi Müdürü,Erzurum -
- ERMENÝ ARAŢTIRMALARI, Sayý 4, Aralýk 2001 - Ocak-Ţubat 2002
            Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar