| | | | | Belgeler ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 1, Mart-Nisan-Mayıs 2001 | |
| | * Fransız Senatosu’nun Sözde Ermeni soykırımı konusunda kabul ettiği yasa tasarısı Hakkında Dışişleri Bakanlığının basın açıklaması. (8 Kasım 2000)
* The press release of the Turkish Ministry of Foreign Affairs concerning the draft law adopted by the French Senate on the Armenian "genocide". (November 8, 2000)
* Sözde Ermeni soykırımı ile ilgili Fransa Ulusal Meclisindeki yasa tasarısı Hakkında T.B.M.M’ce kabul edilen önerge. (9 Ocak 2001)
* The motion adopted by the Turkish Grand National Assembly concerning the draft law of the French National Assembly on Armenian "genocide". (January 9, 2001)
* Fransa Parlamentosu’nda Sözde Ermeni soykırımı ile ilgili yasanın kabul edilmesine ilişkin Hükümet açıklaması. (18 Ocak 2001)
* The declaration of the Turkish government concerning the adoption by the French Parliament of the Armenian "genocide" law. (January 18,
2001)
* Fransa Parlamentosu’nda Sözde Ermeni soykırımı ile ilgili yasanın kabul edilmesine ilişkin Dışişleri Bakanlığı basın açıklaması. (18 Ocak 2001)
* Press release of the Turkish Ministry of Foreign Affairs concerning the adoption by the French Parliament of the law on Armenian "genocide". (January 18, 2001)
* Fransız Senatosu'nun Sözde Ermeni Soykırımı Konusunda Kabul Ettiği Yasa Tasarısı Hakkında Dışişleri Bakanlığının Basın Açıklaması (8 Kasım 2000)
Fransız Senatosu 7 Kasım 2000 tarihli oturumunda Sözde Ermeni soykırımı konusunda tarihi gerçeklere tamamen ters düşen bir kanun teklifini kabul etmiştir. Son derece talihsiz ve yanlış bir adım oluşturan bu kararı kınıyor ve reddediyoruz. Kanun teklifi daha sonra Fransız Meclisi'nde ele alınacaktır.
Bu karar, tarihi gerçeklerin insafsızca çarpıtılması ve bütün bir ulusun dayanaksız iddialarla karalanması anlamına gelmektedir. Türk Ulusu, tarihinin hiçbir döneminde soykırım gibi bir insanlık suçu işlememiştir. Bu bakımdan, vicdanımız son derece rahattır. Türkler, Anadolu'da Ermenilerle tarih boyunca birlikte yaşamıştır, yaşamaktadır. Ancak, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu'nun doğu bölgelerindeki bazı Ermeni unsurlar, dış güçlerin oyununa gelmiş ve kendi ülkelerine karşı düşmanla işbirliğine girişmek suretiyle ihanet etmişlerdir. Bununla da yetinmeyip, çok sayıda insanı katletmişlerdir. Bunun üzerine doğudaki Ermenilerin savaş bölgesinden başka yerlere nakledilmeleri zorunluluğu doğmuştur. Bu sırada ağır savaş şartları yanında iklim koşulları, salgın hastalık, kötü beslenme gibi etkenler t.m y.re halkına zarar vermiştir. Ancak, Ermenilerin büyük kısmı yeni yerleşim bölgelerine salimen ulaşmıştır. Diğer bir ifadeyle, Ermenilere yönelik ne bir soykırım, ne de soykırım emri vardır. Bunun aksine yönelik iddialar maksatlıdır ve temelden yoksundur.
Ancak, ne var ki, Ermenistan Cumhurbaşkanı Koçaryan, Ermeni diasporalarını kışkırtarak, çeşitli ülkelerdeki yasama organlarında Türkiye aleyhinde kararlar çıkartılmasını sağlamaya yönelmiştir. Koçaryan yönetiminin geniş maddi imkanlara sahip diaspora Ermenileri ile işbirliği halinde ülkemiz aleyhine yürüttüğü bu politika, Kafkasya'da özlenen barış ve istikrarın sağlanmasına hizmet etmediği gibi, Ermenistan'ın bölgedeki yalnızlığını güçlendirmekte, esasen büyük sıkıntılar içinde bulunan Ermenistan halkına zarar vermektedir.
Öte yandan, kökleri 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman ile Birinci François arasında imzalanan antlaşmaya kadar uzanan Türk-Fransız dostluğu da böylece dar ve bencil siyasi hesaplara alet edilmiş olmaktadır. Devlet adamlığı ve parlamenterlik sorumluluk, sağduyu ve gerçekçilik gerektirir. Başka ülkelerin tarih ve kültürleri konusunda karar almak, başka ulusları yargılamaya kalkmak milletvekillerinin ve senatörlerin görevi de değildir. Ancak ne yazık ki, bazı dost ülkelerin Parlamentolarının buna aykırı davranabildiği görülmektedir. Nitekim son olarak, Türkiye'nin en yakın dostluk ilişkileri içinde olduğu Fransa'nın Senatosu'ndan böyle bir kararın çıkmış olması Türk Ulusu'nu haklı olarak derinden yaralamıştır, incitmiştir.
Ayrıca, Ermeni terörüne Fransa'da ve diğer ülkelerde şehit verdiğimiz diplomatlarımızın ve vatandaşlarımızın aziz anısı Türk kamuoyunun hafızasında tüm canlılığını korurken, bazı Fransız politikacıları kendi küçük oy ve siyasi çıkar hesapları uğruna aldıkları bu kararla büyük bir vebal ve sorumluluk altına girmişlerdir.
Fransız Senatosu'nun bu tutumunun Türk-Fransız ilişkilerine şimdiden zarar verdiği kuşkusuzdur. Bu aşamada Fransa'dan beklentimiz, Avrupa Parlamentosu ve ABD Temsilciler Meclisi örneklerinde olduğu gibi, Fransız Senatosu'nun bu hatasının, Millet Meclisi tarafından yinelenmeyerek, ilişkilerimize verilmiş olan zararın derinleşmesine yol açmamasıdır.
* Sözde Ermeni Soykırımı İle İlgili Fransa Ulusal Meclisindeki Yasa Tasarısı Hakkında T.B.M.M’ce Kabul Edilen önerge (9 Ocak 2001)
Sözde Ermeni soykırımıyla ilgili bir yasa tasarısının, Fransa Ulusal Meclisinin 18 Ocak 2001 tarihli gündemine alındığı öğrenilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, temsilcisi olmaktan onur duyduğu Türk Ulusunu derinden yaralayan bu yasa tasarısıyla ilgili olarak aşağıdaki hususları dünya, özellikle de Fransız kamuoyuna duyurur:
Fransa Ulusal Meclisinin gündeminde bulunan yasa tasarısının, ağırlıklı olarak oy kaygısıyla gündeme getirildiği anlaşılmaktadır. Yasa tasarısı, tarihin tahrif edilmesine ve önyargılara dayanmaktadır.
Bu tasarının yasalaşması halinde tahrif edilen tarihin yeniden düzeltilmesi ve önyargılardan arındırılmış nesiller yetiştirilmesi, Fransa'da, âdeta, bir suç haline gelecektir.
Böyle bir tasarının kabulü halinde, düşünce ve ifade özgürlüğü, bilimsel araştırma ve bulguları yayınlama özgürlüğü Fransa için ortadan kalkmış olacaktır. Fransa Meclisi, Birinci Dünya Savaşıyla ilgili olarak yapılacak araştırmalardan hangi sonuçların çıkmasının gerekeceğini bir yasayla önceden belirlemiş olacaktır. Bu yasanın tespitlerinden farklı sonuçlara varmak, yasanın ihlali olacak ve dolayısıyla bir suç oluşturacaktır.
Tarihçilerin gerçekleri ifade etme özgürlüğü ve çabası, bir Fransız kanunuyla engellenmiş olacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi "yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesinin hayata geçirilmesi için hiçbir çabayı esirgememektedir. Bu bağlamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye'nin Fransa'yla ilişkilerinin gelişmesini de arzulamakta ve bu yolda atılan adımları desteklemektedir. Ancak, bu adımlardan olumlu sonuç alınması, iyi niyetin karşılıklı olmasına, Fransa Parlamentosunun benzer bir tutum içine girmesi bağlıdır.
Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin beş daimî üyesinden biridir. Bu çerçevede, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasından birinci derecede sorumludur. Fransa, aynı zamanda Misk sürecinin eş başkanlığını da yürütmektedir. Fransa Ulusal Meclisinin böyle bir yasa tasarısını benimsemesi halinde, Fansa Hükümetinin, uluslararası alanda yükümlendiği görevlerini yerine getirirken, Parlamentosunun kabul ettiği yasalardan etkileneceği ve tarafsızlık ilkesine bağlı kalmayacağı açıktır. Tarafsız olmayan ve Güvenilirliğini yitirmiş bir Fransa'nın, gerek Türkiye açısından hayatî önem taşıyan Kafkasya bölgesinde gerek Türkiye'yi doğrudan ve dolaylı olarak ilgilendiren diğer uluslararası sorunlarda barışın tesisi, istikrarın sağlanması görüntüsü altında atacağı her adımın, alacağı her inisiyatifin kuşkuyla karşılanması kaçınılmaz olacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, ulusal parlamentoların, akademik tarih tartışmalarına taraf olarak katılmalarının, savcı ve yargıç görevi üstlenerek bir ulusun tarihini karalamalarının, görevleri y l e bağdaşmadığı görüşündedir. Bir ulusun t.m kesimlerinin temsilcisi olan parlamentolar, daha iyi bir dünya yaratılmasına, uluslar arasında dostluk duygularının pekiştirilmesine yarayacak adımların atılmasına, nefretin ve ırkçılığın körüklenmesiyle katkıda bulunamazlar. Parlamentolar ancak dostluğun pekiştirilmesi, hoşgörünün ve karşılıklı anlayışın yaygınlaştırılmasıyla uluslar arası barışa katkıda bulunabilirler. Fransa Parlamentosundan beklenen de budur. Nitekim, Fransa Parlamentosu, Cezayir'de vuku bulan acı olayları değerlendirmeyi reddederek, bu olayların incelenmesini tarihçilere bırakmayı uygun bulmuştu. Türk Milleti, Fransız parlamenterlerden şimdi aynı davranışı beklemektedir.
Tarih, ulusların aralarında nefret yaratmak için kullanılmamalıdır. Bunun taşıdığı tehlikenin sorumluluğu, tarihi bu amaçla kullananlara aittir. Bu bağlamda, Fransa Parlamentosunun, nefret duygularıyla beslenmiş kişilerin, gerek Türk diplomatlarına gerek Fransız vatandaşlarına karşı giriştikleri, anıları halen tazeliğini koruyan cinayet kampanyasını bir kez daha hatırlamasında sonsuz yarar görmekteyiz.
Fransa Ulusal Meclisindeki bu girişim, uzun ve onurlu bir geçmişe sahip olan Türk-Fransız dostluk ilişkilerine ve iki ülke arasındaki örnek işbirliğine gölge düşürmüştür.
Bu gibi girişimler in arkasında, Ermenistan'ın bugünkü yönetiminin önemli teşvikinin bulunduğu açıktır. Çarpıtılmış bir tarihe saplanıp kalarak nefret ve şiddet tohumlarını ekmek yerine, Türkiye'ye karşı barışçı ve iyi komşuluk ilişkilerini esas alan politikalara yönelmek, her şeyden önce Ermenistan'ın halkına karşı olan görevlerindendir. Ermenistan'ın ve Ermeni halkının çıkarları, Türkiye'yle çatışmaktan değil, iyi ilişkiler kurmaktan geçmektedir.
* Fransa Parlamentosu'nda Sözde Ermeni Soykırımı ile İlgili Yasanın Kabul Edilmesine İlişkin Hükümet Açıklaması (18 Ocak 2001)
Fransa Ulusal Meclisi tüm uyarılara rağmen bugün tarih ve insanlık önünde vahim bir hata içine düşerek Sözde Ermeni soykırımı yasa teklifini kabul etmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Türkiye'yi hiçbir zaman işlemediği soykırım suçuyla ithama c.ret eden ve tarihi gerçekleri hiçe sayan Fransa Parlamentosu'nun bu kararını şiddetle kınamakta ve bu yasayı bütün sonuçlarıyla reddetmektedir. Milletimizin infialle karşıladığı bu yasa Türkiye-Fransa ilişkilerine büyük ve kalıcı zarar verecek ve ilişkilerimizde ciddi bir krize yol açabilecektir. Bu gelişme, bölgemizdeki barış ve istikrar ortam ve arayışlarına da olumsuz etki yapacaktır. Bunların sorumluluğu Fransa'ya ait olacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Fransa Hükümeti'ni bu yasayı etkisiz hale getirmek maksadıyla harekete geçmeye bir kez daha davet etmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin Fransa nezdindeki Büyükelçisi Sayın Sönmez Köksal danışmalar için Ankara'ya çağrılmıştır.
* Fransa Parlamentosu’nda Sözde Ermeni Soykırımı ile İlgili Yasanın Kabul Edilmesine İlişkin Dışişleri Bakanlığı Basın Açıklaması (18 Ocak 2001)
Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Fransa Büyükelçisi Bernard Garcia'yı bugün (18 Ocak 2001) Dışişleri Bakanlığına davet ederek, şu hususların Fransa Hükümetine iletilmesini istemiştir:
1. Sözde Ermeni soykırımı tasarısının Fransız Ulusal Meclisinde görüşülme sürecinde, Fransız Hükümetinin kayda değer bir önleme gayreti olmamasını, hatta, kimi Bakanın, açıkça bu düşmanlık tasarısını desteklemesini, Türkiye teessüfle karşılamaktadır.
2. Fransız Hükümetinin, bundan böyle sorumluluk içinde davranarak, oluşan bu bunalım karşısında elindeki bütün imkanları kullanmasını zorunlu görmekteyiz.
3. Ermeni terörizmi, Fransa'da altı Türk diplomatını geçmişte şehit etmiş, ayrıca Paris-Orly katliamında sekiz Türk ve Fransız vatandaşını öldürmüştür.
4. Fransız Ulusal Meclisi'nin aldığı son karar, Fransa'daki yabancı düşmanı, Türk düşmanı ve İslam düşmanı akımlara güç kazandıran ve Ermeni terörizmini yeniden harekete geçirebilecek sorumsuz bir davranıştır.
5. Fransa'da üç yüz bin dolayında Türk vatandaşı vardır. Fransız Ulusal Meclisi'nin kararından cesaret alabilecek düşmanlık ve terör hareketleri karşısında Türk vatandaşlarının ve Türk diplomatlarının can Güvenliği, doğrudan doğruya, Fransız Hükümet inin sorumluluğundadır. Oluşan bu ortamda, Fransız Hükümetinden, diplomatlarımız dahil olmak üzere tüm vatandaşlarımızın Güvenliği için her türlü önlemi almasını talep etmekteyiz.
| | | | ---------------------- - ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 1, Mart-Nisan-Mayıs 2001 | | | | | « Geri | | | |
| | | | |