Anasayfaİletişim
  
English

Konferanslar


ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 5, Bahar 2002

 

ERMENİ ARAŞTIRMALARI TÜRKİYE KONGRESİ
20-21 NİSAN 2002, ANKARA
Ermeni Araştırmaları Enstitüsü

Ermeni Araştırmaları Enstitüsü’nün düzenlediği Kongre’de Ermeni araştırmaları alanında çalışan yüz yirmiden fazla bilim adamı ve yazar 20–21 Nisan 2002 tarihlerinde Ankara’da Milli Kütüphane konferans salonlarında bir araya geldi. Ermeni Araştırmaları Enstitüsü 2001 yılında Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) tarafından kurulmuş olup Ermeni sorunu, Ermeniler ve Ermenistan’la ilgili bilimsel çalışmalar yürütmektedir. Kongre katılımcıları iki gün boyunca Ermeni çalışmaları ile ilgili olarak tarih, hukuk, din, dil, kültür, uluslararası ilişkiler, psikoloji, sosyoloji ve terör alanlarında sunuşlar yaptılar. Kongre sonunda tüm katılımcıların üzerinde mutabık kaldıkları bir bildirge tartışılarak kabul ve ilan edildi.

Ermeni Araştırmaları Türkiye Kongresi sunulan tebliğ sayısı bakımında Türkiye çapında olduğu gibi bizim tespitlerimize göre dünya çapında da bir ilke imza attı. Tüm Türkiye çapında 80 üniversite, kurum ve bireysel araştırmacıdan gelen 114 sunuş iki gün boyunca üç ayrı salonda aynı anda yapıldı. Her oturumu takiben tartışma, soru ve cevap bölümlerinin yer aldığı Kongre, dinleyicilerin de katkılarıyla zengin bir entellektüel havada geçti. Kongreye sunulan tebliğiler en kısa zamanda Enstitü tarafından basılarak daha geniş bir kitleye ulaştırılacaktır.

Kongre’nin bir Türkiye kongresi olması nedeniyle tebliğ sunma çağrısı sadece Türk bilim adamlarına yapıldı. Ayrıca tüm üniversitelere Kongre afişleri gönderildi. İnternet ve basın yayın aracılığı ile de Kongre duyuruldu. Elbette Türkiyeli Ermeniler de kendilerine davet gönderilenler arasındaydı. Bu bağlamda Patrik Mutafyan’a, Ermeni Katolik Patriğine ve Türk Ermeni toplumunun önde gelen simalarına davetiye gönderildi. Ancak Ermeni davetliler, büyük bir çoğunluğu mazeret bildirerek, Kongre’ye iştirak etmediler.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in himayelerinde ve Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen Kongre’ye Cumhurbaşkanının yanı sıra, Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz birer mesaj göndererek başarı dileklerini ilettiler. Kongre’nin açılış konuşmalarını Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel, Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ ve Ermeni Araştırmaları Enstitüsü Başkanı E. Büyükelçi Ömer Engin Lütem yaptı.

Kongre’nin düzenleniş amacı Türkler ve Ermenler de dahil olmak üzere tüm dünyaya son dönemde vuku bulan gelişmeler ışığında Türk bilim camiasının görüşlerini sunmak ve Türk ve Ermeni milletleri arasında karşılıklı saygı ve hoşgörüye dayanan bir anlayışın gerçekleştirilerek Ermeni çalışmaları alanına ilgiyi arttırmaktı.

Ermeni Araştırmaları Kongresi Ermeni soykırımı iddialarını tarihsel ve güncel bakış acılarından değerlendirdi. Kongre’ye sunulan tebliğler Ermeni soykırımı iddialarının temelsiz ve sahte belgelere dayandırıldığını bütün açıklığıyla ortaya koydu. Ayrıca Ermeni iddialarını savunan kişilerin karşıt görüşleri hiç dikkate almadıkları ve kendi fikirlerini doğrulamayan gerçek belgelere müracaat etmekten tamamıyla kaçındıkları belirtildi. Kongre katılımcılarının belirttiğine göre “soykırım” hukuk tarafından hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde tanımlanmıştır. Bu bağlamda 1915 Tehciri’nin soykırım olarak nitelendirilmesi asla mümkün değildir.  Birinci Dünya Savaşı sırasında hayatını kaybeden, yahut kaybettiği iddia edilen,  Ermenilerin sayısına bakarak bir soykırımdan söz etme imkanı bulunmaktadır. Kongre’de sunulan bildirilerin açıkça ifade ettiği gibi o dönemde Ermeni toplumu silahlanmış ve Türk toplumu ve devleti ile silahlı mücadeleye girişmişti. Vuku bulan ölümlerin bir kısmı bu mücadele sonucu olurken, büyük bir kısmı da soğuk, açlık ve hastalık gibi doğal nedenlerle olmuştur. Bu dönemde Ermeniler tarafından katledilen Türk nüfusa dikkatleri çeken Kongre katılımcıları, bu alanda daha derin çalışmaların yapılması gereğine işaret etmiştir. Kendileri tarihçi olmayan ve hukuksal olarak bundan neredeyse yüzyıl önce olduğu iddia edilen olaylarla ilgili yasa yapma yetkisi bulunmayan Parlamentoların sözde Ermeni soykırımı ile ilgili kararlar alması da Kongre tarafından talihsizlik olarak nitelendirilerek, bu tür kararların yapıcı çabalar konusunda teşvik etmekten uzak oldukları vurgulanmıştır.

Kongre katılımcıları Ermeni sorunu ile ilgili olarak arşiv çalışmalarının önemine değinmişler ve Ermeni arşivleri ile diğer devletlerin arşivlerinin de bir an önce açılarak bilim adamlarının kullanımına sunulması çağrısında bulunmuşlardır. Bu arada katılımcılar T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’ne arşivleri kullanmada gösterdiği açıklık ve birçok arşiv belgesini internet aracılığı ile bilim camiasının hizmetine sunmasından dolayı teşekkürlerini sunmuştur.

Kongre, terörün hangi nedenle ve kim tarafından işlendiğine bakılmaksızın her yerde ve yüksek sesle lanetlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu bağlamda masum Türk diplomatları ve Türk ve diğer ülke vatandaşlarının öldürülmesiyle sonuçlanan Ermeni terörü Kongre katılımcıları tarafından kınanmış, Ermenistan ve Ermeni diaspora örgütlerine de terörü kınama ve bu tür şiddet içeren eylemleri tasvip etmediklerini açıklama çağrısı yapılmıştır. Ayrıca Kongre diğer ülkelere çağrı yaparak Ermeni terör örgütlerini terör listelerine almalarını istemiştir.

Kongre’de belirtildiği gibi Kafkasya bölgesinde barış ve istikrar ancak toprak bütünlüğünün tanınması ve iyi komşuluk gibi uluslararası hukuk ilkelerine saygı gösterip uymakla gerçekleşebilir. Ermenilerin komşu Azerbaycan topraklarını işgallerini on yıldan fazla bir zamandır sürdürmesi ve Türkiye’ye yönelik toprak talepleri bölgede istikrar ve kalkınmanın önünde engel olarak durduğu Kongre tarafından açıklanmıştır.

Kongre’de Türk bilim adamları farklı hatta zıt görüşleri savunan araştırmacıların bir araya gelerek görüş alış verişinde bulunmasının faydaları üzerinde durmuşlardır. Ermeni görüşünü savunan yazarların bu tür bir diyaloğu gerçekleştirmek üzere bilimsel platformlarda Türk bilim adamlarıyla bir araya gelmekten kaçındıkları belirtilmiştir. Kongre, Ermeni görüşünü savunanlara açık bir çağrı yaparak farklılıkların ve anlaşmazlıkların ancak diyalog yoluyla çözümlenebileceğini, kendi görüşüne güvenenlerin asla bunları tartışmaktan kaçınmaması gerektiğini ifade etmiş her fırsatta Türk bilim adamlarının Ermeni meslektaşlarıyla bir araya gelerek tartışmaya hazır olduklarını ilan etmiştir..

TALAT PAŞA’NIN ÖLÜMÜNÜN 81.YILDÖNÜMÜNDE ULUSLARARASI TERÖRE BİR BAKIŞ
SEMPOZYUMU
İSTANBUL  15.03.2002


Kültür Bakanlığının himayesinde, Ermeni Araştırmaları Enstitüsü ve İstanbul Tıp Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı tarafından düzenlenen “Talat Paşa’nın Ölümünün 81.Yıldönümünde Uluslararası Teröre Bir Bakış” isimli uluslararası sempozyum 15 Mart 2002 tarihinde Cuma günü İstanbul’da Pera Palas otelinde gerçekleşmiştir. Tüm gün boyunca süren sempozyuma yurtdışından ve yurtiçinden konuşmacılar katılmıştır.

Sempozyumun açış konuşmasını Kültür Bakanı sayın İstemihan Talay gerçekleştirdi. Talay konuşmasında 1915 olaylarıyla ilgili var olan önyargıları gidermek açısından bu ve benzeri bilimsel çalışmaların önemine dikkat çekti.

Sempozyumun ilk konuşmacısı olan ODTÜ tarih bölümü hocalarından sayın Prof. Seçil Karal Akgün “Ermeni Sorununun başlangıcındaki Terörist Olaylar” isimli bir tebliğ sundu. Akgün Ermeni sorununun 19. yüzyılda ortaya çıkan yapay bir sorun olduğunu ve aslen Avrupa devletleri tarafından yaratılmış olduğunu ortaya koyarken, ilk terörist olaylara değindi ve Ermeni terörünün ASALA ile başlamadığını, çok daha önceleri var olduğunu açıkladı.

İstanbul Tıp Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı olan ve Ermeni Araştırmaları Enstitüsü ile birlikte bu sempozyumun gerçekleşmesinde ön ayak olan Prof. Arslan Terzioğlu’nun tebliğ başlığı “Talat Paşa ve Bahaddin Şakir’in Berlin’de Öldürülmesi ve Ermeni Tehciri”dir. Terzioğlu aşırı Ermeniler tarafından tehcir için sorumlu tutulan Talat Paşa’nın, bu kararı verme zorunluluğunu ve kararı uygulamaktaki iyi niyetini ve hassasiyetini ön plana çıkartmıştır. Ancak Talat Paşa ve daha sonra Bahaddin Şakir Ermeni teröristler tarafından katledilmişlerdir. Sonraları Tehlirian davası diye ün salacak olan dava ise Talat Paşa’nın katlinden sonra Almanya’da gerçekleşmiştir ve sanık Tehlirian’ın serbest bırakılmasıyla bir adalet fiyaskosuyla sonuçlanmıştır.

İlk oturumun son konuşmacısı olan Rus türkolog Kalerya Bellova’nın tebliğ başlığı “Cemal Paşa’nın Tiflis’te Öldürülmesi”ni irdeliyordu. Ermeni terörizmin dünyanın birçok yerinde kol gezdiğinin göstergelerinden bir tanesi olan bu olayın ayrıntılarını anlatıyordu sayın Bellova. Sunumundaki ilginç nokta ise, bu değerlendirmeyi yaparken Rus arşivlerinden yararlanması ve Rus arşivlerinin aslında tümüyle Türk tezini savunuyor olmasıydı.

İkinci oturumun ilk konuşmacısı olan “Myth of Terror” kitabının ünlü yazarı Avusturyalı Prof. Erich Feigl’in konusu oldukça ilgi çekiciydi: “Talat Paşa: Franz Werfel’in Bir Devlet Adamını Karalaması”. Dünyaca ünlü yazar Franz Werfel’in “Musa Dağında 40 Gün” kitabını ayrıntılı bir şekilde ele alıp kıyasıya eleştirdi Feigl. Aşırı Ermeniler tarafından efsane haline getirilen ve kullanılan bu yapıt 1915 olaylarının dünya çapında çarpıtılarak yansıtılmasında büyük bir rol oynamıştır. Erich Feigl ise Franz Werfel’in kişiliğini ve özel hayatını da inceleyerek bu yaptın sadece bir roman olduğunu ve tarihi gerçekleri yansıtmadığını ortaya koymuştur.

Tıp doktoru olan Alman Prof Otto Winkelmann 1915 yılında Türkiye’de görev yapmış olan bir doktor ile ilgili “Ernst von Düring Paşa’nın hatıralarında Ermeni Sorunu” isimli bir tebliğ sundu. Görev icabıyla Osmanlı Devleti’nde bulunan bir insanın izlenimlerini öğrenmek son derece önemli. Ernst von Düring Paşa’nın hatıralarından da görüleceği gibi ‘Ermeni Sorunu’ diye adlandırılan şey hiç de öyle, aşırı Ermeniler tarafından lanse edilmeye çalışıldığı gibi değil.

“Armenia. The Great Deception. Secrets of a ‘Christian’ Terrorist State” kitabın yazarı Samuel Weems ise günümüz ABD’sinde var olan Ermeni terörün, klasik anlamda fiziki ölümle ya da yaralamayla sonuçlanmayan Ermeni teröründen bahsetti. Bu terörün psikolojik boyutu ve baskıcı şekillerinden bahsetti yazar.
Üçüncü oturumun ilk konuşmacısı olan emekli büyükelçi ve tarihçi Bilal Şimşir “Ermeni Terörü Kurbanı Diplomatlar” isimli tebliğinde 1980’li yıllarda dünya çapında faaliyet gösteren ASALA terör örgütü tarafından katledilen 36 diplomatın ölümünü tekrar hatırlattı. 11 Eylül sonrasında uluslararası terörün belki ilk defa bu denli dikkate alındığı bu dönemde, Türklerin geçmişte yüzyüze kaldığı terörü anımsatmakta fayda vardır mutlaka.

Emekli büyükelçi ve Ermeni Araştırmaları Enstitüsü başkanı Ömer Lütem konuya kronolojik olarak devam ederek “Ermeni Terörü ve Sonrası” isimli tebliğinde terör aşamasından sonra gelen aşamaları açıkladı. Ermeniler terör vasıtasıyla uluslararası platformda Ermenilere destekleyen bir bilinç oluşturmayı başarmışlardı. Terör bir siyasi araç olarak kötüye kullanılmıştı.

Azeri Prof. Nesib Nessibli ise Ermenilerin terör yöntemleriyle Karabağ’da yaptıklarını “Karabağ Sorunu ve Ermeni Terörü” isimli tebliğinde açıkladı. Dağlık Karabağ ve Azerbaycan topraklarının %20’si Ermenistan tarafından işgal edilmekte günümüzde. Ermenistan uluslararası hukuku çiğneyerek bu işgali sürdürmekte ve barışçıl bir çözüme yanaşmamaktadır.
Alman kültür bilimcisi Prof. Peter Bendixen’in “Kültürel Alışveriş ve Hoşgörü ile Terörizmin Engellenmesi bir Hayal mi?” isimli tebliği şüphesiz en ilgi çekenlerden ve geleceğe yönelik en yapıcı olanıydı. Çıkış noktasını kültürel alış veriş olarak kabul ederek gelecekte bazı sorunların çözümlenebileceğini, hatta terörizmin önlenebileceğini savunuyordu Bendixen ve bunun için geçmişten de örnek veriyordu. 

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Mehmet Saray “Türk Ermeni İlişkilerindeki Sorunlar nasıl çözümlenebilir?” isimli tebliğiyle iki ülkenin de görüşmek için karşılıklı koyduğu şartları ele alarak ortak noktalar bulmaya çalıştı. Gelecekte Türkiye Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi için yapıcı bir tutumla yaklaşarak yol göstermeye çalıştı Saray.

“Talat Paşa’nın Ölümünün 81. Yıldönümünde Uluslararası Teröre Bir Bakış” isimli sempozyuma görsel ve yazılı basın yoğun ilgi göstermiştir. TRT, CNN Türk, NTV, Ulusal TV, BRT, TV8, Anadolu Ajansı, Hürriyet, Sabah, Zaman, Turkish Daily News, AGOS, Marmara, ve Jamanak temsilcileri hazır bulundular ve katılımcılarla söyleşiler ve çekimler gerçekleşti.
    
 
                                                                                      Birinci Uluslararası Türkiye’nin Ermeni Meselesi Sempozyumu
                                                                                                                        MANİSA 23 – 25 Mayıs

23–25 Mayıs 2002 tarihinde Celal Bayar Üniversitesi ve Manisa Valiliğince Birinci Uluslararası Türkiye’nin Ermeni Meselesi Sempozyumu düzenlendi. 24 konuşmacının katıldığı sempozyumda ASAM Ermeni Araştırmaları Enstitüsünden Yrd. Doç. Dr. Kamer KASIM, Okutman Şenol KANTARCI ve ASAM Kafkasya Masasından Dr. Yaşar KALAFAT ile Mahmut Niyazi SEZGİN tebliğ sundular. Yrd. Doç. Dr. Kamer KASIM, Ermeni Diasporasının Türkiye-Ermenistan İlişkilerine Etkisi başlığını taşıyan bir tebliğ sundu. Kamer Kasım tebliğinde diasporanın Ter-Petrosyan yönetimine karşı tavrı ve Ter-Petrosyan’ı özellikle Türkiye ile ilişkiler ve Dağlık Karabağ çatışmasına yönelik politikası nedeniyle eleştirmesinin Ter-Petrosyan’ı istifaya kadar iten bir süreci başlattığını ifade etti. Çelişkili bir şekilde Ter-Petrosyan’ın Karabağ politikası Türkiye ile ilişkileri normalleştirmesine engel teşkil ederken, aynı zamanda Türkiye ile ilişkilerde sertliği ve mesafeli olunmasını isteyen bazı diaspora örgütleri ve bunların desteklediği muhalefet arasında da problemlere neden olduğunu belirten Kamer Kasım, Ter-Petrosyan’ın istifası ve Koçaryan’ın Ermenistan Devlet Başkanı olmasıyla birlikte diasporanın etkisinin arttığını ve bunun Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde de yansımaları olduğunu ifade etti. Koçaryan’ın Dağlık Karabağ sorunu ve Türkiye ile ilişkiler konularında Taşnaklara yakın bir çizgide olduğunu ve iktidarının ilk yıllarında Azerbaycan Devlet Başkanı Aliyev ile görüşmeyi reddederek Aliyev’in muhatabının Karabağ yönetimi olduğunu ifade ettiğini söyleyen Kamer Kasım, Türkiye’ye karşı da soykırım iddialarını yeniden gündeme taşıyan Koçaryan’ın Avrupa Konvensiyonel Kuvvet İndirimi Anlaşması çerçevesinde Ermenistan’daki askeri üstlerde denetim yapan Türk yetkililerin sayısının azaltılmasını da talep ettiğini ve. Ter-Petrosyan yönetimince Ermenistan’da faaliyette bulunması yasaklanan Taşnakların partisi Ermeni Devrimci Federasyonu da Koçaryan’ın seçilmesiyle yeniden faaliyetine başladığını belirtti. Türkiye ile ilişkilerini normalleştirmenin Ermenistan’ın yararına olduğunu belirten Kamer Kasım, bunun için öncelikle Ermenistan’ın diasporanın etkisinden kurtulması gerektiğini ifade etti.

Şenol KANTARCI Amerikalı Bir Misyonerin Hatıratında Van’da Ermeni Olayları başlıklı bir tebliğ sundu.

Şenol Kantarcı, tebliğinde Van vilayetinde misyonerlik yapan Amerikalı Dr. Clarence D. Ussher’in 1917 yılında Boston’da yayınladığı “An American Physician, isimli hatıratı incelemiştir. Kantarcı tebliğinde bu incelemeyi yaparken Dr. Ussher’in hatıratında anlattığı olayları yine bölgede misyonerlik yapan diğer Amerikalı misyonerler ve diğer yabacıların hatıratlarıyla karşılaştırmıştır.

Kantarcı’nın bu eseri incelemesinin amacı, hatırat sahibinin yani Dr. Ussher’in Van’da misyoner olarak görev yapmasıdır. Van’ın ise Ermeni sorununda çok önemli bir yeri vardır.

Van vilayeti Ermenilerin Anadolu’daki faaliyetlerinin en açık şekilde görüldüğü yerdir. Buradaki komitelerin çalışmaları Türkiye’ye yönelik Ermeni faaliyetlerini bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Zira diğer vilayetlerde gizli kalan Ermeni tertipleri, burada aleni bir şekilde ortaya çıkmıştır. Özellikle ikinci Van isyanı, niteliği itibariyle Osmanlı Hükümeti tarafından 27 Mayıs 1915 tarihli “Sevk ve iskan” kararının en önemli sebeplerinden birisini teşkil etmiştir. Tebliğinde Kantarcı, Dr. Ussher’in hatıratını incelerken hatıratta anlatılan Van’da cereyan eden olayların analizini yapmıştır.

Dr Yaşar KALAFAT, Tövhit MELİKZADE ve Mahmut Niyazi SEZGİN’in “Güney Azerbaycan’da Türkçe Yazan Gregoryen İnançlı Bir Halk Aşığı Salmaslı Kul Hartun” başlıklı tebliğde, inancı Gregoryen, Milliyeti Türk ve Dili Türkçe olan Halk Aşığı ele alınmıştır.

Avusturya Türk Bilim Ofisinden İnanç FEIGL Avusturya belgelerine Göre Osmanlı Devleti’nde 1915 Senesi başlıklı tebliğinde Avusturya kaynaklarına göre Avusturya-Macaristan’ın 1915 olaylarında üstlenmiş olduğu rolü ve Osmanlı Devleti’nin içinde bulunmuş olduğu siyasi, beşeri, askeri ve sosyal durumu ele aldı.
Avusturya Türk Bilim Ofisi Başkanı Kerstin Tomenendal Ermeni Meselesi ve Franz Werfel’in Eserleri adlı tebliğinde Avusturyalı edebiyatçı Franz Werfel’in yaşamı ve eserlerindeki bakış açısını analiz etti.

Avusturya’dan Prof. Dr. Erich FEIGL, Talat Paşa: Franz Werfel’in Bir Devlet Adamını Karalaması adlı tebliğinde Franz Werfel’in Aram Andoniyan’ın verdiği sahte belgelere dayanarak yazdığı Musa Dağında Kırk Gün isimli romanı ile yaptığı yanlışı anladığını ancak Ermeni mafyası tarafından öldürülmekten korktuğu için suskun kaldığının belirtti.

 ----------------------
- ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 5, Bahar 2002
            Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar