Öz:Bu makalede Ekim Devrimi’nin ardından İç Savaş sırasında Beyaz Ordular tarafından Omsk kentini başkent ilan ederek kurulan Kolçak Hükümetinin Dışişleri Bakanlığı arşivinde yer alan bir rapor ve Rusya Güney Silahlı Kuvvetleri komutanı General A. İ. Denikin’in hatıraları üzerinden Beyaz Orduların Ermeni meselesine bakışı incelenmektedir. Ayrıca 6 yıl boyunca Çarlık Rusyası’nın Dışişleri Bakanı olmuş, Beyaz Ordu hükümetlerinde önemli görevlerde bulunmuş S. D. Sazonov’un Şubat Devrimi’yle Ekim Devrimi arasında iktidarda bulunan geçici Kerenski hükümetinin Dışişleri Bakanı ve İç Savaş yıllarında Beyaz Orduların önemli destekçisi P. N. Milyukov’un değerlendirmelerine de yer verilmiştir. Makalede kullanılan kaynaklar, Ermeni meselesinin Doğu Meselesinin bir parçası olduğunu göstermektedir. Görülmektedir ki, emperyalist devletler Ermenileri, kışkırtıp komşularıyla düşman hale getirmiş, çıkarlarının gerektirdiği yere kadar kullanmış, çıkarlarının bittiği yerde ortada bırakmışlardır.
Anahtar Kelimeler:Ermeni Meselesi, Beyaz Ordular, Kolçak (Omsk) Hükümeti, A. İ. Denikin, S. D. Sazonov, P. N. Milyukov, Paris Konferansı, Türk-Ermeni İlişkileri, Rus-Ermeni İlişkileri, İngiliz-Ermeni İlişkileri, Amerikan-Ermeni İlişkileri
Abstract:This article studies a report that is found in Foreign Ministry archives of the Kolchak government which had been established by White Armies during the Civil War and had declared the city of Omsk as the capital city after the October Revolution. It analyses the White Armies’ view of the Armenian issue based on the memoirs of the commander of the Armed Forces of South Russia, General A. I. Denikin. Also the article contains assessments by S. D. Sazonov, Foreign Minister of the Russian Empire and an important representative of White Army government and P. N. Milyukov, Foreign Minister of the provisional Kerensky government, which was in power between the February Revolution and the October Revolution and an important supporter of the White Armies during the Civil War.The sources in the article show that the Armenian issue is a part of the Eastern Question. It is clearly seen that imperialist states had stirred enminty between Armenians and their neighbours. They used the Armenians as far as it served their interests and when those interests were no longer served they left them high and dry.
Key Words:Armenian Question, White Armies, Kolchak Government, A. I. Denikin, S. D. Sazonov, P. N. Milyukov, Paris Conference, Turk-Armenian Relations, Russian-Armenian Relations, British-Armenian Relations, American-Armenian Relations.
Ermeni meselesi üzerine Rus-Sovyet arşiv ve kütüphanelerinde yapılan araştırmalar, farklı kesimlerin meseleye bakış açısını ortaya koymaktadır. Bir taraftan Çarlık Rusyası’nın farklı dönemlerdeki politikaları gözler önüne serilirken, diğer taraftan Sovyet Rusya’nın izlediği çizgiyi tespit etmek mümkün olmaktadır. Rus-Sovyet arşiv ve kütüphanelerinde Rusya’daki bu iki farklı iktidarın politikaları yanında Transkafkasya’daki devletlerin (Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan) hem Sovyetleştirilme öncesi, hem de sonrası tutumları üzerine de belgeler bulunmaktadır.
Farklı sistemlere sahip ve farklı milletlere ait bu devletlerin Ermeni meselesiyle ilgili politikaları ve aldıkları tutumların dünya kamuoyuna anlatılması sorunun kaynağı ve çözümü bakımından önemli rol oynamaktadır. Öyle ki; bütün bu belgeler incelendiğinde Ermeni meselesini Türkiye’yi paylaşmak amacıyla büyük devletlerin kışkırttığı ve hatta yarattığı, bu temelde de Ermeni kitlelerini Türkiye’ye karşı kullandığı gün yüzüne çıkmaktadır. Ermeni meselesi, Doğu sorununun, Doğu’yu paylaşma projelerinin bir parçasıdır. Dolayısıyla gerek Çarlık gerek Sovyet dönemi olsun Rusya’nın, Ermenistan’ın, Gürcistan’ın ve Azerbaycan’ın belgeleri hep bu gerçeğe işaret etmektedir.
Bu tabloyu tamamlayacak diğer bir unsur ise kuşkusuz Rus Beyaz Ordularının meseleyi nasıl değerlendirdikleridir. 1917 Sovyet Devrimi’nin ardından devrim karşıtı generaller tarafından kurulan Beyaz Ordular, İç Savaş boyunca Kızıl Ordulara karşı savaşmış ve esas olarak da Batılı emperyalist devletlerden destek görmüşlerdir. Ancak bu olgulara rağmen Beyaz Orduların Ermeni meselesini ele alışını incelediğimizde yine aynı sonuçlarla karşılaşılmaktadır.
Buradan hareketle çalışmamızda Ekim Devrimi’nin ardından İç Savaş sırasında Beyaz Ordular tarafından Omsk kentini başkent ilan ederek kurulan Kolçak hükümetinin dışişleri bakanlığı arşivinde yer alan bir rapor ve Rusya Güney Silahlı Kuvvetleri komutanı General A. İ. Denikin’in hatıraları üzerinden Beyaz Orduların Ermeni meselesine bakışını incelemeye çalışacağız. Ayrıca 6 yıl boyunca Çarlık Rusyası’nın dışişleri bakanı olmuş, Beyaz Ordu hükümetlerinde önemli görevlerde bulunmuş S. D. Sazonov’un ve Şubat Devrimi’yle Ekim Devrimi arasında iktidarda bulunan geçici Kerenski hükümetinin dışişleri bakanı ve İç Savaş yıllarında Beyaz Orduların önemli destekçisi P. N. Milyukov’un kısa değerlendirmelerine de yer vereceğiz.
Ama bundan önce Kolçak (Omsk) hükümetini ve A. İ. Denikin’i daha yakından tanımakta yarar var.
Kolçak (Omsk) Hükümeti
Kolçak (Omsk) hükümeti, Ekim Devrimi’nin ardından İç Savaş sırasında Çarlık Rusyası’nın eski amirallerinden Aleksandr Vasilyeviç Kolçak tarafından Sibirya’da, Ural’da ve Uzak Doğu’da kurulan Beyaz Ordu iktidarına verilen addır. Bölgede Sovyet iktidarı İtilaf Devletleri ordularının yardımıyla yıkılmış, 1918 Haziranında Omsk kenti Beyaz Ordular tarafından ele geçirilerek başkent ilan edilmiştir. Kolçak ise bütün Beyaz Orduların başkomutanlığına ve hükümetin “yüksek başkanlığına” getirilmiştir. İtilaf Devletleri’nin talimatıyla Rusya’daki bütün karşı devrimci hükümetler ve atamanlar, Kolçak hükümetini tanımış ve ona bağlanmıştır. Kızıl Ordulara karşı savaşta Batı devletleri, Kolçak hükümetini ve ordularını maddi olarak desteklemişlerdir.
Omsk, 14 Kasım 1919 yılında Kızıl Ordu tarafından kurtarılır. Kolçak, İrkuts’a kaçar ve 27 Aralık’ta İtilaf Devletleri Yüksek Konseyi’nin talimatıyla Çekoslovak orduları tarafından uluslararası koruma altına alınır. Bunun üzerine Kolçak, 4 Ocak 1920 tarihinde “Yüksek Başkanlık” görevini Denikin’e devreder. 15 Ocak 1920 tarihinde İrkuts’ta ayaklanan işçilerin talebi üzerine Kolçak, Eser-Menşevik Siyasi Merkezi’ne, ardından Bolşeviklere teslim edilir. Yargılanmasının ardından 7 Şubat 1920 tarihinde kurşuna dizilir.[1]
General A. İ. Denikin
Anton İvanoviç Denikin, 16 Aralık 1872 tarihinde Varşova yakınlarında bir subay ailesinde dünyaya gelir. 1892 yılında Kiev Askeri Piyade Okulu’nu, 1899’da da Genelkurmay Akademisi’ni bitirir. Birinci Dünya Savaşı’nda sırasıyla Romanya Cephesi’nde, Genelkurmay Karargâhı’nda, Batı ve Güneybatı Cephelerinde önemli görevler üstlenir. Ekim Devrimi’nin arifesinde 1917 Ağustosunda yükselen devrimci hareketi ezmek ve askeri bir iktidar kurmak için yola çıkan Genelkurmay Başkanı L. G. Kornilov önderliğindeki hareketin içinde aktif olarak yer alır. Devrimin ardından 2 Aralık 1917 tarihinde Kornilov’la birlikte tutuklu bulundukları Don bölgesindeki Bıhov hapishanesinden kaçar. Gönüllüler Ordusu’nu kurar, Kornilov’un ölümünden sonra ordunun başına geçer. 1918 sonbaharında karşıdevrimci Rusya Güney Silahlı Kuvvetleri’nin komutanlığına gelir ve Kolçak’ın yardımcısı olur. 1919 yılında Güney Rusya’da ve Ukrayna’da Beyaz Ordu rejimini kurar. Aynı yılın yaz ve sonbahar aylarında Moskova üzerine harekât düzenler. Beyaz Orduların yenilmesinin ardından 1920 Martında Kırım’a gelir. Buradan bir İngiliz destroyeriyle İstanbul’a kaçar. Hayatının sonuna kadar Sovyet iktidarının karşısında yer almasına rağmen 1939 yılında Beyaz Ordu mültecilerine yönelik yayımladığı bildirgede SSCB’yle savaş halinde faşist Almanya’yı desteklememeleri çağrısında bulunur. Paris ve Berlin’de 1921-26 yılları arasında 5 cilt olarak hatıraları (Oçerki Russkoy Smutı/Rus İsyanı Üzerine Denemeler) yayımlanan Denikin, 8 Ağustos 1947 yılında ABD’nin Michigan eyaletinde ölür. Denikin’in külleri 2005 yılında Rusya’ya getirilmiştir.[2]
Görüldüğü üzere Kolçak ve Denikin Beyaz Orduların en üst düzeydeki iki komutanıdır. İki Beyaz Ordu generali de devrim öncesinde de devrim sonrasında da bulundukları görevler gereği Ermeni meselesini yakından takip etmişler ve gelişen olayları birebir yaşamışlardır. Şimdi bu iki önemli devlet adamının tanıklıklarına geçebiliriz.
Kolçak Hükümetinin Ermeni Meselesi Üzerine Raporu
İlk olarak Kolçak hükümetinin dışişleri bakanlığı arşivinde yer alan bir raporun Ermeni meselesi açısından içerdiği önemli bilgi ve yorumları aktararak başlayalım. 25 Aralık 1918 günü Omsk’ta “Barış Görüşmelerine Özel Hazırlık Toplantısı” oturumlarına başlanır. Beyaz Orduların başkomutanı Kolçak’ın başkanlık ettiği Omsk hükümeti, bu oturumlarda Paris Barış Konferansı’nda Rus heyetinin ileri süreceği temel tezleri tartışır. Oturumlardan belirli bir kısmı Türkiye üzerine tezlere ayrılır. Türkiye’yi yakından ilgilendiren “Boğazlar Meselesine Dair” ve “Rusya’nın Deniz Sınırları” başlıklı raporların yanında Kolçak hükümetinin Dışişleri Bakanlığı Siyasi Dairesi, toplantıya Ermeni meselesi üzerine de bir rapor sunar.
Raporun yazarı, meseleyi ele alırken devletin çıkarlarının milletlerin kendi kaderini tayin hakkı gibi güzel sloganların üstünde olduğu ilkesini ortaya koyar. Ardından bu tür meselelere çok dikkatli yaklaşılması ve öncelikle destek çıktıkları halkların ne kadar sadık olduklarının her yönüyle açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtir.
Raporun yazarına göre 1877-78 Rus-Türk Savaşı’na kadar Ermeni meselesi diye bir mesele yoktur, ya da neredeyse yok gibidir. Türkiye’deki Rus temsilcilerin Ermenilere hamilik yaptığını ve yardım ettiklerini belirten Kolçak hükümeti yetkilisi, kendilerine coğrafi olarak da yakın olan Ermenilerin talepleri üzerine sözler verildiğini belirtir. Ancak durum, Ayastafenos Anlaşması’nın 16., Berlin Anlaşması’nın 61. maddeleriyle Ermenilere köklü reform sözü verilerek değişmiştir:
“Ermeniler, yeteri kadar çabuk taleplerini yerine getiremeyince bizim olağanüstü himayemizden çıktılar ve çekinmeden Batı devletlerine, özellikle de İngiltere’ye başvurdular.”
Raporda İngiltere’nin itibarı yükselirken Ermenilerin Kafkasya’da yeni bir tampon devlet kurma hevesine kapıldığı tespiti yapılır. Artık Ermenilerin hayallerini, savaşarak Transkafkasya’yı Rusya’nın elinden almak süslemektedir:
“Bunları birçok Ermeni aydınının evinde gördüğüm (Bana başka yollarla gelen bilgiler dışında) Erzurum, Bitlis, Harput ve Van haricinde Tiflis’e kadar bütün Transkafkasya’nın sınırları içine katıldığı yeni Ermenistan haritaları üzerine söylüyorum.
“Hemen ardından, 1894-1895 yıllarında, İngilizlerin sözlerini yerine getirmemesi ve İngilizlerden ‘soğumaları’ üzerine Rus hükümetinden yardım ve destek aramaya başladılar. Yukarda ortaya koyduğum olgular temelinde kesindir ki, bu halkın bize karşı minnettarlığı ve sadakati, ancak onlara tam bağımsızlıklarını sağlarsak mümkün olur.”
“Evet, E. Reklyu’nun verilerine göre Küçük Asya’da 800.000 olan nüfusuyla bu halk için bir prenslik kurmak bile komik olurdu. Ayrıca Küçük Asya’daki nüfusları son savaş sırasındaki tehcirin ardından oldukça azaldı.”
Bu tespitlerin ardından Çarlık Rusyası’nın devamı iddiasındaki Kolçak hükümetinin dışişleri bakanlığının raporunda, Paris Barış Konferansı’nda savunulması gereken tezler ele alınmaktadır. Birinci tez dikkat çekicidir:
“1) Ermeni devleti kurmaya yönelik Ermeni taleplerinin temelsizliği konusunda devletleri ikna etmek.”[3]
Kolçak hükümetinin resmi görüşü bu şekilde iken, Paris’te bulunan Rus Siyasi Kurulu ise farklı tezleri savunmaktadır. İki iktidar merkezi arasındaki yazışmalardan fikir farklılıkları net bir şekilde görülmektedir. Ancak Kolçak hükümeti, karşı devrimci ve işbirlikçi karakteri ve uluslararası dengeler dolayısıyla bu tezlerde ısrarcı olamayacaktır. Yine de Paris Barış Konferansı’nda Çarlık Rusyası’nın eski dışişleri bakanlarından Sazanov’un Rusya’nın Ermenileri himaye altına alacağı açıklamasının ardından Kolçak hükümetinin bakanlarından Sukin’in Sazanov’a gönderdiği telgraftaki şu sözler ilginçtir:
“Hükümetimiz, bu meselenin tekrardan canlandırılmasının yararlı olmayacağı kanısındadır. Bu sadece bizim işgalci politika yürütmekle suçlanmamıza yol açacaktır.”[4]
Denikin’in Hatıralarında Ermeni Meselesi
General Denikin de Beyaz Orduların kesin yenilgisinin ardından yurtdışına kaçtıktan sonra yazdığı anılarında Ermeni meselesine değinir. Beyaz Ordu komutanları içerisinde Denikin, görev yerinden dolayı da Ermenilerle sıkı ilişki içinde olanıdır. Hatta İç Savaş döneminde Denikin’in Taşnak hükümetine önemli yardımları olmuştur.[5] Ancak Denikin’in değerlendirmeleri de Kolçak hükümetinin raporuyla paralellikler taşımaktadır.
Denikin, hatıralarında daha çok Taşnak Ermenistanı dönemindeki olaylara değinir ve Taşnak cumhuriyetinin içinde bulunduğu koşulları değerlendirerek başlar. Denikin, Ermenistan’ın özellikle Gürcistan’la da savaştıktan sonra dört bir yanının düşmanlarla çevrildiğine dikkat çeker. Dış dünyayla tek bağı olan Erivan-Gümrü-Tiflis demiryolu hattının daha yeni savaştıkları Gürcülerin elinde olması, hatta her an Borçali Tatarları[6] tarafından hattın kesilme tehdidinin bulunması, diğer taraftan devrimci hareketle ve Türk akınlarıyla uğraşması ve ülkenin göçmenlerle dolup taşması Ermenistan’ı nefes alamaz hale getirmiştir. Yokluk, ülkenin organizmasını zayıflatmış, hatta var olma savaşındaki en önemli üç maddenin, ekmeğin, paranın ve silahın olmayışı yok olma tehlikesini ortaya çıkarmıştır. Denikin, ülkenin içinde bulunduğu bu felakete, tek faaliyeti dış güçlerden onları kurtarması için yardım aramak olan Ermeni parlamentosunun ve hükümetinin yol açtığının altını çizer.
Denikin, özellikle Ermenistan’ın yönelimlerindeki sık değişikliklere dikkat çekmektedir. Önceleri Ermeni yönetici çevrelerinde Rusya’ya[7] yönelim ortak bir fikir halindedir. Hatta İngiliz işgalinin ilk dönemlerinde de bu böyle devam etmiştir. Ancak İngilizlerin ısrarlı ve keskin müdahaleleri bunu değiştirmiştir. Wocker, Beach gibi bölgedeki İngiliz yetkililer, baskı ve korkutma yöntemleriyle, diğer taraftan da Karadeniz’e açılan, Ermenistan’ın Rus ve Türk taraflarının birleştirildiği bağımsız bir ülke hayallerini pompalayarak Ermenilerin Rus taraftarlığına karşı savaş ilan etmişti. General Wocker, Ruslara yakın durması, Ermenistan’da görev yapan Rus subayları ve özellikle de gönüllü ordusunun[8] Erivan’da bulunması sebebiyle Ermeni hükümetini resmi olarak sert bir şekilde kınamıştı. Bütün bunlar, Ermenistan Genelkurmay Başkanı Papacanov’un 17 Ağustos 1919 tarihli raporunda belirttiği üzere Ermeniler üzerinde korku yaratmış ve Ruslara özellikle sırtlarını çevirmesini doğurmuştur.
Bu tespitlerin andından Denikin, Paris Konferansı’yla ilgili değerlendirmesini yaparken Kolçak hükümetinin tezleriyle benzer fikirleri ileri sürer:
“Aralık sonunda parlamentoda Paris’e yollanacak talimat tartışıldığında ortak bir fikir, ortaya çıkmadı. İktidar partisi Taşnakların oyları ikiye bölündü: Bir kısmı, iki Ermenistan’ın[9] da Rusya’nın parçası olarak özerkliğini ya da federasyonu savunurken; diğer kısım ise Kilikya’yı da içine alan ve Karadeniz’le Akdeniz’e açılan ‘Büyük ve bağımsız Ermenistan’ı talep etti. Bu, galiplerin fantezileriyle doğmuş olan ve hala gücünün illüzyonlarıyla yaşayan bir Amerikan projesiydi. Bu projeye göre Müslümanların dörtte bire karşı dört çoğunluk oldukları bölgeler Ermenilere katılıyordu.”
Ancak Denikin’in anlatımına göre kısa bir süre sonra İngilizlere beslenen umutlar boşa çıkacaktır. Aralık ayından Mart’ın sonuna kadar İngiliz politikası, Ermenilere karşı dostça olmayacaktır. Ermenistan, İngilizlerden ne finansal ne de ekonomik yardım alabilecektir. Silah sevkıyatı durdurulacaktır. Özellikle Gürcü-Ermeni sorununun çözümü, aracılık yapan İngilizlerle ilgili Ermenilerde büyük bir hayal kırıklığı yaratacaktır. Artık Ermenistan’da iki yeni akım baş göstermektedir. Birincisi yeniden Ruslara, diğeri ise Atlantik ötesindeki büyük devlete duyulan sempati.
Denikin, Nisan sonunda Türk-İngiliz ilişkilerinin gerginleşmesiyle ve Orta Asya’da panislamist hareketlerin gelişmesiyle birlikte İngilizlerin taktiklerini tekrar değiştirdiğini belirtir. Denikin’in ifadesiyle İngilizlerin silahlı müdahalesi sonucunda iki egemen Tatar devleti, “Güneybatı”[10] ve “Arak”, düşmüş, toprakları Ermeniler tarafından işgal edilmiş ve herkesten önce davranarak resmi Azerbaycan toprakları olan Zengezur ve Şuşin bölgelerinde egemenliğini ilan etmiş olan Ermeni “Andranik Cumhuriyeti”ne bağlanmıştır. Böylece Nisan başında Ermenistan, bütün Kars bölgesini ve bütün Elizavetpol’ün Erivan ve güneybatı taraflarını ele geçirmiş olur.
Bu gelişmeler, Ermenilerin sempatisinin tekrar İngilizlere çevrilmesine yol açar. Ancak bu durum da çok sürmeyecektir. İlerleyen süreçte İngilizlerin Ermenileri kışkırtıp, ardından verdiği sözleri yerine getirmemesi İngilizlere duyulan güveni tekrardan ortadan kaldıracaktır. Denikin’in hatıralarında aktardığı Ermenistan hükümeti başkanı Hatisov’un General Wocker’a söylediği şu sözler, emperyalist devletlerin kullan ve at politikasını ve ayrıca onların oyunlarına alet olan güçlerin düştüğü durumu göstermesi açısından çarpıcıdır:
“Şaşkınlık içindeyiz ki, Londra’da bizi Ermenilere duyduğunuz sevgi konusunda ikna ediyorsunuz, ama burada tam tersi bir ilişki görüyoruz. Biz, Müttefikleri kurtarıcı olarak bekledik, şimdi ise hayal kırıklığı içerisindeyiz.”
Bununla birlikte, Denikin’in anlatımından, Amerikan’ın Ermenistan üzerinde etkisinin arttığı görülmektedir. Amerikan yardım heyeti, Ermenistan’a gelir. ABD’nin bu adımının etkisi büyük olur. İktidar, artık tamamen Amerikan güdümüne girer. Ermenistan’da ümitler tekrar yeşerir. 15 Mayıs’ta hükümetin başı Hatisov, Mart ayının sonunda Erivan’da toplanan Türkiye ve Rusya Ermenilerinin kongresinde alınan karara dayanarak, “bütün halkın iradesi gereği hükümetin, Ermenistan’ın birliğini (Türkiye ve Rusya) ve bağımsızlığını ilan ettiğini” açıklar. Amerikan planları işlemektedir.
Denikin, parlamento oturumunda yapılan tartışmalardan sonra Ermenistan’da Rus yönelimi yerine tamamen Amerikan yöneliminin almasını anlatırken Ermenistan Genelkurmay Başkanı Zinkeviç’in 17 Ağustos 1919 tarihli raporundan şu satırlara dikkat çeker:
“Bağımsızlığın amacı, bütün Ermeni milletini Yahudiler gibi dünyadan silinmelerini engellemek için bir yere toplamaktır. Bunun için Müslümanlardan arındırılmış bir alana ihtiyaç var, bizi koruyacak ve geleceğin Ermenistan’ının ekonomisini şahlandıracak bir hamiye ihtiyaç var. Rusya, öyle insanların ülkesi ki, (…) bütün milletlere eşit davranır, Ermenilerin Tatarları tehcir etmesine izin vermez. Ekonomik yardıma gelince, Rusya, bunu ancak 15 sene sonra yapabilir.”
Denikin, Ermeni politikacıları Müttefik devletlerin hiçbirinin Ermeniler için kan dökmeyeceğini anlamamakla eleştirir. Zaten İtilaf Devletleri’nin Ermenistan’daki Yüksek Komiseri Huxell, “tek bir Amerikan askerinin dahi Ermenistan’a gönderilmeyeceğini” açıklamıştır.
Nisan ayında Ermenistan topraklarının genişlemesi, Denikin’e göre olağanüstü bir nüfus fazlalığı yaratmış ve iki olumsuz sonuç doğurmuştur. Bunlardan birincisi aç nüfusun artış göstermesidir, diğeri ise Taşnaklara düşmanca yaklaşan Müslüman nüfusun ülke sınırları içerisinde oldukça fazla bir sayıya ulaşmasıdır.
Amerikan yardımı da yetersiz kalmaktadır, hatta Amerikalıların kuru politikaları, tekrardan Ermenilerin yüzünü Ruslara dönmesine yol açar. Denikin ordusuyla ilişkiler düzelir gibi olur, fakat Taşnaklar, “Müttefiklerin gözünde itibar kaybetmek” korkusunu ileri sürerek tam bir işbirliğine de girmezler. Batılı devletlerin Rusya’ya yakınlaşma konusundaki baskıları da sürmektedir. Ermenilere Rusya’nın bir daha büyük devlet olamayacağı ve yardım konusunda dikkate alınmaması gerektiği öğütlenir.
Denikin, Ermeni meselesiyle ilgili yazdığı bölümü bitirirken Ermenilerden kendi amaçları için yararlandıklarını belirtmeyi de ihmal etmez.[11]
Sazonov ve Ermeni Meselesi
Sergey Dmitriyeviç Sazonov da hatıralarında Ermeni meselesine değinir. Sazonov, 1910-16 yılları arasında Çarlık Rusyası’nın dışişleri bakanlığını yapmış, 1918-20 yıllarında Kolçak ve Denikin hükümetlerinde bulunmuş ve Paris Barış Konferansı’nda Beyaz Ordu hükümetlerini temsil etmiştir.
Hatıralarından Sazonov’un Osmanlı Devleti bünyesindeki Ermeni meselesini canlı tutmayı bir politika haline getirdiği ve Osmanlı aleyhine kullanmak için çaba harcadığı anlaşılmaktadır. Bu durum Sazonov’un Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasındaki yazışmalarında da söz konusudur.[12] Zaten Sazonov, hatıralarında Ermenilerle “sadece insanlık adına” ilgilenmediklerini açıkça belirtmektedir.
Bütün bu çabalarına rağmen Sazonov, Ermeni nüfusunun Müslümanlara oranı hakkındaki gerçekleri tespit eder. Bu tespitlere göre Birinci Dünya Savaşı’ndan önce dahi birkaç büyük ticari merkez dışında, Ermeniler, ne Rus Ermenistanı’nda, ne de Türk vilayetlerinde yerel halkın çoğunluğunu temsil etmemektedir. Bu bakımdan Rus devlet adamı, Ermenileri, Osmanlı Devleti’nden ayrılıp bağımsız devletler kuran diğer milletlerden ayırır. Bunun nedeni de Ermenilerin “kendisinin sayabileceği bir toprağının olmayışı gibi temel bir unsur”dur.
Sazonov, hatıralarında ayrıca Alman Büyükelçisi M. Sverbeieff’in pek çok durumda Ermenilerin bizzat kışkırtıcı bir tutum aldığını belirttiğini aktarır. Sazonov, Ermeni meselesinde Rus-Alman rekabetinin altını da çizer.[13]
Kolçak ve Denikin’in Ermeni meselesi üzerinden işaret ettikleri İngiliz-Rus rekabeti konusunda Sazonov’un yazdığı şu satırlar, tabloyu tamamlamaktadır:
“Son iki asır boyunca, İngiltere ile ilişkilerimiz, bunu dikkatle inceleyen herkese, bir anlaşmazlıklar dizisi, karşılıklı kuşkular, gizli veya açık düşmanca eylemler gibi görünür.
“Tüm bu uzun dönem sırasında görülür ki bu öfke nadir zamanlarda ortadan kaybolursa, bu sadece hem Rusya’nın hem İngiltere’nin çıkarlarını tehdit eden üçüncü bir güce karşı ortak bir eylemle sınırlı, kısa süreli anlaşmalara yol açmak içindir.”[14]
Milyukov’un Değerlendirmeleri
Şubat Devrimi sonrasında kurulan geçici Kerenski hükümetinin dışişleri bakanı olan ve Ekim Devrimi sonrasında Sovyet iktidarına karşı Beyaz Ordularla işbirliği içinde çalışan Pavel Nikolayeviç Milyukov da 1927 yılında iki cilt halinde yayımlanan eserinde (Rossiya Na Perelome/Rusya Kırılma Noktasında) Ermeni meselesiyle ilgili bazı noktalara değinir. Milyukov, Ermenilerin İtilaf Devletleri’ne sonuna kadar sadık kaldıklarını ve bunun hesabını İtilaf Devletleri’nin onları yüzüstü bırakmasıyla pahalıya ödediklerini belirtir. Ayrıca Milyukov, Taşnak Ermenistanı’nın ortak çıkarlar temelinde Türk-Sovyet işbirliğiyle ortadan kaldırıldığının altını çizer.[15]
Sonuç
Kolçak hükümetinin raporunu, Denikin’in hatıralarını, Sazonov ve Milyukov’un yazdıklarını değerlendirdiğimizde Ermeni meselesinin bir emperyalizm meselesi olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Sömürgeci amaçlar için mesele, bizzat emperyalist devletler tarafından yaratılmıştır. Açıkça görüldüğü gibi emperyalist güçler arasında da Ermeni meselesini kendi lehlerine kullanmak üzere ciddi bir rekabet vardır. Özellikle İngiltere ve Çarlık Rusyası, burada başrolü oynamaktadır. Ardından bu rekabete, Amerika ve Almanya da katılırken, Çarlık Rusyası’nın yerini devamı olarak kabul edebileceğimiz Beyaz Ordular alacaktır. Ermeniler kimi zaman İngilizlerin, kimi zaman Çarlığın kimi zaman da Amerikalıların kontrolüne girmişlerdir. Biri Ermenileri kullandığında, diğeri bunun karşısında konumlanmaktadır.
Belgelerde Büyük Ermenistan projesinin bir Amerikan projesi olduğu doğrudan dile getirilmektedir. Kolçak hükümetinin, Denikin’in ve Sazonov’un saptadığı gibi Büyük Ermenistan, Ermenilerin Müslümanlara oranla nüfusça birkaç kat azınlık oldukları topraklarda kurulmak istenmektedir. Bunun da sağlanması için bu toprakların Müslüman nüfustan arındırılması gerekliliği, bizzat Ermenistan makamlarınca açıkça dile getirilmektedir. Ayrıca Beyaz Ordu kaynaklarındaki Ermeni nüfusuyla ilgili saptamalar ve verilen rakamlar, bugün soykırım konusunda 1.5-2 milyon Ermeninin katledildiği iddialarının ne kadar gerçek dışı ve ciddiyetten uzak olduğunu göstermektedir.
Ermeni meselesinde “böl, parçala, yönet” gibi emperyalist politikaları karakterize eden diğer nokta ise “kullan ve at”tır. Hegemonyacı devletler Ermenileri, çıkarlarının gerektirdiği yere kadar “desteklemişler” ve kullanmışlardır; çıkarlarının bittiği yerde ortada bırakmışlardır. Ermeniler, kışkırtılıp komşularıyla düşman hale getirilmiş, Batı’nın paylaşım projelerinin taşeronluğunu yapmışlar ve sonuç olarak büyük zorluklar içerisinde yalnız bırakılmışlardır. Beyaz Orduların en üst düzey komutanlarının saptadığı gibi bu duruma düşülmesinde Ermenilerin siyasi önderleri Taşnakların önemli derecede sorumluluğu vardır. Taşnaklar, bölge ülkelerine karşı hep dış destek aramışlar ve kendi sonlarını kendileri getirmişlerdir.
Bölge ülkelerine karşı oynadığı bu rolün sonucundan Taşnak iktidarı, dönemin iki devrimci kuvveti Türk-Sovyet işbirliği sonucunda ortadan kaldırılmıştır.
Yukarıdaki tespitleri dünyadaki saflaşmada ezenlerin yanında yer alanların yapması ayrıca önemlidir. Rus gericiliğinin ve yayılmacılığının temsilcileri olan Beyaz Ordu komutanlarının, o günlere kadar Ermeni meselesini kullanan taraf olarak bu değerlendirmeleri ileri sürmeleri dikkat çekicidir. Yaşanan yenilgiler, ayaklarını yere basmayı, gerçekleri tespit etmeyi getirmiştir.
Beyaz Ordu kaynaklarından çıkan bu sonuçlar, aslında günümüz açısından da önemli derslerle doludur. Batı emperyalizmine sırtını dayayıp ezilen doğu halklarına karşı üstlenilen piyon rolünün nelere yol açtığı görülmektedir. Bugün de Batı destekli bölücülüğü, aynı son beklemektedir. Ermeni bölücülüğünün yaşadığı tarihsel tecrübe, Kürt ayrılıkçıları açısından uyarıcı olmalıdır.
[1] Bkz. Büyük Sovyet Ansiklopedisi’nin (1970-1977 baskısı) Kolçak, Kolçakovşina (Kolçak’ın önderliğinde kurulan Beyaz Ordu iktidarına verilen ad) ve Omsk maddeleri.
[2] Bkz. A. İ. Denikin, Oçerki Russkoy Smutı, Cilt.1-5, Berlin: 1921-1926. Anılarının kısaltılmış hali için bkz. A. İ. Denikin, Pahod Na Moskvu, Moskva: 1928; A. İ. Denikin, Oçerki Russkoy Smutı, Minsk-Harvest: 2002. Ayrıca bkz. Büyük Sovyet Ansiklopedisi’nin (1970-1977 baskısı) Denikin, Denikinşina ve Kornilovşina maddeleri; Pravda, 2 Ekim 2005.
[3] Raporun tamamı için bkz. Vestnik Narodnogo Komissariata İnostrannıh Del, 15 Mart 1921, No.1-2, s.61.
[4] Bkz. Vestnik Narodnogo Komissariata İnostrannıh Del, s.63.
[5] Bkz. B. A. Boryan, Armeniya, Mejdunarodnaya Diplomatiya i SSSR, Cilt.2, Moskva-Leningrad: Gosudarstvennoe İzdatelstvo, 1929, s.90.
[6] Tatar ifadesiyle Azeriler kastedilmektedir.
[7] Denikin, Rusya’dan bahsederken Sovyet Rusya’yı değil, Beyaz Orduların iktidarını kastetmektedir.
[8] Denikin tarafından kurulan Beyaz Ordulara verilen addır.
[9] Türkiye ve Rusya Ermenistan’ı kastedilmektedir.
[10] Güneybatı Kafkas (Kars) Cumhuriyeti kastedilmektedir.
[11] Hatıralarının Ermeni meselesiyle ilgili bölümleri için bkz. A. İ. Denikin, Oçerki Russkoy Smutı, Cilt.4, Berlin: 1925, s.172-177.
[12] Sazonov, sadece Ermenileri değil, Kürt ayrılıkçılığını da Ermeni hareketiyle birleştirip Türkiye’ye karşı kullanmaya çalışmıştır. Sazonov’un bu temeldeki yazışmalarından örnekler için bkz. Mejdunarodnıe Otnoşeniya V Epohu İmperializma. Dokumentı İz Arhivov Tsarskogo İ Vremennogo Pravitelstv 1878-1917 gg., seri 3, Cilt.2, Gosudarsvennoe Sotsialno-Ekonomiçeskoe İzdatelsvo, Moskva-Leningrad: 1933, ss.29 vd., ss.142 vd., ss.249 vd.; Cilt.6, Bölüm 2, (1935), ss.183 vd.; Cilt.7, Bölüm 1, (1935), s.461; Cilt.7, Bölüm 2, (1935), ss.460 vd.; Cilt.9, Bölüm 1, (1937), ss.651 vd.
[13] Sazonov’un hatıralarında Ermeni meselesiyle ilgili bölümler için bkz. S. Sazonov, Kader Yılları, Der: Prof. Dr. Sabahattin Özel, İstanbul: Derin Yayınları, 2002, ss.162 vd.
[14] S. Sazanov, ‘Kader Yılları…’, ss.24 vd.
[15] P. Milyukov, Rossiya Na Perelome, Cilt.1, Paris: 1927, ss.224, 227 vd.
---------------------- * - - ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 22, Yaz 2006