Title:The Armenian Propaganda in and the Reciprocating Measures of OttomanState
Abstract:The Armenian propaganda at the last quarter of 19th century has been very effective on the Armenian Issue’s being put on the agenda of the European states. The Armenians who found a democratic environment in affected the British public opinion via religion; and they ensured pressure on the Ottoman state. Particularly the media assisted establishment of pro-Armenian public opinion in . Ottoman Embassy to had failed to prevent Armenian propaganda although the Embassy had been successful to an extent in eliminating the propaganda and contacting the media and parliamentarians.
Ermeni meselesini Ortadoğu’da takip ettiği yayılmacı politikada bir araç, Ermenileri de bir piyon olarak kullanan İngiltere, meselenin ortaya çıkmasında ve milletlerarası bir sorun olmasında önemli bir rol oynamıştır. 1791'den beri Osmanlı Devletine karşı, onun toprak bütünlüğünü muhafaza etmek politikasını takip eden İngiltere, 1877–1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra imparatorluğun toprak bütünlüğüne dayanan geleneksel politika prensibinden görünüşte ayrılmamakla beraber bu imparatorluğun İngiltere için lüzumlu topraklarına sahip olmak veya hiç olmazsa bunlar üzerindeki İngiliz nüfuzunu kuvvetlendirmek politikasına meyletti.[1]
Yaptıracağı reformlarla Osmanlı Devletinin Avrupa dışında kalan kısmının bütünlüğünü, kendi stratejisi doğrultusunda, sürdürmede azami gayret sarf eden İngiltere bunda başarılı olamadığı takdirde kendi gözetimi altında Rus emellerine karşı tampon bir Ermenistan yaratmayı düşünmüştür.[2]
İngiltere'nin Türkiye ile olan münasebetlerinde ana unsur; Hindistan yolunun emniyeti, Boğazlar ve Akdeniz'e Ruslar'ın inmemesini sağlamak maksadıyla, Osmanlı İmparatorluğu'nun tamamiyetini idame ettirmekti.
Gerek Berlin Antlaşması’nın 61. maddesine göre, gerekse Kıbrıs Mukavelenamesi’ne dayanarak Osmanlı Devleti’ne Doğu Anadolu’da ıslahat yaptırmayı düşünen ve bu sayede buraları Rusya’ya kaptırmayacağını hesaplayan İngiltere, zamanla Anadolu’da çıkacak bir karışıklıkta Rusların işi oldu bittiye getirerek bölgeyi ele geçirmesine imkân vermemek ve aynı zamanda muhtar bir Ermenistan kurulması halinde, Ermenilerin Ruslara değil de kendisine borçlu kalmasını isteyen bir politika takip etmeye başlamıştır.
İngiliz Hükümeti Ermenilere karşı kesin bir tavır almaktan çekinmiş, ileride onları kullanabileceğini düşünerek müsamahalı davranmış, içte ve dışta Hıristiyan koruyuculuğunu politik bir araç olarak kullanmıştır. Berlin Kongresi’nden itibaren iktidarın muhafazakar ve liberaller arasında el değiştirmesine rağmen, bu politika değişmemiştir.
İNGİLİZ-ERMENİ İLİŞKİLERİNİN BAŞLANGICI
Ermenilerin İngiltere’deki varlıkları konusunda 7.yüzyıla kadar uzandığı belirtilmektedir. Bu dönemdeki Ermenilerin sayısı onlarla ifade edilmektedir. Bu dönemde gelen kişilerden bazıları Arap-İslam Devleti’nin Güney Akdeniz, Arabistan, Basra Körfezi ve İran’daki yayılmaları sonucu Avrupa’ya gelen Ermenilerdir ve bir kısmı İngiltere’ye yerleşmiştir. Ortacağ’da başlayan ilişkiler ise ağırlıklı olarak dini ve ticari konularda gerçekleşmiştir. Özellikle Haçlı Seferleri esnasında Kilikya çevresindeki Ermeniler ile İngiltere’den sefere katılanlar arasında gerçekleşen ilk temaslar artarak devam etmiştir.[3] 19. yüzyıla kadar İngiltere Ermenileri daha çok kişisel sorunlarla uğraşmışlar, zaman zaman da bir cemaat haline gelmek için uğraş vermişlerdir.
19. yüzyılda İngiltere’ye göç eden Ermenilerin önemli bir kısmı İstanbul ve İmparatorluğun çeşitli şehirlerindendi ve bunlar büyük bir kısmı tüccardı. Ermeni tüccarlar İngiltere’nin çeşitli şehirlerinden aldıkları malları Osmanlı ülkesinde pazarlıyorlardı. Londra, Liverpool, Manchester[4] gibi şehirler Ermeni tüccarların çalıştıkları başlıca İngiliz şehirleriydi.
İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa ile kıyaslandığında Ermeni diasporasının sayıca az olduğu bir ülkedir. En abartılı tahminlerde bile İngiltere’deki Ermeni sayısının 15.000–20.000 arasında olduğu söylenmektedir. Fakat buna rağmen İngiltere’de Ermeni lobisinin oynadığı rol, kamuoyunu etkilemeleri, siyasi temsil güçleri, sayılarıyla kıyaslananamayacak derecede fazladır.[5]
Özellikle 19.yüzyıldan itibaren İngiltere’ye yerleşmeye başlayan Ermenilerin bu kadar kısa bir süre içinde, İngiliz kamuoyunu etkilemesi ve kendi tarafına çekmesi dikkat çekici bir konudur. Biz bu makalemizde 19. yüzyılın son çeyreğinde Ermenilerin İngiltere’de giriştikleri propaganda faaliyetlerini inceleyerek, kamuoyunu nasıl etkilediklerini ortaya koymaya çalışacağız.
İNGİLTERE’DE ERMENİ PROPAGANDASI
İngiltere’de faaliyette bulunan Ermeniler Türkleri Avrupa’nın gözünden düşürmek, barbarlıklarını dünyaya ilan ederek, dünya kamuoyunun dikkatini zulüm gören zavallı Hıristiyan Ermeniler üzerine çekmek, İngiltere’yi de yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlayıp bu arada Rusya ile olan rekabeti de kızıştırarak bir yabancı müdahalesini sağlamak için bütün imkânlarını kullanmışlar, Anadolu’da meydana gelen en küçük bir olayı bile istismar etmekten çekinmemişlerdir.
Propaganda’ya büyük önem veren Ermeni komiteleri gazete, dergi, beyanname ve duvar afişleriyle ortalığı karıştırmaya gayret ediyorlardı. Ermenilerin propagandaları; şahsi temas, konferans vermek, broşür çıkarmak ve yabancı devletler nezdinde girişimde bulunmak gibi akla gelen her türlü vasıtalarla yürütülmektedir. Basın yoluyla dünya kamuoyunu etkilemeye çalışan Ermenilerin kurdukları sistem şöyle işliyordu; Evvela Küçük Asya’da zoraki bir olay çıkarılıyor, bunu yerel makamların Ermenileri tutuklaması takip ediyor, orada bulunan Ermeni din görevlisi olayı patrikliğe, konsolos bağlı olduğu sefire ve bakanlığına, Misyoner’de bağlı bulunduğu teşkilata, arzu ettiği gazete ve sefaretlere, onlardan da dünya basınına intikal ediyordu. Ve haber her kademe de çarptırılıyor ve çeşitli yorumlara vesile oluyor ve bu kısır döngü bir çığ gibi büyüyordu. Bu aslında Hınçak nizamnamesinin bir gereği idi.[6]
Ermeni Vatanperverler Komitesi yayın organı olmak üzere Haıssadan isminde Ermenice ve Fransızca bir gazeteyi 15 günde bir çıkartmıştır. Önce Londra’da çıkmaya başladığı sanılan bu gazetenin Paris’de çıktığı, idarehanesinin Londra’da olduğu sonradan anlaşılmıştır.
Londra’daki Ermeni Vatanperverler Derneği’nin başkanlığını yapan Agopyan, Anadolu’daki reformların yapılması yolunda İngiltere’nin müdahale etmesini istemiş, İstanbul’daki yandaşlarından aldığı her haberi büyüterek İngiltere Dışişleri Bakanlığı’na intikal ettirmiş, yaptığı müracaatlar ile aldığı cevapları İngiliz basınına iletmiştir.
Londra Ermeni Vatanperverler Cemiyeti ile birlikte çalışan Minas Tcheraz sözde Ermeni haklarını savunmak maksadı ile Londra’da Fransızca olarak adında aylık bir gazete çıkarmıştır.[7]
Bir papazı müfsit hareketlerinden dolayı tutuklayarak belgeleriyle birlikte mutassarrıfa teslim eden Musa Bey’e düşman kesilen Ermeni komitecileri tasarladıkları senaryoyu propaganda alanında bütün detayları ile işlemişlerdir. Buna göre bir Ermenin üzerine petrol dökülerek yakılmış, bir Ermeni gelini kirletildikten sonra kaynayan kazana atılmıştır.[8]
Daily News ve Times gibi gazetelerde yayınlanan bu tür haberlerin yalan olduğu bizzat İngiliz Büyükelçisi’nin İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği yazısından anlaşılmaktadır. İstanbul’daki İngiliz büyükelçisi İngiltere Dışişleri bakanlığına gönderdiği bir mesajda Londra Ermeni Vatanperverler Cemiyeti Başkanı Agopyan’ın İngiltere Dışişleri Bakanlığı’na sunduğu mektubundaki olayların varit olmadığını bildirmişti. Sir White 30 Eylül’de gönderdiği diğer bir telde de Ermeni delegesinin tutuklandığı yolunda Agopyan’ın verdiği haberin ve sadrazama dilekçe veren 10 Ermeninin bir gece hapsedildikleri şeklindeki haberin aslı olmadığını bildiriyor. Van İngiliz konsolos muavini de Erzurum konsolosuna verdiği haberde 11 Aralık’da Daily News’da çıkan ve Ermeni Vatanperverler Dernegi Genel sekreterliği kaynak gösterilerek, Van’da devletin bir çeteyi Martini tüfekleriyle silahlandırdığı, bir Ermeni’nin yakıldığı yolundaki haberlerin tümünün yalan olduğunu yazıyor bazı olayların üç dört yıl evvel olmuş olaylar olabileceğine işaret ediyordu. Bu tür haberleri genellikle Ermeni Vatanperverler Komitesi uydurarak yandaşı basına veriyordu.
Ermeni din adamları, Hıristiyan aleminin şefkat ve yardımını sağlamak için ‘din’i bir vasıta olarak kullanmaktan geri kalmamışlar, ‘din’i kullanarak İngiliz kamuoyunu etkilemişlerdir. İngiltere’deki din adamları aracılığıyla halka, Müslümanların acımasızca ezdiği Hıristiyan Ermeniler tablosunun kasıtlı olarak sunulması İngiliz kamuoyunda bilerek ya da bilmeyerek Ermeniler lehine bir hava yaratmıştır.
Dini teşekküllerle onların yayın organları Hıristiyanlara zulüm yapıldığı yolundaki kampanyalarına devam ediyorlardı. Örneğin, Union Congretionelle Meclisinin son çalışmalarında Osmanlı Ermenilerine reva görülen sözde zulüm ve işkenceler işleniyordu.
Ermeni komiteleri biran evvel gayelerine ulaşmak için her vasıtadan faydalanarak geniş çaplı bir propaganda yürütüyorlar, böylece Avrupa kamuoyunu ayakta tutarak,[9] yabancı basında sansasyon yaratıp Avrupa’yı Türkiye’den soğutmak, dolayısıyla Avrupa’nın müdahalesini savunmaya[10] çalışıyorlardı. Bu maksatla Osmanlı Devleti aleyhinde konuşmalar yapılıyor[11] ABD’de gazete muhabiri ile mülakat sağlanıyor,[12] gazetelerde makale neşrediliyor,[13] kitap basılıyor,[14] yalan haberlerle etrafı velveleye vermek üzere telgraflar gönderiyordu.
Londra’da Ermeni Vatanperverler Derneği; başta Gladstone olmak üzere, Ermeni dostu milletvekilleri ve basınla sıkı bir işbirliği içinde, uydurma ve abartılmış haberlerle İngiltere ve dünya kamuoyunu etkilemeye çalışmaktadır.[15]
Ermeni Vatanperverler Derneği’nin uydurma haberleri Avrupa’yı dolaşıp Amerika’ya kadar uzanmaktadır. Orada da gerek basın gerekse misyonerler yardımıyla Osmanlı devleti aleyhine bir hava oluşturulmaktadır.[16]
Propaganda kampanyasının en etkin vasıtası basında Osmanlı Devleti’ne saldırılar birbirini takip ediyordu. İngiltere basını; hayali muhabirlere atfen; Osmanlı Ülkesi'nde asayişin bozuk olduğu, Ermenilere işkence yapıldığı, Müslümanların Ermenileri ezdiği yolunda asılsız, çarptırılmış haberler yayınlıyorlardı. İngiliz-Ermeni Derneği’nce uydurulan akla hayale gelmez haberlerle basın kampanyası aralıksız besleniyordu. Uydurulan haberler; Ermenilerin sesi haline gelen Daily News, Morning Leder, Manchester Guardean, Reuter ve diğer basında yer alıyordu.[17]
Havas, Reuter gibi ajanslarla özellikle Londra basını sözde katliamın yapıldığı bölgelerden gönderildiği ileri sürülen haberleri, çoğu kez Ermeni hedeflerini tahakkuk ettirici yönde yayınlıyor, nadiren de Osmanlı Hükümeti’nce hazırlanan olayı aydınlatıcı mahiyetteki tamim ve tekziplere yer veriyorlardı.
İngiliz-Ermeni Derneği kurucusu Minas Tcheraz, hedefe varmak için birden ihtilale teşebbüs yerine, politik durumdan istifade etmek şartıyla teenni ile hareket etmeyi, kâfi derecede kuvvet olmayan dağlık yerlerde eşkıya çeteleri teşkil edilmesini, Osmanlı Devleti tarafından zulüm ve işkenceye tabi tutuldukları hakkında Avrupalıları inandırmayı önermektedir.[18]
Basına büyük önem veren Ermeni ihtilalcileri bir yandan dünya basınına nüfuz etmeye çalışırken bir yandan da mütemadiyen yeni yayınlar çıkarıyorlardı.
Londra, İngiliz-Ermeni Derneği[19] ve bu derneğin radikallerinin teşkil ettikleri Ermeni Vatanperverler Derneği bir yandan İngiltere Hariciye Nezareti[20] diğer taraftan ABD Başkanı Cleveland'a Berlin Muahedesinin 61. maddesinin tatbiki[21] için imzacı devletlerin müdahalesini sağlamak ve yeni bir idare sistemine kavuşmak[22] için siyasi yoldan faaliyetlerini yürütürken bir yandan da olayı abartarak[23] dünya Hıristiyan kamuoyunu aynı paralelde hazırlamak için dini müesseseleri ve basını kullanıyorlardı.
Gladstone ve iktidardaki partisinden yüreklenmiş görünen İngiliz-Ermeni Derneği'nin, Gladstone kabinesinin iki eski bakanıyla Avam Kamarası liberallerinden yedisinin oluşturduğu Ermeni ihtilalci komitesine yardım eden, İngiltere kanadı[24] bir yandan kabineyi sıkıştırırken bir yandan da Canterburry Piskoposu'yla da dini müesseseleri seferber etmiş, bu hava Londra basınıyla gerek İngiltere gerekse ABD kamuoyunu ciddi surette etkilemişti.
Londra'ya intikal eden Hınçak Partisi'nin kurucusu Nazarbekyan,Hınçak gazetesini bir İngiliz matbaasında bastırarak yayın hayatına sokmuştu ve burayı bir merkez olarak kullanıyordu.[25]
Osmanlı Devleti İngiltere’deki Ermeni faaliyetlerini takip etmek ve gerekli tedbirleri almak için büyük bir çaba göstermiştir. Bu konudaki en büyük görev ise İngiltere’deki Türk Büyükelçilerine düşmüştür. Uzun süre Londra’da görev yapan Musurus Paşa (1851–1885), İngiltere’deki Ermeni faaliyetleriyle pek ilgilenmemiştir. Onun yerine Londra’ya Büyükelçi olarak atanan Rüstem Paşa (Kasım 1885), Ermeni faaliyetlerini çok dikkatli ve titiz bir şekilde takip etmiştir. Dirayetli ve başarılı bir diplomat olan Rüstem Paşa, İstanbul ile koordineli olarak çalışmış, bütün gelişmeleri anında değerlendirerek haber vermiş, aldığı talimatları da aynı şekilde uygulamaya çalışmıştır. Onun ölümünden sonra bu göreve Antopula Paşa atanmıştır. (Ocak 1896-Aralık 1902)
Osmanlı Devleti, bir yandan İngiltere basınında sürdürülen düşmanca yayınlara Londra’daki büyükelçilik kanalıyla tekzipler yetiştirmiş, bu tür yayın yapan gazetelerin ilgili nüshalarının yurda girişlerini yasaklamış, diğer yandan da olayların gerçek yüzünü gösteren belgeleri dış basında yayınlattırarak aleyhinde oluşan kamuoyunu aydınlatmaya çalışmıştır.
Ermeni Vatanperverler Derneği Başkanı Agopyan tarafından Londra’da[26] Daily News, Times, Manchester Guardian gibi gazetelere verilen yalan haberleri, hemen tekzip etme yoluna gitmiştir.[27]
Yine Ermeni Vatanperverler Derneği yayın organı olan Haıssadan gazetesinin çıkışını önlemek için önce Londra ve sonra Paris’de girişimler yapılmış, her iki memleketin kanunlarının bu neşriyatı men etmeye imkân vermediği şeklinde cevaplar alınmıştır.[28] Haıssadan gazetesinin neşrinin men edilmesi maksadı ile Londra Büyükelçisi Rüstem Paşa’nın Salisbury nezdinde yaptığı girişimler neticesinde Londra polisi tarafından gazete idarehanesinin araştırılmıştı.
Londra Büyükelçiliği bu işlemlerin yanında, kasıtlı olarak yapılan yayınların kaynaklarını da araştırmaktaydı. Londra gazetelerinin bu sorumsuz tutumlarına son vermek için, bu gazetelerin İstanbul muhabirlerinin çağrılarak izahat istenmesi ve gerekirse bunlar aracılığıyla tekzip yoluna gidilmesi gibi önlemleri de düşünülmüştür.
Bütün bu olaylar sırasında Londra basını çoğunlukla muhalefeti tutmuş olmakla beraber Rüstem Paşa’nın tekzipleri de gazetelerde yer almıştır.
Propaganda için en güçlü demokratik bir ortamı Londra’da bulan Ermenilerin bu propagandalarını önlemek için bir çok kez İngiltere Hükümetinin yardımı talep edilmesine rağmen bunda başarı sağlanamamıştır. Daily News’un Osmanlı Devleti aleyhindeki neşriyatı için 18 Eylül’de İngiltere hariciyesi nezdinde girişimde bulunulmuş, fakat bir sonuç çıkmamıştır. Londra Büyükelçisi Rüstem Paşa Babıali’ye durumu özetle şöyle aksettirmektedir;
Hariciye Nezareti yetkilisi girişimimize şu cevabı vermiştir: ‘İngiliz Hükümeti bu saldırılardan dolayı çok üzüntülüdür. Ama bu saldırılar bizim hükümetimiz aleyhine de yapılmaktadır. Bunlar Muhalefet Partisinin hükümetimiz aleyhindeki saldırılarıdır ve hükümetimizi olaylara kayıtsız kaldığı iddiasıyla kamuoyu önünde suçlamak istemektedirler. Ancak bu gibi gazetelerin yayınlarının etkisi oldukça sınırlıdır. Dolayısıyla önem verilmemelidir. Olaylara Ermeni ihtilaline gidilmekte olduğu gözüyle bakılamaz. Osmanlı Hükümeti kendisine bağlı teb’asını Kürt beylerinin saldırılarına karşı koruyacak önlemler alırsa tahrik ve teşvikler durabilir. Sözlerim İngiltere Hükümetinin görüşüdür’.
Londra Büyükelçisi Rüstem Paşa, Ermenilere yapılan sözde zulüm ve Ankara mahkemesi üzerinde, Daily News da dahil, politik gazeteler artık durmazlarken din derneklerinin, galiba misyonerlerin teşvikiyle, kendi idarelerindeki gazetelerde bu konudan hala bahsettirdiklerini vurguladıktan sonra, bundan maksadın halkın misyonerler için bağış yapmaya teşvikten ibaret olduğuna işaret ediyordu.[29]
İngiliz basınının Osmanlı Devleti aleyhindeki neşriyatının sebepleri üzerinde düşünen Londra Büyükelçisi Rüstem Paşa bu durumu; Ermeni komitelerinin faaliyetlerine, İngiliz Hükümeti'nin göz yummasına, dini taassuba, kiliselerdeki aleyhteki vaazlara, Gladstone'un aleyhteki demecine bağlıyordu.
Geçmişte durumu aydınlatmak için gazete idarelerince kabul edilen yazıların tirajı azaltacağı, hatta gazetenin geleceğini gölgeleyebileceği endişesiyle reddedildikleri üzerinde duruyor, bunda İngiliz-Ermeni Derneği'nin başrolü oynayarak, İstanbul, Atina, Viyana ve Amerika bürolarını harekete geçirdiğini, bunu takiben fanatik Protestanların faaliyetlerini arttırdıklarını belirtiyordu.
Rüstem Paşa, Lord Kimberley'in, halkın Osmanlı İmparatorluğu'na karşı büyük bir gösteriye kalkmasını yatıştırmak için İngiltere Hükümeti’nin elinden geleni yaptığını söylemesine rağmen başarılı izlerinin görülemediğini sözlerine eklemekteydi.
Babıali Rüstem Paşa'ya gönderdiği makale tasarılarıyla bu yalan haberleri tekzip ettiği gibi dünya kamuoyunu aydınlatacak bilgiler de vermekteydi.
Stevenson'un Avam Kamarası'nda Ankara Mahkemesi'nin hayal kırıklığı yaptığı yolundaki konuşmasına karşın davanın aleni, adil, şahitlere ve delillere istinaden yapıldığı belirtilmiş,[30] Padişah’ın Ankara Mahkemesinin verdiği cezaların indirimiyle ilgili tamimi yabancı dile çevirerek süratle yayınlanmıştır.[31]
İNGİLTERE’DE FAALİYET GÖSTEREN ERMENİ DERNEKLERİ
İngiltere’deki Ermeni propagandasının başarılı olmasının altında yatan gerçeklerden birisi de Ermenilerin kurduğu derneklerdir. Bu derneklerden özellikle iki tanesi İngiliz kamuoyunun Ermenilere sempati göstermesinde çok etkili olmuştur. Londra’da faaliyet gösteren bu derneklerden birincisi İngiliz-Ermeni Derneği, ikincisi Ermeni Vatanperverler Derneği idi. Bu derneklerde bir çok İngiliz de görev almış, bazı parlamenterler başkanlık yapmış, basınla çok sıkı ilişki kurmuşlardır.
İngiliz-Ermeni Derneği
İngiltere’deki Ermeni derneklerinin en önemlisi olan bu derneğin üyelerinin çoğu İngiliz idi. Minas Tcheraz tarafından kurulan bu dernek, Berlin Muahedesi’nin 61. maddesinin uygulanmasını sağlamak maksadıyla kurulmuştu.[32] Derneğin İngiliz kanadında Gladstone kabinesinden iki eski bakan ile liberallerden yedi parlamenter bulunmaktaydı.
Londra İngiliz-Ermeni Derneğinin Başkanlığını Liberal Parti’den Milletvekili Mr. Francis Stevenson yapıyordu. Derneğin yıllık toplantısında yaptığı konuşmada, Büyük devletler Berlin Muahedesinin 61. maddesiyle Ermenilere karşı yükümlülük almışlardır. İngiltere Kıbrıs Mukavelesiyle bu yükümlülüğü bir kez daha yüklenmiş durumdadır diyerek Ermenileri sevindiriyordu. Londra’da İngiliz-Ermeni Derneği’nin yıllık raporunda, derneğin Ermeni kilisesi ile irtibatı bulunduğu açıklanmıştır. (Cilt 11, Belge No:)
Öte yandan Londra İngiliz-Ermeni Derneği eski başkanı Mr.Bryce şerefine verilen yemekten bahseden ve onu öven 13 Mayıs 1893 tarihli Daily News’da özetle, İngiltere’nin Berlin Muahedesi yükümlülüklerini yerine getirmesini hatırlatarak bunun İngiliz Ermeni Derneğinin hedefi olduğuna işaret etmiş, bunda ne sultanla kavga ve ne de Türkiye’ye karşı bir düşmanlık olmadığını ve Ermeni idaresinin gerçekçi reformu ile Babıali’nin yeni bir kuvvet kazanacağını, bu işin idealinin Lübnan modeli bir idare olduğunu, Ermenilerin bu bölgede çoğunluk değilse de en büyük azınlık olduğunu vurgulamıştır. (Cilt 13, Belge No:)
İngiliz-Ermeni Derneği Başkanı Stevenson aynı zamanda liberal parlamenterlerdendi, Ermenilerin yalan yanlış her türlü meselesini Avam Kamarası'na getiriyor ve konunun propagandasının İngiliz ve dünya kamuoyuna yayılmasını ve güncelliğini korumasını sağlıyordu.
Londra İngiliz-Ermeni Derneği üyelerinin Rus yanlısı yeni Katogikos Krimiyan'la birlikte çektirdikleri bir hatıra fotoğrafta, İngiliz Parlamentosu üyelerinden Mr. Bryce, Mr. Mundella, dernek başkanı Stevenson ve Paris Ermeni Vatanperverler Derneği başkanı olduğu söylenen Mr. İkender de bulunmaktaydı.[33]İngiliz Ermeni Derneği zaman zaman toplantılar yapmaktaydı bu toplantılardan birine Stevenson başkanlık yapmıştı. ‘Ararat Toprağı, Ermenistan ve Ermeniler’ adıyla düzenlenen üç günlük bu seminere çoğu yaşlı kadınlardan oluşan 89 kişi katılmış ve sona doğru salonda bunlardan ancak yarısı kalmıştı.[34]
İngiliz-Ermeni Derneği, kendisini tanıtabilmek, ve yaptığı faaliyetlere dikkat çekebilmek için Londra Osmanlı Büyükelçiliği’ne müracaat etmiş, 4 kişilik bir heyet Büyükelçiliğe dilekçe vermek istemişlerse de, dilekçeyi kabul etmenin bu derneği tanıma manasına geleceği düşünülerek Dernek Başkanı Stevenson'a Elçilik kanalıyla ‘İngiliz uyruklarının dilekçe verecekleri makamın Türkiye Büyükelçiliği olmadığı, Büyükelçinin bu hususu ne müzakere ve ne de bu konuda müdahale etmek istemediği’ bildirilmişti.[35]
İngiliz-Ermeni Derneği kurucusu Minas Tcheraz, hedefe varmak için birden ihtilale teşebbüs yerine, politik durumdan istifade etmek şartıyla teenni ile hareket etmeyi, kafi derecede kuvvet olmayan dağlık yerlerde eşkıya çeteleri teşkil edilmesini, Osmanlı Devleti tarafından zulüm ve işkenceye tabi tutuldukları hakkında Avrupalıları inandırmayı önermektedir.[36]
Ermeni Vatanperverler Derneği
Ermeni Vatanperverler Derneği 1886 yılında Londra’da Diyarbakırlı bir Ermeni olan Agopyan tarafından kuruldu. İngiliz-Ermeni Derneği’ni davaları açısından pasif bularak ayrılan Ermeniler bu dernekte bir araya geldiler.[37] Bu dernek yayın organı olarak Haıssadan adında bir gazete neşretmeye başladı. Bir süre sonra Haıssadan gazetesinin yayınına son verilerek yerine derneğin himayesinde Anglo-Armenian adında aylık küçük bir gazete çıkmaya başlamıştır.[38]
Bütün tahriklerin merkezi olan Londra’da Ermeni Vatanperverler Derneği; başta Gladstone olmak üzere, Ermeni dostu milletvekilleri ve basınla daha sıkı bir işbirliği içinde, uydurma ve abartılmış haberlerle İngiltere ve dünya kamuoyunu Ermeniler lehine çevirmeye çalışıyordu.
İstanbul Ermeni patriği, İngiliz-Ermeni Derneği'nin kurucusu Agopyan'ın hiçbir temsil yetkisi olmadığını defalarca söylemesine rağmen, Agopyan etkin bir çabanın içindeydi. Avam Kamarası'nın radikal üyeleriyle birlikte, Ankara Mahkemesi kararlarının adil olmadığı yolunda, hazırlanan broşür gazetelere dağıtılıyor.
Agopyan'ın, yanında bir paket basılı evrakla yeni Katogikos Krimiyan'la görüşmek üzere Viyana'ya gittiği haber alınmışsa da yapılan bütün araştırmalara rağmen[39] bu mülakat doğrulanamamıştı.[40]
Manchester’de Ermeni Faaliyetleri
Manchester’de Ermeni faaliyetlerini yönlendiren iki kişi vardı. Bunlardan biri Manchester Ermeni Kilisesi Papazı Baronyan, diğeri de Andressiyan adlı bir Ermeniydi. Birincisi Londra İngiliz-Ermeni Derneğinin, parlamento ve İngiliz kilisesiyle ilgili olup Ermeni propagandalarını bu kesime taşırken, diğeri de Ermenilerin sesi haline gelen Manchester Guardian’a Ermeniler lehine yazılar yazarak kamuoyunu etkilemeye çalışmaktadır.
Manchester şehri tüccar muhitiydi ve buradaki Ermeniler Türkiye ile ticaret yapmakta, dolayısıyla Londra’dakine benzer bir dernek kurarak çıkarlarını riske sokmak istemiyorlardı. Ama genellikle Ermeni ihtilalcilerine sempati besliyor ve bakımdan destekliyorlardı.[41]
SONUÇ
Ermeni Soykırımı iddialarının ortaya çıkıp yaygılaşmasının en önemli sebeplerinden birisi de Ermenilerin çeşitli ülkelerde yaptıkları propaganda faaliyetleridir. 1878’den itibaren sistemli bir şekilde dünya kamuoyunu etkilemeye çalışan Ermenilerin bu konuda başarılı oldukları da gelinen son noktadan anlaşılmaktadır. Fransa’nın Ermeni Soykırımı’nı yasalaştırması, bir çok dünya ülkesinin parlamentolarında bu konunun görüşülüp karar aşamasına gelmesi, Amerika Birleşik Devletleri’nde Kongre’de görüşülmesi ve her 24 Nisan’da Amerikan başkanlarının gayet ağır ifadelerle dolu konuşmalar yapmaları bunu açıkça göstermektedir.
İngiltere, Ermeni sorunun ortaya çıkmasında başrolü oynayan iki devletten biridir. Her zaman Ermenileri kendi politikası için bir araç olarak kullanmış, Ermenileri daima aldatmıştır. Ermeni propagandasına bir üs görevi yapmış, Ermeni komitecilerine destek olmuş, onları daima desteklemiş olmasına rağmen, milli menfaatleri değişmeye başlayınca onları yüzüstü bırakmıştır.
[1] Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, Ankara 1983, c. VIII, s. 130.
[2] (F. O. 424/123, pp. 119–121, No. 75)den naklen, Bilal N. Şimşir, British Documents on Ottoman Armenians, Ankara 1983, c. II, s. 270–274; Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılâbı Tarihi, Ankara 1991, c. I, Kısım I, s. 17.
[3] Hasan Oktay, Türk-İslam Dünyasına Karşı Ermeniler- Moğollar- Papalık, Van 1995, s. 75 (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi)
[4] Hasan Oktay, ‘Ermeniler ve Van İhtilal Örgütü’, Ermeni Araştırmaları, Ankara 2002 sayı 5, sayfa 112.
[5] Sedat Laçiner-İhsan Bal, İngiltere Ermenileri, Lobicilik ve Ermeni Sorunu, Ermeni Araştırmaları, 7, Ankara 2002.
[6] Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA).,Y.MTV. 436/3017; Osmanlı Belgelerinde Ermeniler (OBE)., İstanbul 1988, c. 11, s.XV.
[7] Bilal Şimşir, Documents Diplomatiques Ottomans Affaires Armeniennes. Volume I, (1886-1893)’den naklen(OBE)., İstanbul 1988, c. 7, Belge No.122
[8] BOA., HNA., End. S-III, Karton, 284, Dos. 7, İç no. 125; (OBE)., c. 7, Belge No. 41.
---------------------- * Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı - - ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 11, Sonbahar 2003