Anasayfaİletişim
  
English

Ermeni-Haçl? ??birlikleri

Ergin AYAN*
ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 26, 2007

 .&À €le="text-align: jusğÿøÿÿErmeni-Haçl? ??birlikleri951´ziv>
Öz: Haçl? Seferlerinin as?l kahramanlar? soylu derebeyleri de?il, Ermenilerdir. Seferlerin ba?lamas? ve devam etmesi için Ermeniler ellerinden her geleni yapt?lar. ?stanbul’dan Kudüs’e kadar uzanan yol boyunca, Ermeniler Haçl?larla birlikteydiler. Haçl? ordular?na yard?m etmek için korkunç bir çaba içine girdiler. Ermeniler Adana, Tarsus ve Toros Da?lar?’n?n güneyinde kalan ve Kilikya ad?n? verdikleri bölgeyi anavatanlar? olarak saym??lard?r. 1080-1226 y?llar? aras?nda Bizans’a, 1226’dan sonra Türkiye Selçuklular?na, sonra ?lhanl?lara ve nihayet Memlûklulara ba?l? olarak hayatlar?n? sürdürmü?lerdir. Frans?z as?ll? Haçl?larla yak?n ili?kiler kurarak, Bat? Avrupa’dan da destek alm??lard?r.


Anahtar Kelimeler: Ermeniler, Haçl?lar, Selçuklular, Thoros, Kilikya.


Abstract: Actually the main characters of the Crusades were not the feudal lords but the Armenian. The armenian did their best to start the Crusades and to keep them in progress. The armenian accompanied the crusaders throughout the way from ?stanbul to Jerusalem. They incredibly strove in order to help the crusaders. The Armenian considered Adana, Tarsus and the area called Klikien- in the south of the Toros- to be their motherland. They survived under the rule of the Byzantine Empire between 1080 and 1226 then the Anatolian Seljuk, Ilkhanids and finally Mamluks. They got support from the West Europe by establishing close relations with the crusaders from France.


Key Words: Armenian, Crusades, Sejuks, Thoros, Klikien.



Giri?



Haçl?lar?n ilk defa Anadolu’ya geldikleri 1096 s?ralar?nda Orta F?rat boylar?ndan Toros s?rada?lar?na kadar küçük küçük Ermeni devletleri mevcut bulunuyordu. Ermeni Philaretos’un[1] kurmu? oldu?u devlet k?sa sürdü. ?aban 477 (Aral?k 1084) tarihinde Kutalm??o?lu Süleymân-?âh, Antakya’y? Philaretos’un elinden ald?[2]. Böylece Philaretos’un kurdu?u devlet çökü?e geçmeye ba?lad?[3]. Fakat 1094 y?l?nda Thoros (veya Theodoros, Urfa valisi 1094-1099) adl? Ermeni prensi Urfa’y? Bozan adl? bir Selçuklu emîrinden, y?ll?k muayyen bir mebla? ödemek ?art?yla teslim alm?? ve valilik s?fat?yla ?ehre hâkim olmu?tu[4]. Onun kay?npederi Gabriel (1095-1103) de Malatya’ya sahip bulunuyordu[5]. Raban ve Keysun’da, Kogh Vasil ad?nda küçük bir Ermeni devleti kurmu?tu[6]. Thoros, Gabriel ve muhtemelen Thatul[7], Philaretos’un maiyetinde olmak üzere Bizans devlet hizmetinde bulunuyorlard?. Hatta Thoros, Bizans ?mparatoru I. Aleksios Komnenos (1081-1118)’dan alm?? oldu?u küropalatos[8] unvân?n? ta??yordu. Fakat bütün bu Ermeni hâkimleri Bizans ve Selçuklu devletleri aras?na s?k??m?? olup, sürekli tehdit ve tehlike alt?ndayd?lar. Kogh Vasil istisna olmak üzere hepsi de inançlar? bak?m?ndan tebâlar?n?n ço?unlu?una ters dü?mekteydiler; arazilerinde çok say?da mevcut bulunan Suriyeli H?ristiyanlar onlardan nefret ediyorlard? ve Türkler ise hepsine kar?? güvensizlik duyuyorlard?. Ancak ço?unlukla Türklerin kendi aralar?nda anla?amamalar? bu Ermeni reislerine yerlerinde tutunmak imkân?n? sa?l?yordu[9]. Ermeniler bu zaaftan istifade ederek Selçuklu ve Bizans hükümdârlar?n?n ayaklar?na kadar gitmek suretiyle varl?klar?n? sürdürüyorlard?.



1091 y?l?nda Ermeni Katolikosu Barseg, Sultân Melik?âh’?n yan?na gitti. Sultân, Barseg’i huzuruna kabul edip, ona büyük iltifat gösterdi ve onun arzular?n? yerine getirdi. Melik?âh, bütün kilise ve manast?rlar? ve ruhânîleri vergiden muaf tuttu. Ermenilerin dinlerini diledikleri gibi uygulamalar?na müsaade etti ve ticaretlerini eskisi gibi yürüteceklerine dair ferman buyurdu.



Oysa Büyük Selçuklu Sultân? Melik?âh’?n Ermenilere olan ho?görüsünü Urfal? Mateos ?öyle aç?klar: “Büyük Selçuklu Sultân? Melik?âh 1086’da büyük bir orduyla beraber Roma ülkelerini zaptetmek üzere bat?ya do?ru yürüdü. Sultân?n yüre?i H?ristiyanlara kar?? ?efkatle dolu idi. O, geçti?i memleketlerin halk?na bir baba gözü ile bak?yordu. O, böylelikle hiç muharebe yapmadan bir çok eyâlet ve ?ehirlere hâkim oldu.”[10]. Ancak Melik?âh’?n Ermenileri tebaas? gibi görüp onlar? yerlerinde b?rakmas? Çukurova’n?n I. Haçl? Seferleri s?ras?nda kolayl?kla elden ç?kmas?na zemin haz?rlam??t?r.



Haçl? Seferlerinin ba?lad??? s?rada Anadolu’da Selçuklular?n hâkimiyeti de tam olarak kesinle?mi?ti. Bu s?rada, siyasi karga?alardan ve Bizans’?n içinde bulundu?u zor durumdan istifade eden da??n?k haldeki Ermeniler, Kilikya’da yeniden bir araya gelmi?, küçük federasyonlar olu?turmu?lard?. Bu s?rada Kilikya Ermeni beylerinden olan Philaretos, Melik?âh’a giderek ?slâmiyet’i kabul etti?ini bildirmi?, ard?ndan, bir beylik ferman? alarak, Selçuklulara ba?l? bir prenslik statüsüyle geri dönmü?tü[11].



Haçl? seferlerinin ba?lang?c?na kadar bu durumda bulunan Ermenilerin Haçl?larla ilk temas? Bizans zindanlar?ndan kaçan bir Ermeni olan Bagrat vas?tas?yla gerçekle?mi?tir. Haçl? reislerinden olan ve daha sonra Urfa Haçl? Kontlu?u’nu kuran I. Baudouin de Bolougne zindandan kaçan ve Haçl? ordusuna s???nan bu Ermeni ile tan???p onu maiyetine alm??t?r. Haçl? müelliflerinden Willermus Tyrensis, onun Kogh Vasil’in karde?i oldu?unu kaydetmi?tir[12].



Haçl? reislerinden I. Boudouin de Boulogne, Bagrat’la tan??makla Ermenilere kar?? ilgi duymaya ba?lam??t?. Bagrat, ailevi ili?kilerle ba?l? bulundu?u ve Selçuklulara tâbi küçük prenslikler halinde her türlü dini ve idari faaliyetlerde tamamen ba??ms?z olan F?rat k?y?lar?ndaki Ermeni devletçiklerine I. Baudouin’in yard?m?n? sa?lamak arzusundayd?. Haçl? reislerinden Tankred, Konya Ere?li’sinde[13] ?ans?n? Çukurova’da denemek üzere ana orduyu terk etmek niyetini ilan edince I. Baudouin de ayn? bölgeye gitmeye karar verdi. Çünkü o, kendisinden önce bir Haçl? reisinin Ermenilerle temas kurup, onlar?n güvenini ve i?birli?ini kazanmas?n? engellemek istiyordu.



15 Eylül 1097 tarihinde Tankred yüz ?övalye ve iki yüz yayadan müte?ekkil küçük bir birlikle Haçl?lar?n Ere?li’deki ordugâhlar?n? terk ederek do?rudan do?ruya Gülek bo?az?na yöneldi. Ondan hemen sonra da I. Baudouin, be? yüz ?övalye ve iki bin yaya ile yola koyuldu. Tankred, o zamanlar Çukurova’n?n en önemli ?ehri olan Tarsus üzerine yürüdü. Bu arada, takviye talep etmek üzere, esas Haçl? ordusuna haberciler göndermi?ti. Tarsus bir Türk garnizonu taraf?ndan tutulmakta olup, halk? H?ristiyan Rumlar ve Ermenilerden müte?ekkildi[14]. ?ehirde bulunan Türkler derhal bir ç?k?? hareketi yaparak sald?rganlar? püskürtmeye çal??t?larsa da geri at?ld?lar. Bunun üzerine ?ehrin Ermeni ve Bizansl? H?ristiyanlar? Tankred ile temasa geçerek ondan ?ehri almas?n? rica ettiler. Ermeniler kendilerine her türlü deste?i veren Selçuklulardan gördü?ü iyili?e kar?? tam tersi davranm??, Haçl?lara kar?? sava?aca?? yerde, onlara yard?m etmi?lerdir[15]. Böylece Haçl?lar ?bnü’l-Esîr’in ifadesiyle Kilikya’daki Ermeni topraklar?na girmi? oldular[16]. I. Baudouin üç gün sonra ?ehre yakla?t???nda, Tankred’in sancaklar?n?n ?ehir surunun kulelerinde dalgaland???n? görünce Tankred’den Tarsus’un kendisine teslim edilmesini talep etti. Bu talep üzerine hiddetinden ne yapaca??n? ?a??ran Tankred, rakibinin üstün kuvveti kar??s?nda her hangi bir ?ey yapamadan boyun e?mek zorunda kald? ve birliklerini toplayarak do?uya, Adana istikametine yürüdü[17].



I. Baudouin Tarsus’u teslim ald?ktan sonra, ana ordudan Tankred’e takviye için gönderilmi? olan üç yüz Norman ?ehrin önüne geldiler. Bunlar?n bütün yalvar?p yakarmalar?na ra?men I. Baudouin ?ehre girmelerine raz? olmay?nca ?ehir d???nda, surlar önünde ordugâh kurdular ve geceleyin etrafta dola?makta olan Tarsus’un eski Türk garnizonu efrad? taraf?ndan bask?na u?rat?larak bir ki?i kalmamacas?na k?l?çtan geçirildiler. Bu olay Haçl?lar? fena halde k?zd?rd?. I. Baudouin, hatta kendi adamlar? taraf?ndan bile, öldürülenlerin u?rad?klar? ak?betten sorumlu tutuldu. E?er bu arada bir H?ristiyan filosunun hiç beklenmeyen muvasalat? haberi ula?mam?? olsayd?, I. Baudouin kendi adamlar? aras?nda oldukça güç bir duruma dü?ecekti. H?ristiyan filosu Guinemer de Boulogne kumandas?nda Mersin körfezindeki Tarsus Irma?? a?z?nda görünmü? ve I. Baudouin’in durumu kurtulmu?tu[18]. I. Baudouin muhtemel olarak Guinemer’i Tarsus’da kendisine vekil ve vali olarak b?rak?p Tankred’i izlemeye devam etti.



Adana’ya gelen Tankred kar???k bir durumla kar??la?m??t?. K?sa bir süre önce bu ?ehre bir ya?ma ak?n? yapan Lampron hâkimi Ermeni O?in[19], orada Türklerle ?ehir hâkimiyeti için mücadele eden bir kuvvet b?rakm??t?[20]. Ayn? zamanda, muhtemelen I. Baudouin ordusu ile yola ç?km?? ve fakat kendi gücüyle bir ?eyler elde edebilmek ümidiyle ondan ayr?lm?? bulunan Bourgogne’lu Welf ad?nda bir ?övalye de zorla ?ehre girmi? olup, iç kaleyi elinde tutuyordu. Tankred yakla??nca, Türkler geri çekildiler ve Tankred’in birliklerini iç kalede dostça kar??layan Welf, ?ehrin sahibi olarak tasdik edildi. O?in her halde sadece adamlar?n? bu tehlikeli ve kar???k i?lerden s?y?rmak, kurtarmak amac?ndayd?. ??lere müdahale etti?i için Tankred’e minnettard?, bir taraftan da ona tamam? ile Ermenilerden mürekkep bir ahalinin Türklerin elinden kurtulmak için dua etti?i Mamistra’ya (Misis) yönelmesi için ?srarl? ricalarda bulunuyordu. Onun bütün istedi?i, rakibi Ruben o?lu Konstantin’in haris gözlerini dikmi? oldu?u nüfuz sahas?na, Haçl?lar?n daha derin bir ?ekilde girmeleriydi.



Tankred Ekim ba??nda Misis’e vard?. Adana’da oldu?u gibi Türkler burada da onu görür görmez çekildiler ve H?ristiyanlar da sevinçle ona ?ehrin kap?lar?n? açt?lar. Tankred daha henüz ?ehirde iken I. Baudouin ordusuyla yakla?t?. Tankred ise, I. Baudouin’e Misis’e girmeyi yasaklayarak onu Ceyhan nehrinin kar?? k?y?s?nda ordugâh kurmaya zorlamakla beraber ?ehirden bu ordugâha yiyecek maddeleri gönderilmesine müsaade edece?ini ilan etti. Bu arada birçok Norman, özellikle Tankred’in eni?tesi Richard, I. Baudouin’in Tarsus’ta Normanlara kar?? i?lemi? oldu?u cinayetin cezas?z kalm?? olmas?na tahammül edememekteydiler. Bunlar Tankred’i, I. Baudouin’in karargâh?na yapacaklar? bir bask?na kat?lmaya kand?rd?lar. Asl?nda I. Baudouin’in birlikleri onlara say?ca ve kuvvetçe üstündü ve böylelikle bask?na kalkan Normanlar? kolayl?kla nehrin ötesine püskürttüler. Ancak Haçl?lar?n kendi aralar?ndaki bu naho? olay Tankred ve I. Baudouin’in bar??mas?na vesile oldu.[21].



Bu bar??madan sonra, zaten Kilikya’da kalma konusunda görü?lerini de?i?tirmi? olan I. Baudouin, kar?s? Godvere’nin ölmek üzere oldu?u haberini al?nca; tekrar Mara?’ta bulunan ana ordu ile birle?mek üzere hemen yola ç?kt?. Anla??ld???na göre kar?s?n?n çocuklar? da hastayd?lar ve çok ya?amad?lar[22]. I. Baudouin karde?leri ve di?er Haçl? reisleri yan?nda sadece bir kaç gün kald?. Ana kuvvet Antakya istikametinde güneye hareket edince kendisi de talihini F?rat vadisinde ve onun ötesinde kalan arazide denemek üzere do?uya do?ru yola koyuldu. Ermeni dan??man? Bagrat yan?nda bulunuyordu ve bu s?rada tarihçi Fulcher of Chartres, I. Baudouin’in maiyetine girdi[23].



Büyük Haçl? ordusu 17 Ekim 1097’de Antakya’ya do?ru ilerlerken I. Baudouin ayr?l?p, Mara?’a geldi ve ?ehir ele geçirildikten sonra, Bizansl? bir subay olan Ermeni as?ll? Thatul buraya vali olarak atand?[24]. Asl?nda I. Baudouin, bu karar?yla iyi bir stratejist oldu?unu gösterdi, çünkü ana Haçl? ordusunun yöneldi?i Antakya’daki Türklerin alabilecekleri yard?m kuvvetlerinin yolu I. Baudouin’in hâkim olmay? tasarlad??? bölgeden geçiyordu. Ayr?ca, Ermenilerin elinde bulundu?u için bu bölgeye nüfuz etmesi de kolay olacakt?. Ermeni reisleri ile ili?ki kurmu?tu. Bagrat’?n arac?l??? ile hâkimiyet bölgesi Mara?’?n do?usunda bulunan, bu adam?n karde?i Kogh Vasil ile münasebet tesis etmi? olmal?d?r. Bu s?ralarda Dâni?mendli Türkler taraf?ndan tehdit edilen Malatya hâkimi Gabriel, hiç ?üphesiz Haçl?lardan yard?m ummu?tu. Rivayete göre I. Baudouin’in Çukurova’y? terk etmek karar?, esasen kendisinin veya Bagrat’?n daha Çukurova’dayken ald?klar? ve onun Urfa’ya gelmesini ?srarla talep eden Urfa hâkimi Thoros’un bir mesaj?na dayanmaktayd?. Ermeniler çoktan beri bat?dan yard?m gelmesini ümit etmekteydiler Bundan daha yirmi y?l önce, Papa Gregorius (VII., 1073-1085)’un Do?u H?ristiyanl???n? kurtarmak için bir plan haz?rlad??? haber al?n?r al?nmaz, papay? Ermeni sorunu bak?m?ndan kazanmak amac?yla bir Ermeni piskoposu Roma’ya gitmi?ti[25].



Türkiye Selçuklu Sultân? Süleymân-?âh’?n Antakya’y? zapt?n?n üzerinden 14 y?l geçtikten sonra ve Haçl?lar Antakya’y? Cemâziyelevvel 491 (Nisan-May?s 1098)’de i?gal ettikleri zaman Ermeniler, gizlice i?birli?ine giderek Müslümân Türk halk?n? k?l?çtan geçirdiler. Antakya’da bulunan ve H?ristiyanl?ktan Müslümânl??a dönen Ermeni as?ll? Firuz adl? biri Haçl?larla anla?arak, ip atmak suretiyle Haçl?lar?n burçlara ç?kmas?n? sa?lad?. Hatta ?ehrin Türk valisi Ya??s?yan da kaleyi terk ettikten sonra at?ndan dü?erek a??r bir ?ekilde yaraland? ve bir Ermeni taraf?ndan bo?az? kesilmek suretiyle öldürüldü. Bohemund (I., Antakya Prinkepsi, 1098-1111) komutas?ndaki Haçl?lar taraf?ndan Antakya Prinkepsli?i kuruldu[26].



Kilikya’da da?l?k bölgelerde yani Toroslar’da oturan Ermeniler daha az tehlikedeydiler; çünkü yerle?tikleri arazi kolay nüfuz edilemez ve rahatça savunulabilecek nitelikteydi. Çukurova geçidinin (Gülek Bo?az?) bat?s?nda kalan da?lara Hethum’un o?lu O?in hâkimdi. Esas karargâh? Tarsus ve Çukurova’n?n üst taraf?nda, yüksek bir da? ç?k?nt?s?nda, zapt? çok zor olan Lampron (Çaml?yayla) kalesindeydi. ?stanbul ile ba?lant?s?n? muhafaza ediyor ve zaman zaman imparator ile irtibat kuruyordu. Ortodoks kiliseye mensup olmamas? muhtemel bulunmas?na ra?men, evvelce Aleksios emrinde bulunmu? ve belki de Lampron kalesini de imparatorun r?zas? ile teslim alm??t?[27]. S?k s?k Çukurova’ya ak?nlar yapmakta olup 1097 y?l?nda, Türkler Haçl?larla u?ra??rken Adana ?ehrinin bir k?sm?n? ele geçirmek f?rsat?n? bulmu?tu. Gülek Bo?az?’n?n do?usundaki da?lar, Sis’in kuzey bat?s?nda Partzerpert kalesinde oturan, Ruben’in o?lu Konstantin (Ermenistan Baronu, 1095-1099)’in elinde idi. Konstantin de Haçl?lara kar?? Türklerin içinde bulunduklar? kötü durumdan yararlanmay? umarak Haçl?lara yard?mlarda bulunuyordu. 1097-1098’de Artuk o?lu Sökmen ile Atabeg Tu?tegin otuz bin askerle Haçl?lara kar?? yürüdüler. Haçl? reislerinden Godefroi onlarla Halep civar?nda sava?a tutu?tu. Haçl? ordusunun mevcudu o kadar büyüktü ki, açl?k tehlikesi ba? gösterdi. Bunun üzerine Toros da??nda bulunan prensler yani O?in ile Konstantin, Haçl?lar?n ihtiyac?n? tatmin edecek kadar miktarda yiyecek gönderdiler. Karada? manast?rlar?n?n rahipleri de yiyecek göndermek suretiyle yard?m ettiler. Kayna??n ifadesiyle bütün H?ristiyan milletleri bu suretle hareket edip, Franklara dostluk gösterdiler. Buna ra?men yiyecek yoklu?u neticesinde Haçl? ordusunda hastal?k ve ölüm ba? gösterdi. Askerlerinin be?te birini kaybettiler[28].



Haçl?lar müttefik olarak Ermenilere Bizansl?lardan daha ?irin geliyordu. Haçl? ordusunun varl??? Ermenilere Selçuklular’dan ve Bizans’dan kurtulup, ba??ms?zl?k kazanma ümidi veriyordu. Bu yüzden I. Baudouin ve adamlar?n? sevinçle kar??lad?lar. I. Baudouin F?rat boylar?ndaki bir çok kaleyi ele geçirdi. Bunlardan biri de Tell-Bâ?ir idi. Ermenilerin elinde bulunan kaleler, ona bar?? yoluyla teslim oldular[29]. Bu münasebetle I. Baudouin’in ünü ve gücü Urfa ?ehrine kadar yay?ld?. Bunun üzerine Urfa hakimi Ermeni Prensi Thoros ona bir elçi heyeti yollayarak, onu yaz?l? ve sözlü olarak ?ehre davet etti. ?ehre yard?m etmeye karar veren I. Baudouin, sadece 80 atl? ile yola ç?kt?. Adamlar?n?n geri kalan?n? F?rat’a kadar zapt etti?i ülkelerin muhafazas? için b?rak?p, Urfa’ya geldi. ?ehir hâkimi Ermeni Thoros, bütün ruhanileriyle birlikte onu kar??lad?. Ayr?ca halk da trampetler, borular, ilâhiler e?lili?inde dostça ve sayg?yla onu kar??lamaya ç?kt?lar[30].



Bu s?rada Gerger’in Ermeni prensi Konstantin[31] de Urfa’ya geldi. Birkaç gün sonra Thoros onlar? Samsat’?n ku?atmas?na ve Emîr Balduk’a kar?? harp etmeye gönderdi. Haçl?-Ermeni kuvvetleri Samsat’a kar?? yürürken ?ehir d???ndaki bütün yerleri ya?malad?lar. Türkler, H?ristiyan askerleri ya?ma ile me?gul olunca üçyüz atl? ile beraber onlar?n üzerine gelip, Haçl?lar? ma?lup ettiler. Böylece I. Baudouin ve Konstantin Urfa’ya Thoros’un yan?na döndüler[32].



14–20 ?ubat 1098 aras?nda yap?lan Samsat seferinde ba?ar?l? olamayan I. Baudouin’in Urfa’ya dönü?ünden k?sa bir süre sonra Gerger hâkimi Konstantin’in deste?iyle ?ehirde Thoros’a kar?? bir suikast planland?. I. Baudouin de bu suikast plan?na uydu. Urfa ahalisi Thoros’u sevmemekte ve onun ?ehrin ba??ms?zl???n? muhafaza için maharetle hareket etmi? olmas?n? da takdir etmemekteydi. Urfal?lar ondan Ortodoks kiliseye ba?l? ve ta??d??? unvâna göre Bizans ?mparatorlu?u’nun bir memuru oldu?u için ho?lanm?yorlard?. Onlar?n ürünlerini ve ticari mallar?n? e?k?ya taarruzlar?ndan koruyamam??t? ve kendilerinden yüksek vergi alm??t?. Fakat I. Baudouin ortaya ç?k?ncaya kadar ondan kurtulmak imkân?n? bulamam??lard?. ?imdi daha kabiliyetli bir koruyucular? vard?. Buna göre bir suikast tertip ettirmek için Franklar?n f?s?ldamas?na ihtiyaç yoktu; fakat ne de olsa Franklar?n tasvibi olmadan suikastç?lar?n bu kadar ileri gidebileceklerine inanmak güçtür. 7 Mart pazar günü bunlar harekete geçtiler. Ahaliyi, Thoros’un memurlar?n?n evlerini ya?malamaya tahrik ve te?vik ettiler ve sonra hükümdar?n iç kaledeki saray?na yürüdüler. Thoros, birlikleri taraf?ndan yaln?z b?rak?ld?, o?ullu?u ona yard?ma gelmedi ve ona teslim olmak tavsiyesinde bulundu. Thoros bunu kabul ederek sadece kendisinin ve kar?s?n?n serbestçe çekilip Malatya’ya gitmelerine müsaade edilmesi ricas?nda bulundu. Görünü?e göre, I. Baudouin’in onun hayat? için teminat vermesine ra?men, Thoros’un çekip gitmesine müsaade olunmad?. Thoros saray? içinde mahpus kald???n? görünce, ertesi Sal? günü kaçmaya te?ebbüs etti, fakat yakalanarak ahali taraf?ndan parça parça edildi. Thoros’un kar?s?n?n ak?beti belli de?ildir. 10 Mart 1098 Çar?amba günü halk I. Baudouin’den idareyi eline almas?n? istedi[33].



I. Baudouin, Urfa’y? ele geçirmekle kendisine bir krall?k, bir devlet kurmak hedefini gerçekle?tirmi?ti. Urfa her ne kadar mukaddes topraklarda de?il idiyse de, orta F?rat bölgesinde kurulacak her hangi bir Frank devleti Filistin’de kurulacak her devlet için de?erli bir tampon, bir savunma hatt? olabilirdi. Bu sebeple I. Baudouin, büyük Haçl? politikas?na uygun bir i? yapm?? oldu?unu söyleyebilirdi. Fakat ya Ermeniler ne kazanm??lard?? Onlar Urfa’da vassal olarak sürdürdükleri hâkimiyetlerini ?imdi tamamen Haçl?lara kapt?rm?? oluyorlard?.



Urfa Kontu unvân?n? alan I. Baudouin’in yan?ndaki Frank birlikleri say? bak?m?ndan az oldu?undan o, yerli Ermeni halktan askerî bak?mdan yararlanmak zorundayd?. Bunlar?n aras?ndan kendilerine güvenebilece?i birçok kimse buldu. ?ç kalede ke?fetti?i büyük bir hazineyle mali bak?mdan durumunu da düzeltti[34].



I. Baudouin’in günden güne güçlendi?ini ve bütün bölgeyi zapt etti?ini gören Samsat’?n Türk Emîri Balduk, kaleyi on bin alt?n kar??l???nda I. Baudouin’e satmay? teklif etti. Bu kalenin ne kadar müstahkem ve zapt?n?n güç oldu?unu bilen I. Baudouin bu teklifi kabul ederek törenle Samsat’a girdi[35].



I. Baudouin’in ba?ar?lar? her tarafta yay?l?nca, Antakya önündeki Haçl? ordusunu takviye için yola ç?km?? bulunan birçok bat?l? ?övalye, onun ba?ar?lar?ndan pay almak için ona kat?lmak üzere ana ordudan ayr?ld?. I. Baudouin bunlar? hazinesinden ay?rd??? de?erli arma?anlarla mükâfatland?rd??? gibi ülkesine sa?lamca yerle?melerini sa?lamak için bunlar? Ermeni zenginlerinin k?zlar? ile evlenmeye te?vik etti. Dul ve çocuklar? da ölmü? bulundu?u için yaln?z kalm?? olan kendisi de onlara örnek oldu. Willermus Tyrensis’un Taphnuz veya Tafroc ?eklinde telaffuz etti?i bir Ermeni soylusunun k?z?yla evlendi. Tafrok, Gerger hâkimi Konstantin’in karde?i olup, Toros da?lar? yak?nlar?nda sa?lam kalelere ve güçlü askerlere sahip oldu?undan, bir hayli zengindi[36].



I. Boudouin Urfa’da faaliyetlerine devam ederken Büyük Selçuklu Emîri Kürbo?a Sultân Berkyaruk (1093-1104)’un emriyle Haçl?lar üzerine gitti, Fakat kendisine Arap, Türk bütün Suriye kuuvetlerinin kat?lmas?yla iyice güçlenen Kürbo?a, do?rudan do?ruya büyük Haçl? ordusu üzerine yürüyece?i yerde Urfa bölgesine girip, etraf? tahrip etmek ve uzunca bir zaman Urfa ?ehrini ku?atmak suretiyle önemli miktarda zaman kaybetti. Urfa kontlu?u Ermenilerin de deste?i ile I. Boudouin taraf?ndan savunuldu. Neticede Kürbo?a Antakya’dan gelen haber üzerine ku?atmay? yar?da b?rak?p Antakya’ya do?ru ilerledi[37].



Latinlerin durmadan kendi bölgelerine yerle?meleri Ermenilere a??r gelmeye ba?lad?. Ermenilere göre bunlar, halk?n üzerine hâkimiyet kuran ve halk?n rahat?n? bozan misafirlerdi. Ödemekle yükümlü olduklar? vergi Thoros zaman?ndakinden hiç de a?a?? de?ildi. Bundan ba?ka bu yeni gelenlere Ermeni arazi ve çiftlikleri iktâ olunuyor ve Ermeni köylüler bat?n?n daha sert olan feodalite kurallar?ndan ho?nut kalm?yorlard?. 1098 y?l?n?n sonuna do?ru bir Ermeni, I. Baudouin aleyhinde bir suikast tertip olundu?unu ihbar etti. Güya ?ehrin en nüfuzlu on iki yerlisi Diyarbak?r bölgesindeki Türk beyleriyle muhabere halindeydiler. I. Baudouin’in kay?n pederi Taphnuz bu s?rada Urfa’da bulunuyordu; k?z?n?n kontla evlenme töreni pek az önce icra olunmu?tu. Rivayete göre suikastç?lar onu I. Baudouin’in yerine geçirmek veya hiç olmazsa I. Baudouin’i idareyi onunla payla?maya zorlamak istiyorlard?. I. Baudouin bu haberi al?r almaz derhal harekete geçti. Suikastç?lar?n iki ileri geleni tutuklanarak gözleri ç?kar?ld?; bunlar?n en önemli arkada?lar?n?n burunlar? veya ayaklar? kesildi. Meseleyi bildiklerinden ?üphe olunan çok say?da Ermeni zindana at?ld? ve servetleri müsadere olundu. Fakat bunlar ?arkl? kurnazl??? ile paralar?n? o kadar iyi saklam??lard? ki, I. Baudouin’in adamlar? bir türlü bulam?yorlard?. Bu sebepten I. Baudouin, büyük bir alicenapl?kla, onlara hürriyetlerini yirmi ilâ altm??ar bin Bizans alt?n?na sat?n almak müsaadesini bah?etti. Suikastç?larla ba?lant?s? ispat edilemeyen Taphnuz, bu korkunç damad?n ?errinden süratle kendi da?lar?na kaçmay? can?na minnet bildi. ?imdiye kadar sadece yedi yüz alt?n?n? ödedi?i k?z?n?n çeyizinden büyük k?sm?n? da beraberinde götürdü[38].



Emîr Dâni?mend Gâzî (1085-1104)[39], 1098 y?l?nda Ermeni Gabriel’in elinde bulunan Malatya’y? ele geçirmek için haz?rl?klar yaparken, Gabriel’in Antakya’daki Haçl?lar ile ittifak yapma giri?imlerini ö?renince ?ehri muhasaraya ba?lad?. Nihayet 493 (1100/1101) y?l?nda Malatya hâkimi Ermeni Gabriel’in elinden Malatya’y? ald?[40]. Willermus Tyrensis’in de kaydetti?i gibi, Gabriel, Malatya’n?n Dâni?mendliler taraf?ndan ku?at?lmas? üzerine, Antakya Prinkepsi I. Bohemund’dan yard?m istemi?tir[41].



I. Bohemund ise Antakya’dan sonra Halep’i ele geçirerek buradaki Selçuklu Devleti’ni ortadan kald?rmak amac?yla, geni? askeri haz?rl?klar yapt?. Tankred ile beraber haz?rlad??? kalabal?k kuvvetlerle Halep önlerine geldi. Fakat bu s?rada Dâni?mend Gâzî’nin sald?r?lar? kar??s?nda zor duruma dü?en Ermeni Gabriel’in yard?m ça?r?s? üzerine I. Bohemund Halep civar?ndan ayr?ld? ve Malatya’ya gitmek üzere hareket etti[42]. Bunun üzerine, Ermeniler’in reisi Kogh Vasil ve Ermenistan’da baz? yerlere hâkim olan Rufino?ullar?, Haçl?lar?n ba?lar?na geçmelerinden ve kendilerini kovmalar?ndan korkarak; Dâni?mend Gâzî’ye gizlice haber gönderdiler. Haçl?lara kar?? bir pusu kurmas?n? istediler[43]. Bunu haber alan Dâni?mend Emiri Malatya ovas?na Haçl?lara kar?? asker sevk etti. O, birçok yerlerde de pusular kurdu, kendisi de birçok askerle beraber Haçl?lar?n kar??s?na ç?kt?. I. Bohemund komutas?ndaki Haçl? ordusu tedbirsizce ilerlerken pusuda bekleyen Dâni?mend Gâzi, ans?z?n Haçl?lar?n etraf?n? sard?. Çok k?sa süren bir sava?tan sonra Haçl? ordusu imha edildi. Müslümânlar?n ba? dü?manlar?ndan I. Bohemund ve Richard de Salerne ile ileri gelen adamlar? esir edilerek Niksar’a götürüldüler[44]. Türklere çe?itli oyunlar yaparak onlar? aldatan Gabriel Türkler taraf?ndan öldürüldü. Dâni?mend Gâzî, Malatya’y? zapt ettikten sonra ad? Vasil olan birini buraya vali olarak atad?[45].



Niksar’da esir tutulan I. Bohemond’u kurtarmak için Sicilya ve Urfa’daki akrabalar? toplam yüz bin dinar tutar?ndaki fidyeyi Dâni?mend Gâzî’ye vermeyi kabul ettiler. Bunun sonucunda Dâni?mend Gâzî’nin serbest b?rakt??? I. Bohemund Antakya’ya geri döndü[46]. Bu fidye meselesi daha sonra Dâni?mend Gâzî ile I. K?l?ç Arslan’?n aralar?n?n aç?lmas?na sebep olmu?tur.



1103-1004 y?l?nda Ermeni Katolikosu Vasil (Barse?) bütün maiyeti ile beraber Ani ?ehrinden yola ç?k?p, Urfa’ya geldi. Baudouin (II., 1100-1118) onu büyük bir törenle kar??lay?p, ona bir çok hediyelerle beraber, köyler verdi ve aralar?nda büyük bir dostluk peyda oldu[47]. Bu icraat gösteriyor ki, Haçl?lar, Ermeni siyasetinde i?in dinî yönünü de ihmal etmemi?lerdir.



Olaylar?n ak???ndan anla??l?yor ki Ermeniler, Haçl?lar?n geli?ini ümit ve sevinç ile kar??lam??, zaman zaman denge bir politika izleyerek, her iki tarafla da anla?ma yoluna gitmi?lerdir. Haçl?lardan destek ve güven bulan Ermeniler, daha önce ba?l?l?klar?n? bildirdikleri Selçuklulara ihanet etmekten geri durmam??lard?r. Buna ra?men Ermeniler, Haçl?lardan umduklar?n? bulamad?lar. Do?uya Haçl? devletleri kurmak amac?yla gelen Haçl?lar, f?rsat buldukça Selçuklular zaman?nda mevcut olan Ermeni hakimiyetlerini ortadan kald?rm??lard?r. Bu nedenle Ermeniler hakk?ndaki tarihî kay?tlar zaman zaman kesintiye u?ramaktad?r.



1114 y?l?nda Samsat Ermeni Kogh Vasil’in kar?s? taraf?ndan idare edilmekteydi. Bu kad?n ayn? zamanda Mara?, Ki?um ve Raban’a da hâkimdi. Kocas?n?n ölümünden sonra idareyi eline alan bu kad?n, bütün bu memleketleri basiretle idare etmekte idi. Kendisi atl?lardan ve piyadelerden büyük bir ordu toplam?? ve atl?lar?n her birine on iki?er, piyadelerin her birine de üçer dinar ayl?k ba?lam??t?[48].



1117-1118 tarihinde Urfa Kontu II. Baudouin, Ermeni reisi Ebûlgarib üzerine yürüdü. Ebûlgarip, bir çok kaleleri Türklerin elinden alm?? ve Birecik’i kendisine merkez yapm??t?. Bir senelik ku?atma sonuna Ebûlgarip, kaleyi II. Baudouin’e teslim edip, Rupen’in o?lu I. Thoros’un yan?na Anavarza’ya gitti. II. Baudouin ayr?ca Kogh Vasil’in devletini tamamen da??t?p, ayn? zamanda Râvendân hâkimi Bagrat’? da mahvetti[49]. II. Baudouin uygulad??? bu siyasetle, ülkesinin do?u k?sm?nda u?rad??? zararlar?, bat? k?sm?nda Ermenilerin elinde bulunan kaleleri ortadan kald?r?p kontlu?a katmak suretiyle telâfi etmeye çal??t?.



Ayn? tarihte Antakya senyörü olan büyük Haçl? Kontu Roger, asker toplay?p Halep yak?nlar?nda bir ?ehir olan Azaz üzerine yürüdü. Ruben hanedan?ndan Konstantin’in o?lu I. Leon da askerleriyle beraber bu sefere kat?ld?. Roger, Azaz’? otuz gün ku?at?rken, ?ehre yard?m gelmesine de engel oldu. O bundan sonra hücum etme görevini denemek için I. Leon’a verdi. Ertesi gün Türkler Haçl?lara kar?? hücuma geçince, I. Leon’un kumandas? alt?ndaki Ermeni askerleri, onlar?n üzerine at?l?p, firara mecbur etti. Bunun neticesinde ?ehirdekiler bir daha hücuma kalk??amad?lar. Mateos’un ifadesine göre I. Leon’un ve askerlerinin cesaretleri sayesinde Azaz ?ehri teslim al?nd?[50]. Böylece Haleb ?ehrinin F?rat ve do?u ile ba?lant?s? Haçl?lar taraf?ndan kesilmi? oldu.



Bununla brilikte bölgedeki Ermeni faaliyetleri sürüp gidiyordu. 1121 y?l?nda Gerger Ermenileri Zaid ve Palu kaleleriyle Malatya civâr?n? tahrip ediyorlard?. Malatya Selçuklu meliki Tu?rul Arslan b. I. K?l?çarslan’?n atabe?i olan Artuklu Belek Gâzî, bu ya?malara engel olmak için Gerger Ermenileri üzerine bir sefer yapmak zorunda kald?[51]. Belek önce Gerger’in Ermeni hâkimi Michael’e haber göndererek, bu ya?malar kar??l???nda her y?l kendisine bin yük bu?day ve köylerinden üçünü vermesi laz?m geldi?ini bildirdi. Michael, ya?mac?lar?n kendi ülkesinde bulunmad?klar?na dair yeminler ettiyse de ya?mac?lar Hanzit’deki köyleri yakmaya devam ettiler. Bunlar? duyunca hiddetlenen Belek Ermenileri cezaland?rmak üzere yola ç?kt?. ?ubat ay?nda buz tutmu? olan F?rat’? a?arak bütün o memleketi zapt etti Fakat, Belek H?ristiyan askerlere son derece merhamet gösterdi. Bunlar? esir almayarak Hanzit’e yerle?tirdi ve kendilerine ait olan her ?eyi ellerinde b?rakt?. Bunlar, bir daha Gerger’e dönmeyeceklerine dair yemin ettiler[52].



Kudüs Kral? II. Baudouin, hapsedilmi? olan Joscelin (I., Urfa Kontu 1118-1131) ve Galeran’?n intikam?n? almak için yola ç?k?p, bütün Frank askerleri ile birlikte Raban ?ehrine geldi. Belek ise ülkeyi ya?malamak ve esirler almak için daha önceden bu eyaletin s?n?rlar? yak?n?na gelmi? bulunuyordu. Her iki ordu birbirlerine yakla?m?? olduklar?n?n fark?nda de?illerdi. Kral az say?da sava?ç? ile birlikte Sençl-Gandar’a (?ence Köprüsü) gelip nehri geçti ve ??nc?rig (Köpek Suyu) denen yere ç?kt?. Krall?k çad?r? kurulduktan sonra II. Baudouin, atmaca av?na ç?kmak istedi. Fakat bu esnada Belek bütün kuvveti ile hücum ederek Haçl?lar? k?l?çtan geçirdi ve Kudüs kral?n? k?z karde?inin o?luyla birlikte esir etti (18 Nisan 1123). Belek, kral? Gerger kalesi kap?s?n?n önüne getirdi ve kral kaleyi ona teslim etti. Kral ve hem?irezadesi oradan Harput’a götürüldüler ve zincire vurularak, I. Joscelin ile Galeran’?n içinde bulunduklar? zindana at?ld?lar[53].



Krallar, kontlarla birlikte hapisteyken, elli kadar Ermeni, I. Joscelin taraf?ndan kendilerine vaat edilen önemli bir mükâfat kar??l???nda esirleri kurtarmaya karar verdiler. Ke?i? k?yafetine girip, k?l?çlar?n? da gizleyerek, a?lay?p s?zlamalarla kaleye girmeyi ba?ard?lar. K?sa zaman sonra bu Ermeniler Harput kalesini ele geçirdiler. Çevrede oturan Türkler olay? duyunca, Belek gelinceye kadar onlar? oyalamak üzere giri? ç?k??lar? tamamen kestiler. Ancak, esir krallardan Joscelin bir Ermeni ile birlikte kaleden kaçmay? ba?ard?. Kaleyi muhafaza edebilmek ve yeniden zapt etmek üzere Haçl? ordusunu arad?.



Bundan sonra Belek gelerek kaleyi manc?n?klarla ku?att? ve ele geçirdi. Burada yetmi? Haçl? ve Ermeni’yi kale burçlar?ndan a?a??ya atmak suretiyle öldürttü. Daha sonra II. Baudouin ile k?z karde?inin o?lu olan Kont Galeran’? yan?na alarak Menbîc kalesini ku?atmaya giden Belek bu ku?atma s?ras?nda kaleden at?lan bir ok ile yaralan?p öldü (Safer 518/Mart -Nisan 1124)[54].



Bundan bir y?l sonra 1125 y?l?nda Ermeni Michael, daha önce Belek’in eline geçmi? bulunan Gerger’i ele geçirmek üzere elli adam?yla birlikte bu ?ehri ku?att?. Kalede bulunan Türk muhaf?zlar, hiçbir yerden yard?m alamad?klar?ndan dolay?, büyük bir s?k?nt? içerisine dü?tüler ve kaleyi teslim etmek zorunda kald?lar. Michael ayr?ca, F?rat k?y?lar?nda müstahkem bir kale olan Bebu’yu da ele geçirdi. [55].



1129 y?l?na gelinceye kadar Ortado?u’da kuvvetler dengesi kurulmu? oluyordu. Haçl? seferlerinin ba??nda Antakya, Mara? ve Urfa bölgelerindeki küçük Ermeni hâkimiyetleri Haçl?lar taraf?ndan sona erdirilmi?, Ermeniler bundan gerekli dersi alm??lard?. Bu tarihte ba??ms?z kalm?? olan tek Ermeni devleti Kilikya Devleti idi.



Kilikya’n?n hâkimi olan ve Sis ?ehrini kendisine merkez edinen Ermeni Thoros (I., 1099-1129) ölünce yerine karde?i Leon (I., 1129-1139) geçti[56]. Kilikya Ermenilerinin bu kar???k durumundan yararlanmak isteyen ve Anazarba’y? geri almak isteyen II. Bohemond küçük bir kuvvetle Kilikya’ya girdi. 1130 ?ubat’?nda Ceyhan nehri boyunca ilerlemeye ba?lad?. Bu durumdan ürken I. Leon, Dâni?mendli Emîr Gâzî’yi yard?ma ça??rd?. Anazarba’da vukubulan sava?ta Haçl? kuvvetleri müthi? bir ma?lubiyete u?rad?. I. Leon da geçitleri yutarak Haçl?lara zayiatlar verdiriyordu. Sava? sonunda ölüler aras?nda II. Bohemond da bulunmaktayd?. Emîr Gâzî, II. Bohemond’un kafas?n? keserek bir çok hediyelerle birlikte 1130 y?l?nda halîfeye gönderdi[57]. Emîr Gâzî bundan sonra Kilikya’y? istilâ ederek bir çok kaleyi zapt etti. Bunun üzerine I. Leon, bir daha Türk topraklar?na girmeyece?ine ve her y?l vergi verece?ine dair yemin etti, fakat daha sonra vaad etti?i vergileri göndermedi. Çünkü Bizans ?mparatoru Ioannes (I., 1118-1143)’in karde?i ?saakios, I. Leon’un yan?na gitti ve k?z?n? ona zevce olarak verdi. Mamistra ve Adana’y? da mehir olarak takdim etti. Böylece Bizans hânedân?yla akrabal?k tesis eden Ermeni kral?n?n cesaretinin artt??? anla??l?yor. Daha sonra ikisi aras?nda ihtilaf ç?km?? ve ?saakios ile o?lu Türkiye Selçuklu Sultân? Mes’ûd’a s???nm??lard?r[58].



1137’de ?mparator I. Ioannes, I. Leon üzerine sefer düzenleyerek, Tarsus ve Adana’y? zapt edip, I. Leon ile kar?s? ve çocuklar?n? ?stanbul’a gönderdi[59]. Azimî’ye göre, I. Leon’un yerini o?lu Thoros (II., 1139-1168) ald? ve imparatora mektup yazarak para kar??l???nda babas?n? kurtard?[60]. Azimî’nin bu kayd?na mukabil, Abû’l-Farac, I. Leon’un 1148’de ?stanbul’da öldü?ünü ve o?lu II. Thoros’un da dilenci k?l???na girip, yaya olarak ?stanbul’dan kaçt???n? ve Kilikya’ya geldi?ini yazmaktad?r ki, Kinnamos da bunu teyid etmektedir[61]. II. Thoros, Kilikya’ya geldikten sonra halk?n? Bizans’a kar?? isyana te?vik etti. 1152 y?l?nda ?mparator Manuel (I., 1143-1180), kuzeni Andronikos’u Kilikya’daki faaliyetlerinden rahats?z oldu?u II. Thoros’un üzerine gönderdi, ancak Bizans ordusu müthi? bir bozguna u?rat?ld?[62]. Böylece o, Kilikya bölgesinde topraklar?n? geni?letirken buradaki Bizans hâkimiyetine de son verdi. II. Thoros kazand??? bu zaferlerden sonra, ?im?ekleri üzerine çekmi?ti. Tatt??? ma?lubiyetin öcünü almak isteyen Bizans ?mparatoru I. Manuel, Türkiye Selçuklu Sultân? Mes’ûd (1116-1155)’a büyük hediyeler ve paralar gönderdi. Bizans ile anla?an sultân damad? olan Dâni?mendli Ya??basan’? da yan?na alarak, zaten Türk hudutlar?na dayanm?? olan Ermenileri tenkil maksad?yla Kilikya üzerine sefere ç?kt? (1153). Fakat bu seferde Ermeniler bütün Toros geçitlerini tuttuklar? için Sultân Mes’ûd, onlarla bir anla?ma yaparak geri döndü[63].



II. Thoros Kilikya ovas?n? ya?malay?p, Bizans topraklar?na zarar vermekten çekinmeyerek kim olursa olsun halka en ?iddetli bask?lar? yap?nca, Mes’ûd ile yapt??? ittifaktan umdu?unu bulamayan ?mparator I. Manuel, Antakya Prinkepsi Renaud’a mektup yazarak, adamlar?yla birlikte II. Thoros'u s?n?rlar?ndan atmas?n?, Kilikyal? tebaas?n?n varl?klar?n? bu sald?r?lardan korumas?n? ve ?ayet bu amaç için paraya ihtiyac? varsa, gerekti?i kadar gönderece?ini bildirdi. Böylece Renaud birlikler toplad? ve imparatorla olan anla?mas?na uygun olarak II. Thoros'u bütün Kilikya'dan ç?kararak, ordusunu da tamamen mahvetti, fakat kazand??? topraklar? Templier[64] ?övalyelerine verdi. Renaud bu hizmet için önemli bir ödül bekledi ve bu ödül kendisine uzun süre gelmeyince, siyaset de?i?tirip, Ermeni II. Thoros ve karde?leri ile birle?erek, 1155’de K?br?s’a sald?rd?. Bundan önce ciddi bir ?ekilde Haçl?lar taraf?ndan uyar?lan adal?lar, adan?n her yan?ndan olabildi?ince sava? kuvveti toplad?lar, fakat Renaud gelir gelmez ordusunu her tarafa da??tarak, hiç birinin kendisine kar?? elini kald?ramayaca?? biçimde, onlar?n kuvvetlerini yenilgiye u?ratt?. Willermus Tyrensis’in ifadesiyle “?ehirleri ve müstâhkem yerleri tahrip etti, utanmadan kad?n ve erkek manast?rlar?n? y?karak, rahibeler ve nazl? genç kad?nlarla ta?k?nl?klar?n? sürdürdü. Zira burada alt?n?n, gümü?ün ve pahal? giysilerin sonu yoktu, fakat halk bütün bu kaybettiklerinden çok, namusuna kar?? i?lenen cürümlerden dolay? müteessir oldu”[65].



?mparator I. Manuel Avrupa’da ve Anadolu’da sükunu sa?lay?p, bar?? ve ittifaklar akdettikten sonra, 1158 y?l? sonbahar?nda II. Thoros’u cezaland?rmak üzere Kilikya’ya do?ru sefere ç?kt?. II. Thoros imparatorun geldi?ini duyunca, kar?s?n?, çocuklar?n? ve büyük hazinesini alarak kaçt?. ?mparator, Tarsus, Anazarba ve di?er ?ehirlere hâkim olarak k??? burada geçirdi ve Misis’deyken Renaud de Chatillon (Antakya nâibi, 1153-1160), Laodicea Piskoposu Gerar ile birlikte, huzuruna gelerek itaatini arz etti. Ard?ndan Kudüs Kral? Baudouin (III., 1142-1162), kalabal?k maiyetiyle birlikte önce Antakya’ya sonra da imparatorun ordugâh?na geldi. III. Baudouin, I. Manuel’in büyük bir kin ve nefretle takip etmekte oldu?u II. Thoros’un üzerine yürümek için ordugâh?n? ?ehrin surlar? önünde kurmu? oldu?unu görünce, her ikisini nas?l uzla?t?raca??n? dü?ünmeye ba?lad?. Nihayet II. Thoros’u ça??rarak ordugâha geldikten ve imparatorun talep etti?i müstahkem mevkileri geri verdikten sonra onlar? bar??t?rd? ki II. Thoros geriye dönmeden önce imparatora sadakat yemini etti. Ayr?ca imparator II. Thoros’u bütün sahil ?ehirlerinin kumandanl???na tayin etti. Bu görü?meler s?ras?nda Bizans, Haçl? ve Ermeni hükümdârlar? kendi aralar?nda anla?arak, Halep ve ?am’? almaya karar verdiler. Fakat bu s?rada ba?kentte imparatora kar?? bir komplo tertip edildi?i haberi gelince, bu plan gerçekle?medi[66].



I. Manuel ile II. Thoros’un bar??t?r?lmas?na ra?men bir süre sonra aralar?n?n yeniden aç?ld???n? görüyoruz. 1162’de Andronikos, II. Thoros’un karde?i Stephan’? bir ziyafete davet edip, Tarsus’da öldürttü. Bu nedenle II. Thoros da hiddetlenip, on binden fazla Bizansl?y? öldürttü. Bu olaylar üzerine Kudüs kral? gelerek Bizansl?lar ile Ermeniler aras?nda bar?? yapt?[67].



1164’de Nûreddîn Mahmûd Zengî, Hârim ?ehrini ku?atmaya gidince be? Haçl? hâkimi; Antakya Prinkepsi Bohemund (III., 1163-1201), Trablus Kontu Raymond (III., 1152-1187), Ermeni II. Thoros, Tarsus’un Bizansl? valisi ve imparatorun akrabas? Konstantin Kalaman ve Templierlerin reisi bir araya geldiler ve on üç bin atl? ve piyadeyle Nûreddîn’e kar?? hareket ettiler. Nûreddîn ile yapt?klar? sava?ta Haçl?lar fena halde bozguna u?rad?lar. Trabus kontu, Tarsus valisi, Antakya prinkepsi ve Haçl? kumandanlar?ndan Hugue von Lusignan yakalanarak Haleb’e götürüldüler. Bütün Templierler öldürüldü. Thoros ise Antakya’ya kaçmay? ba?ard?. Bu sava??n sonunda Nûreddîn Hârim ile Deyr Sem’an’? al?p, bütün ülke halk?n? esir etti[68].



Bu sava?ta esir olmaktan kurtulan II. Thoros bir y?l sonra Mara? bölgesini ya?malayarak, dört yüz Türkü esir etti. Bu esirleri rehine olarak kullan?p, Haçl? reislerini serbest b?rakmas?n? istedi. Nûreddîn bu tehdit üzerine III. Bohemund da dahil olmak üzere yüz bin dinar kar??l???nda esirleri serbest b?rakt?[69].



Bundan üç y?l sonra 1168’de II. Thoros ölünce Kilikya Ermeni prensli?i taht?nda kar???kl?klar ba? gösterdi. II. Thoros ölmeden önce yerine en küçük o?lu Ruben (II., 1168-1170)’in geçmesini ve k?z karde?inin o?lu Thomas’?n da idareyi ele almas?n? vasiyet etmi?, kendi karde?i Mleh (1170-1175)’i ise bütün miras?ndan mahrum b?rakm??t?. Bunun üzerine Mleh, Nûreddîn’in yan?na gidip, ondan ald??? Türklerden müte?ekkil bir ordu ile Kilikya’ya hücum etti. Ermeniler ülkenin yar?s?n? ona verdiler, fakat o, bütün Kilikya’y? zapt etti. Willermus Tyrensis, Melier, Malich veya Milo olarak kaydetti?i bu Ermeni prensinin Nûreddîn’in yan?na gittikten sonra Müslümân oldu?unu ve inanc? dolay?s?yla Haçl?lar?n ona dü?manca tav?r ald?klar?n? belirtiyor. Kudüs Kral? Amaury (I., 1162-1174), yüz yüze görü?mek için ona üç-dört kez elçi yollamas?na ra?men, o bunlar? kabul etmedi. Bunun üzerine büyük bir Haçl? ordusu Antakya’dan Kilikya’ya do?ru ilerledi. Fakat bu s?rada Nûreddîn’in Petra’y? ku?att??? haberi gelince bu ordu geri döndü[70].



H?ristiyanl?ktan dönüp, Müslümân olmas? dolay?s?yla Ermeni prensleri aras?nda bir istisna te?kil eden Mleh’in 1175 y?l?nda Ermeni e?raf? taraf?ndan öldürülmesiyle tahta geçen Ruben[71] (III., 1175-1187) amcas?n? öldürenleri öldürdü[72]. Müslümân hükümdârlara kar?? dostça bir siyaset takip eden Mleh’den sonra III. Ruben zaman?nda durum tam tersine döndü. O, Kilikya’da bulunan Türkmenlerin ço?unu öldürüp, kar?lar?n?, çocuklar?n? ve davarlar?n? zapt etti. Bunun üzerine Türkiye Selçuklu Sultân? K?l?çarslan (II., 1155-1192)) Ortado?u’da en büyük güç haline gelen Selahaddîn Eyyûbî’den Ermenilerin üzerine gitmek için yard?m talep etti. ?ki hükümdâr, Ermeni arazisine girince III. Ruben çok miktarda para verip, esirleri de serbest b?rakmak suretiyle bar??? sa?layabildi (1180)[73].



Bu y?llarda ?mparator I. Manuel’in ölümünden (24 Eylül 1180)[74] sonra Bizans taht?nda ba? gösteren istikrars?zl?k, do?udaki kuvvetler dengesini bozdu?u gibi, bundan sevinip, faydalanmak isteyen Haçl? devletleri de birbirleriyle mücadeleye ba?lad?lar. 1186’da III. Bohemund, III. Ruben’i yakalayarak hapsetti. Sonra bir ordu toplay?p bütün Kilikya’y? istilâ etti. Fakat, III. Ruben’in karde?i Leon (II., 1187-1219) mukavemet edince III. Bohemund geri döndü. Daha sonra Ermeniler ona otuz bin dinar ile Mopsoestia ve Adana’y? verdiler, o da III. Ruben’i serbest b?rakt?. III. Ruben serbest kald?ktan sonra, bütün bu yerleri geri ald?. III. Bohemund da ya?ma ak?nlar? ile bütün Kilikya’y? tahribe koyuldu[75].



1187’de ad? Rüstem olan bir çoban Türkmenlerden be? yüz atl? ve birçok piyade toplayarak ya?malamak üzere Kilikya’ya geldi. Kilikya hâkimi II. Leon hadiseyi haber alarak Mara? bölgesindeki geçitleri bunlar?n yüzüne kapad? ve hepsini k?l?çtan geçirdi. Bunun üzerine be? bin Türkmen toplanarak Antakya’y? ya?ma etmek üzere hareket ettiler. Ayn? ?ekilde III. Bohemund bunlara kar?? ç?k?p, hepsini imha etti. ??te bu s?ralarda II. Leon’un, III. Bohemund’un kar?s? Sybille’nin bir ye?eni ile evlendi?ini görüyoruz[76].



Selâhaddîn Eyyûbî (1171-1193)’nin 27 Receb 583 (2 Ekim 1187) Cuma günü Kudüs’ü Haçl?lardan teslim almas?[77], buradaki Haçl? hâkimiyetine kesin olarak son verdi ve Ortado?u’daki Haçl? hâkimiyeti de günden güne geriye saymaya ba?lad?. Bunun fark?nda olan Avrupal? hükümdârlardan Alman ?mparatoru Frederik Barbarossa taze kuvvetlerle yola ç?kt?. ?mparator Anadolu’dan geçmek için II. K?l?çarslan’la sulh yap?nca Tarsus’a geldi?inde II. Leon ona itaatini bildirmi?ti. Fakat Barbarossa Antakya’ya giderken suyu so?uk olan bir nehirde yüzdü?ü için hastaland? ve öldü (10 Haziran 1190). ?mparatorun ölümü bütün Haçl? dünyas? için büyük bir kay?p oldu. Ba?s?z kalan Alman ordusu Antakya’ya gidene kadar bir ordudan ziyade ac?nacak bir sürü haline dönü?mü?tü[78].



Zaten III. Bohemund bu s?ralarda bütün gücüyle kuzey kom?usu Ermeni Prensi II. Leon ile u?ra?maktayd?. 1191 y?l?nda Selâhaddîn Eyyûbî, Templier ?övalyelerinin elinden ald??? Bagras kalesini y?kt?r?nca, adamlar? buradan çekilir çekilmez II. Leon gelerek, kaleyi i?gal etti[79]. III. Bohemund, II. Leon’dan bu kaleyi Templier ?övalyelerine vermesini istemi?, fakat red cevab? al?nca II. Leon’u Selâhaddîn’e ?ikayet etmi?ti. Selâhaddîn o s?ralarda ba?ka taraflarda me?gul oldu?undan, buraya müdahalede bulunamam??t?. II. Leon buna çok k?zd?. Ayr?ca Bohemund’un kar?s? Sybille, Antakya veliahdl???n? üvey o?ullar?ndan alarak kendi öz o?lu Guillaume’a devretmesi hususunda Leon’dan yard?m istemi?ti. Leon bütün bu meseleleri görü?mek üzere III. Bohemund’u Bagras’a ça??rd?ktan sonra tutuklad? ve ?artlar?n? kabul ettirdi (Ekim 1193). Olaylar?n kronolojik takibinden II. Leon’un bu kaleyi iki y?l elinde tuttu?u anla??l?yor. Bu olaydan ve II. K?l?çarslan’?n ölümünden sonra II. Leon çok kuvvetlendi. K?smen Türklerden ve k?smen de Bizans’tan 72 kale fethetti[80]. II. Leon’un bu ba?ar?lar? üzerinedir ki, Latin kaynaklar?na göre 1198 y?l?nda “büyük” veya “muhte?em” unvân?yla taç giymi?tir[81]. Fakat, II. Leon bir kere 1199’da Türkiye Selçuklu Sultân? Rükneddîn Süleymân-?âh (II., 1196-1204) taraf?ndan bir kere de 1216’da ?zzeddîn Keykâvus (I., 1211-1220) taraf?ndan çok ?iddetli ma?lubiyete u?rat?ld?. Bu son sava??n sonucunda Ermeni Krall??? Selçuklular?n hâkimiyetini kabul etti[82]. Fakat buna ra?men Kilikya Ermenileri en küçük bir f?rsatta dahi Selçuklu topraklar?na taarruz etmekten geri durmad?lar. Bu durum Selçuklu sultânlar?n?n Ermeniler üzerine sefer yapmalar?n? zorunlu k?l?yordu. Çünkü II. Leon’un 1219’da ölümü üzerine k?z? ?sabelle[83] Antakya Prinkepsi Bohemund (IV., 1219-1233)’un o?lu Philippe ile evlendi[84]. Bu olaydan yararlanmak isteyen Haçl?lar, Kilikya’y? istilâ ederek Ermenileri Frenkle?tirmeye çal??t?lar. Fakat, Ermeni ileri gelenleri, bu harekete kar?? ç?k?p, bu Haçl? prensini hapsettiler. Babas? Bohemund, harekete geçmek istediyse de Papal?k makam? ve di?er Haçl? krallar? buna izin vermediler. Bu durumda Bohemund, Türkiye Selçuklu Sultân? Alâaddîn Keykubâd (I., 1220-1237)’la Ermeniler de Haleb’de ?ihâbeddîn Atabeg ve K?br?s Haçl?lar? ile ittifak kurdular. Böylece 1225 y?l?nda Müslümân ve H?ristiyan hükümdârlar aras?nda sava?lar ba?lad?[85]. Bu münâsebetle Sultân I. Alâaddîn Keykubâd, Mübârîzeddîn Çavl? ile Emîr Mavrozemes’i büyük bir orduyla Ermenistan taraf?na gönderdi ve bu seferin sonucunda Ermenilerden ve Haçl?lardan otuz kadar kale al?nd?[86]. 12 Muharrem 641 (26 Haziran 1243) Per?embe günü vuku bulan Köseda? Sava??’nda Selçuklu ordusu Mo?ollar kar??s?nda ma?lubiyete u?rad?ktan[87] sonra Hetum’un babas? olan Ermeni baronu Konstantin kendisine s???nan Sultân G?yaseddin Keyhüsrev (II., 1237-1246)’in, annesi ve zevcesini Mo?ollara teslim etmi?tir[88]. Böylece Kilikya Ermeni Kral? Hetum (I., 1226-1269) ma?lubiyet haberi üzerine Selçuklular aleyhine hareket etmeye ba?lam??, 1244’de Mo?ollar? metbû tan?d?ktan sonra, dü?manca te?ebbüslere giri?mi?tir. Bu tarihten sonra Ermeni krallar?n?n Türkiye Selçuklu sultânlar? ad?na bast?rd?klar? hiçbir paraya rastlanmam??t?r[89].



Haçl? Seferlerinin as?l kahramanlar? soylu derebeyleri de?il, Ermenilerdir. Seferlerin ba?lamas? ve devam etmesi için Ermeniler ellerinden her geleni yapt?lar. ?stanbul’dan Kudüs’e kadar uzanan yol boyunca, Haçl?lar Ermenilerle birlikteydiler. H?ristiyan ordular?na yard?m etmek için korkunç bir çaba içine girdiler.



Ermeniler Adana, Tarsus ve Toros Da?lar?’n?n güneyinde kalan ve Kilikya ad?n? verdikleri bölgeyi de as?l Ermenistan’dan ayr? olsa da anavatanlar? olarak saym??lard?r. Ermeniler Kilikya’y?; Sahil Kilikya’s? ve Da?l?k Kilikya’s? olmak üzere iki k?s?m ?eklinde adland?rm??lard?r. Kilikya, Kudüs’e giden Haçl?lar?n geçit yeri haline gelmi?tir. Buna ba?l? olarak Müslümânlarla Haçl?lar aras?nda iki as?r devam eden mücadele, Kilikya Ermenilerinin bu durumdan faydalanarak, uzun y?llar serbest kalabilmelerine, Haçl?larla siyasi, dini ve ailevî ba?lar kurmak suretiyle, hâkimiyetlerini bu müddet boyunca rahatl?kla devam ettirmelerine imkân vermi?tir.



Kilikya’da kurulmu? olan vassal Ermeni Baronlu?u (1080-1375)’nun ayakta kalabilmesinin ba?l?ca nedeni Haçl? Seferleridir. Bu devletin hükümdârlar? 1119’a kadar prens ve 1119’dan itibaren 176 sene kral unvân?n? ta??m??lard?r. 1080-1226 y?llar? aras?nda Bizans’a, 1226’dan sonra Türkiye Selçuklular?na, sonra ?lhanl?lara ve nihayet Memlûklulara ba?l? olarak hayatlar?n? sürdürmü?lerdir. Frans?z as?ll? Haçl?larla yak?n ili?kiler kurarak, Bat? Avrupa’dan da destek alm??lard?r.












[1] Bizans tarihinde s?kça Philarete Brachamius olarak zikredilen Vahram, Vaspurakan’?n Varajnunik bölgesinden olup, aslen bir Ortodoks Ermeni idi. Philarete, “curopalate” rütbesine haiz olmu?tu ve Romen Diyojen taraf?ndan Büyük Domestikos (beylerbeyi) tayin edilmi?ti. Anna Komnena, Alexiad, çev. Bilge Umar, ?stanbul: 1996, s. 194; Philaretos’un di?er bir ad? da el-Firdûsu’r-Rumî’dir. ?bnü’l Esir, El-Kâmil Fi’t Tarih, X, çev. Abdülkerim Özayd?n, ?stanbul: 1987, s. 128; Kar?. Urfal? Mateos, Urfal? Mateos Vekâyinamesi (952–1136) ve Papaz Grigor’un Zeyli (1136–1162), çev. Hrant D. Andreasyan, Ankara: 1987, s. 147 n. 90.

[2] ?bnü’l-Esîr, X, s. 128; Urfal? Mateos, s. 161; Abû’l-Farac, Abû’l-Farac Tarihi, I, çev. Ö. R?za Do?rul, Ankara: 1987, s. 331; Anna Komnena, s. 194; Zeyl-i Târîh-i Dima?k, ne?r. H.F. Amedroz, Beyrut: 1908, s. 117; S?bt ?bnü’l-Cevzî, Mirâtü’z-zaman fî Tarihi’l-âyan, ne?r. A. Sevim, Ankara: 1968, s. 229; Toparlanm?? tafsilâtl? bilgi için bk. A. Sevim, Genel Çizgileriyle Selçuklu-Ermeni ?li?kileri, Ankara: 1983, s. 23 vd.

[3] Abû’l-Farac, I, s. 333.

[4] ?bnü’l-Esîr, X, s. 209; Urfal? Mateos (s. 183) da Thoros’un Bozan’?n öldürülmesinden sonra Tutu? taraf?ndan ?ehre vali olarak atand???n? yazmaktad?r.

[5] Abû’l-Farac, I, s. 337; Urfal? Mateos (s. 187)’da Khuril olarak geçmektedir.

[6] Urfal? Mateos, s. 221. Kogh (veya Go?) Vasil her vakit dü?manlar?na ani bask?nlar yapt??? için “H?rs?z Vasil” olarak tan?nm??t?r. Bu prens Mara? bölgesi içinde Behinsi civar?nda bulunan Keysun ?ehrinde oturmaktayd?. Vasil bu devleti 1082’den 1112 tarihine kadar idare etmi? ve Haçl? reisleri ve bunlardan bilhassa Tancred ile daimi münasebette bulunmu?tur.

[7] Urfal? Mateos, (s. 204 n. 244). Thatul’u “prensler prensi” olarak zikrediyor ve bu unvan Kilikya ve Küçük Ermenistan ad?n? verdikleri bölgenin Grek valilerine verilmi? bir unvan oldu?unu da editör ekliyor (n. 244). Prensler prensi unvan?, V. Asr?n ortas?nda Ar?aguni hanedan?n?n ortadan kalkmas?ndan sonra Ermenistan’?n ?ran, Bizans ve Arap valileri taraf?ndan idare edildi?i zamandan kalm??t?r. Bu valilerin nezareti alt?nda memleketin i?lerini idare eden Ermeni ?efi prensler prensi unvan?na haizdi.

[8] Küropalatos Bizans saray?nda çok yüksek bir mevki ve unvând?. ?mparatorluk saray muhaf?z kumandan? demekti. VII. Yüzy?la kadar hiyerar?ide imparatordan hemen sonra geliyor iken önemini k?smen kaybetmi? ve yüksek devlet ricâline, hanedân azas?ndan olanlara ve hatta veliahtlara unvân olarak verilmi?tir. Urfal? Mateos, (s. 183 ve 194) Thoros’u Bizans’?n Urfa valisi olarak zikrediyor.

[9] Steven Runciman, Haçl? Seferleri Tarihi, I, çev. Fikret I??ltan, Ankara: 1998, s. 150 vd.

[10] Urfal? Mateos, s. 171, 176; Kar?. Osman Turan, Selçuklular Zaman?nda Türkiye, ?stanbul: 1984, s. 70.

[11] 1086 y?l?nda Emîr Bozan’?n Urfa’y? fethetmesi üzerine ?ehir hâkimi Ermeni Philaretos, Sultân Melik-?âh’la görü?mek üzere Horâsân yolunu tuttu. Fakat, sultân ba?ka bir yoldan geldi?inden onunla kar??la?amad?. Sultân?n Urfa’ya geli?inden sonra Philartetos onunla Beynennehreyn (El-Cezîre)’de görü?erek vergi vermeyi vaat ettikten ba?ka, halife ve sultân ad?na hutbe okutmay? da kabul etti ve Müslümân oldu. Fakat Urfa halk? ondan nefret etti?i için sultân ona buras?n? vermeyip, Mara?’? verdi. Philaretos tekrar eski dinine dönmü? ve H?ristiyan olarak ölmü?tür. Bk. Abû’l-Farac, I, s. 333; Kar?. ?bnü’l-Esîr, X, s. 136. Philaretos’un Melik?âh’? bu ziyaretiyle, Harput’tan Kilikya’ya kadar uzanan Ermeni Prensli?i Selçuklulara ba?lanm?? oldu.

[12] Willermus Tyrensis, Geschichte der Kreuzzüge und Königreichs Jerusalem, Latinceden Almancaya çeviren Kaussler, VII. Kitap/Bab 1, Stutgart 1844. Burada Bagrat Pankratius olarak geçmekte ve Kogh Vasil (metinde Kovasilius)’in karde?i olarak tan?t?lmaktad?r; Baudouin Urfa’y? zapt?ndan sonra Râvendân kalesini Bagrat’a vermi?tir. Bk. I??n Demirkent, “Haçl? Seferi Dönemi Kalelerinden Râvendân”, Belleten, LVI, A?ustos 1992, Say? 216’dan ayr? bas?m, s. 377.

[13] Haçl?lar?n Konya’ya geli?i hakk?nda bk. Willermus Tyrensis, III/18; Fulcher of Chartres, A History of the Expedition to Jerusalem, ?ng. terc. Rita Ryan, Tennessee 1969, s. 87; ?bnü’l-Esîr, X, s. 228; I??n Demirkent, Urfa Haçl? Kontlu?u Tarihi, I, Ankara: 1990, s. 7.

[14] Willermus Tyrensis (III/19)’e göre Türkler bu H?ristiyan halk?n kaleyi savunmas?na yani askerî faaliyete kat?lmas?na asla izin vermiyordu. H?ristiyanlar?n ancak zanaat, ticaret ve ziraatla u?ra?mas?na müsaade ediyorlard?.

[15] Willermus Tyrensis, III/19; Anonim Gesta Francorum, IV. Kitap 10. Bab, “www.manfredhiebl.de” internet adresinde Almaca’ ya çevrilmi? metin.

[16] ?bnü’l Esir, X, s. 228.

[17] Willermus Tyrensis, III/20, 21.

[18] Willermus Tyrensis, III/23. Guynemer meslekten korsan olup keskin görü?üyle Haçl? seferinin donanma himayesine ihtiyaç duyaca??n? dü?ünmü?tü. Etraf?na Danimarkal?, Frizon ve Flaman korsanlar?ndan bir güruh toplayarak ilkbahar sonlar?nda Hollanda’dan denize aç?lm??t?. Do?u Akdeniz k?y?lar?na varan donanma Haçl?larla temas kurmaya çal??t?. Vatan? olan Boulogne ?ehrine kar?? bir tür duygusal ba?lant? hissetti?i için, kumandan? bölgesinin yerli kontunun karde?i olan bir ordu ile kar??la?maktan son derecede memnun olmu?tu. Gemileriyle Tarsus çay?ndan yukar? ç?karak Tarsus’da Baudouin’e hürmet ve itaat arz etti. Onun bu jestine mukabil I. Baudouin de ona tayfa olarak adamlar?ndan üç yüzünü verdi.

[19] O?in, 1071 Malazgird zaferiyle Selçuklular?n Do?u Anadolu’ya hâkim olmas?ndan sonra, Bizans’?n daha bat? k?s?mlar?na göç eden Ermeni soylular?ndan biriydi ve o Bizans imparatoru taraf?ndan Lampron beyi olarak tan?nm??t?. Anna Komnena (s. 362 n. 2), eserinde ondan Aspietes diye söz etmektedir. Çünkü Anna Komnena O?in’in san? olan Asbed sözcü?ünü onun ad? sanm?? ve bu ad? da kendi kula??na gelen biçimiyle, Rumcaya uydurulmu? olarak Aspietes diye aktarm??t?r; Kar?. Ruciman, I, s. 151.

[20] Willermus Tyrensis, VII/2; Anonim Gesta Francorum, IV/10.

[21] Willermus Tyrensis, VII/2; Anonim Gesta Francorum, VI/10; Radulph von Caen, Gesta Tancredi in Expeditione Hierosolymitana in Recueil des historiens des croisades: historiens occidentaux, Paris 1866, XXXIII; Albert von Aachen, Die Geschichte des Ersten Kreuzzuges, Almanca terc. Herman Hefele, Jena 1923, III/5-17. Her iki kaynak www.manfredhiebl.de internet adresinde kitap metni olarak mevcuttur.

[22] Willermus Tyrensis (X/I) Bauodouin (I.)’in soylu bir ?ngiliz kad?n olan e?inin ad?n? Gertrud olarak veriyor ve Mara?’ta öldü?ünü zikrediyor.

[23] Fulcher of Chartres, s. 89.

[24] Anonim Gesta Francorum, III/25; Fulcher of Chartres, s. 89,

[25] Urfal? Mateos, s. 195; Philipp Jaffé, Monumenta Gregoriana, VIII, Bibliotheca Rerum Germanicarum, II, Berlin 1865, s. 423 vd.

[26] ?bnü’l-Esîr (X, s. 229 vd.) Ruzbe ad?n? verdi?i bu Ermeni’nin z?rh ustas? oldu?unu ilâve ediyor; Fulcher of Chartres, s. 98; ?bnü’l-Kalânisî, s. 135; Urfal? Mateos, s. 196; Keza Bizans müellifi Anna Komnena (s. 333 vd.) da Antakya’n?n Haçl?lar taraf?ndan al?nmas?ndaki Ermeni rolünü çok güzel aktar?yor.

[27] Anna Komnena (s. 362 n. 2); Kar?. Ruciman, I, s. 151.

[28] Urfal? Mateos, s. 192 vd.

[29] Willermus Tyrensis (IV/2) Baudouin’in Urfa’ya do?ru ilerlerken yolda ad?n? vermedi?i bir Ermeni’nin Tell-Bâ?ir (Turbessel)’den ba?ka bir kaleyi ona teslim etti?ini belirtiyor.

[30] Willermus Tyrensis (IV/2) Urfa hâkimi Thoros’un ismini vermeden Grek as?ll? oldu?unu, ?ehri Bizans ad?na idare ederken Türklere ba?land???n?, çok ya?l? ve çocuksuz oldu?unu, halk?n ondan hiç ho?lanmad???n? belirtiyor; Anonim Gesta Francorum, IV/2; Fulcher of Chartres, s. 89. Ermeni Thoros, bir Bizans kumandan? olup, ayn? zamanda ?ehri Selçuklular ad?na idare ediyordu ve Grek Ortodoks mezhebine mensuptu; Urfal? Mateos, s. 193 vd.

[31] 29 Haziran 1115 y?l?nda vukubulan bir deprem sonucunda Mara? ve Samsat y?k?ld?. Samsat’daki deprem s?ras?nda Konstantin enkaz alt?nda kalarak bo?uldu. Abû’l-Farac, II, s. 354; Urfal? Mateos (s. 260) onun Samsat kalesinde mahpus bulundu?u s?rada öldü?ünü kaydediyor. Bu Gerger hâkimi Konstantin, Kilikya Ermeni Prensi Konstantin ile kar??t?r?lmamal?d?r.

[32] Fulcher of Chartres, s. 90 vd.

[33] Willermus Tyrensis, IV/4,5; Urfal? Mateos, s. 194 vd.; ?bnü’l Esir, X, s. 267; Kar?. Runciman, I, s. 158; Urfa Haçl? Kontlu?u Tarihi, I, s. 36; H. Eberhard Mayer, Geschichte der Kreuzzüge, Stuttgart: 1989, s. 51.

[34] Willermus Tyrensis, IV/5; Kar?. Runciman, I, s. 160.

[35] Willermus Tyrensis, IV/5; Kar?. Runciman, I, s. 160.

[36] Willermus Tyrensis, X/1.

[37] Fulcher of Chartres, s. 101. Ku?atma 4-23 May?s 1098 tarihleri aras?nda sürmü?tür; Willermus Tyrensis (VI, 14) Kürbo?a’n?n Urfa önlerinde üç hafta kald???n? ilâve etmektedir; Urfal? Mateos, s. 196; ?bnü’l-Esîr (X, s. 230) Kürbo?a’n?n büyük bir ordu toplayarak, do?rudan do?ruya Antakya üzerine yürüdü?ünü kaydetmekle beraber, Urfa ku?atmas?ndan hiç söz etmemektedir; Kürbo?a’n?n ba?ar?s?z Antakya ku?atmas? hakk?nda ayr?ca bk. Anna Komnena, s. 335 vd.

[38] Willermus Tyrensis, VII/6; Albert von Aachen, V/16-18; Kar?. Urfa Haçl? Kontlu?u Tarihi, I, s. 62.

[39] Dâni?mend Gâzî’nin atalar?, hayat? ve ölümü hakk?nda iyi bir tetkik için bk. Sefer Solmaz, “Dani?mendli Ailesinin Büyük Selçuklu Devletinin Kurulu?undaki Rolü”, Niksar’?n Fethi ve Dani?mendliler Döneminde Niksar Bilgi ?öleni Tebli?leri, Niksar: 1996, s. 49-59; Abû’l-Farac’a göre (II, s. 344) Dâni?mend Gâzî 1105 y?l?nda ölmü?tür.

[40] ?bnü’l-Esîr, X, s. 247; Urfal? Mateos, s. 255.

[41] Willermus Tyrensis, IX/21, 24. Gabriel aslen bir Ermeni olup, Grek mezhebinde yani Ortodoks idi. K?z? Morfia’y? Baudoin (I., 1100-1118)’e vermek suretiyle Haçl?larla akrabal?k kurmu?tur; Fulcher of Chartres,, s. 135.

[42] Abû’l-Farac, II, s. 342; Ali Sevim, Suriye ve Filistin Selçuklular? Tarihi, Ankara: 1989, s. 193.

[43] Abû’l-Farac, II, s. 342. Burada zikredilen Dâni?mend o?lu ?smâil, ?bnü’l Esîr (X, 247)’in Malatya’y? fethinden bahsetti?i Gümü?tegin b. Dâni?mend Taylu’dur ve bu asl?nda Dâni?mend Gâzî’nin ta kendisi olup, ?bnü’l-Esîr’in onu ?bn Dâni?mend olarak zikretmesi, babas?n?n da Türklere ö?retmenlik yapan anlam?nda dâni?mend oldu?unu gösteriyor.

[44] ?bnü’l-Esîr, X, 247; Urfal? Mateos, s. 205; Kalânisî, s. 137, 138; Runciman, II, s. 26. I. Bohemund’un esareti üç y?l sürdü. Onun esareti s?ras?nda Antakya’n?n bir naibe ihtiyac? vard? ve Tankred day?s?n?n yerini ald?. Tankred Prinkeps unvan?n? almad? ve I. Bohemund’un izlemi? oldu?u siyaseti izledi. ?çte hükümdarl???n idaresini kuvvetlendirmek ve kiliseyi Lâtinle?tirmek, d??ta ise Bizans ve kom?u Müslüman hükümdarlar? hesab?na kendi devletini geli?tirmek politikas?n? takip etti; Willermus Tyrensis’a göre (X/24) I. Bohemund 4 y?l esarette kalm?? önemli bir fidye ödendikten sonra serbest kalabilmi?tir; Urfal? Mateos (s. 221)’a göre, Kogh Vasil, bu tutar?n on bin dinar?n? kendisi vermi?tir.

[45] Abû’l-Farac, II, s. 343.

[46] Urfal? Mateos, s. 221.

[47] Urfal? Mateos, s. 222.

[48] Abû’l-Farac, II, s. 353.

[49] Olaylar?n görgü ?ahidi olan Urfal? Mateos (s. 379) Haçl?lar?n Ermenilere yapt?klar? zulümât? ?öyle anlatmaktad?r: “Bir çok seçkin Ermeni prensleri i?kence alt?nda öldürüldüler. Bunlar?n birço?unun gözleri ç?kar?l?p, baz?lar?n?n da elleri, burunlar? ve tenasül uzuvlar? kesildi, baz?lar?n? da çarm?ha gerdiler. Masum çocuklar? öldürdüler. Onlar bu i?kenceleri, Ermenilere hazinelerini meydana ç?kartmak için icra ettiler.”.

[50] Urafl? Mateos, s. 263 vd.; Azimî, Azimî Tarihi Selçuklularla ?lgili Bölümler, yay. A. Sevim, Ankara: 1988, s. 42; Kar?. Runciman, II, s. 111.

[51] Genel Çizgileriyle Selçuklu Ermeni ?li?kileri, s. 28.

[52] Abû’l-Farac’?n anlatt??? Belek’in bu seferi Urfal? Mateos (s. 271) taraf?ndan biraz farkl? olarak nakledilmektedir. Urfal? Mateos Belek’in Hanzit üzerine yapt??? seferle, ?bnü’l-Esîr in anlatm?? oldu?u Belek’in Urfa seferini kar??t?rm??t?r. Bu sefer 13 Eylül 1121’de cereyan etmi? olup, I. Joscelin ve Galeran esîr al?nm??lard?r. Bunlar?n Belek taraf?ndan esir edilmeleri, Willermus Tyrensis (XII/17) taraf?ndan da teyid edilmektedir; Abû’l-Farac, II, s. 357.

[53] Willermus Tyrensis, XII/18; Urfal? Mateos, s. 272 vd.; Abû’l-Farac (II, s. 358), esirleri kurtarma i?ini kaledeki Ermeni i?çilerin yapt???n? rivayet ediyor. Bu Ermeni i?çiler, kalede çok az say?da asker bulundu?unu bildiklerinden ?ehir kap?s?nda topland?lar ve ald?klar? ücretlerden s?zlan?yormu? gibi hareket ederek bulduklar? k?l?çlarla Türk muhaf?zlar? öldürdüler.

[54] Willermus Tyrensis, XIII/11; ?bnü’l-Esîr, X, s. 485, 489. Belek’in ölmeden önceki kendi ifadesi kayda de?erdir: “Bu ok bütün Müslümanlara isabet eden bir musibettir.”. Belek’in ölümü Haçl?lara kar?? mücâdele veren Türk ve ?slâm alemi için büyük bir kay?p olmu?tur; ?bnü’l-Adim, Biyografilerle Selçuklular Tarihi, çeviri notlar ve aç?klamalar A. Sevim, Ankara: 1989, s. 172; Azimî, s. 47 vd. Belek, Menbîc ku?atmas?ndan k?sa bir süre önce Melik R?dvân b. Tutu?’un k?z?yla evlenmi?ti; Abû’l-Farac, II, s. 358; Urfal? Mateos, s. 274, 278; Belek’in ölümü hakk?nda Müslüman ve H?ristiyan müelliflerinin farkl? rivayetleri hakk?nda daha geni? bilgi için bk. Urfa Haçl? Kontlu?u Tarihi, II, s. 48-51.

[55] Urfal? Mateos, s. 279; Abû’l-Farac’?n bir kayd?ndan (II., s. 370) Michael’in kaleyi Haçl?lara sat?p, sonra geri dönerek yeniden zapt etti?i, Haçl?larla sava?arak etraf köyleri de ya?malad??? anla??l?yor. Michael sonra ?ehri yeniden I. Joscelin’e vererek Sopros denilen yeri ald?. Ard?ndan Ki?um ülkesini de ele geçirince Haçl?lar onu pusuya dü?ürerek öldürdüler (1135).

[56] Abû’l-Farac, II, s. 362.

[57] Willermus Tyrensis, XIII/27; ?bnü’l-Esîr, X, s. 526; Abû’l-Farac, II, s. 362 vd.; Azimî, s. 53; Mateos, s. 285 n. 164; Kar?. Runciman, II, s. 150; Urfa Haçl? Kontlu?u Tarihi, II, s. 92.

[58] Abû’l-Farac, II, s. 363; ?saakios, önceleri a?abeyi Ioannes’in güvenini kazanm??t?. Fakat daha sonra a?abeyisine kar?? bir komplo haz?rlad??? ortaya ç?k?nca imparator komplocular? yakalataca?? s?rada ?saakios, Dâni?mendlilere s???nd?. 1130-1138 y?llar? aras?nda zaman?n? Türkler, Ermeniler ve Haçl?lar aras?nda geçirdikten sonra, imparator ile bar???p, ?stanbul’a dönmü?tür. Ioannes Kinnamos’un Historia’s? (1118-1176), çev. I. Demirkent, Ankara: 2001, s. 30; ?saakios’un ?stanbul’a dönü?ü hakk?nda bk. Niketas Khoniates, Historia, çev. F. I??ltan, Ankara: 1995, s. 20.

[59] Abû’l-Farac, II, s. 274.

[60] Azimî, s. 60.

[61] Abû’l-Farac, II, s. 385; Kinnamos, s. 93.

[62] Kinnamos, s. 95; Urfal? Mateos, s. 305-307; Abû’l-Farac, II, 392.

[63] Mateos, s. 307; Kar?. O. Turan, s. 191; Muharrem Kesik, Türkiye Selçuklu Devleti Tarihi Sultan I. Mesud Dönemi (1116-1155), Ankara: 2003, s. 111. Sultan Mes’ûd 1154’de Kilikya üzerine ikinci bir sefer yapm?? ve yine bir ?ey kazanamadan anla?ma yapmak suretiyle geri dönmü?tür. Bu seferde Mes’ûd’un emîri Yakûb, üç bin askeriyle birlikte Kap? denilen yerde (Amanos geçidi) Templier ?övalyeleri ile II. Thoros’un kade?i Stephan taraf?ndan pusuya dü?ürülüp, tamamen k?l?çtan geçirilmi?lerdir.

[64] Templierler, 1118’den önce Kilikya’da yerle?mi? bulunuyorlard?.

[65] Ergin Ayan, W?llermus Tyrens?s’?n H?stor?a Rerum In Part?bus Transmar?n?s Gestarum (Deniza??r? Bölgelere Yap?lan Seferlerin Tarihi) Adl? Eserinin XVI., XVII., XVIII., Kitaplar?n?n Türkçe Çevirisi, ?stanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,Yüksek Lisans Tezi, ?stanbul: 1994, XIII/10, s. 184; Kinnamos, s. 130 vd; Mateos, 322; Abû’l-Farac, II, s. 396; Kar?. Runciman, II, s. 290.

[66] E. Ayan, s. 177-182; Daha ayr?nt?l? bilgi için bk. Kinnamos, s. 130, 139; Niketas, 70; Abû’l-Farac, II, s. 398; Urfal? Mateos, s. 324; ?mparator I. Manuel’in Kilikya seferi için bk. P. Magdalino, The Empire of Manuel I Komnenos 1143-1180, Cambridge: 1993; N. Elisseéf, Nûr ad-Dîn, Un grand prince musulman de S?rie au temps des croisades, II, Damas 1967, s. 535 vdd.

[67] Abû’l-Farac, II, s. 399; Kinnamos, s. 166; Urfal? Mateos (s. 335) Stephan’?n bo?durularak öldürüldü?ünü yaz?yor.

[68] Willermus Tyrensis, XIX/9; Abû’l-Farac, II, s. 400 vd; Kinnamos, s. 158; ?bnü’l-Esîr (XI, s. 246) Hârim’in Nûreddîn taraf?ndan Ramazan 559 (Temmuz-A?ustos 1164)’da zapt edildi?ini ve yukar?daki sava?ta öldürülen Haçl?lar?n say?s?n?n on bini buldu?unu kaydediyor.

[69] Abû’l-Farac, II, s. 402. II. Thoros, Nûreddîn’e ?u haberi gönderdi: “Elinizdeki Haçl? reislerini bana satmazsan?z, esir Türklerin hepsini ate?e atarak yakar?m.”; Kinnamos, s. 166; Willermus (XIX/11)’da Haçl? esirlerin serbest b?rak?lmalar? konusundaki II. Thoros’un rolü hiç mevzuu bahis edilmemi?tir; ?bnü’l-Esîr (XI, s. 248) bu olay hakk?nda sadece III. Bohemund’un fidye-i necât vererek kurtuldu?unu yazmakla iktifa etmi?tir.

[70] Willermus (XX/18); Abû’l-Farac, II, s. 405.

[71] Thoros’un kade?i Stephan’?n o?ludur. Thoros’un ayn? addaki o?lunun bahsi yukar?da geçmi?ti.

[72] Abû’l-Farac, II, s. 420 vd. Çünkü bunlar onu öldürdükten sonra cesedini köpeklere atm??lard?.

[73] ?bnü’l-Esîr, XI, s. 372; Abû’l-Farac, II, s. 426.

[74] Niketas, s. 154.

[75] Willermus Tyrensis, XII/6, 7; Abû’l-Farac, II, s. 439.

[76] Abû’l-Farac, II, s. 449; Kar?. Runcinam, III, s. 76.

[77] ?bnü’l-Esîr, XI, s. 433; S?bt, ?bnü’l-Cevzî, Mirâtuz-zamân, VIII/1, ne?r. Dairetü’l-Maarifi’l-Osmaniye, Haydarabad-Dekkan 1951, s. 392 vd.; Abû’l-Farac, II, s. 446.

[78]?bnü’l-Esîr (XII, s. 52) bo?ularak öldü?ünü yaz?yor; Abû’l-Farac, II, s. 454; Runciman (III, s. 13) Barbarossa’n?n Silifke ovas?nda Kalykadnos ?rma??nda bo?uldu?unu tespit etmi?tir.

[79] Abû’l_Farac, II, s. 458.

[80] Abû’l-Farac, II, s. 466; ?bnü’l-Esîr, XII, s. 82. II. K?l?çarslan’?n ölümü 15 ?aban 588 (26 A?ustos 1192); Kar?. Runciman, III, s. 76; O. Turan, s. 229., 243, n. 21.

[81] Runciman, III, s. 79; H. E. Mayer, s. 138; O. Turan, s. 249.

[82] ?bn-i Bibî, el-Evâmirü’l-Alâiye fi’l-Umûri’l-Alâiye, II, haz. Mürsel Öztürk, 1996, s. 180-191.

[83] II. Leon’un büyük k?z? Zabel (?sabelle, 1219-1226), babas?n?n ölümünden sonra Ermeni taht?na ç?km??, Lampron hâkimi Konstantin onu 1222’de Antakya Prinkepsi IV. Bohemund’un o?lu Philippe (Kilikya prince consortu 1222-1225) ile, onun ölümü üzerine de 1226’da I. Hethum ile evlendirmi?tir. Böylece Kilikya Ermenilerinde Ruben hânedân?n?n devam? olan ve 115 y?l devam eden Hethum hânedân? ba?lam??t?r. Bk. Abû’l Farac, II, 505; H. E. Mayer, s. 223.

[84] ?bnü’l-Esîr (XII, s. 427), bu seferden önce Ermeni II. Leon’un öldü?ünden ve o?lu olmad???ndan yerine k?z?n?n geçti?inden bahisle, bu münasebetle yönetimin bir kad?n eliyle sürdürülemeyece?ini anlam?? bulunan Ermenilerin, bu k?z? Antakya Prinkepsi’nin o?lu evlendirdiklerini yazmaktad?r; Hetun hânedân?ndan Lampron hâkimi Konstantin.

[85] O. Turan, s. 343; K?br?s’ta 1192’den itibaren bir Haçl? devleti kurulmu?tu. Yukar?daki tarihte bu krall???n ba??nda Henri (I.)’ nin bulundu?u görülüyor.

[86] ?bn-i Bibî, I, s. 319 vd.

[87] Re?îdüddîn Fazlullah, Câmi’ ü’t-tevârîh, II, ne?r. Muhammed Rû?en-Mustafa Mûsevî, Tahran: 1373 h?., s. 933; Abû’l-Farac, II, s. 542; Ebülferec-?bnülibri, Tarihi Muhtasarüddüvel, çev. ?. Yaltkaya, ?stanbul: 1941, s. 19; Aknerli Grigor, Mo?ol Tarihi, çev. H. D. Andreasyan, ?stanbul: 1954, s. 15 vd; F. N. Uzluk ((Anadolu Selçuklular? Tarihi III, Ankara: 1952, s. 32)’da 8 Safer 641 (29 Temmuz 1243); Ayr?ca bk. Tamara Talbot Rice, The Seljuks In Asia Minor, London: 1961, s. 74 vd; Tafsilât?na girmedi?imiz Köseda? Sava??’n?n sebepleri ve geli?mesi hakk?nda daha geni? bilgi için bk. O. Turan, s. 431-438.

[88] Abû’l-Farac, II, s. 542.

[89] O. Turan, s. 453. Ermenilerin Türkiye Selçuklu sultânlar? ad?na kestirdikleri iki sikkeyi O. Turan (s. 250 ve 251) kaydetmektedir. Bunlar?n birisi Rükneddîn Süleymân-?âh (I.)’a di?eri ise G?yaseddîn Keyhüsrev (I.)’e aittir.
 ----------------------
* -
- ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 26, 2007
            Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar