Anasayfaİletişim
  
English

Alman Vorwärts Gazetesi'ne Göre Ermeni Meselesi ve Bu Meselede Rusy-İngiltere-Fransa İttifakı'nın Rolü

Necmettin ALKAN*
ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 9, Bahar 2003

 

Title: ‘The Armenian Question According to German Paper Vorwärts and the Role of Russian-British-French Alliance in this Problem’

Abstract: This paper outlines the German newspaper Vorwärts’ news and comments regarding the Armenian Question.  Despite there was a popular pro-Armenian approach in European press; Vorwärts was one of the press organs, which scrutinized the problem in a broader context.  According to this paper, the Great Powers and Russia used and abused the Armenian Question according to their national interests but they blamed the Ottoman state and the Ottoman Turks for their brutality against the Armenians.  Vorwärts insistently emphasized that despite European accusations of the Turks, the Turks had a clearer record and better administration of the minorities, comparison to Russian and European policies towards the minorities and the people in the colonized territories.

Keywords: Vorwärts, Armenian Question, the Turks, Russian-British-German Alliance, Minorities, Zibar Incident.

Anahtar Kelimeler: Vorwärts, Ermeni Sorunu, Türkler, Rus-İngiliz-Fransız İttifakı, Azınlıklar, Zibar Olayı.

GİRİŞ

Tıpkı günümüzde olduğu gibi, geçmişte de Ermeni Meselesi’nin çıkması ve yayılması nedenlerinin başında Batılı “Büyük Devletler”, özgün adlarıyla “Üçlü Ermeni Müttefikleri”gelmekteydi. Bu devletler, Osmanlı Devleti’nde patlak veren, başta Ermeniler olmak üzere diğer gayr- i Müslim unsurlarla alakalı bir çok hadiseyi doğrudan desteklemişler ve kendi siyasetleri lehine kullanmak amacıyla da bunu uluslararası mesele haline getirmişlerdi. Sözde bu meseleyi/meseleleri çözmek için de Osmanlı Devleti’ nin içişlerine doğrudan müdahalelerde bulunmuşlardı. Böylelikle de istedikleri her türlü siyasi ve iktisadi sonuçları almasını bilmişlerdi.

“Üçlü Ermeni Müttefikleri”, yani Rusya, İngiltere ve Fransa Ermeniler’ in yaşadıkları bazı vilayetlerde Ermeniler lehine idarî reformlar yapılması konusunda Osmanlı Devletine yoğun bir baskıda bulunmuşlardı. Eş zamanlı olarak bu devletlerin basın organlarında Ermeni olayları ile alakalı olarak yoğun bir şekilde abartılı ve asılsız haberler yayınlanmıştı. Böylelikle iki koldan; bir taraftan basın yoluyla bir taraftan Avrupa kamuoyunu etki altında tutmak suretiyle Ermeni yanlısı siyasetlerine halk önünde meşrulaştırmak isterken, diğer taraftan da Osmanlı Devleti’ ne karşı diplomatik baskı uygulayarak istedikleri siyasi sonucu elde etmek istemişlerdi.   

Elinizdeki bu makalenin konusu ise, Osmanlı Devleti döneminde, özellikle de 1893–1897 yılları arasına tekabül eden Ermeni Olayları’nda bu devletlerin rolüne, Almanya’ da yayınlanan sosyalist “Vorwärts“ gazetesinin yaklaşımıdır.

Alman Vorwärts Gazetesi

Vorwärts, ilk defa 1 Ekim 1876 tarihinde, “Sosyalist Alman İşçi Partisi”nin yayın organı olarak Almanya’nın Leipzig şehrinde yayın hayatına başlamıştır.[1]  Vorwärts’ in Alman Sosyalistleri’nin gazetesi olarak çıkarılmasından önce, bunların iki ayrı yayın organı vardı. Bunlardan bir tanesi Leipzig’deki “Volksstaat”, diğeri ise Berlin’deki “Neue Socialdemoktrat”tı. Fakat daha sonra 30 Eylül 1876 tarihinde bu iki gazete Vorwärts isimi altında birleştirilmiş ve günlük gazete olarak aralıksız 1933’e kadar yayın hayatına devam etmiştir.[2]    

Vorwärts açık bir sosyalist yayın çizgisine sahipti. Doğu Almanya’da yayınlanan tarih sözlüğünde gazetenin çizgisi şu şekilde tarif edilmektedir:  “Almanya içerisinde Alman işçi hareketinin sosyalist hedeflerini muhafaza etmek ve dış siyasette ise, tutarlı bir şekilde uluslararası işçi haklarını savunmaktaydı.”[3]

Vorwärts Osmanlı Devleti’ne oldukça büyük alaka göstermiş ve bir çok sayısında ilgili haberler ve yorumlar yayınlamıştı. Fakat buna rağmen Osmanlı başkenti İstanbul’da bir muhabir istihdam etmeyerek, haberleri zamanın milletlerarası haber ajanslarından almıştı.

Vorwärts, Ermeni Meselesi ile de yakından ilgilenmiştir. Hemen hemen her gelişmeyi ajans haberleri ya da doğrudan kendi yorumları ile zamanında Alman okuyucularının istifadesine sunmuştur.  Üçlü Ermeni Müttefik Devletlerinin Ermeni Meselesi’ ne yaklaşımları ilgili Vorwärts’ın haber ve yorumları diğer birçok batılı basın kaynaklarından farklı bir şekilde olmuştur.  

ÜÇLÜ ERMENİ MÜTTEFİK DEVLETLERİ VE ERMENİ OLAYLARI

Vorwärts’e göre bu İttifakın sadık üyelerinden olan Rusya’nın Ermeni Olaylarındaki rolü oldukça belirgin ve önemlidir. Bunu gerek Ermeni Olaylarına ajanları yoluyla direkt katılması, gerek Ermenileri kışkırtması ve gerekse Ermeniler’ in yaşadığı yerleşim birimlerinde reformların uygulanması ile alakalı teşebbüslerde ve nihayet Ermeni Olayları’nın abartılı bir şekilde basına verilmesi noktasında vurgulamaktadır.

Vorwärts 18932’te, henüz daha Ermeni olaylarının yayılmadığı, bazı yerlerle sınırlı kaldığı sıralarda, Rusya’nın bu olaylardaki rolünü açıkça kavramıştır. Buna göre, bu olaylardan dolayı yargılanan ve mahkum edilen Ermenilerin din fanatizminden dolayı değil, aksine Rusya’nın para yardımıyla bir ayaklanma ve bir Türk katliamı hazırladıklarından dolayı hüküm giymişlerdi. Devamında ise şu tespitte bulunmaktadır: “Çar’ın ajanlarının Bulgaristan’ da bunu nasıl yaptıkları bilinmektedir. Şimdi de Ermenistan’ da aynı şey tatbik edilmektedir.”[4]

1894’ de çıkan olaylardan dolayı Ermeniler’ in katledildikleri haberleri genel olarak bütün Avrupa basınında fazlasıyla ve abartılı olarak yer almıştı. Vorwärts, Avrupa basınında bu tür haberlerin geniş yer bulmasından dolayı, mevcut durumu “kötü bir barometreye” benzetmiş ve Rus diplomasisinin bulanık ortamda balık avı hazırlığında olduğunu belirtmiştir. Devamında ise, Rusya’ da bir Çar değişikliği yaşansa dahi, “Büyük Petro’nun vasiyetiyle” belirlenen Rus yayılmacılığı siyasetinin kesintiye uğramayacağı ve çarların saltanatının devam ettiği sürece bunun da süreceğini vurgulamıştır.[5]   

Bu yorumdan üç gün sonra ise gazete, ölen Ermeniler’ in sayısının basında her gün arttığı ve bu oranın iki veya üç kat artmasına şaşırılmaması gerektiğini belirtmiştir. Devamında ise, Rus diplomasisinin bu tür abartmalar yoluyla siyaset yaptığını yazmıştır. Yazı şu şekilde devam ediyor: “Gerçek ise, bu bölgedeki farklı kabileler arasında kanlı çatışmalar çok sık olarak çıkmaktadır. Bunları Müslümanlar kadar Hıristiyanlar da yapmaktadırlar.[...] Eşkıya hikâyelerini medenî dünyaya yayan Ruslar, yalan söylemeye Ermeniler’ den daha iyi vâkıflar.”[6]

Vorwärts, daha sonraki günlerde de bu tür tespitlere oldukça fazla yer vermiştir. Nitekim bu yorumların birinde, Ermeni Meselesi yoluyla Rus diplomasisinin, meşhur “Şark Meselesi”ni tekrar güncelleştirdiğini belirtilmektedir.  Devamında ise şu ilginç tespitte bulunmaktadır: Şayet Rusya her hangi bir toprağı almak isterse, arzuladığı bölgede iyi bir para karşılığında bazı isyanlar çıkarttırmaktadır. Hürriyet ve Hıristiyanlık bastırılıyor adı altında, satın alınabilecek bütün Avrupa Basını’nda “korkunç dehşet” seferber edilmektedir. Böylelikle “öfke dalgası” meydana getirilmektedir. Bu ise, kutsal Rusya’ya kurtarıcı rolü kendiliğinden vermektedir. Bu şekilde tarif edilen şablona göre, yüzyıllarda beridir bütün Türk Savaşları Ruslar tarafından tertip edilmiştir. Şimdi ise yine aynı şablona göre çalışılmaktadır:

“[...] Avrupa Basını’nın büyük bir kısmı, Türkiye’nin Hıristiyan Ermenileri koruma durumunda olmadığı için, Avrupa’nın müdahale etmek zorunda olduğunu, çoktan talep etmişlerdir bile. Hatta bazı gazeteler, Ermenistan’ın ilgili bölgelerinin Başkent Erzurum ile birlikte Rusya tarafından iltihak edilmesi gerektiğini dahi kabul etmişlerdir. [...]”[7]    

Vorwärts Rusya’yı Ermeni Siyaseti konusunda daha somut bir şekilde suçlamakta ve zamanla, “Ermeni Dehşeti”nin bir “Ermeni Sorunu”; Ermeni Sorunu’nun ise “Şark Meselesi” halini alması yolunda olduğunu vurgulamaktadır. Vorwärts’e göre bunun manası şudur: “Çar Devleti’nin dünyayı fetih siyasetinin önündeki en yakın engel olan Türkiye’ye karşı yeni bir hücumudur.”[8]

Bir başka bir yorumda ise, Vorwärts’ in iddiaları daha da belirginleşmiştir. “Ermeni Dehşeti”nin Rus ajanları tarafından fütursuzca Avrupa halkına yayıldığını iddia ederek, aslında yaşanan olayların çok eskilerden beri Ermeniler ile Kürtler arasında vuku bulan ve periyodik olarak tekrar eden mücadeleden dolayı meydana geldiğini belirmektedir. Yazı şu şekilde sona ermektedir: “Gerisi ise, Avrupa Kamuoyu’nda Türkiye aleyhinde ortam oluşturmak amacıyla uydurulan yalanlardır. Gerçi Türkiye de suçsuzluğun meleği değildir, fakat yine de Rus Hükümeti kadar vahşi ve korkunç değildir.”[9]

Vorwärts bir Amerikan Komisyonu’nun yapmış olduğu araştırma sonucuna yer vermiştir. Bu komisyonun raporu kendilerinin baştan beridir savuna geldikleri fikirlerin tasdik edilmesi anlamına geldiğini yazan gazete, “Ermenistan’da birbirine tahammül edemeyen yarı vahşi halklar yan yana oturmaktadırlar. Ruslar tarafından ayaklanma denemesi için kışkırtılan Ermeniler’ in bir kısmı ise Türkler tarafından bastırılmıştır” yorumunu yapmıştır.[10]

Vorwärts, daha sonra Üçlü Ermeni Müttefik Devletleri’nin, Ermeniler’in yaşadıkları bazı yerleşim birimlerinde reform[11]yapılması için padişaha baskı yaptıkları haberini vermiştir. Gazete bu reformlara temas ederek, Türk Hükümeti’nin sürekli olarak isyanı kışkırtan Avrupalı ve özellikle de Rus ajanların hepsini ülkeden temizlemeye kudreti olmadığı sürece bu reformların etkisiz kalacağını ifa etmektedir. Fakat yine de Türkiye’nin bunu yapmak istemesi halinde ise, hasta adamın zayıflığı hakkında şikâyette bulunan Büyük Devletlerin Türkiye’ye engel olacağını da eklemektedir. Vorwärts’ in bu ilginç tespitleri, şu ifadelerle son ermektedir: “Müslümanlar, fetih için gerekli olan kuvvetlerini kayıp ettikleri ve Avrupalı Büyük Devletler’in velayetine düştükleri zamandan beridir, kâfir Türkiye Hıristiyan diplomasisinin viveksyon hayvanı haline gelmiştir. Hıristiyan diplomasisi ise Türkiye üzerinde merhametsizce deney yapmakta ve ondan parça koparmaktadır.”[12]  

Ermeni Olaylarını abartan İngiliz Basınını ve devlet adamlarını eleştiren Vorwärts, bunları çifte standartlı davranmakla itham etmiştir. Aşağıda özetlenen olaydan dolayı da İngiliz devlet organlarının dünyanın başka yerlerinde insan haklarını hiçe sayan eylemlerde bulunduğunu açıklamıştır. Aşağıdaki olayı Kürt Kabileleri değil, aksine İngiliz Donanması hem de dost bir devletin, Osmanlı Devleti’nin topraklarında işlemiştir. Bu vahim olay şu şekilde cereyan etmiştir:  

Arap Ali Bin Ali 2000 kişilik kabile üyeleriyle birlikte İngiltere’nin kontrolünde bulunan Bahreyn’ den Türk topraklarına göç ederek, bir Türk şehri olan Zibar’da konaklamıştır. İngiliz Konsolosu ve Donanma Komutanı, Ali Bin Ali’yi tekrar Bahreyn’ e geri dönmesi için ikna edemeyince, kabilenin konakladığı yeri ve Zibar’ı bombalamayı kararlaştırmıştır. Türk Mutasarrıfı bu durumu öğrenince, hemen elçilerini İngiliz savaş gemilerine göndererek, bunların bir Türk toprağını bombalamalarının yanlış bir hareket olacağı yönünde uyarmıştır. Fakat İngiliz komutan Türk elçilerinin girişimlerini hiçe sayarak, kendisini alakadar etmeyen konularla ilgilenmek istemediğini söylemiştir. Sonuçta iki İngiliz savaş gemisi dört gece dört gündüz boyunca savunmasız ve istihkâmsız olan bu şehri bombalamış ve aralarında pek çok kadın ve çocuğun bulunduğu sayısız şehir ahalisini öldürmüştür.  Erkekler ise şehir dışında kayıklar üzerinde bulunuyorlardı. Ancak bu kayıkların da 40–50 kadarı İngiliz bombardımanı ile batırılmıştır. Türk memurları, öldürülenlerin sayısının 1000’den fazla olduğunu belirtmişlerdir. Camiler de yakılmıştır. Sağ kalan kabile üyeleri ise,  tutuklanarak Bahreyn’ e geri götürülmüşlerdir. İngiliz Komutan Araplara daha sonra bir çağrı yaparak, İngiltere dışında hiç bir kimsenin, en azından Türkiye’nin kendilerini koruyacak durumda olmadığını, bu şekilde ispatlamıştır.[13] İlginçtir ki, aynı hadiseyi hatıratında teferruatı ile zikreden Sultan II. Abdülhamit, şu serzenişte bulunmaktadır: “Ermeni katliamı meselesinde isyan eden, kıyametleri koparan İngilizler, bu yaptıkları işkenceyi medenî bir memlekete yakıştırıyor olmalılar. Büyük Devletler ise şikâyetlerimize omuz silkelemekle cevap veriyorlar.”[14]

Daha sonraki günlerde ise genel olarak Şark Meselesi ile Ermeni Meselesi’ni içine ele alan geniş bir yazı yayınlanmıştır. Yazının girişinde çok ilginç bir sosyo-psikolojik tespitle, halkın kararının iki hakikat nedeniyle etki altında olduğunu vurgulamıştır. Bunların ilki Ortaçağda oluşan ve halen devam ede gelen Türk imajıdır. Buna göre kitlelerin hayalinde, Türkler’ in çok daha korkunç ve her türlü zararlı fiili yapabilecek kafirler oldukları düşüncesi halen yaşamaktadır.

Bu tespitin ardından,  çok derinden gelen ve Yahudilere karşı olan Ortaçağ nefretinin halkın belli kesimlerinde kökleştiğini vurgulayarak, bunun Türkler’ e nasıl yansıdığını açıklamıştır. Buna göre, 500 yıldan fazla bir süredir Yeni Çağ’ a kadar bütün kilise ibadetlerinde “Canavar/Scheusal”[15] olarak takdim edilen Türkler’ e karşı mevcut olan nefretin boyutu yaklaşık olarak tespit edilebilir. Bunun devletlerin dış siyasetine etkisi ise şöyle olmaktadır: İngilizlerin Şark Siyaseti esas itibarıyla bu Hıristiyan nefretinden etkilenmiştir. Ruslar ise bunu suiistimal edip kullanmaktadırlar.

İkinci olarak ise, Rus basın bürolarının ve ajanlarının faaliyetlerinden dolayı Avrupa halkı etkilenmektedirler. Bunlar ihtiyaçlarına göre, Yunan, Makedon, Bulgar veya Ermeni “Dehşeti”ni icat edip, şayialarını yaymaktadırlar. Somut bir örnek olarak ise, 1820’li yıllarda Yunanistan’daki savaşlar esnasında, Türkler’ in öldürdüklerinden 10 katı daha fazla Yunanlının bu ajanlar tarafından katledilmesi verilmektedir. Bunun aynısı şimdi Ermenilerle yapılmaktadır.

Vorwärts şöyle devam etmektedir: “Türkiye’deki farklı ırklar ve milletler arasında sık olarak gerçek savaşların cereyan ettiği inkâr edilemez. Fakat bu çatışmaların 10’ da 9’ u, Osmanlı Devleti’ in içişlerine karışmak için fırsat sahibi olmak isteyen Avrupalı Büyük Devletler’ in, isim olarak Rusya’nın işidir. Burada Türk Hükümeti’nin en büyük hatası ise, -yoksa şüphesiz onu savunmak istemezdik- Büyük Devletlerin kuru gürültüsüne pabuç bırakmasıdır. Şayet Rus ve diğer gözlemci ile ajan provokatörleri ülkesinden kovsa, ya da lâyıkıyla bunları cezalandırsa, sükûnet hemen tekrar tesis edilir. Ülkeyi ve insanları tanıyan herkesin ortak fikrine göre; Türkiye’nin bütün kabileleri ve milletleri arasında Türkler, [...] tamamen en şerefli ve akıllılarıdır. Bu konuda Fallmeier, David Urguhardt, Wambery ve vesaireye istinat ediyoruz. National Zeitung’ un bir muhabiri  İstanbul’ dan şunları yazıyor: “ Türkler Doğu’nun en asil sempatik halklarından biridirler. Şüphesiz, bazı istisnalar dışında Türkiye’ da yaşayan Rum ve Ermeniler de daha az asil ve hoş değiller.”  [...]”[16]

Yazının sonunda ise gerçekten çok ilginç bir tespitte bulunarak, Osmanlı Devleti’nde yapılan bazı ciddi reformların Ruslar tarafından nasıl sabote edildiğine de temas etmektedir. Buna göre Mithat Paşanın girişimleriyle 1876’ da anayasa ilan edilmiş, fakat Rusya tıpkı 1828’ de II. Mahmut’un reformlarını uygulamak istediği dönemde olduğu gibi hemen savaş ilan etmiştir. “Şimdi ise Rusya’nın siyaseti, Türkiye’ deki ciddi reformları engellemeye yönelmiştir. Diğer Büyük Devletler’ den de hiç bir tanesi bu tür reformlara sevinmiyor. Bunların hepsi münafıklık ve komedidir.”[17]

Zeytun İsyanları[18], (Kahramanmaraş’a bağlı bugünkü Süleymanlı ilçesi), esnasında Üçlü Ermeni Müttefik Devletleri’nin isyancılar- ki bunlar ilçeyi işgallerine alarak Osmanlı ordusuna uzun süre direnmişler ve Müslüman ahaliyi korkunç şekilde katletmişlerdi- ile Osmanlı Devleti arasında arabuluculuk yapabilecekleri haberini veren Vorwärts, bu üç devletle ilgili çok manidar misaller vererek bunları eleştirmiştir: “Avrupa Büyük Devletlerinin bu yabancı asilere karşı gösterdikleri insanlık çok tuhaftır. Rus Hükümeti, binlerce Polonyalı “asi”yi katletmiştir.  İngilizler ise, Hindistan’daki Sipahi Ayaklanması’ndan sonra binlerce Hindistanlı asiyi kurşuna dizmiş ya da “toplarla havaya uçurtmuştur”, tıpkı Fransız Hükümeti’nin mağlup devrimci karşı hükümet mensuplarına yaptığı gibi. Bunlar tarihin en kanlı vakıalarıdır.  Türkler’ in burada yaptıkları ise, bunlara kıyasla tamamen çocuk oyuncağı gibidir.”[19]

Vorwärts daha sonraki bir yorumunda öğünerek, “Ermeni Dehşeti” tekrar gündeme geldiğinde, bunun 100 yıldır değişmeyen ve Avrupa veya Asya’nın doğusunda yapmayı tasarladığı her fetih hareketinden önce piyasaya sürdüğü, eski bir Rus taktiği olduğunu belirten, ilk Alman gazetesi olduğunu vurgulamıştır. Devamında ise, “daha önceden söylediğimiz şekilde olaylar cereyan etmiştir: “Ermeni Dehşeti” zavallı Ermenileri ayaklanmaya iten ve daha sonra onları ortada bırakan Rusya’nın işidir. Böylelikle ulaştığı hedefleri ise, İngiliz diplomasisini kısmen oyalamak ve kısmen de kuvvetsiz hale getirmektir.”[20]

Ermeni anarşistlerin 28 Ağustos 1896’ da gerçekleştirdikleri Osmanlı Bankası Baskını ve aynı anda İstanbul’ un bir çok semtinde yapılan terörist Ermeni saldırıları sonrasında, ortamın toz-duman olduğu sıralarda Vorwärts kendine has üslubuyla bir yazı yayınlamıştır. Bu yazının girişinde Osmanlı Devleti’nde var olan çok milletlilik özelliğine dikkati çekerek, farklı milletlerin yüzyıllar boyunca barış içerisinde yan yana yaşadıklarını ve Türk yönetimi altında tam bir otonomiye sahip olduklarını vurgulamıştır. Öyle ki, medenî Avrupa’da hiç bir millet böyle otonomiye sahip olmamıştır. Fakat bu milletler 19. yüzyılın başından itibaren bir mayalanmaya düşmüşlerdir. Şöyle ki, “Eskiden hiç fark edilmeyen millî ve dinî zıtlıklar, artık daha da belirginleşmiştir. Hemen hemen her memur kadrosuna ve zenginliklere yüzyıllar boyunca sahip olan Yunanlılar ve Ermeniler şimdi “ezilmişler” konumuna gelmişlerdir. Artık vahşice ırk savaşları patlamış ve çok sık olarak oluklar gibi kan akmaktadır.[...]”[21]

Osmanlı Bankası Baskını’nın yankılarının devam ettiği sıralarda, bu olaylara yine tarihi bir bakış açısı getiren Vorwärts, Kudüs’ teki Kutsal Mezar’ da Türkler’ in barışı tesis etmesine kadar, burasının her gün Hıristiyan Mezhepler arasında bir kavga alanı halinde olduğunu hatırlatmaktadır. Bu tespitin ardından Türkiye’de geri kalmışlığın hakimiyetinin söz konusu olduğunu, fakat yine de Türk geri kalmışlığının Rusya’nınkinden daha da kötü olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca Türkiye’ye tabi olan halkların, Rus kamçısı altında bulunan halklardan çok daha fazla hürriyete sahip olduğunu belirtmektedir. “Türkler’ in Ermeniler’ e eldivenle dokunmadıkları, elbette son derece tabiî olarak, doğrudur. Çünkü bunlar, ya da bunların bir kısmı Rusya tarafından kışkırtılmıştır. Önce kendileri kuvvet kullanmak yoluyla ifade edilen amaçlarına, yani Türkiye’nin yok edilmesine ulaşmayı hedeflemektedirler. Evet, Türkler varlıklarının devamı için savaşıyorlar. Korkunç katliamların sorumluluğu ise, bunları başlatan Avrupalı asıl faillerin hanesine gitmektedir.[...]”[22]

Bu arada Rusların 1878’de Erzurum’u işgal ettiklerinde, İstanbul’daki Rus büyükelçiliğinden buradaki Rus konsolosa gelen ve tipik Rus Ermeni siyasetini her şeyiyle ispatlayan son derece ilginç bir belge bulunmuştur. Bu belgede Büyükelçi Konsolos’a şu emri veriyor: “Ermenileri karanlıkta bırakın. Kesinlikle onlara yardım etmeyin.” Vorwärts bunu, Türkiye’nin Ermeniler’ e sıkıntı vermesine yol açacak başka olaylar çıkartmak suretiyle, Ermeniler için Rus vatandaşlığının daha faydalı olduğunun ispatlanmasının Rusya’nın menfaatine olduğu şeklinde yorumlamaktadır.[23]  

İngiltere Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Curson’un yaptığı bir açıklamada ise, İngilizlerin Ermeni siyasetlerinin gerçek çehresi görülmektedir.  Curson’ un yaptığı bu açıklamada, İngiltere’nin Ermenileri korumak için her türlü meşru teşebbüse yetkili olduğunu, fakat Ermenistan için de savaşa tevessül etme hakkına sahip olmadığını ifade etmiştir.[24]

Fransız Dışişleri Bakanı Hanotaux’un mecliste yaptığı konuşmada da aynı şekilde Fransa Ermeni Siyaseti ortaya çıkmaktadır. Buna göre,  Fransa diğer Büyük Devletlerle ve Rusya ile uyum içerisinde Bâb- ı Âli’ye karşı Ermeni Reformları konusunda ikazları yapmaya devam edecektir.[25]  Fransa, burada her şeyi ile bağımsız bir Ermeni Siyaseti’ ne sahip değildir,  aksine diğer iki devlet yanında tamamlayıcı yan bir unsur profili çizmiştir.

Daha sonraki günlerde İngiliz Başbakanı Salisbury’de İngiliz meclisinde bir konuşma yapmış ve Fransız Dışişleri Bakanı’nın konuşmasını memnuniyetle karşılamıştır. Devamında ise İngiltere’nin Üçlü İttifak’ a daima sempatik ilişkiler taşıdığını ve istikbalde de İttifakın İngiltere ile kalbî uyum içerisinde çalışmasını ümit ettiğini vurgulamıştır. İngiltere ile Rusya arasında tezat bulunduğunu ise ret etmiştir. İngiliz Hükümeti’nin ilk görevi, İngiliz menfaatlerini ve hakların temsil etmektir. Hükümetin diğer görevi ise, İngiltere’nin çok sevdiği barışın nimetlerinin tehlikeye sokmadan, insanlığın menfaatlerini teşvik etmek olduğunu söylemiştir.[26]  

Vorwärts’in verdiği daha sonraki diğer bir habere göre, İngiltere Hükümeti’nin uzun süreden beridir uğraştığı Türkiye’ deki Ermenilerle ilgili reformların Rusya’nın tavır değiştirmesinden dolayı Rus muhalefeti ile akamete uğramıştır.[27]

Böylelikle bu Üçlü Ermeni İttifakının en önemli arzuları, yani Ermeniler’ in yaşadıkları bazı yerleşim birimlerinde yönetimle ilgili reformların yapılması tam olarak yerine gelmemiş ve Osmanlı Devleti diplomasisi bu devletlere karşı önemli bir siyasi başarı kazanmıştır. Çünkü bu reformlar doğrudan uygulanmamış, II. Abdülhamit’ in diplomatik becerisi sayesinde, Osmanlı Devleti ve halkının yararına olacak bir şekilde işlerlik kazandırılmaya çalışılmıştır.[28]      

SONUÇ

Yukarıdaki satırlarda zikredilen Rusya, İngiltere ve Fransa’nın Ermeni Meselesi’ ne yaklaşımları ile ilgili olarak Vorwärts’ in tespitlerinde vurgulanması gereken bazı noktalar bulunmaktadır. Son derece önemli olan bu hususları bir kez daha vurgulamak istiyoruz:

1. Batılı Büyük Devletler’ in her türlü açık ve gizli engelleme ve saldırılarına rağmen, Osmanlı Devleti sahip olduğu çökmekte olan yönetim biçimi ve kurumlar ile, içerisinde bulunduğu siyasi ve iktisadî her türlü olumsuzluğa rağmen, farklı din ve farklı milletlere zamanın şartlarına göre iyi bir ortam sağlamayı başarmıştır. Başta Ermeniler olmak üzere diğer Gayr- i Müslim unsurlar bu sitem içerisinde yerlerini en iyi makam ve mevkilerde alarak, sistemin içerisinde kendilerine ideal bir yer edinmişlerdir. Böylelikle iyi bir hayat standardına ulaşmışlardır. Öyle ki, Osmanlı Devleti’ndeki Ermeniler’ im sözde lehine gayret içerisine giren Rusya’ da yaşayan Ermeniler’ den çok daha yüksek hayat standardına ve haklara sahiptirler.

2. Osmanlı Devleti, çökmekte olan kurumlarını tekrar ihya etmek için bir çok önemli reformlar yapmıştır. Fakat bu reformların müesseselerde ve toplumda olumlu sonuçları ortaya çıkmadan, bir çok iç isyan ve dış müdahalelerle karşılaşmıştır. Napolyon’un 1798’ deki Mısır Seferi’nin III. Selim’ in Nizam- ı Cedid Islahat Hareketi’nden sonra yapılması, 1828 Rus Harbi’nin II. Mahmud’ un meşhur reformlarından hemen sonra başlaması, 1853’ de Ruslar’ ın saldırısının Tanzimat’ ın akabinde başlaması, 1860 Suriye olayları ve nihayet 1877- 78 Rus Savaşı Birinci Meşrutiyet’ in hemen ardından başlaması ve diğer önemli reformlar sırasında Ermeni Olayları’nın patlaması tesadüfen olmaması gerekiyor.

Özellikle de Almanlar’ın Anadolu Demiryolu ihalelerini peş peşe almaları ve bunları hizmete açması ile devamında Bağdad Demiryolları ihalesi ile ilgili ilk teşebbüslerin başladığı bir sırada, 1893’deki bir çok yerel olayların, Sasun (1894), Zeytun (1895) ve Osmanlı Bankası Baskını (1896) gibi çok meşhur Ermeni Olaylarının art arda patlaması manidardır. Osmanlı Devleti’ndeki Almanya etkisinden oldukça rahatsız olan Üçlü Ermeni Müttefikleri, böylelikle bu tür faaliyetleri sabote yoluna gitmişlerdir.

3. Başta Rusya, İngiltere ve Fransa olmak üzere, Amerikan Protestan Misyonerler’ in teşebbüslerine kadar, Ermeniler Osmanlı Devleti’nde ciddi bir huzursuzluğun kaynağını oluşturmamışlardır. Bu devletlerin Osmanlı Ermenileri’ ne yönelik yaptıkları doğrudan veya dolaylı faaliyetler sonucu Ermeni Sorunu iyice şekillenip gelişerek devletin en önemli iç meselelerinden bir tanesi halini almıştır. Tıpkı daha önceki yüzyıllarda Osmanlı Tebası diğer Hıristiyan halklarda olduğu gibi, bunlar da desteklenerek milli bir devlete sahip olma fikri körüklenmiştir. Özellikle de 1894–1896 yıllarındaki Ermeni ve diğer yabancı provokatör ve anarşistlerin bir çok eylemi sonucu olaylar patlak vermiş ve her iki taraftan de bir çok masum insan katledilmiştir.

4. Bu zaman dilimi içersinde çıkan Ermeni Olayları’nın nedeni direkt Osmanlı Devleti’ e dayanmamaktadır. Başka bir ifade ile, zamanın Osmanlı Hükümetleri’nin veya Sultan II. Abdülhamid yönetimiyle sembolleşen Yıldız’ın emir ile patlak vermemişlerdir. Aksine çok daha önceden beri süre gelen Doğu ve Güney Anadolu’ ya has olan kabileler arası, Kürt-Ermeni çatışmaları ve kan davaları bunun bir ayağını oluştururken; Ermeni anarşistlerin ve dış güçlere mensup ajan-provokatörlerin, ki bunlar Rusya ve İngiltere’ den para, lojistik ve siyasi desteğini arkalarına bulmuşlardır, çıkardıkları olaylar ve sonrasındaki gelişmeler Ermeni Katliamı olarak takdim edilmiştir. Olayların patlamasıyla birlikte bir çok Ermeni’nin yanı sıra Müslümanlar’ da ölmüştür. Batılı Basın Organları ve Büyük Devletler, öldürülen Ermeniler’ in oranını tek taraflı olarak çok fazla abartarak verirken, ölen Müslümanların sayısından ya nadiren ya da hiç bahsetmemişlerdir.

5. Başta Rusya olmak üzere İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı Ermeniler lehine teşebbüslerinde samimi olmadıkları ortaya çıkmıştır. Rusya, İngiltere ve Fransa gibi Üçlü Ermeni Müttefikleri işgal ettikleri bölgelerdeki yerli halkları her türlü haktan mahrum ederek, onları sistem dışına itmişler; bunları ya sömürmüşler ya da katletmişlerdir. İşgal ettikleri bölgelerde yerli halklara yaptıkları sindirme ve baskı, Ermeni Meselesi ile karşılaştırıldığında, çifte standartları ve samimiyetsizlikleri ortaya çıkmaktadır. Gerek Rusya, İngiltere ve gerekse Fransa karşılıklı olarak bölgesel menfaatlerini garanti altına almak amacıyla, bölgedeki halkların huzurunu bozmuşlar ve binlerce masum insanın katledilmesine yol açmışlardır.

6. Batı basınında çıkan haberler bu olayları tahrif etmişler ve ölen Ermeniler’ in sayılarını aşırı derecede tek taraflı olarak abartmışlardır. Özellikle Rus ve Ermeni provokatörlerin bu olayların başlangıcında asıl fâil oldukları adete gizlenmiştir. Yalan ve abartılı haberle Batı Kamuoyu Osmanlı Devleti aleyhine yönlendirilmiştir. Burada önemli bir unsuru ile karşılaştık: Batılı toplumların geniş bir kesiminde mevcut ve bilinç altlarına yerleşmiş olan “Türkler’ e tepki”  bu olaylara gösterilen reaksiyonda önemli bir unsuru oluşturmuştur. Orta Çağa kadar uzanan bu bilinç altı tepki, abartılı ve manipule edilmiş haberler yoluyla tekrar ortaya çıkmış ve Batılı Halkları Osmanlı Devleti’ ne karşı kolayca motive etmiştir. 

 



[1] Koszyk, Kurt, Die Deutsche Presse im 19. Jahrhundert, (Berlin: 1966), s. 197.
[2] Schulze, Volker, Vorwärts (1876-1933), Heinz-Dietrich Fischer, Deutsche  Zeitungen des 17. bis 20. Jahrhunderts, Münih 1972, s. 329.
[3] Sachwörterbuch der Geschichte Deutschlands und der deutschen Arbeiterbewegung, Cilt 2, Doğu (Berlin: 1970), s. 761.
[4] Vorwärts, 11 Temmuz 1893.
[5] Vorwärts, 18 Kasım 1894.
[6] Vorwärts, 21 Kasım 1894.
[7] Vorwärts, 5 Ocak 1895.
[8] Vorwärts, 13 Şubat 1895.
[9] Vorwärts, 10 Nisan 1895.
[10] Vorwärts, 5 Mayıs 1895.
[11] Doğu Anadolu’ nın bazı illerinde Ermeniler lehine yapılması istenilen ıslahatları içermektedir ve asıl itibarıyla da 1878 Berlin Kongresi’nin 61. maddesine dayanmaktadır. Özellikle İngiltere, Rusya ve Fransa’ nın sürekli olarak gündeme getirdikleri ve uygulanması için sürekli olarak Sultan II.  Abdülhamit ve Bâb- ı Âlî’ yi sıkıştırdıkları reformlar şu önemli noktalardan oluşmaktaydı: Ermeniler’ in yoğun olarak yaşadıkları yerleşim yerlerinde idarede rol almaları, memurlukların belli oranda Hıristiyanlar verilmesi, savcıların belli oranda halk tarafından seçilmesi, maliye ile alakalı meseleleri cemaatlerin idare etmesi hakkının tanınması, vergilerin cemaat üyelerine dağıtılması, Sultan’ ın tayin ettiği ve Büyük Devletler’ in de tasdiklediği bir komiserin bu reformların uygulanmasını konsoloslar gözetiminde kontrol ederken,  bir Müslüman ve bir Hıristiyan’ dan oluşan bir heyetin de bu yeni düzenin devamını gözetlemesidir. Kölnische Zeitung, 22 Mayıs 1895 Bkz.: Ali, Karaca, ‘Tehcire Giden Yolda Ermeni Meselesi’ ne Bir Çözüm Projesi ve Reform Müfettişliği 1878-1915’, Erhan Afyoncu (Der.), Ermeni Meselesi Üzerine Araştırmalar, (İstanbul: 2001), ss. 72–86.
[12] Vorwärts, 19 Mayıs 1895.
[13] Vorwärts, 4 Aralık 1895
[14] Sultan Abdülhamit, Siyasî Hatıratım, (İstanbul: 1987), ss. 152.153
[15] Scheusal’ in Türkçe karşılığı sözlükte şu şekilde geçmektedir: Garibe- i hilkat, galat- ı tabiat, gulyabani, canavar ve gaybubet şey. Steuerwald, Karl, Deutsch- türkisches Wörterbuch, (Wiebaden: 1974), s. 467.
[16] Vorwärts, 25 Aralık 1895.
[17] Vorwärts, 25 Aralık 1895.
[18] Bkz. Erdal İlter, Zeytun İsyanları, (Ankara: 1995)     
[19] Vorwärts, 5 Ocak 1896
[20] Vorwärts, 2 Temmuz 1896
[21] Vorwärts, 6 Eylül 1896.
[22] Vorwärts, 22 Eylül 1896.
[23] Vorwärts, 27 Eylül 1896.
[24] Vorwärts, 16  Ekim 1896.
[25] Vorwärts, 7 Kasım 1896
[26] Vorwärts, 11 Kasım 1896
[27] Vorwärts, 1 Ocak 1897
[28] Ali Karaca, ‘Tehcire Giden Yolda Ermeni Meselesi’ ne Bir Çözüm Projesi ve Reform Müfettişliği 1878-1915’, Erhan Afyoncu (ed.), Ermeni Meselesi Üzerine Araştırmalar, (İstanbul: 2001), s. 73
 ----------------------
* Almanya’nın Freiburg şehrinde Albert Ludwings Üniversitesi Tarih Bölümü -
- ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 9, Bahar 2003
            Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar