.FÀ @="justify">
Avrupa demokrasilerinin üç sacaya??: Eski rejimin yönetici elit yap?s?nda ciddi de?i?iklik, eski zihniyet dünyas?nda dönü?üm ve toplumlar?n, kendi tarihleriyle yüzle?erek yeniden tan?mlanmas?. Hrant Dink'in öldürülmesiyle birlikte, ciddi bir 'yükselen ?rkç?l?k' ve 'radikal milliyetçilik' tehlikesinin söz konusu oldu?u günlük bas?nda s?kça i?leniyor. Fakat bu '?rkç?l?k ve milliyetçili?in' daha çok modern bir olgu olarak anla??lmas?, i?sizlik, ?ehirle?me, yoksulla?ma ve globalizasyona tepki gibi kavramlarla aç?klanmas? gerekti?i öneriliyor. Oysa sözü edilen ?rkç?l?k ve milliyetçilik, son derece güçlü bir tarihi miras?n üzerinden yükseliyor.
Bu tarihi kök üzerine dü?ünmeden ve bu kökler anla??lmadan ne milliyetçili?e ne de ?rkç?l??a kar?? ciddi önlem al?nabilir. Söz konusu olan, ?ttihat ve Terakki gelene?i ve bu gelenekle hâlâ hesapla??lmam?? oldu?u gerçe?idir. Bugün Türkiye'de gerçek iktidar ?ttihat ve Terakki gelene?inin elindedir ve bu gelenekle aç?kça hesapla?mazsak, yani tarihimizle aç?kça yüzle?mezsek maalesef daha çok siyasi cinayetlerle kar??la?aca??z. Nedir bu ?ttihat ve Terakki gelene?i ve bu nas?l bugünkü yükselen milliyetçi ve hatta fa?ist dalgan?n ana merkezini olu?turmaktad?r?
1. Dünya Sava??
Almanya ve Osmanl?, 1. Cihan Harbi'ne ortak girmi?ti, iki ülke aras?nda, yönetici elit davran??lar? ve topluma egemen siyasi kültür bak?m?ndan güçlü benzerlikler vard?. ?kisi de sava?tan yenik ç?kt?. Yenilgiye cevap olarak Almanya'da fa?izm i? ba??na geldi. Cevab?n? arayaca??m?z soru: Türkiye, Almanya'yla büyük benzerlikler göstermesine ra?men, niçin fa?izm gibi bir deneyi ya?amad??
Konuyu Almanya'yla da s?n?rlamayal?m: Avrupa'da, ?spanya, Portekiz ve ?talya'da de?i?ik fa?izmleri i?ba??na getiren derin bir dalgadan söz edebilir miyiz? Bu ülkelerdeki fa?izm deneylerinin, tüm farklar?na ra?men, daha arka plandan, bir ulusun geli?mesinin belli bir evresindeki belli bir ruh haline verilen cevaplar olduklar? biçiminde, ortak bir yerden okunmalar?n?n mümkün oldu?unu dü?ünüyorum. ?talyan, ?spanyol ve Almanya özelinde ele ald???m?zda a?a?? yukar? ?u önemli özellikleri görebiliriz:
a) Ulusun birli?inin henüz sa?lanamam?? oldu?una inanmak ve ama bu birli?i sa?laman?n tehdit alt?nda oldu?unu dü?ünmek,
b) Ulusun onuru ile oynand???na, onurunun ayaklar alt?na al?nd???na inanmak,
c) Ulusun içinde bulundu?u durumu bir varl?k-yokluk sorunu olarak kavramak,
d) Ulusunuza kar?? büyük bir iftira kampanyas?n?n yürütüldü?üne inanmak,
e) Bu iftira kampanyas?n?n belli d?? güçler (Türkiye'de bu Bat?) ve onlar?n iç uzant?lar? taraf?ndan organize edildi?ine inanmak,
f) Tarihin gerçek kurban?n?n asl?nda sizin ulusunuzun oldu?una inanmak,
Bu dü?üncelerin egemenli?inde ulus, kendi varl???na yönelmi? bu büyük tehlikeye kar?? bir 'onur sava??na' bir 'varl?k-yokluk sava??na' davet edilir. Avrupa'daki totaliter deneyimler, bu ruh hallerine verilmi? cevaplar olarak da okunabilir. Avrupa'da fa?izmler bir süre iktidarda kald?ktan sonra yenildiler ve bugün bu toplumlar ?imdi o fa?ist veya totaliter tarihleriyle yüzle?iyorlar.
Avrupa demokrasilerinin (tüm eksik ve fazlal?klar?na ra?men) üç önemli sacaya??na oturdu?unu söyleyebilirim: 1) Eski rejimleri kontrol eden yönetici elit yap?s?nda ciddi de?i?meler, 2) Eski rejimlere egemen olan zihniyet dünyas?n?n ciddi darbeler yemesi, 3) Toplumlar?n, kendi tarihleriyle yüzle?meyi kendini tan?mlaman?n önemli unsuru yapmas?, yani geçmi?leri üzerine sürekli bir konu?man?n varl???.
Bir merhem: Kurtulu? Sava??
Soruma dönüyorum. Bir toplumda siyaset ve dü?ünce ak?mlar?, belli zihniyet kal?plar? kendili?inden yok olmuyorsa; 1. Cihan Harbi'nden yenik ç?kmas?na ve Avrupa'da fa?izmi i?ba??na getiren ve yukar?da sayd???m tüm dü?ünce ve davran?? kal?plar?na sahip olmas?na ra?men, niçin Türkiye'de bir fa?izm deneyi ya?anmad?? Verilebilecek cevaplardan biri ?u: Türkler, Kurtulu? Sava?? zaferiyle 'yaralanm?? ulusal onurlar?na' geçici bir merhem sürmü?tü. Cumhuriyet, Türkler için, ?mparatorluk y?k?nt?lar? üzerinde yükselen kolektif bir projenin, dü?manlar?n da sayg?yla kar??lad??? ahlaki zafer abidesi gibiydi ve bu haliyle tüm yenilgi ve ölümlerin merhemiydi.
Bu geçici zafer, bu merhem, ne fa?izmi i?ba??na getirdi ne de tarihle yüzle?meyi bir ihtiyaç olarak sundu. Belki bunun kadar önemli üçüncü faktörü de eklemek gerek: Yönetici ekip esasen de?i?medi. Osmanl?'y? sava?a sokan kadroyla Cumhuriyet'i kuran kadro esasen ayn? ?ttihatç? kadrodur. Türkiye'de fa?izm gibi bir rejim ya?anmad??? ve bununla da hesapla?ma olmad??? için tüm bir Cumhuriyet dönemi boyunca bu kadro esas olarak egemenli?ini korudu. Avrupa'da görülen rejim k?r?lmalar?n?n bizde ya?anmad???n? söylüyor ve süreklili?in alt?n? çiziyorum. ?ddiam odur ki, özellikle bu iki neden [fa?izmin i?ba??na gelmeyi?i ve tarihle yüzle?me ihtiyac?n?n hissedilmeyi?i], yönetici elit süreklili?iyle birle?ince, Avrupa'da fa?izmi i?ba??na getiren dalgan?n, Türkiye'de varl???n? sorunsuz sürdürmesine yol açt?.
Topluma yay?lan dalga
Bu derin dalga Türkiye'de hâlâ canl? ve çok kuvvetli. ?u günlerde kendisini çok güçlü bir milliyetçi kabar?? olarak toplum sath?na yaymaktad?r. Hatta bu dalga, ciddi önlemler al?nmazsa, ülkeyi ciddi bir rejim de?i?ikli?i tehlikesinin e?i?ine dahi getirebilir. Bir ulusu yok olu?tan ve çökü?ten kurtarmaya kendini adam?? otoriter-totaliter bir seçenek tehlikesi ile kar?? kar??ya oldu?umuzu iddia ediyorum. Dink cinayeti hafife al?n?rsa, böyle bir sürecin ba?lang?ç sinyali olarak da okunabilir. Karamsarl???m?n en önemli nedeni, yukarda söyledi?im gibi, 1915'lere egemen olan ?ttihatç? ekibin ve onun zihniyetinin, Cumhuriyet döneminde de, özellikle asker-sivil bürokrasi ve Türk sosyal demokrasisiyle büyük bir de?i?ikli?e u?ramadan iktidar? elinde tutmaya devam etti?i gerçe?idir.
Türkiye tarihinde gözlenen olgu, bu militarist-bürokratik ekibe kar?? daha çok muhafazakâr temelli direnmelerin ba?ar?l? oldu?udur. Daha çok seçimler yoluyla elde edilen bu ba?ar?lar, muhafazakâr ak?m ve onlar?n partilerine 'hükümet olma' ?ans? verdi, ama asla iktidar olma imkân? tan?mad?. Zaten genel kural olarak, bu muhafazakâr kadrolar çok k?sa bir süre sonra da bu ana asker-sivil bürokratik ekibe teslim oldular.
Peki niçin ?imdi bu milliyetçi kabarma? AKP önderli?inde AB yolunda ya?anan 'Türk Bahar?' niçin sona erdi? ?u anda i?ba??nda olan ve ad?n? aç?kça koyarsak ?slamc? bir partinin, AKP'nin geleneksel yönetici ekip süreklili?inde ciddi bir çatlak yaratt??? konusunda geni? bir uzla?ma var. ?lk defa, asker-sivil bürokrasiye oldukça uzak ve ona kar??dan meydan okuma cesaretini göstermi? bir kadro i? ba??na gelmi?ti ve Türkiye'nin son Avrupa yolculu?undaki büyük ba?ar?lar?n nedeni de buydu. Bu yeni ?slamc? çevre, siyasi iktidarda kalabilmenin yolunu, AB oldu?unu fark etmi? gibiydi. Fakat bu de?i?mi? gözüküyor. Avrupa'dan uzakla?man?n birçok nedeni var ama burada sadece bir tanesini söylemek isterim: Sebep AB'nin ta kendisidir; negatif anlamda de?il ama pozitif anlamda. Çünkü, Türkiye'nin gerçek yöneticileri, yani asker ve sivil bürokrasi, daha genel anlam?yla ?ttihat ve Terakki zihniyeti, ?slamc? bir partinin ba??n? çekti?i AB kampanyas?n?n ciddi bir üyelik alternatifi haline dönü?ebilece?ine hiçbir zaman ihtimal vermemi?ti. Burada en çok da Avrupa'daki (daha çok kültürel ve dini temelli) 'anti-Türk' zihniyete ve bu zihniyetin iktidarda oldu?u devletlere güveniyorlard?.
Fakat AB üyeli?i tüm aksi beklentilere ra?men ciddi bir seçene?e dönü?tü. Türkiye'yi esas olarak kontrol alt?nda tutan, ?ttihatç? zihniyetin devamc?s? ve temsilcisi olan asker-sivil bürokratik elit, Avrupal? olmak sorununun, kendi egemenliklerini sorgulamak, kendi zihniyet dünyalar?yla hesapla?mak anlam?na geldi?ini gördüler. Çünkü AB, asker-bürokrat elitin hem bugünkü iktidar gücü, hem de onlar?n tarihteki büyük insan haklar? ihlallerinde sorumluluklar? üzerine ciddi hesapla?ma ça?r?s? anlam?na geliyordu. Asker-sivil bürokrasi, Türk sosyal demokrasisiyle birlikte, do?rudan kendi varl?k nedenini sorgulayacak bir sürecin kap?s?n?n aç?lmas?na müsaade etmek istemiyor, etmeyecektir de, tüm mesele budur.
?ki husus bu noktada çok önemli. Avrupa birçok konu yan? s?ra, iki temel konuda giderek 'Bat? standard?' istiyor. Kürt sorunu ve tarihle yüzle?le?me, yani Ermeni sorunu. Bu iki nokta, Türkiye'de yönetici elit de?i?ikli?ini ?art ko?acak güçlü dinamiklere sahiptir. Bu nedenle de hem Kürt konusunda hem tarih konusunda Avrupa'n?n ileri sürdüklerine kar?? ciddi bir direnme çizgisi izleniyor. Türk yönetici eliti, ba?ta merkez medya olmak üzere, aylard?r Türkiye'nin bu iki sorununun, Kürt ve Ermeni sorununun, 'Türklerin varl?k ve yokluk' sorunu oldu?u yolunda ve böyle alg?lanmas? do?rultusunda yo?un bir propaganda yap?yor. Aylard?r Türk halk?n?n 'ulusal bir tehdit'le kar?? kar??ya oldu?u fikri i?leniyor ve tüm bir ulus 'ulusal varolu? sava??' psikozu alt?na sokuluyor.
Bugüne kadar 'bahar rüzgâr?' ta??y?c?s? olan AKP ise, burada ele al?namayacak birçok faktörden dolay?, ?ttihatç? gelene?e ve sivil-asker bürokrasiye teslim olmu? görünüyor. Belki bu teslim olu?la, kendinden önceki muhafazakâr gelene?in izinden gitmek ve iktidar sürelerini böyle uzatmak istiyorlar. Bu 'teslim olu?un' en önemli göstergesi, ?emdinli savc?s?n?n görevden al?nmas? örne?inde ya?and??? gibi iktidar sava?lar?nda kaybedilen cepheler de?ildir. En önemli gösterge, iktidar partisinin gerek Kürt konusunda, gerekse tarihle yüzle?mek -Ermeni konusunda asker sivil bürokratlardan farkl? bir aç?l?m sergilememeleridir. Belki de göremedikleri ?u: Bu iki temel konuda farkl? siyaset geli?tirmezlerse iktidar süreleri k?salacakt?r, uzamayacakt?r. Çünkü AKP ancak ve ancak kendisini merkezi askeri-bürokratik yap?n?n d???nda ve farkl? olarak tan?mlayabilirse sahip oldu?u kitlesel deste?i koruyabilir.
Merkezin a??r?la?mas?
Irkç?l?k ve milliyetçilik konusunda bir ba?ka noktan?n daha alt?n?n çizilmesi gerek: Mevcut milliyetçi yükselme, ekstremist (a??r?) bir hareketin iktidar? d??ardan ku?atmas? de?ildir. Almanya'da, fa?izmin i?ba??na geli?i aç?klan?rken kullan?lan ve 'Merkezin a??r?la?mas?' diye bilinen bir olgudan söz etmek daha do?ru. Almanya'da Nazizm, radikal bir çevrenin merkezi ku?atmas? ile de?il, merkezin kendisinin de radikalle?tirmesi ve 'a??r?la?t?rmas?'yla iktidara geldi. Türkiye'de de olan budur.
Merkez, aç?k milliyetçi tercihlerle, toplumu radikalle?tirme stratejisi uyguluyor. Yani çevrenin radikalle?mesi de?il, merkezin kendisini radikalle?tirerek, gerekirse, kitleleri soka?a dökmeyi göze ald??? bir stratejinin sonuçlar?n? ya??yoruz. Çe?itli ?ehirlerde ya?anan linç giri?imleri, bombalama eylemleri, Dan??tay bask?n?, Dink suikasti böylesi bir merkezi otoritenin toplumu radikalle?tirmesi siyasetinin unsurlar? olarak görülmelidir. Orhan Pamuk, Elif ?afak ve Hrant Dink aleyhine aç?lan 301. madde davalar?nda izlenen strateji de buydu.
Merkezin, toplumu radikalle?tirmesi stratejisinde en önemli görevi merkez bas?n yerine getirdi. Örne?in Türkiye'nin en çok satan günlük gazetesinin ba?yazar?, Pamuk'un mahkemeye gelirken arabas?na sald?ranlar?n yanl?? yapt?klar?n? söylerken, onlarla ayn? duygular? payla?t???n? yazmay? ihmal etmedi. Ona göre, Pamuk'a yönelen bu öfke hakl?yd?, çünkü, Avrupa'dan da aç?kça desteklenen, bir ulusa kar?? yap?lmakta olan büyük bir haks?z sald?r? vard? ve bu ulusun varl?k hakk?n? savunmas?ndan do?al bir ?ey olamazd?. Dink'in 'Türklü?ü a?a??lamas?' konusunda da benzeri ?eyler yaz?ld? çizildi ve özellikle Bat?'n?n Türkiye'yi, Ermeni sorunu meselesi nedeniyle s?k??t?rmas?, bir ulusun varl?k gerekçesiyle oynamak sayg?s?zl??? olarak yorumland?, hâlâ da öyle görülüyor.
'Ulusal seferberlik' hali
'As?ls?z Ermeni soyk?r?m? iddialar?'na kar?? ulusal ve uluslararas? planda ba?lat?lan büyük seferberlik, ancak bu 'radikalle?me' stratejisi çerçevesinde anla??labilir. Bugüne kadar az görülen sald?rgan bir dil ve radikallikle içeride ve d??ar?da Türkler mobilize ediliyor: 'Ulusumuza yönelik büyük sald?r?' kar??s?nda ulusal seferberlik halindeyiz. 'Talat Pa?a harekât?' bu konuda önemli bir örnek te?kil eder. Giri?imin organizasyon komitesinde hemen her partiden yüksek düzeyde siyasi temsilciler var. Yakla??k bir-iki y?ld?r Türkiye toplumu, 1915 ekseninde radikalle?meye te?vik ediliyor. Özetle, 1915 Ermeni tehciri ve Kürt sorunu, Türklerin varl?k-yokluk kavgalar?n?n sembolü yap?ld?. Gündüz Aktan'?n, "Ayn? PKK terörizmi gibi, Ermeni soyk?r?m iddialar?na da tahammülümüz azal?yor" sözleri, bugüne dek ayr? kulvarlarda ak?yor görünen Kürt ve Ermeni damarlar?n? birle?tirmesi bak?m?ndan önemli. Ermeni ve Kürt meselesi, 'Türk sabr?n?n' tükenme noktas?d?r. 'Tarihin as?l kurban? biz Türkleriz', 'onurumuzla oynamay?n', 'sabr?m?z? ta??rmay?n', sloganlar? bir tek gazete kö?e yazarlar?nda de?il, baz? ?ehirlerde bildiri da??tanlara, çad?r açanlara kar?? linç eylemlerinde ve Dink'e s?k?lan kur?unda ifadesini buldu. Söylemek istedi?im özetle ?u: Türkiye, AB üyeli?i sürecinde geldi?i nokta itibar?yla, Cumhuriyet'in kurulu?undan bu yana en ciddi, iktidar de?i?imi ve zihniyet hesapla?mas? sürecinde. Sivil-asker bürokrasi egemenli?ini ve ?ttihatç? zihniyetini de?i?tirmek anlam?na gelecek bir de?i?ikli?e izin vermeyece?ini ilan etti. Söz konusu olan, 1915'lerde egemen olan ve Avrupa'da fa?izmi i?ba??na getiren, bizde ?ttihatç? zihniyet olarak adland?rd???m, zaten sürekli iktidarda var olan bir ruh halinin ülkede ?ahlan???d?r; daha do?rusu asker-sivil bürokratik elit ve merkez medya eliyle ?ahland?r?lmas?d?r.
Hükümet bu noktada Dink'in cenaze törenini do?ru okumak zorunda. Yükselen bir ?eyden söz etmek gerekirse o da askeri- bürokratik elitin merkez medya eliyle k??k?rtt??? milliyetçi radikallik de?il, demokratik bir ortamda huzur içinde ya?amak isteyen bir ço?unlu?un son derece sa?duyulu tepkisidir. E?er hükümet, tart??maya egemen olan dilin, bugüne kadar yapt??? gibi, asker-bürokratik elite egemen ?ttihatç? zihniyet taraf?ndan belirlenmesine müsaade ederse; "Milliyetçi yükseli? var" söyleminin arkas?na saklan?r ve ?ttihatç? merkez yap? ile aç?k hesapla?maz ise kendi sonunu da haz?rlayacakt?r. Çünkü ba?ar?s?;
a) yönetici elit de?i?ikli?i, b) zihniyet de?i?ikli?i, c) tarih ile yüzle?menin toplumsal kimli?in önemli bir parças? haline gelmesi ile mümkündür. Hrant'?n ölümüne göz ya?? döküp, 1915'e ili?kin ?ttihatç? katillerin tezlerini tekrar etmek, Hrant'?n niçin öldürüldü?ünü anlamamakt?r.