Anasayfaİletişim
  
English
Makaleler

AMER?KA'YA K?M HÜKMED?YOR? (2)

Alev ALATLI
19 2007 - Zaman

.i0L@="justify">Her ne kadar Bush'u bile aratacak kadar feraset yoksunu, kifayetsiz muhteris bir politikac? da olsa, Amerikan Temsilciler Meclisi sözcülü?üne yükselebilmi? olan Nancy Pelosi'nin, Taha Akyol'un ifadesiyle, "...Ermeni milliyetçili?inin ...insani ve dini duygular? kin ve intikamc?l??a alet etmek, tehdit etmek, sat?n almak gibi 'ahlaks?z oyun'un en çirkin örneklerine" alet olmas?n? anlamak, zor. 
Amerikan Temsilciler Meclisi'nin her oturumunun dua ile aç?lmas? gelene?ini, fanatik bir Türkiye dü?man? olan Ermeni Patri?i II. Karakin'in 'soyk?r?m' tasar?s?n?n kabulü yakar?s?na tahsis etmek adili?ine tevessül edilmesine tan?k olmak, utanç verici. Han?ma?a'n?n yalaka sözcüsü Arap kökenli Nedim El?ami'nin milletin gözünün içine baka baka olay?n "tesadüften ibaret" oldu?unu söyleyebilmi? olmas?, mide buland?r?c?. Bünyesinde Türk devletinin de mali katk?s? oldu?u söylenen bir Türk Ara?t?rmalar? Enstitüsü'nün varl???na, zor kazan?lm?? binlerce dolar?m?z? okusunlar diye döktü?ümüz düzinelerce Türk ö?rencisine ra?men, Türkiye Ermenileri Patri?i II. Mesrob'u "lojistik s?k?nt?lar" ileri sürerek konu?turmayan ?anl? Georgetown Üniversitesi yönetiminin tutumu, evrensel akademik de?erlerin affedilmez ihlâli. Türk Yahudi Cemaati'nin Ermeni soyk?r?m? iddias?na kar?? verdi?i ilan? (10 Ekim) paras?n? ald??? halde yay?mlamam??, nedeni soruldu?unda "teknik ar?za" yalan?na s???nmaktan hicap etmemi? Washington Post gazetesi, bas?n özgürlü?ünün ve namusunun Amerika'da bir balondan ibaret olup, bundan böyle "Allah bir" yazsalar, bin kez s?namadan inan?lmamas? gerekti?inin kan?t?. Ve biz Ba?bakan?m?z? bütün bu çirkefin kalbine yolcu edece?iz, öyle mi? Neden? Bush'la konu?sun da, Amerikan yönetimini kendisini içine soktu?u bu a?a??l?k durumdan kurtars?n diye mi? Bu konuda en ufak bir umudumuz varsa, Amerika'da hükümet politikalar?n?n, Amerikan hükümetinin d???nda ?ekillendi?ini idrak etmek zaman?m?z gelmi? de geçiyor demektir.

'Egemen seçkinler'in ülkesi Amerika

Amerika'ya hükmeden, seçimle gelen Amerikan hükümetleri de?ildir. Peki, kimdir? Sorunun cevab?n? ilk bask?s?n? 1967'de yapt??? zaman k?yametler kopan "Who Rules America?" (Amerika'ya Kim Hükmediyor?) isimli ünlü dokümanter kitaplar serisinin yazar? sosyolog G. William Domhoff'a b?rakal?m: "K?sa cevap: 1776'dan bu yana, para kimlerdeyse /Amerika'ya/ onlar hükmederler. George Washington, zaman?n?n en büyük toprak sahiplerinden birisiydi, 19. yüzy?l ba?kanlar? demiryollar? yat?r?mc?lar?n?n adamlar?; George Bush'un serveti petrol ve finansman kaynakl?. Daha aç?k bir deyi?le, /Amerika'da/ siyasi muharebe alanlar?n?n kurallar?n? koyanlar, ?irketler, gayrimenkul ve tar?m i?letmeleri gibi gelir üreten mülklerin sahipleridirler... Amerika'da para hükümrand?r, çünkü burada Avrupa'da oldu?u gibi büyük kiliseler geli?memi?, ulus-devlet ve onun olmazsa olmaz? güçlü hükümet gelene?i yerle?memi?, yönetimi ele geçirmekle tehdit edebilecek büyüklükte (hiç de?ilse 1940'a kadar) bir ordu olu?mam??t?r. Böylece, ABD tarihinde ele gelir tek güç, i?çi istihdam eden i?-sahipleri olup, bunlara ilaveten az say?da serbest-meslek sahipleriyle, doktor, avukat vb. profesyonellerdir." ??çi s?n?f?n?n esamesi okunmaz, çünkü "ülkenin kurulu?undan itibaren, özgür-köle, siyah-beyaz, daha sonra yerli-göçmen ya da örne?in ?rlandal?-Meksikal? gibi etnik kökenlerine göre ayr??t?r?lmak suretiyle, siyasi güce kavu?mas? engellenmi?tir." Ancak, paran?n hükümranl??? toptan kontrol ?eklinde de?il, "hangi s?n?f ya da zümrenin nas?l i?lev görece?ine ili?kin kurallar? belirlemek ?eklindedir. Benzer kayg?lar? olanlar ve yasal süreçleri bilenler, zamanlamada hata yapmazlarsa, etkin propaganda yöntemiyle hükümetleri diledikleri kararlar? almaya sevk edebilirler... Halk oylamalar?, hükümetin ço?unlu?un arzular?n? yerine getirmesini garantilemez." Seçmenler, "hükümeti etkileyecek zengin seçkinleri saptamak, onlar? etkilemek" durumundad?rlar.

Amerikal?lar her ne kadar 's?n?f,' 'egemen s?n?f,' ya da 'seçkinler' gibi tan?mlara tepki gösterirlerse de, sosyal ve ekonomik ayr?cal?klar bir vak?ad?r... /Dahas?/ seçilmi?ler, t?pk? 'i?çi sendikalar?' ya da 'tüketici dernekleri' vb. 'ç?kar gruplar?'ndan birisi gibi hareket ederler." 150 y?l? a?k?n bir süredir "ABD'de servet üreten ve idame ettiren ?irketler, Amerikan üst-s?n?f?n?n kontrolü alt?ndad?r. Üst-s?n?f üyeleri, sivil toplum örgütleri a?? kanal?yla, henüz kendi s?n?flar?na yükselmemi? olan ?irket yöneticilerini ABD'deki politika tart??malar?n? yönlendirmek üzere istihdam eder, Washington'daki federal hükümeti ?irketlerinde ya da sivil toplum kurumlar?nda istihdam ettikleri çal??anlar? arac?l???yla bask? alt?nda tutarlar. Buna kar??n, zenginler ve ?irket yöneticileri, iktidarlara payda? olduklar?n? ba?ar?yla saklayabilmektedirler." Nicelik olarak bak?ld???nda, Amerikan "üst-s?n?f?, nüfusun %0,5 ile %1'i olu?tururken, özel toplam servetin %35-40'?na, y?ll?k toplam gelirin %12-15'ine sahiptir. Fevkalâde ayr?cal?kl? banliyölerde, d?? ülkelerde sahip olduklar? malikânelerinde ya?arlar. Çocuklar?, ana-arter Amerikan e?itim sisteminin hemen tümüyle d???nda, 'üst-s?n?f dünya görü?ü' veren özel okullarda e?itilir, 'özel' ve 'üstün' olduklar?n? ö?renirken, herkesten daha iyi 'liderlik' ve 'yöneticilik' yapabilecekleri inanc? ile yo?rulurlar." Büyük ?irketlerin murahhas azalar? (CEO'lar?) ço?unlukla üst-s?n?f mensuplar? olmamakla beraber, onlarla birlikte ve bir bütün olarak hareket ederler. "Ara?t?rmalar, benzer okullarda e?itim gören 'CEO'lar?n %15-20 kadar?n?n birden fazla yönetim kurulunda hizmet verdi?ini, 'iç-çevre' denilen bu grubun Amerika'n?n en büyük ?irketlerinin %80-90 kadar?n? kontrol ettiklerini göstermektedir." Amerikan üst-s?n?f? ve üst-düzey yöneticilerden olu?an "?irketsel cemaat"i, geni? tabanl? sivil toplum örgütleriyle tamamlan?r. Bu örgütler, hükümet politikalar?n? çerçeveleyen, kamuoyunu ?ekillendiren kurulu?lard?r. Demokrat ya da Cumhuriyetçi partilerle organik ba?lar? olmad???ndan "tarafs?z" olduklar? dü?ünülür, ancak "üst-s?n?flar?n sahici 'siyasi partileri' bu sivil toplum örgütleridir, çünkü toplumda istikrar? ve hükümete biat e?ilmesini sa?layanlar onlard?r." Üst-s?n?f taraf?ndan kaynaklan?r, ?irketlerin yönetim kurullar? taraf?ndan denetlenir, personel atamalar? ?irket yöneticileri taraf?ndan yap?l?r ve atananlar ço?unlukla "iç-çevre" ?irket yöneticilerinden olu?ur. Yani, Ermeni Ulusal Komitesi, ADL gibi sivil toplum örgütleri "?irketsel cemaat"in parçalar?d?rlar.

"Sivil toplum sektörü, toplumun çerçevesini ?u ya da bu biçimde saptarken, siyasi iklimi de belirler. Kültür ve sanat kurumlar?, Harvard, Yale, Princeton, Columbia, MIT, Johns Hopkins, University of Chicago, Stanford gibi 'seçkin' üniversiteler bu sektörde yer al?r, neyin ö?retilece?ine, ö?renilece?ine, ara?t?r?laca??na sivil toplum örgütleri karar verdiklerinden, (yani, YÖK'ün Amerikan versiyonu olduklar?ndan) hedeflerine uygun alanlar? parlatmak, di?erlerini söndürmek imkân?na sahiptirler ve Amerika'n?n uzman ve profesyonellerinin ço?unu bunlar yeti?tirirler. Üst s?n?f?n besledi?i vergiden muaf vak?flar, seçkin üniversitelerin akademisyenlerini istihdam eden think-tank'lar, politika-kurulu?lar? da bu sektöre dâhildir ve Amerikan hükümetleri üzerinde en dolays?z ve önemli etkiyi bunlar yaparlar. Bunlar?n fikir, ele?tiri ve politika önerileri, kamuoyuna medya ve... Washington Post, New York Times, Wall Street Journal gazetelerinde yay?nlanan, haber, röportaj ve 'özet raporlar' araçlar?yla ula?t?r?l?r." Ermeni Ulusal Komitesi'nin, "soyk?r?m belgeselleri"ni ilkokullar da dâhil olmak üzere iki ki?inin bir araya geldi?i her yerde gösterebilmi? olmas?n?n nedeni bu uygulamad?r. "Seçkin Güç" (power elite) kavram?, üst-s?n?f liderli?ini tan?mlamak için kullan?l?r; fiilen çal??anlar? kapsar. Seçkin Güç, federal hükümete, Beyaz Saray, Kongre ve yürütme birimleri tarikiyle nüfuz eder. Politika-üretme süreçlerinde, lobiler arac?l???yla; aday seçimlerinde, seçim kampanyalar?n? kaynaklamay? üstlenmek suretiyle yönlendirici olurlar. Sponsorlar?n ve Nancy Pelosi gibi ba?ar?l? ba??? toplay?c?lar?n, politikac?lar?n kariyerlerdeki rolleri ve dolay?s?yla etkileri belirleyicidir. "Amerikan sistemi, Seçkin Güç'ün temsilcilerinin meclis komisyonlar?nda yer almalar?na ayr?ca izin verdi?inden, gerek ?irket gerekse STÖ çal??anlar?, hükümetin 'ödeneksiz geçici bakanlar?' olarak hareket eder; hatta ABD ba?kan?na do?rudan ba?l? fevkalâde önemli komisyonlarda görev al?rlar. Ayr?ca, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerin her ikisinin de çok say?da üst-s?n?f mensubunu ve ?irket yöneticisini, önemli bakanl?klara atad?klar? bir vak?ad?r. Görevi sona erenlerin eski ?irketlerine ya da vak?flar?na dönebiliyor olmalar?, üst-s?n?f ile hükümet aras?ndaki ili?kileri devaml? k?lar.

"ABD'nin fiilen iki partiyle s?n?rlanm?? olan sistemi, Cumhuriyetçi ve Demokratlar?n ideolojik ayr?l?klar? üzerinde kavga etmektense, özel-ç?karlar?nda ve bunlara uygun politika üretmekte yo?unla?malar? ile sonuçlanm??t?r." Temsilcileri "motive eden siyasi inançlar? de?il, ki?isel h?rslar?d?r." Buna kar??n, her iki partide de Seçkin Güç'e içerleyenler vard?r. Bunlardan Cumhuriyetçi saflar?nda yer alanlar, a??r? muhafazakâr olup, hemfikir olmad?klar? politikalar? "gizli komünistler"in ya da "sivri ak?ll? entelektüeller"in, "serbest giri?im"i yok etmek üzere çevirdikleri manevralar olarak niteleyip yak?n?rlarken, üniversitelerin ve vas?fl? i?çilerin yerle?ik olduklar? bölgelerden seçilen ve "sol liberal-i?çi" dayan??mas?n? temsil eden Demokratlarla birlikte hareket ettikleri görülür. Buna kar??n, her iki partide de "?l?ml?lar" ço?unluktad?r.

Her ikisi de Seçkin Güç taraf?ndan kaynaklanmakla birlikte, Demokratlarla Cumhuriyetçiler aras?nda s?n?fsal farkl?l?klardan söz etmek mümkündür. ?öyle ki, Cumhuriyetçiler, üst-s?n?f?n ve ?irketsel cemaatin en zengin ve ço?unlukla Protestan ailelerinin kontrolü alt?ndad?r. Demokrat Parti ise üst-s?n?f?n "uzant?lar?"n?n partisi olarak bilinir. Zaman zaman "s?radan insanlar?n partisi" diye an?lmas?na kar??n, asl?nda Güneyli zenginlerin partisidir. Güneyli zenginlerin serveti, Kuzeyli zenginlerin servetiyle yar??amaz, buna kar??n Karaderili Amerikal?lar?n 1960'lar?n ortas?na kadar seçim sand?klar?ndan uzak tutulmu? olmalar?, Güneyli toprak sahiplerine Kongre'de nitelik ve niceliklerine orant?l? olmayan güç sa?lam??t?r. Dahas?, Kuzeyin zengin, beyaz Protestan üst-s?n?f? taraf?ndan a?a??lanan Yahudi ve Katolik zenginler (Kennedy'ler gibi) Demokratlara kat?lmak durumunda kalm??lard?r. Bu insanlar?n servetleri de üst-s?n?fa kat?lmalar?na elvermeyecek kadar küçüktür. 1975'e kadar, i?çi sendikalar?n?n da destekledi?i Demokratlar?n Güneyli zengin kanad?n?n Kuzeyli muhafazakârlarla i?birli?i yapmas?ndan sonra birliktelikleri bozulmu?, yerini blok halinde oy veren "muhafazakâr ittifak?" alm??t?r ki, bu, Güneyli muhafazakâr Demokratlar?n Kuzeyli Cumhuriyetçilerle birle?ip, Kuzeyli Demokratlara kar?? koyduklar? bir garip durumdur.

Gelelim, bize. Hak, hukuk, hakikat, feraset gibi de?erlerin hemen her zaman zümre ç?karlar?na yenik dü?tü?ü bu karma??k tablonun, Amerika'n?n nicelik itibariyle en marjinal etnik gruplar?ndan olan Ermenilerin "ahlaks?z oyun"lar?n? sürdürebilmeleri için fevkalâde münbit bir zemin te?kil etti?i ortadad?r. Ayn? tablonun, Ba?bakan?m?z?n Amerikan siyasileri aras?nda sars?lmaz oldu?u kadar da muktedir bir müttefik bulmas? olas?l???n? fevkalade azaltt??? da ortadad?r. Durumun Demokratlar?n seçilmeleri halinde de de?i?ebilece?ini ummak a??r? iyimserlik olacakt?r; kald? ki, seçimle de gelseler, Amerika'ya hükmedenler siyasiler de?ildir. K?sa vadede tabloyu de?i?tirmeyi içtenlikle(!) isteseler bile, ne Ba?kan Bush'un, ne Condoleezza Rice'?n, ne de Genelkurmay ba?kanlar?n?n gücü bir NAC'a, ADL'ye yetebilecektir.

'Türkler, birkaç gün söylenir susarlar'

Bu çerçevede, Nancy Pelosi'nin seçim bölgesi San Francisco Körfez Bölgesi Ermeni Ulusal Komitesi ?ubesinde konu?an Amerika'n?n eski Ermenistan Sefiri Evans'?n, diasporay? "Atalar?n?za yap?lanlar?n tan?nmas? için günlerinizden saatler, ya?am?n?zdan y?llar feda eden sizleri hayranl?kla selâml?yorum... 'gerçek'in 'güç'e galip gelmesi için misli görülmemi? bir kararl?l?k ve adanm??l?kla... Otuz y?l? a?k?n bir süredir çal??an... Küçük fakat kararl? ve e?itimli bir toplulu?un sonuç alabilece?ini tekrar ve tekrar kan?tlad?/n?z/" diyerek övgülere gark etmesinden al?nacak ders vard?r. Öte yandan, kötüyü Allah'a havale edip unutmak gibi, bir taraf?yla da ya?am?, bar??? ululayan üstün bir haslete sahip Türklerin, kin, intikam duygular? itiminde böylesine titizlikle örgütlenmeleri ve ?edit davalar?n? y?llar y?l? sürdürmeleri mümkün de?ildir. Bu ba?lamda, Koçaryan'?n "siz Türklere bakmay?n, birkaç gün söylenir susarlar" mealindeki sözlerindeki hakikat pay? az de?ildir. Ne ki, adam?n bu tespiti ayn? zamanda Türklerin neden "soyk?r?m" gibi bir alçakl?ktan suçlu olmad???n?n da itiraf?d?r. Nitekim "soyk?r?m" gibi, gözü dönmü? nefret, kin, adanm??l?k, örgütlenme, lojistik, süreklilik isteyen bir projeye tarihimizin hiçbir döneminde kalk??mam?? olmam?z?n nedeni de budur.

Peki, ne olacak? Ba?bakan?m?z, hakk?nda hemen hiçbir ?ey, hatta yerini bile do?ru dürüst bilmedikleri, ancak, Orta Ça? karanl???, ?iddet ve "terör" ça?r??t?ran, "ilerici" gazeteci ve yazarlar?n? hapislerde çürüten, "demokrasi"si kendi standartlar?nda ?aibeli, "az geli?mi?" oldu?una bakmadan "Seçkin Güç"ün ç?karlar?na ta? koymaya kalk??an bir ülkenin yöneticisi olarak, orada nefes tüketmeye de?er kimleri bulabilecek? Dahas?, fert ba??na dü?en milli geliri onbin dolar?n alt?nda olan bir ülkenin ba?bakan? olarak, paradan ba?ka hükümdar tan?mayan evsahipleriyle nas?l halle?ecek? Haddim olmad???n?n içtenlikle bilincinde olarak, "seçkin" Yale profesörü Paul Kennedy'nin ne de olsa kendi adamlar? oldu?unu hat?rlatmak isterim. Ustan?n "Uluslararas? sistemde ekonomik ve askerî güç görecelidir. Dur durak bilmeyen amans?z bir de?i?im tüm toplumlar için geçerli oldu?undan, uluslararas? dengeler hiçbir zaman oturmayacak, her an de?i?ebileceklerdir" saptamas?na itibar etmeleri beklenir. Kald? ki, her ne kadar 2006 itibariyle 393,9 milyar dolar olan gayrisafi milli gelirimiz, tek bir ExxonMobil petrol ?irketinin 410,6 milyar dolarl?k pazar de?erinin alt?ndaysa da; ba?ta Bill Gates, "üst-s?n?f" mensubu on Amerikal?n?n toplam servetlerini ancak buluyorsa da, milli gelirlerin uluslararas? derecelendirmedeki göreceli yerlerinin, en az miktarlar? kadar i?levsel oldu?u da bir vak?ad?r. Türkiye'nin en zengin altm?? ülke s?ralamas?ndaki(1) yeri 20. s?rad?r; mesele paraysa, ülkemizin Avusturya, Endonezya, Polonya, Norveç, Suudi Arabistan, Danimarka, Güney Afrika, Yunanistan, Finlandiya, ?ran, Arjantin, Hong Kong, Tayland, ?rlanda, Portekiz, Venezuela, Malezya, ?srail, Çek Cumhuriyeti, Singapur, Kolombiya, Birle?ik Arap Emirlikleri, Pakistan, Filipinler, ?ili, Yeni Zelanda, Macaristan, Romanya, M?s?r, Cezayir, Nijerya, Ukrayna, Kuveyt, Peru, Banglade?, Vietnam, Kazakistan, Fas ve Slovakya Cumhuriyetinden daha "zengin" oldu?unu unutturmamak gerekir - garip Ermenistan'?n 5,9 milyar dolarla 132. s?rada olmas?yla ilgilenmediklerini zaten biliyoruz. Yine de, "cehl ile söyle?memesi"ni, "korkunun her ?eye ra?men sayg?n bir duygu" oldu?u ?eklindeki darb?meselimizi yan?ndan ay?rmamas?n? dilerim. Allah yard?mc?s? olsun.

1) World Development Indicators database, World Bank, 1 July 2007

    Makaleye Yorum Yaz        Tavsiye Et

«  Geri
Yorumlar


«  »