AnasayfaÝletiþim
  
English



E-B�lten �yeli�i

G�nl�k b�ltenimize �ye olmak i�in a�a�daki alanlar� doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERG� SAYILARI

Ermeni Ýsyanlarý ve Osmanlýlar

Prof. Dr. Justin MCCARTHY*
ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 16-17, Kýþ 2004-Ýlkbahar 2005

 �

Title: Armenian Rebellions and Ottomans

 

Abstract: When World War I began, the Armenians and Turks had been living together for 800 years in peace. Regions where Muslims and Christians had been living torn asunder when the Russians invaded the Caucasian Muslim lands. Against this invasion, most of the Armenians were neutral but a significant part of them took side of , they served as advance guards and spies for the Russian Army. The Russian Armenian revolutionaries began to infiltrate the Ottoman Empire. They smuggled rifles, explosives across ill-defended Ottoman borders. On the other side when the Ottoman Army mobilized, Armenians living in the Ottoman Eastern regions rebelled. Those areas were strategicly very important for Russia.

         

Keywords: Armenian Question, Genocide, Ottoman Empire, Historical Process, Russian Influence, Rebellion, Ottoman Records

 

 

Geçmiþ

 

Osmanlý Vilayetleri

         

Türklerle Ermeniler arasýndaki çatýþma kaçýnýlmaz deðildi. Bu iki halkýn birbiriyle dost olmasý gerekirdi. Birinci Dünya Savaþý baþlamadan önce Ermenilerle Türkler 800 yýl bir arada yaþamýþtý. Anadolu ve Rumeli Ermenileri yaklaþýk 400 yýldan beri Osmanlý tebaasýydýlar. Bu yüzyýllar içinde bazý sorunlar oldu. Bu sorunlarý yaratanlar esas itibariyle Osmanlý Ýmparatorluðu’na saldýran ve neticede onu yýkanlardý. Ermeniler Osmanlý yönetimi altýnda her türlü ekonomik ve sosyal kýstasa göre iyi durumda yaþadýlar. Ýmparatorluktaki herkes zarar gördü ama en çok zarar gören Türkler ve diðer Müslümanlardý. Tüm ekonomik ve toplumsal standartlar göz önüne alýndýðýnda, Ermeniler Osmanlý yönetimi altýnda iyi iþler baþardýlar. On dokuzuncu Yüzyýl sonlarýna gelindiðinde Osmanlý vilayetlerinin hangisinde olurlarsa olsunlar, Ermeniler Müslümanlardan daha iyi eðitimli ve daha varlýklýydý. Ermenilerin çok fazla çalýþmýþ olduklarý doðrudur, ancak daha varlýklý olmalarýnýn ana nedeni Avrupa’nýn ve Amerika’nýn etkisi ve Osmanlýlarýn gösterdiði hoþgörüydü. Avrupalý tüccarlar Osmanlý Hristiyanlarýný mümessilleri olarak kullandýlar ve onlara iþlerini verdiler. Avrupa ülkelerinin konsoloslarý onlarýn lehine müdahalelerde bulundu. Ermeniler Amerikalý misyonerlerin Türkler yerine kendilerine verdiði eðitimden yararlandýlar.

 

 Bir grup olarak Ermenilerin hayatlarý iyileþirken Müslümanlar modern çað tarihinin en büyük acýlarýndan birini yaþadýlar: On dokuzuncu Yüzyýlda ve Yirminci Yüzyýl baþlarýnda Boþnaklar Sýrp katliamýna maruz kaldý; Çerkezler, Abazalar ve Lazlar Ruslarca öldürüldüler, yurtlarýndan sürüldüler ve Türkler, Ruslar, Bulgarlar, Yunanlýlar ve Sýrplar tarafýndan öldürüldüler, yurtlarýndan çýkarýldýlar. Yine de Müslümanlarýn çektiði bütün bu acýlarýn ortasýnda Osmanlý Ermenilerinin siyasal konumu sürekli iyileþmeye devam etti. Önce Hristiyanlar ve Yahudiler için eþit haklar yasayla teminat altýna alýndý. Eþit haklar giderek bir gerçek olarak hayata da geçirildi. Hristiyanlar devlette yüksek kademelerde görev aldýlar. Aralarýndan büyükelçiler, hazine yetkilileri, hatta dýþiþleri bakanlarý çýktý. Aslýnda güçlü Avrupa devletleri onlarýn lehine müdahalelerde bulunduklarý için birçok yönden Hristiyanlar Müslümanlardan daha geniþ haklara sahip oldu. Avrupalýlar, Hristiyanlar için özel muamele istediler ve istediklerini aldýlar. Müslümanlarýn ise bu gibi avantajlarý yoktu.

 

Ýþte Ermeniler Osmanlý Ýmparatorluðu’na  böyle bir ortamda isyan ettiler: yüzyýllarca süren bir barýþ, ekonomik üstünlük ve sürekli iyiye giden bir siyasal konum. Böyle bir ortam isyan nedeni olarak görülemez. Yine de On dokuzuncu Yüzyýl sonu, iki taraf için de felaketle sonuçlanacak olan bir Ermeni isyanýnýn baþlangýcýný gördü. Ermenilerle Türklerin arasýný ne açmýþtý?

 

Rus Yayýlmasý

Ruslar

 

Bunun nedeni herþeyden önce Ruslardý. Hýristiyanlarýn ve Müslümanlarýn nispi bir barýþ içinde yaþadýklarý bölgeler Ruslarýn Kafkasyalý Müslümanlarýn topraklarýný istila etmesiyle parçalandý. Ermenilerin çoðu muhtemelen tarafsýz kaldý, ancak kayda deðer sayýda Ermeni de Ruslarýn yanýnda yer aldý. Ermeniler casusluk yaptýlar hatta Ruslara silahlý askerlerden oluþan birlikler verdiler. Ermenilerin bundan saðladýklarý önemli çýkarlar vardý: Ruslar 1828 yýlýnda günümüzde Ermenistan Cumhuriyeti’nin baþkenti olan Erivan ilini aldý.




HARÝTA 1 RUS YAYILMASI

Türkleri oradan çýkardý ve Türk topraklarýný vergi bile almadan Ermenilere verdi. Ruslar biliyorlardý ki Türkler orada kalsalardý daima topraklarýný fethedenlere karþý düþmanlýk besleyeceklerdi. O yüzden Türkleri oradan çýkarýp yerine dost bir halký yani Ermenileri yerleþtirdiler.

 

 Müslümanlarýn zorunlu sürgüne tabi tutulmalarý Birinci Dünya Savaþý’nýn ilk günlerine kadar devam etti: 300,000 Kýrým Tatarý, 1,200,000 Çerkez ve Abaza, 40,000 Laz ve 70,000 Türk. Ruslar 1877-78 savaþý sýrasýnda Anadolu’yu istila ettiler ve bir kez daha Ermenilerin birçoðu Ruslarýn tarafýný tutup onlara rehberlik ve casusluk yaptý. Ermeniler iþgal edilmiþ topraklarda Türk halkýna eziyet ederek ‘polis gücü’ görevini üstlendiler. 1878 Barýþ Antlaþmasý sonucunda Kuzeydoðu Anadolu’nun büyük bir kýsmý Osmanlýlara geri verildi. Ruslara yardým etmiþ olan Ermeniler kendilerinden intikam alýnacaðýndan korkarak kaçtýlar. Halbuki Türkler hiç de intikam almak yoluna gitmedi.

 

Hem Müslümanlar hem de Ermeniler Rus istilalarý sýrasýndaki olaylarý unutmamýþlardý. Ermeniler Ruslar kazanýrsa daha kolay zenginleþeceklerini gördüler. Bedava toprak edinme umudu –bu toprak Müslümanlardan çalýnmýþ olsa bile—Ermeni çiftçileri harekete geçiren güçlü bir dürtüydü.  Ayaklanan Osmanlý Ermenileri Rusya’nýn þahsýnda kendilerine güçlü bir hami bulmuþlardý. Rusya ayrýca isyancýlarýn ayaklanmayý örgütlemelerini ve Osmanlý Ýmparatorluðu’na gizlice insan ve silah sokmalarýný saðlayan bir üs durumundaydý. Müslümanlar biliyorlardý ki eðer Ruslar Ermenilerin koruyucu meleði ise Müslümanlarýn da þeytanýydý. Ne zaman Ruslar zafer kazansa topraklarýný ve canlarýný kaybettiklerini görmüþlerdi. Ruslar yeniden gelecek olurlarsa neler olacaðýný biliyorlardý. Ermenilerin Ruslarýn safýnda olduðunu da görebiliyorlardý. Böylece 800 yýllýk barýþ içinde birlikte yaþamýn sonu geldi.

 

Ermeni Ýhtilalciler

 

Rus Ermenileri milliyetçi ideolojilerini Doðu Anadolu’ya getirinceye dek Ermeni isyaný Osmanlý Devleti için gerçek bir tehlike teþkil etmemiþti. Baþka partiler var olsa da Ermeni isyanýna iki parti önderlik etti. Bunlarýn birincisi olan Hýnçak Ýhtilalci Partisi -ki kendilerine Hýnçaklar denir- Rusya’dan gelen Ermeniler tarafýndan 1877’de Ýsviçre’nin Cenevre kentinde kuruldu. Bu partilerin ikincisi olan Ermeni Ýhtilalci Federasyonu -yani Taþnaklar- 1890’da Rus Ýmparatorluðu’nun Tiflis kentinde kuruldu. Ýki parti de Marksistti. Ýkisi de þiddete dayanan yöntemler kullanýyordu. Hýnçak ve Taþnak parti bildirgelerinde Osmanlý Ýmparatorluðu’na karþý silahlý ihtilal çaðrýsý yer almýþtý. Hem Osmanlý yetkililerinin hem de bu iki partiye karþý çýkan Ermenilerin öldürülmesi dahil terorizm, bu partilerin temel amaçlarýnýn bir parçasýydý. Marksist olmalarýna raðmen her iki grup da milliyetçiliði ihtilal felsefelerinin en önemli kýsmý haline getirmiþti. Bu bakýmdan Bulgaristan, Makedonya ve Yunanistan’daki milliyetçi ihtilalcilere çok benziyorlardý.

 

Nüfus

 

Öte yandan Yunan ve Bulgar ihtilalcilerin aksine nüfus yapýsý Ermeniler için sorundu. Yunanistan’da nüfusun çoðunluðu Yunan; Bulgaristan’da ise Bulgardý. Ermenilerin üzerinde hak iddia ettikleri topraklarda ise Ermeniler oldukça küçük bir azýnlýktý. “Osmanlý Ermenistan’ý” olarak adlandýrýlan “Altý Vilayet” in (Sivas, Mamüretülaziz, Diyarbakýr, Bitlis, Van ve Erzurum) nüfusunun sadece yüzde 17’si Ermenilerden oluþuyordu. Bu bölgede nüfusun yüzde 78’i Müslümandý. Bu durum Ermeni ihtilalciler açýsýndan önemli sonuçlar doðuracaktý, çünkü Ermenistan’ý yaratabilmek için ihtilalcilerin izlemek istediði tek yol orada yaþayan Müslümanlarýn bölgeden çýkarýlmasýydý.




ÞEMA 1 ANADOLU’DA VE ALTI VÝLAYETTE NÜFUS DURUMU

Kaçakçýlýk Yollarý

 

Esas itibariyle 1890’lardan itibaren Ermeni asýllý Rus ihtilalciler Osmanlý Ýmparatorluðu’na sýzmaya baþladýlar.




HARÝTA 2 RUSYA’DAN OSMANLI ÝMPARATORLUÐU’NA SIZMA YOLLARI

Haritada görülen yollarý izleyerek Van, Erzurum ve Bitlis vilayetlerinin iyi korunamayan sýnýrlarýndan içeri kaçak olarak tüfek, mermi, dinamit ve savaþçý sokuluyordu. Osmanlýlarýn durumu bu ihtilalcilerle savaþmaya pek uygun deðildi. Bunun nedeni sorunlardý. Osmanlýlar hala Rusya’yla yapýlan 1877-78 savaþýnýn yol açtýðý korkunç kayýplardan dolayý sýkýntý içindeydi. Kapitülasyonlar, borçlar ve av peþindeki Avrupalý bankacýlar yüzünden hala sýkýntý çekiyorlardý. Ayrýca, kabul etmek gerekir ki Osmanlýlar ekonomi yönetimini iyi bilmiyorlardý. Bunun sonucunda, bu ihtilalcilerle savaþmak ve Kürt aþiretlerini dizginlemek için gerekli yeni polis ve askeri birlikleri destekleyecek para yoktu. Doðu’daki asker ve jandarma sayýsý hiçbir zaman yeterli olmamýþtý ve bu insanlar çoðu kez maaþlarýný aylarca alamamýþlardý. Bu kadar az para ile asileri yenmek imkansýzdý.

 

En baþarýlý ihtilalciler kesinlikle Taþnaklardý. Rusya’dan gelen Taþnaklar isyanýn liderliðini yapýyordu. Ayaklanmayý örgütleyen ve Anadolu Ermenilerini isyancý askerlere dönüþtüren “infazcý” onlardý. Bu kolay bir iþ deðildi çünkü baþlangýçta Osmanlý Ermenilerinin büyük kýsmýnýn isyan etmek gibi bir isteði yoktu. Barýþý ve güvenliði yeðliyorlar ve dinsiz sosyalist ihtilalcileri onaylamýyorlardý. Ayrýlýkçýlýk ve hatta üstünlük duygusu ihtilalcilere bir miktar yardýmcý olduysa da Osmanlýnýn doðusundaki Ermenileri asilere dönüþtüren baþlýca silah terorizm oldu. Ermenileri kendi devletlerine karþý birleþtiren ana neden korkuydu.

 

Ermenileri isyancýya dönüþtürebilmek için önce bu insanlarýn geleneksel olarak kendi kiliselerine ve kendi cemaat liderlerine karþý duyduklarý baðlýlýðýn yok edilmesi gerekiyordu. Ýsyancýlar Ermenilerin en büyük sevgi ve saygýyý ihtilale karþý deðil kiliseye karþý duyduklarýný gördüler. Bu yüzden Taþnak Partisi kiliseyi etkin bir biçimde kendi kontrolü altýna almaya azmetti. Ancak din adamlarýnýn büyük kýsmý dinsiz Taþnaklara destek vermiyordu.  Kilise ancak þiddet kullanarak ele geçirilebilirdi.

 

 Taþnaklara karþý çýkan kilise görevlilerine ne oldu? Köylerde ve kentlerde rahipler öldürüldü. Suçlarý neydi? Suçlarý Osmanlý devletinin sadýk tebaasý olmalarýydý. Van Ermeni Piskoposu Bogos, Noel arifesinde kendi katedralinde öldürüldü. Suçu sadýk bir Osmanlý vatandaþý olmaktý. Taþnaklar Ýstanbul’daki Ermeni Patriði Malakya Ormanyan’ý da öldürmeye teþebbüs ettiler. Suçu ihtilalcilere karþý olmaktý. Osmanlýda Doðu Ermenilerinin dini merkezi olarak büyük önem taþýyan Van’daki Akdamar Kilisesi’nden sorumlu rahip Arsen Van’daki Taþnaklarýn liderlerinden Ýskan tarafýndan öldürüldü. Suçu Taþnaklara karþý çýkmaktý. Ancak onun öldürülmesi için ikinci bir neden daha vardý: Taþnaklar merkezi Akdamar’da olan Ermeni eðitim sistemine hakim olmak istiyorlardý. Peder Arsen öldürüldükten sonra Taþnaklardan biri olan Aram Manukyan (ki kendisinin bilinen herhangi bir dini inancý yoktu), Ermeni okullarýnýn baþýna getirildi. Manukyan dini eðitime “son verdi” ve ihtilalci eðitimi baþlattý. Sözde “din öðretmenleri” Van vilayetine yayýlarak din yerine Ýhtilalcilik dersleri verdiler.

Ýsyancýlarýn sadakati sadece ihtilallerineydi. Kendi kiliseleri bile onlarýn saldýrýlarýndan kurtulamýyordu.

 

Ýsyancýlarýn gücünü en fazla tehdit eden diðer bir grup da Ermeni tüccar sýnýfýydý. Bir grup olarak hükümetten yana idiler. Ýþ yapabilmek için barýþ ve düzen istiyorlardý. Onlar eskiden beri Ermeni toplumunun laik önderleriydi ama isyancýlar, kendileri Ermeni toplumunun lideri olmak istiyorlardý ve bu durumda tacirlerin susturulmasý gerekiyordu. Açýktan açýða ve kuvvetle hükümeti destekleyenler, örneðin Van belediye baþkaný Bedros Kapamaciyan ve Gevaþ kaymakamý Armarak, suikaste kurban gittiler. Ayrýca pek çok Ermeni polis memuru, en azýndan bir Ermeni polis þefi ve hükümetin Ermeni danýþmanlarý öldürüldüler. Ermeniler için hükümetten yana olmak büyük cesaret gerektiriyordu.

 

Taþnaklar tacirleri para kaynaðý olarak gördüler. Tüccarlar ihtilal için asla kendi istekleriyle baðýþ yapmazlardý. Bunu yapmaya zorlanmalarý gerekiyordu. Tüccarlardan haraç alýnmasýna iliþkin bilinen ilk olay 1895’te, yani Taþnak Partisi’nin Osmanlý topraklarýnda faaliyete geçmesinden hemen sonra Erzurum’da meydana geldi. Bu kampanya 1901’de tam olarak baþlatýldý. O yýl tehdit ve suikastler yoluyla para toplamak Taþnak Partisi’nin resmi politikasý haline geldi. Bu kampanya sadece Osmanlý Ýmporatorluðu’nda deðil Rusya ve Balkanlarda da yürütüldü. Ýshak Zamharyan adlý tanýnmýþ bir Ermeni tüccar ödeme yapmayý reddetti ve Taþnaklarý polise ihbar etti. Zamharyan bir Ermeni Kilisesi’nin avlusunda katledildi. Para ödemeyen baþkalarý da öldürüldü. Bunun üzerine geriye kalan tüccarlar istenen parayý ödedi.

 

1902-1904 dönemindeki bu “asýl” haraç alma kampanyasý sýrasýnda, bugünün parasýyla sekiz milyon dolardan fazla bir meblað toplandý. Bu rakam, kýsa bir sürede sadece Merkezi Taþnak Komitesi tarafýndan toplanan ve neredeyse tamamý Osmanlý Ýmparatorluðu dýþýndaki Ermenilerden elde edilen haracý göstermektedir. 1895-1914 döneminde Osmanlý Ýmparatorluðu’nun çeþitli bölgelerinden toplanan haraçlar bu rakama dahil deðildir. Kýsa sürede tüccarlar vergilerini hükümet yerine ihtilalcilere öder hale geldiler. Van’daki hükümet görevlileri tüccarlardan vergi istediðinde, tüccarlar vergilerini ödemiþ olduklarýný ancak ödemeyi ihtilalcilere yaptýklarýný arz ettiler. Ancak hükümet kendilerini ihtilalcilerden koruyacak olursa ödemeyi hükümete yapacaklarýný söylediler. Doðu Anadolu’nun her yerinde, Ýzmir’de ve Kilikya’da (Adana bölgesi) da durum aynýydý. 

 

Sýradan Ermeniler de haraç isteyen isyancýlardan kurtulamadý. Bu insanlar isyancýlara yiyecek ve yatacak yer vermeye zorlandý. Ýngiliz Konsolosu Eliot raporunda þunlarý bildirdi: “Onlar [Taþnaklar] Hristiyan köylerine yerleþiyorlar, sahip olunabilecek en iyi þartlarda yaþýyorlar, kendi giderleri için zorla katký topluyorlar ve genç kadýnlar ve kýzlarý kendi isteklerine boyun eðmek zorunda býrakýyorlar. Onlarý hoþnut edemeyenler soðukkanlýlýkla katlediliyor.” 

 

Köylüler için en masraflý olan ise almak zorunda býrakýldýklarý ateþli silahlardý. Köylüler isteseler de istemeseler de isyancý “askerlere” dönüþtürüldüler. Eðer Türklerle savaþacak iseler onlara silah gerekecekti. Ýhtilalciler Rusya’dan kaçak olarak silah getiriyor ve Ermeni köylüleri bu silahlarý satýn almaya zorluyorlardý. Ýngiliz Konsolos Seele’in bildirdiði ðibi köylüleri zorlamak için çok etkili yöntemler kullanýlýyordu: “Bir köye gelen bir ajan köylülerden birine Mauser marka bir silah satýn almasý gerektiðini bildirdi. Yoksul köylü hiç parasý olmadýðýný söyledi. Ajan þu karþýlýðý verdi: ‘O zaman öküzlerini satman lazým.’ Zavallý köylü ekim zamanýnýn yakýn olduðunu anlatmaya çalýþarak Mauser’le nasýl tarlalarýmý ekebilirim ki diye sordu. Ajan buna cevap olarak silahýyla adamýn öküzlerini öldürdü ve oradan ayrýldý.”

 

Ýsyancýlar köylüleri silah almaya sadece örgütlenme amacýyla zorlamýyorlardý. Köylülerden silahýn normal fiyatýnýn iki katý alýnýyordu. Beþ paund deðerindeki bir tüfek on paunda satýlýyordu. Hem isyancýlarýn örgütü hem de isyancýlarýn kendileri bu satýþlardan çok kazançlý çýktý.

 

En fazla zarar gören ise köylüler oldu. Ýhtilalcilerin en temel politikasý Ermenilerin yaþamlarýnýn büyük bir duyarsýzlýkla sömürülmesiydi: Ýsyancýlar, Kürt aþiretlerinin masum Ermeni köylülerinden intikam alacaklarýný bildikleri halde Kürt aþiretlerine ve köylerine saldýrdýlar ve daha sonra kaçarak Ermeni soydaþlarýný ölüme terkettiler.

 

Avrupalýlar bile Ermenilerin dostu olduklarý halde Doðu Anadolu’nun üzerine çöken lanetin nedeninin isyancýlar olduðunu görebiliyorlardý. Konsolos Steele 1911’de þunlarý yazdý:

 

“Ülkenin ziyaret ettiðim yerlerinde gördüklerim yüzünden Ermenilerin ve Türkiye’nin bu bölgesinin genelinin esenliðine Taþnak Komitesi’nin çok zararlý bir etki yaptýðýna eskisinden de daha fazla emin oldum. Þu gerçeði gözden kaçýrmak mümkün deðil: Ermeni siyasal örgütlerinin bulunmadýðý ya da bu örgütlerin yeterince geliþmemiþ olduðu her yerde Ermeniler Türkler ve Kürtlerle nisbi bir barýþ içerisinde yaþýyorlar.”

 

Sözkonusu Ýngiliz Doðu’daki karýþýklýðýn nedeninin Ermeni ihtilalciler olduðunu görmüþtü ve bu doðru bir tespitti. Taþnaklar olmasaydý Türkler ve Ermeniler barýþ içinde bir arada yaþayacaklardý. Osmanlý Hükümeti bunu biliyordu. O halde hükümet neden isyancýlarýn bu kadar ileri gitmesine katlandý? Hükümet neden isyancýlarý ezip ortadan kaldýrmadý?

 

Osmanlýnýn isyancýlara etkili bir þekilde karþý koymamýþ olmasýný  anlamak  gerçekten kolay  deðil. Düþünün ki bir ülkede, çoðu yabancý bir ülkeden gelmiþ radikal ihtilalciler bir isyan örgütlüyorlar. Yabancý ülkeden bu ülkeye gizlice savaþçý ve silah sokuyor, hükümete ve halka karþý saldýrýlara öncülük ediyorlar. Bu radikal görüþlü insanlar halkýn çoðunluðunun iktidardan uzak tutulacaðý bir devlet kurmak istediklerini açýklýyorlar. Kendi davalarýný desteklemeye zorlamak için kendi soydaþlarýna karþý teröre baþvuruyorlar. Bunun için kendi soydaþlarýnýn bir kýsmýný katlediyorlar. Hükümet görevlilerini öldürüyorlar. Misillemelerin yabancý ülkelerin istilasýna yolaçacaðý umuduyla kasten çoðunluktaki grubun üyelerini de öldürüyorlar. Ýsyana hazýrlýk olarak binlerce silah depoluyorlar. Ýsyan ediyorlar, yenilgiye uðruyorlar, sonra tekrar tekrar yeni ayaklanmalar düzenliyorlar. Ýsyancýlarýn faaliyetlerinden en fazla çýkar saðlayan Rusya yani isyancýlarýn geldikleri yer, ana üslerinin bulunduðu ülke oluyor.

 

 Hangi hükümet buna katlanýr? Bu gibi isyancýlarý hapse atmayan ve muhtemelen asmayan bir ülke olmuþ mudur? Bu gibi isyancýlarýn açýktan açýða faaliyetlerini sürdürmelerine izin veren bir ülke bulunabilir mi? Evet. O ülke Osmanlý Ýmparatorluðu’dur. Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Ermeni isyancýlar açýktan açýða faaliyette bulundular, binlerce silah depoladýlar, hem Müslümanlarý hem de Ermenileri katlettiler, valileri ve baþka görevlileri öldürdüler ve tekrar tekrar  ayaklandýlar. Onlarýn faaliyetlerinden gerçekten istifade eden, içerisinde örgütlendikleri ve liderlerinin geldiði yer olan Rusya idi.

    

Bu nasýl olabildi? Osmanlýlar korkak deðildiler. Aptal da deðildiler. Ýsyancýlarýn ne yaptýðýný biliyorlardý. Osmanlýlar Ermeni ihtilalcilere katlandýlar çünkü baþka çareleri yoktu.

 

 

Unutmamak gerekir ki Osmanlý Ýmparatorluðu’nun varlýðý tehlikedeydi. Sýrbistan, Bosna, Yunanistan ve Bulgaristan Avrupa’nýn müdahalesi yüzünden zaten kaybedilmiþti. Avrupalýlar 1978’de Osmanlý Ýmparatorluð’nu neredeyse parçalamýþlardý ve 1890’larda da bunu gerçekleþtirmeyi tasarlamýþlardý. Onlarý durduran tek þey Rusya’nýn çok fazla güçleneceði korkusuydu.  Ýngiltere ve Fransa’daki kamuoyu bu durumu kolayca deðiþtirebilirdi. Aslýnda Ermeni ihtilalcilerin istediði tam da buydu. Onlar Osmanlýlarýn Ermeni isyancýlarý hapse atmasýný ve idam etmesini istiyorlardý. Avrupa gazeteleri bunu Osmanlý hükümetinin masum Ermenilere yaptýðý zulüm olarak yansýtacaktý. Ermeni ihtilalciler Osmanlý hükümetinin ihtilalci Ermeni partilerine karþý dava açmasýný istiyorlardý. Avrupa gazeteleri bunu Ermenilere siyasal özgürlük tanýnmadýðý þeklinde yansýtacaklardý. Ermeni ihtilalciler Ermeni kýþkýrtmalarýna ve saldýrýlarýna tepki olarak Müslümanlarýn Ermenileri öldürmesini istiyorlardý. Böylece Avrupa gazeteleri sadece Ermenilerin öldürüldüðünü haber yapacak, öldürülen Müslümanlardan ise hiç söz etmeyecekti. Kamuoyu baskýsý Ýngilizlerle Fransýzlarý Ruslarla iþbirliði yapýp Osmanlý Ýmparatorluð’nu parçalara ayýrmaya mecbur edecekti.

 

Avrupa’daki birçok siyaset adamý –ki Gladstone bunlardan biriydi—týpký basýn ve kamuoyu gibi Türklere karþý ön yargýlýydý. Onlar sadece Osmanlý Ýmparatorluðu’nu ortadan kaldýrmak için uygun bir fýrsat bekliyorlardý.

 

Sonuçta Osmanlýlarýn isyancýlarý gereken þekilde cezalandýrmasý neredeyse imkansýzdý. Avrupalýlar, Osmanlýlarýn Ermeni ihtilalcilerinin faaliyetlerini kabul etmesini istediler. Ama bu faaliyetler Avrupalýlarýn kendi ülkelerinde olmasýna asla katlanamayacaklarý türdendi. Taþnaklar Osmanlý Bankasý’ný iþgal ettikleri zaman Avrupalýlar onlarýn serbest býrakýlmasýný saðladý. Avrupa ülkelerinin büyükelçileri Osmanlýlarý Zeytun’daki isyancýlarý affetmeye mecbur etti. Sultan Ýkinci Abdulhamid’i öldürmeye teþebbüs edenler için af çýkarýlmasýný onlar saðladý. Rus konsolosu Rus vatandaþý olduklarý için Taþnak Ýsyancýlarýn Osmanlý mahkemelerinde yargýlanmasýna izin vermedi. Osmanlýlarýn yargýlanýp hüküm giymelerini saðladýðý birçok isyancý daha sonra serbest býrakýldý çünkü Avrupalýlar bu isyancý ve katillerin affedilmesini istediler ve padiþahý tehdit etme anlamýna gelecek sözlerle bu isteklerini kabul ettirdiler. Hatta Rusya’nýn Van Konsolosu açýktan açýða Ermeni isyancýlarý eðiterek silah kullanýmýný onlara bizzat öðretti. Osmanlýlarýn tek yapabildiði mümkün olduðu kadar olan bitenin duyulmamasýný saðlamaya çalýþmaktý. Bu, isyancýlarýn hakettikleri þekilde cezalandýrýlmamasý anlamýna geliyordu. Ýnsan Osmanlýlara karþý bu konuda ancak acýma hissi duyabilir. Eðer gereken þekilde davransalardý bunun Osmanlý Devleti’nin sonu olacaðýný biliyorlardý.

 

Birinci Dünya Savaþý

 

Osmanlýlarýn Birinci Dünya Savaþý sýrasýnda Doðu’da uðradýðý kayýplar iki etkenden kaynaklandý. Bunlarýn ilki Enver Paþa’nýn felaketle sonuçlanan Sarýkamýþ taarruzuydu. Enver Paþa’nýn Aralýk 1914’teki Rusya taarruzu her bakýmdan felaket oldu. Rusya’ya saldýran 95,000 Türk askerinden 75,000’i öldü. Ýkinci etken ise Ermeni Ýsyaný idi ki burada bizi ilgilendiren bu etkendir.

 

Askerlikten Kaçma Bölgesi

 

Birinci Dünya Savaþý tehlikesi karþýsýnda Osmanlý Ordusu seferberlik durumuna geçerken Ermenilerin kendi ülkelerine hizmet etmeleri gerekirdi. Bunun yerine Ruslarýn tarafýný tuttular. Osmanlý Ordusu’nun bildirdiðine göre: “Askerlik yapma mecburiyeti olan Ermenilerden Hopa-Erzurum-Hinis-Van hattýnýn doðusundaki kent ve köylerde yaþayanlar askere yazýlma çaðrýsýna cevap vermeyip Rusya’daki örgüte katýlmak üzere Doðu sýnýrýna gitmiþtir.”




HARÝTA 3 ASKERLÝKTEN KAÇMA BÖLGESÝ

Bunun etkileri açýktýr: Eðer “askerlikten kaçma bölgesi”ndeki genç Ermeni erkekleri orduda görev yapsalardý orduya  50,000’den fazla asker katýlmýþ olacaktý. Askerlik görevlerini  yapsalardý belki de Sarýkamýþ yenilgisi yaþanmayacaktý.

 

Asker kaçaðý olanlar sadece Hopa’dan Erzurum, Hinis ve Van’a uzanan bölgedeki Ermeniler deðildi. Ne Zeytun’daki ve Kilikya’nýn baþka kesimlerindeki isyancýlar ne de çeteler kurmuþ olan onbinlerce Sivaslý Ermeni askerlik görevini yerine getirdi. Bazý Ermeniler de Yunan Adalarý’na, Mýsýr’a ya da Kýbrýs’a kaçarak askerlik görevinden kurtuldu. Daha doðrusu bu Ermeni gençlerinin büyük bir kýsmý askerlik yaptý ama katýldýklarý ordular Osmanlý Devleti’nin düþmanlarýnýn ordularýydý. Onlar kendi vatanlarýný korumadýlar. Aksine, kendi vatanlarýna saldýrdýlar.

 

Doðu Anadolu’da Ermeniler kendi hükümetlerine karþý gerilla savaþý yapmak üzere çeteler kurdular. Bazý Ermeniler ise kaçtýlar ama Rus ordusuyla geri döndüler. Rus iþgal güçlerine rehberlik yaptýlar ve Rus ordusunun öncü birliklerini oluþturdular. Osmanlýlarýn savaþtaki çabalarýna ve Doðu Anadolu Müslümanlarýnýn hayatlarýna yönelik en büyük tehdidi ise cephe gerisinde, yani yerlerinde kalan Ermeniler oluþturdu.

 

Ermeni milliyetçiler çoðu kez þunu iddia etmiþlerdir: Osmanlýlarýn tehcir emri vermelerine sebep Ermeni isyaný deðildi. Kanýt olarak da tehcir emrinin Mayýs 1915’te yani aþaðý yukarý Van’ýn Ermenilerce ele geçirildiði tarihte yayýnlanmýþ olduðunu hatýrlatýrlar. Bu iddianýn ardýndaki mantýða göre Osmanlýlar, tehciri o tarihten bir süre önce tasarlamýþ olmalýydýlar; dolayýsýyla isyan tehcirin nedeni olamazdý. Osmanlýlarýn tehcir olasýlýðýný düþünmeye Mayýs 1915’ten birkaç ay önce baþlamýþ olduklarý doðrudur. Mayýs 1915’in Ermeni isyanýnýn baþlangýcý olduðu ise doðru deðildir. Ýsyan bundan çok önce baþlamýþtýr.

 

Avrupalý gözlemciler savaþ çýkarsa Ermenilerin Rusya’nýn safýnda yer alacaðýný 1914’ten çok önce biliyorlardý. Daha 1908’de Ýngiliz Konsolosu Dickson þunlarý bildirmiþti:

 

“Van’daki ve Salmaþ’daki [Ýran] Ermeni ihtilalcilere Tiflis’teki komiteleri tarafýndan savaþ çýkmasý halinde Türkiye’ye karþý Rusya’nýn yanýnda yer almalarý bildirildi. Ruslarýn yardýmý olmadan sýnýr bölgesindeki Türklere ve onlarýn iletiþim hatlarýna tacizde bulunmak üzere 3,500 silahlý keskin niþancý seferber edebilirler.”

 

Ýngiliz diplomatik kaynaklarýnýn bildirmiþ olduðuna göre savaþa hazýrlýk yapan Ermeni ihtilalci gruplarý 1913’te toplandýlar ve Osmanlýlara karþý sürdürdükleri faaliyetler arasýnda eþ güdüm saðlamayý kararlaþtýrdýlar. Ýngilizler raporlarýnda bu ittifakýn “Rus makamlarýyla” yapýlan toplantýlarýn sonucu olduðunu bildirdiler. Taþnak lider (ve Osmanlý Parlamentosu üyesi) Vramyan Tiflis’e giderek Rus makamlarýyla görüþmüþtü. Ýngilizler ayný zamanda þu geliþmeyi rapor ettiler: “[Ermeniler] bir zamanlar vermiþ olabilecekleri sadakat görüntüsünü tümüyle bir kenara atmýþ bulunmaktadýr. Ruslarýn Ermeni Vilayetleri’ni iþgal etmesi olasýlýðýndan çok  memnun olduklarýný açýkça belli ediyorlar.”

 

Taþnak liderleri bile Taþnaklarýn Ruslarýn müttefiki olduðunu açýkça kabul ediyordu. Hovhannes Katcaznuni, yani Ermenistan Cumhuriyeti’nin kendisi de Taþnak olan cumhurbaþkaný, savaþýn baþýndaki planlarýnýn Rusya ile ittifak olduðunu söylemiþtir. 1910’dan beri ihtilalciler Doðu Anadolu’nun her yerinde broþürler daðýttýlar. Birbirinin ayný olan bu broþürlerde Ermeni köylerinin bölgesel komutanlýklar meydana getirmek üzere nasýl örgütlenecekleri ve Müslümanlarýn köylerine nasýl saldýrýlacaðý anlatýlýyor ve gerilla savaþýnýn incelikleri hakkýnda bilgi veriliyordu.

 

Savaþtan önce Osmanlý ordusunun istihbarat birimleri Taþnaklarýn planlarý hakkýnda raporlar gönderdiler: Taþnaklar bir yandan Osmanlý devletine baðlý olduklarýný ilan ederken bir yandan da kendilerini destekleyenlerin silahlandýrýlmasý iþine hýz vereceklerdi. Savaþ ilan edilirse Ermeni askerler Osmanlý ordusundan firar edip silahlarýyla birlikte Rus ordusuna katýlacaklardý. Eðer Osmalýlar Ruslara galip gelmeye baþlarsa Ermeniler hiç birþey yapmayacaklardý. Ama bunun aksi olur da Osmanlýlar geri çekilmeye baþlarlarsa Ermeniler silahlý gerilla çeteleri oluþturup plana göre saldýrýlarda bulunacaklardý. Osmanlý istihbaratý yanýlmamýþtý çünkü bütün bunlar aynen oldu.

 

Savaþ

 

Ruslar Osmanlý Ermenilerini silahlandýrmak için Taþnaklara 2.4 milyon ruble verdiler. Onlar da Eylül 1914’te Kafkasya ve Ýran’daki Ermenilere silah daðýtmaya baþladýlar. Sözü geçen ay içerisinde yani Tehcir emrinin verilmesinden yedi ay önce Ermenilerin Osmanlý askerlerine ve sivil yetkililere saldýrýlarý baþladý. Osmanlý ordusundan firar edenler önce yetkililerin “eþkiya çeteleri” dedikleri çeteleri kurdular. Askere alma iþlemlerini yürüten subaylara, vergi tahsildarlarýna, jandarma karakollarýna ve yollardaki Müslümanlara saldýrdýlar. Aralýk ayý geldiðinde Van vilayetinde genel bir isyan patlak verdi. Karayollarý ve telgraf telleri kesildi, jandarma karakollarý saldýrýya uðradý ve Müslüman köyleri yakýlarak köylüler öldürüldü. Ýsyan kýsa zamanda geniþledi. Aralýk ayý sona ermeden Kotun Geçidi yakýnýnda (ki Osmanlýlarýn Ýran yonundan gelecek olan Rus istilasýna karþý ülkeyi savunmak için bu geçidi ellerinde tutmalarý gerekiyordu) kalabalýk bir Ermeni muharip grubu Osmanlý ordusunun birliklerini yenilgiye uðratarak 400 Osmanlý askerini öldürdü ve orduyu Saray’a çekilmek zorunda býraktý. Saldýrýlar sadece Van’da olmuyordu: Erzurum Valisi Tahsin gönderdiði telgrafta vilayette patlak veren Ermeni saldýrýlarýný püskürtemediðini bildirerek cepheden buraya takviye birlikler gönderilmesini istedi.

 

Þubat ayý geldiðinde Doðu’nun her yerinden saldýrý haberleri gelmeye baþlamýþtý. Muþ yakýnýnda iki saat süren bir meydan savaþý oldu. Abaak’taki savaþ ise sekiz saat sürdü. Timar yakýnýnda 1,000 Ermeni bir saldýrý düzenledi. Ermeni çeteler Sivas, Erzurum, Adana, Diyarbakýr, Bitlis ve Van vilayetlerinde baskýnlar düzenlediler. Hem cepheyi geriye hem de doðudaki Osmanlý kentlerini ülkenin batýsýndaki kentlere baðlayan telgraf hatlarý tekrar tekrar kesildi, tamir edildi ve yeniden kesildi. Sadece ordunun ikmal katarlarý deðil yaralý Osmanlý askerlerinden oluþan gruplar da saldýrýya uðradý. Telgraf hatlarýný onarmak ya da ikmal katarlarýný korumak için gönderilen jandarma birliklerinin kendileri saldýrýya uðradýlar. Sorunun vahametini anlatabilmek için þöyle bir örnek verilebilir: Nisan ayý ortalarýnda bir jandarma tümenine Çatak’ta patlak veren büyük çaptaki bir ayaklanmayý bastýrmak için Hakkari’den Çatak’a gitmesi emredildi ancak tümen Ermeni savunma hatlarýný savaþarak yarýp geçemediði için Çatak’a ulaþamadý. Bu yüzden Osmanlýlar bir kýsým askeri cepheden çekip Çatak’a göndermek zorunda kaldýlar.

 

Ermeniler önceden itinayla hazýrlýklar yaptýktan sonra Van kentinde ayaklandýlar. Birçoðu askeri uniforma giyen iyice silahlanmýþ Ermeni askerinden oluþan birlikler kenti ele geçirdiler ve Osmanlý kuvvetlerini kendi kalesine sýkýþtýrdýlar. Ýsyancýlar kentteki binalarýn çoðunluðunu ateþe verdi. Bazý binalar ise Osmanlý askerleri kaledeki iki havan topuyla ateþ açtýklarý için tahrip oldu. Erzurum ve Ýran cephesinden Van’a bir kýsým Osmanlý askeri gönderildiyse de bu birlikler kenti kurtaramadýlar. Ruslar ve Ermeniler kuzeyden ve güneybatýdan ilerlemekteydiler. 17 Mayýs günü Osmanlýlar kaleyi boþalttý. Osmanlý askerleri ve siviller savaþarak Van Gölü’nün çevresini dolaþýp güneybatýya yöneldiler. Bir kýsmý Van Gölü’nü teknelerle geçmeyi denedi ancak bunlarýn yarýdan fazlasý kýyýdaki isyancýlarýn açtýðý ateþ ya da teknelerinin karaya oturmasý sonucunda hayatlarýný kaybettiler. Vanlý Müslümanlarýn bir kýsmý en azýndan bir süre daha hayatta kalmayý baþarabildi. Amerikalý misyonerler bunlarýn bakýmýný üstlenmiþti. Kaçmayanlarýn büyük kýsmý öldürüldü. Köylüler ya evlerinde öldürüldüler ya da gittikleri çevre alanlardan toplanarak Zeve’deki büyük katliama gönderildiler.

 

Bu olaylarýn sonucunda Müslümanlarýn ve Ermenilerin çektikleri acýlar malumdur. Bu, halklar arasýndaki kanlý bir savaþýn hikayesidir ve bu savaþ sýrasýnda ilgili taraflarýn hepsi büyük kayýplar vermiþtir. Osmanlýlar Doðu’nun büyük bir bölümünü geri aldýklarýnda Ermeni halk Rusya’ya kaçtý. Orada açlýk ve hastalýklar yüzünden öldüler. Ruslar Van ve Bitlis vilayetlerini geri aldýklarý zaman Ermenilerin buraya dönmesine izin vermediler. Onlarý Kuzey’de açlýða terkettiler. Ruslar bu topraklarý kendileri için istiyorlardý. Ayrýca þu çok iyi bilinmektedir ki Osmanlý topraklarýnda kalmayý seçen Ermeniler, yani Erzurum vilayetindekiler, savaþýn sonunda büyük sayýda Müslümaný topluca öldürdüler.

 

Burada benim amacým tarihin bu dönemini yeniden anlatmak deðildir. Göstermek istediðim -eðer daha fazla kanýt gerekiyorsa- Osmanlýlarýn Ermenileri düþman olarak görmekte haklý olduklarýdýr. Verdiðim haritada Ermeni isyancýlarýnýn gerçekte Rusya’nýn ajanlarý olduðunun kanýtlarý bulunmaktadýr.

 

Osmanlý Ýmparatorluðu’nun doðu bölgesindeki Ermeniler tam tamýna Rusya için en büyük önem taþýyan yerlerde isyan çýkarmýþlardýr. Osmanlý’nýn Güneydoðu’daki idari merkezi olan Van kentindeki isyandan Ruslarýn saðladýklarý yarar açýkça görülebilir.

 

Aslýnda isyana sahne olan diðer yerlerin önemi daha da büyüktü: Erzurum’daki isyan yüzünden Osmanlý ordusunun ikmal ve haberleþme hatlarý kesildi. Bu isyan doðrudan doðruya Ruslarýn kuzeyden ilerledikleri hat üzerinde Ruslar bölgeye ulaþmadan önce çýkmýþtý. Ermeniler Saray ve Baþkale bölgelerinde de ayaklandýlar ki bu iki bölgede Ýran üzerinden gelen Rus birliklerinin Osmanlý topraklarýný istila edebilmek için geçmek zorunda olduklarý iki önemli geçit bulunmaktaydý. Ermeniler Çatak yakýnýndaki bir bölgede de ayaklandýlar ki bu bölgede Osmanlýlarýn Ýran sýnýrýna asker gönderebilmek için kullanmak zorunda olduklarý dað geçitleri bulunmaktaydý. Bu geçitler gerektiðinde Osmanlý askerlerinin geri çekilmesi için de kullanýlacaktý. Çok sayýda Ermeni Sivas vilayetinde ve Þebinkarahisar’da da ayaklandý. Bu bölgede bir Ermeni isyaný olmasý garip bir olay olarak görülebilir çünkü bölgede Müslüman nüfus Ermeni nüfusun on katýydý. Ancak Sivas taktik açýdan önemli bir yerdi. 

   

Cepheye ikmal malzemesi ve asker sevki esas itibariyle bir tek yoldan yapýlýyordu ve Sivas sevkiyatýn yapýldýðý demiryolunun baþlangýç noktasýydý. Sivas, Osmanlý ikmal yollarýna taciz saldýrýlarýnda bulunmak üzere gerilla eylemleri yapmak isteyenler için bulunabilecek en mükemmel yerdi. Ermeniler Kilikya’da da ayaklandýlar. Kilikya Ýngilizlerin, Osmanlýlarýn güneye giden tren yollarýný kesmek amacýyla istila etmeyi tasarladýklarý yerdi. Ýngilizler sonunda Kilikya’ya saldýrmak yerine -ki bu mutlaka çok daha baþarýlý olurdu- Gelibolu’daki çýlgýnlýðý yapmayý tercih ettiler. Tabii Ermeniler böyle bir deðiþikliði tahmin edemezlerdi.




HARÝTA 4 OSMANLI ORDUSU ÝKMAL VE ÝLETÝÞÝM YOLLARI

Bütün bu bölgeler, tam da askeri bir planlama uzmanýnýn, Osmanlýnýn savaþtaki çabalarýna en büyük zararý verebilmek için özenle seçeceði yerlerdi. Ýsyanlarýn Osmanlý ordusu için bir felaket olduðunu herkes görebilir. Ýsyancýlarýn Osmanlý ordusunun mücadelesine verdiði zarar bundan ibaret de deðildi. Osmanlýlar ayrýca isyancýlarla savaþmak üzere cepheden bazý tümenlerini topluca çekip isyan bölgelerine göndermek zorunda kaldýlar. Bu tümenler  isyancýlar yerine Ruslarla savaþabilselerdi savaþýn sonucu çok farklý olabilirdi. Feldmaresal Pomiankowski Ermeni isyanýnýn Doðu’da Osmanlý yenilgisinin tek nedeni olduðunu söylemiþti. Birinci Dünya Savaþý sýrasýnda Osmanlý Ýmparatorluðu’nda bulunan yegane Avrupalý gerçek tarihçi olan Pomiankowski’nin görüþüne katýlýyorum.

 

Osmanlýlar ancak Ermeni isyanýnýn baþlangýcýndan yedi ay sonra (26-30 Mayýs, 1915) Ermeniler için tehcir emrini verdiler.

 

Osmanlý Kayýtlarý

 

Peki, bu analizin doðru olduðunu nereden bileceðiz? Sonuçta, genelde Ermenilerin tarihi olarak anlatýlanlardan çok farklý burada bahsedilenler. Bu analiz doðrudur çünkü bu sonuca herhangi bir ideolojiyi izleyerek deðil tarihi akýl yoluyla çözümleyerek ulaþýlmýþtýr.

 

Bunu anlamak için tarih ile ideoloji arasýndaki farka bakmamýz lazým. Bilimsel analiz ile milliyetçi inanýþ ve gerçek tarihçi ile ideolog arasýndaki farklara bakmamýz lazým. Tarihçi için önemli olan nesnel gerçeði ortaya çýkarmaya çalýþmaktýr. Milliyetçi bir ideolog içinse önemli olan davasýnýn baþarýya ulaþmasýdýr. Doðru dürüst bir tarihçi önce kanýt arar sonra kararýný verir. Ýdeolog ise önce kararýný verir sonra bunu destekleyecek kanýt arar.

 

Tarihçi öncelikle olaylarýn hangi tarihsel baðlamda meydana geldiðine bakar. Özellikle de tanýklarýn ne derece güvenilir olduklarý konusunda bir yargýya varýr. Bu konuda konuþmuþ ya da yazmýþ  olanlarýn yalan söylemeleri için bir neden olup olmadýðý konusunda bir hüküm verir. Ýdeolog ise nereden gelirse gelsin her kanýtý kabul eder ve kanýt bulamadýðý zaman kanýtý kendisi uydurma yoluna gidebilir. Belki de bulacaðý þeylerden korktuðu için kanýtlarý çok yakýndan incelemez. Örneðin ideologlar, Birinci Dünya Savaþý’nýn ardýndan Osmanlý liderlerinin yargýlanmasýný Türklerin soykýrým suçu iþlediklerinin bir kanýtý olarak öne sürerler. Bu sözde mahkemelerin bu hükümleri Ýngiliz hakimiyetindeki Ýstanbul’da verdiklerini söylemeye gerek görmezler. Bu mahkemelerin iþgalcilerle iþbirliði yapan Damat Ferid Paþa hükümetinin kontrolünde olduðuna da deðinmezler, ki sözü geçen hükümet düþmaný, Ýttihad ve Terakki Komitesi hakkýnda daha önce pek çok yalan söylemiþti. Damad Ferid’in Ýngilizleri memnun etmek ve iþini kaybetmemek için herþeyi yapabileceðinden bahsetmezler. Ýngilizlerin uþaklarýndan daha dürüst davranýp herhangi bir “soykýrým” kanýtý bulamadýklarýný kabul ettiklerini aktarmazlar. Sanýklarýn kendi avukatlarý tarafýndan temsil edilmemiþ olduklarýný bildirmezler. Sanýklarýn sözde suçlarýnýn çok uzun bir liste oluþturduðunu -görünüþe göre yargýçlar akýllarýna gelen her suçu listeye doldurmuþlardýr- ve Ermenilere karþý suç iþledikleri ithamýnýn bu listenin sadece küçük bir bölümünü oluþturduðunu belirtmezler. Ýdeologlar bu mahkemelerin ancak Jozef Stalin tarafýndan oluþturulan mahkemelerle kýyaslanabileceðini belirtmezler.

 

Tarihçi önce gerçekte ne olduðunu keþfeder sonra olanlarýn nedenlerini açýklamaya çalýþýr. Ýdeolog bu keþif sürecini unutur ve inandýðý þeylerin doðru olduðunu farzedip bunu açýklamak  için bir kuram geliþtirir. Dr. Taner Akçam’ýn çalýþmasý buna örnektir. Önce Ermeni Milliyetçilerinin inançlarýný tam olarak doðru kabul ediyor, sonra karmaþýk bir sosyolojik kuram inþa ederek soykýrýmýn Türk tarihinin ve Türklerin kiþiliðinin bir sonucu olduðunu iddia ediyor. Bu çeþit bir analiz yapmak kumdan bir temel üzerine bir ev inþa etmek gibidir. Ev saðlam görünür ama ilk þiddetli rüzgarda devrilir. Bizim üzerinde konuþtuðumuz konuda ise kuramý yýkan þiddetli rüzgar, gerçeðin gücüdür.

   

Tarihçi olaylarýn nedenlerini bulmak için tarihe -bazen tarihin derinliklerine- bakmak gerektiðini bilir. Ýdeolog ise bu zahmete katlanmaz. Yukarýda söylediðimiz gibi istemediði þeyler bulacaðýndan korkuyor olabilir. Ýnsan, Ermeni Milliyetçilerinin yazýlarýný okuduðu zaman Ermeni Sorunu’nun 1894’te baþladýðýný zannedebilir. Ermenilerin Türklere karþý Ruslarla daha 18. Yüzyýldan beri ittifak yapmýþ olduklarýna bu yazýlarda deðinildiði çok nadirdir.  Bu yazýlardan, yazarlarýn Türklerle Ermeniler arasýndaki 700 yýllýk barýþý yýkma iþini baþlatanlarýn Ruslar ve Ermenilerin kendileri olduðunun bilincine hiç bir þekilde varmamýþ olduklarý anlaþýlýr. Tarihçiler için bu gibi þeyler önemlidir, ideloðun ise davasýna zarar verir.

 

Tarihçi inceler. Ýdeolog ise siyasi bir mücadele yürütür. Ermeni Sorunu baþtan beri siyasi bir kampanya olmuþtur. Ermeni Sorunu’nun uzun zamandan beri kabul edilmiþ olan düzmece tarihini yazmak için kullanýlan materyel, ortaya siyasi belgeler çýkarmýþtýr. Bunlar siyasal bir etki yaratmak üzere yazýlmýþ metinlerdi. Ýster Taþnaklarýn gazetesinde yayýnlanan makaleler olsun ister Ýngiliz Propaganda Dairesi’nin imal ettiði sahte belgeler olsun, hepsi de güvenilir tarihi kaynaklar deðil propaganda malzemesiydi. Tarihçiler bu sözde “tarihi belgeleri” incelemiþ ve hepsini reddetmiþlerdir. Buna raðmen ayný uydurma belgeler bir Ermeni soykýrýmý yapýlmýþ olmasýnýn kanýtý olarak sürekli öne sürülmektedir. Bu yalanlar o kadar uzun bir süreden beri devam etmiþ ve o kadar çok tekrarlanmýþtýr ki gerçek tarihi bilmeyenler bu yalanlarý doðru olarak kabul etmektedir.

 

Kandýrýlmýþ olan sadece Amerikalýlar ve Avrupalýlar deðildir. Kýsa bir süre önce bir Türk akademisyenin yazdýðý iki ciltlik bir kitabý okudum. Sözkonusu kitabýn Ermenilerle ilgili kýsýmlarýnýn çoðu kesinlikle saçmalýktan öteye gitmiyor. Örneðin, 1908’de Osmanlý devlet görevlileri Van kentinde bir Taþnak cephaneliðini ortaya çýkardýlar. Burada Ermeni ayaklanmasýna hazýrlýk olarak depolanmýþ 2.000 silah, yüzbinlerce kutu mermi ve 5.000 bomba ele geçirildi. Ermeni isyancýlar Osmanlý askerleriyle kýsa bir süre çatýþtýktan sonra kaçtýlar. Bu olay tüm diplomatik literatürde ve Van’a iliþkin kitaplarda anlatýlmýþtýr. Buna raðmen sözü geçen kitabýn yazarý olayý 1.000 Türkün (!) hükümete karþý ayaklanmasý olarak anlatmakta ve isyancýlarýn silahlarýndan hiç söz etmemektedir. Böyle bir hatayý nasýl yapmýþ olabilir? Çünkü yazar bütün bilgileri Taþnak Partisi’nin gazetesinden almýþtýr!

 

Temel bir ilkeyi vurgulamamýz gerekiyor: Kaynak olarak propaganda malzemesi alanlar tarih yazmak yerine kendileri de propaganda malzemesi yazmýþ olurlar.

 

Birçok yazar -ki bunlarýn arasýnda Türkler de vardýr- Osmanlýlarýn kendi “iç” kayýtlarýna hiç bakmadan Taþnak Partisi gibi gruplarýn söylediði yalanlarý doðru olarak kabul etmiþtir. Akademisyenlerin de bazen hata yapmaya hakký vardýr. Ancak bu hakký olduðu kadar, eserlerini yazmadan önce konuya iliþkin bütün bilgi kaynaklarýný incelemek gibi görevleri de vardýr. Siyasi propaganda malzemesi olarak hazýrlanmýþ metinlere dayanan yazýlar yazmak ve Osmanlýlarýn dürüstçe tuttuklarý kayýtlarý göz önüne almamak yanlýþtýr. Osmanlý tarihini araþtýrýrken ilk bakýlmasý gereken yer Osmanlýlarýn kendi kayýtlarýdýr.

 

Tarih yazarken neden Osmanlý arþivlerindeki belgelere dayanmak gerekli olsun? Çünkü bu çeþit belgeler tarih konusunda saðlýklý bir eser yazmak için gerekli olan somut verilerdir. Osmanlýlar bugünün medyasýna yönelik propaganda yazmamýþtýr. Osmanlý askerlerinin ve yetkililerinin raporlarý siyasal belgeler ya da halkla iliþkiler giriþimleri deðildi. Bunlar sorumluluk duygusu taþýyan insanlarýn kendi hükümetlerine doðru olduðuna inandýklarý þeyleri bildirmek üzere yazdýklarý gizli iç hizmet raporlarýydý. Bu raporlarý yazanlar zaman zaman yanýlmýþ olabilirler ancak bu insanlar asla yalan yazmýyorlardý. Osmanlý arþivlerinde bilerek kandýrmaca yapýldýðýna dair hiçbir ize rastlanmamýþtýr. Bunu Ermeni Milliyetçilerin yalan söyleme konusundaki kötü siciliyle kýyaslayýn. Nüfusla ilgili uydurma istatistiki bilgiler, söylemediði halde Mustafa Kemal’e atfedilen sözler, Talat Paþa’ya atfedilen sahte telgraflar, “Mavi Kitap” taki sahte raporlar, mahkeme kayýtlarýnýn kötüye kullanýlmasý ve hepsinden de kötüsü, Ermenilerce öldürülen Türklerden hiç bahsedilmemesi.

 

Türkler bu yanlýþ tarihi düzeltmek için neler yapabilir sorusuyla birçok kez karþýlaþtým. Bu konuda öneride bulunmaya çekiniyorum çünkü Türkler ne yapýlmasý gerektiðini zaten biliyorlar. Yapýlmasý gereken atalarý hakkýnda söylenen yalanlara karþý çýkmaktýr ki bunu da zaten yapýyorsunuz. Bu zorlu bir mücadeledir. Türkler hakkýndaki önyargýlar sizi engelliyor ve size karþý çýkanlar siyasal açýdan güçlü konumdadýr. Ancak, gerçek sizden yanadýr. Türklerin ve Türk Parlamentosunun Türkler hakkýnda söylenen yalanlara karþý koymak üzere birleþmeleri beni çok sevindirdi. Baþbakan Erdoðan ile meclisteki azýnlýk lideri Baykal’ýn bir süre önce bu konuda aralarýnda anlaþmalarý Türklerin harekete geçmekte olduklarýnýn kanýtýdýr. Tarih Kurumu’nun Ermeni bilim adamlarýyla görüþme ve tartýþmalar yapma giriþimi de Türklerin harekete geçmekte olduklarýnýn kanýtýdýr. Türk akademisyenler tarafýndan artýk bu konuda birçok kitap yayýnlanmakta oluþu da Türklerin harekete geçmekte olduklarýnýn kanýtýdýr. Þükrü Elekdað gibi insanlar gerçek uðruna mücalede vermektedir. Ben ve benim gibi uzun zamandan beri yalanlara karþý çýkmýþ olanlar yalnýz olmadýðýmýzý gördüðümüz için memnunuz.

 

Geçmiþte bazý  akademisyenler -ki bunlardan biri de bendim- Türk ve Ermeni tarihçilerinin bu konuyu çalýþan diðer araþtýrmacýlarla birlikte toplanarak Türklerle Ermenilerin tarihini araþtýrmalarýný ve tartýþmalarýný önerdi. Baþbakan Erdoðan ve Dr. Baykal bütün arþivlerin Ermeni Sorunu konusunda kurulacak bir ortak komisyona açýlmasý önerisinde bulundular. Yapýlmasý gereken iþte tam olarak budur. En önemlisi, Baþbakan Erdoðan ve Dr. Baykal bu sorunu tarihçilerin çözmesi gerektiðini ilan ettiler. Böylece Türklerin gerçeðin ortaya çýkmasýndan korkmalarý için bir neden olmadýðýný gösterdiler.

 

Akademik dürüstlüðün siyasete galip geleceðini ve Ermeni Milliyetçilerinin de tartýþmaya katýlacaklarýný ümidedelim. Ancak ben bunu yapacaklarýný sanmýyorum. Bir süre önce Minnesota Üniversitesi’nde “Ermeni Soykýrým Araþtýrmalarý Merkezi” denilen bir yerde bir konferans verdim. Dr. Akçam orada ders vermektedir. Davetli olduðu halde kendisi konferanslarýma gelmedi. Aslýnda hiçbir Ermeni konferanslarýma gelmedi. Bunun yerine baþkalarýnýn konuþacaðýmdan haberleri olmasýn diye, konferans ilanlarýnýn tümü asýldýklarý yerlerden yýrtýlýp atýldý.

 

Bu akademisyenlere yakýþýr bir yaklaþým deðildir. Bu siyasal bir yaklaþýmdýr. Ermeni Milliyetçileri kendi ideolojilerine akademisyenlerden bir itiraz gelmezse, bu siyasal mücadeleyi kazanmýþ olacaklarýna hükmetmiþler. Bu yüzden sadece Türklerin soykýrým yapmýþ olduðunu söyleyen Türklerle görüþüyorlar. Bu gibi Türkler Amerikan ve Avrupa basýnýnda “Türk akademisyenleri” olarak tanýmlanýyor. Yani okuyucularda Türk akademisyenlerinin soykýrým iddialarýna inanmakta olduklarý izlenimini yaratmak için özenle çaba harcanýyor. Okuyuculara Türk hükümetinden baþka kimsenin soykýrým olduðunu inkar etmediði izlenimi veriliyor.

 

Bunun doðru olmadýðýný biliyoruz. Her yýl Türkiye’de sadece “Ermeni soykýrýmý”ný reddetmekle kalmayýp Ermenilerin Türklere yaptýðý zulmü de belgeleyen birçok kitap ve makale yayýnlanýyor, konferanslar düzenleniyor. Ermeniler tarafýndan katledilmiþ masum Türklerin toplu mezarlarý ortaya çýkarýlýyor. Ölen Türklerin anýsýna müzeler açýlýyor ve anýtlar dikiliyor. Osmanlý arþivlerindeki belgeleri görmüþ ya da Ermeni Sorununa iliþkin Türkler tarafýndan yazýlmýþ kitaplarý okumuþ olan tarihçiler soykýrým iddiasýný kabul etmiyor. Savaþ sýrasýnda birçok Ermeninin Türkler tarafýndan ve bir o kadar da Türkün Ermeniler tarafýndan  öldürüldüðünü biliyorlar. Bunun soykýrým deðil savaþ olduðunu biliyorlar.

 

Benim ülkemde ve Avrupa’da neden onca insan Ermeni Milliyetçilerinin görüþlerini benimseyen küçük bir Türk grubunun Türk bilim dünyasýný temsil ettiðine inaniyor? Neden söz konusu Türklerin Türk profösörlerinin gerçek inançlarýný dile getirdiklerine inanýlýyor? Bunun sebebi kýsmen ön yargýlardýr. Türklere karþý ön yargýlar o kadar uzun zamandan beri varolmuþtur ki, insanlar kolayca Türklerin suçlu olduklarýna inanabilmektedir. Ancak baþka bir neden daha var: Avrupa ve Amerika’da pek az insan bu konuda gerçek Türk akademisyenlerin eserlerinin varolduðunu biliyor.

 

Günümüzde Türkiye’de Ermeni Sorunu konusunda mükemmel kitaplar yazýlmaktadýr. Bildiðiniz gibi Türkler çok uzun (fazla uzun) bir süre Türk-Ermeni iliþkilerinin tarihini incelemediler. Artýk bu durum deðiþti. Modern Türkiye’de Ermeni Sorunu konusunda yapýlan çalýþmalarý görenlerin etkilenmemeleri mümkün deðil. Tarih Kurumu’nun bu konuda baþý çekmesi gerekirdi ve bunu da yapýyor. Tabii Türk tarihinin sadece Türk tarihçilerince yazýlmasý gerektiðini söylüyor deðilim. Ama Türkiye tarihi konusunda çalýþan baþlýca tarihçiler Türk olmalýdýr. Bu sizin ülkeniz ve sizin tarihiniz. Sorun artýk Türkiye’de tarih konusunda yazýlmakta olan mükemmel eserleri ve Türk tarihine iliþkin belgeleri diðer ülkelerin akademisyenlerine, siyaset adamlarýna ve kamuoyuna ulaþtýrabilmektir. Sorun þu ki; Türk tarihçileri doðal olarak kitaplarýný Türkçe yazýyorlar ve Avrupalýlarla Amerikalýlar da Türkçe bilmiyor.

 

Türkiye’nin tarihini yazanlar Türkçe yazýlarý okuyabilmeli midir? Evet, tabii ki Türkçe yazýlmýþ yazýlarý okuyabilmelidirler. Bu kiþiler Türk tarihi konusunda Türkçe yazýlmýþ pek çok kitabý okuyabilmeli midir? Tabii ki evet. Kendileri bu konuda bir þey yazmaya baþlamadan önce ilgili bütün taraflarýn ve bu arada Türklerin görüþlerini anlayabilmeli midirler? Evet, çünkü bu bir bilim adamýnýn görevidir. Her zaman böyle mi davranýyorlar? Hayýr. Özellikle sözde “Ermeni Soykýrýmý”ný anlatan kitaplarýn büyük kýsmý bu konudaki modern Türk eserlerine deðinmemektedir. Bunun yanlýþ olduðunu söylemenin faydasý yok. Akademisyenlere Türkçe öðrenin demenin de faydasý yok. Öðrenmek istemiyorlar ya da öðrenemiyorlar. Haksýzlýk etmemek için þunu belirtmem lazým: Benim ülkemde Türk dilinin öðretildiði çok az sayýda yer var. Tek çözüm Türkçe kitaplarýn yabancý dillere özellikle bütün dünyada anlaþýlabilmesi için Ýngilizceye çevrilmesidir. Ýlk adým atýlmýþ, aslý Türkçe olan birçok deðerli kitap tercüme edilmiþtir. Bunlar arasýnda Esat Uras’ýn artýk eskimiþ olsa da mükemmel yazýlmýþ tarihi, Türk Parlamentosu’nun bir süre önce Ermeni Sorunu konusunda yayýnladýðý kitap, Türk Dýþiþleri Bakanlýðýnca yazýlan tarih, muteveffa Kamuran Gürün’ün yazdýðý “Armenia File”, Orel ve Yuca’nin yazdýðý “Talat Pasha Telegrams” ve birçok baþka eser bulunmaktadýr. Bunlarýn arasýnda muhtemelen en deðerlisi Genelkurmay, Osmanlý Arþivleri, Tarih Kurumu ve Dýþiþleri Bakanlýðýnca tercüme edilerek basýlan Ermeni Sorunu’na iliþkin Osmanlý belgeleri dizisidir. Ancak bunlardan daha pek çoðuna ihtiyaç var. Bunlar o kadar çok ki burada saymak mümkün deðil. Ancak Kazim Karabekir’in ve Ahmet Refik’in anýlarýnýn bile daha tercüme edilmemiþ olduðunu kaydetmeden geçemeyeceðim.  Bütün bu kitaplarýn mümkün olduðunca geniþ bir okuyucu kitlesine ulaþtýrýlmasý gerekir. Bu kitaplar tercüme edilmelidir.

 

Ayrýca, tercüme edilecek kitaplar arasýnda Ermeni Sorunu ile ilgili deðilmiþ gibi görünen bazý konulardaki kitaplar da bulunmalýdýr. Örneðin, Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Birinci Dünya Savaþý’nýn askeri tarihini anlatan doðru, ayrýntýlý ve Avrupa dillerinden birine çevrilmiþ bir kitap bulunmamaktadýr. Varolan kitaplarda bazý yanlýþlar vardýr ve bu yanlýþlar sadece Ermenilerle ilgili deðildir. Örneðin Birinci Dünya Savaþý’ný ana hatlarýyla anlatan kitaplar generallerin isimlerini yanlýþ veriyor, birlikleri yanlýþ yerlere intikal ettiriyor, üstelik de Osmanlý stratejisini hiç anlamamýþ gibidir. Savaþtaki en önemli etkenlerden biri olan Türk askerinin inanýlmaz gücü ve dayanýklýlýðýndan nadiren söz ederler. Bu neden Ermeni Sorunu açýsýndan önemlidir? Bu etken önemlidir çünkü askeri durum anlaþýlmadan Ermeni isyanýnýn yarattýðý tehlike ve Ermeni tehcirinin nedenleri anlaþýlamaz. Osmanlý kaynaklarý Ermeni isyanýnýn Rusya’nýn askeri planýnýn temel öðelerinden biri olduðunu kanýtlýyor. Osmanlý kaynaklarý Ermeni isyanýnýn Rus zaferininin önemli bir parçasý olduðunu da kanýtlýyor, ve yine Osmanlý kaynaklarý Ermeni isyancýlarýn aslýnda Rus ordusunun askerleri olduðunu da kanýtlýyor. Türkiye’de Genelkurmay’ýn yayýnladýðý bir çok cilt ve ayrýntýlarla dolu tarih kitabý var. Bu kitaplar Osmanlýlarýn savaþlarýna ve Türk Baðýmsýzlýk Savaþýna iliþkin olaylarý doðru olarak anlatýyor. Osmanlýlarýn planlarý ve eylemlerini ortaya koyuyor. Bu kitaplar sadece Osmanlýnýn düþmanlarýnýn verdikleri bilgiler deðil, Osmanlý askerlerinin kendilerinin de verdikleri bilgiler esas alýnarak yazýlmýþtýr. Birinci Dünya Savaþý’ný inceleyen her tarihçinin bu kitaplari okumasý gerekir. Ancak bu kitaplar Türkçedir. Eðer Amerika ve Avrupa’da kullanýlacaklarsa Ýngilizceye çevrilmeleri gerekir.

 

Ayrýca, Amerika ve Avrupa’da öðretmenler ve öðrenciler için Türkiye konusunda daha doðru olarak ve dürüstçe yazýlmýþ daha fazla kitap olmasý gerekir. Türkiye’ye iliþkin ön yargýlar ancak gençlere doðrular söylenerek kýrýlabilir. Bir baþlangýç yaptýk. Ýstanbul Ticaret Odasý Amerikalý öðretmenler için ilk ayrýntýlý Türkiye kitabýný finanse etti. Daha birçok kitaba ihtiyaç var.

 

Ve nihayet günümüzdeki politikalara iliþkin yorumlar yapmak istiyorum. Bunu yapmamam gerektiðini düþünenler olabilir. Ben Türk deðilim ve bu kesinlikle Türkleri ilgilendiren bir sorun. Ben siyasal bilimci ya da siyaset adamý da deðilim. Ben tarihçiyim. Bu, temelde tarihi bir konu olduðu için bu sorundan bahsediyorum. Bir tarihçi olarak da herhangi bir grup ya da ülkeye kendi tarihi hakkýnda yalan söylemesi emredildiðinde öfkeleniyorum. Sözünü ettiðim siyasi sorun Avrupa’dan yükselen sestir. Türkiye’nin Avrupa Birliði’ne girebilmek için “Ermeni Soykýrýmý”ný kabul etmesi gerektiðini söylüyorlar. Türk tarihine iliþkin bir yalanýn doðru olarak kabul edilmesinin Avrupa Birliði’ne ya da Türkiye’ye bir yarar saðlayacaðýna inanabilen birilerinin çýkmasý beni kýzdýrýyor. Ben biliyorum ve inanýyorum ki sizler de biliyorsunuz, böyle bir þey durumu çok daha kötüleþtirir.

 

Bugün Ermeni Milliyetçileri Avrupa parlamentolarýnda ve ABD Kongresi’nde þunu ilan ediyorlar: Türkiye’nin sadece soykýrýmýn vuku bulmuþ olduðunu kabul etmesini istiyoruz, ondan sonra herþey iyi olacak. Bir süre önce görüþtüðüm bir Amerikalý yetkili bana þöyle demiþti: Türkler “Evet, yaptýk, afedersiniz” demeli ve sonra bu konuyu unutmalýlar. Ona Türklerin soykýrým yapmýþ olduklarýna inanýp inanmadýðýný sordum. Bunu bilmediðini ve umursamadýðýný söyledi. Ona Türklerin bu þekilde babalarý ve büyükbabalarý hakkýnda asla yalan söylemeyeceklerini söyledim. O da bana çok saf olduðumu söyledi. Bence saf olan kendisiydi çünkü Ermeni Milliyetçilerinin bir özürle yetineceklerine inanýyordu.

 

Ermeni Ýddialarý

 

Yüzyýlý aþkýn bir süreden beri Ermeni Milliyetçilerinin planý deðiþmemiþtir. Bu, bu bölgelerde yaþayan halklar bunu istesin ya da istemesin, Doðu Anadolu ve Güney Kafkasya’da bir Ermenistan yaratma planýdýr. Ermeni Milliyetçileri planlarýný açýkça anlatmaktadýrlar. Birinci adýmda Türkiye Cumhuriyeti “Ermeni Soykýrýmý”nýn gerçekleþmiþ olduðunu kabul edecek ve özür dileyecek. Ýkincisi, Türkler tazminat ödeyecekler. Üçüncüsü, bir Ermeni Devleti kurulacak. Ermeni Milliyetçileri bu devletin sýnýrlarýný kesin ve ayrýntýlý bir biçimde çiziyorlar. Gördüðünüz harita Taþnak Partisi’nin ve Ermenistan Cumhuriyeti’nin programýna dayanarak çizilmiþtir ve Ermeni Milliyetçilerinin üzerinde hak iddia ettikleri yerleri göstermektedir. Bu harita ayrýca Türkiye’den istenen topraklarý ve dünyadaki Ermeni nüfusu göstermektedir.




HARÝTA 5 ERMENÝ MÝLLÝYETÇÝLERÝN TOPRAK TALEPLERÝ

Eðer Ermenilere istedikleri verilecek olsa ve dünyadaki bütün Ermeniler Doðu Anadolu’ya gelecek olsalar; yine de Doðu Anadolu’daki Ermeni nüfusu bugün Doðu Anadolu’da yaþayan Türk vatandaþlarýnýn sayýsýnýn ancak yarýsý kadar olacaktýr.

 

Doðal olarak California, Massachusetts ve Fransa’da yasayan Ermeniler arasýndan Doðu’ya gelmek isteyen çok sayýda insan asla çýkmayacaktýr. Bu yeni “Ermenistan”ýn nüfusunun en iyi ihtimalle ancak dörtte biri Ermeni olacaktýr. Böyle bir devlet uzun süre varlýðýný sürdürebilir mi?  Evet, sürdürebilir, ama bu ancak Türkler sýnýrdýþý edilirse mümkün olabilir. Ermeni Milliyetçilerinin 1915’teki politikasý buydu, gelecekteki politikalarý da bu olacaktýr.

 

Ermenilerin iddialarýný çok iyi anlamamýz lazým. Bu iddialar tarihi temel almýyor çünkü 900 yýldan beri Doðu Anadolu’da hüküm süren Ermeniler deðil. Bu iddialar kültür esasýna dayalý da deðil çünkü Ruslar gelip de barýþý tümüyle yoketmeden önce Ermenilerle Türkler ayný kültürü paylaþýyorlardý. Ermeniler Osmanlý sistemine uyum saðlamýþtý ve çoðunluðu Türkçe konuþuyordu. Türklerle ayný yemekleri yiyor, ayný müziði paylaþýyor ve benzer evlerde oturuyorlardý. Ermeni iddialarý kesinlikle demokrasi inancýna da dayanmýyor çünkü Ermeniler yüzyýllardan beri Doðu Anadolu’da çoðunlukta deðildi ve bugün oraya gitseler yine ancak küçük bir azýnlýk oluþturabilecekler. Onlarýn iddialarý milliyetçi ideolojiye dayanýyor. Bu ideoloji ise hiç deðiþmiyor. 2005’te ne ise 1895’te ve 1915’te de oydu. Tarihi ve orada yaþamakta olan insanlarýn haklarýný bir kenara býrakarak Türkiye’nin doðu bölgesinde bir “Ermenistan” olmasý gerektiðine inanýyorlar.

 

Tarih þunu öðretiyor: Türkler gerçeði unutup Ermeni soykýrýmýnýn gerçekleþtiðini söylerlerse, Ermeni Milliyetçileri iddialarýndan vazgeçmeyecekler. Türkler iþlemedikleri bir suç için özür dilediler diye Erzurum ve Van üzerinde hak iddia etmekten vazgeçmeyecekler. Hayýr. Çabalarýný daha da arttýracaklar. “Türkler soykýrým yaptýklarýný kabul ettiler. Þimdi suçlarýnýn bedelini ödemeleri lazým” diyecekler. Þimdi Türkiye’yi eleþtirerek Türkiye’nin soykýrýmý kabul etmesi gerekir diyenler o zaman da Türklerin tazminat ödemesi gerektiðini söyleyecekler. Ondan sonra da Türklerin Erzurum, Van, Elazýð, Sivas, Bitlis ve Trabzon’u Ermenilere vermesi gerektiðini söyleyecekler.

 

Türklerin bu baskýya boyun eðmeyeceklerini biliyorum. Türkler bunu yapmayacaklar çünkü bunun yanlýþ olacaðýný biliyorlar. Giriþ ücreti olarak sizden yalan söylemenizi isteyen bir örgüte üye olmak nasýl doðru olabilir? Hangi dürüst insan kendisine “Ancak babanýn katil olduðu yalanýný söylersen bize katýlabilirsin,” diyen bir örgüte girer?

 

Avrupa Birliði’nin Ermeni Milliyetçilerinin isteklerini reddedeceðini umuyor ve buna güveniyorum. Ümidederim ki Ermeni Milliyetçilerinin Avrupa’nýn iyiliðini düþünmediklerini anlayacaklar. Zaten Avrupa Birliði’nin istekleri ne olursa olsun Türklerin onuruna inanýyorum. Türkleri tanýdýðým kadarýyla gerçekte olmadýðý halde Ermeni Soykýrýmý’nýn vuku bulmuþ olduðunu asla söylemeyeceklerdir. Biliyorum ki, dürüstlüðün bedeli ne olursa olsun, Türkler iþlemedikleri bir suçu itiraf etmeleri yolundaki taleplere direneceklerdir. Türklerin dürüstlüðüne inanýyorum. Türklerin tarih konusunda yalan söylemeyeceklerini biliyorum. Biliyorum ki Türkler asla babalarýnýn katil olduðunu söylemeyecekler. Türklere güveniyorum.

 

 

 

 

 

 ----------------------
* Louisville Üniversitesi Öðretim Üyesi -
- ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 16-17, Kýþ 2004-Ýlkbahar 2005
    ï¿½ï¿½eri�e Yorum Yaz    Yazd�r    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Hen�z Yorum bulunmamaktad�r.


 
 
ERAREN - Ermeni Ara�t�rmalar� Enstit�s�

Bu site en iyi 1024 x 768 �z�n�rl�kte g�r�nt�lenir.