AnasayfaÝletiþim
  
English



E-B�lten �yeli�i

G�nl�k b�ltenimize �ye olmak i�in a�a�daki alanlar� doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERG� SAYILARI

Terörizm Kavramý Açýsýndan Ermeni Terörü ve Genel Nitelikleri

Doç. Dr. Yücel ACER*
ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 8, Kýþ 2003

 

 

Abstract: This paper argues vague definitions of terrorism and differences between terror definitions and its practices. In the midst of unclear definitions, the Armenian terrorism was/is speculated differently according to personal and ideological preferences. Confusion between the national movement and terrorism, which is open for abuse, creates a delicate situation. Since the beginning of the Armenian political movement in the Ottoman Empire, the Armenians acted terror to reach their ultimate goals. The Armenian terror, in international form, against the Turks continued in the Republican era. Between the years 1973 and 1985, the Armenian terror abroad victimized many and cost some forty-five human casualties.

Keywords: Armenian Question, Terror, Armenian Terrorism, Definition of Terror, International Terror, Armenekan, Dashnak, ASALA.

Anahtar Kelimeler: Ermeni Sorunu, Terör, Ermeni Terörü, Terör Tanýmý, Uluslararasý Terör, Armenekan, Taþnak, ASALA.

GÝRÝÞ

Osmanlý Devleti’nin kendine has millet sistemi etnik esastan ziyade din ve mezhep esasýna dayanmakta idi ve Ermeniler dahil gayrimüslim gruplara kendi içlerinde önemli bir oranda örgütlenme ve kendi toplumlarýna iliþkin iþleri idare etme imkaný saðlanmaktaydý. Bu baðlamda, Ýstanbul’un fethini takiben Fatih Sultan Mehmet 1461 yýlýnda Osmanlý egemenliði altýnda bulunan Ermenilerin kendi patrikhanelerini kurulmalarýna izin vermiþ ve sonuçta patrikhaneler vasýtasý ile birçok iþlerini idare etme ve dini ve kültürel ayrýcalýklardan yararlanma olanaklarýný baþlatmýþtýr.[1]

Bu pozitif tabloya raðmen Osmanlý’da bir ‘Ermeni Sorunu’nun ortaya çýktýðýný görmek oldukça þaþtýrýcý bir durum olsa gerek. Þüphesiz ki bu þaþýrtýcý durumun kendine özgü sebepleri mevcuttur. Bunlarýn bir çoðu, sorunun ortaya çýktýðý dönemin özellikleri ile sýký sýkýya iliþkilidir. 19. yüzyýl, Osmanlý Devleti’nin gerileme ve yýkýlma dönemlerini ve bu nedenle de yükselen güçlerin, özellikle de Batýlýlarýn yoðun müdahalelerine maruz kalýþýný simgelemektedir.[2] Zayýflamýþ olmanýn azýnlýklar için huzursuzluk çýkarýlacak doðal bir ortam yaratacaðý gerçeði bir yana, Osmanlý’nýn mirasý üzerinde paylaþým mücadelesine giriþmiþ devletler için de bu potansiyel huzursuzluk unsurlarýný kullanarak,

karýþýklýðý daha da aðýrlaþtýrmak þansý doðurduðu vurgulanmalýdýr.[3]

Bu nedenlerle, Osmanlý’da Ermeni sorununun gerisinde yatan temel unsurun, Batýnýn müdahalelerinden kaynaklanan kýþkýrtma ve kullanmalar olduðu Türk tarihçiler arasýnda yaygýn görüþü oluþturmaktadýr. [4] Belirtildiði gibi, o dönemde hýz kazanan milliyetçilik akýmýnýn da bir diðer önemli unsur olduðunu belirtmek gerekir. Bu akým, özellikle Osmanlý Ermenileri arasýnda, Osmanlý’nýn doðu topraklarýný da içine alan baðýmsýz bir Ermenistan kurma hedefini yaratmýþtýr.[5]

Ancak Ermeniler, bu büyük amaçlarýný gerçekleþtirmek için Osmanlý toplumu içerisinde çoðu kez sivil halka yönelik þiddet eylemlerini bir araç olarak seçmiþlerdir. Ýþte bu noktada, bu gün iki toplum arasýnda oluþtuðu kuþku götürmez bir husumetin ve hatta düþmanlýlýðýn kývýlcýmý ateþlenmiþtir. Ortaya çýkan þiddet sarmalý, 1920’lerden 1980’li yýllarýn ortalarýna kadar Türkiye Cumhuriyeti’ne de yönelmiþ ve kýsmen Ermeni soykýrýmý iddiasýna dayandýrýlan bir “intikam” kavramý ile meþrulaþtýrýlmaya çalýþýlmýþtýr. Sonuçta günümüzde “Ermeni terörü” kavaramý, “Ermeni sorunu” kavramý kadar tanýnýr hale gelmiþtir.[6]

Fakat, Ermeni terörünün en yoðun olduðu dönemlerde dahi bu eylemlerin “terör” kavramý ile tanýmlanamayacaðý özellikle Ermenilerce sýk sýk dile getirilmiþtir.[7] Bu iddialarýn yanký getirmesinin gerisinde, Ermenilerin kendi eylemlerini “meþrulaþtýran” sebepler öne sürmelerinin yanýnda terör kavramýnýn hala yaygýn kabul gören bir hukuksal tanýmýnýn yapýlamamýþ olmasýnýn da etkisi büyüktür. Bazýlarýnýn “terörizm” ve “terörist” diye nitelediklerini, baþkalarý “özgürlük savaþý” ve “özgürlük savaþçýsý” olarak nitelendirilmektedir.[8]

Çalýþmamýzda terörizm kavramý üzerine uyuþmazlýk noktalarý ve terörizm kavramýnýn temel özellikleri incelendikten sonra Ermenilerce gerçekleþtirilen ayaklanma, saldýrý, yaralama ve öldürme türünden þiddet içeren eylemler genel hatlarý ile hatýrlatýlacaktýr. Sonuçta, Ermeni terör eylemlerinin hukuksal olarak deðerlendirildiðinde terörizm kavramý çerçevesinde ne tür özellikler gösterdiði ortaya konabilecektir.

TERÖRÝZM

1. Niçin Bir Taným?

Terörizmin yüzyýllar öncesine dayanan uzun geçmiþine raðmen terörizm olarak nitelenen eylemlerin bir önceki yüzyýl içerisinde sayýca önemli bir artýþ ve nitelikçe önemli deðiþiklikler gösterdiði de bir gerçektir.[9] Öte yandan, bu türden faaliyetler çoðu kez bir ülkenin siyasi sýnýrlarýný aþarak günümüzde bütün dünyanýn ortak meselesi haline de gelmiþtir. Bu nedenle, devletlerin çoðunluðunun üzerinde anlaþtýðý hukuksal bir “terörizm” tanýmýnýn önemi büyük oranda terörizme karþý ulusal veya uluslararasý boyutta yürütüleceketkin bir mücadele gereðinden kaynaklanmaktadýr. Daha ileride deðinileceði gibi, günümüze kadar, terörizmin önlenmesine iliþkin geniþ katýlýmlý bazý uluslararasý sözleþmeler de oluþturulmuþtur.

Fakat terörizme karþý yürütülecek mücadelenin ve bu yöndeki hukuksal yükümlülüklerin pratikte bir þey ifade edebilmesi için gereken en temel þart, bu eylemi herkesin ayný þekilde tanýmlamasý, yani her ülkenin üzerinde anlaþtýðý bir terörizm tanýmýnýn oluþmuþ olmasýdýr. Böylelikle, teröristleri cezalandýrmayý gerçekten isteyen devletlerin hukuksal boþluklardan dolayý etkisiz kalmalarý önlenebilecektir. Öte yandan, sempati duyduklarý “terörist gruplarý” cezalandýrmak istemeyen ülkelerin de bu yükümlülükten kaçmalarý zorlaþacaktýr.

En az bunlar kadar önemli bir baþka neden ise, genel bir terörizm tanýmýnýn yokluðunun, hukukun terörist gruplara yönelik caydýrýcý etkisini yitirmesine yol açmasýdýr. Terörizmi terörizm olarak tanýmlamayan ülkeler var oldukça, bu faaliyetleri gerçekleþtirenler için her zaman sýðýnýlacak güvenli bir mekan (safe heaven) mevcut olacaktýr. Bu durum, eylemcilerin eylemlerini, hukuk baskýsý olmadan rahatça ve hatta artýrarak yapmalarýna ortam saðlayacaktýr.

2. Terör Kavramýnýn Tanýmý Üzerine Karmaþa ve Sebepleri

Ancak, terörizm kavramýnýn tanýmý üzerinde günümüzde hala bir fikir birliði mevcut deðildir.[10] Bu nedenle, devlet otoritesi dýþýndaki birimlerin þiddet içeren bütün eylemlerinin mi, yoksa bunlar arasýnda yalnýzca belirli niteliklere sahip olanlarýnýn mý terörizm sayýlacaðý hukuksal olarak hala belirginleþmiþ deðildir. Taným üzerinde hala bir antlaþma oluþamamýþ olmasýnýn doðrudan bazý nedenleri vardýr. Bunlardan birisi, þiddet içeren bir eylemin neredeyse sadece amacýnýn ön plana çýkarýlmasýdýr. Bundan maksat, sempati duyulan bazý gruplarýn eylemlerini meþrulaþtýrmak olarak kendini göstermektedir.

Ancak bu vurgu pratikte önemli sonuçlar yaratmaktadýr. Öncelikle, demokratik sistemle yönetilen kimi devletlerin düþünce ve ifade özgürlüðü çerçevesinde bir miktar þiddet içerse dahi siyasal nitelikli eylemlere gösterdiði tolerans, amaç dolayýsý ile oluþan yakýn iliþki sonucu ya kasten, ya da kaçýnýlmaz olarak kimi terörist nitelikli suçlara da yönelebilmektedir. Örneðin birçok devletin yasal düzenlemeleri siyasi suçlarý (political offences) iade dýþý tutmaktadýr. Veya, ülkelerin kendilerine sýðýnmýþ insanlara siyasi sýðýnma hakký tanýrken daha çok politik suçlu olup olmadýklarýna bakmalarý, bu kez teröristlerin bu devletlerce himaye edilmesi ile sonuçlanmaktadýr.

Öte yandan, amaca yapýlan vurgu terörizm ile siyasal suçlar arasýndakine benzer bir biçimde terörizm ile ulusal kurtuluþ mücadeleleri arasýnda da bir ayrým karmaþasýnýn yaþanmasýna neden olmakta. Gerçekten de, týpký bazý siyasi suçlarda olduðu gibi, geleceðini tayin etme (self-determinasyon) hakkýna dayanan ulusal kurtuluþ mücadelesi türünden eylemlerde de, kimi devletlerce haklý bulunan amaç yada amaçlara rastlanmaktadýr. Sonuçta, bir kesimin “terörizm” dediðine diðeri “ulusal kurtuluþ hareketi” (national liberation movement) veya bir kesimin “terörist” dediðine diðeri “özgürlük savaþçýsý” (freedom fighter) diyebilmektedir.

Terörizmin farklý tanýmlara muhatap olmasýnýn bir ikinci temel nedeni, terörizmle diðer bazý eylemeler arasýnda nitelikleri açýsýndan da benzerliklerin bulunmasýdýr. Özellikle ulusal kurtuluþ mücadeleleri ve terörizmin yöneldikleri hedefler ve kullandýklarý yöntemler çoðu kez yakýn benzerlikler göstermektedir.[11] Kurtuluþ mücadelelerinde ve terörizmde hedef daima kurulu otorite ve onunla iliþkin kurum ve kiþilerdir ve kullanýlan yöntemler çoðu kez þiddet içerir.

Öte yandan devletin þiddete baþvurduðu durumlarda, nitelik benzerliði nedeni ile bu tür eylemlerle terörizm arasýnda bir ayrým güçlüðü doðmaktadýr.[12] Bu durumda, eylemi devletin yapýyor olmasý bu eylemlerin terörizm tanýmý içerisine alýnmamasý gerektiði gibi bir eðilim doðurmaktadýr.

Terörizmin tanýmýndaki karmaþanýn üçüncü sebebi ise özellikle amaç açýsýndan bakýldýðýnda terörizmin günümüzde iyice karmaþýk bir hal almasýdýr. Kimi terörist eylemler doðrudan bir devlet otoritesini yýkmaya yada zayýflatmaya ve yeni bir sistem kurmaya yönelik, kimi eylemler ayrýlýkçý olabiliyor. Veya bazý terörist gruplarýn eylemleri sadece belirli haklarýn kabul edilmesini saðlamaya yönelmiþ de olabilir. Hatta, terörist eylemler, tamamen devletin dýþýnda, nihai bir hedefe de yönelmiþ olabilir. Örneðin terör etkinlikleri, belirli bir toplumsal gruba zarar vermek yada ortadan kaldýrmak yada büyük bir þirketi zayýflatmak, ya da ortadan kaldýrmak gibi kamusal otorite dýþý nihai hedeflere de yönelebilmektedir.

Terörizm tanýmýný güçleþtiren unsurdan sonuncusu ise, özellikle medyanýn 'terörizm' yada 'terörist' kavramlarýný çoðu kez titiz bir inceleme yapmadan kullanma rahatlýðý göstermeleridir. Her ne kadar bu unsur, daha önceki sebeplerle iliþkili olabilecek, hatta onlarýn bir sonucu olarak görülebilecekken, sadece bilgisizlik ve özensizlik, yanlýþ kullanýmlara yol açmakta ve sonuçta terörizmin bir tanýmýnýn yapýlmasýnda zorluklar oluþturmaktadýr.

Terörizmle kimi eylemler arasýnda yukarda belirtilen amaç ve nitelik açýsýndan benzerlikler ve diðer bazý özel sebepler ýþýðýnda, devletler ya da kiþiler bu sebepler sonucu objektif-genel geçer bir tarif yapmakta zorlanmakta ya da bu sebepler sonucu ortaya çýkan girift durumu da kullanarak kasýtlý olarak terörizm tanýmlamalarýnda tercihli yollar seçmektedirler. Ermeni terörünün tarihi, bu tür zafiyetlerden doðan unsurlarla doludur. Ermeni terörizminin bu açýlardan niteliðini incelemeden önce Ermeni þiddet olaylarýna bir göz atmak gerekmektedir.

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE ERMENÝ KÖKENLÝ ÞÝDDET EYLEMLERÝ

1. Osmanlý Dönemi

Osmanlý Ermeni toplumunun 1800’lü yýllarýn baþýnda Ermenilerin Osmanlý Devleti'nde bir sorun haline gelmeye baþlamasýnýn en somut göstergesi, Ermenilerce kurulan dernek ve cemiyetlerin gerçekleþtirdikleri terör eylemleri olmuþtur. Eylemleriyle Osmanlý Devleti’ni parçalayamayacaklarýnýn farkýnda olan Ermeni gruplarý Batýlý büyük devletlerin dikkatini çekerek onlarýn Osmanlý Devleti’ne müdahalesini ve Osmanlý Ermenilerine yardýmlarýný saðlamayý amaçlamýþlardýr. Bunda da baþarýlý olmuþlardý.

Rusya, Küçük Kaynarca Antlaþmasý’ndan kaynaklanan “Osmanlý Hýristiyanlarý’nýn hamiliði” sýfatý ile bu türden müdahalelerini resmen yapabiliyordu. 1877–78 Osmanlý-Rus Savaþý’ndan sonra yapýlan Berlin Antlaþmasý ile Osmanlý Ermenileri uluslararasý bir sorun haline gelmiþ ve Batýlý devletlerin antlaþmayý istismarlarý sonucu direkt müdahalelerine yasal zemin oluþturmuþtur.[13]

Ermenilerin, hem sorunu gündemde tutup dýþ müdahale ve destek saðlamak hem de kendileri açýsýndan mücadeleyi devam ettirmek için çeþitli karýþýklýklar yaratmalarý, bu dönemler boyunca sürekli karþýlaþýlan bir durum olmuþtur.[14] Bu olaylarýn bir kýsmý münferit nümayiþler, bir kýsmý toplu isyanlar, bir kýsmý ise cinayet ve suikastlar þeklinde kendisini göstermiþtir. Halka açýk yerlere bomba konulmasý, resmi görevlilerin öldürülmesi, kurbanlarýn vücut organlarýnýn kesilmesi, sabotajlar, hýrsýzlýklar ve benzeri eylemlerin izlerini Ýngiliz dokümanlarýndan da takip etmek mümkündür.[15]

Bu olaylarýn gerisindeki yapýlanma ise çoðunlukla Ermenilerce Osmanlý topraklarý dýþýnda yada içinde kurulan cemiyet ve derneklerdi. 1878’de Van’da Kýzýl Haç derneði, 1881’de Erzurum’da Anavatan Müdafileri (Pashtpan Haireniats) derneði, 1885’de Van’da Ýhtilalci Ermenistan Partisi kurulmuþtu. 1890 yýlýnda ise adý daha fazla duyulacak olan Taþnaksutyan (Tiflis Ermeni Ýhtilal Federasyonu) kuruldu. Amacý, ihtilalci çeteler kurmak, halký silahlandýrmak, hükümet yetkililerine ve Ermeni muhbirlere karþý eylem düzenlemek ve sonuçta Ermeni baðýmsýzlýðýný saðlamaktý.[16] Baþlangýçta hayýrdernekleri olarak ortaya çýkmýþ Osmanlý’daki Ermeni dernekleri, sonuç olarak kýsa süre içerisinde yukarýda bahsedilen olaylarýn merkezleri haline gelmiþlerdir.

Þiddet eylemleri yapýlanmasý içerisinde Ermeni kiliselerinin rolü de oldukça önemli bir yer tutmaktaydý. Denilebilir ki, Ermeni meselesinin teþekkülünde hareket noktasý patrikhane, kiliseler ve okullardan baþlamakta ve cemiyetler, komiteler, terör gruplarý ile devam etmektedir.[17] Her isyanda Batýnýn yansýra patriklerin ve papazlarýn da desteði ve rolü mevcuttur.[18]

Ermeni sorununun ortaya çýkmasý ve alevlenmesinde bu tür teþkilatlarýn ve kiliselerin rolü somut bir çok kýþkýrtma ve kanlý olaylarla kendini göstermiþtir. 1800’lü yýllarýn sonu, Ermeni sorununun artýk somut olaylara dönüþtürüldüðü ilk yýllar olmuþtur. 1882 ile 1904 yýllarý arasýnda 38 büyük çaplý Ermeni olaylarýndan ve isyanlarýndan bahsetmek kolaylýkla mümkündür. Bulardan yaklaþýk 31 tanesi Birinci ve Ýkinci Sasun Ýsyanlarý (1894, 1897),[19] Zeytun Ýsyaný (1895) ve Adana Ýsyaný (1909) gibi büyük çaplý isyanlarý da kapsayan Ermeni ayaklanmalarýdýr.[20]

Bunlarýn yaný sýra, yaralama ve öldürmelerle sonuçlanmýþ önemli büyüklükte birçok karýþýklýktan da bahsedilmesi gerekmektedir. 8 Aralýk 1882 tarihli Anavatan Müdafileri Olayý, Mayýs 1889 da Armenekan çeteleri ile çatýþma, Aðustos 1889 Musa Bey Olayý, 15 Temmuz 1890 tarihli Kumkapý nümayiþi, 1892–1893 tarihleri arasýndaki Merzifon, Kayseri ve Yozgat’ta cereyan etmiþ olaylar, 30 Eylül 1895 tarihli Babýali olayý ve 14 Temmuz 1896 tarihli ve Taþnak komitesince planlanan Osmanlý Bankasý baskýný bu tür olaylar arasýnda sayýlabilir.[21]

Daha spesifik olaylardan da bahsetmek mümkündür. 20 Haziran 1890’da Erzurum Saint Asalyan kilisesi aranýrken karþý konulmuþ ve iki subay ve bir jandarma eri þehit olmuþtur. Kilisede Rusya’dan getirilmiþ silahlar bulunmuþtur. 1894 yýlýnda Patrik Aþkýyan’a baþarýsýz suikast giriþimi olmuþtur. 25 Ekim 1895 Cuma namazýnda, Müslümanlara bir saldýrý yapýlmýþ ve çýkan olaylarda 200’e yakýn Müslüman ve Ermeni ölmüþtür. 1905’de II. Abdülhamit’e bir suikast giriþimi olmuþtur. 31 Mart Vakasý sonrasýnda, Ermeniler 1909 yýlý içerisinde Adana’da katliamlar gerçekleþtirmiþlerdir.[22] 1904 ve 1906 yýllarý arasýnda ise toplam 105 kiþi Ermenilerce gerçekleþtirilen suikastlarda öldürülmüþtür. Bunlararasýnda 32 tanesi muhbirlik yaptýðý iddia edilen Ermenilere, 32 tanesi öldürülen Rus ve Türk yetkililerine aittir.[23]

Birinci Dünya Savaþý boyunca Ermenilerin özellikle Türklere karþý eylemleri devam etmiþtir ve hatta yoðunluk kazanmýþtýr da denebilir. Zira, savaþ, Ermenilere, baðýmsýzlýk amaçlarýný gerçekleþtirebilmek için faaliyetlerini daha rahat yürütecek bir ortam saðlýyordu.[24] Osmanlý Ermenileri ordudan ayrýlýp sabotajlara ve çeþitli yerlerde isyan olaylarýna da giriþtiler ve savunmasýz kalmýþ, Osmanlý köy ve kasabalarýnda büyük çaplý öldürme ve talan eylemlerine baþladýlar.[25] Bu tarzdan katliamlar en fazla Van ve Bitlis ili sýnýrlarý içerisinde olmuþtur. Bu bölgelerde savaþ boyunca 300,000 ila 400,000 arasýnda Kürt’ün Ermenilerce katledildiði belirtilmektedir.[26]

2. Türkiye Cumhuriyeti Dönemi

Savaþtan sonra da Ermeni kökenli þiddet olaylarý devam etmiþtir. 6–13 Þubat 1919 da Erivan da yapýlan Batý Ermeni II. Kongresi’nde Talat, Cemil, ve Sait Halim Paþalar ile Dr. Nazým, Bahattin Þakir ve Cemil Azmi Beyler gibi Osmanlý idarecileri gýyabýnda yargýlanýp mahkum edilmiþiler ve bulunduklarý yerde öldürülmesi için çalýþmalar baþlatýlmýþtýr.

Bugünkü Ermeni terörizminin öncü birimi, 1920’lerde Batý Avrupa’da yaþayan birçok Osmanlý eski idarecilerine suikastlar düzenleyen Nemesis[27] adlý Taþnak alt örgütüdür.[28] Nemesis’in ilk kurbaný, 15 Mart 1921 de Berlin’de bir caddede yürürken vurularak öldürülen Osmanlý içiþleri eski bakaný Talat Paþa’dýr.29 9 ay sonra (6 Aralýk 1921) Osmanlý dýþiþleri eski bakaný Sait Halim Paþa, Roma’da bir Ermeni tarafýndan katledildi.[30] Eski Jön Türk yetkililerinden Bahattin Þakir Bey ve Cemal Azmi Bey, 17 Nisan 1922’de Berlin’de öldürüldü. Bundan birkaç ay sonra Cemal Paþa, iki Ermeni tarafýndan 21 Temmuz 1922’de yaverleri Binbaþý Nusret ve Teðmen Süreyya Bey ile birlikte Tiflis’te öldürüldü.[31] 26 Eylül 1923’te Amerika Ermeni Baþpiskoposu Leon Tourian, bir ayin sýrasýnda New York’ta öldürülmüþtür.

Fakat, Ermeni terörünün þiddetlenmeye baþladýðý yýllar 1970’li yýllar olmuþtur. 1973’te münferit bir olay olarak baþlayan Ermeni kökenli terör eylemleri 1974’den sonra Türk dýþ temsilciliklerine, Türk Hava Yollarý bürolarýna, ve özellikle diplomatlara yönelmiþtir. Ermeni kökenli Kaliforniyalý Geourgen Yanikian, Los Angeles Türk Baþkonsolosu Mehmet Baydar ve yardýmcýsý Bahadýr Demir’i bir otel odasýnda vurarak öldürdü. Bu cinayetlerden sonra Ermeni terör örgütleri ASALA (Ermenistan’ýn Kurtuluþu Ýçin Ermeni Gizli Örgütü) [32] ve JCAG (Ermeni Soykýrýmý Adalet Komandolarý) terör eylemlerini baþlattý. 1975 Lübnan Ýç Savaþý ve duyarlý ortamýn etkisi ile de Ermeni þiddet eylemleri giderek arttý.

1973 yýlý ile 1985 yýllarý arasý dönemde, Türkiye sýnýrlarý dýþýnda Ermeni kökenli eylemlerde öldürülen kiþi sayýsýnýn toplam 45 olduðu belirtilmektedir. Öldürülen toplam Türk vatandaþý sayýsý 34’tür. Bunlardan 4’ü Türk büyükelçileridir. 6 tanesi baþkonsolos ya da konsolostur. Geriye kalanlar Türk diplomat yakýnlarý veya elçilik yada konsolosluk mensuplarýdýr. Öldürülen 45 kiþiden 11 tanesi ise yabancý uyruklu kiþilerdi. Fakat bunlardan bir kýsmý Türk elçilik ya da konsolosluklarýnda çalýþan memurlardýr.[33]

Ermeni terörü sadece Türklere yönelmiþ de deðildi. Ermeni terörünün baþlangýcýnda ilk yapýlan eylemlerden birisi 1975’de Ermenilerin Amerika’ya göçünü teþvik eden Dünya Kiliseler Birliði’nin Beyrut’taki bir bürosuna yapýlan saldýrýdýr. ASALA’nýn, Türkiye’nin dýþarýdaki diplomatik temsilcilerine yaptýðý saldýrýlýlar, 22 Ekim 1975’te Türkiye’nin Avusturya Büyükelçisi Daniþ Tunalýgil’in Viyana’da öldürülmesi ile baþlamýþtýr. Sadece iki gün sonra, 24 Ekim’de Fransa Büyükelçisi Ýsmail Erez ve þoförü Talip Þener, Paris’te öldürüldü. Saldýrýyý ASALA üstlendi.

1978 Kasým’ýnda, ASALA, “batýlý emperyalist devletler, Siyonizm, ve Türkiye’deki faþist rejimle” iliþkilerini sürdüren tüm devletlere yönelik bir deklarasyon yayýnlayarak bu hedeflere de saldýrmaya baþlamýþtýr.[34] Örneðin ASALA’ya atfedilen 171 saldýrýdan 70 tanesi Türkiye’ye diðerleri baþka ülkelere yöneltilmiþtir.[35] Ermeni terör eylemelerinin en çok cereyan ettiði ülkeler Fransa, Ýsviçre, Ýtalya, ve Lübnan dýr. Yunanistan, Rusya, Portekiz, Kanada, Ýspanya, Ýngiltere, Almanya, Danimarka, Belçika, Avusturya, Hollanda, Avustralya, Ýran ve Irak gibi ülkelerde de çeþitli sayýda Ermeni þiddet olaylarý gerçekleþtirilmiþtir. 1977–83 arasýnda Türkiye sýnýrlarý içerisinde 6 Ermeni kökenli þiddet olayý gerçekleþmiþtir ve bunlar arasýnda 7 Aðustos 1982 tarihinde 9 kiþinin öldüðü ve 72 kiþinin yaralandýðý Esenboða havaalanýna bombalý saldýrý da vardýr.

Özetlenen þiddete dayalý Ermeni eylemlerinin, kimilerinin özellikle 1980’li yýllarda iddia ettiði gibi gerçekten “terörizm sayýlmamasý” mümkün müdür? Þayet terörizm sayýlacaklarsa ne tür niteliklere sahiptirler? Bu iki önemli sorunun cevabý günümüzde terörizm kavramýnýn kazandýðý özellikler çerçevesinde incelenmelidir. Ama önce, günümüzde terörizm kavramýnýn ne ifade ettiði incelenecektir.

TERÖRÝZM VE ULUSLARARASI TERÖRÝZM KAVRAMLARININ TANIMI

1. Çeþitli Terörizm Tanýmlarý

Terörizm kavramýnýn tanýmý üzerinde genel bir uzlaþmanýn henüz tam olarak saðlanamadýðýný daha önce belirtmiþtik. Fakat bu durum, terörizmin tanýmlanmasý yönünde önemli hiçbir ilerleme saðlanamamýþ ya da ortaya belirli bir terörizm tanýmý çýkmamýþ olduðunu ifade etmez. Bilakis, bir kýsým unsurlarý dýþýnda terörizmi oluþturan unsurlar üzerinde önemli bir fikir birliðinin mevcut olduðu söylenebilir.

Terörizm kavramlarýnýn tanýmlanmasý konusunda uluslararasý alanda günümüze kadar yaþanan geliþmelere girmeden önce üzerinde kýsaca durulmasý gereken konu, yukarýdaki kavramlarýn linguistik olarak kökünü oluþturan “terör” kavramýdýr. Kýsaca belirtmek yeterli olacaktýr ki, terör kavramý Latince bir kavram olup kýsaca korku ve dehþet manalarýna gelmektedir.[36] Dolayýsý ile, insanlar üzerinde, hatta tek bir insan üzerinde dahi korku, endiþe, þiddet yaratan herhangi bir münferit eylemi terör olarak nitelemek mümkündür.

Fakat, terör ve terörizm arasýndaki kök-türev iliþkisi, bu iki kavramýn mana açýsýndan ayný olduðu gibi bir sonuç doðurmamaktadýr. Terör kavramýnýn sonuna eklenen “izm” basit bir türevden ziyade, çok daha geniþ kapsamlý ve birçok açýdan da kökten baðýmsýz bir kavramýn oluþmasýna neden olmaktadýr.

Terörizm kavramýnýn tanýmlandýðý ilk uluslararasý antlaþmanýn, hiçbir zaman da yürürlüðe konamamýþ olan 1937 tarihli “Terörizmin Önlenmesine ve Cezalandýrýlmasýna Dair Konvansiyon” (The Convention for the Prevention and Punishment of Terrorism)[37] olduðu söylenebilir. Sözleþme terörizmi þu þekilde tanýmlamaktadýr: “a) devlet baþkanlarýna, devlet baþkanlarýnýn yetkilerini kullanan

þahýslara ve onlarýn haleflerine ve seleflerine, b) yukarýdaki kiþilerin eþlerine, c) kamu görevleri ile görevli veya eylemin kendilerine yöneltildiðinde bir kamu görevine sahip kiþilere, öldürme, veya ciddi bedensel yaralama veya özgürlüðünü elinden alma maksadý ile yöneltilen her türlü eylem.”[38]

Ayrýca terörizm, “bu tür maksatlarý gerçekleþtirmek için isteyerek kamu malýna zarar verme ve hayatý tehlikeye düþürme ve de üretim unsurlarýna zarar verme eylemleri”[39] ni de kapsayacaktýr.

Tanýmýndan anlaþýlan unsurlar arasýndan ilki, belirtilen kiþilere yönelik öldürme, yaralama ve tutsak alma maksatlý bütün eylemlerin terörist eylem sayýldýðýdýr. Ýkinci olarak, eylemin yöneldiði hedefler taným açýsýndan sýnýrlý tutulmuþtur. Sadece, devlet baþkanlarýna, onlarýn yetkilerini kullananlara, devlet baþkanlarýnýn halef yada seleflerine ve de kamu görevlilerine, görevli olduklarý esnada yönelmiþ olan bu türden eylemler terörizm kapsamý içerisinde deðerlendirilecektir. Diðer önemli bir nokta ise, tanýmýn herhangi bir amaç ayrýmý yapmamasýnýn da gösterdiði gibi, eylemlerin nihai amacýnýn ne olduðunun önemli olmamasýdýr. Dolayýsý ile güdülen amacýn niteliði eylemin terörist olup olmamasý ile iliþkili deðildir.

Ancak tanýmda önemli eksiklikler göze çarpmakta. Öncelikle, bu tür eylemlerin münferit ya da sistematik olup olmadýðýnýn terörizm tanýmý açýsýndan etkisine deðinilmemiþtir. Ýkinci olarak da, sadece resmi görevlilere yönelen bu türden eylemler terörizm kapsamýna dahil edilmiþ ama sivillere veya topluma yönelmiþ eylemler üzerinde durulmamýþtýr. Ayrýca, bu tür eylemlerin asýl maksadýnýn niteliði de belirtilmemiþtir. Asýl amaç þahsi mi ya da daha geniþ kapsamlý bir siyasi ya da kültürel vb. nitelikte bir maksat mý olduðu taným açýsýndan önem taþýmamaktadýr.

Terörizmin taným açýsýndan bir baþka önemli sözleþme ise “Terörizmin Önlenmesi Ýçin Avrupa Konvansiyonu” (The European Convention on the Suppression of Terrorism) dur. Fakat bu sözleþme, açýk bir terörizm tanýmý yapmaktan ziyade 1. maddesinde, teröristlerin yargýdan ve cezalandýrmadan kaçmalarýnýn engellenmesi maksadýyla hangi eylemlerin, taraf devletler arasýnda iade maksadý açýsýndan “siyasi eylemler” (political offences) ya da “siyasi eylemlerle ilgili eylemler” olarak tanýmlanamayacaðýný saymakta ve diðer maddelerinde de taraf devletlerin uymasý gereken ilgili bazý prensipleri sýralamaktadýr.

Siyasi veya siyasi eylemlerle ilgili eylemler olmayan eylemlerin tanýmlamasýnda 1. Madde, ilk iki fýkrasýnda diðer bazý uluslar arasý konvansiyonlarla tanýmlanmýþ spesifik eylemlere atýf yapmakta. Bunlardan ilki, 16 Aralýk 1970 de La Hey’de imzalanmýþ olan “Uçaklarýn Yasadýþý Ele Geçirilmesinin Önlenmesine Ýliþkin Konvansiyon” çerçevesindeki eylemlerdir. Ýkincisi ise, 23 Eylül 1971’de Montreal’de imzalanan “Sivil Havacýlýlýða Karþý Yasadýþý Eylemelerin Önlenmesine Dair Konvansiyon” çerçevesindeki eylemlerdir.

Ýkinci bir kategori eylem ise, herhangi bir uluslararasý sözleþmeye atýf yapýlmaksýzýn “diplomatik temsilciler dahil olmak üzere uluslararasý korunan kiþilerin hayatýna, fiziksel bütünlüðüne veya özgürlüðüne karþý saldýrý içeren eylemler” olarak tanýmlanmakta. Konvansiyonun spesifik olarak ortaya koyduðu bir baþka eylem kategorisi ise “adam kaçýrma, rehin alma veya ciddi düzeyde yasadýþý alýkoyma” eylemlerinden oluþmaktadýr. Diðer yandan “insanlarý tehdit edecek biçimde bomba, el bombasý, roket, otomatik silah veya mektup ya da paket bombalar kullanýlmasýný içeren eylemler” de siyasi veya siyasi eylemlerle ilgili eylemler olarak tanýmlanamayacaktýr. Son olarak Konvansiyon, yukarýda sayýlan eylemleri gerçekleþtirme giriþiminin, yada bu eylemleri gerçekleþtiren ya da gerçekleþtirme teþebbüsünde bulunan eylemcinin yanýnda yer alarak katýlmanýn da ayný kategoride deðerlendirileceðini belirtmektedir.

Konvansiyon’un 2. Madde’si, daha genel bir taným yaparak, 1. Madde’de sayýlanlarýn dýþýnda bir kiþinin hayatýna, fiziksel bütünlüðüne veya özgürlüðüne karþý þiddet içeren herhangi bir eylemin de siyasi eylem yada siyasi eylemlerle ilgili eylemler sayýlarak iade kapsamý dýþýna çýkarýlamayacaðýný belirtmekte. Ayrýca ayný durumun, insanlar için toplu bir tehlike yaratacak biçimde mallara karþý yapýlan ya da yapma giriþimleri için de geçerli olduðu vurgulanmaktadýr.

Bu tanýmlarda göze çarpan ilk önemli unsur, eylemin hangi maksatla yapýldýðýnýn özellikle belirtilmemesidir. Böylece, belli politik amaçlarý için yapýlan bu türden eylemlerin haklý gösterilmesi, ya da iade kapsamý dýþýnda sayýlmasýnýn mümkün olamayacaðý gibi bir sonuç çýkarýlmalýdýr. Ama tanýmlarýn en önemli eksiði, normal bir terör eylemi yada suçtan terörizmi ayýracak bir taným yapmýyor olmasýdýr. Oysa, bu eylemlerin, niteliði ne olursa olsun çoðu kez politik amaç ya da amaçlarý gerçekleþtirmek için yapýlan bu türden sistematik eylemler olarak tanýmlanmasý gereðidir. Dolayýsý ile, bu sözleþme terörizmi tanýmlamaktan ziyade hangi tür eylemlerin siyasi eylemeler sayýlmayýp iade kapsamýnda deðerlendirilmesi gerektiðini belirlemeye çalýþmaktadýr. Bir baþka deyiþle, sözleþme açýsýndan iade kapsamýna giren bir eylem mutlaka terörizm kapsamýnda olmak durumunda deðildir.

Bu baðlamda Birleþmiþ Milletler Genel Kurulu’nun, 1994 yýlýnda yayýnladýðý 49/60 sayýlý deklarasyonun ekinde (annex) önemli bir tanýmlama yapmaktadýr. Deklarasyon þöyle bir ifadeye yer vermektedir: “politik sebeplerle yapýlan ve toplumda, bir insan topluluðunda veya belirli insanlarda bir korku ortamý yaratacak cezai eylemler, siyasi, filozofik, ideolojik, etnik, ýrksal, dini veya herhangi bir gerekçe ile haklý gösterilemez”.[40]

Bu tanýmdan, genel olarak terörizmin tanýmlandýðý sonucunu çýkarabiliriz. Zira, önemli bir özellik olarak, terörist eylemlerin bir siyasi maksadý olduðu vurgulanmakta, siyasi, filozofik, ideolojik, etnik, ýrksal veya herhangi bir gerekçe ile haklý gösterilmemesi gerektiðidir. Böylece, herhangi bir ulusal kurtuluþ mücadelesinde dahi kullanýlan yöntemler toplum içerisinde ya da belirli bir grup arasýnda korku ve dehþet yaratmak maksadý ile yapýldýðý ölçüde terörizme baþvuruyor sayýlmalýdýr.

Toplumda, bir grup insan arasýnda yada belirli insanlar arasýnda bir korku durumu yaratan ve suç oluþturan eylemler olduðu da vurgulanan bir baþka özelliktir. Böylece, eylem resmi sýfatlý kiþilere yönelebileceði gibi, sivil insanlara da yönelmiþ olabilir. Hatta tek bir kiþiye yönelmiþ bu türden bir eylem, eðer belirli kiþiler arasýnda veya toplumda korku yaratmak maksadý taþýyorsa yine de terörist eylem sayýlacaktýr. Bu deklarasyon ayrýca bir çok uluslararasý sözleþmeye de atýf yaparak bunlarýn yasakladýðý eylemlerin gerçekleþtirilmesinin de terörizm olacaðýný ifade etmekte.

Yukarda deðinilen kimi uluslararasý belgelerin yaptýðý tanýmlarýn dýþýnda ve de daha kapsamlý olanlarý da terörizm literatüründe bulunmaktadýr. Bu konudaki literatürün terörizmin tanýmý konusunda da objektif ve öncü olmasý gerektiðinden hareketle, terörizm tanýmýnýn, terörizmle mücadele açýsýndan aslýnda nasýl olmasý gerektiðini gösterdiðini de söyleyebiliriz.

Dolayýsý ile bu çerçevede yapýlan tanýmlarýn kimi geniþ kapsamlýdýr. Örneðin, bu tarzda tanýmlara göre terörizm, belirli bir siyasi ve sosyal amaç için toplumun bütününü veya bir kesimini yýldýrmak, sindirmek, gerektiðinde ortadan kaldýrmak için gruplarýn amaçlarýna ulaþýncaya kadar her türlü þiddet eylemelerini ihtiva eden sistematik hareketlerdir. Siyasi amacý daha da belirgin hale getiren ve terörizmi, toplumun yapýsýný ve kamu otoritesini yýkmak, rejimin temel niteliðini deðiþtirmek için korkutma, sindirme, yýldýrma, þiddet eylemlerinin bütünüdür” diye tanýmlayanlar da mevcuttur. Bu çerçevede D. Spinellis’in tanýmýný özellikle belirtmek gerekmektedir:

“Belirli maksatlarla, özellikle de sosyo-politik karakterli ideolojik, filozofik maksatlarla, belirli kiþilere veya ayrým yapmaksýzýn masum vatandaþlara karþý ciddi þiddet suçlarý gerçekleþtirerek, kiþilere veya kiþi gruplarýna veya geniþ toplum kesimine korku salmaktýr”.[41]

Bir baþka spesifik taným, eylemleri gerçekleþtirenlerin niteliðine açýklýk getirmekte ve terörizmi “önceden belirlenmiþ amaçlara ulaþmak için sistematik olarak þiddete baþvuran bir örgütlenmiþ grup yada partinin kullandýðý yöntemdir” diye tanýmlamaktadýr.[42]

Literatür tanýmlarýndan doðal olarak daha sübjektif olacak ve her ülkenin daha çok kendi ihtiyaçlarý açýsýndan kendi iç hukuk sistemlerinde terör tanýmlarý oluþturmuþ olmalarý da söz konusudur.[43] Örneðin ABD Savunma Bakanlýðý’nýn tanýmýna göre terörizm, “çoðu kez politik veya ideolojik maksatlarla, hükümetleri veya toplumu yýldýrmak veya korkutmak niyeti ile devrimci bir grup tarafýndan kiþilere veya mülke karþý yapýlan hukuk dýþý þiddet kullanma veya þiddet kullanma tehdidi” olarak tanýmlamakta.[44] ABD Dýþiþleri Bakanlýðý’na göre ise terörizm, “önceden planlanmýþ, siyasi olarak motive edilmiþ, alt gruplar veya gizli devlet birimlerince çatýþma dýþý hedeflere yönelik gerçekleþtirilen þiddet” olarak tanýmlanmak-ta.[45] ABD deki tanýmlarýn, yukarýdaki literatürde geçen tanýmlara büyük benzerliði dikkat çekicidir.

3173 sayýlý Türkiye Cumhuriyeti Terörle Mücadele Yasasý’nýn yaptýðý tanýma göre ise terörizm:

“Baský, þiddet, çýkar, korkutma, yýldýrma, sindirme veya tehdit sistemlerinden biri ile Anayasa da belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlýðýný tehlikeye düþürmek, devlet otoritesini zaafa uðratmak veya yýkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin iç ve dýþ güvenliðini, kamu düzenini ve genel saðlýðý bozmak maksatlarýyla, bir örgüte

mensup kiþi veya kiþiler tarafýndan giriþilecek her türlü eylemleridir”.

Söz konusu yasanýn yaptýðý tanýmýn özellikle terörizm eylemlerinin amaçlarýný vurgulayýp belirgin hale getirdiði açýkça görülmektedir. Ve eylemlerin mutlaka, münferit kiþilerce deðil, bir örgüte mensup kiþilerce gerçekleþtirmesi gerekmektedir. Diðer açýlardan da yukarýda belirtilen tanýmlardan önemli bir farký görülmemektedir.

Terörizm Kavramý

Tanýmlamalardaki farklýlýklarýn, farklý terörizm tanýmlamalarýndan ziyade çeþitli terör türelerini ifade ettiði söylenebilir.[46] Dolayýsý ile, yaygýn bir terörizm tanýmýnýn mevcut olmamasýndan ziyade, bu tarz bir tanýmýn hala üzerinde çok fazla devletçe anlaþýlmýþ, geniþ katýlýmlý uluslararasý sözleþmelere ve ulusal yasalara geçirilememiþ olmasý gibi bir eksiklikten söz edilmelidir. Kaldý ki, birbirinden kýsmen ayrýlan ve yukarda deðinilen tanýmlardan çýkan ve terörizm kavramýnýn tanýmýnýn unsurlarý olarak kabul edilecek unsurlar mevcuttur.

Dolayýsý ile, daha önce de belirttiðimiz gibi, bu tanýmlarýn bazý ortak yönleri vardýr ve bunlar þöyle sýralanabilir:

a) Terörizm kavramý içerisinde yasa dýþý bir þiddet eylemi veya þiddet tehdidi vardýr,

b) Þiddet eyleminin ya da tehdidinin bir devlet, sosyal sýnýf, parti, örgüt veya bir kiþi tarafýndan yapýlmasý önemli deðildir,

c) Þiddet eylemi veya tehdidi toplumda ya da belirli bir insan kitlesi arasýnda korku ve dehþet yaratýr,

d) Þiddet eylemi veya bu eylemin toplumda yol açtýðý korku, ideolojik, sosyal, etnik, dini, siyasi, ekonomik ve benzeri hedeflenen bir amacýn gerçekleþtirilmesine yönelik olarak, planlanarak kullanýlýr.

Ortak noktalardan da anlaþýlacaðý gibi, öngörülen amacýn haklýlýðý, bir eylemin, þiddet veya þiddet tehdidi içerdiði, þiddetin veya þiddet tehdidinin herhangi bir grup tarafýndan sistematik bir yöntem olarak kullanýldýðý, korku ve dehþet yarattýðý ve hukuk dýþý olduðu sürece terörist sayýlmamasýna yol açmayacaktýr, açmamalýdýr.

Belki de açýklýða kavuþturulmasý gereken son nokta þiddetin ne ifade ettiði olmalýdýr. Bu baðlamda, hangi tür eylemlerin þiddet derecesine ulaþtýðý yani þiddet içerdiði, hangilerinin içermediðinin belirlenmesi, bir eylemin terörizm mi yoksa herhangi bir fikri savunmanýn ifade özgürlüðü çerçevesinde meþru bir yolu mu olduðunun belirlenmesinde yegane esasý teþkil etmektedir.[47]

Þiddet kavramýný ‘zarar verici bir saldýrý’ olarak tanýmlamak mümkündür.[48] Zarar kavramýnýn alacaðý þeklin çok deðiþik olabileceði ve yok etmeye kadar uzanabileceði de bir gerçektir. Fakat, zarar illa da insan vücuduna zarar veren maddi bir saldýrý olarak ortaya çýkmayabilir. Her ne kadar, çoðu kez bu þekilde ortay açýksa da, zihinsel ve duygusal bakýmdan bireyde önemli ölçüde tahribata yol açan bir etki olarak da ortaya çýkabilir. Bu çerçevede kimi þiddet olaylarý sadece bireyin manevi bütünlüðünü koruyan haklarýn ihlal edilmesidir. Öte yandan, zarar sadece bireyin kendisine ve kiþilik haklarýna deðil ayný zamanda mülke de yönelebilir ve sonuçta kiþinin sadece bu çerçevedeki haklarýný da ihlal edebilir.

Þiddetin bir baþka ayýrt edici özelliði de, sonuç olarak þiddet uygulayanýn yarattýðý etkinin karþý tarafý, iradesi, arzusu ve eðilimleri dýþýnda bir sonuca yöneltmesidir. Terörizm açýsýndan þiddetin ayýrt edici bir baþka özelliði de, sadece kiþi iradesine aykýrý olmasý deðil ayný zamanda yasadýþý olmasýdýr. Ve nihayet, yukarýdaki özellikleri gereði kiþi yada kiþilerde korku ve endiþe yaratýyor olmasýdýr.

Uluslararasý Terörizm Kavramý

Yukarýda ortaya konan terörizm kavramýnýn temel unsurlarý, uluslararasý terörizm kavramý için de aynen geçerlidir. Zira uluslar arasý terörizm, terörizmin özel bir þeklidir.[49] Hemen belirtmek gerekir ki, terörizm ve uluslararasý terörizm arasýndaki ayrým, terörizmle mücadelede farklý bir anlayýþ yaratacak bir ayrým deðildir. Yani, uluslararasý olmayan terörist eylemlere karþý direkt ilgili olmayan devletlerin mücadele yükümlülüðü ortadan kalkmamaktadýr. Ayrým daha çok türseldir ve uluslararasý terörizm kavramý yukarýda sayýlan unsurlara ek bazý unsurlarý daha içermektedir.

Cherif Bassiouni uluslararasý terörizmi:

“Gerçekleþtiricilerinin kendileri için veya kendileri ya da bir devlet adýna yapýp yapmadýklarýndan baðýmsýz olarak, bir sonuç elde etmek, veya bir talebin veya bir þikayetin propagandasýný yapmak maksadý ile bir toplumun belli bir kesiminde terör yaratmak için gerçekleþtirilen ideolojik olarak motive edilmiþ ve uluslararasý olarak gerçekleþtirilen þiddet hareketleri stratejisidir.”

diye tanýmlamaktadýr.[50] Bu türden tanýmlarýn da gösterdiði þey, terörizm kavramýnýn diðer unsurlarýna ek olarak, uluslararasý terörizm “uluslararasý olarak gerçekleþtirilmek” gibi bir niteliðe sahiptir. Lakin, terörizmin “uluslararasý” niteliðinin nasýl ortaya çýkmasý gerektiði noktasý çok net deðildir. Zira, herhangi bir terörizm hareketinin uluslararasý nitelik kazanmasý için, eylemin yöneldiði hedefin mi yoksa izlediði yol ve yöntemlerin mi dikkate alýnacaðý sorun yaratabilir.

Bir terörist grup eylemlerini ve amacýný belli bir ülkenin sýnýrlarý ile sýnýrlý tutmuþ olabilir ama baþka ülke ya da yabancý gruplardan destek görüyor olabilir veya deðiþik ulustan insanlarca kurulmuþ ve yürütülüyor olabilir. Veya, nihai amacý uluslararasý sistemi yýkmak, zarar vermek veya sistemde deðiþiklik yaratmak yada bir ülkede kurulmuþ ama baþka ülke ya da ülkelere karþý eylem yapmakta olabilir. Terörizm kavramýnýn günümüzde, amaçlarý ve niteliði açýsýndan aldýðý karmaþýk yapýnýn sonuçlarý olan bu unsurlardan hangisi-ne ya da hangilerine taným açýsýndan önem verileceði, uluslar arasý nitelikteki terörizmin tanýmýný güçleþtiren unsurlar olarak ön plana çýkmaktadýr.

Bu noktada en net tanýmlamada, terörizme uluslar arasý özelliðini kazandýran þeyin, eylemin bir yönü ile bir ülkenin sýnýrlarýný aþmasý, örneðin failin ya da kurbanlarýn ya da fiile bir þekilde iþtirak edenlerin vatandaþlýðý nedeni ile yada fiilin iþlendiði yer nedeni bir ülkenin sýnýrlarýn aþýyor olmasýdýr.[51] Dolayýsý ile herhangi bir terörist eyleme uluslar arasý niteliðini veren þeyin, o eylemin eylem yada destek açýsýndan, yada amaçlarý açýsýndan bir ülkenin sýnýrlarýný aþýyor olmasýdýr denebilir. Sadece etki açýsýndan da bir ülkenin sýnýrlarýný aþmanýn, bir eyleme uluslararasý terörizm özelliði kazandýrdýðý bile söylenebilir.[52]

TERÖRÝZM KAVRAMI VE ERMENÝ TERÖRÜ

Osmanlý ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerindeki Ermeni kökenli þiddet olaylarýný, üzerinde durulan terörizm ve uluslararasý terörizm kavramlarý ýþýðýnda deðerlendirdiðimizde ortaya þu sonuçlar çýkmaktadýr.

Üzerinde öncelikle durulmasý gereken, Ermeni kökenli þiddet olaylarýnýn belirli bir amaca ya da amaçlara yönelmiþ olup olmadýðýdýr? Bir baþka deyiþle, Ermenilerce þiddet belirli bir amaca yönelik bir araç olarak mý kullanýlmýþtýr?

Ýncelememizin yukarýdaki ilgili kýsmý göstermiþtir ki, özellikle 1800’lü yýllarýn sonuna doðru çeþitli Ermeni örgüt ya da gruplarý tarafýndan gerçekleþtirilen þiddet olaylarýnýn belirgin bazý maksatlarý vardýr. Türkiye’nin doðu bölgesinin önemli bir kýsmýný da içine alan baðýmsýz bir Ermenistan kurulmasý veya bir “Ermeni yurdu” oluþturulmasý, Ermeni þiddet olaylarýnýn ilk baþladýðý 1800’lü yýllarda ana hedefini oluþturmuþtur.[53] Bunun, dönemli güçlü akýmý milliyetçiliðin, ancak o yýllarda, þiddetin daha yakýn amacýnýn, huzursuzluk yaratarak diðer devletlerin özellikle de Rusya ve bazý Batýlý devletlerin Osmanlý’ya müdahalesinin ve Ermenilere yardýmýnýn saðlanmasý ve nihai hedef olan baðýmsýz Ermenistan’a giden yolun açýlmasý olduðu belirtilmelidir. Tipik bir terörizm eyleminin yapmaya çalýþtýðý gibi gerçekleþtirilen eylemler sembolikti ve nihayetinde amaç için propaganda yaratmaktaydý.

Bu noktada, Ermenilerin ulusal kurtuluþ mücadelesi yürütüyor olduklarýna dair iddianýn özellikle incelenmesi gerekmektedir. Bu iddianýn geçerliliði, öncelikle Osmanlý Ermeni Toplumu’nun kendi geleceðini tayin etme hakkýna sahip olmasýna baðlýdýr. Bu hakkýn hukuki niteliðine girmeksizin kýsaca belirtmek yeterli olacaktýr ki, self-determinasyon hakký sömürge altýndaki toplumlar için ancak 20. yüzyýlýn ikinci yarýsýnda Uluslararasý Hukuk’ta bir yer edinebilmiþtir. Öte yanda, Osmanlý’nýn Ermeni toplumuna yönelik bir þiddet veya sömürge niteliðinde bir rejim uyguladýðýna dair de tarihsel bir veri mevcut deðildir. Aksine, Ermeni Toplumu’nun Osmanlý Devleti içerisinde, özellikle 1. Dünya Savaþý’na kadar geniþ bir haklar ve özgürlükler temeline dayandýðý yaygýn biçimde kabul edilmektedir.[54]

Bu çerçevede, Ermenilerin 1. Dünya Savaþý esnasýndaki tutumlarý özellikle incelenmeye deðer gözükmekte. Osmanlý Ermenileri, savaþ baþlamadan önce kararlaþtýrdýklarý gibi savaþ esnasýnda kendi devletlerine karþý Ruslar’la iþbirliði yapmýþladýr. Bu iþbirliðinin niteliði, sadece düzenli ordu saflarýnda yer almakla sýnýrlý kalmamýþ, cephe gerisinde savunmasýz sivil halka saldýrý eylemlerini de içermiþtir. Bu durumda, savaþ esnasýnda dahi terörizm amaca yönelik baþvurulan bir yöntem olarak kullanýlmýþtýr. Hatta bu dönemde, terörist eylemlerin nihai hedef olan doðu bölgesini içeren baðýmsýz Ermenistan kurulmasý hedefine doðrudan yöneldiði de söylenebilir. Zira, savaþ esansýnda sivil halka yönelik saldýrýlarýn bölgedeki Müslüman unsurlarý yýldýrýp göçe zorlamak olduðu rahatlýkla söylenebilir.

Türkiye Cumhuriyeti döneminde ise bu tür eylemlerin amacý belirli oranda nitelik deðiþtirdi denebilir. Asýl hedef olan, doðu topraklarýný da içine alan bir Ermenistan hedefinin yaný sýra, Osmanlý’nýn Ermenilere yönelik iddia edilen kötü muamelelerinin ve sözde “Ermeni soykýrýmýnýn” intikamýnýn alýnmasý ve de bu iddialarýn propagandasýnýn yapýlarak yaygýn kabulünün saðlanmasý hedefleri de güdülmeye baþlanmýþtýr.[55] Öte yandan bu amaçlara, Türkiye’nin istikrarýný ve bütünlüðünü bozma maksadý da eklenebilir. Zira, Ermeni terörünün arkasýndaki en büyük gücün Sovyet Rusya olduðu ve bu desteðin Sovyet Rusya tarafýndan desteklenen Japon Kýzý Ordusu, Kýzýl Tugaylar gibi diðer Marksist-Leninist örgütler vasýtasýnca verildiði belirtilmekte.[56]

Yukarýda belirttiðimiz gibi, bir eylem türünün terörizm olup olmadýðýnýn belirlenmesinde, güdülen amacýn haklýlýðý veya haksýzlýðýnýn bir unsur olamayacaðýndan hareketle, kimi devletlerce Ermenilerin Osmanlý Devleti zamanýndaki veya Türkiye Cumhuriyeti dönemindeki amaçlarýnýn haklý bulunmasý, bu yasadýþý þiddet olaylarýnýn terörizm olarak nitelenemeyeceði gibi bir sonuç yaratmaz. Belirttiðimiz gibi, önemli olan amacýn niteliði deðil, baþvurulan yöntemlerin sistematik bir biçimde yasadýþý þiddet içermesi ve bu nitelikleri ile de korku ve dehþet yaratmasýdýr.

Bu açýdan bakýldýðýndan, belirtilmesi gereken þudur ki, Ermeniler, bir yöntem olarak, Osmanlý ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde, toplumun çeþitli kesimlerinde korku ve dehþet yaratan ve yasal olmayan þiddet eylemeleri gerçekleþtirmiþler ve birçok insaný öldürmüþler, yaralamýþlar veya çeþitli türden zararlar vermiþlerdir. Yukarda belirtildiði gibi bu eylemler, isyan, ayaklanma, bombalama, öldürme, yaralama gibi çeþitli þekiller almýþ ancak, hemen hepsi de þiddet içermiþ ve sonuçta korku ve dehþet yaratmýþtýr.

Ermeni þiddet eylemlerinin bir baþka özelliði ise bu eylemlerin, belirli örgütlerce, planlanarak sistematik bir biçimde gerçekleþtirilmeleridir. Sonuçta bu eylemler münferit, belirli bir siyasi veya baþ-

ka nitelikte bir amaçtan yoksun deðildi.[57] 1970’li yýllarda Ermeni terörünü baþlatan ilk eylemin münferit ve örgütsüz bir eylem olduðu belirtilmekte.[58] Ancak Ermeni kökenli eylemlerin hemen hepsinin gerisinde, bu eylemleri gerçekleþtirmek maksadý ile kurulmuþ bir Ermeni örgütü vardýr.

Ermeni terör eylemleri ile ilgili olarak belirtilmesi gereken bir baþka önemli özellik, bu eylemlerin yoðun bir biçimde uluslar arasý nitelik taþýmasýdýr. Daha 18. yüzyýlda Taþnaksutyan gibi Ermeni terör gruplarý Osmanlý devletinin sýnýrlarý dýþýnda kurulmuþ ve bazý devletlerden önemli yardým almýþlar ama eylemlerini Osmanlý Devleti sýnýrlarý içinde gerçekleþtirmiþleridir. Türkiye Cumhuriyeti dönemindeki Ermeni terör olaylarýný gerçekleþtiren gruplarýn da, dýþarýda kurulmuþ olduklarý ve bazý ülkelerden destek alarak birçok ülkede ve bu arada Türkiye’de ve çoðu kez de Türk hedeflere yönelik birçok þiddet eylemleri gerçekleþtirmiþ olduklarý yukarýda, ilgili kýsýmda anlatýlmýþtýr.

Ancak yine de, Ermeni terörünün en yoðun olduðu dönemlerde, Ermeni terörüne karþý uluslararasý mücadele belirgin bir biçimde etkisiz kalmýþtýr. Kendi topraklarýnda Türk hedeflere karþý terörist saldýrýlar gerçekleþtirilen batýlý devletler, eylemi gerçekleþtirenlere karþý ya tepkisiz kalmýþlar yada yargýlayýp serbest býrakmýþlardýr.[59] Bu durumun gerisinde bir kastýn yaný sýra, yukarda incelenen terörizm kavramýnýn tanýmý üzerindeki karýþýklýðýn da rolü önemli olmuþtur.

 


 

[1] Ermenilerin Osmanlý Devleti’ndeki durumlarý için bakýnýz, Ýsmet Binark, Archives Documents about Atrocities and Genocide Inþicted upon Turks by Armenians (Ankara: Board of Culture, Arts and Publications, Grand National Assembly of Turkey-Publications No. 93, 2002), ss. 3–6; Yavuz Özgüldür, Ali Güler, Suat Akgül, ve Mesut Köroðlu, Her Yönü ile Ermeni Sorunu, (Ankara: Kara Harp Okulu Yayýnlarý, 2001), ss. 155–161; Azmi Süslü, Fahrettin Kýrzýoðlu, Refet Yinanç, Yusuf Hallaçoðlu, Türk Tarihinde Ermeniler, Birinci Basým, (Kars: Kars Kafkas Üniversitesi Rektörlüðü Yayýnlarý, 1995), ss. 85–118.
[2] Genel olarak bakýnýz, Salahi Ramadan Sonyel, The Ottoman Armenians: Victims of Great Power Diplomacy, (London: K. Rustem and Brother, 1987).
[3] Bilal N. Þimþir, ‘Ermeni Gailesinin Tarihsel Kökeni Üzerine’, Ermeni Araþtýrmalarý, Cilt: 1, Sayý 1, 2001, ss. 108–125, ss. 108–113.
[4] Örneðin, Türk Tarihinde Ermeniler adlý eserde “Osmanlý Devleti’ndeki Ermeniler birdenbire durup dururken ve hiçbir sebep yokken isyana kalkmýþ, yaþadýklarý ülkeye ve halkýna kastetmiþ deðillerdir. Bu tutumun vebali, günahý ne Türklere ve ne de Ermenilere ait olmasa gerek” denmekte. Azmi Süslü ve diðerleri, a.g.e., s. 118. Ayrýca Erdal Ýlter, “Hem Ermeni, hem de Türk halkýnda ufak tefek hatalarýn bulunduðuna dair belgeler bulunmasýna raðmen, olaylarýn açýk müsebbipleri ve tezgahlayýcýlarýnýn, belgeler ýþýðýnda araþtýrýldýðýnda Osmanlý Devleti üzerinde emelleri olan batýlý devletlerin olduðu görülecektir”, yorumunda bulunmakta. Erdal Ýlter, Ermeni Kilisesi ve Terör, (Ankara: Ankara Üniversitesi Yayýnlarý, 1996).
[5] Þimþir, ‘Ermeni Gailesinin...’, ss. 118–119.
[6] Genel bir deðerlendirme için, bakýnýz Michael M. Gunter, Pursuing the Just Cause of Their People, A Study of Contemporary Armenian Terrorism, (New York, Westport, Connecticut, London: Greenwood Press, 1986).
[7] Günter, Pursuing…, ss. 13–14.
[8] Nicolas K. Laos, ‘Þghting Terrorism: What Can International Law Do?’ Perceptions, Journal of International Affairs, March-May 2000, Vol. V, No. 1.
[9] W. Laqueur, ‘Post-Modern Terrorism’, Foreign Affairs, Vol. 75, No. 5, 1996, ss. 24–36.
[10] Terörizm, uluslararasý terörizm ve terörist kavramlarý üzerine özellikle Türkçe’de yazýlmýþ eserlerin çoðunluðunun vurgu yaptýðý temel bir nokta, terörizm kavramýnýn genel olarak kabul görmüþ bir tanýmýnýn halen mevcut olmadýðýdýr. Örneðin bakýnýz, Tuncer Günay, Türkiye’de Terör ve Terörizm (Ankara: Berikan, 2001),
s. 3, 10; M. Sami Denker, Uluslararasý Terör, Türkiye ve PKK, (Ýstanbul: Boðaziçi Yayýnlarý, 1997), s. 3; Sertaç
Baþeren. ‘Terörizm: Kavramsal bir Deðer’, içinde, Ümit Özdað ve Osman Metin Öztürk, (der.), Terörizm
Ýncelenmeleri; Teori, Örgütler, Olaylar. (Ankara: ASAM, 2000), ss. 1–15.
[11] Örneðin, 1993’e kadar Þlistin Kurtuluþ Örgütü Ýsrail için terörist bir organizasyondu, ama Araplar için bir ulusal kurtuluþ mücadelesi veren organizasyondu. Benzeri karmaþa, Kuzey Ýrlanda’da IRA ve Ýspanya’da ETA üzerinde de yaþanmaktadýr.
[12] Laos, a.g.e.
[13] Zira Antlaþma, Osmanlý devletine, Ermeniler için de ýslahat yapma yükümlülüðü getiriyor ve bunun takibini de Ýngiltere, Fransa ve Rusya’ya býrakýyordu. Antlaþmanýn 16 ve 61. maddeleri, Ermeniler için ‘ýslahat’ yapýlamasýný ve çeþitli saldýrýlardan korunmalarýný öngörüyordu. Azmi Süslü ve diðerleri. a.g.e., ss. 120–121.
[14] Enver Ziya Karal, Armenian Question, (Ankara: 1975), ss. 12–13. Salahi R. Sonyel, Turkey’s Struggle for Liberation and the Armenians, (Ankara: SAM Papers, 2001), s. 13.
[15] Sonyel, Turkey’s..., s. 14.
[16] Yavuz Özgüldür ve diðerleri, a.g.e., ss. 155–161.
[17] Enver Yaþarbaþ, Ermeni Terörünün Tarihçesi, (Ýstanbul: Petek Yayýnlarý, 1984), ss. 1–42.
[18] Örneðin, Patrik Mýgýrdýç Hrimyan’ýn ve Osmanlý Ermeni patriði Ýzmirliyan’ýn faaliyetleri için, bakýnýz, Azmi Süslü ve diðerleri. a.g.e., ss. 129, 131.
[19] Sasun ayaklanmasýnda Bitlis’in Sason ilçesinde, iki Hýnçak üyesinin çabalarýyla Müslümanlarla Ermeniler arasýnda bir huzursuzluk, güvensizlik ve çatýþmalar baþlamýþtýr ve sonuçta Haziran 1894’de ciddi çatýþmalar çýkmýþ ve Eylül sonuna kadar sürmüþtür. Salahi R. Sonyel, Turkey’s Struggle..., ss, 155-159.
[20] Binark, a.g.e., ss. 12-62; Süslü ve diðerleri, a.g.e., ss. 150–151.
[21] Süslü ve diðerleri, a.g.e., ss. 150–151.
[22] Ibid., ss. 94, 96, 98, 135, 136.
[23] Atila Þehirli, Türkiye’de Bölücü Terör Hareketleri ve Devletin Aldýðý Tedbirler, (Ýstanbul: Burak Yayýnlarý,
2000), s. 206.
[24] Süslü ve diðerleri, a.g.e., ss. 196–197.
[25] Sonyel, Turkey’s Struggle..., s. 16.
[26] Ibid., s. 24. Daha spesiÞk olaylar da belirtmek mümkündür. Örneðin, 26 Þubat 1915’te Arak manastýrýnda (Muþ) yapýlan arama esnasýnda, 4 er ve bir Jandarma teðmeni þehit edilmiþtir. Azmi Süslü ve diðerleri, a.g.e., s. 138.
[27] Eski Yunan adalet ve intikam tanrýçasý.
[28] Þehirli, a.g.e., s. 207; Gunter, a.g.e., ss. 15–25.
[29] Bu suikastýn faili, Soghomon Tehlirian’dýr.
[30] Bu suikastýn faili Arshavir Shirakian’dýr.
[31] Atila Þehirli, a.g.e., s. 208. Ermeni komiteciler Atatürk’e de suikast planlamýþlar fakat Türk güvenlik yetkililerince Mayýs 1925’te önlenmiþtir. 1927’te bir baþka giriþim Ýstanbul’da önlenmiþtir. Ibid., s. 209.
[32] 1975 de Lübnan’da kurulmuþtur. Ayrýntýlý bilgi için, bakýnýz, Francis P. Hyland, Armenian Terrorism, the Past, the Present, the Prospects, (Oxford: Westview Press, 1991), s. 26.
[33] Zafer Özkan, Tarihsel Akýþ Ýçinde Terörden Politikaya Ermeni Meselesi. (Ýstanbul: 2001), ss. 208–209. Atila Þehirli’nin incelemesine göre, 1973–1987 arasý yýllarda Ermeni terörist saldýrýlarý sonucunda 28 Türk diplomatý,
[34] Türk olmayan kiþi öldürülmüþtür. Toplam 197 olayda 42 Türk katledilmiþtir. Bunlarýn dýþýnda birçok suikast giriþimi de gerçekleþmeden önlenmiþtir. Atila Þehirli, a.g.e., , s. 238, 239. Bir internet sitesinde ise öldürülen Türk diplomat sayýsýnýn 34 olduðu belirtilmektedir. Bakýnýz, www.ermenisorunu.gen.tr/. Profesör Mümtaz Soysal’ýn Orly Davasý’ndaki (19 Þubat–2 Mart 1985) beyanýnda, Ermeni terörü sonucu toplam 42 Türk’ün öldürüldüðünü, bunlardan 31 tanesinin diplomat ve memur olduðunu belirtmiþtir. Bakýnýz, Ermeni Ýddialarý ve Tarihi Gerçekler (Ankara: Dýþiþleri Bakanlýðý Stratejik Araþtýrma Merkezi, 1998), s. 49.
[34] Francis P. Hyland, a.g.e., s. 29.
[35] Ibid.
[36] Örneðin bakýnýz, M. Sami Denker, a.g.e., s. 3.
[37] Ýmzacý devletler: Belçika, Bulgaristan, Çekoslovakya, Fransa, Yunanistan, Hollanda, Romanya, Ýspanya, Türkiye, Yugoslavya, Arnavutluk, Arjantin, Dominik Cumhuriyeti, Ekvator, Mýsýr, Estonya, Norveç, Peru ve Venezüella.
[38] Ýlgili kýsým, yazar tarafýndan Türkçe’ye çevrilmiþtir ve Ýngilizce metin þöyledir: “any act intended to cause death or grievous bodily harm or loss of liberty to (a) heads of States, persons exercising the prerogatives of heads of States and their hereditary or designated successors, (b) wives and husbands of the above-mentioned persons, (c) persons charged with public functions or holding public positions when the act is directed against them in their public capacity”
[39] Ýlgili kýsým, yazar tarafýndan Türkçe’ye çevrilmiþtir ve Ýngilizce metini þöyledir: “willful acts of damaging public property, endangering lives as well as manufacturing machines with a view towards committing such acts anywhere.”
[40] Yazar tarafýndan Türkçe’ye çevrilmiþtir. Bakýnýz, Annex, I. Kýsým. Ýngilizce metin þöyledir: “Criminal acts intended or calculated to provoke a state of terror in the general public, a group of persons or particular persons for political purposes are in any circumstance unjustiÞable, whatever the considerations of a political, philosophical, ideological, racial, ethnic, religious or any other nature that may be invoked to justify them;”
[41] Ýngilizce ifadesi: “Terrorism is the causing of terror to individuals or to groups of them or to the community at large, by committing serious violent crimes against certain individuals or indiscriminately against innocent citizens and with certain ends in view, especially ones of ideological, philosophical of socio-political character.” D. Spinellis, ‘Terrorism’, Revue Hellenique de Droit Inrernational, 1994, ss. 445–462.
[42] Tanýmlarýn hepsi için bakýnýz. M. Sami Denker, a.g.e., ss. 3–5.
[43] Laos þu yorumda bulunmakta: Before 1936, the legal framework for the prevention and punishment of terrorism was mainly restricted to the national level. Examples include a Hungarian law of 1921 providing "for the more active defense of the State and the society", a Bulgarian law for the defense of the state, a Yugoslav law of 1921 for the security and order of the state, a Romanian law of 1924 for the punishment of public-order offences and the Soviet penal code. However, an intergovernmental conference to repress
terrorism opened in the League of Nations Palace on 1 November 1937, under the presidency of Count Henry Carton de Wiart of Belgium, elaborated the draft Convention for the Prevention and Punishment of
Terrorism and another one that provided the necessary machinery by establishing the Þrst international criminal court. Nicolas K. Laos, a.g.e.
[44] Ýngilizce metni: “unlawful use or threatened use of force by a revolutionary organization against individuals or property with the intention of coercing or intimidating governments or societies, often for political or ideological purposes.”
[45] Ýngilizce metni: “Premeditated, politically motivated violence perpetrated against non-combatant targets by sub-national groups or clandestine state agents.” Source: Louis Rene Beres, 'The Meaning of Terrorism-Jurisprudential and DeÞnitional ClariÞcations', Vanderbilt Journal of Transnational Law, Vol. 28, 1995.
[46] Daha çok ulaþýlmak istenen hedeÞn niteliðine göre terörizm de çeþitli türlere ayrýlmakta. Bölücü terör, ýrksal terör, sosyal ve ideolojik terör, dinsel terör, gibi. M. Sami Denker, a.g.e., ss. 6-8; Sertaç Baþeren, a.g.e., s. 4.
[47] Bakýnýz, Tuncer Günay, a.g.e., s. 10.
[48] M. Sami Denker, a.g.e., s. 15.
[49] Sertaç Baþeren, a.g.e., s. 4
[50] Ýngilizce metni: “an ideologically motivated strategy of internationally proscribed violence designed to inspire terror within a particular segment of a given society in order to achieve a power-outcome or to propagandize a claim or grievance irrespective of whether its perpetrators are acting for and on behalf of themselves or on behalf of a state.” (‘A Policy-Oriented Inquiry into Different Forms and Manifestations of International Terrorism’, in Legal Responses to International Terrorism - US Procedural Aspects, 1988, s. 23).
[51] Sertaç Baþeren, a.g.e., s. 4; Faruk Örgün, Küresel Terör, (Ýstanbul: Okumuþ Adam, 2001), ss. 63–64.
[52] Örneðin, A. Kalender, “milletlerarasý etki yaratan eylemler” tanýmlamasýný kullanmakta. Ahmet Kalender, ‘Organize Suçlar ve Terör’. Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, Sayý 53, Haziran 2001, s. 110.
[53] Bilal N. Þimþir, ‘Ermeni Gailesi...’, ss. 118–119.
54 Ýbrahim Kaya, ‘Soykýrým Kavramý ve Ermeni Ýddialarý: Karþýlaþtýrmalý Hukuksal ve Siyasi Boyut’, içinde Sedat Laçiner, Ýbrahim Kaya ve Kamer Kasým, Geçmiþten Günümüze Ermeni Sorunu Paneli (Ýstanbul: Haliç Üniversitesi Yayýnlarý, 2002), ss. 8, 9; Yavuz Özgüldür ve diðerleri, a.g.e., ss. 155-161; Sonyel, Turkey’s Struggle..., ss. 9–16.
[55] ASALA terörünün hedeÞ Doðu Anadolu’nun Türkiye’den koparýlmasý ve soykýrýmla suçladýðý Türkiye’nin cezalandýrýlmasý olarak bilinmektedir. Bu çerçevede Türkiye ile iyi iliþkiler kuran ve Türkiye’ye yardým eden bütün devletler, ASALA’nýn düþmaný ve terörünün hedefi olarak ilan edilmiþtir. Öte yandan, sözde Ermeni soykýrýmýnýn yaygýn kabulünün saðlanmasý için çok deðiþik yöntemler kullanýldýðý bir gerçektir. Bu doðrultuda örneðin sanatýn nasýl kullanýldýðý için, bakýnýz, Sedat Laçiner ‘Ermeni Propagandasý ve Sinema’ içinde, Sedat Laçiner, Ýbrahim Kaya ve Kamer Kasým, Geçmiþten Günümüze Ermeni Sorunu Paneli (Ýstanbul: Haliç Üniversitesi Yayýnlarý, 2002), ss. 35–72.
[56] Sovyet Rusya baðlantýsý için, bakýnýz, Þehirli, a.g.e., ss. 218–222.
[57] Bilal N. Þimþir buna iliþkin þu çarpýcý deðerlendirmede bulunmakta: “Gerçekten hiçbir dönemde, baþka hiçbir ülkenin diplomatlarý böylesine sistematik suikastlara maruz kalmamýþtýr. Tarihte de günümüzde de saldýrýya uðramýþ ve can vermiþ diplomatlar olmuþtur, ama bunlar münferit ve istisnai olaylardýr. Bizim uðradýðýmýz suikastlar ise birbirini izleyen sistematik bir suikastlar dizisidir. Bilal N. Þimþir, ‘Ermeni Terörü Kurbaný Þehit Diplomatlarýmýz Anýldý’, Ermeni Araþtýrmalarý Dergisi, Cilt: 1, Sayý 1, 2001, ss. 175–183, s. 176.
[58] Ermeni kökenli Kaliforniyalý Geourgen Yanikian, Los Angeles Türk baþkonsolosu Mehmet Baydar ve yardýmcýsý Bahadýr Demir’i bir otel odasýnda vurarak öldürdü ancak bu cinayetler herhangi bir Ermeni örgütü ile iliþkilendirilmemektedir.
[59] Örneðin, 1975–1983 yýllarý arasýnda Ermeni terörünün merkezi haline gelen ve 6 resmi Türk görevlisinin öldürüldüðü Fransa, hem yükümlü olduklarý halde Türk görevlileri etkili korumamýþ, hem de katillerin çoðunu yakalamamýþ ve ele geçen teröristleri hak ettikleri cezalara çarptýrmamýþtýr. Bakýnýz, Þimþir, Ermeni Terörü Kurbanlarý..., s. 178.

 ----------------------
* Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öðretim Üyesi,Çanakkale -
- ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 8, Kýþ 2003
    ï¿½ï¿½eri�e Yorum Yaz    Yazd�r    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Hen�z Yorum bulunmamaktad�r.


 
 
ERAREN - Ermeni Ara�t�rmalar� Enstit�s�

Bu site en iyi 1024 x 768 �z�n�rl�kte g�r�nt�lenir.