AnasayfaÝletiþim
  
English



E-B�lten �yeli�i

G�nl�k b�ltenimize �ye olmak i�in a�a�daki alanlar� doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERG� SAYILARI

Ermenistan Adý, Ermeniler'in Menþei ve Bazý Ermeni Ýddialarý Üzerine

Erdal ÝLTER*
ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 6, Yaz 2002

 

‘Ermenistan’ / ‘Armenia’ Adý

‘Ermenistan’ adý, tarihte ilk defa, M.Ö. 518 tarihinde Pers Kralý I. Darius (M.Ö. 521-485) tarafýndan hakkedilen Behistun yazýtýnda ‘Harminiye, Harminiyap, Armina ve Arminiya’ adýyla geçmektedir.[1] Bu adýn, M.Ö. VI. yüzyýl sonlarýnda Ýranlýlar tarafýndan verildiði ve Ermenistan denilen bölgenin, Persler’in Doðu Anadolu’daki satraplýklarýndan (valiliklerinden) biri olduðu anlaþýlmaktadýr.[2] M.Ö. 188 tarihinde kurulan Artaksias Krallýðý zamanýnda, Ârâmice “Yukarý / Yüksek / Daðlýk Bölge”[3] anlamýna gelen ‘Ermenistan / Armenia’ adý, Muþ ve Ahlat bölgeleri için kullanýlan coðrafî bir terimdi.[4] Bu coðrafî ad, sonralarý Romalýlar tarafýn-dan orta ve yukarý Murat suyu ile Kür ve Aras nehirleri boylarý için de kullanýlmýþ, bilâhare Avrupalýlar tarafýndan benimsenmiþtir.

Kendilerine ‘Hay’ diyen ve ‘Hayk / Haik’ adlý bir atadan türedikleri efsanesini yaþatan, Türkler ile bütün yabancýlarýn “Ermeni” dedikleri toplumla Ermenistan/Armenia adýnýn bir ilgisi bulunmamaktadýr. Asur, Med, Pers, Part yazýtlarý ile Ksenophon’un Anabasis’i ve Stra-bon’un Coðrafyasý’nda “Hay” ve “Hayastan”dan bahsedilmemektedir.[5] Ermeni sempatizaný Profesör Jean Laurent, bir makalesinde Ermenistan ile ilgili olarak: “...Gerçekten, yazýlý tarihin baþlangýcýndan beri bu þekilde sýnýrlanan ülke bir devlet deðil, bir coðrafya terimidir. Þüphesiz, Ermeniler’in bu bölgede yaþadýklarý olmuþtur...Fakat bu bölgeye, sýrf Ermenistan adýný taþýdýðý için, ne Ermeniler’in mukadderatý, ne de Ermenistan Devleti adýný taþýyan bir devletin varlýðý kesinlikle baðlanamaz.”[6] demektedir.

Kafkas tarihi üzerine yaptýðý araþtýrmalar ile tanýnmýþ olan M. Fahrettin Kýrzýoðlu[7] da, gerek “Reþideddin-Oðuznâmesi”nde, gerekse “Kitab-ý Dede-Korkut” ile “Topkapý Sarayý-Oðuznâmesi” ve “Bahrü’l-Ensâb”da, ‘Ermeni ve Ermeniyye / Ermen / Ermenistan ile Hay / Hayk’ adlarýnýn bulunmadýðýna dikkati çekmekte, Ermeniler’in hiçbir zaman ‘Armen / Armenya, Ermen’ gibi coðrafya ve ‘Armeniyan / Ermeni’ kavim adýný, asla bilmediklerini ve kullanmadýklarýný, hep ‘Torkomyan (Türkman), Torkomaçi, Askenaz’ gibi ‘Türkmen / Türkman’, ‘Saka’ (Ýskit) ve bazan ‘Hay, Haykazan / Kaykaniyan’ adlarýný benimsediklerini ifade etmektedir.

‘Ermenistan / Armenia’ coðrafya adýný ve yabancýlarýn kendilerine verdikleri Armen / Ermeni adýný hiçbir zaman benimseyip kullanmayan Ermeniler, oturduklarý yerlere Hayastan (Hay-istan=Ermeni Ülkesi) adýný vermiþlerdir.[8] Profesör A. Khaçaduryan, 1933 yýlýnda Erivan’da neþrettiði “Ermenistan’ýn Çivi Yazýsý Devrinin Muhakemeli Tarihi” adlý Ermenice eserinin sonundaki haritada, Hayasa bölgesini 41–45. boylam dereceleri arasýnda yâni Erzurum’-un batýsýndan Erivan’ýn doðusuna kadar uzanan yerlerde göstermiþ ve Hitit kitabelerinde geçen Hayasa’yý Ermenistan olarak tarif etmiþtir.[9] N. Adontz, C. A. Burney ve D. M. Lang da, VIII. yüzyýldan beri Ermenice metinlerde geçen Hayastan adý ile Hitit metinlerindeki Haya-sa’yý birleþtirerek, “Hay” adýna dayanarak Hayasalýlar’ýn Ermeniler’in atalarý olduklarýný ileri sürmüþlerdir.[10]

Ermeniler yaþadýklarýný iddia ettikleri topraklarý iki kýsma ayýrýyorlardý: Büyük Erme-nistan (Asýl Ermenistan) ve Küçük Ermenistan. Büyük Ermenistan, Batý’da Fýrat nehrinden Doðu’da Kür (Kura) nehrine kadar çiziliyordu ve 15 vilâyete bölünmüþtü.[11] Kýzýlýrmak men-bâlarýna kadar geniþleyen Küçük Ermenistan ise 3 vilâyete ayrýlmýþtý. Asýl Ermenistan’ýn orta-dan kaldýrýlmasýndan sonra teþekkül eden ve Ermenilik ile ilgilenen ilim adamlarýnýn Küçük Ermenistan veya Kilikya Ermeni Krallýðý adýyla belirttikleri prensliðin topraklarý Kilikya[12] da, sahil ve daðlýk olmak üzere iki kýsýmdý.[13]

M.S. VI. yüzyýlda, 536’dan sonra Bizanslýlar ele geçirdikleri Ermenistan/Armenia böl-gelerini 4’e ayýrdýlar: Merkezi Theodosiopolis (Garin=Erzurum) olan ve Kars ilinin batýsýnda bulunan Çoruh bölgesinin baþþehri Baeberdon/Payper/Baberd (Bayburt) ile Trabzon, Cérasonte (Giresun), Yeþilýrmak boyunda Satala, Nikopolis bölgeleri Armenia Prima, I. Armenia’yý teþkil ediyordu. Sebesteia (Sivas) bölgesi II. Armenia’yý, Melitene (Malatya) çevresi III. Armenia’yý, Tunceli-Diyarbakýr bölgeleri de IV. Armenia’yý ihtiva etmekte idi.[14]

Araplar ise Ermenistan/Ermeniye adýný, Kür (Kura) nehri ile Hazar Denizi arasýndaki sahaya yâni Curzân (Gürcistan=Ýberya), Arrân (Albanya) ve Derbend (Bâb al-Abvâb=Demir Kapý) boyuna kadar uzayan Kafkasya’nýn daðlýk kýsmýna teþmil ettiler.[15] Araplar da bölgeyi “Armenia I-IV” tarzýnda tamamen farklý tasnif etmiþlerdi: I. Ermeniye: Arrân (Albanya), Þirvan, Beylekan ve Berdea ile Hazar Denizi’ne kadar uzanan yerler; II. Ermeniye: Curzân (Gürcistan=Ýberya); III. Ermeniye: Dvin, Vaspurakan, Þýrag (Þüregil), Bagrevan (Bagre-vand=Eleþgert bölgesi) ve Nahçivan gibi Kür-Aras ve Van arasýndaki yerler; IV. Ermeniye: Þimþad (Murad boyunda Palu bölgesinde), Kalikala (Erzurum), Khýlât (Ahlât), Arceþ (Erciþ) ve Bucunays (Apahunik) gibi batýdaki bölümleri ihtiva eden yerler anlaþýlmakta idi.[16]

Sýnýrlarý esneklik gösteren ve yüzyýllar boyunca birçok devletin iþgal ve istilâsýna uðramýþ bir geçit ve çarpýþma sahasý olan bu bölgelerde hiçbir zaman devamlý, mütecanis ve millî bir Ermenistan devleti mevcut olmamýþtýr. Küçük küçük prenslikler, civardaki büyük devletlere tâbi olarak, muayyen bölgelere hükmetmiþlerdir. Ermeniler için vatan prenslikleri olmuþtur. Vatanseverlikleri de bu sebeple mahallî niteliktedir. Ermeniler’i bir arada yaþatan unsur, bir milleti belirtmek için tek baþýna asla yeterli olmayan ananeler, dil ve din olmuþtur.[17] Ermenistan, siyasî baðýmsýzlýk olarak, sadece kiþisel hürriyet fikrini tanýmýþtýr.[18]

XII. yüzyýldan itibaren, Ermenistan/Armenia adýna, XIX. yüzyýl ikinci yarýsýna kadar atlaslarda tesadüf edilmeyecektir. Ermenistan coðrafya adý, XIII. yüzyýldan itibaren yerini “Turkomania=Türkmen Ülkesi”ne býrakacaktýr.[19]

Ünlü Alman coðrafya ve haritacýsý Heinrich Kiepert (1818–1899)’in Berlin’de basýlmýþ olan “Grosser Handatlas” adlý büyük atlasýnda Ermenistan gösterilmemiþtir.[20] Berlin’de yayýnlanan Neu Deutsch Allgemeine Zeitung gazetesinin 16 Kasým 1890 tarihli nüshasýnda “Ermeni Meselesi” baþlýklý bir makalede de, “...Binâenaleyh Ermenistan isminin tarihçe hiçbir ehemmiyeti olmadýðý gibi, coðrafya nazarýnda bu isim o kadar vâsidir ki, Ermenistan’ýn hu-dudunu ta’yîn etmek için Mösyö Kiepert bile çok müþkilât çekecektir...” denilmektedir.[21] 1890 yýlýnda Leipzig’de basýlmýþ olan Allgemeiner Handatlas adýndaki büyük atlasta ise ‘Armenie’ adý yazýlýdýr.[22] Anlaþýlacaðý gibi Ermenistan coðrafya adý, Rusya ve Ýngiltere’nin gayretleriyle 1878 Berlin Antlaþmasý ile sunî olarak ortaya çýkarýlan ‘Ermeni Meselesi’nden sonra siyasî bir anlayýþla atlaslara geçmeye baþlamýþtýr.

1. Ermeniler’in Menþei Üzerine

Ermeniler’in menþei ve Ermeni tarihinin baþlangýcý kesin bir karara baðlanamamýþ, muhtelif rivâyet ve mitolojik bir takým hikâyelerden ibaret kalmýþtýr. Ermeni tarihçilerinin bir kýsmý ve kilise, Ermeniler’in menþeini Hazret-i Nuh’un oðlu Yafes’e baðlarlar. Ermeni tarihini, Babil Kulesi’nin yýkýlýþý ile baþlatarak ilk atalarýnýn, Hazret-i Nuh’un torununun torunu olan “Hayk” adýnda efsanevî bir þahsiyet olduðunu kabul ve iddia ederler. Ünlü Fransýz arkeologu Jacques de Morgan,[23] Ermeni tarihçilerinin milletlerinin aslýný Kitâb-ý Mukaddes an’anelerine baðlamak için büyük gayret sarfettiklerini, Hayk neslini bunlara yaklaþtýrmak maksadýyla eski rivâyet ve an’aneleri tahrip ettiklerini belirtmektedir.

Ermeni kilisesi ile bazý Ermeni ekolü ve eski SSCB ilim adamlarýnýn Ermenileri, Jafetik (Ön-Asya yerlisi; Yafesî) gruba ait Kafkasya menþeli bir toplum olarak göstermeleri boþuna deðildir. Bu tez, Kafkas dilleri ve özellikle eski Ermenice ve eski Gürcüce uzmaný Sovyet dilbilimcisi Nicolai Marr (1864–1934) tarafýndan tesis ve temsil edilen Rus Mektebi’nin kabul ettiði ve þiddetle savunduðu bir tezdir. Yâni, Türkiye’ye mücâvir olan bölgede, Ermeniler’e menþe ve anavatan arayan görüþlerin tezidir. Bilindiði gibi, Jafetik (Yafesî) tâbiri, Yafes adýndan gelmektedir. Yafes ise, Hazret-i Nuh’un oðludur ve vataný da Mezopotamya’dýr. Jafetik tez (Marr’ýn Mektebi), Ermenilerin menþeini Mezopotamya-Kafkasya coðrafî ve arkeolojik temeli üzerine inþa etmektedir. Baþka bir ifadeyle, Nuh’un gemisinin oturduðu iddia edilen Aðrý daðý ve çevresi Ermenilerin anavataný olarak gösterilmekte, Ermeniler’in de Nuh’un torununun torunu Hayk’tan türediklerine ve Aðrý daðýndan çevreye yayýldýklarýna inanýlmaktadýr.

Tarihî kayýtlara göre Ermeniler’in menþei hakkýndaki rivâyet, Herodotos (M.Ö. 484-425 ?)’un Ermeniler’in Frigyalýlar’dan bir zümre olduðu kaydý ile Eudoksos’un (M.Ö. 370) Ermeni dilinin Frig lehçesine benzediði iddiasýna dayanmaktadýr.[24] Herodotos’un yazdýklarýný destekleyen ve Ermeniler’in milâttan önce Balkanlar’dan Anadolu’ya geçip eski Frigya yâni Orta Anadolu’ya yerleþtiklerini, bilâhare M.Ö. VII. yüzyýl ortalarýnda Doðu Anadolu’da Urartu bölgesine göç ettiklerini kabul eden tarihçiler vardýr.[25] Son yarým yüzyýlda Anadolu’nun ýrkî durumunu inceleyen antropologlar da Ermeniler’i, doðuþ yeri Balkanlar olan Dinarik ýrkýn doðudaki bileþkesi olarak dikkate almaktadýrlar.[26]

Diðer taraftan, kendilerine türlü türlü menþe arayan ve Ermeniler’i Urartularýn torunlarý olarak gösteren Ermeni tarihçileri de vardýr. Bunlardan çivi yazýsý üzerinde çalýþmalarýyla tanýnan Joseph Sandalgian, lisanî deliller ileri sürerek, Ermeniler’i Urartularýn torunlarý saymaða ve efsanevî atalarý Hayk ile Urartu isimlerini birleþtirmeye gayret etmiþtir.[27] Birinci Dünya Savaþý’ndan Lozan Barýþý (1923)’na kadar geçen sürede, siyasî amaçlar güden Ermeni neþriyatýnda da ayný tez ileri sürülmüþtür. Eski Sovyetler Birliði’nde Büyük Ermeni Lûgati’ni neþreden Ermeni dili uzmaný Acaryan; Ermeniler’in Doðu Anadolu’daki bazý þehir ve dað adlarýnýn Ermenice olduðu iddialarýna karþý, ‘Ararat, Van, Daron (Muþ), Garin (Erzurum), Masis (Ararat)...’ gibi kelimelerin Ermenice ile kat’iyyen tefsir olunamayacaðýný ve Urartu dilinden kaldýðýný, Horenli Movses’in anlattýðý efsanevî krallardan “Aram, Mavanez gibi hâs isimlerin Khald(Urartulu)larýn Arame, Menuas gibi kral isimlerinden” geldiðini, ‘ayk, Armenak, Amasya, Harma, Ara, Gartos’ adlarýnýn ise menþei meçhul ve “hiç þüphesiz Ermenice de deðillerdir. Ermenice olarak bir mânâ ifade etmezler” diye mâhiyetini belirtmektedir.[28] Son zamanlarda yapýlan araþtýrmalarda da, Urartu dili ile Ermenice’nin hiçbir alâka ve münasebetinin bulunmadýðýný ortaya konulmuþtur.[29]

Yukarýda yazýlanlarýn ýþýðýnda, günümüzde bile menþeleri hakkýnda Ermeniler arasýn-da muhtelif ve birbirini tutmayan fikirlerin münakaþasýnýn yapýldýðý bir gerçektir.

Netice olarak, ‘Ermenistan / Armenia’ denilen bölgenin coðrafî bir terim olduðu, Ermeni adýna baðlý olarak ýrkî bir ismi ifade etmediði ve Ermenistan sýnýrlarýnýn siyasî çýkarlar paralelinde esneklik gösterdiði anlaþýlmýþ olmaktadýr. Diðer taraftan, Ermeniler’in menþeinin de kesin bir sonuca baðlanamadýðý anlaþýlmaktadýr. Ancak, tarih boyunca bulunduklarý yerlerde civardaki devletlere tâbî olarak yaþamýþ olan Ermeniler’in menþelerinin, Balkan yarýmadasý olduðu yolundaki tarihî kayýtlara da uygun düþen görüþler aðýrlýk kazanmaktadýr.

3. Bazý Ermeni Ýddialarý Üzerine

Bilindiði gibi, Anadolu topraklarý üzerinde en mühim rolü Türkler oynamýþlardýr. Anadolu’nun Türkler tarafýndan fethedilerek Türk yurdu haline gelmesi, Avrupalýlara her zaman, kavranamayacak, kabul edilemeyecek ve biraz da hazmedilemeyecek bir durum olarak gözükmüþtür.[30] Yazýlan ve yazdýrýlan propaganda mahiyetindeki Ermeni tarihlerinde ileri sürülen iddialarýn aksine,[31] Selçuklu Türkleri, Doðu Anadolu’yu Ermenilerden deðil, Bizanslýlardan fethetmiþler, kendilerini katliâma ve sürgüne tâbi tutanlar da Bizanslýlar olmuþtur. Daha 1064 tarihinde Ermeni Kars Bagratlý Prensi Gagik-Abbas (Abas), prensliðini Bizans Ýmparatoru X. Konstantin Dukas’a devretmiþ ve karþýlýðýnda Kayseri-Niðde bölgesinde Zamantý þehrini almýþtý. Vaspurakan Prensi Senekerim 1021 tarihinde ve Ani Prensi II. Gagik-Haçik de 1045 yýlýnda topraklarýný Ýmparator Konstantin Monamak’a hediye etmiþlerdi.[32] XII. yüzyýlda yaþamýþ olan ve en büyük Ermeni müverrihi sayýlan Urfalý Mateos (Matthieu d’Edesse), Vekayi-name’sinde Ermenistan’ýn Bizans’a devredilmesinden yakýnarak þöyle bahsetmektedir:

“Ýþte Ermeni milleti bu suretle esaret altýna alýndý. Memleket kâmilen kanla kaplandý ve bir ucun-dan öbür ucuna kadar çalkanan bir kan deryasý haline geldi... Ermeni milletinin Grek milletinin yüzünden çektiði ýstýraplarý kim birer birer tasvir edebilecektir? Çünkü Grekler, Ermeni milletinin kumandanlarýný kendi ev ve eyâletlerinden çýkarýp götürmüþler ve Ermenistan’ýn krallýk tahtýný devirmiþlerdi... Ermenistan, Greklerin elinden (Türkler tarafýndan) alýndýktan sonra Ermeniler, Romalýlarýn bütün fenalýklarýndan kurtulmuþ oldular... Fakat onlar (Bizanslýlar), bundan sonra da... Ermeni mezhebinin tetkiki ile uðraþtýlar ve Allah’ýn Kilisesi’nin içinde kargaþalýk çýkardýlar... Onlar bu gayretleri ile bütün Ermeni prens ve kumandanlarýný Þarktan çýkarýp kendi memleketlerinde ikamet etmeye mecbur ettiler.”[33]

Doðu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurulmasý için ileri sürülen tarihî ve coðrafî delilleri çürütmüþ olan ve Ermeniler’in milliyetler prensibine de dayanamayacaklarýný belirten Jean Laurent, dikkat çekici þu ifadeleri kullanmaktadýr:[34] “Asýrlardýr Ermeniler, Rum (Roma) Ýmparatorluðu’na kitle halinde göçüyorlardý. Çünkü, Ermeniler, mizaç itibariyle, diyar diyar dolaþmak hevesi taþýmaktaydýlar...Ermeni maceracýlarý, kendilerine bol para veren ve servet saðlayan devletin hizmetine girerlerdi. Bu devlet, onlarýn istedikleri gibi soygun yapmalarý ve katliâma giriþmelerine izin verdiði sürece sadakatlarýna güvenebilirdi. Hýristiyan olduklarý için, herhangi bir hayýr iþleyerek, katliâm ve soygunlarýný (Tanrý’ya) affettirirler, vicdanlarý rahata kavuþurdu.”

Urfalý Mateos’un dediði gibi, Türkler Anadolu’yu Bizans’tan aldýktan sonra Ermeniler gerçekten kurtulmuþlardý. Türkler’in, Ýslâm’ýn gereði dinî müsamahalarýndandýr ki, Ermeniler dinlerini koruyabilmiþlerdir. Bu sebeple onlar, Türkler’in Anadolu fethinde Müslümanlar’a yardým etmiþler ve 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’nde Bizans ordusunu terkeden ilk kuvvet olmuþlardý. Ýþte bundan dolayýdýr ki, o devir Hýristiyan yazarlarý, Ermeniler’i Hýristiyanlýða ihânetle itham etmiþlerdir. Ermeniler, Malazgirt Zaferi’nden sonra da Türk idaresi, adâleti ve inanç hürriyetinden yeterince istifade etmiþlerdir.[35] Bugün Ýstanbul’da Ermeni Patrikhânesi ile bir Ermeni cemâatinin varlýðý da bunu göstermektedir.

Ermeniler, Bizans Ýmparatorluðu’nda mühim bir rol oynamýþlar, devlet yönetiminde ve diplomasi alanýnda en yüksek mevkilere ulaþmýþlar, hatta imparator dahi çýkarmýþlardýr.[36] Ancak ona devamlý olarak ihanet etmiþler, imparatorun sadýk teb’asý olamamýþlardýr. Bu sebeple, Ermenilerin kendilerini “Bizans’ýn vârisi”[37] ilân etmeleri de anlamsýzdýr. Bizans’ýn varisi olmaktan uzak olan Ermeniler, Doðu Hýristiyan Ýmparatorluðu içinde sindirilememiþ, hatta yýkýcý olan bir yabancý unsur olarak kalmýþlardýr. Fatih Sultan Mehmet, Ýstanbul’u aldýktan (29 Mayýs 1453) sonra kendisini Roma Ýmparatorluðu’nun yegâne meþru vârisi saymýþtý. Fatih Sultan Mehmet’in fetihten önce, Edirne sarayýnda topladýðý yüksek bir mecliste verdiði tarihî ve uzun bir nutukta söylediði gibi,[38] Türkler tarihî vazifelerini yerine getirip, atalarýna hayýrlý halef olduklarýný meydana koyarak, daha o tarihlerde, Bizans’ýn vârisi olmayý hak edeceklerdi.

Ermeniler Bizans’daki rollerini Osmanlý Ýmparatorluðu’nda da muhafaza etmiþlerdir. Ýstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet, Bursa’daki Ermeni Baþpiskoposu Hovagim’i 1461 yýlýnda Ýstanbul’a yerleþtirerek bir fermanla, bütün Ermenilerin Patriði yapmýþ, böylece Ermenilere hürriyet saðlayan idarî ve dinî imtiyazlar vermiþtir.[39] Aslýnda Ermenilerin, Bizans’ýn zulmünden korunmalarý için Anadolu’da ayrý bir cemaat olarak örgütlenmelerine müsaade eden ilk Osmanlý Padiþahý Orhan (1326–1362) olmuþtur. 1326 tarihinde Bursa’yý alarak baþkent yapan Orhan Bey, Kütahya’daki ilk Ermeni ruhanî merkezini de buraya naklettirmiþtir. Mezhep yönünden birlik gösterememeleri sebebiyle, millî harslarýný koruyamamýþ, Türkleþmiþ, hattâ dil olarak bile Türkçe’yi benimsemiþ bir topluluk olan Ermeniler,[40] XIX. yüzyýl baþlarýnda ‘Millet-i Sâdýka’ adýyla adlandýrýlýyorlardý. 1856 Islahat Fermaný’ndan sonra valilik, genel müfettiþlik, elçilik, hatta bakanlýk mevkilerine bile getirilmeye baþlanmýþlardý.[41]

Osmanlý Ýmparatorluðu’nun sadýk bir tebaasý olan Ermeniler’in birden bire asî bir duruma gelmeleri ve belli bir dönem içerisinde bu durumlarýný ýsrarla sürdürmeleri tarihçiyi ve siyaset adamlarýný düþündürmelidir. Çünkü, Rusya’nýn ve Ýngiltere’nin Osmanlý Ýmparatorluðu’ndaki diðer toplumlarý ayaklandýrdýðý sýrada milletlerarasý iliþkiler yönünden bir Ermeni Meselesi mevcut deðildi. XVIII. yüzyýl sonlarýna doðru Polonyalý seyyah Mikoþa,[42] Osmanlý Ýmparatorluðu’nda yaþayan Ermeniler’in durumlarýný þöyle tasvir ediyordu:

“Ermeniler’e, Türkler tarafýndan, herhangi bir milletten daha çok saygý gösterilmektedir. Onlar, Rumlardan daha geniþ bir din hürriyetine maliktirler.”

Mikoþa, Ermeniler’in eski âdetlerini tamamýyla unutmuþ olduklarýný izah ettikten sonra devam ediyor:

“Geçmiþte kendilerinin ne olduklarý üzerinde kat’iyyen düþünmüyorlar...Fikir bakýmýndan bir ihtilâl plânýný kavrayabilecek kabiliyette deðillerdir...Hatta Osmanlý Devleti’nin çökeceði günün yaklaþmakta olduðu kendilerine söylendiði zaman bundan memnun olmadýklarý bile görünmektedir.”

Mikoþa’nýn bu kanaatini paylaþan bir Ermeni ileri geleni olan Mýgýrdiç Dadyan da, 1867 yýlýnda kaleme aldýðý bir inceleme yazýsýnda Osmanlý rejimine teþekkür etmekte idi. O, yazýsýnda, Osmanlý Ermenileri’nin tam bir hürriyet içinde, sosyal kalkýnmalarýný Türkler tarafýndan engellenmeden dinî kurumlarýný nasýl geliþtirdiklerini þüpheye yer býrakmayan bir þekilde göstermektedir.[43] Öyle ise Ermenilerin yüzyýllar boyunca Türklerden zulüm gördükleri, ezildikleri ve himayesiz býrakýldýklarý yolundaki iddialarýn tarihî gerçeklerle hiçbir ilgisi bulunmamaktadýr. Bu iddialarýn belgelendirilmemiþ olduklarý ve zaten belgelendirilmelerine de imkân olmadýðý için propaganda mahsulü iftira ve isnatlar olarak kabul edilmelerinden baþka yapýlacak bir þey yoktur.


[1] René Grousset, Histoire de l’Arménie, des Origines à 1071, II. Baský, (Paris: Payot, 1973), s. 74; Ýnayetullah Cemal Özkaya, Le Peuple Arménien et les Tentatives de Reduire le peuple Turc en Servitude, (Ýstanbul: Belgelerle Türk Tarihi Dergisi Yayýnlarý, 1971), s. 10; Esat Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, (Anka-ra 1950), s. 101.  
[2]  Frédéric Macler, La Nation Arménienne, Son Passé, Ses Mmalheurs, (Paris: Fischbacher, 1923), s. 19; Þemseddin Günaltay, Yakýn Þark IV - I. Bölüm, Perslerden Romalýlara Kadar Selevkoslar, Nebatiler, Galatlar, Bitinya ve Bergama Kýrallýklarý, (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1951), s. 15.
[3]  V. De Saint Martin, Mémoires Historique et Géogrophiques Sur l’Arménie, (Paris 1818), aktaran M. Fahrettin Kýrzýoðlu, Dede-Korkut Oðuznâmeleri, I. Kitap, (Ýstanbul: 1952), s. 17.
[4]  M. Fahrettin Kýrzýoðlu, “Armenya/Yukarý-Eller’de 2700 Yýllýk Türk Varlýðý, Ermeniler’in Rus Ýstilâsýna Âlet Olmasý ve Mezâlimi,” Atatürk Üniversitesi Kuruluþu’nun XX. Yýl Armaðaný, C: II, No. 4, (Ankara: A.Ü.Y., 1978), s. 48.
[5]  Eski Sovyet dilbilimcisi Nicolai Marr’a göre, Ermeni kilisesinin Ortodoks kilisesinden ayrýlmasýna kadar, Ermeniler’in millî bir isimleri yoktu. Bkz., Uras, a.g.e., s. 97.
[6]  Jean Laurent, “Les Origines Mediévales de la Question Arménienne,” Revue des Etudes Arméniennes, Tome I, Fascicule I, (Paris: 1920), s. 2, zikreden Yahya Akyüz, Türk Kurtuluþ Savaþý ve Fransýz Kamuoyu, 1919-1922, (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1975), s. 87.
[7]  “Dede-Korkut Oðuznâmelerine Göre: Kars’ýn Aný (Arpaçayý boyu) ve Kaðýzman Kesimindeki Kamsara-kan / Kalbaþ Hanedaný,” VII. Türk Tarih Kongresi, I. Cilt, (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1972), s. 225 not 62; Ayrýca bkz., M. Eugéne Boné, L’Arménie, (Paris: 1839), s. 3.
[8]  M. Streck, “Ermeniye,” Ýslâm Ansiklopedisi, IV. Cilt, (Ýstanbul: Millî Eðitim Bakanlýðý, 1964), s. 322 b; Uras, a.g.e., s. 101-106; David Marshall Lang, Armenia, Cradle of Civilisation, (London: 1980), s. 114.
[9]  Esat Uras, a.g.e., s. 104.
[10]  Bkz., N. Adontz, Histoire d’Arménie: Les Origines (du X au VI s.av.J.C.), (Paris 1946), s. 27-34; C. A. Burney-D. M. Lang, The Peoples of the Hills: Ancient Ararat and Caucasus, (Londra: Weidenfeld and Nicolson, 1971), s. 179;  Lang, a.g.e., s. 114.
[11]  Jean Laurent, L’Arménie Entre Byzance et l’Islam Depuis la Conquête Arabe Jusqu’en 886, II. Baský, (Lizbon: 1980), s. 41-44; Uras, a.g.e., s. 18-21.
[12]  Kilikya, Toros daðlarý, Amanos daðlarý ve Akdeniz arasýnda kalan bölgedir. 1852 ve 1853 yýllarýnda güney Anadolu’da inceleme gezisi yaparak, gördüklerini yýllar sonra bastýran V. Langlois, “Tarsus çayý ile Seyhan nehrinin teþkil ettiði deltada pekçok manda beslendiðinden, mandanýn adý olan Kilik bu bölgeye ad olarak verilmiþtir.” demektedir. Bkz., V. Langlois, Eski Kilikya, (Mersin: 1947), s. 5; Herodotos ise, Fenikeli Agenor’un oðlu Kiliks’in adýnýn bölgeye alem olduðunu yazmaktadýr. Bkz., Herodot Tarihi, çev., Ö. Rýza Doðrul, II. Cilt, (Ýstanbul: 1943), s. 187.
[13]  Kilikya’da kurulan Ermeni prensliði ve bu prensliðin Türkler’le olan iliþkileri hkn. bkz., Erdal Ýlter, Ýçel’de Ermeni Faaliyetleri, (Ankara: 1974), s. 19-89; Ali Sevim, Genel Çizgileriyle Selçuklu - Ermeni Ýliþkileri, (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1983), s. 20-40; Mim Kemal Öke, “Hukuk-Tarih-Siyaset Üçgeninde Kilikya Ermeni Krallýðý Polemiði,” Türk Dünyasý Araþtýrmalarý, Sayý: 46, Þubat 1987, s. 115-128; Mehmet Ersan, “Kilikya Ermeni Krallýðý’nýn Türkiye Selçuklularý’na Tâbiyeti Meselesi,” Prof. Dr. Ýsmail Aka Armaðaný, (Ýzmir: 1999), s. 301-315; Mehlika Aktok Kaþgarlý, Kilikya Ermeni Baronluðu Tarihi, (Ankara: 1990).
[14]  Laurent, a.g.e., s. 40; Grousset, a.g.e., s. 239.
[15]  Streck, a.g.m., s. 322 b; Uras, a.g.e., ss. 16–21.
[16]  Laurent, a.g.e., ss. 44-45; Streck, a.g.m., s. 323 a.
[17] Laurent, a.g.e., s. 175.
[18]  Kevork Aslan, Etudes Historiques Sur Le Peuple Arménien, (Paris: 1909), s. 165.
[19] Geniþ bilgi için bkz., Tuncer Baykara, “Doðu Anadolu=Türkmenia (Türkmen Ülkesi),” Atsýz Armaðaný, (Ýstanbul: 1976), s. 61-66.
[20]  Ahmet Hulki Saral, Ermeni Meselesi, (Ankara: 1970), s. 11.
[21]  Abdurrahman Küçük, “Ermeni Meselesi,” Türk Kültürü, Sayý: 234 (1982), s. 734.
[22]  Saral, Ermeni...,  s. 11.
[23]  Histoire De Peuple Arménien, (Paris: 1919), s. 128.
[24]  Grousset, a.g.e., s. 68-69; Þemseddin Günaltay, Yakýn Þark - II. Bölüm, Romalýlar Zamanýnda Kapadokya, Pont ve Artaksiad Kýrallýklarý, (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1951), s. 561.
[25]  J. De Morgan, Essai sur les Nationalités, (Paris: 1917), s. 52-55; Adontz, a.g.e., s. 179, 206; René Grousset, a.g.e., s. 66-69; René Grousset, s. 61’de Frigya’dan M.Ö. 675’de Tunceli bölgesine göçen “Armeo-Frigler’in, Batýdan gelen ilk Ermeni kolunu teþkil ettiðini belirtmektedir.
[26]  Metin Özbek, Ýnsan ve Irk, (Ýstanbul: 1979), s. 155.
[27]  Joseph Sandalgian, Histoire Documentaire de l’Arménie des Âges du Paganisme (1410 Av.-305 APR. J.-C.), I. Cilt, (Roma: 1917), s. 37-92, 306, 317, 342, 372-384.
[28]  Uras, a.g.e., s. 95-96.
[29]  Hâmit Zübeyir Koþay, Erzurum ve Çevresinin Dip Tarihi, (Ankara: Türk Kültürünü Araþtýrma Enstitüsü Yayýnlarý, 1984), s. 25; Afif Erzen, Eastern Anatolia and Urartians, II. Baský, (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1984), s. 75.
[30]  Claude Cahen, Pre-Ottoman Turkey, (New York 1968), Türkçesi: Yýldýz Moran, Osmanlýlar’dan Önce Ana-dolu’da Türkler, (Ýstanbul: 1979), s. 79.
[31]  Msl. bkz., Yves Ternon, Les Arméniens: Histoire d’un Génocide, (Paris: 1977).
[32]  Urfalý Mateos Vekayi-nâmesi ve Papaz Grigor’un Zeyli, Türkçeye çev., Hrant D. Andreasyan, (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1962), s. 122; Grousset, a.g.e., s. 615-617.
[33]  Urfalý Mateos, a.g.e., s. 111-112, 122.
[34]  “Les Origines Mediévales de la Question Arménienne,” s. 37-46, nakleden Akyüz, a.g.e., s. 88.
[35]  Türk hükümdarlarýnýn Ermeniler’e iyi davrandýklarýný belirten Ermeni müverrihlerinin sözleri dikkate deðer. Urfalý Mateos, Selçuklu Sultaný Melikþah hakkýnda: “Melikþah, hâkimiyeti boyunca Allah’ýn yardýmýna mazhar oldu. O, bütün ülkeleri fethetti ve Ermenistan’ý sulh ve asayiþe kavuþturdu.” demektedir (Urfalý Mateos, a.g.e., s. 146). Asýrlar sonra, Türkiye Ermenileri eski Patriði Þinork Kalustyan da : “Türkler’in asýrlar boyu Ermeniler’in dinî ve kültürel geliþmesini saðladýðýný” ifade etmektedir. Bkz., Türk Ermenileri’nden Gerçekler, (Ýstanbul: Jamanak Yayýný, 1980), s. 28.
[36]  M. V. Levçenko, Bizans, Türkçesi: Erdoðan Berktay, (Ýstanbul: 1979), s. 233; Georg Ostrogorsky, Geschichte des Byzantinischen Staates, (Münih: 1963), Türkçesi: Fikret Iþýltan, Bizans Devleti Tarihi, (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1981), s. 134.
[37]  Hrant Pasdermadjian, Histoire de l’Arménie (depuis les origines jusqu’au traité de Lausanne), (Paris: 1964), s. 180-192.
[38]  Fatih’in bu nutku için bkz., Kritovulos, Tarih-i Sultan Mehmed Hân-i Sâni, Karolidi tercümesi, (Ýstanbul: 1328), s. 24-37.
[39]  Aspirations et Agissement Révolutionnaires des Comités Arméniens, Avant et Aprés la Proclamation de la Constitution Ottomana, (Ýstanbul: 1917), s. 7; Rh. Y. G. Çark, Türk Devleti Hizmetinde Ermeniler, 1453–1953, (Ýstanbul 1953), s. 8.
[40]  Fuad Köprülü, “Türk Edebiyatý’nýn Ermeni Edebiyatý Üzerindeki Te’sirleri,” Edebiyat Araþtýrmalarý, (Anka-ra: Türk Tarih Kurumu, 1966), s. 239–269.
[41]  Enver Ziya Karal, Osmanlý Tarihi: Birinci Meþrutiyet ve Ýstibdat Devirleri (1876–1907), VIII. Cilt, (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1962), s. 126–127; Enver Ziya Karal, Question Armenian, 1878–1923, (Ankara 1975), s. 7; Stanford J. Shaw and Ezel Kural Shaw, History of the Ottoman Empire and Modern Turkey, Vol. II: Reform, Revolution and Republic: The Rise of Modern Turkey, 1808–1975, (Londra: Cambridge University Press, 1977), s. 200.
[42]  Mikascha, II, (Leipzig 1793), s. 171, aktaran N. Jorga, Geschichte des Osmanischen Reiches, V, Türkçe Tercümesi: B. Sýtký Baykal, Osmanlý Tarihi, Cilt V, 1774–1912, (Ankara: Ankara Üniversitesi Yayýnlarý, 1948), s. 616.
[43]  Bkz., Revue des deux Mondes, Haziran 1867, s. 903-928, aktaran Edgar Granville, “La Tsarisme en Asie Mineure”, Revue Politique Internationale, 1917, Türkçe Tercümesi: Orhan Arýman, Çarlýk Rusyasý’nýn Türkiye’deki Oyunlarý, (Ankara: Yarýn Yayýnlarý, 1967), s. 26-27; Ayrýca bkz., Kâmuran Gürün, The Armenian File: The Myth of Innocence Exposed, (Londra: 1985), s. 59-61; Erdal Ýlter, Armenian Church and Terrorism, (Ankara: KÖKSAV, 1999), s. 27-34.

 ----------------------
* Tarihçi-Yazar -
- ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 6, Yaz 2002
    ï¿½ï¿½eri�e Yorum Yaz    Yazd�r    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Hen�z Yorum bulunmamaktad�r.


 
 
ERAREN - Ermeni Ara�t�rmalar� Enstit�s�

Bu site en iyi 1024 x 768 �z�n�rl�kte g�r�nt�lenir.