Öz:Bu yazýda Haziran- Ekim 2005 aylarý içinde Ermeni Sorununa iliþkin olarak þu konular incelenmektedir:
I-Türkiye’deki Geliþmeler: .Boðaziçi/Bilgi Üniversitesi Konferansý
II- Türkiye Ermenistan Ýliþkileri: 1. Resmi Beyanlar; 2.Türkiye-Ermenistan Sýnýrýnýn Açýlmasý; 3. Kars-Ahalkelek Demiryolu Projesi; 4. Turan Çömez’in Ermenistan’ý Ziyareti;
5. Yektan Türkyýlmaz Olayý
III- Soykýrým Ýddialarýný Kabul Eden Milli ve Yerel Parlamentolar: 1. Venezuela; 2. Arjantin, 3.Uruguay; 4. Sao Paulo Parlamentosu; 5. Kýrým Parlamentosu
IV- Soykýrým Ýddialarýna Ýliþkin Bazý Geliþmeler: 1. AB ve Soykýrým Ýddialarý; 2. Ýsviçre;
7. Soykýrým Bilim Adamlarý Uluslararasý Birliði; 8. Time Dergisi
Anahtar Kelimeler:Bu özetteki baþlýca sözcükler ve özellikle Ermenistan, Ermeni diasporasý, Türkiye-Ermenistan Ýliþkileri, soykýrým iddialarý.
Abstract: In this article following subjects regarding the Armenian question between June-October 2005 are examined:
I.Developments in Turkey:The Conference in Boðaziçi/Bilgi Universities;
II.Turkish-Armenian Relations: 1. Official Declarations; 2. Opening the Border Between Turkey and Armenia; 3. Kars-Ahalkelek Railway Project; 4. Turan Cömez’s Visit to Armenia; 5. Yektan Türkyýlmaz Affair
III.National and Local Parliaments Recognizing Genocide Claims: 1. Venezuela; 2. Argentina; 3. Uruguay; 4. Sao Paolo Parliament; 5. Crimean Parliament
IV.Some Developments Regarding the Genocide Claims: 1. EU and the Genocide Claims; 2. Switzerland; 3. United Kingdom; 4. Belgium; 5. Finland; 6. Claims of Genocide of Assyrians and Chaldeans ; 7. International Association of Genocide Scholars; 8. Time Magazine
Key Words:Armenia, Armenian Diaspora, Turkish-Armenian Relations, Genocide Claims
Ermeni sorunu, önceki dönemlerde olduðu gibi,Haziran- Ekim 2005 aylarý süresince de Türkiye bakýmýndan önemli bir konu olmak özelliðini korumuþtur.
Türkiye’de Boðaziçi Üniversitesinin ertelediði konferans Bilgi Üniversitesine nakledilerek yapýlabilmiþ ve bu konferans bir süre Türk basýnýnýn ilgilendiði ana konu olmuþtur.
Türkiye-Ermenistan arasýnda baþlayan görüþmeler bir duraklama dönemine girerken, iki ülke dýþiþleri bakanlarý, geçmiþ dönemin aksine bir yýlý aþan bir süredir görüþmemiþlerdir. Buna karþýn Ermenistan sýnýrlarýn açýlmasýný saðlama giriþimlerini aralýksýz sürmüþtür. Diðer yandan Ermenistan Kars-Ahalkelek demiryolu projesinin gerçekleþmesini önlemeye de çalýþmýþtýr.
Balýkesir milletvekili Turan Çömez’in Ermenistan’a yaptýðý ziyaret bu ülkede ilgi ile karþýlanýrken Ermenistan arþivlerinde incelemeler yapan Yektan Türkyýlmaz’ýn kitap kaçakçýlýðý gibi bir bahane ile tutuklanmasý Ermenistan arþivlerinden yararlanmanýn mümkün olup olmadýðý sorununu gündeme getirmiþtir.
Ýncelediðimiz dönemde Venezuela Milli Parlamentosuyla Rusya Federasyonun Kýrým Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu ve Brezilya’nýn Sao Paulo Yerel Parlamentosu Ermeni soykýrým iddialarýný kabul eden kararlar almýþlar; Arjantin ve Uruguay Parlamentolarý bu konuda eski kararlarýný teyit etmiþlerdir.
AB Parlamentosu Türkiye’nin AB üyesi olmasýný Ermeni soykýrým iddialarýný kabul etmesine baðlayan tutumunu sürdürmüþtür.
Türk Tarih Kurumu Baþkaný Yusuf Halaçoðlu ve Ýþçi Partisi Baþkaný Doðu Perinçek hakkýnda Ýsviçre’deki soruþturmalar iki ülke iliþkilerini olumsuz etkilemiþtir.
Ýngiltere Hükümeti soykýrým iddialarý karþýsýndaki tutumunu yeniden açýklarken, Belçika’da Türkiye’yi Ermeni “soykýrýmýný” tanýmaya davet eden bir kanun tasarýsý sunulmuþtur.
Asuri ve Keldanilerin “soykýrýmý” anýsýna Fransa’da bir anýt dikilmesi hayretle karþýlanmýþ, Soykýrým Bilim Adamlarý Uluslararasý Birliðinin Ermeni soykýrým iddialarýnýn tanýnmasý için Baþbakan Erdoðan’a gönderdikleri bir mektubu InternationalHerald Tribune gazetesinde ilan þeklinde yayýnlamalarý bu Birliðin bilimsel deðil militan bir zihniyetle hareket ettiðini ortaya konmuþtur.
Son olarak Time dergisinin Haziran ayýnda daðýttýðý bir DVD için özür dilemesi Ermeni diaspora örgütlerinin sahip olduklarý nüfuzun bir göstergesi sayýlmýþtýr.
Türk dostu Edward Taþcý’nýn Haziran ayýnda ölümü gerek Türkiye’de gerek ABD’nin Türk çevrelerinde büyük üzüntü yaratmýþtýr.
Bu konular aþaðýda ayrýntýlý bir þekilde incelenmektedir
I-TÜRKÝYE’DE GELÝÞMELER
Boðaziçi/Bilgi Üniversitesi Konferansý
Geçen sayýmýzda bildirdiðimiz gibi[1] Boðaziçi Üniversitesinde “Ýmparatorluðun Çöküþ Döneminde Osmanlý Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunlarý” baþlýðý altýnda Mayýs ayý sonunda yapýlmak istenen bir konferans, Adalet Bakanýnýn aleyhteki bir konuþmasý üzerine, hukuken zorunlu olmamasýna raðmen, konferansý düzenleyenler tarafýndan ertelenmiþ ve bu olay özellikle AB ülkelerinde ve organlarýnda eleþtirilere neden olmuþtur.
Konferansýn 23–25 Eylül tarihlerinde ayný program ve ayný katýlýmcýlarla yapýlacaðý ve açýlýþ konuþmasýný Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül’ün yapacaðý Aðustos ayý sonlarýnda[2] açýklanmýþtýr.Bir habere göre Baþbakan Erdoðan konferansýnýn 3 Ekim AB müzakereleri öncesinde yeniden düzenlenmesini Boðaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Soysal'dan istemiþtir[3].
Konferansýn yapýlacak olmasý bazý tepkilere neden olmuþtur.Bu tepkilerde Türkiye Emekli Subaylar Derneði, Muharip Gaziler Derneði, Emekli Astsubaylar Derneði,Türkiye Harp Malulü Gaziler Þehit, Dul ve Yetimler Derneði ile Türkiye Sivil Toplum Kuruluþlarý Birliði
ön planda yer aldýlar. Bu kuruluþlarýn konferansý izlemek isteðine karþýlýk konferansý düzenleyenlerden Prof Halil Bertay salonun kapasitesini öne sürerek davetlilerden baþkasýnýn konferansý izleyemeyeceðini bildirmesi[4] gerginliðin artmasýna neden oldu. Kamu oyunda bu derecede ilgi uyandýran bu konferans için daha büyük bir salon bulunabilirdi. Düzenleyenlerin kaynak sýkýntýsý çekmedikleri görülüyordu. Diðer yandan elli kadar bilim adamý bir bildiri yayýnlayarak sadece belli bir yönde düþünen öðretim üyelerinin çaðrýlmasýný, buna karþýlýk farklý yönde düþünen öðretim üyelerinin bildiri sunmak üzere konferansa katýlamamasýný özünde üniversite kavramýna aykýrý bulduklarýný, kamuoyuna ve dýþ dünyaya, tek yönlü görüþlerin siyasi bir malzeme biçiminde telkin edilecek olmasýný engizisyonvari bir dayatmadan farklý görmediklerini, bu konferanstan çýkacak sonuçlarýn bilimsel bir yansýzlýðýn gereklerini yerine getirmeye yetmeyeceðine dikkat çektiklerini bildirdiler[5].
Hukukçular Birliði Derneðinin müracaatý üzerine Ýstanbul 4. Ýdare Mahkemesi konferans hakkýnda yürütmeyi durdurma kararý aldý ve toplantýyý düzenleyen Boðaziçi ve Sabancý Üniversitelerinden 30 gün içinde bildirilmek üzere bazý hususlara cevap vermelerinin istedi. Bunlar arasýnda konferansýn hangi idari süreçle tesis edildiði, bu konuda herhangi bir idari birime bildirimde bulunup bulunulmadýðý, konuþmacýlarýn hangi kriterlerin göz önüne alýnarak seçildiði, toplantýya farklý görüþ sahiplerinin katýlýmýna imkan tanýnýp tanýnmadýðý, deðiþik görüþ sahiplerinin davet edilip edilmediði, þayet toplantý dar çerçeveli bir katýlým ile düzenlenecekse katýlýmcýlarýn hangi kriterlere göre belirlendiði, konuþmacý ve katýlýmcýlarýn ulaþým ve konaklama giderleri ile konferans giderlerinin ne þekilde karþýlandýðý, þayet sözü edilen gider üniversiteler ve katýlýmcýlar dýþýndaki kiþilerce karþýlanýyorsa sponsor olan gerçek veya tüzel kiþilerin ne þekilde belirlediði gibi hususlar da vardý. Mahkeme cevap için Boðaziçi ve Sabancý Üniversitelerine otuz gün süre verdi[6]. Mahkeme bu kararý oy çoðunluðuyla aldý. Karara katýlmayan üye bu kararýn idari yargý yerlerinde dava konusu edilebilecek nitelikte idari iþlem kimliði taþýyan bir karar olmadýðýný, davanýn 2577 sayýlý Ýdari Yargýlama Usulü Kanunu'nun 15/ 1 - b maddesi uyarýnca incelenmeksizin reddinin gerekeceðini bildirdi[7].
Ýstanbul 4. Ýdare Mahkemesinin bu kararýna her yönden itirazlar yükseldi[8].Baþbakan Erdoðan demokratik bir Türkiye'de düþüncenin açýklanacaðý bir organizasyonda bu þekilde bir kararýn alýnmasýný tasvip etmesinin mümkün olmadýðýný, bir düþüncenin beðenilemeyebileceðini, ama açýklanmasýnýn bu þekilde önüne geçilemeyeceðini, daha yapýlmamýþ, ne konuþulacaðý belli olmayan bir düþünce platformunu engellemenin demokrasiyle, özgürlükle, çaðdaþlýkla baðdaþtýðýný düþünmediðini söyledi[9]. Baþbakan Yardýmcýsý ve Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül ise “Kendi kendimize zarar vermekte üstümüze yok “ sözleriyle düþüncelerini dile getirdi[10]. YÖK yaptýðý yazýlý açýklamada mahkeme kararlarýna uymanýn zorunlu olduðunu belirttikten sonra, yürütmeyi durdurma kararýnýn, yargý yetkisinin sýnýrlarýný zorlayan, Anayasanýn 130. maddesiyle güvence altýna alýnan üniversitelerin bilimsel özerkliðine müdahale niteliðinde olduðunu belirtti[11].Avrupa Birliði Komisyonu tarafýndan yapýlan bir açýklamada ise “Türk toplumunun tarihini tartýþmasýný önleyen bu yeni giriþimden derin üzüntü duyulduðu, Konferansýn hemen öncesinde verilen bu kararýn, zamanlamasý ve koþullar düþünüldüðünde, bir baþka kýþkýrtma anlamýna geldiði ve Komisyonun 9 Kasým'da yayýmlayacaðý Türkiye Raporu'nda bu konuya yer verileceði bildirildi[12].
Konferans Hazýrlýk Komitesi bir açýklama yaparak, mahkemenin yetkisinin dýþýna çýkarak bilim alanýna aðýr þekilde müdahale ettiðinin düþünüldüðünü, ifade özgürlüðünün evrensel kuralarýnýn ve bunu düzenleyen Anayasa maddelerinin çiðnendiðini, Konferansýn en kýsa zamanda yapýlmasýnda, demokrasi, bilimsel özgürlük ve özerklik açýsýndan aciliyet görüldüðünü ifade etti ve Bilgi Üniversitesi'nden yararlanmak için giriþimde bulunmaya karar verildiðini bildirdi[13]. Adalet Bakaný Cemil Çiçek de Bilgi Üniversitesi açýsýndan bir problem olmayacaðý,çünkü mahkeme kararýnýn sadece toplantýyý tertip eden iki üniversite aleyhine verilmiþ bir karar olduðunu, bu nedenle toplantýnýn baþka bir yerde yapýlabileceðini söyledi[14]. Davayý açan Hukukçular Birliði Derneði bu yola baþvurulmasýný kanuna karþý hile olarak nitelendirdiyse de[15],konferans 24 Eylül sabahý Bilgi Üniversitesinde baþladý.
Polis Bilgi Üniversitesinin Dolapdere Kampüsünde ve çevresinde yoðun güvenlik önlemleri aldý; sadece davetiyesi olanlar, kimlik kontrolünden sonra binaya girebildi. Ayný yerde yaklaþýk 300 kiþi, sabah saatlerinden itibaren, ellerindeki Türk bayraklarý, çeþitli afiþ ve dövizlerle sloganlar atarak konferansý protesto etti. Göstericiler konferansýn 'sipariþ ve parayla yapýlan ýsmarlama bir toplantý' olduðunu ve'amacýn bilimsel tartýþma olmadýðý' görüþünü savundular[16]. Bazý kiþiler konferansa girenlere yumurta ve domates attýlar. Böylelikle Boðaziçi/Bilgi Üniversitesi Konferansý Türkiye’nin en fazla protesto edilen bilimsel toplantýsý haline geldi.
Baþbakan Yardýmcýsý ve Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül New York’ta BM Genel Kurul toplantýsýna katýlmakta olduðu için konferansa gelemedi ancak bir mesaj gönderdi.
Yukarýda deðindiðimiz üzere konferansa davetiyesi olmayanlar alýnmadý. Davetli olanlardan sadece iki kiþi konferans sýrasýnda karþý görüþ beyan edebildi. Toplantýyý bir sivil toplum kuruluþu adýna izleyen ABD’deki Turkish Forum Danýþma Kurulu üyesi Fatma Sarýkaya, kendisine söz verilmeyince yerinden müdahale etmek veya soru yöneltmek suretiyle bazý iddialara karþý çýkmaya çalýþtý. Ancak salondakilerin sesli itirazlarý ile engellendi[17]. Marmara Üniversitesi Diþ hekimliði Fakültesi eski Dekaný Prof. Dr. Ýlhan Çuhadaroðlu ise konuþmasý bitmeden salondan çýkarýldý[18].
Konferans Türkiye’de ifade özgürlüðü hakkýnda yoðun bir tartýþma baþlamasýna neden oldu. Bu arada Sayýn Cumhurbaþkaný’nýn tarihsel ve toplumsal konularda gerçeðin tek ve deðiþmez olduðunu, bu gerçeðin tartýþýlamayacaðýný ileri sürmenin akademik geleneðe ters düþeceðini, karþý görüþ sahiplerinin düþünce açýklama haklarýnýn ellerinden alýnamayacaðýný, böyle bir yaklaþýmýn bilimsel deðil dogmatik olduðunu belirten sözleri özellikle dikkat çekti[19].
Konferansý izleyen dönemde yazar Orhan Pamuk’un “Bu topraklarda bir milyon Ermeni ve 30 bin Kürt öldürüldü” sözleri için üç yýl hapis istemiyle mahkemeye verilmiþ bulunmasý[20] ve Ermeni gazeteci Hrant Dink’in ise “Türk'ten boþalacak o zehirli kanýn yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin Ermenistan'la kuracaðý asil damarýnda mevcuttur “sözleri için[21], ertelense de, altý ay hapse mahkum olmasý Türkiye’de ve yabancý ülkelerde Türkiye’de ifade özgürlüðünün ne derecede varolduðu tartýþmasýný sürdürdü. Avrupa Komisyonunun geniþlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn’in Ankara’daki resmi temaslarýndan sonra Ýstanbul’a geçerek Orhan Pamuk’u ziyaret etmesi[22] AB çevrelerindeki eðilimin hangi yönde olduðunu ortaya koydu. Bu yýlýn baþlarýnda zaten deðiþtirilmiþ olan Türk Ceza
Kanununun yeniden gözden geçirilmesi gündeme geldi.
Türkiye’de ifade özgürlüðü hakkýndaki tartýþmalar,konferansýn asýl konusu olan Ermeni sorununu arka plana itti. Ayrýca konferansta birkaç istisna dýþýnda, kimlerin ne dediði, konferansta hangi fikirlerin öncelikle tartýþýldýðý pek belli olmadý. Bazý gazeteler ve televizyon kanallarý konferansý izlemiþ olmakla beraber, konferansa girebilen muhalif görüþlü kiþilerin konuþmaya çalýþmalarý sonucunda çýkan olaylarý yansýtmakla yetindiler; konferansýn ana konusu hakkýnda pek bilgi vermediler. Konferanstan önce ve sonra az sayýda katýlýmcý tebliðlerini yayýnladý; ancak bunlarýn fazla okuyucusu olmayan gazetelerde yer almasý izlenmelerini güçleþtirdi. Konferansýn sonunda bir bildiri yayýnlanmamýþ olmasý da bu belirsizliði arttýrdý. Konferansý düzenleyenler tebliðlerin yayýnlanacaðýný söylediler. Ancak bunun ne zaman olacaðýný bildirmediler.Bilimsel konferanslarýn tebliðleri genellikle geç yayýnlanýr ve bu bazen yýllar alabilir. Boðaziçi/Bilgi Üniversitesi konferansý kamuoyunda çok tartýþýldýðý ve yukarýda deðindiðimiz gibi Türkiye’de ifade özgürlüðü konusunu ön plana taþýdýðý için, bu yönüyle normal veya sýradan bir konferans deðildi. Düzenleyenlerin kamu oyunu anýnda veya en kýsa zamanda bilgilendirmek gibi manevi bir görevi olmasý gerekiyordu. Bu görev, konferansý bir televizyon kanalýnda canlý olarak vermek veya tebliðleri bir Ýnternet sitesinde hemen yayýmlamak yoluyla yerine getirilebilirdi. Bu, maalesef, yapýlmadý.
Konferansýn en büyük eksikliði Türk bilim adamlarýnýn büyük çoðunluðu tarafýndan desteklenen ve tehcirin soykýrým olmadýðý noktasýnda odaklanan fikirlere yer vermemesi ve bu fikirleri taþýyan bilim adamlarýnýn konferansta konuþmak için yaptýklarý baþvurunun geri çevrilmesidir. Diðer bir eksiklik konferansý düzenleyenlerin dinleyicileri de kendilerinin seçmesi, aksi görüþte olanlarýn salona alýnmamsýdýr. Bu haliyle Boðaziçi/Bilgi Üniversitesi konferansýnda, bazý nüanslarla da olsa, tek bir görüþ ifade edilmiþtir. Oysa Sayýn Cumhurbaþkanýn dediði gibi, “Üniversiteler dogmanýn savunulduðu deðil, farklý ve karþýt düþüncelerin özgürce tartýþýldýðý kurumlar olmak zorundadýr"[23].
Daha ziyade totaliter rejimlerde ve özellikle eski komünist ülkelerde görülen bu davranýþýn sebebi nedir?Bu soruya yanýt arandýðýnda þu hususlar görülmektedir. Diaspora Ermenileri Türkiye’den tazminat ve toprak almak olarak özetlenebilecek taleplerinin gerçekleþmesinin ön þartýnýn Türk kamuoyunun Ermenilere soykýrým yapýldýðý iddiasýný kabul etmesi olduðuna inanmaktadýr.Oysa Türk kamuoyunun çok büyük bir bölümü bu iddialarý kendilerine ve atalarýna karþý yapýlmýþ bir hakaret olarak gördüðünden hiçbir Türk hükümetinin, ne kadar baský altýnda kalýrsa kalsýn, Ermeni soykýrýmý olduðunu kabul etmesi mümkün deðildir; ki bu da Ermeni taleplerinin gerçekleþemeyeceði anlamýna gelir. Diaspora Ermenileri bu çýkmazdan kurtulabilmek için Türk kamuoyunu tehcirin soykýrým olduðuna inandýrmak ve onlardan gelecek baský ile ileride Türk Hükümetini soykýrýmý kabul etmeye zorlamak yolunu denemeyi düþünmüþlerdir. Bunun için, ilk adým olarak, Türkiye’de Ermenilerin soykýrýma uðradýðýna inanan bazý Türk bilim adamlarýnýn bir grup oluþturmasý ve bu grubun Ermeni görüþlerini savunmasý yoluna gidilmiþtir.Bu amaçla son yýllarda “soykýrýmcý” Türk bilim adamlarý ve bu niteliði taþýyan Ermeni veya yabancý diðer bilim adamlarýnýn da katýlýmýyla yabancý ülkelerde bir çok toplantý yapýlmýþtýr.
Bu toplantýlardan sonra Türk bilim adamlarý, bazý farklarla da olsa, o yýllarda Türkiye’de mevzuatýn elverdiði ölçüde, 1915 tehcirinin soykýrým olduðu görüþünü yazýlarýnda dile getirmeye baþlamýþlardýr. Kýsa sayýlacak bir zaman içinde bu tür Türk bilim adamlarýnýn sayýsýnda artýþ gözlenmiþ ve bunlarýn çoðunun eskiden aþýrý solcu tutum ve eylemleri nedeniyle haklarýnda soruþturma yapýlan, bazýlarýnýn mahkum olup hapis yatan, Sovyetler Birliðinin çökmesinden sonra ise, uðruna çok sýkýntý çektikleri bu fikirleri býrakýp 180 derecelik bir dönüþle liberal görüþleri ve insan haklarýný savunmaya baþlayan kiþiler olduklarý,bu arada Türk ulusal devletine karþý her hareketi destekledikleri, Ermeni soykýrým iddialarýný da Türkiye’yi zora sokacak bir konu olarak gördükleri için benimsedikleri görülmüþtür. Burada ilginç olan husus, birkaç istisna dýþýnda bu kiþilerin Ermeni sorunu alanýnda uzmanlýklarý bulunmamasýdýr. Mesela þu anda bu grubun lideri durumunda olan Halil Bertay’ýn Ermeni sorunu konusunda ne bir kitabý ne de bir uzun makalesi vardýr. Yaptýðý konuþmalardan da bu konu hakkýnda yüzeysel bilgi sahibi olduðu anlaþýlmaktadýr.
Boðaziçi/Bilgi Üniversitesi toplantýsýný, sözde soykýrýmýn 90. yýlý münasebetiyle Ermeni diasporasý ve Ermenistan tarafýndan düzenlenen bir seri toplantý arasýnda mütalaa etmek doðru olacaktýr. Amacýn mümkün olduðu kadar çok sayýda Türk bilim adamýna Türklerin Ermenileri soykýrýma uðrattýðýný söyletmek yoluyla Türkiye’de “soykýrýmýn” kabulü lehinde bir akým baþlatmak olduðu, AB ile müzakerelerin baþlamasýna az bir zaman kala bu konferansý düzenlemekle AB ülkelerinde bazý çevrelerin de desteðinin saðlanacaðýnýn düþünüldüðü anlaþýlmaktadýr.
Ancak bu konferans Türkiye’de deðil “soykýrým” lehinde bir akým baþlatmak, 1915 olaylarýnýn soykýrým olmadýðýný düþünenlerin sayýsýnýn artmasýna ve bunlarýn ilk kez eylem yapmalarýna neden olmuþtur. Diðer bir deyimle “soykýrýmcýlara” karþý muhalefet sadece gazete ve dergi sayfalarýnda kalmamýþ bu kez sokaða da inmek suretiyle ciddi bir radikalleþme içine girmiþtir. Kýsaca konferansý düzenleyenlerin beklentilerinin tam tersi bir sonuç ortaya çýkmýþtýr.
Bu arada söz konusu konferansla Türkiye’de bir tabunun daha yýkýldýðý, bir çýðýr daha açýldýðý, Türkiye’nin büyük bir adým attýðý, bir travmayý aþtýðý gibi gerek yabancý[24] gerek Türk basýnýnda[25] bazý yorumlar görülmüþtür. Bunlar arasýnda Fransa’nýn en fazla okunan dergisi olan L’Express’in 29 Eylül 2005 tarihli sayýsýnda“Turquie: La mémoire Retrouvée” (Türkiye: Yeniden Bulunan Bellek)baþlýðý altýnda altý sayfalýk yazýsý özellikle dikkatleri çekmiþtir. Bu yazýda Ermenilere ait olduðu iddia edilen bazý ceset fotoðraflarýnýn yanýnda Halil Berktay, Murat Belge, Hrant Dink gibi “soykýrýmcý” kiþilerin fotoðraflarý da yer almakta ve yazý tamamen Ermeni görüþlerini yansýtmaktadýr. Buna þaþmamak gerekir zira L’Express Dergisinin Yazý Ýþleri Müdür Yardýmcýsý Christian Markarian, isminden de anlaþýlacaðý üzere, Ermenidir.
Bahsettiðimiz yazýlarýn bir özelliliði de Boðaziçi/Bilgi Üniversitesi Konferansýný Türkiye’nin Ermeni “soykýrýmýný” tartýþmaya baþlamasýnýn bir tür miladý olarak takdim etmeleridir.Hemen belirtelim ki bu düþünce doðru deðildir. 1915 tehcirinin soykýrým olduðu iddiasýnýn bazý Türk yazarlarla benimsenmesi ve savunulmasý on yýldan daha eskidir. Bu konuda ilk kitap Taner Akçam’ýn “Türk Ulusal Kimliði ve Ermeni Sorunu” olup, 1992’de yayýnlanmýþtýr. Ayrýca“tabu”nun yýkýlmakta olduðu Taner Akçam’ýn bir kitabýyla daha 2000 yýlýnda ileri sürmüþtür[26].
2000 yýlýndan itibaren de, baþta Halil Berktay olmak üzere, bazý Türk bilim adamlarý, giderek daha fazla sahneye çýkmaya baþlamýþtýr. Bu durumun meydana gelmesinde baþlýca etkenin Türkiye’nin 1999’da AB’ye tam üye olmak için baþvurmasý olduðu anlaþýlmaktadýr. Avrupa Parlamentosu içinde çoðunluða sahip bir grup Türkiye’nin Ermeni “soykýrýmýný” tanýmasýný tam üyeliðinin ön þartý olarak görmekte, bunun gerçekleþmesi için gayret sarf etmekte ve bu tanýmayý kolaylaþtýracak eylemleri teþvik etmektedir. Ayný tutum Avrupa’da bazý eðitim, bilim ve hatta siyasi çevrelerinde de vardýr. Bunlarýn etki ve teþviki sonucunda Türkiye’de Ermeni tezlerini benimseyenlerin sayýsý artmýþtýr.
Boðaziçi/Bilgi Üniversitesi konferansýnýn getirdiði yenilik, kýrktan fazla Türk bilim adamýnýn bir araya gelerek Ermenilerin soykýrým iddialarý doðrultusunda görüþ bildirmeleri ve böylece Türkiye’de büyük çoðunluðun savunduðu 1915 tehcirinin soykýrým olmadýðý savýna adeta meydan okumalarýdýr.Ancak, konferansýn yapýlmasýnda karþýlaþýlan güçlükler ve konferansa karþý olan hareketlerin yarattýðý karmaþa ön plana çýkmýþtýr, konferansta konuþulanlarýn kamuoyuna intikal ettirilmemesinin de etkisiyle bu meydan okumadan bir sonuç alýnmamýþtýr. Bu arada konferansý düzenleyenlerin çok eleþtirdikleri resmi görüþün sahibi olan hükümetin yardýmýyla konferansý gerçekleþtirebilmeleri de ironik bir durum oluþturmuþtur.
II- TÜRKÝYE-ERMENÝSTAN ÝLÝÞKÝLERÝ
1.Resmi Beyanlar
TBMM’de 13 Nisan 2005 tarihinde Ermeni Sorunu hakkýnda yapýlan genel görüþmeden sonra Baþbakan Erdoðan’ýn Baþkan Koçeryan’a bir mektup göndererek iki ülkenin tarihçi ve diðer uzmanlarýndan oluþan bir grubun 1915 dönemine ait geliþme ve olaylarý tüm arþivlerde araþtýrarak bulgularýný uluslararasý kamuoyuna açýklamalarýný önerdiði, Baþkan Koçeryan’ýn bu mektuba 25 Nisan’da cevap vererek, iki ülke arasýnda askýda kalan tüm sorunlarý çözmek ve bir anlayýþ birliðine ulaþmak amacýyla bu sorunlarýn görüþülecek hükümetler arasý bir komisyon toplanabileceðini ifade ettiðini geçen sayýmýzda bildirmiþtik[27].
Bu mektup deðiþiminden bir süre sonra iki ülke dýþiþleri temsilcilerinin üçüncü bir ülkede bazý toplantýlar yaptýðý, bunlara Türkiye’den Dýþiþleri Bakanlýðý Müsteþar Yarýmcýsý Büyükelçi Ahmet Üzümcü ile Tiflis’teki Türkiye Büyükelçisi Ertan Tezgör’ün katýldýðý hakkýnda basýnda bazý haberler çýkmýþ[28], aradan üç ay kadar bir zaman geçmesine karþýn bu görüþmeler hakkýnda baþkaca bilgi yayýnlanmamasý, bir süre devam eden bu görüþmelerin durduðunu düþündürmüþtür.
Baþbakan Erdoðan’ýn Haziran ayý sonunda Azerbaycan’a yaptýðý ziyaret sýrasýnda Karabað sorunu konusunda Azerbaycan’ýn tutumunu çekincesiz destekleyen ifadelerde bulunmasý ve iddialarýnýn kabul ettirilmesi gayretlerini eleþtirmesi Ermeni basýnýnda Türkiye’nin tutumunda bir yumuþama olmadýðý þeklinde yorumlanmýþtýr[29]. Burada ilginç olan Ermenilerin Türkiye’nin tutumunun yumuþayacaðýný beklemeleridir. Bunun nedeni,herhalde, ABD ve AB’nin Türkiye’ye Ermenistan ile iliþkilerin düzeltilmesi için baský yapmasý beklentisi olsa gerektir.
Diðer yandan Baþbakan Erdoðan’ýn Temmuz ayýnda ABD ziyareti sýrasýnda, gazetecilerin sorularýna cevaben, Kopenhag kriterleri arasýnda Ermeni sorununun bulunmadýðýný,tarihten husumet çýkarýlmamasýnda yarar olduðunu,Türkiye’nin yaptýðý açýlýmýn(tarihçi ve diðer uzmanlardan bir komisyon kurulmasý önerisi) olumlu karþýlýk bulmasýný ümit ettiðini, Ermenistan’ýn Karabað’ýn iþgaline son vermesi gerektiðini, Ermenistan’ý sað duyulu anlayýþtan uzak tutan dinamiklerin halka zaman kaybettirdiðini söylemiþtir[30].Bu konuþma Türkiye’nin Ermeni sorunu ve Ermenistan ile olan iliþkilerinde bir tutum deðiþikliði içinde olmadýðýný göstermektedir.
Son yýllarda iki ülke dýþiþleri bakanlarýnýn sonbaharda,Birleþmiþ Milletler Genel Kurulu çalýþmalarý sýrasýnda ikili görüþmeler yapmalarýna karþýn bu yýl böyle bir görüþme gerçekleþmemiþtir.
Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül Genel Kurul konuþmasýnda Ermenistan ile olan iliþkilere doðrudan temas etmemiþ ve Azerbaycan topraklarýnýn iþgalinin sona ermesi yönündeki geliþmelerin, Ermenistan ile olan iliþkiler de dahil bölgede daha iyi bir hava yaratacaðýný söylemekle yetinmiþtir[31].
Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Vartan Oskanyan ise Genel Kurul’da yaptýðý konuþmada, adeti hilâfýna, ülkesinin Türkiye ile olan iliþkilerine hiç temas etmemiþtir[32]. Buna karþýlýk Ermenistan Dýþiþleri Bakaný UNESCO Genel Konferansýnda yaptýðý konuþmada[33] Türkiye’de Ermenilerden kalma binlerce kültürel anýt bulunduðunu, bu anýtlarýn bir kültürel diyalog baþlamasý ve bölgesel iþbirliðinin geliþmesi için bir fýrsat oluþturduðunu, ancak o topraklarda Ermeni varlýðýnýn çarpýcý kanýtýný oluþturan bu anýtlarýn deðiþtirildiðini veya umursamazlýða terk edildiðini,bununla beraber bu tutum ve eðilimlerde deðiþiklik olacaðýný ve Türkiye’nin çoðulcu geçmiþini tanýmak yoluna girdiðini ümit ettiklerini söylemiþtir. Vartan Oskanyan daha sonra Van Gölündeki Ahtamar Kilisesinin Türk makamlarý tarafýndan onarýlmaya baþlamasýndan bahsetmiþ, bunun bir çok yerde tekrarlanabileceðini ve Ani’de kalan tek anýtýn beraberce onarýlabileceðini, bir kültür baþyapýtý olan bu ortaçað þehrinin iki halký birbirine baðlayabileceðini söylemiþtir. Diðer yandan Ermeni Dýþiþleri Bakaný, Ermeni anýtlarýnýn korunmadýðýný ileri sürerek Azerbaycan’ý þiddetle eleþtirmiþtir.
Görüldüðü üzere, Türkiye- Ermenistan iliþkileri bakýmýndan incelediðimiz dönemin baþlýca özelliði iliþkilerin bir durgunluk içinde olmasý ve taraflarýn bir “bekle gör” siyaseti izlemesidir.
2. Türkiye- Ermenistan Sýnýrýnýn Açýlmasý
Türkiye’nin Ermeni güçlerinin Karabað’ý çevreleyen Azerbaycan topraklarýný da iþgal etmeye baþlamasýna bir tepki olarak 1993 yýlýnda Ermenistan ile olan kara sýnýrýný kapattýðý bilinmektedir. Ermenistan o tarihten bu yana ve git gide artan bir þekilde sýnýrýn açýlmasýný istemekte ancak buna karþýlýk olarak,mesela Azerbaycan topraklarýnýn iþgaline son vermek veya Türkiye’nin toprak bütünlüðünü tanýmak veya soykýrým iddialarýndan vazgeçmek gibi bir taviz vermemektedir. Türkiye de kendi tutumunda bir deðiþiklik yapmayýnca Türkiye- Ermenistan sýnýrý kapalý kalmaya devam etmektedir. Ermenistan’ýn bu davranýþýnýn temelinde ABD ve AB’nin yapacaðý baskýlar sonucunda Türkiye’nin sýnýrý açmak zorunda kalacaðý beklentisi yatmaktadýr. Ne var ki, sýnýrlar 12 yýldan beri kapalý olduðuna göre bu beklenti pek gerçekçi deðildir.
ABD Kongresinde Ermeni çýkarlarýný korumakla namlý Adam Schiff 29 Haziran 2005 tarihinde Temsilciler Meclisine “Ermenistan’a Türk Ablukasýný Sona Erdirme Kanunu “ baþlýðýný ve H.R.3103 sayýný taþýyan bir tasarý sundu. Tasarýnýn uzun gerekçesinde þu hususlardikkati çekmektedir: Türkiye’nin Ermenistan’a uyguladýðý ablukanýn bölgede güvenlik ve refahý teþvik etmediði,o nedenle ABD’nin kýsa ve uzun vadeli siyasiamaçlarýný baltaladýðý, ablukanýn Ermenistan’ýn nakliye giderlerini yüzde 30 ila 35 arttýrdýðý, Türkiye’nin sürdürdüðü bu ablukanýn ABD’ninve uluslar arasýkuruluþlarýn insaný yardým amacýyla sýnýrlarý geçmesini engellediði, NATO’nun Barýþ Ýçin Ortaklýk Programýnýn baþarýsnýn ve AB’nin güvenlik ve ekonomik çýkarlarýnýn Türkiye’nin Ermenistan’a uyguladýðý ambargonun hemen ve koþulsuz kaldýrmasýna baðlý olduðu,Amerikan Baþkan ve Dýþiþleri Bakanýn Türkiye’nin Ermenistan’la ekonomik, siyasi ve kültürel baðlarý yeniden kurabilmesi içinErmenistan’a uyguladýðý ablukayý derhal kaldýrmasýnýn Türkiye’ye bildirilmesi gerektiðiYerimiz müsait olmadýðý için bu hususlarýn içerdiði anlamsýzlýkve yanlýþlýklar üzerinde durmuyoruz.
Tasarýnýn iþlem bölümünde ise Türkiye’nin Ermenistan’a uyguladýðý ambargoyu sona erdirmesi için ABD tarafýndan atýlan adýmlar ve yapýlan planlar hakkýnda Dýþiþleri Bakanýndan bir rapor vermesi istenmektedir. Teklif sahibinin, bu tasarý kabul edildiði taktirde, Amerikan Hükümetinin Ermenistan ile olan sýnýrlarýný açmasý için Türkiye’ye baský yapmak zorunda kalacaðýný düþünmüþ olduðu anlaþýlmaktadýr.
Sözkonusu tasarýnýn sunulmasýndan iki hafta kadar sonra, Ermeni-Avrupa Siyasi, Hukuki Danýþma Merkezi adýný taþýyan ve Avrupa Birliðinin desteklediði bildirilen bir kuruluþun “Türk-Ermeni Sýnýrý Ablukasýnýn Kaldýrýlmasýnýn Ermenistan Ekonomisi Üzerindeki Etkileri” baþlýklý bir raporu yayýnlandý. Raporda sýnýrýn açýlmasýnýn Ermenistan’ýn gayri safi milli hasýlasýný (GSMH) ancak % 0, 67 kadar arttýracaðý, sýnýrýn açýlmasýnýn beþ yýl sonra GSMH’a toplam etkisinin % 2,7 olacaðý, kýsa vadede Ermenistan’ýn ihracatýnýn % 5,23, ithalatýnýn ise % 4,7 artacaðý belirtiliyor ve sýnýrýn açýlmasýnýn, Kars-Gümrü demiryolunun faaliyete geçmesiyle birlikte, nakliye giderlerinin azalmasýný saðlayacaðý bildiriliyordu[34].
Bu rapor büyük þaþkýnlýk yarattý, zira 2000 yýlýnda Dünya Bankasý tarafýndan yayýnlanan ve Ermenilerin her zaman ve her yerde atýfta bulunduklarý bir raporda sýnýrlarýn açýlmasýnýn GSMH % 30 oranýnda arttýracaðý kayýtlýydý. Diðer yandan Ermeni-Avrupa Siyasi, Hukuki Danýþma Merkezi yetkilileri Raporu Ermenistan Hükümetinin istediði üzerine hazýrladýklarýný belirtirken Ermenistan’ýn Ticaret ve Ekonomik Kalkýnma Bakaný Karen Cismarityan bu raporun hükümetle bir ilgisinin olmadýðýný söylüyordu.
Bu raporun kimlerin çýkarýna hizmet ettiði de Ermenistan basýnýnda tartýþýldý. Bir görüþe göre rapor, ablukanýn kaldýrýlmasý karþýlýðý olarak Ermenistan’ýn Türkiye’ye bir taviz vermeyeceðini söyleyen Dýþiþleri Bakaný Oskanyan’nýn tutumunu destekliyordu[35]. 1991–1998 yýllarý arasýnda istatistiklerden sorumlu bakan olan Eduard Agajanov’a göre ise bu raporun amacý Ermenistan’da halen mevcut ve Baþkan Koçeryan’ý destekleyen oligarþik ekonomik sistemi korumaktý; zira bu sistem, sýnýrlarýn açýlmasýna ve Türk mallarýnýn rekabetine dayanamazdý.
Sözkonusu raporun gerçeði mi yansýttýðý yoksa bazý siyasi amaçlara mý hizmet ettiðini þu safhada söylemek mümkün deðildir. Ermenistan hükümetinin, ABD ve AB’nin baskýlarý nedeniyle Türkiye’nin sýnýrlarý, AB ile müzakerelerin baþlamasýndan evvel açacaðýna inandýklarý ve bunun karþýlýðýnda bir bedel ödemeleri için kendilerine baský yapýlacaðý telaþýna kapýldýklarýný, bunu önlemek için de sýnýrýn açýlmasýnýn ekonomik sonuçlarýný küçümseyen bir rapor hazýrlattýklarýný düþünmek mümkündür.
Dünya Bankasý raporu ile sözünü ettiðimiz Danýþma Merkezi’nin raporu arasýndaki çeliþki nedeniyle Türkiye-Ermenistan sýnýrýn açýlmasýnýn ekonomik sonuçlarý tartýþmalý bir hale gelmiþtir. Bununla beraber kuramsal bir yaklaþýmýn daha ziyade Danýþma Merkezi raporuna hak verdiði görülmektedir. Zira, Ermenistan zayýf bir ekonomiye sahiptir. Sýnýrlar açýldýðý taktirde, ne ithalatýný ne de ihracatýný kýsa vadede önemli ölçüde arttýracak olanaklara sahip deðildir. Bu artýþ, Merkezin raporunda belirtildiði gibi, % 5 civarýnda olabilir.Ancak kanýmýzca Türkiye sýnýrlarýnýn açýlmasý, kýsa vadede ithalat ve ihracat artýþlarý nedeniyle deðil uzun vadede Ermenistan’ýn ekonomik geliþmesi bakýmýndan önemlidir. Zira Ermenistan için Türkiye en makul ekonomik partner olmanýn yanýnda Avrupa ve Orta Doðu ülkeleri için en kýsa yoldur.
Bu arada Ermenistan’ý idare edenlerin Türk sýnýrlarýnýn açýlmasý konusuyla ekonomik deðil siyasi nedenlerle ilgilenmiþ olduklarýný; zira Türkiye sýnýrlarýný açarsa Azerbaycan’ýn izole edileceðine inandýklarýný belirtelim.
3. Kars-Ahalkelek Demiryolu Projesi
Türkiye ile Gürcistan arasýnda demiryolu baðlantýsý kurulmasý konusu Türkiye’nin Ermenistan ile olan sýnýrlarýný açmasý konusuyla yakýndan ilgilidir.
Türkiye 1993 yýlýnda Ermenistan ile olan sýnýrlarýný kapamasýnýn doðal bir sonucu olarak Kars’tan Gümrü’ye giden demiryolunu da kapatmýþtý. Zamanla Gürcistan ve bu ülke üzerinden Azerbaycan’a demiryolu ile baðlanmak fikri doðdu.Zamanýn Cumhurbaþkaný Süleyman Demirel 1997 yýlý Temmuz’unda Gürcistan’a yaptýðý bir ziyaret sýrasýnda bu fikri Edvard Þavardnaze’ye açtý[36] ve bir ilke mutabakatýna varýldý. Bu iþ için Kars’a kadar gelen hattý Gürcistan’ýn Ahalkelek þehrine baðlamak yeterliydi.68 kilometresi Türkiye’de 30 kilometresi de Gürcistan’da olmak üzere 86 kilometre uzunluðunda olacak yeni hattýn yaklaþýk 400 ilâ 500 milyon dolara mal olacaðý söyleniyordu[37]. Sonralarý bu hattýn yaklaþýk 250 milyon dolara çýkarýlabileceði bildirildi[38].
Dýþfinansman dagerektiren bu proje bir süre uygulamaya konamadý ise de2005 yýlýnda yeniden ele alýndý ve Bakü-Ceyhan petrol boru hattýnýn açýlýþý münasebetiyle Bakü’de buluþan Azerbaycan,. Gürcistan ve Türkiye devlet baþkanlarý 25 Mayýs 2005 tarihinde “Uluslararasý Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu Koridorunun Oluþturulmasý Deklarasyonunu” imzaladýlar.
Projenin uygulanmaya baþlamasý Ermenistan’ý telaþlandýrdý; zira proje bitirildiði zaman Kars-Gümrü demiryolunun nakliye alanýnda pek iþlevi kalmayacaktý. Diðer yandan Ermenistan bu yeni hattý kendisini izole etmeye yönelik bir hareket olarak gördü. Ermenistan bu hattýn inþaatýný önlemek için bir yandan AB’ye baþvururken, diðer yandan Amerikan Kongresindeki Ermeni taraftarlarýný harekete geçirdi.
Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Vartan Oskanyan Bakü Deklarasyonundan bir hafta kadar sonra nakliye iþlerini koordine eden AB Komisyonu Baþkan Yardýmcýsý Jacques Barrot’ya 21 Mayýs tarihli bir mektupla baþvurarak, Kars’ý Gümrü’den geçerek Tiflis’e baðlayan bir demiryolu hattý olduðunu ve AB’nin TRASECA adlý uluslar arasý yollar programýnda yer aldýðýný,bu hattýn Türkiye’nin Ermenistan’a abluka uygulama kararý sonunda kullanýlamadýðýný, yeni bir demiryolu hattý inþasýnýn büyük mali kaynaklar gerektireceðini, ayrýca Türkiye’nin abluka politikasýna hizmet edeceðini, Ermenistan-Türkiye sýnýrýnýn Avrupa’da ablukaya tabi tek sýnýr olduðunu,Avrupa Güney Kafkasya’da iþbirliði istiyorsa Kars-Gümrü hattýnýn açýlmasýnýn buna iyi þekilde katkýda bulunacaðýný, ayrýca bu hattýn kullanýlmamasýnýn Avrupa’nýn yeni komþuluk siyasetinin uygulanmasý için engel oluþturacaðýný bildirdi[39]. Diðer yandan Ermenistan’ýn sýrf Kars- Ahalkelek projesini önlemek için Kars-Gümrü demiryolunun açýldýðý taktirde bu hattan bir süre Ermeni mallarýnýn taþýnmamasýna razý olacaðýný ilgili taraflara bildirdiði ileri sürüldü[40].
Avrupa Komisyonun Enerji ve Nakliye Genel Müdürü François Lamoureux’nun geçen Kasým ayýnda Bakü’yü ziyareti sýrasýnda Kars- Ahalkelek demiryolu projesini incelediklerini ve finansmanýna katýlabileceklerini söylemesi ümitleri arttýrdý[41]. Ancak bu konuda son zamanlarda alýnan Ermeni kaynaklý haberler[42] Komisyonun tutumunda bir deðiþiklik olduðunu ileri sürmektedir. Buna göre AB Komisyonu Nakliye ve Enerji Genel Müdürlüðü, Oskanyan’ýn yukarýda deðindiðimiz 21 Mayýs tarihli mektubuna cevap olarak(in response to) Kars’ý Gümrü ve Tiflis’e baðlayan bir demiryolu hattý bulunduðunu, o nedenle Kars-Ahalkelek hattýnýn inþa edilmesine gerek olmadýðýný, bu nedenle bu hattýn AB tarafýndan desteklenmeyeceðini bildirmiþtir.
Buna karþýn Birleþmiþ Milletler Genel Sekreter Yardýmcýsý Anwarul K. Chowdhury Geliþmekte Olan Ülkeler Grubu Bakanlarýnýn 6. toplantýsýnda Baku-Tiflis-Ahalkelek-Kars demiryolunun Bakü’den Avrupa’ya insan ve kargo taþýmacýlýðýný saðlayacaðýný bildirmiþtýr[43].
ABD Kongresinde Ermeni Çýkarlarý Grubu Eþ Baþkanlarý olan Joe Knollenberg ile Frank Pallone, eskiden beri ABD’de Ermeni diasporasýyla iþbirliði yapan George Radanovich ile birlikte 21 Temmuz 2005 tarihinde Temsilciler Meclisine H.R. 3361 sayý ve “Güney Kafkasya’da Açýk ve Entegre Demiryollarý Kanunu” baþlýðýný taþýyan bir kanun tasarýsý vermiþlerdir. Bu tasarýnýn gerekçe kýsmýnda Kars–Ahalkelek demiryolu projesi hakkýnda yukarýda deðindiðimiz olumsuz Ermeni görüþleri tekrar edildikten sonra, iþlem bölümünde Ermenistan’dan geçmeyen veya Ermenistan ile baðlantýlý olmayan ancak Baku, Tiflis ve Kars’tan geçen veya bu kentleri baðlayan demiryolu veya demiryolu baðlantýlý yollarýn geliþtirilmesine ABD’nin yardým etmesinin yasaklanmasý istenmektedir. Bu tasarý kanunlaþtýðý taktirde ABD’nin çeþitli resmi fonlarý Kars-Ahalkelek demiryolu hattýnýn finanse edilmesi için kullanýlamayacaktýr. Avrupa Birliðinin de benzer bir tutum almasý için çalýþýlmakta olduðu görülmektedir. Bu durumda söz konusu hat için gerekli finansmanýn baþka kaynaklardan bulunmasý gerekmektedir. Azerbaycan Ulaþtýrma Bakaný Musa Panakov’a göre bazý Japon kuruluþlarý ve Geliþme Ýçin Asya Bankasý bu projeyle ilgilenmektedir[44]. Diðer yandan Azerbaycan Dýþiþleri Bakanlýðýndan Aþraf Þýhaliyev Azerbaycan’ýn Yeni Komþuluk Programý içinde Kars-Ahalkelek demiryolunun desteklemesini AB’den isteyeceklerini belirtmiþtir[45].
Görüldüðü gibi Kars- Ahalkelek demiryolu inþasý konusunda mücadele devam etmektedir. Bu hat Türkiye ve Azerbaycan için hem ekonomik hem de güvenlik bakýmýndan gereklidir. Yapýmý zaten çok gecikmiþ olduðu için bir an evvel inþaatýna baþlamakta yarar vardýr.
4. Turhan Çömez’in Ermenistan’ý Ziyareti
AKP Balýkesir Milletvekili Turhan Cömez Haziran ayý içinde Ermenistan’a resmi olmayan bir ziyaret yaptý. Erivan Üniversitesinde bir konferans verdi. Ayrýca, aralarýnda Ermenistan Meclis Baþkaný Artur Baðdarasyan, Taþnak Partisi Direktörü Giro Manoyan, Erivan Belediye Baþkaný Yervant Zakaryan’ýn da bulunduðu bir çok kiþiyle görüþtü. Halkýn arasýna girdi. Çocuklarý omzuna aldý. Doktor olduðu için bir hastanede yaþlý bir kadýnýn böbrek ameliyatýna katýldý[46].Turhan Çömez, “soykýrým” konusu dahil, Türk görüþlerini savunmasýna raðmen, açýk ve samimi davranýþlarý sayesinde her yerde ilgi ve sempatiyle karþýlandý. Ermeni basýný da ziyaretine önemli yer verdi.
Turan Çömez’in yaptýðý temaslar arasýnda zengin iþ adamý ve milletvekili Hacatur Suklasyan ile yaptýðý görüþme basýnda çok yer aldý. Suklasyan’ýn sadece sýnýrlarýn açýlmasý konusuyla ilgilenip soykýrým iddialarýnda bir deðiþiklik yapmak istemez tutumuna karþýn Turhan Çömez,“Gelin ikimiz ortak bir çalýþma yapalým. Ben TBMM’de Ermenistan sýnýr kapýsýnýn açýlmasýyla ilgili konuþma yaptýðým saatlerde, siz de kendi parlamentonuzda bir konuþma yapýn ve 1915’te yaþanan olaylarýn soykýrým olmadýðýný, bu konularýn tarihçiler tarafýndan araþtýrýlmasý gerektiðini, Türkiye’nin birliði ve toprak bütünlüðüne duyduðunuz saygýyý açýklayýn. Bu küçük bir adým olur. Ama önemli bir baþlangýç olacaktýr.” teklifinde bulundu ise de Suklasyan iliþkilerin önkoþulsuz baþlamasý gerektiði hakkýndaki klasik Ermeni tutumunu tekrarladý. Adý geçen milletvekilinin “soykýrým” konusunda Türkiye’nin özür dilemesi gerektiðini belirtmesi üzerine Çömez kendisine Ermeni çetelerinin 1915 yýlýnda yaptýklarýný ve ASALA’nýn Türk diplomatlarýna yaptýðý suikastlarý hatýrlattý.
Turan Çömez Türkiye’ye döndükten sonra bu ziyaretten edindiði izlenimleri Akþam gazetesine yazdýðý yazýlarda anlattý. Ermenistan’da Türkiye’ye karþý var olan önyargýyý kýrmak, tabularý yýkmak, soykýrým inadýndan vazgeçirmek için etkin ve rasyonel politikalar üretilmesi gerektiðini belirterek bunun için atýlmasý gereken adýmlarý þu þekilde dile getirdi:
-Türk ve Ermeni milletvekillerinden oluþan ortak bir çalýþma grubu kurulmalý.
- Her iki ülke gazetecilerinin ziyaretleri artýrýlmalý ve iki tarafýn devlet adamlarýyla mülakatlar yapýlýp düþünceleri aktarýlmalý.
- Her iki tarafýn öðrencileri için gençlik programlarý hazýrlanmalý. Karþýlýklý öðrenci transferleri yapýlmalý ve her iki tarafýn öðrencileri aile yanlarýnda konuk edilmeli.
- Tarihten günümüze ulaþmýþ Ermeni Kültür Mirasý onarýlýp, dünya turizmine kazandýrýlmalý.(Bu baðlamda, Ani Harabeleri günübirlik turlara açýlabilir)
- Karþýlýklý kültürel alýþveriþler yapýlmalý, ortak sanat etkinlikleri planlanmalý.
-Karþýlýklý spor müsabakalarý yapýlmalý.
-Ermenistan'a yapýlan bavul ticaretine destek verilmeli.
- Her iki tarafýn talepleri doðrultusunda karþýlýklý olarak bazý sektörel ve bilimsel toplantýlar yapýlmalý.
-Her türlü, gayrý resmi-sivil temaslar karþýlýklý olarak teþvik edilmeli.
-TRT tarafýndan Ermenistan'a Ermenice radyo-TV yayýnlarý yapýlmalý. (TRT 25 dilde yayýn yapýyor ancak Ermenice yayýný yok. Ermenistan halký, Türkiye'ye dair haberleri Fransa'dan almak yerine Türkiye'den alabilmeli)[47]
Turhan Çömez’in bu önerileri Ermenilerde görülen bazý önyargýlarýn ortadan kalkmasýna ve böylelikle Ermenistan ile normal iliþkiler kurulabilmesine yardým edecek niteliktedir. Bu önerilerin yaþama geçirilmesi ise Ermenistan’ýn ne derecede Türkiye ile iþbirliðine girmeye hazýr olduðuna baðlýdýr.
5. Yektan Türkyýlmaz Olayý
Temmuz ayý baþlarýnda Ermeni basýný "Kürt"tarihçi diye nitelendirdikleri Türk vatandaþý Yektan Türkyýlmaz'ýn kitap kaçakçýlýðýndan tutuklandýðýný bildirdi. Haberlere göre Türkyýlmaz Ermenice biliyordu ve Ermeni arþivlerinde araþtýrma yapýyordu. Türkyýlmazdaha önce yaptýðýaçýklamalarda Osmanlý Ýdaresinin Ermenileri soykýrýma uðrattýðýna inandýðýný söylemiþ ayrýca Ermenistan arþivlerinin de açýk olduðunu, kendisinin arþivlerde bir sorunla karþýlaþmadýðýný belirtmiþti.
Türkyýlmaz bazý mesleki kitaplarý Ermenistan'dan çýkarmak istemiþ, ancak gerekli izni almamýþtý; ama alýnmasý gerektiðini de kimse kendisine söylememiþti. Ýyi niyeti dikkate alýnarak,hapse atýlmasý yerine bu formalitenin yerine getirilmesi kendisinden istenebilirdi veya kitaplara el konup Ermenistan'dan ayrýlmasýna izin verilebilirdi. Bu yapýlmamýþ ve kitap kaçakçýlýðý için sekiz yýla kadar hapis cezasý öngören Ermeni kanunlarý gereðince ve üstelik Ermeni gizli servisince tutuklanmýþ ve bu servise ait yüksek güvenlikli hapishaneye konmuþtu.
Türkyýlmaz'ýn tutuklanmasý Türkiye'de ve ABD'de bazý çevrelerde tepkilere neden oldu. Sabancý Üniversitesi'yle ABD'de adý geçenin doktora yaptýðý Duke Üniversitesi'nin giriþimiyle bir dayanýþma komitesi kuruldu ve adý geçenin kurtarýlmasý için bir kampanya baþlatýldý.
Bu çerçevede, çeþitli ülkelere mensup iki yüz kadar bilim adamý, Baþkan Koçaryan'a bir mektup göndererek Türkyýlmaz'ýn serbest býrakýlmasýný istediler[48]. Bu mektupta kendisinin 1915 olaylarýný eleþtirel bir þekilde(yani soykýrým iddialarýný kabul eden bir þekilde) ele alan az sayýdaki Türk bilim adamlarýndan biri olduðu belirtildi. Ayrýca adý geçenin tutuklanmasýnýn Ermenistan'ýn kendi tarihi üzerinde baðýmsýz bilimsel çalýþmalar yapýlmasýný ne derecede desteklediði hakkýnda ciddi þüpheler yarattýðý da ifade edildi. Mektup Türkiye'den H. Berktay, T. Akçam, M. Belge, F.M. Göçek, O. Pamuk, R. Zarakolu gibi Ermeni soykýrýmý olduðunu ýsrarla savunan bazý Türkler ile ayný inanca sahip P. Balakyan, V.N. Dadriyan,D.R. Papazyan, A. Sarafyan gibi Ermeniler tarafýndan imzalandý.
Ermenistan ve Ermenilerin taleplerini yerine getirmek için ciddi gayret sarf eden, bir süre önce ABD Baþkanlýðý için adaylýðýný koymuþ olan Senatör Bob Dole de bu kampanyaya katýldý ve Baþkan Koçaryan'a gönderdiði bir mektupta kendisinin ve senatör olan eþinin Ermenistan'ýn eski dostu olduklarýný ve Ermenistan'ý desteklemeye devam ettiklerini hatýrlattýktan sonra Türkyýlmaz'ýn tutuklanmasýnýn Ermenistan'ýn demokratik geliþmesi ve bu ülkede hukukun üstünlüðü hakkýnda þüphe yarattýðýný ifade etti ve adý geçenin derhal serbest býrakýlmasýný istedi. Ayrýca, garip kanun diye nitelendirdiði Ermeni Ceza Kanunu'nun gözden geçirilmesini de önerdi[49].
Yapýlan bu giriþimler ve özellikle ABD'de çok önemli bir kiþi olan Dole'un mektubu Türkyýlmaz'ý kurtardý. Mahkeme kendisini bir yýla mahkum etti, ancak cezayý tecil etti. Serbest kalan adý geçen Eylül ayý baþýnda ABD'ye döndü.
Ermeni makamlarýnýn neden Ermeni görüþlerini savunan bir kiþiyi tutuklamýþ olduklarý halen dahi anlaþýlmýþ deðildir. Akla gelen tek olasýlýk Ermenistan arþivlerinin,Türk veya yabancý baðýmsýz bilim adamlarý tarafýndan incelenmesini istenmedikleri, caydýrýcý bir önlem olarak Türkyýlmaz'ý tutukladýklarý, böylelikle soykýrýmý savunan bir kiþi bile hapsedildiðine göre savunmayanlarýn daha aðýr muameleyle karþýlaþacaðý kanýsýný yaratmaya çalýþtýklarýdýr. Kýsaca açýk olduðu daima söylenen Ermenistan arþivlerinin ancak þeklen açýk, gerçekte ise baðýmsýz araþtýrmacýlara kapalý olduðu sonucuna varýlmaktadýr.
III- SOYKIRIM ÝDDÝALARINI KABUL EDEN MÝLLÝ VE YEREL PARLAMENTOLAR
1. Venezuela
Venezuela Parlamentosu 14 Temmuz 2005 tarihinde Ermeni soykýrým iddialarýný benimseyen bir kararý oybirliðiyle kabul etti[50].
Kararýn giriþ bölümünde,özetle, insanlýk tarihinin ilk bilimsel olarak planlanmýþ, örgütlenmiþ ve icra edilmiþ soykýrýmýnýn doksan yýl önce meydana geldiði, bu soykýrýmýn Genç Türkler ve onlarýn ideolojisi olan Pantürkizm tarafýndan Ermeni halkýna karþý iþlendiði ve iki milyon kadar kiþinin ortadan kaldýrýlmasýna yol açtýðý,bu tür cinayetlerin tekrarlanmamasý için ifþa edilmesi ve bu soykýrýmýn Türk halký ve dünyanýn bütün halklarý tarafýndan reddedilmesi gerektiði,siyasi davalar ve çýkarlar nedeniyle soykýrýmýn inkâr edilmesi yoluyla tarihin deðiþtirilmesine çalýþýldýðý ifade edilmektedir.
Bir: Adaletin yerine getirilmesi için geçerli fakat gecikmiþ insani isteklerin desteklediðini Ermeni halkýna, hükümetine ve Venezuela’daki güçlü Ermeni cemaatine ifade etmeye
Ýki: Ermeni soykýrýmýný tanýyýncaya kadar Türkiye’nin üyelik baþvurusunu ertelemesini Avrupa Birliðinden istemeye
Üç: Bu kararý Ermenistan Parlamentosuna ve Ermeni dini makamlarýna iletmekle görevli bir komite oluþturmaya
Dört: Ermeni halký ile dostluk için bir parlamento grubu kurmaya Karar verir.
Bu kararda yer alan “insanlýk tarihinin ilk bilimsel olarak planlanmýþ, örgütlenmiþ ve icra edilmiþ soykýrýmý”, ifadesi, iki milyon kadar kiþinin ortadan kaldýrýldýðý iddiasý ve“soykýrýmý” tanýmadýkça Türkiye’nin baþvurusunun ertelenmesinin AB’den istenmesi bu kararý Ermeni soykýrým iddialarý hakkýnda þimdiye kadar çeþitli ülkeler parlamentolarýnda alýnan kararlarýn en serti ve en abartýlýsý yapmaktadýr.
Bunun nedenleri çeþitlidir. Venezuela Parlamentosunu bu kadar cesur kýlan husus, þüphesiz, Türkiye’nin uzaklýðý ve iki ülke arasýnda kayda deðer iliþki olmamasýdýr. Venezuela’da zengin, diðer bir deyimle etki yapabilen bir Ermeni Cemaatinin varlýðý buna karþýn kayda deðer sayýda Türk olmamasý da bu kararýn kolaylýkla alýnmasýnýn baþlýca nedenleridir. Ayrýca Uruguay ve Arjantin’de alýnan kararlarýn da Venezuela parlamentosu için emsal teþkil ettiði muhakkaktýr. Bir Ermeni kaynaðý otoriter idaresi ve popülist davranýþlarý nedeniyle ABD tarafýndan eleþtirilen Venezuela Baþkaný Chavez’in bu kararla Batýlýlarý ve özellikle Avrupa ülkelerini vicdani görevlerini yapmaya çaðýrmak fýrsatýný kullandýðýný yazmýþtýr[51].
Venezuela Katolik Kilisesi de 3 Aðustos 2005 tarihinde aldýðý bir karada, 20. asrýn ilk planlý ve örgütlü “soykýrýmýn” 90. yýldönümünü dikkate alarak Ermeni halkýna karþý iþlenmiþ olan cinayetleri kýnadýðýný, bunlarýn tekrarlanmamasý için dua edildiðini, dini inançlarýndan vazgeçmektense ölümü tercih eden Ermeni Hýristiyanlarýnýn anýsý ile dayanýþma içinde olunduðunu, Venezuela’daki Ermenilerin uzun zamandan beri ertelenmiþ haklý insani taleplerinin desteklendiðini ifade etmiþtir.
Görüldüðü üzere Katolik Kilisesinin bu kararý Venezuela Parlamentosu kararýna benzemektedir. Dikkati çeken husus “dini inançlarýndan vazgeçmektense ölümü tercih eden Ermeni Hýristiyanlarý” ifadesidir. Din deðiþtirmeleri için Ermenilere baský yapýldýðý ve bazý Ermenilerin dinlerini deðiþtirmektense ölmeyi yeðledikleri anlamýna gelen bu sözler yeni bir iddiadýr ve baþlýca Ermeniler kaynaklarýnda dahi yer almamaktadýr. Venezuela Katolik Kilisesinin kararýna bir dini öðe katmak amacýyla bu iddiayý uydurduðu sonucuna varýlmaktadýr.
2. Arjantin
Arjantin Senatosunun 20 Nisan 2005 tarihinde, 1993, 2003 ve 2004 yýllarýnda sözde Ermeni soykýrýmýný tanýyan kararlarýný teyit eden bir diðer karar aldýðý ve Türkiye Dýþiþleri Bakanlýðýnýn da 5 Mayýs 2005 tarihinde bu kararý kýnayan ve reddeden bir bildiri yayýnladýðýný daha önce bildirmiþtik[52]. Arjantin Senatosu 27 Temmuz’da 20 Nisan tarihli kararýný teyit eden ve insanlýða karþý iþlenen suçlar zaman aþýmýna uðramadýðýna göre Türkiye’nin Ermeni soykýrýmýný tanýmasý gereðini belirten bir baþka karar daha almýþtýr. Arjantin Senatosunu bu ikinci kararý iki ülke arasýnda bu konuda mevcut anlaþmazlýðý daha ciddi hale getirmiþtir.
Bu arada 30 Temmuz 2005 tarihinde Arjantin’in Rosario þehrinde Ermeni “soykýrýmý” kurbanlarýný anmak için yapýlmýþ bir anýt açýlmýþ olduðunu da belirtelim[53].
Arjantin Dýþiþleri ve Uluslararasý Ticaret Bakaný Rafael Bielsa Aðustos ayý sonunda Ermenistan’ ziyaret etmiþtir. Sýcak bir þekilde karþýlanan Arjantinli Bakan Devlet Baþkaný Koçeryan tarafýndan kabul edilmiþ ve Erivan’daki “soykýrým” müzesi ve anýtýný ziyaret etmiþtir. Bielsa iki ülke arasýndaki iyi iliþkilerdeki baþlýca etkenin Arjantin’deki Ermeni cemaati olduðunu söylemiþ[54] ve bu cemaatin yaklaþýk 100.000 kiþi olduðunu ve Arjantin toplumunun ayrýlmaz bir parçasýný oluþturduklarýný belirtmiþtir[55].Bielsa ayrýca ülkesinin Erivan’da bir büyükelçilik açacaðýný da bildirmiþtir[56]. Ermenistan’ýn Arjantin’de büyükelçiliði mevcuttur.
Bu vesileyle Erivan’ýn hava meydanýnýn, sahibi Ermeni asýllý milyarder Eduardo Eurnekian (Örnekyan) olan Corporacion America tarafýndan iþletildiðini ve bu þirketin Havaalanýna yeni bir terminal inþa etmek için 105 milyon dolar yatýrým taahhüdünde bulunduðunu[57] belirtelim.
3. Uruguay
Uruguay’ýn Ermeni soykýrým iddialarýný tanýyan ilk ülke olduðunu, Uruguay Temsilciler Meclisinin bu kararýný zaman zaman teyit ettiðini, en son 3 Mayýs 2005 tarihinde tekrarladýðýný ve 24 Nisan’ýn “Her Türlü Soykýrýmýn Kýnanmasý ve Reddi” günü ilan edilmesi için Birleþmiþ Milletlere baþvurulmasýný Uruguay Dýþiþleri Bakanlýðýndan istediðini, ayrýca Ermeni asýllý bir Uruguay milletvekilinin Avrupa Birliðini Ermeni “soykýrýmýný” tanýmasýný Türkiye’den istemeye davet eden bir imza kampanyasý baþlattýðýný daha önce yazmýþtýk[58].
Uruguay’da da akredite Türkiye’nin Arjantin’deki Büyükelçisi Þükrü Tufan Uruguay’dan baþkenti Montevideo’ya giderek Parlamentonun Dýþiþleri Komisyonu üyeleriyle görüþtü ve Baþbakan Erdoðan’ýn tarihçiler komisyonu kurulmasý hakkýndaki önerisini[59] izah etti. Hükümetinin bu komisyonun varacaðý sonuçlarý kabul etmeye hazýr olduðunu bildirdi ve bu önerinin desteklenmesini istedi. Ermeniler bir gösteri yaparak Büyükelçinin bu giriþimini protesto ettiler[60]. Uruguay’daki Ermeni büyükelçisi de Dýþiþleri Komisyonu üyeleriyle görüþerek Ermeni soykýrýmýn delil gerektirmediðini bildirdi ve Uruguay’ýn Türkiye-Ermenistan sýnýrýnýn açýlmasýný ve iki ülke arasýnda diplomatik iliþki kurulmasýný desteklemesini istedi[61].
Uruguay Hükümeti, 3 Mayýs 2005 tarihli Temsilciler Meclisi kararýnda öngörülen 24 Nisan’ýn “Her Türlü Soykýrýmýn Kýnanmasý ve Reddi” günü ilan edilmesi için þu ana kadar Birleþmiþ Milletlere baþvurmamýþtýr. Ancak bu ülkede Ermenilerin Türkiye’ye karþý faaliyetleri devam etmektedir. Nitekim Türkiye ile AB arasýnda müzakerelerin baþladýðý tarih olan 3 Ekim’de Uruguay’ýn baþkenti Montevideo’da kalabalýk bir grup Ermeni AB Temsilciliði önünde nümayiþ yaparak Türkiye’nin adaylýðýnýn reddedilmesini istemiþtir[62].
4. Sao Paulo Parlamentosu
Brezilya’nýn Sao Paulo Bölgesi Parlamentosu 20 Ekim 2005 tarihinde Ermeni soykýrým iddialarýný kabul eden ve bu “soykýrýmýn” federal düzeyde de tanýnmasýný isteyen bir kararý oybirliði ile almýþtýr[63].
Diðer yandan Sao Paulo kenti üniversitesi bir “Hoþgörü Müzesi” kurmaktadýr. Bu müzede Yahudi soykýrýmý gibi insanlýða karþý iþlenen suçlar yer alacaktýr. Müzede bir de Ermeni “soykýrýmý” bölümü olacaðý da anlaþýlmaktadýr[64].
5. Kýrým Parlamentosu
Rusya Federasyonu Kýrým Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu her yýl 24 Nisan’ý Ermeni soykýrýmý kurbanlarýný anma günü olarak ilan eden bir kararý 59 lehte 3 aleyhte oyla 19 Mayýs 2005 tarihinde kabul etmiþti. Ancak Özerk Parlamento Baþkaný Borris Deich, arzu edilmeyen siyasi sonuçlarý olacaðýný bildirerek kararý onaylamamýþtý. Diðer yandan basýn haberlerine göre Kýrým’ýn baðlý olduðu Ukrayna Hükümeti de bu kararýn deðiþtirilmesini istemiþti. Kararda bazý deðiþiklikler yapýlmasý ve soykýrým sözcüðünün trajedi sözcüðü ile deðiþtirilmesi için 22 Haziran 2005 tarihinde yapýlan görüþmelerde Kýrým Parlamentosu metinde deðiþiklik yapýlmasýný reddetmiþtir[65]. Böylelikle Kýrým’da da sözde Ermeni soykýrýmý tanýnmýþ olmuþtur.
Bu karar Kýrým bölgesinin içinde bulunduðu siyasi koþullarýn bir sonucudur. Memleketin asýl sahibi olan Kýrým Tatarlarý bu topraklardan sürülmüþ olup ancak bir kýsmý geri dönebilmiþtir.Bunlar da bölgede söz sahibi olacak güçte deðildir. Nitekim bunlarýn kurduðu yasal olmayan Meclis sözkonusu kararýn aleyhinde bir tutum almýþ ancak etkili olamamýþtýr.Diðer yandan bölge Ukrayna’ya baðlý olmakla beraber burada çok sayýda Rus yaþamaktadýr. Sözkonusu kararý önerenler de Parlamentodaki Rus asýllý temsilcilerdir. Ancak bunlara Ukrayna asýllý temsilcilerin de katýldýðý bir gerçektir.
IV- SOYKIRIM ÝDDÝALARINA ÝLÝÞKÝN BAZI GELÝÞMELER
1.Avrupa Birliði ve Soykýrým Ýddialarý
Avrupa Parlamentosunun 1987 yýlýnda Ermeni soykýrýmý iddialarýný kabul eden ve Ermeni“soykýrýmýný” kabul etmediði taktirde Türkiye’nin Avrupa Birliði’ne üye olamayacaðýný belirten bir karar kabul etmiþ olduðu ve bu kararýn Türkiye’nin Birliðe katýlmasýna iliþkin yýllýk ilerleme raporlarýnýn Parlamento tarafýndan incelenmesi sýrasýnda bir çok kez teyit edildiði hatýrlanacaktýr.
Parlamentonun Ermeni iddialarý lehindeki bu tutumuna karþýn Devlet veya Hükümet Baþkanlarýnýn oluþturduðu Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu bu hususta sessiz kalmýþtý. Sadece Avrupa Komisyonu bir raporunda uzlaþma gereðinden bahsederek konuya dolaylý bir þekilde temas etmiþti[66].
Türkiye’nin üyelik müzakerelerine birkaç gün kala, 28 Eylül 2005 tarihinde, Avrupa Parlamentosu, baþta Güney Kýbrýs’ýn tanýnmasý olmak üzere, Avrupa Birliði ülkelerinin Türkiye’den olan taleplerini ve þikâyetlerini dile getiren karar kabul etmiþtir. Bu kararda Ermeni soykýrým iddialarý da yer almýþtýr.
Kararýn giriþ bölümünde J maddesinde “ Türk makamlarýnýn, Avrupa Parlamentosu’nun 18 Haziran 1987 tarihli kararýnda belirtilen Ermeni sorunlarý hakkýndaki talepleri henüz yerine getirmediði kayýtlýdýr. Kararýn iþlem bölümünün 5. maddesinde ise Türkiye Ermeni soykýrýmýný tanýmaya davet edilmekte ve bu tanýmanýn Avrupa Birliði’ne katýlmasý için bir ön þart olduðu belirtilmektedir.
Bu karar bazý Türk gazetelerinde[67] Avrupa Parlamentosu’nun yeni þartý olarak gösterilmiþtir. Oysa yukarýda açýkladýðýmýz üzere bu þart 1987 yýlýndan beri mevcuttur. Ayrýca bu þartýn ne pek etkin olduðu da söylenemez. Zira Avrupa Parlamentosu’nun kararlarý baðlayýcý deðildir, daha ziyade bir tavsiye niteliðindedir ve Parlamentonun eðilimlerini gösterir.Kopenhag kriterleri arasýnda bulunmadýðý gibi Türkiye’nin adaylýðý ile ilgili diðer belgelerde ve son olarak da Müzakere Çerçeve Belgesi’nde Türkiye’nin soykýrým iddialarýný tanýmasý gerektiði kayýtlý deðildir. Buna göre AB, bir teþkilat olarak, müzakerelerde Türkiye’nin soykýrým iddialarýný tanýmasýný istemeyecektir. Ancak,müzakereler üye ülkelerle de yapýldýðýndan, üye ülkeler “kiþisel” olarak istedikleri konularý masaya getirebileceklerdir. Nitekim Fransa, Hollanda ve Avusturya daha þimdiden Ermeni “soykýrýmýný”müzakerelerde ele alacaklarýný söylemiþlerdir. Ancak Türkiye’nin bu konuyu görüþmemesi veya“soykýrýmý” tanýmayacaðýný belirtmesi halinde bu ülkelerin“veto” kullanmak dýþýnda yapabilecekleri yoktur. Bu da Avrupa Birliði ülkelerinin birlikte hareket etmeye geleneðine ters düþecektir.Normal koþullarda sadece “soykýrým” konusu için Türkiye’nin AB’ye katýlým sürecinin durdurulabileceðini düþünmek zordur. Avrupa Parlamentosu’na gelince, ileriden, en az on yýl sonra, Türkiye müzakereleri baþarý ile tamamlayabildiði ve bir katýlým antlaþmasý hazýrlanabildiði taktirde Avrupa. Parlamentosu’nun, bu antlaþmasýn tasdiki sýrasýnda 1987 yýlý kararý ile o tarihten sonra ayný konuda aldýðý diðer kararlarý dikkate almasý ve Türkiye sözde Ermeni soykýrýmýný tanýmadýðý sürece katýlým antlaþmasýný onaylamamasý olasýlýðý vardýr.
Bu arada Türkiye’nin Avrupa Birliði’ne katýlým sürecinde Ermenistan’ýn görüþleri doðrultusunda kamu oyu oluþturmak üzere Taþnaklar tarafýndan Brüksel’de kurulan Adalet ve Demokrasi için Avrupa-Ermeni Federasyonu( Fédération Euro-Arménienne pour la Justice et la Démocratie) katýlým müzakerelerine baþlamadan önce Ermeni “soykýrýmýnýn” tanýnmasý için yoðun bir propaganda faaliyeti yürüttüðünü belirtelim. Bu federasyon Avrupa Parlamentosu Hýristiyan Demokratlar Grubu ile iþbirliði yaparak,Türkiye ile müzakerelerin baþlamasýndan bir hafta kadar önce, 22 Eylül 2005 tarihinde, Avrupa Parlamentosu binasýnda da “Aralýk 2004-Ekim 2005: Türkiye Deðiþti mi ?” baþlýðý altýnda bir konferans düzenlemiþtir. Söz alanlar Türkiye’nin AB’ne katýlmak için gerekli kriterlerin gereðini halen yerine getirmediðini savunmuþlardýr[68]. Diðer yandan, müzakerelerin baþlayacaðý gün olan 3 Ekim 2005’te Ermeniler Lüksemburg’da de büyük bir gösteri yaparak Türkiye’nin “soykýrýmý“ tanýmasýný istemiþlerdir[69]. Ancak bu gayretler bir sonuç vermemiþtir; zira parlamenterleri etkilemek mümkün olsa da hükümetler için ayný sonucu almak zordur. Nitekim büyük tartýþma ve pazarlýklara neden olan Müzakere Çerçeve Belgesi’nde Ermenilerin talepleriyle ilgili herhangi bir husus yoktur. Bu durum Taþnak çevrelerinde büyük düþ kýrýklýðý yaratmýþtýr. Fransa’da baþlýca örgüt olan Ermeni Davasýný Savunma Komitesi yayýnladýðý bir bildiride[70] soykýrýmcý ve inkârcý bir ülke ile müzakerelere baþlamasýný kabul eden Avrupa’nýn deðerlerinin iflas ettiðini belirtmiþ ve bu “ihanetten” sonra da, Ermeni soykýrýmý tanýnana ve tazmin (tazminat ve toprak talepleri) gerçekleþene kadar, mücadele devam edileceðini bildirmiþtir.
Türkiye ile müzakerelerin baþlamasý hakkýnda Ermenistan’ýn görüþlerine gelince, Dýþiþleri Bakaný Vardan Oskanyan, Türkiye AB’ye katýlmak istiyorsa AB standartlarýna uymasý ve bunun için de komþularýyla normal iliþkiler kurmasý gerektiðini,müzakerelerde sýnýrlarýn açýlmasý sorununun da ele alýnacaðýný umduðunu söylemiþ ve müzakerelerde Ermeni sorunlarýn da görüþülmesinin iki ülke iliþkilerini olumlu etkileyeceðini belirtmiþtir. Oskanyan Avrupa Parlamentosu’nun, Ermeni soykýrýmýný tanýmasýnýn Türkiye’nin Avrupa Birliði’ne katýlmasýnýn ön þartý olduðuna dair yukarýda deðindiðimiz kararýnýn “olumlu ve doðal” olduðunu belirtmekle yetinmiþtir[71].
Görüldüðü üzere Ermenistan Dýþiþleri Bakaný sorunlarý Türkiye ile müzakere ederek çözmek yerine bu konuda Avrupa Birliði’nin,özellikle sýnýrlarýn açýlmasý konusunda, Türkiye’ye yapmasý beklenen baskýlardan yararlanmayý düþünmektedir. Bu arada, diasporanýn aksine, Ermenistan Hükümeti’nin “soykýrýmýn” tanýnmasý konusuna ikinci derecede önem verdiði de bir kez daha anlaþýlmaktadýr.
2. Ýsviçre
Ermeni soykýrýmý iddialarý Türkiye- Ýsviçre iliþkilerini zehirlemeye devam etmektedir.
Hatýrlanacaðý üzere Ýsviçre Parlamentosu’nun 16 Aralýk 2003 tarihinde Ermeni “soykýrýmýný” tanýyan bir karar kabul etmesi Türkiye’de sert tepkilere neden olmuþtu. Dýþiþleri Bakanlýðý bu kararýný þiddetle kýnandýðýný ve reddedildiðini bildirmiþ ayrýca TBMM’de oy birliði ile kabul ettiði bir bildiride bu kararý kýnamýþtý. Diðer yandan bu karar nedeniyle Ýsviçre Dýþiþleri Bakaný Bayan Calmy-Rey’in Türkiye’ye yapacaðý ziyaret ertelenmiþti. Bundan sonra Türkiye- Ýsviçre iliþkileri bir duraklama devresi geçirmiþ, Ýsviçrelilerin ýsrarlý talepleri üzerine Bayan Calmy-Rey bu yýlýn Mart ayý sonunda Türkiye’yi ziyaret etmiþ ve iki ülke iliþkilerinin normale dönme süreci baþlamýþtý.
Bu ziyaretten bir ay kadar sonra Zürih Kantonu Savcýlýðý, Mayýs 2004'te Zürich’te katýldýðý bir toplantýda "soykýrým olmadýðý" yönündeki görüþlerini açýklayan Türk Tarih Kurumu Baþkaný Prof. Dr. Yusuf Halaçoðlu hakkýna soruþturma baþlattý. Bu olay bazý Türk gazetelerine Halaçoðlu hakkýnda gýyabi tutuklama kararý çýkarýldýðý, kendisi hakkýnda Interpol kýrmýzý bülteniyle arama yapýldýðý þeklinde yansýdý[72]. Ýsviçre’nin bu konuya bakan Savcýsý Gnehm’in açýklamalarýyla durum aydýnlandý. Gnehm yaptýðý konuþma nedeniyle Halaçoðlu hakkýnda soruþturma açýldýðýný,Ýsviçre Ceza Yasasýnýn 261/B maddesi gereðince soykýrýmý veya insanlýða karþý iþlenmiþ bir katliamý reddeden,hafif gösteren veya haklý bulan kiþilerin bir ile 3 yýl arasýnda hapis cezasý veya beþ bin Ýsviçre Franký para cezasý öngördüðünü söyledi[73].
Türk kamuoyunda Ýsviçre aleyhinde oluþmaya baþlayan havayý dikkate alarak Ankara’daki Ýsviçre Büyükelçiliði bu konuda bir açýklama yaptý ve Halaçoðlu hakkýndaki soruþturmanýn üçüncü bir tarafýn yaptýðý þikâyet üzerine açýldýðýný, Ýsviçre'deki yasal prosedür gereði, herhangi bir þikâyet söz konusu olduðunda konunun açýklýða kavuþturulmasý bakýmýndan bir soruþturma açýlmasý gerektiði bildirildi[74]. Þikayet eden tarafýn Ermenistan-Ýsviçre Derneði olduðu anlaþýldý.
Bu arada Halaçoðlu ‘Hukuksuzluk üzerine oturan bir mahkemeye gidip ifade verilmez” gerekçesiyle Ýsviçre’ye gitmeyi reddetti[75].
Uzun yýllardýr Türk Tarih Kurumu baþkanlýðýný yapan Prof. Halaçoðlu’nun tarihi bir konuda görüþ belirtmesi nedeniyle hakkýnda soruþturma açýlmasý bir süre Türk basýnýn ele aldýðý baþlýca konulardan oldu’ ve kamu oyunda da tepkilere yol açtý. Bu arada 29 üniversiteden 353 tarihçi Türk Tarih Kurumu Baþkaný’na destek vermek için bir bildiri yayýnladýlar[76]. Bu bildiriyi imzalamayan bazý tarihçilerin ertelenen Ýstanbul Konferansý’ný düzenleyenler arasýnda yer almasý dikkati çekti.
Bu olayýn siyasi alanda da etkisi görüldü. Dýþ ticaretten sorumlu Devlet Bakaný Kürþad Tüzmen, 22–24 Haziran günlerinde yapýlacak Türkiye-Ýsviçre Ýþ Konseyi toplantýsýnýn iptal edilmesini istedi[77]. Ýsviçre Ekonomi Bakaný Joseph Deiss’ýn Eylül ayýnda Türkiye’ye yapacaðý ziyaret de iptal edildi[78].
Türkiye- Ýsviçre iliþkilerindeki bu olumsuz geliþme karþýsýnda Ýsviçreliler bir çýkýþ yolu bulmak amacýyla Halaçoðlu hakkýnda bir tutuklama kararý bulunmadýðý ve kendisinin Ýsviçre dahil, Avrupa’da yapacaðý gezilere bir sýnýrlama getirilmediðini ileri sürmeye baþladýlar. Ankara’daki Ýsviçre Büyükelçisinin Adalet Bakaný Cemil Çiçek’i ziyaret ederek kendisine bu hususlarý belirten bir belge verdiði dahi basýnda ileri sürüldü[79].
Halaçoðlu olayý Türk basýnýnda yatýþýrken geliþen baþka bir olay Türkiye- Ýsviçre iliþkilerinin düzelmesine imkan vermedi.Ýþçi Patisi Baþkaný Doðu Perinçek de 7 Mayýs'ta Ýsviçre'de. Lozan Anlaþmasý'nýn imzalandýðý binanýn önünde bir basýn açýklamasý yapmýþ ve. "Ermeni soykýrýmý iddialarý uluslararasý bir yalandýr" demiþti[80]. Perinçek. Lozan Antlaþmasý'nýn 82. yýldönümü nedeniyle Ýþci Partisi ve Atatürkçü Düþünce Derneði'nin organize ettikleri kutlama törenleri için tekrar Ýsviçre'ye gitti. 22 Temmuz’da düzenlediði basýn toplantýsýnda, "Ermeni soykýrýmý iddialarý uluslararasý bir yalandýr" sözlerini tekrarladý. Çaðrýlmasý üzerine Winterthur Savcýlýðý giderek ifade verdi[81]. Perinçek bu olay hakkýnda kendi görüþlerini ayrýntýlarýyla anlatýnca sorgulama 3,5 saat sürdü ve Perinçek sonunda serbest býrakýldý.Perinçek ertesi gün yaptýðý bir konuþmada görüþlerini tekrarladý[82].
Perinçek’in bu þekilde sorgulamasý Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül’ün de tepkisini çekti. Gül bu sorgulamanýn kabul edilemez ve ifade özgürlüðü ilkesine tamamen aykýrý olduðunu söyledi[83].
Doðu Perinçek sorgu hakiminin karþýsýna çýkmak üzere Ýsviçre’ye gitti. Ýfade vermeden önce Bern ve Zürih’te yaptýðý konuþmalarda Ermeni soykýrýmýna inanmadýðýný belirtti ve Ýsviçre’yi Ermeni sorunu hakkýnda yeterli araþtýrma yapmamýþ olmakla itham etti.Bu konuþmalar hakkýnda da hakkýnda soruþturma açýldý[84], Perinçek 21 Eylül’de hakkýndaki tüm dosyalarýn gönderildiði Vaud Kantonu Sorgu Hakimi Jacques Antenen’e ifade verdi. Sorgu hakimi ifadeyi aldýktan sonra þimdilik Perinçek’in suçlanmayacaðýný bazý belgeleri incelemesi gerektiðini söyledi[85]. Böylece Perinçek aleyhinde Ýsviçre de yapýlmakta olan takibat, bir süre için olsun, durdu.
Perinçek açýkça ve defalarca Ermeni soykýrýmýnýn olmadýðýný söylediðine göre sorgu hakiminin bazý belgeleri neden incelemek istediði ilk bakýþta anlaþýlamamaktadýr. Basýna göre, Ýsviçre Ceza Kanununun 261. maddesi soykýrým inkarýný ýrkçý, etnik veya dini nedenlerin mevcudiyetine baðladýðýndan Perinçek’in suçlanarak mahkemeye verilmesi ancak bu nedenlerle Ermeni soykýrýmýný inkar ettiðinin kanýtlanmasýna baðlýdýr[86]. Bu ise, adil bir sorgulama yürütüldüðü taktirde, imkansýz gibidir; zira Türklerde, büyük bir olasýlýkla çok uluslu bir imparatorluktan gelmelerinin etkisiyle ýrkçý, etnik veya dini düþmanlýk hisseleri yoktur.
Bu arada Ýsviçrelilerin siyasi nedenlerle Perinçek’in mahkum olmasýný istememeleri bu nedenle de bahane aramalarý mümkündür. Zira,Perinçek’in mahkum olmasý ve özellikle hapse girmesi Türkiye-Ýsviçre iliþkilerine çok aðýr bir darbe indirecektir. Ýkinci olarak Perinçek mahkum olduðu taktirde bu konudaki kararý Avrupa Ýnsan Haklarý Divanýna götüreceði muhakkak gibidir. Divan’ýn karar verebilmek için önce 1915 tehcirinin soykýrým olup olmadýðýna karar vermesi gerekecektir. Bu konuda bazý ülke parlamentolarýnca alýnmýþ “soykýrým” kararlarýnýn, Birleþmiþ Milletlerin 1948 tarihli BM Soykýrým Suçunun Önlenmesi ve Cezalandýrýlmasý Sözleþmesine uygun olmadýðý meydana çýkacak ve bu kararlar Ermeni “soykýrýmýnýn” kanýtlanmasý için kullanýlamayýnca da Divan, büyük olasýlýkla, tarihi olaylarýn incelenmesine ihtiyaç duymadan, Ýsviçre mahkemesinin Perinçek’i mahkum eden kararýný bozacaktýr. Divandan böyle bir karar çýkmasý Ermenilerin soykýrým iddialarýna aðýr bir darbe indirecektir.Bu nedenle Perinçek’in mahkum olmamasýný Ýsviçreliler kadar Ermenilerin de istemesi mümkündür.
3. Ýngiltere
Ýngiltere Lordlar Kamarasý üyesi ve Baþkan Yardýmcýsý Bayan Baroness Caroline Cox, her fýrsatta Ermeni ve Ermenistan çýkarlarýný korumakla ün yapmýþ bir kiþidir. Zamanýnýn büyük kýsmýný Ermenistan’da geçirmektedir. Karabað’ý altmýþ kez ziyaret etmiþtir. Bu hizmetleri nedeniyle adý geçen,17 Eylül 2005 tarihinde, Baþkan Koçeryan tarafýndan altýn Mkhitar Gosh madalyasý ile taltif etmiþtir. Madalyanýn verilme nedeni Ermeni- Ýngiliz iliþkilerinin güçlenmesi ve geliþmesine kayda deðer katkýlarý ve uzun yýllar insani, baþarýlý ve cesur çalýþmalarý”dýr[87].
Bilindiði üzere Ýngiltere 1915 olaylarýný soykýrým olarak görmemektedir. Baroness Cox 14 Temmuz 2005 tarihinde Lordlar Kamarasýnda Devlet, Dýþiþleri ve Commonwealth Parlamentosu için Bakan Yardýmcýsý Lord Triesman’a Hükümetin 1915 Ermeni katliamýný soykýrým olarak tanýmak konusundaki tutumunu gözden geçirip geçirmeyeceðini sormuþtur.Lord Triesman cevabýnda Ýngiliz hükümetinin eskiden beri mevcut olan tutumunun iyi bilindiðini, Ýngiliz Hükümetinin tarihin bu korkunç dönemi hakkýnda güçlü duygular yarattýðýný taktir ettiðini ve 1915–1916 katliamýný bir trajedi olarak kabul ettiðini, bununla beraber ne þimdiki ne de geçmiþ Ýngiliz hükümetlerinin, bu olaylarýn 1945 Birleþmiþ Milletler Soykýrým Sözleþmesinde tarif edilen soykýrým kategorisine girmesi için yeterince açýk delil bulunmadýðýna hükmettiklerini söylemiþtir. Böylelikle Baroness Cox’un sorusu sayesinde Ýngiliz Hükümetinin Ermeni soykýrýmý iddialarý karþýsýndaki tutumu teyit edildi.
Ýngiliz hükümetinin 1915 olaylarýný soykýrým olarak kabul etmeyen bu tutumu karþýsýnda Ýngiltere’deki Ermeni çevreleri bölge parlamentolarýndan Ermeni “soykýrýmýný” tanýyan kararlar çýkartmak politikasýný izlemeye baþlamýþlardýr. Galler bölgesinde bir denemeden sonra Ýskoçya’da da bir giriþimde bulunulmuþ ve. Edinburg Þehri Meclisi’ne Ermeni soykýrýmýnýn tanýnmasýný öngören bir tasarý verilmiþtir. Meclis Baþkaný Ýþçi Partisi Baþkaný Donald Anderson, Türk Büyükelçiliði’ne bir mektup göndererek, bu konuyu araþtýrdýðýný ve Ermeni topluluðunun Osmanlý rejimi tarafýndan soykýrýma tabii tutulduðu konusunda kuþkusunun olmadýðýný bildirmiþtir.Buna karþýn Meclis’in Muhafazakar grubu baþkaný Ýan White, bu konunun Meclis’in iþi olmadýðýný Meclis’in, yollarý onarmaya, sokaklarý temiz tutmaya odaklanmasý gerektiðini ifade etmiþtir[88].
4. Belçika
Belçika Senatosu 1998 yýlýnda aldýðý bir kararla Ermeni soykýrým iddiasýný kabul etmiþ ve Türkiye’den de kabul etmesini istemiþti. Belçika’da soykýrým inkârýný suç sayan ve cezalandýran 23 Mart 1995 tarihli bir kanun mevcuttur. Bu kanunun Ermeni soykýrým iddialarýný da kapsayacak þekilde geniþletilmesi ile ilgili bir öneri ise geçen Nisan ayýnda Belçika Senatosu’nda reddedilmiþti[89].
Bu kez Eylül ayýnda Senato’ya Ermeni soykýrým iddialarýyla ilgili yeni bir karar tasarýsý sunulmuþtur.Sözkonusu tasarý Türk hükümetini Ermeni soykýrýmýný tanýmaya,tüm arþivleri tarihçi ve araþtýrmacýlara açmaya, Türk tarihçileri tarafýndan yürütülen bilimsel çalýþmalara karýþmamaya ( ertelenen Boðaziçi Üniversitesi konferansý kastedilmektedir) ve bu konunun kamu oyunda tartýþýlmasýný teþvik etmeye davet etmektedir[90]. Bu haliyle tasarýda bir yenilik yoktur. Yukarýda deðindiðimiz gibi Senato zaten soykýrým iddialarýný tanýmýþtýr. Türkiye’nin ise bu iddialarý tanýmayacaðý çok açýktýr.Diðer yandan sözkonusu konferans, baþka bir üniversitede olsa bile, yapýlmýþtýr. Ayrýca Ermeni sorunu Türk kamuoyununda hararetli denebilecek þekilde tartýþýlmaktadýr. Bu hususlar dikkate alýndýðýnda tasarýnýn amacýnýn Ermeni “soykýrýmý” konusu gündemde tutmak olduðu görülmektedir.
5. Finlandiya
Finlandiya Baþkaný Tarja Halonen Eylül ayý sonunda Ermenistan’ý ziyareti sýrasýnda Erivan’daki soykýrým anýtýna bir çelenk koymuþ ve bir aðaç dikmiþtir.
Finlandiya basýnýna göre Halonen gazetecilerinin Ermeni soykýrýmýný tanýyýp tanýmadýðý hakkýndaki bir sorusuna doðrudan cevap vermemiþ,Finlandiya’da tarihi olaylarý tanýmak gibi bir adet olmadýðýný, her kuþaðýn tarihi yeniden incelemek hakký olduðunu ve her ülkenin de kendi tarihine sahip olma hakký bulunduðunu ve ülkelerin tarihin esiri olmamalarý gerektiði söylemiþtir[91]. Ermenistan basýnýnda ise Halonen’in “Finlandiya Ermenistan ile birlikte Ermeni soykýrýmý kurbanlarýný üzüntüyle anmaktadýr” dediðine dair bir haber çýkmýþtýr[92].
Ermenistan protokolünün ülkeye resmi ziyarette bulunan kiþilerden soykýrým anýtýný ziyaret etmesini istediði yabancý konuklarýn büyük çoðunluðunun da, yerel adete uygun davranmak düþüncesiyle, anýta gittiði bilinmektedir. Halonen’in anýtý ziyaretini bu çerçevede deðerlendirilmelidir.
6. Asuri ve Keldanilerin Soykýrým Ýddialarý
Paris yakýnlarýndaki Sarcelles þehrinde 15 Ekim 2005 tarihinde “1915 yýlýnda Asuri-Keldanilere karþý Osmanlý Ýmparatorluðu tarafýndan yapýlan soykýrýmýn kurbanlarý”ný anmak için bir anýtýn açýlýþý yapýldý.Anýt, ayný þehirdeki bir Ermeni “soykýrýmý” anýtýnýn yakýnýndaydý. Açýlýþ töreninde konuþan Belediye Baþkaný François Pupponi “Türkiye, Ermeni ve Asuri-Keldani soykýrýmýný kabul etmediði sürece, AB’ye asla üye olamayacaktýr” dedi[93].
Dýþiþleri Bakanlýðý tarafýndan bu konuda yapýlan bir açýklamada ‘Hangi tarihi verilere dayanýlarak ortaya atýldýðý bilinmeyen bir iddiayý yansýtan anýtýn açýlýþý tarafýmýzdan tepkiyle karþýlanmýþtýr. Bir devleti soykýrým gibi insanlýða karþý iþlenebilecek en aðýr suçla asýlsýz itham edenler, bu ciddiyetsiz davranýþlarýyla ancak kendilerini küçültmektedirler” dendi[94].
Asuri ve Keldanilere soykýrým yapýlmýþ olduðu iddiasý yeni deðildir. 1915–1916 tehciri sýrasýnda, Ermenilerle karýþýk olarak yaþadýklarý için, bazý Asuri ve Keldanilerin de tehcire tabi olduðu ancak Osmanlý Hükümetinin tehcirin sadece Ermenileri kapsadýðýný belirterek bu uygulamaya son verdiði bilinmektedir. Bu iki mezhebe mensup olup Avrupa ülkelerine göç edenlerden bir kýsmý, Ermenilerin soykýrým iddialarýnda bulunmaya baþlamalarýndan bir süre sonra, kendilerinin de soykýrýma maruz kaldýklarýný ileriye sürmeye baþlamýþlardýr; ancak Ermeniler kendi davalarýný zayýflatacaðý endiþesiyle bu iddianýn ikinci planda kalmasýný istemiþler, küçük gruplar oluþturan Asuri ve Keldaniler de bunu kabul etmek durumunda kalmýþlardýr.
Sarcelles’e dikilen anýt Ermenilerin bu konudaki tutumunun deðiþmeye baþladýðý göstermektedir. Ermeni Katogigos’u (papasý) Karekin II’nin son olarak yaptýðý bir konuþmada[95], Ermenilerin soykýrým iddialarýný dile getirdikten sonra Osmanlý Ýmparatorluðunda yaþayan Rumlarýn ve Asurilerin de ayný akýbete uðradýðýný söylemesi de bu tutum deðiþikliðinin iþaretidir. Ermenilerin neden tutum deðiþtirmeye baþladýklarýna gelince bu, büyük olasýlýkla,üst üste bazý ülkelerin ve ayrýca Avrupa Parlamentosu’nun soykýrým iddialarýný kabul etmelerinin etkisiyle bu iddialarýnýn uzak olmayan bir gelecekte Türkiye tarafýndan kabul edileceðine inanmalarýndan, ancak böyle olduðu taktirde de Türkiye üzerindeki baskýlarýn azalmasýndan endiþe etmelerinden, bunun için de yedekte duran Asuri ve Keldanileri þimdiden arenaya sürmelerinden ileri gelmektedir.
Önümüzdeki dönemde Ermenilerin teþvikiyle Asuri ve Keldanilerin soykýrým iddialarýný daha yoðun bir þekilde ortaya atmalarý ve bu faaliyetlerin nispeten çok sayýda yaþadýklarý Almanya ile Ýskandinav ülkelerinde de gerçekleþmesi beklenebilir. Nitekim, gelecek yýl yapýlacak parlamento seçimlerinde Sosyalistler kaybettiði taktirde, kurulacak koalisyon hükümetine girmesi beklenen Ýsveç’in Liberal Partisi ( Folkpartitet), 19-21 Aðustos 2005 tarihinde yaptýðý kongrede kabul ettiði bir bildiride Ermenilerin, Asurilerin, Süryanilerin, Keldanilerin ve Pontuslu Rumlarýn “soykýrýmýnýn” uzun zaman bir Türk-Ermeni sorunu olarak görüldüðünü bildirildikten sonra Türkiye’nin bu “soykýrýmlar” hakkýnda sorumluluðu kabul etmesi ve gerçekleri açýklamasýnýn, Avrupa Birliðinin de bu soykýrýmlarý tanýmasý için Türkiye’ye baský yapmasýnýn, Türkiye’nin ve diðer ülkelerin araþtýrmalarý teþvik etmek için arþivlerini açmasýnýn gerektiði, ayrýca Türkiye’nin Kürt ve Hýristiyan halklarýn haklarýna saygý göstermesi için güçlü bir lobi faaliyetine ihtiyaç olduðu belirtilmiþtir[96]. Diðer yandan 24 Eylül 2005 tarihinde Stokholm’de Asuri, Ermeni ve Yunanlýlarýn Türkler tarafýndan uðratýldýðý “soykýrýmlarý” ele alan bir seminer düzenlenmiþtir[97].
7. Soykýrým Bilim Adamlarý Uluslararasý Derneðinin Faaliyetleri
Kuzey Amerika ve Avrupa’daki soykýrým uzmanlarýný bir araya getirdiði söylenen“Soykýrým Bilim Adamlarý Uluslararasý Birliði 1994 yýlýnda, soykýrým tehlikesine yeterli önem verilmediðin iddia eden dört bilim adamý tarafýndan kurulmuþtur. Birlik iki yýlda bir konferanslar düzenleyerek soykýrýma iliþkin konularý incelemektedir[98]. Son konferans 4–7 Haziran tarihlerinde Florida’nýn Boca Raton kentinde yapýlmýþ ve konferans Türkiye Baþbakaný Erdoðan’a gönderilecek bir mektubun metnini oybirliðiyle onaylamýþtýr[99].
16 Haziran 2005 tarihinde Baþbakana gönderilen bu mektupta, özetle, Baþbakanýn Ermeni halkýnýn akýbetinin “tarihçiler tarafýndan tarafsýz bir inceleme”konusu yapýlmasý hakkýndaki önersine[99] deðinilerek, Baþbakanýn Ermeni “soykýrýmý” hakkýnda yapýlan araþtýrmalarýn çokluðundan ve bu olayýn Birleþmiþ Milletler Soykýrým Sözleþmesine uygunluðundan tam haberi olmayabileceði, ancak Ermeni “soykýrýmýnýn” sadece Ermeniler tarafýndan deðil,soykýrým konusunu inceleyen bilim adamlarýnýn genel görüþü olduðu,bilimsel delillerin bir milyondan fazla Ermeninin öldürüldüðünü gösterdiði, Ermeni “soykýrýmýnýn” ABD, Avusturya, Macaristan arþivleri, Osmanlý divan-ý harp tutanaklarý, misyoner ve diplomatlarýn tanýklýðýyla belgelendiði iddia edilmekte, ayrýca bu konuda bazý bilim adamlarýnýn ifadeleriyle bazý kuruluþlarýn faaliyetleri sayýlmaktadýr.Mektupta, isim verilmeden, Türk hükümetine bu konuda görüþ bildiren sözde bilim adamlarýnýn tarafsýz olmadýklarý ifade edilmekte,ayrýca 25 Mayýs’ta Boðaziçi Üniversitesinde yapýlacak olan konferansý önlemekle Türk Hükümetinin akademik ve entelektüel özgürlüðe karþý olduðunu gösterdiði iddia edilmektedir.
Mektup, Alman Hükümeti ve halkýnýn Yahudi Holokostu için yaptýðý gibi,Ermeni halkýna uygulanan soykýrým için eski bir hükümetin[101] sorumluluðunu tanýmasýnýn Türk halkýnýn yararýna olacaðýný bildirilerek son bulmaktadýr.
Soykýrýmla uðraþan bazý bilim adamlarýnýn Ermeni soykýrým iddialarýný incelemeleri ve bu konuda, doðru olmasa da, bazý sonuçlara varmalarý, sonra bunlarý yayýnlamalarý normal bir bilimsel faaliyet olarak görülebilir. Normalin dýþýna çýkan husus Türkiye Baþbakanýna, nasihat verir gibi bir mektup yazmalarý ve bunu basýna da vermeleridir. Ayrýca bu mektubu, International Herald Tribune gazetesinde, 23 Eylül 2005 tarihinde, büyük paralar karþýlýðýnda bir ilan olarak yayýnlatmalarý da görülmüþ bir hareket deðildir. Soykýrým Bilim Adamlarý Uluslararasý Birliði’nin hiç çekincesiz Ermeni tezlerini benimsediði ve bunlarýn yayýlmasý için bir bilimsel deðil bir militan bir zihniyetle hareket ettiði açýktýr. Bu vesileyle halen anýlan Birliðin baþkanlýðýný yapan Ýsrael Charny’nin Kudüs’teki Holokost ve Soykýrým Enstitüsü Ýcra Direktörü olduðu, yýllardan beri Ermeni “soykýrýmýnýn” tanýnmasýna çalýþtýðýný ve Ýsrail Hükümetini bu tanýmayý yapmadýðý için sert bir þekilde eleþtirdiðini de belirtelim.
8. Time Dergisi
Dünyaca tanýnmýþ Time Dergisi 6 Haziran 2005 tarihli sayýsýnda“Crossroad of Culture: Turkey”(Kültürlerin Kesiþtiði yer: Türkiye) baþlýðýný taþýyan, resimli dört sayfalýk bir turizm ilaný yayýnladý. Ýlana bir DVD kaseti eklenmiþti. Bir çok dilde hazýrlanmýþ olan kaset dört bölüme ayrýlmýþtý. Ýlk üç bölümdeturizm açýsýndan Türkiye tanýtýlýyordu.. Dördüncü bölüm bölümde ise, Ermeni sorununu inceleyen “Sarý Gelin” belgeselinin geniþ bir özeti yer alýyordu.Bu kaset Derginin Avrupa’daki 494 bin abonesine daðýtýlmýþtý. Ayrýca Avrupa’da doðrudan satýlan 116 bin dergide de kaset vardý. Ýlan Ankara Ticaret Odasý tarafýndan verilmiþti. Oda Baþkaný Sinan Aygün reklamýn maliyetinin en az 1 milyon dolar olduðunu ve baðýþlarla karþýlandýðýný söyledi[102].
Fransa’da Taþnaklar tarafýndan kurulmuþ olan Ermeni Davasýný Savunma Komitesi bir bildiri yayýnlayarak. Türkiye’nin inkarcý kampanyasýný ve Time dergisinin bu konudaki sorumsuz suç ortaklýðýný kýnadýðýný, bu giriþimin tarihi gerçek hakkýnda þüphe yaratmayý amaçladýðýný, tarihi gerçeðin, kapalý olan Türk arþivleri hariç (!) dünya arþivleri tarafýndan teyit edildiðini ayrýca, Avrupa Parlamentosu, Birleþmiþ Milletler (!) ve Fransa dahil, bu gerçeðin 50 kadar devlet (!) ve örgüt tarafýndan kabul edildiðini belirtti. Komite Baþkaný Harut Mardirosyan da Time Dergisinin þerefini kaybettiðini, gazetecilik alanýndaki inanýlýrlýðýný kazanç uðruna sattýðýný söyledi. Ayný bildiride Avrupa’da yüz kadar Ermeni kuruluþunu temsil eden Adalet ve Demokrasi Ýçin Avrupa-Ermeni Federasyonunun Time dergisine karþý cevap hakkýný kullanmak üzere harekete geçtiði,Ermeni Davasýný Savunma Komitesinin ise DVD’ de Fransa’ya karþý ileri sürülen suçlamalara karþý önlem alýnmasý için Fransýz makamlarýna baþvuracaðý, ayrýca Komite’nin ABD’deki Ermeni Milli Komitesi’nin desteðiyle Time dergisine karþý bir protesto kampanyasý açacaðý ve Time Dergisinden alýnacak cevaba göre bu konuda adalete baþvurma hakkýný saklý tutacaðýný bildirildi[103].
Kýsa zamanda Time dergisine Ermenilerin protesto mektuplarý yaðmaya baþladý. Ayrýca Derginin Ermenilere cevap hakký vermesi için hukuki giriþimlere baþlandý. Bunlarýn bir etkisi olmuþ olmalý ki Time Dergisi dört ay kadar sonra, 17 Ekim 2005 tarihli sayýsýnda, okuyucu mektuplarý bölümünde Fransa’da ýrkçýlýða, Yahudi düþmanlýðýna karþý ve Ermeni soykýrýmýnýn anýsý için mücadele eden bazý kuruluþlar adýna “Mémoire 2000” adýndaki bir kuruluþun gönderdiði uzun bir mektubu yayýnladý. Mektupta soykýrým iddialarý hakkýnda bilinen Ermeni görüþleri tekrar edildikten sonra verilen zararýn telafisi için þu hususlarýn yerine getirilmesi istenmektedir: Time Dergisinin bir reklâm yayýnlarken riayet ettiði standartlarýn açýklanmasý ve derginin Yahudi holokostu hakkýnda benzer bir DVD’yi kabul edip etmeyeceðinin bildirilmesi;Ermeni sorununun tarihi ve günümüzdeki sonuçlarý hakkýnda Adalet ve Demokrasi Ýçin Avrupa-Ermeni Federasyonu tarafýndan hazýrlanacak bir DVD’nin bedava daðýtýlmasý; Derginin bu reklâmdan olan kazancýnýn Ermeni “soykýrýmý” ve diðer soykýrýmlar hakkýnda gerçeði yansýtan kar amacý gütmeyen örgütlere baðýþlanmasý.
Time dergisi bu mektubu yayýmladýðý sayfaya bir “Editörün Notu”yazýsý koyarak DVD’yi daðýtmaktan piþman olduðunu ve bunun yarattýðý kýrgýnlýktan üzüntü duyduðunu,DVD’nin sözde belgesel bölümünün (Sarý Gelin kastedilmektedir) tarihin tek taraflý bir görüþünü yansýttýðýný ve derginin dürüstlük ve doðruluk standartlarýna uymadýðýný, içeriði bilinseydi DVD’yi yayýmlamayacaðýný, maalesef dergide kimsenin DVD’yi gerektiði gibi incelemediðini, zira sýradan bir reklam zannedildiðini ifade ederek gelecekte daha dikkatli olunmasýný saðlayacak þekilde derginin gözden geçirme usullerinin deðiþtirildiðini bildirmiþ ve Ermeni Toplumundan ve okuyuculardan özür dilenmiþtir.
Görüldüðü üzere Time dergisi, DVD’nin yeterince incelenmediði gibi bir sav ileri sürmek suretiyle,piþmanlýk, üzüntü ifade ederek ve af dileyerek bu konuyu kapatmaya çalýþmaktadýr. Derginin Fransa’da dava açýlmasýndan endiþe ettiði anlaþýlmaktadýr. Zira, tanýnmýþ tarihçi Bernard Lewis’in Ermeni “soykýrýmý” hakkýnda þüphe ifade eden sözleri nedeniyle Fransa’da mahkum edildiði hatýrlandýðýnda Ermenilerin bu ülkede açacaðý bir davayý kazabileceðini düþünmüþ olsalar gerektir. Time gibi çok büyük ve varlýklý bir dergi için tazminat ödemekten ziyade itibar kaybetmek önemlidir.
Diðer yandan Time’ýn gönderilen yazýnýn tamamýný yayýnlamasý ve özür dilemesinin Ermenileri tatmin etmemesi olasýlýðý da vardýr. Nitekim Ermeni Davasýný Savunma Komitesi Baþkaný Mardirosyan Time dergisinin sadece cevap hakkýný yayýnladýðý için konuyu kapanmýþ sayýyorsa aldandýðýný, taleplerinin bunun çok ötesinde olduðunu söylemiþtir[104].
Time Dergisi, Ermeni sorunu konusunda Türkiye’den bir ilan almakta sakýnca görmemiþken, New York Times gazetesi, ilan konusunda dahi bir ayýrýmcýlýða giderek,ABD’deki 36 Türk sivil toplum örgütünün Ermeni soykýrým iddialarýna karþý hazýrladýklarý bir ilaný kabul etmemiþtir. Baþbakan Erdoðan Haziran ayýnda ABD’ye yaptýðý ziyaret sýrasýnda bu gazetenin editörler grubu ile görüþmüþtür.Baþbakan bu gazetenin ilaný vermek isteyenlere gönderdiði bir yazýda, soykýrýma inandýklarý için ilaný kabul etmediklerini bildirdiklerini, ayrýca Ermenilerin soykýrým iddialarýný Yahudi Holokostu ile bir tutan ifadeler kullandýklarýný hatýrlatarak, bu davranýþýn art niyetli olduðunu söylemiþtir. Editörler ise dinlemekle yetinmiþler ve Türk kuruluþlarýn ilanýný reddeden yazýnýn tekrar inceleneceðini söylemiþlerdir[105].
New York Times gazetesinin bir süredir Ermeni yanlýsý bir tutum içinde olduðu bilinmektedir. Ancak gazeteler ticari kuruluþlardýr ve hukuki yönden bir sakýncasý yoksa, önemli kazanç getiren ilanlarý reddetmezler. O nedenle bu gazetenin, kârdan zarar etmeyi göze alarak, Türk sivil toplum örgütlerinin ilanýný reddetmesi inandýrýcý deðildir. Ýlaný almamakla kaybettiði kârýn Ermeni örgütlerince gazeteye ödenmiþ olmasý bu çeliþkili durumun bir açýklamasý olabilir
Edward Taþcý’nýn Ölümü
Ermeni bir anneden ve Süryani bir babadan Amerika’da doðan, Türklere karþý gösterdiði büyük saygý ile tanýnan, Ermeni militanlarýnýn tehditlerine aldýrmadan her yer ve fýrsatta Türkiye’yi öven ve savunan, Armenian Allegations: The Truth Must Be Told (Ermeni Ýddialarý: Gerçek Söylenmelidir) baþlýklý kitabý yazarý Edward Tashji (Taþcý) 22 Haziran 2005 tarihinde ölmüþtür. Taþci’nýn Türk bayraðýna sarýlý tabutu New York’taki St. Marks Süryani kilisesine alýnarak dini ayin yapýlmýþtýr. Ayin sýrasýnda Türkiye’nin New York Baþkonsolosu Ömer Orhun ile Türk-Amerikan Dernekleri Baþkaný Dr. Ata Erim birer konuþma yapmýþlardýr. Taþcý New York’da Hýristiyan Karaçay Türklerinin mezarlýðýna defnedilmiþtir.
Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü Taþçý’nýn ailesine, yakýnlarýna ve onu tanýmýþ ve taktir etmiþ herkese baþsaðlýðý diler.
Topraðý bol olsun.
[1] Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 16-17, s.21-24
[2] Hürriyet, 23 Aðustos 2005, ayný tarihli Milliyet
[3] Milliyet, 25 Aðustos 2005
[4] Zaman, 14 Eylül 2005
[5] Milliyet, 22 Eylül 2005
[6] Bianet 23 Eylül 2005
[7] Milliyet, 23 Eylül 2005
[8] Ýstanbul Bölge Ýdare Mahkemesi, Ýstanbul 4. Ýdare mahkemesinin bu kararýný26 Eylül 2005 tarihinde iptal etmiþtir (Milliyet 14 Ekim 2005)
[9] Bianet, 23 Eylül 2005
[10] Hürriyet, 23 Eylül 2005
[11] Radikal, 23 Eylül 2005
[12] AFP, 23 Eylül 2005
[13] Bianet, 23 Eylül 2006
[14] Hürriyetim, 23 Eylül 2005
[15] Hürriyetim 24 Eylül 2005
[16] Hürriyet ve cnntürk, 24 Eylül 2005
[17] cnntürk, 24 Eylül 2005
[18] Zaman, 25 Eylül 2005
[19] Milliyet, 4 Ekim 2005
[20] Zaman, 10 Ekim 2005
[21] Radikal, 10Ekim 2005
[22] 8 Ekim 2005 tarihli baþlýca gazeteler
[23] Milliyet, 4 Ekim 2005
[24] Süddeutsche Zeitung, 26 Eylül 2005, Los Angeles Times , 25 Eylül 2005, La Libre Belgique, 24 Eylül 2005
[25] Milliyet, 27 Eylül 2005 (Derya Sazak, Bir Tabu Daha Yýkýldý), gazetemnet, 1 Ekim 2005,( Ferhat Kentel: Bir konferans ve travmalarýmýzý aþmak…)
[26] Taner Akçam. Emeni Tabusu Aralanýrken: Diyalogdan Baþka bir Cözüm Var mý? Ýstanbul 2000
[27] Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 16, 17 s.27-33
[28] cnntürk, 13 Temmuz 2005
[29] RFE/RL, 30 Haziran2005
[30] Milliyet, 8 Temmuz 2005
[31] Anatolian Times, 22 Eylül 2005
[32] www.armeniaforeignministry.com( Statements & Speeches.Statement by .E. Vartan Oskanian,.at the General Debate of the 60th Session of the General Assembly ofthe United Nations, September 18, 2005)
[33] Press Release, Ministry Of Foreign Affaires of the Republic of Armenia, 7 Ekim 2005
[34] PanArmenian News 13 Tmmuz 2005 ve Eurasianet9 Aðustos 2005
[35] Eurasianet, 9 Aðustos 2005
[36] Eurasia Daily Monitor, 7 Haziran2005
[37] Asbarez 25 Mayýs 2006
[38] Hasan Kambolat, Türkiye Kafkasya’ya Demir Aðlarla Baðlanacak mý? Stratejik Analiz, Sayý 56, Eylül 2005, s.57
[39] AZG, 9 Eylül 2005
[40] Milliyet, 1 Eylül 2005
[41] AZG, 9 Eylül 2005
[42] Noyan Tapan, 14 Ekim 2005
[43] Pan Armenian News, 23 Eylül 2005
[44] Les Nouvelles d’Arménie, 17 Ekim 2005
[45] Par Armenian, 17 Ekim 2005
[46] cnntürk, 10 Haziran 2005; Zaman, 12 Haziran 2005,
[47] Akþam, 29 Haziran 2005
[48] hyetert, 1 Aðustos 2005
[49] ANN/Groong, 6 Aðustos 2005
[50] Yerkir, 20 Temmuz 2005
[51] Armennews, 22 Temmuz 2005
[52] Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý Sayý 16, 17 s.47, 48
[53] PanArmenian News Network, 2 Aðustos 2005
[54] Rfe/Rl, 31 Aðustos 2005
[55] Armenpress, 31 Aðustos 2005
[56] Asbarez, 31 Aðustos 2005
[57] Armenpress, 31 Aðustos 2005
[58] Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 16,17. s. 48,49
[59] Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 16,17, s.
[60] Armenews, 2 Aðustos 2005
[61] PanArmenian News Network, 4 Aðustos 2005
[62] Asbarez, 5 Ekim 2005
[63] Arka News, 22 Ekim 2005
[64] Milliyet, 7 Eylül 2005
[65] Pan Armenian News, 25 Haziran 2005
[66] Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý
[67] Hürriyet ve Radikal, 29 Eylül 2005
[68] Milliyet ve Hürriyet, 22 Eylül 2005 ve Armenews, 24 Eylül 2005
[69] Bir Ermeni kaynaðýna gore (CDCA, 3 Ekim 2005) bu gösteriye 2500 kiþi katýlmýþtýr. Diðer yandan Avrupa’daki Kürtler de ayný gün Türkiye aleyhine 5000 kiþinin katýldýðý bir gösteri düzenlemiþlerdir.
[70] CDCA, 3 Ekim 2005
[71] Pan Armenian News, 29 Eylül 2005
[72] Milliyet, 1 Mayýs 2005
[73] Hürriyet, 3 Mayýs 2005
[74] Milliyet, 3 Mayýs 2005
[75] Hürriyet, 5 Mayýs 2005
[76] Yeni Þafak, 8 Mayýs 2005
[77] Radikal, 10 Haziran 2005
[78] Neue Zürcher Zeitung,15 Haziran 2005
[79] Armenews, 9 Haziran 2005
[80] Tercüman, 22 Mayýs 2005
[81] Milliyet, 24 Temmuz 2005
[82] Swissinfo, 27 Temmuz 2005
[83] Swissinfo, 27 Temmuz, 2005
[84] The Anatolian Times, 20 Eylül 2005
[85] Schweizerische Depeschenagentur, 21 Eylül 2005LE Temps, 20
[86] Ayný kaynak
[87] Arminfo, 17 Eylül 2005
[88] The Scotsman, 17 Eylül 2005
[89] Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 16,17 s.&4, 65
[90] Armenews, 16 Eylül 2005
[91] Helsingin Sanomat, 28 Eylül 2005
[92] Arminfo, 27 Eylül 2005
[93] Hürriyet,17.10.2005
[94] Hürriyet, 18 Ekim 2005
[95] Sant’Egidio Cemaati tarafýndan 11-13 Eylül 2005 tarihlerinde Lyon’dadüzenlenen“Barýþ için 19. Uluslararasý Buluþma” toplantýsý
[96] AINA (Assyrian International News Agency), 4 Ekim 2005
[97] AINA (Assyrian International News Agency), 23 Eylül 2005
[98] University Press, FL (Florida Atlantic University), 30 Haziran 2005
[99] International Herald Tribune, 23 Eylül 2005
[100] Baþbakan’ýn TBMM’in 13 Nisan 2005 tarihli toplantýsýndan sonra Baþkan Koçeryan’a gönderdiði ve soykýrým iddialarýnýn iddialarýn incelenmesi için tarihçilerden ve diðer uzmanlardan bir komisyon kurulmasý önerisi kastedilmektedir.Bkz Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 16, 17 s.27-33
[101] Ýttihat ve Terakki hükümeti kastedilmektedir.
[102] Milliyet, 2 Haziran 2005
[103] CDCA, 8 Haziran 2005
[104] CDCA, 12 Ekim 2005
[105] Radikal, 12 Haziran 2005
---------------------- * Avrasya Ýncelemeleri Merkezi Baþkaný - oelutem@avim.org.tr - ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 18, Yaz 2005