AnasayfaÝletiþim
  
English



E-B�lten �yeli�i

G�nl�k b�ltenimize �ye olmak i�in a�a�daki alanlar� doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERG� SAYILARI

Büyük Ermenistan Kurma Projesi

Prof. Dr. Salim CÖHCE*
ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 1, Mart-Nisan-Mayýs 2001

 Osmanlý Devleti, doðu ve batý dünyalarý arasýnda eskiden beri temas noktasý olan bir bölgede ve Yakýndoðu’nun Müslümanlarý ile Hýristiyanlarýný bir bayrak altýnda toplayacak þekilde tesis edilmiþti.[1] Dolayýsýyla çeþitli soy, dil ve dine mensup topluluklar bu devletin tebâsý olarak yüzyýllarca huzur içerisinde yaþadý.[2] Ancak Fransýz Ýhtilâli, XIX. Yüzyýlýn baþlarýndan itibaren Avrupa’nýn siyasî ve fikrî hayatýnda meydana getirdiði deðiþikliklerle Hýristiyan dünyasý için yepyeni bir geliþme devri açmakla beraber Avrupa dýþý memleketlerde, özellikle de Osmanlý Devleti’nde yýkýcý hareketlerin ortaya çýkmasýna sebep oldu. Zira, hürriyet ve milliyet fikirlerini öðrenen Yunan, Sýrp, Bulgar vs. gayrimüslim zümreler isyanlar çýkarmak suretiyle istiklal arayýþý içerisine girdi. Bunun üzerine o zamana kadar Rusya, Avusturya gibi Hýristiyan devletlerin saldýrýlarýna karþý koymaya çalýþan Osmanlý Devleti, bir de asgarî beþ yüz yýldan beri tebâsý olan gayrimüslim topluluklarla mücadele etmek zorunda kaldý.[3]

Gayrimüslim tebâyý meþru Osmanlý yönetimine karþý çýkmaya teþvik eden sebepler arasýnda, Müslümanlardan daha müreffeh bir hayat yaþayan bu zümrelerin uzun süreden beri Osmanlý’nýn hoþgörüsü ve koruyuculuðu sayesinde özgün kimliklerini geliþtirerek muhafaza etmeleri yanýnda, yönetimdeki aksaklýklardan doðan þikâyetler ve en önemlisi de Avrupa devletlerinin dinî, siyasî ve kültürel sebeplerden kaynaklanan kýþkýrtmalarý vardý. Sonuçta bu devletlerle temas mevkiinde olup da, gayrimüslim nüfusun epeyce kalabalýk bulunduðu eyaletlerde muhtar, ya da müstakil idarelerin kurulmaya baþlanmasý Osmanlý Devlet adamlarýný Batýnýn sevgi ve desteðini saðlamaya yöneltti. Bu arada Avrupalýlarýn daha çok emperyalist maksatlarla ileri sürdükleri "Hýristiyan tebânýn kötü ve adaletsiz bir yönetime maruz kaldýðý" yönündeki iddialar baþta Padiþah olmak üzere Osmanlý devlet adamlarýný gayrimüslimler ile Müslümanlarý hukuken eþit haklara sahip kýlmanýn gerekliliðine inandýrmýþtý. Ayrýca Osmanlý Devleti’nin zamanýndan önce daðýlmasýný kendi çýkarlarý açýsýndan tehlikeli bulan Fransa ve Ýngiltere, Türk yöneticileri bu yönde teþvik ile Osmanlý’nýn bir an önce Avrupa medeniyeti ve devletleri umumî hukuku içerisinde yerini almasýný telkin ediyorlardý.[4] Onun için önce 1839’da Tanzimat[5], sonra da 1856’da Islahat Fermaný ilân edildi.[6]

Osmanlý yöneticileri toplum ve devlet hayatýnda deðiþiklikler yaparak artýk karþý konulamaz hale gelmiþ olan Avrupalýlarýn baskýsý ile esasen millet seviyesine ulaþmýþ her toplulukta tabi. Bir duygu olarak tezahür eden milliyetçilik düþüncesinin geliþmesini önleyebileceklerini zannediyorlardý. Ama bu mümkün olmadýðý gibi Hýristiyanlarý korumak bahanesiyle Osmanlý Devleti’nin iç iþlerine karýþýlmasýnýn da önüne geçilememiþtir. Her ne kadar 30 Mart 1856’da imzalanan Paris Antlaþmasý’nýn dokuzuncu maddesi[7] sözde Avrupalý devletlerin Hýristiyan tebâ üzerindeki "koruyuculuk" çabalarýný sona erdirmekteyse de, ayný maddede Islahat Fermaný’nýn zikredilmiþ olmasý Osmanlý Devleti’nin iç ve dýþ siyasetini esaslý bir þekilde yabancý müdahalesine açýk hale getiriyordu. Zira, Islâhat Fermaný’nýn kendilerine bildirilmesindeki yüksek deðeri ve önemi takdir ettiklerini belirtmekle Antlaþmaya taraf devletler Osmanlý tebâsý Hýristiyanlar için bir teminat elde etmiþ oluyorlardý. Gerçekte de diplomatlarýn deðilse bile, Avrupa kamuoyunun müdahalesi daha antlaþmanýn mürekkebi kurumadan baþladý. Yine bu sayede Hýristiyan ahali, Osmanlý Devleti’ni yabancý devletlere þikâyet etmek fýrsatýný bulacaktýr.[8]

Avrupalý devletlerin Osmanlý tebâsý gayrimüslimlerle iliþkilerinin dünyanýn zamanla deðiþen siyasî, iktisadî ve sosyal yapýsýna uygun olarak yeni boyutlar kazanmasý tabiidir. Ama, Ruslarýn Ortodoks tebâ hakkýndaki müdahalelerine son ver m e k için girdiði bir savaþtan[9] sonra üstelik galip devletler safýnda da olmasýna raðmen Osmanlý Devleti’nin Paris antlaþmasýyla bütün taraf devletlere gayrimüslim tebâ lehine müdahaleyi mümkün hale getirmesi[10] büyük bir siyasî hata olmuþtur. Öyle ki, daha sonraki dönemin baþlýca karakterini bu tür müdahaleler belirleyecektir.

Avrupa devletlerinden bazýlarýnýn kendince makul bir þekil ve us.l dairesinde yapýlmasýný istediði ýslâhat hareketlerini gerçekleþtirmek mümkün deðildi. Her ne kadar bu devletler Osmanlý Devleti’nin müesseselerinin Islahý ile bekasýnýn saðlanmasý hususunda Türk yetkililere yardýmcý olmak istediklerini ifade etmekte iseler de, bunda samimi deðillerdi. Ayrýca tatbik edilmesini istedikleri projelerde sadece kendi iktisadî ve siyasî ihtiraslarýný tatmine elveriþli þartlarýn yaratýlmasýný saðlamaya çalýþýrken Türk ahaliyi tanýmadýklarý gibi savunduklarý gayrimüslim tebânýn durumunu da bilmiyorlardý.[11] Onun için Ýngiltere, Ermeni, Rum gibi bir ayrým yapmaksýzýn bütün Hýristiyan tebânýn durumunu inceden inceye araþtýrmaya koyuldu.[12] Osmanlý topraklarýnda görev yapan konsoloslarýna gönderdiði yirmi, yirmibeþ soruluk genelgeler-yönergelerle Hýristiyanlarýn durumlarýnýn tetkik edilerek halihazýrdaki vaziyeti iyileþtirmek için alýnacak tedbirlerin bildirilmesini istedi.[13]

Ýngiliz konsoloslarýn hazýrladýklarý raporlarda Müslüman ahalini muazzam bir yükün altýnda sistematik olarak ezilirken, Hýristiyanlarýn rahat bir hayat yaþadýðý bildirilmekteydi.[14] Bu tesbit, Osmanlý idaresiyle ilgili Avrupa’daki genel kabule ters düþmekteydi. Ama, Avrupalý devletlerin politikalarýnda bir deðiþiklik meydana getirmedi. Özellikle Rusya, Ýngiltere, Fransa ve Avusturya birlikte veya ayrý ayrý yaptýklarý müdahalelerle Osmanlý Devleti’nde görünüþte gayrimüslimler lehine ýslahatlarýn yürürlüðünü saðlamaya, gerçekte ise emperyalist emellerini temine yönelik faaliyetlerini sürdürdüler. Yalnýz bu dönemde Avrupalý emperyalist devletler arasýndaki denge Osmanlý Devleti’nin varlýðý üzerine kurulmuþtu.[15]

Geniþ topraklarý, zengin yeraltI kaynaklarý ve stratejik açýdan arz ettiði önem sebebiyle Osmanlý Devleti, hýzla endüstrileþmesini saðlayan Avrupalý devletler için deðerli bir sömürge alanI olarak görülmekteydi. O yüzden Osmanlý Devleti’nin hâkimiyeti altýnda yaþayan gayrimüslim tebâya olan ilgi gün geçtikçe arttý. Bunun sonucunda Türk ahali dýþýnda diðer unsurlar devletin meþruiyetini kaybettiðine ve en kýsa zamanda hükümranlýðýnýn da ortadan kaldýrýlmasý gerektiðine inandýrýldý.16 Nihayet, 1877-1878 Osmanlý-Rus savaþýnda Rumeli büyük ölçüde elden çýkarken Anadolu’da da Ermeniler harekete geçti.[17]

Balkan kavimlerinin aksine Ermeniler, imparatorluðun her tarafýna daðýlmýþ bulunuyorlardý. En kesif olduklarý Doðu Anadolu’da bile Müslüman nüfusa nispetle sýradan bir azýnlýk konumundaydýlar.[18] Ama, Osmanlý Devleti kurulduðu günden beri topraklarýnda bir Ermeni azýnlýðý barýndýrmaktaydý ve Türk idareleri arasýnda Osmanlýlarýn Ermeni politikalarý, diðerleriyle kýyas edilemeyecek kadar devamlý ve bu toplumun kader çizgisini belirleyecek derecede de etkili olmuþtur.[19] Öyle ki, batýnýn ananevî politikasý olan Þark meselesinin bir parçasý olarak[20] XIX. Yüzyýlýn baþlarýndan itibaren geliþtirilmeye çalýþýlan Ermeni Meselesi’nin[21] etkili olmaya baþladýðý sýralarda bile bu toplum, Osmanlý Devleti içerisinde asli unsur sayýlan Türklerden daha fazla haklara sahipti ve bunlarý da rahatlýkla kullanabiliyordu.[22] Günlük hayat ve yaþayýþ bakýmýndan da Türklerden ayýrt edilemeyecek bir konumdaydý.[23] Onun için XX. yüzyýlýn baþlarýna kadar Osmanlýlar, adeta Ermenileri muhafaza etmekle görevlendirilmiþ gibidir.[24]

Zenaat ve ticaretle uðraþarak devletin esas yükünü taþýyan Türklerin aksine gün geçtikçe zenginleþen Osmanlý Ermenilerinin[25] hayatýnda ilk deðiþiklik XIX. yüzyýlýn birinci çeyreðinde Kafkaslarýn Ruslar tarafýndan zaptý[26] ile Anadolu’nun doðu sýnýrýnda Ermeni kilisesinin yerleþip tanýndýðý, Ermeni vali ve generallerinin iller yönetip, ordularý komuta ettiði bir Rus Ermenistan’ýnýn kuruluþuyla baþladý.[27] Bu döneme kadar büyük bir kýsmý Osmanlý hâkimiyet inde ve bunlardan pek farklý sayýlamayacak bir hayat tarzI ile k.ç.k bir gurup halinde Ýranlýlarýn hâkimiyetinde yaþayan[28] bütün Ermeniler bir millet olarak henüz Avrupalýlar tarafýndan bilinmiyordu. Sadece Ýstanbul‘dan tanýndýklarý kadarýyla, yeryüzüne daðýlmýþ tüccarlar, kendi çýkarlarýndan baþka bir þeye baðlý olmayan kimseler ve Yahudiler gibi vatansýz, milliyetsiz, serseri bahtsýzlar olarak bilinmekteydiler.[29]

XVIII. yüzyýlda Doðu ticaretinden istifade etmek isteyen Rus Çarý I. Petro, Ermenilerden faydalanmayý düþünmüþ ve onlarý hâkimiyeti altýndaki topraklarda yerleþmeye davet ederek kendilerine dinî ve dünyevî her türlü imtiyaz ve garantiyi vermeye hazýr olduðunu bildirmiþti. Bu davete uyarak Ýran’dan Rusya’ya göç eden Ermeni ailelere mensup bazý kiþiler XIX. yüzyýla gelindiðinde Çar’ýn maiyetinde oldukça etkili mevkilere yükselmiþ bulunuyordu.[30] Bunlarýn gayretiyle Osmanlý Devleti, Ermeni camiasý üzerindeki kontrol ve yönlendirme kabiliyetini önce Rusya daha sonra da batýlý güçler lehine tedricen kaybetmeye baþlayacaktýr.[31]

XIX. yüzyýlýn baþlarýnda Rusya, Balkanlar, Boðazlar veya Doðu Anadolu yoluyla mutlaka Akdeniz’e inmek istiyordu. Fakat Balkanlar veya Boðazlarý aþmak oldukça zordu. Oysa Kafkasya’ya hakim bir Rusya’nýn Doðu Anadolu’da Basra ve Ýskenderun körfezlerine uzanan bir Ermenistan yaratmak suretiyle emeline ulaþmasý pek de imkânsýz görünmüyordu. Ayrýca Ermeniler de, bölgede Rus çýkarlarýna alet olabilecek en elveriþli toplumdu.[32] Dolayýsýyla Osmanlý Ermenilerini sürekli kýþkýrtmak XIX. yüzyýl Rus dýþ siyasetinin ana ilkelerinden birisi haline gelmiþtir.[33] Bu arada Ermeniler, Amerikan sermayesi ve misyonerleriyle de tanýþtýlar.[34] Mayevsriy’nin deyimiyle Amerikalýlar "Ermeni Profesörden daha çok, iyi komitacý, ihtilâlci ve propagandacý yetiþtireceklerdir."[35]

Ruslar ve Amerikalýlara karþýlýk Avrupalýlarýn Ermenilerle ilgilenmeleri genelden özele doðru bir seyir gösterir.[36] Buna baðlý olarak geliþen Ermeni meselesi de bu toplumun deðil, Osmanlý topraklarýnda menfaatleri çatýþan iki büyük devletin, Ýngiltere ile Rusya’nýn davasý olarak politik bir hüviyetle ortaya çýkarýlacaktýr.[37] Nitekim, Ruslarýn 3 Mart 1878 günü imzalanan Ayastefanos Antlaþmasý’na koydurduklarý özel bir madde ile Ermeni adI ilk kez uluslararasý bir antlaþmaya[38] girmiþtir. Ama, bu geliþme Ýngiltere’nin "hayatî çýkarlarýna" ters düþüyordu.[39] Onun için sözkonusu anlaþma 13 Temmuz 1878’de Berlin Antlaþmasýyla tadil edilirken orada yer alan Ermenilerle ilgili onaltýncý madde hemen hemen ayný ifadelerle bu yeni antlaþmada altmýþbirinci maddeyi oluþturdu. Yalnýz bu maddede, Avrupa’nýn büyük devletlerine konu hakkýnda telkin, teklif ve müdahale hakkI da tanýnýyordu.[40] Nitekim Ýngiltere bu hakký kullanmak üzere ilk adýmý atmakta gecikmeyecektir.

Berlin Kongresi’nden sonra Ýngiltere’nin Osmanlý Devletine yönelik politikasý giderek deðiþmeye baþladý.[41] Bu deðiþmenin en açýk belirtisi de yaratýlmaya çalýþýlan "Ermeni Sorununa" adamakýllý bulaþmak olmuþtur. Öyle ki, 8 Aðustos 1878 de Ýngiltere Dýþiþleri Bakaný Lord Salisbury Ýstanbul’daki büyükelçi Sir H. Layard‘a gönderdiði uzun bir yönerge ile Osmanlý Devletinin diðer yörelerinde, özellikle de Rumeli’de yapýlan ýslâhat hareketlerinin[42] baþarý þanslarý ne olursa olsun Doðu Anadolu bölgesinde uygulanamayacaðýndan hareketle yeni bir reform projesi sunmaktaydý.[43] Böylelikle 4 Haziran 1878 günü Kýbrýs’ý Ýngiliz yönetimine býrakan Antlaþmanýn[44] birinci maddesinde söz konusu edilen "Anadolu’da yapýlacak reform"dan ne anlaþýldýðý da ortaya konulmuþ oluyordu.[45] Lord Salisbury’nin söz konusu yönergesi Disraeli Baþkanlýðýndaki Ýngiliz muhafazakâr hükümetinin bir notasý þeklinde, ayrýntýlý gerekçeleriyle birlikte 20 Aðustos 1878 günü Bab-ý Ali’ye verildi.[46] Her ne kadar Ýngilizler bu d.nemde Ermenilerin özerklik isteklerine karþý çýkmakta iseler de,[47] bu projenin benimsenmesi bölgede Osmanlý hakimiyetinin sona ermesi demekti. Onun için 24 Ekim 1878’de Ýngiliz notasýna cevap v e ren Osmanlý Devleti, baskýlara direnmeye ve kendi iradesiyle reformlar yapmaya çalýþtý.[48] Bu arada 1878 yýlýnda bölgeyi gezen ve Doðu Anadolu Bölgesi Yüksek Komutanlýðýna atanmasý düþünülen[49] Ýngiliz General Baker [Paþa]‘ýn "Hýristiyanlarýn Müslümanlardan çok daha iyi durumda olduklarý" yolundaki raporuna[50] raðmen ateþli bir kampanya baþlatmýþ olan Ermenilerin çabalarýyla Ýngiliz baskýsý günden güne arttý. Hatta silahlý tehdide kadar vardý.[51] Nihayet, 1879 yýlýnda Ýngiltere Anadolu’nun baþlýca kentlerine birer asker-konsolos atadý.[52] Sivas’a Albay Wilson, Erzurum’a Binbaþý Trotter, sonra Yüzbaþý Everett, Van’a Yüzbaþý Clayton, Kayseri’ye Yüzbaþý Cooper gönderildiler. Ayrýca Konya’ya Yüzbaþý Steward, Adana’ya yine Yüzbaþý H. Cooper, Diyarbakýr’a Binbaþý Trotter,[53] Kastamonu’ya Yüzbaþý G. Williers, Bursa’ya Teðmen Chermside görevlendirildi.[54] Meslekten asker olan bu kiþilerin konsolos olarak atanmalarý olaðandýþý ve yeni bir uygulamaydý. O sebeple Osmanlý Devlet i tarafýndan iyi karþýlanmayacaklardýr.[55] Ama yapýlacak fazla bir þey de bulunmamaktadýr. Sonuçta bunlarýn görevleri, ana çizgileriyle "Anadolu ahalisinin çeþitli sýnýflarý üzerinde araþtýrma yapmak", "Yerel Türk yöneticilerine öðütler vermek", "Yerel Osmanlý makamlarý katýnda giriþimlerde bulunmak", "Anadolu’da yapýlacak reformlarýn uygulanmasýný gözetlemek ve bu uygulamanýn hakkýyla yapýlmasýný saðlamak" þeklinde belirlenmiþti.[56]

Ýngiliz asker-konsoloslar köy köy Anadolu’yu dolaþmaya baþladýlar ve Ermeniler tarafýndan adeta "kurtarýcý" olarak karþýlandýlar.[57] Esasen bu görevlilere de sanki Anadolu’yu yönetmeye geliyorlarmýþ gibi bir hava sezilmektedir.[58] Bunlardan 7 Temmuz‘da Erzurum’a gelen ve 26 Temmuz’da buradan hareket eden Van Vis-konsolos Yüzbaþý Clayton[59] 31 Temmuz 1879’da Muþ’ta Ermeni cemaati tarafýndan muazzam gösterilerle karþýlandý.[60] Kýsa sürede bütün bölgeyi gezen bu yüzbaþýnýn yazdýðý bir raporla ortaya koyduðu program, günümüze kadar Ortadoðu’da oynanan pek çok oyunun iç yüzünü, tarihi temellerini ortaya koyacak mahiyettedir.

Ýngiltere’nin Ýstanbul’daki Büyükelçisi Sir H. Layard’dan M. Salisbury’e gönderilen 26 Aralýk 1879 tarihli yazýnýn[61] ekinde sekiz numarayla yer alan ve Binbaþý Trotter’e yazdýðý 29 Kasým 1879 tarihli mektupta Clayton, "Buraya geldiðimden beri bütün dikkatimi reform sorunu ile politik duruma verdim. Ýliþikte bu konudaki incelemelerimi kapsayan raporumu sunuyorum. Onlarýn çok özgün ve deðerli þeyler olduðunu ileri sürmüyorum. Ancak benim bu konuda vardýðým sonuçlarýn bilinmesini istiyorum. Görevimin dýþýna çýktýðým þeklinde yorumlanmayacaðýndan eminim." demekte ve bu mektuba ilâveten Layard’ýn yazýsýnýn dokuz numaralý eki olarak iþaretlenen "Van’daki Reformlara Ýliþkin Raporu"na, kurulmasý düþünülen Ermeni imparatorluðunun bir parçasý olan Türk topraklarýnda yaþayan halkýn demografik daðýlýmýyla giriþ yapmaktadýr.[62] Ona göre, bölgede yaþayan Türk, Nasturi, Kürt, bir kýsým Çerkez ve öteki Müslümanlar yanýnda takriben iki milyon kiþiyle Ermeniler nüfusun 2/5’ ini oluþturmaktadýr. Bütün dünyadaki toplam nüfuslarý ise dört milyona yaklaþmaktadýr.

Yüzbaþý Clayton’a göre "Reform sorununu ve politik sonuçlarýný düþünürken Ermenilerin ulusal duygularýný gözden uzak tutmamak gerekir. Onlar geleneklerine baðlý vaktiyle büyük bir ulus olduklarý bilinciyle, yine öyle olmayý istemektedirler. Eðer onlara huzur ve refah verilebilseydi dýþarýdan buraya akýn edecek olan Ermeniler, her ne kadar bir zamanlar Türk idaresi altýnda güven ve geliþme içinde olmalarýndan memnun idiler ise de þimdi hepsi yurttaþlarýný yeniden bir ulus olarak canlandýrmak iddiasý ile dolu olarak sonunda baðýmsýz devlet kurmuþ olabilirlerdi. Bunun Rusya üzerindeki etkisi ne olur? Baðýmsýz bir Ermenistan yaratma hareketine, Rusya’nýn aldýrýþ etmeyeceðini varsaymak güçtür. Görüldüðü gibi Rusya’da kalabalýk bir Ermeni topluluðu ve bir zamanlar Ermenistan olan hatýrý sayýlýr büyüklükte topraklarý var. Ermenistan’I tekrar canlandýrmak için bu topraklar geri istenilebilir, eðer kabul olunmazsa buradakiler Türkiye’de baðýmsýz bir Ermenistan kurabilmek için Türkiye’ye göç edebilirler. Bu göç onlarýn geliþmesini saðlar ve devlet kurulduðu zaman da onu güçlendirir. Ayrýca böyle bir devlet, Rusya’nýn güneye sarkmasýna da bir set oluþturabilir. Eðer Rusya’nýn böyle güneye doðru ciddi bir ilerleme isteðinde olduðunu kabul ettirecek bir sebep varsa, biz onun güçlü ve baðýmsýz bir Ermenistan kurulmasýna engel olacak çabalarýna hazýr olmalýyýz.[63] Rusya þimdiki k.t. idareyi entrikalarla sürdürmeye gayret eder ve böylece umutsuzluða düþen Ermenistan’ýn kendisine baþvurmasýyla ona sahip olur. Yahut resmen bir Ermenistan Devleti kurulmuþsa onun güçlenmesine ve zabt olunamaz duruma gelmesine engel olur; örneðin, ya sinsice yaltaklanarak sonunda onu yutmak için onunla samimi bir ittifak kurar, ya da yeni kurulan devlette parti kavgalarýný fil.n k.r.kleyerek, kendi müdahalesine gerek duyulacak bir anarþi yaratýr."

Görüldüðü gibi Ýngilizler, kurulacak baðýmsýz büyük Ermenistan’ýn her halükarda Rusya’ya yem olmayacak biçimde tesisini istemektedir. Aksi halde reformlar baðýmsýz bir Ermeni devlet inin kurulmasýna imkân vermeyecek bir þekilde düzenlenmelidir. Bu hususta Clayton "Osmanlý imparatorluðunun bu bölümünde ne yapýlabilir diye karara varýlýrken bu iki nokta akýlda tutulmalýdýr: Ya baðýmsýz bir Ermenistan kurulmasýný önlemek için reform çalýþmalarý sürdürülür; ya da Rusya’nýn müdahalesine kapý açmamak için Ermenistan’ýn dahili geliþmesini garanti edecek þekilde gözetilir. Bu endiþemizin temelsiz olduðunu umut etsek de tehlikeye karþý gerekli dikkati göstermeliyiz.

Bu iki hedeften birincisi, ancak bir veya iki biçimde saðlanabilir. Ermenileri kendi sistem ve h.k.metleri içinde eritmek için Türkler yerleþmiþ sistemlerini bütünüyle deðiþtirecekler, böylece Ermeniler ilerlemenin en iyi yolu olarak imparatorluðun devamýný kendileri isteyecekler, ya da Asya’daki idaresinin yerini Ýngiltere veya uluslararasý himayeci baþka bir otorite alacaktýr.[64] Bu otorite hükümette merkezi makamlar için Ermeni isteklerine kapýyý açacak böylece Ermeniler kendi özel yurtlarýnda homojen fakat nisbeten zayýf bir prenslik olmaktansa, karýþýk durumda olmalarýna karþýn büyük ve kuvvetli Küçük Asya devletinin liderleri durumuna gelmelerinin daha uygun olacaðýný düþünebileceklerdir." demektedir. Ancak Ýngiliz Yüzbaþý Türk idaresinin deðiþip, kendisini yenilemesini mümkün görmemektedir. Ama yabancýlarýn desteðiyle Ermeniler Türkiye üzerinde söz sahibi, hatta birinci derecede söz sahibi olacaklar ve "Anadolu Devleti’nin Liderleri" durumuna geleceklerdi. Bunun için de Türk hükümetinin baþtan atýlmasý gerekmektedir.[65]

Yalnýz Ermenilerin de Ýngiliz veya diðer batýlý devletlerin desteðiyle serpilip güçlenmesi ve siyasal
bakýmdan hazýrlanmasý lazýmdý. O zamana kadar baðýmsýzlýk isteyecek bir Ermeni harekatýnýn önüne geçilmeliydi. Zira Ermenilerin iktidar gücü yoktu ve bölgede pek çok topluluk bir arada yaþamaktaydý.[66]

Clayton’a göre Ermeniler iktidara hazýrlanýrken baðýmsýz Büyük Ermenistan için gerekli Ermeni nüfus bir türlü istenilen düzeye çýkacak gibi görünmemektedir. Onun için de bir yandan dýþarýdan Ermeni göçü özendirilirken, öte yandan bölgedeki Türk nüfus peyderpey Anadolu’nun diðer yörelerine göç ettirilmektedir. Ýngiliz Yüzbaþý bunu da yeterli germemekte ve geriye kalan halktan
özellikle Kürtler, Ermenilerle birlikte yaþamaya zorlanmalýdýr. Eðer netice alýnamazsa "silah zoruyla hizaya getirilmeleri" de son çare olarak ifade edilir. Bütün bunlar raporda "...Ayný zamanda bir yandan Kürtleri disiplin altýna alýrken, öte yandan da dýþarýdaki politik eðitimi yaygýnlaþtýrarak gerçek kuvvetin nasýl olacaðý, bölünmenin tehlikesi, alçakgönüllülük ve hoþgörü ihtiyacI üzerinde halk eðitilmeli ve yavaþ yavaþ yetki ve yürütmeye alýþtýrýlmalýdýr. Bunu yaparken halkýn karýþýk olmasý nedeniyle zorluklarla karþýlaþýlacaktýr. Osmanlý (Türk) halkýnýn Küçük Asya’nýn baþka bölgelerine göç etmelerini buna karþýn Ermenilerin bu yöreye aktarýlmalarýný teþvik etmenin büyük faydasý olacaktýr. Eðer bu iþ sessiz sedasýz yapýlabilirse geriye Kürtlerle Nasturiler kalýr. Kürtler, Ermenilerle kader birliði etmeye teþvik edilmelidir. Serbest bir eðitimle aralarýndaki dini nefret yumuþatýlmalý, bu iki Irk bütünleþtirilmelidir.[67] Ancak ilkin Kürtler güçlü bir disiplin altýna alýnmalý ve sükûnet içinde yaþamak zorunda býrakýlmalýdýrlar. Eðitim mümkün olduðu kadar onlar arasýnda yapýlmalý eðer onlarý sakinleþtirici önlemler giderek istenildiði gibi sonuçlanmazsa eðitimin hiç olmazsa onlarý hükümete katýlabilecek ölçüde birer iyi vatandaþ yapacaðý umulabilir. Belki de onlar son zamanlarda iyice artan Müslüman baðnazlýðý nedeniyle Hýristiyan olurlar. Kürtlerin kökeninde Hýristiyanlarýnkine benzeyen birçok gelenekleri vardýr. Son zamanlara kadar Kürtler, Hýristiyanlarla dosttular.[68] Dahasý Ermeniler, Kürtlerin de kendi ýrklarýndan olduklarýna inanýrlar.[69] Ýlkin Kürtlere bazý bölgeleri ayýrmak, buradaki Hýristiyanlarý baþka yerlere sevk etmek ve komþularý rahatsýz etmedikleri sürece onlarý baðýmsýz olarak býrakmak çok faydalý olabilir. Ayný zamanda onlara (Kürtlere) Hýristiyanlýðý aþýlamaya ve aralarýnda eðitim yapmaya çaba gösterilmeli, eðer bunda baþarý saðlanamazsa topraklarý iþgal edilerek boyun eðmeleri ve uslu durmalarý saðlanmalýdýr." sözleriyle yer almaktadýr.[70]

Ýngilizler, bu rapordaki tekliflerin pek çoðunu bizzat kendi yönettikleri, iþgalleri altýndaki topraklarda, yani sömürgelerinde bile uygulamamýþlardýr. Ama bütün bunlar Anadolu’da, Osmanlý yönetiminde ýslâhat bahanesiyle gerçekleþtirilmeye çalýþacaktýr. Zira, zamaný gelip de Osmanlý Devleti çökünce Ermenilere ayrý bir devlet kurdurmak ancak böyle mümkün olabilirdi. Aslýnda Konsolos Emilius Clayton’un kayýtlarý kendi kafasýndan çýkmýþ þahsî düþüncelere dayanmamaktaydý. Bu rapor, tamamen zamanýn Ýngiliz politikalarý doðrultusunda düþünülmüþ ve kaleme alýnmýþtý. Nitekim burada söz konusu edilen pek çok husus Lord Salisbury’ýn 8 Aðustos 1878 tarihli yönergesinde de vardýr. Aradaki fark, Salisbury daha kapalý, diplomatik bir ifadeyi tercih ederken Clayton her þeyi daha açýk seçik yazabilmiþtir.[71]

Clayton’ýn raporunda dikkati çeken en önemli husus söz konusu rapora kadar, hatta bu raporun sonunda da yer aldýðý þekliyle sürekli kötülenen, aþaðýlanan, Ermenilere en büyük zulmü yapan topluluk olarak gösterilen, dolayýsýyla mutlaka tedip edilmeleri gerektiðine inanýlan Kürtlerin[72] birden bire Ermeni ideallerini gerçekleþtirmede en önemli müttefik olarak deðerlendirilmek istenilmesidir. Bu tür görüþlere daha sonraki Ýngiliz belgelerinde fazlaca rastlanmaz.[73] Ama bu düþünce, zamanla Hoybun cemiyetine[74] temel teþkil etmesi ve Doðu Anadolu üzerindeki Ýngiliz-Rus nüfuz rekabetinde bir faktör, daha doðrusu bir piyon olan Ermenilere yeni unsurlarýn eklenmek istendiðini göstermesi bakýmýndan dikkatle üzerinde durulmayý gerektirmektedir.

Kürtleri, Ermeni ideallerine payanda yapma fikri sadece Ýngilizlere ait bir düþünce deðildir. Mesel., XX. yüzyýlýn hemen baþlarýnda bölgeyi gezen ve "Van-Bitlis Vilâyetleri Askerî Ýstatistikleri" baþlýðýyla geniþ bir rapor hazýrlayan Rusya’nýn Van konsolosu Tuðgeneral T.V. Mayévsrýy (Mayewski) de benzer düþüncelere sahiptir.[75] O, raporunda; "Ermeni olaylarýnda Kürt köylerinin önemi hakkýnda birkaç söz söylemek isterim. Kürtlerin içinde yaþayan Ermeniler dostça yaþamýþlardýr. Yýllarca Kürt ve Ermeni arasýnda hiçbir olay yokken, birden bire aralarýnda yüzyýllarca sürecek böyle bir kin ve nefretin gireceðini hiç kimse düþünmemiþtir.

Fakat Ermeni olaylarýný uzaktan idare edenler, (þayet Ermeni-Kürt iliþkilerini hakkýyla bilselerdi) Kürtleri, Ermenilerin aleyhine tahrik için deðil, aksine aralarýnda bulunan iliþkilerin geliþtirilmesi ve ilerletilmesi için büyük çaba harcarlardý ve bunlarýn aralarýndaki teþriki mesai için büyük emek vermek zorunda kalýrlardý.

Kürtlerin büyük bir bölümü henüz gerçekten Osmanlý Devleti’ne baðlý deðildi. Uzun uzadýya buralarda yapýlan incelemeye göre Kürtlerin yarýsýndan fazlasý Osmanlý hükümetine karþý kin ve nefret beslemekteler. Bu da Kürtlerle Ermenileri bir arada teþriki mesaide bulunduracak bir konuydu. Bunu tatbik sahasýna koymak liderlere düþerdi. Bu düþünce Ermenilerde yoktu.

Kürt ve Ermenilerin birlikte ayaklanmalarý iþe baþka bir þekil verirdi. Bu ayaklanmayý hiç kimse reddetmezdi. Çünkü öyle Ermeni köyleri vardý ki Kürtçeden baþka hiçbir dil bilmezler. Bu iki millet de Türkleri pek sevmezlerdi. Bunun için Osmanlý’ya karþý her iki milletin birlikte hareketi kolaylaþýrdý. Bazen komitacýlar Kürtleri ve Ermenileri birleþtirmeye çalýþýrlardý. Çünkü çiftçi olan Ermeni ayný zamanda kendisi gibi çiftçi olan reaya Kürtlerle bir arada yaþamayý bilirlerdi, aþiret Kürtler ise bazen her iki taraftan da nefret ederlerdi. Bununla beraber yakýnlýklarý da vardý. Çünkü birbirlerine muhtaçtýr (sic.). Böylelikle yaþam sahalarý ayný arazi olduðundan bunlar kolayca barýþýrlar ve beraber hareket ederler. Artýk bundan sonra bunlarý ayýrt etmek mümkün olamaz.

Eðer Avrupalýlar ile Ýstanbul’daki komitacýlar ve tüm Ermeniler, Ermenistan yerine Kürdistan kelimesini kullanabilselerdi,[76] bütün Kürtleri arkalarýna alýrlardý. Daha sonra kentlerde yeni yeni þehirleþmeye baþlayan Kürt aþiretleri, þehir hayatýna alýþtýktan sonra diðer aþiretlere de örnek olabilirdi." Demekteydi.[77] Dikkat edilirse Mayévsrýy, Ermenilerle Kürtlerin arasýna hiç yokken, birden bire düþmanlýðýn, kin ve nefretin sokulmasýna hayýflanmaktadýr. Ayný zamanda bu iki toplumun birlikte ayaklanmasý halinde her þeyin deðiþeceðine inanan Rus Konsolos, Kürt ve Ermenilerin karþý karþýya getiriliþini de, Batýlýlarýn özellikle de Ýngilizlerin bir oyunu olarak göstermektedir.[78] Haliyle Mayévsrýy, Ermeni patýrtýsýnda Ruslarýn rolünü gizlemeye çalýþmakta,[79] ancak gelecekte bu yönde giriþilecek faaliyetlerde de nelere dikkat edilmesi gerektiðini ortaya koymaktan kendisini alamamaktadýr.

Dünya tarihinde, Osmanlý Devleti’nin dýþýnda, yýkýlýþý yüzyýllar boyunca planlanýp, projelere baðlanan bir baþka devlete daha rastlamak mümkün deðildir.[80] XIX. yüzyýlda Avrupa’nýn iktisadî, siyasî, dinî, fikrî ve kültürel çýkarlarý, Türklerin müsamahasý ve aydýnlarýnýn þuursuzluðu, yapýlan ýslâhatlarýn gayesizliði sonucunda[81] önceleri Doðu Anadolu’da bir Rus-Ýngiliz nüfuz mücadelesi þeklinde baþlayýp sonralarý, Ýngilizlerin gayretiyle öteki devletlerin de zaman zaman iþe karýþmalarý neticesinde büyüyüp geniþleyerek, uluslararasý politikaya mal olan Ermeni meselesi bugün de güncelliðini korumaktadýr.[82] Yalnýz 1915 yýlýnda Doðu Anadolu bölgesinin demografik yapýsýnýn deðiþmiþ olmasý geçmiþte figüran olarak düþünülenlerin günümüzde ön plana çýkmalarýný saðlamýþtýr. Yüzbaþý Clayton’ýn raporunda öngördüklerinde yüz yýl sonra yapýlan tek deðiþiklik budur. Böylelikle günümüzde bölgede yaratýlmak istenilen "Kürdistan" ile Mayévsrýy’nin dileði de gerçekleþtirilmiþ olacaktýr. Türklere gelince, onlar hâlâ XIX. yüzyýldaki gibi medeniyet kavgasýný sürdürmektedirler.

[1] M. Akdað, "Türkiye’nin Batýlýlaþmasýný Zorunlu Kýlan Tarihsel Koþullar", Cumhuriyetin 50. Yýldönümü Anma Kitabý, Ankara 1974, s. 391; S. Cöhce, Atatürk Ýlkeleri ve Ýnkýlap Tarihi I, Elazýð 1992, s. 44.
[2] E. Kuran, "Ermeni Meselesinin Milletlerarasý Boyutu (1877-1897)", Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu Ýle Ýliþkileri Sempozyumu (Erzurum, 8-12 Ekim 1984), Ankara 1985, s.19.
[3] M. Akdað, a.g.m., s.393; A.N. Kurat, Türkiye ve Rusya, Ankara 1990, s.113.
[4] S. C.hce, a.g.e., s.75 vd.
[5] Tanzimatla ile ilgili olarak geniþ bilgi için bkz. 150. YýlInda Tanzimat, (nþr. H.D. YýldIz), Ankara 1992; TanzimatIn 150. Yýld.n.m. Sempozyumu (Ankara, 31 Ekim-3 Kasým 1989), Ankara 1994.
[6] Rusya’nIn maÐlubiyetiyle sonuçlanan KIrIm Harbini m.teakip, barIþI saÐlamak için Paris’te toplanan kongreden üç gün sonra, 28 Þubat 1856’da Osmanlý Devleti, Avrupa Devletleri TopluluÐuna girebilmek için Ýngiltere’nin telkinleri doðrultusunda [Uzun süre Ýngiltere’nin Ýstanbul’da Büyükelçiliðini yürüten Lord Stratford Cannig’in bu fermanýn ilanýndaki etkisi hakkýnda bkz. S.Lane-Poole, Lord Stratford Cannig’in Türkiye AnIlarI, (nþr. C.Y.cel), Ankara 1988, s. 168 vd: Ayrýca Ýngiliz Büyükelçisi ile Amerikalý misyonerlerin Islahat FermanI’nI telkin ederken gerçekleþtirdikleri iþbirliði için bkz. U. Kocabaþoðlu, Kendi Belgeleriyle Anadolu’daki Amerika, 19. Y.zyýlda Osmanlý Ýmparatorluðu’ndaki Amerikan Misyoner OkullarI, Ýstanbul 1989, s.72 vd.] Üslahat FermanI’nI ilan etti. Tanzimat FermanIndan farklI olarak bu fermanla sadece HIristiyanlara yeni haklar verilmiþtir. B.ylelikle Osmanlý Devleti Avrupalýlarýn hoþnutluðunu kazanacaktI. Belirli bir s.re için bunu da saðladý. Her iki fermanýn metni için bkz. E.Z. Karal, Osmanlý Tarihi V, Ankara 1988, s. 255 vd.
[7] Bu antlaþmanýn tam metni için bkz. N. Erim, Devletlerarasý Hukuk ve Siyasi Tarih Metinleri I (Osmanlý Ýmparatorluðu Anlaþmalarý), Ankara 1953, s. 341 vd.
[8] E.Z. Karal, Osmanlý Tarihi VI, Ankara 1976, s.6 vd.
[9] Ýngilizler, Fransýzlar ve Sardunya Krallýðý ile ittifak halinde girilen Kýrým Savaþý ile ilgili olarak bkz. A.N. Kurat, Rusya Tarihi, Baþlangýçtan 1917’ye Kadar, Ankara 1987, s.326 vd; A. Kaylan, Kýrým Savaþý (1853-1856), Ýstanbul 1975.
[10] K. Gürün, Ermeni Dosyasý, Ankara 1983, s.63.
[11] E.Z. Karal, Osmanlý Tarihi VI, s. 27 vd.
12 B.N. Þimþir, Ýngiliz Belgelerinde Osmanlý Ermenileri (1856-1880), (nþr. Þ. Orel), Ankara 1956, s.10 vd; Ayrýca bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.66 vd’de yer alan Lord J. Russell’den Sir H. Bulwer’e gönderilen 13 Eyl.l 1860 tarihli dýþiþleri yazýsý. Bu yazýnýn bir yerinde "Osmanlý ülkesinde birçok Irktan insanlar vardýr. Bunlarýn içinde, Türklerin yanlýþlarý ne olursa olsun, bu Irklarýn bugünkü durumuna göre, onlarý yönetebilecek durumda olan yalnýzca Türklerdir. Türk imparatorluðunu oluþturan topraklar .zerindeki bu Müslüman devletin yönetimini, bir Hýristiyan devlet yönetimiyle deðiþtirmeye olanak yoktur. Bunun sonucu Türkiye’nin bölünmesi ve daðýlmasý demek olur." Sözleri yer almakta ise de, Ýngiltere daha sonra bu görüþünden vazgeçecektir.
[13] Osmanlý ülkesindeki Ýngiliz konsolosluklarýna Sir H. Bulwer’den gönderilen 11 Haziran 1860 tarihli sorular için bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.52 vd.
[14] Bu hususta konsolos Palgrave’den Lord Stanley’e Trabzon’dan gönderilen 30 Ocak 1868 tarihli rapor için bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.75 vd.
[15] B.N. Þimþir, "Osmanlý Ermenileri ve Büyük Devletler", Türk Tarihinde Ermeniler Sempozyumu, (Ýzmir, 26-27 Mayýs 1983), Ýzmir 1983, s.127.
[16] S. C.hce, a.g.e., s.76.
[17] Halbuki, Ýngiltere’nin Ýstanbul Büyükelçisi H. Layard’dan Kont Derby’e gönderilen 18 Mart 1879 tarihli mektuba göre bir yýl önce Ermeni patriði "Ermenilerin Türk idaresinde memnun olduklarýný, Rusya’ya geçmektense Türklerin idaresinde olmayý tercih ettiklerini, üstelik askere alýnarak Türk topraklarýný savunacaklarýný söylemiþti." Ama ayný patrik mektubun yazýldýðý gün ziyaret ettiði elçiye "O zamanki þartlar öyleydi. Bugün durum deðiþti. Zira Ruslarýn baþarýlarý ve barýþ antlaþmasýnda Ermenistan’ýn idarî Reformu hakkýnda bir madde koymuþ bulunmalarý, önceki durumu kökünden deðiþtirdi."diyebilecekti. Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.154.
[18] E.Z. Karal, Osmanlý Tarihi VIII, Ankara 1988, s.216 vd; Ayrýca A.H. Layard’dan Marki Salisbury’e yazýlan 27 Nisan 1880 tarihli yazýda da "Ermenilerin bir azýnlýk olduklarý unutulmamalýdýr ve bir çok yerdeki halkýn çok küçük birer parçasýdýrlar" denmektedir. (Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.468.) Yine Baker Paþa’dan A.H. Layard’a gönderilen ve 24 Þubat 1880 tarihli yazýnýn eki olarak hükümete sunulan mektupta da "Ermeniler her yerde genellikle 1/3 veya 1/5 gibi azýnlýk durumundalar."denilmektedir. Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.421.
[19] R. Þahin, Tarih Boyunca Türk Ýdarelerinin Ermeni Politikalarý, Ýstanbul 1988, s. 63; AyrIca bkz. Y.G. .ark, Türk Devleti Hizmetinde Ermeniler (1453-1953), Ýstanbul 1953.
[20] Þark meselesi ve Ermeniler hakkýnda bkz. B. Kodaman, Sultan II. Abdülhamit Devri Doðu Anadolu Politikasý, Ankara 1987, s.105-116; M. S. Anderson, The Eastern Question (1774-1923), New York 1966, s.204 vd.
[21] Bkz. E. Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Ýstanbul 1987, s. 199 vd; B. Kodaman, "Ermeni Meselesinin Doðuþ Sebepleri", Türk Kültürü, XIX/219 (Mart-Nisan 1981), s.240-249; K.Gürün, "Ermeni Sorunu Yahut Bir Sorun Nasýl Yaratýlýr", Türk Tarihinde Ermeniler Sempozyumu (Ýzmir, 26-27 Mayýs 1983), s.15-28; A.N. Kurat, a.g.e., s.111; M. Hocaoðlu, Arþiv Vesikalarýyla Tarihte Ermeni Meselesi ve Ermeniler, Ýstanbul 1976, s. 72.
[22] N. G.y.nç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, Ýstanbul 1983, s.56; S.-E.K. Shaw, Osmanlý Ýmparatorluðu ve Modern Türkiye II, (nþr. M. Harmancý), Ýstanbul 1983, s.251 vd; Y.G. .ark, a.g.e., s.79; A.N. Kurat, a.g.e., s.112; M. Hocaoðlu, a.g.e., s.51 vd.
[23] E. Z. Karal, Osmanlý Tarihi VIII, s. 127; Ayrýca, 1835-1839 yýllarý arasýnda Osmanlý Devleti’nin hizmetinde bulunan ve Mýsýr valisi Mehmed Ali Paþa kuvvetlerine karþý 29 Haziran 1839’da Nizip savaþýný yapan Osmanlý ordusunda yer alan Moltke, Türk hakimiyeti altýndaki Ermeniler için "Bu Ermenilere aslýnda Hýristiyan Türkler demek mümkün, bu hakim milletin adetlerinden, hatta lisanýndan o kadar çok þey almýþlardýr..." der. Bkz. H.V. Moltke, Türkiye Mektuplarý, (nþr. H. .rs), Ýstanbul 1969, s.35
[24] 1880 Martýnda yapýlan seçimlerden sonra Ýngiltere Dýþiþleri Bakanlýðý’na getirilen Lord Granville bu husussa gayet veciz bir þekilde "Ermeniler Türklere, dinlerini ve kültürlerini idame ettirmiþ olmaðý borçludurlar" sözleriyle ifade eder. Bkz. E. Granville, Çarlýk Rusya’nýn Türkiye’deki Oyunlarý, (O. Arýnan), Ankara 1967, s.19.
[25] Bkz. Y.G. .ark, a.g.e., s.48; T.V. Mayévsrýy (Mayewski), 19. Yüzyýlda Kürdistan’ýn Sosyo-Kültürel Yapýsý ve Kürt-Ermeni Ýliþkileri, (nþr. M. Sadýk), 1987, s.117.
[26] Bkz. J.F. Baddeley, Ruslarýn Kafkasya’yý Ýstilasý ve Þeyh Þamil, (nþr. S. Özden), Ýstanbul 1996; N.
Luxembourg, Ruslarýn Kafkasya’yý Ýþgalinde Ýngiliz Politikasý ve Ýmam Þamil, (nþr. S. Özden), Ýstanbul 1998; M. Saray, "Kafkas Araþtýrmalarýnýn Türkiye Ýçin önemi", Kafkas Araþtýrmalarý, Ýstanbul 1988, s.1-5.
[27] B. Lewis, Modern Türkiye’nin Doðuþu, (nþr. M. Kýratlý), Ankara 1988, s.353; Burada kullanýlan " Rus Ermenistan’ý" tabirinden maksat, Ruslarýn, Ermeniler için tesis ettikleri bir vatana iþaret etmektir. Böyle bir vatanýn kuruluþu Rusya’nýn 1827-1829 yýllarý arasýnda önce Ýran sonra da Osmanlý Devleti ile yaptýðý savaþlarý kazanýp, yardýmlarýndan faydalanarak iþgal ettiði bölgelerdeki Ermenileri Büyük ölçüde Güney Kafkasya’ya, Erivan ve havalisine nakletmesiyle mümkün olmuþtur. O d.nemde bölge halkýnýn çoðunluðunu Türkler teþkil ediyordu. Osmanlý Devleti, 10-22 Þubat 1828’de imzalanan Türkmençay antlaþmasý ile Rusya’ya býrakýlan Erivan ve Nahcivan Hanlýklarýnýn yeni statülerini 2-14 Eylül 1928’de imzalanan Edirne Anlaþmasý ile kabul etmek zorunda kalmýþtýr. (Bkz. A.N. Kurat, Türkiye ve Rusya, Ankara 1990, s.57) Ona raðmen Rus ajanlarý bu tabiri çoðunlukla "Türk Ermenistan’ý" tabiriyle birlikte kullanýyor ve Osmanlý Ermenilerini kýþkýrtýyorlardý. Bkz. A.N. Kurat, a.g.e., s.113.
[28] XVII. Yüzyýla kadar hemen hemen tamamýna yakýný Osmanlý hakimiyeti altýna girmiþ bulunan Ermenilerin, Erivan ve havalisinde yaþayan küçük bir kýsmý 1603’den itibaren bölgenin Ýranlýlarýn eline geçmesiyle Safevî. hakimiyeti altýnda varlýðýný sürdürmeye baþladý. Bunlar da, Safevîlerin himayesiyle Ýran’ýn Ruslar ve Osmanlýlar ile olan ticaretinin tamamýný ellerine geçirerek oldukça yüksek bir hayat seviyesine ulaþmýþlardý. Bkz. R. Mantran, 17. Yüzyýlýn Ýkinci Yarýsýnda Ýstanbul I, (nþr. M. A. Kýlýçbay-E. Özcan), Ankara 1986, s.259 nu.28.
[29] M. Varantyan, Ermeni Harekâtýnýn Tarihi, Cenevre 1914, (Ermeniceden naklen) E. Uras, a.g.e., s.150.
[30] K. Beydilli, "1828-1829 Osmanlý-Rus Savaþýnda Doðu Anadolu’dan Rusya’ya G.ç.r.len Ermeniler",
Belgeler: Türk Tarih Belgeleri Dergisi XIII/17 (1988), s.368; M. Saray, "Türk-Sovyet Münasebetleri ve Ermeni
Meselesi", Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu Ýle Ýliþkileri Sempozyumu (Erzurum 8-12 Ekim 1984),
s.127; Bu hususta Patrik Nerses’in Büyükelçi Layrad’a söylediði sözler için bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.155.
[31] Bkz. A.N. Kurat, a.g.e., s.112 vd; Ermeni Komitelerinin A’mal ve Harekât-ý Ýhtilâliyesi, (nþr. E.Cengiz), Ankara
[32] Y. Ercan, "Tarih. Belgelerin Iþýðýnda Ermeni Ýddialarý", Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu Ýle Ýliþkileri
Sempozyumu (Erzurum 8-12 Ekim 1984), s.214; M. Saray, "Türk-Sovyet Münasebetleri ve Ermeni
Meselesi", s.128.
[33] A.N. Kurat, Türkiye ve Rusya, s.114.
[34] B.N. Þimþir, "Ermeni Propagandasýnýn Amerika Boyutu .zerine", Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu Ýle Ýliþkileri Sempozyumu (Erzurum 8-12 Ekim 1984), s.80 vd.
[35] T.V. Mayévsrýy, a.g.e., s.96; XIX. yüzyýlda Osmanlý Devleti’ndeki Ermenilerin sosyal bünyelerine dýþ müdahalelerin artmasý, özellikle de Batýlý misyonerlerin Katolik ve Protestanlýðý bu camia içerisinde yayma çabalarýnýn bir neticesi olarak baþlayan huzursuzluklarý gidermek üzere bir takým tedbirler alýnmýþ, 1857, 1859 ve 1860’da patrikhanede toplanan meclisler tarafýndan hazýrlanan ve 29 Mart 1862’de Osmanlý Devletince de onaylanan "Ermeni Milleti Nizamnamesi" çok uygun ve .nemli esaslarý ihtiva etmekle bu toplumun sosyal, siyasî varlýðýnda yeni bir d.nemi açmýþtýr. [Bkz. E.Uras, a.g.e., s.156 vd; R.H. Davison, Osmanlý Ýmparatorluðunda Reform 1856-1876 I, (nþr. O. Akýnhay), Ýstanbul 1997, s.137 vd.] Buna raðmen sonuç deðiþmeyecek ve asrýn baþlarýnda Ruslarla iþbirliðine yönelen Ermeniler, XIX. Yüzyýlýn ortalarýna doðru batýlýlardan da etkilenmeye baþlayacaklardýr. Bu konuyu Türkiye’de deðiþik misyonlarda çalýþtýktan sonra 1870’de Harput’ta görevlendirilen M.A. West, "The Romance of Missions" adlý hatýratýnda "Ermeni insanýnýn ruhuna girdik, hayatýnda bir ihtilâl yaptýk." sözleriyle çok güzel ifade eder. Bkz. B.N. Þimþir, "Ermeni Propagandasýnýn Amerika Boyutu üzerine", s. 95 vd.
[36] Y. Ercan, a.g.m., s.213.
[37] E.Z. Karal, Osmanlý Tarihi VIII, s.131.
[38] Bu antlaþmanýn tam metni için bkz. N. Erim, a.g.e., s.387 vd.
[39] Ýngiltere’nin "hayatî çýkarlarý”nýn neler olduðu konusunda Ýstanbul’daki Ýngiliz Büyükelçisi Sir Henry Layard’ýn Kont Derby’e gönderdiði 4 Aralýk 1877 tarihli yazý için bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.145; Ruslarýn baþarýlarýndan istifade etmek isteyen Ermeniler, bir yandan Yeþilköy önlerine kadar gelmiþ olan Rus ordusunun ileri gelenleriyle temasa geçip, onlarý etkilemeye çalýþýrken [Bkz. E. Uras, a.g.e., s.210 vd; E.Z. Karal, Osmanlý 983, s.15 vd; Tarihi VIII, s.129] öte yandan baþta Ýngiltere olmak .zere diðer Avrupa devletlerini de harekete geçirmeye gayret ediyorlardý. Bunlardan Patrik Nerses, 18 Mart 1878’de Ýngiliz Büyükelçisine Ermenistan olarak "Van’dan Sivas’a, Erzurum’dan Kuzey Suriye’de denize kadar olan geniþ sahay"ý tanýmlamakta ve kendilerine yardýmcý olunmazsa Rusya’nýn hakimiyeti altýna girinceye kadar ayaklanacaklarý yolunda tehditler savurmaktadýr[ Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.155]. Bir gün sonra Babýâli’de görevli baþka bir Ermeni ise yine Ýngiliz Büyükelçisine baðýmsýzlýkta kararlý olduklarýný ifade etmekte ve yardým istemektedir. Büyükelçi ise Kont Derby’e gönderdiði yazýda "Dicle Krallýðý" (?) için ümit vermemekle beraber bir Ermeni devletinin kuruluþunu sakýncalý bulmakta, Ermenilerin Ruslarýn kucaðýna itilmemeleri için Ýngiltere’nin bir þeyler yapmasý gerektiðini vurgulamaktadýr. Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s. 156.
[40] Bu madde de "Babýâli, Ermenilerle meskûn vilâyetlerde mahallî ihtiyaçlarýn lüzum gösterdiði tensikat ve ýslâhatý vakit geçirmeksizin tatbik etmeyi ve Çerkezlerle Kürtlere karþý oralarýn güvenliðini temin etmeyi deruhte eder. Babýâli, bu yoldaki tedbirlerini onlarýn tatbikine nezaret edecek Büyük devletlere muayyen zamanlarda bildirecektir." denilmekteydi. [Bkz. E.Z. Karal, Osmanlý Tarihi VIII, s. 132]. Bu anlaþmanýn tam metni için bkz. N. Erim, a.g.e., s.403 vd.
[41] 1877-78 Osmanlý-Rus savaþýndan sonra Ýngiltere de, Osmanlý Devleti’nin parçalanma ve yýkýlmasýný kaçýnýlmaz sayarak, stratejik deðeri olan Osmanlý topraklarýný ya bizzat ele geçirmek, ya da bu topraklar üzerinde kendisine baðlý devletlerin kurulmasýný destekleyip, kýþkýrtmak yolunda bir politika yürütecektir. Bkz. F. Armaoðlu, Siyasî Tarih (1789-1960), Ankara 1975, s.277.
[42] Rumeli’deki ýslâhatlara temel teþkil eden konulardan birisi için bkz. M.H. ÞenTürk, Osmanlý Devleti’nde Bulgar Meselesi (1850-1875), Ankara 1992.
[43] Bkz. B.N. Þimþir, British Documents On Ottoman Armenians I (1856-1880), Ankara 1989, s.190 vd; Doðu Anadolu’da Ermenilere özerklik verilmesini sakýncalý bulan ve bu küçük Hýristiyan azýnlýða verilecek özerkliðin "pek vahim güçlükler" yaratacaðýna inanan Lord Salisbury Doðu Anadolu’da bir çeþit Ýngiliz protektorasý tasarlýyordu. Reform adI altýnda Babýâli’ye kabul ettirilmek istenen de bundan baþka bir þey deðildi. Salisbury’nin projesine göre Doðu Anadolu’da ayrý ve baðýmsýz bir jandarma gücü kurulacak ve bu güç Ýngiliz subaylarýn komutasýnda olacaktý. Bölgenin adliye örgütü deðiþtirilecek, her vilayette yeni birer yüksek mahkeme kurulacaktý. Bu mahkemelerin baþýnda da Mýsýr’da olduðu gibi birer Avrupalý (Ýngiliz) yüksek yargýç bulunacaktý. Bunlar diðer yargýçlarýn kararlarýný veto edebileceklerdi. Doðu Anadolu’nun maliye teþkilatý ve vergi sistemi de kökten deðiþtiriliyordu. Her vilayete birer Avrupalý defterdar atanacak ve tüm gelirler onun denetiminde olacaktý. Sadece vali Avrupalý olmayacaktý ama atanýrken Ýngiliz Büyükelçisine danýþýlacaktý. Yani Padiþah tek baþýna vali atayamayacaktý. Bütün bunlar Ýngilizlerin Rus yayýlmasýný önlemek için Doðu Anadolu’yu doðrudan kontrol etmek istediklerini göstermektedir. Dolayýsýyla Ermeniler bu iþin bahanesi olmaktadýr. Bkz. B.N. Þimþir, "Osmanlý Ermenileri ve Büyük Devletler", Ýzmir 1983, s.127.
[44] Giriþ, Ýki madde ve sonuçtan ibaret olan bu antlaþmada bahse konu reform "... buna mukabil Zat-I Hazret-i Padiþahî dahi memâlik-i mahrusada bulunan teba-i Hýristaniye vesairenin hüsn-i idare ve himayelerine müteallik ileride devleteyn beyninde kararlaþtýrýlacak olan ýslâhat-ý lazýmeyi icra edeceðini Ýngiltere devletine vaad ile beraber..." þeklinde yer almaktadýr. Bkz. N.Erim, a.g.e., s.402.
[45] Bkz. .. Kürkçüoðlu, Türk-Ýngiliz Ýliþkileri (1919-1926), Ankara 1978, s. 27 vd; Esasen Ermeniler Kýbrýs ile ilgili anlaþmadan oldukça yüreklenmiþler ve reformlarýn hemen yapýlmasý için yüzlerini Ýngiltere’ye çevirmiþlerdi. Fakat Ýngiltere’nin o dönemdeki hesaplarý baþka olduðu için hayal kýrýklýðýna uðrayacaklardýr. Bkz. B.N. Þimþir, Osmanlý Ermenileri, s.461; E. Uras, a.g.e., s.249 vd.
[46] Bkz. B.N. Þimþir, British Documents On Ottoman Armenians I, s.33.
[47] Berlin Kongresi’ne murahhas olarak katýlan R.A.Talbot Salisbury (1830-1903) burada yaptýðý konuþmada "Ermenistan’da muhtariyet için þartlar ve unsurlar elveriþli deðildir. Bundan baþka Ermenistan gibi Büyük bir ülkede pek çok daðýlmýþ, çeþitli milletlerle, bir çok dinin mensuplarýyla ve çoðunluk teþkil edemeyecek bir durumda olan Ermeniler için baðýmsýzlýk imkansýzdýr. Ermenilerin istedikleri biçimde bir vilâyet için merkezî bir nokta bulmak da çok güçtür." demekteydi. [Bkz. E. Uras, a.g.e., s. 242; M. Hocaoðlu, a.g.e., s.102; Ayrýca söz konusu dönemde Büyükelçi Layard’In da ayný yönde görüþleri için bkz. B.N. Þimþir, Osmanlý Ermenileri, s.158] Her ne kadar Hýrýmyan 24 Haziran 1878’de bir mektup göndererek bu bilgileri tekzip etmeye çalýþmýþ ise de, Ýngiltere’nin bu görüþü uzun süre deðiþmeyecektir. [A. H. Layard’dan Marki Salisbury’e yazýlan 27 Nisan 1880 tarihli yazýda da aynen tekrarlanan bu düþünceler için bkz. B. N. Þimþir, a.g.e., s. 468] Aslýnda sadece Ýngilizler deðil, Fransýzlar da benzer düþünceler içerisindedirler. Nitekim Berlin Kongresi’nden 16 yýl sonra 20 Þubat 1894’de Fransýz Büyükelçisi M. P. Cambon’un Dýþiþleri Bakaný C. Perer’e gönderdiði yazýda "... Baðýmsýz bir Ermenistan mI? Kesinlikle bu düþünülemez. Ermenistan, Bulgaristan ve Yunanistan gibi tabi. hudutlarla çevrili birleþik bir halk kütlesiyle tarif ve sýnýrlandýrýlmýþ bir yer deðildir." demekteydi. Bkz. E. Uras, a.g.e., s. 428.
[48] Þubat 1879’da biri Ermeni üç azadan kurulan vilâyet ýslâhat komisyonlarý için bkz. Bkz. K. Gürün, Ermeni Dosyasý, s. 117.
[49] Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s. 464.
[50] Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s. 421; Gerçekten de Ermeniler ülke genelinde önemli bir potansiyele sahiptiler. Mesela 1900 yýlýnda bütün patýrtýlarýna raðmen kentlerde ticaret sektörünü elinde tutanlarýn %58’i, doktor ve eczacýlarýn %60’I, maden iþletmecilerinin %75’i Ermenilerden oluþmaktaydý. Bkz. F. Kazamzadeh, The Struggle for Transcaucasia, Birmingham 1951, s.8.
[51] Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s. 34 vd; 26 Ekim 1879’da A.H. Layard’dan Marki Salisbury’e gönderilen telgrafta Ýngiliz elçisi bir gün önce Mahmud Nedim Paþa ile yaptýðý görüþmeyi özetleyerek Sadrazam’a "Reformlar yapýlmaz ve Hýristiyanlar güvenlik altýna alýnmazsa, Osmanlý mülkü ve tahtýnýn ciddi bir tehlike içinde olduðunu" zira, Amiral Hornby’nin komutasýndaki donanmanýn 5 Kasým’da Malta’dan ayrýlarak Beþika Limanýna demirleyeceðini bildirdiðini ifade eder. Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.324.
[52] Bir batýlý yazar bu atamalarý sadece Lord Salisbury’nin Ermenilere ilgi duymasýna baðlayarak askeri konsoloslarýn da sekiz kiþiden ibaret olduðunu kaydeder. Bkz. A. Palmer, Osmanlý Ýmparatorluðu, Son üç Yüz Yýl; Bir ..k.þ.n Yeni Tarihi, (nþr. B... Diþbudak), Ýstanbul 1994, s.196.
[53] Binbaþý Trotter 22 Kasým 1879’da Erzincan’dan Diyarbakýr’a hareket etmiþtir. Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e, s.350. 54 Bu görevlilerin beratlarý hakkýnda Yarbay Wilson’dan Sir A.H. Layard’a gönderilen 22 Mayýs 1879 tarihli yazý ile ekinde yer alan memorandum hususunda bkz. Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.251.
[55] K. Gürün, a.g.e., s.117; B.N. Þimþir, a.g.e., s.460.
[56] Wilson’a, 24 Nisan 1879’da bizzat Marki Salisbury’nin verdiði beratta da "...Osmanlý idaresini düzeltmek ve baþarýlý kýlmak için Kraliçenin hükümeti, bu tayini yapmaya karar verdi. Bu görev de þimdi size verildi. Bu nedenle sizin ve size yardýmcý olarak atanan subaylarýn baþlýca görevi; bölgeniz dahilindeki çeþitli halk tabakalarýnýn durumlarýný incelemek, Türk makamlarýna vereceðiniz öðütlerle yardým etmektir. Ayrýca onlara yardýmcý olmak üzere toplayabileceðiniz haberlerle ekonomiyi güven altýna alacak yollarý kendilerine göstermek, idarenin basitleþtirilmesi ya da daha etkin olabilmesini saðlamak, uygulayýcýlar ve adliyece bütün baský, yolsuzluk halleri üzerinde size ulaþabilecek bilgilere dayanarak bunlarý not etmek, sonra da bunlarý ilgililer nezdinde protesto etmektir. Kendi görüþünüze göre merkezi idarenin karýþmasýný gerektiren bir halde, bunu hükümetinize ve Ýstanbul’daki sefaretinize rapor edeceksiniz. Böylece Babýali nezdinde teþebbüste bulunabilmeyi saðlayacaksýnýz." denilmekteydi. Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.244.
[57] Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.42; Bunlardan Erzurum’da görevlendirilen Binbaþý Trotter’e y.re Ermenilerinden Vahan Vartabet’in verdiði 27 Haziran 1879 tarihli muhtýra dikkate þayandýr. Esasta daha sonraki Ermeni patýrtýlarýnda önemli bir yere sahip olan Ýzmirliyan tarafýndan Patrikhane’de hazýrlanmýþ olan ve uzun bir giriþ ile kýrk altý maddeden meydana gelen "Erzurum Ýli Islâhat Projesi" baþlýðýný taþýyan bu muhtýra da her ne kadar yapýlacak Islahatlarla devletin durumunun düzeleceðine iþaret edilmekte ise de, Osmanlýnýn "madden ve manen îlîm haline" geldiði de önemle vurgulanmaktaydý. Programýn tam metni için bkz. E. Uras, a.g.e., s.282 vd; B.N. Þimþir, a.g.e., s.303 vd.
[58] Sir Henry Layard’dan Marki Salisbury’e gönderilen 11 Haziran 1879 tarihli ve umumi mahiyeti itibariyle Albay Wilson’ýn Orta Anadolu’da adeta bir özel komiserlik yetkisi istemesi karþýsýnda hazýrlanmýþ yazý için bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.263 vd.
[59] B.N. Þimþir, a.g.e., s.286; Yolu .zerindeki Hýnýs’a uðrayan Yüzbaþý Clayton, burada Ermeni delegesini kabul etmiþ, ona dayanarak yöredeki yirmibeþ köyde 20.000 civarýnda Ermeni’nin yaþadýðýný ve bunlarýn da hiçbir þikâyetlerinin olmadýðýný belirtir. Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.302.
[60] Bu gösterilerin Erzurum’un ileri gelen Ermenilerinin talimatlarý doðrultusunda yapýldýðýna dair Binbaþý Trotter’den Marki Salisbury’e Erzurum’dan gönderilen 16 Aðustos 1879 tarihli yazý için bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.301 vd.
[61] Bu yazý için bkz. Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.373.
[62] Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.383.
[63] Yüzbaþý Clayton’In bu tesbiti, konuyla ilgili d.nemin Rus Politikalarýnýn çok güzel bir özetidir. Nitekim Ayastefanos antlaþmasýyla ilk defa Ermeni sorununu ortaya çýkaran Ruslar, Berlin AntlaþmasI’ndan sonra da Osmanlý’ya tazyikte Avrupalý Devletlerle birlikte hareket etmelerine raðmen bir Ermeni Islahatýna taraftar deðillerdi. Zira Ermenilere verilecek baðýmsýzlýðýn Kafkas Ermenilerini de ayaklandýracaðý, bunlarýn Türkiye’deki Ermenilerle iþbirliði yapýp, birleþebilecekleri düþünülmekteydi. Onun için Ruslar, bu yöndeki Politikalarýný "hudutlarýmýza yapýþýk ikinci bir Bulgaristan istemiyoruz" bir baþka yerde de "Biz, Ermenisiz Ermenistan isteriz" þeklinde özetlenebilecek bir temele oturtacaklardýr. Ayrýntýlar için bkz. E. Uras, a.g.e., s.271; M. Hocaoðlu, a.g.e., s.72 vd.
[64] Clayton’un bu görüþü tamamen temelsiz deðildir. Zira, Ýngiliz Büyükelçisinin 21 Aralýk 1879 tarihli yazýsýnýn ekinde yer alan ve Ýstanbul’da çýkarýlan Massis adlý Ermeni gazetesinde yayýnlanan bir yazý dikkat çekicidir. Rusya’da yaþayan bir Ermeni’nin mektubunun çevirisinden oluþan bu yazýda Ermenilerin Ruslara yaklaþmasýnýn sebebi olarak Osmanlý hükümetleri tarafýndan sevilmemeleri ve uygulanan yanlýþ politikalar gösterilmekte "Kafkasya Ermeniler olmadan periþan olur" denildikten sonra, Ermenilerin Ruslardan nasýl koparýlacaðýna dair görüþler ileri sürülmekte ve "Eðer Ermeni milleti sultan tarafýndan özerkliðe kavuþturulursa refaha kavuþacak, o zaman bütün Ermenilerin gayret ve istekleri; Osmanlý hükümetini güçlendirmek, zenginleþtirmek için yardým etmek olacak. Bu hükümetin himayesinde bizzat Ermeniler güçlenecek ve serbestçe soluk alabileceklerdir. Buna Ýngiltere’nin hiç esirgemediði moral desteðini de ekleyiniz. Ýngiltere’nin Osmanlý hükümetini sürekli olarak saðlamlaþtýrmak, onu saðlam temele oturtmak ve müreffeh yapmak çabalarý þeklindeki iyi niyet gösterisi kendi çýkarýnýn gereðidir. Bir kez daha açýklayayým: Sultanýn vereceði özerklik, Ermenilerin baðýmsýz olmalarý demek deðildir. Baðýmsýzlýk demek, Ermenistan’ý Rusya ve Türkiye arasýnda kurmaktýr."denilmektedir. Yazara göre Türklerle Ermenilerin çýkarlarý tarih boyunca birbirine çok baðlý olmuþtur. Kaldý ki Türkler kendi topraklarý dýþýnda Ermenilerden baþka sadýk bir uyruk, içten bir dost bulamadýlar. Aksi halde Avrupa iþe karýþacak ve mutlaka Ermenileri kurtaracaktýr. Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.367 vd.
[65] B.N. Þimþir, a.g.e., s.385; Bu g.r.þ Berlin Kongresine gönderilen memorandumda Ermeni Patriði Nerses tarafýndan açýkça belirtilmiþ ve Türk idaresi yerine Hýristiyan bir idarenin tesisi istenmiþti. [Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.161 vd.] Aslýnda XIX. yüzyýlda Avrupa’da da pek çok siyasetçi Osmanlý varlýðýnýn devam etmesini kendileri için "Büyük bir utanç" olarak görmekteydiler. [Bkz. T.V. Mayévsrýy, a.g.e., s.114]. O dönemde Doðu Anadolu’da bulunan Amerikalý misyonerlerin de ayný görüþte olduklarý dikkati çekmektedir. Mesela bunlardan Green "Bunu kimlerin yapacaðý önemli deðil. Protestan, Ortodoks veya Katolik olmuþ hiç fark etmez... Yeter ki, Türk yönetimine son verilsin."derken [Bkz. B.N. Þimþir, "Ermeni Propagandasýnýn Amerika Boyutu üzerine" , s. 108] "The United Society of Cristran Endeavour" adlý misyoner örgütünün baþkaný olan Francis E. Clark da Altýyüz yýllýk tarihin bize öðrettiði þudur ki, Türk hakimiyetini deðiþtirmek konusunda nefes tüketmenin bir yararý yoktur. Bu hakimiyete son vermekten baþka çýkar yol kalmamýþtýr. Onu deðiþtirmek söz konusu deðildir. Tek umut Türk hakimiyetine son vermektir." demektedir [Bkz. B.N. Þimþir, "Ermeni Propagandasýnýn Amerika Boyutu üzerine", s.111]. Amerikalý misyonerlerle az bir farkla görüþ birliðinde olan Ýngiliz diplomatlarýna da rastlanýlmaktadýr. Mesel. bunlardan 1808-1858 yýllarý arasýnda kýsa fasýlalar bir tarafa býrakýlýrsa yarým yüzyýla yakýn bir süre Ýstanbul’da bulunan ve Osmanlý Devleti .zerinde tartýþmasýz bir nüfuz saðlayan Lord Stradford Cannig de Türkler (Müslümanlar) egemen konumdan çýkarýlmadýkça Hýristiyan azýnlýklar özgürleþtirilmedikçe Osmanlý Ýmparatorluðu’nun kurtuluþ .midinin olmadýðý inancýndaydý. Bkz. U. Kocabaþoðlu, a.g.e., s.73.
[66] Büyükelçi Layard’da ayný görüþtedir. Kont Derby’e yazdýðý 25 Mart 1878 tarihli yazýda "Türk idaresindeki bütün Hýristiyan toplumlarýn içinde Ermeniler, Müslüman uyruklu arkadaþlarýyla en fazla barýþ içinde içlidýþlý yaþayanlardýr. Ýstanbul Ermenilerinin Türkçe konuþmalarý Rumlardan daha çok olup, Türklerle samimi iliþkiler içindedirler. Onlarý memnun etmek, Rusya’ya yardým ve koruma için baþvurmalarýna engel olmak için onlara adalet ve serbesti içinde muamele edilmelidir. Ýngiltere bu maksatla maddî yardýmda bulunabilir. Halen kendi kendini yönetmekten bütünüyle yoksun bir eyalete özerklik vermenin iyilikten çok kötülük getirmesi muhtemeldir ve sonuçlarý da Ýngiliz çýkarlarýna çok ters d.þer."þeklindeki s.zleri için bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.158.
[67] Yüzbaþý Clayton’ýn dileðini bazý Ermeniler de deðiþik þekillerde dile getirmekteydiler. Meselâ, Tiflis’te çýkan Ermenice Mýþak gazetesinde Berlin Konferansýný deðerlendiren Kirkor Arzruni "Eðer Ermeniler Berlin Konferansýna Kürtleri, Asurileri, Yezidileri Ermeni yaptýktan sonra kuvvetli kesif bir millet halinde müracaat etmiþ olsalardý, bunlardan baþka da silah kullanmaya, kan dökmeye muktedir, kabiliyetli olarak görülselerdi, o zaman Berlin konferansýnda mutlaka þimdikinden daha çoðunu alabilirler ve Türkiye Ermenileri de siyasî hayata layýk bir millet olarak tanýnýrlardý."demektedir. Bkz. E. Uras, a.g.e., s.254.
[68] Ruslar da ayný kanaattedirler. [Bkz. T.V. Mayévsrýy, a.g.e., s.128] Ancak, yine ayný kaynaklarda Kürtlerin Ermenilere yaptýklarý zulüm’lerle ilgili sayýsýz belge ve bilgi bulunmaktadýr. Ayrýca, uluslararasý antlaþmalarda hep "Ermenilerin Kürtlerden korunmasý" söz konusu edilmiþtir.
[69] Ýlmî bir dayanaðý olmamasýna raðmen Clayton’ýn da iþaret ettiði þekilde Ermenilerle Kürtlerin " kesinlikle olmasa bile" ayný Irktan olduklarýný veya hiç olmazsa aralarýnda yakýn bir akrabalýk bulunduðu yönünde Avrupalýlarda yaygýn bir kanaat vardýr. Bkz. E. Granville, a.g.e. s.44.
[70] B.N. Þimþir, a.g.e., s.385 vd.
[71] Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.39.
[72] Bu hususta deðiþik zamanlarda o kadar çok yazýþma yapýlmýþtýr ki, hepsini burada vermek imkânsýzdýr. Onun için örnek olmak üzere bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.111, 157, 185, 302, 313, 376 vd, 390, 421; Ayrýca bkz. T.V. Mayévsrýy, a.g.e., s.110 vd.
[73] Yalnýz Ýstiklal harbinde Ýstanbul’daki Ýngiliz Büyükelçisinin hükümetine gönderdiði bir þifrede yer alan cümleler daha sonralarý da Kürtler hakkýndaki kanaat ve maksadýn deðiþmediðini göstermesi bakýmýndan önemlidir. Bu þifrede özetle "Tarih Kürtlerin güvenilmez olduðunu göstermiþtir. Kürtler de Müslüman’dýr. Fakat kötü Müslüman’dýr. Hükümetimizin niyeti Türkleri ne olursa olsun zayýf düþürmek ise Kürtleri onlardan ayýrmak fena fikir deðildir." denilmektedir. Bkz. T. Baytok, Ýngiliz Kaynaklarýnda Türk Kurtuluþ Savaþý, Ankara 1970, s.34.
[74] Hoybun cemiyeti 1927’de Ýngilizlerin desteðiyle bir Kürt-Ermeni ittifakI þeklinde kurulmuþtur. 1928’de Beyrut ve Paris’te ilk toplantýlarýný yapan bu cemiyet, daðýlmýþ Kürt ve Ermeni örgütlerini bir araya toplamayý ve Türkiye’den koparýlacak topraklar üzerinde bir Ermenistan ile Kürdistan devleti oluþturmayý amaçlýyordu. Suriye’deki çýkarlarý bakýmýndan Fransa tarafýndan da desteklenen bu cemiyet, her iki grubun içerisindeki azýnlýk bir çýkar grubunun faaliyeti olmaktan ileriye gidemedi ve Ermenilerin Aðrý isyanýna destek vermemeleri sonucunda 1930’da fesh edildi. Bkz. E. Uras, a.g.e., s.CXVI; G. Sasun., Kürt Ulusal Hareketleri ve 15. yy.’dan Günümüze Ermeni-Kürt Ýliþkileri, (nþr. B. Zartaryan-M. Yetkin), Ýstanbul 1992, s.195 vd.
[75] T.V. Mayévsrýy (Mayewski), altI yýldan fazla Van, daha sonra da Erzurum’da Rusya’nýn baþkonsolosluðunu yapmýþtýr. çok nadir bir tarafsýzlýkla ve tamamen baðýmsýz olarak doðrudan doðruya yerinde yaptýðý incelemelerle edindiði kanaat ve bilgiyi bir rapor halinde Rus Genelkurmayý’na sunan bu subayýn tespitleri Büyük ölçüde gerçekçi ve inandýrýcýdýr. Esasen O, raporunu halk için deðil de, gelecekteki Politikalarýn belirlenmesine esas olmasý bakýmýndan devleti için hazýrlamýþtýr. Bkz. Mayewski, Ermenilerin Yaptýðý Katliamlar, (nþr. A. S.sl.), Ankara 1986, s.5.
[76] T.V. Mayévsrýy, burada Ermenilerin asýl maksatlarýný bilmezlikten gelmekte, bir yerde onlarý "bir çuval inciri berbat eden kimseler" olarak göstermek istemektedir. Halbuki, Ermeni hareketini planlayanlarýn esas düþüncesi zaten Ermeniler deðildir. Bu harekette yer alan Ermenilerin ise kendilerinin "Kürdistan" tabirini kullanmalarý bir yana, bunu baþkalarýnýn bile telaffuzuna tahammülleri yoktu. Nitekim, A.H. Layard’ýn Marki Salisbury’e yazdýðý 1 Temmuz 1879 tarihli yazýda "Patrik Nerses, Ýngiliz hükümetinin Kürdistan’a bir konsolos atamasýný ve burada Ermenistan sözcüðünün yerine, Kürdistan’ýn kullanýlmýþ olmasýna iliþkin yakýnmalarýný bir yazýyla bana bildirmiþtir. Gazetede de Patriðin bu Büyük yanlýþý, canla baþla protesto ettiðini gösteren satýrlar var." derken, bu hususun Osmanlý Devleti’nin "Konsoloslar için bir Ermenistan beratý" vermeyeceðinden kaynaklandýðýna da iþaret eder. Bu yazýnýn ekinde yer alan mektubunda da Patrik Nerses "Gerçekte Van, Muþ, Harput gibi Erzurum da Ermenistan topraklarýdýr. Buralar atalarýmýzýn kanlarýyla sulanmýþtýr. Ayrýca bu topraklarýn Kürdistan deðil Ermenistan olduðu bütün dünyaca bilinmektedir. Bu ad deðiþikliði Ermenilerin üzüntü duymalarýna yol açmýþtýr." demektedir. [Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.271] Ayný hususta Binbaþý Trotter’ýn Marki Salisbury’e yazdýðý 15 Temmuz 1879 tarihli yazýda da "Ermeniler bu konuda çok duyarlýlýk gösteriyorlar." denilmektedir. Bkz. B.N. Þimþir, a.g.e., s.280.
[77] Bkz. T.V. Mayévsrýy, a.g.e., s.128 vd.
[78] Bkz. T.V. Mayévsrýy, a.g.e., s.129; Yazar burada, "Eðer Ermeniler Kürtleri kendilerine düþman etmeseydiler, komitacýlar, bütün Ýran hududu boyunca Ýran’dan kendilerine silah kaçýrabilirlerdi. Çünkü hudutta Kürtler kendilerine karýþmasaydýlar, ne hükümet, ne de askeri birlikleri (sic.) önlerini kesemezlerdi. Bu fikir yalnýz Avrupa ile Londra arasýnda paylaþýlýyordu. Ermeni komitacýlar da böyle fikir olmazdý. Zira bunlar zaman geçtikçe Kürtleri Ermenilerin aleyhine kýþkýrtýyorlardý. Burada Ermeniler bir soru sormak lazýmdýr: Birbirinin kanýna susamýþ ve düþman haline gelmiþ olan bu iki milletin aralarýný bulmak ve barýþtýrmak nasýl mümkün olabilir ve acaba bu iþ için Ermeniler bir adým atmýþ mýdýr?" demektedir. Mayévsrýy’nin bu sorusuna Ermeniler yirmibeþ yýl sonra cevap vermeye çalýþacaklar, ancak bir netice alamayacaklardýr. Bkz. K. Karabekir, Ýstiklal Harbimiz, Ýstanbul 1988, s.336 vd.
[79] Aslýnda Mayévsrýy’nin düþüncelerinin netleþmediði anlaþýlmaktadýr. Zira O, raporunun bir baþka yerinde de 1895 Ermeni patýrtýsý için "Gerçekten eðer Avrupa yardýmý olmasaydý yeryüzünde bu hadiselerin çýkmasý mümkün görünmezdi. Baþta Avrupalýlar Ermeni olaylarýný ileri sürdüler ve Osmanlý Asyasý’nda bulunan on vilayeti kana boyadýlar. Ruslarýn sesi çýkmayýnca ve artýk Ermenilerin ne hale düþtüðünü gören Avrupalýlar, Osmanlýlarýn baþýna yeniden Girit meselesini sardýlar. Bunun sonunda Osmanlý ile Yunan savaþlarý ortaya çýktý. Bunun akabinde Makedonya meselesi baþ gösterdi. Üþme on yýllýk olaylarýn özeti! Artýk görünen o dur ki bütün meselelerin sonuna doðru yaklaþýlýyor. Ýþte Ermeni olaylarý Avrupalýlarca tezgâhlanan oyunlarýn neticesinde çýkan dramýn birinci perdesini teþkil ederek bir asýrdan beri Doðu’yu rahatsýz eden olaylarýn sýralanýþýdýr. Ermeni hükümetinin oluþturulmasý, çeþitli milletlerden ibaret olan Güney Kafkasya’daki milletlerin, eskiden beri Rusya ile Osmanlý’nýn Asya’daki arazisine doðru geniþleyerek ilerleyen hareketleri, Avrupalýlarca arzulandýðý çok iyi bilinen bir hakikatti. Böyle bir fikrin gerçekleþmesi, gerçekten de beraberinde zararlý bazý iþleri getirirdi. Zira buralarda Kürtler, Ermenilerin birkaç mislinden fazladýrlar. Fakat Avrupalýlar bunlarý gördüðü halde hayal peþinde koþarcasýna ve bu hayale eriþeceðiz diye Ermenileri satýn aldý. 1895-1896 yýllarý arasýndaki geliþen hadiseleri ortaya çýkardýrlar. Baþta Ermeni olayýný ortaya çýkartan Ýngiltere hükümetiydi. Daha sonra diðer Avrupa devletleri de bunu alkýþladýlar. Fakat bu meselenin çýkmaz bir yol olduðunu bilirlerdi. Çünkü bunlar hiçbir þekilde Ermeni milletini sevmezlerdi. Bu ihtilalinin sonunda Ermenilerin Büyük zararlara maruz kalacaklarý ve sefalete uðraya Ermenilerin sonuçlarýný hiç hesaba katmazlardý. Yalnýz genellikle hedefleri bir Ermeni ihtilali ortaya çýkartmaktý. Vakta ki Ermeniler görevlerini yaparak ihtilal yaptýlar, artýk Avrupalýlar bunlarý unuttular ve yakalarýndan tutup, attýlar. 1898-1899 yýllarýnda Ermeni devletiyle kimse ilgilenmedi bile. Ermeniler ortada kaldýklarý zaman 1894 yýlýndan çok daha kötü hale düþtüler. Þimdi Ermeni olaylarýnýn basýndaki yeri kaybolmaya baþladý."demektedir. [Bkz. T.V. Mayévsrýy, a.g.e., s.116 vd.] Ermeni meselesi ile ilgili olarak Rus konsolosunun görüþlerine iþtirak eden baþkalarý da bulunmaktadýr. Bunlardan, Ermeni patýrtýsýnýn baþlangýçta Ýngilizlerin kýþkýrtmasýyla ortaya çýktýðýna iþaretle bu olaya kendilerinin kayýtsýz kaldýðýný ifade eden Fransýzlarýn, 1894’deki Ýstanbul Büyükelçisi M.P. Cambon, ayný zamanda "Ermeni meselesi için bir hal çaresi, bir sonuç mümkün deðildir." de demektedir. Bkz. E. Uras, a.g.e., s.428.
[80] Bu projeler için bkz. T.G. Djuwara, Türkiye’yi Parçalamak Ýçin Y.z Plan (Haçlý Taassubu-Türkiye
Düþmanlýðý), (nþr. Emir Þekip), Ýstanbul 1979.
[81] B. Kodaman, "Ermeni Meselesinin Doðuþ Sebepleri", s. 249.
[82] B.N. Þimþir, "Osmanlý Ermenileri ve Büyük Devletler", s.128.


 ----------------------
* Ýnönü Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Baþkaný -
- ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 1, Mart-Nisan-Mayýs 2001
    ï¿½ï¿½eri�e Yorum Yaz    Yazd�r    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Hen�z Yorum bulunmamaktad�r.


 
 
ERAREN - Ermeni Ara�t�rmalar� Enstit�s�

Bu site en iyi 1024 x 768 �z�n�rl�kte g�r�nt�lenir.