| | (Karabað konusunda geliþmeler • Türk-Ermeni Barýþma Komisyonu • Ermenistan ile diplomatik iliþki kurmanýn yeni bir koþulu • Sözde soykýrýmýný tanýyan ve tanýmayan devletler • Baku-Ceyhan petrol boru hattýnýn Ermenistan’dan geçmesi )
1. KARABAÐ KONUSUNDA GELÝÞMELER
Azerbaycan ve Ermenistan Devlet Baþkanlarý 4-5 Mart 2001’de Paris’te ve 3-7 Nisan 2001’de de Florida’da buluþmuþlar, görüþmelerde bazý ilerlemeler saðlanmýþsa da anlaþmaya varamamýþlardý.
Bazý basýn haberlerine göre bu toplantýlarda, ana çizgileriyle, þu formül üzerinde durulmuþtur: Karabað hukuken Azerbaycan’a baðlý bir bölge olacaktýr. Ancak Azerbaycan’ýn herhangi bir müdahalesine imkân vermeyecek ölçüde geniþ bir otonomiye sahip olacaktýr. Ermenistan, Azerbaycan topraklarý üzerinden geçecek bir koridor ile Karadað’a baðlanacaktýr. Ermeni iþgali altýndaki Azeri topraklarý Azerbaycan’a geri verilecektir. Nahçivan, Ermenistan topraklarý üzerinden, muhtemelen Mehri bölgesinden geçecek bir koridorla Azerbaycan’a baðlanacaktýr.[1]
Ýki taraf arasýnda denge gözetmeyi amaçlayan ve uzun müzakerelere konu teþkil eden bu tekliflerin ne Azerbaycan ne de Ermenistan tarafýndan kabul edildiðini söylemek mümkün deðildir. Azerbaycan’ýn Karabað’a verilmek istenen ve bu bölgeyi adeta baðýmsýz hale getiren statüye itiraz etmesine karþýlýk, Ermenistan’ýn Nahçivan’ýn kendi topraklarýndan geçen bir koridorla Azerbaycan’a baðlanmasýný kabul etmek istemediði anlaþýlmaktadýr. Diðer yandan Nahçivan’ýn Azerbaycan’a baðlanmasýný Türkiye’nin Azerbaycan ile doðrudan temasýný saðlayacak pantürkist bir hareket addeden görüþler de vardýr.[2]
Bu arada Ermeni Parlamentosunda temsil edilen siyasi partiler 28 Nisan 2001 tarihinde Karabað sorunun çözümü hakkýnda, özetle, þu hususlarý içeren bir bildiri kabul etmiþlerdir:[3]
a. Karabað Ermenistan ile birleþmeli veya bu bölgenin baðýmsýz statüsü uluslararasý teyit görmelidir.
b. Karabað idaresi sorunun çözümüne iliþkin nihai görüþmelere katýlmalýdýr.
c. Ermenistan ile Karabað arasýnda yeter geniþlikte bir ortak sýnýr olmalýdýr.
d. Karabað'ýn Azerbaycan ile olan sýnýrý güvenlik altýna alýnmalýdýr.
Ayný bildiride, Ermenistan’ýn egemenliði ve toprak bütünlüðü aleyhine olacak þekilde bir geçiþ hakký verilemeyeceði (diðer bir deyimle Nahçivan’ýn Ermenistan’dan toprak verilmek suretiyle gerçekleþtirilecek bir koridorla Azerbaycan’a baðlanamayacaðý), Türkiye’nin Karabað sorununun çözümünde arabulucu olmasýnýn kabul edilemeyeceði, bu bölgedeki tüm ulaþtýrma yollarýnýn açýlmasý (Türk-Ermeni sýnýrýnýn açýlmasý kastedilmektedir) ve bu konuda varýlacak anlaþmanýn Ermeni siyasi güçleri ve Ermenistan ve Karabað halklarý tarafýndan kabul edilmesi gerektiði gibi hususlar da yer almaktadýr.
Baþkan Koçaryan’ýn “zamanýnda” olarak nitelendirdiði bu bildiri, Ermenistan’ýn savaþ sýrasýnda kazandýklarýný barýþ masasýnda tescil ettirmek ve ayrýca Azerbaycan ile Nahçivan’ýn coðrafi ayrýlýðýný devam ettirmek istemekle aslýnda Karabað sorununun barýþçý bir çözümüne kapýyý kapatmaktadýr.[4]
Taþnak Partisi de 11-12 Mayýs’ta Erivan’da yaptýðý bir toplantý sonunda Baþkan Koçaryan’ýn Karadað konusunda izlenecek politikayý tespit için Ermenistan’daki siyasi güçlere danýþmasý, Karabað idaresinin görüþmelere katýlmasý, Karabað’ýn Ermenistan ile birleþmesi veya en az baðýmsýz bir statüye sahip olmasý, Karabað ve Ermenistan’ýn güvenliðinin saðlanmasý, Ermenistan’ýn toprak bütünlüðünün korunmasý (Ermeni topraklarýndan koridor verilmemesi anlamýna gelmektedir) öngören kararlar almýþtýr.[5]
Ermenistan’daki bu olumsuz geliþmelere karþýlýk Azerbaycan’da bir süre önce dile getirilmeye baþlayan ve sorunun askeri yollarla çözümü hakkýndaki beyanlarda artýþ gözlenmiþtir.[6]
Bu hava içinde Minsk Grubu Eþbaþkanlarý bölgeye yaptýklarý bir ziyaret sonunda, 28 Mayýs 2001’de, Haziran ayý ortalarýnda Cenevre’de yapýlmasý öngörülen Ermeni-Azeri doruk toplantýsýnýn belirlenemeyen bir tarihe ertelendiðini açýkladýlar.[7]
Minsk Grubu Eþbaþkanlarýnýn bu konuda ayrý görüþlere sahip olduklarý görülmektedir. Fransýz Eþbaþkan Suremain Cenevre görüþmelerinin “çözümlenmesi gereken bazý ayrýntýlar” nedeniyle ertelendiðini ifade ederken, Rus Eþbaþkan Gribkov bunu “Karabað sorununun karmaþýklýðý”na baðlamýþtýr. Amerikalý Eþbaþkan ise “Azerbaycan ve Ermenistan halklarýnýn uzlaþmaya varmak için hazýr olmamalarý”ný ertelemenin nedeni olarak göstermiþtir.[8] Bu son beyan, Ermenistan ve Azerbaycan devlet baþkanlarýnýn aralarýnda anlaþtýklarý ancak bunu halklarýna kabul ettiremedikleri anlamýna gelmektedir. Ancak gerek Aliyev gerekse Koçaryan halklarýnýn kabul etmeyeceði hususlar üzerinde anlaþma yapmayacak kadar deneyimli politikacýlar olduðundan bu görüþü kabul etmek zordur.
Karabað konusundaki anlaþmazlýk gayet derin olmalý ki Baþkan Aliyev 1 Haziran 2001 tarihinde Beyaz Rusya’dan Baðýmsýz Devletler Topluluðu doruk toplantýsýndan dönerken, bu toplantý sýrasýnda Koçaryan ile yaptýðý görüþmenin Haziran ayý ortalarýnda Cenevre’de bir toplantý yapýlmasý þansýný arttýrýp arttýrmadýðý hakkýndaki bir soruya “Azalttýðýný düþünüyorum” cevabýný vermiþ ancak, barýþçý bir çözüm bulunana kadar görüþmelere devam olunmasý hususunda Koçaryan ile mutabýk olduklarýný da belirtmiþtir.[9]
Ermeniler Cenevre doruk toplantýsýnýn yapýlamamasýndan Azerbaycan’ý sorumlu tutmaya çalýþmýþlardýr. Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Oskanyan görüþmeler için Paris’te mutabýk kalýnan prensiplere uyulmasý gereðini dile getirirken[10] Azeri Dýþiþleri Bakaný Guliev Paris prensiplerinin Ermenilerin icadý olduðunu belirtmiþ ve “Aliyev ve Koçaryan Paris’te sadece fikir teatisinde bulunmuþlardýr. Eðer herhangi bir prensibe dair bir anlaþmaya varýlmýþ olsaydý iki tarafýn da bundan haberi olurdu” demiþtir.[11] Ermenistan “Paris prensiplerini” açýklayarak bu münakaþaya son noktayý koymak istemiþtir. Dýþiþleri Bakanlýðý Sözcüsü J. Aðacanyan’a göre bu prensipler Karabað’a, Azerbaycan’a tabi olmayacak bir statüsü verilmesi, Ermenistan ile Karabað arasýnda ulaþýmýn saðlanmasý, güvenlikle ilgili garantilerden ibarettir.[12]
Ermenistan ve Azerbaycan Devlet Baþkanlarýnýn Paris ve Florida da hangi formül üzerinde durduklarý yukarýda belirtik. Ermenistan Dýþiþleri Bakanlýðý tarafýndan açýklanan "Paris prensipleri"nin Ermeni kuvvetlerinin iþgal ettikleri Azerbaycan topraklarýndan geri çekilmesi ve Nahçivan'ýn Azerbaycan'a bir koridorla baðlanmasý hususlarýný içermediði görülmektedir. Anlaþýlan Ermeniler çözüm ile ilgili formülün sadece kendilerini ilgilendiren yönlerini açýklamakla yetinmiþlerdir.
Minsk Grubu Eþbaþkanlarý, Ermenistan, Karabað ve Azerbaycan’a yaptýklarý son ziyaret sonrasýnda, 11 Temmuz 2001 tarihinde, bir ortak bildiri yayýnlamýþlardýr.[13] Bu bildiride, halen içinde bulunulan “ne barýþ ne savaþ” durumunun tehlikeli olduðu, özellikle son haftalarda arttýðý görülen savaþa iliþkin söylemlerin gerginliði ve çatýþmalarýn yeniden baþlamasý olasýlýðýný arttýrdýðý, yeni çatýþmalarýn kimseye yarar saðlamayacaðý ve barýþ giriþimlerine engel olacaðý, Karabað sorunu için askeri bir çözüm çaðrýlarýnýn sorumsuz bir davranýþ olduðu, ilgili tüm taraflarýn itidal ve sorumlulukla hareket ederek durumu aðýrlaþtýracak ve barýþ sürecine zarar verecek hareket ve demeçlerden kaçýnmalarýnda yarar bulunduðu ve iki ülke halkýnýn siyasi bir çözümün ciddi bir uzlaþmaya ihtiyaç gösterdiðini anlamasý gerektiði gibi hususlar yer almaktadýr.
Savaþa iliþkin söylemler ve askeri çözüm çaðrýlarý daha ziyade Azeri tarafýndan geldiðinden Eþbaþkanlar bildirisi bu yönü ile Azerbaycan karþýtý bir nitelik taþýmýþtýr.
Buna mukabil Baþkan Aliyev, AGÝT’in gelecek dönem baþkaný olacak olan Portekizli Baþbakan Yardýmcýsýný kabulü sýrasýnda yaptýðý bir konuþmada, Ermenistan’ýn AGÝT’in ana ilkeleri olan toprak bütünlüðüne ve sýnýrlarýn dokunulmazlýðý ilkelerini ihlal etmesine müsamaha edildiðini söylemiþ ve “bu durumda AGÝT ya kendi ilkelerinden ayrýlmýþ olduðunu kabul etmeli ya da bu ilkelere riayet edilmesini saðlamalýdýr” demiþtir.[14]
Son olarak Aliyev ve Koçaryan 1 Aðustos 2001 tarihinde Rusya’nýn Sochi þehrinde yapýlan eski Sovyetler Birliðini oluþturan ülkeler doruk toplantýsýnda bir araya gelerek görüþmüþler ancak bir mutabakata varamamýþlardýr.[15]
Baþkan Aliyev’in AGÝT’in Karabað sorunu karþýsýndaki tutumundan memnun olmadýðý açýktýr. Ateþkes’ten bu yana 7 yýl geçmiþ olmasýna raðmen halen Azerbaycan topraklarýnýn yüzde yirmisi iþgal altýnda olduðu ve bir milyon kadar “kaçkýn”ýn bulunduðu dikkate alýndýðýnda Azerbaycan Devlet Baþkanýna hak vermemek mümkün deðildir. Aliyev’in de belirttiði gibi toprak bütünlüðüne saygý ve sýnýrlarýn dokunulmazlýðý AGÝT’in ana ilkeleridir. Diðer yandan Azerbaycan’ýn egemenliði ve toprak bütünlüðü Birleþmiþ Milletler Güvenlik Konseyince teyit edilmiþ olduðuna ve ayrýca Güvenlik Konseyi Karabað sorunu hakkýnda uluslararasý sýnýrlarýn dokunulmazlýðýný ve toprak kazanmak için kuvvete baþvurmanýn kabul edilmezliðini de belirtmiþ bulunduðuna göre AGÝT’in görevinin Ermenistan’ýn iþgal ettiði topraklardan derhal çekilmesini saðlamak olduðunda þüphe yoktur.[16] AGÝT yýllardan beri bu hususta hiç bir ilerleme kaydetmedikten baþka gelecek için ümit verecek bir çalýþma içinde de görülmemektedir. Bunun baþlýca nedenini AGÝT’in bu sorunun çözümü için izlediði yolda aramak gerekmektedir.
AGÝT Karabað sorunun çözümü için yapýlacak giriþim ve çalýþmalarý üyelerinin bir kýsmýnýn katýldýðý ve Minsk Grubu adý verilen bir gruba vermiþ ve bu grubun eþbaþkanlýðýný üstlenen ABD, Rusya Federasyonu ve Fransa ise, zamanla, bu konudaki tüm yetkileri kullanýr hale gelmiþlerdir. Oysa, Dergimizin geçen sayýsýnda da belirtmiþ olduðumuz gibi her üç ülkenin de, bazý nedenlerle, Ermenistan’a eðilimi vardýr.[17] Bu ülkeler Ermenistan’ýn saldýrgan ve iþgalci olduðunu Azerbaycan’ýn ise ciddi zarar gören taraf durumunda bulunduðunu dikkate almadan, sanki iki ülkenin koþullarý eþitmiþ gibi davranmakta, bu ise sonu gelmez toplantý ve pazarlýklarýn yapýlmasýna ve sonuçta, geçen bunca yýla raðmen, hiç bir ilerleme kaydedilmemesine neden olmaktadýr. Karabað sonunun çözümü ile Minsk Grubu görevli olmaya devam edecek ise bu Gruba bir denge getirmekte yarar olduðunu bunun ise Azerbaycan’ýn görüþlerini savunacak bir eþ baþkanýn devreye girmesi ile mümkün olabileceðini, bu iþ için ise tek adayýn Türkiye olduðunu daha önce yazdýk.[18]
Minsk Gurubunun daha ziyade eþbaþkanlarýnýn tutumundan ileri gelen bu baþarýsýzlýklarý sürer ve bu nedenle ateþkesin bozulmasý olasýlýðý artar ise, Birleþmiþ Milletlerin Karabað sorununu bizzat ele almasý Azerbaycan açýsýndan yararlý olacaktýr. Zira Azerbaycan, Minsk Grubu içindeki izole durumunun aksine, Birleþmiþ Milletlerde Müslüman ülkelerin desteðinden yararlanabilecektir.
ÝSLAM KONFERANSI ÖRGÜTÜ VE KARABAÐ
Ýslâm Konferansý Örgütü 1993 ‘den beri her yýl Karabað sorunu hakkýnda bir karar kabul etmektedir. Genelde ayný unsurlarý içeren bu kararlarda Ermenistan Azerbaycan’a saldýrdýðý için þiddetle kýnanmakta, Azeri halkýna karþý yapýlmýþ hareketler insanlýða karþý suç olarak addedilmekte, Ermeni kuvvetlerinin Azerbaycan topraklarýndan derhal ve kayýtsýz ve þartsýz çekilmesi istenmekte, Güvenlik Konseyi’nin bu konuda almýþ olduðu kararlara riayet olunmasý talep edilmekte, Ermenistan ile Azerbaycan arasýndaki anlaþmazlýðýn toprak bütünlüðü ve sýnýrlarýn dokunulmazlýðý ilkelerine saygý esasý dahilinde çözümlenmesi öngörülmekte, Minsk Grubunca yürütülen barýþ sürecinin devamý etmesi istenmekte, bu arada AGÝT’in 1996 yýlýnda Lizbon’da aldýðý ve Ermenistan ile Azerbaycan’ýn toprak bütünlüðü, Karabað’a Azerbaycan içinde geniþ bir otonomi verilmesi ve Karabað’ýn güvenliðinin saðlanmasýný öngören ve fakat Ermenistan’ýn reddettiði kararýn desteklendiði ifade olunmakta ve ayrýca “kaçkýn”larýn evlerine dönmeleri, bunlara yardým yapýlmasý, Azerbaycan’ýn tazminata hakký olduðu ve Ermenistan’ýn bu tazminattan sorumlu bulunduðu gibi hususlar dile getirilmektedir.[19]
Görüldüðü üzere Ýslam Konferansý Örgütü’nün Karabað ile ilgili kararlarý
Azerbaycan görüþlerine tamamen uymaktadýr. Bu itibarla Minsk Grubu, þimdiye kadar olduðu gibi, Karabað sorununu çözmekteki baþarýsýzlýðýný sürdürürse Azerbaycan’ýn konuyu, esas görevi barýþý korumak olan Birleþmiþ Milletlere tekrar götürmesinde yarar vardýr. Minsk Grubunun Ermenistan’ý kollayan üç eþbaþkanýnýn üye olduðu Güvenlik Konseyi’nden etkili bir hareket beklenmemesine karþýn, sorunun Genel Kurul’da görüþülmesi saðlanabildiði takdirde, sayýlarý elliyi aþan Müslüman ülkelerin desteði sayesinde burada alýnacak kararlarýn Ermenistan üzerinde önemli baskýlar oluþturmasý olasýdýr.
2. TÜRK-ERMENÝ BARIÞMA KOMÝSYONU
Resmi bir sýfat ve görevi olmayan ancak kendi alanlarýnda isim yapmýþ bazý Türk ve Ermeniler 9 Temmuz 2001 tarihinde Cenevre’de bir “Türk-Ermeni Barýþma Komisyonu” (Turkish-Armenian Reconciliation Commission) kurdular.
Komisyon’un görevleri, özet olarak, þu hususlarý kapsamaktadýr[20]: Türkler ve Ermeniler arasýnda karþýlýklý anlayýþ ve iyi niyeti geliþtirmek, Ermenistan ile Türkiye iliþkilerinin iyileþtirilmesini teþvik etmek, Türk ve Ermeni sivil toplum örgütleri ve Ermeni Diasporasýnda mevcut barýþma arzusundan yararlanmak ve söz konusu örgütler arasýnda temas, diyalog ve iþbirliðini desteklemek, bazý faaliyetlere doðrudan giriþmek ve diðer kuruluþlarýn projelerinin gerçekleþmesine yardýmcý olmak, hükûmetlere sunulmak üzere bazý tavsiyeler geliþtirmek, iþ dünyasý, turizm, kültür, eðitim, araþtýrma, çevre, medya ve güven arttýrýcý önlemler alanýnda resmi olmayan iþbirliðini desteklemek, talep üzerine, tarihi, psikolojik, hukuki ve diðer alanlardaki bazý projeler için uzman incelemesi saðlamak.
Taraflarýn bu konuda geçen Eylül ayýndan beri temas ve müzakere halinde bulunduklarý ve sonunda dikenli meseleleri bir yana býrakarak diðer konularda iþbirliði yapmayý tercih eden bir strateji benimsedikleri anlaþýlmaktadýr.[21]
Dikenli meselelerin baþýnda sözde soykýrýmý iddialarýnýn olduðu, taraflarýn bu konuda birbirinin tersi olan görüþlerini defalarca, ancak bir anlaþmaya varamadan, açýkladýklarý ve sonuçta iliþkileri normalleþtirmek için Türkiye’nin bu konudaki tutumunu deðiþtirmesini beklemenin bir anlamý olmadýðýnýn görüldüðü, bunun da taraflarýn anlaþmaya varmasýnda baþlýca amili oluþturduðu görülmektedir.[22] Gerçekten de Komisyonun yukarýda deðindiðimiz görevlerinde soykýrýmýndan hiç bahis yoktur. Tarihi, psikolojik, hukuki vb. alanlarda bazý uzmanlýk incelemeleri yapýlabileceðine dair ifadeler, sözde soykýrýmýnýn bu çerçevede ele alýnabileceðini düþündürmektedir. Soykýrýmý iddialarýnýn tamamen bilimsel bir þekilde incelenmesine kimsenin bir itirazý olmamasý gerekir. Öteden beri Türkiye’yi endiþelendiren husus soykýrýmý iddialarýnýn Türkiye ve Türklerin imajýný zedelemek veya tazminat ve toprak taleplerine mesnet teþkil etmek için ortaya atýlmasý ve bazý aþýrý çevrelerde Türk-Ermeni barýþmasýnýn ön þartý olarak ileri sürülmesidir. Barýþma Komisyonunun sözde soykýrýmýný taraflar arasýndaki iþbirliðini önleyici veya kýsýtlayýcý bir unsur olarak görmemesi olumlu bir geliþmedir.
Buna karþýlýk Ermenilerin bir yandan Türkiye ile çeþitli konularda iþbirliði yaparken diðer yandan sözde soykýrýmý hakkýndaki kararlarý yabancý ülkeler parlamentolarýndan geçirmek için gayretlerine devam edecekleri akla gelebilir. Bu düþünce, Armenian Assembly of America’nýn Amerikan Kongresi’nin soykýrýmýný tanýmasý için gayret sarf eden Ermeni kuruluþlarýnýn baþýnda geldiði hatýrlandýðýnda daha da önem kazanýr. Ancak Komisyon’un görevleri arasýnda soykýrýmýna hiç deðinilmezken sözde soykýrýmýnýn tanýnmasý faaliyetlerine devam etmek ve hele bu konuda Parlamentolarda kararlar alýnmasýnda baþlýca amil olmak herhalde Komisyon’un baþarýlý bir þekilde iþlemesi için gerekli karþýlýklý güven duygusuna ters düþen bir hareket olacaktýr.
Türk-Ermeni iliþkilerinin geliþtirilmesi için Ermeni tarafýnýn ödediði bedel soykýrýmý konusunu arka plana atmak ise Türk tarafýnýn bu amaçla ödediði bedelin Karabað konusunda þimdiye kadar tamamen Azerbaycan lehine olan tutumundan, hiç olmaz ise Komisyonun Türk üyeleri bakýmýndan, vazgeçmek olduðu görülmektedir. Bu tutum, Komisyon’un görevleri arasýnda Karabað konusuna hiç bir þekilde temas edilmemesi ile kendini göstermiþ bulunmaktadýr.
Ne var ki Türk Hükûmetinin Karabað sorunu hakkýndaki tutumu Komisyon’dan çok farklýdýr. Komisyon’un kurulduðu haberinin alýnmasýndan bir gün sonra Baþbakan Yardýmcýsý Mesut Yýlmaz Azerbaycan Meclis Baþkaný Aleskerov’u kabulü sýrasýnda Türkiye ile Ermenistan arasýndaki sorunlarýn çözümünün Karabað sorununun çözümüne baðlý olduðunu ifade etmiþtir.[23] Bir Azerbaycan gazetesi ise Baþbakan Ecevit ile Baþbakan Yardýmcýsý Bahçeli’nin ancak Karabað sorunu çözümlendikten sonra Ermenistan ile diplomatik iliþki kurulacaðýný Alesketrov’a beyan ettiklerini ileri sürmüþtür.[24] Baþbakan Ecevit’in Haziran ayýnda, Ermenistan ile diplomatik iliþki kurmanýn þartlarý arasýnda Karabað’ýn tamamen boþaltýlmasýný saydýðýný da aþaðýda göreceðiz.
Azerbaycan’lýlarýn, resmi bir sýfatý bulunmayan bir Komisyon tarafýndan dahi olsa, Karabað konusunu bir sorun olarak görmeyen bir yaklaþýmýndan memnun olmayacaklarý açýktýr. Nitekim, Azerbaycan Meclis Baþkaný Aleskerov Türkiye ve Ermenistan arasýnda siyasi iliþkiler mevcut deðilken ekonomik ve kültürel iliþkilerin iyileþtirilmesi için atýlan adýmlara karþý olduðunu ifade etmiþtir.[25] Azerbaycan’da ise, resmi bir açýklama yapýlmazken, siyasi parti liderlerinin deðiþik görüþlere sahip olduklarý gözlemlenmiþtir. Azerbaycan Halk Cephesi baþkaný Ali Kerimov “içinde bulunduðumuz durumda bir Türk-Ermeni barýþma komisyonu kurulmasý doðru deðildir” þeklinde karþýtlýðýný açýkça belirtirken, Milli Ýstiklâl Partisi Baþkaný Etibar Memadov sözkonusu Komisyon’un kuruluþunu Azerbaycan diplomasisinin pasif davranmasýna baðlamýþ, Azerbaycan Demokratik Partisi Genel Sekreteri Serdar Celaloðlu ile Adalet Partisi Baþkaný Ýlyas Ýsmailov ise Karabað sorununun çözümüne katkýda bulunabileceði düþüncesiyle Komisyon’a karþý çýkmamýþlardýr.[26] Söz konusu Komisyon hakkýnda resmi makamlarýn tepkisine gelince Türkiye’de bu konuda herhangi bir açýklama yapýlmamýþtýr.
Ermenistan’da ise Dýþiþleri Bakanlýðý Basýn Sözcüsü J. Aðacanyan 13 Temmuz 2001 tarihinde yaptýðý bir açýklamada söz konusu Komisyon’un kurulmasý ile Dýþiþleri Bakanlýðýnýn hiç bir ilgisi bulunmadýðýný, ancak geliþmelerden haberdar olduðunu belirttikten sonra “Ermenistan’ýn, mevcut sorunlarýn açýkça tartýþýlmasýný teþvik eden Ermeni ve Türk halklarý arasýndaki her türlü temas ve diyaloga daima taraftar olduðunu, bununla beraber benzer diyaloglarýn, iki halkýn karþýlaþtýðý bir çok sorunun çözümü için, devletler düzeyindeki ciddi görüþmelerin yerini hiç bir þekilde alamayacaðýný” söylemiþtir.[27]
Tahmin olunacaðý üzere söz konusu Komisyon’a en büyük tepki Taþnaklardan gelmiþtir. Adý geçen Partinin Bürosu 13 Temmuz 2001 tarihinde Erivan’da yayýnladýðý bir bildiride: “yabancý güçler tarafýndan emredilen, yetkisiz kiþilerin katýldýðý ve Ermeni milli çýkarlarýný gözetmeyen her giriþimi reddediyoruz.” “kimse Türkiye tarafýndan yapýlan Ermeni soykýrýmýnýn tanýnmasý gerekliliðini engelleyemez ve soykýrýmýnýn uluslararasý alanda tanýnmasý çabalarýný tehlikeye atamaz. Barýþma (Türkiye ile), tarihi hakikat kabul edilmeden gerçekleþemez. Türk-Ermeni diyalogu, taviz verilemeyecek bir gereksinme olan, Türkiye’nin Ermeni soykýrýmýný tanýmasýndan sonra geçerli olabilir. Türkiye Karabað sorunu karþýsýnda önyargýlý tutumunu koruduðu ve Ermenistan’ýn ablukasýna devam ettiði sürece, Ermeni-Türk veya Ermenistan-Türkiye arasýnda diyalog kurma giriþimleri baþarýsýz olmaya mahkumdur.” “Bu giriþim barýþma kisvesi altýnda, gerçekte, Ermeni talepleri ve Ermenistan’ýn milli güvenliði karþýsýnda Türkiye ve yandaþlarýnýn tutumunu güçlendirmeyi hedeflemektedir.” denilmiþtir.[28] Taþnaklar bundan sonra da gerek Amerika’da gerek Ermenistan’da Barýþma Komisyonuna muhalefet eden baþlýca güç olmaya devam etmiþlerdir. Taþnaklarýn esas kaygýsý Komisyonun sözde soykýrýmýný ikinci plana itmiþ olmasýdýr. Bunun dýþýndaki eleþtirileri ise þöyle özetlenebilir[29] : Komisyondaki Türklerin Ermeni karþýtý duygular besleyen ve Ermeni soykýrýmýný reddeden kiþiler olmasý, Komisyonun Ermeni üyelerinin ise temsil yeteneðinden mahrum ve Ermeni halkýnýn güvenmediði kiþilerden oluþmasý, bu kiþilerin nasýl seçildiklerinin ve çalýþmalarýnýn kimler tarafýndan finanse edildiðinin bilinmemesi ancak Amerikan Dýþiþleri Bakanlýðýnýn desteðinin olduðunun anlaþýlmasý. Bu arada Komisyonda altý Türk üyeye karþýlýk sadece dört Ermeni bulunmasý da eleþtirilen bir konu olmuþtur.
Taþnaklarýn bu ýsrarlý muhalefeti Ermenistan’daki on siyasi parti ve grubun 31 Temmuz 2001 tarihinde ortak bir bildiri yayýnlayarak Türk-Ermeni Barýþma Komisyonunu kýnamasý sonucunu vermiþtir.[30] Söz konusu bildiride, özetle, Barýþ Komisyonu “þüpheli bir süreç “ olarak nitelendirilmekte, Ermenistan’ýn belirli bir dýþ siyaset stratejisi olmadýðý ileri sürülmekte, Türkiye’nin Ermeni soykýrýmýný inkâr etmek, Ermenistan’a abluka uygulamak ve Karabað sorununda taraf tutmak suretiyle aslýnda Ermenistan ile iliþki kurmayý arzulamadýðý iddia olunmaktadýr. Bildiride ayrýca bu gibi giriþimlerin Ermeni soykýrýmýný gündemden çýkarmak ve Karabað konusunda yapýlan müzakerelere Türkiye’yi dahil etmek amacýný taþýdýðý belirtildikten sonra “Ermeni soykýrýmýnýn uluslararasý alanda tanýnmasý sürecinin zayýflamasýnýn ve birleþik Ermeni cephesinin bölünmesinin “ kabul edilemez olduðu vurgulanmaktadýr. Bildiride Türk-Ermeni iliþkilerinin sadece yetkili ve meþru temsilciler aracýlýðý ile kurulabileceði de ifade olunmaktadýr.
Söz konusu on parti ve grubun[31] Ermenistan Milli Meclisinde çoðunluða sahip olmalarý ayrýca Baþbakan Markaryan’ýn Cumhuriyetçi Partisi’nin de bildiriyi imzalayanlar arasýnda bulunmasý Barýþ Komisyonu’na karþý Ermenistan’da oluþan muhalefetin boyutlarý hakkýnda yeterince fikir vermektedir.
Dýþiþleri Bakanlýðý sözcüsü J. Aðacanyan 1 Aðustos 2001 tarihinde gazetecilere yaptýðý bir açýklamada Barýþma Komisyonu konusunda Ermeni Meclisinde çoðunluðu oluþturan partilerin ayný tutumu almalarýnýn dikkate deðer olduðunu, bu bildiride yer alan hususlarýn Komisyon tarafýndan inceleneceðini ümit ettiklerini, Ermeni soykýrýmý konusunda mevcut birleþik Ermeni cephesinin bölünmesinden ve Ermeni soykýrýmýnýn tanýnmasý sürecinin durmasýndan endiþe ettiklerini, bu gibi giriþimlerin Ermeni resmi makamlarýný soykýrýmýnýn tanýnmasý çabalarýndan saptýramayacaðýný, ayrýca bu gibi giriþimlerin devletler düzeyindeki görüþmelerin yerini alamayacaðýný, Türkiye ile Ermenistan arasýndaki sorunlarýn sadece devletten devlete diyalog ile çözümlenebileceðini söylemiþtir.
Görüldüðü üzere Ermenistan Dýþiþleri Bakanlýðý sözcüsü Barýþma Komisyonu hakkýnda yukarýda deðindiðimiz 13 Temmuz 2001 tarihli açýklamasýndaki olumlu sayýlabilecek görüþlerini deðiþtirerek partilerin bildirisindeki hususlarý benimseyen ve dolayýsýyla komisyona karþý olan bir tutum almýþtýr.
Barýþma Komisyonu’na karþý yukarýda açýklamaya çalýþtýðýmýz olumsuz geliþmeler esasen kiþisel olarak bunlara cevap verme çabasý içinde olan Komisyon’un Ermeni üyelerini 2 Aðustos 2001 tarihinde ortak bir bildiri yayýnlamaya yöneltmiþtir.
Komisyon’un dört Ermeni üyesi bu bildiride Ermeni soykýrýmýnýn gerçekliðinin tartýþýlamayacaðýný, bu olayýn uluslararasýnda tanýndýðýný, Komisyonun faaliyetlerinin diðer ülkelerin soykýrýmýný tanýma sürecini engelleyemeyeceðini ifade etmiþler ve soykýrýmý Türkler tarafýndan tanýnýncaya kadar gerçek bir barýþma olmayacaðýna dair görüþleri paylaþtýklarýný belirtmiþlerdir. Ermeni üyeler, ayrýca, Komisyon’un Türk ve Ermeni Hükûmetleri arasýnda doðrudan yapýlacak temaslarýn yerini alamayacaðýný, kendilerinin bütün Ermenileri ve Ermenistan’ý temsil etmek gibi bir iddialarýnýn bulunmadýðýný, Ermenistan Hükûmetinin Komisyon’un faaliyetlerinden bilgisi olduðunu ancak Komisyon’un Ermeni hükûmetinin gayretleri sonucunda oluþmadýðýný vurgulamýþlardýr.
Görüldüðü üzere, gerek Ermenistan’da gerek Ermeni Diasporasýnda Barýþma Komisyonu konusunda, olumsuzlarýn daha aðýr bastýðý, görüþ ayrýlýklarý belirmiþ bulunmaktadýr.
Bir Ermeni yazar Komisyon’un, Erivan’da olduðu gibi Vaþington’da da, Ermeniler arasýndaki dayanýþmayý bozucu bir etki yaptýðýný belirterek buna örnek olmak üzere Amerika’da Komisyonu destekleyen örgüt olan Armenian Assembly of America ile bir Taþnak örgütü olan Armenian National Committee’nin Vaþington’da Temsilciler Meclisine sunulacak Ermeni soykýrýmý hakkýndaki yeni tasarýnýn zamanlamasý ve yararlanýlacak mekanizmalar hakkýnda anlaþamamalarýný göstermiþtir. Yazar, Komisyon üzerindeki tartýþmalarýn Taþnaklarýn Baþkan Koçaryan’a verdikleri desteði gözden geçirmeleri sonucunu da verebileceðini belirterek Ermeni Meclisinde elektrik þebekelerinin özelleþtirilmesi konusunda Baþkan Koçaryan’ýn önem verdiði bir tasarýya Taþnaklarýn karþý çýkmalarýna dikkatleri çekmiþtir. Ayný yazar Ermeni çýkarlarý daha fazla zarar görmeden ve Barýþma Komisyonu Ýstanbul’da tekrar toplanmadan önce Baþkan Koçaryan’ýn Barýþma Komisyonunun Ermeni üyeleri ile baþlýca Ermeni örgütleri temsilcilerini Erivan’da bir danýþma toplantýsýna çaðýrmasý teklifinde bulunmuþtur.[32]
Sonuç olarak sözkonusu Komisyon gerek Ermenistan gerekse Diaspora Ermenileri üzerinde genelde olumsuz bir etki yapmýþtýr. Bunda Komisyonun kurulmasý ile ilgili haberlerin en büyük Türk gazetesinde[33] olduðu kadar bazý büyük Amerikan gazetelerinde de[34] gösteriþli bir tarzda kamuoyuna duyurulmasýnýn rolü büyüktür. Beklenmeyen bu haber, özellikle Diaspora ve Ermenistan’da þok etkisi yaratmýþ bu da abartýlý olumsuz tepkilere yol açmýþtýr. Oysa bu gibi giriþimlerin, gizli olmasa bile sessiz bir þekilde yürütüldükleri taktirde baþarýlý olma þanslarý daha fazladýr.
3. ERMENÝSTAN ÝLE DÝPLOMATÝK ÝLÝÞKÝ KURMANIN YENÝ BÝR KOÞULU
Bilindiði üzere Türkiye’nin Ermenistan ile diplomatik iliþki kurmasý iki koþula baðlanmýþtýr. Bunlardan birincisi Türkiye’ye karþý soykýrým iddialarý ileri sürülmesinden vazgeçilmesidir. Ýkincisi ise Karabað sorununun çözümüdür. Bu hususlar kamuoyuna, Dýþiþleri Bakanlýðýnýn WEB Sitesinin Dýþ Politika Bölümünde “Türkiye’nin Kafkas Cumhuriyetleriyle Ýliþkileri “kýsmýnda þu þekilde açýklanmýþ bulunmaktadýr: “ Ermenistan geçmiþiyle barýþma yönünde nihai seçimini yaparak tarihin yargýlanmasýný tarihe býraktýðýnda ve Azerbaycan ile sorunlarýnýn çözümü yönünde somut adýmlar attýðýnda, bu ülke ile olan iliþkilerimizin normale döndürülmesi amacýmýzdýr”
Baþbakan Ecevit'in 5 Haziran 2001 tarihinde verdiði bir beyanatta yukarýda deðinilen iki koþula bir üçüncüsünü ekledi: Nahçivan ile Azerbaycan arasýnda bir koridor açýlmasý. Basýn haberlerine göre Ecevit bu beyanýný Ankara'yý ziyaret eden Amerikan Savunma Bakaný Donald Rumsfeld'e yaptý ve Ermenistan ile diplomatik iliþki kurmanýn koþullarý olarak Ermenistan'ýn Daðlýk Karabað'ý tamamen boþaltmasý ve Nahçivan ile Azerbaycan arasýnda güvenli bir koridor açýlmasý gerektiðini söyledi. Ecevit bu vesileyle "aslýnda bu söylediklerimiz Ermenistan'ýn yararýna. Ermenistan bugünkü koþullarda kapalý kutu gibi. Ekonomisi tükenmiþ, halký açlýk sýnýrýnda. Erivan yönetimi bu dediklerimizi yerine getirdiði zaman ülke Türkiye üzerinden Karadeniz'e açýlabilecek, ekonomisi canlandýrýp, halkýný refaha kavuþturabilecek. Bölgeye istikrar gelecek. Bu dediklerimin Ermeni halkýna ne zararý olabilir ki ?"[35]
Baþbakan'ýn bu sözleri Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Vardan Oskanyan'ýn tepkisini çekti. Adý geçen 13 Haziran 2001 tarihindeki basýn toplantýsýnda bu hususta" Türk tarafýnýn Ermenistan'ýn üçüncü ülkelerle iliþkileri hakkýnda bazý ön þartlar ileri sürmesi kesin olarak kabul edilemez" dedikten sonra " Eðer Ecevit'in beyanlarý basýn tarafýndan yanlýþ yorumlanmamýþ ise bunlar anlamsýzdýr ve uluslararasý iliþkilerin etik kurallarýna aykýrýdýr"[36] ifadelerinde bulundu. Ermenistan Türkiye ile bir an evvel diplomatik iliþki kurmak istediðinden Ermenistan Dýþiþleri Bakanýnýn Ecevit'in bu sözlerine tepki göstermesi normal ise de bu sözlerin uluslararasý iliþkilerin etik kurallarýna neden aykýrý olduðunu anlamak mümkün olamadý.
Baþbakan Ecevit yukarýda deðindiðimiz beyanýnda soykýrýmý iddialarýna temas etmemiþti. Bir kaç gün sonra, 11 Haziran 2001 tarihinde, Türk-Amerikan Dernekleri Asamblesi Heyetini kabulü sýrasýnda, yaptýðý konuþmada bu hususa da kýsaca deðinerek “Kafkasya’da iþbirliði sürecini baþlatmakta çok büyük yarar var. Bunun için Ermenistan’ýn yalnýz geçmiþi karýþtýrmakla kalmayýp, ayný zamanda iþgal ettiði topraklarý da býrakmasý gerekir. Ýþgal ettiði topraklar sadece Karabað’dan ibaret deðil, bunun dýþýnda Azerbaycan’ýn geniþ topraklarý da fiilen Ermenistan’ýn iþgali altýnda.”[37] ifadelerinde bulundu.
4. SÖZDE SOYKIRIMINI TANIYAN VE TANIMAYAN DEVLETLER
2001 yýlýnýn ilk sekiz ayýnda, Dergimizin geçen sayýsýnda ayrýntýlý bir þekilde incelemiþ olduðumuz Fransa’nýn sözde Ermeni soykýrýmýný tanýmasý dýþýnda baþka bir devlet bu konuda tanýma yapmamýþtýr. Kanada parlamentosuna sunulan karar tasarýlarý kabul edilmemiþ, Ýngiltere ise aþaðýda deðineceðimiz bir olay sonucunda, 1915-1916’ de olanlarýn soykýrýmý olarak nitelendirilemeyeceðini belirten bir bildiri yayýnlamýþtýr.
AMERÝKA BÝRLEÞÝK DEVLETLERÝ
Buna karþýn 2001 yýlýnýn incelediðimiz bölümünde onbir ABD eyaleti sözde soykýrýmýný tanýyan kararlar almýþlardýr. Bunlardan sekizi daha önce bu eyaletlerde alýnan kararlarýn teyidi niteliðindedir. Üç eyalet ise ( Arkansas, Minnesota ve New Mexico) bu konuda ilk defa bir karar kabul etmiþlerdir.
Amerikan eyaletlerinin sözde Ermeni soykýrýmýný tanýyan kararlar almalarý 1975 yýlýnda baþlamýþtýr. 1980’li yýllarýn sonunda kadar sadece altý eyalet (bazýlarý birden fazla olmak üzere), bu tür kararlar almýþlardýr. 1990’lý yýllarda ise on yedi eyalet daha bunlara katýlmýþtýr. 2001 yýlýnda yukarýda deðindiðimiz üç eyaletin de eklenmesiyle Ermeni soykýrýmýný tanýyan Amerikan eyaletlerinin sayýsý yirmi altýya ulaþmýþ olup, elli eyalet olduðu düþünüldüðünde, eyaletlerin yarýdan fazlasýnýn sözde Ermeni soykýrýmýný tanýmýþ olduðu görülmektedir.
Bu konuda alýnan kararlarýn içeriði çok çeþitlidir. Genellikle 24 Nisan bir anma günü olarak ilan edilmektedir. Bunun yanýnda, az sayýda da olsa, Türkiye’nin de sözde soykýrýmýný tanýmasý ve tazminat ödemesi gibi aþýrý talepler de görülmektedir.
Sözkonusu kararlarýn ne anlam veya deðer taþýdýðýna gelince, yabancý bir ülke (Türkiye) söz konusu olduðu için Amerikan eyaletlerince alýnan herhangi bir kararýn, deðil Türkiye, Amerikan Federal Hükûmeti için dahi bir baðlayýcý etkisi yoktur. Kararlar sadece o eyalet içinde geçerlidir. Bununla beraber, sözde Ermeni soykýrýmýný tanýyan eyaletlerin sayýsý daha da artarsa, bunun Amerikan Kongresi üzerinde etki yapacaðý ve Kongre’nin de bu konuda bir karar alýnmasýný kolaylaþtýracaðý muhakkaktýr. O nedenle söz konusu sayýnýn artmamasý için aralýksýz çaba sarfýnda yarar vardýr ve Türk diplomasisinin eyaletler üzerinde ciddi bir etkisi olamayacaðýna göre bu çabalarýn ABD’de yaþayan Türklerden gelmesi beklenmelidir.
Bu vesileyle geçen yýl Ekim ayýnda Amerikan Temsilciler Meclisinin sözde soykýrýmýný tanýyan bir karar almak üzere iken Baþkan Clinton’un Türkiye’nin içinde bulunduðu bölgedeki Amerikan çýkarlarýnýn önemini belirten bir mektubu Temsilciler Meclisine göndermesi üzerine bu maddenin gündemden çýkartýldýðýný hatýrlatalým. Baþkan Bush yönetiminin Türkiye’ye stratejik bakýmdan verdiði önem dikkate alýndýðýnda, konu tekrar Temsilciler Meclisine geldiðinde Yönetimin buna karþý çýkmasý normal ise de Kongre’nin mutlaka Yönetimin tavsiyelerini dinlemesi gerekmemektedir. Diðer yandan özellikle seçim dönemlerine Kongre’nin dýþ politika mülahazalarýný dikkate almayabileceðini hesaba katmakta yarar vardýr. Kýsaca Amerikan Kongresinin sözde Ermeni soykýrýmýný tanýyan bir karar almasý konusu kapanmýþ deðildir. Bir süre ertelendiðini düþünmek daha isabetli olur.
KANADA
Kanada’ya yaklaþýk 100.000 Ermeni yaþamakta olup bunlarýn üçte ikisi Montreal’de yerleþiktir. Sözde Ermeni soykýrýmýnýn tanýnmasý için Kanada’daki faaliyetler þu ana kadar Federal düzeyde bir sonuç vermemiþtir. Kanada Parlamentosu bu konuda 1996’da kabul ettiði bir kararda soykýrýmýný deðil “trajik olaylar” deyimini kullanmýþtýr.[38] Buna karþýn Ontario ve Québec eyalet parlamentolarý 1980 yýlýnda sözde Ermeni soykýrýmýný kabul eden kararlar almýþlardýr.[39]
Ýçinde bulunduðumuz yýl içinde, Nisan ayýnda, Ermeni asýllý Kanada milletvekili Serkis Asaduryan’ýn Avam Kamarasýna, Senatör Shirley Maheu’nün de Senatoya sunduklarý taslaklar kabul edilmemiþ[40] Kanada Parlamentosunda 3 Mayýs 2001 tarihinde Serkis Asaduryan’ýn bu konudaki bir sorusuna cevap veren Dýþiþleri Bakaný John Manley “soykýrým” yerine “korkunç bir felaket “ deðimini kullanmýþ ve ayrýca Türk ve Ermeni hükûmetlerini anlaþmalarý için teþvik etmiþtir.[41]
Serkis Asaduryan 1 Haziran 2001 tarihinde Parlamentoya sözde Ermeni soykýrýmýnýn tanýnmasýný öngören bir karar tasarýsý sunmuþtur. Parlamentonun usul kurallarý gereðince ya bu tasarýnýn oya konmasýný ya da, hiç itiraz olmamasý halinde, oya baþvurmadan mutabakat ile kabul edilmesi þýklarýndan birini seçmek hakkýna sahip bulunan Asaduryan ikinci þýkký tercih etmiþ ve bir üyenin itiraz etmesi üzerine tasarý reddedilmiþtir.[42] Ermenistan’ýn Kanada’daki Büyükelçisi Ara Papayan’a göre bu konu Eylül ayýnda tekrar parlamentonun gündemine gelecektir.[43]
ÝNGÝLTERE
Ermenistan’daki Ýngiliz Büyükelçisi Timothy Jones’un Ýngiltere’nin Dünya Gýda Yardým Programý çerçevesinde Ermenistan’a yaptýðý yardýmlar hakkýnda Vanadzor þehrinde yaptýðý bir konuþmada sözde soykýrýmýna da deðinerek “1915-1923 yýllarýnda Osmanlý Ýmparatorluðu tarafýndan yapýlmýþ olan Ermeni soykýrýmý ülkemizde tanýnmaktadýr. Bunu tarihin korkunç olaylarý arasýnda görüyoruz.” dediði Ermeni basýnýnda yer almýþtýr.[44]
Ýki gün sonra, 20 Temmuz 2001 tarihinde, Erivan’daki Ýngiltere Büyükelçiliði bir bildiri yayýnlayarak Büyükelçinin hiçbir þekilde soykýrýmý sözcüðünü kullanmamýþ olduðunu ileri sürmüþtür. Haberi veren Armenpress Ajansý ise yaptýðý açýklamada büyükelçinin sözlerinin teybe alýnmýþ olduðu, soykýrýmý sözcüðünü kullanmýþ olduðunun burada açýkça duyulduðunu, þüphesi olanlara teybin dinletilebileceðini belirtmiþtir.[45]
Ýngiltere’nin Erivan Büyükelçisinin soykýrým sözcüðünü kullandýðýna dair haberlerin Türk basýnýnda yer almasý üzerine Ankara’daki Ýngiltere Büyükelçiliði 23 Temmuz 2001 tarihinde bir basýn bildirisi yayýnlayarak[46] Ýngiliz Hükûmetinin 1915-1916 yýllarýnda meydana gelen olaylar hakkýndaki tutumunda herhangi bir deðiþiklik olmadýðýný, Timothy Jones’un “1915-1923 yýllarýnda Osmanlý Ýmparatorluðundaki Ermeni Toplumu’nun baþýna gelenler ülkemizde tanýnmaktadýr. Biz bunlarý korkunç tarihi olaylar arasýnda görüyoruz.” dediði belirtilmiþtir. Ayný bildiride söz konusu olaylarýn, 1948 BM Soykýrýmý Sözleþmesine göre belirli bir anlamý olan soykýrýmý olarak nitelendirilemeyeceðini delillerin gösterdiði ifade edildikten sonra, geçen Þubat ayýnda Ýngiliz Bakan Baroness Scotland’ýn bu hususu bir soruya cevaben Lordlar Kamerasýnda söylediði ve ayrýca soykýrýmý hakkýndaki BM Sözleþmesinin geriye iþlemediðini ve 1915-1916 olaylarýnýn tarihçiler arasýnda hala tartýþýlmakta olduðunu da belirttiðini vurgulanmýþtýr.
Bu olay, Büyükelçi Timothy Jones’un soykýrýmý sözcüðünü kullanýp kullanmamasýnýn ötesinde Ýngiliz Hükûmetinin geçen Þubat ayýnda Baroness Scotland tarafýndan açýklanan ancak kamu oyunda pek yanký bulmayan tutumunun tekrarlanmasý açýsýndan özel bir öneme sahiptir. Bir yazarýmýzýn ifade ettiði ilk kez bir batýlý hükümet 1915 olaylarýnýn BM Soykýrým Sözleþmesine göre deðerlendirmekte ve bu olaylarýn Sözleþmedeki tanýma uymadýðýný ifade etmektedir.[47] Ýngiltere’nin Güvenlik Konseyi’nde sandalye sahibi büyük bir devlet olmasýnýn yanýnda Birinci Dünya Savaþý sonrasýnda, savaþ içinde Ermenilere karþý yapýlan hareketlerin faillerinin takip edilip cezalandýrýlmasý talep eden baþlýca ülke olmasý da bugünkü Ýngiliz tutumunu, baþka ülkeler için emsal teþkil edebilecek olmasý bakýmýndan, daha da önemli kýlmaktadýr.
5. BAKU-CEYHAN PETROL BORU HATTININ ERMENÝSTAN’DAN GEÇMESÝ
Ermeniler ve Ermenistan lehindeki devamlý faaliyetleri ile tanýnan Amerikan Temsilciler Meclisi üyeleri Knollenberg, Crowley, Pallone ve Sweeney 14 Haziran 2001 tarihinde Temsilciler Meclisine Baku-Ceyhan Petrol Boru hattý hakkýnda bir karar tasarýsý sundular.
Söz konusu tasarý, özetle, Güney Kafkasya’da ticari deðeri þüpheli veya Ermenistan’ý bölgenin ekonomik düzenine entegre olmasýný tehlikeye atan petrol veya gaz boru hatlarýnýn ABD tarafýndan sübvansione edilmemesi, Güney Kafkasya’dan geçecek bu hatlarýnýn tüm Kafkas ülkelerini içermesini saðlayacak þekilde yeniden deðerlendirilmesi, Baku-Ceyhan petrol boru hattý ile benzer enerji taþýma projeleri ile ilgili ABD hükûmeti fonlarýný kullanarak yapýlan mühendislik ve diðer incelemelerinin, bu hatlarýn Ermenistan’dan geçmesi þýkkýný da incelemeleri ve Baku-Ceyhan boru hattý Ermenistan’dan geçtiði taktirde maliyetteki azalmanýn saptanmasý hususlarýný içermektedir.[48]
Baku-Ceyhan petrol boru hattýnýn ve gelecekte güney Kafkasya’daki diðer enerji nakil hatlarýnýn Ermenistan’dan geçmesini saðlamayý amaçlayan söz konusu karar tasarýsýnýn görünürdeki amacý maliyetin azaltýlmasýdýr. Tasarýyý takdim konuþmasýný yapan Crowley hattýn Ermenistan’dan geçmesi halinde 600 milyon dolarlýk bir tasarruf yapýlacaðýný iddia etmiþtir. Ancak bu husus kesin olmamalý ki tasarýda hattýn Ermenistan’dan geçmesi halinde maliyette ne kadar azalma olacaðýnýn incelenmesi hususu da yer almýþtýr.
Söz konusu karar tasarýsý tasarruf saðlamak için sunulmuþ gibi görülse de esasýnda bazý siyasi amaçlarýn güdüldüðünde þüphe yoktur. Azerbaycan, 1994 yýlýna kadar savaþ halinde bulunduðu ve halen de makul bir barýþa taraftar olmayan Ermenistan’dan kendi petrolünü taþýyacak olan boru hatlarýnýn geçmesini, güvenlik mülahazalarýyla, istememektedir. Türkiye’nin ise devamlý soykýrýmý iddialarýnda bulunan ve ayrýca toprak bütünlüðü ve sýnýrlarýn dokunulmazlýðý gibi ilkeleri tanýmaya yanaþmayan Ermenistan’dan geçecek boru hatlarý aracýlýðý ile petrol almayý, güvenlik mülahazalarýyla kabul etmesi mümkün deðildir. Buna karþýlýk Türkiye ve Azerbaycan’ýn deðindiðimiz tutumlarýnýn, enerji kaynaklarý gayet yoksul olan Ermenistan’ý ekonomik bakýmdan, özellikle gelecek için, gayet güç durumda býraktýðýnda da þüphe yoktur.
Diðer yandan Baku-Ceyhan hattýnýn Azerbaycan ve Türkiye ile olan anlaþmazlýklarýný bir an önce çözmesi için Ermenistan üzerinde ciddi bir baský oluþturduðu da bir gerçektir. Ýþte bu nedenledir ki Ermenistan’ýn Amerikan Kongresindeki menfaatlerini kollamakla isim yapmýþ bazý Temsilciler Meclisi üyeleri, Baku-Ceyhan hattýnýn gerçekleþme safhasýna girmekte olduðunu da dikkate alarak, söz konusu karar tasarýsýný vermiþler ve böylelikle Baku-Ceyhan hattýnýn gerçekleþmesini zorlaþtýrmayý hedeflemiþlerdir. Bu giriþimi, Temsilciler Meclisinin otuz altý üyesinin 11 Temmuz 2001 tarihinde Baþkan Bush’a gönderdikleri ve bölgede istikrarsýzlýk yaratýlmamasý için Ermenistan’ýn da Baku-Ceyhan projesine dahil edilmesini istedikleri bir mektup izlemiþtir.
Bu giriþimlerin baþarýya ulaþmasý þansý var mýdýr? Ermenistan’ýn bu projeye dahil edilmesinin ekonomik acýdan bir getirisi yoktur. Bunun da ötesinde Ermenistan üzerinde ýsrar etmek projeyi siyasi sorunlarýn çözümlenmesine kadar ertelemek anlamýna gelecektir ki bu, yýllar alabileceðinden, ekonomik bakýmdan ciddi kayýplar söz konusu olabilecektir.
Ekonomik açýdan bir anlam taþýmadýðýna göre bu giriþimlerin baþka amaçlarý olmasý mümkündür. Bu konuda yayýnlanan bir incelemede “Öncelikle çekincelerimizi dile getirmek ve Baku-Ceyhan petrol boru hattýnýn Ermenistan’dan geçmesi ihtimaline inanmadýðýmýzý söylemek isteriz” ifadelerinde bulunulmuþtur.[49] Ayný incelemeye göre Baþkan Koçaryan’ýn Ermenistan ile Azerbaycan arasýnda ekonomik iþbirliði üzerinde son zamanlarda ýsrarla durmasý söz konusu karar tasarýsýnýn asýl amacýnýn bu iþbirliðine dikkatleri çekmek olduðunu göstermektedir. Avrupa Birliði’nin de taraftar olduðu Ermenistan-Azerbaycan ekonomik iþbirliði bu karar tasarýsý aracýlýðý ile tekrar gündeme gelebilir ve ekonomik ambargoyu kaldýrmaya yanaþmayan Azerbaycan üzerinde bir baský oluþturabilir. Ermenilerin beklentileri böyle olmakla beraber, Azerbaycan’ýn elindeki en önemli kozlardan biri olan ekonomik ambargoyu bir kenara býrakýp, siyasi bir çözümün ufukta görülmediði bir dönemde Ermenistan ile ekonomik iþbirliðine girmesini beklemek herhalde inandýrýcý olmasa gerektir. Nitekim Azerbaycan petrol þirketi SOCAR’ýn Baþkan Yardýmcýsý Ýlham Aliev, boru hattýnýn Ermenistan’dan geçmesinin imkânsýz olduðunu söylemiþ; Temsilciler Meclisi otuz altý üyesinin gönderdiði mektup için ise, Amerikan Kongresinde Azerbaycan halkýnýn çok düþmaný olduðunu, bunlarýn Ermeniler tarafýndan finanse edildiðini, Ermenilerden para alýp onlarýn dediklerini yaptýklarý gibi sert ve itham edici ifadelerde bulunmuþtur.[50]
[1] Reuters, 4. 5. 2001.
[2] ‘Meghri: The Pan-Turkish Superhighway and other Wrong Turns’, AZG Daily, 30.5.2001.
[3] Hayots Ashkhar, 28.4.2001, in Groong, 2.5.2001
[4] RFE/RL Newsline, 30.4.2001.
[5] Asbarez Online, 14.5.2001.
[6] Ermeni Araþtýrmalarý Dergisi Sayý 1, s. 30
[7] Asbarez Online, 29.5.2001
[8] Bizim Asýr, 6-12 Haziran 2001
[9] Reuters, 2.6.2001.
[10] PanArmenian Net News 14.6.2001, Medimax 11.7.2001, Noyan Tapan 16.7.2001
[11] PanArmenian Net News, 4.7.2001.
[12] Noyan Tapan, 13.7.2001.
[13] State Department, Office of the Spoksman, 11.7.2001.
[14] Turan, 12.7.2001.
[15] RFE/RL Armenia Report, 1.8.2001.
[16] BM Güvenlik Konseyi’nin 10 Nisan 1993 tarihli ve822 sayýlý, 14 Ekim 1993 tarihli ve 874 sayýlý, 12 Kasým 1993 tarihli ve 884 sayýlý kararlarý
[17] Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý. 1, s. 32
[18] Ayný kaynak
[19] Bu konudaki son karar, ÝKÖ Dýþiþleri Bakanlarýnýn Bamako’da (Mali)’ 25-27 Haziran 2001 tarihinde yaptýklarý toplantýda kabul edilmiþtir. Bu kararýn tam metni Belgeler kýsmýndadýr.
[20] Bu görevler “Terms of Reference” baþlýðý altýnda The Armenian Assembly of America’nýn 10 Temmuz 2001 tarihli basýn bildirisinde yayýnlanmýþtýr. Söz konusu görevlerin Ýngilizce tam metni dergimizin belgeler bölümünde mevcuttur
[21] Daily News, 13.7.2001. Kemal Ýlter: ‘Greece model’ is used in setting up commission between Turks and Armenia.
[22] Radikal 11.0.2001. Gündüz Aktan: Türk-Ermeni Dialoðu
[23] Anadolu Ajansý, 11.7.2001.
[24] Yeni Musavat, 12.7.2001.
[25] Turkish Daily News, 12.7.2001.
[26] Azerbaycan ANS Televizyonu, 12.7.2001.
[27] Noyan Tapan News Agency, 13.7.2001.
[28] Asbarez Online, 13.7.2001.
[29] Bu eleþtiriler Taþnak Partisinin Amerika Birleþik Devletleri’ndeki Doðu ve Batý Merkez Komitelerinin 3.8.2001 tarihinde ortaklaþa yayýnladýklarý bildiriden alýnmýþtýr. Asbarz Online, 3.8.2001.
[30] Asbarez Online, 31.7.2001.
[31] Bu parti ve gruplar þunlardýr: Milli Demokratik Birlik, Ermenistan Komünist Partisi, Ermenistan Cumhuriyetci Partisi, Ermenistan Devrimci Federasyonu (Taþnak Partisi), Ermenistan Halk Partisi, Anayasal Haklar Birliði, Kanun Ülkesi Partisi, Demokratik Temsil Grubu, Tarým-Sanayi Demokratik Birliði, Hayastan (Ermenistan) Grubu
[32] California Courrier Online, 2.8.2001. Harut Sassounian: President Kocharian Must Intervene to Prevent Futher Damage by Turkish Commission.
[33] Hürriyet, 11 Temmuz 2001. Sürmanþet: Tarihi Adým
[34] New York Times ve International Herald Tribune, 10 Temmuz 2001.
[35] Hürriyet, 6.6.2001.
[36] Prime-News, 13.6.2001.
[37] Akþam, 12.6.2001.
[38] The Ottowa Citizen, 7.5.2001.
[39] Armenian-genocid.org International Affirmation of the Armenian Genocide. State and Provincial Governments.
[40] Turkish Daily News, 28.4.2001.
[41] The Ottowa Citizen 7.5.2001.
[42] Groong, 1.6.2001.
[43] PanArmenian News, 17.7.2001.
[44] Asbarez Online, 18.7.2001.
[45] Asbarez Online, 23.7.2001.
[46] Bu bildirinin Ýngilizce original metni dergimizin Belgeler kýsmýndadýr.
[47] Gündüz Aktan, ‘Ýlk Yenilgi mi?’, Radikal, 30.7.2001.
[48] Groong, 15.6.2001. H:Con.Res. 162.
[49] Medimax, 16 Haziran 2001.
[50] Azerbaijan News Service, 2.8.2001.
| |