| | THE CHALLENGE OF STATEHOOD, ARMENIAN POLITICAL THINKING SINCE INDEPENDENCE. Gerard J. LIBARIDIAN. Ýstanbul: Ýletiþim Yayýnlarý, Ýstanbul, 2001, Blue Crane Books, Inc, 1999. Yrd. Doç. Dr. Kamer Kasým Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü / The Institute For Armenian Studies, Ankara, ve Abant Ýzzet Baysal Üniversitesi, Bolu, Turkey
Libaridian bu kitabýnda Ermenistan'ýn baðýmsýzlýðýndan itibaren meydana gelen iç ve dýþ politik geliþmeleri ve Ermenistan ile Diaspora iliþkisini deðerlendirmektedir. Kitap altý bölümden oluþuyor. Yazar birinci bölümde Ermenistan'ýn baðýmsýzlýðýna giden süreci anlatmakta ve Ermenistan'ýn yaþadýðý deðiþimi kansýz fakat tamamlanmamýþ bir devrim olarak nitelendirmektedir. Ermeni Ulusal Hareketinin iktidarý Komünistlerden devralmasý, 1991 yýlýnda Ermenistan'ýn baðýmsýzlýk ilaný ve baðýmsýz Ermenistan'ýn siyasi yapýsýnýn þekillenmesi bu bölümde incelenmiþtir.
Ýkinci Bölümde Ermenistan'ýn ilk Devlet Baþkaný Ter Petrosyan'ýn istifasý ve bunu hazýrlayan geliþmeler inceleniyor. Bu bölümde yazar Ter-Petrosyan'ýn istifasý ile ilgili yaygýn görüþleri eleþtirerek, istifanýn asýl nedeninin bazýlarýnýn iddia ettiði gibi Daðlýk Karabað sorunun çözümünde Petrosyan'ýn Minsk grubunun önerisini sýcak karþýlamasý deðil birlikte çalýþtýðý kiþilerin takýndýðý tutumun neden olduðunu iddia ediyor. Bununla birlikte yazar Petrosyan ile muhalifleri arasýnda Karabað sorunu konusundaki farklýlýklara da iþaret etmektedir. Ter-Petrosyan Karabað sorununda zamanýn Ermenistan'ýn lehine iþlemediði ve ambargo yüzünden ekonomik sorunlar yaþandýðý için, Ermeniler açýsýndan bir tehlike oluþturmadan verilebilecek ödünler olduðunu görüþündedir. Buna karþýn Koçaryan'a göre Ermenistan'ýn ekonomik durumunun temel sebebi Karabað deðil yönetim bozukluðu, Petrosyan'ýn muhalefeti yanýna alamamasý ve diaspora ile iliþkilerin yakýn olmamasýdýr.
Yazar üçüncü bölümde Karabað sorununu daha çok Ermenistan politikasýnda yer alan aktörlerin Ermenistan'ýn dýþ politikasýnýn nasýl olmasý gerektiði konusundaki görüþleri açýsýndan ele alýyor. Ter-Petrosyan ve Ermeni Ulusal Hareketini pragmatisler olarak adlandýran yazar, Petrosyan muhaliflerini ise ideolojik bakýþ açýsýna sahibi olanlar olarak tanýmlýyor. Pragmatisler Ermenistan'a ve Ermeni halkýna normalliði getirmek isterken, diðerleri Ermeni halkýna onlarý aþan önceden saptanmýþ bir rol atfettiler. Yazar Ermenistan'daki bütün tartýþmalarýn temelinde bu iki bakýþ açýsý arasýndaki mücadele olduðunu söylüyor. Ýdeolojik bakýþ açýsýna sahip olanlar arasýnda, Ermenilerin tarihte yaþadýðý bütün topraklarý birleþtiren bir Ermenistan kurma düþüncesi ile Ermeni Devrimci Federasyonu (Taþnak)'ý en ihtiraslý ve misyonu en fazla bilinen grup olduðu belirtilirken, bu grup için Ter-Petrosyan'ýn normalleþme stratejisinin Ermeni ulusunun en büyük düþmaný olduðu ifade ediliyor. Karabað'ý da Karabað partisi diye tanýmlayan yazar, tek soruna odaklanmýþ olan bu partinin Ermenistan'da faaliyet gösterdiði, Ermenistan'ýn iç ve dýþ politikasýnda rol oynarken, herhangi bir sorumluluk taþýmadýðý eleþtirisinde bulunmaktadýr. Çünkü bir devlet olarak Ermenistan'ýn iþsizlik, enflasyon, bütçe açýklarý gibi sorunlarý vardýr ve Azerbaycan ile olan silahlanma yarýþý bu sorunlarý aþmayý güçleþtirmektedir.
Dördüncü Bölümde Ermeni siyasetinde çok kullanýlan bir tabir olarak 'Birlik' Ermenistan içinde siyasi birlik, Ermenistan ile Karabað arasýnda eylem ve diplomasi birliði, Diaspora, Ermenistan ve Karabað içinde ulusal hedefler ve stratejiler etrafýnda uzlaþma ve Diaspora içinde birlik olarak düzeyde incelenmiþtir. Yazara göre bu düzeyler içerisinde en kolay olan Ermenistan içinde birlik konusunda bile büyük güçlükler vardýr. Bu bölümde yazar sözde soykýrýmýn tanýnmasýna yönelik çabalarýn ve tanýnmamasýnýn Ermeni kolektif bilincinde ve siyasi gündeminde merkezi bir rol aldýðýný ve bu durumun Ermenilerin gündeminin anahtarýný Türkiye'ye teslim ettiðini ifade etmektedir.
Yazara göre günümüzde iki komþu ülke olan Türkiye ve Ermenistan'ýn ortak çýkarlarý olamayacaðýný veya olmadýðýný söylemek güçtür. Türkiye ile iliþkilerin normalleþmesi Ermenistan'ý Hazar Denizi'ndeki hidrokarbon kaynaklarýn uluslararasý pazarlara taþýnmasýnda transit ülke haline getirebilir.
Beþinci Bölümde Diaspora ele alýnmýþtýr. Ermeni diasporasýný dünyanýn en dayanýklý ve iyi organize olmuþ diasporalarýndan biri olarak tanýmlayan yazar, Ermenilerin diaspora örgütlerindeki faaliyetler yoluyla kendilerini ifade ettiðini ve diasporanýn Ermenilerin farklý kültürel ortamlara uyum saðlama aracý olduðunu belirtmektedir. Bu bölümde Diaspora'da faaliyet gösteren Ermeni Devrimci Federasyonu (EDF), Liberal Demokrat Parti (LDP) ve Sosyal Demokrat Hýnçak Partisi (SDHP) incelenmiþtir. Bunlar cemaat kurumlarýnýn kurulmasýna yardýmcý olan ve onlarý kontrol eden örgütlerdir. Ayrýca Klise ile birlikte Ermenilerin göç ettikleri ülkelerde Ermeni cemaatini temsil ederler. Partiler cemaat üzerindeki kontrollerini ya birbirlerini dýþlayarak ya da cemaat mensuplarýný aralarýnda bölüþerek gerçekleþtirirler. Bu partiler arasýndaki her zaman var olan fikir ayrýlýklarý ve mücadelelere de deðinen yazar Ermeni Devrimci Federasyonu'nun Ermenistan'ýn baðýmsýzlýk ilaný karþýsýndaki politikasýný eleþtirmektedir. Baðýmsýzlýðýn zamansýz ilan edildiði ve Ermenistan'ýn genç ve tecrübesiz liderler tarafýndan idare edildiðini düþünen EDF yazara göre baðýmsýzlýðý kabul edecek yürekliliði gösterememiþtir. EDF'nin adayýnýn Cumhurbaþkanlýðý seçimlerinde aldýðý baþarýsýz sonuçtan sonra Petrosyan aleyhine yürüttüðü kampanya giderek Ermenistan aleyhtarlýðýna dönüþmüþ ve illegal faaliyetlere zemin hazýrlamýþtýr.
Ermenistan'ýn baðýmsýzlýðýný kazanmasýndan sonra, Ermenistan ile diaspora arasýndaki iliþkiyi deðerlendiren yazar, pek çok diaspora mensubunun Ermenistan'ý gördükten sonra ülkenin gerçek sorunlarý olduðunu Ermenistan'ýn bir tarih bir müze olmadýðýný anladýklarýný ve uyum saðlayamadýklarýný vurgulamaktadýr. Yazar diasporanýn kendi gündemini Ermenistan'a taþýmamasý gerektiðini belirtmekte ve diaspora partilerinin Ermenistan'da þube açmasýný eleþtirmektedir.
Altýncý Bölümde yazar Ermenistan'ýn ekonomik ve politik alanda içinde bulunduðu durumu kýsaca deðerlendirdikten sonra stratejilere yönelik bir deðerlendirme yapýyor. Yazar diplomasý diye ortaya konan tamamen ideolojik bir yaklaþýmýn ürünü olan Türk aleyhtarlýðýnýn bir strateji oluþturmadýðýný ve bu durumun ulusal çýkarlarý tanýmlama yeteneðini kaybedip baþkalarýnýn kuklasý olmaya neden olabileceðini vurguluyor. Türkiye veya Azerbaycan'a zarar veren her þeyin mutlaka Ermenistan ve Karabað için yararlý olmayabileceði ve Ermenistan'ýn bütün enerjisini Türkiye ve Azerbaycan'ý uluslararasý alanda zor duruma sokmaya ayýrmasýný zaman kaybý olarak deðerlendiren yazar, ayrý ayrý her durumda Ermenilerin strateji oluþturmasýný ve hayalleri ve hedefleri ortaya koyan cümlelerin strateji olmadýðýný ifade ediyor. Yazar önceki bölümlerde vurguladýðý ülkeyi normalleþtirmeye çalýþan pragmatik düþünenler ile ideolojik yaklaþýmý benimseyenler arasýndaki mücadelenin Ermeni halkýnýn geleceðini belirleyeceðini belirtirken, pragmatik düþünenlere olan açýk desteðini ifade etmekte ve ideolojik yaklaþýmý benimseyenlerin Ermenistan ve Karabað'ýn bugününü tehlikeye attýðýný belirtmektedir.
Ter-Petrosyan'ýn danýþmanlýðýný yapmýþ olan yazarýn bu kitabýnda özellikle Ermenistan'ýn iç politikasýndaki aktörler ve Karabað sorunu konusunda duygusallýktan uzak deðerlendirmeler göze çarpýyor. Ancak yazarýn Petrosyan döneminde sözde soykýrýmýn Türkiye tarafýndan tanýnmasý yolunda mesafe alýndýðýný ifade etmesi ve buna dayanak olarak verdiði örnekler deðerlendirme hatasý taþýyor. Erivan'daki bir toplantýda Türkiye'den bir sosyologun açýklamasý ve bir belediye baþkanýnýn sözde soykýrým anýtýný ziyareti Türkiye'nin onayýyla yapýlmýþ bir politika deðiþikliði olarak yorumlanýyor.
| |