Anasayfaİletişim
  
English

Kitap Tahlili: Ermenilerin Devletleşme Sınavı, Bağımsızlıktan Bugüne Ermeni Siyasi Düşünüşü

Doç. Dr. Kamer KASIM*
ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 2, Haziran-Temmuz-Ağustos 2001

 
THE CHALLENGE OF STATEHOOD, ARMENIAN POLITICAL THINKING SINCE INDEPENDENCE. Gerard J. LIBARIDIAN.
İstanbul: İletişim Yayınları, İstanbul, 2001, Blue Crane Books, Inc, 1999.
   
Yrd. Doç. Dr. Kamer Kasım
Ermeni Araştırmaları Enstitüsü / The Institute For Armenian Studies, Ankara, ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Bolu, Turkey


Libaridian bu kitabında Ermenistan'ın bağımsızlığından itibaren meydana gelen iç ve dış politik gelişmeleri ve Ermenistan ile Diaspora ilişkisini değerlendirmektedir. Kitap altı bölümden oluşuyor. Yazar birinci bölümde Ermenistan'ın bağımsızlığına giden süreci anlatmakta ve Ermenistan'ın yaşadığı değişimi kansız fakat tamamlanmamış bir devrim olarak nitelendirmektedir. Ermeni Ulusal Hareketinin iktidarı Komünistlerden devralması, 1991 yılında Ermenistan'ın bağımsızlık ilanı ve bağımsız Ermenistan'ın siyasi yapısının şekillenmesi bu bölümde incelenmiştir.

İkinci Bölümde Ermenistan'ın ilk Devlet Başkanı Ter Petrosyan'ın istifası ve bunu hazırlayan gelişmeler inceleniyor. Bu bölümde yazar Ter-Petrosyan'ın istifası ile ilgili yaygın görüşleri eleştirerek, istifanın asıl nedeninin bazılarının iddia ettiği gibi Dağlık Karabağ sorunun çözümünde Petrosyan'ın Minsk grubunun önerisini sıcak karşılaması değil birlikte çalıştığı kişilerin takındığı tutumun neden olduğunu iddia ediyor. Bununla birlikte yazar Petrosyan ile muhalifleri arasında Karabağ sorunu konusundaki farklılıklara da işaret etmektedir. Ter-Petrosyan Karabağ sorununda zamanın Ermenistan'ın lehine işlemediği ve ambargo yüzünden ekonomik sorunlar yaşandığı için, Ermeniler açısından bir tehlike oluşturmadan verilebilecek ödünler olduğunu görüşündedir. Buna karşın Koçaryan'a göre Ermenistan'ın ekonomik durumunun temel sebebi Karabağ değil yönetim bozukluğu, Petrosyan'ın muhalefeti yanına alamaması ve diaspora ile ilişkilerin yakın olmamasıdır.

Yazar üçüncü bölümde Karabağ sorununu daha çok Ermenistan politikasında yer alan aktörlerin Ermenistan'ın dış politikasının nasıl olması gerektiği konusundaki görüşleri açısından ele alıyor. Ter-Petrosyan ve Ermeni Ulusal Hareketini pragmatisler olarak adlandıran yazar, Petrosyan muhaliflerini ise ideolojik bakış açısına sahibi olanlar olarak tanımlıyor. Pragmatisler Ermenistan'a ve Ermeni halkına normalliği getirmek isterken, diğerleri Ermeni halkına onları aşan önceden saptanmış bir rol atfettiler. Yazar Ermenistan'daki bütün tartışmaların temelinde bu iki bakış açısı arasındaki mücadele olduğunu söylüyor. İdeolojik bakış açısına sahip olanlar arasında, Ermenilerin tarihte yaşadığı bütün toprakları birleştiren bir Ermenistan kurma düşüncesi ile Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnak)'ı en ihtiraslı ve misyonu en fazla bilinen grup olduğu belirtilirken, bu grup için Ter-Petrosyan'ın normalleşme stratejisinin Ermeni ulusunun en büyük düşmanı olduğu ifade ediliyor. Karabağ'ı da Karabağ partisi diye tanımlayan yazar, tek soruna odaklanmış olan bu partinin Ermenistan'da faaliyet gösterdiği, Ermenistan'ın iç ve dış politikasında rol oynarken, herhangi bir sorumluluk taşımadığı eleştirisinde bulunmaktadır. Çünkü bir devlet olarak Ermenistan'ın işsizlik, enflasyon, bütçe açıkları gibi sorunları vardır ve Azerbaycan ile olan silahlanma yarışı bu sorunları aşmayı güçleştirmektedir.

Dördüncü Bölümde Ermeni siyasetinde çok kullanılan bir tabir olarak 'Birlik' Ermenistan içinde siyasi birlik, Ermenistan ile Karabağ arasında eylem ve diplomasi birliği, Diaspora, Ermenistan ve Karabağ içinde ulusal hedefler ve stratejiler etrafında uzlaşma ve Diaspora içinde birlik olarak düzeyde incelenmiştir. Yazara göre bu düzeyler içerisinde en kolay olan Ermenistan içinde birlik konusunda bile büyük güçlükler vardır. Bu bölümde yazar sözde soykırımın tanınmasına yönelik çabaların ve tanınmamasının Ermeni kolektif bilincinde ve siyasi gündeminde merkezi bir rol aldığını ve bu durumun Ermenilerin gündeminin anahtarını Türkiye'ye teslim ettiğini ifade etmektedir.

Yazara göre günümüzde iki komşu ülke olan Türkiye ve Ermenistan'ın ortak çıkarları olamayacağını veya olmadığını söylemek güçtür. Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi Ermenistan'ı Hazar Denizi'ndeki hidrokarbon kaynakların uluslararası pazarlara taşınmasında transit ülke haline getirebilir.

Beşinci Bölümde Diaspora ele alınmıştır. Ermeni diasporasını dünyanın en dayanıklı ve iyi organize olmuş diasporalarından biri olarak tanımlayan yazar, Ermenilerin diaspora örgütlerindeki faaliyetler yoluyla kendilerini ifade ettiğini ve diasporanın Ermenilerin farklı kültürel ortamlara uyum sağlama aracı olduğunu belirtmektedir. Bu bölümde Diaspora'da faaliyet gösteren Ermeni Devrimci Federasyonu (EDF), Liberal Demokrat Parti (LDP) ve Sosyal Demokrat Hınçak Partisi (SDHP) incelenmiştir. Bunlar cemaat kurumlarının kurulmasına yardımcı olan ve onları kontrol eden örgütlerdir. Ayrıca Klise ile birlikte Ermenilerin göç ettikleri ülkelerde Ermeni cemaatini temsil ederler. Partiler cemaat üzerindeki kontrollerini ya birbirlerini dışlayarak ya da cemaat mensuplarını aralarında bölüşerek gerçekleştirirler. Bu partiler arasındaki her zaman var olan fikir ayrılıkları ve mücadelelere de değinen yazar Ermeni Devrimci Federasyonu'nun Ermenistan'ın bağımsızlık ilanı karşısındaki politikasını eleştirmektedir. Bağımsızlığın zamansız ilan edildiği ve Ermenistan'ın genç ve tecrübesiz liderler tarafından idare edildiğini düşünen EDF yazara göre bağımsızlığı kabul edecek yürekliliği gösterememiştir. EDF'nin adayının Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı başarısız sonuçtan sonra Petrosyan aleyhine yürüttüğü kampanya giderek Ermenistan aleyhtarlığına dönüşmüş ve illegal faaliyetlere zemin hazırlamıştır.

Ermenistan'ın bağımsızlığını kazanmasından sonra, Ermenistan ile diaspora arasındaki ilişkiyi değerlendiren yazar, pek çok diaspora mensubunun Ermenistan'ı gördükten sonra ülkenin gerçek sorunları olduğunu Ermenistan'ın bir tarih bir müze olmadığını anladıklarını ve uyum sağlayamadıklarını vurgulamaktadır. Yazar diasporanın kendi gündemini Ermenistan'a taşımaması gerektiğini belirtmekte ve diaspora partilerinin Ermenistan'da şube açmasını eleştirmektedir.

Altıncı Bölümde yazar Ermenistan'ın ekonomik ve politik alanda içinde bulunduğu durumu kısaca değerlendirdikten sonra stratejilere yönelik bir değerlendirme yapıyor. Yazar diploması diye ortaya konan tamamen ideolojik bir yaklaşımın ürünü olan Türk aleyhtarlığının bir strateji oluşturmadığını ve bu durumun ulusal çıkarları tanımlama yeteneğini kaybedip başkalarının kuklası olmaya neden olabileceğini vurguluyor. Türkiye veya Azerbaycan'a zarar veren her şeyin mutlaka Ermenistan ve Karabağ için yararlı olmayabileceği ve Ermenistan'ın bütün enerjisini Türkiye ve Azerbaycan'ı uluslararası alanda zor duruma sokmaya ayırmasını zaman kaybı olarak değerlendiren yazar, ayrı ayrı her durumda Ermenilerin strateji oluşturmasını ve hayalleri ve hedefleri ortaya koyan cümlelerin strateji olmadığını ifade ediyor. Yazar önceki bölümlerde vurguladığı ülkeyi normalleştirmeye çalışan pragmatik düşünenler ile ideolojik yaklaşımı benimseyenler arasındaki mücadelenin Ermeni halkının geleceğini belirleyeceğini belirtirken, pragmatik düşünenlere olan açık desteğini ifade etmekte ve ideolojik yaklaşımı benimseyenlerin Ermenistan ve Karabağ'ın bugününü tehlikeye attığını belirtmektedir.

Ter-Petrosyan'ın danışmanlığını yapmış olan yazarın bu kitabında özellikle Ermenistan'ın iç politikasındaki aktörler ve Karabağ sorunu konusunda duygusallıktan uzak değerlendirmeler göze çarpıyor. Ancak yazarın Petrosyan döneminde sözde soykırımın Türkiye tarafından tanınması yolunda mesafe alındığını ifade etmesi ve buna dayanak olarak verdiği örnekler değerlendirme hatası taşıyor. Erivan'daki bir toplantıda Türkiye'den bir sosyologun açıklaması ve bir belediye başkanının sözde soykırım anıtını ziyareti Türkiye'nin onayıyla yapılmış bir politika değişikliği olarak yorumlanıyor.
 ----------------------
* Abant İzzet Baysal Üniversitesi, İİBF, Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi -
- ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 2, Haziran-Temmuz-Ağustos 2001
            Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar