| | Bu yazýmýz iki bölüme ayrýlmakta olup birinci bölümde, Haziran, Temmuz ve Aðustos 2004 aylarý içinde, Türkiye’nin Ermenistan ile olan iliþkileri, ikinci bölümünde ise Ermeni sorunu baðlamýnda Türkiye-Fransa iliþkileri incelenmektedir.
Türkiye-Ermenistan Ýliþkileri
Ýncelediðimiz üç aylýk dönem içinde Türkiye-Ermenistan iliþkilerinde olumsuz geliþmeler olduðu görülmüþtür. Devlet Baþkaný Koçeryan’ýn NATO Zirvesi’ne katýlmamasý ve Avrupa Konseyi’nde Türkiye hakkýnda olumsuz beyanlarda bulunmasý, Baþbakan Margaryan’ýn, ileri bir tarih için dahi olsa, Türkiye’den toprak talepleri olduðunu ifade etmesi ve Ermenistan’ýn Türkiye’nin AGÝT dönem baþkanlýðýný veto edeceðini açýklamasý bu olumsuz geliþmeleri oluþturmaktadýr.
Buna karþýn NATO Zirve Toplantýsý sýrasýnda Ermeni dýþiþleri bakanýnýn yaptýðý görüþmeler ve bunlara önümüzdeki dönemde de devam edileceðinin açýklanmasý taraflarýn yaþanan olumsuzluklara raðmen temaslarýna devam edeceðini göstermektedir.
Baþkan Koçeryan ve Türkiye
Geçen yazýmýzda[1] belirttiðimiz gibi Baþkan Koçeryan 29 Haziran 2004 tarihinde Ýstanbul’da yapýlan NATO Zirve Toplantýsý’na ‘Türk-Ermeni iliþkilerinin bugünkü durumu’nu neden göstererek katýlmamýþtý. Oysa NATO Zirvesi’nin Türk-Ermeni iliþkileriyle bir ilgisi bulunmadýðýndan Koçeryan’ýn ülkesindeki aþýrý unsurlarýn desteðini almak ve muhtemelen Baþkan Putin’in talebini yerine getirmek amacýyla Ýstanbul’a gelmekten vazgeçtiði düþünülmüþtü.
Ermeni basýnýnda çýkan bir yazý Baþkan Putin’in Koçeryan’dan NATO Zirvesi’ne katýlmama talebinde bulunmuþ olmasý olasýlýðýný doðrulamýþtýr. Söz konusu yazýda[2] Ermenistan’daki Doðu-Batý Milli ve Stratejik Araþtýrmalar Merkezi Baþkaný Aram Oganesyan’a atfen, Baþkan Koçeryan’ýn Moskova ziyaretinden döner dönmez Ýstanbul’a gitmeyeceðini açýkladýðý, iki gün sonra da Baþkan Putin’in ayný açýklamayý yaptýðý bildirilmekte ve Ermenistan’ýn milli çýkarlarýný tartýþmasýz bir þekilde Rusya’nýn siyasi ve milli çýkarlarýna baðýmlý kýlmasýnýn yanlýþ olduðu belirtilmektedir.
Rusya’nýn Türkiye’nin bazý politikalarýný beðenmediði bilinmektedir. Türk-Ermeni iliþkileri baðlamýnda Rusya, kendi rolünü azaltacaðý endiþesiyle, Türkiye’nin Karabað sorununun çözümüne katkýda bulunmasýný istememektedir. Nitekim, NATO Zirve Toplantýsý’ndan hemen sonra Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Oskanyan’ýn Moskova’yý ziyareti sýrasýnda Rus Dýþiþleri Bakaný Sergey Lavrov Türkiye’yi Azerbaycan-Ermenistan anlaþmazlýðýnýn çözümünde birinci derecede rol alýp Rusya’yý ‘bypass’ etmek istemekle suçlamýþ, Rusya’nýn Karabað sorunu için taraflarca kabul edilebilir bir barýþ formülünü garanti edebilecek durumda olduðunu söylemiþ ve Rusya’nýn Ermenistan’ýn baþlýca askeri müttefiki olduðunu hatýrlatmýþtýr.[3]
Rusya Dýþiþleri Bakaný, herhalde Türkiye’nin Karabað çözümü için bulunacak bir çözümü garanti edemeyeceðini bunun için arabuluculuk giriþimlerinden vazgeçmesi gerektiðini söylemek istese gerektir. Ancak taraflarýn (Azerbaycan ve Ermenistan’ýn) kabul ettiði bir barýþ formülüne, ABD ve AB dahil, herkes garanti verebilir. Ruslar Karabað sorunu aracýlýðýyla Güney Kafkaslar’da nüfuz sahibi olmaya devam ettiklerinden Türkiye’nin bu sorunun çözümüne katkýsýný arka bahçelerine müdahale olarak görmektedirler. Diðer yandan, Lavrov’un dediði gibi Rusya Ermenistan’ýn baþlýca askeri müttefiki olduðundan aslýnda Karabað sorununda arabuluculuk yapacak son ülke olmasý gerekmektedir. Zira bu ittifak iliþkisi nedeniyle Rusya tarafsýz davranamamaktadýr.
Baþkan Koçeryan 24 Haziran 2004 tarihinde Avrupa Konseyi Asamblesi önünde Rusça uzun bir konuþma yaparak ülkesinin iç ve dýþ sorunlarý hakkýndaki görüþlerini anlatmýþtýr.[4]
Koçeryan, geçen aylarda kendisinin istifa etmesini saðlamak üzere muhalefet partileri tarafýndan düzenlen bir dizi gösteri sýrasýnda yapýlan tutuklamalarý savunmuþtur.
Koçeryan Karabað sorununda Sovyetler Birliði’nin daðýlmasý sýrasýnda biri Azerbaycan diðeri Karabað olmak üzere iki devlet kurulmuþ olduðundan Karabað’ýn hiçbir zaman baðýmsýz Azerbaycan’ýn bir kýsmý olmadýðýný vurgulamýþ ve o nedenle de Azerbaycan’ýn toprak bütünlüðünün Karabað ile bir ilgisi olmadýðýný ileri sürmüþtür. Koçeryan ayrýca Karabað’ýn, artýk yerleþmiþ bir devlet olduðunu, Avrupa Konseyi üyeliðinin gerektirdiði tüm kýstaslara sahip bulunduðunu o itibarla müzakerelere katýlmasý gerektiðini söylemiþtir. Koçeryan’ýn bu görüþleri Azerbaycan tarafýndan savunulan görüþlerin tamamen zýddýdýr ve MINSK Grubu aracýlýðýyla yürütülen görüþmeler için ümit verici deðildir. Buna karþýn Koçeryan’ýn Karabað sorunundaki bu sert tutumu Ermenistan’da muhalif partilerce tasvip edilmektedir.
Koçeryan söz konusu konuþmasýnýn son bölümünde ülkesinin Türkiye ile olan iliþkilerine de temas ederek þunlarý söylemiþtir:
‘Bu çerçevede Türkiye-Ermenistan iliþkileri üzerinde, daha ziyade iliþki olmamasý üzerinde, durmak istiyorum. Bu iliþkiler geçmiþin anýlarý tarafýndan gölgelenmiþtir. Bunlar soykýrým, sonuçlarý ve piþmanlýk duyulmamasýdýr. Günümüzde durum Türkiye’nin Ermenistan’a abluka uygulamasýyla daha da kötüleþmiþtir. Bana göre, bu çýkmazdan kurtulmak için, çok önemli olan iki esasý belirtmek istiyorum: Her þeyden önce geçmiþten miras kalan sorunlar hakkýnda pratik temas ve görüþmelerin geliþmesi çeþitli düzeylerde olmalý ve birbirini etkilememelidir. Ýkinci olarak Ermenistan-Türkiye iliþkileri üçüncü bir ülke (Azerbaycan) ile olan iliþkilerimizle koþullandýrýlmamalýdýr. Herhangi bir önkoþul olumlu beklentilere son verir.’
Bu kýsa metinde, muðlak ve müphem ifadelerle de olsa Ermenistan’ýn Türkiye’den olan talep ve þikayetlerin tamamý dile getirilmiþtir. Bunlar þu þekilde özetlenebilir: Türkiye’nin soykýrým ile suçlanmasý, soykýrýmýn sonuçlarýný (maddi tazminat, toprak verilmesi) kabul etmemesi, soykýrým için Ermeniler’den af dilememesi, Türkiye’nin Ermenistan’a ekonomik ambargo uygulamasý, Diaspora’nýn ve resmi olmayan kuruluþlarýn da Türkiye’den talepleri olabileceði ve görüþmeler yapabilecekleri ancak bunlarýn resmi temas ve görüþmeleri etkilememesi gerektiði, Türkiye’nin Azerbaycan’ý desteklememesi ve iki ülke iliþkilerinin normal hale getirilmesi için Türkiye’nin ileri sürdüðü önkoþullarýn (Karabað ve diðer Azerbaycan topraklarýnýn iþgaline son verilmesi, soykýrým iddialarýndan vazgeçilmesi, Türkiye’nin toprak bütünlüðünün ve sýnýrlarýnýn dokunulmazlýðýnýn tanýnmasý gibi) olumlu beklentilere son vereceði. Görüldüðü üzere Koçeryan’ýn bu sözleri Ermenistan ile bir süreden beri yapýlmakta olan görüþmelerin geleceði için ümit vermemektedir.
Diðer yandan Koçeryan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi önünde yaptýðý bu konuþmada ele aldýðý diðer konularda da sert ve uzlaþmaz bir tutum sergilemiþtir. Bir Ermeni yazar bu konuda ‘Koçeryan’ýn alýþýlmýþýn dýþýnda sert üslubunun bir devlet baþkanýndan ziyade bir tank taburu kumandanýna yaraþtýðý’ yorumunda bulunmuþtur.[5]
Ermeni Baþbakanýnýn Türkiye ile Ýliþkilere Ýliþkin Görüþleri
Ermenistan Baþbakaný Andranik Markaryan Mayýs ayý sonlarýna doðru ülkesinin Türkiye olan iliþkileri hakkýnda gazetecilere bazý bilgiler verdi. Önemini dikkate alarak bu konudaki haberin[6] çevirisini veriyoruz:
‘Türkiye’den toprak talebi sorunu Ermenistan Hükümetinin dýþ politikasý gündeminde deðildir. Ermenistan’ýn çabasý, önkoþul olmaksýzýn, Ankara ile diplomatik iliþki kurmaktýr; sorunlu konular daha sonra ele alýnabilir. Ermenistan halkýnýn milli çýkarlarý çerçevesinde, her þeyden önce, Ermenistan devletinin güçlendirilmesi, ekonomik refaha ulaþýlmasý ve sorunlara çözüm bulabilmek için uluslararasý alanda otoritesinin artmasý gereklidir. Karabað sorununun barýþçý bir çözümü, Osmanlý Türkiyesi’nde vuku bulan Ermeni soykýrýmýnýn uluslararasýnda tanýnmasý ve Ankara’dan tazminat olarak toprak alýnmasý ancak Ermenistan’da güçlü bir devlet kurulmasýndan sonra mümkündür...Ankara’dan tazminat olarak toprak almak istiyorsak bunu her yerde yüksek sesle dile getirmeye lüzum yoktur.’
Markaryan’ýn bu sözleri Ermenistan Türkiye’den toprak talebi olduðunu açýkça ortaya koymaktadýr. Ancak Ermenistan baþbakaný bu talebin gerçekleþmesini ülkesinin güçlenmesine býrakmaktadýr. Markaryan’a göre þu anda üzerinde durulmasý gereken Türkiye ile önkoþulsuz diplomatik iliþki kurmaktýr.
Diðer bir deyimle Ermenistan Baþbakaný soykýrým iddialarýndan ve toprak talebinden vazgeçmeden, Karabað ve diðer Azerbaycan topraklarýnýn çekilmeden Türkiye ile diplomatik iliþki kurulmasýný istemektedir. Diplomatik iliþki kurulduktan sonra tabii sýnýr kapýlarý açýlacak, Ermenistan Türkiye üzerinden ticaret yapacak, Türkiye ile sorunlarýný çözümlemiþ olmasýnýn getirdiði güven ortamýnýn etkisiyle, yabancý sermaye akýmý artacak ve Amerika Birleþik Devletleri ile Avrupa Birliði’nden daha fazla yardým alacaktýr. Bu þekilde güçlendikten sonra Türkiye’den tazminat olarak toprak istenmesi ve sözde Ermeni soykýrýmýnýn tanýnmasý gündeme gelecektir.
Uzun vadede Ermenistan’ýn Türkiye politikasý bu olduðu anlaþýlmaktadýr. Dýþiþleri Bakaný Oskanyan bu politikanýn birinci adýmýný oluþturan, Türkiye ile on koþulsuz diplomatik iliþki kurulmasý talebini yýllardan beri her fýrsatta dile getirmiþtir. Baþbakan Markaryan da bu kez politikanýn tamamýný açýklamýþtýr.
Bu konuda belirtilmesi gereken baþka bir husus, Türkiye’nin toprak bütünlüðü söz konusu olmasýna raðmen Markaryan’ýn sözlerine karþý Ankara’dan resmi bir tepki gelmemiþ olmasýdýr.
Türkiye’nin AGÝT Dönem Baþkanlýðý ve Ermenistan
Avrupa Güvenlik ve Ýþbirliði Teþkilatý (AGÝT) baþkanlýðý oy birliði ile seçilen bir üye ülke tarafýndan bir yýl süreyle yapýlmaktadýr. Avrupa Birliði’nde olduðu gibi bu teþkilatta da baþkanlýðý yapmýþ olan, yapmakta bulunan ve yapacak olan ülkelerin beraberce çalýþmasýný öngören ‘troyka’ sistemi mevcut olduðundan, 2007 yýlýnda baþkan olacak ülkenin 2004 yýlý sonunda belirlenmesi gerekmektedir. Bu arada Türkiye’nin 2007 yýlý için AGÝT baþkanlýðýna adaylýðýný koyduðu anlaþýlmaktadýr.
Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Vardan Oskanyan 14 Haziran 2004 tarihinde Vaþington’daki Stratejik ve Uluslararasý Ýncelemeler Merkezi’nde[7] Ermenistan’ýn ABD ve Avrupa ile geliþen iliþkileri konusunda verdiði bir konferanstan sonra, AGÝT konusundaki bir soruyu cevaplarken Türkiye’nin 2007 yýlýnda AGÝT baþkaný olmak istediðini, bu makama tek aday olduðunu, ancak Ermenistan’ýn kendisiyle diplomatik iliþki kurmamýþ bir ülkenin Karabað konusunda müzakereleri yürüten bir teþkilatýn baþkaný olmasýna müsaade edemeyeceðini, Ermenistan’ýn baþkan seçimleri için veto hakký bulunduðunu ve bu hakký kullanacaðýný söylemiþtir. Oskanyan bu kararlarýný AGÝT baþkanýnýn bazý hak ve ayrýcalýklarý bulunduðunu ve bunlarý Ermenistan’a karþý kullanabileceðini belirterek izah etmeye çalýþmýþ, diðer yandan Türkiye’nin bu bölgede (Kafkaslarda) son on iki yýlda denge gözetmeyen bir politika izlediðini, Azerbaycan’a karþý gösterdiði tartýþmasýz destek ve dayanýþma ile Karabað’a karþý tek yanlý tutumu dikkate alýndýðýnda Ermenistan’ýn, istese bile, Türkiye’nin bir yýl süreyle AGÝT baþkanlýðýný kabul edemeyeceðini belirtmiþtir.
Diðer yandan Oskanyan, Türkiye’nin baþkanlýðýný kabul etmeleri için birçok ülkeden baský göreceklerini ancak bunun Ermenistan için son derecede zor bir siyasi karar olacaðýný da belirtmek suretiyle, karþýlýðýný aldýklarý taktirde, Türkiye’nin baþkanlýðýna razý olabileceklerini de ima etmiþtir. Ermeniler’in bekledikleri karþýlýk diplomatik iliþkilerin kurulmasýdýr. Bu olamýyorsa sýnýrlarýn açýlmasýna da razý olabilecekleri anlaþýlmaktadýr.
Yaklaþýk bir ay sonra bir Ermeni web sitesinden[8] Türkiye’nin AGÝT baþkanlýðý için adaylýðýný geri çektiði öðrenilmiþtir. Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül bu konudaki bir soruyu, ‘veto’nun söz konusu olmadýðýný, AGÝT baþkanlýðýnýn yüklü bir gündemi bulunduðunu ve 2007 yýlýnýn Türkiye’de seçimlerin yapýlacaðýný, bu nedenle AGÝT konularýna gerekli zamaný ayýramayacaklarýný düþündüklerini söylemiþtir.[9]
Böylelikle Türkiye Ermenistan’ýn þantajýna boyun eðmemiþ ve þu sýrada Ermenistan ile sýnýrlarýn açýlmasýna ve/veya diplomatik iliþki kurulmasýna taraftar olmadýðýný açýklýkla göstermiþtir. Buna karþýn, AGÝT baþkanlýðýný yapmak gibi önemli bir uluslararasý görevden vazgeçmek durumunda kalmýþtýr.
Türkiye 1999 yýlýnda da AGÝT baþkanlýðýna adaydý. O sýralarda yeni seçilmiþ olan ve Türkiye’ye karþý saldýrgan bir politika izlemekte olduðu görülen Robert Koçeryan Türkiye’nin adaylýðýný veto edeceðini bildirmiþti. Türkiye AGÝT toplantýsýnýn Ýstanbul’dan baþka bir yerde yapýlmasýný veto edebileceðini hissettirince, baþta ABD olmak üzere, Batýlý devletlerin bakýsý sonunda Ermenistan tutumunu deðiþtirmiþ, Baþkan Koçeryan da Ýstanbul toplantýsýna katýlmýþtý. Türkiye’nin bu kez neden ayný yönteme baþvurmadýðý bilinmemektedir.
AGÝT konusunda üzerinde durulmasý gereken bir husus Rusya Federasyonu ve baþlýca müttefiklerinin bu teþkilatý açýkça eleþtirmeye baþlamýþ olmalarýdýr. Azerbaycan, Gürcistan ve Türkmenistan hariç, Baðýmsýz Devletler Topluluðu’nun diðer dokuz üyesi (Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Kýrgýzistan, Moldova, Rusya, Tacikistan, Ukrayna ve Özbekistan) 8 Temmuz 2004 tarihinde AGÝT’in Viyana’daki merkezinde açýkladýklarý bir bildiride AGÝT’i ‘içiþlere karýþmamak ve milli egemenliðe saygý göstermek gibi temel ilkelere riayet etmemekle’ tenkit etmiþlerdir.[10]
Bu alýþýlmamýþ giriþimin altýnda AGÝT’in, statüsü gereði, üye ülkelerde yapýlan seçimleri gözlemlemek için gönderdiði heyetlerin düzenledikleri raporlar vardýr. CIS üyelerinin hemen hepsinde ve bu arada özellikle Ermenistan’da[11] yapýlan seçimler usulsüzlüklerle doludur. CIS gözlemci heyetlerinin raporlarý bunlarý meydana çýkarmýþ ve dolayýsýyla seçimlerin meþruluðunu sorgulanýr hale getirmiþtir.
Bu arada, Baðýmsýz Devletler Topluluðu dokuz ülkenin yukarýda deðindiðimiz bildirisinin Rusya Federasyonu’nca telkin edildiði, Baþkan Putin’in geçen Mart ayýnda yeniden seçimi sýrasýndaki usulsüzlüklere AGÝT tarafýndan yöneltilen eleþtirilerden rahatsýz olduðu da anlaþýlmaktadýr.[12]
Rusya ve yakýn müttefiklerinin AGÝT’e karþý olan ve belki de uzun vadede bu teþkilattan ayrýlmalarýný öngören tutumu dikkate alýndýðýnda Türkiye’nin, AGÝT Zirve Toplantýsý için, yukarýda deðindiðimiz gibi vetosunu kullanmak usulüne baþvurmamasý, adý geçen teþkilata yeni bir sorun çýkarmamak bakýmýndan yararlý olmuþtur.
Diðer yandan ABD ve AB ülkeleriyle de iyi iliþkiler içinde olmayý dýþ politikasýnýn temel ilkesi olarak benimsemiþ olan Ermenistan’ýn Rusya’nýn serbest seçimlere önem vermeyen bu antidemokratik giriþimine destek olmasýný bu ülkelere nasýl açýklayacaðý merak konusudur.
NATO Zirve Toplantýsý Sýrasýnda Yapýlan Görüþmeler
Yukarýda belirttiðimiz gibi Ermenistan Devlet Baþkaný Koçeryan, Rusya Federasyonu Baþkaný Putin gibi, Ýstanbul’da yapýlan NATO Zirve Toplantýsý’na katýlmamýþtýr. Bu konuda bir soruyu cevaplayan Baþbakan Erdoðan, Türkiye’nin komþularýyla olan sorunlarýný çözümlemek gayreti içinde olduklarýný, her zaman ‘kazan kazan’ zihniyetiyle hareket ettiklerini, Ermenistan ile baðlarý korumak istediklerini, ancak Ermenistan kaçýyorsa bir yere kadar peþinden koþacaklarýný ifadeden sonra, soykýrýmla uðraþmanýn bir sonuç vermeyeceðini, bu konu ile tarihçilerin uðraþmasý gerektiðini ve geleceðin dünyasýný inþa etmekte yarar olduðunu ifade etmiþtir.[13] Üçlü toplantýdan sonra ise bir Ermeni gazetesinin sorusuna cevaben üçlü toplantýlara devamda fayda olduðunu, bu toplantýlarýn kazanan ve kaybeden olmayacak þekilde sorunlarýn çözümüne yardýmcý olacaðýný söylemiþtir.[14]
Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Vardan Oskanyan 29 Haziran 2004 tarihinde Ýstanbul’da yapýlan NATO Zirve Toplantýsý’nda ülkesini temsil etmiþ ayrýca Dýþiþleri Bakaný Gül ile ikili ve Azerbaycan Dýþiþleri Bakaný Mehmetyarov ve Abdullah Gül ile üçlü görüþmelerde bulunmuþtur. Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan’ý da ziyaret etmiþtir.
Oskanyan NATO Zirve Toplantýsý’nda yaptýðý konuþmada Türkiye’nin coðrafya bakýmýndan Kafkasya ile Avrupa arasýnda bir köprü oluþturduðunu, Türkiye’nin Kafkasya ülkeleri ile ayný sýnýrlarý paylaþan tek NATO ülkesi olduðunu, ayrýca artýk Kafkaslar’ýn Avrupa Birliði’nin ‘Yeni Komþuluk Giriþimi’ne dahil bulunduðunu, Ermenistan’ýn Avrupa ile baðlantýsýnýn Türkiye’den geçtiðini söylemiþ ve bu bölgenin gerçek komþuluk iliþkileri içine girmesi için Türkiye’nin, Azerbaycan ve Gürcistan ile olduðu gibi, Ermenistan ile de normal iliþkilere sahip olmasý gerektiðini, bunun Karabað sorunu üzerinde ölçülemeyecek kadar olumlu etkileri olacaðýný ifade etmiþtir.[15]
Görüldüðü üzere Ermenistan Dýþiþleri Bakanýnýn baþlýca kaygýsý Türkiye ile diplomatik iliþkiler kurulmasýný saðlamaktýr. Ayrýca bunun Karabað sorununun çözümüne katkýda bulunacaðýný iddia etmektedir. Oysa Ermenistan’ýn, Türkiye ile iliþkileri normal duruma geldikten sonra, Karabað sorununun çözümü için gayret göstermesi beklenmemelidir.
Oskanyan Abdullah Gül ile yaptýðý ikili görüþme hakkýnda gazetecilere ülkesinin Türkiye ile iliþkileri geliþtirmeyi arzu ettiðini, Ermenistan’ýn bu konuda gerekli iradeye sahip olduðunu söylemiþtir. Abdullah Gül ise Türkiye’nin de ayný iradeye sahip olduðunu, buna karþýn iki ülkenin hassas olduðu konular bulunduðunu, sorunlarýn çözümünün zaman alacaðýný ifade etmiþtir.[16]
Bir gazete[17] görüþmede Oskanyan’ýn, Türkiye ile Ermenistan arasýndaki sýnýrýn açýlmasýný gündeme getirdiði Gül’ün ise, Ermenistan’ýn, Türk kamuoyunu da rahatsýz eden ‘sözde soykýrým’ iddialarýndan ve anayasasýnda da yer alan Türkiye’den toprak talebinden vazgeçmesi gerektiðini ifade ettiði, ayrýca atýlacak küçük adýmlarla belirli bir sürecin baþlayabileceðini belirttiðini yazmýþtýr. Üçlü toplantýdan sonra dýþiþleri bakanlarý basýna açýklama yapmýþlardýr.[18]
Abdullah Gül, toplantýnýn gayet yararlý geçtiðini, amacýn AGÝT Minsk Grubu çerçevesinde yürütülen görüþmelere yardým etmek olduðunu, Güney Kafkasya’nýn kýsa süre önce AB’nin ‘Geniþletilmiþ Avrupa’ programýna alýndýðýný ve buna uygun politikalar geliþtirmesi gerektiðini, taraflarýn ayrýca ekonomik, siyasi ve diðer konularý görüþtükleri ve bu görüþmelerine devam edeceklerini söylemiþtir.
Vardan Oskanyan da toplantýyý yararlý ve yapýcý bulmuþ, daha önce bir gündem hazýrlanmamýþ olduðunu, uluslararasý ve bölgesel geliþmelerin konuþulduðunu, NATO’nun geniþlemesi ve AB’nin Geniþletilmiþ Avrupa Programý nedeniyle yeni parametreler belirlenmesinin çok önemli olduðunu belirtmiþtir.
Azerbaycan Dýþiþleri Bakaný Elmay Mehmetyarov ise taraflarýn Karabað sorunundaki tutumlarýný bir kez daha açýkladýklarýný ifadeden sonra Türkiye’nin Karabað barýþ sürecine aktif olarak katýlmasýnýn ele alýndýðýný, bunun için özel bir mekanizma üzerinde mutabýk kalýndýðýný ve üçlü görüþmelerin süreceðini söylemiþtir.
Ermenistan Dýþiþleri Bakanýnýn bu görüþmelerden sonra bir Ermeni gazetesine verdiði mülakatta[19] Ermenistan’ýn tutumuna daha açýklýk kazanmýþtýr.
Oskanyan, gerek Abdullah Gül gerek Baþbakan Erdoðan ile temaslarýnýn gayet samimi bir hava içinde geçtiðini, adý geçenlerin Ermenistan’a karþý tutumunun gereðinden fazla sýcak olduðunu belirtmiþtir. Ermeni Bakanýn, Devlet Baþkaný Koçeryan’ýn ve Baþbakan Markaryan’ýn yukarýda deðindiðimiz sözlerine ve Ermenistan’ýn Türkiye’nin AGÝT baþkanlýðýný engellemesine raðmen Türkiye Baþbakan ve Dýþiþleri Bakanýnýn kendisine sýcak davranmasýný þüphe ile karþýladýðý anlaþýlmaktadýr.
Oskanyan bu mülakatta Türkiye’nin Ermenistan ile iliþkilerini iyileþtirmek için büyük bir arzu içinde olduðunu ancak bu konuda Türkiye’de siyasi irade bulunmadýðýný söylemiþ ve Ermenistan’ýn Türkiye ile iliþkilerini önkoþullara baðlý olmaksýzýn normalleþtirmek istediðini tekrarlamýþtýr. Ayrýca Üçlü Toplantý’nýn sadece Karabað ile ilgili olmayýp daha geniþ konularý kapsadýðýný da vurgulamýþtýr.
Oskanyan ayrýca Ermenistan’ýn Türkiye’ye ihtiyacý olmadýðýný, ambargoya raðmen Ermenistan ekonomisinin geliþmeye devam ettiðini, o nedenle Türkiye ile iliþkilerin iyileþtirilmesinin Ermenistan için bir ölüm kalým meselesi olmadýðýný, sadece komþularýyla normal iliþkiler içinde olmamak istediklerini söylemiþtir. Diðer yandan, soykýrým iddialarý, toprak talepleri gibi Türkiye ile Ermenistan arasýndaki ciddi sorunlarýn varlýðýna hiç deðinmeden, Türkiye ile normal iliþki kurulmasý için bir engel göremedikleri de belirtmiþtir.
Son olarak Oskanyan, Türkiye’nin de, ekonomik ve siyasi bakýmdan, Kafkaslar’da varlýðýný göstermek açýsýndan Ermenistan ile olan sýnýrlarýný açmaya ve iliþkilerini geliþtirmeye ihtiyacý olduðunu iddia etmiþtir. Ancak Türkiye Kafkaslar’da, Rusya Federasyonu, Gürcistan, Azerbaycan ile iyi iliþkiler içinde olduðundan, Kafkaslar’daki varlýðý Ermenistan’a baðlý deðildir. Ermenistan mevcut sorunlarý çözümlemek arzusu, Ermenistan’ýn siyasi veya ekonomik bakýmdan özel bir önemi olduðundan deðil, ilke olarak bütün komþularýyla iyi iliþkiler içinde olmak arzusunun bir sonucudur.
Sonuç olarak NATO Zirve Toplantýsý sýrasýnda Ermenistan ile ikili ve üçlü olarak yapýlan görüþmelerde, taraflarýn bilinen tutumlarýnda deðiþiklik olmadýðý için bir sonuç alýnamadýðý anlaþýlmaktadýr. Buna karþýlýk, özellikle üçlü görüþmelere devam edilmesi kararýnýn alýnmýþ olmasýný olumlu bir geliþme olarak deðerlendirmek gerekmektedir.
Bu arada bir olaya daha temas etmekte yarar vardýr. Bir Türk gazetesi[20] Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül’ün bir AKP toplantýsýnda, üçlü görüþmelerde Oskanyan’ýn ‘Karabað dýþýndaki topraklardan çekilebiliriz’ dediðini, bunun Azerbaycan Dýþiþleri Bakaný Mehmetyarov tarafýndan olumlu karþýlandýðýný ve böylelikle Ermeni sorunun çözümünde önemli bir adým atýldýðýný söylediðini yazmýþtýr. Oskanyan bunun gerçeðe uymadýðýný söylemiþ,[21] Ermenistan Dýþiþleri Bakanlýðý da bu haberi kesinlikle yalanlamýþtýr.[22] Azerbaycan Dýþiþleri Bakanlýðý ise bu konuda bir yorum yapmamýþ ve üçlü toplantýnýn danýþma niteliði taþýdýðý belirtmekle yetinmiþtir.[23]
Ermeni Sorunu Baðlamýnda Türkiye- Fransýz Ýliþkileri
Fransa’da son aylarda yapýlan yerel seçimler ve özellikle Avrupa Parlamentosu seçimleri baþlýca Fransýz siyasý partilerinin Türkiye’nin Avrupa Birliði’ne tam üye olmasýna karþý olduklarýný ortaya koymuþtur.
Buna karþýn Cumhurbaþkaný Chirac, AB Komisyonu’nun raporu olumlu olduðu taktirde Türkiye ile katýlým müzakerelerin baþlamasý gerektiðini, ancak müzakerelerin çok uzun süreceðini belirterek Türkiye’nin üyeliðinin güncel bir konu olmadýðýný ifade etmektedir.
Türkiye’nin AB üyeliði aleyhinde Fransa’da oluþan olumsuz kanýnýn nedenleri ayrý bir inceleme konusudur. Burada, kýsaca, Fransa’da yaþayan ve büyük kýsmý Kuzey Afrikalý Arap olan yaklaþýk 5 milyon Müslümanýn, eðitim düzeyi düþük, suç oraný yüksek ve genelde Fransa’ya entegre olamayan bir toplum olmasýnýn Fransýz kamuoyunu çok rahatsýz etmiþ olduðunu belirtelim. Türkiye’nin AB üyeliði Fransa’da þimdiye kadar kayda deðer bir tepki yaratmazken, Türkler ile Müslümanlarýn bir tutulmasý sonucunda, son seçimlerde, özellikle iktidar partileri, Türkiye’nin AB üyeliðine karþý çýkarak puan toplamaya çalýþmýþlardýr. Muhalefetteki Sosyalist Parti de, sözde Ermeni soykýrýmýný bahane ederek, onlarý izlemiþtir.[24] Kýsaca Fransa’daki Türkiye’nin üyeliðine karþý çýkýlmasý iç siyaset sorunlarýndan ileri gelmiþtir.
Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan Fransýz’da Türkiye’nin Avrupa Birliði üyeliði aleyhindeki bu havayý dikkate alarak 19–21 Temmuz 2204 tarihlerinde bu ülkeye bir ziyaret yapmýþ ve Türk görüþlerini açýklamýþtýr.
Basýn haberlerine göre[25] Cumhurbaþkaný Chirac Avrupa üyeliði konusunda Fransa’nýn Türkiye’ye verdiði desteði teyit etmiþtir. Buna karþýn Erdoðan’ýn diðer temaslarýnda bu tür bir destek görülmemiþtir. Hükümet ortaðý partilerden UDF’nin Baþkaný François Bayrou ‘En az söylenebilecek husus Türkiye’nin bir Avrupa toplumu olmadýðýdýr’ sözleriyle eskiden beri Türkiye’nin adaylýðýna olan karþýtlýðýný tekrar etmiþtir. Hükümetin diðer ortaðý olan ve Türkiye’ye adaylýk deðil ve ‘ayrýcalýklý bir ortaklýk’ verilmesi gerektiðini savunan UMP yetkileri ise bu konuda konuþmamayý tercih etmiþlerdir Sosyalist Partisi Baþkaný François Hollande ise Türkiye’nin Avrupa Birliði üyeliðine karþý olmadýðýný ifade etmekle beraber bu üyeliðin gerçekleþmesini insan haklarýnda, demokrasi uygulamalarýnda ve Ermeni soykýrýmý konusunda yapýlacak olan ilerlemelere baðlamýþtýr.[26]
Ermeni soykýrýmý konusunun, François Hollande hariç, Baþbakanýn diðer görüþmelerinde önemli bir yer tutmadýðý anlaþýlmaktadýr. Buna karþýn Baþbakanýn 20 Temmuz 2004 tarihinde düzenlediði basýn toplantýsýnda kendisine sorulan on beþ sorudan beþi Ermeni sorunu ile ilgili olmuþtur.[27] Baþbakan bu sorulara, özetle, sözde Ermeni soykýrýmý konusu tarihçilerin uðraþmasý gerektiði, bu tür sorunlar yerine geleceðin inþasý ile uðraþmakta yarar bulunduðu Ermeni Diasporasý’nýn sözde Ermeni soykýrýmýnýn gündemde kalmasýna çalýþtýðý, ancak bunun Ermenistan için yararlý olmadýðý, bu tür kampanyalar devam ettiði sürece Türkiye-Ermenistan ikili iliþkilerinin geliþemeyeceði, Türkiye’ye karþý karalama kampanyasýna son verdikleri taktirde Türkiye ve Ermenistan arasýndaki sýnýr kapýlarýnýn açýlabileceði þeklinde cevap vermiþtir.[28]
Baþbakan Erdoðan’ýn Fransa ziyareti bu ülkedeki Ermeni örgütlerinin aleyhte eylemlerine de neden olmuþtur. Taþnak ve Ramgavar Partileri yayýnladýklarý bildirilerde[29] Türkiye Kýbrýs’ý iþgale devam ettiði, Kürt halkýnýn haklarýný tanýmadýðý ve Ermeni soykýrýmýný inkar ettiði için Avrupa Birliði’ne üye olamayacaðýný belirtmiþlerdir. Fransa’daki Taþnak Örgütü’nün baþý Mourad Papazian Cumhurbaþkaný Chirac’ýn Baþbakan Erdoðan’a Türkiye’nin neden Avrupa Birliði’ne üye olamayacaðýný açýkça söylemesini istemiþ ve kendi düþüncelerine göre Türkiye ile müzakerelerin süresiz ertelenmesi gerektiðini ifade etmiþtir.
Bu arada tanýnmýþ þarkýcý Charles Aznavour da Türkiye Avrupa Birliði’ne girmek istiyorsa Almanlar gibi yapmasý gerektiðini (sözde soykýrýmý tanýmasý gerektiðini) Ermenilerin seksen yýl sustuðunu ancak bulun artýk bittiðini, þimdi Türkiye’nin mea culpa yapmasýnýn (suçunu itiraf etmesi) zamanýnýn geldiðini, hükümetlerin bir halkýn þerefini ticari çýkarlar için feda etmeyeceðini ümit ettiðini söylemiþtir.
Ermeniler ayrýca 20 Temmuz 2004 tarihinde Paris’in Trocadero meydanýnda büyük bir protesto mitingi düzenlemiþlerdir.[30]
Ermeni soykýrýmý iddialarýnýn Türkiye’nin Avrupa Birliði üyeliðini ne derecede etkilediðine gelince, Fransýz Taþnak Partisi’nin Nisan ayýnda Louis Harris Enstitüsü’ne yaptýrdýðý bir kamuoyu yoklamasýna göre[31] Türkiye’nin Avrupa Birliði’ne girmesini istemeyenlerin oraný %53 isteyenlerin ise %39’dur. Ayný yoklamada Türkiye Ermeni soykýrýmýný tanýrsa bunun Avrupa Birliði’ne giriþini kolaylaþtýrýp kolaylaþtýrmayacaðý hakkýndaki bir soruya %49 kolaylaþtýrmayacaðý, % 45 ise kolaylaþtýracaðý þeklinde cevap vermiþlerdir.
Buna göre Türkiye’nin sözde Ermeni soykýrýmýný tanýmasý veya tanýmamasýnýn Avrupa Birliði üyeliði konusunda Fransa’da kayda deðer bir etki yapmadýðý görülmektedir. Buna karþýn Fransýz halkýnýn çok büyük bir çoðunluðunun Ermeniler’in soykýrýma uðradýðýna inandýðýný kaydetmekte yarar vardýr.
Bu inanç 2001 yýlýnda Fransýz Parlamentosu’nun bir kanun çýkararak sözde Ermeni soykýrýmýný tanýmasýna yol açmýþtýr.[32] Bu kanun Ermeni soykýrým iddialarýný kabul etmeyenlere karþý bir yaptýrým içermediðinden Fransýz Ermenileri bu hususta da bir kanun kabul edilmesine çalýþmýþlardýr. Sonunda Sosyalist Parti bu konuda bir kanun teklifinde bulunmayý kabul etmiþ[33] ve 148 imza ile bu Meclise bir tararý sunmuþtur. Ýktidardaki UMP Partisi de 64 imza ile benzer bir teklifte bulunmuþtur.[34] Hem iktidar hem de muhalefet tarafýndan desteklendiðine göre, normal koþullarda, söz konusu tasarýlarýn kanunlaþmasý ve ondan sonra Fransa’da Ermeni soykýrýmý olmadýðýný söylemek veya yazmanýn suç sayýlmasý beklenmektedir.
Fransýz Ermenileri bir yandan yukarýda deðindiðimiz kanunu çýkartmaya uðraþýrken diðer yandan bu kanun olmadan da, Ermeni soykýrýmýný tanýmayanlarý mahkûm ettirmek gayreti içine girmiþlerdir.
Fransa’daki Ermeni Davasýný Savunma Komitesi 9 Temmuz 2004 tarihinde Paris Mahkemesi’ne müracaat ederek, Türkiye’nin Paris Baþkonsolosluðu Ýnternet sitesinde ‘Ermeni Ýddialarý ve Tarihi Olaylar’ baþlýðý altýnda, on soru ve on cevap þeklinde Ermeni ‘soykýrýmýný’ inkâr eden bir metnin yer aldýðýný belirterek, Türkiye Baþkonsolosunun Ermeni soykýrýmýný bir kanunla tanýmýþ olan Fransa’da bu soykýrýmý inkâr eden propaganda yaptýðý için mahkum edilmesini ve Baþkonsolosluðun Ýnternet sitesinin de kapatýlmasýný istemiþtir.[35]
30 Ocak 2001 tarihinde Cumhurbaþkaný Chirac tarafýndan onaylanarak yürürlüðe giren kanun þöyledir: ‘Fransa 1915 Ermeni soykýrýmýný açýkça tanýr. Yukarýda deðindiðimiz gibi, kanun soykýrým iddialarýný kabul etmeyenlere karþý bir yaptýrým içermemektedir. ‘Kanunsuz suç ve ceza olmaz’ þeklinde ifade edilen temel hukuk kuralý nedeniyle de bu kanuna göre kimsenin mahkûm edilmemesi gerekir. Durum böyle iken Paris Mahkemesi’nin Ermeniler’in ivedilik taleplerini dikkate alarak dava için 11 Ekim 2004 tarihini tespit etmesi[36] hayretle karþýlanmýþtýr. Kaldý ki konsolosluklarýn görev ve ayrýcalýklarýný saptayan 1964 tarihli Viyana sözleþmesine göre Türkiye’nin Paris Baþkonsolosu’nun bu tür siyasi amaçlý bir davada yargýlanmamasý gerekir. Son olarak, Ermenilerin yakýndýklarý ‘Ermeni Ýddialarý ve Tarihi Olaylar’ yýllardan beri broþür halinde daðýtýlmakta ve Türkiye büyükelçiliklerinin veya konsolosluklarýnýn diplomatik sitelerinde yayýnlanmaktadýr. O nedenle mahkemenin Ermenilerin ivedilik taleplerinin mahkemece kabulü de hatalý görülmektedir.
Basýn haberlerine göre duruþmaya katýlmasý için Paris Baþkonsolosu Aydýn Sezgin’e yapýlan tebligat, konsolosluk dokunulmazlýklarýna aykýrý olduðu gerekçesiyle iade edilmiþtir[37]. Propaganda amaçlý bu davaya Baþkonsolosun katýlmamasý yerinde bir karar olmakla beraber tebligatýn reddedilmesi davanýn görülmesini durdurmayacaktýr. Davadan herhangi bir mahkûmiyet kararý çýkmasý halinde bu Ermeni tezlerinin doðruluðunun tarafsýz bir mahkeme tarafýndan da tasdik edildiði þeklinde kamuoyuna takdim edilecektir. Diðer yandan mahkemenin AB Komisyonu’nun Türkiye hakkýndaki raporunu vereceði tarihlere rastlamasý, ve mahkeme mahkumiyete karar verirse bunun AB raporunun müzakeresini etkilemesi de olasýdýr.
[1] Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 12–13, ss. 13, 14.
[2] Noyan Tapan, 21 Haziran 2004.
[3] Armenpress, 14 Haziran 2004.
[4] Armenpress, 24 Haziran 2004.
[5] David Petrosyan, ‘About an Opinion Poll and the Strasbourg Speech of the Armenian President’, The Noyan Tapan Highlights, 26 Temmuz 2004.
[6] Arminfo, 26 Mayýs 2004.
[7] Center For Strategic and International Studies (CSIS)
[8] California Courrier Online, 15 Temmuz 2004.
[9] Anadolu Ajansý, 17 Temmuz 2004.
[10] MosNews Russia, 9 Temmuz 2004 ve Armenews, 12 Temmuz 2004.
[11] Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 8, ss. 19–28; Sayý 9, ss. 10–13.
[12] Armenews, 12 Temmuz 2004.
[13] Milliyet, 26 Haziran 2003.
[14] Mediamax News Agency, 29 Haziran 2004.
[15] Ermenistan Dýþiþleri Bakanlýðý Basýn Bildirisi, 29 Haziran 2004.
[16] Anadolu Ajansý, 28 Haziran 2004.
[17] Hürriyet, 29 Haziran 2004.
[18] Armenpress ve Azertag, 28 Haziran 2004.
[19] Haykakan Zhamanak, 1 Temmuz 2004.
[20] Zaman, 3 Temmuz 2004.
[21] Asbarez, 7 Temmuz 2004.
[22] Arminfo, 8 Temmuz 2004.
[23] Armenpress, 6 Temmuz 2004.
[24] Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 12–13. ss. 22, 23.
[25] Le Monde, 20 Temmuz 2004.
[26] Le Monde, 22 Temmuz 2004.
[27] Asbarez, 21 Temmuz 2004.
[28] Anadolu Ajansý, 20 Temmuz 2004.
[29] Le Comité de Defense de la Cause Arménienne (CDCA) 12, 15, 17 ve 20 Temmuz 2004 tarihli bildiriler.
[30] Bu mitinge kaç kiþinin katýldýðý hakkýnda çeliþikli bilgiler vardýr. Ermeniler (CDCA, 21 Temmuz 2004) 2500 kiþiden söz ederken Zaman gazetesi (21 Temmuz 2004) mitingde 400 kiþinin bulunduðunu bildirmektedir.
[31] CDCA, 13 Mayýs 2004.
[32] Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 1. ss. 10–20.
[33] Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 12–13. ss. 22–23.
[34] CDCA, 30 Haziran 2004.
[35] CDCA, 9 Temmuz 2004.
[36] CDCA, 19 Temmuz 2004.
[37] Halka ve Olaylara Tercüman, 18 Aðustos 2004.
| |