AnasayfaÝletiþim
  
English



E-B�lten �yeli�i

G�nl�k b�ltenimize �ye olmak i�in a�a�daki alanlar� doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERG� SAYILARI

Belgeler


ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 2, Haziran-Temmuz-Aðustos 2001

 
Yurtdýþýnda görev yaparken terörist saldýrýlar sonucu yaþamlarýný yitiren veya yaralanan kamu görevlileri için 28 Mayýs 2001 tarihinde Ankara Palas'ta düzenlenen madalya töreninde yapýlan konuþmalar

Cumhurbaþkaný Ahmet Necdet SEZER'in konuþmasý
The Speech of President Ahmet Necdet SEZER

"Deðerli Konuklar,

Dýþiþleri Bakanlýðýnýn Deðerli Mensuplarý,

Yurtdýþýnda görev baþýndayken teröre kurban verdiðimiz 34 þehidimiz ile terörist saldýrýlar sonucu malul kalan 3 kamu görevlimize Türkiye Cumhuriyeti Devlet Övünç Madalyasý, bu terör olaylarýnda yaralanan 16 kamu görevlimize de Dýþiþleri Üstün Hizmet Plaketi vermek, þehitlerimize ve kamu görevlilerimize þükran ve takdir duygularýmýzý yinelemek için burada toplanmýþ bulunuyoruz.

Devletimizin, yurtdýþýnda kutsal görevlerini canlarý pahasýna yerine getiren yurttaþlarýna olan þükran duygularýný, gecikmiþ de olsa, bu madalyalar ve beratlarla tarihe geçirmesini gerekli ve anlamlý bir adým olarak görüyoruz.

Dýþ politikamýzýn temel ögesi, barýþýn ve insanlýk deðerlerinin savunulmasýdýr. Kuruluþundan bu yana barýþçý politikalar izlemiþ, bölge ve dünya barýþýna katkýlarda bulunmuþ olan Türkiye ve Dýþiþleri Bakanlýðý görevlileri, ne yazýk ki yalnýzca Türk düþmanlýðýyla beslenen baðnaz terörist gruplarýn hedefi olmuþtur. Ýnsanlýktan ve gerçeklerden uzak bir dünyada yaþayan terörist saldýrganlar, insanlarý kolay hedefler olarak seçmiþler, savunmasýz ve suçsuz insanlarý öldürerek amaçlarýna ulaþacaklarýný sanmýþlardýr.

Bu acýmasýz saldýrýlar, yüreðimizde derin yaralar açmýþ, ancak Türk insanýnýn yurtseverliðini, yurduna baðlýlýðýný ve özverili çalýþma anlayýþýný hiç eksiltmemiþtir.

Türkiye, terörle hiçbir yere varýlamayacaðýný, terörizme karþý uluslararasý düzeyde iþbirliði yapýlmasý ve önlem alýnmasý gerektiðini her fýrsatta anlatmakta ve kabul ettirmeye çalýþmaktadýr.

Türkiye'yi uluslararasý düzeyde yalnýzlýða itme çabalarýnýn yoðunlaþtýðý bu dönemde, ülkemizin çýkarlarýný kanlarýyla savunmuþ olan görevlilerimizi anmamýzýn daha çok anlam kazandýðýný düþünüyoruz. Çünkü, geçmiþte yaþadýðýmýz bu acý olaylarý bilinçli bir biçimde anýmsarsak bugün atmamýz gereken adýmlarý, izlememiz gereken yolu daha iyi belirleyebiliriz.

Türk diplomasisi, her zaman güç koþullar içinde görev yapmaktadýr. Ancak diplomasimiz, deðerli, iyi yetiþmiþ, ülkesine ve devletine olan görevini her þeyin üstünde tutan kadrolarýyla bu güçlükleri aþabilmektedir.

Ulusumuz, yitirdiði deðerli evlatlarýnýn acýsýný yüreðine gömmüþtür. Emekli Büyükelçi Sayýn Bilal Þimþir, "Þehit Diplomatlarýmýz" adlý yapýtýnda "Gözyaþlarýmýzý içimize akýtarak görev baþýna döndük. Ýyice bilenmiþ, çelikleþmiþ ve bir kat daha güçlenmiþ olarak þehitlerimizin býraktýðý yerden iþe devam ettik, kendimizi yoðun çalýþma temposuna býraktýk. Ama iþe dalýnca þehitlerimizi hiç unutmadýk" diyor.

Bu sözler, görevlilerimizin nasýl bir anlayýþla ve dayanma gücüyle çalýþmalarýný sürdürdüklerini çok iyi özetlemektedir.

Deðerli konuklar,

Bu fýrsattan yararlanarak, üstün görev anlayýþý, yurtseverlik duygusu ve özveriyle çalýþan ve ülkemizi dünyanýn her köþesinde baþarýyla temsil eden Dýþiþleri Bakanlýðý görevlilerine teþekkür etmek isterim.

Yurtdýþýnda teröre kurban verdiðimiz þehitlerimizin deðerli anýlarý, terörist saldýrýlar sonucu yaralanmýþ olan görevlilerimizin özverileri hiçbir zaman unutulmayacaktýr.

Ülkemizi yurtdýþýnda temsil ederken þehit olan, baþta Dýþiþleri mensuplarýmýz olmak üzere tüm görevlilerimizi ve onlarýn yakýnlarýný rahmetle anýyor, hepinize esenlikler diliyorum."


Dýþ Ýþleri Bakaný Ýsmail CEM'in konuþmasý /
The Speech of Minister of Foreign Affairs Ýsmail CEM

Sayýn Cumhurbaþkaným, þehitlerimizin, malullerimizin, yaralanmýþ mensuplarýmýzýn deðerli aileleri...

Bugün burada þehitlerimizi anmak malullerimize ve Türkiye için yaralanmýþ olanlara, Türkiye adýna yaralanmýþ olanlara þükranýmýzý sunmak için bir aradayýz. Þehitlerimizi anmaktayýz, þükranýmýzý sunmaktayýz ama ayný zamanda kendilerini örnek almaktayýz. Þehidimizden, malulümüzden, yaralanmýþ arkadaþýmýzýn cesaretinden güç almaktayýz, güç bulmaktayýz. Türkiye'mize karþý zaman zaman bu tarz insanlýk dýþý giriþimler en büyük nimet olan, Allah'ýn verdiði en büyük nimet olan insan hayatýna kasteden giriþimler olmuþtur, umarýz hiç olmaz gelecekte, ama olabilecektir. Ama herkes görmüþtür ve görmelidir ki Türkiye'mizin düþüncesi, Türkiye'mizin siyaseti, Türkiye'mizin tercihi bu tarz saldýrýdan dolayý hiçbir zaman deðiþmemiþtir ve deðiþmeyecektir. Þehitlerimizin sadece bize deðil, ama dünyaya gösterdiði budur.

Eðer bir millet kendi geleceði adýna, kendi esenliði adýna hayatýný ortaya koyabilecek, en zor en tehlikeli koþullarda kendini feda edebilecek insanlara sahipse, evlatlara sahipse, o milletin iradesini saptýrtmak, o milletin tercihini deðiþtirtmek mümkün deðildir. Bunu kendi canlarý pahasýna ispat etmiþ olan arkadaþlarýmýzý, mensuplarýmýzý anmaktayýz, bunu kendi canlarýný ortaya atarak ve ne mutlu demeye insanýn dili varmýyor, ama kendi canlarýný ortaya koymuþ ama yararlý olarak gene bizim aramýzda kalabilmiþ, malul olarak kalabilmiþ insanlarýmýz sayesinde söylemekteyim. Tabii bunlarý söylerken, þehitlerimizin, malullerimizin, yaralanmýþ arkadaþlarýmýzýn ailelerini düþünmekteyim. Çünkü en büyük acýyý elbette onlar hissetti, ve bu acýyla yaþadý ve bu acýyla bize, insanýmýza güç kattý. Ýnsanýmýzýn kendine olan inancýný , milletimizin kendine olan inancýný pekiþtirdi.

Þehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, malullerimize, yaralýmýza þükranýmý sunuyorum ve Türkiye'mizin her zaman bu insanlarýmýz sayesinde her zaman en güçlü olacaðý inancýný yineliyorum.

Saðolun Efendim
     


Dýþiþleri Bakanlýðý Müsteþarý Sayýn Faruk LOÐOÐLU'nun Dýþiþleri Þehitleri Günü vesilesiyle 28 Mayýs 2001 tarihinde düzenlenen törende yaptýðý konuþma
   
 
Aziz þehitlerimizin deðerli aileleri,
Saygýdeðer temsilciler,
Deðerli Mesai arkadaþlarým,

1973-1994 yýllarý arasýnda Ermeni teröristler ve iþbirlikçiler tarafýndan görevleri baþýnda 34 diplomatýmýz ve aile ferdi þehit edildi. Onlar hepimizin gönlünde taht kuran dostumuz, mesai arkadaþýmýz, evladýmýz, eþimiz ve kardeþimiz idi. Hepsinin acýsýný yüreðimizde derinden hissediyor, þehitlerimizin manevi anýlarý önünde þükranla eðiliyoruz. Kimisi mesleðinin doruðundaydý, kimi henüz hayatýnýn baharýndaydý. Kimi henüz çocuk yaþtaydý ve babasý devlet görevlisi olduðu için katledilmiþti. Þehitlerimiz arasýnda tek suçu diplomat eþi olmak olanlar vardý. Ama hepsi kendilerini bu ülkeye adamýþlar ve vatanýmýz için can vermiþlerdi. Kanlý Ermeni terörü hiçbir ayýrým yapmadan onlarý katletti. Deðerli büyüðüm Emekli Büyükelçi Bilal Þimþir' in "Þehit Diplomatlarýmýz" adlý eseri bu trajediyi tüm boyutlarýyla gözler önüne seren, ibret dolu bir belge niteliðindedir. Bu eseri herkes dikkatle okumalýdýr.

Bu acýmasýz saldýrýlar Türk ulusunu ve Dýþiþleri camiasýný asla yýldýrtamamýþtýr. Þehit ailelerinin en aðýr bedelini ödediði, ülkemizin birlik ve toprak bütünlüðünü hedef alan her türlü þer odaðýna karþý mücadelemiz kararlýlýkla sürecektir. Bu, Türk devletinin aziz þehitlerimiz ve ailelerine manevi borcudur. Bugün saygý ve þükranla andýðýmýz bu 34 kiþi Türkiye Cumhuriyeti'nin þehitleridir. Onlara yalnýzca Dýþiþleri olarak deðil, tüm devlet kurumlarý ve ulus olarak sahip çýkmalý ve anýlarýný yaþatmalýyýz.

Meslektaþlarýmýzý ve aile fertlerini katleden soykýrýmcý teröristler ve onlarýn destekçileri, bugün de ülkemizi hedef alan eylemlerini her alanda yaymak için çaba harcamaktadýrlar. Kýsýr oy kaygýlarýyla tarihi çarpýtan, çocuklarýn ve gençlerin önyargý, kin, nefret ve þiddet duygularýyla yetiþmeleri için çaba gösteren zihniyetin çaðýmýzda yeri olamaz. Tarih ancak tarihçilerin ciddi ve kapsamlý araþtýrmalarla bir sonuç elde edebilecekleri bir bilim dalýdýr. Tarih hakkýnda kulaktan dolma çarpýtýlmýþ bilgilerle bir deðerlendirme yapmak parlamentolarýn ve siyasetçilerin görevi olamaz. Aksi takdirde bu hem tarihe hem de tarihçilere saygýsýzlýk olur.

Devletimizin ve ulusumuzun gücü ve kararlýlýðý, ülkemiz üzerinde karanlýk emeller besleyen bazý güçleri ve ortaklarýný daldýklarý bu anlamsýz rüyadan uyandýracaktýr.

Saygýdeðer þehit aileleri,

Bizler, her sene olduðu gibi, boþ hayaller peþinde koþup Türkiye'yi parçalayabileceklerini sananlarýn bir kez daha yanýldýklarýný kendilerine hatýrlatmak için þehitlerimizin baþucunda buluþtuk.

Aziz hatýralarý önünde saygý ile eðilirken, onlara Allah'tan rahmet, acýlý ailelerine, dostlarýna, mesai arkadaþlarýna en içten duygularýmla sabýr ve metanet diliyor, þükranlarýmý sunuyorum.
     


Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü'nün açýlýþý ve Ermeni Araþtýrmalarý Dergisi'nin birinci sayýsýnýn yayýnlanmasý münasebetiyle 12 Haziran 2001 tarihinde düzenlenen toplantýda yapýlan konuþmalar:
 

Prof. Dr. Ümit ÖZDAÐ, Avrasya Stratejik Araþtýrmalar Enstitüsü Baþkaný President, Centre for Eurasian Strategic Studies

"Sayýn Bakaným, Sayýn Milletvekilleri, deðerli öðretim üyeleri, deðerli misafirler,

ASAM Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü' nün açýlýþý için düzenlenen bu toplantýya katýlarak bize verdiðiniz destekten dolayý ASAM Yönetim Kurulu adýna hepinize içten saygýlarýmý sunarým, teþekkürlerimi ifade ederim. Hoþ geldiniz.

Ermeni diasporasýnýn bir bölümünün 1970'li yýllarýn baþýnda baþlattýðý ve 1990'larda Ermenistan'ýn da dahil olduðu Türkiye' ye yönelik terörist, ideolojik, politik, psikolojik savaþ 30 yýldan bu yana kesintisiz olarak sürmektedir. Ülkemizi bu savaþta savunan bütün kiþi ve kurumlar, bu görevi büyük bir baþarý ve fedakarlýk ile ancak çoðu kez, asli vazifelerinden geriye kalan vakitlerinde gerçekleþtirmiþlerdir.

Bu husus, insanýn kulaðýna ne kadar garip gelse de, ne yazýk ki doðrudur. Türkiye' ye karþý yürütülen mücadele, saldýrganlarýn koordineli ve uzun vadeli çalýþmalarýný örgütleyen karargahlar tarafýndan yönetilirken, Türkiye herhangi bir koordinasyon merkezine dahi sahip olmadan bugüne kadar gelebilmiþtir.

Ancak önümüzdeki dönemde Türkiye' ye yönelik bu saldýrýlara imece usulü yaklaþýmlarýyla karþý koymak mümkün deðildir.

Türkiye'nin ve Türk Ulusu'nun onurunu, bütün dünyada etkili olarak savunmasý ancak tek misyonu bu savunma olan bir kuruluþ tarafýndan baþarýlabilir.

Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü 30 yýl önce kurulmasý gereken bir kurum olmasýna raðmen, ancak þimdi onur verdiðiniz bu toplantýyla çalýþmalarýna baþlamýþtýr.

ASAM, Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü' nün kuruluþunda öncülük yapan kurum olmakla birlikte, Enstitü' nün kuruluþuna Yüksek Öðretim Kurulu baþta olmak üzere birçok kurum ve kiþi sonsuz destek vermiþtir. Huzurunuzda bütün bu kurum ve kuruluþlara teþekkür ediyorum ve Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü' e baþarýlý bir çalýþma dönemi diliyorum.

Saygýlarýmla."



Ömer E. LÜTEM, Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü Baþkaný
Director, The Institute for Armenian Studies

Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü bir ihtiyaçtan doðmuþtur. Bu ihtiyaç, yýllardan beri süre gelen ve son zamanlarda þiddetini de arttýrmýþ görülen Türkiye'yi karalama kampanyasýna bilimsel alanda ve devamlý bir þekilde cevap verilmesi ihtiyacýdýr.

Türkiye'ye yönelik Ermeni propagandasý þu anda doruk noktasýna varmýþ bulunmaktadýr. Bu propaganda, biri Ermenistan Devleti diðeri Ermeni Diasporasý olmak üzere iki ayrý merkezden ve iki ayrý konuda yönetilmektedir.

Petrosyan döneminde Türkiye'yi Karabað konusunda kýþkýrtmamak amacýyla sözde soykýrýmýný hemen hiç ele almayan Ermenistan, Koçeryan'ýn Baþkan olmasýyla bu politikayý terk ederek, kendi tabirleri ile "soykýrýmýnýn tanýtýlmasýný Ermenistan dýþ politikasýnýn öncelikleri arasýna" almýþtýr. Ermenistan yaklaþýk üç yýldýr sözde soykýrýmýnýn tanýnmasý için çaba sarf etmekte bu hususu diðer devletlerle olan ikili iliþkilerinde dile getirmektedir. Bazý uluslararasý kuruluþlarda da bu hususta kararlar alýnmasýna uðraþmaktadýr. Ermenistan'ýn bu þekilde davranýþýnýn baþlýca nedeni çok muhtaç olduðu Diasporanýn bu yöndeki talebidir. Bunun yanýnda sözde soykýrýmý konusunun Türkiye üzerinde baský kurmak için de kullanýldýðý anlaþýlmaktadýr.

Diaspora'nýn soykýrýmýný tanýtmak hususundaki çabalarý ise çok daha çeþitli ve eskidir. Yaklaþýk olarak 1965 yýlýnda, sözde soykýrýmýnýn 50. yýldönümünde, baþlayan bu çabalar son 15 yýlda özellikle önem kazanmýþtýr. Bunlarý kýsaca þu þekilde özetleyebiliriz:

Her yýl sözde soykýrýmý hakkýnda çok sayýda makale ve kitap yayýnlanmaktadýr. Burada dikkati çeken husus son yýllarda Ermeni tezleri doðrultusunda faaliyet gösteren Ermeni asýllý olmayan bazý yazarlarýn ortaya çýkmýþ olmasýdýr. Ýþin hazin tarafý bunlarýn içinde, sayýlarý az da olsa, Türklerin de bulunmasýdýr.

Bu sözde bilimsel kitap ve makalelerin baþlýca kaynaðý Morgenthau'nun veya Toynbee'nin kitaplarýnda yer alan, doðruluðu þüphe götürür, bilgilerdir. Ayrýca tehcire tabi olmuþ bazý çok yaþlý kiþilerin de ne derecede gerçek olduðu bilinemeyen ifadelerinden yararlanýlmaktadýr.

1915 tehcirinin bilimsel kaynaklarý Osmanlý arþivleridir. Bunun dýþýndaki arþivler ve diðer kaynaklar ikincil derecede öneme haizdir. Oysa Ermeni Araþtýrmacýlar ve onlarýn yandaþlarý Osmanlý belgelerine hemen hiç yer vermemektedirler Bilindiði gibi Osmanlý arþivleri araþtýrmacýlara açýktýr ve esasen Ermeni olaylarýný ilgilendirenlerin belgelerin önemli bir kýsmý da yayýnlanmýþ bulunmaktadýr. Ermeni yazarlar ve yandaþlarý Osmanlý Arþivlerini hemen hiç kullanmazken Birinci Dünya Savaþý sonunda müttefiklerin baskýsý ile kurulmuþ ve baþlýca görevi ittihatçýlarý temizlemek olan bir Divan-ý Harbi, sanki normal bir mahkeme imiþ gibi kabul ederek, aldýðý kararlar sözde soykýrýmýnýn daha 1920'ler de kabul edildiði þeklinde yorumlamaktadýrlar

Ermenilerin sözde bilimsel faaliyetleri arasýnda her yýl, baþta Amerika olmak üzere, dünyanýn bir çok ülkesinde düzenlenen, çok sayýda kongre , konferans, panel, sempozyum vardýr. Bu toplantýlara genellikle Ermeni ve Ermeni yandaþlarý çaðrýlýr. Böyle olmayanlarýn toplantýlara katýlmamasý için elden gelen her þeyin yapýldýðýný þahsi tecrübelerimiz göstermiþtir.

Bunlarýn dýþýndaki faaliyetler þöyle belirtilebilir:

Hemen her yýl bu konuda roman veya þiir kitaplarý yazýlýr. Piyesler oynanýr.

Özellikle Amerika'da her yýl soykýrýmý hakkýnda sergiler açýlýr. Geçen yýl Washington'da Beyaz Saray'a yakýn bir yerde 7 milyon dolar verilerek alýnan ve halen düzenlenmesi devam eden bir binada, muhtemelen gelecek yýl, devamlý bir Ermeni Soykýrýmý Müzesi açýlacaktýr.

Soykýrýmýnýn tanýtýlmasýnda filmlerden de yararlanýlmaktadýr. Bu konuda çok sayýda belgesel film yapýlmýþtýr.

Konulu filimler de vardýr: Bunlarýn arasýnda Ermeni asýllý Fransýz Rejisörü Henri Verneuil (Aþot Malakyan)'ýn 1991 yýlýnda çevirdiði ve Fransa'da büyük ilgi ile karþýlanan Mayrig filmini saymak mümkündür. Ermeni asýllý Kanadalý tanýnmýþ rejisör Atom Egoyan da bu günlerde Ararat adý verilen ve soykýrýmýný konu alan bir filmin çekimine baþlamýþtýr. Filimde tanýnmýþ þarkýcý Charles Aznavour da rol alacaktýr.

Yukarýda bahsettiðimiz çok sayýda kitap ve makale ile kongreler, konferanslar, sempozyumlar paneller, sergiler, romanlar, þiir kitaplarý, piyesler ve filimler, Ermeni soykýrýmýný tanýtmak için bir kamu oyu yönlendirme kampanyasýnýn, eski deyimle bir propaganda kampanyasýnýn, mevcudiyetine iþaret etmektedir. Bu kampanya sayesindedir ki halen dünyada 11 ülke, parlamentolarý aracýlýðýyla, sözde soykýrýmýný tanýmýþtýr. Bugün Batýlý ülkelerde Ermenilerin Türkler tarafýndan soykýrýmýna uðratýldýðýna hemen herkes inanmaktadýr.

Bu faaliyetlerin hedefi, herkesin bildiði gibi, Türkiye'nin de sözde soykýrýmýný tanýmasý, tehcire tabi tutulanlara veya onlarýn yakýnlarýna tazminat ödemesi ve nihayet Doðu Anadolu'dan Ermenistan'a toprak verilmesidir.

Ermeni emellerinin gerçekleþmesine hiçbir þekilde imkân olmadýðý açýktýr. Bu gerçek ortada Türkiye bakýmýndan endiþe edilecek bir durum olmadýðýný düþündürebilir. Ancak aslýnda ortaya ciddi olarak endiþelenmemizi gerektirecek bir durum vardýr.

Türkiye uzun süreden beri insan haklarýný ihlâl etmekle suçlanmakta ve bu nedenle de Batý ülkeleri kamu oyunda kötü bir imaja sahip bulunmaktadýr. Soykýrýmý insanlýða karþý iþlenmiþ bir suçtur. Bu konudaki ithamlar imajýmýzý daha da lekelemektedir. Globalleþmenin süratle arttýðý günümüzde imaja veya itibar kavramlarýna önem vermemek mümkün deðildir. Mesela böyle bir imajla Avrupa Birliðine girmenin çok zor olacaðý rahatlýkla söylenebilir.

Ýkinci olarak, Fransa ile olduðu gibi, soykýrýmýný tanýyan devletlerle Türkiye'nin ikili iliþkilerinin bozulmasýný zikretmek mümkündür. Ermeni iddialarýnýn baþka ülkelerle olan iliþkilerimize olumsuz etkiler yapmasý kabul edilemez bir durumdur.

Halen içinde bulunduðumuz ve hiç de lehimize olmayan bu durumun artýk deðiþmesi zamanýnýn gelmiþ olduðu muhakkaktýr.

Ne yapmamýz gerektiðine gelince bunlarý kýsaca þu þekilde özetleyebiliriz.

Ermeniler 1915 yýlý tehcirinin aslýnda bir soykýrýmý olduðunu iddia etmektedirler. Bunun böyle olmadýðýný bilimsel olarak kanýtlamalýyýz. Bunun zaten yapýlmýþ olduðu düþünülebilir. Ancak bu alandaki çok deðerli bazý çalýþmalarýn yabancý ülkelerde yeterince yanký ve etki yapmadýðý muhakkaktýr. Ortada aslýnda bilimsel bir tartýþmanýn deðil bir propaganda kampanyasýnýn bulunduðunu dikkate alarak bilimsel eserlerimizin yabancý ülkelerde dikkate alýnmasýna büyük önem vermeli bunun için Ýnternet gibi modern iletiþim araçlarýndan yararlanmalýyýz. Uluslararasý toplantýlara katýlmaya ve bunlarý ülkemizde düzenlemeye çalýþmalýyýz. Ermeni sorununun daha çok uzun yýllar süreceðini dikkate alarak bu alanda genç bilim adamlarý yetiþtirilmesine öncelik vermeliyiz.

Dýþ siyasette ise Ermenistan ile olan iliþkilerimizi sadece Karabað sorunu ile deðil bundan böyle soykýrým ithamlarýný da dikkate alarak deðerlendirmeli ve düzenlemeliyiz. Ayrýca þimdiye kadar yaptýðýmýzýn aksine, soykýrýmý iddialarýnýn uluslararasý hukuka uygunluðunu da incelemeli ve tartýþmaya açmalýyýz.

Son olarak, Ermeni sorununun nedenlerinin ve boyutlarýnýn ülkemizde iyi bilinmediðini dikkate alarak halkýmýza bu hususta bilgi vermeliyiz ve özellikle Ermeni mezaliminin ne büyük ne hazin bir dram olduðunu halkýmýza anlatmalýyýz.

Görüldüðü gibi Ermeni sorunu hakkýnda yapýlacak çok þey vardýr ve son aylarda bunlardan bir kýsmý hakkýnda çeþitli çevrelerde ciddi gayretlerin görülmesi gerçekten sevindiricidir. Temennimiz bu gayretlerin zaman içinde erozyona uðramamasý ve devam etmesidir.

Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü, dýþ siyaset hariç, yukarýda saydýðým hususlarýn gerçekleþmesine, imkanlarý oranýnda katkýda bulunmak üzere kurulmuþtur.

Enstitü'nün birinci amacý Ermeni Sorunu, Ermeniler ve Ermenistan hakkýnda bilimsel araþtýrmalar ve yayýnlar yapmaktýr.

Bu baðlamda Ermeni Araþtýrmalarý/Armenian Studies baþlýðýný taþýyan dergimizin ilk sayýsý çýkmýþ bulunmaktadýr. Üç aylýk olan bu dergide Türkçe ve Ýngilizce yazýlar bulunmaktadýr. Dergi, Türkçe yazýlarýn Ýngilizce, Ýngilizce yazýlarý ise Türkçe geniþ özetlerini içermektedir. Dergimiz bilim adamlarýmýzýn yazýlarýna açýktýr. Gelecek yýl, imkânlarýmýz müsait olduðu taktirde, bu dergiyi Ýngilizce yayýnlamaya çalýþacaðýz.

Enstitümüz bu konuda kitaplar da yayýnlamayý planlamaktadýr. Osmanlý Arþivi belgelerine dayanan özgün kitaplarý üniversitelerimizin deðerli mensuplarýndan beklemekte olduðumuzu ifade etmek isterim.

Enstitümüz elemanlarý Ermeni konusunda yurt içinde ve yurt dýþýnda düzenlenecek tüm toplantýlara gitmeyi ve basýnýmýzdan veya televizyonlarýmýzdan gelecek mülakat taleplerini kabul etmeyi bir görev telakki edeceklerdir. Enstitümüz ayrýca bu sonbahardan itibaren bir dizi bilimsel toplantý düzenlemeyi de öngörmektedir.

Yukarýda da deðindim gibi bu konuda genç bilim adamý yetiþtirmek özel bir önem arz etmektedir. Enstitümüzün baþlýca amaçlarýndan biri de budur.

Diðer yandan Enstitümüz Ermeni Sorunu, Ermeniler ve Ermenistan hakkýnda araþtýrmacýlarýn baþvuracaðý bir kaynak merkezi ve bir bilgi bankasý olmayý hedeflemektedir.

Nihayet Enstitümüz Ermeni sorunu hakkýnda özellikle yabancýlar tarafýndan araþtýrmalar yapýlmasýný teþvik etmeyi arzulamaktadýr.
Görüldüðü üzere Enstitümüz büyük bir iþe baþlamýþ bulunmaktadýr. Görevini baþarý ile sürdürebilmesi mensuplarýnýn çalýþkanlýðýna, azmine ve fedakarlýðýna baðlý olduðu kadar, bu soruna önem veren herkesin kendi imkanlarý ölçüsünde Enstitü'ye yapacaðý yardým ve katkýlara da baðlý olacaktýr.
Bu toplantýya katýldýðýnýz için hepinize þükranlarýmý sunuyorum.



Prof. Dr. Tunca TOSKAY, Devlet Bakaný / State Minister of Turkey

"Sayýn Bakanlar, Sayýn Milletvekilleri, çok deðerli konuklar, ASAM' ýn çok deðerli yönetici ve mensuplarý,

Sözlerime baþlarken hepinize sevgi ve saygýlar sunuyorum.

Bugün yine ASAM' ýn çok güzel bir giriþimi münasebetiyle sizlerle birlikte olmaktan da büyük bir mutluluk duymaktayým.

Ermeni Araþtýrmalarý Vakfý, Sayýn Baþkaným ve Enstitü Müdürümüzün de ifade ettikleri gibi belki Türkiye'nin gerçekleþtirmekte epey geç kaldýðý, ama çok isabetli bir adýmý teþkil ediyor bu alanda. Ben Türkiye'nin dýþýnda yapýlan çok yoðun, adeta bir cephe þeklinde Türkiye'ye tevcih edilmiþ olan bu Ermeni tehdidinin cevabýný verebilecek bir dizi iç dinamiðe ve imkana sahip olduðunu düþünüyorum.

Dýþiþleri Bakanlýðý'nda, Genel Kurmay Baþkanlýðý'nda, üniversitelerimizde ve toplumun birçok kesiminde bu konuda yapýlmýþ çok güzel çalýþmalar ve biriktirilmiþ tecrübeler var. Ancak þimdiye kadar, bunlar hepsi, ayrý kurumlarda ve münferit hareketler olarak kalmak durumunda idiler. Ben öyle tahmin ediyorum ki ASAM, bu isabetli giriþimiyle kurduðu güzel enstitüyle, bütün bu birikimi bir araya getirip koordine edip çok daha etkin bir þekilde kullanýlma imkanýný Türk toplumuna sunacaktýr. Bizim bir diðer avantajýmýz da sayýn Enstitü Baþkanýmýzýn da ifade ettiði gibi bu konudaki bu sorunun aydýnlatýlmasýnda tek bilimsel kaynak olabilecek Osmanlý arþivine sahip olmamýz.

Bu arþivin Türkiye tarafýndan yalnýz bu konuda deðil, bütün diðer önemli konularda þimdiye kadar çok daha etkin kullanýlmasý gerekirdi. Enstitü' nün bu konuya da dikkat sarf edip, Osmanlý arþivini bu amaçla çok etkin bir þekilde kullanacaðýna ben þahsen inanýyorum. Modern teknolojileri kullanmak tabii ki bu karþýmýzdaki büyük propaganda gücüne cevap vermek açýsýndan kaçýnýlmaz bir ihtiyaç, internet ve iletiþim teknolojilerini kullanmak. Bu birikimi koordine ettiðimiz zaman önemli bir nokta da içeride gerçekten biz Ermeni soykýrýmý konusunda kendi toplumumuzu da bilinçlendirmek ve onu da aktif hale getirmek mecburiyetindeyiz. Biz toplumu ne kadar bilinçlendirirsek, dýþarýya karþý birlikte karþý koyacaðýmýz gücü de o derece takviye edeceðimiz kanaatindeyim. Ben tekrar bu kadar güzel bir teþebbüsü düþünüp hayata geçirdiði için deðerli ASAM yetkililerine ve yöneticilerine candan teþekkür ediyorum ve hepimizin milli görevi elimizdeki bütün imkanlarla bu güzel teþebbüsleri desteklemek ve onun yanýnda olmak, gibi bir görevimiz olduðunu da hepinize hatýrlatmak istiyorum.

Hepinize sevgi ve saygýlar sunuyorum.

Hayýrlý olsun efendim."
 ----------------------
- ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 2, Haziran-Temmuz-Aðustos 2001
    ï¿½ï¿½eri�e Yorum Yaz    Yazd�r    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Hen�z Yorum bulunmamaktad�r.


 
 
ERAREN - Ermeni Ara�t�rmalar� Enstit�s�

Bu site en iyi 1024 x 768 �z�n�rl�kte g�r�nt�lenir.