| |
Dergimizin, geçen sayýlarda olduðu gibi Olaylar ve Yorumlar’ baþlýðýný taþýyan bu yazýmýzda son üç ay (Eylül, Ekim, Kasým 2001) içinde Ermenilerle ilgili konularda görülen geliþmeler anlatýlmaktadýr.
Son üç ay, Ermenistan’ýn Türkiye ve Azerbaycan’a karþý olan politikasýnda ciddi baþarýsýzlýklarýn yaþandýðý bir dönem olmuþtur.
Sözde Ermeni Soykýrýmýnýn dolaylý bir þekilde tanýnmasýný saðlamak üzere Ýsviçre’de açýlan bir dava beraatla sonuçlanmýþ, Almanya’daki Ermenilerin “soykýrým”ýn tanýnmasý için Alman Meclisi’ne verdikleri bir dilekçe, bu konu Meclisin iþi olmadýðý belirtilerek, iþleme konmamýþtýr.
Avrupa Parlamentosu, Türkiye’nin Avrupa Birliði’ne tam üyeliði ile ilgili ilerleme raporuna iliþkin kararýna sözde Ermeni “soykýrýmýna deðinen bir madde eklenmesi ile ilgili teklifleri reddetmiþtir.
Azerbaycan ile ilgili olarak, bu ülkeye Amerikan yardýmý yapýlmasýný önleyen bir hüküm, bazý koþullara baðlanarak kaldýrýlmýþtýr. Karabað’da yapýlan mahalli seçimler Avrupa Konseyi tarafýndan meþru addedilmemiþtir.
Türkiye ve Azerbaycan’ý beraberce ilgilendiren bir konu olarak da Bakü-Ceyhan Petrol Boru hattýný Ermenistan’dan geçirme giriþimleri sonuçsuz kalmýþtýr.
Buna karþýn Papa II. Jean-Paul ve Rusya Baþkaný Viladimir Putin’in Ermenistan’ý ziyaretleri sýrasýnda “soykýrým”dan bahsetmeleri ise Ermeniler için olumlu puan olarak görülebilir. Ancak gerek Vatikan gerek Rus Duma’sý daha önce “soykýrým”ý tanýyan kararlar aldýklarýndan Papa ve Baþkan Putin’in ifadeleri teyitten öteye bir deðer taþýmamaktadýr. Polonya Cumhurbaþkaný Kwasniewski’nin sözde soykýrýmý tanýmasý ise, Polonya Parlamentosu’nun bu konuda bir kanun çýkartacaðýndan emin olmadýðý için, daha ziyade kiþisel bir görüþ niteliði taþýmaktadýr.
Ermenilerin kaydettikleri baþarýsýzlýklarýn temelinde, Ýsviçre’deki davada ve Alman Meclisi’ne verilen dilekçede görüldüðü gibi, durumu iyice deðerlendirmeden acele yapýlmýþ duygusal giriþimler vardýr.
Diðer yandan 11 Eylül 2001 tarihindeki New York olaylarýndan sonra ön plana çýkmýþ olan terörizme karþý mücadele ile Afganistan sorunu, Türkiye’nin ve daha az ölçüde Azerbaycan’ýn stratejik önemini arttýrmýþ olup, Ermenilerin bu iki ülkeyi hedef alan giriþimlerinin, bir süre için olsun, uluslararasý destek bulmasý zordur.
1. 1O’UNCU, 1700’ÜNCÜ VE 2783’ÜNCÜ YILDÖNÜMÜ KUTLAMALARI
Eylül ve Ekim aylarý içinde Ermenistan’da baðýmsýzlýðýn 10’uncu, Hýristiyanlýðýn kabul ediliþinin 1700’üncü ve Erivan’ýn sözde kuruluþunun 2783’üncü yýldönümleri tantanalý bir þekilde kutlandý.
Ermenistan’ýn Baðýmsýzlýðýnýn 10’uncu Yýldönümü
21 Eylül 1991 tarihinde yapýlan bir referandumda Ermeniler, büyük çoðunlukla, baðýmsýzlýk lehine oy vermiþler kýsa bir süre sonra da Ermenistan Parlamentosu, ülkenin Sovyetler Birliði’nden ayrýldýðýný açýklamýþtý. Böylelikle Ermenistan, Sovyetler Birliði’nden ayrýlan ülkeler arasýnda, bu ayrýlmayý Sovyet kanunlarýna göre gerçekleþtiren tek ülke oldu.[1] Karabað sorunu nedeniyle Sovyetler’in yardýmýna ihtiyaç bulunduðundan bu ülkeyi gücendirmeme kaygýsýyla Sovyet kanununa uygun hareket edilmiþti. Nitekim baðýmsýzlýðýndan sonra da Ermenistan’da önce Sovyet sonra Rus nüfuzu güçlü bir þekilde var olmaya devam etti.
Baþkan Koçeryan baðýmsýzlýðýn 10’uncu yýlý münasebetiyle verdiði demeçte[2] son 10 yýl içinde Ermenistan’ýn baþarýlarýný dile getirmekle beraber karþýlaþýlan zorluklara da deðindi, ancak bunlarýn nedeninden bahsetmedi. Oysa Ermenistan’ýn bugün içinde bulunduðu zorluklarýn temelinde Karabað sorununun çözülmemiþ olmasý vardýr. Bu durum Azerbaycan ve Türkiye ile iliþkilerin normal hale getirilmesine, ülkenin kalkýnmasýna harcanacak kaynaklarýn savunmaya ayrýlmasýna, Batýya açýlýþ kapýsý olan Türkiye’den yararlanýlamamasýna neden olmaktadýr. Ermeniler ise sýkýntýlarla dolu hayatlarýna genelde alýþmýþ görünmekte, direnme gücü olmayanlar ise, kendilerini kabul edecek bir ülke bulurlarsa göç etmektedirler. Nüfusun azalmasý bir ölçüde iþsizliðin de azalmasýna neden olduðundan, sonuçta bir tür denge yaratýlmaktadýr.
Koçeryan demecinde bunlardan bahsetmedi. Ancak Türkiye’nin ismini zikretmeden, sözde Ermeni Soykýrýmý’na deðinerek þunlarý söyledi, “Ermeni soykýrýmýný tanýyanlarýn bugünkü düzeye çýkmasý on yýl önce ulaþýlamaz bir hedef gibi görünürdü. On yýl sonra bugün inanýlmaz gibi görünenleri baþarmamýz mümkün olabilecek midir?”.[3]
Ermenistan Devlet Baþkanýnýn bu sözlerinde bir övünme bir de vaat vardýr.
Övünme, Ermenistan’ýn baðýmsýzlýðýndan sonra, sözde Ermeni soykýrýmýný tanýyanlarýn sayýsýnda artýþ olduðuna dair ifadelerdir. Bu düþünce, rakamsal olarak doðru olmakla beraber, burada önemli olan söz konusu tanýmalarýn Türkiye’yi de böyle bir tanýmaya zorlayacak bir nitelik taþýmamasýdýr. 0 itibarla bazý ülkelerin 1915 tehcirini soykýrým olarak kabul etmeleri, Ermenileri manen tatmin etmek dýþýnda, bir sonuç vermemektedir. Ýleride bu nitelikteki tanýmalarýn sayýsýnýn artmasý da, þimdiye kadar olduðu gibi, bir rahatsýzlýk duygusu dýþýnda, Türkiye üzerinde etki yapmayacak ve her halde bir politika deðiþikliðine neden olamayacaktýr.
Koçeryan’ýn üstü kapalý vaadi ise on yýl sonra, bugün inanýlmaz gibi görünen hususlarýn gerçekleþmesi olasýlýðýdýr. Bu sözler “soykýrým” baðlamýnda düþünüldüðünde Koçeryan’ýn Türkiye’nin “soykýrým”ý tanýmasýný, Ermenilere tazminat ödemesini ve Doðu Anadolu’dan Ermenistan’a toprak verilmesini kastettiði sonucuna varýlmaktadýr. Ancak Ermeni militanlarýnýn seksen altý yýlda aldýklarý mesafenin on bir devletin[4] ve bir uluslararasý örgütün[5] “soykýrým”ý tanýmasýndan ibaret olduðu düþünüldüðünde ve yukarda izah ettiðimiz gibi, bu tanýmalarýn da Türkiye’nin politikasýný deðiþtirecek bir karakter taþýmadýðý dikkate alýndýðýnda, gelecek için beklenilen baþarýlarýn, bizzat Koçeryan’ýn ifade ettiði gibi, gerçekten inanýlmaz olacaðý görülmektedir.
Burada üzerinde durulmasýnda yarar olan bir diðer husus Koçeryan’ýn Türkiye politikasýný “soykýrým” eksenine oturtmuþ olmasýnýn Türk-Ermeni iliþkilerini Ter Petrosyan dönemine göre çok geriletmiþ bulunmasýdýr. ‘Soykýrým”ý bir þantaj aracý olarak kullanmanýn bir sonuç vermediði ortadadýr.
Ermenistan’ýn Hýristiyanlýðý kabul ediþinin 1700’üncü Yýldönümü
Rivayete göre 1700 yýl önce Ermenistan’da Hýristiyanlýk devlet dini olarak kabul ve ilan edilmiþti.[6]
1700’üncü yýldönümü 20–23 Eylül 2001 tarihlerinde, Ermenistan’ýn baðýmsýzlýðýnýn 10’uncu yýldönümüne nazaran çok daha gösteriþli bir þekilde ve Hýristiyan aleminin baþlýca ileri gelenlerinin de katýlýmýyla kutlandý. Papa II. Jean Paul ise Rus Patriði II Aleksey’in kendisi ile karþýlaþmak istemediðinden 25 Eylül’de Ermenistan’ý resmen ziyaret etti.
Misafir din adamlarý Ermenice “Tsitsernakaberd” adý verilen sözde soykýrým anýtýna götürüldüler. Burada saygý duruþunda bulunarak dini ayinlere katýldýlar. Ermeni Katolikosu yaptýðý bir konuþma¬da “soykýrým” konusunda öfkele¬rini belirten dini liderler ve halklara þükranlarýný ifade etti ve bunlara gelecek yýllarda baþkalarýnýn da katýlacaðýný ümit ettiðini söyledi.[7]
Ermenilerin, ülkeyi ziyaret eden yabancýlarý “soykýrýmý” anýtýna götürmeye büyük önem verdikleri görülmektedir. 1700’üncü yýldönümü kutlamalarýný düzenleyenlerden Baþ Piskopos Hovnan Terteryan “soykýrým” anýtýný ziyaret etmenin politik bir anlamý bulunduðunu zira bu ziyaretin soykýrýmýný tanýmak anlamýna geldiðini söylemiþtir.[8] Bu nedenledir ki Ermeniler ülkelerine gelen hemen herkesi bu anýtý ziyaret etmesi için ikna ve gerekirse biraz icbar etmeye çalýþmaktadýrlar. Nitekim Türkiye ile gayet dostça iliþkiler yürüten Gürcistan’ýn Devlet Baþkaný Þevardnadze dahi Ermenistan’ý ziyaret esnasýnda 24 Ekim 2001 tarihinde, bu anýta giderek çelenk koymak mecburiyetinde kalmýþtýr.[9] Ayný þekilde Türkiye ile gayet iyi iliþkiler içinde olan Romanya’nýn Cumhurbaþkaný Ýliescu, Ermenistan’ý ziyareti esnasýnda, 1 Kasým 2001 tarihinde “soykýrým” anýtýna giderek üzerinde “Kurbanlarýn anýsýna ve Ermeni halkýnýn kahramanlýðýna” yazýlý bir çelenk koymuþtur. Ýliescu ayný gün Erivan Üniversitesi’nde yaptýðý konuþmada “Sizin trajik bir tarihiniz var, tarihi topraklarýnýzýn çok büyük bir kýsmýný kaybettiniz.” sözlerini sarfetmiþtir.[10]
Söz konusu kutlamalar Erivan’da büyük bir katedralin açýlmasýna da vesile teþkil etti.
Ýlk Ermeni Katolikosu olduðuna inanýlan Surp Kirkor Lusaroviç’in adý verilen bu katedral dünyadaki en büyük Ermeni kilisesi oldu. On milyon dolara mal olan[11] bu katedralde yaklaþýk 3000 kiþilik oturacak yer bulunmaktadýr.[12] Neredeyse Roma’daki Saint Pierre Katedrali ile boy ölçüþecek boyutlara sahip olan Erivan Katedralini kimlerin dolduracaðýný bilmek zordur. Zira yaklaþýk bir milyon kiþinin yaþadýðý ve çok da dindar olmayan Erivan halký için bu katedral çok büyüktür.
Ýstanbul Rum Patriði Bartolomeos, Ökümenik Patrik sýfatýyla, Ermenistan’ýn Nýristiyanlýðý kabul ediþinin 1700. yýldönümü münasebetiyle bu ülkeyi 4 ve 5 Kasým 2001 tarihlerinde ziyaret etti. Kendisine Ýstanbul Ermeni Patriði Mesrop Mutafyan refakat etti. Bartolemeos dini ayin ve toplantýlarýn yanýnda Baþkan Koçeryan’ý da ziyaret etti.[13]
Rum Patriðinin, Papa gibi, diðer Hýristiyan din adamlarýndan ayrý bir þekilde, tek baþýna Ermenistan’ý ziyaret etmesi dikkati çekti. Ancak Papa’nýn aksine Ermeni basýný Bartolomeos’un ziyareti üzerinde pek durmadý, yabancý basýn ise hemen hiç ilgilenmedi.
Bartolomeos’un “soykýrým” anýtýný ziyaret ettiðine dair bir bilgi alýnmadý.
Erivan’ýn Kuruluþunun 2783’üncü Yýldönümü
Erivan Belediyesi bu þehrin kuruluþunun 2783’üncü yýldönümü münasebetiyle 6–13 Ekim 2001 tarihlerini bayram ilan etti.
Bu konudaki haberlere göre[14] 2783 yýl önce bugün Erivan’ýn bulunduðu yerde Urartu’lara ait Erebuni kalesinin temeli atýlmýþ ve þehir böylelikle kurulmuþtur. 27 asýr önce, yazýnýn yaygýn olmadýðý bir dönemde, Kafkasya’nýn derinliklerindeki bir kalenin temelinin atýldýðý tarihin kesin olarak nasýl saptanabildiðini anlamak güç olmakla beraber, burada önemli olan husus Urartu’larýn Ermeni olmamasýdýr. .
Bu arada, tarihte Erivan’ýn bir Ermeni kenti olmadýðýný belirtmekte de yarar vardýr. Nitekim büyük ansiklopediler15 bu þehrin tarih boyunca Komalýlar, Partlar, Araplar, Moðollar, Türkler, Ýranlýlar, Gürcüler ve 1827’de de Ruslarýn hakimiyetine girdiðini yazmaktadýr. Osmanlý tarihindeki Revan seferlerinden de anýmsanacaðý gibi bu þehrin asýl ismi Revan’dýr. Vaktiyle önemli bir ticaret merkezi olmasý nedeniyle þehir ahalisi arasýnda Ermenilerin de bulunmasý normal ise de Erivan’ýn Ermenileþmesi ancak 1827 istilasýndan sonra, Rusya’nýn bazý stratejik düþüncelerle Kafkasya’da Ermeni nüfusunu arttýrmak ve bu amaçla Osmanlý Ýmparatorluðundan ve Ýran’dan Ermenileri bu bölgeye yerleþtirmek politikasýnýn bir sonucudur. Kýsaca Erivan belki 2783 yýllýktýr, ancak Ermeni þehri olmasý yenidir.
Erivan Belediyesinin 2783’üncü yýldönümü kutlamalarý, herhalde þehrin eskiliði konusundaki aþýrý abartmanýn yarattýðý olumsuz tepkiler nedeniyle de sönük geçti.
Ermeni basýnýna göre 11 Eylül 2001 tarihinde New York’taki terörist saldýrý Ermenistan’daki kutlamalarý olumsuz yönde etkiledi ve bir kaynaða göre[16] beklenenden 50.000 daha az turist geldi bu da yaklaþýk elli milyon dolar kadar daha az gelirin elde edilmesine neden oldu.
2. PAPALIK VE ERMENÝSTAN
Ermeni Katolikos’u II. Karekin, Kasým 2000’de Katolik Kilisesinin baþý Papa II. Jean-Paul’ü ziyaret etmiþti. Din adamlarý arasýnda normal bir temas olarak telakki edilebilecek olan bu ziyaret, II. Karekin’nin seçiminden bir ay gibi kýsa bir zaman sonra yapýldýðý için, dikkati çekiyor ve iki kilise arasýnda bir süreden beri yoðun temaslarýn mevcut olduðunun iþareti sayýlýyordu.
Ortodoks kiliselerinin ve özellikle Rus kilisesinin Papalýkla bir çok sorunda, bu özellikle Katolik Kilisesinin otoritesini tanýyan Ortodokslar olarak tanýmlanabilecek “uniate”lar nedeniyle, anlaþmazlýklarý mevcuttur. Ermenilerin büyük çoðunluðunun mensubu bulunduðu Gregoryen mezhebi bazý benzerliklere raðmen Ortodokslardan ayrýdýr. Ancak geçmiþte, gerek coðrafi yakýnlýk gerek Çarlýk Rusyasý ve Sovyetler Birliði’nde Ortodoks Kilisesinin diðer mezheplere üstün durumu, Gregoryen Kilisesinin gerektirmiþti.
Ortodokslarla beraber hareket etmesini Ermenistan’ýn baðýmsýzlýðý Gregoryen Kilisesi’nin de bir tür baðýmsýzlýðý sonucunu vermiþtir.
Katolik kilisesine gelince, esas amacý dünyadaki tüm Hýristiyanlarý kendi çatýsý altýnda toplamak olan bu kurum, gördüðü direniþ karþýsýnda taktik deðiþikliðine giderek diðer mezheplerin kendisi ile birleþmesi yerine Papa’nýn önceliðini (primacy) tanýmalarýný saðlamaya çalýþmýþ ve bunun için hedef olarak Ermenilerinki gibi küçük kiliseleri seçmiþtir.
II. Karekin’in 2000 yýlýnda Vatikan’a yaptýðý ziyaret sonunda yayýnlanan ortak bildiride yer alan “Asrý baþlatan Ermeni soykýrýmý onu takip edecek olan dehþetlerin öncüsüydü.” sözleri Vatikan’ýn Ermeni kilisesi ile yakýnlaþmasýnýn karþýlýðý olarak sözde soykýrýmý tanýdýðýný gösteriyordu. Bir süre sonra Papa’nýn, 1915’de Mardin’de öldürüldüðü iddia edilen Baþpiskopos Maloyan’ý, Ermenilerin sözde soykýrýmýný anma günü olan 24 Nisan 2001 tarihinde “þehit” (martyr) ilan etmesi de bu tanýmanýn bir sonucuydu. Papa, bu kiþiyi Ermenistan’ý ziyaretinden hemen sonra, 7 Ekim 2001 tarihinde, aziz rütbesine yükseltti.[17]
Bu durumda Papa’nýn Ermenistan’ýn Hýristiyanlýðý kabul ediþinin 1700. yýlý münasebetiyle Ermenistan’a yapacaðý resmi ziyaret sýrasýnda “soykýrýmý tanýdýðýný teyit etmesi normaldi. Basýn haberlerine göre Ankara Papa’nýn “soykýrým” anýtýný ziyaret etmesinden büyük üzüntü duyulacaðýný Vatikan’a duyurmuþ ve bu giriþim üzerine Papa da Cumhurbaþkaný Ahmet Necdet Sezer’e bir mektup göndererek endiþe edilmemesi gerektiðini bildirmiþti.[18]
Ancak Papa, beklendiði gibi, “soykýrým” anýtýna gitti ve orada okuduðu duaya þu sözlerle baþladý: “Tanrým, bu yerden yükselen yakarýþlarý, “Metz Yeghern” in derinliklerinden gelen ölüm çaðrýsýný dinle’.[19] Dua Ýngilizce yapýlmýþtý sadece “Metz Yeghern” kelimeleri Ermeniceydi. Bu kelimelerin sözlükteki birinci anlamý “büyük cinayet” idi. Ancak ayný kelimeler zamanla Ermenice’de “soykýrým”ý da ifade eder hale gelmiþti.[20] Büyük haber ajanslarý ve bazý gazeteler Papa’nýn Türkiye’yi rencide etmemek için “soykýrým” kelimesini telaffuz etmediði yorumunu yaptýlar.[22] Ancak yanýldýlar. Zira Papa’nýn sözlerini dinleyen Ermeniler, haklý olarak, “Metz Yeghern”ý soykýrým olarak kabul ettiler. Esasen, “soykýrým” anýtýnda yapýlan bir törende bu sözcüklere baþka bir anlam verilmesi mümkün de deðildi.
Papa’nýn, ertesi gün Katolikos II. Karekin ile imzaladýðý bildiride “soykýrým” kelimesinin bulunmasý “Metz Yeghern” sözcüklerinin neden olduðu duraksamalarý giderdi. Bildiride bu konuda “Genellikle Yirminci Yüzyýlýn ilk soykýrýmý olarak sözü edilen bir buçuk milyon Ermeni Hýristiyanýn yok edilmesi ve sonralarý eski totaliter rejim zamanýnda binlerce kiþinin ortadan kaldýrýlmasý günümüz kuþaðýnýn belleginde hala canlý olan trajedilerdir cümlesi yer almýþtý.[22] Papa Ermenistan’dan ayrýlýrken yaptýðý veda konuþmasýnda “Geçen asrýn baþýnda halkýnýzý tamamen yok edilmenin eþiðine getiren “korkunç olaylardan” söz etti. Bu kez soykýrým kelimesi yerine yok etme (annihilation) kelimesini kullanmýþtý. Ancak bu iki kelime eþ anlamlý sayýlabileceðinden aslýnda bir deðiþiklik ifade etmiyordu.
Gerek ortak bildiride gerek veda konuþmasýnda Papa’nýn eski totaliter rejim zamanýnda ortadan kaldýrýlan binlerce kiþiden bahsetmesi ve bunlara adeta “soykýrým”a uðrayanlar kadar deðer vermesi ilginç bir husustur. Sovyetler Birliði’nde, özellikle Stalin zamanýnda, köylülerin kýtlýktan kýyýma uðradýklarý ve Tatarlar, Meþketler ve diðer bazý halklarýn sürgüne gönderildiði doðru ise de Ermenilerin, normal sayýlanlarýn dýþýnda, sýkýntý çektiðini söylemek zordur. Aslýnda Ermeniler, ülkenin Müslüman halklarýnýn aksine, Sovyet rejimine iyi uyum saðlamýþlar, devlet baþkanlýðýna kadar yükselen Nikoyan ile mareþal rütbesini alan Bagramyan gibi rejime hizmet eden kiþiler yetiþtirmiþler ve daima Moskova’nýn kayýrdýðý bir halk olmuþlardýr. O itibarla bazý rejim muhaliflerinin tasfiye edilmiþ olmasý normal sayýlabilirse de, kitlesel bir þekilde binlerce kiþinin ortadan kaldýrýlmýþ olmasýna inanmak zordur ve bu iddianýn, aynen “soykýrým” için olduðu gibi, acýma hissi uyandýrarak dikkati çekmekten öte bir deðer taþýmamasý gerekir.
Sonuç olarak Vatikan ile Ermeni Gregoryen Kilisesi arasýnda bir yakýnlaþma saðlandýðýný, ancak bunun bedelini Türkiye’nin ödediði görülmektedir. Basýna göre[23] Türkiye, Papa’nýn bu tutumuna hem Ankara’da hem de Vatikan’da bir giriþim yaparak tepki göstermiþ ve Papa’nýn Ermenistan’ý mutlu etmek için, sözde soykýrýmý anýtýný ziyaret etmesiyle Türk halkýný, Türk Hükümetini hiçe sayýp Türk tarihini karalayan bir tutum sergilemesinden duyduðu üzüntüyü bildirmiþtir. Türk-Vatikan iliþkilerinin uzun süre bu olayýn etkisi altýnda kalacaðý anlaþýlmaktadýr.
Tarsus’ta Saint Paul’e atfedilen eski bir kilisenin tekrar ibadete açýlmasý Vatikan tarafýndan öteden beri istenmekteydi. Türk makamlarý Vatikan’ýn sözde soykýrýmýný tanýyan tutumu ile büyük meblaðlar harcanarak restore edilen bu kilise arasýnda bir bað kurmayý uygun görmedi ve kilise, Papa’nýn Ermenistan ziyaretinden birkaç gün sonra, bir törenle ibadete açýldý.[24]
3. SÖZDE SOYKIRIMINI TANIYAN VE TANIMAYAN DEVLETLER
Ýsviçre
1995 Yýlý Mart ayýnda milletvekili Angetina Fankhauser mecliste verdiði bir önerge ile Ýsviçre hükümetinin Ermeni “Soykýrýmý”ný resmen tanýmaya hazýr olup olmadýðýný sormuþtu. Ayný yýlýn Eylül ayýnda Ýsviçreli Ermeniler, Parlamentoya bu konuda 5000 imzalý bir dilekçe vermiþlerdi. Ýsviçre’deki Türk dernekleri ise 30 Ocak 1996 tarihinde 4200 kadar imza taþýyan ve Ermenilerin dilekçesine karþý çýkan bir dilekçeyi Parlamentoya sunmuþlardý.25 Türklerin dilekçesinde, kýsaca, Yahudilere karþý iþlenen holokost suçu ile Ermeni tehciri arasýnda bir benzerlik bulunmadýðý ve Osmanlý hükümetinin Ermenileri ortadan kaldýrmak amacýyla hareket etmemiþ olduðu için soykýrýmdan bahsetmenin mümkün olmadýðý belirtiliyordu.[26]
Ýsviçre Ermeni Birliði, Ýsviçre Ceza Kanununun, soykýrýmý inkar eden, önemini azaltan veya haklý gören kiþilerin hapis veya para cezasýna çarptýrýlacaðýna dair 261‘inci maddesine dayanarak, söz konusu dilekçeyi kaleme almýþ bulunan Ýsviçre-Türk Dernekleri Birliði üyesi on yedi Türk hakkýnda dava açtý.[27]
Bu arada milletvekili Angelina Frankhauser’in sorusuna Ýsviçre Hükümetince verilen cevapta “soykýrýmý” deðil “trajik olaylar” sözcükleri kullanýldý ve Ermeniler ile Türkler tarafýndan verilen yukarýda andýðýmýz dilekçelerin de hükümete bildirilmesi ile yetinen bir karar alýndý.[28]
1995 ve 2000 yýllarýnda yapýlan ve sonuçlanmayan giriþimlerden sonra Ýsviçre Parlamentosu 13 Mart 2001 tarihinde, Ýsviçre’nin sözde Ermeni soykýrýmýný tanýmasýný öngören bir karar tasarýsýný üç oy farkla reddetti.[29]
Ýsviçre Ermeni Birliði tarafýndan açýlan dava 17 Eylül 2001 tarihinde sonuçlanarak, suçlanan 17 Türk beraat etti. Basýn haberlerine göre hakim Lienhard Ochsner’in verdiði kararýn temelinde Türklerin, söz konusu dilekçeyi verirken, ýrkçý bir inanç ile davranmamýþ olduklarý sayý vardý. Hakime göre Türkler Ermenilerin giriþimine karþý kültürel kimliklerini savunmak amacý ile hareket etmiþlerdi. Diðer yandan Hakim 1915 olaylarýný soykýrýmý olarak nitelendirmekten de kaçýndý.[30]
Ermenilerin bu davayý açmaktan amacý, Ýsviçre Parlamentosunun soykýrýmýný kabul etmekten kaçýnmasý karþýsýnda bir mahkemeye bu konuda karar aldýrtmaktý. Ancak bu yanlýþ bir taktikti. Zira bir mahkemenin tarihi araþtýrma yaparak soykýrým olup olmadýðýna karar vermesi imkansýz denebilecek derecede zordu. Bazý etkiler altýnda böyle bir karar veritse dahi bunun üst yargý tarafýndan bozulmasý kesin gibiydi. Diðer yandan Ýsviçre Parlamentosu Ermeni “soykýrýmý” hakkýndaki kararý kabul etmemiþ olduðundan mahkeme için baþvuracaðý bir referans da mevcut deðildi. Savcý Hans George Jester’in Türkleri suçlayacak yerde beraatlerini istemesi daha baþtan mahkemenin sonucunu belli etmiþti.
Ermeniler bu kararý temyiz ettiler. Ancak bir Ýsviçre gaze¬tesinin[31] yazdýðý gibi, bu mahkeme Ýsviçre Ermenileri için tam bir yenilgi idi.
Almanya
Almanya’da yaþayan Ermeniler bazý Almanlarýn da katýlmasýyla 2000 yýlý Nisan ayýnda Alman Meclisine bir dilekçe vererek Federal Almanya Cumhuriyetinin sözde Ermeni soykýrýmýný resmen tanýmasýný talep etmiþlerdi.
Bu dilekçe Alman Meclisi tarafýndan iþleme konularak Alman Dýþiþleri Bakanlýðýndan görüþ istenmiþti. Bu görüþün alýnmasýndan sonra Dilekçe Komisyonu Eylül 2001 ayý içinde toplanarak bu konunun parlamentonun iþi olmadýðýný ve Türkiye’nin duyarlýlýðýnýn da dikkate alýnmasý gerektiðini belirten ve Türk-Ermeni sivil toplum örgütleri arasýnda temaslarýn baþlamýþ olduðuna dikkatleri çeken bir karar kabul ederek konuyu kapattý.[32]
Ermeni ve Türk basýnýnda hemen hiç yer almayan bu haber aslýnda, sözde soykýrý¬mýnýn tanýnmasý konusunda, Almanya gibi büyük bir ülkenin tutumunu göstermesi bakýmýndan gayet önemlidir. Alman Meclisi bu hususta yapýlan baþvuruyu daha dilekçe safhasýnda reddetmek ve ayrýca konunun parlamentonun iþi olmadýðýný belirtmekle, baþta Fransa olmak üzere, Ýtalya, Belçika ve Yunanistan gibi Avrupa Birliði üyesi bazý ülkelerin parlamentolarýndan ve bizzat bu birliðin parlamentosundan tamamen ayrý bir tutum almýþtýr.
Alman Parlamentosu’nun bu tutumu Ermeniler için ciddi bir yenilgiyi ifade etmektedir. Bununla beraber, Almanya’nýn Türkiye için büyük önemi dikkate alýndýðýnda Ermeni “soykýrýmý” konusunun, baþka þekiller altýnda, gelecekte tekrar Almanya’da gündeme gelmesini beklemek yanlýþ olmayacaktýr.
Ermenistan’a resmi bir ziyaret yapmakta olan Alman Meclisi Baþkan Yardýmcýsý Antje Vollmer 4 Ekim 2001 tarihinde “soykýrým” anýtýna giderek bir çelenk koydu. Bu vesileyle gazeteciler ile yaptýðý konuþmada sözkonusu çelengi Alman Meclisi ve Alman halký adýna koyduðunu belirterek 1915 olaylarýný modern tarihin ilk soykýrýmý olarak nitelendirdi.33 Ziyaretçiler defterine de milyonlarca kurban için çok üzgün olduðunu yazdý.[34] Almanya’nýn Ermeni “soykýrýmýný tanýyýp tanýmayacaðý hakkýnda ki bir soruyu ise Almanya’da herkesin Ermeni “soykýrýmý” bildiðini, Almanlarýn kendileri tarafýndan iþlenen suçlarý yýllardýr tartýþtýðýný, Ermenistan ve Türkiye’nin de eski cinayetler hakkýnda aralarýnda bir dialog baþlatacaklarýný umduðunu ifade etti.[35]
Bayan Antje Vollmer Yeþiller Partisi mensubu olup bu parti son seçimlerde oylarýn %6’sýný almýþtýr. Hal böyle iken adýgeçenin Alman Meclisi ve Alman halký adýna hareket ettiðini söylemesinin doðru olmadýðý açýktýr.
Bilindiði üzere Almanya’da aþýrý sol çevrelerde ve Yeþillerin pek çoðunda, sistematik denebilecek bir þekilde, Türkiye aleyhinde hareket ve giriþimler mevcuttur. Bayan Antje Vollmer’in yetkilerini aþan söz ve davranýþlarý bu çerçevede deðerlendirmelidir.
Rusya
Rus Duma’sý 15 Nisan 1995 tarihinde sözde Ermeni soykýrýmýný tanýyan bir karar kabul etmiþti. Buna karþýn Duma ayný konudaki bir önerinin görüþülmesini 14 Þubat 2001 tarihinde ret etmiþ ancak 1995 tarihli karar yürürlükte kalmýþtý.[36] Rus hükümeti ise bu konuda bir tutum almamýþtýr.
Rusya Federasyonu Devlet Baþkaný Vladimir Putin Ermenistan’a yaptýðý ziyaret sýrasýnda, 15 Eylül 2001 tarihinde, Erivan’daki “soykýrým” anýtýna da giderek ziyaretçi defterine þunlarý yazdý:
“Rusya her zaman Ermeni halkýnýn acý ve trajedilerine karþý duyarlý olmuþtur. Soykýrým kurbanlarýnýn anýsý önünde saygýyla eðiliriz.” Ayrýca Putin ve eþi Ludmila anýta bir çelenk koyarak bir de aðaç diktiler.[37] Putin, Erivan Üniversitesini ziyareti sýrasýnda da bir soruya verdiði cevapta 1915 olaylarýný soykýrým olarak tanýmladý.[38]
Rus Duma’sýnýn 1995 yýlýnda aldýðý karar bir tavsiye niteliðinde olduðundan önemi sýnýrlýydý. Ancak devlet baþkanýnýn bu konuda açýkça tutum almasý durumu deðiþtirmekte ve Rusya’yý soykýrýmýný tanýyan devletler arasýna sokmaktadýr. Buna mukabil, Fransýzlarýn yaptýðý gibi, Putin’de sözde Ermeni soykýrýmý ile günümüz Türkiye’si arasýnda (þimdilik) bir bað kurmamakla, Türkiye Rusya iliþkilerinin zarar görmemesini saðlamaya çatýþmýþtýr.
Polonya
Polonya Cumhurbaþkaný Alexander Kvashnewski Ermenistan’ý resmen ziyareti sýrasýnda, 15 Kasým 2001 tarihinde “soykýrým” anýtýný ziyaret ettikten sonra deftere þunlarý yazdý: “Ermeni soykýrýmýnýn acýsýný gayet derin olarak hissediyoruz. Nerede olursa olsun insana ve millete karþý yapýlmýþ bu tür trajedilerin, cinayetlerin ve barbarlýðýn tekrarlanmasýna izin vermeyeceðinize eminim.”[39]
Polonya Cumhurbaþkaný ayný gün Erivan Üniversitesinde öðrenci ve okutmanlarla görüþmesi sýrasýnda “soykýrýmý” anýtýna yaptýðý ziyaretin resmi ziyaretinin en önemli kýsmýný teþkil ettiðini, bugün esas sorunun Türk-Ermeni iliþkilerinin geliþtirilmesi olduðunu söyledi. Kwasniewski Polonya Parlamentosunun Ermeni soykýrýmýný tanýmasý hakkýnda bir kanun kabul edeceðine dair garanti veremeyeceðini de belirterek “gerçeklerle yüzleþmek zamanýdýr ve Türk dostlarýmý gerçeði söylemeye çaðýrýyorum.” dedi. Adý geçen ayrýca “soykýrým sorununun tarihi bir problem olarak derhal çözülmesi gerektiðine inanýyorum.” ifadelerinde bulundu.
4. KARABAG KONUSUNDA GELÝÞMELER
Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu Baþkaný Liechtenstein Dýþiþleri Bakaný Ernest Walch, Konseyin Parlamentosu Baþkaný Lord Russell-Johnston ve Genel Sekreter Walter Schwimmer 24 Aðustosta yayýnladýklarý bir bildiride, meþru olmayacaklarý için, Karabað’da yapýlacak mahalli seçimlerden, vazgeçilmesini istediler.
Bildiride Azerbaycan ve Ermenistan’ýn Avrupa Konseyine üye olurken Karabað sorununu siyasi yollardan ve barýþçý bir þekilde çözümü hususunda taahhütte bulunduklarý hatýrlatýldýktan sonra çözüm çabalarýna engel olmanýn Karabað çýkarlarýna yaramayacaðý ifade edildi. Bildiride ayrýca Minsk gurubu çalýþmalarýna destek verildi ve Avrupa Konseyinin çözüm arayýþlarý için barýþ sürecine katkýda bulunmaya hazýr olduðu ifade olundu.[40]
Ýslam Konferansý Örgütü’de yayýnladýðý bir bildiride Karabað’da yapýlacak mahalli seçimlere karþý çýktý ve Ermeni kuvvetlerinin iþgal edilmiþ yerlerden çekilmesini, Azerbaycan’ýn egemenliðine ve toprak bütünlüðüne saygý gösterilmesini ve Ermenistan-Azerbaycan anlaþmazlýðýnýn barýþçý müzakerelerle ve Birleþmiþ Milletler, AQIT ve Ýslam Konferansý Örgütü kararlarý[41] dikkate alýnarak çözülmesini istedi.
Buna karþýn ABD Dýþiþleri Bakanlýðý sözcüsü Richard Boucher sözkonusu mahalli seçimlerin müzakere süreci üzerine etkisi olacaðýna inanmadýklarýný ifade ederek[42] Avrupalýlardan ayrý bir tutum aldý.
Gerek Ermenistan gerek Karabað yetkilileri Avrupa Konseyinin söz konusu bildirisine karþý çýktýlar. Karabað’da mahalli seçimler öngörüldüðü tarihte, 5 Eylül 2001’de, yapýldý. Bu seçimler, tahmin olunduðu gibi, baþkan Gukasyan taraftarlarýnca kazanýldý.[43]
Avrupa Konseyi Meclis Baþkaný Lord Russell-Johnston’un 9 Eylül 2001 tarihinde Ermenistan’ý ziyareti sýrasýnda “bir çözüm bulunana kadar uluslararasý hukuk ve anlaþmalara göre Karabað iþgal edilmiþ bir topraktýr.”[44] sözleri Ermenistan’da büyük memnuniyetsizliðe yol açtý. Lord Russell-Johnston’un Avrupa Konseyinin Karabað sorununun çözümüne daha aktif bir þekilde katýlmasýný arzu ettikleri yolundaki ifadelerine cevaben Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Oskanyan, halen Minsk Grubu eþ baþkanlarýnýn, Ermenistan’ýn ve Karabað’ýn Avrupa Konseyi’nin Karabað sorununun çözümüne katký yapmasýna ihtiyaç duymadýklarýný söyledi.[45] Oysa Avrupa Konseyi’nde, AGIT üyelerinin hemen tamamý ve ABD hariç, diðer iki eþbaþkan olan Fransa ve Rusya ve ayrýca anlaþmazlýðýn taraftarý olan Ermenistan ve Azerbaycan’ýn üye olduklarý düþünüldüðünde bu teþkilatýn Karabað sorunu ile ilgilenmesi gayet normaldir.
Rusya Federasyonu Baþkaný Vladimir Putin’in 15 Eylül 2001 tarihinde Ermenistan’ý ziyareti sýrasýnda, Baþkan Koçeryan’ýn kendisine Karabað sorunu ile ilgili olarak “Rusya’nýn aktif katkýsý olmadan bu sorunun çözülmesi açýkça imkansýzdýr.” sözlerine karþýlýk olarak, Rusya’nýn müzakere sürecinde olumlu bir rol oynamaya hazýr olduðunu ifade etmekle beraber, “sorunun çözümü sadece Ermenistan ve Azerbaycan’ýn elinde bulunmaktadýr” demesi ve daha sonra da “Daðlýk Karabað sorunu sizin sorununuzdur ve bunu siz çözeceksiniz”[46] sözleriyle bu fikrini vurgulamasý Karabað sorunu konusunda Rusya’yý tamamen kendi saflarýnda görmek isteyen Ermeniler için hayal kýrýklýðý yarattý.
Bir süreden beri Minsk Grubunun pek aktif olmamasý, Baþkan Aliyev’in eleþtirilerine neden oldu. Aliyev “maalesef AGIT kendi kabul ettiði ilkeleri ihlal ediyor. Bizim (Ermenistan ve Azerbaycan) müzakere edip anlaþmaya varmamýzý telkin ediyor. Neyin üzerinde anlaþacaðýz? Ermenistan bizim topraklarýmýzý iþgal ettiðine ve çekilmek istemediðine göre ne üzerinde anlaþacaðýz? Ya Minsk Grubu bu konuda ilkelere dayanarak bir tutum alýr ya da biz savaþa baþlar ve topraklarýmýzý iþgalden kurtarýrýz. AGIT kesinlikle savaþa karþý. Biz de sorunun barýþçý yollarla çözümüne inanýyoruz. Ancak çözülmüyor.”[47] Karabað sorununun, gerekirse, kuvvet kullanarak çözümleneceðine dair bu sözler Azerbaycan’ýn diðer yetkilileri tarafýndan da sýkça dile getirilen bir husus oldu.
Minsk Grubunun üç eþbaþkaný 4 Kasým’da Bakü’yü, 5 Kasým’da Stepanakert’i ve 6 Kasým’da Erivan’ý ziyaret ederek baþkan Aliyev, Koçeryan ve Gukasyan Ile görüþtüler.
Aliyev’in eþbaþkanlarla yaptýðý görüþmenin baþlangýcý televizyondan verildi. Aliyev uzun konuþmasýnda kendisinin ve eþbaþkanlarýn “Ermeni-Azeri-Karabað ihtilafýný” barýþçý yollardan çözmek gibi bir tek amaçlarý olduðunu, kurulalý 9 yýl olmakla beraber Minsk Grubunun sorunu hala çözemediðini söyledi. Böylelikle grubun baþarýlý olamadýðýna deðindi.
Aliyev, Ermeni—Azeri ihtilafýnda taraflarýn eþit koþullara sahip olmadýklarýný ifadeden sonra” “Ermenistan, Azerbaycan topraklarýný iþgal etti. Bir milyon mülteci zor durumda yaþýyor. Azerbaycan’ýn toprak bütünlüðü ihlal edilmiþtir. Ermenistan, Azerbaycan topraklarý üzerinde, ilhak etmek veya bu topraklara baðýmsýz statü vermek yoluyla, hak iddia etmektedir” sözleriyle Azerbaycan’ýn tutumunu açýklýkla ortaya koydu.[48]
Koçeryan ve Gukasyan benzer þekilde kamuoyuna açýk toplantýlar yapmadýklarýndan eþbaþkanlara ne söylediklerini öðrenmek mümkün olamadý.
Basýn haberlerine göre eþ-baþkanlar Karabað sorununun çözümü için yeni öneriler getirdiler. Bunlarýn ne olduðu açýklanmamýþ olmakla beraber, esas itibariyle, Paris ve Florida (Key West)’da[49] varýlan muta¬bakatýn deðiþtirilmiþ bir þekli olduðu basýnda yazýldý.[50] Bir habere göre yeni teklifler arasýnda Ermeni kuvvetlerinin Karabað haricindeki Azerbaycan topraklarýndan çekilmeye baþlamasý da vardý.[51]
Minsk Grubu eþbaþkanlarý bölgeden ayrýlýrken yayýnladýklarý ortak bildiride, özetle, Karabað konusunda taraflarýn tutumlarýný birbirlerine yaklaþtýracaðýna inandýklarý “yeni fikirleri” Ermenistan ve Azerbaycan baþkanlarýna sunduklarýný ve anlaþmazlýða çözüm bulmak sorumluluðunun iki baþkana ait olduðunu ifade ettiler. Ayrýca, askeri yollarla bir çözüm bulunmasý hakkýndaki çaðrýlarýn kabul edilebilir olmadýðý ve çarpýþmalarýn tekrar baþlamasýnýn yalnýz iki ülke için deðil fakat tüm Kafkasya için kötü sonuçlar doðuracaðýný vurguladýlar.[52]
Grubun Fransýz eþbaþkaný Philippe De Surmain, bir soruya cevaben, Karabað sorununa Türkiye ve Iran dahil bölgedeki diðer ülkelerin çýkarlarý dikkate alýnmadan çözüm bulmanýn imkansýz olduðunu söyledi.[53] Bir habere göre, Karabað ile ilgili görüþmelerin Türkiye’ye bildirilmesi hususunda Fransa ve Rusya arasýnda görüþ ayrýlýðý vardýr. Fransa bu bilgilerin Türkiye’ye verilmesini isterken Rusya bunun aleyhindedir.[54]
Baþkan Aliyev ve Koçeryan 29 ve 30 Kasým tarihlerinde baðýmsýz devletler topluluðu Doruk Toplantýsý münasebetiyle Moskova’da bir araya geleceklerdir.[55] Baþkanlarýn bu buluþmadan yararlanarak Karabað sorununu görüþecekleri ümit edilmektedir.
5.TÜRK-ERMENÝ BARIÞMA KOMÝSYONU
Türk-Ermeni Barýþma Komisyonu ikinci toplantýsýný Ýstanbul’da, 23–25 Eylül tarihlerinde yaptý.[56]
Komisyon üyeleri kendi aralarýnda yaptýklarý görüþmelerden baþka Türkiye’den bazý aydýnlar, üniversite ve medya mensuplarý, iþadamlarý vb ile görüþerek Türk Ermeni iliþkileri hakkýnda çeþitli görüþleri dinlediler. Bu arada Komisyonun Ermeni üyelerinin sözde soykýrým hakkýnda duyduklarý bazý görüþlerden memnun kalmadýklarý Türkiye’deki Ermeni basýnýnda yer aldý.[57]
Bu toplantýdan önce olduðu gibi[58] sonra da Ermeni Diasporasý ve daha az ölçüde Komisyon’un aldýðý kararlar arasýnda en önemli görülen hususlar, Komisyon’un Ermeni üyelerinin sayýsýnýn arttýrýlmasý, Komisyon için bir sekretarya kurulmasý, bir Web sitesi açýlmasý ile Uluslararasý Geçiþ Hukuku Merkezi’nin, Uluslararasý Barýþ Modellerini de içeren hukuksal konular üzerinde bir seminer düzenlemeye davet edilmesi vardýr.
Ermenistan basýný l3arýþma Komisyonunu þiddetle eleþ¬tirmeye devam ettiler. Bu meyanda Avrupa’daki baþlýca Ermeni kuruluþlarýný bir araya getiren “Avrupa Ermeni Birlikleri Forumu” Komisyonun Ermeni üyelerini istifaya davet etti [59] Komisyon’un Amerikan Dýþiþleri Bakanlýðý tarafýndan finanse edildiðine dair iddialar ortaya atýldý.[60]
Bu eleþtirilerin odaðýnda görevleri arasýnda sözde Ermeni soykýrýmý bulunmayan Komisyon’un “soykýrým”ýn uluslararasýnca tanýnmasý sürecini durduracaðý veya erteleyeceði endiþesi vardýr. Buna örnek olarak ise Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye ile ilgili olarak aldýðý son karara “soykýrým” hakkýnda bir madde eklemeyi kabul etmemesi ve Alman Meclisinin sözde soykýrýmýn tanýnmasý ile ilgili bir dilekçeyi iþleme koymamasý gösterilmektedir.[61]
Amerika’daki en büyük Ermeni kuruluþu olduðunu iddia eden Amerika Ermeni Asamblesi (Armenian Assembly of America)’nin Komisyonu tamamen desteklemesi rakip kuruluþ olan Taþnak Partisinin uzantýsý Ermeni Milli Komitesi (The Armenian National Committee)’nin itiraz ve eleþtirilerine neden olmaktadýr. Bu iki kuruluþ arasýndaki çekiþmenin bu yýl Amerikan Kongresi’ne sözde soykýrýmý hakkýnda bir karar tasarýsý verilememesinin nedeni olarak görülmektedir.[62] Oysa Komisyon’un bir Ermeni üyesinin dediði gibi “11 Eylül terörist saldýrýsýndan sonra kimse bu konuyu (sözde soykýrýmýný) Kongre’ye getirmeyi düþünemez. Türkiye, ABD’nin Orta Doðu’daki stratejik çýkarlarýnýn gerçekleþmesi için yeniden anahtar ülke olmuþtur”[63]
Diðer yandan, gelecek bahiste görüleceði üzere, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye ilerleme raporu için kabul ettiði kararda Barýþma Komisyonu giriþimlerinin, iliþkilerin normalleþtirmesinde götürebileceðini ifade ile bu Komisyon’a önemli bir yer vermesi, Komisyona karþý yapýlan eleþtirilere iyi bir cevap teþkil etmiþ ve ayrýca Amerika Ermeni Asamblesinin Taþnaklara karþý bir baþarýsý anlamýna gelmiþtir.
Komisyon’un Ermeni üyeleri, bu þiddetli eleþtiri ve yermelere raðmen, çalýþmaya devam ettiler ve Komisyon üçüncü toplantýsýný New York’ta 18–21 Kasým 2001 tarihleri arasýnda yaptý.
6. AVRUPA PARLAMENTOSU VE SÖZDE ERMENÝ SOYKIRIMI
Avrupa Parlamentosunun sözde Ermeni soykýrýmý ile ilgili ilk kararý 18 Temmuz 1987 tarihini taþýr.
Parlamentoyu bu konu ile ilgilenmeye yönelten hususlarýn baþýnda Türkiye’nin 14 Nisan 1987 tarihinde tam üyelik için Avrupa Birliðine baþvurmasý ve bunu fýrsat olarak gören Diaspora Ermenilerinin kendi “davalarý” hususunda bir karar alýnmasý için Parlamentoya baský yapmalarý ve Parlamento’nun da Ermenilerin terörizmi 1985 yýlý itibariyle durdurulmuþ olmalarýný dikkate alarak onlara faaliyetlerini siyasi alanda sürdürmelerine imkan tanýmak istemeleri gelmektedir. .
Kararýn içeriðine gelince bu uzun metinde iki önemli husus vardýr. Bunlardan birincisi Parlamentonun 1915–1917 olaylarýný bir soykýrým olarak kabul etmesidir. Ýkincisi ise Türkiye’nin soykýrýmýný tanýmamayý sürdürmesi halinde bunun Avrupa Birliðine alýnmasýna engel oluþturacaðýnýn belirtilmesidir. Bunun yanýnda kararda günümüz Türkiye’sinin sözkonusu olaylardan sorumlu tutulamayacaðý ve Türkiye’nin soykýrýmýný tanýmasýnýn siyasi, hukuki ve maddi talepler doðurmayacaðý ve ayrýca Ermeni terörizminin kýnandýðý hususlarý da yer almýþtýr. Türkiye’nin adaylýk baþvurusu bir sonuca baðlanamayýnca Parlamentonun bu kararý önemini kaybetmiþ ve Ermenilerin yararlanamadýklarý bir metin haline dönüþmüþtü.
Türkiye’nin adaylýðýn 1999 yýlý Helsinki zirvesinde kabul edilmesiyle beraber “soykýrým” konusunun Avrupa Birliði içinde iþlenebilmesi olasýlýðý tekrar belirmiþ ve nitekim Avrupa Parlamentosu Türkiye’nin ilerleme raporu hakkýnda 15 Kasým 2000 tarihinde kabul ettiði bir karara, uzun tartýþmalardan sonra ve az sayýlabilecek bir oy farkýyla, Ermeni “soykýrýmý” ve Ermenistan ile iliþkiler hakkýnda iki madde konmuþtur.[64]
Bu maddelerin çevirisi þöyledir:
Avrupa Parlamentosu
“10. Türk toplumunun önemli bir kesimini oluþturan Ermeni azýnlýðýna yeni bir destek vermesi ve özellikle modern Türk devletinin kurulmasýndan önce bu azýnlýðýn acýsýný çektiði soykýrýmýnýn açýkça tanýnmasý için Türk hükümetine ve Türkiye Büyük Millet Meclisine çaðrýda bulunur.”
“21. Bu baðlamda (Türkiye’nin Kafkas ülkeleriyle iliþkilerini iyileþtirmek baðlamý), özelikle iki ülke arasýnda normal diplomatik ve ticari iliþkilerin tekrar kurulmasý ve mevcut ambargonun kaldýrýlmasýna yönelik olmak üzere Ermenistan ile bir diyalog baþlatmasý için Türk hükümetine çaðrýda bulunur.”
Bu maddelerin içerdiði bazý yanlýþlýklar ve özellilikle tutarsýzlýklar üzerinde durmayacaðýz. Ancak sözde soykýrýmdan sadece Türkiye’deki Ermeni azýnlýðýnýn etkilenmiþ olduðu anlamýna gelebilecek ifadelerin Diaspora’da ciddi rahatsýzlýk yarattýðýný belirtelim.
Bu konuda ilginç olan bir husus da, 1987 yýlý kararýnýn aksine, bu kararda Türkiye’nin soykýrýmý tanýmamasýnýn Avrupa Birliðine girmesini engelliyebileceðine dair bir ifade bulunmamasýdýr. Ayrýca bu karar 1987 yýlý kararýna atýfta da bulunmamýþtýr.
Bu yýlki ilerleme raporu hakkýnda hazýrlanan karar tasarýsýnda Ermeni sorunu ve Ermenistan hakkýnda birer madde olduðu görülmüþtür. Bu maddelerin çevirisi þöyledir.
Avrupa Parlamentosu
“31. Türkiye’den ve Ermenistan’dan bir grup eski diplomat ve bilim adamý tarafýndan, geçmiþ hakkýnda ortak bir anlayýþa varýlmak amacýyla ortaya atýlan sivil giriþimi destekler; bu giriþimin diðerleriyle birlikte, ilgili iki toplum ve devlet arasýndaki iliþkilerin normalleþmesi sonucu vereceðine inanýr; “
“32. Bu baðlamda, Kafkas bölgesinin tamamýnda istikrara uygun bir hava yaratýlmasý için gerekli önlemleri ivedi olarak almasýný Türkiye’den ister; Azerbaycan ve Ermenistan arasýndaki diyalogun tekrar tesisi için daha aktif bir rol üstlenmesini Türkiye’den talep eder ve Ermenistan’a uygula¬nan ambargonun kaldýrýl¬masýnýn bölgenin barýþ koþullarýna kavuþmasý için ilk somut adým olabileceðini düþünür”
Görüldüðü üzere bu maddelerde soykýrýmdan bahis yoktur. Parlamento’nun bu konuda evvelce aldýðý ve yukarýda deðinilen kararlara atýfda yoktur. Bu þekliyle Avrupa Parlamentosu, 1987’de soykýrýmýný tanýmak ve Türkiye’ye tanýtmak gibi bir tutumdan soykýrým iddialarýný dikkate almayan bir tutuma doðru gerilemiþtir. Bunda Avrupa Birliðine üye olmak yolunda esasen bir çok sorunu olan Türkiye’nin önüne, neredeyse bir asýr önce yaþanmýþ bir olayý soykýrýmý olarak tanýmlayarak yeni bir engel çýkartmamak isteði rol oynamýþ olabileceði gibi, 11 Eylül saldýrýlarýndan sonra stratejik önemi çok artmýþ olan Türkiye’yi geçmiþe ait bir olayla sýkýntýya sokmamak düþüncesi de etki yapmýþ olabilir.
Soykýrýmdan hiç bahsetmemesinin yanýnda, þiddetle tenkit edilen Barýþma Komisyonuna Türkler ve Ermeniler ve ayrýca Türkiye ve Ermenistan arasýndaki iliþkilerin normalleþtirilmesi gibi önemli bir iþlev tanýnmasý da Ermenilerin eleþtirmelerine neden oldu. Avrupa Parlamentosundaki Ermeni yanlýlarý bu maddelerin deðiþtirilmesi için deðiþiklik önerilerinde bulundular. Ancak yapýlan oylamalarda bu öneriler, Ermeniler için hezimet teþkil edercesine, büyük oy farký ile reddedildi.[65]
7. 907. BÖLÜM
Amerikan Kongresi’nce 1992 yýlýnda kabul edilmiþ olan Özgürlüðü Destekleme Kanunu’nun 907. bölümü þu hükmü içermektedir: “Azerbaycan hükümetinin Ermenistan ve Yukarý Karabað’a karþý tüm ambargolarý ve diðer saldýrgan kuvvet kullanýmlarýný kaldýrmak için kanýtlanabilir adýmlar attýðý Baþkan tarafýndan belirlenip Kongre’ye rapor edilinceye kadar bu kanun veya herhangi bir diðer kanun gereðince Azerbaycan hükümetine Birleþik Devletler yardýmý yapýlamaz”
Ermenistan’ýn saldýrýsýna maruz kalýp topraklarýnýn yüzde 20’sini kaybeden ve bir milyon civarýnda mültecinin çeþitli sorunlarý ile uðraþmak durumun¬da bulunan Azerbaycan’a, Er¬menistan’a ekonomik ambargo uyguladýðý gerekçesiyle, Amerikan yardýmý yapýlmamasýný ön¬gören bu maddenin bir adaletsizlik simgesi olduðunda þüphe yoktur. Bu madde saldýrganýn tarafýný tutmakla onu yüreklendirmekte ve uzlaþmaz bir tutum sürdürmesine yardýmcý olmaktadýr. Bu nedenle sözkonusu maddenin Minsk Grubu tarafýndan yürütülen barýþ sürecine olumsuz bir etki yaptýðýný söylemek mümkündür.
Amerika’nýn Azerbaycan politikasýna ciddi engeller getiren bu maddenin kaldýrýlmasý için Amerikan hükümetlerince sarfedilen çabalar, etnik gruplarýn etkisine çok açýk olan Kongre’nin direnmesi nedeniyle geçen yýllarda baþarýlý olamamýþtý. Gerçekten de Amerikan Kongresi’nde bazý iç siyaset hesaplarýnýn devletin dýþ siyaset çýkarlarýna üstün tutulduðu birçok örnek vardýr. Mesala 1970’li yýllarda Türkiye’ye uygulanan silah ambargosu bu meyandadýr.
11 Eylül 2001 tarihinde New York’ ve Washington’da meydana gelen büyük terörist saldýrý, Azerbaycan’ýn terörizmle mücadeleye katkýda bulunmasýný saðlamak açýsýndan, 907. bölümün kaldýrýlmasýný tekrar gündeme getirdi. Bu konudaki haberlerin yayýlmasý üzerine Ermenistan Baþkaný Koçeryan Baþkan Bush’a 9 Ekim 2001 tarihinde bir mektup göndererek 907. bölümünün kaldýrýlmasýnýn veya bu bölümdeki hükümlerin hafifletilmesinin Karabað sorununun çözümü için sürdürülen barýþ sürecine zarar vereceðini ifade etti.[66]
Ermenistan Devlet Baþkanýnýn bu giriþimi etkili olamadý ve Amerikan Dýþiþleri Bakaný Colin Powell Kongre’ye Baþkan adýna 15 Ekim 2001 tarihinde bir mektup göndererek Azerbaycan’ýn hava sahasýný ve hava üslerini Amerika’nýn yararlanmasýna açtýðýný ve ayrýca istihbarat bilgilerini paylaþmayý kabul ettiðini belirterek 907. bölüm ile Azerbaycan’a yardým için konan yasaðýn kaldýrýlmasýný istedi.[67]
Konu Senato’da görüþülmeye baþlamadan önce Amerika’daki Ermeni kuruluþlarý 907. bölümün deðiþtirilmemesi için yoðun bir kampanya düzenlediler.68 Buna karþýn Musevi asýllý tanýnmýþ bazý kiþiler ile önde gelen Musevi kuruluþlarý bu bölümün kaldýrýlmasý veya yumuþatýlmasý yönünde faaliyet gösterdiler.[69] Böylelikle Azerbaycan’a yapýlacak yardým konusunda Amerika’daki iki önemli etnik lobi karþý karþýya geldi.
Senato 907. bölümünde bazý deðiþiklikler yapýlmasýný 25 Ekim 2001 tarihinde kabul etti.
Buna göre Amerika Baþkaný, terörizme karþý mücadeleye destek verilmesi ve ABD ve müttefikleri silahlý kuvvetlerinin harekata hazýr edilmesi için gerekli olduðu taktirde ve ayrýca Azerbaycan’ýn sýnýr güvenliði için önemli ise 907. bölümü uygulamayabilecektir. Ancak bu uygulamama Karabað sorununun barýþçý çözümü gayretlerini engellemeyecek ve Ermenistan’a karþý saldýrý amacý için kullanýlamayacaktýr. Bu deðiþiklik 31 Aralýk 2002’ye kadar geçerli olacak ve Amerikan Baþkaný yukarýdaki hususlarý teyit ettiði taktirde her yýl yeniden yürürlüðe konabilecektir.[70]
Senato bu deðiþikliðin yanýnda Ermenistan’a toplam 4,6 milyon Dolarlýk bir askeri yardým yapýlmasýný da kabul etmiþtir.71 Bu hareketin, ciddi bir düþ kýrýklýðý yaþayan Ermenileri kýsmen olsun teselli etmeye yönelik olduðu görülmektedir.
Böylelikle Azerbaycan Ermenistan’a uygulamakta olduðu ekonomik ambargoyu kaldýrmadan, bazý kurallara baðlý kalarak da olsa, Amerika’dan yardým almak olanaðýný elde etmiþtir.
Senatonun yaptýðý bu deðiþiklikler 14 Kasým 2001 tarihinde Senato ve Temsilciler Meclisi üyelerinden oluþan bir ortak komitede ele alýndý ve Ermeni yanlýsý üyelerin ýsrarý ile, Amerikan yardýmýnýn Kafkasya’da ki Ermeni toplumlarýna karþý da kullanýlamayacaðýna dair kanuna bir ilave yapýldý.[72] Kafkasya’daki Ermeni toplumlarý tasrih edilmemiþ olmakla beraber Karabað’ýn kastedildiði açýktýr.
,Amerikan yardýmýnýn Ermenistan’a veya Karabað’a karþý kullanýlmasý esasen sözkonusu olmadýðýna göre bu deðiþiklik, Azerbaycan’ýn bundan böyle Amerikan yardýmý alacak olmasýný etkilemez.
8. BAKÜ-CEYHAN PETROL BORU HATTININ ERMENÝSTAN’DAN GEÇMESÝ
Bakü-Ceyhan petrol boru hattýnýn, daha ekonomik olacaðý mülahazasýyla, Ermenistan’dan geçilmesi için Amerikan Kongresi’nde baþlatýlan giriþimler,[73] bu hat Ermenistan’dan geçmediði taktirde Amerikan Export-Import Bankasýnýn hatla ilgili kredi vermesini önleyen bir teklife dönüþmüþtü.
Bu teklif, Ermeni taraftarý Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat Joseph Crowley’in adýna izafeten “Crowley Deðiþik Teklifi” baþlýðý altýnda Temsilciler Meclisi Mali Hizmetler komitesinde görüþülmüþ ve 31 Ekim 2001 tarihinde yirmiye karþý yirmi dört oy ile reddedilmiþti r. [74]
Türkiye ile Azerbaycan’ýn Ermenistan ile derin bir anlaþmazlýðý olduðu bir ortamda, sözkonusu petrol boru hattýnýn Ermenistan’dan geçmesi için ýsrar etmenin, geçmediði taktirde bu projeye kredi verilmesini önlemeye çalýþmanýn ekonomik deðil siyasi bir yaklaþým olduðu ve Ermenistan’ýn Türkiye ile Azerbaycan’a karþý güttüðü husumet politikasýndan ilham aldýðý açýktýr. Bakü-Ceyhan Petrol Boru hattý inþa edilmediði taktirde sadece Türkiye ve Azerbaycan deðil, Amerikan þirketlerinin de önemli gelir kaybýna uðrayacaklarý belli iken, diðer bir deyimle Amerikan çýkarlarýnýn da zedeleneceðinden þüphe bulunmaz iken Mali hizmetler Komitesi’nin bu konudaki teklifi ancak dört oy gibi küçük bir farkla reddetmesi Amerika’da etnik kökenli baský gruplarýnýn kendi çýkarlarý için milli çýkarlarý gözardý etmekte bir sakýnca görmediklerinin kanýtýný oluþturmaktadýr.
9. ERMENÝ TERÖRÝSTLERÝ
Ermeni teröristler 1973–1984 yýllarýnda aralarýnda büyükelçi baþkonsolos ve askeri ataþelerin de bulunduðu 34 Türk diplomatýný ve diðer görevlilerini katletmiþlerdi. Ermeni çevrelerinin sözünü etmemeye özellikle dikkat gösterdiði ve Türk basýnýnýn da artýk pek deðinmediði bu cinayetler, maalesef, unutulmaya baþlanmýþtýr.[75] Oysa bugün Ermeni Sorunu dendiðinde, 1915 olaylarý bahane edilerek iþlenmiþ olmalarý nedeniyle, akla ilk gelmesi gereken bu cinayetlerdir.
Söz konusu cinayetlerin faillerinden bazýlarý kaçmýþ bazýlarý da yakalanarak çeþitli ülkelerde hapse mahkum olmuþlardýr. Ermeniler bu kiþileri bir katil deðil bir kahraman gibi görmeye ve göstermeye çalýþmýþlar ve serbest kalmalarý için devamlý gayret içinde olmuþlardýr. Bunun en iyi örneðini bu yýl Orly katliamý katillerinden Varujan Garbidyan (veya Garabetyan) adýndaki kiþinin Fransa tarafýndan serbest býrakýlmasý oluþturmuþtur.
15 Temmuz 1983 tarihinde Paris’in Orly havaalanýnda Türk hava Yollarý bürosu önünde bir bavul içine konmuþ olan bomba patlayarak civarda bulunan 8 kiþinin ölmesine ve 50 kadarýnýn da yaralanmasýna neden olmuþtu. Bu kiþilerden dördü Fransýz, ikisi Türk, biri Amerikalý, biri de, Isveçli idi. Bu olayý iþleyen üç Ermeni yakalanarak yargýlanmýþlar ve 2 Mart 1985 tarihinde mahkum olmuþlardýr. Bunlar arasýnda ömür boyu hapis cezasýna çarptýrýlan tek kiþi olan Garbidyan 22 Nisan 2001 tarihinde Val du Marne mahkemesince serbest býrakýldýktan sonra Ermenistan’a gitmiþ ve 24 Nisan’da sözde soykýrýmýný anma törenlerine katýlmýþtýr.[76] Garbidyan’ýn neye dayanýlarak serbest býrakýldýðý açýklanmamýþ olmakla beraber, adýgeçenin avukatlarýnýn ifadelerine göre Ermeni “soykýrýmý”nýn Fransa tarafýndan tanýnmasý bunda baþlýca etken olmuþtur.[77] Ermenistan, vatandaþý olmamasýna raðmen Qarbidyan’ý topraklarýna kabul etmiþ, Erivan belediyesi kendisine ev vermiþ ve iþ bulmuþtur.[78]
“Fransa 1915 Ermeni Soykýrýmýný açýkça tanýr” þeklinde bir cümleden ibaret olan Fransýz kanununun bir katilin serbest býrakýlmasýna temel teþkil edecek þekilde yorumlanmasý þaþýrtýcýdýr. Bu mantýk kabul edildiði taktirde sözde soykýrýmý ileri sürerek gelecekte Türkleri öldürecek Ermenilerin de, bir süre sonra dahi olsa, serbest býrakýlacaklarý sonucuna varýlmaktadýr. Böyle bir düþüncenin hukuk ve adalet kavramlarý ile ilgisi olmadýktan baþka, olasý cinayetten teþvik unsurunu da taþýdýklarýný kabul etmek gerekir.
Ermenistan’a gelince daha önce bazý diðer katiller için olduðu gibi, Garbidyan’ý kabul etmek, ev ve iþ vermek ve sözde soykýrýmý törenlerine iþtirak ettirmek gibi, bilinçli olmaktan çok tahrik amacýný taþýyan hareketlerle Türkiye ile olan anlaþmazlýklarýnýn dosyasýný daha da kabartmakta ve çok istediði diplomatik iliþkiler kurulmasýndan daha da uzaklaþmaktadýr.
Fransa ömür boyu ceza almýþ bir kiþiyi hapisten çýkarmak için olmadýk bahanelere baþvururken Amerika’da tamamen tersi bir olay yaþanmaya baþlanmýþtýr.
Harry (Hampig) Sassunyan adlý bir Ermeni 28 Ocak 1982 tarihinde Los Angeles’te Türkiye Baþkonsolosu Kemal Arýkan’ý katletmiþti. Katil ömür boyu hapse mahkum olmuþ ve yýllar süren temyiz davasýnda geçen yýl alýnan kararda, ömür boyu hapis cezasý teyit edilmekle beraber, cinayetin maktulun milli kökeni (yani Türk olmasý) nedeni ile iþlendiðine dair ‘özel koþul” kabul edilmemiþtir.[79] Bu karar, 19 yýldýr hapiste yatmakta bulunan Sassunyan’ýn þartlý tahliyeden yararlanmasýna olanak tanýyordu.
Los Angeles Bölge (County) savcýsý Steve Cooley, Sassunyan’ýn þartlý tahliyesini önlemek için tekrar dava açmayý deneyeceðini söyledi. Savcý özel koþullarý yani merhum Baþkonsolos Arýkan’ýn sadece Türk olduðu için katledildiðini yeniden kanýtlamak istediklerini özgün bir toplumda bir millet veya etnik gruba mensup kimselerin bir baþka millet veya etnik gruba terörizm uygulamasýnýn kabul edilemeyeceðini “ifade etti.[80]
10. DÝÐER GELÝÞMELER
Amerika Birleþik Devletlerinde eyalet meclislerinin, eyalet valilerinin ve belediye baþkanlarýnýn, seçmenlerine hoþ görünmek için, onlarýn istedikleri yönde beyanlarda bulunmalarý, bildiriler yayýnlamalarý adettendir. Özellikle Ermeniler bu durumdan yararlanarak sözde soykýrýmýný tanýyan bazý kararlarýn eyalet parlamentolarýndan geçmesini saðlamýþlardýr.
Amerika’daki Türkler genellikle bu imkandan pek yararlanmaz iken 30 Aðustos Zafer Bayramý vesilesiyle bazý anma günü kararlarý alýndýðý görüldü. Alabama Eyaleti Valisi Don Siegelman 30 Aðustos gününü “Kurtuluþ, Egemenlik ve Baðýmsýzlýk Yolunda Türklerin Yaþadýðý Trajediyi Anma Günü”.[81] Connecticut Eyaletinin Hartford þehri Belediye Baþkaný Michael P. Feters 30 Aðustos’u “Türkiye’nin Zafer Bayramýný Kutlama Günü”[82] Connecticut Valisi John G. Rowland ayný günü “Türk Zafer Bayramýný Connecticut Eyaletinde anma günü” olarak ilan etti.[83]
30 Aðustos sözkonusu olduðu için Amerika’daki Yunan lobisini bu kararlara karþý harekete geçirdi. Ermeniler ise, kendilerini doðrudan ilgilendiren bir durum olmamakla beraber, Türkiye ve Türklere karþý besledikleri kin ve düþmanlýk duygularýnýn etkisi altýnda sözkonusu kararlara karþý çýktýlar. Bu konudaki giriþimler Taþnak Partisinin bir uzantýsý olan Ermeni Milli Komitesi tarafýndan yapýldý. Ermeni ve Yunanlýlarýn müþtereken yürüttükleri bu kampanya kýsa sürede baþarýlý oldu Yapýlan giriþimler sonunda Hartford þehri Belediye Baþkaný Peters kararýndan birkaç gün sonra, 5 Eylül’de vazgeçerek özür diledi.[84] Alabama Valisi Siegelman ise önce Siyasi Direktörü aracýlýðý ile, içerdiði “tarihi hatalar” nedeniyle, yaptýðý beyaný geri aldýðýný belirtirken[85] daha sonra bu hususu kendi imzasý ile teyit etti.[86]
Son olarak 30 Aðustos’u “Türk Zafer Bayramý’ný Connecticut Eyaletinde Anma Günü” olarak ilan eden Eyalet Valisi John G. Rowland’da tarihi hatalarý ileri sürerek kararýný iptal etti.[87] Valinin bürosundan bu konuda Avrupa Ermeni Milli Komitesine gönderilen mektupta Valilige her yýl binlerce gün ilan edilmesi veya konuþma yapýlmasý hakkýnda talep geldiði ve bunlarý yerine getirirken tartýþmalý durumlardan kaçýnýldýðýný belirtti ve Connecticut Eyaleti Ermeni ve Yunan cemaatlerinden özür diledi.
[1] Armenia This Week, 21 Eylül 2001.
[2] Armenpress Political, 21 Eylül 2001
[3] Armenpress Political, 21 Eylül 2001.
[4] Arjantin, Belçika, Fransa, Ýtalya, Kanada, Güney Kýbrýs Rum Yönetimi Lübnan, Rusya, Uruguay, Vatikan, Yunanistan.
[5] Avrupa Parlamentosu.
[6] Dergimizin 2. sayýsýnda yer alan Erich Feigl’ýn “Ermeni Milli Kilisesinin Zafer ve Trajedisi” baþlýkla yazýsý Ermenistan’ýn 301 yýlýnda hýristiyanlýðý kabul etmiþ olmasýnýn mümkün bulunmadýðýný açýklamaktadýr.
[7] Press Release. Mother See of Holy Etchmiadzin, 23 Eylül 2001.
[8] RFEÝRL Armenia Report 19 Eylül 2001.
[9] Zerkalo (Bakü) 25 Ekim 2001.
[10] La Lettre de L’UGAB, 10 Kasým 2001.
[11] La Lettre de L’UGAB, 29 Eylül 2001.
[12] Press Release Mother See of Holy Etchmiadzin, 25 Eylül 2001.
[13] Press Release. Mother See of Holy Etchmiadzin. 6 Kasým 2001.
[14] Arminfo 14 Eylül 2001.
[15] Encarta Encyclopedia 99 ve Encyclopaedia Britannica 2001’in Yerevan maddeleri.
[16] PanArmenian News, 8 Ekim 2001.
[17] Asbarez Online 09.Ekim 2001.
[18] Hürriyet 29 Eylül 2001.
[19] Reuters 26 Eylül 2001.
[20] Ayný kaynak.
[21] Associated Press, Reuters, Agence France Press 26 Eylül 2001.
[22] www. vatican.va/holy father. 28 Eylül 2001.
[25] Press Release: Association Switzerland-Armenia, 18 Nisan 2000.
[26] La Lettre de L’UGAB,11 Eylül 2001.
[27] Press Release:Associaion Switzerland-Armenia, 18 Nisan 2000.
[28] Neue Zürcher Zeitung, 16 Eylül 2001.
[29] Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý Dergisi, Sayý 1, s.58.
[30] Neuer Zürcher Zeitung, 16 Eylül 2001.
[31] Le Temps 16 Eylül 2001.
[32] www.bundestag.de/aktuell/bp/2001 bp0109/0109083b.html.
[33] RFE/RL Armenia Report 5 Ekim 2001.
[34] Asbarez Online, 5 Ekim 2001.
[35] Asbarez, 5 Ekim 2001.
[36] Ermeni Araþtýrmalarý Dergisi sayý 1 s. 38.
[37] Noyan Tapan, 16 Eylül 2001.
[38] Armenpress, 18 Eylül 2001.
[39] ArmTv 15 Kasým 2001.
[40] Council of Europe Press Release, 24 Aðustos 2001.
[41] Ermeni Araþtýrmalarý Dergisi Sayý 2 s.15–16 ve 264–267.
[42] La Lettre de L’UGAB, 7 EyÝül 2001.
[43] RFE/RL Armenia Report, 6 Eylül 2001.
[44] Noyan Tapan, 10 Eylül 2001.
[45] Armenpress, 13 Eylül 2001.
[46] AZG. Türkçe yayýn, 18 Eylül 2001.
[47] Halk gazetesi 24 Ekim 2001.
[48] Azerbaijani TV Channel one 5 Kasým 2001.
[49] Ermeni Araþtýrmalarý Dergisi Sayý 1 s.30,31
[50] Arminfo, 6 Kasým 2001.
[51] RFEÝRL Armenia Report, 5 Kasým 2001.
[52] RFE/RL Armenia Report, 8 Kasým 2001.
[53] Arminfo, 7 Kasým 2001.
[54] AZG Daily, 8 Kasým 2001.
[55] Yeni Musavat, 6 Kasým 2001.
[56] Bu toplantý bildirisinin Ýngilizce orijinal metni Dergimizin “Belgeler” bölümündedir.
[57] Agos Gazetesi 28 Eylül 2001.
[58] Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý Dergisi Sayý 2, s. 18–21.
[59] AZG, 6 Kasým 2001. ,
[60] Armenian National Committee of America Press Release, 13 Ekim 2001.
[61] AWOL 27 Ekim–2 Kasým 2001 ve California Courier 7 Kasým 2001.
[62] Azg Daily, 18 Ekim 2001.
[63] Andranik Mihranyan. PanArmenian News, 17 Ekim 2001.
[64] Çeviriler tarafýmýzdan yapýlmýþtýr.
[65] Armenian National Committe of Europe Press Release, 25 Ekim 2001; ve ayný tarihli www.ntv.com.tr/news/114964.asp.
[66] Arminfo, 10 Ekim 2001.
[67] Asbarez Online, 17 Ekim 2001.
[68] Asbarez, Online, 30 Ekim 2001.
[69] U.S. Newswire, 29 Ekim 2001.
[70] Asbarez Online, 25 Ekim 2001.
[71] Armenian Assembly of America Press Release, 25 Ekim 2001.
[72] Armenian National Committee of America, Press Release, 14 Kasým 2001.
[73] Ermeni Araþtýrmalarý Dergisi, Sayý 2, s.27–29
[74] Press Release, Armenian National Comittee Of America, 31 Ekim 2001.
[75] Dr. Bilal N. Þimþir tarafýndan 2000 yýlýnda yayýnlanan “Þehit Diplomatlarýnýz” baþlýklý 2 cilt kitap bu konuda deðerli bilgiler içermektedir.
[76] La Lettre de L’UGAB, 24 Nisan 2001.
[77] Milliyet Internet, 25 Nisan 2001.
[78] Milliyet Internet, 25 Nisan 2001.
[79] Los Angeles Times, 29 Eylül 2001.
[80] Los Angeles Times, 29 Eylül 2001.
[81] Hürriyetim, 24 Aðustos 2001.
[82] Hürriyetim, 31 Aðustos 2001.
[83] Armenian National Comittee of America Eastern Region —Press Report 15 Ekim 2001.
[84] Armenian National Comittee of America, Eastern Region- Press Release, 6 Eylül 2001.
[85] Armenian National Comittee of America Eastern Region — Press Report, 3 Ekim 2001.
[86] HEC-Associated Members and Hellenic Press, 24 Ekim 2001.
[87] Armenian National Comittee of America Eastern Region Press Release, 26 Ekim 2001.
| |