AnasayfaÝletiþim
  
English



E-B�lten �yeli�i

G�nl�k b�ltenimize �ye olmak i�in a�a�daki alanlar� doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERG� SAYILARI

Amerika'da Ermeni Lobisi ve Lozan Antlaþmasý Kavgasý

Emekli Büyükelçi, Dr. Bilal N. ÞÝMÞÝR*
ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 3, Eylül-Ekim-Kasým 2001

 

Giriþ


Bu yazýda, Amerika’daki Ermeni lobisinin Türkiye - ABD diplomatik iliþkilerini etkilemesi üzerinde durulacak, tarihten çarpýcý bir örnek verilecektir. 1923 yýlýnda Lozan Antlaþmasýna karþý Amerika’da nasýl bir fýrtýna koparýlmýþ, Türkler aleyhinde nasýl bir karalama kampanyasý yürütülmüþ olduðu ve Amerika içinde buna nasýl tepki gösterildiði anlatýlacaktýr.[1]

Önce Türk - Amerikan iliþkilerini kýsaca hatýrlayalým: Türkler ile Amerikalýlar bugüne kadar birbirleriyle hiç savaþmadýlar, hiç harp etmediler. Türkiye ile Amerika arasýndaki iliþkiler genellikle dostça ve savaþsýz geçti. Birinci Dünya Savaþýnda (1914-1918) Türkiye ile Amerika Birleþik Devletleri karþý bloklarda, karþý cephelerde yer aldýlarsa da birbirlerine yine savaþ açmadýlar, kurþun sýkmadýlar. Yalnýz 1917 baharýnda Türkiye - ABD diplomatik iliþkileri kesildi.

ABD, üç yýl kadar bu büyük savaþýn dýþýnda kaldýktan sonra, 1917 yýlýnda Almanya’ya savaþ açmýþtý. Türkiye veya Osmanlý Devleti, o savaþta Almanya’nýn müttefikiydi; müttefikine karþý savaþa baþlayan Amerika ile normal diplomatik iliþkilerini sürdüremezdi; 20 Nisan 1917’de Amerika’ya bir nota verdi ve bu devletle iliþkilerini kesti. Ama Amerika’ya savaþ açmaða kadar gitmedi. ABD de Türkiye’ye savaþ aþmadý. Ýki devlet arasýnda savaþ hali doðmamýþ, yalnýz iliþkiler kesilmiþti. Artýk Türkiye’deki Amerikan haklarýný Ýsveç gözetecekti. Amerika’daki Türk haklarýný koruma görevi de Ýspanya’ya verilmiþti. Bu durum yýllarca sürüp gitti.

1923 Lozan Barýþ Antlaþmasýnýn yürürlüðe girmesiyle yeni Türkiye’nin dýþ iliþkileri normale dönmüþtü. Türkiye, yýllarca savaþtýðý ülkelerle nihayet normal diplomatik iliþkiler kurmuþtu. 1925 yýlý baþýnda Londra, Paris, Roma, Atina gibi eski düþman ülkelerin baþkentlerinde Türk elçileri artýk görev baþýndaydý. Ýngiliz, Fransýz, Ýtalyan ve Yunan Elçileri de Cumhurbaþkaný Gazi Mustafa Kemal’e güven mektuplarýný sunup Türkiye’de göreve baþlamýþ bulunuyorlardý.

1925 yýlýnda Türkiye’nin normal iliþkiler kuramadýðý tek ülke kalmýþtý: Amerika Birleþik Devletleri.

1917’de kesilen Türk - Amerikan iliþkilerinin yeniden kurulmasý ve normale dönüþmesi 1927 yýlý sonunu bulmuþtur. Birbirleriyle hiç savaþmamýþ olan Türkiye ile ABD arasýndaki diplomatik iliþkiler tam on yýl kopuk kalmýþtýr. Bu iki ülke arasýnda on yýl boyunca normal diplomatik iliþkilerin kurulamamasýnýn baþlýca nedeni, Amerika’daki Ermeni lobisiyle Amerikalý destekçilerinin Atlantik ötesinde yürüttükleri Türk düþmanlýðý kampanyasý idi. Ermeni lobisi ve onlarýn Amerikalý yandaþlarýnca yürütülen Türkiye aleyhindeki düþmanca propaganda kampanyasý, Amerikan Kongresini etkilemiþti. Washington Hükümeti, Kongrenin þimþeklerini üstüne çekmek istememiþ ve zamanýnda yeni Türkiye ile yakýnlaþma yürekliliðini gösterememiþti.

Amerikan Hükümeti, Türk Kurtuluþ Savaþýnda Türklere dostluk elini uzatmamýþ, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetini tanýmamýþ, Fransa ve Ýtalya kadar bile Ankara Hükümetine yakýnlýk göstermemiþtir. Ýstanbul’da Amerikan Elçiliði binasýnda oturan, fakat Ankara’ya akredite olmayan, Yüksek Komiser unvaný taþýyan Amiral Mark L. Bristol’un kiþisel dostluk gösterileri sözde kalmýþtýr. Türk kuþaklarýnýn yüreklerinde apayrý bir yer tutan Türk Kurtuluþ Savaþý tarihinde Amerika Birleþik Devletlerinin yeri ve rolü yok denecek kadar silik kalmýþtýr.

Türkiye - ABD Lozan Antlaþmasý

Amerika’da Türk düþmanlýðý kampanyasýný yürütenler, Kurtuluþ Savaþýnda Türk-Amerikan iliþkilerinin kurulmasýný engelleyen baþlýca etken olduklarý gibi, Türkiye ile ABD arasýnda Lozan’da imzalanan antlaþmaya karþý da savaþ açmýþlardýr. Baþka bir ifadeyle, Amerika’daki Türk düþmanlýðý kampanyasý, Lozan barýþýndan sonra da yýllarca sürdürülmüþ, hatta daha da hýzlandýrýlmýþtýr.

Amerika Birleþik Devletleri, Türkiye ile savaþmamýþ, Sèvres Antlaþmasýný imza etmemiþti. Bu nedenle Türkiye ile Ýtilaf Devletleri arasýnda 24 Temmuz 1923 günü Lozan’da imzalanan barýþ antlaþmasýna taraf deðildi. Ama, ABD ile Türkiye arasýnda, yine Lozan’da, 6 Aðustos günü ayrý bir Dostluk ve Ticaret Antlaþmasý imzalandý. Bu antlaþmayla iki ülke arasýnda dostluk iliþkilerin kurulmasý, normal diplomatik ve konsolosluk iliþkilerinin yeniden baþlatýlmasý da öngörüldü. Bu yazýda söz konusu olan iþte bu Lozan Dostluk ve Ticaret Antlaþmasýdýr, asýl Lozan Barýþ Antlaþmasý deðildir. Lozan Barýþ Antlaþmasý, çok taraflý bir antlaþmadýr, bunun altýnda sekiz devletin imzalarý vardýr. Amerika ile Lozan’da imzalanan Dostluk ve Ticaret Antlaþmasý ise ikili bir antlaþmadýr, bunu yalnýz Türkiye ile Amerika imzalamýþlardýr. Böyle olduðu halde bu ikili antlaþma da Lozan barýþ sisteminin bir parçasý sayýlmakta idi. Amerika’daki Ermeni lobisi, Türk - Amerikan Lozan Antlaþmasýna saldýrýrken ayný zamanda Lozan barýþ sistemini de hedef almýþtý.

Kasým 1922’de Lozan’da baþlayan barýþ konferansýna Amerika yalnýz gözlemci olarak katýldý. Amerika’nýn Bern Büyükelçisi Joseph C. Grew, Roma Büyükelçisi Richard Washburn Child ve Ýstanbul Yüksel Komiseri Amiral Mark L. Bristol, Lozan Konferansýna gözlemci olarak gönderildiler. Washington Hükümeti, yalnýz gözlemci olduklarýný, Türkiye ile Ýtilaf Devletleri arasýnda yapýlacak müzakerelerde resmi bir rol oynayamayacaklarýný kendilerine önemle bildirmiþti. 1923 Þubat baþýnda Lozan Barýþ Konferansýna ara verilmesi üzerine Grew, Child ve Bristol Lozan’dan ayrýldýlar ve asýl görevlerine döndüler. Nisan 1923’te barýþ konferansý yeniden toplanýnca üç Amerikalý gözlemciden yalnýz Grew Lozan’a yollandý. Konferansýn ikinci döneminde Amerikan delegasyonun baþýnda Grew bulundu.

Lozan Konferansýnýn daha birinci döneminde Türk ve Amerikan delegeleri arasýnda ikili görüþmeler baþlamýþtý. Konferans yeniden açýlýnca, Türk Heyeti Baþkaný Ýsmet Paþa (Ýnönü), bir Türk - Amerikan antlaþmasý imzalanmasý için ikili görüþmelere hemen baþlanmasýný istedi. Ama Amerikalýlar iþi biraz aðýrdan aldýlar; Ýtilâf devletleriyle Türkiye arasýndaki barýþ görüþmelerinin sonucunu beklediler. Lozan Barýþ Antlaþmasý imzalandýktan iki hafta sonra, 6 Aðustos 1923’te, Türk-Amerikan ikili antlaþmalarý imzalandý.[2] Antlaþmalarý Türkiye adýna Ýsmet Paþa ile yardýmcýlarý Dr. Rýza Nur ve Hasan (Saka) Bey; Amerika adýna da Joseph C. Grew imzaladýlar.

Amerika ile ayný günde iki antlaþma imzalanmýþtý. Birincisi Dostluk ve Ticaret Antlaþmasý, ikincisi de suçlularýn iadesi antlaþmasý idi. Asýl önemli olan birinci antlaþmaydý. Bu antlaþmanýn 1. maddesi, Türkiye ile Amerika Birleþik Devletleri arasýnda diplomatik iliþkilerin kurulmasýný öngörüyordu. 2. maddesi, tüm kapitülasyonlarýn kaldýrýldýðýný belirtiyordu. 3.-8. Maddeler Türk ve Amerikan vatandaþlarýnýn karþýlýklý yerleþme, oturma, çalýþma haklarýyla þirketlerin durumlarýný düzenliyordu. 9. maddeyle taraflar birbirlerine “en çok gözetilen ülke” statüsünü tanýyorlardý. Eskilerin ifadesiyle “En ziyade müsaadeye mazhar devlet” statüsü. Ondan sonraki yedi madde vergiler, ithalat, ihracat resimleri ve Amerikan gemilerinin Boðazlar bölgesindeki haklarý gibi konulara iliþkindi. 17–27. Maddeler Konsolosluk görevlilerinin haklarýyla görevlerini düzenliyordu.[3]

Türk - Amerikan Lozan Antlaþmasý nispeten kýsa, 32 maddelik bir antlaþmaydý. Asýl Lozan Barýþ Antlaþmasýnda yer alan devlet sýnýrlarý, toprak sorunlarý, askerlik iþleri vb. gibi birçok önemli konuyu kapsamýyordu. Bu gibi konular Amerika’yý doðrudan ilgilendirmemiþti. Lozan’da Amerika’nýn önemle üzerinde durduðu, kapitülasyonlar, Türkiye’deki Amerikan eðitim, öðretim ve yardým kurumlarýnýn çýkarlarý, Boðazlardan geçiþ ve ticaret özgürlüðü gibi konulardý.[4] Ýmzalanan antlaþmayla Amerikan isteklerinin çoðu kabul edilmiþti. Türkiye’de Amerika’ya tanýnan haklar, öteki devletlere tanýnan haklardan daha az deðildi. Fransa, Ýngiltere, Ýtalya gibi ülkelere tüm kapitülasyonlarýn kaldýrýlmasý kabul ettirilmiþti. Amerika için kapitülasyon rejiminin yürürlükte kalmasý söz konusu olamazdý. Kapitülasyonlarýn toptan kaldýrýlmasýný Amerika da kabul etmiþti. Türk kanunlarýna uymak þartýyla Amerikalýlar Türkiye ile ticaretlerini sürdürebileceklerdi. Amerika’ya, en çok gözetilen ülke statüsü tanýnýyordu. Türkiye’deki Amerikan okullarý, yardým kurumlarý, hastaneleri, misyonlarý, misyonerleri Türk kanunlarý çerçevesinde çalýþmalarýný yürütebileceklerdi. Yine Türk kanunlarýna uymak koþuluyla, Amerikan vatandaþlarýna Türkiye’ye gelip yerleþme ve burada iþ tutma haklarý tanýnmýþtý...

Lozan Barýþ Antlaþmasýndan sonra Türkiye ile Amerika arasýnda böyle bir dostluk antlaþmasý imzalanmasý doðaldý. Çünkü yeni Türk Devleti, dýþ iliþkilerini normale dönüþtürebilmek için savaþ halinde olduðu eski düþman devletlerle barýþ antlaþmasý imzalýyor, savaþ halinde olmadýðý devletlerle ise dostluk antlaþmalarý yapýyordu. 1923 yýlýnda Arnavutluk, Macaristan ve Polonya ile Türkiye arasýnda dostluk antlaþmalarý imzalanmýþtý. Türkiye - Polonya dostluk antlaþmasý, týpký Amerika ile yapýlan antlaþma gibi, Lozan’da imzalanmýþtý. Türkiye, 1924 yýlýnda da Almanya, Avusturya, Çekoslovakya, Estonya, Hollanda, Ýspanya ve Ýsveç ile dostluk antlaþmalarý yapmýþtý. Normal diplomatik iliþkiler kurulurken önce dostluk antlaþmasý yapýlmasý usulü benimsenmiþti. Türkiye Cumhuriyeti, iliþki kurmak istediði 40 kadar devletle dostluk antlaþmalarý imzalamýþtý. Lozan’da imzalanan Türkiye - ABD antlaþmasý bu dostluk antlaþmalarý zincirinin sadece bir halkasýydý. Ne var ki, Türkiye’nin öteki ülkelerle yaptýðý antlaþmalarýn hepsi sessiz sedasýz onaylanmýþ, yürürlüðe konmuþ ve uygulanmýþ olduðu halde, Türk - Amerikan dostluk antlaþmasý etrafýnda büyük bir fýrtýna koparýlmýþtýr.

“Lozan Antlaþmasýna Hayýr!” kampanyasý

Lozan’da Türk - Amerikan antlaþmasý imzalanýr imzalanmaz Amerika’daki Ermeni ve Rum lobileri ve bütün Türk düþmanlarý hemen ayaða kalktýlar, kükrediler, harekete geçtiler. Amerika sanki yerinden oynadý. “Lozan Antlaþmasýna hayýr!” sloganý altýnda yeni ve güçlü bir Türk düþmanlýðý kampanyasý baþlatýldý. Atlantik ötesinde Türklere karþý yýllardýr kampanya zaten yürütülüyordu. Yeni kampanya için hava elveriþliydi. Eskiden kurulmuþ, oturmuþ düþman örgütler zaten hazýrdý. Yeni kampanya bu kurulu temele oturtuluverdi. Çabucak tutundu, güçlü bir baský grubu oluþturuldu.

Mütareke yýllarýnda Türk düþmanlýðý kampanyasýna öncülük eden “Ermenistan Baðýmsýzlýðý için Amerikan Komitesi” (American Committee for the Independence of Armenia) adlý örgüt, bu kez, Lozan Antlaþmasýna Karþý Amerikan Komitesi (The American Committee Opposed to the Lausanne Treaty) adýný aldý.[5] Bu örgüt, bütün hazýr kadrosu, organlarý, gazeteleri ve etkisi altýndaki çevreleriyle, Lozan Antlaþmasýna savaþ açtý. Böylece, yýllarca sürecek bir kampanya baþlatýlmýþ oldu. Kampanyaya, baþka örgütler, gazeteler ve Amerikan iç politikasýna oynayan muhalefetteki Demokrat Parti ileri gelenleri de katýlýnca, Amerikan kamuoyunun ve Kongrenin baský altýna alýnmasý kolaylaþtý.

Yeni kampanyanýn elebaþýlarý eski Türk düþmanlarýydý. Bunlarýn baþýnda da James W. Gerard vardý. 1927 yýlýnda T.C. Washington Büyükelçiliðine atanan Ahmet Muhtar Bey, Gerard hakkýnda özetle þu bilgileri veriyor:

“New York’un ileri gelen avukatlarýndan ve muhalefetteki Demokrat Parti liderlerindendir. Hükümeti sürekli rahatsýz etmek isteyen ataklýðý ile tanýnýr. Ermeni örgütlerince satýn alýnmýþ bir kiþidir. Büyük Savaþta Amerika’nýn Berlin Büyükelçisiydi. Almanya’ya karþý beslediði kinle Amerikalýlarýn yurtseverlik duygularýný bir hayli okþamýþ ve böylece kamuoyunda tanýnmýþ, kendisine oldukça önemli bir yer yapmýþtýr. Türkiye’yi hiç tanýmamaktadýr. Rasgele karþýmýza çýkmýþ þarlatan bir düþmandýr. Aþýrý Ýngiliz yanlýsýdýr. Berlin’deki Elçiliði sýrasýnda, Amerika’yý Ýngiltere yanýnda, Almanya’ya karþý savaþa sokmak için hayli çaba harcamýþtýr. Ýngiltere’ye yaptýðý bu hizmetine karþýlýk Ýngiliz Hükümeti kendisine niþan vermiþtir. Amerika’daki Ermeni örgütleri de Türkiye’ye karþý kampanyalarýnda Ýngilizlerce kýþkýrtýlmakta ve paraca beslenmektedirler. Bu bakýmdan Gerard’ýn ne gibi iliþkilerle Türkiye’ye musallat olduðu kendiliðinden anlaþýlýr.”[6]

Gerard, Mütareke yýllarýnda, “Ermenistan’ýn Baðýmsýzlýðý için Amerikan Komitesi” adlý örgütün baþkanýydý. Bu sýfatla, Türk Kurtuluþ Savaþý boyunca Türk düþmanlýðý kampanyasýný yürütmüþ, Ermeni lobisinin sözcülüðünü yapmýþtý. Mondros Mütarekesinin, Sèvres Antlaþmasýnýn Ermeniler yararýna uygulanmasýný savunmuþtu.[7] Ermeni komitesi bu defa “Lozan Antlaþmasýna Karþý Amerikan Komitesi” adýný alýnca bunun da baþýna yine Gerard geçmiþti:

Komitenin elebaþýlarýndan biri de Vahan Kardaþyan (Cardashian) adlý yýrtýcý bir Ermeni avukatýydý. Ahmet Muhtar Bey’in bildirdiðine göre, Kardaþyan, “vaktiyle Osmanlý Sefaretinde müstahdem olup bilâhare vazifesine hitam verilen ve bu yüzden bize hasým kesilen ve Amerikalý zengince bir kadýnla teehhülü (evlenmesi) dolayýsýyla hal ve vakti ifa-i tahrikata müsait bulunan ve bilhassa Ýngilizler tarafýndan istihdam kýlýnan” bir kiþiydi.[8] 1910–1915 yýllarýnda Washington’daki Osmanlý Elçiliðinde tercümanlýk yapmýþtý. Ýþine son verilince Osmanlý Hükümetinden alacaðý bulunduðunu ileri sürmüþtü.

Gerard - Kardaþyan ikilisinin egemen bulunduðu Ermeni Komitesinde ayrýca þu kiþiler vardý: David Hunter Miller, Albert Bushmell Hart, Güney Metodist Piskoposu James Cannon, Jr., Albert James M. Cox, Homer S. Cummings, Abraham I. Elkus, Oskar S. Straus ve Ray Lyman Wilburn. Bunlar o yýllarda Amerika’da oldukça tanýnmýþ kiþilerdi.

Amerika’da Türk düþmanlýðý kampanyasýnýn bayraktarlarýndan biri de Amerika’nýn eski Ýstanbul Büyükelçisi Henry Morgenthau idi. New York’un tanýnmýþ ailelerinden ve muhalefetteki Demokrat Parti ileri gelenlerinden olan Morgenthau, Mütareke yýllarýnda Türklere karþý yazýlar yazmýþtý. Lozan Barýþ Konferansý sýrasýnda da Türklere karþý silah kullanýlmasýný savunuyor ve 10 Ocak 1923 günlü The New York Times gazetesinde þunlarý yazýyordu:

“400 yýldýr Türkleri Avrupa’dan kovmak için çaba harcayan Avrupalýlar için Lozan, çok acý bir ders olmuþtur. Türklerin Avrupa’dan kovulmalarý þöyle dursun, Avrupalýlarýn Türkiye’den kovulacaklarý anlaþýlmaktadýr...Türkleri yola getirmenin tek yolu onlara karþý silaha baþvurmaktýr....”[9]

Devletler Lozan’da barýþ yapmaða çalýþýrken bu gibi kýþkýrtýcý yazýlar yazabilen Morgenthau, Lozan Antlaþmasýndan sonra da “Eli kanlý despotizmle yapýlan antlaþma” baþlýklý yazýlar yazýyor, bu yazýlarýný Amerikan Kongresine yolluyor ve antlaþmanýn reddedilmesini istiyordu. [10]

“Lozan Antlaþmasýna hayýr!” kampanyasýnýn Amerikan Senatosundaki ateþli sözcüsü Utah eyaleti Demokrat senatörü William H. King idi. Antlaþmaya karþý muhalefetteki Demokrat Partinin görüþlerini kaleme almakla da görevli bulunan King, Türk Kurtuluþ Savaþý yýllarýnda Sèvres Antlaþmasýnýn Türklere empoze edilmesini savunmuþ durmuþtu. 1921 Sakarya zaferinden sonra Sèvres Antlaþmasýnýn gözden geçirilmesi, Türk - Yunan savaþýna son verilmesi doðrultusunda diplomatik giriþimler baþlayýnca, bu giriþimlerin karþýsýna dikilen Amerikalýlarýn baþýnda yer almýþtý. 2 Þubat 1922’de yaptýðý konuþmada, Sèvres Antlaþmasýnýn zorla uygulanmasýný savunuyor ve “dinî, siyasî ve insanî haklarýn korunmasýndan yana olan tüm örgütlerimizle Mustafa Kemal denen haydutun vahþet ve zulmüne karþý çýkmalýyýz” diyordu. [11]

Fanatik Türk düþmaný senatör King’in iddiasýna göre, Amerika, Lozan Antlaþmasýyla Ermenileri yüzüstü býrakmýþ, onlara verdiði sözü tutmamýþtý. Türkiye, ülkesinde yaþayan azýnlýklara zulüm yapýyor, antlaþmalara baðlý kalmýyordu. Bu bakýmdan Lozan Antlaþmasý reddedilmeliydi. 1925 yýlýnda çýktýðý bir Avrupa gezisi sýrasýnda, kýsa bir süre için Ýstanbul’a da uðrayan önyargýlý King, bu gezisini sürekli olarak Türkiye aleyhine kullanmýþ, Türkiye’de hiçbir þeyin deðiþmediðini, eski kötü yönetimin sürüp gittiðini öne sürmüþ ve Lozan Antlaþmasýnýn reddedilmesi yolundaki görüþünü deðiþtirmediðini açýklamýþtýr. [12]

ABD Anglikan Kilisesinden 110 kiþilik bir din adamlarý gurubu da “Lozan Antlaþmasýna Hayýr!” kampanyasýna katýldýlar ve bir bildiri imzaladýlar. Türkiye’deki Amerikan misyonerleriyle doðrudan doðruya iliþkileri bulunmayan ve Türkiye’yi yakýndan tanýmayan bu kilise örgütü, Türkiye’de yýllarca çalýþmýþ din adamlarýna kýyasla zayýf durumdaydý. Ama Amerika’daki Türk düþmanlýðý kampanyasýna oldukça güç kattýlar. Zaten kampanya için Türkiye’yi yakýndan tanýmaða pek gerek duyulmuyor, yüksek sesle demagoji yapabilmek ve büyük gürültü koparabilmek yetiyor da artýyordu bile.

“Lozan Antlaþmasýna Hayýr!” kampanyasýný yürütenler, kapitülasyonlarýn kaldýrýlmasýna, Ermenilere isteklerinin verilmemesine karþý çýkýyorlardý. Antlaþmanýn Amerika’ya dikte edilmiþ olduðunu ileri sürüyor ve koskoca Amerika’nýn bu diktaya boyun eðemeyeceðini söylüyorlardý. Komitenin elebaþýsý Gerard, 28 Kasým 1923’te Türkleri “imansýzlýkla” suçluyor, antlaþmanýn reddedilmesini istiyor, “Amerika Birleþik Devletlerinin Kemalist Cuntaya boyun eðmesini anlayamadým” diyor ve þunlarý ekliyordu:

“Lozan Antlaþmasý, kapitülasyonlarýn kaldýrýlmasýný onaylamýþ ve 1830 yýlýndan beri konsolosluk mahkemelerimizin kanadý altýnda korunmuþ olan yurttaþlarýmýzý imansýz Türklerin insafýna terk etmiþtir. Bu antlaþmayla birçok haklarýmýzdan vazgeçiyor ve Türklerin bu haklarý korumayý vadeden sözlerine baðlý kalmýþ oluyoruz. Türklerin ne denli sözlerinde durduklarý ise herkesçe bilinir.

“Ýtilaf Devletleri (Lozan Antlaþmasýný imzalarken) her þeyden önce sömürgelerindeki Müslümanlarý düþünerek hareket etmiþler ve üstelik Osmanlý Ýmparatorluðundan geniþ toprak parçalarý koparmýþlardýr. 1917 yýlýnda Ýtilaf Devletlerinin yanýnda yer almaktan kaçýnmýþ olan Amerika Birleþik Devletleri’nin þimdi onlarýn yolunu izlemek istemesi gerçekten gariptir.”

“Türkiye ile herhangi bir antlaþma yapmamak her bakýmdan daha uygun olacaktýr. Böylelikle, antlaþmaya raðmen bildiklerini okuyacak olan Türklere karþý serbestçe davranmak olanaðýna kavuþacaðýz. Senato bu antlaþmayý onaylarsa, Amerika’yý Avrupa’daki amansýz fýrtýnanýn tam ortasýna sürüklemiþ olacaktýr.”[13]

Bu gibi çarpýk yayýnlarla kampanyayý yürütenler, Amerikalýlarýn can damarýna basýyorlardý. Amerika Türklere boyun mu eðecekti? Monroe doktrini uyarýnca yüz yýldýr Avrupa politikasýndan uzak kalmaða çalýþmýþ olan Amerika þimdi Avrupa’daki “amansýz fýrtýnanýn” göbeðine mi atýlacaktý? Ve buna Türklerin keyfi için mi katlanacaktý? Hayýr! Senato buna göz yumamazdý ve yummamalýydý. Ne yapýp yapýp Lozan Antlaþmasý veto edilmeliydi. Amerika, Türkiye ile hiçbir iliþki kurmamalýydý. Ýþlenen tema kýsaca buydu.

Ermeni lobisi meydaný boþ bulmuþtu

Türkiye, Lozan Antlaþmasýna karþý Amerika’da yürütülen kampanyayý önleyebilecek veya dengeleyebilecek durumda deðildi. Normal diplomatik iliþkiler kurulamadýðý için Amerika’da Türk Elçiliði, Türk konsolosluklarý, ataþelikleri yoktu. Atlantik ötesinde büyük bir Türk nüfusu, önemli bir Türk lobisi de yoktu. Amerika’da Türk’ün sesi hemen hiç çýkmýyordu. Türk düþmanlarý meydaný boþ bulmuþlardý ve istedikleri gibi at oynatýyorlardý. Ýstediklerini söylüyor, saf ve cahil Amerikan kamuoyunu istedikleri gibi þartlandýrýyor, aldatabiliyorlardý. Amerika’da Türk görevlileri bulunmadýðýna göre, Lozan Antlaþmasýna karþý yürütülen kampanyaya tepki ya Amerikalýlarýn kendilerinden, ya da Amerika’da yaþayan küçük Türk kolonisinden gelebilirdi.

New York’taki “Türk Teavün Cemiyeti” ( Turkish Welfare Association) kampanyaya karþý 1924 yýlýnda ilk tepkiyi gösterdi. “Özgür Ýnsanlar Ülkesinin Liderlerine” baþlýklý Ýngilizce küçük bir broþür yayýmladý.[14]  Açýk mektup, ya da muhtýra niteliðinde bir broþürdü bu. Amerikan Kongresi üyelerine daðýtýlmýþtý. Lozan Antlaþmasýnýn onaylanmasýný engellemek amacýyla sürdürülen kampanya karþýsýnda, “Biz, Amerika’daki Türk kolonileri... bu muhtýrayý saygýyla dikkatinize sunarýz” diye baþlýyordu. Türk düþmanlarýnýn kasýtlý iftiralarý “þiddetle protesto” ediliyordu. Ondan sonra Lozan Antlaþmasýnýn neden onaylanmasý gerektiði açýklanýyor ve özetle þunlar söyleniyordu:

“Antlaþmanýn onaylanmasý, Türkiye ile Amerika arasýnda normal iliþkiler kurulmasýnýn en kestirme yoludur. Yeni Türk demokrasisi ile antlaþmasý bulunmayan tek ülke Amerika Birleþik Devletleri’dir. Bu durum, Türkiye’deki Amerikan çýkarlarýna da ters düþer. Türk düþmanlarý kapitülasyonlarýn kaldýrýlmasýna karþý çýkýyorlar. Oysa kapitülasyonlar, yalnýz Türkiye’nin ekonomik kalkýnmasýný kösteklemekle kalmamýþ, ayný zamanda çeþitli ýrklar arasýnda ayrýlýklar ve çatýþmalar yaratmýþtýr. Çaðdaþ kapitülasyon rejimi, çaðdaþ Türkiye’de uygulanamaz. Lozan’da, öteki bütün ülkeler kapitülasyonlarýn kaldýrýlmasýný kabul etmiþlerdir. Amerika’daki Türkler, “açýk kapý” ve herkese fýrsat eþitliði politikasýný benimsemiþ olan Amerika’nýn da kapitülasyonlarýn kaldýrýlmasýný onaylayacaðýna inanmaktadýrlar. Türkiye’deki Amerikan okullarýyla misyonlarýnýn kapitülasyonsuz çalýþamayacaklarý iddiasý yanlýþtýr. Bunun yanlýþlýðýný Ýstanbul’daki Robert Koleji Müdürü gibi çeþitli yetkililer de belirtmiþlerdir. Bugünkü Türkiye, en demokratik temeller üzerine kurulmuþ bir Cumhuriyettir. Bütün Türkiye’de yepyeni bir hayat, yepyeni bir enerji ve gayret görülür; dirlik, düzenlik egemendir...”

Broþür, þu cümlelerle son buluyordu:

“Yeni Türkiye Cumhuriyeti, yakýn doðuda bir barýþ ve ahenk faktörü olacaktýr. Lozan’daki Amerikan temsilcileri, Türklerin yüce ülkülerini her halde teslim ederek Dostluk ve Ticaret Antlaþmasýna imzalarýný koymuþlardýr. Bu imzalarý onaylamakla Birleþik Devletler, Türklerin baþlattýklarý yapýcý demokratik ve ileri esere en güçlü moral desteði vermiþ olacaklardýr.”

Amerika’daki Türkler bu kadarcýk seslerini çýkarabildiler. Haklý bir sesti bu, yerindeydi, ama pek yetersizdi.

“Lozan Antlaþmasýna evet!” diyenler

“Lozan Antlaþmasýna hayýr!” kampanyasýna karþý asýl güçlü tepki yine Amerikalýlarýn kendilerinden geldi. “Antlaþmaya evet” diyenler de “hayýr” diyenler gibi örgütlendiler. Merkezi New York’ta bulunan “Türkiye ile Antlaþmanýn Onaylanmasýndan Yana olan Amerikan Kurumlarýyla Derneklerinin Genel Komitesi” (General Committee of American Institutions and Associations in Favor of Ratification of the Treaty with Turkey) adlý bir örgüt kurdular. On dört kurum ve dernek bu örgüte katýldý. Bazý ticaret odalarý, misyoner dernekleri ve Türkiye’deki tüm Amerikan kulüpleriyle dernekleri Komitenin üyeleri arasýndaydý. Uluslararasý iliþkiler ve devletler hukuku alanlarýnda uzmanlaþmýþ “Dýþ Politika Derneði” ile “Chicago Dýþ Ýliþkiler Derneði” de Antlaþmaya “evet” diyenler arasýnda yer alýyorlardý.[15]

Komitenin dokuz kiþilik bir yönetim kurulu vardý. Baþýnda Türk-Amerikan Ýliþkileri Derneði Baþkaný Rayford W. Alley bulunuyordu.[16] Komite yöneticileri arasýnda tanýnmýþ kiþiler pek yoktu. “Antlaþmaya evet” diyenlerin zayýf taraflarýndan biri buydu. Amerikan kamuoyunda ve siyaset sahnesinde pek tanýnmadýklarý gibi, karþý taraftakiler kadar yýrtýcý, yüzsüz ve yaygaracý da deðillerdi. Komite dýþýnda da Antlaþmanýn onaylanmasýný savunanlar çoktu. Bunlar da çoðunlukla aðýr baþlý kiþilerdi, Ermeni propagandacýlarý gibi kavgacý deðillerdi.

Lozan Antlaþmasýnýn onaylanmasýný isteyen Amerikalýlar, — Amerikan vari tuttuðunu koparan “aggressive man” tipinde kimseler gibi görünmemekle birlikte — 1923–1926 yýllarýnda birçok bildiri yayýnladýlar, çeþitli demeçler, raporlar hazýrladýlar, yazýlar yazdýlar. Bu belgelerin çoðu 1926 yýlý sonunda kalýnca bir kitapta toplandý. Türkiye ile Antlaþma - Lozan Antlaþmasýnýn Onaylanmasýndan Yana Demeçler, Kararlar ve Raporlar[17] adýný taþýyan ve büyük boy 220 sayfa tutan bu kitaptaki belgeler çok ilginçtir. Lozan Antlaþmasýnýn nasýl savunulduðu, yeni Türkiye’nin bir bölüm Amerikalýlarca nasýl görüldüðünü yansýtmaktadýr O dönemdeki Türk - Amerikan iliþkileri konusunda deðerli ve yararlý bir kaynak kitaptýr bu. Aþaðýda bu kitaptan bazý satýrlar aktarýlmaktadýr.

Kitabýn baþýnda Lozan Antlaþmasý kýsaca þöyle savunuluyor:

1) Türkiye’deki bütün Amerikalýlar antlaþmanýn onaylanmasýndan yanadýrlar. Antlaþma çerçevesinde iþlerini sürdürebileceklerine, yoksa ciddî güçlüklerle karþýlaþacaklarýna inanmaktadýrlar. 2) Antlaþma, Türkiye’deki Amerikalýlara, öteki yabancýlarla eþit haklar saðlamaktadýr. Þimdiye kadar 27 ülke Türkiye ile benzer antlaþmalar imzalamýþ ve onlarýn vatandaþlarý, tanýnan haklardan yararlanmaktadýrlar. 3) Türkiye ile Amerika arasýndaki eski antlaþmalar artýk öne sürülemez, bunlar eksikti, ve artýk ömürlerini tamamlamýþlardýr. Türkiye’de çalýþan her Amerikalý da bu kanýdadýr. 4) Türkiye ile antlaþma yapan her Devlet, kapitülasyonlarýn kaldýrýlmasýný kabul etmiþtir. Amerika, Türkiye ile savaþa girmedikçe kapitülasyonlarý yaþatamaz. 5) Antlaþmanýn onaylanmamasý Türkiye’deki Rumlara ve Ermenilere herhangi bir yarar saðlamayacaktýr. Tersine, Amerika’nýn Türkiye’deki etkisini sýfýra indirecek ve dolayýsýyla bu azýnlýklarý Amerika’nýn moral desteðinden de mahrum býrakacaktýr. Ermeniler için Türkiye’den toprak koparma olanaðý yoktur. Amerika, Ermenilere karþý hukukî veya manevî herhangi bir sorumluluk yüklenmiþ deðildir.

Sýralanan bu gerçekler, kitabýn sonraki sayfalarýnda enine boyuna geniþletilmiþtir. Çeþitli kurumlarýn, derneklerin, kiþilerin yazýlarýyla demeçleri birbirine eklenmiþ ve Lozan Antlaþmasýnýn savunmasý iyice güçlendirilmiþtir.

Misyonerlerin ilginç tutumu

“Lozan Antlaþmasýna evet!” kampanyasýnda dikkati çeken noktalardan biri þudur: On dokuzuncu yüzyýldan beri sürekli olarak Türk aleyhtarlýðý yapmýþ, Ermenileri Türkiye aleyhine kýþkýrtmýþ olan ve Amerika’da bir “Korkunç Türk” imajýnýn yaratýlmasýnda birinci derece sorumluluðu bulunan Amerikan Protestan misyonerleri bu defa yüz seksen derecelik bir dönüþ yapmýþlardýr. Þimdi bütün bu misyonerler oybirliði ile Lozan Antlaþmasýný savunurlar. Bu antlaþma Amerika tarafýndan onaylanmazsa Amerikan misyonerlerinin Türkiye’den büsbütün ayaklarýnýn kesileceði kaygýsý vardýr.

Misyonerler, kapitülasyonlarýn artýk tarihe karýþtýðýný kavramýþlardýr. Yeni antlaþma çerçevesinde Türkiye’deki iþlerini sürdürebilmek onlarýn son umududur. Buna sýký sýkýya sarýlmýþlardýr ve Lozan Antlaþmasýnýn onaylanmasý için savaþ verirler. Misyonerler ayný zamanda Atatürk Türkiye’sine hayranlýk duymaða baþlamýþlardýr. Türkiye’deki devrimci atýlýmlarý dikkatle izlerler. Türkiye’yi tanýmayan Amerikalýlara bunlarý anlatmaða çalýþýrlar ve “Lozan Antlaþmasýna evet” kampanyasýnýn öncülüðünü yaparlar.

Lozan Antlaþmasýnýn onaylanmasýndan yana olan Amerikan din adamlarý, 150 imzalý bir bildiri yayýnlamýþlardýr. Din adamlarý, “Türk halkýna karþý Amerika’da sürdürülen öfkeyi ve toplu suçlamayý üzüntüyle karþýladýklarýný” belirtirler. Antlaþmanýn onaylanmasý için gerekçelerini sayýp dökerler. “Türkiye egemen bir Devlettir ve egemen bir Devletle kapitülasyonlar çerçevesinde iliþki kurulamaz” derler. Türkiye’de bugünkü yönetimin, gelmiþ geçmiþ yönetimlerin en iyisi olduðunu, Türk tarihinde eþine rastlanmayan devrimler yapýldýðýný söylerler.[18]

Türkiye’de elle tutulur önemli çýkarlarý bulunan Amerikan misyoner örgütünün 8 Haziran 1926 günü Boston’da aldýðý kararda, “Antlaþma onaylanýrsa Amerikan misyonerlerine Türkiye’de çalýþma kapýsý açýlacak; onaylanmazsa daha elveriþli bir antlaþma yapma olanaðý doðmayacak” deniyordu.[19]  Hýristiyan Genç Bayanlar Yakýn Doðu Derneði Sekreteri Ruth F. Woodsmall, “Kapitülasyonlar ölmüþtür, Antlaþmanýn reddi onlarý diriltmeyecektir” diye ekliyordu.[20] Misyoner Kadýnlar Derneði Konferansýnýn 20 Temmuz 1926 tarihli kararýnda, “Uygarlýk uðrunda savaþ veren uyanmýþ bir ulusu (Türk ulusunu) kösteklemek, insanca bir davranýþ deðildir” deniyordu.[21]  Komite üyelerinden Jeanette W. Emrich adlý rahibe, Atatürk Türkiye sinin uygarlýk yolundaki devrimci atýlýmlarýný sayýp döküyor, Amerikalýlarýn Türkler hakkýndaki önyargýlarýný eleþtiriyor ve bu yargýlarýn uygarlýða ters düþtüðünü belirtiyor ve “Biz Amerikalýlar neyi destekliyoruz?” diye soruyordu.[22]

Ýstanbul Robert Koleji Müdürü Dr. Galeb Frank Gates de Lozan Antlaþmasýnýn onaylanmasý gerektiðini uzun uzun savunuyordu. “Yeni Türkiye Cumhuriyeti ile dostluk iliþkileri kuracak mýyýz, kurmayacak mýyýz? Þimdi sorun budur” diyor, Türkiye’de yaþanan devrimci atýlýmlarý övüyor ve hem bu bakýmdan, hem de Amerikan çýkarlarý açýsýndan Antlaþmanýn onaylanmasý gerektiðini anlatýyordu. Onun görüþüne göre, Antlaþma reddedilirse Türkiye Amerikalýlara kapanabilirdi. Kapitülasyonlar zaten ölmüþtü, bunlarý diriltme olanaðý yoktu. Amerika bu yüzden Türkiye’ye savaþ açamazdý. Amerikalýlarýn Türkiye’de çalýþabilmeleri Türklerin iyi niyetine baðlýydý. “Türkler bizi defetmeðe karar verirlerse, hiçbir antlaþma bizi koruyamaz” diyor ve antlaþmaya karþý çýkanlara çatýyordu: Bunlarýn bir bölümü, sadece antlaþmanýn reddedilmesini düþünüyor, ondan sonrasýný ise hiç umursamýyorlardý. Bu duygusal kiþilerle mantýk çerçevesinde konuþulamazdý. Kimi Amerikalýlar ise Lozan Antlaþmasý reddedilirse, yerine daha iyi bir antlaþma yapýlabileceðini umuyorlardý. Bunlar da yanýlgý içindeydi, gerçek durumu bilmiyorlardý. Amerika için bu antlaþmadan daha iyisini yapma olanaðý yoktu.[23]

Otuz dokuz yýldýr Türkiye’de oturan ve otuz beþ yýldan beri de Ýzmir Amerikan Koleji Müdürü olan Alexander MacLachlan da, “Son üç yýlda Türkiye’de gerçekleþen köklü deðiþimi gözle görmeyince insan bu ülkenin þimdiki durumunu kavrayamaz... Washington’daki Senato, Ankara Hükümetinin yeni atýlýmcý ruhunu ve sosyal, dinî ve ekonomik alanlarda þimdiye kadar gerçekleþtirdiði þaþýrtýcý baþarýlarý kavrayabilirse, Lozan Antlaþmasýný hemen, oybirliðiyle onaylar” diyordu.[24]

Ticaret Odalarý, Gazeteler

Türkiye ile iþ yapan Amerikan Ticaret Odalarý da Lozan Antlaþmasýný yüksek sesle savunanlar arasýnda, hatta baþýnda yer alýyorlardý. Uzun uzun raporlar hazýrlamýþlar, bunlarý bol istatistik verilerine dayandýrmýþlar, Amerikan tüccarýnýn Türkiye’deki çýkarlarýný birer birer sýralamýþlardý. Bu çýkarlarý koruyabilmek için Türkiye ile iliþkileri tez elden normalleþtirmek gerektiðini savunuyorlardý. Amerikan tüccarýnýn baþlýca iki kaygýsý göze çarpýyordu: 1) Normal iliþkiler kurulamadýðý için Amerika’nýn Türkiye ile ticaret hacmi hýzla düþüyor, Türkiye pazarý baþkalarýna kaptýrýlýyordu. 2) Türk-Amerikan iliþkilerindeki anormal ve gergin durum sürüp giderse, Türkiye tepki gösterebilir ve Amerikan tüccarýna karþý kýsýtlayýcý önlemler alabilirdi.

2 Ocak 1926’da Türk Gümrük yasasý deðiþtirildi. Yeni yasa, Türkiye ile ticaret antlaþmasý olmayan ülkelerden yapýlacak ithalatýn gümrük tarifelerini yükseltmeyi öngörüyordu. Bu hüküm öncelikle Amerikan tüccarýný ilgilendiriyor, daha doðrusu tehdit ediyordu.  Yasa uygulanýnca Amerika, en çok gözetilen ülke statüsünden yararlanamayacaktý ve dolayýsýyla Amerikan mallarýndan daha çok gümrük alýnacaktý. Bunu önlemek için 18 Þubatta Amerikan Mümessili Amiral Bristol ile Türkiye Hariciye Vekili Dr. Tevfik Rüþtü (Atas) arasýnda bir Modus vivendi yapýldý. Bu antlaþma altý ay süreliydi, 20 Temmuzda altý ay daha uzatýldý. Bu son uzatmaydý. Türk Hariciye Vekilinin ancak bir defa uzatma yetkisi vardý. Bu süre içinde Türk-Amerikan Dostluk ve Ticaret Antlaþmasý onaylanmazsa, Amerika artýk en çok gözetilen ülke statüsünden yararlanamayacaktý.[25] Bu tehdit karþýsýnda Amerikan ticaret çevreleri, Lozan’da imzalanmýþ olan Türk-Amerikan antlaþmasýný Senatodan geçirebilmek için çabalarýný arttýrdýlar.

Amerikan basýnýnýn bir bölümü de Lozan Antlaþmasýnýn onaylanmasýndan yanaydý. Eskiden Türklere karþý sürekli yayýn yapmýþ ve Ermenilerin avukatý kesilmiþ olan The New York Herald Tribune gazetesi, bu defa Türk yanlýsý görünüyor ve Lozan Antlaþmasýný savunuyordu: “Savaþ, kapitülasyonlarý silip süpürdü. Kapitülasyonlar artýk nasýl diriltilebilir? ... Japonya’daki kapitüler haklarýmýzdan Hükümetimiz gönüllü olarak vazgeçti. Çin’deki kapitülasyonlara son verilmesini de Washington konferansýnda kabul ettik. Türkiye’ye karþý neden ters bir politika izliyoruz?” diye soruyor ve “Bir devlet egemense, onun egemenliðinden vazgeçmesini bekleyemeyiz” diye ekliyordu. Gazete, Lozan Antlaþmasýna karþý çýkanlarýn “eski düþünce alýþkanlýklarýndan” vazgeçemediklerini, yeni Türkiye’yi kavrayamadýklarýný söylüyor ve “Ne söylenirse söylensin Mustafa Kemal rejimi eski Osmanlý düzeniyle baðlarýný kesinlikle koparmýþ bir rejimdir” diyordu.[26]

The New York World gazetesi, “1916’larýn Enver (Paþa) Türkiyesi deðil, 1926’larýn (Mustafa) Kemal Türkiyesi söz konusudur” diyor ve bir baþyazýsýnda þunlarý belirtiyordu:

“Lozan Antlaþmasý, yalnýzca bizim Amerikan çýkarlarýmýza etkisi ve kimi çevrelerde savaþ döneminin eski önyargýlarýný diriltmesi açýsýndan tartýþýlmamalýdýr. Yakýn Doðuda yeni bir durum yaratýlmasýna doðru atýlmýþ bir adým olarak,  geniþ bir uluslararasý bakýþ açýsýyla göz önünde tutulmalýdýr. Kapitülasyonlardan vazgeçiþimize, milliyetçi Hükümete (Türkiye’ye) ödün vermemize karþý çýkan baylar, eskiye dönmeyi mi arzuluyorlar? Güçsüz düþmüþ, alçalmýþ, horlanan bir Türkiye mi görmek istiyorlar?...

“(Mustafa) Kemal Hükümeti ve Lozan Antlaþmalarý, ülkenin eski, aþaðý ve çökmüþ durumuna karþý güçlü bir baþkaldýrýyý simgeler. Ayný baþkaldýrý, 1890’larda kapitülasyonlarý kaldýrýrken Japonya’da da görüldü. Lozan’da, güçlü milliyetçi rejim, Türkiye’nin dünya milletleri arasýnda eþit olarak yerini alacaðýný açýkladý. Avrupa bunu kabullendi. Tek baþýna Amerika mý karþý duracak? Aþýrý milliyetçiliðin yalnýz tatsýz yanýný düþünüp (Mustafa) Kemal Hükümetinin sivil, siyasal ve sosyal baþarýlarýný görmezlikten mi geleceðiz?

“Gerek Dýþiþleri Bakaný Kellog, gerek Türkiye’deki Amerikan iþ çevreleriyle misyonerleri gerçekleri kabul etmek durumundadýrlar ve zaman çarkýnýn geri döndürülemeyeceðini biliyorlar.”[27]

The Boston Herald gazetesi, Lozan Antlaþmasýný engellemeðe çalýþanlara sert tepki gösteren gazetelerden biriydi. “Türkiye ile iliþkilerimiz anormal. Ýstanbul’da bir amiralimiz var. Ama Türk yetkilileriyle kiþisel dostluk iliþkilerinden baþka hiçbir resmi sýfatý yok... Antlaþma hemen onaylanmalý ve Türkiye ile normal iliþkiler kurulmalý” diyordu. Türkleri zulüm yapmakla suçlayanlara karþý da gazete, “çuvaldýzý Türklere saplarken iðneyi de birazcýk kendimize batýralým” öðüdünde bulunuyordu: “Bizim insanlarý linç ediþimize ne buyur ulur? Kongre, linç aleyhindeki kanunu bir türlü çýkaramýyor. Dünyanýn en suçlu halký biziz. Yýllarca önce baþyargýcýmýz, ceza kanunun uygulanýþý “uygarlýðýn yüzkarasýdýr” demiþti” diye yazýyordu.[28]

Lozan Antlaþmasýný savunan baþka Amerikan gazeteleri de vardý: The Washington Post, The New York Times, The Chicago Daily News, The Boston Transcript, The Baltimore Sun vs. gibi.

Profesörlerin Lozan Raporu

Amerikan Dýþ Politika Derneði, Lozan kavgasýnýn sürüp gittiði bir sýrada, Lozan Antlaþmasýný incelemek üzere özel bir komite kurmuþ ve bu komiteye uzun bir rapor hazýrlatmýþtýr.[29] Columbia Üniversitesi Tarih Profesörü Edward Mead Earle’nin baþkanlýðýnda, tarih, devletler hukuku, uluslararasý politika profesörlerince hazýrlanan bu ilginç rapor, Lozan Antlaþmasýnýn en güçlü savunmalarýndan biridir.

Bu rapora göre: “Türk-Amerikan Antlaþmasý, Lozan barýþýnýn bölünmez bir parçasý olarak görülmeli... Lozan barýþý (da) son yüz elli yýldan beri yapýlmýþ en iyi Yakýn Doðu barýþý” idi.

Rapor özetle þöyle devam ediyor:

“Antlaþmanýn onaylanmasý, yalnýz Amerikan çýkarlarýna deðil, Yakýn Doðu halklarýnýn da pek yararýna olacaktýr. Yakýn Doðu elli yýldýr savaþ alanýdýr. Bölgenin bütün halklarý çok acý çekmiþtir. Bunda hiçbir halk suçlanamaz. Hiçbir namuslu Amerikan aydýný, Türk halkýnýn çektiði acýlarý görmezlikten gelemez. 1912–1922 döneminde 1.200.000 Türk, yerinden yurdundan edilmiþ, göç etmek zorunda kalmýþtýr. Yalnýz 1914–18 savaþýnda 600.000 Türk can vermiþtir. Türk Hükümeti suçlanýrken neden bu gerçekler hatýrlanmýyor? Yakýn Doðu’da halklar boðuþmasýna, yabancý entrikalara son vermenin yolu, normal barýþ dönemi iliþkileri kurmaktan geçer. Lozan Antlaþmasýný reddetmek ise, savaþý deðilse bile, savaþ psikolojisini sürdürmek olacaktýr...”

Bunlarý belirten rapor, gittikçe açýlýyordu:

“Lozan’da Müttefikler ve Amerika, Türklere barýþý dikte edebilecek durumda deðillerdi. Zaten dikte edilen bir barýþ, iyi bir barýþ olamaz. Türkler de barýþ koþullarýný kimseye dikte etmemiþlerdir. Yapýlan barýþ antlaþmasý, iyi bir antlaþmadýr. Dünya siyasal coðrafyasýnda kilit yeri tutan Türkiye, barýþa gerçek hizmette bulunabilecek durumdadýr. Amerika, Ankara Hükümetini desteklemelidir. Lozan’da Amerikan delegasyonu doðru iþ yapmýþtýr. Müttefikler kapitülasyonlarýn kaldýrýlmasýna razý olurken, Amerika için en çok gözetilen ülke hakkýndan fazlasý elde edilemezdi. Kapitülasyonlar, öteden beri Türk hazinesini kurutmuþtu, Babýâliyi (Ýstanbul Hükümetini) Avrupa diplomatlarýnýn ve kapitalistlerinin insafýna býrakmýþtý. Lozan’da Türkler kapitülasyonlarý kaldýrmaya kesinlikle kararlýydýlar. Birinci Lozan konferansý, en baþta kapitülasyonlar yüzünden kesilmiþtir. Müttefikler kapitülasyonlardan vazgeçerken, Amerika’nýn tek baþýna bunlarý yaþatmasý düþünülemez.”

Profesörler raporunda Ermeniler konusunda da özetle þunlar söyleniyordu:

“Amerika, hiçbir zaman Ermenilere ahdî bir vaatte bulunmamýþ; 1956 Paris ve 1878 Berlin antlaþmalarýna taraf olmamýþtýr. Þimdi Ermenileri Lozan Antlaþmasýna karþý kýþkýrtmak cinayet olacaktýr. Çünkü Amerika, Ermenileri, gerektiðinde silahla destekleyebilecek durumda deðildir. Lozan Barýþ Antlaþmasýnda azýnlýklara iliþkin hükümler vardýr. Türk Hükümeti azýnlýklara güvenceler veriyor. Amerikalýlar Ermenileri kýþkýrtmakla onlara iyilik etmiþ olmayacaklardýr; tersine, ihanet etmiþ olacaklardýr. Bu kýþkýrtmalar sonunda Ermeniler gene ayaklanýr ve gene ezilirlerse suç, Amerikalýlarýn olacaktýr; Ermenilerin ya da Türklerin deðil. Ermenilere karþý gerçek dostluk, onlarý Türklere yaklaþtýrmak olacaktýr. Bu da barýþ içinde gerçekleþtirilebilir. Yapýlacak iþ, Türk - Amerikan Antlaþmasýný onaylayarak Lozan barýþýna moral, güç kazandýrmak olmalýdýr. Amerika’nýn Yakýn Doðu’ya en büyük hizmeti, eski yaralarý sarmak, ýrk ve din çatýþmalarýný yatýþtýrmak olabilir; yoksa insanlarý suçlamak ve çatýþmalarý körüklemek deðil.”

Lozan Antlaþmasý özel komitesinin kanaati buydu...

Amerikan Senatosu Lozan Antlaþmasýný reddediyor

Amerika’da, 1923 yýlýnda baþlayan Lozan Antlaþmasý tartýþmalarý 1926 sonuna kadar sürüp gitti. Amerikalýlar, üç buçuk yýl boyunca konuþtu, yazdý, çizdi, kavga etti. Lozan Antlaþmasý baþka hiçbir ülkede bu kadar uzun tartýþýlmamýþtýr. Sanki bütün Amerika iki karþýt kampa bölünmüþtü. Ýktidardaki Cumhuriyetçi Parti, Hükümet, Dýþiþleri Bakanlýðý, Ticaret odalarý, Türkiye’deki Amerikan misyonerleri antlaþmanýn onaylanmasýný, Türkiye ile normal iliþkiler kurulmasýný savunuyorlardý. Muhalefetteki Demokrat parti, Kilisenin bir bölümü, Ermeniler, Rumlar ise antlaþmanýn reddedilmesini, Türkiye ile iliþki kurulmamasýný istiyorlar ve büyük gürültü koparýyorlardý. Lozan Antlaþmasý, Amerika’da iç politika malzemesi yapýlmýþtý. Kavga sürerken, Baþkan Calvin Coolidge yönetimi Antlaþmanýn Senatoya sunulmasýný geciktirdi ve bekledi.

Sonunda karar günü gelip çattý. Antlaþmaya “hayýr” diyenlerle “evet” diyenler söyleyeceklerini söylemiþler, söz sýrasý Senatoya gelmiþti. Amerika’ya yeni atanan T. C. New York Baþkonsolosu Celâl Bey, geliþmeleri izliyor ve 13 Ocak 1927 günü, “Amerikan Âyanýnda (Senatosunda) muahedemizin müzakeresi hafi (gizli) surette cereyan etmek üzere vakt-i âhire tâlik olundu (ertelendi). Þimdilik vaziyet lehimizdedir” diyordu.[30] Antlaþmanýn Senatoda onaylanacaðý umuluyordu.

Ama umut boþa çýktý. Amerikan Senatosu, 18 Ocak 1927 günü Lozan Antlaþmasýný reddetti. Baþkonsolos Celâl Bey, bu tatsýz haberi Ankara’ya tellerken, “Muahedemizin tasdik olunmadýðý kemal-i teessürle arz olunur” dedi ve ekledi: “Verilen 84 reyden 50 rey lehimizde ve 34 aleyhimizde olarak, yani sülüsân (üçte iki) reyden altý rey noksan ile muahedemiz reddolundu.”[31] Senatonun çoðunluðu olumlu oy vermiþti. Ama antlaþmanýn onaylanmasý için gerekli olan üçte iki çoðunluk tutturulamamýþ, altý oy eksik kalmýþtý. Lozan Antlaþmasý, oy azýnlýðý ile Amerikan Senatosunca reddedilmiþti.

Senatonun bu kararý Amerika’da çok geniþ yanký yarattý. Lozan Antlaþmasýnýn Onaylanmasýndan Yana olan Amerikan Komitesi, Amerikan basýnýndaki yankýlarý, tepkileri, yorumlarý bir broþürde topladý.[32] Bu broþüre bakýlýrsa, 17 Amerikan gazetesi Senato kararýný alkýþlamýþtý. Buna karþýlýk 75 gazete kararý tepkiyle karþýlamýþtý. Amerikan kamuoyu çoðunlukla Senatoyu ve özellikle Demokrat senatörleri eleþtiriyor, suçluyor ve Antlaþmanýn reddedilmesine üzülüyordu.

Senato kararýný alkýþlayan gazetelerden biri, “Antlaþmanýn onaylanmasý, (Mustafa) Kemal’in emperyalist planýna teslim olmak anlamýna gelecekti” diyor; bir diðeri “Diktatör Kemal’e Amerika’nýn alçakça teslim olmasý demek olacaktý” diye yazýyor.[33] Bir üçüncü gazete “Türkiye reddedildi” diye baþlýk atmýþtý.[34] Bir taþra gazetesi, “Lozan Antlaþmasý çöp sepetine atýldý; yeri orasýydý” diye seviniyordu.[35]...

Amerikan gazetelerinin çoðu Senato kararýný “aptallýk”, “dar görüþlülük”, “partizanlýk”, “büyük hata”, “gaf” olarak görüyor ve eleþtiriyorlardý. Washington Star, “Kaybeden Türkiye deðil, Amerika’dýr” diyordu (19.1.1927). Huston Chronicle, “Antlaþmayý reddetmekle ne kazanacaðýmýzý anlamak zordur, ama ne kadar çok þey kaybedeceðimizi görmek kolaydýr” diye ekliyordu(30.1.1927). The New York Herald Tribune, “Senato azýnlýðý, saðduyu diplomasisini eski önyargýlara feda etti” diye yazýyordu (19.1.1927)...Baðýmsýz Demokrat The New York Times, pek suya sabuna dokunmayan bir tutum içinde görünüyor, Türkiye’ye olgunluk öðütlüyor, “Þimdi gerçek soru, Türkiye bundan sonra ne yapacak? sorusudur” diyordu ( 20.1.1927).

Amerikalýlar, Türkiye’nin sert tepki göstermesinden, misilleme yapmasýndan kaygý duyuyorlardý. Mademki Amerikan Senatosu Lozan Antlaþmasýný reddetmiþti, mademki iki ülke arasýnda normal diplomatik iliþkiler kurulmasýnýn önünü kesmiþti; öyleyse Türkiye, haklý olarak, Amerika’ya sert tepki gösterebilir, Türkiye’deki Amerikalýlara karþý bazý önlemler alabilirdi. Türk Hükümeti bu yola gitmedi. Türkiye’deki Amerikan okullarýný kapatmaða, Amerika’yý en çok gözetilen ülke hakkýndan yoksun býrakmaða kalkýþmadý. Türkiye, þaþýlacak bir aðýrbaþlýlýk ve soðukkanlýlýk sergiledi. Türk basýnýnýn da Amerika’ya tepkisi yumuþak oldu ve kýsa sürdü.

Ýstanbul’daki Ýngiliz Büyükelçisi Sir George R. Clerk’e göre, Türkiye’nin Amerika’ya sert tepki göstermemesinin baþlýca nedenleri þunlardý: Türkler, Amerikan Hükümetinin Lozan Antlaþmasýnýn onaylanmasýndan yana olduðunu biliyorlardý ve Senato’nun kararýný Amerikan iç politika çekiþmelerine baðlýyorlardý. Amerika’nýn iç politikasý ise Türklerden çok Amerikalýlarý ilgilendirirdi. Türk Hükümeti ayrýca, Lozan Antlaþmasýný reddetmekle Amerika’nýn Türkiye’ye ciddî bir zarar veremeyeceðini görüyordu. Pek rahatsýzlýk duyulmadan, Amerika’da duygularýn deðiþmesi beklenebilirdi.[36]

Modus Vivendi

Senato kararý üzerine, Türkiye’nin tepkisini önlemek, Türk Hükümetini yatýþtýrmak amacýyla Amiral Bristol hemen Ýstanbul’dan Ankara’ya gönderildi. Kararýn, Amerikan iç politika çekiþmelerinin bir sonucu olduðunu, Amerikan kamuoyunun ve Hükümetinin görüþlerini yansýtmadýðýný Türk yetkililerine anlattý.[37] Türk yetkilileri, kaygýya kapýlmamýþlar, Amerika’ya karþý önlemler alma yoluna gitmemiþlerdi; ama, Amerika’da azýnlýðýn çoðunluða egemen olmasýna biraz þaþýrdýklarýný de gizlememiþlerdi. Cumhurbaþkaný Gazi Mustafa Kemal (Atatürk) de Amiral Bristol önünde Ankara’da yaptýðý bir konuþmasýnda bu noktaya deðinmiþti. “Kültürlü ve uygar bir ülkede, baðnaz bir azýnlýðýn, nasýl olup da aydýn çoðunluða istediðini empoze edebildiðini” anlayamadýðýný söylemiþti.[38]

Neyse, artýk olan olmuþ, Lozan Antlaþmasý Amerikan Senatosunca veto edilmiþti. Antlaþmanýn yeniden Senatoya sunulmasýný isteyenler ve bekleyenler vardý. Amiral Bristol de bunlar arasýndaydý. Ama, Amerikan Dýþiþleri Bakanlýðý, Lozan Antlaþmasýný Senatodan geçirmek için yeni bir denemeye kalkýþmadý; buna karþýlýk, Türk-Amerikan iliþkilerinin düzenlenmesi amacýyla bir modus vivendi yapýlmasý için Amiral Bristol’ e yetki verdi. Bristol, Amerika’nýn artýk kapitülasyonlardan vazgeçtiðini Türk Hükümetine resmen bildirecekti. Türk Hükümeti de Lozan Antlaþmasýnýn Amerikan Senatosundan geçirilmesini beklemek yerine, yeni bir antlaþma yapýlmasýný tercih ediyordu.  Yeni antlaþmanýn eskisinin yerini tutacak þekilde yapýlmasýný arzu ediyordu. Bristol, yapýlacak yeni antlaþmanýn da Senatodan geçmemesi kaygýsýný belirtince, nota deðiþ-tokuþu yoluyla bir Modus Vivendi yapýlmasý daha uygun görüldü.[39] Bunun Senatoya sunulmasýna gerek olmayacaktý.

Türkiye Dýþiþleri Bakaný Dr. Tevfik Rüþtü (Aras) ile Amiral Bristol arasýnda, Ankara’da üç hafta kadar süren görüþmeler yapýldý. Sonunda, 17 Þubat 1927 günü, notalar imzalanýp deðiþ-tokuþ edildi. Böylece, on yýllýk aradan sonra, Türk-Amerikan iliþkilerinin yeniden düzenlenmesini saðlayan bir antlaþma yapýlabilmiþ oldu.

Ýmzalandýðý gün, yani 17 Þubat 1927 günü yürürlüðe giren bu Modus Vivendi’nin Türk-Amerikan iliþkilerinin yeniden kurulmasýný öngören maddesi þöyleydi:

“1. Amerika Hükümat-ý Müttehidesi (ABD) ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti aralarýnda diplomasi ve þehbenderî (konsolosluk) münasebatýný, hukuk-u düvel (devletler hukuku) esasatýna tevfikan yeniden tesis eylemek ve sür’ati mümkine ile Sefirler teati etmek hususlarýnda ittifak etmiþlerdir. Tarafeynden her birinin siyasî ve þehbenderî mümessilleri, diðerinin arazisinde mütekabiliyet þartý ile, hukuk-u umumiye-i düvel esasatýnca müesses muameleye mazhar olacaklardýr.”[40]

Artýk kördüðüm çözülmüþ, normal Türk-Amerikan iliþkilerinin yolu açýlmýþ, Senato engeli aþýlmýþtý. Amerika’daki Ermeni lobisinin çirkin oyunu bozulmuþtu. Þimdi Türkiye ile Amerika arasýnda Büyükelçiler düzeyinde diplomatik iliþki kurulacaktý, hem de tez elden. Antlaþma, “sür’ati mümkine ile” Büyükelçiler teati edileceðini hükme baðlamýþtý. Böyle bir antlaþmaya nispeten kolayca varýlabilmesinde, Türk Hükümetinin anlayýþlý tutumu ile Amiral Bristol’ün Türkiye’deki kiþisel dostluk iliþkilerinin büyük payý olmuþtur. Bristol, Lozan’da Ýsmet Paþa ile kurduðu yakýn iliþkilerin bu kez Modus Vivendi antlaþmasýný yaparken kendisine çok yararlý olduðunu söylüyordu.[41]

Yapýlan antlaþma, baþta Ýsmet Paþa ile Bristol olmak üzere, Türk ve Amerikan yetkililerini sevindirdi. Amerika’daki Türk dostlarý da antlaþmayý sevinçle karþýladýlar. Türk basýnýnda pek yanký yaratmayan antlaþmayý, Amerikan basýný, “Türkiye’deki Amerikan çýkarlarý için bir zafer” olarak yorumluyordu, çoðunlukla.

Buna karþýlýk, oyunlarý bozulmuþ olan Amerika’daki Ermeni lobisi bu defa yapýlan Modus Vivendi’ye karþý protesto seslerini yükseltti. Ermeni komitesinin elebaþýlarý Gerard-Kardaþyan grubu ve diðer Türk düþmanlarý antlaþmaya sert tepki gösterdiler. Hele Türk-Amerikan iliþkilerinin Büyükelçilik düzeyinde yeniden kurulacaðý ve yakýnda Türk Büyükelçisinin Washington’da göreve baþlayacaðý haberi, Ermeni lobisini büsbütün çileden çýkardý. Ermeni Avukat Vahan Kardaþyan, Amerika Cumhurbaþkaný Coolidge’e, Dýþiþleri Bakaný Kellog’a, küstahlýk derecesine varan mektuplar gönderdi. Türk-Amerikan Modus Vivendi antlaþmasýnýn Amerikan anayasasýna aykýrý olarak yapýldýðýný, Dýþiþleri Bakanlýðýnýn Senatoyu atlayarak Türkiye ile iliþki kuramayacaðýný ileri sürdü. Ermeni lobisi, Amerika’nýn çeþitli yerlerinde mitingler de düzenledi. Mitinglerden de Amerikan Dýþiþleri Bakanlýðýna protesto telgraflarý çekildi. Dýþiþleri Bakanlýðý, biraz rahatsýz olmakla birlikte, protestolarý duymazlýktan geldi.[42] Ne demiþ atalarýmýz: Ýt ürür, kervan yürür!

Türk Büyükelçisine Amerika’da Ermeni suikastý kaygýsý

Modus Vivendi antlaþmasýnýn yapýlmasýndan kýsa bir süre sonra Türk-Amerikan diplomatik iliþkilerinin yeniden kurulmasýna gidildi. 24 Mayýs 1927 tarihinde Joseph C. Grew, Amerika Birleþik Devletlerinin Ankara Büyükelçiliðine atandý. Büyükelçi Grew, Lozan’da Türk-Amerikan Dostluk ve Ticaret Antlaþmasýný imzalamýþ olan kiþiydi. Meslekten yetiþme, tecrübeli bir diplomattý. Lozan konferansýna katýlan, Ýsmet Paþa’yý (Ýnönü) yakýndan tanýyan ve Türk dostu olarak bilinen tecrübeli bir diplomatýn Ankara’ya Büyükelçi atanmasý, Türk Hükümetince ve Türkiye’deki Amerikalýlarca olumlu karþýlandý. Grew, 21 Eylül 1927 günü Ýstanbul’a, iki gün sonra da Ankara’ya geldi ve 12 Ekimde Cumhurbaþkaný Gazi Mustafa Kemal’e güven mektubunu sundu. Üç gün sonra Ankara’da, TBMM salonunda, Cumhuriyet Halk Partisinin büyük kongresi açýldý. Bu kongrede Atatürk, tarihi eseri Büyük Nutuk’u kürsüden okurken, Büyükelçi Grew, Cumhurbaþkanlýðý locasýndan onu dinliyordu. Atatürk, bir dostluk jesti olarak, kendi locasýný yeni Amerikan Büyükelçisine vermiþti.[43] Türkiye Cumhuriyeti’ne atanan ilk Amerikan Büyükelçisi Grew, ülkemizde çok iyi karþýlanmýþ, saygý görmüþtü. Türk-Amerikan yakýnlaþmasý için sürekli çaba harcayacak ve bu çabalarý karþýlýksýz kalmayacaktý.

Amerikan Büyükelçisi Grew’ün Türkiye’ye atanýrken, ayný zamanda Türkiye de Ahmet Muhtar Bey’i Washington Büyükelçiliðine atadý. 25 Mayýs 1927 günü Amerika’dan agreman istendi. Amerikan Hükümeti bu seçimi hemen kabul etti. Ahmet Muhtar Bey, o yýllarda Türk diplomatlarýnýn en seçkinlerinden, en tecrübelilerinden biriydi. Arkasýnda otuz yýlý aþkýn bir diplomatlýk tecrübesi vardý. 57 yaþýndaydý. 1870 yýlýnda doðmuþ, 1890’de Mülkiye’yi bitirip Hariciye Nezaretine girmiþti. Bu arada Ýstanbul Hukuk Mektebini de bitirmiþti. Çeþitli iç ve dýþ görevlerde bulunduktan sonra Elçiliðe yükselmiþ, 1911’de Atina Elçiliðine, 1913’te vekâleten Lahey Elçiliðine, Aðustos 1918’de Ukrayna Elçiliðine atanmýþtý. Kasým 1919’da Ýstanbul Mebusluðuna seçilmiþ, son Osmanlý Mebusan Meclisinin Ýngilizler tarafýndan basýlmasý üzerine Mayýs 1921’de Anadolu’ya geçmiþti. Ankara’da, mebusluðunun yaný sýra Hariciye Vekâleti Vekilliðine getirildi. Kasým 1921’de TBMM Hükümetinin Tiflis Mümessilliðine, bir yýl sonra da Moskova Büyükelçiliðine atandý. 1924’te, Ýstanbul Mebusu olarak Büyük Millet Meclisine döndü. Bu görevde bulunduðu sýrada Washington Büyükelçiliðine atandý.[44]

Büyükelçi Grew, Ahmet Muhtar Bey’i, Türk diplomatlarýnýn “duayeni”, “eski ekolden yetiþme bir diplomat” olarak nitelendirmiþ, biraz resmi ve kibirli bulmuþtu. “Fazla Excellence” diyordu.[45] Onun Washington’a atanmasý, Amerikan Hükümetince memnuniyetle karþýlanmýþtý. Amerikan Dýþiþleri Bakanlýðý, “Türkiye, en seçkin diplomatlarýndan birini Washington’a gönderiyor” diyordu.[46]

Ancak, A. Muhtar Bey’in Washington’a gidiþi epeyce gecikti. Amerikan Büyükelçisi Grew Türkiye’de göreve baþladýðý halde A. Muhtar Bey hala Türkiye’deydi. Oysa o yýllarda, ikili diplomatik iliþkiler kurulurken iki ülke Elçilerinin ayný günlerde, hatta ayný gün göreve baþlamalarýna özen gösteriliyordu. Böyle olduðu halde Amerika’ya atanan Büyükelçimiz göreve baþlamayý neden geciktirmiþti? Bu gecikmenin, siyasi bir nedeni vardý. Türkiye, Amerika’daki kýþkýrtmalarý, kaynaþmalarý kolluyordu. Türk-Amerikan iliþkilerinin yeniden kurulmasýna karþý Amerika’da yürütülen protesto kampanyasýnýn yatýþmasýný bekliyordu. Gerçekten, Gerard ve Kardaþyan’ýn baþýný çektiði Ermeni lobisi, yaz boyunca protesto mitingleri düzenlemekten ve Amerikan basýnýný körüklemekten hiç geri durmamýþtý.

Ermeni Komitesinin ve Lozan Antlaþmasýna hayýr diyen komitenin baþý James W. Gerard, Türk Büyükelçisinin Amerika’ya varýþý öncesinde kollarý sývayýp yeniden iþe koyulmuþtu. New York’un sicilli Ermeni komitecilerini, Rum baðnazlarýný ayaða kaldýrmýþtý. Amerikan basýnýný da durmadan körüklüyor, kin kusuyordu: “Türkiye ile diplomatik iliþki kurulmaz, Senato Lozan Antlaþmasýný reddetti” diyordu. Þubatta yapýlan Modus Vivendi’yi Senato iradesine meydan okumak gibi gösteriyor, Anayasaya aykýrý buluyordu. Ýddiasýna göre, Amerikan Hükümeti böyle bir antlaþma yapamazdý. Gerard, bu kadarla da kalmýyor, büsbütün gemi azýya alýyor ve Büyükelçimizi Ermeni suikastçýlara hedef olarak gösteriyordu. “Ahmet Muhtar Bey 30.000 Ermeninin öldürülmesinden sorumludur” diyordu. “Böyle bir suçlu Amerikan topraðýna ayak basamaz!”, “Onun Amerika’ya giriþi Amerikan halkýna karþý bir hakarettir!” diyor, “geleceði varsa göreceði de var!” demeye getiriyordu. Bu azgýn Türk düþmanýnýn kin saçan iddialarý, aðýrbaþlý ve nispeten tarafsýz olarak tanýnan The New York Times gazetesinde bile yer alýyordu.[47]

Türkiye Cumhuriyetinin ilk Washington Büyükelçisi Ahmet Muhtar Bey’e karþý Amerika’da bir Ermeni suikastý düzenlenebileceði akla geliyordu. Ermeniler terör ustasýydý, Dr. Rýza Nur’un deyimiyle,“Suikast, Emeni milletinin spesiyalitesi” idi. Ermeni teröristler, 1921’de eski sadrazam Talat Paþa’yý ve Sait Halim Paþa’yý; 1922’de Cemal Paþa’yý vurmuþlardý. Lozan Konferansý günlerinde Ýsmet Paþa’ya, 1920’lerde ve 1930’larda Atatürk’e karþý suikastlar hazýrlamýþlardý. Bu defa 1927 yýlýnda Washington Büyükelçimize karþý da suikast hazýrlýklarý yapýlýyor gibiydi. Ermeni Komitesi Baþkaný Ýngiliz asýllý Amerikalý Gerard, “Ahmet Muhtar Bey 30.000 Ermenin öldürülmesinden sorumludur” diye iftira ederken, sanki onu Ermeni teröristlere hedef olarak gösteriyordu. Amerikan tarafýnýn da böyle bir suikasttan kaygýlandýðý anlaþýlýyor. Büyükelçimize karþý suikast hazýrlandýðý söylentilerini Türkiye’den izleyen Büyükelçi Grew de kendi can derdine düþmüþ ve 29 Kasým 1927 günü günlüðüne þunlarý not etmiþti: “Amerika’daki Ermeniler yaþlý Muhtar’ý haklarlarsa, benim cesedimi de buradan aldýrmak için Hükümet hemen bir savaþ gemisi gönderebilir, çünkü (öldürülmem) uzun sürmez.”

Büyükelçi Ahmet Muhtar Bey, iþte böyle bir havada ve büyük bir uðultu içinde, 28 Kasým 1927 günü Amerikan sularýna girdi. Yuvalarýna çomak sokulup azdýrýlmýþ yaban arýlarý sürüsü hýþýmla Türk Büyükelçisinin üzerine çullanmaða hazýrlanmýþtý. Karaya ayak basar basmaz hemen üzerine yürüyecekler, kendisini oracýkta haklayacaklar veya linç edeceklerdi. Büyükelçimiz, ateþ yaðmuru altýnda bir “düþman” hattýna gelip dayandýðýný Leviathan transatlantiði ile New York limanýna girince anladý. Karaya çýkmadan önce kendisine getirilen o günkü Amerikan gazetelerine þöyle bir göz attý. Havayý kavradý. Az sonra Amerikan görevlileri geldiler. Türk Büyükelçisini gemiden alýp zýrhlý araca bindirdikleri gibi, son hýzla trene yetiþtirdiler. Ermeni teröristlerinden ve Amerikan siyaset gangsterlerinden salimen kaçýrýlan Muhtar Bey, nefes alýrken, “Amerikan topraðýna þerareli bir hava içinde ayak bastýk” dedi. O günkü “þerareli”, yani elektrikli havayý ve karþýlanýþýný, tumturaklý diliyle Ankara’ya aynen þöyle telledi:

“Muahedenin tasdikinden evvel Hükümeteynce Sefir teatisinin gayri kanuni olduðuna ve âcizlerinin de Ermeni kýtali âmillerinden bulunduðuna dair Âyandan Gerard’ýn gazetelerle aleyhimizde beyanatta bulunmasý bura efkârý umumiyesini muvasalatýmýzda þiddetle alâkadar ederek gazeteleri iþgal eylemektedir.

“Nümayiþlere sebebiyet vermemek için Hükümet seyahatimiz esnasýnda fevkalâde tedbirler ittihaz etmiþ ve New York’ta mitralyözlü otomobil refakatinde heyetimizi diðer müteaddid binek otomobilleriyle ve rehgüzarýmýzda bütün vesait-i nakliyeyi durdurarak sür’at-i mümkine ile derhal limandan istasyona naklettirmiþtir. Bu tarz-ý kabul merasim-i ihtiramkârane þeklinde pek heybetli olmuþtur.

“Âsar-ý mihmannüvazi ibrazýndan hali kalmayan Hükümet, matbuat tarafýndan aleyhimizde vaki neþriyatýn þayaný teessür olmadýðýný ve bu velvelenin yakýnda kesb-i sükûn olacaðýný ifade eylemiþtir....”[48]

Amerikan Hükümetinin sýký koruyucu önlemleri ve dostça davranýþý Ahmet Muhtar Beyi hoþnut etmiþti. Demek ki, karþý tarafýn saldýrgan düþmanlýðýna karþýlýk Hükümet çevrelerinde Türkiye’ye dostluk duygularý besleniyordu. Türk Büyükelçisinin görevi kolaylaþtýrýlacaktý. Büyükelçimiz, Amerika’da baþlýca görevinin Türkiye’ye karþý sürdürülmekte olan düþmanca kampanyanýn etkilerini gidermeye yönelik olacaðýna ve bunun da her þeyden önce para gerektireceðine inanmýþtý. Bu görüþünü Ankara’ya yazdý.

Büyükelçinin bu telgrafý üzerine Türk Dýþiþleri Bakanlýðý, “Maruz kaldýðýnýz matbuat hücumuna karþý (Amerikan) Hükümetin(nin) hareketi burada (Ankara’da) hüsnü tesir etti” dedi. Ahmet Muhtar Beye, “kýyaset, metanet ve hüsnü hareket” öðütledi. Amerikan kamuoyu yeni Türkiye’yi tanýdýkça, kýþkýrtmalarýn ve saldýrýlarýn yatýþacaðýný söyledi.[49] Türk Hükümetinin umudu buydu.

Ahmet Muhtar Bey’in suikast tehditleri altýnda Amerika’ya varýþýný Washington’daki yabancý diplomatik çevreler de yakýndan izlemiþlerdi. Ýngiltere’nin Washington Büyükelçisi olayý Londra’ya þöyle rapor ediyordu:

“Amerika’ya yeni atanan Türk Büyükelçisi Ahmet Muhtar Bey 29 Kasým (1927) günü Washington’a geldi. Hayatýna karþý bir suikasttan korkulduðu için New York’a geliþinde silahlý, motosikletli bir polis filosu tarafýndan karþýlandý. New York’ta bir gece bile kalamadý. Hemen baþkent trenine götürüldü ve gece yarýsý saat 12.30’da baþkente geldi. Þimdi kalmakta olduðu Wardman Park Hotel’in yan kapýsýna kadar detektifler eþliðinde getirildi...Geliþi Mr. James W. Gerard’ýn þiddetli saldýrýlarýna neden oldu. Gerard, basýna verdiði demeçte Muhtar Beyi suçladý...(Ama) Bu saldýrýlarý fazla taraftar bulmadý...New York Tribune ve Baltimoe Sun gazeteleri Türkiye  ile Amerika arasýnda iliþkiler kurulmasý konusunda Hükümeti destekleyen baþyazýlar yayýnladýlar.  “New York Tribune gazetesi Lozan Antlaþmasýnýn onaylanmasýný savunuyor.”[50]

Türkiye Cumhuriyetinin ABD’ye gönderdiði ilk Büyükelçi Ahmet Muhtar Bey, iþte böyle çok sýký güvenlik önlemleri altýnda Washington’da salimen göreve baþladý. Belki bu önlemler sayesinde bir Ermeni suikastýna uðramaktan kurtuldu.

Sonrasý...

Amerika’daki Ermeni lobisinin elebaþýsý James W. Gerard,  Ahmet Muhtar Bey’in Washington’a varýþýndan sonra da seviyesizce saldýrýlarýný ve kýþkýrtmalarýný sürdürdü. 1 Aralýk 1927 günlü Amerikan gazeteleri Gerard’ýn yeni demeçlerini yayýnladýlar. Bunlarda da Türk Büyükelçisi ve Türkiye aðýr biçimde suçlandý.[51] Büyükelçimiz, Amerika’daki havayý durmadan Ankara’ya rapor ediyordu. 6 Aralýk günlü bir telgrafýnda þunlarý söylüyordu:

“Gerard, Hükümetimizi külhan bey çetesi gibi kelimelerle tavsif ve âcizlerine de hücum ile Ermenileri müdafaa, ithamatta berdevamdýr. Beyanatý tezvirattan ibaret. Kendisi rüesayý muhaliften mühim bir þahsiyet olmakla velveleye verdiði matbuat ile mehafil-i muhtelifede haysiyetimizi muttasýl rencide etmektedir. Burada hemen herkes bizimle meþguldür denilse sezadýr.

“Bir muhalefet manevrasý teþkil eden bu hücumlar Amerika Hükümetile bizi müþterek bir dâva karþýsýnda býrakýyor. Hükümet ve taraftarlarýmýzýn tavsiyesi, münakaþadan içtinab edip yalnýz Yeni Türkiye hakkýnda hususî temaslar, gazetede mülâkatlar ve saire ile efkâr-ý umumiyeyi mebzulen tenvir suretindedir. Bu tarz-ý hareketi bendeniz de muvafýk-ý basiret addederim. Zira Gerard’ýn ithamatýný burada redde kalkýþtýðýmýz takdirde vaziyetimiz bir kat daha eþkal edecek mukabil bir þiddet-i lisan istimali mecburiyetinden sarfýnazar Amerikan Hýristiyanlýk âlemi nazarýnda Ermeni bahsini Ýngilizlerin dahi istifade edebileceði þekilde ihyaya sebebiyet verilmiþ olacaðýndan þurasý þayan-ý tezkârdýr. Irken Ýngiliz olan mumaileyh Gerard, Ermeni teþkilâtýnýn baþýnda bulunmakla beraber ayný zamanda Berlin’de Sefir iken kendi memleketinden ziyade Ýngiltere’nin menafiini iltizam etmiþ olmakla Hükümet-i müþarileyhanýn burada da mürevvic-i âmali olduðu bazý mehafilde beyan edilmektedir. Hatta bu son hattý hareketi Lozan muahedesinin tasdikini akim býrakmak hususunda Ýngilizlerin eseri telkini addedenler vardýr. Ancak bu hücumlara karþý hassas olduðumuzu matbuatýmýzla ihsas edebiliriz. Bu yoldaki neþriyatýn Anadolu Ajansý vasýtasile buraya (Amerika’ya) aksettirilmesi lâzýmdýr. Bilmünasebe Ajansta Amerika’nýn ahvalimizden külliyen bi-haber olduðu muhtac-ý ihtardýr. Nitekim Gerard memleketimizin nüfusunu halâ beþ milyon iddia ve buna binaen Sefir teatisini ilzam etmektedir.

“Vaziyet-i maruzaya nazaran diðer taraftan Sefareti dahi burada el altýndan kabil-i istimal vesait-i cidal ve müdafaa ile teçhiz etmek bir zaruret-i mübreme halini almýþtýr.

“Amerika’ya muvasalatýmýzla âdeta unutulmuþ birçok hasmane dâvalarý tekrar uyandýrmýþ olduk. Kendimizi þimdi müdafaa edemezsek buradaki huzurumuz faideden ziyade mazarratý tevlid etmiþ olacaktýr.

“Binaenaleyh heyet-i sefaretimizin temsil vezaifini itina-i mahsus ile tevsi ve kendimize müsaid istidatlarý mütemadi tenmiye ve gazete gibi propaganda vesaitini lehimize imale etmek lâzýmdýr... Kendimizi lâyikile müdafaa ve memleketi hüsn-ü temsil ettiðimiz takdirde bu netâyic-i mesaimizden hayli ümitvarým”.[52]

Bunlarý söyledikten sonra Ahmet Muhtar Bey, görevini hakkýyla yapabilmek için en az yirmi bin liraya ihtiyaç duyduðunu, bu para saðlanamazsa “pek aðýr bir vaziyette kalacaðýný” bildirmiþtir. Telgrafý Baþvekile arz edilmiþ ve istenen paranýn gönderilmesi ilke olarak kabul edilmiþtir.[53] Fakat paranýn gönderilip gönderilemediði saptanamamýþtýr.

Amerika’da Türk Büyükelçisine ve Türkiye Cumhuriyetine karþý yapýlan adice hücumlar, geçten geç Türk basýnýna yansýdý. Ýlk defa 3 Aralýkta Türk basýný olayý geniþçe haber verdi. Türkiye Temsilcisinin ve Türkiye’nin Atlantik ötesinde uðradýðý aðýr hakaret karþýsýnda Türk basýnýnýn da ayni ölçüde patlayacaðý umulurdu. Fakat öyle olmadý. Ýlk günlerde Türk gazetelerinde hiçbir yorum görülmedi. Daha sonralarý çýkmaya baþlayan baþyazýlar da pek yumuþaktý. Sadece Gerard ile Ermeniler ve Rumlar hedef alýnýyor, Amerikalýlara sitem bile edilmiyordu. Türk gazetelerin bu tutumu Amerikan Büyükelçisini bile þaþýrtmýþtý. Grew,  “Türk basýnýnýn tutumu þaþýlacak kadar ýlýmlý” diyor ve 6 Aralýk gününe kadar Türk gazetelerinde hiçbir yorum görülmediðini ekliyordu.[54]  Türk gazeteleri, yaygaracý Amerikan gazetelerine nispetle, halâ “aðýr ol da molla desinler” havasýndaydý. Gazetelerimizin Türkiye’de bile pek çekingen ve cýlýz kalan yayýnlarý Atlantik ötesinde hemen hiç ses getirmemiþtir.

Büyükelçi Ahmet Muhtar Bey, 5 Aralýk 1927 günü güven mektubunu Amerikan Cumhurbaþkaný Calvin Coolidge’e sundu. Dört gün sonra Ankara’ya ilk olumlu haberi verdi: “Hükümet partisinin mürevvic-i efkârý olan Washington Post gazetesinin bize müzahereti temim olunmuþtur” dedi. Bu gazetenin genel yayýn müdürü Mr. Benett, Büyükelçimize ve çalýþma arkadaþlarýna bir yemek vermiþ ve niyetini açýklamýþtý: Washingon Post, Türkiye’yi savunacaktý. Ermeni lobisinin propagandasý karþýsýnda artýk susmayacaktý. “Ermeniler, iki Cumhuriyetin el sýkýþmasýný þimdiye kadar engellemiþlerdi.” Bundan sonra onlarýn Amerikan kamuoyunu yanýltmalarýna izin verilmeyecekti... Mr. Benett, “Ermeniler, Amerika’da da Rusya’da da yýlandýr” diyordu ve gazetesinde, 9 Aralýk 1927 günü “Yeni Türkiye” baþlýklý, çerçeve içinde bir yazý yayýmladý. Bu, Amerika’daki Türk düþmanlýðý propagandasýna karþý dolaylý cevaplardan biriydi.

Günler geçtikçe Ermeni lobisinin kampanyasý hýzýný kaybetmeðe baþladý. Ermeni örgütünün baþý olan Gerard, saldýrýlarýný biraz azalttý. Yeni Türkiye’ye karþý Amerikan kamuoyunda ilgi doðmaya baþladý. Büyükelçi Ahmet Muhtar Bey, Washington’da birinci ayýný doldururken þöyle diyordu:

“Hasýmlarýmýzýn tahrikiyle Amerika’ya hîn-i muvasalatýmýzda baþ gösteren sakil bir cereyan kesb-i sükûnet etmiþ ve hattâ mâkûs bir þekil almak istidadýný göstermiþtir... Þimdilik az çok bir buhranýn önüne geçilebilmiþtir. Yoksa vaziyet þayan-ý itinadýr.”[55]

Büyükelçi Ahmet Muhtar Bey, yedi yýl Washington’da kaldý. Bu yýllar Türk-Amerikan yakýnlaþmasýnýn gitgide dostluða dönüþtüðü yýllar oldu. Atatürk Türkiyesi, bütün dünyada olduðu gibi, Amerika’da da saygýnlýk kazandý. Amerikan Cumhurbaþkaný Franklin D. Roosevelt, Türkiye Cumhuriyetinin onuncu yýldönümümü dolayýsýyla 1933’te yayýnladýðý mesajýnda,  “Bu nispeten kýsa müddet zarfýnda Türk milleti hayatýnda ve müesseselerinde husule getirdiði ve derin akisler yapan yenilikler ve deðiþiklikler sayesinde terakki yoluna büyük bir emniyetle girmiþ ve bütün dünyanýn dikkat ve hayranlýðýný üzerine celbetmeye muvaffak olmuþtur” diyordu.[56] Amerika’da Türkiye’nin prestiji yükseldikçe Ermeni lobisinin düþmanca sesi kýsýlýyor gibiydi.

Ve 50 yýl sonrasý

Ancak, evet ancak, Büyükelçi Ahmet Muhat Bey, Amerika’daki Türk düþmanlýðýnýn, Ermeni propagandasýnýn köklü olduðuna ve kolay kolay söndürülemeyeceðine de dikkati çekmiþti. “Bu hasmane cereyan, kuvvetli kökenleri olmak itibariyle kolay kolay kabil-i itfa deðildir” diyordu. Türk-Amerikan dostluðunun doruk noktasýna ulaþtýðý, ya da öyle göründüðü dönemlerde bile, Türk düþmanlýðý tohumlarý sürekli besleniyordu. Ýlk fýrsatta patlayabilirdi. “Vaziyet þayan-ý itinadýr” diye ekliyordu Muhtar Bey.

Bu söyledikleri yarým yüzyýl sonra doðrulandý. 1920’lerde, fanatik bir Ermeni lobisine boyun eðerek Lozan Antlaþmasýný reddeden Amerikan Senatosu, 1970’lerde de Türkiye’nin Kýbrýs çýkarmasýný bahane ederek NATO üyesi Türkiye’ye silah ambargosu uygulamaktan çekinmedi. Bu ortamda, Amerika’daki Türk düþmanlýðýnýn çabucak hortlayýverdiði görüldü. 1920’lerde Ermeni lobisi elebaþýlarý Gerard gibi Amerikan siyaset gangsterlerinin serpmiþ olduklarý Türk düþmanlýðý tohumlarýndan eli kanlý Ermeni teröristler üretilmiþtir. Bu teröristlerin Amerikan topraklarýný kana buladýklarý da görüldü. Þöyle ki:

27 Ocak 1973: T.C. Los Angeles Baþkonsolosu Mehmet Baydar ile yardýmcýsý Muavin Konsolos Bahadýr Demir, Kaliforniya’nýn Santa Barbara Kasabasýnda, Ermeni terörist Mýgýrdýç Yanýkyan tarafýndan pusuya düþürülüp þehit edildiler. Katil terörist yakalandý, yargýlandý ve müstahak olduðu cezaya çarptýrýldý. Ama, 1920’lerin Ermeni terörü elli yýl sonra Amerikan topraklarýnda hortlatýlmýþ oldu. Ermeni cinayetleri devam edecekti artýk.

28 Ocak 1982: T.C. Los Angeles Baþkonsolosu Kemal Arýkan, sabahleyin evinden iþine giderken, Ermeni teröristlerce arabasý içinde þehit edildi. Suikastý kendilerine “Adalet Komandolarý” diyen Ermeni terör örgütü üstlendi, katil veya katiller yakalanamadý, cezasýz kaldý.

4 Mayýs 1982:  T.C Boston Fahri Baþkonsolosu Orhan Gündüz, Massachusetts eyaletinin Boston þehrinde, iþinden evine dönerken, yine “Adalet Komandolarý” adlý Ermeni terör örgütü tarafýndan þehit edildi. Katil veya katiller yakalanamadý, cezasýz kaldý.

27 Aðustos 1982: T.C. Ottawa Büyükelçiliði askeri ataþesi Hava Kurmay Albay Atilla Altýkat, sabah evinden iþine giderken arabasý içinde Ermeni teröristlerce þehit edildi. Suikastý ayný “Adalet Komandolarý” adlý Ermeni terör örgütü üstlendi. Katil veya katiller yakalanamadý, cezasýz kaldý....

Amerika Birleþik Devletlerinin teröre savaþ açtýðý þu günlerde (Ekim 2001’de), bizleri pek yakýndan ilgilendiren bu terör cinayetlerini hatýrlamadan edemedik. Ve bu teröristler, Afganistan daðlarýnda deðil, Amerikan (ve Kanada) topraklarýnda yetiþmiþ, barýnmýþ ve yine oralarda gizlenip korunmuþlardýr. Buna bir nokta koyalým.

Ermeni terörüne karþý uyanýk olmak gerektiðini söyleyen ve “Vaziyet þayan-ý itinadýr” diyen rahmetli Büyükelçi Ahmet Muhtar Bey’i saygýyla anýyoruz. Onun bu sözleri, sorumsuzca hortlatýlmýþ olan Ermeni terörü karþýsýnda halen geçerlidir.


[1] Bu konuda daha geniþ bilgi için bkz.: Bilâl N. Þimþir, “Türk-Amerikan Ýliþkilerinin Yeniden Kurulmasý ve Ahmet Muhtar Beyin Vaþington Büyükelçiliði (1920-1927)”, Belleten, Cilt XLI, Sayý 162, Türk Tarih Kurumu Basýmevi, Ankara : 1977, s. 277-356
[2] Roger R. Trask, The United States Response to Turkish Nationalism and Reform, 1919–1939, The University of Minnesota Press, Minneapolis: 1971, p. 30–34
[3] Ibid. Antlaþmalar “Traités signés entre la Turquie et les Etats-Unis d’Amérique, le 6 Août 1923 à Lausanne” baþýlýðýylqa 1923 yýlýnda Lozan’da basýlmýþtýr.
[4] J. C. Hurewitz, Diplomacy in the Near and Middle East,  Vol. II, New York: 1958, p. 114-9
[5] Trask, op. Cit., p. 37-39
[6] T.C. Dýþiþleri Bakanlýðý Arþivi (DBA) - S. Amerika, K.1/2 : T.C. Washington Büyükelçisi Ahmet Muhtar Bey’den Hariciye Vekâletine rapor. 27.12.1927, No. 53/26
[7] Osman Ulagay, Amerikan Basýnýnda Türk Kuruluþ Savaþý, Ýstanbul: 1974, s. 51, 192
[8] DBA - S. Amerika, K. 1-2 :T.C. Washington B.E.’den Hariciye Vekâletine rapor. 27.12.1927, No. 53/26
[9] Aktaran: Osman Ulagay, op. cit., s. 240
[10] Trask, op. cit., p. 38
[11] 3.2.1922 günlü The New York Times’tan aktaran: Ulagay, op. cit., s. 153
[12] “King back, still foe of Lausanne Pact”, The New York Times, 27.8.1925
[13] 29.11.1923 günkü The New York Times gazetesinden aktaran: Ulagay; op.cit.,s. 310-311.
[14] To the Leaders of the Country of the Free. A Brief from the Turks in America, Edited by Ibrahim Sefa Bey, Contributed by the Turkish Welfare Association, Inc.. Ne York: (1924).
[15] Bu Genel Komiteye üye kurumlarla derneklerin tam listesi þudur: American Board of Commissioner for Foreign Missions, American Chamber of Commerce for the Levant, American Manifacurers Export Association, American Men’s Club of Constantinople, Chamber of Commerce the United States, Chamber of Commerce of the State of New York, Chicago Council on Foreign Relations, Conference of Women’s Foreign Missionary Societies, Federated Chambers of Commerece on the Near East, Foreign Policy Association, National Council of the Congressional Churches, Near East College Association, Young Men’s Chritian Associations, Young Women’s Chritian Associations.
[16] Komiteni yönetim kurulu þu kiþilerden oluþuyordu: Rayford W. Alley (Baþkan), James L. Barton, James W. De Graff, Jeanette W. Emrich, Irving G. Gray, John R. Mott, George A. Plimton, Guy Emery Shipler ve E. Veil Stebbins.
[17] The Treaty With Turkey. Statements, Resolutions, and Reports in Favour of Ratification of the Trreaty of Lausanne, New York: 1926
[18] Ibid., p. 26-29
[19] Ibid., p. 25
[20] Ibid., p. 42
[21] Ibid., p. 59
[22] Ibid., p. 58
[23] Ibid., p. 60-63
[24] Ibid., p. 67
[25] Ibid., p. 90-91
[26] Ibid., p. 106 ve 110
[27] Ibid., p. 104: “Trying to Turn the Clock Back”, The New York World, 22. 4. 1926
[28] Ibid., p. 112-114
[29] Ibid., p. 136-158: The Foreign Policy Association, “Report of the Committee on the Lausanne Treaty to the Executive Committee.”
[30] DBA. - S. Amerika. K. 1/5:  T.C. New York Baþkonsolosluðundan Hariciye Vekâletine þifre tel. 13.1.1927.
[31] Ibid. : T.C. New York Baþkonsolosluðundan Hariciye Vekâletine þifre tel. 19.1.1927
[32] American Public Opinion Condemns the Failure to Ratify the American-Turkish Treaty, New York: 1927
[33] Ibid., p. 29: Noprfolk Leader Despatch, 20.1.1927, Moon Telegrqaph, 19.1.1927
[34] Ibid., p. 29: Tampa Tribune, 28.1.1927
[35] Ibid., p. 31: Eau Claire Telegram, 20.1.1927.
[36] F.O. (Ýngiltere Dýþiþleri Arþivi) 424/266, p. 32, No. 11: Clerck to Chamberlain, 26. 1. 1927, No. 41
[37] F.O. 424/266, p. 32, No. 11
[38] Trask, op.cit., p. 47
[39] Ibid., p. 48-49
[40] Türkiye ile Amerika Hükümatý Müttehidesi Beyninde Münasebatýn Tanzimi Zýmnýnda Hariciye Veklili Dr. Tevfik Rüþtü Beyefendi ile Amerika Mümessili Siyasisi Amiral L. Bristol arasýnda Teati Olunan Notalar, Hariciye Vekâleti, Ankara: 1927
[41] F.O. 424/266, p.45, No. 26: Hoare to Chamberlain, 16.3.1927, No. 134 Confidential.
[42] Trask, op.cit., p. 52-54
[43] Büyükelçi Grew, Türkiye anýlarýný yayýmlamýþtýr. Bkz. Joseph C. Grew, Turbulent Era. A Diplomatic Record of Forty Years, 1904–1945, New York: 1952,  Vol. II, p. 707–925. Bu anýlar Türkçeye de çevrilmiþtir. Bkz. Joseph C. Grew, Yeni Türkiye, Türkçesi Dr. Kadri Mustafa Oraðlý, Multilingual, Ýstanbul: 1999, Ayrýca bkz. Trask, op. cit.p. 54-57;
[44] DBA- A. Muhtar Bey’in Sicil dosyasý No. 315; M. Ali Çankaya, Yeni Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler, Ankara: 1968-69 Cilt III, s. 436-437
[45] Grew, op. cit., II, p. 729; Trask, op. cit., p. 60
[46] Grew, op. cit., p. 745
[47] Bu  gazetenin haber baþlýðý þöyleydi: “Gerard Denounces New Turkish Envoy. Blaming Moukhtar Bey for Slaying 30,000 in Armenia. He Calls His Coming an Insult”, The New York Times, 28. 11. 1927
[48] DBA - S. Amerrika. 1/ 2 : T.C. Washington Büyükelçiliðinden Hariciye Vekâletine þifre tel. 2.12.1927, No. 2
[49] Ibid., T.C. Hariciye Vekâletinden Washington Büyükelçiliðine Þifre tel. 5.12.1927, No. 7
[50] F.O. 424/267, p. 122, No. 68: Howard to Chamberlain, 2. 12. 1927, No. 2167
[51] “Gerard Scents Oil in Turkish Policy. Charges Acceptance of Envoy is Part of Move by Certain Group to Size Deposits...Renews Attack on Moukhtar Bey”, The New York Times, 1. 12. 1927
[52] DBA- S. Amerika. K. 1 / 2: T.C. Washington Büyükelçiliðinden Hariciye Vekâletine þifre tel., 6.12. 1927, No.4
[53] Ibid., T.C. Hariciye Vekâletinden Washington Büyükelçiliðine þifre tel. 12.12.1927, No. 26809/10.
[54] Grew, op. cit., II, p. 748
[55] DBA-S. Amerika K. 1 / 2: T.C. Washington Büyükelçiliðinden Hariciye Vekâletine. Rapor. 27.12.1927, No. 53/26
[56] Bu mesajýn tam metni ve Ataürk ile Amerikan Cumhurbaþkanlarý arasýndaki yazýþmalar için bkz. Bilâl N. Þimþir, Atatürk ve Yabancý Devlet Baþkanlarý, Cilt I, Türk Tarih Kurumu Yayýný, Ankara: 1993, s.237-238 ve devamý
 ----------------------
* Tarihçi -
- ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 3, Eylül-Ekim-Kasým 2001
    ï¿½ï¿½eri�e Yorum Yaz    Yazd�r    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Hen�z Yorum bulunmamaktad�r.


 
 
ERAREN - Ermeni Ara�t�rmalar� Enstit�s�

Bu site en iyi 1024 x 768 �z�n�rl�kte g�r�nt�lenir.