| |
1. Diaspora Ermeniliði ve Yapýsý:
Ermeni kuruluþlarý, partileri ve yazarlarý, Ermeniler’in 1915 tehcirini müteakip dünyanýn çeþitli ülkelerine göç ettiklerini, bu tehcir olayý vuku bulmasaydý Ermeniler’in bugün Anadolu topraklarýnda var olacaklarýný býkmadan - usanmadan dünya kamuoyuna empoze etmeye çalýþmaktadýrlar.[1] Ancak tarihî kaynaklar incelendiðinde, bu iddianýn, sözde “Ermeni Davasý” (Hay Tahd)’ný desteklemek amacýyla ortaya atýldýðý görülmektedir. Ermeni göçlerinin sebeplerini, dört grupta toplamak mümkündür.
1. Ermeniler’in paraya (ticarete) ve servete düþkünlükleri,[2]
2. Ermeniler’deki maceraperestlik ruhu,[3]
3. Hýristiyanlýk’taki mezhep kavgalarý, Ermeniler’in Ortodokslar (Bizans = Doðu Roma Ýmparatorluðu) tarafýndan hor görülmeleri ve dinî baskýlar,[4]
4. Tarih boyunca baðýmsýz bir devlet kuramayan Ermeniler’in, tarih boyunca metbûlarýna karþý ihanet içinde bulunmalarý.[5]
Ýþte bugün Ermeniler’in çeþitli ülkelerde bulunmalarýnýn sebebi, çaðlar boyunca devam eden kitle halindeki göçleri ve hýyanetleri yüzünden tehcir edilmeleridir.
Diaspora Ermenileri’nin[6] teþkilâtlanmasý ampirik tiptedir. Diaspora’da, insaný þaþýrtacak derecede birçok teþkilât, dernek, parti ve hareketler vardýr. Diaspora Ermeniliði’nin bugünkü yapýsýnýn en önemli unsurlarý arasýnda, Ermeni Siyasî Partileri (Taþnak, Hýnçak, Ramgavar), Kiliseleri (Gregoryen, Katolik, Protestan), Yardým Kurumlarý (Ermeni Kýzýlhaçý, Ermeniler’e Yardým Birliði = Ermeni Mavi Haçý), ve Kültür Dernekleri sayýlabilir.
Ermeni literatürü, diasporada yaþayan Ermeni cemaatlarýný altý grupta toplamaktadýr:[7]
1. Kendileri veya atalarý belli bir merkezden, iki veya daha fazla dýþ ülkelere yayýlmýþ olanlar,
2. Sözde anavatanlarý ile ilgili ortak bir hatýra, görüntü ve mitolojiye sahip olanlar,
3. Kendilerinin, evsahibi toplum tarafýndan bütünü ile kabul edilmediklerine ve muhtemelen edilemeyeceklerine inanmýþ olan ve bu sebeple bu toplumdan kýsmen soðutulmuþ ve izale edilmiþ olanlar,
4. Anavatanlarýný, kendilerinin gerçek, ideal yurdu olarak gören ve þartlar uygun olduðu zaman eninde sonunda kendilerinin veya torunlarýnýn dönecekleri bir yer olarak görenler,
5. Toplu olarak kendilerini, sözde orijinal vatanlarýnýn korunmasý veya yeniden oluþturulmasýna ve bu anavatanýn güvenliði ve refahýna adamalarý gerektiðine inananlar,
6. Þahsen veya vekâleten, anavatanlarý ile þu veya bu yolla iliþkilerini devam ettirenler. Ýþte bu þekilde bir inançla dolu olan Ermeniler’in bulunduklarý en önemli merkezlerden birisi de Lübnan’dýr.
2. Lübnan Ermeniliði’nin Doðuþu:
Millî Mücadele (1919-1922) döneminde Fransýz ve Ýngiliz iþgal kuvvetleri ile birlikte Maraþ, Urfa ve Antep’de Türkler’e, akla ve hayale gelmeyen baský ve zulüm uygulayan Ermeniler’in büyük bir bölümü (Ermeni kaynaklarýna göre, 120.000 Ermeni), Ankara Antlaþmasý (20 Ekim 1921)’ný müteakip, Çukurova (Kilikya)[8] ve çevresinin boþaltýlmasý sýrasýnda Fransýzlar tarafýndan Suriye ve Lübnan’a taþýnmýþlardý.[9] Böylece, Fransa’nýn himayesinde Çukurova’da bir “Millî Ermeni Yurdu” kurma operasyonu baþarýsýzlýkla sonuçlanmýþtý.
Fransa’nýn Adana Konsolosu Laporte, Adana’dan Ýskenderun’a giden Sis Katogigosu’na 1921 Kasým’ýnda mevcut durumu açýklarken, “Gelecek olan hükümet (Türk idaresi) âdil olacak ve azýnlýklarýn menfaatlarýný koruyacaktýr. Bunun için göç edenleri (Ermenileri) sefaletten ve mülklerini tehlikeye düþürmekten kurtarmak lâzýmdýr. Bu sebeple, gidenler geri dönsünler... Kilikya’da Fransýzlar sizler için 5.000 evlâdýný topraða verdi.” sözlerini sarfetmiþ, ancak Sis Katogigosu Konsolosun tarihî yanýlgýlarýný açýklarken, “...Fransýzlar’ýn bize yaptýklarýný takdirle anarýz. Ama buna karþýlýk 30.000 Ermeni de Mütareke’den (Mondros) beri Fransýzlar için ölmüþlerdir.”[10]
Aslýnda, Fransýz generalleri ve subaylarýnýn büyük çoðunluðu, Fransýz ordusu saflarýnda Anadolu’nun iþgaline katýlan Ermeni Lejyonu’ndan bezmiþlerdi. Fransa’ya çektikleri mesajlarda, bu lejyona mensup Ermeniler’in sadece intikam hisleri ile davrandýklarýný, Türk köylerini yakýp yýktýklarýný, böylece Fransýz aleyhtarlýðýnýn süratle yayýldýðýný bildirmiþlerdi. Fransýzlar ise, “Sizlere bu bereketli topraklarda yeni bir vatan kuracaðýz.” diye, dünyanýn dört bir yanýndan koparýp getirdikleri Ermeniler’e, Millî Mücadele sonunda, “Türkler geliyor, katliâma giriþecekler.” sözleri ile onlarý peþlerine takarak sürüklemiþlerdi.[11]
16. yüzyýl baþýnda Osmanlý Ýmparatorluðu’nun hakimiyetine geçmiþ olan Lübnan, Birinci Dünya Savaþý’na kadar 400 yýl Osmanlýlar tarafýndan yönetilmiþtir. Savaþýn son döneminde Lübnan, Ýngiliz kuvvetlerinin eline geçmiþ, ancak 24 Nisan 1920 tarihinde, San Remo Konferansý’nda alýnan kararla, Suriye ile birlikte Fransa’nýn mandasýna verilmiþtir.[12] General Gouraud tarafýndan 1 Aðustos 1920 tarihinde ilân edilen Büyük Lübnan, Fransa’nýn himayesinde olan Maruni Hýristiyanlar ile bunlarýn geleneksel düþmanlarý Dürziler’in yaþadýklarý eski Osmanlý vilâyetine ek olarak Beyrut, Trablus, Sayda ve Sur’un ve ülkenin içinde uzanan Bekaa vadisini de kapsamakta idi.[13] Suriye ve Lübnan’ýn iyi bir pazar ve hammadde kaynaðý olmasý ve çeþitli limanlarýnýn Akdeniz ticaretindeki stratejik mevkiî Fransa’nýn iþtahýný kabartan nedenlerden idi.[14] Ýþte Fransýzlar bu þartlar altýnda Ermeniler’i, etnik ve dinî yönlerden karýþýk olan Lübnan’a yerleþtiriyorlardý.
Fransýz yönetimi, Anadolu’dan ve özellikle Adana, Maraþ ve Antep vilâyetlerinden Lübnan’a göç eden Ermeniler’e, 31 Aðustos 1924 tarihinde “Lübnan Vatandaþlýðý” hakkýný tanýdý.[15] Halbuki, Lozan Antlaþmasý (24 Temmuz 1923)’nýn 31. Maddesi’nde, “Onsekiz yaþýný aþmýþ olup da Türk uyrukluðunu yitiren ve 30. Madde uyarýnca hukuk açýsýndan yeni bir uyrukluk edinmiþ bulunan kimseler, iþbu Antlaþma’nýn yürürlüðe giriþ tarihinden baþlayarak, iki yýllýk bir süre içinde Türk uyrukluðunu seçebileceklerdir.”[16] deniliyordu. Bu madde ile, daha önce Osmanlý Ýmparatorluðu vatandaþý olan ve yeni kurulan devletlerin vatandaþlýðýna kabul edilmiþ olan herkesin iki yýl içinde Türk vatandaþý olarak Türkiye’ye gelebileceði karara baðlanmýþtý. Bu madde, savaþ sýrasýnda göç ettirilen veya hangi sebeple olursa olsun, savaþ sonrasý döneminde Türk topraklarý üzerinde bulunmayan Osmanlý Ermenileri için de geçerli idi. 31. Madde, Türkiye’ye dönmek isteyen Ermeniler için biçilmiþ kaftandý. Bu madde uyarýnca, bir zamanlar Osmanlý vatandaþý olan her Ermeni 24 Temmuz 1925 tarihine kadar Türkiye’ye dönebilirdi. Bu maddeyi hiç dikkate almamýþ olan yurtdýþýnda bulunan Ermeniler’in de, Türk vatandaþlýðý ile ilgileri ortadan kalkmýþ oluyordu. Anadolu’dan Beyrut’a gelip yerleþen Ermeniler, kendi mahallelerini, okullarýný, hastahanelerini, kiliselerini, sosyal, kültürel ve politik derneklerini kurarak, Lübnan’ýn siyasî mukadderatýnda etkin bir rol oynama gayretine giriþtiler. Beyrut’a ilk gelen Maraþ Ermenileri, kýsa zamanda kendi kasabalarýný kurarak, Beyrut nehrinin doðu kýyýsýnda arsalar ve bahçeler satýn aldýlar. Kozan (Sis), Adana, Amanos (Gâvur Daðlarý) ve Van Ermenileri, Beyrut’un kuzeydoðusunda bulunan Bourj Hammond banliyösünü kurdular.[17]
Böylece, Birinci Dünya Savaþý’ndaki kargaþalýklarýn sonunda, Lübnan, OrtaDoðu’da geniþ bir Ermeni nüfusuna vatan oldu ve Ermeniler’in sayýsý toplam nüfusun % 6’sýna ulaþtý.[18]
Suriye ve Lübnan’a yapýlan ikinci bir Ermeni göçü, 1939 yýlýnda gerçekleþecektir. Fransýz mandasýnda kalmýþ olan bölgedeki Ýskenderun Sancaðý’nýn 1939 yýlýnda Türkiye’ye teslim edilmesinden sonra da, Fransýzlar tarafýndan 1919 ve 1921 yýllarýnda Çukurova, Erzin, Dörtyol, Ýskenderun, Belen, Kýrýkhan ve Samandað ile çevre köylere yerleþtirilen Ermeniler de Suriye ve Lübnan’a göç edeceklerdir.[19] Böylece, Ýkinci Dünya Savaþý arifesinde, ikinci defa, Çukurova ve çevresinde yeni bir “Ermeni Yurdu” yaratma giriþimi de baþarýsýzlýkla sonuçlanmýþtýr.
Lübnan’a yerleþen Ermeniler, iki-üç kuþak sonra, yine bir hayal uðruna, bu defa Antilyas (Kilikya = Sis) Katogigosluðu’nun riyasetinde, uluslar arasý terörizmin temsilcisi olarak yeniden gündeme geleceklerdir.
3. Lübnan’daki Ermeni Siyasî Partileri ve Lübnan Ermeniliði’nin Geçirdiði Dönemler:
Lübnan’daki Ermeni toplumunun politik ve kültürel hayatlarýnda rol oynayan üç parti bulunmaktadýr: Taþnak, Hýnçak ve Ramgavar.
Lübnan’daki ilk Ermeni siyasî kuruluþu Taþnak Partisi’dir. 1901 yýlýnda, Beyrut Amerikan Üniversitesi öðrencileri tarafýndan faaliyete geçirilmiþtir.[20] 1890 yýlýnda Tiflis’de kurulan ve Osmanlý Ýmparatorluðu’ndaki Ermeni isyanlarýnda baþrolü oynayan Taþnak Partisi, 1918-1920 tarihleri arasýnda kýsa ömürlü olan Ermenistan Cumhuriyeti Hükümeti’ni tesis etmiþ, ancak Komünistler’in darbesinden sonra Lübnan, ABD, Ýran, Fransa ve diðer birçok ülkeye daðýlmýþtýr. Yürürlüðe konulmayan 1920 Sevr Antlaþmasý’nda belirlenen Türkiye’den alýnacak topraklar ile Ermenistan Cumhuriyeti topraklarýný birleþtirerek büyük Ermenistan’ý kurmak amacýndadýr.[21] Taþnaklar, Lübnan Parlamentosu’nda temsil edilen en etkin Ermeni partisidir. Taþnak Partisi’nin bugün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Türkler’e karþý acýmasýz bir þekilde faaliyet yürütmesinin altýnda, 1920 yýlýnda kendi liderliðinde kurulan Ermenistan ordusunun, Mustafa Kemal Paþa (Atatürk) ordularýna karþý uðradýðý yenilgi ve 2/3 Aralýk 1920 tarihinde imzalamaya mecbur býrakýldýðý Gümrü (Alexandropol) Antlaþmasý’nýn ezikliði yatmaktadýr.
Hýnçak Partisi, 1887 yýlýnda Cenevre’de kurulmuþtur. Osmanlý Ýmparatorluðu’ndaki Ermeni isyanlarýnda Taþnak Partisi kadar etkin rol oynamýþtýr. Lübnan, ABD, Fransa ve Ermenistan Cumhuriyeti’nde faaldir. Türkiye’den alýnacak topraklarýn Ermenistan Cumhuriyeti’ne ilhaký amacýndadýr.[22]
Ermeni literatüründe nötr olarak nitelendirilen Ramgavar Partisi ise, sosyal ve kültürel meselelere eðilerek Ermeniliðin bekasýný saðlamak amacýndadýr. 1908 yýlýnda Ýstanbul’da organize olan Ramgavar Partisi, liberalliði, anti-devrimciliði ve Laissez-faire (býrakýnýz yapsýnlar) kuralýný benimsemiþ idi.[23] Ramgavarlar bugün, Ermeniliðin kurtarýlmasý için uluslararasý Ermenilik ile daðýnýk örgütlerin sýký baðlar kurarak daha etkin örgütlenmelere gidilmeseni istemektedirler. Ramgavar Partisi’nin, Hýnçak Partisi’ne eðilimi vardýr.[24]
Lübnan’daki Ermeni cemaatý, dört önemli dönem geçirmiþtir:[25]
a. 1934–1947 Dönemi:
Bu dönemde, Lübnan’daki Taþnaklar, Hýnçaklar, Ramgavarlar ve Ermeni Komünistleri, ülke yönetimine girebilmek için aktif bir politika takip etmiþlerdir. 1934’de Lübnan Parlamentosu’na Ramgavar Partisi’ne mensup bir milletvekili girebilmiþtir. 1937 yýlýnda yapýlan seçimleri Taþnak Partisi adayý kazanmýþtýr. 1943 seçimlerinde Parlamentoya bir Taþnak ve bir Ramgavar milletvekili girmiþtir. Ayrýca, 1943 seçimlerinde Taþnak - Hýnçak güçbirliði doðmuþtur.
b. 1948–1957 Dönemi:
1947’den sonra, bir tarafta Taþnak, diðer tarafta Hýnçak, Ramgavar ve Ermeni Komünistleri iki zýt kutba ayrýlmýþlardýr. Bu mücadele sonunda, 1951, 1953 ve 1957 yýlý Parlamento seçimlerini Taþnak Partisi’nin adaylarý kazanmýþ ve Parlamento’da 1951’de 2, 1953’de 2, 1957’de 3 milletvekili ile temsil edilmiþlerdir. Bu dönemde, Taþnak partisi bir kitle partisi haline gelmiþtir.
c. 1958–1972 Dönemi:
Bu dönemde, Taþnak Partisi disiplinli parti teþkilâtý ve millî hislere hitap eden sloganlarý sayesinde parti programýný, Ermeni ideallerinin gerçekleþmesi için metod olarak kullanmýþtýr. 1970’lere kadar Taþnaklar, Türkiye’nin yanýnda Sovyetler Birliði’ni de baþ düþmanlarý olarak mütalâa etme eðilimi göstermiþlerdir. Bu dönemde artýk, Türkiye Taþnaklar’ýn hedefi haline gelecektir. Taþnak Partisi, 1972 yýlýnda Viyana’da yapýlan XX. Dünya Kongresi’nde, Lübnan Ermeni gençliðini, yeni bir militan tutuma doðru yönlendirmek ve ayrýca partinin radikal ve tutucu eðilimlerini birleþtirmek için kararlar almýþtýr. 1945 yýlýndan 1965 yýlýna kadar Sovyet Rusya’nýn teþvik ve tahrikleriyle Marksist - Leninist ideolojiyle sistemli olarak yeraltýnda organize edilen sözde “Ermeni Meselesi”, 1965 yýlýndan itibaren yeniden birdenbire ortaya çýkarýlmýþ ve örgütlenme, 1972 yýlý sonuna doðru tam anlamýyla organize edilmiþti. Taþnak Partisi yapýlan seçimler sonunda Lübnan Parlamentosu’nda, 1960’da 4, 1964’de 4, 1968’de 3, 1972 yýlýnda da 2 milletvekili ile temsil edilmiþtir.
d. 1973–1986 Dönemi:
Bu dönemde, Lübnan’da Türkiye’ye karþý Ermeni terör örgütlerinin yeniden kurulduðu görülmektedir. Bu örgütler arasýnda, ASALA (Ermenistan’ýn Kurtuluþu Ýçin Ermeni Gizli Ordusu), ASALA - RM (ASALA - Devrimci Hareketi) ve JCAG (Ermeni Soykýrýmý Adalet Komandolarý) sayýlabilir. Son örgütün, Taþnak Partisi tarafýndan organize edildiði bilinmektedir. Bu yýllar arasýnda, Türk ve yabancý kiþi ve kuruluþlarýna yöneltilen çok sayýda eylem, anýlan terör örgütlerince üstlenilmiþtir.[26] Diðer taraftan, bu dönemde Taþnaklar ile ASALA arasýnda baþlayan liderlik ihtilâfý, iki taraftan da insan kaybýna sebep olmuþ ve Taþnak Partisi’nde kriz baþlamýþtýr.
1975-1977 yýllarý arasýndaki Lübnan Ýç Savaþý ve daha sonraki olaylar ise, Lübnan Ermeniliði için bir felâket olmuþtur. Savaþýn getirdiði þartlar içinde Ermeniler’in bir kýsmý, Lübnan dýþýna göç etmek zorunda kalmýþlardý. Lübnan Ýç Savaþý’ndan önce, ülkedeki Ermeni nüfusu 170.000 iken, savaþ sonrasý Lübnan’da 100.000 Ermeni bulunuyordu.
Bugün itibariyle, Lübnan’daki Ermeni nüfusu 116.214’dür. Bunun 88.601’i Gregoryen Ermeni, 20.259’u Katolik Ermeni ve 7.354’ü Protestan Ermeni’dir. Ermeniler’in yoðun olarak bulunduklarý yer, Bourj Hammond’dur.[27] Lübnan Parlamentosu’nda ise Ermeniler, 6 Gregoryen milletvekili tarafýndan temsil edilmektedirler.[28]
Lübnan Ermenileri’ni kendi programýna göre yönlendiren Taþnak Partisi, Homenetmen Spor Klübü, Hamazkaine Kültür Derneði, Lübnan Ermenileri’ne Yardým Derneði vasýtasý ile çalýþmalarýný sürdürmektedir. Hýnçak Partisi, Homenmen Spor Klübü ve Yeni Nesil Kültür Derneði’ni elinde bulundurmaktadýr. Ramgavar Partisi’nin kontrolünde bulunan kuruluþlar ise, Tekeyan Kültür Derneði ve Ermeni Genel Yardým Birliði’dir.[29]
4. Antilyas (Kilikya = Sis) Katogigosluðu’nun Yeniden Yapýlanmasý ve anti-Türk Propagandasý:
Gregoryen Ermeni Kilikya Katogigosu’nun, Katolik Ermeni Kilisesi Patriði’nin ve Orta-Doðu’daki Protestan Ermeni Kiliseleri Birliði Baþkaný’nýn ikâmet ettiði yer Beyrut’tur. Lübnan Ermenileri’nin büyük çoðunluðu Gregoryen (Apostolik) Kilisesi’ne baðlýdýrlar. Gregoryen Kilisesi, 1921 yýlýnda Kozan (Sis)’dan ayrýlarak, önce Adana’ya, oradan Halep’e ve daha sonra da 1929 yýlýnda Beyrut’un Antilyas semtindeki binasýna taþýnmýþtýr.[30] Ancak, kilise yer deðiþtirmesine raðmen, ortaçaðdaki “Kilikya = Sis Kilisesi” adýný deðiþtirmemiþtir. Baþlangýçta, Lübnan (Beyrut), Suriye (Þam, Halep), ve Kýbrýs (Lefkoþa) ile sýnýrlý olan yetki alaný, daha sonra, 1956 yýlýnda önemli ölçüde geniþlemiþ, Yunanistan (Atina), Ýran (Tebriz, Tahrah, Ýsfahan), Kuzey Amerika (New York) ve Kuveyt de yetki alanýna katýlmýþtýr.[31]
Antilyas Katogigosluðu 1941 yýlýna kadar, Osmanlý Ýmparatorluðu döneminde, 1863 yýlýnda ilân edilen “Ermeni Milleti Nizâmnâmesi” ne göre yönetilmiþ, bu tarihten sonra çýkarýlan “Kilikya Katogigosluðu Nizâmnâmesi” (Kilikya Görüþü)’ne göre, yeni bir hüviyet kazanmýþtýr. Bu yeni nizâmnâmeye göre, kilisenin en önemli organý, sadece erkek üyelerin alýndýðý 21 üyeden teþekkül eden Cemaat Meclisi’dir. Cemaat Meclisi ise, kendi içinden Dinî Meclis ile Sivil Meclis’i seçer. Bunlarýn dýþýnda, dört yýl süre ile seçilen Mahallî Meclis vardýr. Sivil Meclis üyeleri, halkýn içinden geldikleri sebebi ile dinî üyelerden daha yetkilidirler.[32]
1920-1943 yýllarý arasýnda Fransýz manda yönetimi döneminde, bütün Ermeni siyasî partileri, hem parti mensuplarý ve hem de parti yandaþlarý tarafýndan Kilise meclislerinde temsil edildiler. Ýkinci Dünya Savaþý’ndan sonra (1948’lerde), Lübnan’daki Ermeni siyasî hayatý açýk bir deðiþikliðe uðradý. Bir tarafta Taþnak Partisi ve onun destekleyicileri, diðer tarafta ise Hýnçaklar, Ramgavarlar ve Ermeni Komünistleri’nden teþekkül eden anti - Taþnak güçleri ile iki kutuplu bir sistem ortaya çýktý. Meclislerde parti hizipleþmeleri yüzünden zaman zaman sert tartýþmalar oldu. Kilise içindeki çatýþmalar iki yýl devam etti. Nihayet, 1958 yýlýnda, Kilise Cemaat Meclisi’nde 19 üyeden 11’i, çatýþmalarý önleyemediði bahanesiyle Kilikya Katogigosu I. Zareh (1956-1958)’e muhalefet ederek onun görevden uzaklaþmasýný saðladýlar. Böylece, Lübnan Gregoryen Kilisesi, “Kilikya Katogigosluðu Nizâmnâmesi” nin savunucusu olan Taþnak Partisi’nin kontrolüne girdi. Taþnak Partisi’nin Beyrut’ta güçlenmesi ve Kilise ile iþbirliði yapmasýndan sonra, Antilyas Katogigosluðu yeni dinî teþkilâtlanmasý ile, ABD ve Avrupa’dan dinî, sosyal ve eðitim hizmetlerinin geliþtirilmesi için büyük meblâðlara ulaþan yardýmlar almaya baþlayacaktýr.[33] Böylece, Kilikya Ermeni Kilisesi, Taþnak Partisi ile iþbirliði yaparak, hem Eçmiyazin (Erivan) Katogigosluðu’nun hakimiyet sahasý dýþýnda kalan Ermeni kiliselerinin merkezi durumuna gelmiþ ve hem de Lübnan’daki diðer Ermeni partilerinin ikinci plâna düþmelerini saðlamýþtýr.
Ortaya çýkan bu durum, kilise ile Taþnak Partisi’nin iþbirliði, az sonra Türkiye’ye yönelik yýkýcý faaliyetlerde Lübnan’ýn odak noktasý haline gelmesine neden olacaktýr. Taþnak Partisi’nin etkisi ve kontrolü altýna giren Antilyas Katogigosluðu, tamamen siyasî faaliyetler içerisinde kalacaktýr. Özellikle, Kýbrýs doðumlu Katogigos I. Horen (1963-1977) ve Kesep doðumlu II. Karekin (1983-1995)[34] Türkiye ve Türklük aleyhindeki propagandalarý ile tanýnacaklardýr.
10 Nisan 1969 tarihinde ABD’yi ziyaret eden I. Horen, New York hava alanýnda ABD adýna, temsilcilerin de hazýr bulunduðu kalabalýk bir topluluk tarafýndan karþýlanmýþ, Baþkan Nixon ve yardýmcýsý tarafýndan kabul edilmiþtir. I. Horen, Baþkan ve yardýmcýsýna bir “üstünlük niþaný” olarak kabul edilen “Kilikya Büyük Haç Niþaný” ný takmýþ, yaptýðý konuþmada da ABD’nin Ermeni Davasý (Hay Tahd)’na sahip çýkmasýný istemiþtir.[35]
I.Horen’in, 1970’li yýllarýn baþýnda, doðum yeri olan Kýbrýs’a yaptýðý ziyarette, Makaryos’a “Kilikya Haçý” ný vermesi, yüzyýllardýr aralarýnda derin anlaþmazlýklar bulunan Ermeni Gregoryen ve Grek Ortodoks kiliseleri arasýnda uzlaþma, iþbirliði ve ittifak ortamý doðurmuþtur. Daha sonra, 1974 Kýbrýs Barýþ Harekâtý esnasýnda, Ermeni fanatikler, kiliselerinin riyasetinde Rum yandaþlarý ile güçlerini birleþtirerek, Türkiye’ye ve Türk Milleti’ne karþý, iftira dolu ortak bir kampanyaya giriþmek üzere kaynaklarýný birleþtirmiþlerdir. Aslýnda ortam, Ermeni ve Rum kiliseleri için uygundu. Herþeyden önce, eski suç ortaklarý idiler. Çünkü, Birinci Dünya Savaþý ve Millî Mücadele dönemlerinde, birbirlerinin sýrtlarýný sývazlayarak, Ýtilâf Devletleri marifeti ile Anadolu’da bir Ermeni ve Rum devleti kurmayý denemiþlerdi.
1977 yýlý, Antilyas Katogigosluðu için önemli bir yýldýr. Antilyas Kilisesi’nin Kuzey Amerika Doðu Bölümü Baþpiskoposu Karekin Sargisyan, Mayýs 1977’de Beyrut’a gelerek, dünyanýn çeþitli yerlerinden gelen Ermeni dinî liderlerinin huzurunda, rahatsýz olan I. Horen’in yardýmcýlýðý (Katogigos Naibliði) görevine getirildi.[36] Karekin Sargisyan, seçimden sonra yaptýðý konuþmada, Birinci Dünya Savaþý ve onu izleyen yýllarda, Türk Hükümeti’nin iki milyon Ermeni’ye soykýrým uyguladýðýný iddia etmiþtir.[37] 1983 yýlýnda I. Horen’in ölümü üzerine Katogigosluk Makamý’na II. Karekin adý ile oturan Sargisyan, politikasýný, anti-Türk çalýþmalar üzerine inþa etti. O, Lübnan - Beyrut’u dünya Ermenileri’nin dinî ve siyasî merkezi haline getirmek, Antilyas Katogigosluðu’nun kontrolünde bulunan diðer ülkelerdeki Ermeni cemaatlarýný anti-Türk propaganda ile beslemek ve uluslararasý platformlarda Ermeniler’in sözcüsü olarak görünmek yolunda yoðun faaliyetlere giriþti.[38] 28 Haziran 1995 tarihinde Antilyas Katogigosu seçilen Aram Keþiþyan da, Lübnan Ermeniliði’ni canlý tutabilmek için seçimi müteakip yaptýðý konuþmada “Birleþik Vatan” hedefleri üzerinde durmuþtu.[39]
Ermeniler’in, Lübnan merkezli Türkiye aleyhtarý çalýþmalarýný 1985 yýlýndan sonra, terör ortamýndan yoðun bir propaganda ortamýna kaydýrdýklarý görülmektedir. Onlar, bu propagandalarýnda, Osmanlý Devleti’nden miras kalan dinî ve etnik problemleri, modern Türkiye’nin politikalarýna sokmak gayreti içinde bulunmaktadýrlar.
Ermeniler’in mutasavver amaçlarýný gerçekleþtirmek için takip ettikleri yöntem farklýlýklarýnýn en tipik örneklerini sergiledikleri Lübnan, politik, kültürel, sosyal, dinî kuruluþlarý ve terör örgütleri ile Ermeni Diasporasý’nýn merkezi haline gelmiþtir denilebilir.
[1] Ermeniler’in propaganda temalarý için bkz., Erdal Ýlter, Ermeni Propagandasýnýn Kaynaklarý, (Ankara: Kamu Hizmetleri Araþtýrma Vakfý, 1994), s. 33-36, 44.
[2] J. Laurent, “Les origines mediévales de la Question Arménienne,” Revue des Etudes Arméniennes, tome I, fascicule I, (Paris 1920), s. 2, 37-46.
[3] J. Laurent, a.g.m., gösterilen yer.
[4] Msl. bkz., Urfalý Mateos Vekayi-nâmesi ve Papaz Grigor’un Zeyli, (Türk.trc., Hrant D. Andreasyan), (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1962), s. 111-112, 122.
[5] Jacques de Morgan, Histoire du Peuple Arménien, (Paris 1919), s. 207; Iþýn Demirkent, Urfa Haçlý Kontluðu Tarihi, (Ýstanbul 1974), s. 145-146; Armenians in Ottoman Documents (1915-1920), (Ankara: Devlet Arþivleri Genel Müdürlüðü, 1995).
[6] Diaspora Ermeniliði ve çeþitli ülkelerdeki Ermeni kolonileri için bkz., Les Comités rév. Arméniens et La Colonie arménienne d’Amérique, (Constantinople 1918); Jacques de Morgan, a.g.e., s. 279-298; Gregory L. Aftandilian, Armenia, Vision of a Republic: The Independence Lobby in America, 1918-1927, (Boston: Charles River Books, 1981); N. Nisa Bayramoðlu, Amerika Birleþik Devletleri’nde Lobi Faaliyetleri, (Ankara, Dýþ Politika Enstitüsü, 1985), s. 42-75; Bilâl N. Þimþir, “Ermeni Propagandasýnýn Amerika Boyutu Üzerine,” Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu Ýle Ýliþkileri Sempozyumu (8-12 Ekim 1984, Erzurum), (Ankara 1985), s. 79-124; Esat Uras, The Armenians in History and the Armenian Question, (Ýstanbul 1988), s. 38-78; Christopher J. Walker (ed.), Armenia and Karabagh, (London 1991), s. 49-58; Þenol Kantarcý, “Ermeni Lobisi: ABD’de Ermeni Diasporasý’nýn Oluþmasý ve Lobi Faaliyetleri,” Armenian Studies, Issue: 1 (March-April-May), (Ankara 2001), s. 139-169.
[7] Salpi Haroutunian Ghazarian, “Brave New World: Armenians in Transition,” Armenian Voice, Nu. 11 (February 1992), s. 14.
[8] Kilikya, Toros Daðlarý, Amanos Daðlarý ve Akdeniz arasýnda kalan bölgedir. Ýdarî anlamda ise Kilikya, Osmanlý Ýmparatorluðu’ndaki Adana Vilâyeti’ne verilen coðrafî isimdir. Kilikya’nýn sýnýrlarý zaman zaman deðiþmiþtir.
[9] Esat Uras, a.g.e., s. 969.
[10] Kasým Ener, Çukurova Kurtuluþ Savaþýnda Adana Cephesi, (Ankara: Türkiye Kuvayý Milliye Mücahit ve Gazileri Cemiyeti, 1970), s. 286-287; Ayrýca bkz., Erdal Ýlter, “Millî Mücadele’de Doðu Lejyonu (Legion d’Orient)’nun Fransýz Ýþgal Bölgesindeki Fonksiyonu,” Atatürk Yolu, Sayý: 3 (Mayýs 1989), s. 419-436.
[11] Erdal Ýlter, a.g.m., gösterilen yer.
[12] M. C. Þehâbeddin Tekindað, “Lübnan,” Ýslâm Ansiklopedisi, 7. Cilt, (Ýstanbul: Milli Eðitim Bakanlýðý, 1988), s. 106 a; Fahir Armaoðlu, 20. Yüzyýl Siyasî Tarihi (1914-1980), (Ankara: Ýþ Bankasý Kültür Yayýnlarý, 1983), s. 198.
[13] David Fromkin, Barýþa Son Veren Barýþ: Modern Ortadoðu Nasýl Yaratýldý? (1914-1922), (Ýstanbul: Sabah Kitaplarý, 1993), s. 437.
[14] Bige Yavuz, Kurtuluþ Savaþý Döneminde Türk-Fransýz Ýliþkileri, Fransýz Arþiv Belgeleri Açýsýndan (1919-1922), (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1994), s. 90.
[15] Hratch Bedoyan, “The Social, Political and Religious Structure of the Armenian Community in Lebanon,” The Armenian Review, Vol. 32, Nu. 2/126 (June 1979), s. 120.
[16] Lozan Barýþ Konferansý: Tutanaklar-Belgeler-Konferansda Ýmzalanan Senetler (30 Ocak ve 24 Temmuz 1923), Ýkinci Takým, C. II, (çev., Seha L. Meray), (Ýstanbul 1993), s. 9.
[17] Meguerditch Bouldoukian, “Armenian Business in Lebanon,” The Armenian Review, Vol. 32, Nu. 2/126 (June 1979), s. 131.
[18] Christopher J. Walker, Armenia: The Survival of a Nation, (New York: St. Martin’s Press, 1980), s. 365.
[19] Jean-Pierre Alem, L’Arménie, (Paris: Presses Universitaires de France, 1972), s. 67; Jean Mécérian, Histoire et institutions de l’Eglise Arménienne, (Beirut:Imprimerie Catholique, 1965), s. 108-109; Mehmet Tekin, Hatay Tarihi, (Antakya 1993), s. 244.
[20] Hratch Bedoyan, a.g.m., s. 124.
[21] Erdal Ýlter, Ermeni Propagandasýnýn Kaynaklarý, s. 13.
[22] Erdal Ýlter, a.g.e., gösterilen yer.
[23] Richard G. Hovannisian, Armenia on the Road to Independence, 1918, (Berkeley: University of California Press, 1967), s. 282.
[24] Erdal Ýlter, a.g.e., gösterilen yer.
[25] Hratch Bedoyan, a.g.m., s. 126-127; Michael M. Gunter, “The Armenian Dashnak Party In Crisis,” Cross-roads (Nu.26, 1987), s. 82-83; Aghop H. Der-Karabetian, “Image and Self-Image of Armenians in Lebanon: A Psychosocial Perspective,” The Armenian Image in History and Literature, (Ed.: Richard G. Hovannisian), (Malibu, California 1981), s. 241-249; Hassan Krayem, “Political Parties and Electoral Systems in Lebanon and Israel: Interactive Reinforcement,” http://almashriq.hiof.no/ddc/projects/pspa/krayem/krayem.html.
[26] Bkz., Michael M. Gunter, Pursuing the Just Cause of their People: A Study of Contemporary Armenian Terrorism, (New York: Greenwood Press, 1986); Francis P. Hyland, Armenian Terrorism: The Past, the Present, the Prospects, (Boulder: West Press, 1991).
[27] Ara Sanjian, “Armenians and the 2000 Parliamentary Elections in Lebanon,” http:/groong.usc.edu/ro/ro-20000907.html.
[28] “Lebanon Parliament 2000-2005 Legislature,” http://lebanoembassy.org/country_lebanon/parlam.html.
[29] Hratch Bedoyan, a.g.m., s. 128; Sima Aprahamian, “A Multitude of Overlapping Identities: A Lebanese Armenian Community in the Bekaa Valley of Lebanon,” The Armenian Review, Vol. 43, Nu. 1/169 (Spring 1990), s. 77.
[30] Jean-Pierre Alem, a.g.e., s. 104; Avedis K. Sanjian, The Armenian Communities in Syria under Ottoman Dominion, (Cambridge, Massachusetts: Harvard University Press,1965), s. 259.
[31] Jean-Pierre Alem, a.g.e., s. 111; Christopher J. Walker, a.g.e., s. 369.
[32] Hratch Bedoyan, a.g.m., s. 121.
[33] Hratch Bedoyan, a.g.m., s. 123.
[34] Antilyas Katogigosu II. Karekin, 4 Nisan 1995 tarihinde, Erivan-Eçmiyazin Kilisesi’nde yapýlan Katogigosluk seçimi sonucunda, Levon Ter-Petrosyan’ýn koruyuculuðu altýnda Eçmiyazin Kilisesi’nin 131. Katogigosu olarak gösterilecek ve I. Karekin adý ile makama oturacaktýr (Marmara, 5.4.1995).
[35] Esat Uras, a.g.e., s.71-72.
[36] Christopher J. Walker, a.g.e., s. 370, 391; Histoire des Arméniens, (Sous la Direktion de Gérard Dédéyan), (Toulouse: Editions Privat, 1982), s. 579, 660.
[37] “An Eyewitness Report On The Situation in Lebanon,” The Armenian Review, Vol. 29 (1977), s. 203.
[38] Cezmi Yurtsever, Ermeni Terörü-Geliþimi ve Analizi, (Ýstanbul 1987), s. 18.
[39] The Armenian Weekly, 1.7.1995.
| |