AnasayfaÝletiþim
  
English



E-B�lten �yeli�i

G�nl�k b�ltenimize �ye olmak i�in a�a�daki alanlar� doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERG� SAYILARI

Ermeni, Bizans ve Türk Hakimiyetinde Ani

Yrd. Doç. Dr. Erol KÜRKÇÜKOÐLU*
ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 4, Aralýk 2001 - Ocak-Þubat 2002

 

Aný, Ortaçaðda tarihi ipek ticaret yolu üzerinde yer alan siyasi, askeri ve iktisadi açýdan önemli bir konuma sahip, tarihi bir þehirdir. Þehir surlarý, yüksek daðlardan meydana geliyordu ve her daðýn tepesinde bir kale bulunuyordu. Aný’nýn üç tarafýný Arpaçayý çeviriyordu, diðer tarafta ise nehirden alýnan su ile doldurulmuþ bir hendek, þehrin savunma stratejisinde büyük önem arz ediyordu.   Aný bu hali ile Bizans’ýn, doðudaki en saðlam bir sýnýr þehri[1] ve askeri üssü idi.

Aný, tarihte birçok medeniyetlere ve milletlere ev sahipliði yapmýþ bir þehirdir. Aný’da yapýlan arkeolojik kazýlar,[2]çaðdaþ tarihi kaynaklar [3] ve bugüne kadar varlýðýný sürdüren tarihi eserler[4], biz tarihçilerin, bu tarihi þehirde Roma, Bizans, Ýran, Arap, Gürcü, Ermeni ve Türk medeniyetlerinin yaþandýðýna tanýk olmaktayýz. Aný,  Ermenilerin tarihi yanýltarak gündeme getirdiði gibi ortaçað boyunca kesinlikle bir Ermeni þehri ve baþkenti olmamýþtýr. Elbette Aný’da Ermeniler de diðer milletlerle beraber azýnlýk halk olarak yaþamýþlardýr. 961–1045 yýllarý arasýndaki 84 yýllýk dönemde, Ermeni Aný Bagratýlarý bu þehri baþkent yaparak hakimiyetlerini sürdürmüþlerdir. 16 Aðustos 1064’de Selçuklu Ordularý ile Ermeni ordularý arasýnda herhangi bir savaþ vuku bulmamýþtýr. Aný’yý Selçuklu ordusu, Bizans kuvvetlerini maðlup ederek, Türk yurdu haline getirmiþtir. Aný’daki Ermeni Krallýðýnýn ve katolikosluðu’nun varlýðýna 1045 yýlýnda Bizans Ýmparatoru Konstantin IX. Monomakhos son vermiþtir. Selçuklularýn ele geçirmeye baþladýklarý Kafkasya ve Anadolu topraklarýnda, bir baþka devlete tabi durumda dahi, bir Ermeni Prensliði bulunmamaktadýr. Bölgede Selçuklu Devleti’nin karþýsýndaki askeri ve siyasi güç Bizans Ýmparatorluðu’dur.

Ortaçaðda Bizans Ýmparatorluðu, Hristiyanlýðý temsil yetkisini kendisinde görmüþ, hakimiyeti altýndaki farklý kültür ve Hristiyan anlayýþýna sahip gruplara baský uygulamýþtý. Monofizit inancý benimseyen Ermeniler, Hristiyanlýðý en saf þekliyle kendilerinin temsil ettiðini savunmuþlardýr. Ermeniler genel Hristiyanlýk ve Ortodoksluk içinde kaybolma endiþesiyle, Bizansýn isteklerine kabule yanaþmamýþlar ve her vesileyle karþý koymuþlardýr. Bu karþý koyma, Bizansýn Gregoryan Ermenilere karþý en acýmasýz tedbirleri almasýna neden olmuþtur. Hristiyanlýðý kabul etmeleri, Ermenileri Ýranlýlardan ayýrmýþ ama, Latinlerin ve Greklerin hakimiyetine sokamamýþtýr. Çünkü Ermeni Piskoposlarý, Grek ruhban sýnýfýna karþý uyguladýklarý kurnaz politikalarý yüzünden kin duymuþ ve Grek Ruhban sýnýfý da Ermenileri sapýk olarak nitelendirmiþtir. Bu karþýlýklý düþmanlýk Ermeni Katogikosu Babgen’in 506 yýlýnda topladýðý piskoposlar kurulunda alýnan kararla artmýþ ve bu tarihten baþlayarak, Ermeni Kilisesi kesin olarak Grek-Roma Kilisesi’nden ayrýlmýþtýr.[5]

XI. yüzyýlýn baþlarýnda Doðu Anadolu ve Kafkasya’da azýnlýk bir halk olarak yaþayan Ermenilere karþý tarihteki en büyük zulmü yapan, o çaðýn Bizans imparatorlarý; II. Basileos ve Konstantinos IX. Monomakhos olmuþtur.

Iustinianos’dan Monomakhos’a bütün Bizans Ýmparatorlarý, Kafkasya’da Ermenilerin milli kimliklerini ortadan kaldýrmak için çalýþmýþlardýr.[6]Bizans’ýn kudretli imparatoru II.Basileios (976-1025) doðu hudutlarýný emniyet altýna almak ve Ýslam ülkelerine doðru geniþletmek siyaseti gereðince doðudaki küçük Ermeni prenslik ve krallýklarýný ortadan kaldýrarak, Ermeni halkýný Orta Anadolu ve Sivas’a zorunlu iskân etmiþ, Bizans sýnýrlarýný Azerbaycan ve Kafkasya’ya kadar geniþletmiþti.

Bizans kaynaklarýnda Ermenilerin sürekli ihanetlerinden, iki yüzlü siyasetlerinden bahsedilmekte ve Bizans Ýmparatorluðu doðu sýnýrýnda, Selçuklu Türklerine karþý verilecek mücadele ve savaþta, kesinlikle Ermenilere güvenmemektedirler. Bu yüzdende Basileios, imparatorluðun doðu sýnýrýnda, Bizans askeri bölgeleri oluþturmuþtur.

Ermeniler’de Bizans’ýn kendilerine karþý uyguladýðý emparyalist politikalarýna karþý, amansýz bir mücadeleye giriþmiþlerdir. Çünkü Bizans imparatorlarýnýn Ermenilere karþý giriþtikleri bu siyasette, Kafkasya’nýn bu azýnlýk halkýný; Ortodokslaþtýrmak, milli kimliklerini yok etmek ve tarih sahnesinden silmek gibi bir emperyalist siyaset izliyorlardý.

Ermeni tarihçi Mateos, Bizans’ýn izlediði siyaseti þöyle ifade ediyordu; “Roma Dükü, Bizans Ýmparatoru büyük bir ordu ile beraber, Ermenistan’a yürüdü. Hýristiyanlarýn üzerine atýlýp onlarý kýlýçtan geçirdi ve esaret altýna aldý. O zehirli bir yýlan gibi her yere ölüm getirdi ve böylelikle dinsiz milletlerin yerini aldý.”

Mateos, Bizanslýlara karþý büyük bir kin ve düþmanlýk duyuyordu. Eserinde de bu kini sýk sýk dile getiriyordu: “Bizanslýlar muharebe ve kahramanlýk sahasýndan nefret ederek, Ermeni mezhebinin tetkiki ile uðraþtýlar ve Allah’ýn Kilisesi’nin içinde kargaþalýk ve kavga çýkardýlar. Onlar, Türklere karþý harp etmekten kaçýnýyorlar, fakat hakiki Hýristiyanlarý inançlarýndan döndürmek için büyük gayret sarfediyorlardý. Bizanslýlar bu gayretleri ile bütün Ermeni prens ve kumandanlarýný doðudan çýkarýp, kendi memleketlerinde ikâmet etmeye mecbur ettiler. Kaçmaðý kendileri için bir zafer sayan ve kahramanlýk addeden bu Grekler, kurtu görür görmez kaçmaða baþlayan kötü çobanlara benzediler.”[7]

Bu yüzden de 961 yýlýnda kurulan Aný Bagratýlarý Krallýðýný ortadan kaldýrmak düþüncesiyle Bizanslýlarla Ermeniler arasýnda yoðun bir mücadele ve savaþ dönemi baþlamýþtýr.

Aný Ermeni Kralý Yovannes-Smbat (1018-1041) Bizans’a karþý yapýlan savaþta, Gürcü Giorgi’nin müttefiki idi. 1021 yýlýnda bütün Gürcistan topraklarýnýn Bizans hakimiyeti altýna girmesi üzerine, Ýmparator II. Basileios’la barýþ yapmak düþüncesi ile 1022 yýlý baþlarýnda Katholikos Petros’u, Trabzon’da bulunan Ýmparatorun yanýna gönderdi. Skylitzes’e göre Petros, Aný’nýn anahtarlarýný imparatora teslim etti. Ýmparator bunun karþýlýðýnda Yovannes’i Magistros ve ömrü boyunca Aný ve Ermenistan valisi yaptý. Fakat ondan ölümünden sonra, bütün ülke topraklarýnýn Bizans’a geçeceðine dair yazýlý bir belge talep etti.[8]

1041 yýlýnda Aný Ermeni Kralý Yovannes Smbat öldü.[9] Bizans Ýmparatoru Mikhail, 1042 yýlýnda Aný’nýn alýnmasý için bölgeye ayný yýlda iki sefer düzenledi. Fakat her iki seferde baþarýsýzlýkla sona erdi. Hatta ikinci sefer esnasýnda Ermeni Komutaný Vahram Pahluavuni, Aný önlerinde Bizans ordusunu aðýr bir maðlubiyete uðrattý.[10]

1044 yýlýnda Ermeni Aný Kralý Gagik, Bizans Ýmparatoru tarafýndan Ýstanbul’a davet edildi. Bizans Aný’da Katapan (Kral Vekili) býraktý. Katolikos ve Kralý arzularý doðrultusunda Ýstanbul’da mecburi ikâmete tabi tuttular ve geri dönmelerine mani oldular. Gagik Aný’ya dönme ümidini kaybedince, Aný’ya karþýlýk Golonbagatý ve Pizu’yu aldý. (Golonbagatý ve Pizu Kapadokya’da bulunuyordu. Fakat yerleri kati olarak tesbit edilememiþtir.) Gagik Ýstanbul’da kendi milletine hakaret edenler arasýnda vatanýnýn hasretini çekerek yaþamaða mecbur oldu.[11] Fakat o bununla beraber dinsiz ve sapýk Grek Milleti tarafýndan hilekârlýkla hapsedilmiþ tahtý için daima matem içinde bulunuyordu.[12]

1045 yýlýnýn baþlangýcýnda Ýmparator Monomakhos bütün Grek memleketinin askerlerini topladý ve onlarý Aný þehrini talep etmek üzere doðuya sevk etti. Bizans ordusuna Baragamanos komuta ediyordu. Aný önlerinde yapýlan ilk savaþta Baragamarios komutasýndaki Bizans ordusu maðlup edildi. Fakat Aný halký Krallarý, Gagik’in hayatý karþýlýðýnda Aný’yý Bizans komutanýna teslim etmek zorunda kaldýlar. Bagratuni Devleti bu suretle Bizans hakimiyetini kabul etti.[13]

1045 yýlýnda Aný Krallýðýnýn Bizans ordularý tarafýndan iþgal edilmesi üzerine, Aný’nýn yerli Ermeni halký, Bizans Ýmparatoru tarafýndan Bulgaristan’a ve Anadolu’nun güneyine zorla göçe tabi tutulmuþtur. Bununla Bizans iki amaç güdüyordu: Ermenistan topraklarýndaki Ermeni silahlý gücünü zayýflatmayý, Balkanlar ve Suriye’deki imparatorluk sýnýrlarýný Ermeni desteðiyle korumayý hedefliyordu. Fakat ülkesinden uzaklaþtýrýlan Ermeni silahlý gücünün zararý hem Ermenistan’a hem de Bizans’a dokundu. Korumadan yoksun Ermenistan üzerinden Bizans Ýmparatorluðu’nun iç bölgelerine Selçuklular için yol açýlmýþtý. Bizans yönetimi zamanýnda Aný’daki Ermeni halkýna her türlü katliam ve zulüm yapýlmýþ, aðýr vergiler konulmuþ, dini kurumlara saldýrýlmýþ, Ermeni din adamlarý yakalanarak hapsedilmiþ, bir kýsmý da öldürülmüþtür.[14]

1045 Eylülünde Aný’da baþlayan Bizans Thema Ýdaresi, 16 Aðustos 1064 Selçuklu Fethine deðin 19 yýl sürmüþtür. Ortaçaðda Bizans-Ermeni iliþkilerini baþka bir açýdan ele aldýðýmýzda; Ermeni Halkýna karþý en büyük ihaneti Ermeni Kral ve Derebeyleri yapmýþtýr. Aný Derebeyi Gagik, kardeþi Gurgen, Kars Kralý Abas, Van Derebeyi Sennekerim Ermeni topraklarýný Bizans’a þahsi çýkarlarý ve ihtiraslarýnýn karþýlýðýnda para ile satarak Ýç Anadolu’ya yerleþmiþlerdir.[15] 

16 Aðustos 1064 Aný’nýn Selçuklular Tarafýndan Fethi ve  Türk Hakimiyeti

Bizans çaðýnda “Anadolu’nun Doðu Kilidi” sayýlan ve ana göçlerle, istilâlar yolu üzerinde bir kapý olan Kafkasya’nýn fethi ile, bu bölge Türk hakimiyeti altýna alýnmakla kalmayacak, gelecekte Anadolu’ya yapýlacak akýnlara da yol açýlmýþ olunacaktýr. Nihayet böylesine sistemli, planlý ve programlý olarak baþlatýlan, fakat aralýksýz yýllarca devam eden akýnlarýn tek gayesi Kafkasya’yý Bizans’tan koparmak ve onu Türk Yurdu haline getirerek asýl hedef olan Anadolu ve Bizans topraklarýnýn fethinde üs olarak kullanmaktý.

Sultan Alp Arslan Anadolu’yu, Türk Milletine ebediyen vatan yapmak düþüncesiyle 22 Þubat 1064’de Kafkasya seferine çýktý. Sultan Aný’ya varýnca, þehrin müstahkem ve ele geçirilmesinin zor olduðunu gördü. Aný’yý yerli askerlerden çok ücretli askerlerden kurulan Bizanslý bir garnizon korumakta idi. Surlarý ve þehrin etrafýný çeviren Arpaçayý ile meþhur Aný þehrini kuþatan Selçuklu ordularý, þiddetli hücumlar neticesinde 16 Aðustos 1064’de Bizans’ýn doðudaki bu ünlü kalesini fethetti.[16] Aný’nýn fethi Ýslâm dünyasýnda büyük memnunluk yaratmýþ, her tarafa fetihnameler gönderilmiþ, bizzat Ýslâm Halifesi Alp Arslan’ýn baþarýsýndan dolayý Sultana “Ebu’l – feth” ünvanýný vermiþtir. Bu büyük zafer, Bizans Ýmparatorluðunu Alp Arslan ile anlaþma teþebbüsüne mecbur etmiþti.[17] 

Tebrizli Kesrevi, Þehr-i Yaran-ý Gomnan adlý eserinde, Aný’yý Alp Arslan’dan önce hiçbir kimse kýlýçla fethedememiþti. Onun bu zaferi, tarihin en büyük fetihlerinden biri diye dikkati çekmektedir.[18] 

16 Aðustos 1064’de Aný’yý fetheden Sultan Alp Arslan, Anadolu’nun fethinin baþlangýcýný ve Türkiye’nin temelini, Malazgirt Zaferi öncesi bu tarihi þehirde atmýþtýr. Türk insaný tarihte vatan olarak bildiði her coðrafyayý yeni baþtan imar ve inþa etmiþ, kendi kültür ve sanat anlayýþýyla, sanat eserleri ile donatmýþtýr. Türk’ün ünlü siyasetname eseri olan Yusuf Has Hacib’in Kutadgu bilig’inde “Türk insaný kýlýç ve kalemi birlikte düþünen bir millettir. Kýlýç memleket zapteder, kalem ise memleket tanzim eder, düzenler” ifadesinin ýþýðý altýnda Alp Arslan Aný’yý fethettikten sonra bu tarihi þehri, imar etmiþ; cami, saray, kervansaray, hamam ve köprülerle bezemiþ ve süslemiþtir. Sultan Aný’nýn fethi ile, Büyük Kilise’yi (Katedral) Fethiyye Camisi adý altýnda ibadete açmýþtýr.

Anadolu Selçuklu çaðýnýn en eski yapýlarýný; Ýlk Aný Emiri Þeddadlý Ebu-Þüca Menûçehr adýna yaptýrýlan Menûçehr Camii, (Halk Bozminare Camisi demektedir.) yine XI. Yüzyýla ait Ebu’l-Muammeran Camii, Mastaba Selçuklu Kervansarayý, 1092’de Melikþah ölmeden önce, þehrin kuzeybatýsýnda çok görkemli bir görünüþe sahip Sultan Sarayý ve Selçuklu Hamamlarý Türk sanat eserleri olarak Aný’da inþa ettirilmiþtir. Ýlk Aný Emiri Þeddâdlý Ebû Þüca Manuçahr (1064–1118) Aný’nýn fethi ile þehrin savaþ yüzünden yýkýlan Dýþ Kale kapýsý yanýndaki burçlarý tamir ettirmiþtir. Emîr Manuçahr, Alp Arslan’ýn kuþatmada kullandýðý büyük mancýlýkla atýlan taþlarýn yýktýðý Ortakapý’nýn batý yanýndaki sur kesimini tamir ettirerek, üzerine kabartma bir süslü kûfî hatla dört satýrýn yazýlý olduðu 72x116 cm. ebadýndaki sert siyah bitevi tüf taþýndaki þu kitâbeyi koydurtmuþtur.

1- Bismillâhirrahmânirrahim.

2- Emere bi-binâ’u hâze’l-burc El-Emîr El-Ecell.

3- El-Mansûr Þücâ’üd-Devlet Ebû.

4- Þüca Manûçahr bin Þâvûr.

Emir Manuçahr’ýn bu deðerli kitâbesi, Anadolu Selçuklu çaðýnýn ilk kitâbesi olup, en geç 1066 tarihinde konulmuþ olmalýdýr. Manuçahr, þehirde artan Türk-Ýslâm nüfusuna Fethiye-Camiî (Katedral) yetmediði için, Arpaçayý’na bakan yamaçta kendi adýyla anýlan iki katlý, 12 bölmeli “Manuçahr-Mescidi” adlý camiî yaptýrmýþtýr. Aný’daki ilk Selçuklu camisinin Melikþah (1072–1092) çaðýnda yapýldýðý, üzerinde tek satýrlý uzun kitâbedeki ifadelerden anlaþýlmaktadýr. 

“Büyük Hamam” ýn da Emir Manuçahr çaðýnda yapýldýðý anlaþýlmaktadýr. Su ve ýsýtma tesisleri, iç süslemeleri ve diðer birtakým mimari özellikleri bakýmýndan Anadolu Türk hamamlarýnýn benzeri ve en eski hamamý olduðu tespit edilmiþtir.

Manuçahr çaðýnda ve 1092’de Melikþah ölmeden önce, þehrin kuzeybatýsýnda çok güzel görünüþlü yerde, Süregelli ve Aný köylülerinin yýllardan beri “Sultan Sarayý” dedikleri görkemli saray da, Selçuklu mimari tarzý ile inþa edilmiþtir.

Emir Manûçahr, Aný’yý büyük emek ve gayretlerle imar etmiþ, eskisinden daha huzurlu ve refahlý duruma getirdiði, Hýristiyan ahaliye de kendisini sevdirdiði, imar eserlerinden ve bu döneme ait kaynaklardan anlaþýlmaktadýr. Ýlk Selçuklu Sultaný adý yazýlý en eski parayý, Aný’da Emir Manuçehr zamanýndan kalma olarak buluyoruz. Ayrýca bu bölgede yapýlan kazýlarda Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Gürcü devirlerine ait paralar ve Selçuklu dönemine ait çanak, çömlek ve çiniler bulunmuþtur. [19]            

Bizans Ýmparatorluðunun doðuda en müstahkem þehri ve kalesi olan Aný’nýn Alp Arslan tarafýndan fethedilmesi, Hýristiyanlar arasýnda ne kadar üzüntü yaratmýþsa, Ýslâm dünyasýnda da o kadar sevinç yaratmýþtýr[20]. Tarihi, kültürü, medeniyeti, milli kimliði ile bin yýldan beri Türk Yurdu olan Aný, bize Sultan Alp Arslan’ýn emanetidir. Alp Arslan Ortaçaðýn bu Bizans kalesini fethettikten sonra, Aný’ya Türk kimliði ve ruhunu kazandýrmýþtýr. Aný’daki tarihi eserler, Türk Milletine ait tapu belgeleridir, Türk mühürleridir. Bin yýldan beri topraðýnýn altý ile üstü ile Türk Milleti’nin kutlu bir bölgesi olan Aný, sonsuza kadar Türk Vataný olma misyonunu gururla ve þerefle sürdürecektir.



[1] Ahmed Bin Mahmud, Selçuk-name, I, Haz., Erdoðan Merçil, Ýstanbul, 1977, s.65-68; Mehmet Altay Köymen, Alp Arslan ve Zamaný, Ýstanbul, 1972, s.32-35
[2] Ý. Kýlýç Kökten, “Orta Doðu ve Kuzey Anadolu’da Yapýlan Tarih Öncesi Araþtýrmalarý”, Belleten, VIII/32, Ankara,1944, s.669–670.
[3] Povestvovanie Vardapeta Aristakesa Lastivertsi, Eski Ermenice’den Rusca’ya çeviren, K.N. Yüzbaþyana,  Pamyatniki Pismennosti Vostoka XV, Moskva,1968,s. 128–133; Urfa’lý Mateos Vekayinamesi (952–1136) ve Papaz Grigor’un Zeyli (1136–1162) çev; Hrant D. Andreasyan, Ankara, 1987, s. 72–81.
[4] M. Brosset, Les Ruýnes D’aný, St- Petersburg, 1860,s.65; M.Fahrettin Kýrzoðlu, Aný Þehri Tarihi (1018–1236) Ankara,1982, s.59; M.Fahrettin Kýrzýoðlu, “Selçuklularýn Aný’yý Fethi ve Buradaki Selçuklu Eserleri”, Selçuklu Araþtýrmalarý Dergisi, II, Ankara, 1971, s.114; Ý.G. Çavçavadze, Armyan Skie Uçenýe i Vopyaþie Kamni, Baku, 1990, s.15–16.
[5] Seyidaða Onullahi, XIII-XVII. Asýrlarda Tebriz, Bakü, 1982, s.33-34; Ziya Bünyadov, VII-IX. Asýrlarda Azerbaycan, Bakü, 1989, s.90-92; H.F. Lunch, Armenia Travels and Studies, I, London, 1901, s.263-266; T.W Arnold, Ýntiþar-ý Ýslam Tarihi, Ankara,1982, s.210; Anna Komnena, Alexiad Malazgirt’in sonrasý, çev.;Bilge Umar, Ýstanbul, 1996, s.333-334; Günay Tümer-Abdurrahman Küçük, Dinler Tarih, Ankara, 1993, s.278.
[6] Nýcholas Adontz, Armenia ýn The Perýod of Justýnýan, Lýsbon, 1970,s.155–163.
[7] Urfalý Mateos, Vekayi-namesi (952–1136) ve Papaz Grigor’un Zeyli (1136–1162)  s.111–112
[8] Ernst Honýgmann, Bizans Devleti’nin Doðu Sýnýrý, terc: Fikret Iþýltan, Ýstanbul, 1970, s.166; B.Ý.Arakelyana-A.R.Ýoannisyana, Ýstoriya Armyanskogo, Naroda, Erevan, 1951, s.152
[9] Sýrarpýe Der Nersesýan, Byzantýne and Armenýan Studýes I, Lýsboa, 1973, s.307–308; Mateos, Vekayi-namesi, s.68
[10] P.Charanýs, The Armenýans ýn the Byzantýne Empýre, Lýsboa, s.49–50; Arakelyana-Ýoannisyana, Ýstoriya Armyanskogo Naroda, s.152
[11] Müverrih VARDAN, Türk Fütühat Tarihi (889–1269) Türkçe Çev; Hrant D.Andreasyan, Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat FakültesiTarih Semineri Dergisi, I/2, Ýstanbul, 1937, s.174; M.Brosset, Les Ruines D’aný, St-Petersburg, 1860, s.65 
[12] Aydýn Taneri, Türkler, Bizanslýlar, Ermeniler, Ankara, 1984, s.283–284 
[13] V.Mýnorsky, Studýes in Caucasýan History, London, 1953, s.80; YA.A. Manandyan, Kratkiy Obzor Ýstorii Drevney Armenii Moskva, 1943, s.43; W.Barthold, “Ani Maddesi” ÝA, I, Ýstanbul, 1986, s.435, S.N. Glinka, Opisanie Pereseleniya Armyan Azerbaydjanskih V Predeli Rossii, Bakü, 1990, s.7-8; P.Charanýs, The Armenýans ýn the Byzantýne Empýra, Lýsboa, 1963, s.49
[14] Manuel Sarkisyanz, A Modern Hýstory of Transcavcasýan Armenýa, Ketch, 1975, s.24-26; Arakelyana-Ýoannisyana, Ýstoriya Armyanskoyo Naroda, s.152-153
[15] W.E.D. Allen Hýstory of Georgýan People, London, 1932,s.87; W.M.Ramsay, Anadolu’nun Tarihi Coðrafyasý, çev; Mihri Pektaþ Ýstanbul, 1960, s.320; Mehlika Aktok Kaþgarlý, “Anadolu’da Ermenilerin Yerleþim Noktalarý – Büyük Ermenistan – Bizans’ýn Ermenilere Verdiði Unvan ve Payeler, Küropolates, Konsül, Prokonsül, Patris, Kont gibi Titrler – Armeno – Grek Bazilciler,” X. Türk Tarih Kongresi, Ankara, 22–26 Eylül 1986, III, Ankara 1991, s.1094; Charanýs, The Armenýans ýn the Byzantýna Empýre, s.49–50 
[16] Peter B. Golden, “The Turkýc People and Caucasýa,” Essays ýn the Hýstory of Armenýa, Azerbaijan and Georgýa, The Unýversýty of Mýchýgan Press, 1996, s.55; Marýam Lordkýpanýdze, Georgýa ýn the XI-XII Centurýes, Editör; George B. Hewitt Tbilisi, 1987, s.73; Davýd Marshall Lang, Armenýa Cradle of Civilization, London, 1968, s.90, Charles Burney-Davýd Marshall Lang, The Peoples of the Hills, London, 1971, s.210; A.M.Pogosyan, Karsskaya Oblast v Sostave Rossii, Erevan, 1983, s.27; Le.P. Lewond Movsesýan, “Hýstoýre Des Roýs Kurýkýan De Lorý” Revue Des Etudes Armenýennes, VII/2 Paris, 1927, S.240-243; N.Stepanýan - A. Tchakmaktchýan, Armenýe Medýevale, 1971, s.18-19;Povestvovanie Vardapeta Aristakesa Lastivertsi, s.128-133; Sadruddin Ebu’l – Hasan Ali Ýbn Nasýr Ýbn el – Hüseyni, Ahbâr üd Devlet is-Selçukýyye, Terc: Necati Lügal, Ankara, 1943, s.27-28; Mükrimin Halil Yýnanç, Türkiye Tarihi Selçuklu Devri, Ýstanbul, 1944, s.58-59; Georges I.Bratýanu, Acta Hýstorýca, IX; Monachýý, 1969, s.154-160 S.G.Agagjanov. Gosudaýrstvo Seldjukidov : Srednayaya Aziya, XI-XII vv.Moskva, 1991,s.86; R.A. Guseynov, “Ýz” Hroniki “Mihaila Siriytsa” Pýsmennýe Pamyatniki Vostoka, Ýstorika Filologiçeskie Ýssledovaniya 1973, Moskova, 1979, s.28; M.Brosset, Histoire de la Georgia, Petersburg, 1851, s.328.  
[17] Ýbnû’l – Esir, El – Kâmil Fi’t – Tarih Tercümesi, X, Ýstanbul, 1987 s.51-52; Ýbrahim Kafesoðlu, Selçuklu Tarihi, Ýstanbul, 1992, s.29; Kýrzýoðlu, Aný Þehri Tarihi, s.42; Gregory Abûl Farac, Abu’l – Farac Tarihi, I. Çev: Ömer Rýza Doðrul, Ankara, 1945, s.316
[18] Yaþar Bedirhan, Selçuklular ve Kafkasya, Konya, 2000, s.168.
[19] Kýrzýoðlu, Aný Þehri Tarihi, s.59; M.Brosset, Les Ruýnes D’aný, s.65; Kýrzýoðlu, “Selçuklularýn Aný’yý Fethi ve Buradaki Selçuklu Eserleri”, s.131–133; NikolayMarr,”Ani Arkeoloji Enstitüsünün Kuruluþu Hakkýnda”, çev: Hacali Necefoðlu, Türk Dünyasý Araþtýrmalarý Dergisi, sayý: 157, Ýstanbul Ocak 2000,  s.52
[20] Mehmet Altay Köymen, Alp Arslan ve Zamaný, Ýstanbul, 1972, s.35; Mükrimin Halil Yinanç, “Sultan Alp Arslan Zamanýnda Bizans’a Yapýlan Gazalar ve Anadolu Fütuhatý”, Malazgirt Zaferi ve Alp Arslan, Ýstanbul 1971, s.28-30

 ----------------------
* Atatürk Üniversitesi Türk Ermeni Ýliþkilerini Araþtýrma Merkezi Müdürü,Erzurum -
- ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 4, Aralýk 2001 - Ocak-Þubat 2002
    ï¿½ï¿½eri�e Yorum Yaz    Yazd�r    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Hen�z Yorum bulunmamaktad�r.


 
 
ERAREN - Ermeni Ara�t�rmalar� Enstit�s�

Bu site en iyi 1024 x 768 �z�n�rl�kte g�r�nt�lenir.