THE HOLOCAUST AND ARMENIAN CASE: HIGHLIGHTING THE MAIN DIFFERENCES
Ermeni yanlýsý görüþü savunanlar özellikle son zamanlarda 1915 Tehciri ve Yahudilerin II. Dünya Savaþý sýrasýnda Naziler tarafýndan tabi tutulduklarý soykýrým (Holokost) arasýnda baðlantý kurma yöntemiyle kendi iddialarýný yayma ve dolayýsý ile bunlarýn kabulü yönünde propaganda yapma yöntemini benimsemiþlerdir. Bu amaçla Batýda Holokost anma günleri etkinliklerine “20. yüzyýlýn ilk soykýrýmýnýn kurbanlarý” olarak katýlma teþebbüslerinde bulunmaktadýrlar. Bu çevreler çabalarýnýn bir parçasý olarak Hitler’e atfedilen “Kim artýk Ermenileri hatýrlýyor?” sözünü hemen her fýrsatta kullanmaktalar ve Hitler’in bile soykýrým fikrini Türklerden aldýðýný ve, dolayýsý ile, 20. yüzyýlda iþlenen ve bundan sonra iþlenecek tüm soykýrýmlarýn suçlusu olarak Türkleri ilan etmekteler. Ayrýca Nazilerin yaptýklarý soykýrýma benzerlik saðlamak amacýyla Türklerin gizli yazýþmalarý altýnda Ermenilerin vahþice öldürülmesini emreden belgeler sunmaktalar. Gerek bu sözde belgelerin gerekse Hitler’e atfedilen sözlerin tarihsel gerçeklikten yoksun olduðu hem Türk hem de Batýlý bilim adamlarýnca kanýtlandý. Ancak gerçeklerin ortada olmasý bu çevrelerin çabalarýný durdurmaya yetmiyor. Bu yazý bu çevrelerin argümaný olan Holokost ve Ermeni Sorunu fenomenlerini karþýlaþtýrmalý olarak analiz etmeye yönelik bir çalýþmadýr.
Karþýlaþtýrmalý analize geçmeden önce, veya bunun bir parçasý olarak, kýsaca Holokost’un temel özellikleri özetlenmelidir. Bu baðlamda Holokost’un tarihsel ve ideolojik kökenlerinden söz edilmelidir. Orta Çað Avrupasý’nda Yahudiler Hz. Ýsa’nýn katilleri olarak görülmüþ ve bu nedenle daima Hýristiyan ahaliden farklý muameleye tabi tutulmuþtur. Yahudiler ayrý mahallelerde (getto) yaþamak zorunda býrakýlmýþ, dinsel fanatisizmin arttýðý dönemlerde toplu Yahudi öldürmeleri görülmüþtür. Aydýnlanma çaðýnda durumlarý biraz daha iyileþmekle birlikte özellikle 20. yüzyýlýn baþýnda artan ýrkçý akýmlar sonucu dinsel taassubun yerini ‘bilimsel’ görüþler almýþ ve Yahudi düþmanlýðý (anti-Semitism) artarak devam etmiþtir. Irkçý görüþlere göre Yahudiler aþaðý ýrk olarak nitelenmiþ, toplumlarýn güçlü olabilmesi için Darwinci görüþ çerçevesinde, ulusun ‘zayýf halka’ olan Yahudilerden temizlenmesi öngörülmüþtür. Her ne kadar, ulusal solcular (Naziler) Almanya’da iktidara gelmiþse diðer ülkelerde, özellikle de Fransa’da, en az Almanya’daki kadar toplumsal destek bulmuþtur. Nazilerin yönetiminde Alman Yahudilerinin yurttaþlýklarý ellerinden alýnmýþ, üniversite hocalýðý, editörlük gibi bir takým görevlere gelmeleri engellenmiþ, baskýlarýn daha da yoðunlaþmasýyla bisiklete, radyoya ve evcil hayvanlara sahip olmalarý yasaklanmýþtýr. Bu dönemde biz ve ötekiler (others) ayrýmý yapýlarak sistemin sahibi olan aryan ýrkýyla baþta Yahudiler olmak üzere diðer etnik kökenlerden insanlar ve siyasal olarak farklý görüþlere sahip olanlar ararsýnda kalýn çizgiler çizilmiþtir. II. Dünya Savaþý’nýn baþlamasýyla diðerlerinin toplu öldürülmesi de baþlamýþtýr. Bu öldürmeler devlet politikasý olarak benimsenmiþ ve yürütülmüþtür. 1942 yýlýnda yapýlan Wansee toplantýsýnýn tutanaklarý bunu açýkça doðrulamaktadýr. Altý milyonu Yahudi olmak üzere on bir milyon insan bu politikalar sonucu sistematik olarak öldürülmüþtür. Savaþ sonrasý kurulan Nürmberg Mahkemesi bu olaylarýn suçlusu olarak 12 kiþiyi idama mahkum etmiþtir.
Ermeni Sorunu’na bakýldýðýnda durumun yukarýda anlatýlanlara hiç benzemediði görülür. Her þeyden önce Osmanlý Ýmparatorluðu yönetimi altýnda yaþayan Gayri Müslimlerin haklarý yasal olarak düzenlenmiþti. Vergilerini ödedikleri müddetçe can, mal ve ýrz güvenlikleri vardýr. Bunun da ötesinde Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler millet sistemi olarak adlandýrýlan düzenlemeye göre iç iþlerinde tamamen özgür olmuþlar, dini gereklerini özgürce yerine getrmiþler, dillerini ve kültürlerini geliþtirmiþlerdir. Böylelikle baþta Ermeniler olmak üzere Gayri Müslimler bir taraftan ticaret hayatýnda geliþirken, diðer yandan bakanlýklar da dahil olmak üzere devlet yönetiminde çok sayýda önemli görevlere gelmiþlerdir. Bu açýdan Batýdaki anti-Semitisme’e benzer bir Hristiyan karþýtlýðý yada Ermeni karþýtlýðý Osmanlý Devleti’nde hiç bir zaman görülmemiþtir. Dolayýsý ile Holokost’da görülen ideolojik arka plan Ermeni Sorunu’nda mevcut deðildir.
Osmanlý Devleti’nin gücünü yitirmesi ve sistemin bozulmasýyla birlikte haksýz uygulamalarýn görüldüðü bir gerçektir. Bu tür uygulamalardan hem Gayri Müslim unsurlar hem de Müslümanlar etkilenmiþlerdir. Bu dönem ayný zamanda Fransýz Devrimi’nin etkisiyle milliyetçi görüþlerin hýzla yayýldýðý dönemdir. Milliyetçilik ve özellikle de sosyalizmin etkisiyle kendilerini devrimci olarak ilan eden Ermeni ‘partiler’ kurulmuþ, bunlar dýþarýdan silah satýn alarak bugünkü terminolojide terörist eylemler olarak adlandýrýlan faaliyetlere giriþmiþlerdir. Özellikle I. Dünya Savaþý sýrasýnda Ruslarla iþbirliði yapmýþlar, hem Rus ordusu saflarýnda vatandaþý olduklarý devlete karþý savaþmýþlar, hem de Türk ordusunu arkadan vurmuþlardýr. Bu açýdan da Ermenilerin durumu Yahudilerin durumuna hiç benzememektedir.
Doðu Anadolu’da artan terör olaylarý üzerine 1915 yýlýnda Osmanlý Devleti ‘tehcir’ kararý almýþtýr. Bu karar Nazilerin Yahudilerin yok edilmesi kararlarýyla, ve özellikle de Wansee Konferansý sonuçlarýyla karþýlaþtýrýldýðýnda ikisinin tamamýyla farklý olduðu görülür. Her þeyden önce Yahudiler tamamýyla ideolojik nedenlerden yok edilmiþken, Ermenilerin yok edilmesine yönelik hiçbir ifade tehcir kararlarýnda bulunmadýðý gibi Osmanlý yönetimi tehcire tabi tutulanlarýn güvenliðinin saðlanmasýný açýkça emretmiþtir. Buna aykýrý davrananlarý, devlet görevlileri de dahil olmak üzere, cezalandýrmýþtýr. Ayrýca tehcir kararý güvenlik gerekleri üzerine alýnmýþtýr. Naziler Almanlarýn dýþýnda tüm ‘aþaðý ýrklara’ karþý soykýrým uyguladýklarý halde tehcir sadece güvenliði bozanlara karþý uygulanmuþ genel olarak Rumlar ve Yahudiler ile Ermenilerin önemli bir bölümü Ýstanbul, Ýzmir, Aydýn ve Edirne illerinde oturanlar ile Protestan ve Katolik Ermeniler bu uygulamanýn dýþýnda tutulmuþtur. Dolayýsý ile amaç ve uygulama yönünden tehcir ile Holokost ararsýnda bir benzerlikten söz etmek mümkün deðildir.
Holokost’tan sorumlu olanlarýn yargýlanmasý amacýyla Nürmberg Mahkemesi kurulmuþ ve on iki kiþi idama mahkum edilerek adaletin yerine geldiði düþünülmüþtür. Ermeni konusu ile ilgili olaral 1919’da uluslararasý bir kurulun oluþmasýný Osmanlý devleti bizzat istemiþ ancak ilgili devletler buna yanaþmamýþtýr. Ayrýca dönemin idarecileri ve aydýnlarý Ýngilizler tarafýndan Malta’ya sürülmüþ ne Ýngilizler ne de Amerikalýlar delil bulabilmiþ ve bu kiþiler haklarýnda dava dahi açýlmadan salýverilmiþlerdir.
Sonuç olarak þu söylenebilir, Holokost’tan zarar gören Yahudilerin temsilcileri olan Ýsrailli devlet adamlarýnýn ifade ettikleri gibi Ermeni olaylarýyla Holokost ararsýnda bir benzerlik bulunmamaktadýr. Benzerlik kurma çabalarý propaganda amaçlý faaliyetler olup gerçek soykýrým maðdurlarýna da zarar vermektedir.
|