AnasayfaÝletiþim
  
English



E-B�lten �yeli�i

G�nl�k b�ltenimize �ye olmak i�in a�a�daki alanlar� doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERG� SAYILARI

Olaylar ve Yorumlar

Emekli Büyükelçi Ömer Engin LÜTEM*
ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 5, Bahar 2002

 

1. Ermeni Araþtýrmalarý Türkiye Kongresi

Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü, Ermeni sorunu, Ermeniler ve Ermenistan konularýnda Türkiye’de araþtýrma yapan bilim adamlarý ve yazarlarý bir araya getirmek, bu konularý çeþitli yönleriyle tartýþmak ve üzerinde görüþ birliði olan hususlarý içeren bir bildirge yayýnlanmasýný saðlamak üzere 20–21 Nisan 2002 tarihlerinde Ankara’da, Cumhurbaþkaný Sayýn Ahmet Necdet Sezer’in yüksek himayelerinde, konu ile ilgili Türk bilim adamlarý ve yazarlarýn davet edildiði bir “Ermeni Araþtýrmalarý Türkiye Kongresi” düzenledi. Kongreye teblið sunuldu.   Kongre, katýlanlarýn ve tebliðlerin sayýsý itibariyle, bu konuda Türkiye’de yapýlan en büyük toplantý oldu. Teblið sayýsý dikkate alýndýðýnda ise, muhtemelen dünyada bir rekor oluþturdu. Kongreye gösterilen bu raðbet Ermeni araþtýrmalarý alanýnda Türkiye’de büyük bir ilginin mevcut olduðunu ortaya koydu.

Derginin bu sayýsýnda Kongre hakkýnda ayrýntýlý bilgiler veren bir yazý bulunmaktadýr.[1]   Teblið sunanlarýn adlarý ve teblið konularý ile Kongre bildirgesinin tam metni de bu sayýda yer almaktadýr.[2] Tebliðleri metinleri ayrýca ileride kitap þeklinde yayýnlanacaktýr.

2. Talat Paþa’nýn Ölümünün 81. Yýldönümünde Uluslararasý Teröre Bir Bakýþ Sempozyumu

Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü’nün, Ýstanbul Üniversitesi ile birlikte 15 Mart 2002 tarihinde Ýstanbul’da Para Palas Otelinde, Kültür Bakaný Sayýn Ýstemihan Talay’ýn himayesinde düzenlediði bu sempozyuma beþ Türk ve altý yabancý bilim adamý katýlarak tebliðler sundular.

Bu sempozyum dergimizde ayrý bir yazý ile incelenmektedir.[3] Sempozyuma sunulan tebliðler de ayrýca kitap halinde yayýnlanacaktýr.

Sunulan tebliðlerin özünlüðü yanýnda bu sempozyumun dikkati çeken diðer bir yönü yabancý katýlýmcýlarýn sayýsýnýn fazla olmasý ve yabancý katýlýmcýlardan bazýlarýnýn ilk kez bu konuda söz almalarýdýr. Son yýllarda Ermeni sorunundaki geliþmeler sadece Türk bilim adamlarýnýn deðil, yabancýlarýn da bu konuya eðilmelerini özendirdiði görülmektedir. 

3.  Ararat Filmi

Ermeni asýllý Kanada vatandaþý ve sanat filmleri çevirmekle ün yapmýþ yönetmen Atom Egoyan’ýn  “Ararat”  (Aðrý Daðý) adýný taþýyan bir film çekmesi ve bu filmin sözde Ermeni soykýrýmýný konu almasý Türk basýnýnda filmin niteliði hakkýnda tartýþma yarattý.[4] Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü’nün iki mensubu, Dr. Sedat Laçiner ve Þenol Kantarcý, filmin senaryosunu esas alarak bu konuda derinliðine bir inceleme yaptýlar ve “Ararat: Sanatsal Ermeni Propagandasý” baþlýðýný taþýyan bir kitap yayýnladýlar. Kitapta film, konusu, amacý, verilmek istenilen mesajlar, kullandýðý simgeler, finansman, Ermenistan’dan aldýðý destek,  yönetmen ve oyuncular gibi açýlardan incelenmekte ve ayrýca Ermenilerin propaganda amacýyla sinemadan nasýl yararlandýklarý, Türkiye karþýtý filmlerden örnek verilerek açýklanmaktadýr. Diðer yandan, filimdeki olaylarýn gerçek olaylarla karþýlaþtýrmasý yapýlmakta ve bunlarýn tarihe uygun olmadýðý saptanmaktadýr. Gerçekten de Egoyan, tarihi olaylar için Amerikan misyoneri Clarence Ussher’in 1917 yýlýnda yayýnladýðý “An American Physician in Turkey“ baþlýklý kitabýndan yararlandýðýný söylemekte ise de filimdeki baþlýca vahþet sahnelerinin Ussher’in kitabýnda yer almamasý Egoyan’ýn bunlarý kendisinin uydurduðunu göstermektedir. Kýsaca bu kitap Ararat filminin propaganda için yapýldýðýný açýk bir þekilde ortaya koymuþ bulunmaktadýr.

Egoyan Ararat filmini, ödül kazanabileceði ümidiyle Cannes Film Festivaline götürmüþ, böyle bir olasýlýk bulunmadýðýný görünce filmi yarýþmadan çekmiþ ve yarýþma dýþý gösterime sokmuþtur. Film, iyi eleþtiriler almamýþtýr. Bunda yönetmenin kullandýðý karýþýk ve yorucu anlatým tarzýnýn ve filmin yeterince inandýrýcý olmamasýnýn baþlýca neden olduðu anlaþýlmaktadýr.

4. Dýþiþleri Þehitlerinin anýlmasý

Yurtdýþýnda görevli iken Ermeni teröristler tarafýndan þehit edilen Türk memurlarý 30 Mayýs 2002 tarihinde Cebeci Asri Mezarlýðýndaki Dýþiþleri Þehitliðinde yapýlan mutat törenle anýldý.

Þehit aileleriyle, içlerinde Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü’nün tüm mensuplarýnýn da bulunduðu kalabalýk bir izleyici grubunun katýldýðý bu törende sýrasýyla genç bir dýþiþleri memuru, Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü Baþkaný E. Büyükelçi Ömer E. Lütem, Milli Savunma Bakaný Sabahattin Çakmakoðlu ve Dýþiþleri Bakaný Ýsmail Cem günün anlamýný belirten birer konuþma yaptýlar. Ayrýca Cumhurbaþkaný Ahmet Necdet Sezer ve Baþbakan Bülent Ecevit’in bu münasebetle gönderdiði mesajlar okundu.[5] 

5. Fransa Baþkanlýk Seçimleri ve Ermeni Sorunu

Fransa baþkanlýk seçimleri, Ermeni militanlarýn taleplerini ortaya atmalarý için bir fýrsat oluþturmuþtur. Comité de la Défense de la Cause Arménienne (Ermeni Davasýnýn Savunulmasý Komitesi) baþkan adaylarýna beþ soru içeren bir mektup göndererek bunlarý cevaplandýrmalarýný istemiþtir.[6]

Jacques Chirac, Fransýz Parlamentosu’nun Ermeni “soykýrýmýný” tanýmýþ olduðunu vurgularken, bu “soykýrým”ýn inkârýnýn önlenmesi için ne yapmayý düþündüðü hakkýndaki birinci soruya açýk cevap vermemiþtir. Buna karþýn eski Baþbakan Jospin, zamaný geldiðinde Fransýz Parlamentosu’nun soykýrým inkârýný cezalandýrmak için gerekli önlemleri alabileceðini ifade etmiþtir. Baþkanlýk seçimlerin ikinci turuna kalan Jean-Marie Le Pen ise bu soruyu cevaplamamýþtýr.

Bu vesileyle, sözde Ermeni soykýrýmýný tanýyan Fransýz kanunun, 1915 olaylarýný bir soykýrým olduðunu kabul etmeyenlere karþý bir yaptýrým içermemesi karþýsýnda[7] Fransa’daki Ermeni militanlarýnýn, tüm gayretlerini “inkârcýlara” karþý bir yaptýrým kabul edilmesi yönünde yoðunlaþtýrdýklarý görülmektedir. Ancak, yeniden seçilen Jacques Chirac’ýn bu konudaki sükutu Ermeniler için pek ümit verici deðildir. Bununla beraber bu talebin her fýrsatta gündeme geleceðine muhakkak nazarý ile bakmakta yarar vardýr.

Türkiye’nin Avrupa Birliði’ne girmesinin önkoþullarýn neler olduðu hakkýndaki ikinci soruya Baþkan Chirac Kopenhag kriterlerini anýmsatarak cevap verirken eski baþbakan Jospin, bu kriterlerden sonra, Ermeni “soykýrýmý”nýn tanýnmasýna da deðinmiþtir. Jean-Marie Le Pen ise “Asyalý bir ülke” olduðu için Türkiye’nin Avrupa Birliði üyeliðine karþý olduðunu belirtmekle yetinmiþtir.

Karabað konusundaki üçüncü sorudan sonra, Türkiye ve Azerbaycan tarafýndan Ermenistan’a uygulanan “ambargo” hakkýndaki dördüncü soruya Cumhurbaþkaný Chirac, bölgenin tamamýnda ve özellikle Türkiye ve Ermenistan arasýnda bir yumuþamanýn ticari iliþkilerin kurulmasýna ve geliþmesine yardým edeceði þeklinde dolaylý bir cevap vermiþtir.

Fransa’da Ermeni kültür ve kimliðinin korunmasý hakkýndaki son soruya en ilginç cevap Cumhurbaþkaný Chirac tarafýndan verilmiþtir. Adý geçen seçildiði taktirde, Fransa’da bir Ermeni Kültürü Enstitüsü kurulmasýný arzu ettiðini belirtirmiþ, diðer yandan Ani’deki katedralinin yapýsýnýn güçlendirilmesi çalýþmalarýna uzun yýllardýr destek verdiðini hatýrlatmýþtýr. Böylelikle Fransýz Cumhurbaþkaný’nýn Ermenilere önemli bir hizmette bulunduðu gibi bir kaný uyanýyorsa da Fransa’da her alanda her olanaktan fazlasý ile yararlanan Ermenilere yeni bir kültür enstitüsünün önemli bir katký getireceðini düþünmek zordur.

Yukarýda da belirtildiði üzere Ermeni militanlar cumhurbaþkanlýðý seçimlerinden kendi taleplerini ortaya atmak için yararlanmak istemiþlerdir. Ermeni taleplerine en sýcak bakan aday olan eski Baþbakan Jospin ikinci tura dahi kalamamýþ, bu tura kadar yükselen Le Pen Ermeni taleplerine ilgi göstermemiþ, tekrar seçilen Chirac ise, sözde Ermeni soykýrýmý hakkýnda “geçen asrýn en dehþetli suçlarýndan“ biri deyimini kullanmasýna ve Türkiye’yi kastederek tarihin revizyonunun kabul edilemez olduðunu söylemesine raðmen,[8] Ermeni militanlarýnýn taleplerini, fazla bir yararý olmayacaðý görülen Ermeni kültürü enstitüsü hariç, geçiþtirmiþtir.

Fransýz Cumhurbaþkanlýðý adaylarýnýn bu sözleri ülkemizde kayda deðer bir yanký yaratmazken, seçimlerden sonra kurulan Fransýz hükümetindeki bazý bakanlar Türk basýnýndan olumsuz tepkiler almýþlardýr.[9] 

Avrupa iþlerinden sorumlu Bakan olan Renaud Donnadieu 1999 yýlýnda Avrupa Birliði’ne Türkiye’nin aday olarak kabul edilmesine þiddetle karþý çýkmýþ, bu konuda Mecliste bir soru önergesi vermiþ, Türkiye’nin adaylýðýna neden karþý olduðunu açýklarken sözde Ermeni soykýrýmýný da zikretmiþ ve ayrýca Türkiye’nin Avrupa’nýn doðasýna karþý olduðunu söylemiþti.[10]

Yerel Özgürlükler Bakaný olan Patrick Devedjian ise öteden beri Türkiye ve Türkler hakkýnda çok olumsuz ifadeleri ile tanýnan bir kiþidir. Fransa’da Türk diplomatlarýna silahlý saldýrýda bulunduklarý için yakalanan tüm Ermeni teröristlerin avukatlýðýný yapmýþtýr. Geçen yýl Fransa’da kabul edilen Ermeni “soykýrýmý” kanunun mimarlarýndan biri olarak bilinmektedir. Adý geçen vaktiyle mafya üyelerinin de avukatlýðýný yapmýþ ve sanýklardan birine tabanca teminine çalýþmýþtýr.[11] De Gaulle taraftarlarýný toplayan Cumhuriyetçi Birlik Partisi içindeki yerini, özel avukatlýðýný yaptýðý[12] Jacques Chirac’a borçlu olduðu anlaþýlmaktadýr. Devedjian kendisine Adalet Bakanlýðýnýn verilmesini beklemiþtir.[13] Mafya baðlantýlarýnýn bu makama atanmasýný engellemiþ olmasý muhtemeldir.

Bu arada baþka bir olay da Türk-Fransýz iliþkilerini etkilemiþtir. Sýnýr Tanýmayan Gazeteciler Örgütü Paris’te Saint Lazarre Garý’nda, zemine ”Basýn özgürlüðünün ayaklar altýna alýndýðý ülkeler” haritasý çizerek bu haritada Türkiye’nin üzerine Genel Kurmay Baþkaný Orgeneral Hüseyin Kývrýkoðlu’nun resmini koymuþtur. Gelip geçenin çiðnediði bu harita ve üzerindeki resimler Ankara’da tepki ile karþýlanmýþ, Genel Kurmay bu örgüt aleyhinde dava açýlacaðýný ve ayrýca Fransa ile askeri iþbirliðinin gözden geçirileceðini bildirirken Dýþiþleri Bakanlýðý Müsteþarý Büyükelçi Uður Ziyal Fransýz Büyükelçisinden resmin kaldýrýlmasýný istemiþtir.[14] Fransýzlarýn, konuyu demiryollarý idaresine bildirdikleri hakkýndaki geçiþtirici cevabýn kabulünün mümkün olmadýðý ve resmin süratle kaldýrýlmasýnýn beklendiði resmi bir açýklama aracýlýðý ile kamuoyuna duyurulunca[15]  Kývrýkoðlu’nun resmi kaldýrýlmýþtýr.

Görüldüðü üzere bu olay Ermeni sorunu ile doðrudan ilgili deðildir. Ancak, Fransa’nýn bazý iç politika mülahazalarý ile Ermeni iddialarýný çekincesiz desteklemesinin Türkiye’de yarattýðý güvensizliðin etkisi ile büyümüþ ve iki ülke arasýnda ciddi bir soruna dönüþmüþtür. Fransa’nýn sözde Ermeni soykýrýmýný tanýyan bir kanun kabul etmesinin, aradan geçen bir buçuk yýla yakýn bir zamana raðmen, Türkiye ile Fransa arasýnda, dolaylý veya dolaysýz bir þekilde sorunlar yaratmaya devam ettiði görülmektedir. Fransa bu kanunu kabul etmekle Türk-Fransýz iliþkilerine adeta bir Ermeni ipoteði koymuþtur.  

6. Ýsveç Parlamentosu raporu

Ýsveç Parlamentosu Dýþiþleri Komisyonu her yýl dýþ politika ve insan haklarý konularýnda bir rapor hazýrlamakta ve bu rapor görüþüldükten sonra Parlamentonun görüþü olarak hükümete bildirilmektedir.

20–21 Mart 2002 tarihlerinde parlamentoda görüþülerek kabul edilen raporda, Dýþiþleri Komisyonunun,  Asuri/Süryani ve Keldani “soykýrýmýnýn” tarihi bir gerçek olarak tanýnmasýný ve Türkiye’nin Ermeni “soykýrýmý”ný kabul etmesini isteyen önergeleri ele aldýðý ve Osmanlý Ýmparatorluðu döneminde meydana gelen olaylarýn bir soykýrým olduðunu ifade eden resmi bir Ýsveç görüþünün bulunmadýðý belirtilmiþtir. Ayrýca, soykýrýmýnýn 1948 Birleþmiþ Milletler Soykýrým Sözleþmesinde tarif edildiði ifade olunmuþ ve daha sonra da, Komisyonunun görüþüne göre, Osmanlý Ýmparatorluðu döneminde, 1948 tarihli Birleþmiþ Milletler Soykýrým Sözleþmesi yürürlükte olsaydý, Ermeniler ile Asuri/Süryani ve Keldanilere yapýlanlarýn,  muhtemelen, bir soykýrým olarak görüleceði ifade edilmiþtir.  [16]

Dýþiþleri Komisyonu raporunda, 1999–2000 yýllarýna ait Komisyon raporunda, Osmanlý Ýmparatorluðunun Ermeni halkýna soykýrým yaptýðýna dair Birleþmiþ Milletlerin 1985 tarihli bir kararýna atýfta bulunulduðu, ancak ne 1985 yýlýnda ve ne de diðer bir talihte Ermenilerin durumunu ele alan herhangi bir Birleþmiþ Milletler kararýnýn bulunmadýðýnýn anlaþýldýðý, Asuri/Süryani ve Keldaniler için de durumun ayný olduðu ifade olunmuþtur.  [17]

Dýþiþleri Komisyonu ayrýca Ermenilerin, Asuri/Süryani ve Keldanilerin uðradýðý katliamlarýn açýk bir þekilde tartýþýlmasýnýn önemli olduðunu, bunun için tarihi araþtýrmalar yapýlmasý gerektiðini, bütün hükümetler gibi Türk hükümetinin de tarihi araþtýrmalarý teþvik etmesi, yapýlmasýný kolaylaþtýrmasý ve tarihi arþivleri araþtýrmacýlara açmasý hususlarýnda sorunluðu olduðunu da deðinilmiþtir.[18]

Ermeni asýllý milletvekili Murad Artin ile diðer bazý milletvekilleri rapora Türkiye’yi suçlayan ifadeler koydurmaya çalýþmýþlar ancak yapýlan oylamayý 89’a karþý 209 ile kaybetmiþlerdir.[19]

Dýþiþleri Komisyonunun parlamento tarafýndan kabul edilen raporunda þu hususlar önem taþýmaktadýr:

A.  Ermeni militanlarýnýn Ýsveç’in Ermeni ”soykýrýmýný” kabul ettiði iddialarýnýn aksine rapor bu konuda resmi bir Ýsveç görüþü bulunmadýðýný açýkça ifade edilmiþtir.

B. Buna karþýn,  Osmanlý döneminde 1948 Sözleþmesi yürürlükte olsaydý, olaylarýn, “muhtemelen”, soykýrým olarak görüleceðine dair sözlerle ise, 1948 Sözleþmesi’nin geçmiþe dönük olarak iþlemeyeceðini teyit etmenin yanýnda, soykýrým olup olmadýðýný bir olasýlýða baðlýyarak taraf tutmayan bir tutum benimsenmiþtir.

C. Birleþmiþ Milletler’in Azýnlýklarýn Korunmasý ve Onlara Ayýrýmcýlýk Yapýlmasýnýn Önlenmesi Alt Komisyonuna 1985 yýlýnda sunulan ve Ýngiliz uyruklu Benjamin Whitaker tarafýndan hazýrlanan bir raporda soykýrýmýndan bahsedilirken, Yahudilerden sonra, örnek olarak, Ermeniler de sayýlmaktaydý. Raporun Alt Komisyon’da tartýþýlmasý sýrasýnda Türk ve diðer bazý ülkelerin Ermeni örneðine itiraz etmeleri sonucunda rapor, usul olarak bir üst makam olan Ýnsan Haklarý Komisyonu’na gönderilmesi gerekirken, bu yapýlmamýþ ve raporun “not edildiði” bildirilmekle yetinilmiþtir. Rapor böylelikle hiç bir iþleme tabi tutulmaz iken bu olay militan Ermeniler tarafýndan kamu oyuna Birleþmiþ Milletlerin Ermeni “soykýrýmý”ný kabul ettiði þeklinde duyurulmuþtur.[20] Bu yanlýþ bilgi Ýsveç Parlamentosu Dýþiþleri Komisyonu’nun 1999/2000 yýlý kararýnda yer almýþ ancak bu yýl düzeltilmiþtir. Böylelikle Birleþmiþ Milletler’in sözde Ermeni soykýrýmýný tanýdýðý iddiasýnýn asýlsýzlýðý  bir yabancý parlamento tarafýndan  ortaya konmuþtur.

7.  Sözde Ermeni Soykýrýmý ve Ýsrail

Ýsrail’in Tiflis’te oturan Erivan Büyükelçisi Bayan Rivka Cohen, Ýsrail-Ermenistan iliþkileri hakkýnda 8 Þubat 2002 tarihinde Erivan’da düzenlediði bir basýn toplantýsýnda, sözde Ermeni soykýrýmý konusunda kendisine yöneltilen bir soruya cevaben, “Holokost,  önceden planlandýðý ve tüm bir milleti ortadan kaldýrmayý amaçladýðý için “tek”[21] bir olgudur. Þu anda hiçbir þey Holokost ile kýyaslanamaz“ demiþtir.[22] Adý geçenin bu sözleri gerek Ermenistan’da gerek Diaspora’da Ermeni soykýrýmýnýn inkarý þeklinde algýlanmýþ, kendisine ve Ýsrail’e karþý bir basýn kampanyasý açýlmýþ ve adý geçenin persona non grata (istenmeyen kiþi) ilan edilmesini isteyenler dahi çýkmýþtýr.[23]

Bu olay Ermenistan Dýþiþlerini zor durumda býrakmýþ ve epey duraksamadan sonra Ýsrail’e bir protesto notasý verilerek “Ermeni soykýrýmý gerçeðini inkar edilmesinin veya öneminin azaltýlmasýnýn kabul edilemeyeceði” bildirilmiþtir. Ayrýca “Ermenistan’ýn Ermeni soykýrýmý ile Yahudi Holokostu arasýnda bir paralellik kurmaya çalýþmadýðýný, ve insanlýða karþý iþlenen her suçun kendine özgü siyasi, hukuki, tarihi ve ahlaki sonuçlarý itibarýyla “tek” olduðuna inanýldýðý ifade edilmiþtir.[24] Diðer yandan, Ermenistan Dýþiþleri Bakanlýðý Sözcüsü Bayan Cunik Aðacanyan, Dýþiþleri Bakaný Oskanyan’ýn Ýsrail’e bir resmi ziyaret yapmasýnýn öngörüldüðü, ancak þu anda Ýsrail’e bir ziyaret planlanmadýðýný söylemiþtir.[25] Bakanýn kendisi de, baþka bir vesileyle, siyasi çýkarlar uðruna, Ermeni soykýrýmý gerçeðinden þüphe etmek suretiyle manevi deðerlerin bir kenara býrakýlmasýndan yakýnmýþ ve “Ýsrail Devletinin bu politikasýný deðiþtireceði zamanýn geleceðinden emin olduðunu ve bunun, esas itibariyle, Yahudi halkýnýn baskýsý sonucunda gerçekleþeceðini” söylemiþtir. [26]

Ýsrail ise Ermenistan’ýn protesto notasýna verdiði cevapta “Ýsrail Ermenilerin trajedisini takrir etmektedir, fakat bu olaylar bir soykýrým ile kýyaslanamaz, ancak bu sözkonusu trajedinin büyüklüðünü azaltmaz.” denilmiþtir.[27] Kýsaca Ýsrail, Ermeni tehcirinin soykýrým olmadýðý konusundaki, geçen yýl Ýsrail Dýþiþleri Bakaný Simon Perez tarafýndan Türkiye’yi ziyareti sýrasýnda ifade edilen resmi görüþü bu vesileyle tekrar ifade etmiþtir. Simon Perez geçen Nisan ayýnda yaptýðý ziyareti sýrasýnda bu konuda þunlarý söylemiþti.: “Ermeni trajedisi ile  Holokost arasýnda benzerlikler yaratma giriþimlerini  kabul etmiyoruz. Holokosta benzer bir olay vuku bulmamýþtýr. Ermenilerin yaþadýðý bir trajedidir ama bu soykýrýmý deðildir. Bu sorunla tarihçiler uðraþmalýdýr ve biz Ermeni trajedileri ile Holokostun mukayese edilmesini desteklemiyoruz.”[28] [29]

Ýsrail’in resmi tutumu bu olmakla beraber, bazý Yahudi bilim adamlarýnýn farklý bir görüþü olduðu görülmektedir. Resmi makamlar gibi Holosotun “tekliðine” inananlar yanýnda baþka holokostlar olduðunu ileri sürenler ve 1915 tehcirini de soykýrým olarak kabul edenler bulunmaktadýr. Bu kiþilerden bir kýsmý geçen yýl Aðustos ayýnda bir bildiri yayýnlayarak görüþlerini þu þekilde dile getirmiþlerdir: “Biz, aþaðýda imzasý bulunan Yahudi soyundan gelen bilim adamlarý, hahamlar, öðretmenler, cemaat önde gelenleri ve öðrencileriz. Yahudi olarak Ermeni halký ile bir çok benzerlikleri paylaþýyoruz. Biz, iki halk da, 20. asýrda soykýrým kurbaný olduk ve var olma hakkýmýzý inkâr etmek isteyenlere raðmen hayatta kalabildik. Ermenistan’ýn Hýristiyanlýðý kabul ediþinin 1700 yýlýna rastlayan bu 2001 yýlýnda, Yahudi olarak, Ermeni dostlarýmýzý ve onlarýn Batý toplum ve kültürüne katkýlarýný selamlýyoruz.“[30]

Bu bildiri 54 tanýnmýþ Yahudi tarafýndan imzalanmýþtýr. Bunlar arasýnda 13 profesör  ve 8 haham bulunmaktadýr. Bildiriyi imzalayan bazý yazarlar ve eserleri dipnotta gösterilmiþtir.[31]

Bu arada özellikle iki kiþinin faaliyeti dikkati çekmektedir: Kudüs'teki Holokost ve Soykýrým Enstitüsü Ýcra Direktörü ve Soykýrým Ansiklopedisi Editörü Ýsrael W. Charny ile "Banality of Indefference: Zionism and the Armenian Genocide" (Sýradanlýðýn Kayýtsýzlýðý: Siyonizm ve Ermeni Soykýrýmý) baþlýklý kitabýn yazarý, ABD'deki Ermeni Zoryan Enstitüsü üyesi Yair Auron. Bu iki þahýs sözde Ermeni soykýrýmýnýn tanýnmasý için devamlý bir faaliyet içinde olup, son olarak Büyükelçisi Bayan Rivka Cohen'in yukarýda deðindiðimiz sözleri üzerine, Ýsrail hükümetine birer protesto mektubu göndermiþlerdir.[32] 

Ermeni görüþleri doðrultusunda düþünen ve faaliyet gösteren bazý tanýnmýþ Yahudilerin mevcudiyetine raðmen resmi Ýsrail görüþü halen geçerlidir ve Ýsrail’in, Türkiye'nin stratejik deðerini de dikkate alarak, sözde Ermeni soykýrýmýný tanýmasý olasýlýðýnýn þu safhada mevcut olmadýðý söylenebilir.

Ermeniler, Ýsrail ile iyi iliþkiler yürütmenin kendileri açýsýndan yararlý olduðunun bilinci içindedirler ve bu yönde çaba harcamaktadýrlar. Ancak Bayan Rivka Cohen olayýnýn gösterdiði gibi,  sözde soykýrým konusunda aþýrý bir duygusallýk içinde olduklarýndan, gereksiz tepki göstermekte ve mesela, yukarýda deðindiðimiz gibi, Ýsrail Hükümetinin Ermeni “soykýrýmýný” tanýmadýðýný nota ile teyit etmesi gibi, hiç de lehlerine olmayan sonuçlar almaktadýrlar.

8. Sözde Ermeni soykýrýmý ve Ýsviçre

Ýsviçre Parlamentosu’nun sözde Ermeni soykýrýmýnýn tanýnmasý için bir çok giriþim yapýlmýþ ancak bunlar bir sonuç vermemiþti. 13 Mart 2001 tarihinde yapýlan son giriþimin 73’e karþý 70 gibi az bir fark ile reddedilmesi bu konunun tekrar Ýsviçre Parlamentosu’na geleceðini ve bu kez kabul edilme þansýnýn daha yüksek olacaðýný düþündürmüþtü.[33] 

Gerçekten de, beklendiðinden daha kýsa zamanda, konu tekrar Ýsviçre Parlamentosuna sunuldu. Cenevre milletvekili Jean-Claude Vaudroz, parlamentoya 20 Mart 2002 tarihinde þu karar tasarýsýný sundu. “Ýsviçre Milli Konseyi (parlamentosu) 1915 Ermeni soykýrýmýný tanýr. Hükümetten bu tanýmayý not etmesini ve mutat diplomatik yollarla iletmesini ister.”[34] 

Bu konudaki önerge parlamentonun 201 üyesinden 115’i tarafýndan imzalandý. Bunda,  metnin Ýsviçre Hükümetini baðlayýcý bir yönü olmamasý, Türkiye veya Türklerden bahsetmemesi ve kýnama ifadeleri içermemesinin baþlýca etken olduðu ve böylelikle Türkiye’nin fazla itiraz etmeyeceðinin düþünüldüðü anlaþýlmaktadýr. Nitekim önerge sahibi Jean-Claude Vaudroz, bu kararýn günümüz Türkiye’sini hedef almadýðý söyledi. Oysa, ismen ifade edilmese de tasarýda Türkiye ve Türklerin kastedildiði açýktýr. Diðer yandan, kabul edildiði taktirde bu kararýn Ermeniler tarafýndan Türkiye’ye karþý kullanýlacaðýnda þüphe bulunmamaktadýr.

Sözkonusu karar tasarýsýnýn Ýsviçre Parlamentosu’na sunulmasýndan birkaç gün sonra, Türkiye’ye resmi bir ziyaret yapan Ýsviçre Ekonomi Bakaný Pascal Couchepain bu konunun önemini küçümseyerek “Bu sadece bir beyandýr” ve “Türk kamu oyunun bu konudaki duyarlýlýðýný biliyoruz. Bu sorunun siyasi kuruluþlara deðil tarihçilere býrakýlmasý gerektiðini düþünüyorum” ifadelerinde bulundu.  Ayrýca “Milletvekilleri genellikle, içeriðini tam olarak bilmeden, çeþitli önerileri imzalarlar” sözlerini sarf etti.[35] Ýsviçre Dýþiþleri Bakaný Joseph Deis’te Ýsviçre Parlamentosu’nun bir karar almak istediðini ve bu kararýn Hükümet ile bir ilgisi bulunmadýðýný ifadeden sonra iki ülke iliþkilerinin bu gibi sorunlarýn üstesinden gelecek kadar güçlü olduðunu ifade etti.[36]

Basýn haberlerine göre[37] Ýsviçre Hükümeti 15 Mayýs 2002 tarihinde parlamentoya gönderdiði bir tavsiye yazýsýnda bu konunun tarihçilere býrakýlmasý gereðini bildirdi ve kararýn kabul edilmesi halinde bunun Türkiye - Ermenistan iliþkilerini olumsuz etkileyeceðini ifade etti. Böylelikle Ýsviçre Hükümeti Parlamentoyu uyarmýþ oldu.

Diðer yandan, Ermeni “soykýrýmýný” inkâr ettikleri gerekçesiyle dava açýlan ancak beraat eden 12 Türk vatandaþý hakkýndaki kararýn[38] temyiz davasý da sonuçlandý ve Temyiz Mahkemesi bu gibi davalarýn özel kiþiler tarafýndan temyiz edilemeyeceðine (temyiz davasýný iki Ermeni açmýþtý) karar vererek talebi usul açýsýndan reddetti.[39] Ýsviçre Parlamentosu sözde Ermeni soykýrýmý hakkýnda bir karar almýþ olsaydý bu, “soykýrýmýnýn” inkâr anlamýna gelecek beyan ve davranýþlarda bulunan kiþilerin Ýsviçre Ceza Kanununun ilgili maddelerine göre cezalandýrýlmasýný gerektirecekti. O itibarla, Ýsviçre parlamentosunun sözkonusu tasarýyý kabul etmesi, “sadece bir beyan”dan ibaret olmayýp hukuki sonuçlalar da doðuracaktýr.

9. Çeþitli ülkelerde 24 Nisan’ý Anma Etkinlikleri

24 Nisan, bu yýl da gerek Ermenistan’da gerek diaspora’da mutat tören ve toplantýlarla kutlandý. Ermenistan’daki baþlýca etkinlikler “soykýrýmý” anýtýna yürüyüþ, burada yapýlan tören ve ayrýca Ecmiyazin’de düzenlenen dini ayin oldu.[40] Baþkan Koçeryan bu münasebetle yaptýðý konuþmada, dünyadaki tüm Ermenilerin, insanlýða karþý olan bu suçun tanýnmasýný ve kýnanmasýný beklediklerini, bunun intikam almak arzusundan deðil benzer cinayetlere izin vermemek isteðinden ileri geldiðini söyledi.[41]

Akþam yapýlan meþalelerle yürüyüþte bir Türk bayraðý yakýldý.[42]   

Dünyada Ermenilerin bulunduðu hemen her ülkede ve özelikle ABD, Fransa, Lübnan ve Yunanistan’da, çeþitli tören ve toplantýlar düzenlendi.

Amerikan Baþkanýnýn 24 Nisan münasebetiyle yayýnlayacaðý mesaj, her yýl olduðu gibi bu yýl da dikkatleri toplayan olay oldu. Amerika’daki Ermeniler mesajda “soykýrým” sözcüðünü kullanmasý için Baþkan üzerinde baský kurmaya çalýþtýlar. Bu yöndeki çabalarýn en önemli olaný, Ermeniler lehine devamlý faaliyet gösteren Kongre üyeleri Joe Knollenberg ile Frank Pallone’nin Baþkan Bush’a gönderilmek üzere diðer Kongre üyelerinin de imzasýna açýklarý bir mektup oldu.

Bu mektupta, özetle, 11 Eylül terörist saldýrýsýna atýfta bulunularak daha önceki yýllarda þiddete ve kitle katliamýna uðramýþ olanlarýn da hatýrlandýðý, 1,5 milyon Ermeni’nin Osmanlý Ýmparatorluðu’nda hunharca öldürüldüðü, gelecekte olabilecek soykýrýmlarýn önlenebilmesi için Ermeni “soykýrýmýnýn” iyi anlaþýlmasý gerektiði belirtildikten sonra Baþkan Bush’a 2000 yýlýnda (seçilmeden önce) bu konudaki sözü hatýrlatýlýyor[43] ve bu yýl olay hakkýnda “soykýrým” sözcüðünü kullanmasý isteniyordu.[44]

Mektup, 162 Kongre üyesi tarafýndan imzalanarak Baþkana gönderildi.[45] Bu rakam geçen yýla göre 30 kadar artýþ göstermekle beraber Amerikan Kongresi’nde 535 üye (435 Temsilciler Meclisi üyesi ve 100 Senatör) olduðundan toplanan imzalar mevcudun ancak %30 kadarýný ifade ediyordu. Bu oran Baþkan Bush’u, hele seçimlere üç yýla yakýn bir zaman varken, fikir deðiþtirtecek büyüklükte deðildi.

Baþkan Bush 24 Nisan tarihini taþýyan mesajýnda,[46] katliam, katil ve dehþet verici öldürmeler gibi deyimler kullandý ancak “soykýrým” demedi. Bunun Ermenilerde yaratacaðý düþ kýrýklýðýný giderebilmek üzere ise Türkiye’den, Ermenistan ile ekonomik, siyasi ve kültürel iliþkileri yeniden kurmasýný beklediðini söyledi. Ayrýca Ermenileri, Amerikan milli yaþamýna katkýlarý için övdü. Terörizme karþý savaþta iþbirliði yaptýðý için Ermenistan’a þükran duyduklarýný bildirdi. Yine ayný konuda Ermenistan’ýn 11 Eylül sonrasýnda Amerikan halkýna destek verdiðinden bahsetti. Burada ilginç olan husus, 11 Eylül’den sonra Ermenistan’ýn, hava sahasýný Afganistan’a giden bazý uçaklara açmak dýþýnda,  terörizme karþý savaþmak anlamýna gelebilecek bir hareket yapmamýþ olmasýdýr. Ancak, pek gerçekleri yansýtmasa da Baþkan Bush’un sözleri herhalde Ermenilerin gururunu okþamýþ olsa gerektir.

Baþkanýn mesajýnda Türkiye’yi yakýndan ilgilendiren iki husus vardýr. Birincisi tehcir olayýný nitelendirme þeklidir. Baþkan  “Osmanlý Ýmparatorluðu’nun son yýllarýnda, zorla sürgün etmek ve öldürmek suretiyle 1,5 milyon kadar Ermeni’nin “katliam”ýndan bahsetmektedir. Oysa tarihi kaynaklar Osmanlý Ýmparatorluðu’nun tamamýnda 1.5 milyon Ermeni bulunmadýðýný açýklýkla göstermektedir. Diðer yandan Ermenilerin zorla göç ettirildiði gerçek ise de, kitle halinde öldürüldükleri doðru deðildir. Baþkanýn bu ifadeleri Türk makamlarýnýn,  Türk tarihçilerinin ve kamu oyunun görüþ ve inançlarýna tamamen ters düþmekte ve bu baðlamda “soykýrýmý” sözcüðünü kullanmamýþ olmasýnýn önemini azaltmaktadýr.

Baþkan’ýn Türkiye’den Ermenistan ile ekonomik, siyasi ve kültürel iliþkileri yeniden kurmasýný beklediðine dair sözlerine gelince bunlar, Ermeni Devlet adamlarýnýn “Türkiye ile önkoþulsuz diplomatik iliþki kurmak” þeklinde ifade ettikleri görüþlerini yansýtmaktadýr. Ermenistan ile koþul ileri sürmeden diplomatik iliþki kurmak, Ermenistan’ýn soykýrým iddialarýný, Karabað ve diðer Azerbaycan topraklarýnýn iþgalini ve Türkiye’nin toprak bütünlüðünü ve sýnýrlarýnýn dokunulmazlýðýný tanýmamasýný sürdürmesine izin vermek anlamýma gelmektedir. O itibarla önkoþulsuz diplomatik iliþki kurulmasý Türkiye’nin çýkarlarýna aykýrýdýr.

Amerikan Baþkanýnýn Türkiye ve Ermenistan arasýnda iliþkiler kurulmasý isteði, stratejik nedenlerle Kafkasya’da barýþ koþullarýnýn hakim olmasýna Amerikanýn verdiði büyük önemin bir sonucudur. Bu tutum ilke olarak doðrudur. Yanlýþ olan, bu hususta sadece Türkiye’den talepte bulunulmasýdýr. Güney Kafkasya’daki tüm sorunlarýn temelinde Ermenistan’ýn tutum ve politikalarý olduðuna göre sorunlarýn çözümünün istenmesine Ermenistan’dan baþlamak lazýmdýr.

Ýncelediðimiz dönem içinde 6 Amerikan Eyaleti sözde Ermeni soykýrýmýný tanýyan kararlar kabul ettiler.[47] [48] 

Amerikan eyaletlerinin seçmenlerden gelen talepler üzerine anma günleriyle ilgili olarak kolayca beyanda bulunduklarýna veya kararlar aldýklarýna daha önce deðinmiþtik.[49]  Diðer yandan, eyaletlerin temsilciler meclisi, senatosu, valiliði gibi çeþitli makamlarýndan böyle kararlar almalarý veya beyanlarda bulunmalarý istenebilmekte ve bunlar çok kere her yýl da yenilenebilmektedir. Mesela, Ermenilerin yoðun olarak yaþadýðý California Eyaleti’nden sözde Ermeni soykýrýmýnýn tanýnmasý ve anýlmasý hakkýnda bir tek karar yeterli iken, 17 kez karar almýþ bulunmaktadýr.

Eyaletler tarafýndan alýnan kararlarýn bir ortak yaný da, konu hemen hiç incelenmeden ve çok kere bir itiraz da olmadan Ermenilerinin verdikleri metinler kabul edildiðinden, yanlýþlýklarla dolu olduklarýdýr. Mesela 24 Nisan 2002 tarihinde Rhode Island Eyaleti Temsilciler Meclisi’nde ve Senatosu’nda ayrý ayrý kabul edilen kararlarda, sözde Ermeni soykýrýmýnýn Birleþmiþ Milletler, Avrupa Konseyi ve Ýngiltere tarafýndan kabul edildiði kayýtlýdýr ki,  bu doðru deðildir.

Diðer yandan Wisconsin Eyaleti Senatosu’nun 20 Þubat 2002 tarihli kararýnda “Türk Hükümetinin ülkesindeki Ermeni Cemaatine dini özgürlüðü, okullarýný denetleme hakkýný, çocuklarýna Ermenice öðretme hakkýný ve etnik kimliðini ifade etme hakkýný tanýmayý reddettiði“ belirtilmektedir, ancak bu da doðru deðildir. Bu hususta bir yargýya varmadan önce Türkiye’deki durumun soruþturulmasý ve mesela Ýstanbul’daki Ermeni Patriðine baþvurularak alýnacak cevaba göre kararýn kaleme alýnmasý gerekirdi.

10. Ermenistan sözde soykýrýmý inkâr edenlere karþý kanun tasarýsý

Ermenistan Parlamentosu’ndaki gruplardan olan “Tarým-Endüstri Halk Birliði”nin sunduðu bir kanun tasarýsý, 1915–1923 yýllarýnda Osmanlý Türkiye’sindeki Ermeni soykýrýmý” kurbanlarýnýn hatýralarýnýn korunmasýnýn hukuki güvence” altýna alýnmasý istedi. Tasarý, sözde soykýrýmýný inkâr edenlere, haklý görenlere veya doðruluðumu tartýþanlara ceza uygulanmasýný öngörüyordu.[50]  

Ermenistan’da sözde soykýrýmýný inkar etmeye cesaret eden kimse bulunmadýðýna göre böyle bir kanuna neden gereksinme duyulduðu sorusu akla gelmektedir. Tarým – Endüstri Halk Birliði Baþkaný Hmayat Hovannisyan, bu konuda yaptýðý konuþmada, Türkiye -Ermenistan iliþkilerinin normalleþtirilmesi için çaba gösteren Ter-Petrosyan dönemi yetkililerini ve bu arada özellikle “Ermenilerin Devletleþme Sýnavý”[51] kitabý yazarý Jirayir Libaridyan’ý ve Türkiye lehine casusluk yaptýðý iddiasýyla halen hapiste bulunan Murad  Boyalýyan’ý suçlamýþtýr.[52] Hovannisyan tarafýndan bahsedilmemiþ olmakla birlikte, halen faal olmayan Türkiye-Ermenistan Barýþ Komisyonu’nun Ermeni üyelerinin de bu tasarý kapsamýna girmesi normaldir.

Görüldüðü üzere tasarý, sadece sözde soykýrýmýný kabul etmeyenleri deðil Türkiye ile normal iliþkiler sürdürmek için çalýþanlarý dahi cezalandýrmak isteyecek derecede aþýrý bir nitelik taþýmaktadýr. Ermeni Hükümeti bu konuda bir görüþ bildirmemiþ olduðu cihetle tasarýnýn kabul edilip edilmeyeceðini bu safhada söylemek zordur. Kabul edildiði taktirde, buna cevap teþkil etmek üzere, 21 Þubat 2001 tarihinde T.B.M.M. Dýþiþleri Komisyonu’nca kabul olunarak diðer komisyonlara gönderilen ve halen de bu komisyonlarýn gündeminde bulunmasý gereken “Uluslararasý Ýddia, itham ve Saptýrmalara Karþý Kanun” tasarýsýnýn[53] ivedilikle görüþülüp kanunlaþtýrýlabileceði akla gelmektedir.  

11. Ýkinci Diaspora Konferansý

Baþkan Koçeryan, 1998 yýlýnda seçildikten az sonra, Ermenistan ve Diaspora delegelerinin katýlacaðý bir konferans toplanacaðýný açýklamýþ ve bu konferans 22–23 Eylül 1999 tarihlerinde Erivan’da yapýlmýþtý.

Selefi Ter-Petrosyan’in aksine Diaspora Ermenileri ile iyi iliþkiler kurmak arzusunda olan Baþkan Koçeryan’ýn bu konferansýnýn etkisiyle yabancý ülkelerdeki Ermenilerin Ermenistan’a yaptýklarý maddi yardýmlarý ve yatýrýmlarý arttýrmalarýný ve ayrýca Karabað konusunda bulunduklarý ülkelerde Ermenistan tezlerini savunmalarýný ümit ettiði anlaþýlmaktadýr. Diaspora Ermenilerinin Ermenistan’dan en büyük beklentisinin ise sözde Ermeni soykýrýmýnýn uluslar arasýnda tanýnmasý konusunda Ermenistan’ýn daha aktif davranmasý olduðu görülmektedir.

Ýkinci Diaspora Konferansý 27–28 Mayýs 2002 tarihinde Erivan’da yapýlmýþtýr. Basýn haberlerine göre bu konferansa yarýsý Diaspora’dan yarýsý Ermenistan’dan olmak üzere yaklaþýk 3000 kiþi katýlmýþtýr. Konferans sonunda yayýnlanan bildirgede, tarihi olaylar konusunda,[54] özetle, Ermeni milletinin, Osmanlý Türkiye’sinin planlamasý ve icra etmesi sonucunda, 1,5 milyon Ermeni’nin toptan yok edilmesiyle korkunç bir yara aldýðýný ancak bu yok etme politikasýna karþý durmayý bildiði, 28 Mayýs 1918 tarihinde kahramanca savaþlar sonucunda[55] Birinci Ermenistan Cumhuriyetinin kurulduðu ancak kýsa zaman sonra, yeni bir Türk saldýrýsýyla[56]  Birinci Ermenistan Cumhuriyeti’nin parçalandýðý ifade edilmektedir.

Diðer yandan bildirgede Diaspora’nýn kimlik ve onurunu sadece geçmiþte deðil, ayný zamanda Ermeni Devletinin varlýðýnda ve ona karþý sorumluluðunda bulmasý gerektiðine dair sözler Diaspora’dan Ermenistan’a daha fazla yardým yapmasýnýn beklendiðin dolaylý bir ifadesini teþkil etmektedir. Ermenistan’ýn modern tarihinde en büyük baþarýsýnýn Artsah’ýn (Karabað’a verilen Ermenice ad) kurtarýlmasý olduðuna dair ifadeler ise, Ermenilerin, Birleþmiþ Milletler kararlarýna raðmen, Karabað’ý ilhak edilmiþ farz ettiklerini göstermektedir. Bildirgede Karabað halkýnýn refah düzeyinin yükseltilmesine dair ifadeler de Diasporanýn Karabað’a yardým yapmasý gerekliðini vurgulamaktadýr.

Bildirgede Diasporanýn, dünyanýn çeþitli ülkelerindeki ayrý siyasi ve kültürel koþullar altýnda milli karakter, gelenek, kültür ve kimliðin korunmasý ve geliþtirilmesinin baþlýca sorun olduðuna dair sözler de, sarf edilen tüm çabalara raðmen, çeþitli ülkelerdeki Ermenilerin en önemli sorununun asimilasyon olduðunu kanýtlamaktadýr.

Konferans bildirgesi sözde Ermeni soykýrýmý hakkýnda þu paragrafý içermektedir: “Konferans, dünyanýn her ülkesinde Ermeni soykýrýmýnýn uluslararasýnda tanýnmasýnýn gerçekleþmesi için kararlýlýðýný tekrar teyit eder. Konferans, dünyanýn çeþitli baþkentlerinde Ermeni halkýnýn doðruyu gören dostlarýnýn, uluslar arasý toplumun soykýrým konusundaki gitgide artan kararlýlýðýnýn tanýtýný oluþturan çabalarý karþýsýnda memnuniyetini ifade eder.” Böylelikle, Diasporanýn olduðu kadar Ermenistan’ýn da sözde soykýrýmýnýn tanýtýlmasý faaliyetlerine devam etmeye kararlý olduklarý anlaþýlmaktadýr. Bu da, Ermenistan’ýn Türkiye ile sorunlar yaþamaya devam edeceði anlamýna gelmektedir.

Bildirge bulunmamakla beraber, basýn haberlerine göre Konferansa sunulan projeler arasýnda bir de Ermenistan’da soykýrým Araþtýrmalarý Merkezi kurulmasý vardýr. Merkezden mevcut araþtýrmalarý arttýrtmasýnýn ve genç bilim adamlarý yetiþtirmesinin beklendiði anlaþýlmaktadýr.[57]

12. Reykjavik Görüþmesi

Türkiye’nin giriþimi üzerine Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan Dýþiþleri Bakanlarý, NATO Dýþiþleri Bakanlarý toplantýsýnýn yapýldýðý Reykjavik þehrinde, 15 Mayýs 2002 tarihinde,  bir araya geldiler.

Dýþiþleri Bakaný Ýsmail Cem, 17 Þubat 2001 tarihinde yaptýðý bir konuþmada, Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan’ýn üçlü bir toplantýda buluþmalarýnýn iki ülke (Azerbaycan ve Ermenistan) arasýndaki sorunlarýn çözümüne ivme kazandýracaðýný ifadeyle üçlü bir toplantý önerisi yapmýþtý.[58] Ancak Ermenistan yetkilileri, Türkiye’nin açýkça Azerbaycan’ýn yanýnda yer almasýný, Ermenistan ile diplomatik iliþki kurmamýþ olmasýný ve üçlü bir toplantýnýn Minsk Grubu’nu fiilen devre dýþý býrakmasý gibi gerekçelerle bu öneriyi kabul etmemiþlerdi.[59]   Bir yýl sonra, ayný hususlar yine ileri sürülebilecek iken Ermenistan’ýn üçlü toplantýyý kabul etmesi koþullarda deðiþiklik olduðunu göstermektedir. Gerçekten de bu öneriyi destekleyen ABD’nin son zamanlarda Kafkaslardaki fiili varlýðýný arttýrmýþ olmasý ve bölgenin güvenliði ile yakýndan ilgilenen Türkiye’nin de daha etkin bir konum kazanmasý, ayrýca Rusya’nýn da bu giriþime cephe almamasý Ermenistan’ýn masaya oturmasýnýn baþlýca nedenlerini oluþturmuþtur.

Toplantýdan sonra yapýlan açýklamada bakanlarýn “güvenlik ve bölgesel iþbirliði alanýnda mevcut sorunlarýn çözümü yollarýný tartýþtýklarý” belirtilmiþtir.[60] Dýþiþleri Bakaný Ýsmail Cem ise bu konuda, toplantýnýn Türkiye’nin giriþimi ve Azerbaycan ve Ermenistan’ýn desteði ile yapýldýðýný, bunun üç ülkenin dýþiþleri bakanlarý arasýndaki ilk toplantý olduðunu, Bakanlarýn mevcut güvenlik ve mahalli sorunlar ve iþbirliði konularýný görüþtüðünü, toplantýnýn gelecek için olumlu bir adým teþkil ettiðini, Bakanlarýn, üyesi olduklarý Karadeniz Ekonomik Ýþbirliði Teþkilatý çerçevesinde tekrar bir araya gelebileceklerini söylemiþtir.[61]

Toplantýdan sonra Türkiye ve Ermenistan dýþiþleri bakanlarý ikili bir görüþme yapmýþlardýr. Bir gazetenin haberine göre[62] Ýsmail Cem Ermenistan ile diplomatik iliþkiler kurulabilmesi için dört þart öne sürmüþtür:

 

1. Tarihten husumet çýkarýlmamalý, Erivan soykýrým iddialarýný sürdürmeyi býrakmalý, bu konunun tarihçilere býrakýlmasý gerektiðine onay vermeli,

2. Ermenistan Anayasasý’nda yer alan Türkiye’den toprak talep edilmesine yönelik madde çýkartýlmalý,

3. Yukarý Karabað sorunu çözümlenmeli,

4. Azerbaycan ile Nahcivan arasýnda bir güvenlik koridoru oluþturmalý

Bu haberin, çeþitli Ajans ve gazeteler tarafýndan tekrarlanmasý üzerine Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Vartan Oskanyan bir açýklama gereðini duyarak üçlü toplantýda Ýsmail Cem’in diplomatik iliþkiler kurmasý için dört þart ileri sürdüðünü yalanlamýþtýr.[63] Ermeni Bakan ayrýca, ikili toplantýnda Türk-Ermeni iliþkilerini, bunlarý geliþtirme olanaklarýný, mevcut engelleri ve bunlarý aþabilme yollarýný görüþtüklerini söylemiþtir.

Yukarýda belirtilen dört nokta, esasý itibariyle, Türkiye’nin Ermenistan ile diplomatik iliþkiler kurabilmesi için bu ülkenin yerine getirmesini beklediði hususlardýr. Bunlara Türkiye’nin ön þartlarý da denebilir.[64] Bu gibi konularýn, bölgesel sorunlarýn görüþüldüðü üçlü toplantýda ortaya atýlmasýnýn bir anlamý yoktur. Buna karþýn, ikili sorunlarýn ele alýndýðý Cem-Oskanyan toplantýsýnda, bir “þart” olarak nitelendirilmemiþ bile olsalar, gündeme gelmiþ olduklarý kuþkusuzdur, zira bunlar Ermenistan ile Türkiye arasýndaki baþlýca sorunlardýr.

Basýn haberlerine göre üç ülke dýþiþleri bakanlarý, Karadeniz Ekonomik Ýþbirliði Teþkilatý’nýn kuruluþunun onuncu yýldönümü vesilesiyle Ýstanbul’da, 25 Haziran 2002 tarihinde, tekrar bir araya geleceklerdir.[65]     


[1] Bkz. Sayfa 
[2] Bkz. Sayfa  
[3] Bkz. Sayfa
[4] Bu konuda “Ararat Filmi ve Türk basýný: Eleþtirel Bir Deðerlendirme” baþlýklý yazýya bkz. Sayfa
[5] Bu konuþmalarýn ve mesajlarýn metinleri dergimizin ‘Belgeler’ bölümündedir.
[6] Sorular ve verilen cevaplar için 17 Nisan 2002 tarihli La Lettre de L’UGAB’dan yararlanýlmýþtýr.
[7] Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 1, Sayfa 20, 21
[8] AZG  Armenian Daily , 6 Nisan 2002
[9] 9 Mayýs 2002 tarihli Radikal: ”Fransýz Hükümeti tatsýz”.  Ayný tarihli Hürriyet: “Türk karþýtlarý yeni hükümette”.  Ayný tarihli Akþam: “Fransýz Kabinesi Türk Düþmaný Dolu” r 
[10]  Radikal, 9 Mayýs 2002 
[11]  Akþam, 7 Mayýs 2002
[12]  Libération, 8 Mayýs 2002
[13]  Ayný kaynak
[14]  Radikal, 9 Mayýs 2002
[15]  Dýþiþleri Bakanlýðýnýn 10 Mayýs 2002 tarihli ve 62 sayýlý açýklamasý
[16]  Ýsveç Parlamentosu Dýþiþleri Komisyonunun “2001/02:UU8 Mnskliga  rttigheter  m.m- inder,omrden, enskilda folkgrupper och vissa FN-frgor”  rumuzlu raporu
[17]  Ayný kaynak
[18]  Ayný kaynak
[19]  ntvmnsbc, 27 Mart 2002
[20] Whitaker raporu ve bu konudak görüþmeler hakkýnda bkz. “What Really Happened in Geneva: The Truth About the Whitaker Report” Türkkaya Ataöv. Ankara, 1986
[21] Tek (unique) kelimesi burada yegane anlamýnadýr. Bu deyimle Yahudi Holokostu’na hakim olan koþullarýn baþka olaylarda görülmediði ifade edilmek istenmektedir
[22] Asbarez Online, 8 Þubat 2002
[23] Ermeni Aryan Partisi: Arminfo, 11 Þubat 2002 ve gazeteci Harut  Sasunyan: California Courier Online, 14 Þubat 2002)
[24] Ermenistan Dýþiþleri Bakanlýðý Basýn Bildirisi,  15 Þubat 2002
[25] Armenpress News Agency, 15 Þubat 2002
[26] Noyan Tapan News Agency, 20 Þubat 2002
[27] Arminfo, 20 Þubat 2002
[28] Asbarez Daily, 13 Nisan 2002
[29] Ýsrail görüþüne göre, Ermeni olaylarý ile holokost arasýndaki farklar için Dr. Ýbrahim Kaya’nýn “The Holocaust and Armenian Case: Highlighting the Main Differences” baþlýklý, Dergimizin Dördündü  sayýsýnda yayýnlanan (sayfa 274) yazýya bakýnýz.
[30]  Azg Daily, 7 Eylül 2001
[31] Robert Melson: Revolution and Genocide.  On the Origins of the Armenian Genocide and the  Holocaust
Daniel Jonah Goldhagen : Hitler's Willing Executioners. Ordinary German and  the Holocaust
Efraim Karsh : Empire of the Sand. The Struggle for Mastery in the Middle East (1789-1923)
Robert Jay Lifton : The Nazi Doctors.  Medical Killing and the Psychology of Genocide
Deborah Lipstadt : Denying Genocide. The Growing Assault on Truth and Memory
[32] Bu mektuplarýn metni için Bkz. Armenian National Institute, 7 Mart 2002 ve Zoryan Institute of Canada, 6 Mart 2002 
[33] Ermeni Araþtýrmalarý. Sayý 1,  sayfa 38,39
[34] Press Release, Association Switzerland-Armenia, 20 Mart 2002
[35] Agence France Presse, 26 Mart 2002
[36] Turkish Daily News, 29 Mart 2002
[37] Hürriyet. 25 Mayýs 2002
[38] Ermeni Araþtýrmalarý sayý 3, sayfa 16,17
[39] Press Release, Association Switzerland-Armenia, 18 Nisan 2002
[40] Press Release, Mother See of Holy Etchmiadzin, 25 Nisan 2002
[41] Agence France Presse, 24 Nisan 2002
[42] Reuters, 24 Nisan 2002
[43] Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 1, Sayfa 39,40
[44] Armenian Assembly of America, Press Release,  5 Mart 2001
[45] Armenian National Committee of America, Press Release, 15 Nisan 2002
[46] Mesajýn tam metni için Bkz. Armenian National Committee of America, Press Release, 24 Nisan 2002
[47]  Mayýs 2002 sonuna kadar bu eyaletler þunlardýr: California, Colorado, New Jersey, New York, Rhode Island ve Wisconsin
[48] Mayýs 2002 sonuna kadar sözde Ermeni soykýrýmýný tanýyan 27 Amerikan Eyaleti þunlardýr: (Parantez içindeki rakamlar, bir eyaletin kaç kere tanýma yaptýðýný göstermektedir) Alaska (2), Arizona (1), Arkansas (1),  California (17), Colorado (5), Connecticut (2), Florida (1), Georgia (1), Illinois (6), Maine (2), Maryland (4),  Massachusetts (3), Michigan (5), Minnesota (1), Nevada (1), New Hampshire (1), New Jersey (5), New Mexico (1), New York (10), Oklahoma (1), Oregon (1), Pennsylvania (6), Rhode Island (12), South Carolina (1),  Virginia (4), Washington (1), Wisconsin (4)
[49] Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý3, sayfa 32, 33  
[50]  PanArmenian News. 19 Nisan 2002 
[51]  The Challenge of Statehood. Armenian Political Thinking since Independence
[52]  RFE/RL Armenia Report, 20 Nisan 2002
[53]  Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý  1, sayfa 21,22
[54]
www.armeniadiaspora.com/conference2002/htms/declar eng.htm
[55] Sardarabad savaþýndan söz edilmektedir. 1918 yýlýnda Rusya’nýn 1878 savaþýnda elde ettiði Osmanlý topraklarýný boþaltmasýnýn ardýndan Ermeniler bu topraklarý ele geçirmek amacýyla Osmanlý kuvvetleriyle çarpýþmýþlar ve ancak baþarý kazanamamýþlardý. Osmanlý ordusunun Erivan’a doðru ilerlemesi 1918 yýlý Mayýs ayý sonunda Sardarabad’da durdurulmuþ ancak daha fazla savaþamayan Ermeniler, 4 Haziran 1918 tarihinde Batum Antlaþmasýný imzalayarak Osmanlýlarýn tüm isteklerini kabul etmiþlerdi.
[56]  Ermeniler Sèvres Antlaþmasýyla Ermenistan’a verilen Doðu Anadolu topraklarýný ele geçirmek amacýyla komutanlýðýný Kazým Karabekir’in yaptýðý Türk kuvvetleriyle 1920 yýlý Eylül ayý sonunda çarpýþmýþlar ve fakat yenilerek 3 Aralýk 1920 tarihinde, Sèvres’in geçersizliðini tanýyan Gümrü Antlaþmasýný imzalamýþlardý.
[57]
www.armeniadiaspora.com/conference2002/htms/decisions_eng.htm
[58] Ermeni Araþtýrmalarý, Sayý 1, sayfa 34
[59] Ayný kaynak, sayfa 34,35
[60] Medimax News Agency, 16 Mayýs 2002
[61] Anadolu Ajansý, 15 Mayýs 2002
[62] Hürriyet, 16 Mayýs 2002
[63] Interfax 18 Mayýs 2002, Asbarez Online, 20 Mayýs 2002,
[64] Bu konuda ayrýntýlý bilgi için Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý Sayý 4, sayfa 14, 15 ve 24
[65] Zaman, 22 Mayýs 2002

 ----------------------
* Avrasya Ýncelemeleri Merkezi Baþkaný - oelutem@avim.org.tr
- ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 5, Bahar 2002
    ï¿½ï¿½eri�e Yorum Yaz    Yazd�r    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Hen�z Yorum bulunmamaktad�r.


 
 
ERAREN - Ermeni Ara�t�rmalar� Enstit�s�

Bu site en iyi 1024 x 768 �z�n�rl�kte g�r�nt�lenir.