Anasayfaİletişim
  
English

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Ermeni Komiteleri Tarafından Şehit Edilenlerin Ailelerine Yaptığı Yardımlar

Yrd. Doç. Dr. Erdal AÇIKSES*
ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 6, Yaz 2002

 

Türk–Ermeni münasebetleri ile ilgili yazılmış olan birçok kitap ve makalede isimleri geçen, Osmanlı Devleti’nde yöneticilik yapmış olan kişilerle ilgili, değişik yorumlar ve değerlendirmeler tespit etmek mümkündür. Özellikle Tehcir olayı sırasında yöneticilik yapanlarla ilgili olarak yapılan araştırmalar yıllardan beri süregelen bir tartışma olmuştur.[1]

Biz burada Tehcir sırasında yetkili bulunan ve bu nedenle hayatını kaybeden kişilerle ilgili olan, verildiği andan itibaren olaylara da ışık tutacak bir duruma gelen bir kanun teklifinin meclisteki tartışmaları ve yazışmalarıyla, konuyla ilgili olan üçüncü şahısların dilekleri ile ilgili belgelerden de istifade ederek, Tehcir konusunu başka bir açıdan ele almaya çalışacağız.

Bu kanun 27 Haziran 1926 tarih ve 405 sayılı Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren ve başlığı “Ermeni Suikast Komiteleri Tarafından Şehit Edilen veya Bu Uğurda Suver-i Muhtelife ile Düçar-ı Gadrolan Ricalin Ailelerine Verilecek Emlak ve Arazi Hakkında Kanun” olan 882 numaralı kanundur.[2] Bu kanun teklifi 29 Mayıs 1926 tarihinde Meclis’e gelmiş ve tartışmaya açılmıştır. Kanun “Denizli Mebusu Haydar Rüştü Bey ve rüfekası(arkadaşları)nın” teklifidir. Bir çok milletvekili teklife imza atarak destek vermişlerdir.[3] Kanun olarak sunulan teklifin birinci maddesinde “Ermeniler tarafından siyasi maksatlarla şehit edilen Türk rüesayı siyasiyesinin zevce yahut çocuklarına Ermeni emval ve emlaki metrukesinden bir mesken temlik olunur” denmektedir. İkinci madde ise “işbu meskenin kıymet ve mahiyeti şehit edilen zevatın en müreffeh zamanındaki hal ve şanı nazarı itibara alınarak” takdir olunacağını öngörmektedir.

Kanun teklifi Başvekil İsmet (Paşa) tarafından TBMM’ye 25 Kanunu Evvel 1341’de (25 Aralık1925) “Büyük Millet Meclisi Riyasetine” başlığıyla ve “Ermeni suikast komiteleri tarafından şehit edilen ricalin ailelerine ve evladına emlâk ve arazi veya nakden tazminat itası hakkında Maliye Vekaletince tanzim ve tebliğ olunan ve İcra Vekilleri Heyetinin 23 kanunu evvel 1341 [23 Aralık1925] tarihli içtimaında tezekkür ve meclisi aliye arzı tasvip edilen kanun layihasıyla esbabı mucibe mazbatasının musaddak sureti leffen takdim olunmuştur. Muktezasının müstacelen ifasına ve neticesinin işarına müsaade buyurulmasını rica ederim” şeklinde bir üst yazıyla gönderilmiştir. Bu kanun teklifinin “esbab–ı mucibe” başlığıyla veriliş sebebi ise “Memleketimizin daima selameti atiyesini ve milletimizin terakki ve tefeyyüzünü ve saadetini emel ve düsturu hareket ittihaz etmiş olmalarından naşi suikasta maruz kalarak şehit edilen erkan ve ricali memleketin milletin yedi emanetine mevdu eytam ve eramilinin ekseri ahvalde duçarı fakru zaruret oldukları görülmektedir. Büyük mefkureler arkasında nihayet hayatlarını feda eden zevat– ı aliyenin aile ve evlatlarının tevhidi âlâmı için onları mükâfatlandırmak emsalini teşçi ve milletin hissi şükranını ızhar ve teyit eder. İşte bu mütalaa ile merbut lâyihai kanuniye kaleme alınmıştır.” şeklinde izah edilmiştir.[4]

1 Mayıs 1926 tarihli Türkiye Büyük Millet Meclisi Kavanin–i Maliye Encümeni’nin “Ermeni suikast komiteleri tarafından şehit edilen ricalin ailelerine emlaki milliyeden emlak ve arazi veya bunların satılan bedelatından nakden elli bin liraya kadar tazminat itası hakkında maliye vekaletince tanzim ve heyeti vekîlece bittasvip meclisi aliye arz olunan layihai kanuniye esbabı mucibesi mütalaa ve tetkik olundu. Memleketin selamet ve saadeti emrinde ibraz ettikleri fedakarlığın kurbanı olan ricalin, milletin yedi emanet ve şefkatine terk ve tevdi ettikleri eytam ve eramilinin refahları encümenimizce de muvafık görülmüş ve bu kabil suikast şehitleri ile efradı ailelerinin isimleri hükümetten resmen celp edilmiş olmakla birinci madde ona göre tashihen tadil ve diğer mevad badettashih kabul edilerek muvazenei maliye encümenine tevdiine karar verilmiştir” şeklinde yazılarıyla sadece suikaste uğramış şehit ve ailelerinin isimlerinin hükümetten istenmesi ve birinci maddenin ona göre düzenlenmesi konusunda değiştirilerek diğer maddelerin ise olduğu gibi kabul edilerek Muvazene-i Maliye Encümeni’ne sevkine karar verilmiştir. Muvazene–i Maliye Encümeni de “Ermeniler tarafından şehit edilen Türk ricalinin eytamına emvali metrukesinden mesken temliki hakkında Denizli Mebusu Haydar Rüştü Bey ile rüfekasının teklifi kanunisi ve hükümet tarafından yine bu mevzua dair gönderilip Kavanini Maliye Encümenince tadilen kabul edilen layihai kanuniye tevhit edilerek Maliye Vekili Hasan Beyin huzuriyle tetkik ve müzakere edildi. Memleketin selameti için çalışmış ricali hükümetten olup Ermeniler tarafından yapılan suikastlarda şehit düşenler veya bu uğurda idam veya intihar gibi suretlerle duçarı gadrolarak terki hayat edenlerin ailelerinin fakru zaruret içinde bulunmaları tecviz edilmeyeceğinden layihai kanuniye bazı tadilat icrasıyla encümenimizce de kabul edilmiş ve muaddel şekli berayı tasdik heyeti celileye takdim kılınmıştır” şeklindeki yazılarıyla ilgili  mazbatayı Reisi Celile’ye göndermiştir. Hükümet ise “Ermeni suikast komiteleri tarafından şehit edilen veya bu uğurda suveri muhtelif ile düçar gadir olan ricalin ailelerine verilecek emlak ve arazi veya tazminat hakkında kanun layihasının” birinci maddesinde “Ermeni suikast komiteleri tarafından şehit edilen veya bu uğurda suveri muhtelife ile düçarı gadrolan merbut cetvelde isimleri muharrer ricalden her birinin terk ettiği efrad–ı ailesinin mecmuuna İcra Vekilleri Heyeti kararıyla emvali milliyeden yirmi bin liraya kadar emlâk ve arazi veya emlâki mezkûre satış bedellerinden bu miktara kadar nakden tazminat verilir” ve ikinci maddesinde ise “Bu suretle verilen tazminat mukabbilleri Maliye bütçesinde açılacak faslı mahsustan mahsup olunur” şeklinde bir değişiklik yaparak kanun teklifini, Maliye Encümeni’nin kararı değiştirilerek Muvazene–i Maliye Encümeni’nin kararı da aynen kabul edilerek Meclis’e sevk edilecek hale getirmiştir.

Bu kanun teklifinden faydalananlarla ilgili olarak “Şehit Edilen Rical ve Efrad-ı Ailesi” başlığıyla bir liste sunulmuştur. Listede şu isimler bulunmaktadır:

 

İsmi

Efradı Ailesi

Talat Paşa

 Zevcesi Hayriye Hanım,

İsmi Tespit Edilemeyen

Hemşîresi Hanım

Cemal Paşa

Zevcesi Seniha Hanım,
Kerimesi Kamuran Hazım Hanım,
Mahdumu Ahmet Behçet Necdet Bey

Cemal Azmi Bey

Zevcesi Müzeyyen Hanım,
Mahdumu Yüzbaşı Kemal Ekmel Bey

Bahaettin Şakir Bey

Zevcesi Cenan Hanım
Mahdumu Alp ve Celasin Bey

Cemal Paşanın Yaveri
Sürreya Bey

Validesi Hüseyine, Hemşireleri Melahat
ve Müteehhile Hatice Hanımlar,
Biraderleri Mustafa, Nurettin,
Rüçhan Beyler 

Cemal Paşa'nın
Yaveri Nusret Bey

Zevcesi Perihan Elmas Hanım,
Hem?iresi Nebiye Hanım,
Biraderi Doktor Nihat Bey

Sait Halim Paşa

Mahdumları Prens Halim ve
Prens Ömer Beyler
(Ömer Bey Mısır'dadır.)

 Tehcir Meselesinden Dolayı Kürt Mustafa'nın Riyaset Ettiği
Divan-ı Harp Kararıyla İdam Edilenler

Urfa Mutasarrıfı

Nusret Bey

Refikası Hayriye Hanım,
Mahdumları Nasuhi, Ekrem, Mazlum,
Tarık Beyler, Hem?ireleri Faika ve
İrfan Hanımlar, Biraderi Zonguldak'ta
Mukim Mütekait Cevdet Bey

Boğazlıyan Kaymakamı

Kemal Bey

Pederi Kereste Gümrüğü Müdürü
Arif Bey, Validesi Nafia Hanım,
Kerimeleri Mazhar ve Müşerref
Hanımlar, Mahdumu Adnan Bey.

Muhakemesinin Hini

Cereyanında Firar Ve

İntihar Eden

Doktor Reşit Bey

Refikası Mazlume Hanım,
Mahdumları Şinasi, Cezmi,
Cehdi Beyler, Kerimeleri Fikret,
İsmet, Müteehile Nimet Hanımlar.

 Teklif Meclis’e bu haliyle geldikten sonra tartışmalarda değişik görüşler ortaya atılmış ve hararetli tartışmalar yapılmıştır. Bu kanunun çıkmasına kimse karşı çıkmazken, genişletilmesi ve kanunda bazı tahditler koyulmasının gerekli olduğu tartışmalarda ortaya atılmıştır. Bu tartışmalarda en önemli görüşlerden bir tanesi de yardımın nakden yapılmayıp emlak olarak verilmesidir.

Sinop Milletvekili Recep Zühdü Bey’in “...mal ve mülk bırakmışlardır fakat bu servet idaresiz ellerde israfa uğramıştır ve bugün hiçe inmiştir. Biz böyle bir muaveneti kabul ederken bunun maksadı tahsisini taht – ı temine almak ve ona göre tedabir ittihaz etmek mecburiyetindeyiz. İleride kimsenin böyle elleri ve avuçları boş bir halde gelmemesi için bendeniz, “... emvali milliyeden” kelimesinden sonra “gayri kabili terhin ve ferağ olmak üzere” kaydının ilavesini teklif ederim” şeklindeki açıklayıcı ifadelerinden de anlaşılacağı gibi bu malların satılması ileride yine bu ihtiyaç sahiplerinin kötü durumlara düşebilecekleri konusunda bir tereddüdünün bulunmasından dolayı verilen malın satış ve devrinin mümkün olmayacağı kaydının koyulması da istenmiştir. Recep Zühdü Bey konuşmasının devamında ilginç bir yaklaşımla “...bendeniz düşünüyorum, biz bu kanunu kabul ederken hidemetı vataniyeden ziyade suikastçı Ermenilere bir mukabele istihdaf ediyoruz bunu, münhasıran hidematı vataniye endişesiyle yaptığımız vakit düşünülecek ve söylenecek pek çok sözler vardır. Çünkü memleketin her tarafı bir çok fedakarların eytamı ile doludur. Binaenaleyh; biz bunu mukabele bil misil mülahazasıyla yaptığımız için “emvali milliyeden” kaydının ilgasıyla “firari Ermeniler emvali metrukesinden verilir” ibaresinin kabulünü teklif etmiştir. Bu teklifi yaparken,  gerekçenin suikastçılara bir ihtar yapmak olduğunu “siz herhangi bir Türk'e suikast icra eder ve öldürebilirsiniz fakat biz onun evladını yarın sizin gözünüzü çıkarmak, kafanızı kırmak için yine sizin paranızla yetiştiririz.” ifadeleriyle izah etmiştir.[5]

Kanun teklifinde bir çok ilginç tartışmayla beraber merbut cetvel başlığı altında verilmiş olan listede eksiklikler bulunduğunu ve ilaveler yapılması gerektiğini teklif edenler de olmuştur. Bunlar arasında Giresun Milletvekili Hakkı Tarık Bey “481 numaralı kanunla[6] Meclis–i Ali Muş Mutasarrıfı Servet Beyin de Ermeni komiteleri tarafından mağdur olduğunu kabul ve hizmeti ve hizmeti vataniyesini takdir etmiştir” şeklinde bilgi verdikten sonra “Birinci maddeye merbut cetvelde Servet Bey ailesinin de kayıt ve ilavesini teklif ve rica ederim” şeklindeki takririyle bir ilave teklifinde bulunmuştur.[7] Benzer bir diğer takrir de Aksaray Milletvekili Neşet Bey’den gelmiştir. O da verdiği takrirde “Tehcir meselesinden dolayı Kürt Mustafa'nın riyaset ettiği Divan-ı Harp kararıyla idam edilenlerin esamisini muharrer cetvelde Erzincanlı Hafız Abdullah Efendinin ismi sehven unutulmuş olduğundan bu ismin dercini teklif ve rica ederim”[8] şeklinde Erzincanlı Hafız Abdullah Efendi’nin listeye dahil edilmesini isteyerek bu mahkemenin verdiği cezanın da adaletsiz bir ceza olduğunu ima etmiştir.[9]

Divan-ı harp mahkemesi için daha açık ifadeler kullanan Erzincan Milletvekili Abdulhak Bey verdiği uzunca takrirde maddeler halinde sıraladığı gerekçelerden birinci sırada bu mahkeme ile ilgili yorumunu ortaya koymuş ve “Ermeni komiteleri tarafından şehit edilen veya bu uğurda suveri muhtelifede duçarı gadrolan ricalin efradı ailesinin mecmuuna emlak ve arazi ve nakden tazminat itası hakkındaki kanunun birinci maddesine merbut... Nemrut Mustafa Divanı Harbi Örfi kararı meşumuyla aynı meselden dolayı salben idam edilmiş olan ve muvazenei umumiye kanununa merbut (s) cetvelinde muharrer zatı mümaileyhin aileleriyle birlikte ismi muharrer Erzincanlı şehit Hafız Abdullah Efendi ailesinin de ithali”ni istemiştir.[10]

Burada en çok dikkati çeken husus Tehcir meselesi sebebiyle (İngilizlere yaranmak için) kurulmuş olan divan-ı harp mahkemelerinin başında bulunanlara “Nemrut”[11] isminin takılmasıdır. Ayrıca “Divan-ı Harb örfi kararı meşumuyla[12] aynı meseleden dolayı salben(haksız yere) idam edilmiş olan”[13] şeklindeki ifadelerden de anlaşılacağı üzere divan-ı harb kararından da şikayet söz konusudur. Türk milletine olan zararı ifade edilmeye çalışılmıştır. Bu mahkemeler tarafından idam edilen yöneticilerin hepsi de şehit olarak kabul edilmişlerdir.[14]

Kanun teklifi Meclis’te görüşülürken teklifle beraber verilmiş olan isim listesinin genişletilmesi isteği görüşmeler sırasında bir çok kişi tarafından da defalarca dile getirilmiştir. Bu listenin genişletilmesi ile ilgili teklif verenlerden bir tanesi de Erzincan Milletvekili Abdulhak Bey’dir. Buna gerekçe olarak da  “...çünkü bu muhterem şehitlerimizden bir kısmının mevaları ihrak veya tahrip edilmiş ve bu aileler meyanında canını kurtarmış fakat mühim azasından mahrum ve malul kalmış olanlar da vardır. Nitekim istirdadı müteakip Ermeni komitelerinin gard ve mezalimine ait neşredilmiş olan kitaplarda isimleri ve resimleri mevcut olan ailelerden biri de Erzincan’da Hacı Müştak Efendi ile valide ve çocuklarıdır... mukaddes vazifesini ve ordusunu bırakmayan fedakar vatanperverlerimizden istirdadı müteakip evini ve ailesi efradını bulamayıp büyük bir azap ve fecaat karşısında kalan, kalmış olanlar da mevcuttur.” şeklinde bir açıklık getirmiş ve listenin genişletilmesi için bir madde ilavesi olarak da “ricalden (ve istila görmüş mahallerde Ermeni komiteleri tarafından şehit edilip hüviyetleri suveri subutiyei kâfiye ile heyeti vekilece tahakkuk edecek zevattan her birinin)”[15] şeklinde Ermenilerce istila görmüş mahallerde Ermeni komiteleri tarafından şehit edilenlerin hükümetçe tespit edilerek genişletilmesini istemiştir. 

Meclis’teki görüşmelerde listenin oluşması için verilen teklifler de tartışma konusu olmuş, bazen ilave teklifi yapılan isimlere karşı çıkılmış, sadece oylama yoluyla listeye ilavesi kabul edilenler listeye dahil edilmiştir. Bununla ilgili ilginç bir tartışma Muş Milletvekili İlyas Sami Bey ile Gümüşhane Milletvekili Fehmi Bey arasında geçmiştir. Giresun Milletvekili Hakkı Tarık Bey, Muş Mutasarrıfı Servet Bey ve ailesinin de listeye dahil edilmesini ister.[16] Gümüşhane Milletvekili Fehmi Bey, Servet Bey’in şehit olmadığını hastalıktan öldüğünü ima etmesi üzerine[17]  Muş Milletvekili İlyas Sami Bey söz alarak “... Servet Bey merhum bu civar Ermeni komiteleri yüzünden hakikaten mağdur olarak vefat etmiş, şehit olmuştur. Geçen meclisin de kararı vardır. Merhumun bu hizmetini kabul ederek hidematı vataniye tertibinden efradı ailesine maaş tahsis edilmiştir. Binaenaleyh bu kafileden ayrılması doğru değildir”[18] şeklinde bir izahatta bulunmuştur. Bundan sonra oylamaya geçilmiş ve listeye ilavesi kabul edilerek karara bağlanmıştır.

Kanun teklifinden itibaren Meclis’teki tartışmalarda dikkat çeken hususlardan bir tanesi de burada gayrimenkul verilecek ailelerin tespitinde oldukça hassas davranılmasıdır. Erzincan Milletvekili Abdulhak Bey’in özellikle bölgede Ermeni zulmüne uğramış çok ailenin bulunması sebebiyle “umuma tesmil”  maddesini teklif etmiş fakat Meclis bu teklifi reddetmiştir.[19] Teklif başta “Emvali Milliyeden” ödenmesi şekliyle çıkmış fakat Meclis bunu da “Firari Ermeniler Emvali Metrukesinden” şeklinde bir kararla bu suçların işlenmesinde rolü olan birçok kaçak Ermeni’nin geride bıraktığı, yıllar geçmesine rağmen sahipleri çıkmadığı için “Ermeni Emvâl-i Metrûkesinden Bulunması Hasabiyle Maliye Vekâlet-i Celilesince Evkaf İdaresine Devir Olunan”[20] mallardan ödenmesi kararına bağlanmıştır. Burada tehcir edilen veya kalan Anadolu'da yaşayan ibareleri yerine, üzerine basılarak söylenen “Firar-i Ermenilerin” mallarından olması da ayrıca dikkate değer bir husustur. Tehcir edilen Ermenilerin mallarına dokunulmamıştır. Ayrıca geri dönerek sahip çıkanların mallarına da dokunulmamıştır.[21]

Kanunun çıkışından sonra da uygulamalar sırasında dikkatli davranılmış ve kanun gereği yirmi bin liralık bir gayrimenkul verilmeye gayret edilmiştir. Her hak sahibine verilecek gayrimenkul teker teker tetkik edilmiş ve kıymet komisyonu tarafından değerlendirme yapılmıştır. Hak sahipleri olan “hin-i vefatında nafakasıyla mükellef bulunduğu” kişiler tespit edilerek onlar adına temlik yapılmıştır. Tespit edilen değeri yirmi bin lira veya bu miktarın altında olan mülklerde bir problem olmadan temlik yapılmıştır.[22] Fakat bazı ailelerin talep ettiği bina ve araziler yirmi bin liradan fazla olunca, bunlar için de bir kararname çıkarılarak çare aranmıştır. Eğer takdir edilen kıymet yirmi bin liradan fazlaysa aradaki farkı ödeyerek o mülke sahip olmak mümkün olmamış çünkü “Müzayede ve İhale Kanunu” gereğince müzayede yapılmadan temlik yapılamamıştır. Müzayede durumunda hak sahipler de müzayedeye katılır ve eğer kendilerinde kalırsa, yirmi bin liradan fazla olan kısmı bir defada olmak üzere nakden ödenerek işlem yapılması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca üç şehit ailesi birleşerek her bir ailenin yirmi bin liradan toplam altmış bin liralık bir gayri menkule talip olabilecekleri de ifade edilmiştir.[23] Yirmi bin liralık bir emlak bulunamadığı takdirde bir çözüm olarak da Urfa Mutassarıfı Nusret Bey’in ailesine de elli bin liralık bir emlakın yirmi bin liraya tekabül eden hissesi verilerek çözüm üretilmeye çalışılmıştır.[24]

Muş Mutassarıfı Servet Bey ile Trabzon Valisi Cemal Azmi Bey’in ailelerine de yirmi bin liralık bir emlak bulunamayınca, yirmi bin liradan fazla olan kısmı nakden bir defada ödenmek şartıyla emlak sahibi olabilecekleri belirtilmiştir.[25] Bu da bize hiçbir şekilde yirmi bin liradan fazla değerde olan emlakın verilmediğini göstermektedir. Bu şekilde emlak verilmesi için kanun yayınlandıktan sonra kanun metninde isimleri listede yer almayan fakat aynı kaderi paylaşmış olan kişilerin varislerince yapılan müracaatlar kabul edilmemiştir. Yunanlıların Edirne bölgesini tahliyesi sırasında Ermeni çeteciler tarafından Anadolu Hükümeti’ne hizmet ettiğinden dolayı şehit edildiği anlaşılan Bilecik Belediye Tabibi Cafer Efendi’nin oğlu Mahmut Ferit Efendi’nin müracaatı üzerine konu hükümetçe görüşülmüş, listede ismi bulunmadığı için yeni bir kanun gerektiği, fakat bunun da yapılmayacağına karar verilmiştir.[26]

Bu mülkleri alan varisler haricinde başkaca birinin daha sonra gelerek hak iddia edemeyeceği Boğazlayan Kaymakamı M. Kemal Bey’in annesinin vermiş olduğu bir dilekçeden anlaşılmaktadır. Boğazlayan Kaymakamı M. Kemal Bey’in annesi Nafia Hanım Cumhurbaşkanı Atatürk’e bir mektup yazarak milletin oğlunun ailesine bağışladığı mal ve mülkten on para istemediğini mallarının da Yunanlıların elinde kaldığı ve gayri mübadil olduklarından dolayı da ellerine geçen parayla borçlarını dahi ödeyemediklerini belirterek, kocası da ölünce sefalete düştüğü için borçlarını ödeyebilmek için yardım talebinde bulunmuştur. Fakat verilen cevapta verilen emlakten böyle bir pay almasının kanun gereğince mümkün olmadığı belirtilmiş ve başkaca bir yardım çaresinin aranması için gerekli yerlere yazılar yazılmıştır.[27]

Sonuç olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi bu kanunu çıkararak Ermeni komiteleri tarafından görevleri gereği hedef olarak seçilen veya düzmece mahkemelerde yargılanarak idam olunan tek suçları devlete hizmet için çabalamak olan yetkililerin geride bıraktıklarının yanında olduğunu göstermiştir.[28] İdam edilmeyen ancak yakalanacağını anlayınca intihar eden Dr. Reşit Bey de bu yetkililerden biridir.[29] Suç işleyerek firar eden Ermenilerin mallarından bir kısmını bunlara veren bir karar çıkaran Meclis, şehitlerin bu cezaları hak etmediklerini, mahkeme kararlarının düzmece olduğunu ve esas suçluların Ermeni komiteleri olduğunu göstermiştir. Ayrıca kanun düzenli bir şekilde uygulanarak genele şamil edilmemiş ve amacın mal dağıtmak olmadığı da gösterilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti bu şehitlerine sahip çıkarak Ermeni çeteleri ve taraftarlarına da adeta bir gözdağı vermiştir. Ayrıca sözde soykırım iddialarının düzmece olduğu ve suçlu görülerek idam edilen veya suikaste kurban edilenlerin de bu konuda bir suçları olmadığı bir meclis kararı olarak teyit edilmiştir.


[1] Tehcir olayı ile ilgili olarak bkz. Yusuf Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler (1914–1918), (Ankara: 2001), Azmi Süslü, Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı, (Ankara: 1990), Nejat Göyünç; ‘Türk–Ermeni İlişkileri Ve Ermeni Soykırımı İddiaları’, Ermeni Sorunu ve Bursa Ermenileri, (Bursa: 2000), Necdet Bilgi, Ermeni Tehciri ve Boğazlayan Kaymakamı M. Kemal Bey’in Yargılanması, (Ankara: 1999)
[2]  Adı geçen kanun için bkz. TBMM Kavanin Mecmuası, Cilt 4, (ikinci basılış), Ankara, 1941, s.  940.
[3] Teklife imza atan milletvekillerinin listesi için bkz., “Ermeniler Tarafından Şehid Edilen Türk Rüesayı Siyasiyesinin Eytamına Ermeni Emvali Metrukesinden Mesken Temliki Hakkında Denizli Mebusu Haydar Rüştü Bey Ve Rüfekasının Teklifi Kanunisi”,  TBMM: Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, Sıra No: 193, s. 133.
[4] “Ermeni Suikast Komiteleri Tarafından Şehit Edilen Ricalin Aile ve Evlatlarına Emlak ve Arazi veya Nakden Tazminat İtası Hakkında Baş Vekâletten Gelen , (1/799) Numaralı Kanun Layihasiyle Denizli Mebusu Haydar Rüştü Bey’in (2/511) Numaralı Teklifi Kanunisi ve Kavanini Maliye ve Muvazenei Maliye Encümenleri Mazbataları”, TBMM: Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, Sıra No: 193, s. 132.
[5] Sinop Milletvekili Recep Zühdü Bey’in 29 Mayıs 1926 tarihli konuşması için bkz. TBMM Zabıt Ceridesi,  Devre II, Cilt 25, s. 602.
[6] 481 Numaralı Kanun; Savaş döneminde zarar gören ve şehit edilenlerin ailelerine aylık bağlanması para yardımı yapılması ile ilgilidir. TBMM Zabıt Ceridesi,  Devre II, Cilt 8, s. 632.
[7] Giresun Milletvekili Hakkı Tarık Bey’in 29 Mayıs 1926 tarihli konuşması için bkz. TBMM. Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, s. 603.
[8] Aksaray Milletvekili Neşet Bey’in 29 Mayıs 1926 tarihli konuşması için bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, s. 603.
[9] Erzincanlı Hafız Abdullah Efendinin eşi ve çocukları için 481 numaralı kanun görüşmeleri sırasında haksız yere idam edildiği belirtilerek şehit aylığı bağlanması istenmiştir. Bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, s.  657.
[10] Erzincan Milletvekili Abdulhak Bey’in 29 Mayıs 1926 tarihli konuşması için bkz. TBMM Zabıt Ceridesi,  Devre II, Cilt 25, S. 604.
[11] Nemrut Babil’in kurucusu olarak bilinen hükümdardır. M.Ö. 2640’da Hz. İbrahim’i ateşe attırmıştır. Türkçe’de zalim anlamında kullanılır.
[12] Meşum, uğursuz anlamında kullanılmıştır.
[13] Erzincan Milletvekili Abdulhak Bey’in 29 Mayıs 1926 tarihli konuşması için bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, s. 604.
[14]  Mondros Mütarekesi’nin imzalanışından sonra işgal kuvvetlerinden de cesaret alan Ermeni dernek ve yöneticileri Damat Ferit Hükümeti’nin de gayri milli tavrından istifade ederek mahkemelerde şahitlik yapmaları için gazetelere (29 Nisan 1920 tarihli Serbesti Gazetesi gibi) ilanlar vererek ısmarlama şahitler aramıştır. Mahkemelere baskı yapılması sonucunda mahkeme başkanı Hayret Paşa çekilerek yerine Nemrut lakaplı Mustafa Paşa tayin edilmiştir. Alper Gazigiray, Ermeni Terörünün Kaynakları, (İstanbul: 1982), s. 517, Tekin Eral, ‘Milli Şehit Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’, Türk Dünyası Tarih Dergisi, Sayı 17, 1988, s. 45.
[15] Erzincan Milletvekili Abdulhak Bey’in 29 Mayıs 1926 tarihli konuşması için bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, s. 604.
[16] Giresun Milletvekili Hakkı Tarık Bey’in 29 Mayıs 1926 tarihli konuşması için bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, s. 603.
[17] Gümüşhane Milletvekili Hasan Fehmi Bey’in 29 Mayıs 1926 tarihli konuşması için bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, s. 605.
[18]  Muş Milletvekili İlyas Sami Bey’in 29 Mayıs 1926 tarihli konuşması için bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, s. 605.
[19] Meclis Kararı için bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, s. 604. Kanunun kabul edildiği vaki ilavelerle beraber listede şu isimler bulunmaktadır: Talat Paşa, Cemal Paşa, Cemal Azmi Bey, Bahattin Şakir Bey, Cemal Paşanın Yaveri Süreyya Bey, Cemal Paşanın Yaveri Nusret Bey, Sait Halim Paşa, Muş Mutasarrıfı Servet Bey, Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey,  muhakemesinin hini cereyanında firar ve intihar eden Doktor Reşit Bey ve Erzincanlı Hafız Abdullah Bey.
[20] İfade için bkz.T. C. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 01. 030. 18.01 / 02. 7. 12, Tarih: 02.02. 1927,  Sayı: 4710.
[21] Tehcir edilenlerin bir kısmı Mondros Mütarekesi’nden sonra İstanbul Hükümetince çıkarılan “Geri Dönüş Kararnamesi”yle veya işgal kuvvetleri ile beraber geri gelerek terör estirmişler, fakat bunlar işgal kuvvetlerinin geri çekilmesiyle amaçlarına ulaşamayacaklarını anlayınca yaptıkları vahşetten korkarak kaçıp gitmek zorunda kalmışlardır. Olaylara karışmayarak kalmak isteyenlere de dokunulmamıştır. 31 Aralık 1918 tarihli Geri Dönüş Kararnamesinin metni için bkz T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Babıali Evrak Odası, Nr. 341055 (belgeden yayınlayan Yusuf Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler (1914–1918), (Ankara: 2001), s. 82).
[22] Boğazlayan Kaymakamı Şehit Kemal’in varisleri olan eşi Hatice Hanım, kızları Müzehher ve Müşerref Hanımlarla oğlu Adnan Bey’e yirmi bin lira değerinde bir gayrimenkul tespiti yapılarak temlik edilmiştir. Kemal Beyin annesi ile babasının isimleri de ilk teklif edilen listede bulunduğu halde Veraset Kanunu gereğince sadece eşine ve çocuklarına temlik yapılmıştır. T.C. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 01. 030. 18.01 / 02. 7. 12, Tarih: 02.02. 1927,  Sayı: 4710.
[23] Karar için bkz. T.C. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 01 / 023. 24. 8 , Tarih: 05. 03. 1927, Sayı: 4846
[24] Urfa Mutassarıfı Nusret Bey’in varisleri olan eşi Hayriye Hanım ile oğulları Tarık, Mazlum ve Nasuhi Beylere hisseli bir emlak verilmiştir. Bkz, T.C. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030.18. 01 /027. 70. 3 Tarih: 25. 12. 1927, Sayı: 5973 
[25] Bkz. T.C. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 11 / 25. 35. 4 (1), Tarih: 15. 06. 1927, Sayı: 533
[26] Bkz. T.C. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 01. /027. 79. 15. Tarih: 08. 02. 1928, Sayı: 6160
[27] Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. T.C. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 11. /23. 7. 12(2). Tarih: 02. 02. 1927, Sayı: 4710 ve ekleri 137-75 ; T.C. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 011 / 23. 7. 18(1)., Tarih: 13. 02. 1927, Sayı: 4716
[28] Amerika ve Avrupa Devletlerinin çok ısrarlı aramalarına ve araştırmalarına rağmen kendileri işgal yıllarında ellerinde bulunan Osmanlı Arşivi dahil olmak üzere Paris, Washington ve Londra arşivlerinde de şuç teşkil edecek bir delil bulunamamış fakat Ermeni Patriği ve İngiliz Yüksek Komiserinin verdiği listelerle suçlu avına çıkılmıştır. Azmi Süslü, Fahrettin Kırzıoğlu, Refet Yinanç, Yusuf Halaçoğlu,  Türk Tarihinde Ermeniler, (Ankara: 1995), s. 230 ve Bilal Şimşir, The Deportees of Malta and the Armenian Question, (Ankara: 1984).
[29] Dr. Reşit Bey tutuklandığı yerden arkadaşlarınca kaçırılır fakat Ermeni komiteleri ve kolluk kuvvetlerince aranır. Tekrar yakalanacağını anlayınca yapılan zulmü protesto edercesine yakalanmamak için intihar eder. Yakalanacağını anladığı takdirde intihar edeceğini yazdığı mektuplarda da belirtmiştir.

 

 ----------------------
* Fırat Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Elazığ -
- ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 6, Yaz 2002
            Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar