| | Bu incelememizde 2004 yýlý Þubat-Mayýs aylarýnda Türkiye-Ermenistan iliþkileriyle Ermeni sorunu hakkýndaki baþlýca geliþmeler ele alýnmaktadýr.
Bu dönemde iki ülke arasýnda üzerinde en fazla durulan konu kara sýnýrýnýn açýlmasý olmuþtur. Ermeni soykýrýmý iddialarýna iliþkin olarak da, baþta Kanada Parlamentosunun bunlarý benimsemesi olmak üzere, bazý önemli geliþmeler görülmüþtür. Ayný dönemde Türkiye’de Ermeni Araþtýrmalarý II. Kongresi yapýlmýþ ve “Ermeniler: Sürgün ve Göç baþlýklý kitap yayýnlanmýþtýr.
I - Kara Sýnýrýnýn Açýlmasý ve Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan Ýliþkileri
Baþbakan Erdoðan’ýn ABD ziyaretinden sonra Azerbaycan’da Türkiye’nin Ermenistan ile olan kara sýnýrýný açabileceði hakkýnda bir kaný yerleþmeye baþladýðý görülmüþtür. Azeri kaynaklarýna göre bu kanýnýn nedeni Baþbakan Erdoðan’ýn ABD’de, New York’taki Türkiye’deki sözleridir. Daha önce de belirttiðimiz üzere Baþbakan burada Ermenistan ile olan sýnýrýn açýlmasý için o bölge kentlerinden yoðun talepler geldiðine deðinerek Türkiye’nin uzattýðý dostluk elinin karþýlýksýz kalmamasý halinde sýnýrýn açýlabileceði imâsýnda bulunmuþtu.[1]
ABD’deki Azeriler bu sözleri protesto eden mektuplar göndermiþler, Azerbaycan basýnýnda da bu konuda Türkiye’yi eleþtiren yazýlar çýkmýþ[2] ve bu arada Baþbakanýn Amerikan Hükümeti ve Ermeni Diasporasý tarafýndan sýnýrýn açýlmasýný konusunda taviz vermeye zorlandýðýna dair yorumlar da yapýlmýþtýr.[3]
Baþkan Ýlham Aliyev bu konuda kendisine sorulan bir soruya þu yanýtý vermiþtir: “Tahminlerde bulunmak istemiyorum. Baþbakan iken Ankara’ya yaptýðým ziyaret sýrasýnda bu konuyu Baþbakan Erdoðan ile görüþtüm. Baþbakan ve Dýþiþleri Bakaný Karabað sorunu çözümlenmeden Türkiye’nin Ermenistan ile olan sýnýrýný açmayacaðýna dair bana güvence verdiler. Bu benim için yeterlidir. Bunu duyduðuma göre baþka bir açýklamaya ihtiyacým yoktur. Ancak, Avrupa Birliði ve dünyada ciddi nüfuz sahibi bazý ülkeler, sýnýrý açmasýný saðlamak için Türkiye’ye büyük baský yapmaktadýrlar. Ýlgili taraflarla yapýlan toplantýlarda, Türkiye Ermenistan ile olan sýnýrýný açarsa Karabað sorunun çözümünün imkânsýz olacaðýný bir çok kez söyledik. Çünkü (bu taktirde) Azerbaycan önemli bir aracý kaybetmiþ olacak ve sonra barýþ görüþmeleri de akamete uðrayacaktýr. Bu durum görüþmeleri durduracak ve hoþ olmayan sonuçlar doðuracaktýr. Bu nedenle ilgili taraflar, sorunun barýþçý bir çözümünü istiyorlarsa, Türkiye’ye baský yapmamalýdýr. Türkiye büyük ve güçlü bir devlettir. Türkiye’nin bu baskýlara karþý koyacaðýna inanýyorum.”[4]
Ýlham Aliyev 14 Nisan’da Türkiye’ye yaptýðý resmi ziyaretin arifesinde bir Türk gazetecinin kendisine yönelttiði “Türkiye bu kapýyý (sýnýr kapýsýný) açarsa ne olur ?” sorusuna þu yanýtý vermiþtir: “Tabii Türkiye Azerbaycan iliþkilerine darbe vurur. Cumhurbaþkanýmýz Haydar Aliev defalarca þunu söylemiþtir: ‘Biz bir millet, iki devletiz’. O nedenle böyle bir þeyin olacaðýna ihtimal vermiyorum. Ayrýca Ermenilerin sadece bizim topraðýmýzla ilgili iddialarý yok. Türkiye ile ilgili iddialarý da var. Ekonomik iliþkiler iyidir ama tarih de var. Tarihi de dikkate almak gerekir. Böyle bir þeyin gerçekleþmesi Azeri halkýnda derin teessür yaratýr.”[5]
Ýlham Aliev’in sözlerinin önemli noktalarý þu þekilde belirlenebilir:
Azerbaycan Devlet Baþkaný sýnýrýn açýlmayacaðýna dair Türk yetkililerce kendisine verilen güvenceye inanmaktadýr.
Türk sýnýrýnýn kapalý kalmasýnýn Ermenistan’a karþý bir koz (araç) olduðu düþüncesindedir. Bu kozu kaybederse (Minsk Grubu aracýlýðýyla yapýlan) görüþmelere devam etmeyecektir.
Bazý ülkeler sýnýrýn açýlmasý için Türkiye’ye baský yapýlmamalýdýr. Türkiye baskýlara karþý koyacak güçtedir.
Sýnýr açýldýðý taktirde Türkiye-Azerbaycan iliþkileri bozulacaktýr.
Görüldüðü üzere Azerbaycan Devlet Baþkaný sýnýrýn açýlmasýný Ermenilerle müzakerelerin kesilmesine ve Türkiye ile iliþkileri bozulmasýna neden olabilecek derecede önemli bir olay olarak görmektedir. Gerçekten de Türkiye ile olan sýnýr kapýlarý açýldýðý taktirde Ermenistan’ýn Azerbaycan ile olan sorunlarýný çözümü için artýk acele etmemesi ve bunlarý zamana býrakmasý olasýdýr. Bu ise Karabað ve diðer Azeri topraklarýnýn iþgalinin devam edeceði anlamýna geldiði için Azerbaycan Hükümetince kabul edilmez bir durum yaratacaktýr.
Diðer yandan sýnýrýn, herhangi bir karþýlýðý olmadan, açýlmasýnýn sadece Azerbaycan’ýn deðil Türkiye’nin de aleyhine olacaðý görülmektedir. Türkiye-Ermenistan iliþkilerinin normale hale gelebilmesi için sýnýrýn açýlmasý ve diplomatik iliþki kurulmasý yeterlidir. Ermenilerin sýnýrýn açýlmasýný saðladýktan sonra, soykýrýmý iddialarýndan vazgeçilmesi, toprak bütünlüðünün tanýnmasý, Karabað ve diðer Azeri topraklarýn iþgaline son verilmesi gibi Türk talepleri ile uðraþmaktansa diplomatik iliþki üzerinde durmamayý tercik etmeleri mümkündür. Diðer bir deyimle sýnýrýn, herhangi bir karþýlýk olmadan, açýlmasý Türkiye’nin Ermenistan’dan olan taleplerinin fiilen gündemden çýkmasý sonucunu verebilir.
Ýlham Aliev’in Türkiye ziyaretinden önce Azerbaycan’da Türkiye’nin Ermenistan ile olan sýnýrýn açmasýna karþý hareketler yoðunlaþarak devam etmiþtir. Bu cümleden olarak bazý Azeri gazeteciler Iðdýr’a gelmiþ ve sýnýrýn açýlmasý aleyhinde gösteriler yapmýþlardýr.[6] Azeri gazeteciler Ankara’ya da geçerek Kýzýlay meydanýnda, Türkiye’de Azerilerin ve bazý Türk vatandaþlarýnýn katýldýðý bir miting düzenlemiþlerdir.[7] Bu arada bazý Azerbaycan milletvekilleri de sýnýrýn açýlmasý aleyhinde, bazen Türkiye’yi de eleþtiren beyanlar vermiþlerdir.[8] Azerbaycan Meclis Baþkaný Murtuz Alaskerov da Türkiye sýnýrý açtýðý taktirde sadece Türkiye-Azerbaycan dostluðuna deðil tüm Türk dünyasýna bir darbe indireceðini söylemiþtir.[9] Bu beyan ve eylemler sýnýrýn açýlmamasý için Türkiye’ye baský yapmayý amaçlayan, önceden planlanmýþ bir çeþit kampanya mevcut olduðunu düþündürmüþtür.
Ýlham Aliev’in yukarýda deðindiðimiz sözleri hakkýnda Ermenistan Dýþiþleri Bakanlýðý’nca yapýlan bir açýklamada, Türkiye’nin Ermenistan’a uyguladýðý ambargoyu kaldýrmasýnýn Karabað sorununun çözümünü kolaylaþtýracaðý ve “Türkiye Azerbaycan’ý kayýran tek yanlý politikasýndan vazgeçerse bölgemizdeki siyasi ve ekonomik geliþmelerin gerçekten önemli bir unsuru olabileceði” belirtilmiþtir.[10]
Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Oskanyan Aliev’n yukarýda deðindiðimiz beyaný hakkýnda Türkiye-Ermenistan sýnýrýnýn açýlmasýnýn sadece bölgesel iþbirliðini kolaylaþtýrmakla kalmayýp ayný zamanda Karabað Sorunu’nun çözümüne olumlu bir katkýda bulunacaðýný söylemiþ ve Azerbaycan gibi küçük bir ülkenin Türkiye’yi bir araç olarak kullanmaya çalýþmasýnýn düþünülecek bir yaný olduðunu ifade etmiþtir.[11] Oskanyan ayrýca Azerbaycan’ýn sýnýrýn açýlmasý konusuna geleceðe dönük geliþmeler acýsýndan deðil, iç politika bakýmýndan yaklaþtýðýný da ileri sürmüþtür.[12]
O sýralarda Ermenistan’ý ziyaret etmekte olan Amerikan Dýþiþleri Bakan Yardýmcýsý Richard Armitage ise “Bana öyle geliyor ki Ermenistan ile Türkiye arasýndaki sýnýrýn açýlmasý kýsa zamanda ve etkili bir þekilde iki taraf halkýna da yarar saðlayacaktýr” demiþ, bu konuyu Türkiye ile görüþtükleri, þu anda (26 Mart) Türkiye’nin Kuzey Irak ve Kýbrýs sorunuyla meþgul olduðunu ve daha sonra sýnýrýn açýlmasý konusunun ele alýnacaðýný umduðunu belirtmiþtir.[13]
Türkiye’ye gelince Ýlham Aliev’in sözlerine üst düzeyde tepki gösterilmemiþtir. Bunda Azerbaycan Devlet Baþkanýna cevap vermenin yararlý olmayacaðý düþüncesi bulunsa gerektir. Diðer yandan Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül, 9–10 Ocak 2004 tarihlerinde Azerbaycan’a yaptýðý ve baþlýca amacýnýn Azerbaycan’daki endiþeleri gidermek olduðu anlaþýlan ziyaret sýrasýnda Türkiye’nin tutumunu yeterince açýkladýðýndan bu konunun üzerine gidilmesine gerek olmadýðý da düþünülmüþ olabilir. Hatýrlanacaðý üzere Gül, ziyareti sýrasýnda þimdilik sýnýrýn açýlmasýnýn sözkonusu olmadýðýný ve Türkiye’nin üçlü bir toplantý düzenlemeye çalýþtýðýný beyan etmiþti.[14]
Azerbaycan’da sýnýrýn açýlmasý konusunda ortaya çýkan hoþnutsuzluðun devam etmesi karþýsýnda Türk yetkilileri de bu konuda konuþmak gereðini duymuþlardýr. Baku’deki Türk Büyükelçisi Ünal Çeviköz, Ermenistan Türkiye ve Azerbaycan’dan toprak talep etmekten vazgeçmedikçe Türkiye-Ermenistan iliþkilerin normal duruma gelemeyeceðini ifade etmiþtir.[15] O sýrada Azerbaycan’ý ziyaret etmekte olan Devlet Bakaný Beþir Atalay’ýn Azerbaycan muvafakat etmedikçe Türkiye’nin Ermenistan ile olan sýnýrýný açmayacaðýna söylemiþtir.[16] Dýþiþleri Bakaný Gül de Baþkan Ýlham Aliev’in Türkiye ziyareti sýrasýnda Azerbaycan televizyonuna bir mülakat vererek Azerbaycan’daki protestolardan haberdar olduðunu, Türkiye’nin resmi tutumunun, Ermenistan Karabað Sorunu’nda uzlaþmaya varmaya razý olmadýðý, iþgal altýndaki topraklardan askerlerini çekmediði ve Ermeni lobisi sözde Ermeni soykýrýmý iddialarýný ileri sürmekten vazgeçmediði sürece Türkiye’nin Ermenistan ile olan sýnýrýný açmamak olduðunu söylemiþtir. Bakan Gül, ayrýca, bu tutumu Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Vardan Oskanyan’a da bir görüþmeleri sýrasýnda bildirdiðini, gelecek toplantýlarýnda da bu tutumu ifade edeceðini ifade etmiþtir.[17]
Yukarýdaki beyanlara göre sýnýrýn açýlmasý konusunda ilgili devletlerin tutumu þu þekilde özetlenebilir:
Ermenistan ve ABD sýnýrlarýn, herhangi bir koþula baðlanmadan açýlmasýndan yanadýr. Azerbaycan ise sýnýrlarýn açýlmasýna tamamen karþýdýr. Türkiye’nin tutumu da esas itibariyle aynýdýr. Ancak, Abdullah Gül’ün yukarýda deðindiðimiz beyanýndan da anlaþýlacaðý üzere Türkiye, bazý koþullarýn gerçekleþmesi halinde, sýnýrlarýn açýlmasýna razý olabilecektir. Ne var ki Ermenistan þu safhada bu koþullarý kabule hazýr görülmemektedir.
Baþkan Ýlham Aliyev’ýn Türkiye ziyareti baþarýlý geçmiþtir. Sýnýrlarýn açýlmasý konusunun bu ziyarete gölge düþürmediði anlaþýlmaktadýr. Taraflar Karabað ve diðer sorunlarýn çözümünde
“kademeli yaklaþým” formülünü benimsemiþlerdir. Bu konuda Cumhurbaþkaný Ahmet Necdet Sezer, Ýlham Aliev ile beraber yaptýðý basýn toplantýsýnda iki ülkeyi ilgilendiren bölgesel konularý ele aldýklarýný ifadeden sonra þunlarý söylemiþtir: “Bu çerçevede, yukarý Karabað baþta olmak üzere, Güney Kafkasya bölgesinde Azeri kardeþlerimize büyük acýlar çektiren sorunlarýn barýþçý yollardan çözümlenebilmesi için, kademeli bir yaklaþým çerçevesinde elimizden gelen her çabayý harcamaya hazýr olduðumuzu Azeri kardeþlerimize bir kez daha vurgulama olanaðýný bulduk.”[18]
Kademeli yaklaþýmdan ne kastedildiði hakkýnda bir açýklama yapýlmamýþtýr. Bu deyimin sorunlarýn, bir bütün halinde ve ayný zamanda çözümlenmesi deðil, bunlarý kademelere ayýrarak, her kademenin karþýlýklý atýlacak adýmlarla aþýlmasý gibi bir metodu ifade etmesi olasýdýr. Diðer yandan kademelerin neler olduðu hususunda da bilgi yoktur. Ancak, mesela, daha önce basýnda yer aldýðý gibi, Ermenistan’ýn Karabað haricinde iþgal ettiði Azerbaycan topraklarýndan çekilmesi karþýlýðýnda demiryolu seferlerine baþlanmasý bir kademe oluþturabilir. Bu çerçevede Türkiye’nin kara sýnýrýný açmasý da bir kademe olabilir.
Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül, Ýlham Aliyev’in ziyaretinden sonra Anadolu Ajansý’na verdiði bir mülakatta Türkiye’nin Ermenistan ile olan sýnýrýný açmasýnýn sözkonusu olmadýðýný tekrar etmiþ ve Türkiye’nin Ermenistan ve Azerbaycan’la Karabað Sorunu’nun çözümü için görüþmeler yaptýðýný, gelecek aylarda ayný konuda üçlü görüþmeler yapýlmasýný düþündüklerini ve Türkiye’nin bir katalizör rolü oynamayý denediðini de söylemiþtir.[19]
Ermenistan Dýþiþleri Bakaný Oskanyan ise üçlü görüþmelere karþý olmadýklarýný, benzer görüþmelerin daha önce de yapýldýðýný ve bölge sorunlarýnýn tartýþýldýðýný hatýrlattýktan sonra Türkiye’nin Karabað Sorunu’ndaki aracýlýðýný (katalizör rolünü) anlamlý bulmadýklarýný, zira Türkiye’nin izlediði siyaset ve bu günkü durum deðerlendirildiðinde, tarafsýz bir aracý rolü oynamasýnýn mümkün bulunmadýðýný söylemiþtir.[20] Diðer bir deyimle Ermeni Bakan Türkiye’nin Azerbaycan görüþlerini benimsediði için aracýlýk yapamayacaðýný ifade etmiþtir.
Oskanyan TRT muhabiri Olcay Kýraç’a Erivan’da verdiði bir mülakatta Ermenistan’ýn Türkiye politikasýný bir kez daha açýklamýþtýr. Ermeni Bakana göre halen iki ülke arasýnda önemli sorunlar olmadýðý bir dönemde bulunulmaktadýr. Bazý tarihi sorunlar mevcut olduðu görmezden gelinemez ise de bunlar bir yana býrakýlarak iki ülke arasýnda normal bir diyaloga giriþilebilir. Ermenistan iki ülke iliþkilerinin normalleþtirilmesi için Türkiye’nin koyduðu koþullarý kaldýrmasýný beklemektedir.[21] Bu ifadeler Ermeni Bakanýn bir yandan Karabað ve diðer Azerbaycan topraklarýnýn iþgaline, Türkiye’ye karþý soykýrým suçlamalarýna ve Türkiye’nin toprak bütünlüðünü tanýmamaya devam ederken diðer yandan Türkiye’nin sýnýrý açmasýný ve Ermenistan ile diplomatik iliþki kurmasýný istediðini göstermektedir. Bu gerçekdýþý politika Türkiye-Ermenistan iliþkilerinde neden ilerleme olmadýðýný yeterince açýklamaktadýr.
Bunun yanýnda Ermenistan Dýþiþleri Bakaný yeni Türk Hükümetinden memnun olmadýklarýný da dile getirmeye baþlamýþtýr.[22] Oskanyan’a göre Türk Hükümeti ilk baþlarda her istediðini yapacaðýný düþünmüþ ancak sonralarý Azerbaycan faktörünü ihmal edemeyeceðini görmüþtür. Bu durum iki ülke dýþiþleri bakanlarýnýn þimdiye kadar yaptýklarý üç toplantýya da yansýmýþtýr. Ýkili iliþkilerin ele alýndýðý birinci toplantý[23] iyi geçmiþtir. Karabað sorunun ortaya atýldýðý ikinci toplantý[24] pek iyi geçmemiþtir. Üçüncü toplantý[25] ise, Karabað Sorunu iliþkilerin normalleþtirilmesi için bir önkoþul haline getirildiðinden, kötü geçmiþtir. Böylelikle, Oskanyan’a göre, Türkiye bir önceki hükümetin (Ecevit Hükümeti) tutumuna geri dönmüþtür.
Ermenistan Hükümetinin Türkiye’ye karþý duyduðu hoþnutsuzluk Devlet Baþkaný Robert Koçeryan’ýn 29 Haziran 2004 tarihinde Ýstanbul’da yapýlacak NATO Zirve Toplantýsý’na katýlmamasýna neden olmuþtur. Bu konuda yapýlan açýklamada Koçeryan’ýn bu kararý “Türk-Ermeni Ýliþkilerinin bugünkü durumu” nedeniyle alýndýðý belirtilmiþtir.[26] Ancak, NATO Zirve toplantýsýnýn Türkiye-Ermenistan iliþkileriyle ilgisi olmadýðýndan ve Ermenistan Devlet Baþkaný, Türkiye ile iliþkilerin bu günden farklý olmadýðý 1999 yýlýnda, Ýstanbul’da AGÝT Zirve toplantýsýna katýldýðýndan Koçeryan’ýn bu jestinin baþka nedenleri olabileceði akla gelmiþtir.
Dýþiþleri Bakaný Abdullah Gül’e göre bu karar iç politika mülahazalarýyla alýnmýþtýr.[27] Koçeryan’ýn istifasýný saðlamak amacýyla Ermenistan’da yaklaþýk iki aydan beri devam eden ve bazý tutuklamalara raðmen önü alýnamayan gösterilerin Ermenistan Devlet Baþkanýnýn durumunu sarstýðý malumdur. Koçeryan Türkiye’ye karþý sert bir jest yapmak suretiyle ülkesindeki aþýrý unsurlarýn sempatisini kazanmak istemiþ olabilir. Bunun yanýnda, Baþkan Putin’in de NATO zirvesine katýlmayacaðý hatýrlandýðýnda, halen Ermenistan’da, baþta ekonomi olmak üzere, hemen her alanda nüfuzu çok artmýþ olan Rusya Federasyonu’ndan gelen bir talebi Koçeryan’ýn yerine getirmekte olduðu da düþünülebilir.
II - Soykýrým Ýddialarýna Ýliþkin Geliþmeler
Ýncelediðimiz dönem içinde Ermeni soykýrýmý iddialarýna iliþkin olarak pek çok geliþme yaþanmýþtýr. Bunlarýn en önemlileri Kanada Parlamentosunun bu sözde soykýrýmý tanýmasý ile bu konuda ABD, Fransa, Avrupa Birliði ve bazý ülkelerdeki geliþmelerdir.
Kanada Parlamentosunun Soykýrým Ýddialarýný Tanýmasý
Kanada’nýn sözde Ermeni soykýrýmýný resmen tanýmasý için bu ülkedeki Ermeni Diasporasý uzun yýllardan beri harcadýðý[28] çabalar sonuçlanmýþ ve Kanada Parlamentosu 21 Nisan 2004 tarihinde þu kararý almýþtýr. “Bu Meclis, 1915 yýlý Ermeni soykýrýmýný tanýr ve insanlýða karþý bir suç olan bu hareketi kýnar.”
Bu önerinin sahibi milletvekili Bayan Madeleine Dalphond-Guiral’dir. Öneriye, Kanada Parlamentosundaki tek Ermeni asýllý milletvekili olan Sarkis Assadourian ile diðer iki milletvekili ortak sunucu olmuþlardýr. Bu kiþilerin ayrý partilere mensup olmasý Parlamentoda bu konuda bir mutabakat bulunduðunun bir karinesi olarak görülmüþ, nitekim görüþmelerde öneri aleyhinde bir, lehinde ise yedi milletvekili söz almýþ ve tasarý 153’de karþý 68 oyla kabul
edilmiþtir.[29]
Kanada Hükümeti, Türkiye ile iliþkileri dikkate alarak tasarýnýn aleyhinde olduðunu açýklamýþtýr. Ancak Baþbakan Paul Martin Hükümet üyelerine aleyhte oy vermelerini isterken, mensubu olduðu Liberal Parti milletvekillerini oylamada serbest býraktýðýndan 75 liberal milletvekili tasarýnýn lehinde oy vererek kabulünü saðlamýþlardýr.[30] Baþbakanýn kendisi ve iki bakan oylamaya katýlmamýþ, bir bakan ise çekimser kalmýþtýr.[31]
Dýþiþleri Bakaný Bill Graham oylamadan önce milletvekillerine gönderdiði bir mektupta Kanada’nýn NATO müttefiki olan Türkiye ile iyi iliþkilere sahip olmasý gerektiðini ve Türkiye ile bir çok alanda iþbirliði yapýldýðýný bildirmiþtir.[32] Basýn haberlerine göre Kanada Ticaret Odasý da tasarýnýn aleyhine çalýþmýþ ve bu arada Kanada þirketleri olan Bombardier Aerospace ve SNC Lavalin’in Ankara metrosunun geniþletilmesi gibi Türkiye’deki bazý ihaleleri baþka þirketlere kaptýrabileceðini vurgulamýþtýr. Ancak, bu siyasi ve ekonomik mülahazalar Kanada milletvekillerinin çoðunluðunu etkilememiþtir.
Dýþiþleri Bill Graham kararýn kabulünden sonra yaptýðý açýklamada “Kanada Hükümetinin 10 Haziran 1999 tarihinde konuya iliþkin tutumunun deðiþmediði ve kabul edilen önergenin hükümeti baðlamadýðýný” bildirmiþtir.[33] Kanada Hükümetinin sözü edilen 1999 tarihli tutumu ise 1915 yýlý olaylarýnýn bir trajedi olmakla beraber bir soykýrým teþkil etmediði þeklindedir.[34]
Türkiye Dýþiþleri Bakanlýðý 22 Nisan 2004 tarihinde yaptýðý bir açýklamada Kanada Federal Parlamentosu’nun, marjinal görüþlerin peþine takýlarak bu kararý kabul etmesinin kýnandýðý, Parlamentolarýn tarihin tartýþmalý dönemlerine iliþkin bir yargýya varma görevleri bulunmadýðýný, bu tür kararlarýn deðiþik kökenli insanlar arasýnda nefret duygularý uyandýrarak toplumsal ahengi bozabileceði, bu kararýn ne Kanada’daki Ermenilere ne de Ermenistan’a bir yarar saðlayacaðý, kararýn getireceði tüm olumsuzluklarýn sorumluluðu Kanadalý siyasetçilere ait olduðu bildirilmiþtir.
Böylelikle Kanada Parlamentosu Hükümetinin muhalefetine ve Türkiye’nin ve Kanada’daki Türklerin þiddetli itirazlarýna raðmen, sýrf ülkedeki Ermeni Diasporasýný tatmin etmek amacýyla bir karar almýþ bulunmaktadýr. Ancak böyle yapmakla da ülkesindeki Ermenileri, Türkiye’nin soykýrým suçu iþlemediðine inanan Kanada’daki Türklere karþý tercih etmiþ olmaktadýr. Bu konuda bir Kanada gazetesi þu hususlarý belirtmiþtir. “Kanada gibi çok uluslu bir ülke, dýþ siyaseti belirli bir yöne doðru çekecek þekilde eski kinlerin ortaya konmasýna izin vermede dikkatli olmalýdýr. Kanada gibi bir ülkede bu bir kere baþlarsa sonu gelmez.”[35]
Kanada Parlamentosu’nun böyle bir kaygýsý olmadýðý anlaþýlmaktadýr. Diðer yandan, konuya hukuki acýdan bakýldýðýnda Parlamentonun böyle bir karar almak için ehliyetli olmadýðý zira, baþka bir kýtada bir asýr kadar önce cereyan etmiþ bir olay hakkýnda yargýya varmak için hiçbir donanýmý bulunmadýðý görülmektedir. Diðer yandan Birleþmiþ Milletlerin 1948 tarihli Soykýrým Suçunun Önlenmesi ve Cezalandýrmasý Sözleþmesi’nin 9. Maddesi’ne göre bir devletin soykýrýma iliþkin sorumluluðunun tespiti Uluslar arasý Adalet Divanýna aittir.
Bu vesileyle sözde Ermeni soykýrýmý hakkýnda Fransa, Ýsviçre ve Kanada’da alýnmýþ kararlarý aralarýndaki benzerlikler açýsýndan incelemekte yarar vardýr.
2001 tarihli Fransýz Parlamentosu’nun kararý þudur: “Fransa 1915 Ermeni soykýrýmýný açýkça tanýr.”[36] Ýsviçre Parlamentosu 2003 yýlý kararýnýn ana bölümü ise “Ýsviçre Milli Konseyi 1915 Ermeni soykýrýmýný tanýr” þeklindedir.[37] Kanada Parlamentosu ise bu konuda “Bu Meclis, 1915 yýlý Ermeni soykýrýmýný tanýr ve insanlýða karþý bir suç olan bu hareketi kýnar” kararýný almýþtýr.
Bu metinlerin ortak yaný gayet kýsa bir þekilde sözde soykýrýmýn tanýndýðýný ifade etmeleridir. Kararlarda Türkiye, Türkler veya Osmanlýlardan bahis yoktur. Diðer yandan her üç ülkenin hükümeti bu kararý dikkate almayacaklarýný ifade etmiþlerdir. Buna göre ilgili ülkelerin, sözde soykýrýmýný tanýyarak Ermenileri tatmin ederken, Türkiye’nin tepkisini en az çekecek þekilde hareket etmeye çalýþtýklarý görülmektedir. Gerçekten, 2001 yýlý içinde Fransa aleyhinde beliren ve sonra tavsayan hava hariç, Türkiye’nin bu kararlara kýnama bildirileri yayýnlamak dýþýnda bir tepkisi olmamýþtýr. Bu durum Ýsviçre’yi Fransa’nýnkine benzer bir karar almaya Kanada’yý da ayný þekilde davranmaya götürmüþtür. Diðer bir deyimle Fransa kararý Ýsviçre’yi, bu iki ülke kararý da Kanada kararýný tetiklemiþtir. Þimdi sorun, Türkiye’nin fazla tepkisini çekmeyen bu formülün bundan sonra hangi ülkelerin karar almasýný kolaylaþtýracaðýdýr.
Bu vesileyle son aylarda Uruguay ve Arjantin parlamentolarýndan da Ermeni soykýrým iddialarýný tanýyan kararlar çýktýðýný belirtelim.[38] Ancak, Uruguay bu konudaki ilk kararýný 1965, Arjantin ise 1992 yýlýnda aldýðýndan 2004 kararlarý tekrardan öteye bir anlam taþýmamaktadýr.
ABD’de Soykýrým Ýddialarýna Ýliþkin Geliþmeler
Baþkan Bush’un 24 Nisan Mesajý Bilindiði gibi Amerikan Baþkanlarý bir süreden beri her yýl sözde Ermeni soykýrýmýnýn baþladýðý tarih olduðu iddia edilen 24 Nisan’da bir mesaj yayýnlamaktadýrlar. Baþkan Bush daha aday iken, Taþnaklarýn bir kuruluþu olan Amerika Ermeni Ulusal Komitesi’nin sözde soykýrýmýný hakkýndaki tutumunu açýklamasýný isteyen mektubuna cevaben, özetle, Ermenilerin geçen asýrda soykýrýmsal (genocidal) bir kampanyaya maruz kaldýklarýný belirtmiþti. Diðer aday olan Al Gore’un Ermenilerin mektubuna cevap vermemesi, muhtemelen milliyetçi Ermenilerin oylarýnýn George W. Bush’a
gitmesine neden olmuþtu.
Bu olay Ermenilerde Baþkan Bush’un 24 Nisan mesajlarýnda 1915 olaylarý için soykýrým sözcüðünü kullanacaðý ümidini doðurmuþtu. Ancak Baþkan Bush, her yýl Ermenilerin ve onlarý
destekleyen senatörlerin ve Temsilciler Meclisi üyelerinin yazýlý taleplerine raðmen, 2001,[39] 2002[40] ve 2003[41] yýllarýnda bu olaylar için gayet aðýr nitelendirmelerde bulunmakla beraber soykýrým sözcüðünü kullanmamýþtý.
2004 yýlý mesajý için 169 Temsilciler Meclis üyesi ve 23 senatör Baþkandan soykýrým sözcüðünü kullanmasýný istemiþlerdir. Baþkan ise mesajýnda[42] bu sözcüðe yer vermemiþ ancak, 1915 Sevk ve Ýskâný için, “20. asrýn en dehþet verici olaylarýndan biri”, “bir buçuk milyon kadar Ermeninin ortadan kaldýrýlmasý” gibi, esasý itibariyle soykýrým anlamýna gelecek deyimler kullanmýþtýr.
Baþkanýn mesajýnda, ayrýca, I. Dünya Savaþý’ndan günümüze Ermenistan ile ABD arasýndaki iliþkilerden ile bahsedilmiþ, ABD’nin Karabað sorunun çözümü için kararlýlýðý dile getirilmiþ, Türk-Ermeni Barýþma Komisyonu dahil, Türkiye ve Ermenistan arasýnda barýþ ve barýþma için çalýþan kiþilerden övgü ile söz edilmiþ ve Türkiye ve Ermenistan’a ekonomik, siyasi ve kültürel baðlarýný yeniden kurmalarý çaðrýsý yapýlmýþtýr.
ABD’deki baþlýca Ermeni kuruluþlarý Baþkanýn mesajýna olumsuz tepkiler göstermiþlerdir. Taþnak kuruluþu Amerika Ermeni Ulusal Komitesi, Baþkanýn müphem ve yumuþak ifadeler (!) kullanarak, Türkiye’nin 1915-1923 döneminde Ermeni halkýna uyguladýðý soykýrýmý hafiflettiðini belirtmiþ, Baþkanýn Türk-Ermeni Barýþma Komisyonun övmesi ve seçim kampanyasý sýrasýnda verdiði sözün aksine Ermeni soykýrýmýný tanýmamasýný eleþtirmiþtir.[43] ABD’deki diðer önemli Ermeni kuruluþu olan ve genelde iktidardaki hükümet ile iyi geçinen Amerika Ermeni Asamblesi ise Baþkanýn olaylarý açýkça tanýmlayan bir dil kullanmakla beraber soykýrým sözcüðünü kullanmamýþ olmasýnýn hayal kýrýklýðý yarattýðýný belirtmekle yetinmiþtir.[44]
ABD Baþkanlýk Seçimleri ve Ermeniler
ABD Demokrat Partisi baþkan adayý Senatör John Kerry öteden beri Ermeni yanlýsý görüþleriyle bilinmekteydi. Baþkan adayý olduktan sonra da bu görüþlerini yeri geldiðinde ifade etmiþti. Kerry 22 Nisan 2004 tarihinde yaptýðý yazýlý açýklamada,özetle þu hususlarý dile getirmiþtir: 24 Nisan tarihinin Ermeni soykýrýmýnýn 89. yýldönümü olduðu, 1915-1923 yýllarý arasýnda Osmanlý Ýmparatorluðu idarecilerinin 1,5 milyon Ermeni erkek, kadýn ve çocuðu, sistematik bir etnik yok etme politikasýnýn sonucu olarak öldürdükleri veya sürgüne gönderdikleri, bu facianýn uluslararasýnda tanýnmasý için yürüttükleri mücadele nedeniyle Amerikalý Ermenilere teþekkür ettiði, Amerikalý Ermenilerin bu gibi dehþetlerin tekrarlanmamasý için ortak sorumluluk bulunduðunu hatýrlattýklarý v.s. Senatör Kerry ayný beyanýnda þimdiye kadar Ermeni Soykýrýmý’nýn tanýnmasý ve çeþitli alanlarda Ermenistan’a yardým edilmesi için neler yapmýþ olduðunu da açýklamýþ ve tüm hükümetlerden Ermeni soykýrýmýný resmen tanýmalarýný istemiþtir.
Senatör Kerry ayrýca Ermeni asýllý George Kivork’u Amerikanýn Arap, Ýrlandalý, Ýtalyan, Macar, Polonyalý, Portekiz gibi etnik topluluklarýn sorunlarý için seçim kampanyasý örgütüne koordinatör olarak atamýþtýr.
Senatör Kerry’nýn bu tutumunun milliyetçi Ermenileri etkilediðinde þüphe yoktur. Bir Ermeni gazeteci bu konudaki bir yazýsýna þu baþlýðý koymuþtur. “Kerry Soykýrým Diyor, Bush Demiyor. Ermeniler Ýçin Belli Bir Tercih.”[45]
Bu arada Amerika Ermeni Milli Komitesi yayýnladýðý bir bildiri[46] ile Baþkan Bush ve Hükümetinden olan þikayetlerini þu þekilde dile getirmiþtir: Baþkan Bush’un, seçim kampanyasýnda verdiði sözün aksine, Ermeni soykýrýmýný tanýmamasý, Kongre’nin Ermeni soykýrýmý hakkýndaki kararýna mani olunmasý, askeri yardým konusunda Ermenistan ve Azerbaycan arasýnda eþitliðin korunmamasý, Azerbaycan’a yardým yapýlmasýný engelleyen kanun hükmümün (907 bölüm) ertelenmesi, Ermenistan’a yardýmýn azaltýlmasýnýn önerilmesi.
Bunlara Ermenilerin Amerikan Dýþiþleri Bakanlýðýndan olan þikayetlerini de eklemek gerekmektedir. Amerika Ermeni Ulusal Komitesi ABD Dýþiþleri Bakanlýðý web sitesinde Ermenistan bölümünde sözde Ermeni soykýrýmýna hiç deðinilmediðini, bunun doðru bilgi almak için bu siteye baþvuranlarý verilen kötü bir hizmet olduðunu belirterek bu konuda bir mektup kampanyasý baþlatmýþtýr.[47] Amerikan Dýþiþleri Bakanlýðýnýn Türkiye’deki insan haklarý hakkýndaki 2003 yýlý raporunda “Osmanlý Ýmparatorluðu döneminde sözde Ermeni soykýrýmý” ifadeleri Komite tarafýndan ”soykýrýmýný inkarda Amerikan Dýþiþlerinin Türkiye ile iþbirliði þeklinde nitelendirilmiþ,[48] bu konuda Dýþiþleri Bakanlýðýna yapýlan baþvuruya alýnan cevap yeterli bulunmayýnca bu kez Komitenin Baþkaný Ken Hachikian Dýþiþleri Bakaný Colin Powell’e bir mektup göndererek Bakanlýðýn web sitesinde Ermeni soykýrýmýndan bahsedilmemesi uygulamasýna son verilmesini istemiþtir.[49] Bu Komitenin rakip kuruluþu olan ve bazen ýlýmlý yaklaþýmlarý görülen Amerika Ermeni Asamblesi Baþkaný olan Anthony Barsamian da bu konuda Colin Powell’e bir mektup göndermiþtir.[50]
Gerçekte Bush hükümetinin gerek Amerikalý Ermenilerle gerek Ermenistan’la olan iliþkileri kötü deðildir. Türkiye ile yürütülen iyi iliþkilere gölge düþürmemek amacýyla sözde soykýrýmýn resmi bir tanýnmasýndan kaçýnýlmakla beraber, bizzat Baþkan Bush Ermenilerin ortadan kaldýrýldýðýný söylemekle dolaylý bir þekilde bir tür soykýrýmdan bahsetmiþtir. Diðer yandan Amerikan Hükümeti Ermenistan ile iliþkilerini yürütürken Azerbaycan’ý da hesaba katmak durumundadýr. Nihayet Ermenistan, halen, ABD’den en fazla yardým alan üçüncü devlet konumundadýr.
Milliyetçi duygularý aðýr basýn Ermenilerin önümüzdeki seçimlerde Senatör John Kerry’e oy vermeleri yüksek bir olasýlýktýr. Ancak Amerikan Ermenileri sadece milliyetçilerden ibaret deðildir. Üç, dört kuþak önce Amerika’ya göç etmiþ, zamanla tamamen Amerikan deðerlerini benimsemiþ yüz binlerce Ermeni asýllý vardýr. Bu kiþiler oylarýný, neredeyse bir asýr önce vuku bulmuþ veya bulmamýþ olaylar hakkýnda baþkan adaylarýnýn ne düþündüklerine göre deðil, Amerika’nýn, baþta ekonomik sorunlar olmak üzere, pek çok sorunu için adaylarýn önerdikleri çözüm yollarýný dikkate alarak kullanmalarý normaldir.
Amerikan Eyaletleri ve Soykýrým Ýddialarý
Ýncelediðimiz dönem içinde sözde Ermeni soykýrýmýný tanýyan Amerikan Eyaletleri (federe devletleri) sayýsý 3O’dan 36’ya yükselmiþtir. Bu tanýmayý yeni yapan devletler þunlardýr: Montana, Idaho, Tennessee, Nebraska, Louisiana ve Vermont. Sözkonusu tanýma genellikle o eyalet valisinin veya meclisinin bir kararý ile olmakta ve 24 Nisan Ermeni soykýrýmýný anma günü olarak ilân edilmektedir. Ermenilerin yoðun olarak yaþadýklarý bazý eyaletler ise bu kararlar her yýl almaktadýr. Bunlarýn baþýnda California gelmektedir. Bu Eyaletin yeni valisi tanýnmýþ aktör Arnold Schwarzenegger bu yýl yayýnladýðý ve 24 Nisan 2004 tarihini “Ermeni Soykýrýmýný Anma Günü” olarak ilân ettiði bildirgesinde Ýstanbul’dan Kontantinopolis diye bahsetmiþtir. Bazý Türk gazete ve televizyonlarý “terminatör” olarak adlandýrdýklarý Schwarzenegger’ eleþtirmiþlerdir.[51] Bu arada yeni valinin California’da 700.000 Ermeni bulunduðu ve Ermenistan’ýn dýþýnda en fazla Ermeninin California’da yaþadýðý sözleri dikkat çekmiþtir. Oysa 2002’de yapýlan nüfus sayýmýna göre Rusya Federasyonunda 1,2 milyon Ermeni yaþamaktadýr.
Amerikan Kongresinde Soykýrým Hakkýnda Karar Tasarýsý
Halen gerek Amerikan Temsilciler Meclisinde gerek Senatoda “Ermeni soykýrýmýndan” bahseden birer karar tasarýsý bulunmaktadýr. Bu tasarýlar hakkýnda geçmiþ sayýlarýmýzda bilgi verilmiþti.[52] Kýsaca hatýrlatmak gerekirse, Birleþmiþ Milletlerin 1948 tarihli Soykýrým Sözleþmesi’nin ABD tarafýndan imzalanýþýnýn yýldönümünün kutlanmasý ve bu sözleþmenin desteklenmesi amacýya hazýrlanan bir tasarýya Ermeni Lobisi “Ermeni soykýrýmý” sözcüklerini eklettirmiþtir. Böylelikle tasarý kabul edildiði taktirde, dolaylý bir þekilde Ermeni soykýrým iddialarýnýn da ABD tarafýndan kabul edilmiþ olacaktýr.
Sözkonusu tasarý Senatoda H.Res.193 sayýsýný taþýmakta olup ortak sunucularýnýn sayýsý 38’dir. Bilindiði üzere 100 senatör vardýr. Temsilciler Meclisinde H. Res. 193 sayý ile anýlmakta olan tasarýya 110 temsilci ortak sunucu olmuþtur. Temsilcilerin toplam sayýsý ise 435’dir. Bu duruma göre tasarýnýn kabulü için yeterli oy bulunmamaktadýr. Temsilciler Meclisi Baþkaný Dennis Hastert de, Ermenilerin taleplerine raðmen, tasarýyý gündeme almak için sahip olduðu münhasýr yetkiyi kullanmamýþtýr.
Fransa ve Soykýrým Ýddialarý
Cumhurbaþkaný Chirac’ýn tutumu
Fransýz Cumhurbaþkaný Jacques Chirac, Avrupa Birliði’nin geniþlemesi konusunda 29 Nisan 2004 tarihinde düzenlediði bir basýn toplantýsýnda, Ermeni soykýrýmýný tanýmasýnýn Türkiye’nin
Avrupa Birliði’ne giriþi için bir önkoþul olarak görüp görmediði þeklindeki bir soruya bunun Türkiye ve Ermenistan arasýndaki iliþkileri ilgilendiren bir sorun olduðunu bildirerek cevap vermiþ, ayrýca bu alanda olumlu geliþmeler olduðunu görmekten memnun olduðunu belirterek ikili iliþkilerde tüm bir geleceðin sadece geçmiþe baðlý olarak deðerlendirilemeyeceðini söylemiþtir.[53]
Fransa’daki Ermeni Örgütleri Koordinasyon Konseyi bu konuda bir bildiri yayýnlayarak Cumhurbaþkanýn sözlerini hayretle karþýlandýðýný, Fransa’nýn Baþkan Chirac’ýn döneminde Ermeni soykýrýmýný tanýyan bir kanun kabul ettiðini, bu sorun sadece Türkiye ve Ermenistan’ý ilgilendiriyorsa neden Baþkanýn bu kanunu tasdik ettiðini sormuþ ve Baþkaný Türkiye’de Ermenilerin yok edilmesinden ellerini yýkamakla suçlamýþtýr.
Bu olay Avrupa Parlamentosu seçimlerinin yaklaþtýðý bir dönemde, Fransa’da Türkiye’nin Avrupa Birliði’ne aday olmasýna, özellikle saðcý partilerce karþý çýkýldýðý bir zamana rastlamýþtýr. Fransa da önemli bir kesimin Türkiye’nin AB üyeliðine neden istenmediði ayrý bir inceleme konusudur. Ancak kýsaca, Avrupa’da en fazla Müslüman’ý barýndýran ülke olan Fransa’da, bu kiþilerin büyük çoðunluðunun deðil asimile olmak Fransa’ya adapte bile olamamalarý karþýsýnda, bir tür Müslüman karþýtlýðý geliþmiþ olmasý söylenebilir. Saðcý partiler bu tutumun bir yansýmasý olarak Türkiye’nin AB üyeliðine muhalefet etmiþler ve bu tutumlarý kamu oyunda tasvip de görmüþtür. Bu durum, her türlü ayýrýmcýlýða karþý olduklarýný iler sürdükleri için Türkiye’nin AB üyeliðine destek veren Sosyalistleri seçim döneminde güç durumda býrakmýþtýr. Sosyalistler sözde Ermeni soykýrýmýný bahane ederek Türkiye’nin AB üyeliðine karþý çýkarak durumlarýný düzeltmeye çalýþmýþlardýr.
Fransa’da Sosyalist-Taþnak Ýþbirliði
Fransýz Sosyalist Partisi Birinci Sekreteri François Hollande ile Taþnak Partisi (Fransa) Baþkaný Mourad Papazian 3 Haziran 2004 tarihinde bir ortak bildiri yayýnlayarak[54] Türkiye ile katýlým görüþmelerinin baþlamasýnýn Kopenhag Kriterleri’ne ve Avrupa Parlamentosunun 18 Haziran 1987 tarihli kararýna saygý gösterilmesine baðlý olduðunu ifade etmiþlerdir.
Ortak bildiride Türkiye tarafýndan giriþilen reformlarýn yetersiz olduðu, Türkiye’de subaylarýn ülkenin idaresinde önemli bir yer iþgal etmesinin Avrupa’nýn demokratik ilkeleriyle baðdaþmadýðý, baþta Kürtler olmak üzere göre azýnlýklarýn haklarýnýn tanýnmadýðý gibi hususlar ileri sürülerek Türkiye’nin Kopenhag Kriterleri’ne uymadýðý ifade edilmiþtir. Ayrýca, Avrupa Parlamentosunun anýlan 1987 tarihli kararýnýn Türkiye’nin Avrupa Birliði’ne kabulünü Ermeni soykýrýmýn Türkiye tarafýndan tanýnmasýna baðlamýþ olduðu da belirtilmiþtir.
Taraflar Türkiye’den “Osmanlý hükümetinin sorumlu olduðu” Ermeni soykýrýmýný tanýmasýný istemiþlerdir. Sosyalist Parti Ermeni soykýrýmýný inkâr edenlerin cezalandýrýlmasýný öngören bir kanun teklifi yapacaðýný bildirmiþtir. Taraflar ayrýca 18 Haziran 2004 tarihinde yapýlacak olan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Sosyalist adaylara oy verilmesini istemiþlerdir.
Fransa’daki bu Sosyalist-Taþnak iþbirliðinin ne gibi sonuçlarý olacaðýna gelince, Sosyalist Partisi iktidarda olmadýðýndan Türkiye ile katýlým müzakerelerini önleyecek bir konumda deðildir. Ancak saðcý partilere katýlarak bu konuda hükümet üzerinde baský oluþturabilir. Avrupa Parlamentosu içinde, diðer Sosyalist partilerle iþbirliði halinde “Ermeni soykýrýmý” koþulunun uygulanmasýna çalýþabilir. Ancak müzakerelere baþlama kararý Komisyonun olumlu görüþü üzerine Konsey tarafýndan vereceðinden bu safhada fazla etkili olamayacaktýr.
Bunlara karþýn Fransýz Hükümetinin halen yaþadýðý baþarýsýzlýklar devam ederse Sosyalistlerin yaklaþýk üç yýl sonra yapýlacak olan seçimleri kazanacaklarýna muhakkak nazarýyla bakýlmaktadýr. Bu gerçekleþtiði taktirde iktidara gelecek Sosyalist hükümetin sözde Ermeni soykýrýmýný tanýmasýný Türkiye’den istemesi olasýdýr.
Ermeni soykýrýmýný inkâr edenleri cezalandýrmak için bir kanun çýkarmaya gelince Yahudi soykýrýmýný inkâr edenler için Fransa’da, bu öneriyi getiren Gayssot’un adýný taþýyan bir kanun mevcuttur. Ermeniler bundan esinlenerek kendileri için de bir kanun kabul edilmesini öteden beri istemektedirler. Sosyalist Partisi bu konuda bir kanun teklif ederse esasen Türkiye aleyhinde tutum almýþ olan Saðcý partilerden destek görmesi mümkündür. Böyle bir kanun çýkarýlmasý, baþka ülkeler için emsal teþkil etmesi yayýnda, Türkiye’nin bilimsel çalýþmalarýnýn tanýtýlmasýna da zarar verebilir.
Avrupa Birliði ve Soykýrým Ýddialarý
Ýncelediðimiz dönem içinde Avrupa Birliði Parlamentosu biri Türkiye’nin 2003 yýlý için ilerleme raporuna diðeri de Avrupa Birliðinin Güney Kafkaslar politikasýna iliþkin iki karar kabul etmiþtir. Ayný dönemde Avrupa Adalet Divaný Türkiye’ye adaylýk statüsü verilmesinin aleyhine Fransa’daki bir Ermeni Derneði tarafýndan açýlan bir davayý reddetmiþtir.
Avrupa Parlamentosu Kararlarý
Avrupa Parlamentosunun Türkiye ile ilgili 2003 yýlý Ýlerleme Raporu hakkýnda kabul ettiði kararda “soykýrým”a doðrudan atýf yoktur. Parlamentodaki Ermeni taraftarlarýnýn ýsrarý üzerine, aþaðýda ayrýca deðineceðimiz 17 Haziran 1987 tarihli karara atýfta bulunulmakla yetinmiþtir.
Buna karþýn kararda Türkiye’den Ermenistan ile olan sýnýrýný açmasý ve Ermenistan ile iyi iliþkileri teþvik etmesi ve “tarihi barýþma” ya engel olabilecek hareketlerden kaçýnmasý istenmektedir. Ayrýca, Türk ve Ermeni bilim adamlarýnýn, sosyal ve hükümet dýþý kuruluþlarýn, “geçmiþin trajik deneyimlerinin üstesinden gelinmesi için” diyalog kurmalarýndan memnun olunacaðý belirtilmektedir.
Avrupa Birliði’nin Güney Kafkaslar politikasýna iliþkin kararda da benzer hükümler bulunmaktadýr. Burada da 1987 tarihli karara atýf yapýlmakta, Ermenistan’a uygulanan ticari kýsýtlamalarýn kaldýrýlmasý, kara sýnýrýnýn aþamalý olarak açýlmasý, iyi komþuluk iliþkileri kurulmasý ve bilim adamlarý, sosyal ve hükümet dýþý kuruluþlarýn diyaloga girmeleri istenmektedir.
Görüldüðü gibi, yumuþak sayýlacak ifadelerle de olsa, Avrupa Parlamentosunun sözkonusu iki kararýnda yer alan hususlar, esas itibariyle, Ermeni taleplerini yansýtmaktadýr. Bu sonucun alýnmasýnda Osmanlý Ýmparatorluðunun miracýsý olarak görülen Müslüman Türkiye’ye karþý beslenen olumsuz duygular kadarý Diaspora Ermenilerinin, kendine açýndýrma yoluyla, Parlamento üyelerine yaptýklarý devamlý giriþimlerin rol oynadýðý görülmektedir.
Avrupa Adalet Divaný’nýn Bir Ermeni Derneði’nin Açtýðý Dava Ýçin Kararý
Marsilya’da Avrupa-Ermenistan adýný taþýyan bir dernek ve idarecileri 9 Ekim 2003 tarihinde Avrupa Adalet Divanýna baþvurarak, Avrupa Parlamentosunun 17 Haziran 1987 tarihli kararýyla Ermeni soykýrýmýný tanýdýðýný, o nedenle 1999 yýlý Helsinki Zirve toplantýsýnda Türkiye’ye verilmiþ olan adaylýk statünün iptal edilmesini ayrýca Avrupa Birliði makamlarýnýn kendilerine tazminat olarak 1 Euro ödemesini ve dava masraflarýný da karþýlamasýný talep etmiþlerdir.
Adalet Divaný bu konuda 17 Aralýk 2003 tarihinde verdiði kararda hukuki dayanaðý olmadýðý için davayý reddetmiþ ve davacýlarý mahkeme masraflarýný ödemeye mahkûm etmiþtir. Divanýn davayý reddetmesinin baþlýca nedeni Avrupa Parlamentosunun 17 Haziran 1987 tarihli kararýnýn niteliðidir. Divan bu kararý “tamamen siyasi karakterde beyanlar içeren bir belge” olduðunu ve bu beyanlarýn her an Avrupa Parlamentosu tarafýndan deðiþtirilebileceðini belirtmiþtir Divan bu nedenle sözkonusu kararýn ne Avrupa Parlamentosu ve de Avrupa Birliði’nin diðer kuruluþlarý için uyulmasý mecburi hukuki sonuçlar meydana getirmeyeceðini de ifade etmiþtir.
Adalet Divaný kararýnýn önemi, Ermeni soykýrým iddialarýnýn hukuki yollara Türkiye’nin adaylýk statüsünün bozulamayacaðýný göstermesidir.
Ermenilerin Avrupa Parlamentosu’nun 17 Haziran 1987 tarihli kararýndan gitgide daha fazla yararlanmaya çalýþtýklarý görülmektedir. Kararýn Ermeni soykýrýmýný tanýyan ve Türkiye bu sözde soykýrýmý tanýmadýðý sürece Birliðe tam üye olamayacaðýný belirten kýsýmlarý þüphesiz Ermenilerin lehinedir. Ancak ayný kararda günümüz Türkiyesinin Osmanlý Ýmparatorluðu döneminde Ermenilerce yaþanan trajediden sorumlu tutulamayacaðýný da belirtmiþ ve bu tarihi olayýn bir soykýrým hareketi olarak kabul edilmesinin Türkiye’den ne siyasi ne hukuki veya maddi taleplerde bulunulmasýna mesnet olmayacaðý vurgulamýþtýr. Diðer bir deyimle Parlamento Türkiye’nin soykýrýmýný tanýmasýnýn tazminat ödemek veya toprak vermek gibi, Ermenilerin esas amaçlarýna hizmet etmeyeceðini de belirtmiþtir.
Soykýrým Ýddialarýna Ýliþkin Diðer Geliþmeler Krakow Þehrine Bir Ermeni Soykýrým Anýtý Dikilmesi
17 Nisan 2004 tarihinde Polonya’nýn Krakow þehrinde bir Katolik kilisesinin bahçesine üzerinde 1915 yýlýnda Türkiye’de Ermenilere soykýrým yapýldýðýna dair ifadeler bulunan bir anýt dikilmiþtir. Türkiye Dýþiþleri Bakanlýðý bu konuda 21 Nisan’da yaptýðý açýklamada bu anýtýn dikilmesinin esefle karþýlandýðýný, Polonya Hükümetinin anýttaki ifadelere karþý çýktýðý öðrenilmiþ olmakla beraber, tarihinin en zor dönemlerinde daima yanýnda yer alýnan Polonya’nýn topraklarý üzerinde böyle bir anýtýn bulunmasýnýn üzüntü yarattýðý, dinler arasý diyalogun ancak inananlarýn önyargýlarýndan ve nefret duygularýndan arýndýrýlabildiði ölçüde gerçekleþebileceði, içinde bulunan hassas dönemin herkesi ve özellikle din adamlarýný daha sorumlu ve dikkatli davranmaya zorladýðý belirtilmiþtir.
Görüldüðü gibi Dýþiþleri açýklamasýnýn muhatabý Polonya Hükümetinden ziyade Katolik Kilisesidir. Anlaþýlan Polonya hükümetinin olumsuz mütalaasýna raðmen Katolik kilisesi, kilise
arazileri üzerinde sahip olduðu ayrýcalýklarý öne sürerek, bu anýtýn dikilmesine müsaade etmiþtir. Vatikan 2001 yýlýnda sözde Ermeni soykýrýmýný tanýdýðýndan[55] Polonya Katolik Kilisesi’nin bu tutumu Vatikan politikasýna uygundur.
Sözkonusu anýtýn neden baþka bir ülkede deðil de Polonya’da ve neden Krakow þehrinde dikildiðine gelince bunu Papa’nýn Polonyalý olmasý ve uzun yýllar Krakow þehrinin baþpiskoposluðunu yapmýþ bulunmasýyla açýklamak mümkündür.
Bu konuda son olarak deðinilebilecek bir husus da Polonya’daki Ermenistan Büyükelçisi Aþot Hovakimyan’ýn Türkiye’nin Ermeni soykýrýmýný tanýyacaðý zamanlarýn geleceðine ve o zaman Ýstanbul’da da bir Ermeni soykýrýmý anýtý dikileceðine dair sözleridir.[56]
Erivan’daki “Soykýrým” Anýtýný Ziyaret Edenler
Erivan’da 1967 yýlýnda yapýmý bitirilmiþ Ermenice Tsitsernakaberd denilen ve sözde soykýrýma uðramýþ kiþilere adanmýþ olan büyük bir anýt vardýr. Bu anýtýn inþasý ve açýlýþý soykýrým iddialarýnýn ortaya atýlmasýnda ve pekiþmesinde önemli bir rol oynamýþ ve anýt halen bir tür kutsal simge haline getirilmiþtir. Ermeniler ülkelerini ziyarete gelenleri ve bunlar arasýnda özellikle resmi kiþileri bu anýtý ziyaret ettirmeyi adet haline getirmiþlerdir. Ziyaretçilerin çoðu da, aslýnda bir propaganda aracý olduðunu fark etmeden, anýtý ziyaret etmek mecburiyetinde kalmýþlardýr.
12 Mart 2004 tarihinde Ermenistan’a resmi bir ziyarette bulunan Gürcistan Devlet Baþkaný Mihail Saakaþvili de, Ermenilerin hazýrladýðý program uyarýnca, anýta gitmiþtir. Saakaþvili daha sonra bu konuda bir açýklama yaparak, “1915 yýlýnda Ermenilerin uðradýðý zulmü kýnadýðý yolundaki haberlerin doðru olmadýðýný, protokol gereði bu anýtý ziyaret ettiðini ve burada Ermenilerin mutluluðunu da açýlarýný da paylaþtýðýný” ifade etmiþtir. Daha sonra da Türkiye’ye müteþekkir olduklarýný, Türk halkýnýn en zor dönemlerinde kendilerine yardýmcý olmasýný unutmayacaklarýný söylemiþtir.[57]
Bu vesileyle Gürcistan’da Cevaheti bölgesindeki Ahaltsihe þehrinde bir tepeye Ermeni “soykýrýmýný” anmak için dikilmiþ olan ve Ermenice haçkar denilen taþtan bir hacýn, gerekli izin alýnmadan yapýldýðý için Gürcü makamlarýnca söküldüðüne de belirtelim.[58]
Federal Almanya Dýþiþleri Bakaný Joschka Fischer de Mart ayýnda Ermenistan’a yaptýðý resmi ziyaret sýrasýnda soykýrýmý anýtýna giderek bir çelenk koymuþtur.[59] Alman bakanýn bu hareketine karþý Türkiye’den tepki gösterildiði-ne dair bilgi alýnmamýþtýr.
Ermenistan’daki Ýngiliz Büyükelçisinin Beyanlarý
Ýngiltere’nin Ermenistan’daki Büyükelçisi Bayan Thorda Abbot- Watt’ýn göreve baþlamasýnýn birinci yýlý münasebetiyle düzenlediði bir basýn toplantýsýnda 1915 yýlý olaylarýnýn soykýrým olarak nitelendirilmesinin fazla bir yararý olmayacaðýna dair sözleri, önce Diaspora’da daha sonra da Ermenistan’da tepkilere neden olmuþtur. Baþkan Koçeryan üniversitede öðrencilerle yaptýðý bir toplantýda bu konuda, Büyükelçinin sözleri tasvip etmemekle beraber Ýngiltere 1915 Ermeni soykýrýmýný tanýmadýðýna göre Büyükelçisinin de baþka türlü bir beyanda bulunmasýný düþünmenin saflýk olacaðýný söyleyerek[60] olayý büyütmemeye gayret etmiþ ancak özellikle Diasporada bu olayýn bir kampanyaya dönüþtürüldüðü gözlemlenmiþtir. Taþnak Partisi Ýngiliz Büyükelçisinin sözlerini kýnadýðýný açýklarken, Avrupa Ermeni Asamblesi ve baðlý kuruluþlarý bu konuda bir bildiri yayýnlamýþlar, Almanya’da Ermeni çýkarlarýnýn korumasýyla tanýnan Bayan Tesa Hoffman’da Ýngiliz Büyükelçisinin yeteneklerini sorgulayan bir beyanat vermiþtir. Erivan Üniversitesi Büyükelçinin persona non grata (istenmeyen kiþi) ilan edilmesini istemiþ.[61] Ýngiliz Hava Kuvvetlerinin eski bir mensubu olan Harutyan Þilkaryan II. Dünya Savaþýna katýlmasý nedeniyle aldýðý madalyalarý iade etmiþtir.[62] Ermenistan Dýþiþleri Bakanlýðý sözcüsü Hamlet Gasparyan’ýn bu konudaki resmi görüþlerinin bir nota ile Ýngiliz Hükümetine bildirildiðini söylemesi[63] Ýngiltere’ye protesto notasý verildiði þeklinde yorumlanmýþ[64] ancak
Ýngiliz makamlarý bu konuda sessiz kalmayý tercih etmiþlerdir. Büyükelçi Abbot-Watt 24 Nisan’da Soykýrýmý anýtýný ziyaret etmesinden sonra tepkiler durulmuþtur.[65]
National Geographic Dergisi
National Geographic Dergisi Mart 2004 sayýsýnda The Rebirth of Armenia (Ermenistan’ýn yeniden doðuþu) baþlýðýný taþýyan bir makale yayýnlamýþtýr. Makalede Ermenistan hakkýnda bazý bilgilerin yanýnda 1915 olaylarý sýrasýnda Osmanlý Ýmparatorluðundaki 2 milyon Ermeniden 600 bin ilâ 1,5 milyonun öldürüldüðü, bunun 20. asrýn ilk soykýrým olduðu, yetmiþli yýllarda düzinelerle Türk diplomatýnýn Ermeni teröristlerce öldürüldüðünün ileri sürüldüðü gibi bilinen Ermeni propagandasý yer almýþtýr.
Yazýda Aðrý Daðý’na özellikle yer verilmiþ ve medeniyetin baþýndan beri Ermenilerin bu daðý seyrettikleri, Aðrý daðýnýn artýk düþman Türkiye’ye ait olduðu gibi ifadelerden sonra Dýþiþleri Bakaný Oskanyan’ýn bu konuda ”Her sabah Ararat’a bakýyoruz. Sadece 25 mil uzakta ve ona adeta dokunabileceðimizi hissediyoruz. Fakat oraya gidemiyoruz. Ararat bizim gururumuz ve hüsranýmýz. Bizim tarihimiz. Bize yön veren gerçekleþmemiþ rüyamýz” dediði bildirilmiþtir. Böylelikle Aðrý Daðý ile Ermenistan özleþtirildiðine ve bu daðýn esasýnda Ermenistan’a ait olduðu gibi bir kaný yaratýlmaya çalýþýldýðý görülmüþtür.
Yukarýda kýsaca ana hatlarýna deðindiðimiz bu makale sanki Ermenistan tarafýndan National Geographic’e verilmiþ bir reklamý anýmsatmýþtýr. Makalede o derecede Ermeni yanlýsý görüþlerine yer vermiþtir ki Ermenistan’ýn Vaþington’daki Büyükelçisi Kirakosyan Dergiye teþekkürlerini bildirmiþtir.[66]
Bu derginin idaresi sökonusu makalenin içerdiði yanlýþlar hakkýnda Vaþington’daki Türkiye Büyükelçiliði ve National Geographic’in Türkiye’deki yayýncýsý tarafýndan uyarýlmýþtý. Gerekli deðiþiklikler yapýlmayýnca makale Derginin Türkçe sayýsýna yayýnlanmamýþtýr.[67] Ancak Derginin Ýngilizce nüshasý sayesinde bu makale milyonlarca okuyucuya ulaþmýþtýr.
New York Times Gazetesi
6 Mart 2004 tarihinde New York Times gazetesinde Belinda Cooper imzasýyla yayýnlanan “Turks Breach Wall of Silence on Armenians.” (Türkler Ermeniler Konusundaki Sessizlik Duvarýný Yýkýyor) baþlýklý bir yazýda Taner Akçam ve Halil Berktay’ýn Ermeni görüþlerini benimseyen çalýþmalarýndan övgü ile bahsedilmesi, genelde Ermeni iddialarý karþýsýnda tarafsýz kalan bu tanýnmýþ ve saygýn gazetede bir tutum deðiþikliðine gidilmekte olduðunun
iþaretini vermiþti.
Kýsa süre sonra New York Times yazarlarýna bir not göndererek, bundan böyle “Ermeni soykýrýmý” deyiminin serbestçe kullanýlabileceðini ve bu deyimin, mesela “Ermenilerin ileri sürdüðü gibi” sözcüklerle nitelendirilmeyeceðini, gerektiðinde Türklerin bu olayý inkâr etmesinden de bahsedilebileceðini ancak bunlara eþit deðer verilemeyeceðini bildirmiþtir.
New York Times neden tutumunu deðiþtirmiþtir? Bu konuda bir açýklama yoktur. Ancak Ermenilerin 1915 yýlýnda sevk ve iskâný konusunda yeni bir bilimsel bulgu olmadýðýna göre bu olaylarýn daha önce soykýrým olmadýðýna inanan New York Times gazetesi editörlerinin aniden tutum deðiþtirmelerinin bilimsel bir nedene dayanmadýðý açýktýr.
New York Times’de “Ermeni Soykýrýmý” deyiminin artýk serbestçe kullanýlabileceðine dair bu bilgiler, Amerika’da Purdue Üniversitesi Siyasi Bilimler Bölümü içinde yer alan “Soykýrým Bilim Adamlarý Uluslararasý Birliði” tarafýndan yayýnlanmýþ[68] ve bu konuda Birlik Baþkaný Robert Melson[69] ile Samantha Power[70] ve Peter
Balakian’a[71] baþ vurulabileceði de bildirilmiþtir. Sözkonusu üç kiþi de Ermeni taraftarý yayýn ve faaliyetleriyle tanýnmaktadýr.
III. Türkiye’deki Geliþmeler
Ýncelediðimiz dört aylýk dönemde Türkiye’de Ermeni sorunun incelenmesi konularýnda görülen baþlýca geliþmeleri þu þekilde sýralayabiliriz: Türkiye’de Ermeni sorunu, Ermenistan ve Ermeniler konusunda çalýþma yapan bilim adamlarý ikinci kez Ermeni Araþtýrmalarý Kongresinde bir araya gelmiþlerdir. Türk bilim adamlarý tarafýndan hazýrlanan ve Ermenilerin sevk ve iskânýna yeni bir ýþýk tutan “Ermeniler: Göç ve Sürgün” baþlýklý bir kitap yayýnlanmýþtýr ve Türk ve Ermeni tarihçilerini bir araya getircek bir toplantý düzenlenmesi kararlaþtýrýlmýþtýr.
Ermeni Araþtýrmalarý II. Kongresi
Avrasya Stratejik Araþtýrmalarý Merkezi Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü ile Ankara Ticaret Odasý tarafýndan ortaklaþa düzenlenen ve çok sayýda Türk ve bazý yabancý bilim adamýnýn katýldýðý Ermeni Araþtýrmalarý II. Kongresi[72] 29-30 Mayýs 2004 tarihinde Ankara’da
toplanmýþtýr.
Kongreye iki gün boyunca, 36 oturumda, Ermeni Sorunu, Ermeniler ve Ermenistan konularýnýn her yönünü ele alan 130 kadar teblið sunulmuþtur. Teblið sayýsýnýn fazlalýðý ve konularýn çeþitliliði Türkiye’de Ermeni sorununa karþý duyulan ilginin kanýtýný oluþturmuþtur. Türk Ermenileri Patriði II: Mesrop’un Kongreye bir mesaj göndermesi ve tanýnmýþ yazar Levon Panos Dabaðyan’ýn Türkiye Ermenileri konusunda bir teblið sunmasý memnuniyet yaratmýþtýr.
Konferansa katýlan Ýstanbul milletvekili Þükrü Elekdað’ýn Amerika’da Bir Anadolu Medeniyetleri Müzesi kurulmasý önerisi ile Türk Tarih Kurumu Baþkaný Prof. Dr. Yusuf Halaçoðlu ve diðer bilim adamlarýnýn, aþaðýda ayrýca bahsedeceðimiz “Ermeniler: Sürgün ve Göç” baþlýðýyla hazýrladýklarý kitap hakkýndaki açýklamalarý büyük ilgi ile karþýlanmýþtýr.
Birinci Kongre için olduðu gibi[73] bu Kongreye de sunulan tebliðler kitap halinde yayýnlanacaktýr. Bu vesileyle Kongreyi düzenleyen ASAM Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü ile Ankara Ticaret Odasý’na bu deðerli hizmetleri için teþekkürü bir borç biliriz.
“Ermeniler: Sürgün ve Göç” Baþlýklý Kitap
Prof Dr. Hikmet Özdemir, Prof. Dr. Kemal Çiçek, Doç. Dr. Ömer Turan, Dr. Ramazan Çalýk ve Prof. Dr. Yusuf Halaçoðlu tarafýndan hazýrlanmýþ olan Ermeniler: Sürgün ve Göç baþlýklý kitap Nisan ayýnda yayýnlanmýþtýr. Osmanlý Devletinde Ermeni Nüfusu, Tehcir ve Ermenilerin Suriye’ye Nakli ve Tehcir sonrasýnda Ermeniler olmak üzere üç bölümden oluþan kitapta verilen yeni bilgiler arasýnda Osmanlý Ýmparatorluðunda 1.5 ilâ 1,7 milyon Ermeni bulunduðu, göç ettirilen kiþilerin ise 500.000 kadar olduðunu, bunlardan büyük bir kýsmýnýn I, Dünya Savaþýndan sonra döndüðünü ancak Kurtuluþ savaþý içinde tekrar göç ettiklerini hususu bulunmaktadýr. Bu bilgiler, günümüzde yabancý ülkelerde genelde kabul göre tehcir sýrasýnda 1,5 milyon Ermenin öldüðü veya öldürüldüðü savýný matematik olarak çürütmektedir.
Kanýmýzca bu kitabýn önemi þimdiye kadar genelde hiç el atýlmamýþ kaynaklara dayanmasýdýr. Diðer yandan bu kaynaklarýn büyük çoðunluðu yabancýdýr. Ermenilerin arþivlerin temizlendiði gibi bazý kanýtlanmamýþ iddialarla Osmanlý kaynaklarýna güvenilemeyeceðini ileri sürerken þimdi yabancý kaynaklarýn Ermeni iddialarýný asýlsýzlýðýný ortaya koymasý, Ermeni sorununun bilimsel incelenmesinde da önemli bir aþama teþkil etmektedir.
Türk ve Ermeni Tarihçileri Toplantýsý
Avusturya Türk Bilim Ofisinden Dr. Ýnanç Atýlgan 9 Mart 2004 tarihinde yaptýðý bir açýklamada,[74] Viyana’da özel bir bilimsel giriþim olarak, Viyana Türk-Ermeni Platformu (VAT) kurulduðunu bildirmiþtir. Açýklamaya göre bu giriþimin amacý Ermeni-Türk sorunu için sadece tarih bilimi malzemesi ve yöntemlerinin kullanýlacaðý bir diyalog ortamý hazýrlamaktýr. Platformun kurucularý iki Avusturyalý (Prof. Dr. W. Bihl ve K. Tomenendal) bir Ermeni (Dr. A Ohancanyan) ve bir Türk’tür. (Dr. Ýnanç Atýlgan). Bu konu Türk Tarih Kurumu ve Ermenistan Bilimler Akademisinden ikiþer bilim adamý tarafýndan tartýþýlacak ve moderatörlüðü Avusturyalý Prof. Wolfdieter Bihl üstlenecektir. Toplantýlara Türkiye’de Türk Tarih Kurumu Baþkaný Prof. Dr. Yusuf Halaçoðlu ile Kurumun Ermeni Masasý Baþkaný Prof Dr. Hikmet Özdemir, Ermenistan’dan ise Erivan Soykýrým Müzesi Müdürü prof. Dr. Lavrenti Barseghian ve Ermeni Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsünden Prof. Dr. Ashot Melkonian katýlacaklardýr.
Taraflar 2004 yýlý içinde, VAT aracýlýðýyla yüz belge teati edecekler sonra, ek olarak, ayrýca belirlenecek bir sayýda belge vereceklerledir. Tartýþmaya malzeme teþkil edecek baþka belge sunulamayacaktýr. 2005 yýlý baharýnda verilen belgelere iliþkin bir toplantý düzenlenecektir. Toplantýda söylenenler kaydedilecek ve sonuçlar bir kitap halinde yayýnlanacaktýr.
Bu toplantýlarýn önemi Türk ve Ermeni tarihçilerini ilk kez, bilimsel bir ortamda ve eþit haklara sahip durumda bir araya getirecek olmasýdýr. Taraflarýn arasýnda büyük görüþ ayrýlýklarý bulunduðundan bu toplantýlarýn sonucunda soykýrým iddialarý konusunda mutabakata varmalarý beklenemez. Ancak yayýnlanmasý planlanan kitap her iki tarafýn tezlerini ayrýntýlarýyla ortaya koyacaðýndan bu konuyu bilimsel açýdan inceleyecekler için bir referans teþkil edecektir.
[1] Ömer E. Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Vol. 3, No. 11, s. 19.
[2] Baku Sun, 26 Mart 2004
[3] 525, 13 Eylül 2004
[4] ANS TV, 24 Mart 2004
[5] Hürriyet, 9 Nisan 2004
[6] ANS TV, 6 Nisan 2004.
[7] Azer Tag, 8 Nisan 2004
[8] ANS TV, 2 Nisan 2004
[9] Trend News Agency, 6 Nisan 2004
[10] RFE/RL Armenia Report, 25 Mart 2004
[11] Arminfo, 26 Mart 2004
[12] Arminfo, 9 Nisan 2004
[13] Associated Press Worldstream, 26 Mart 2004
[14] Ömer E. Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araþtýrmalarý, Vol. 3, No. 11, s. 16
[15] Baku Today, 6 Nisan 2004
[16] ANS TV, 10 Nisan 2004
[17] Ans TV, 14 Nisan 2004
[18] Zaman, 13 Nisan 2004
[19] Anadolu Ajans›, 19 Nisan 2004
[20] Azg, 24 Nisan 2004
[21] TRT 2, 24 Nisan 2004
[22] Azg, 27 Nisan 2004
[23] Haziran 2003, Madrid. Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý, No. 9, ss.21,22
[24] Eylül 2003, NewYork. Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý, No. 11, ss.12-14
[25] Aralýk 2003, Brüksel. Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý, No. 11, ss. 14,15
[26] Medimax News Agency, 10 May›s 2004
[27] Anadolu Ajansý, 20 Mayýs 2004
[28] Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý, No.2, s. 25; No. 6, ss.15,16
[29] Armenian National Committee of Canada, Basýn Açýklamasý, 21 Nisan 2004
[30] Reuters, 21 Nisan 2004
[31] CBC Canada, 23 Nisan 2004
[32] Hürriyet, 22 Nisan 2004
[33] Ayný kaynak
[34] Reuters, 21 Nisan 2004
[35] The Globe and Mail, 27 Nisan 2004
[36] Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý, No. 1, ss.10-20
[37] Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý, No. 11, ss. 20-25
[38] Armenian National Institute’un web sitesi (www.armenian-genocide.org)
[39] Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý, No. 1, ss. 39,40
[40] Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý No. 5, ss. 20,21
[41] Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý, No. 9, ss. 25-26
[42] www.whitehouse.gov (Basýn Açýklamasý) 24 Nisan 2004
[43] ANCA, Basýn Açýklamasý, 24 Nisan 2004
[44]AAA, Basýn Açýklamasý, 26 Nisan 2004
[45] Harut Sassounian, California Courier Online, 29 Nisan 2004
[46] ANCA, Basýn Açýklamasý, 15 Nisan 2004
[47] Asbarez, 3 Mart 2004
[48] ANCA, Basýn Açýklamasý, 4 Mart 2004
[49] Asbarez, 7 Haziran 2004
[50] AAA, Basýn Açýklamasý, 5 Nisan 2004
[51] Türkiye, 26 Nisan 2004, Milliyet 5 Mayýs 2004
[52] Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý, No. 6, ss. 22,23, No.9 ss. 22-24, No. 10, ss. 24-25
[53] Le Monde, 30 Nisan 2004
[54] Ortak Bildirinin tam metni için bkz. Comité de Defense de la Cause Arménienne, 3 Haziran 2004
[55] Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý, No. 3, ss. 13-15
[56] Asbarez, 7 Nisan 2004
[57] Anadolu Ajansý, 21 Mart 2004
[58] Arminfo, 23 Nisan 2004
[59] Hürriyet, 24 Nisan 2004
[60] Arminfo, 10 Mart 2004
[61] Yerkir, 26 Mart 2004
[62] Yerkir, 23 Mart 2004
[63] A1plus, 20 Mart 2005
[64] Asbarez, 18 Mart 2004
[65] A1plus, 24 Nisan 2004
[66] Embassy of the Republic of Armenia, Basýn Açýklamasý, 16 Mart 2004
[67] Milliyet, 4 Mart 2004
[68] Armenian National Committee of New York, Basýn Açýklamasý, 17 Nisan 2004
[69] Robert Melson Revolution and Genocide –On the Origins of the Armenian Gnocide and the Holocaust” ihtilâl ve Soykýrým- Ermeni soykýrýmý ve Holokost’un Kökenleri) bafll›kl› kitabýn yazarýdýr
[70] Samantha Powell A Problem From Hell – America and the Age of Genocide (Cehennemden Gelen Sorun- Amerika ve Soykýrým Çaðý) bafll›kl› kitabýyla Pulitzer ödülünü kazanm›flt›r.
[71] Peter Balakian’ýn Ermenilere ait bir çok kitabý vardýr. Sonuncusu (2003) The Burning Tigris – The Armenian Genocide and America’s Response (Yanan Dicle –Ermeni Soykýrýmý ve Amerikanýn Yanýtý) bafll›¤›n›
taþýmaktadýr.
[72] Birinci Kongre 20-21 Nisan 2002 tarihlerinde Ankara’da yapýlmýþtý. Bkz. Ermeni Araþtýrmalarý, No. 5, s.7 ve ss. 260-262
[73] Ermeni Araþtýrmalarý 1. Türkiye Kongresi Tebliðleri, ASAM Ermeni Araþtýrmalarý Enstitüsü, Ankara 2003 (Üç cilt)
[74] Hye Tert, 8 Nisan 2004
| |