| | Öz: Bu makalede aðýrlýklý olarak "Ermeni Soykýrýmý" iddialarýyla ilgili Ermeni basýnýnda 2005 yýlýnýn ilk sekiz ayý içerisinde yayýmlanmýþ olan röportajlar incelenmektedir. Bu röportajlardan ilki Kevork Bardakçýyan'a, ikincisi Armen Rustomyan’a, üçüncüsü ise Davit Þahnazaryan’a aittir. Bu röportajlar çerçevesinde; 1) 2005 yýlý içerisinde Türk kamuoyuna yönelik psikolojik baský unsuru olarak hazýrlanmýþ “Ermeni araþtýrmacýlarýn 90 yýldýr yaptýklarý çalýþmalarý bu aþamadan sonra yok etmeye gücünüz yetmez” þeklinde formüle edilen slogan tartýþýlýyor. 2)“Ermeni Soykýrýmý” projesini yürütenlerin asýl hedeflerinin Türkiye’nin bütünlüðünü bozmaya yönelik olduðu Bardakçýyan’ýn sözleriyle belgeleniyor. 3) “Ermeni Tasarýsýnýn” Letonya Milli Meclisinde reddedilmesiyle ilgili Armen Rustomyan’ýn deðerlendirmesine yer veriliyor. 4) Davit Þahnazaryan tarafýndan yapýlan Türkiye-Ermenistan sýnýrýnýn asýl sorumlusunun Ermenistan hükümeti olduðuna dair açýklamasý deðerlendiriliyor.
Ayrýca, makalede Sasun isyanlarýnýn elebaþýsý olan Andranik’in 1907 yýlýndaki Taþnak Partisinin Dördüncü Genel Kongresinde yaptýðý savunmaya da dikkat çekiliyor.
Anahtar Sözcükler: Ermeni basýný, Sasun Ýsyaný, Andranik, K.Bardakçýyan, A.Rustomyan, D.Þahnazaryan,
Abstract: This essay deals with interviews conducted on the alleged "Armenian Genocide" that appeared in the Armenian press during the first eight months of 2005. The first interviewee is Kevork Bardakçýyan, the second is Armen Rustomyan, and the third Davit Þahnazaryan. The framework of these interviews encompasses 1) the discourse on the slogan "At this point you do not have the power to dissipate the work of Armenian researchers that has been accumulated over the past ninety years" aimed at psychologically pressurizing the Turkish public. 2) Kevork Bardakçiyan's interview proves through documentation that the true aim of the ones who construed the "Armenian Genocide" project was to dislodge the stability of Turkish national solidarity. 3) The evaluation of Armen Rustomyan regarding the rejection of the "Armenian Plan" in the Latvian Parliament is presented in the essay. 4)An appraisal is provided for the statement of Davit Þahnazaryan on how the Armenian government is to be held accountable for the Turkish-Armenian border. Furthermore, in this article, the defense made by Andranik, the chieftain of the Sasun uprisings, at the Dashnak Party’s Fourth Party Conference draws attention.
Key Words: Aremenian press, Sasun uprising, Andranik, K. Bardakçýyan, A. Rustomyan, D. Þahnazaryan.
Giriþ
Bu makalede "Ermeni Soykýrýmý" iddialarýyla ilgili çalýþmalarda gözden kaçýrýlan olgularýn, olaylarýn, durumlarýn ve düþüncelerin Ermeni basýnýndaki izdüþümleri ön plana çýkartýlarak incelenecek. Konu seçiminde çýkýþ noktasý, kendisini "Ermeni Soykýrýmý" iddialarý konusunda konuþmaya yetkin gören araþtýrmacýlarýn, tarihçilerin, medya mensuplarýnýn, köþe yazarlarýnýn, siyasilerin kendileri için biçtikleri savcý, hatta hakim rolü oldu. Bu son cümlenin açýlýmý þöyle: "Ermeni soykýrýmý" iddialarý ile ilgili araþtýrmalar, çalýþmalar ve tartýþmalar, sorunun doðasý gereði birbiriyle taban tabana zýt iki bakýþ açýsýndan yürütülüyor: Avrupa ve Amerika merkezli çalýþmalarda araþtýrmacýlar 90 yýldýr ýsrarla Ermenilere soykýrým yapýldýðý ve bu konuda Türkiye'nin mutlak suçlu olduðu önyargýsýndan hareket edip Avrupa ve Türk arþivlerinde "Ermeni ninelerin" anýlarýný doðrulayan belgeler arýyorlar. Türkiye'nin bakýþ açýsýyla konuya yaklaþan araþtýrmacýlar da tezlerini arþivlerde Türkiye'yi suçlayacak herhangi bir belgenin bugüne kadar bulunamamýþ olmasý üzerine kuruyorlar. Soruna Türkiye'nin bakýþ açýsýndan yaklaþan araþtýrmacýlar genel olarak rahat bir tartýþma ortamýný yalnýzca Türkiye'de bulabiliyorlar. Nedeni ise, Fransa, Ýsviçre ve Belçika gibi bazý ülkelerde (Ermeni kaynaklarýna göre bu ülkelerin toplam sayýsý on beþ)[1] "Ermeni Soykýrýmý" iddialarýna karþý düþünce üretilmesi yasalarla açýk bir þekilde engellenirken, genel eðilimin Türk tezini savunan bilim adamlarýna ve araþtýrmacýlara Avrupa ülkelerinde yaþam hakkýnýn verilmemesi yönünde olmasýdýr. Ýþte bu noktadan itibaren çeliþkiler doðuyor ve sorular cevapsýz kalmaya baþlýyor. Üstelik, bu açýdan sorun ilkinden çok daha ciddi bir boyut kazanmýþ durumda. Çünkü Avrupa'da görülen bu fenomen, Avrupa'dan ithal ettiðimiz düþüncelerle gerçek anlamda çeliþiyor. Bu nedenle gerekli açýklamanýn yapýlabilmesi için, söz konusu fenomen psikolojik, sosyolojik, kültürel, hukuksal ve etik açýdan bilimsel araþtýrmalara ve analizlere gereksinim duyuyor. Çünkü bu, tarihçilerin, bilim adamlarýnýn ve araþtýrmacýlarýn ne yazacaklarýna araþtýrmalarýnýn sonucuna göre deðil, söz konusu ülkelerin yasalarýnýn gereklerini yerine getirerek karar vermesi anlamýna geliyor. Çünkü bu, Avrupa ülkelerinde tarihle ilgili bilimsel çalýþmalarýn yalnýzca güdümlü olarak yapýlabildiði anlamýna geliyor. Buna bilim dünyasýnýn tepkisiz kalmasý ise çaðdaþ bilimin ciddi sorunlarýndan bir diðeri. Tüm bunlarý deðerlendirince, Aydýnlanma döneminden yüzyýllar önce geçmiþ olmamýza raðmen, 'bilim nedir? bilim neye hizmet eder? ve bilim adamý kimdir?' sorularýnýn tartýþýlmasýna duyulan gereksinim giderek büyüyen bir þiddetle hissediliyor. Bu çalýþmada sorun bu boyutuyla tartýþýlmayacak, ama bu sorularýn sýkça gündeme getirilmesi gerekiyor.
Bu çalýþmanýn gerçekleþtirilmesindeki amaç, konuyla ilgili bugüne kadar yapýlan deðerlendirmelere farklý bir bakýþ açýsý kazandýrmak. Bu amaç doðrultusunda Ermeni bakýþ açýsý araþtýrma ve inceleme konusu olarak seçildi. Çünkü, "Ermeni Soykýrýmý" iddiasýný bir proje olarak hazýrlayýp dünya kamuoyuna sunan grubun bakýþ açýsýnýn, yani Ermeni bakýþ açýsýnýn doðruluk derecesinin, özellikle Avrupa'da tartýþýlmasý bir yana, tartýþma ortamýný oluþturabilecek tüm koþullarýn bilinçli bir þekilde yok edilmesi ve buna yasal bir zemin oluþturulmaya çalýþýlmasý araþtýrmacý açýsýndan konuyu cazip bir ilgi alaný haline getiriyor. Çalýþmamýzda 2005 yýlýnýn ilk sekiz ayý içerisinde yayýmlanmýþ Ermeni gazetelerinde yer alan röportajlar veri olarak sunulacak. Söz konusu gazetelerin dili Ermenice ve Ermenistan'da yayýmlanýyor, yani yalnýzca Ermeni kamuoyuna hitap ediyor. Bu veriler yardýmýyla "Ermeni Soykýrýmý" iddiasýnýn sahibi olan kesimin, bu iddiayý gündemde tutarak (bireyler olarak ve yasal ya da terörist gruplar halinde veya devlet olarak) kendileri için ve Ermeni halký için elde etmeye çalýþtýklarý maddi ve manevi deðerlerin/ belki de çýkarlarýn neler olduðu ve varýlmak istenen hedef daha net görülebilecektir. Ayrýca, belge olarak kullanýlacak söz konusu materyaller sorunun bu boyutuna farklý bir yorum getirecek nitelik taþýyor. Konunun dikkat çeken bir baþka boyutunda ise, Türk kamuoyuna yönelik psikolojik baský unsuru olarak hazýrlanmýþ bir slogan var: “Ermeni araþtýrmacýlarýn 90 yýldýr yaptýklarý çalýþmalarý bu aþamadan sonra yok etmeye gücünüz yetmez” þeklinde formüle edebileceðimiz bu slogan özellikle 2005 yýlýnda sýkça tekrar edildi.
Yukarýda sýralanan sorunlarý incelemeye sonuncusundan baþlayalým. Böylece, diðer sorunlarý tartýþmak için gerekli olan zemin de hazýrlanmýþ olacaktýr.
Beþeri bilimler ve doða bilimleri arasýndaki temel farklýlýklardan birisi, beþeri bilimlerin araþtýrma alanlarýna giren konularýn yoruma açýk olmasýdýr. Kaldý ki, doða bilimlerine ait alanlarda bile mutlak doðrular yoktur. Elde edilen yeni veriler, yapýlan buluþlar, (artýk dünyada diyemiyoruz ama) uzayda yapýlan keþifler, teknoloji, týp, genetik mühendisliði alanlarýndaki geliþmeler ve daha pek çok etmen geçmiþin, hatta bir gün öncesinin tartýþmasýz bazý doðrularýný (yenileriyle deðiþtirmek için) ders kitaplarýndan silmeyi, bireylerin ve toplumlarýn belleðinden çýkartýp atmayý gerektirebiliyor. Ýnsanlýk tarihi, özellikle de Batýlýlarýn tarihi bu konuda çarpýcý örneklerle doludur. Birkaçýný sýralayalým. Bugün birisi bize dünyanýn tepsi þeklinde olduðunu ve bir öküzün boynuzlarý üzerinde durduðunu, öküzün kafasýný salladýðý her defasýnda yeryüzünde depremlerin gerçekleþtiðini söylerse, en iyi olasýlýkla bu þahsýn bir mizah ustasý olduðunu düþünürüz. Çünkü, elimizdeki veriler ve teknolojinin sunduðu olanaklar geçmiþe ait olan yukarýda sýraladýðýmýz bilgileri þüpheye yer vermeyecek þekilde yanlýþlýyor. Oysa bu, insanlýk tarihinde kayýtlý bir olgudur. Ya da Albert Einstain'ýn fizik alanýnda geliþtirdiði görelilik kuramýyla alýmlama biçimimizi nasýl deðiþtirdiðini anýmsayalým. Zamanýn ve uzayýn göreceli olabileceðini insanlar Einstein'dan önce düþünseler bile delillendirebiliyorlar mýydý? Bir baþka örnek. Acaba, 1633 yýlýnda "dünya dönüyor" dediði için Galilei'yi mahkûm eden Engizisyon Mahkemesinin doðru karar verdiðini savunacak Avrupalýlar hâlâ mevcut mudur? Her ne kadar, 2005 yýlýnýn Haziran ayýnda Associated Press tarafýndan dünyaya “bir rahibenin çarmýha gerilerek öldürüldüðü” þeklinde duyurulan haberin konusu olan olayýn geçtiði yer Avrupa ise de[2], bu sorunun cevabý olumlu olmayacaktýr. Bu örneklerin seçilmesindeki amaç, aþaðýda yapýlacak olan çýkarým için zemin hazýrlamaktý. Bu örneklerden yola çýkarak þunu söyleyebiliriz: Sosyal bilimler alanýndaki hiçbir þey mutlak deðildir. Belgeler bulunur, yeni veriler ortaya çýkar, buluþlar ve keþifler yapýlýr, eski bilgilerin yerini yenileri alýr: Deðiþen yaþam koþullarýyla birlikte gelenekler deðiþir, yargýlar deðiþir, imgeler deðiþir ve geçmiþte doðru olduðu dikte edilen yanlýþlar da deðiþir. Kýsaca, zaman içerisinde deðiþmemiþ ve deðiþmeden kalabilecek insana ve sosyal yaþama ait hiçbir þey geçmiþte mevcut olmadý, bugün de yok. Buna edebiyattan somut bir örnek verelim. Günümüzde Robin Hood gibi kahramanlarýn yaratýlmamasý, gerçek yaþamda artýk bu tür kahramanlarýn yaþamýyor olmasýndan mý, yoksa toplumlarýn bu tür kahramanlara artýk gereksinim duymuyor olmasýndan mý? Bir düþünelim, günümüzde Robin Hood olmak hevesine kapýlan birisini kahraman olarak mý adlandýrýrdýk, yoksa terörist olarak mý? Robin Hood'la edebiyattan kaynaklanan gönül baðýmýz bizi tersini söylemeye zorlasa da, ikinci seçenek gerçeðe daha yakýn ve doðru olandýr.
Verilen tüm örneklerden ve yapýlan çýkarýmdan hareketle altý çizilmesi gereken, "Ermeni soykýrýmý" iddiasýyla yola çýkýp biz onlarca yýldýr çalýþýyoruz, dünya kamuoyunda da yeterince olumsuz bir Türk imgesi yarattýk, Avrupa ülkeleri de teker teker aldýklarý kararlarla yasalarýna bizim bakýþ açýmýzýn dýþýnda düþünce üretilmesini yasaklayan cezai müeyyideler koyuyor, o halde mutlak doðru olan bizim bakýþ açýmýzdýr ve bu aþamadan sonra geriye dönüþ olamaz yanýlgýsýdýr. Nitekim, bir grup Fransýz tarihçinin 2005 yýlý Aralýk ayýnda Fransýz parlamentosunun tarihi özgür býrakmasý için yaptýklarý giriþim de bu tezi doðruluyor.[3]
Bu veriler, olanlarý bir baþka perspektiften daha deðerlendirmeyi gerektiriyor: Bugün "Ermeni Tasarýsý" baþlýðýyla da kaþýmýza çýkan fenomen, aslýnda Avrupa parlamentolarýnda çýkartýlan yasalarýn boþluklarýndan yararlanýlarak "Ermeni Soykýrýmý" iddialarý çerçevesinde gerçekleþtirilen etkinliklerle hukuk sistemlerinin nasýl dünya ölçeðinde kötüye kullanýlabileceðini gösteren sýra dýþý bir örnektir. Konunun bu açýdan ele alýnarak incelendikten sonra sonuçlarýnýn (gerekirse dünya kamuoyu ile) paylaþýlmasý yasa koyucularý daha dikkatli olmalarý için uyaracaktýr.
Sözü edebiyatla, ama özellikle de kara mizaha en güzel örnek olarak gösterilen bir eserle baðlayalým. Edebiyatta, temasý bakýmýndan bu kadar büyük ölçekli olmayan, hatta "Ermeni soykýrýmý" iddialarýyla kýyaslandýðýnda son derece nahif kalan bir örnek vardýr. Bu, Rus edebiyatýndan Nikolay Vasilyeviç Gogol'ün "Ölü Canlar" adlý eseridir. Gogol'e bu eserin konusunu A.S.Puþkin vermiþtir. "Ölü Canlar"ýn konusunun edebiyatýn mutfaðýna girme macerasýný oluþturan olaylar zinciri þöyle geliþir: Puþkin, bir yazar ve þair olarak baþarýsýnýn doruk noktasýnda olduðu dönemde tarih konulu bir eser yazmak amacýyla Arþivde özel izinle araþtýrmalar yapar. Bu araþtýrmalarý sýrasýnda bazý mahkeme kayýtlarý bulur. Bu kayýtlar arasýnda bir davanýn konusu kendisine çok ilginç gelir. Ýþte bu dava, ilerleyen dönem içerisinde "Ölü Canlar" adlý eserin konusu olacaktýr. Puþkin'in niyeti arþivde bulduðu söz konusu davaya konu olan olayý eserlerinden birisinde iþlemektir. Ama Gogol'ün bir þekilde bu konudan haberi olur ve Puþkin'i ikna ederek konuyu kendi eseri olan "Ölü Canlar" da iþlemek üzere izin alýr. Davaya konu olan olaya yasalardaki boþluðu kiþisel çýkarlarý doðrultusunda kullanmak isteyen birisi neden olmuþtur. Zaman, Çarlýk Rusya'da kölelik sisteminin hakim olduðu bir dönemdir. Bu dönemde, devlet köle sayýsýný dikkate alarak köle sahiplerine kredi vermektedir. Gogol iþte bu gerçek olaydan yola çýkarak yazýyor eserini. Eserin konusu da kýsaca þöyle: Gogol'ün Çiçikov adýný verdiði "kahraman" söz konusu yasadan yararlanmak istiyor. Kendisine orta halli bir çiftlik sahibi görüntüsü vererek Rusya'da seyahate çýkýyor. Amacý, köle sahipleriyle iliþkiye geçerek onlardan ölmüþ ama henüz kayýtlardan düþmemiþ, yani yaþýyor görünen kölelerini satýn almaktýr. Böylece köleler ölü olduðu için yemek, barýnak, hastalýk vs masraflarý olmayacaktýr, ama Çiçikov'un devletten kredi talep etmek için gerekli sayýda kölesi olacaktýr. Eserin adýnýn ölü canlar olmasýnýn nedeni de budur. Bu, ahlaki açýdan, hukuki açýdan ve dini açýdan büyük bir rezalettir. Eserin sonunda bu skandal ortaya çýkýnca Çiçikov, hiç de kahramanlara yakýþmayacak bir þekilde kaçýyor. Bu eser, 19. yüzyýlda Rusya'da yaþananlardan ve insanýn kirlenmesinden dolayý Rus aydýnýn duyduðu ýstýrabý anlatýr.
Ýçerisinde tazminat ve toprak talepleri bulunan ve adýna "Ermeni Soykýrýmý" denen proje kapsamýna giren iddialara sahip çýkanlara neler vaat edildiði dikkate alýnýrsa “Ölü Canlar”a konu olan olayla benzerlikler net olarak görülebilir. Öncelikle, “Ermeni Soykýrýmý” iddialarýný bilinçli bir çalýþmanýn ürünü olarak gösteren belgeler var: Sasun isyanlarýnýn elebaþýsý olan Andranik’in 1907 yýlýndaki Taþnak Partisinin Dördüncü Genel Kongresinde yaptýðý savunma “soykýrým” adý verilen fenomenim gerçekte bir senaryo olduðunu belgeliyor:
“Sasun için hiçbir yarar saðlamadan kýrýldýlar . Bu bir iftiradýr. Daima kýrýldýðýmýzý hatýrlarlar da ayný þekilde kýrdýðýmýzý niye konuþmazlar? (Onlarýn) Çarpýþmalarýnýn gücü kýrmaya yetmemiþtir. <...> Biz çarpýþanlar, saldýrganlardan iki kat fazlasýyla cephane ele geçirdik. Yiyeceðimizin az olmasý bir gerçekken bizler kýrýlmadýk. Karþýmýzdaki güç bizim bin katýmýzdý. Bizler sadece, elçiliklere sunmalarý için sahte adlar kullanarak 7000 (yedi bin) kiþinin öldüðü yalanýný uydurduk”[4]
Sorunun paradoksal olan yönü, “Ermeni Soykýrýmý” iddiasýný kurgulayan ve sahiplenen kesimin özellikle Ermeni entelektüelleri olmasýdýr.
Bu noktada sorunun bir baþka boyutuna dikkat çekelim. Diyasporada ve Ermenistan'da faaliyet gösteren "Ermeni Soykýrýmý" iddiasýnýn propagandistleri ve eylemcileri Ermeni gazetelerine verdikleri demeçler ve röportajlarda 90 yýldýr yaptýklarý çalýþmalarýn sonucunda dünya kamuoyunda kazandýklarý baþarýlarla ilgili olarak, "Ermeni Soykýrýmý" iddiasýnýn Türkiye'deki propagandistleri ve eylemcileri kadar emin ve tek doðrultuda konuþmuyorlar. Bu düþünceyi belgelemek amacýyla, önce “Ermeniler ‘Ermeni Soykýrýmý’ iddialarýyla ilgili olarak 90 yýlda aldýklarý yolu nasýl deðerlendiriyorlar?” þeklinde bir soru yöneltelim, ardýndan da üç farklý kiþiden cevap alalým. Bu amaçla görüþlerine baþvuracaðýmýz þahýslardan ilki, diaspora'dan Kevork Bardakçýyan, bilim adamý kimliði taþýyor; ikincisi, Ermeni Milli Meclisi Dýþ Ýliþkiler Komisyonu Baþkaný Armen Rustomyan; üçüncüsü, Ermenistan'dan bir muhalif, Davit Þahnazaryan olacak.
Konuyla ilgili olarak, diaspora Ermenilerinden Kevork Bardakçýyan'ýn 11 Haziran 2005 tarihinde Azg gazetesine verdiði ve "'Türklere Rehin Olan Özgürlüðümüz' 'Baðýmsýzlýktan' Sonraki Ýdealimiz Olacaktýr" baþlýðýyla yayýmlanan röportajda kendisine sorulan bir soru üzerine söylediklerini alýntýlamadan önce, alt yapý oluþturmak için, Erivan'dan bir haberle giriþ yapalým. 2005 yýlý Nisan ayýnda Erivan'da Ermeni Soykýrým iddialarýnýn kazandýðý boyutlarýn tartýþýldýðý uluslararasý bir konferans düzenlendi. Kevork Bardakçýyan da bu konferansýn organizatörlerinden ve katýlýmcýlarýndandýr. Bu nedenle Erivan'da bulunan Bardakçýyan 27 Nisan 2005 tarihinde Azg gazetesine yaptýðý ziyaret sýrasýnda bir de röportaj vermiþ. Muhabirin sorusu þöyle: "—Bu yolla harcadýðýmýz çabalar niteliksel olarak yeni bir aþamaya girmiþ olmalý, bu konuda ne söyleyeceksiniz?"[5]
Bu soru karþýsýnda Bardakçýyan bir açýklama yapma gereksinmesi duyuyor:
—Çok sayýda devletin Ermeni Soykýrýmýný tanýmýþ olmasý gerçeðine raðmen, sorunun geliþiminde çok da aþama kaydedilmediðini düþünüyorum, ancak bu, Almanya tarafýndan soykýrýmýn tanýnmasýný vurgulayarak devam ettirilmeli. Osmanlý, ayný þekilde çaðdaþ Türk tarihi içerisinde ve ders kitaplarýnda yer alan Ermenistan’ýn ve Ermeni halkýnýn isyanýnýn daha önemli olduðunu düþünüyorum, çünkü Türk ders kitaplarýnda Ermenilerin varlýklarý yok, yalnýzca toprak olarak deðil, kültürel ve sosyal perspektifleriyle de. Dolayýsýyla, geniþ düþünceli Türk tarihçilerle birlikte ortak çalýþmayý öneriyorum, bilim adamlarý soykýrým gerçeðini kabul edince, Türk devletinin politikasý temelsizleþecek ve absürd bir þey haline dönecek."[6]
Görüldüðü gibi, diyaspora için, Avrupa parlamentolarýnda alýnan kararlar tek baþýna yeterli deðil. Onlar için gerekli olan, Türkiye'nin Ermeni soykýrým iddiasýný kabul etmesi gerektiðini ýsrarla vurgulayarak kendilerini destekleyen Türkiyeli grubun etkinlikleri sonucunda Türkiye tarafýndan alýnacaðýna inandýklarý karar. Zaten Avrupa parlamentolarý da "Ermeni tasarýlarýný" bu amaçla kabul etmiyorlar mý?
Bardakçýyan'ýn röportajýndaki ayrýntýlarý deðerlendirmeyi daha sonraya býrakalým ve sorumuzun cevabýný aramaya devam edelim. Þimdi de Ermeni Milli Meclisi Dýþ Ýliþkiler Komisyonu Baþkaný Armen Rustomyan’ýn Hayots aþhar gazetesi muhabirine verdiði röportajdan bir alýntý yapacaðýz. Türk kamuoyuna da yansýdýðý þekliyle 2005 yýlýnda Ermenistan'ýn Letonya Büyükelçisi Aþot Hovakimyan’ýn ve yerel Ermeni cemaatinin ortak çalýþmasý sonucunda, Avrupa'dakilerin benzeri bir taslak Letonya Milli Meclisinin gündemine girdi, ancak kabul edilmeden kaldýrýldý. Alýntý yapacaðýmýz röportajýn ana konusu bu, baþlýðý ise "Türkler Ýyi Hazýrlanmýþ Durumdalar, Bizse Ýhmal Ediyoruz". Röportaj sýrasýnda yapýlan açýklamayý eksik bulan Hayots aþhar gazetesi muhabirinin "Ama Türk Büyükelçiliðinin aktif propagandalarý nedeniyle sorunun gündemden çekildiði haberleri vardý" [7] bilgisinin altýný çizmesi üzerine Hovakimyan'ýn açýklamasý þöyle oluyor:
"—Mesai arkadaþlarýmýzýn açýklamasýna göre, soykýrýmýn tanýnmasý sorununun müzakeresi gündemden çekilmedi. Gerçi, sorunun müzakeresinden hemen sonra Türk Büyükelçiliði’nin aktif propaganda yöntemlerine giriþtiði doðru. Özellikle, Letonya Milli Meclisindeki tüm milletvekillerine soykýrým sorunuyla ilgili Türkiye'nin olumsuz pozisyonunu 'delillendiren belgelerle' hazýrlanmýþ lazer disketler gönderdiler."[8]
Hovakimyan konuþmasý sýrasýnda þunlara da iþaret ediyor:
"Ancak Türkiye artýk iyi hazýrlanmýþ bulunuyor. Þöyle ki, farklý dillerde hazýrlanmýþ cd’ler bile var, eðer bir ülkede soykýrýmýn tanýnmasý gündeme gelecek olursa cerrahi bir yöntemle diplomatik temsilcilikleri yaygýnlaþtýrýyorlar.
Bu, bizim genel politikamýzýn yakýn gelecekte atacaðýmýz aktif adýmlarla düzeltmeye çalýþmak zorunda olduðumuz bir kusurudur”[9]
Letonya'daki Türk Büyükelçiliði aracýlýðý ile elde edilen sonuç ve Hovakimyan'ýn bu saptamasý da "Ermeni Soykýrýmý" iddialarýyla ilgili mutlak olduðu savunulan doðrularýn ne kadar temelsiz ve kaygan bir zeminde durduðuna yeterince dikkat çekiyor. Ayrýca, Hovakimyan’ýn söyledikleri yukarýda tartýþma konusu yapýlan ve Türk kamuoyu üzerinde psikolojik baský aracý olarak kullanýlan propaganda malzemesinin temelsizliðini vurgulayan bir nitelik taþýyor.
Sorumuza üçüncü bir bakýþ açýsýndan nasýl cevap verildiðini incelemek için, Ermenistan’daki muhalefetin görüþlerine baþvuracaðýz. 5 Aðustos 2005 tarihinde Aravot adlý gazetede Davit Þahnazaryan'ýn ABD'de sunduðu bir bildiride Türk-Ermeni iliþkilerini deðerlendirdiðini bildiren bir haber yer aldý. Bu habere göre, Davit Þahnazaryan Washington’a gerçekleþtirdiði ziyaret sýrasýnda ABD Devlet Bakanlýðýnýn programýyla 25—29 Temmuz tarihlerinde ABD Devlet Bakanlýðýnda, ABD Parlamentosunda, Pentagon'da, Güvenlik Konseyinde, Beyaz Saray’da, ayrýca bir dizi araþtýrma ve inceleme merkezinde görüþmelerde bulunuyor. Bu davet çerçevesinde D.Þahnazaryan World Security Enstitüsünün himayesiyle gerçekleþtirilen etkinlik sýrasýnda Washington’un The Atlantic Counsil kurumunda bir de bildiri sunmuþ. Alýntýmýz iþte bu bildiriden yapacaðýz. Þahnazaryan'ýn görüþüne göre, öncelikle "Ermeni-Türk iliþkilerinin düzelmesinin Daðlýk Karabað anlaþmazlýðýnýn geliþiminde olumlu etkisi olacaktýr ki, bu Robert Koçaryan’ýn iktidarý için tehlikelidir. Ýkincisi, Ermeni-Türk sýnýrýnýn açýlmasý, Ermenistan ekonomisine hakim olan kriminal-erk sistemi için bir tehdittir ki, bu erk Ermenistan Cumhuriyetinin siyasi iktidarýný aracýsýz olarak kontrolü altýnda tutuyor ve hükümeti korumak için güçlü bir siyasi araçtýr." [10]
Þahnazaryan'ýn açýklamasý, özellikle sýnýrýn açýlmamasý konusunda Türkiye'ye Türkiye'den yöneltilen eleþtirileri çürütür nitelikte. Bu ve daha önceki alýntýlar, olup bitenleri aracýsýz olarak doðrudan Ermenistan Ermenilerinden ve diaspora Ermenilerinden öðrenmemizin ne kadar elzem olduðunu gösteren önemli ve ciddi verilerdir. Zira üçüncü þahýs konumundaki kiþilerin aracýlýklarýyla aktarýlan bilgiler kiþisel çýkarlarýn ve ihtiraslarýn kurbaný olabiliyor.
***
Þimdi þu ana kadar tartýþtýðýmýz konuyla yakýn iliþkisi olan bir baþka sorunun cevabýný arayalým. Sorumuz, “Türkiye'de ‘Ermeni Soykýrýmý’ iddiasýnýn sahiplerince yürütülen ýsrarlý propagandalarla varýlmaya çalýþýlan nokta nedir?” olacak. Bu sorunun cevabýný ararken Bardakçýyan'ýn röportajý daha da dikkat çekici bir nitelik kazanýyor. Diasporalý Ermeni bilim adamýnýn yukarýdaki alýntýda yer alan son cümlesinin altýný çizelim: "(Böylece) Türk devletinin politikasý temelsizleþecek ve absürd bir þey haline dönecek." Bu cümlenin yorumunu uluslararasý hukuk alanýnda çalýþan uzmanlara býrakalým ve Bardakçýyan'ýn ayný röportajýndan yeni bir alýntý yaparak çizmeye çalýþtýðýmýz tabloyu tamamlayalým. Azg gazetesi muhabiri biraz da endiþeyle Bardakçýyan'a þöyle bir soru yöneltiyor: "Konferanslar, bilimsel toplantýlar, buluþmalar, yayýnlar yoluyla bunun kabul ettirileceði düþünülüyor. Acaba Türk hükümeti geri dönüþ yapacak mý, yoksa bunlar yalnýzca bilim çevrelerinin görüþü olarak mý kalacak?" [11]
Bardakçýyan yalnýzca gazetecinin deðil bizim sorumuzun cevabýný da veriyor, hem de hedeflerinin ne olduðunu yoruma gereksinim duymayacak netlikte ve sadelikte dile getirerek:
"Bu çalýþma yöntemini denemek zorundayýz. Avrupa veya Amerika’da düzenlenen konferanslardan sonra Türkiye’de gerçekleþtirilecek olan konferanslarýn çok daha önemli olduðunu düþünüyorum. Ýstanbul’dan baþlamalý ve Doðuya; Ankara, Erzurum, Van, Kars, Ani, Gümrü, Erivan’a kadar gitmeli. Ermeni Türk Komisyonu kurulmuþtu, bunlar tuzaktý, geçici önlemlerdi, Türk Hükümeti kendi politikasýný devam ettirmek için, bilim adamlarýný bunlarla oyalamak istiyordu. Demek ki, bu bölgedeki Ermenileri ayaklandýrmak için karþýlýklý bilimsel diyalog geliþtirilmeli. Deðilse, tanýmanýn bizim için anlamý ne? Özür dilenmesi mi?.."[12]
Bardakçýyan’ýn bilim adamý kimliðiyle Türkiye’nin toprak bütünlüðüne karþý yöneldiði bu hedef Amerika’daki ve Avrupa’daki bilim kuruluþlarýnýn bilimsellik kimliklerini ve iþlevlerini tartýþmaya açacak karakterde. Bu ise baðýmsýz bir dizi çalýþmaya konu olabilir ve de olmalýdýr.
Sonuç olarak. 1) Bu çalýþmada sunulan bilgilerin niteliði Ermeni kamuoyuna sunulan Ermenice bilgileri yakýndan takip etmenin gerekliliðini vurguluyor. 2) Bir toplumun belleði, tarihçilerin, yazarlarýn, bilim adamlarýnýn, araþtýrmacýlarýn, gazetecilerin, mimarlarýn, ressamlarýn, kýsaca yaratýcý entelektüellerin ürünleriyle ve entelektüellerin çabalarýyla korunur. Bu baðlamda, kamuoyunun doðru bilgilendirilmesi, ortaya çýkacak olan ürünlerin niteliðine de yansýyacaktýr. 3) Veriler, iddia edilenin aksine "Ermeni Sorunu" ile ilgili yýkýlmasý gereken tabularýn Türkiye'nin deðil, Batý'nýn entelektüel dünyasýnda beslendiðini belgeliyor. Bu gerçek, dünya kamuoyuna yönelik çalýþmalarda sorunun bu yönüne de aðýrlýk verilmesini gerektiriyor.
[1] Kevork Bardakç?yan, 'Mer inknutyun? patand e turkerun' vorn e linelu mer idael? 'azatagrveluts' heto ('Türklere Rehin Olan Özgürlü?ümüz' 'Ba??ms?zl?ktan' Sonraki ?dealimiz Olacakt?r), zruyts Melanya Ba?alyan?, Azg, 11 hunisi 2005, ec. d (4)—ye (6)(Ermenice).
[2]Bu haber Türkiye'de 17.06.2005 tarihinde Star gazetesinde "Çarm?ha Gerilen Rahibe Öldü", 18.06.2005 tarihinde Sabah gazetesinde "Son Nefesini Çarm?hta Verdi" ba?l???yla verildi. Türk bas?n?nda haber kayna?? gösterilmemekle birlikte yurtd??? bas?n, foto?raflar ve haberin kayna?? olarak Associated Pres'i gösteriyor. (Konuyla ilgili belgeleri toplamamda yard?mc? olan Ermeni Dili ve Kültürü yüksek lisans ö?rencisi Melek Sar? Güven'e te?ekkür ederim)
[3] http://www.zaman.com.tr/?hn=238148&bl=dishaberler&trh=20051215 http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=23060 http://www.milliyet.com.tr/2005/12/22/dunya/axdun01.html
[4]Dasnabedyan, Y.Gh. Sarkisyan, Ta?nak Partisi için belgeler, üçüncü Cilt, s.118. Al?nt? için bkz. Andranik Çelebyan, Zoravar Andranik, (Erivan; Arevek, 1990), ec. 191. (Ermenice)
[5] Kevork Bardakç?yan, a.g.y.
[6] A.g.y.
[7] Armen Rustomyan, Zruyts. Vahan Vardanyan, Hayots a?harh (Ermenice günlük gazete), 11 Hunisi 2005, 109/1932, s.1—2.
[8] A.g.y.
[9] A.g.y.
[10] Davit ?ahnazaryan, Aravot, 5 ogostosi 2005, ec. 1.
[11] Kevork Bardakç?yan, a.g.y.
[12] A.g.y.
| |