AnasayfaÝletiþim
  
English



E-B�lten �yeli�i

G�nl�k b�ltenimize �ye olmak i�in a�a�daki alanlar� doldurunuz.
Ad:
Soyad:
Eposta:


DERG� SAYILARI

Bir Fikir Özgürlüðü Sorunsalý Olarak Massachusetts Davasý

M. Serdar PALABIYIK*
ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 19, Sonbahar 2005

 

Öz: Bu makale Amerika’nýn Massachusetts eyaletinde sözde Ermeni soykýrýmýnýn eyalet okullarýnýn eðitim müfredatýna dahil edilmesindeki taraflý tutuma karþý açýlan bir davanýn iç yüzünü ortaya koymak üzere kaleme alýnmýþtýr. Eyaletin Eðitim Kurulu tarafýndan hazýrlanan bir yönetmelik sözde Ermeni soykýrýmýný tartýþma götürmez bir gerçek olarak kabul etmiþ ve konu ile ilgili Türk kaynaklarý yönetmelikten çýkarýlmýþtýr. Bunun üzerine açýlan dava türünün ilk örneði olmasý bakýmýndan son derece önemlidir. Ýþte bu makalede bu davanýn arka planý, davaya konu olan yönetmelik, davanýn aktörleri ve davanýn özellikle Amerikan basýnýnda bulduðu yanký incelenmektedir. Bu analiz önemlidir, zira Massachusetts davasý Amerika’da fikir özgürlüðü kavramýnýn test edildiði bir olaydýr.

 

Anahtar Kelimeler: Massachusetts Davasý, Ermeni Diasporasý, ATAA, Massachusetts Eðitim Kurulu, Ermeni soykýrýmý iddialarý

 

Abstract: This article is about a legal case opened against unfair attitude in the inclusion of so-called Armenian Genocide to the education curriculum in Massachusetts, . The Massachusetts Board of Education prepared a guide in which the so-called Armenian Genocide was accepted as an indisputable historical truth and all relevant Turkish sources were omitted. The case opened against this guide is quite significant because it is the first case of this type. In this article the background of the case, the guide prepared by the Board of Education, the actors involved and the reflection of the case in the American media will be analyzed. This analysis is important because this event is a test case for freedom of thought in the .

 

Keywords: Massachusetts Case, Armenian Diaspora, ATAA, Massachusetts Board of Education, Armenian genocide allegations.

 

Giriþ

 

Üzerinden bir yüzyýla yakýn zaman geçmiþ olmasýna raðmen, 1915–16 yýllarýnda Doðu Anadolu’da meydana gelen olaylar bugün bile uluslararasý toplum tarafýndan tartýþýlan konular arasýndadýr. Bu konu yalnýzca tarih biliminin incelediði bir olgu olmaktan çýkmýþ, günlük siyasetin müdahalesinin yoðun olarak tecrübe edildiði bir konu halini almýþ ve farklý taraflarca farklý yaklaþýmlarla tanýmlanmýþtýr. Özellikle Ermeni diasporasý ve bu diasporanýn yoðun olarak yaþadýðý ülkelerdeki akademik çevreler 1915–16 olaylarýný ‘soykýrým’ olarak nitelendirmekte ve bu tarihi olayýn tartýþmaya mahal vermeyen bir gerçek olduðunu iddia etmektedirler. Bu yaklaþýma göre bu olaylarýn soykýrým olmadýðýný savunan her görüþ ‘inkârcý bir propaganda’dan ibarettir ve bilimsel olarak hiçbir geçerliliði yoktur. Bu katý tutum konunun baðýmsýz ve tarafsýz bir biçimde incelenmesinin önündeki en temel engellerden biridir.

 

Ermeni diasporasýnýn en temel hedefi sözde Ermeni soykýrýmýnýn mümkün olan en fazla sayýda ülke parlamentosu tarafýndan kabul edilmesi, böylelikle konunun siyasal bir meþruiyet kazanmasýnýn saðlanmasýdýr. Yýllardan beri süregelen yoðun çabalarýn sonucunda Ermeniler 18 ülke parlamentosunda 1915–16 olaylarýný soykýrým olarak tanýmlayan kararlar alýnmasýný saðlamýþlardýr[1]. Bu kararlarýn hukuki bir geçerliliði olmamasýna raðmen özellikle uluslararasý toplum nezdinde Ermeni tezlerinin daha fazla kabul görmesine hizmet ettiði açýktýr.

 

Aslýnda son derece güçlü ve aktif bir Ermeni lobisine sahip olsa da, henüz Amerika Birleþik Devletleri’nde federal düzeyde 1915–16 olaylarýný soykýrým olarak nitelendiren bir karar kabul edilmemiþtir. Ancak bu konuda diaspora büyük bir gayret sarf etmektedir. Özellikle her yýl Ermenilerce sözde soykýrým ile özdeþleþtirilen 24 Nisan tarihinde ABD Baþkanlarýnýn yaptýðý anma konuþmalarýnda ‘soykýrým’ kelimesinin telaffuz edilmesinin saðlanmasý için büyük çaba harcanmaktadýr. Bugüne kadar 24 Nisan tarihlerinde demeç veren ABD Baþkanlarý, Jimmy Carter, Ronald Reagan, George Bush, Bill Clinton ve George W. Bush, ‘soykýrým’ kelimesini telaffuz etmemiþler ve 1915–1916 olaylarýný genellikle ‘büyük trajedi’ tabiri ile tanýmlamayý tercih etmiþlerdir.

 

ABD’de sözde soykýrýmýn resmen tanýnmasýnda muvaffak olamayan Ermeni lobisi, 38 eyalette 1915–16 olaylarýný ‘soykýrým’ olarak kabul eden kararlar çýkarttýrmayý baþarmýþtýr[2]. Bu da göstermektedir ki, Ermeni diasporasýnýn yerel baþarýlarý küçümsenmeyecek kadar önemlidir.

 

Diasporanýn bir diðer amacý da Amerikan okullarýnda sözde Ermeni soykýrýmýnýn eðitim müfredatýna dâhil edilmesini saðlamaktýr. Amerikan eðitim sisteminin özgürlükçü yapýsý Ermeniler tarafýndan kendi çýkarlarý için sonuna kadar kullanýlmaktadýr.

 

Amerikan okul sistemleri, seçimle gelen ve diðer hükümet birimlerinden bir hayli özgür olan kurullarca yönetilir. Bir örnek vermek gerekirse, sadece beþ milyon nüfusa sahip Minnesota eyaletinde 300’e yakýn “özgür” okul kurulu vardýr. ABD’nin geneli hesaba katýldýðýnda bu sayý binlerle ifade edilmektedir. Bu kurullarýn bazýlarý, Ermeni kökenli Amerikalýlarýn isteðine uyarak, Ermeni tezini benimsemiþler ve okullarýnda tarih eðitimini Ermeni tezine uyumlu bir þekilde yapmaya baþlamýþlardýr[3]. Ancak bununla yetinmeyen Ermeniler bu kez bir eyaletin eðitim müfredatýna sözde soykýrýmýn dâhil edilmesini de baþarmýþlardýr. 1998 yýlýnda Massachusetts eyaletinde kabul edilen bir kanun ve bu kanun çerçevesinde hazýrlanan bir yönetmelik ile sözde Ermeni soykýrýmý eðitim müfredatýnýn konularý arasýnda yer almýþ, konu ile ilgili karþý tezleri ileri süren kaynaklar ise tamamen dýþlanmýþtýr. Bu durum ABD’de bir ilktir.

 

Ýþte bu makaleye konu olan dava bu yönetmeliðe tepki olarak ortaya çýkmýþtýr. Ekim ayýnýn sonlarýnda Massachusetts Sudbury kasabasýnda Lincoln-Sudbury Lisesi öðrencisi Ted Griswold, ayný lisede görev yapan tarih öðretmeni William Schechter ve Cambridge Ringe & Latin Lisesinde sosyal bilimler, tarih ve sivil haklar öðretmeni olarak çalýþan Lawrence Aaranson tarafýndan açýlan ve Türk Amerikan Dernekleri Kurulu’nun (Assembly of Turkish American Associations – ATAA) da müdahil olduðu bu davanýn özünde fikir özgürlüðünün ihlal edildiði iddiasý yer almaktadýr. Buna göre tartýþmalý bir konuda öðrencilerin ve eðitimcilerin farklý görüþleri savunan kaynaklara eþit kolaylýkla ulaþmalarý engellenmekte ve tarihi bir konu son derece taraflý bir biçimde öðretilmektedir.

 

Bu makalenin amacý ‘Massachusetts davasý’ olarak nitelendirilen bu davanýn nedenleri ve davanýn Ermeniler, Türkler ve Amerikan kamuoyu tarafýndan nasýl deðerlendirildiði konularýna açýklýk getirmek üzere kaleme alýnmýþtýr. Bu baðlamda Amerikan eðitim sisteminin nasýl siyasi çýkarlara alet edildiði ve Amerika’da fikir özgürlüðünün nasýl ihlal edildiði gözler önüne serilmektedir. Makale dört temel bölümden oluþmaktadýr. Birinci bölümde davaya neden olan geliþmeler özetlenmekte, ikinci bölümde ise davanýn çýkýþ noktasýný oluþturan Massachusetts Eðitim Dairesi’nin hazýrladýðý yönetmelik incelenmektedir. Üçüncü bölümde davanýn aktörleri, yani davacýlar ve davalýlar, tanýtýlmaktadýr. Makalenin son bölümünde ise davanýn açýlmasýnýn ardýndan dile getirilen tepkilere yer verilmektedir.

 

Dava Neden ve Nasýl Açýldý? [4]

 

Davaya konu olan tartýþmalar 10 Aðustos 1998 tarihinde Massachusetts Genel Mahkemesi’nin “Bölüm 276” (Chapter 276) baþlýklý kanunu onaylamasý ile baþladý. Bu kanuna göre Massachusetts Eðitim Kurulu soykýrým ve insan haklarý konularý hakkýnda müfredatýn ve bu müfredatýn öðretilmesi için gereken yöntemlerin hazýrlanmasýndan sorumlu tutulmuþtu. Buna göre bu müfredat okyanus aþýrý köle ticareti, Ýrlanda’daki büyük açlýk dönemi, Ermeni ‘soykýrýmý’, Ýkinci Dünya Savaþý sýrasýnda Nazilerin Yahudilere karþý uyguladýklarý soykýrým, Mussolini’nin faþist rejimi ve diðer tanýnmýþ insan haklarý ihlalleri ve soykýrýmý içerecek ancak bunlarla sýnýrlý tutulmayacaktý. Müfredat hazýrlanýrken Kurul, öðretmenlere, okul müdürlerine ve soykýrým ve insan haklarý gibi konularýn uzmanlarýna danýþabilecekti.

 

‘Bölüm 276’ baþlýklý bu kanunun bu denli büyük bir tartýþmaya yol açmasýnýn nedeni doðrudan doðruya “Ermeni soykýrýmý” tabirini içermesiydi. Massachusetts eyaleti sözde Ermeni soykýrýmýný resmen tanýdýðý için konu ile ilgili tartýþmalar bir tarafa býrakýlmýþ ve ‘soykýrým’ tabiri resmen kanunun içine konmuþtu. Bu durumda bundan sonra Massachusetts’te bu konu ile ilgili hazýrlanacak tüm müfredatta ‘Ermeni soykýrýmý’ a priori bir öncül olarak kabul edilecek ve varlýðý asla tartýþma konusu olmayacaktý.

 

Bu kanunun Massachusetts Yasama Meclisi tarafýndan onaylanmasýnýn ardýndan, 15 Ocak 1999’da, Massachusetts Eðitim Kurulu David Driscoll’u, Kurul üyeleri için “Ýnsan Haklarý ve Soykýrým Hakkýnda Müfredat Materyallerinin Seçimi ve Kullanýlmasý Ýçin Yönetmelik” baþlýðýný taþýyan bir taslak hazýrlamakla görevlendirdi. Driscoll hazýrladýðý taslakta Ermeni ‘soykýrýmý’na atýf yaparak bu konunun öðretilmesi için çeþitli kaynaklar belirtti. Bu kaynaklar arasýnda Ulusal Ermeni Çalýþmalarý ve Araþtýrmalarý Derneði (Armenian Studies and Research National Association), Ulusal Ermeni Enstitüsü (Armenian National Institute) ve Ermeni ‘soykýrýmý’ konusunda ‘seçilmiþ metinler’ de vardý.  Bununla beraber soykýrým kavramýnýn tanýmý ve tarihçesi ile ilgili ekler de taslaðýn sonuna yerleþtirilmiþti.

 

Buraya kadar her þey normal karþýlanabilirdi; ancak taslakta Ermeni ölümlerinin soykýrým olmadýðýný iddia eden kaynaklara kasten yer verilmedi, oysa bizzat Driscoll taslaðý hazýrlarken soykýrým ve insan haklarý konusunda eðitim materyallerini seçerken kullanýlan en önemli kýstaslardan birinin “tartýþmalý konularla ilgili farklý görüþ açýlarýný sunmak” olduðunu yazýyordu. Taslak hemen Eðitim Kurulu üyelerine sunuldu ve ayný anda basýna da duyuruldu. Ýþte sonunda bir davaya dönüþecek olan tartýþma da bundan sonra baþladý.

 

Taslaðýn kurul üyelerine sunulmasýnýn hemen ardýndan, 19 Ocak’ta, ilk tepki New England Türk-Amerikan Kültür Derneði’nden (Turkish-American Cultural Society of New England – TACSNE) geldi. TACSNE Driscoll’a bir mektup göndererek hazýrlanan taslaða 1915 olaylarýnýn ‘soykýrým’ olarak nitelendirilemeyeceðini iddia eden görüþlerin de eklenmesi gerektiðini kaydetti. Bununla beraber eðer Eðitim Kurulu bu görüþleri yansýtan kaynaklara ulaþma konusunda sýkýntý yaþýyorsa, bazý Amerikan üniversitelerinde görevli saygýn profesörlerin çalýþmalarýnýn yaný sýra TACSNE’nin kaynaklarýnýn da kullanýlabileceði belirtildi.

 

Mektubun gönderilmesinden bir hafta sonra, 26 Ocak’ta, Kurul bir toplantý yaparak taslaða eklenecek materyalleri görüþtü. Bu toplantý sýrasýnda TACSNE yetkilileri de bir sunum yaparak konuyla ilgili tüm görüþlerin müfredata dâhil edilmesinin gerekliliðini savundular. Bu sunumun ardýndan taslak sunulduðu þekliyle, ancak birkaç küçük deðiþiklikle, kabul edildi.

 

Toplantýnýn ertesi günü Driscoll, TACSNE Baþkaný Erkut Gömülü’ye bir mektup göndererek TACSNE’nin Kurul ile yaptýðý iþbirliði için teþekkürlerini iletti ve kabul edilen yönetmeliðin Ermeni meselesi konusunda gereken hassasiyeti göstereceðini dile getirdi. Ayrýca TACSNE’nin tavsiye ettiði kaynaklarýn yönetmeliðe ekleneceðini belirterek, bu kaynaklarýn Öðretim ve Müfredat Servisi müdürü Susan Wheltle’a iletildiðini bildirdi. Driscoll ayrýca Eðitim Kurulu’nun Osmanlý Ýmparatorluðu’nu soykýrýmla suçlayan ifadelerinin yönetmelikten çýkarýldýðýný bildirdi.

 

Bu cevabýn hemen ardýndan Susan Wheltle TACSNE ile irtibata geçerek hangi kaynaklarýn kullanýlabileceðini sordu ve kendisine Louisville Üniversitesi Öðretim Üyelerinden soykýrým üzerine çalýþmalarý ile tanýnmýþ Prof. Justin McCarthy’nin adý verildi.

 

 

 

Görüldüðü gibi TACSNE’nin giriþimi kýsmi bir baþarýyla sonuçlanmýþ ve yönetmeliðe Ermeni meselesi ile ilgili Türk tarafýnýn sunduðu kaynaklar da eklenmiþti. Yine de ‘Ermeni soykýrýmý’ tabirinin kullanýlmasý engellenememiþti. Ancak Ermeniler de bu süreçte boþ durmuyorlardý. Ermeni tezlerinin en büyük destekçilerinden biri olan Massachusetts Senatörü Steven A. Tolman, 5 Þubat’ta dönemin Eðitim Kurulu Baþkaný Dr. John Silber’a bir mektup yazarak, kabul edilen taslakta yer alan fakat daha sonra çýkarýlan ve Osmanlý Ýmparatorluðu’nu Ermenilere soykýrým yapmakla suçlayan ifadelerin yönetmeliðe yeniden konmasýný talep etti, ancak bu talep reddedildi.

 

TACSNE suçlayýcý ifadelerin yönetmelikten çýkarýlmasý ile yetinmedi; 1915 olaylarýnýn soykýrým olarak nitelendirilmesine de karþý çýktý. 8 Þubat’ta TACSNE Susan Wheltle’a bir mektup yazarak Osmanlý Ermenilerinin baþýndan geçenlerin soykýrým olarak nitelendirilmesinden duyduðu üzüntüyü dile getirdi. ‘Ermeni soykýrýmý’ tabiri yerine ‘Ermeni Meselesi’ tabirinin kullanýlmasýný tavsiye eden TACSNE, hâlihazýrdaki yönetmeliðin tek taraflý olduðunu ve bu nedenle Massachusetts’de eðitim gören Türk kökenli öðrencilerin haksýz olarak suçlanabileceðini belirtti. Bununla beraber yönetmeliðe dâhil edilmek üzere on kitap, üç web sitesi ve üç Türk derneðinin iletiþim bilgilerini de Susan Wheltle’a bildirildi.

 

Wheltle’ýn Erkut Gömülü’ye 19 Þubat’ta gelen cevabýnda gönderilen kaynakçaya teþekkür edildikten sonra þunlar yazmaktaydý: “Eðitim Dairesi önerdiðiniz web siteleri ile dernekleri yönetmeliðe dâhil etmeyi planlamaktadýr; böylelikle öðretmenler ve lise öðrencileri pek çok kaynakçaya ve tarihi ve güncel olaylarla ilgili diðer kaynaklara da ulaþabileceklerdir.” Ancak Wheltle’a göre hazýrlanan yönetmeliðin çerçevesi kolaylýkla deðiþtirilemeyeceðinden deðerlendirme süreci yaklaþýk iki yýl sürecekti.

 

Deðerlendirme sürecinin tamamlanmasý beklenmeden 1 Mart 1999’da hazýrlanan yönetmelik Komisyon Üyesi Driscoll tarafýndan Massachusetts Yasama Meclisine sunuldu. Bu nihai metinde Ermeni lobilerinin sunduðu web sitelerinin yaný sýra (Ermeni Çalýþmalarý ve Araþtýrmalarý Derneði, Ermeni Ulusal Enstitüsü, Ermenistan Büyükelçiliði ve Michigan Üniversitesi Ermeni Araþtýrmalarý Merkezi), Türk tezlerini savunan TACSNE’nin, Georgetown Üniversitesi Türk Çalýþmalarý Enstitüsü’nün, ATAA’nýn ve Türkiye’nin ABD Büyükelçiliði’nin web siteleri de yer almaktaydý. Kýsacasý yönetmelik son derece tartýþmalý olan Ermeni meselesinin her iki tarafýnýn kaynaklarýný da içermekteydi. Özellikle TACSNE Türk tezlerini savunan kaynaklarýn yönetmeliðe dâhil edilmesinde çok önemli bir rol oynamýþtý.

 

Ancak yönetmelikte Türk tezlerini içeren kaynaklarýn da bulunmasý Amerika’daki Ermeni lobisinin büyük tepkisine yol açtý. 12 Haziran’da aþýrý milliyetçi Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (Armenian National Committee of America – ANCA) Massachusetts Valisi Paul Cellucci’ye bir mektup yazarak bu tepkileri dile getirdi. Basýna da verdikleri bu mektubun metninde þu ifadelere yer verilmekteydi[5]:

 

“ANCA Vali Cellucci’yi soykýrým müfredatýndan ýrkçý kaynaklarý kaldýrmaya çaðýrýr... Soykýrým müfredatý bazý adresler ve web sitelerini de içerecek þekilde birtakým örgütlere soykýrým ve insan haklarý konularýnda verilecek olan eðitime kaynak oluþturacak þekilde atýfta bulunmaktadýr. Oysa bu örgütlerin bir kýsmý yýllardýr soykýrým ve kitle kýrýmýný onursuz bir biçimde reddetme çabasýndadýrlar... Soykýrýmýn reddinin yönetmeliðe dâhil edilmesi kanunun amacýna aykýrýdýr... Dolayýsýyla biz yukarýda listelenen örgütlerin insan haklarý ve soykýrým konusunda hazýrlanan eðitim materyallerinde birincil kaynaklar olarak kullanýlmamasýný ve bu adreslerin kaynak listesinden çýkarýlmasýný þiddetle tavsiye ediyoruz.”

 

Bu siyasi baský etkisini göstermekte gecikmedi. Haziran ayýnda Driscoll Yasama Meclisi’ne sunduðundan çok daha farklý bir yönetmelik hazýrladý. Bu yönetmelikte, ABD’deki Türkiye Büyükelçiliði’ne yapýlan küçük bir atýf dýþýnda tüm soykýrým karþýtý kaynaklar çýkarýlmýþtý. Ancak yine de yönetmelikte, amacýn “tartýþmalý konularla ilgili farklý görüþ açýlarýný sunmak” olduðu belirtilmeye devam edilmiþti. Kýsacasý yönetmeliðin kendisi büyük bir çeliþkiyi bünyesinde barýndýrmaktaydý. Bir taraftan farklý görüþ açýlarýna yer vermekten dem vurulurken diðer taraftan Ermeni iddialarýný eleþtiren görüþler yönetmelikte yer almýyordu.

 

Bu çeliþkiye Türk tarafýnýn tepkisi gecikmedi. 10 Aðustos’ta ATAA Mütevelli Heyeti Üyesi ve ATAA Tarih ve Sosyal Bilimler Müfredatý Komitesi Baþkaný Bonnie Joy Kaslan Driscoll’a bir mektup göndererek yönetmelikten 1915 olaylarýnýn soykýrým olmadýðý yolundaki görüþlerin çýkarýlmasýný eleþtirdi. Kaslan Eðitim Kurulunun aldýðý bu kararýn siyasi baský altýnda alýndýðýný ileri sürerek bu þekilde alýnan kararlarýn akademik saðduyu ile baðdaþmadýðýný belirtti.

 

Tepkisini dile getiren tek kurum ATAA deðildi. TACSNE de Driscoll’a bir mektup yazarak yönetmelikte sadece Ermeni iddialarýna yer veren kaynaklara atýfta bulunulmasýnýn sakýncalarýný dile getiriyordu:

 

“Eðer tek taraflý materyaller öðretilirse ýrký, dini ve etnik kökeni ne olursa olsun her öðrenci soykýrým ve insan haklarý konularýnda fakirleþtirilmiþ bir anlayýþtan muzdarip olacaklardýr. Cahillik iyi bir pedagoji yöntemi deðildir... Bu web sitelerinin listeden çýkarýlmasý anayasanýn [fikir özgürlüðü ile ilgili] ilk maddesi ile de çeliþmektedir.”

 

Bu tepkiler cevapsýz kalmadý. 31 Aðustos’ta tartýþmalarýn hedefindeki Driscoll ve Eðitim Kurulu Baþkaný James Peyser, ATAA ve TACSNE’ye bir mektup göndererek kendilerine yöneltilen eleþtirileri yanýtladýlar. Mektuplarýnda 1998’de kabul edilen ‘Bölüm 276’ baþlýklý kanunun tam metnine yer veren Driscoll ve Peyser konunun Ermeni soykýrýmýnýn var olup olmadýðýný tartýþmak deðil, bu konunun nasýl öðretileceði olduðunu belirterek soykýrýmý inkâr eden kaynaklarýn yönetmeliðe konamayacaðýný yazýyorlardý. Kýsacasý ‘Bölüm 276’ baþlýklý kanunda ‘Ermeni Soykýrýmý’ ifadesi kullanýldýðý için bu ‘soykýrýmý’ inkâr eden her hangi bir kaynaðýn müfredata dâhil edilmesi bu kanun ile çeliþeceðinden, Türk tarafýnýn sunduðu tüm kaynaklar bu kanun deðiþtirilmediði sürece yönetmeliðe konamayacaktý.

 

Tüm bu yazýþmalardan sonra tartýþma bir süreliðine rafa kaldýrýldý. Ancak 26 Haziran 2002 tarihinde Massachusetts Ermeni Ulusal Komitesi’nin (Armenian National Committee of Massachusetts) basýna verdiði bir demeçle konu yeniden gündeme geldi. Komite bu demecinde Eðitim Dairesi’nin yönetmeliðinde geçen ‘Ermeni soykýrýmý’ tabirinin ‘Ermeni katliamý’ tabiri ile deðiþtirildiðini öðrendiklerini, bunun da ‘Bölüm 276’ baþlýklý kanuna aykýrý olduðunu dile getiriyordu. Açýklamada þu sözlere yer veriliyordu:

 

“Massachusetts Ermeni Ulusal Komitesi Amerika’daki Ermeni topluluðunun üyelerini ve Massachusetts Yasama Meclisi’ni duruma el koymak için derhal harekete geçirmeyi baþarmýþtýr... Bu durum Eðitim Dairesi’nin 1998’de kabul edilen kanuna ilk müdahalesi deðildir. Daha önce de, Eðitim Dairesi’nin web sitesinde Ermeni soykýrýmýna atýfta bulunan kaynaklarýn yaný sýra soykýrýmý reddeden kaynaklara da yer verilmiþtir. Bu, Eðitim Dairesi’nin vatandaþlarý Holokost’u inkâr eden sitelere ve neo-Nazi sitelere yöneltmesi ile eþdeðerdir. O dönemde de ANC Türk web sitelerine verilen baðlantýlarýn kaldýrýlmasýnda kilit rol oynamýþtýr.”

 

Kýsacasý, Türk tarafýnýn konu ile ilgili tüm giriþimleri baþarýsýzlýkla sonuçlanmýþ, yönetmelik Ermeni diasporasýnýn istediði þekliyle kamuoyuna duyurulmak üzere Eðitim Dairesi’nin web sitesine 6 Ekim 2005 tarihinde konmuþtur. Ancak bu durum Türk tarafýnýn geri çekilmesine neden olmamýþ, bilakis konuyu fikir özgürlüðünün tartýþýlacaðý bir platforma, kýsacasý bu makaleye konu olan davaya, taþýmýþtýr.

 

Ancak davanýn açýlmasý ve çeþitli kesimlerce nasýl deðerlendirildiði gibi konularý incelemeden önce davaya neden olan yönetmeliðin gözden geçirilmesinde yarar vardýr.

 

Davaya Neden Olan Yönetmelik[6]

Davaya neden olan yönetmelik ‘Massachusetts Tarih ve Sosyal Bilimler Müfredatý Çerçevesi’ adý verilen bir bölüm altýnda soykýrým ve insan haklarý konularýný bir araya getirmeyi amaçlamaktadýr. Bu baðlamda ‘Genel Olarak Okutulan Alt Baþlýklar’ baþlýðý ve ‘20. Yüzyýl Savaþlarýnýn Ýnsan Bedeli; Holokost’ alt baþlýðý altýnda ‘1890’larýn Ortalarýnda ve 1915’te Yapýlan Ermeni Soykýrýmlarý’ný içermektedir. Yönetmeliðin giriþ kýsmýnda yönetmeliðin amacý þu ifadelerle açýklanmaktadýr:

 

“Tarihte var olmuþ ve günümüzde de varlýðýný sürdüren soykýrým kavramýný öðrenmek bugünün öðrencileri için önemlidir. Pek çok öðrenci Nazi Holokost’u hakkýnda bilgi sahibi olsa da, bu konunun yalýtýlmýþ bir görüngü olduðunu düþünüyorlar ve dünya genelinde tarih boyunca meydana gelmiþ diðer kasýtlý kitle katliamlarýný öðrenemiyorlar. Modern dönemde önyargý ve vahþeti meþrulaþtýran ideolojiler tarafýndan gerçekleþtirilen soykýrýmlar belirli hükümetler tarafýndan yaptýrýmlarla cezalandýrýlýyor. Öðrencilerin bu konularla ilgili gerçeklere dayanan bilgiye ulaþmalarý ve diðer hükümetlerin, örgütlerin ve bireylerin insan haklarýný korumak için nasýl çalýþtýklarýný anlamalarý son derece önemlidir.”

 

Kýsacasý yönetmelik Nazi Almanyasý tarafýndan yürütülmüþ olan Yahudi soykýrýmýnýn tarihteki tek soykýrým olmadýðýný, baþka soykýrýmlarýn da gerçekleþtirildiðini ve Holokost’un yaný sýra bunlarýn da öðretilmesi gerektiðini ileri sürüyordu.

 

Yönetmeliðin sonlarýna doðru ‘Soykýrým ve Ýnsan Haklarý Konularýnda Eðitim Materyallerinin ve Programlarýnýn Seçimi’ baþlýðý altýnda da kaynak seçimine iliþkin bazý bilgiler yer alýyordu:

 

“Her ne kadar soykýrým ve insan haklarý konularýnda bazý bilgiler ders kitaplarýnda yer alsa da bu konularý daha derinlemesine araþtýrmak isteyen öðretmenler diðer kaynaklarýn bilgilerine de ulaþabilmelidirler. Bu materyallerin bulunduðu kaynaklarý içeren örgütler aþaðýda listelenmiþtir. Bunlarýn çoðu detaylý ve sýklýkla güncellenen referans kitaplarý, dergiler, makaleler, filmler ve diðer internet kaynaklarýný içermektedirler.”

 

Yine ayný bölümde soykýrým ve insan haklarý konularýndaki eðitim materyallerinin tartýþmalý konular hakkýnda farklý görüþ açýlarýna da yer vermesi gerektiði belirtilmekteydi. Oysa özellikle sözde Ermeni soykýrýmýnýn öðretilmesi için müfredata dâhil edilen kaynaklarda bu hassasiyet gözetilmemiþti.

 

Günümüzde, özellikle biliþim teknolojilerinin geliþimine paralel olarak internet önemli bir bilgi kaynaðý olarak görülmektedir. Bu deðerli kaynak yönetmelik tarafýndan da dikkate alýnýyordu. Yönetmeliðin ‘Soykýrým ve Ýnsan Haklarý Konularýný Araþtýrmak Ýçin Bir Araç Olarak Ýnternet’ baþlýklý bölümünde internet kaynaklarýnýn nasýl seçileceðine dair bilgiler yer alýyordu:

 

“Ýnternet her ne kadar araþtýrma için deðerli bir araç haline gelse de halen filtrelenmemiþ bir kaynaktýr. Eðitimde materyaller otantikliðine, doðruluðuna ve eðilimine göre deðerlendirilmelidir. Öðrenciler özellikle tartýþmalý konularý ve günümüzde meydana gelen olaylarý incelerken internette bulduklarý kaynaklarýn geçerliliðini analiz edecek araçlara ihtiyaç duymaktadýrlar.”

 

Yönetmeliðin son bölümünde ise soykýrým ve insan haklarý ihlalleri gibi konularda çeþitli internet kaynaklarýna atýflarda bulunulmuþtu. Bunlar arasýnda Amerikan Sivil Özgürlükler Birliði ve diðer bazý etnik gruplarýn kuruluþlarýnýn adresleri ve web siteleri yer almaktaydý. Bu kuruluþlarýn içerisinde Belmont’taki Ermeni Çalýþmalarý ve Araþtýrmalarý Derneði, Ermeni Ulusal Enstitüsü, Washington D.C.’deki Ermenistan Büyükelçiliði ve Michigan-Dearborn Üniversitesi Ermeni Araþtýrmalarý Merkezi yer almaktaydý. Tüm bu Ermeni kuruluþlarýnýn yanýnda tek bir Türk kuruluþuna atýf bulunmamaktaydý. Bu durum yönetmeliðin taraflý ve denge gözetmeyen bir anlayýþýn ürünü olduðunun en önemli kanýtýdýr.

 

Sonuç itibariyle bu yönetmelik fikir özgürlüðüne vurulmuþ açýk bir darbedir. Nitekim 1948 Soykýrým Sözleþmesine göre bir olayýn soykýrým olup olmadýðýna yalnýzca bu iþle görevlendirilmiþ milli mahkemeler veya bir uluslararasý ceza mahkemesi karar verebilir. 1915 olaylarýný soykýrým olarak nitelendiren bir mahkeme kararý olmadýðýna göre bu olaylarý ‘soykýrým’ olarak nitelendirmek ve bu durumun her türlü tartýþmaya kapalý olduðunu belirtmek hukuken de doðru deðildir. Nitekim yönetmeliðin hukuka aykýrýlýðý bu makaleye konu olan davanýn açýlmasýna da neden olmuþtur. Davanýn Amerikan kamuoyunda nasýl tartýþýldýðý incelenmeden önce davanýn taraflarýna göz atmak yerinde olacaktýr.

 

Davanýn Taraflarý

 

Dava, Massachusetts Sudbury kentinde Lincoln-Sudbury Lisesi öðrencisi Theodore Griswold ve onun velisi olarak davaya müdahil olan babasý Thomas Griswold tarafýndan açýldý. Griswold ailesi sivil haklarýn korunmasý konusunda son derece duyarlý bir aileydi. Nitekim 17 yaþýndaki Theodore Griswold eðitim hayatý boyunca sivil haklar ve fikir özgürlüðü konusunda çalýþmalar yapmýþtý. Kendisi Lincoln-Sudbury Lisesi’nde Amerikan Sivil Haklar Klübü’nün kurucusu ve yine ayný lisede çýkarýlan Forum gazetesinin baþ editörüydü. Bu gazetenin sloganý olan “Diðerlerinden baðýmsýz düþün ama diðerlerini de düþün” Griswold’un fikir özgürlüðüne bakýþý açýsýndan son derece önemlidir[7].

 

Thomas Griswold ise oðlunun tartýþmalý bir konu hakkýnda karþý görüþlere ulaþma hakkýnýn kýsýtlandýðýný, yalnýzca resmi görüþü öðrenmeye zorlandýðýný, bunun da ABD Anayasasý’nýn fikir özgürlüðüne iliþkin maddelerine aykýrý olduðunu düþündüðü için bu davada oðlunu desteklemekteydi[8].

 

Griswold’lar bu davada yalnýz deðildiler. Theodore Griswold’un eðitim gördüðü lisede tarih öðretmeni olarak çalýþan William Schechter ve Cambridge Ringe & Latin Lisesinde sosyal bilimler, tarih ve sivil haklar öðretmeni olarak çalýþan Lawrence Aaranson da Griswold’larý Massachusetts Eðitim Dairesi’nin hazýrladýðý yönetmeliðe karþý çýkmaya teþvik etmiþ, ayný zamanda davaya davacý olarak da iþtirak etmiþlerdir. Dava dosyasýnda da belirtildiðine göre, Schechter ve Aaranson, eðitimci ve öðrencilerin bir konu hakkýnda farklý görüþlere ayný kolaylýkla ve eþit derecede ulaþma imkânýnýn saðlanmasýnýn devletin temel görevlerinden biri olduðu, ancak Massachusetts kanunlarýnýn bu imkâný engellediði görüþünde olduklarýndan davaya müdahil olmuþlardýr.

 

Tüm bu davacýlarýn yaný sýra Türk Amerikan Dernekleri Kurulu (Assembly of Turkish American Associations – ATAA) da davaya katýlmýþtýr. ATAA, 54 yerel Türk Amerikan derneðini bünyesinde toplayan bir þemsiye örgüt olarak hizmet vermektedir. ATAA’nýn amacý Türkiye ve Amerika’daki Türk toplumunu ilgilendiren konularda Amerikan kamuoyunu bilinçlendirmek ve Türk toplumunun karþýlaþtýðý sorunlarýn çözümüne katký saðlamaktýr. Bu baðlamda Ermeni soykýrýmý iddialarý ile mücadele etmek ve bu konunun Amerika’daki Türk toplumu ve genel olarak Türkiye’nin aleyhine kullanýlmamasý için gerekli faaliyetlerde bulunmak da ATAA’nýn amaçlarý arasýndadýr[9]. Zaten ATAA’nýn davaya müdahil olmasýnýn baþlýca nedenlerinden biri de budur. Ermeni soykýrýmý iddialarý ATAA’nýn yýllardýr mücadele ettiði bir konudur. Dolayýsýyla Amerika’daki Türk toplumunu son derece yakýndan ilgilendiren bir konuda bu önemli kurumun rol almamasý düþünülemez.

 

Baþlýca davalýlar ise Massachusetts Eðitim Kurulu (Board of Education) ve Massachusetts Eðitim Dairesi’dir (Department of Education). Eðitim Dairesi, Kurulun kontrolü ve denetimi altýnda çalýþan bir kamu kurumudur[10]. Daire bünyesinde öðretim, müfredat, okul finansmaný, öðrenci ve öðretmenlerin eðitimi gibi konularda faaliyet gösteren çeþitli alt birimler vardýr. Kurul ise kamu eðitimi konusunda temel karar alýcý ve eþgüdüm saðlayýcý kurumdur. Dokuz üyeden oluþur. Bu üyeler Öðrenci Danýþma Konseyi Baþkaný, Yüksek Öðretim Baþkaný ile Massachusetts Eyalet Ýþçi Konseyi tarafýndan gösterilen üç aday arasýndan vali tarafýndan atanan bir temsilci, iþ ve endüstri çevrelerinden eðitime olan ilgileri ve katkýlarý için seçilen bir temsilci ile yine vali tarafýndan atanan diðer beþ üyedir. Kurulun amacý kanunun verdiði yetki ile kamu eðitimi ile ilgili kurallar, politikalar ve standartlar düzenlemek ve kabul etmek, böylelikle kamu eðitimi seviyesini arttýrmaktýr. Kurul, okul öncesi, ilk ve orta dereceli eðitim kurumlarý ile teknik liseler ve bunlarýn müfredatlarý konusunda tam yetkilidir. Kurul üyelerinin atadýðý Eðitim Yetkilisi (Commissioner of Education), Kurulun Genel Sekreterliðini yürütür.

 

Davada hem bu iki kamu kuruluþu, hem de bu kuruluþlarýn sorumlularý olan Eðitim Kurulu Genel Sekreteri David P. Driscoll ve Eðitim Kurulu Baþkaný James A. Peyser davalý olarak yer almaktadýr.

 

Davanýn Açýlmasý ve Basýndaki Yankýlarý

 

1998 yýlýndan bu yana yaþanan tartýþmalar 2005 yýlýnýn Ekim ayý sonlarýnda Massachusetts’de açýlan dava ile sonuçlandý. Bu dava kamuoyuna ilk kez Wall Street Journal gazetesinde yayýmlanan bir makale ile duyuruldu[11]. Makale Kara Scannell tarafýndan kaleme alýnmýþtý. Scanell, 1915–16 yýllarýnda yaþanan olaylarýn soykýrým olarak nitelendirilmesi konusunda tarihçiler arasýnda bir uzlaþma olmadýðýný belirttikten sonra olayýn iç yüzüne eðilmeyi tercih etmiþti. Bu baðlamda özellikle davanýn açýlmasýna konu olan tartýþmalarýn aktörlerinden biri olan Massachusetts Senatörü Steven Tolman’ýn kökenleri ve bu konuya olan ilgisi açýklanýyordu. Senatör Tolman ve kardeþi Kongre Üyesi Warren Tolman Ýrlanda kökenliydiler ve aileleri Ýrlanda’da 19. yüzyýlýn ortalarýnda yaþanan büyük kýtlýk nedeniyle Amerika’ya göç etmiþlerdi. Ýþte bu deneyimler Tolman’larýn bu konuya olan ilgisinin ipuçlarýný vermekteydi.

Kýsaca özetlemek gerekirse, Ýngiltere’nin 19. yüzyýlda Ýrlanda’daki tarým arazisinin büyük bir kýsmýný patates ekimine ayýrmasý ve sonrasýnda bir bitki hastalýðý nedeniyle patates üretiminin durma noktasýna gelmesi baþka besin kaynaðý olmayan Ýrlanda halkýný büyük bir kýtlýðýn pençesine düþürmüþtü. Büyük kýtlýk sonucunda bir milyondan fazla insan ölmüþ, binlerce Ýrlandalý da daha iyi bir yaþam ümidiyle Amerika’ya göç etmiþti. Ýþte Tolman ailesi de Amerika’ya göç ederek Boston Watertown’a yerleþen göçmenlerdendi. Pek çok Ýrlandalý gibi Steven ve Warren Tolman da Ýrlanda’daki büyük kýtlýktan Ýngiliz Hükümeti’ni sorumlu tutuyorlar ve bu konunun kamuoyuna yansýtýlmasýnýn son derece önemli olduðunu düþünüyorlardý.

Ancak Watertown sadece Ýrlandalý göçmenlere ev sahipliði yapmýyordu. Özellikle 1915 Tehcirinden sonra Amerika’ya göç eden pek çok Ermeni Boston ve Massachusetts eyaletlerine yerleþmiþti. Watertown ise Amerika’da en fazla Ermeni nüfus bulunduran kentlerden biriydi. Dolayýsýyla Tolman’lar hem Ýrlanda’daki büyük açlýðýn hem de Ermeni ‘soykýrýmýnýn’ Massachusetts okullarýnda okutulmasý için büyük çaba harcýyorlardý.

 

Wall Street Journal’daki makalede yalnýzca Tolman’lar deðil, Fransýz sigorta þirketi AXA’nýn Ermeni soykýrýmýna kurban gidenlerin varisleri için tazminat ödemeye karar vermesi de yansýtýlýyordu.

 

Wall Street Journal’ýn bu makalesinin ardýndan dava tüm Amerikan kamuoyuna duyurulmuþ oldu. Davaya tepkiler de gecikmedi. Doðaldýr ki, en büyük tepki Amerika’daki Ermeni diasporasýndan geliyordu.

 

Dava açýlýr açýlmaz Amerika Ermeni Asamblesi (Armenian Assembly of America – AAA) bir basýn açýklamasý yaparak davayý þiddetle eleþtirdi. AAA’nýn Ýcra Direktörü Bryan Ardouny yaptýðý açýklamada davanýn zamansýz, saçma ve varolan ciddi durumu sulandýran bir dava olduðunu ve Türk toplumunda son zamanlarda geçmiþin anlaþýlmasýna yönelik eðilime aykýrý bir durum yarattýðýný kaydetti. Ardouny’e göre Türkiye son zamanlarda ‘tarihi gerçeklerle’ yüzleþme cesareti göstermekteydi. Özelikle Boðaziçi/Bilgi Üniversitesi Konferansý’nýn yurt dýþýnda böyle bir imaj býraktýðý göz önüne alýndýðýnda bu açýklama daha da anlam kazanmaktadýr. Ardouny bununla beraber Ermeni soykýrýmýnýn Holokost gerçeði gibi yadsýnamaz bir gerçek olduðunu ve bu tarihi derslerin okullarda okutulmasýna meydan okumanýn ne ABD’de ne de baþka bir demokratik ülkede adil olarak mütalaa edilebileceðini dile getirdi[12].

 

AAA’nýn Yönetim Kurulu Baþkaný Anthony Barsamian ise soykýrým gerçeðini doðrulayan her giriþimin Amerika’daki Ermeni toplumu tarafýndan hoþ karþýlanacaðýný belirttikten sonra Ardouny gibi davayý açanlarý Türkiye’deki son geliþmeleri takip etmemekle suçladý. Bununla beraber soykýrýmýn tarihi bir gerçek olduðunu belirten Barsamian davanýn Ermeni soykýrýmýnýn kurbaný olan veya bu soykýrýmdan etkilenen atalarý bulunan herkese karþý bir dava olduðunu kaydetti[13].

 

Tepkiler yalnýzca AAA’dan gelmiyordu. Massachusetts’ten seçilen Temsilciler Meclisi üyesi Peter Koutoujian siyasi kimliðinin de etkisiyle daha sert açýklamalarda bulunuyordu[14]:

 

“Doðrusunu söylemek gerekirse, insanlarýn dünya genelinde belgelenmiþ bir gerçeði sorgulamalarý beni þaþkýna çevirdi. Alternatif kaynaklar olduðunu iddia edenler tarihi olarak hata yapmaktadýrlar.”

 

Bir baþka Ermeni sivil toplum örgütü olan Washington’daki Ermeni Ulusal Enstitüsü Ýcra Direktörü Dr. Rouben Adalian’a göre davanýn kendisi yanlýþ bir varsayýmdan hareket edilerek açýlmýþtý[15]:

 

“Dava, Eðitim Dairesi’nin öðrencilere farklý görüþlerin öðretilmesini saðlamakla mükellef olduðuna dayanýyor. Ancak faklý düþünceler arasýndaki tartýþmalar ile inkâr pozisyonu arasýnda temel bir farklýlýk vardýr. Bu durum, olaylarýn farklý yorumlanmasý deðil, tarihi bir olayýn hiçbir zaman meydana gelmediðinin ifadesidir.”

 

Adalýyan ayrýca sözde soykýrým ile ilgili olarak da þu açýklamaklarý yapýyordu[16]:

 

 “Bu inkâr edilemez bir gerçektir. Konu ile ilgili akademik uzlaþma olmadýðý iddiasý anlamsýzdýr. Bu konuda son yýllarda yapýlan araþtýrmalarýn sayýsý son derece ikna edici bir sonucu ortaya koymaktadýr. Akademik dünya da bu gerçeði tanýmýþtýr.”

 

Amerikan akademik dünyasýnýn tanýnmýþ tarihçilerinden Prof. Peter Balakian ise Ermeni soykýrýmýnýn Avrupa’da yirmiden fazla ülke tarafýndan tanýndýðýný belirttikten sonra olayýn tartýþmalý bir olay olmadýðýný yalnýzca ‘bu suçu iþleyen ve suça alet olanlar’ tarafýndan inkâr edildiðini söylüyordu. Balakian’a göre ‘soykýrým gerçeði’ Soykýrým Bilim Adamlarý Uluslararasý Birliði ile Washington ve Kudüs’teki Soykýrým Çalýþmalarý Enstitüsü’nün de içinde bulunduðu hemen her büyük kurum tarafýndan kabul edilmiþ ve karþýlaþtýrmalý soykýrým konusunda yazýlan her önemli Ýngilizce kitapta Ermeni meselesine önemli bir bölüm ayrýlmýþtý. Bu da soykýrýmý tartýþma götürmez bir gerçek yapýyordu. [17]

 

Peter Balakian ve Soykýrým Bilim Adamlarý Uluslararasý Birliði’nin Baþkan Yardýmcýsý George Stanton’un Boston Globe gazetesinde yayýmlanan bir makalelerinde de eleþtiriler devam ediyordu[18]:

 

“Bu dava 1915 yýlýnda Osmanlý-Türk Hükümeti’nin Ermenileri yok etmesinin tartýþýlan bir tarihi vaka olduðunu iddia ettiði için hatalýdýr. Tartýþmalý bir tarih olayý ile inkârcý bir propaganda arasýnda temel bir farklýlýk vardýr.”

 

Makalede ayný zamanda Soykýrým Bilim Adamlarý Uluslararasý Birliði’nin Haziran 2005’te Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan’a gönderdikleri ve soykýrýmýn tarihi bir gerçek olduðunu belirttikleri mektuba da atýfta bulunuluyordu.

 

Ermeni Ulusal Komitesi üyesi Sharistan Ardhaldjian ise sözde soykýrýmýn öðretilmesinin engellenmesi konusunda Amerikan halkýnýn duygularýna hitap etmeyi ve onlarý geçmiþteki suçlarýyla yüzleþtirmeyi tercih etmiþti[19]: “Çocuklarýmýza köleliði öðretirken Ku Klux Klan ile ilgili bilgileri de öðretir miyiz? Bu anlamlý olur mu? Hayýr.”

 

Ardhaldjian bu dava ile ilgili olarak Ermeni Ulusal Komitesi’nin Steven ve Warren Tolman, Eðitim Dairesi ve Massachusettes Valisi Cellucci ile yakýn iþbirliði içinde olduklarýný kaydetmekten de geri kalmýyordu. Bu da tartýþmanýn tarihi veya hukuki bir tartýþma deðil, siyasi bir tartýþma olduðunun bir kanýtý olsa gerek.

 

Komite’nin Doðu Bölgesi Þubesi’nin Baþkaný Dikran Kaligian da Ardhaljian gibi doðrudan doðruya Amerikan kamuoyuna sesleniyordu[20]:

 

“Konunun tartýþmalý olduðu bir uydurmadýr. Tarihçiler arasýnda böyle bir tartýþma yoktur. Tartýþma geçmiþiyle yüzleþmek istemeyen Türk Hükümeti tarafýndan yaratýlmýþtýr… Eðer soykýrým tarihinin öðretmezseniz, Watertown’da neden Amerika’daki ikinci büyük Ermeni topluluðunun yaþadýðýný anlayamazsýnýz.”

 

Boston Globe gazetesinin Yvonne Abraham tarafýndan yazýlan bir baþka makalesinde de Boston’da yaþayan bazý Ermenilerin ifadelerine yer veriliyordu. Boston Üniversitesi Rektörü Prof. Aram Chobanian gazeteye verdiði mülakatta son derece saldýrgan bir üslupla þunlarý söylüyordu[21]:

 

“Bu dava soykýrým sýrasýnda ölenler ve soykýrýmdan kurtulup bu tartýþmalarý dinleyenler için büyük bir hakarettir... Ýnsanlarýn bu anýlarýný, travmalarýný ve korkunç hatýrlarýný geri getiriyorsunuz... Soykýrýmýn olup olmadýðý konusunda hiçbir tartýþma yoktur. Bu konunun hala sorgulanýyor olmasý bir saldýrýdýr.”

 

Ermeni örgütlerinin bu tepkilerinden konu ile ilgili bir makale yayýnlayarak davanýn Amerikan ve dünya kamuoyuna duyurulmasýnda büyük bir pay sahibi olan Wall Street Journal da nasibini aldý. ANCA Baþkaný Ken Hachikian Wall Street Journal’a bir mektup yazarak bu konunun gündeme getirilmesi konusunda gazeteyi suçluyordu[22]:

 

“Bu dava fikir özgürlüðü ile ilgili deðil, Türk devletinin desteklediði soykýrým gerçeðinin gizlenmesi kampanyasý ile ilgilidir. Ülkelerindeki baský ile yetinmeyen Türkler, burada, Amerika’da Ermeni soykýrýmýnýn öðretilmesini engellemeye çalýþýyorlar”.

 

Wall Street Journal’ýn makalesine cevap yazanlar sadece Ermeniler deðildi. Michigan Üniversitesi’nden Ermeni tezlerini savunmasýyla dikkat çeken Fatma Müge Göçek þunlarý kaydediyordu[23]:

 

“Türk devletinin 1915’teki Ermeni katliamlarýný inkârýnýn dinamiklerini inceleyen Türk kökenli bir Amerikalý akademisyen olarak bu konuda ATAA’nýn aþýrý siyasi duruþu ile ayný görüþü paylaþmýyorum ve bu davayý son derece saldýrgan buluyorum.”

 

Elbette dava ile ilgili yorum yapan tek grup Amerika’daki Ermeni toplumu deðildi. Türk toplumunun temsilcileri ve davaya müdahil olan Amerikan vatandaþlarý da çeþitli vesilelerle görüþlerini dile getirdiler. Bunlarýn baþýnda da davacýlarýn avukatý Boston’daki Good & Cormier Hukuk Þirketine mensup bir avukat olan Henry Silvergate geliyordu. Silvergate amaçlarýnýn Ermeni soykýrýmýnýn meydana gelip gelmediðine karar vermek olmadýðýný, yalnýzca bu konunun tüm taraflarýnýn söz hakký olmasý gerektiðini, bunun da ifade özgürlüðünün bir gereði olduðunu belirtiyordu[24]: “Böylelikle öðrenciler tarihi kaynaklarý inceleme ve kendi kararlarýný verme imkâný bulacaklardýr. Ýþte eðitim buna denir.”

 

Silvergate bu konunun siyasi bir konuya dönüþtüðünü bunun da eðitime zarar verdiðini þu sözleriyle dile getiriyordu[25]: “Artýk Yasama Meclisi... okul müfredatlarýndan elini çeksin ve profesyonel eðitmenlerin bu konularýn nasýl öðretileceðine karar vermesine izin versin”

 

Silvergate’in de aralarýnda bulunduðu bir grup hukukçu Massachusetts Lawyers Weekly dergisinde yayýmladýklarý bir makalede davayý açma amaçlarý ve bu konuyla ilgili emsal davalarý anlattýlar. Bu makalede belirtildiði üzere Silvergate mahkemeden yalnýzca fikir özgürlüðüne saygýnýn tescil edilmesini istiyordu[26]:

 

“Ne davacýlar ne de avukatlar bu davada son dönem Osmanlý Ýmparatorluðu konusunda uzman tarihçilerdir... Ancak onlar bu karmaþýk ve tartýþmalý konuda veya diðer benzeri konularda devletin anlamlý tartýþmalarý susturmamasýnýn zorunlu olduðuna inanmaktadýrlar... Ancak bu davanýn davacýlarý... devletten yalnýzca Amerika’nýn ‘fikirlerin özgür pazarý’ olarak tanýmlanan geleneði uyarýnca entelektüel ve akademik tüm görüþlerin masaya konmasýnýn ardýndan öðretmenlere ve öðrencilere kendi görüþlerini oluþturma fýrsatýný vermesini istemektedirler.”

 

Davanýn baþlýca davacýlarýndan lise öðrencisi Ted Griswold ise þunlarý söylüyordu[27]: “Bence tarih öðretmenleri özellikle bugün bile tartýþmalý olan tarihi konularda öðrencilere konunun her boyutunu öðretmekle mükelleftir.”

 

Griswold ayný zamanda bu konuda siyasetçilerin deðil tarihçi ve öðrencilerin tüm görüþleri gördükten sonra karar vermelerinin fikir özgürlüðünün bir gereði olduðunu düþünüyordu[28]. Konunun bir ‘gerçek’ olarak dayatýlmasýndan duyduðu rahatsýzlýðý da þu sözlerle dile getiriyordu[29]:

 

“Bu konu son derece tartýþmalý ve duygusal bir konu. Pek çok insan konunun bir soykýrým olduðunu düþünüyor ve Türk görüþünün öðretilmesinden endiþe duyuyorlar. Ama býrakýn bu konuda öðrenciler karar versin.”

 

Ted Griswold’un öðretmeni davacý Bill Schechter ise özellikle yönetmeliði çýkaran Eðitim Kurulu’nu eleþtiriyordu[30]: “Eðer bize yönetmelik göndereceklerse bu yönetmeliðin faydalý detaylý ve dengeli olmasý gerekir. Neden devlet konu ile ilgili bir tartýþma varken tartýþma yokmuþ gibi davranýyor?”

 

Davaya müdahil olan ATAA’nýn yöneticilerinden Nergis Abbaszade ise konunun farklý bir boyutuna dikkat çekiyordu. Abbaszade’ye göre Massachusetts mahkemelerinin bu konuyu çözümleyecek ne yargý yetkisi ne de uzmanlýðý vardý[31]. Abbaszade ayný zamanda þunlarý kaydetti[32]:

 

“Biz Ermeni tarihi ile ilgili bu konuyu çözüme kavuþturmak üzere mahkemeye gitmiyoruz. Amacýmýz, Amerika’daki Türk kökenli vatandaþlarýmýzýn ve konuyla ilgilenen tüm akademisyenlerin düþüncelerini özgürce açýklamalarýný saðlamaktýr.”

 

Bu bölümü bitirmeden önce davalýlarýn basýna verdiði demeçlere de deðinmekte fayda var. Baþlýca davalýlar Eðitim Kurulu Baþkaný James Peyser ile yönetmeliði hazýrlayan David Driscoll davadaki savunmalarýný yineleyerek kendilerinin var olan kanunlar çerçevesinde hareket ettiklerini söylüyorlardý. Peyser, basýna verdiði bir demeçte Türk tarafýnýn gönderdiði kaynaklarýn güvenilir kaynaklar olmadýðýný iddia ediyordu. Peyser’e göre bu kaynaklar akademik olarak saðlýklý kaynaklar deðildi, zira soykýrýmýn gerçekleþmediðini akademik olarak kanýtlamakta yetersiz kalýyorlardý[33]. Eðitim Dairesi Baþkaný David Driscoll ise konuya daha tedbirli yaklaþýyor ve bu konuda ellerinin baðlý olduðunu ileri sürüyordu[34]:

 

“Bu konuda elimiz kolumuz baðlý zira yönetmelik Ermeni soykýrýmýna özellikle atýfta bulunuyor. Eðer Yasama Meclisi ‘dünya yuvarlaktýr’ derse biz bunu uygulamakla mükellefiz.”

 

Eðitim Dairesi’nin sözcüsü Heidi Perlman ise þunlarý kaydediyordu[35]:

 

“Bizim görevimiz kanunun gereklerini takip etmek ve bu yönetmeliði hazýrlamaktýr. Bu zorunlu bir müfredat deðildir, yalnýzca soykýrým konusunun nasýl öðretileceði hakkýnda bilgiler içerir... Bu konuda gereken deðiþiklikleri yapmak yasamanýn iþidir.”

 

Sonuç

 

Sonuç olarak henüz sonuçlanmamakla beraber, bu dava Amerikan eðitim sistemi için son derece önemli bir davadýr ve bu yönüyle Türkiye açýsýndan da büyük önem arz etmektedir. Yýllar boyunca Amerika’daki Ermeni lobisi Amerika’nýn sözde soykýrýmý tanýmasý için büyük çaba sarf etmiþ, ancak bunu þimdiye kadar baþaramayýnca alternatif stratejiler geliþtirmiþtir. Amerikan eðitim hayatýna müdahale ederek bu konunun yalnýzca kendi tezlerini içerecek tarzda okutulmasý çabasý bu yeni stratejilerin baþýnda gelmektedir. Aslýnda bu hâlihazýrda soykýrýmýn ABD merkezi hükümeti tarafýndan tanýnmasý çabalarýndan daha olumsuz sonuçlar doðurabilir, çünkü uzun vadeli ancak çok daha etkili bir stratejidir. Zira bu eðitimden geçen öðrenciler konuyu yalnýzca Ermeni bakýþ açýsý ile öðrenecekler, diðer bir deyiþle sözde soykýrýmý tarihi bir gerçek olarak kabul edeceklerdir.

 

Bu stratejinin ilk hedefi olan Massachusetts’te konu büyük bir tartýþmaya yol açmýþ, bunun sonucunda da makalede sözü edilen dava açýlmýþtýr. Ermeniler, özellikle kendi savlarýný destekleyen senatörlerin de desteðini alarak, Massachusetts Valisi baþta olmak üzere ilgili kamu kurumlarýnýn yönetim kadrosunu siyasi baský altýna almýþlar, böylelikle yukarýda adý geçen yönetmeliðin kolaylýkla ve tartýþmasýz bir biçimde geçeceðini ümit etmiþlerdir. Ancak ihtimal dâhilindedir ki, Amerika’daki Türk toplumunun bu konuya büyük tepki göstereceðini düþünememiþlerdir. Yukarýda Amerika’daki Ermeni sivil toplum kuruluþlarýnýn yöneticilerinin açýklamalarýnda görülen sert ifadeler de Ermenilerin Türk tarafýnýn büyük tepkisi karþýsýndaki hayreti ortaya koymak açýsýndan dikkat çekicidir.

 

Kýsacasý, Massachusetts davasý Amerika’da fikir özgürlüðü kavramýnýn test edildiði bir olaydýr. Özgürlüklerin beþiði olarak kabul edilen ve bunu her fýrsatta dile getiren bir ülkede böyle bir dava açýlmasý bile baþlý baþýna bu tanýmlamayý sorgulamaya açmýþtýr. Yalnýzca taraflarý tarafýndan deðil, tüm uluslar arasý toplumda tartýþýlan bir konuda tek bir tarafýn tezlerini kabul ederek diðer tüm görüþleri reddetmek, en hafif tabiri ile Voltaire, Rousseau ve Benjamin Franklin geleneðini takip eden ve fikir özgürlüðü adýna karþýt görüþlerin dahi sonuna kadar savunulmasýný öngören Amerikan entelektüel hareketi ile tezat teþkil etmektedir.

 


 

[1] Bu ülkeler ve parlamentolarýnýn aldýklarý kararlarýn tarihleri þöyledir: Uruguay (1965, 2004, 2005), Kýbrýs Rum Yönetimi (1982), Arjantin (1993, 2003, 2004, 2005), Rusya (1995, 2005), Kanada (1996, 2004), Yunanistan (1996), Lübnan (1997, 2000), Belçika (1998), Ýtalya (2000), Vatikan (2000), Fransa (2001), Ýsviçre (2003), Slovakya (2004), Hollanda (2004), Polonya (2005), Almanya (2005), Venezuela (2005), Litvanya (2005) 
[2] Sözde soykýrýmý tanýyan 38 ABD Eyaleti: Alaska, Arkansas, Arizona, California, Colorado, Connecticut, Delaware, Florida, Georgia, Idaho, Illinois, Kansas, Louisiana, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Missouri, Montana, Nebraska, Nevada, New Hampshire, New Jersey, New Mexico, New York, North Carolina, Oklahoma, Oregon, Pennsylvania, Rhode Island, South Carolina, Tennessee, Utah, Vermont, Virginia
[3] Hicri Köroðlu, ‘Ermeni Ýddialarý ve ABD Türkleri’, http://www.turkish-media.com/editor/eylul03.html 
[4] Davanýn ortaya çýkýþý ile ilgili bilgiler Dava dosyasýndan yararlanýlarak hazýrlanmýþtýr.
[5] Armenian National Committee of – Eastern Region (ANCA-ER) Basýn Açýklamasý, 29 Ekim 2005
[6] Bu yönetmelik ile ilgili bilgiler dava dosyasýndan yararlanarak hazýrlanmýþtýr.
[7] Turkish Press, 7 Aralýk 2005
[8] Günay Evinch, ‘Protecting Freedom of Speech on the Ottoman Armenian Conflict of 1885–1919; The Case of Griswold v. Massachusetts Board of Education’, s. 4
[9] ATAA’nýn amaçlarý ve yapýsý hakkýnda daha detaylý bilgi için bkz. http://www.ataa.org/
[10] Kurumlar hakkýnda bilgi için dava dosyasýna bakýnýz.
[11] Wall Street Journal, 27 Ekim 2005
[12] Amerika Ermeni Asamblesi’nin Basýn Açýklamasý, 27 Ekim 2005
[13] Globe Staff, 28 Ekim 2005
[14] Mirror Online, 3 Kasým 2005
[15] Mirror Online, 3 Kasým 2005
[16] Mirror Online, 3 Kasým 2005
[17] Mirror Online, 3 Kasým 2005
[18] Boston Globe, 4 Aralýk 2005
[19] Mirror Online, 3 Kasým 2005
[20] New England Cable News Transcript, 14 Aralýk 2005
[21] Boston Globe, 27 Aralýk 2005
[22] Noyan Tapan, 16 Kasým 2005
[23] Noyan Tapan, 16 Kasým 2005
[24] Associated Press, 28 Ekim 2005
[25] Associated Press, 29 Ekim 2005
[26] Henry Silvergate, Norman Zalkind, Philip Cormier ve Malick Ghachem, ‘Facing History and Our First Amendment’, (Massachusetts Lawyers Weekly, Vol. 34, No. 30, 2005, ss. 55-56), s. 56
[27] Associated Press, 28 Ekim 2005
[28] Sudbury Town Crier, 3 Kasým 2005
[29] Watertown TAB & Press, 16 Kasým 2005
[30] Associated Press, 28 Ekim 2005
[31] Associated Press, 29 Ekim 2005
[32] The Harvard Crimson, 2 Kasým 2005
[33] Wall Street Journal, 27 Ekim 2005
[34] Wall Street Journal, 27 Ekim 2005
[35] Washington TAB & Press, 18 Kasým 2005

 ----------------------
* ODTÜ Uluslararasý Ýliþkiler, Araþtýrma Görevlisi - spalabiyik@gmail.com
- ERMENÝ ARAÞTIRMALARI, Sayý 19, Sonbahar 2005
    ï¿½ï¿½eri�e Yorum Yaz    Yazd�r    Tavsiye Et

   «  Geri
Yorumlar

Hen�z Yorum bulunmamaktad�r.


 
 
ERAREN - Ermeni Ara�t�rmalar� Enstit�s�

Bu site en iyi 1024 x 768 �z�n�rl�kte g�r�nt�lenir.