Sivil Toplum Kuruluþlarý Birliði Platformu'nun düzenlediði ''Türk-Ermeni Ýliþkilerinde Tarihi Gerçekler'' konulu sempozyum, 15-16 Aralýk tarihlerinde Ýstanbul Teknik Üniversitesi'nin (ÝTÜ) Maçka kampüsünde gerçekleþmiþtir.
Sempozyumun açýlýþ konuþmasýný yapan Prof. Dr. Aysel Ekþi, sempozyuma davet edilen bazý Ermeni bilim adamlarýnýn ''önce soykýrýmý tanýyýn'' þartýný koþtuklarýný ve bu nedenle sempozyuma katýlmadýklarýný ifade etmiþtir. Prof. Dr. Ekþi sempozyuma davet edilen Erivan Devlet Üniversitesi Rektörü Profesör Radik Martirosyan'ýn, ''Davetinizde soykýrým yerine 'savaþ trajedisi' demeniz bir gerçeðin inkârýdýr. Bu gerçek birçok parlamento tarafýndan tanýnmýþtýr. Bazý ülkelerde 'soykýrým yoktur' demek suçtur'' diyerek daveti kabul etmediðini, Michigan Üniversitesi Ermeni Araþtýrmalarý Merkezi öðretim üyesi Prof. Dennis R. Papazian'ýn da ''Sempozyuma Ermenistan'dan katýlan olursa geleceðini, aksi takdirde sempozyumda yalnýz kalmak istemediðini''gerekçe göstererek sempozyuma gelmeyeceðini bildirmiþtir. Prof. Dr. Ekþi, aralarýnda Bilgi Üniversitesi'nde gerçekleþtirilen konferansa katýlanlarýn da bulunduðu bazý kiþilerin ise daveti geri çevirdiðini ve bir kýsmýnýn, tekrar tekrar aranmalarýna raðmen, yanýt vermediklerini ifade etmiþtir.
Ýki gün süren sempozyumda emekli büyükelçilerden, Þükrü Elekdað, Bilal Þimþir, Onur Öymen ve Gündüz Aktan bulunmaktaydý. Ayrýca Türk Tarih Kurumu Baþkaný Yusuf Halaçoðlu, Topkapý Müzesi Müdür Vekili Prof. Dr. Ýlber Ortaylý, Ankara Üniversite’sinden Doç. Dr. Birsen Karaca,21. Yüzyýl Türkiye Enstitüsü Baþkaný Prof. Dr. Ümit Özdað, Koç Üniversitesi Öðretim Üyesi Prof. Dr. Norman Stone ve Prof. Dr. Türkkaya Ataöv’ün katýlýmýyla gerçekleþmiþtir.
ASAM Baþkaný E. Büyükelçi Gündüz Aktan “Ermeni Ýddialarýnýn Hukuki Boyutu” baþlýklý konuþmasýnda, soykýrýmýn hukuki bir terim olduðunu ve 1948 BM Soykýrým Suçunun Önlenmesi ve Cezalandýrýlmasý Sözleþmesine göre bir suçun soykýrým olarak nitelendirilebilmesi için bazý þartlarýn yerine getirilmesi gerektiðini vurguladýktan sonra tehcirin, Cenevre Sözleþmesi'ne uygun olarak bir "askeri gereklilik" çerçevesinde uygulandýðýný ifade etmiþtir. Aktan; “Dönemin yönetiminde ve Türk toplumunda Ermenilere karþý yok etme kastý mevcut olmamýþtýr. Çünkü Ermenileri aþaðýlýk gören bir ýrkçý nefret ne daha önce, ne de o sýrada ortaya çýkmýþtýr. Böyle bir duygunun ne yazýlý, ne sözlü örneði vardýr. Tam tersine Ermeniler Osmanlý Türklerini aþaðý, gayri medeni, hatta barbar görmüþlerdir. Osmanlý Ýmparatorluðu, Avrupa'nýn tarihi önyargýlarý ya da ýrkçýlýðýnýn yol açtýðý savaþlarda ve bu ýrkçýlýktan esinlenerek Türkleri aþaðý gören Balkan Hýristiyanlarý ve Ermenilerin isyanlarýyla yýkýlmýþtýr. Osmanlý hâkimiyetinden çýkan bölgelerdeki Türk ve Müslümanlar ýrkçý nefretle katledilerek Anadolu'ya sürülmüþlerdir. Dünya bu trajedilere kayýtsýz kalmýþtýr.” demiþtir.
Koç Üniversitesi Öðretim Üyesi Prof. Dr. Norman Stone konuþmasýna, "Ermeni diasporasý ne oyun oynuyor, neden buradayýz? Neden öðrenciler, insanlar bir þekilde milliyetçi akýmlara kapýlýyor?" sorularýna cevap aramýþ ve diasporanýn aþýrý milliyetçi tavýrlarýnýn Türk-Ermeni iliþkilerine zarar verdiðini belirterek, Türklerin savlarýný yabancýlara sunma tarzlarýnýn iyi olmadýðýný da ifade etmiþtir.
CHP Ýstanbul Milletvekili Þükrü Elekdað da Ermeni Sorununun giderek Türkiye'ye yönelen küresel bir tehdide dönüþtüðünü ve bu suçlamalarýn Türk dýþ politikasý üzerinde baský yaptýðýný ifade ederek, batýlý devletlerin Ermeni iddialarýný Türkiye'ye karþý koz olarak kullandýklarýný söylemiþtir.
Sempozyumda Ermeni Sorununun hukuki boyutu üzerinde duran Nazan Moroðlu Diaspora Ermenilerini birleþtiren tek noktanýn sözde soykýrým olduðunu açýklamýþtýr. Diaspora Ermenilerinin soykýrýmý savýný tüm Avrupa ülkelerine kabul ettirme çabalarýna deðinen Moroðlu þu ifadeleri kullanmýþtýr; “Ermenilerin soykýrýmý dayatma çabalarýnýn aslýnda sadece onlarýn tek baþýna sürdürdüðü bir giriþim olarak görmemeliyiz. Bunun küresel emperyalist bir giriþim olduðunu gözden uzak tutmamalýyýz. Emperyalist devletler bu konuyu kullanarak Türkiye üzerinde baský oluþturmayý sürdürüyorlar.”
“Ermeni Kitle Ýletiþim Araçlarýnda Ermeni Sorunu”baþlýklý konuyla sempozyuma katýlan Doç. Dr. Birsen Karaca ise Ermeni Sorununu bir edebiyatçýnýn bakýþ açýyla ele almýþ ve Avrupa ve Amerika’da baþta dikilen anýtlarda olmak üzere, romanlarda, öykülerde, þiirlerde, ders kitaplarýnda, tarih kitaplarýnda, düþünce yazýlarýnda, yüz yüze yaptýðýnýz diyaloglarda, çizgi romanlarda, filmlerde, yontularda, tablolarda ve akla gelebilecek her yerde Ermeni entelektüeller tarafýndan oluþturulan Türk imgesinin negatif olarak þekillendirildiðini açýklamýþtýr. Ermeni görüþünü destekleyen tüm araþtýrmacýlarýn, týpký hazine avcýlarý gibi, Türkler tarafýndan Ermenilere soykýrým yapýldýðýný gösteren belgeleri bulan kiþi olmak amacýyla arþivlerde çalýþtýðýna deðinen Karaca, Avrupa’da durumun daha vahim olduðunu herhangi bir araþtýrma yapýlmadan Türk karþýtý tezlerin gözü kapalý kabul edildiðini vurgulamýþtýr. Ermeni Sorunu konusunda dünya kamuoyuna sunulan bilgi ve belgelerin, aðýrlýklý olarak Türk kamuoyuna psikolojik baský yapmak amacýyla hazýrlandýðýna deðinen Karaca, bu konuda Türk kamuoyunun bilinçlenmesi gerektiðinin altýný çizmiþtir.
Sempozyuma katýlan Türk Tarih Kurumu Baþkaný Prof. Dr. Yusuf Halaçoðlu ise I. Dünya Savaþý'nda Ermenilerin de diðer insanlarla ayný acýyý paylaþtýklarýna deðinerek, bu konuyla ilgili Osmanlý arþivleri gibi diðer arþivlerin henüz tam anlamýyla incelenemediðini þöyle açýklamýþtýr; “Osmanlý arþivleri son 1 yýldýr internet ortamýndadýr. Osmanlý arþivlerinin yüzde 10'u incelenebilmiþtir. Buna raðmen soykýrýma uðradýklarýný söylemektedirler. Bu durumda verilecek yanýt 'hayýr' olacaktýr. Bu takdirde iddianameyi hazýrlayanlar ile kararý verenlerin varmak istedikleri sonuç nedir? Yok eðer 'yeterli bilgilerimiz var' deniyorsa, bu durumda ellerindeki verileri dünya kamuoyuna sunmalarý gerekir. Ama görülen o ki ellerinde böyle bir veri yok.”
Prof. Dr. Halaçoðlu, yazar Orhan Pamuk'un bir Ýsviçre gazetesinde yayýmlanan "Türkiye'nin Ermeni katliamý gibi tabulaþmýþ konularý tartýþmaya baþlamasýnýn zamaný geldi. Bu bilgiler Türk halkýndan saklanýyor ve iyi bir þey deðil. Bu konunun tabu olduðu ve tartýþýlamadýðý bir ülkede yaþamak utanç verici" þeklindeki açýklamalarýna cevaben þunlarý söylemiþtir; "Konunun tartýþýlmasýný engelleyen kim? Beyefendi, geliniz her ortamda tartýþalým. Daðarcýðýnýzda ne varsa söyleyiniz ve cevabýnýzý alýnýz. Tabulaþtýran sizsiniz. Bu toplantýya katýlmayanlar da sizin gibi ayný düþüncede olanlar. Ben bu ülkede yaþamaktan, bu milletin bir ferdi olmaktan gurur duyuyorum. Bizim tartýþmaktan utanacak ne bir tarihi geçmiþimiz ne de sizin bilmeden söylediðiniz bir soykýrým vardýr. Ancak sizler gibi ellerinde hiçbir araþtýrma olmadan, bilimsel çalýþma yapmadan sorumsuzca ve insanlýk deðerlerini ayaklar altýna alarak konuþan kimseler var. Bize demokrasi dersi vermeye hakkýnýz yok. Siz önce Fransa'ya ve demeç verdiðiniz Ýsviçre'ye bakýnýz ve sözlerinizde samimiyseniz oradaki yasaklara bakýnýz ve bu ülkelerdeki yasaklarý dile getiriniz. Kendinizi nasýl savcý ve hakim yerine koyabiliyorsunuz, nasýl rahat uyuyabiliyorsunuz?"
Prof. Dr. Yusuf Halaçoðlu çeþitli parlamentolarda parmak kaldýrmak suretiyle Türkiye aleyhine kararlar alýnmasýnýn ve Türkiye’nin mahkûm edilmesinin yanlýþ olduðunu dile getirerek þu ifadeleri kullanmýþtýr; "Ermeniler, tehcir öncesinde iddia edildiði gibi hiçbir faaliyette bulunmayan bir durumda deðildiler. Anadolu'nun hemen yer yerinde isyan etmiþler ve en önemlisi de Osmanlý Devleti'nin savaþ içinde olduðu devletlerle anlaþmýþlar, onlarýn ordularýna asker vermiþler, onlardan silah alarak fiilen Osmanlý Devleti'ne karþý resmen ilan edilmemiþ bir savaþa giriþmiþlerdir. Dolayýsýyla Osmanlý Devleti, güvenlik nedeniyle onlarý savaþ alaný dýþýna sürmüþtür.”
Sempozyuma katýlan CHP Genel Baþkan Yardýmcýsý Onur Öymen de arþivlerin önemini vurgulayarak halen Ermeni arþivlerinin kapalý olduðunu ve bu konularda çalýþan bilim adamlarýnýn büyük bir kýsmýnýn objektif olmadýðý üzerinde durmuþtur. Sovyetler Birliðinin daðýlmasýnýn ardýndan Ermenilerin Karabað’ý iþgal ettiklerinin ve 18 bin kiþinin hayatýný kaybetmelerine neden olduklarýný ifade eden Öymen, konuþmasýna þöyle devam etmiþtir; “Yukarý-Karabað ve diðer altý Azeri eyaleti Ermeni iþgaline geçti ve 1 milyon Azeri göç etti. o tarihten beri Azerbaycan topraklarýnýn % 20’si Ermeni iþgali altýndadýr. Bu soruna çözüm bulmak için Avrupa Güvenlik ve iþbirliði Örgütü çerçevesinde oluþturulan Minsk süreci içinde çok çaba sarf edilmiþ, ancak hiçbir sonuç alýnmamýþtýr. Bugün hala bu topraklar iþgal altýndadýr ve o bölgede yaþayanlar çok aðýr koþullar altýnda hayatlarýný sürdürmeye çalýþýyorlar.”
Ermenistan’ýn BM Güvenlik Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafýndan iþgalci olduðunun ilan edilmesine raðmen Ermenistan’ýn bu topraklardan çekilmediðini ifade eden Öymen þöyle devam etmiþtir; “Ermenistan dikkatleri baþka tarafa çekmek için 1915 olaylarýný dünya kamuoyunda ön plana çýkartmaya çalýþtý ve Azerilere yaptýðý zulmü unutturarak zulme uðrayan taraf görüntüsü sergilemeye gayret etti. Bugün Ermenistan konusundan bahsedilince Yukarý Karabað’da yaþanan büyük insanlýk dramýný, 20 bine yakýn insanýn ölümünü, 1 milyon mültecinin periþan vaziyette yaþadýðýný dünyada kaç kiþi hatýrlýyor? Ne yazýk ki Türkiye’de de bu oyuna gelenler çok oldu. 1915 yýlýndaki olaylar hakkýnda kendi ülkelerini en aðýr bir dille suçlayan Türk aydýnlarýndan kaç tanesi Yukarý Karabað konusuna deðindi?”
Öymen konuþmasýnda Ýngiltere’nin I. Dünya Savaþý sýrasýnda Almanya ve Türkiye aleyhine çok sayýda propaganda kitap ve broþürü yayýnladýðýna dikkat çekerek Mavi Kitap’la ilgili þunlarý belirtmiþtir; “Üzerinde tartýþma konusu olmayan noktalardan biri Mavi Kitap’ýn bir propaganda belgesi olduðudur. Ankara’daki Ýngiliz Büyükelçisinin geçen Temmuz ayýnda Meclis Baþkanýmýza gönderdiði mektupta da bu belgenin bir propaganda belgesi olduðu açýkça ifade ediliyor. Bir kitap hem propaganda belgesi hem de tarafsýz bir bilimsel eser olabilir mi? Eðer bir propaganda bürosu tarafýndan ýsmarlanmamýþ olan, baþka dönemde baþka koþullarda ve tamamen bilimsel düþüncelerle tarafsýz bir anlayýþla yazýlmýþ olup da sonradan bir propaganda bürosu tarafýndan baþka amaçlarla kullanýlan bir kitap bilimsel özelliðini kaybetmemiþtir denilebilir ama Mavi Kitap’ta durum farklýdýr. O, bir Propaganda bürosu tarafýndan ýsmarlanmýþ olan bir kitaptýr.”
Sempozyuma katýlan E. Büyükelçi Bilal Þimþir ise ASALA tarafýndan öldürülen þehit diplomatlarýmýzý hatýrlatarak bugün bu þehitler için hiçbir yerde herhangi bir anýt dikilmediðini buna karþýn Ermeni suikastçilerin Ermenistan’da adeta birer milli kahraman ilan edildiklerini ifade etmiþtir.Ermeni sorununun tarihi ve siyasi yönü üzerinde duran Þimþir, diasporadaki Ermenilerin bugünkü davranýþlarýnda Batýlý devletlerin önemli etkisi olduðunu vurgulamýþtýr. Þimþir ayrýca, Ermenistan’ýn Baðýmsýzlýk bildirgesinde sözde soykýrýmýn uluslar arasý alanda tanýnmasýna deðinildiðini ve Doðu Anadolu’dan Batý Ermenistan olarak bahsedildiðini söylemiþtir.
“Ay’da Petrol Var Mý? baþlýklý konuþmasýyla baþlayan 21. Yüzyýl Türkiye Enstitüsü Baþkaný Prof. Dr. Ümit Özdað Ermeni Meselesinin bir tür oyuna benzediðini, bu oyunlarla Türk milletinin tarihinden koparýlmaya çalýþýldýðýna deðinmiþtir. Avrupa Birliðine üyelik sürecinde bu sorunun giderek adeta ön koþul haline geleceðine deðinen Özdað, birçok Avrupa ülkesinde Türkiye aleyhinde kararlar alýndýðýný da ifade etmiþtir.
“Genocide” kavramý üzerinde duran Topkapý Müzesi Müdürü Prof. Dr. Ýlber Ortaylý bu kavramýn Türk toplumunda hiçbir zaman var olmadýðýný ve bunu kullananlarýn devletle hesaplaþmasýný tamamlayamayan aydýnlar olduðunun altýný çizmiþtir. Ortaylý, ayrýca geçmiþten günümüze hiçbir zaman Türk toplumunda Ermenilere karþý önyargýnýn olmadýðýný da söylemiþtir. Ortaylý “genocide” olmuþtur yönündeki fikirlerin tamamen politik olduðunu, tarihi bilgi ve hukuki yoruma dayanmadýðýnýn da altýný çizmiþtir.
Sempozyum sonunda yayýnlanan “Sonuç Bildirgesi”nin metni aþaðýdadýr.
Sivil Toplum Kuruluþlarý Birliði Platformu’nun ÝTÜ Rektörlüðü ile birlikte düzenlediði “Türk Ermeni Ýliþkilerinde Tarihi Gerçekler” konusundaki ikinci Sempozyum 15 – 16 Aralýk 2005 tarihlerinde yapýldý. Sempozyuma, Prof. Dr. Türkkaya ATAÖV, Doç. Dr. Birsen KARACA, Dr. Abdullah KEHALE, Þükrü ELEKDAÐ, Gündüz AKTAN, Prof. Dr. Yusuf HALAÇOÐLU, Onur ÖYMEN, Prof. Dr. Norman STONE, Nazan MOROÐLU, Prof. Dr. Ýlber ORTAYLI, Prof. Dr. Ümit ÖZDAÐ ve Bilal ÞÝMÞÝR konuþmacý olarak katýldýlar. Anýlar bölümünde;1915 olaylarýndan somut örnekler, Tuncay Özkan, Boðazlayan Kaymakamý’nýn torunu Kemal Ergüder, Iðdýr ve Kaðýzman toplu mezar kazýlarýnda bulunan Ali Eþref Uzundere ve Latif Karaaðaç tarafýndan sunulan görüntüler ilgi ile izlendi.
Düzenleme kurulu, Ermeni diasporasý ve destek veren emperyalist güçler tarafýnda yýllardýr tek yanlý olarak sürdürülen sözde Ermeni soykýrým konusunun farklý ve eleþtirel bakýþ açýsýyla ele alýnmasýna özen göstermiþ, Ermeni tezini savunmakta olan Türk ve yabancýlarý da davet etmiþtir. Ancak, baþvurulanlardan bir kýsmý hiç yanýt vermemiþ, bir kýsmý da “gerçek kanýtlanmýþtýr, konunun tartýþýlacak bir yaný yoktur” diyerek katýlmayý reddetmiþlerdir.
Sempozyumda özellikle “Ermeni Belge Sahtekârlýklarý”; “Ermeni Kitle Ýletiþim Araçlarýnda Ermeni Sorunu”, “ABD’deki Ermeni Lobi Faaliyetleri”; “Hukuki ve Psikolojik Açýdan Ermeni Soykýrýmý Ýddialarý” ve “Jenosit Kavramý” tarihi belgelere dayanýlarak ele alýnmýþ ve aþaðýdaki hususlarýn kamuoyuyla paylaþýlmasýna karar verilmiþtir:
Ermeni iddialarýný kuvvetlendirmek üzere, diaspora Ermenileri tarafýndan çok sayýda sahte belge düzenlenmiþtir.
Türk Ermeni iliþkileri konusunun, ilgili bütün ülkelerden konunun uzmaný olan bilim adamlarýnýn katýlýmýyla objektif ve bilimsel bir yaklaþýmla görüþülüp deðerlendirilmesi gerekmektedir. Bunun için ilgili bütün ülkelerin ve kuruluþlarýn ellerindeki arþivler bilim adamlarýnýn istifadesine sunulmalýdýr. Bütün bilgilere ulaþýlmadan doðru ve saðlýklý deðerlendirme yapýlmasý mümkün deðildir. Hele Ermenistan gibi bu konuda iddia sahibi olan bir ülkenin arþivlerini henüz açmamýþ olmasýnýn izah edilebilir ve savunulabilir bir tarafý bulunmamaktadýr.
Osmanlý Ýdaresinin Ermenilerin yok edilmesini kararýný kanýtlayacak bir belgenin yokluðu nedeniyle Ýngiliz Hükümetleri 1915 ve 1916’daki olaylarý soykýrým olarak tanýmamaktadýr. Malta mahkemesi bunun kanýtýdýr. Ýngiltere soykýrým iddialarýný kabul etmezken Fransa ve bazý baþka ülkelerin Parlamentolarý soykýrým iddiasýný kabul eden kararlar almýþlardýr. Tarihi ve hukuki gerçekler gözardý edilerek olay siyasi propaganda aracý olarak kullanýlmaktadýr.
Birleþmiþ Milletler Soykýrýmý Önleme ve Cezalandýrma Sözleþmesi’ne göre sözde Ermeni soykýrýmý suçu hukuken oluþmamýþtýr. Ermeniler bir ‘politik’ gruptur. Anadolu’nun doðusunda çoðunlukta olmadýklarý yerleri alýp baðýmsýz bir devlet kurmayý amaçlamýþlardýr. Bu baðlamda düþmanla iþbirliði yapmýþlar; Türklere saldýrmýþlar; Türk ordularýyla nizami ve gayrý nizami savaþmýþlardýr.
Tehcir, bir teamüli hukuk hükmü olan ve Cenevre Sözleþmelerine ek 2 nolu protokolun 18 maddesinde yer alan ‘askeri gereklilik’ çerçevesinde uygulanmýþtýr. Sözleþme’de aranan milli, etnik, ýrksal ve dinsel bir grubu yok etme kastý yoktur, hiç olmamýþtýr.
Ermenilerin Sevk ve Nakledilmeleri 30 Mayýs 1915’de çýkarýlan bir talimatname çerçevesinde yapýlmýþ, talimatnamede tehcire tabi tutulan Ermenilerin mallarýnýn tesbiti, hazýrlanmalarý Ýçin 15 güne kadar bir süre verilmesi gibi hususlara yer verilmiþtir. Nakillerinin güvenli bir þekilde yapýlmasý konusunda da bir talimatname çýkarýlmýþtýr. Gerekli güvenlik tedbiri almayý ihmal eden devlet görevlileri yargýlanmýþtýr. Savaþ sonrasýnda geri dönüþlerine iliþkin çýkarýlan 31 Aralýk 1918 tarihli talimatname de göstermektedir ki, Osmanlýnýn Soykýrým yapma, Ermenileri yok etme kastý hiçbir zaman olmamýþtýr. Ermenileri yok etmek isteyen bir devlet sevk ve nakilleri için, geri dönüþleri için, yolda güvenlikleri için talimatnameler ve yönetmelikler çýkararak Soykýrým yapýlamayacaðý açýktýr.
Türk bilim adamlarý geçtiðimiz ve yaþadýðýmýz yüzyýlda dünyanýn baþka ülkelerinde yaþanan ve milyonlarca insanýn hayatýna mal olan insanlýk suçlarýyla da ilgilenmeli ve onlarý da bilimsel bir yaklaþýmla incelemelidir. Tarihçilerin tarihi geniþ bir pencereden ve bütün dünyayý kapsayacak biçimde incelemeleri tarihe ve bilime yapýlacak en büyük hizmettir.
Tarihi gerçekleri bilimsel yöntemler ve objektif olarak araþtýrmak yerine, siyasi amaçlý psikolojik propaganda oyunlarý ile saptýrarak, Türk toplumunun asýlsýz suçlamalarý kabul edecek kývama getirilmesi amacý güdülmektedir.
Bazý bilim adamlarýnýn ve aydýnlarýn dahi; katliam, cinayet ve sürgün gibi olaylarla jenosit gibi aðýr bir suçu karýþtýrdýklarý anlaþýlmaktadýr.
Konunun gelecek nesillere ve gençlerimize çok iyi anlatýlmasý, kamuoyunun bilinçlendirilmesi, soykýrým gibi çok aðýr bir suçun sorumsuzca kabullenilmemesi için karþý önlemler alýnmasý gerekmektedir.
Bu amaçla, STKB Platformu olarak, demokrasi anlayýþý, fikir özgürlüðü ve bilimin tarafsýzlýðý çerçevesinde konferans ve paneller düzenlemeye sabýrla devam edeceðiz.
STKB Platformu Dönem Sözcüleri: Gökhan ECEVÝT, Zafer FORTACI
STKB Platformu Yürütme Kurulu Üyesi ve Proje Öncüsü: Prof. Dr. Aysel EKÞÝ
Sivil Toplum Kuruluþlarý Birliði Platformu Onur Baþkaný: Prof. Dr. Bülent BERKARDA