Baðýmsýz Toplumsal Hareket (BTH) Derneði ve Bilgi Üniversitesi BTH Öðrenci Kulübü'nün düzenlediði "Ermeni Sorunu" Gerçeði Konferansý, 15 Nisan 2006 tarihinde Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusünde gerçekleþtirilmiþtir. Avrasya Stratejik Araþtýrmalar Merkezi Baþkaný E. Büyükelçi Gündüz Aktan, Türk Tarih Kurumu Baþkaný Prof. Dr. Yusuf Halaçoðlu ve Dumlupýnar Üniversitesi Tarih Bölümü Baþkaný Prof. Dr. Aygün Attar’ýn katýlýmýyla gerçekleþen konferansýn oturum baþkanlýðýný BTH Derneði Baþkaný Efe Özbil yapmýþtýr.
Efe Özbil yaptýðý açýlýþ konuþmasýnda böyle bir konferansý düzenleme amaçlarýnýn "Eylül ayýnda yine Bilgi Üniversitesi'nde düzenlenen “Ýmparatorluðun Çöküþ Döneminde Osmanlý Ermenileri Konferansý”nda söylenmeyenleri söylemek, yani tarihi gerçekleri bu çatý altýnda dile getirmek" olduðunu ifade etmiþtir.
Sözde Ermeni Soykýrýmýnýn daha çok hukuki boyutu üzerinde duran E. Büyükelçi Gündüz Aktan, bu konuda “soykýrýma” parlamentolarýn deðil mahkemelerin karar verebileceðini vurgulamýþtýr. Aktan “Soykýrým” kelimesinin hukuki bir terim olduðuna deðinerek 1948 tarihli Soykýrýmýn Önlenmesi ve Cezalandýrýlmasý Sözleþmesi'nin 2. maddesinde “bir milli, etnik, ýrki ve dini grubu, tümüyle veya kýsmen, yok etmek amacýyla bu grubun mensuplarýný öldürmek, maddi ve manevi olarak yaralamak, grubun fizik olarak yok olmasýný saðlayacak yaþam þartlarýný dayatmak, grubun doðumla çoðalmasýný önlemek ve grubun çocuklarýný bir baþka gruba nakletmek fiillerinin” soykýrým olarak nitelendirildiðini açýklamýþtýr.
Aktan ayrýca Ermenilerin Lahey Adalet Divaný'na gitmekten çekindiklerini de ifade etmiþtir. Lahey'e Türk tarafýnýn da baþvurabileceðini, ama ''yapmadým'' diyen tarafýn baþvurmasýnýn zor olduðunu belirterek, Lahey'e þikâyetçi taraf olan Ermenilerin baþvurmasý üzerinde durmuþtur. ''Ermeniler, geçmiþi bize hatýrlatmakla hata ettiler'' diyen Aktan, bu kadar boþ bir konunun bu kadar büyük hale getirilmesinin de inanýlmaz olduðunu kaydetmiþtir. Aktan ayný zamanda, resmi tezi savunmakla suçlandýklarýný da belirterek, savunulanlarýn resmi tez deðil, ulusal tez olduðunu belirtmiþtir.
Prof. Dr. Yusuf Halaçoðlu ise, Türkiye’nin arþivlerini açtýðýný ve tarihçilerden oluþan ortak bir komisyon kurmayý teklif ettiðini fakat Ermenilerin buna yanaþmadýðýna deðinmiþtir. Ermenilerle Türklerin Selçuklular'dan bu yana Anadolu'da yýllarca beraber yaþadýklarýný belirten Halaçoðlu, Ermenilerin Osmanlý Devleti içinde ''Teba-i Sadýka'' olarak nitelendirildiðini ve devlet yönetiminde önemli görevler aldýðýný anlatarak iki toplumun tarihte iyi iliþkiler içinde olduðunu vurgulamýþtýr.
Halaçoðlu, 1915 tehcirinin Birinci Dünya Savaþý þartlarýnda gerçekleþtiðini, Ermenilerin, Türklerin kin ve nefret duygularýyla yerlerinden edilmediðini kaydederek, Ermeni isyanlarýna deðinmiþtir. Tehcir sýrasýnda ölümler meydana geldiðine de dikkati çeken Halaçoðlu, dönemin Osmanlý yönetiminin tehcir sýrasýnda Ermenilere zarar verenleri cezalandýrdýðýný da ifade etmiþtir. Ayrýca tehcir yýllarýnda bir çok Ermeninin salgýn hastalýklar, açlýk ve Kürt aþiretlerinin saldýrýlarýna maruz kalarak öldüðüne de deðinen Halaçoðlu, tehcirin tüm Ermenilere deðil sadece isyanlara katýlan Ermenilere uygulandýðýný açýklamýþtýr. Yine savaþýn sona Ermesiyle birlikte bir çok Ermeninin evine geri döndüðüne dair ellerinde belgelerin olduðunu da belirten Halaçoðlu Osmanlý’nýn tehcirden önce Ermeniler için gerekli tedbirleri aldýðýný vurgulamýþtýr.
Osmanlý'nýn o dönemde fiilen kendilerine savaþ açmýþ bir toplumla karþý karþýya bulunduðunu, Rus ve Fransýz ordularýnda yer alan Ermeniler bulunduðunu kaydeden Halaçoðlu, tehcir kararý alýndýðýnda Osmanlý'da yaklaþýk 1,5 milyon Ermeni bulunduðunu ifade ederek eðer Ermenilerin hepsi tehcire tabii tutulsaydý bugün Türkiye’de hiç Ermeni olmamasý gerektiðini belirtmiþtir.
Halaçoðlu da iddia edildiði gibi ''resmi tezi'' savunmadýklarýný, Türkiye'nin bir ''resmi tezi'' de bulunmadýðýný belirterek, ''Biz karþý tarafa, 'Gelin birlikte araþtýralým, tartýþalým' diyoruz. Biz davet ediyoruz, onlar gelmiyor. Buna Ermenistan'da dahil'' demiþtir.
Hallaçoðlu ayrýca 1915 olaylarý sýrasýnda Ermeni çetelerinin 535 bin Türkü öldürdüðü ve bu konuda toplu mezarlar bulunduðunu ifade ederek bu konunun hiç gündeme getirilmediðini vurgulamýþtýr.
Prof. Dr. Aygün Attar da Ermenilerin 1915’te iþgal devletleriyle iþbirliði içinde olduðunu vurgulamýþtýr. Diyaspora Ermenilerinin “Büyük Ermenistan” hayaline kapýlarak, birçok parlamentodan sözde Ermeni soykýrýmý tasarýlarýný geçirdiðine deðinen Attar, Türkiye’nin bu kararlara karþý tepkisini dile getirmesinin zamaný geldiðini ifade etmiþtir. Ermeni sorununun artýk tarihten çok siyasete hizmet ettiðini vurgulayan Attar, tarihin parlamentolarla alýnan kararlarla deðil tarihi belgelerle yazýlmasý gerektiðinin altýný çizmiþtir.
Prof. Dr. Aygün Attar konuþmasýnýn son bölümünde de Ermenistan’ýn, Azerbaycan'a ait Daðlýk Karabað Bölgesini iþgalini ve buradaki zulmü gözler önüne seren bir film göstererek, Ermenistan’ýn Daðlýk Karabað’da yaptýklarýnýn tam bir katliam olduðunu ve bu konunun baþta Türkiye olmak üzere tüm dünyada pek gündeme getirilmediðini vurgulamýþtýr. |