Samuel Weems, Ermenistan: Terörist “Hýristiyan” Ülkenin Sýrlarý, (Armenia: Secrets of A “Christian” Terrorist State), Azeri Türkçesi’nden çeviren Hüseyin Adýgüzel (Ýstanbul: Ýleri Yayýnlarý, March 2006), ISBN 975-6288-82-5, 392 sayfa.
Bu kitap, Amerikalý emekli bir yargýç olan Samuel Weems tarafýndan kaleme alýnmýþtýr. Kitabý konusunu temel olarak Ermenistan devletinin çeþitli dönemlerdeki dýþ politikalarý, Ermeni soykýrýmý iddialarý, Ermenistan ve Azerbaycan arasýndaki iliþkiler, Karabað meselesi ve Ermeni diasporasýnýn lobi faaliyetleri oluþturmaktadýr. Özellikle Amerikan ve Ýngiliz arþivlerine atýfta bulunan bu çalýþmasýnda Weems, Ermeni iddialarýnýn yanlýþlýklarýný ve tutarsýzlýklarýný gözler önüne sermektedir. Kitapta ayrýca Amerika Birleþik Devletleri (ABD) vatandaþlarýný uyaran bir söylem vardýr. Zira Amerikan halkýnýn ödediði vergilerin bir kýsmýndan oluþturulan fonlar, yazara göre, Ermenistan’ýn saldýrgan politikalarýnýn sürdürülmesi için kullanýlmaktadýr.
Kitabýn uzun önsöz bölümünde Samuel Weems özellikle 11 Eylül olaylarýndan sonra Ýslam dünyasýnda Amerika’ya karþý bir tepki oluþtuðunu dile getirmekte ve bu nefretin nedenlerini açýklamaya çalýþmaktadýr. Weems’e göre, Amerika’nýn terörizm konusundaki ikiyüzlü yaklaþýmý, yani bazý terörist faaliyetleri cezalandýrýrken, bazý durumlarda kendilerine yöneltilen saldýrýlara karþý koymaya çalýþanlarý cezalandýrmasýnýn bu nefretin nedenlerinden biri olabileceðini ileri sürmektedir. Bu çerçevede, 1992 yýlýnda Ermenistan’ýn Azerbaycan’a saldýrmasýnýn ardýndan Amerikan Kongresi’nin Azerbaycan’a gönderilen yardýmlarý durdurmasýný bu ikiyüzlü siyasete örnek olarak göstermektedir. Önsöz kýsmýnýn sonlarýna doðru Weems, Amerika’daki Ermeni lobisinin faaliyetlerini inceleyerek, 1915’te yaþanan olaylarýn soykýrým olarak nitelendirmeyen görüþlerin nasýl bastýrýlmaya çalýþýldýðýný göstermektedir. Özellikle kendisinde gönderilen bazý tehdit dolu mektuplardan alýntýlar yaparak bu baskýnýn boyutlarýný gözler önüne sermektedir. Ancak yine bazý saðduyulu Ermenilerin bu tartýþmalarý ne kadar anlamsýz bulduklarýný da dile getirmektedir.
Önsöz bölümünü nispeten daha kýsa yazýlmýþ olan bir giriþ bölümü takip etmektedir. Bu bölümde Weems Ermeni sorununun tarihi boyutunu, on dokuzuncu yüzyýlda Büyük Güçlerin Osmanlý Ýmparatorluðunun içiþlerine müdahale etmelerine de atýfta bulunarak, açýklamaya çalýþmaktadýr. Bununla beraber, Ermeni tehcirinin Osmanlý imparatorluðunun bekasý için son derece gerekli bir önlem olduðu vurgulanmaktadýr. Dahasý tehcir konunun yalnýzca bir boyutunu oluþturmaktadýr. Ermenilerin yirminci yüzyýlýn ilk yýllarýndaki kayýplarýný kabul eden dünya kamuoyu genellikle ayný dönemdeki Müslüman kayýplarýný göz ardý etmektedir. Weems’in verdiði bilgilere göre 1827 ila 1878 yýllarý arasýnda yaklaþýk bir buçuk milyon Müslüman Ruslar tarafýndan Kafkasya’dan göçe zorlanmýþtýr. Bu nedenle Weems yalnýzca Ermeni kayýplarýna yoðunlaþan ve Müslüman kayýplarýný görmezden gelen uluslararasý akademik yaklaþýmý da eleþtirmektedir.
Kitabýn “Kutsal Terör” baþlýðýný taþýyan birinci bölümünde Weems Ermenistan ile Ermeni kilisesi arasýndaki iliþkiyi ortaya koymaya çalýþmaktadýr. Bu noktada özellikle on dokuzuncu yüzyýldaki Ermeni ayaklanmalarýnda Ermeni kilisesinin rolü üzerinde durmaktadýr. Yazar, özellikle Ýngiliz ve Amerikan arþivlerinden yararlanarak Ýstanbul’daki Ermeni patrikliðinin ve yabancý temsilciliklerin bu olaylardaki etkisi incelemektedir. Ermeni kilisesinin Osmanlý Ýmparatorluðunda yaþayan Ermenileri provoke etmek için sarf ettiði çabalarý dile getirmekle beraber, kilisenin Avrupa’daki propaganda faaliyetleri üzerinde de durmaktadýr.
Kitabýn ikinci bölümünde, Anadolu’daki isyanlarýn organize edilmesinde büyük rolü olan devrimci Ermeni örgütleri, özellikle de Hýnçak ve Taþnak örgütlerinin on dokuzuncu yüzyýlýn son çeyreðindeki faaliyetleri incelenmektedir. Kronolojik bir sýralama çerçevesinde Weems bu terörist faaliyetleri ve bu faaliyetlerin sonucunda meydana gelen Müslüman ölümlerini analiz etmektedir. Bu baðlamda tehcirin hiç de haksýz bir önlem olmadýðýný savunmaktadýr. Ancak Weems tehcir sürecinde meydana gelen trajediyi de göz ardý etmemektedir. Gerek açlýk, hijyen eksikliði ve sert iklim gibi doða koþullarý, gerekse tehcir konvoylarýna yöneltilen saldýrýlar neticesinde birçok Ermeni hayatýný kaybetmiþtir. Ancak bu bir grubun yalnýzca o gruba mensup olduklarý için kasten öldürülmesi anlamýna gelmemektedir. Weems’e göre Ermenilerin güvenliðinin saðlanmasýnda sorumluluklarýný yerine getiremeyen bazý Osmanlý yetkililerinin cezalandýrýlmasý da soykýrým tezini çürüten bir baþka etmendir.
Üçüncü bölümde Birinci Dünya Savaþý’nýn hemen ardýndan kurulan Ermenistan Cumhuriyetinin politikalarý incelenmektedir. Weems’e göre bu devletin yöneticileri zorba bir siyasi seçkin grubuna mensupturlar ve Ermenistan devletinin komþularýna karþý saldýrgan bir politika izlenmesini savunmaktadýrlar. Dolayýsýyla kitabýn bu bölümünde Ermenistan’ýn o dönemde Gürcistan, Azerbaycan ve Türkiye ile çatýþmalarý ve yenilgileri incelenmektedir. Weems’e göre dýþ politikadaki bu baþarýsýzlýklar Ermenistan içindeki karmaþayý ve ekonomik krizi de tetiklemiþtir. Bu da bir kýsýrdöngü yaratmýþtýr. Ermenistan’ýn saldýrgan dýþ politikasý iç durumu daha da problemli hale getirmekte, bu da dýþ politikada daha da saldýrgan bir siyaset izlenmesine neden olmaktaydý. Bu noktada yazar Ermenistan’ýn bugünkü durumunu analiz ederken bu tarihsel gerçeklerden de haberdar olmamýzý tavsiye etmektedir.
Ermeni kaynaklarýnýn tehcir sýrasýnda ölen Ermenilerin sayýsý hakkýndaki abartýlý görüþleri ve 1918 yýlýnda Ermenistan’ýn Gürcistan’a saldýrmasýyla baþlayýp Ermenistan’ýn yenilgisiyle sonuçlanan Ermeni-Gürcü Savaþý’ný özetleyen iki kýsa bölümün ardýnda, kitabýn altýncý bölümünde Osmanlý Ýmparatorluðundaki Ermenilerin durumunu yansýtan Amiral Bristol Raporunu incelenmektedir. 1919–1927 yýllarý arasýnda Türkiye’de ABD Yüksek Komiseri olarak görev yapan Amiral Bristol, Ermenilerin Müttefiklerden Doðu Anadolu’da bir Ermeni Devleti kurma yolundaki taleplerini eleþtiren bir rapor hazýrlamýþtý. Ayrýca Osmanlý Hükümeti’nin kasten binlerce Ermeni’yi katlettiði yolundaki bilgilerin de sahte olduðunu vurgulamýþtý. Weems Bristol raporunun o dönemde nasýl görmezden gelindiðini de bu bölümde ayrýntýlý bir biçimde anlatmaktadýr.
Kitabýn yedinci bölümü özellikle Türk diplomatlarýna ve 1915 yýlýnda yaþanan olaylarýn soykýrým olmadýðýný savunan akademisyenlere karþý yöneltilen Ermeni terörist faaliyetlerini incelemektedir. Bu bölümde Weems bu terörist faaliyetlere karþý Ermeni kilisesinin ve Ermenistan’ýn neden sessiz kaldýðýný sorgulamaktadýr.
Sekizinci bölümde yazar Birinci Dünya Savaþý’nýn ardýndan kurulan ilk Ermenistan Cumhuriyeti’nin vatandaþlarýnýn devleti yönetenlerin saldýrgan politikalarý ve dönemin kronik sorunu olan ekonomik krizden nasýl etkilendiklerini incelemektedir. 1910 ve 1920’lerde ABD ve Rusya’dan alýnan yardýmlar Ermeni idarecilerce kendi saldýrgan politikalarýný finanse etmek için kullanýlmýþ, bundan da en fazla Ermeni halký zarar görmüþtür.
Dokuz, on ve on birinci bölümlerde on dokuzuncu yüzyýldaki Ermeni isyanlarý incelenmeye devam edilmektedir. On ikinci ve on üçüncü bölümler ise 1920’lerde Amerika’daki Ermeni lobi faaliyetleri üzerinde durmaktadýr. Bu baðlamda Weems, ABD’de kurulan Merkezi Ermeni Komitesi’ni ve bu Komite’nin Amerikan siyasal sistemindeki yerini analiz ederek Ermeni lobisinin Amerikan kamuoyunu sahte ifadeler ve belgeler üreterek nasýl yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti aleyhine çevirmeye çalýþtýðýný göstermeye çalýþmaktadýr. Weems ayrýca Ermeni iddialarýný incelemek üzere Anadolu’ya gönderilen Emory Niles ve Arthur Sutherland gibi subaylarýn raporlarýný da inceleyerek Müslüman nüfusun ayný olaylardan nasýl etkilendiklerini de ortaya koymaya çalýþmaktadýr.
On dördüncü ve on beþinci bölümlerde ise Weems Müttefiklerin Birinci Dünya Savaþý sýrasýnda Ermeniler hakkýndaki algýlarýný incelemektedir. Yazara göre ne Ýngilizler ne de Fransýzlar Ermenilere güvenmektedir. Dahasý, yazar Ýngilizlerin tutumunu daha da detaylý inceleyerek gerçekte Ýngilizlerin bir soykýrým olmadýðýna inandýklarýný ileri sürmektedir.
On altýncý ve on yedinci bölümler temel olarak 1920’lerde Ermeniler ve Azeriler arasýndaki çatýþmalarýn ve bunlarýn Ermenistan ve Ermeni-Amerikan iliþkileri üzerindeki etkilerinin incelenmesine ayrýlmýþtýr. Özellikle Azeriler tarafýndan yenilgiye uðratýldýktan sonra Ermenistan’ýn ekonomik durumu daha da bozulmuþ, bunun üzerine devlet yöneticileri Amerika’dan daha fazla kredi talep etmek zorunda kalmýþtýr. Ancak Amerikan hükümeti bu kez yardým talebini Ermenistan’ýn saldýrgan politikalarý nedeniyle geri çevirmiþtir. Yazar bu konuyu özellikle o dönemde Senato’da yapýlan konuþmalarýn ýþýðýnda deðerlendirerek dönemin Ermeni-Amerikan iliþkilerini irdelemektedir.
On dokuzuncu ve yirminci bölümler iki dünya savaþý arasýnda ve Ýkinci Dünya Savaþý sýrasýnda Ermenistan devletinin dýþ politikasýný incelemeyi amaçlamaktadýr. Yazar bu bölümde Ermenistan’ýn Sovyetler Birliði’ne katýlýmýný ve Avrupa’daki Ermeni komitelerinin Nazilerle iþbirliðini incelemektedir. Bu çerçevede bazý Ermeni gazetelerinde çýkan yazýlara atfen Ermenilerin Nazilerin Yahudi aleyhtarý siyasetlerini nasýl desteklediklerini ortaya koymaktadýr.
Kitabýn sonuç bölümü olarak deðerlendirilebilecek son bölümünde yazar günümüz Ermenistan’ýný incelemektedir. Yazar Ermenistan’ý yeni binyýlda da bir terörist devlet olmakla suçlamaktadýr. Özellikle Azerbaycan topraklarýnýn Ermenistan tarafýndan iþgali bu deðerlendirmenin kilit noktasýný oluþturmaktadýr. Weems ayrýca Ermenistan’da ifade özgürlüðü olmayýþýný da þiddetle eleþtirmekte ve Ermeni kilisesini bu eksikliðin nedenlerinden biri olarak görmektedir. Kitabýn son sayfalarýnda ise yazar Türk Ermeni Uzlaþma Komitesi’nden bahsetmekte ve bu komitenin baþarýsýzlýðýnýn nedenini Ermeni tarafýnýn uzlaþmaz tutumuna baðlamaktadýr.
Sonuç olarak, kitap okuyucusuna Ermeni soykýrým iddialarý ve ABD’deki Ermeni lobi faaliyetleri hakkýnda önemli bilgi ve belgeler saðlamaktadýr. Ancak, Weems’in de þahsen kabul ettiði gibi, bu kitabýn akademik bir kitap olarak deðerlendirilmesi oldukça zordur. Kitabý takip etmek kronolojik sýralamanýn zaman zaman kýrýlmasý nedeniyle çok güçtür. Dahasý kitapta pek çok tekrar vardýr; bu da kitabý son derece hacimli hale getirmektedir. Kitap yaklaþýk 400 sayfadýr ancak içinde anlatýlanlar 200 sayfada da anlatýlabilir. Tüm bu teknik sorunlara raðmen kitabýn özellikle Amerikan kamuoyu nezdinde daha önce fazla tartýþýlmamýþ bir konuyu ele aldýðý için önemli ve ilgi çekici bir kitap olduðu söylenebilir. Bununla beraber özellikle ABD’deki Ermeni lobisinin faaliyetleri konusunda verdiði bilgiler bu konudaki kýsýtlý literatüre son derece deðerli bir katký olarak deðerlendirilebilir.
|